
203
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Hedonik tüketim ve gösterişçi tüketim ilişkisinin bireylerin parfüm satın alma davranışları üzerindeki etkisi
Tüketim anlayışı, geçmişten günümüze uzanan süreçte kültürel, ekonomik ve teknolojik değişimlerle birlikte dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm yalnızca toplumsal yapılarla sınırlı kalmayıp, bireylerin dünyaya ve kendilerine dair bakış açılarını da şekillendirmiştir. Tüketim olgusu dönüştükçe, bireylerin tercihleri, tutumları ve anlam yüklemeleri de evrilmiş; bu durum "insan neden tüketir?" sorusunu çok boyutlu ve dinamik bir hâle getirmiştir. Bu bağlamda, çağdaş toplumlarda öne çıkan iki önemli tüketim biçimi olan hedonik tüketim ve gösterişçi tüketim, tarihsel kökenleri eskiye dayanmakla birlikte, günümüzde daha karmaşık ve araçsal nitelikler kazanarak dönüşmüşlerdir. Hedonik tüketim yalnızca haz odaklı bir eğilim olmanın ötesine geçmiş, bireyin kendini gerçekleştirme çabasının bir ifadesine dönüşmüş; gösterişçi tüketim ise sadece statü sembolü olmaktan çıkıp sosyal medya çağında görünürlüğün stratejik bir aracına bürünmüştür. Her iki olgu, günümüz tüketicisinin satın alma davranışlarında hem içsel motivasyonları hem de sosyal etkileşimleri yansıtan birer gösterge hâlini almıştır. Bu çalışma, söz konusu iki tüketim biçiminin parfüm satın alma davranışına etkisini incelemektedir. Nicel araştırma yöntemi benimsenmiş; veriler online anket aracılığıyla, Türkiye'de yaşayan 18 yaş ve üzeri 389 bireyden toplanmıştır. Anket formu üç bölüm ve toplam 48 sorudan oluşmaktadır. İlk bölümde demografik sorular, ikinci bölümde katılımcıların parfüm satın alma davranışlarına yönelik genel ifadeler, üçüncü bölümde ise 5'li Likert tipi iki ölçek yer almıştır. Hedonik tüketim ölçeği, Arnold ve Reynolds 'un (2003) geliştirdiği 6 boyut ve 20 maddeden; gösterişçi tüketim ölçeği ise Chaudhuri, Mazumdar ve Ghoshal'ın (2011) geliştirdiği 12 maddelik tek boyutlu yapıdan alınarak Türkçeye uyarlanmıştır. Veri analizi sürecinde AFA, DFA, normal dağılım testi, betimsel analizler ve hipotezlerin sınanmasına yönelik çoklu regresyon analizinden yararlanılmış; işlemler IBM SPSS Statistics 25 ve AMOS 26 programları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Ölçeklerin iç tutarlılığı oldukça yüksek bulunmuştur (Hedonik tüketim α = 0,944; gösterişçi tüketim α = 0,969). Araştırma kapsamında oluşturulan 23 hipotezin tamamı regresyon analiziyle test edilmiş ve anlamlı bulunarak kabul edilmiştir.
Markalar ve sürdürülebilirlik İletişimi: Türkiye ve dünyadan örneklerle sosyal medya paylaşımlarının içerik analizi
Dünya sürekli bir değişim içindedir. İşletmelerin de bu yeniliklere uyum sağlaması gerekmektedir. Özellikle günümüzün rekabetçi ortamında, büyümek ve ayakta kalmak isteyen firmaların gerekli adımları atması zorunlu hale gelmiştir. Küreselleşme ile birlikte ekonomi ve sanayi alanındaki dönüşümler, teknolojik gelişmeler, sürdürülebilirlik kavramının daha fazla önem kazanmasına neden olmuştur. Sürdürülebilirliğin artan önemi ile toplum, şirketlerden çevreye ve topluma karşı daha duyarlı olmalarını talep etmeye başlamış; bu da sürdürülebilirliği işletmelerin başarısını etkileyen kritik bir faktör duruma getirmiştir. Markalar, rekabetçi bir ortamda rakiplerinden ayrılmak için, sosyal sorumluluk anlayışıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu bağlamda, markaların müşterilerini doğru bir şekilde incelemesi ve etkili kararlar alarak pazarlama planlarını oluşturmaları her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Bu çerçevede, iletişim gibi karmaşık bir disiplinin sürdürülebilir bir kurumsal yapıda işlevsellik kazanması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmektedir. Sürdürülebilirlik iletişimi, sürdürülebilirlik stratejisini çalışanlarla, paydaş, toplum ve müşterilerle değiştirme sürecidir. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir iletişim kavramlarını genel çerçevesini anlamak için, bu gelişmede rol oynayan aktörlerin tarihsel gelişimini ve katkısını bilmek önemlidir. Bu çalışmanın amacı, araştırma kapsamında belirlenen markaların, Capital 500,Fortune 500, BİST SÜRDÜRÜLEBİLİRİK, İSO 500, FTSE4 Good endeksi listesinde yer alan altı marka verileri baz alınarak hem Türkiye içerisinde hem de global çapta faaliyet yürüten , çeşitli sektörlerden olan markaların sosyal medya platformlarının kullanım pratiklerini, sürdürülebilirlik paylaşımları bağlamında incelemektir. Belirlenen hedef kapsamında markaların Ocak – Mayıs 2025 tarihleri arasında sosyal medya hesaplarında yaptıkları 126 paylaşım analiz birimi olarak seçilmiş ve nicel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, sürdürülebilirlik boyut olarak %71,5 oran ile çevresel alan olup, mesaj türleri açısından, içeriklerin %90,5'lik bölümü bilgilendirici olduğu görülmüştür. Markalar, kullandıkları dil ve üslup açısından %79,4'lük oran ile ciddi bir yaklaşım sergilemektedir Duygusal, mizahi ya da abartılı ifadelerin ise yer verilmediği görülmektedir. Sosyal medya platformları açısından en fazla etkileşim alan platformlar ise sırasıyla; X (%46,8) ve Instagram (%43,7) olarak belirlenmiştir. İçerik türleri, platformlara göre değişiklik göstermektedir; örneğin, Instagram'da genellikle video ve fotoğraflar tercih edilirken, X'te afişler öne çıkmaktadır. İçerik türleri arasında en çok tercih edilen format video (%49,2) olmuştur. Bunu %38,1'lik oran ile afiş, %12,7 oran ile fotoğraf izlemektedir. Araştırma bulgularından hareket ile analiz edilmiş olan sosyal medya gönderilerinden en fazla paylaşım yapılan platform Instagram olmuştur. Araştırma kapsamında markaların sürdürülebilirlik paylaşımında sosyal medya platformunu kullanma oranları; Çimsa % 24,8, Ülker % 3,1, Zorlu Holding %15,0, Microsoft %11,9, Patagonia %17,4, Unliever % 27,8 'dir. Yerel markalardan en fazla Çimsa, küresel markalardan Unilever olduğu tespit edilmiştir.
25. dönem milletvekili genel seçiminde siyasal partilerin basın ilanlarında sözel ve görsel mesajlara yönelik bir içerik analizi
Bu çalışma 7 Mayıs – 14 Haziran 2015 tarihleri arasında 25. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde seçmenleri etkilemek için yayımlanan siyasal reklamların sözel ve görsel mesaj içeriklerinin belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Türkiye'de yayımlanan Hürriyet, Posta, Sabah, Sözcü ve Zaman gazetelerinde yer alan AKP, CHP, MHP ve BTP'ye yönelik siyasal reklamlar içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Toplamda, 97 adet basın ilanına ulaşılmıştır. Bu çalışmanın amacı, siyasal partilere ait basın ilanlarının sözel-görsel mesaj içeriğini ve işlenen konuları ortaya çıkarmaktır.
Kurum kültürü ve alt kültürler: halkla ilişkiler birimi olmayan bir şirkette kurum kültürü analizi
Bu çalışmada, Goffee ve Jones'un ortaya koyduğu kurum kültürü sınıflandırması ve bu sınıflandırmaya ait ölçek aracılığıyla, halkla ilişkiler birimi olmayan bir şirkette kurum kültürü tipinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle şirkette mevcut olan kurum kültürünün tipi belirlenmiş, daha sonra kurum içinde demografik özelliklere ve çalışılan departmana bağlı olarak alt kültürler oluşup oluşmadığı incelenmiştir. 6'sı demografik veriler ve 47 tanesi de kültür analizine ait olmak üzere toplam 53 sorudan oluşan anket şirkette çalışan toplam 152 kişi tarafından yanıtlanmış ve veriler, ortalama karşılaştırma analizleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, ilgili şirkette Goffee ve Jones'un sınıflandırmasındaki kültür tiplerinden olumlu formda "komünal" kültür tipinin varlığı ortaya konmuştur. Şirkette, demografik verilere dayalı olarak her hangi bir alt kültür tipi belirlenemezken, departmanlardan birinde farklı bir alt kültür tipi belirlenmiştir. Sonuç olarak, halkla ilişkiler biriminin yokluğunda, çalışanların kurum kültürü hakkındaki farkındalığın düşük olduğu, yönetim ve çalışanlar arasında, bilgi aktarımında eksikliğin söz konusu olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kurum Kültürü, Alt Kültür, Halkla İlişkiler
Siyasal reklamlarda duygusal çekicilik kullanımı: 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde siyasal partiler tarafından üretilen reklam filmlerinin analizi
Siyasal reklamların temel amacı seçmenlerin, bir siyasal parti ya da adaya yönelik düşünce, inanç, tutum ve davranışlarına etki etmektir. Siyasal partiler ve adaylar, bu amaca yönelik olarak seçmenlere reklamlar aracılığıyla çeşitli mesajlar iletirler. Siyasal parti ya da adayın bulunduğu konuma ve dönemin siyasal atmosferine bağlı olarak, bu mesajlar kimi zaman seçmenlerin mantığına, faydasına ve çıkarına seslenen rasyonel çekicilikleri, kimi zamansa duygularına ve hislerine hitap eden duygusal çekicilikleri barındırmaktadır. Bu çerçevede, bu araştırmanın amacı siyasal reklamlarda kullanılan çekicilik kategorilerini, duygusal çekicilik türlerini ve çekicilik tonlarını ortaya koymaktır. Araştırmanın amacı çerçevesinde 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde siyasal partiler tarafından üretilen 265 reklam filmi içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, kampanya sürecinde rasyonel ve duygusal çekicilik kullanım oranlarının birbirine oldukça yakın olduğunu göstermektedir. Bu anlamda çekicilik kategorileri açısından siyasal partiler arasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Bulgular, duygusal çekicilik türleri içerisinde en çok tercih edilen duygusal çekicilik türünün coşku çekiciliği, en az tercih edilen duygusal çekicilik türünün ise hüzün çekiciliği olduğunu ortaya koymaktadır. Son olarak, kampanya sürecinde siyasal partiler tarafından ağırlıklı olarak pozitif çekicilik tonlarının tercih edildiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Siyasal Reklam, Çekicilik, Rasyonel çekicilik, Duygusal Çekicilik
Oyunlaştırmada oyun elemanlarının kullanımı: Adidas Micoach, Khan Academy, Superbetter ve Swarm uygulamalarının örnek olay yöntemi ile incelenmesine yönelik keşifsel bir çalışma
Bu çalışma, oyun elemanlarının oyunlaştırmada kullanımına odaklanmaktadır. Oyunlaştırma, oyun tasarım unsurları (elemanları) ve esaslarının gerçek dünyaya ve oyun olmayan içeriğe aktarılmasıdır. Bu açıdan oyun elemanları oyunlaştırmanın temelini teşkil etmektedir. Oyun literatüründe oyun sistemini meydana getiren parçalar olarak ifade edilen oyun elemanları ile ilgili çok az ampirik çalışma bulunmaktadır. Oyunlaştırmaya dönük çalışmalar ise, daha başlangıç aşamasında olup, bu konuda kurumsal bir çerçevenin eksikliği hissedilmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmada oyun elemanlarının oyunlaştırmada kullanımı dört örnek olay üzerinden incelenerek; oyun elemanlarının varlığı, birbirleri ile etkileşimi ve uygulamalarda kullanım biçimleri incelenmiştir. Çalışmada öncelikle oyun elemanlarının neler olduğu, literatür araştırmasında ortaya koyulmuş ve araştırma bölümünde elde edilen bilgiler ile geliştirilmiştir. Konuyu derinlemesine inceleme imkanı verdiği için çalışmada nitel örnek olay incelemesi yöntemi tercih edilmiştir. Uygulamalar arasında karşılaştırma yapabilme imkanı tanıdığı için dört farklı kategoride oyunlaştırma uygulaması araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular çerçevesinde dört uygulamada da birçok oyun elemanının bulunduğu ancak gözlemlenen oyun elemanlarının tüm uygulamalarda aynı oranda kullanılmadığı, bazılarının daha çok öne çıktığı görülmüştür. Bunun yanı sıra oyun elemanlarının birbirileri ile ilişkili biçimde işlediği ve oyunlaştırmayı birçok parçadan oluşan bir bütün olarak yansıttıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyunlaştırma, Oyun Elemanları, Oyun Mekanikleri
Türkiye'deki vakıf ve derneklerin sosyal medya kullanımlarının kurumsal kimlik açısından değerlendirmesi
Sosyal medya sivil toplum kuruluşları (STK) için birçok avantaj sunmaktadır. Ancak STK'ların bu ortamlarda hedef kitlelerine kendini doğru ifade etmesi ve yansıtması gerekmektedir. Bu noktada kurumsal kimlik karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de resmi sosyal medya hesabı bulunan vakıf ve derneklerin Facebook ve Twitter hesapları incelenmiştir. Sosyal medya, kurumsal kimlik unsurları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çerçevede vakıf ve derneklerin sosyal medya ortamlarını nasıl, hangi amaçla ve ne sıklıkla kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada kurum kimliğinin unsurları hard (sert) bileşenler ve soft (yumuşak) bileşenler açısından da incelenmiştir. Çalışmada, tanımlayıcı model kullanılmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bulgular incelenen vakıf ve derneklerin büyük çoğunluğunun Facebook'u daha aktif olarak kullandıkları saptanmıştır. Ayrıca vakıf ve derneklerin her iki sosyal medya hesabında soft unsurları daha fazla kullanıldığı belirlenmiştir.
Latino Muslims communities online presence: Sense of virtual community in facebook spaces
In the first part of the thesis the introduction of the research is presented. In the second chapter can be found the literature review; how religion appears in the Internet, both as information source and experience, the first stages of Islam in Internet, it is also described making emphasis in its deferent forms and finally it focused in what are virtual communities and their characteristics. Chapter three displays the methodology of this work. In chapter four, ten Latino Muslim communities spaces in Facebook are analyzed observing the Sense of Virtual Community, discussion structure and practices, authority and hierarchy, and the broader connections with other (e-) communities. Finally in the chapter five findings, discussion and conclusion are given. Keywords: Latino Muslims, Communities online, Muslim communities, Islam in Latin America.
Reklam beğenilirliği
Bu çalışma ile reklam beğenilirliği konusu detaylı bir şekilde incelenerek, literatürde var olan eksikliğin giderilmesi ayrıca reklam beğenisi etkileyen değişkenlerin bir model önerisi ile açıklanması amaçlanmıştır. Araştırma, hem nitel hem de nicel araştırma yöntemleri ile dizayn edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesine başvurulmuş, eğitim ve yaşa göre gruplandırılan kişilerle iki ayrı görüşme yapılmıştır. Ayrıca, Antalya ili Kepez ilçesinde ikamet eden farklı yaş gruplarına sahip 300 denek, Tadım Markasının 'Türkiye'nin En Büyük Sosyal Ağı' reklamını izledikten sonra soru formunu yanıtlamıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler genel olarak değerlendirildiğinde; odak grup görüşmesi katılımcıları, kendilerine reklamı izlettiren unsurları: Reklamın yeni, samimi, gerçek hayattan olması, yaratıcı strateji uygulamaları ve bilgilendirici yönü olarak ifade etmişlerdir. Ayrıca reklam beğenisini; doğruluk, dürüstlük, samimiyet, bilgilendirici, saçmalamaması, eğitici, merak uyandırıcı, estetik, duygusal, abartmaması, farklı olması, kaliteli, güvenilir, hayal kırıklığı yaşatmaması, etkililik ve sıkmaması gibi sıfatlarla tanımlamışlardır. Araştırma kapsamında geliştirilen modelde yer alan; demografik veriler, kişilik özellikleri, reklama yönelik tutum, markaya yönelik tutum ve yaratıcı strateji değişkenlerinin beğeni üzerine etkisi, hiyerarşik regresyon analizi ile test edilmiştir. Bu değişkenlerden sadece reklama yönelik tutum ile yaratıcı strateji değişkenlerinin beğeniyi açıklamada istatistiki olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Reklam beğenilirliğini belirleyen değişkenlerin bir model aracılığı ile incelendiği bu çalışma, alanda araştırma yapan akademisyenlere ve pazarlama uygulayıcılarına önemli bir katkı sağlamada öncü rol üstlenecektir. Anahtar Kelimeler: Reklam beğenilirliği, Nitel araştırma yöntemi, Odak grup görüşmesi, Nicel araştırma yöntemi, Hiyerarşik regresyon.
İçsel markalaşma ve duygusal bağlılık ilişkisi: Çalışan perspektifinden betimsel bir araştırma
İçsel markalaşma çalışan davranışlarıyla marka vaadinin uyumlu hale getirilme sürecidir. Bu nedenle kurumlar içsel iletişim ve insan kaynakları uygulamaları ile çalışanların marka vaadini destekleyen davranışlar geliştirmesini amaçlamaktadır. İçsel markalaşma uygulamalarının başarılı bir şekilde gerçekleşmesinde ise lider algısının önemli bir yeri bulunmaktadır. İçsel markalaşma ile çalışanların markaya karşı duygusal bağlılık geliştirmesi ve bu sayede markanın gönüllü savunucuları olmaları beklenmektedir. Bu çerçevede bu çalışmanın amacı, içsel markalaşma ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkiyi çalışan perspektifinden ortaya koymaktır. Araştırmanın amacı çerçevesinde Türkiye'de faaliyet gösteren bir kargo firması çalışanlarının içsel markalaşma algıları ve duygusal bağlılık ilişkisi nicel araştırma yöntemi analiz edilmiştir. Araştırmada içsel markalaşma; içsel iletişim, insan kaynakları ve lider algısı olarak ele alınmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgular çalışanların içsel markaya yönelik algılarında cinsiyet, eğitim, maaş ve iş tanımı değişkenleri arasında bir farklılık olduğunu ortaya koymaktadır. Yine elde edilen bulgular içsel markalaşma ve duygusal bağlılık arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Son olarak, içsel iletişim ve lider algısı ile duygusal bağlılık arasında pozitif ve yüksek düzeyde bir ilişki bulunurken insan kaynakları uygulamaları ile duygusal bağlılık arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İçsel Markalaşma, İçsel İletişim, İnsan Kaynakları, Liderlik,Duygusal Bağlılık
Tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışlarının kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları ile ilişkisi: Anadolu Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir araştırma
Günümüzde kurumlar, sadece karlarını arttırarak değil, aynı zamanda içinde bulundukları çevreye ve topluma karşı, toplumsal ve çevresel konulara ya da sorunlara değinerek daha fazla büyüyüp gelişebileceklerinin farkına varmaya başlamışlardır. Fakat kurumların sosyal sorumluluk faaliyetleri, paydaşların istek ve beklentilerine göre şekillenmesi konusunda zayıf kalabilmektedir. Zayıf kalan bir faaliyet hem kurumların paydaşlarının sorunlarına çözüm üretememekte hem de harcanan çabaların boşa sarf edilmesine neden olabilmektedir. Bu noktada kurumların paydaşlarını iyi bir şekilde analiz etmesi önem kazanmaktadır. Diğer taraftan tüketici sosyal sorumluluk davranışı, tüketicilerin bilinçli bir şekilde satın alma kararı verirken, ürün ya da hizmet satın alırken yansıttıkları davranış biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada bu davranış biçimlerinin, tüketicilerin kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları ile ilişkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler anket yöntemi aracılığıyla toplanmıştır. Tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışlarının ve onların kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, sınıf, gelir ve gider durumu değişkenleri bağlamında farklılaşıp farklılaşmadığı irdelenmiştir. Sonuç olarak bazı anlamlı farklılıklarla birlikte tüketicilerin sosyal sorumluluk davranışları ile onların kurumların sosyal sorumluluk eylemlerine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Kurumsal sosyal sorumluluk, Tüketici sosyal sorumluluk davranışı, Tüketici tutumu.
Muhafazakarlık ve reklamlar: Muhafazakar tutumların reklam kodaçımlama ve reklamlara yönelik tutumlar üzerindeki etkileri
Günümüz Türkiye'sinde sıklıkla tartışılan bir kavram haline gelen muhafazakarlık konusunda iki ana yaklaşım vardır. Bunlardan ilki muhafazakarlığı siyasi bir ideoloji olarak görürken diğeri onu kişisel bir eğilim, bir tutum olarak ele almaktadır. Diğer tüm tutumlar gibi muhafazakar tutumlar da bireyin davranışlarını yönlendiren unsurlardan biridir. Bu araştırma kapsamında muhafazakarlık, tutum olarak ele alınmış ve kişilerin sahip olduğu muhafazakar tutumların reklam kodaçımlamalarında ve reklama yönelik tutumlar üzerinde belirleyici olup olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda karma bir yöntem benimsenerek araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, reklam kodaçımlamaları katılımcıların muhafazakarlık düzeyine göre ele alınmış ve bu doğrultuda otuz kişi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiş; ikinci aşamada ise iki yüz elli kişiye anket uygulanarak muhafazakarlık düzeyi ile reklamlara, reklamcılığa yönelik genel tutumlar ve maruz kalınan belirli bir reklama yönelik tutumlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçları aynı reklamı izleyen katılımcılar arasında muhafazakarlık düzeylerine göre farklı anlamlandırmaların yapılabildiğini ve muhafazakarlık düzeyi arttıkça reklama ve reklamcılığa yönelik tutumların olumlu yönde değiştiğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Muhafazakar tutumlar, muhafazakarlık, alımlama kuramı,reklamlar, reklamcılığa yönelik tutumlar
Appearance management behaviors as the consequences of the beauty standards enforced by advertising a study of Turkish and Lebanese female university students
Several studies have examined the effects of the "beauty myth" that the media- in general and advertising in specific- has established and enforced in the international audiences' minds. Although here in my thesis study I do not disregard those effects, I focus more on the consequences of those effects, which are called AMBs (appearance management behaviors). Young women undergo a lot of AMBs to reach the proclaimed beauty myth. Some of these behaviors are considered daily acts such as using make-up products every morning to school or to work, or occasional such as dressing up for a date or a wedding party, and/or attending the gym on certain days of the week. On the other hand, other behaviors can lead to drastic changes on one's appearance such as eating disorders and cosmetic surgeries. Via this thesis research, an attempt is directed to study the AMBs in two countries; Turkey and Lebanon. Specifically, the study will be examining four of the AMBs; the use of makeup products, exercise as a way of losing weight, adapting to disordered eating behaviors and the forth aspect is undergoing cosmetic surgeries. Participants are female university students' with the age range of 18-28 years. I try through a survey questionnaire to study the extent of young females (in Turkey and Lebanon) realization of the beauty concept, and whether it is influenced by the beauty standards that advertising has been enforcing. In other words, the researcher will be studying the beauty definition(s) of the Turkish young females and in the Lebanese young females and whether the definition they have in mind is limited to the one presented by advertising. Female body image and social comparison theory and other interrelated aspects are also to be investigated in this thesis work. That is to add more clarification and avoid ambiguity to the study. Keywords: AMB, Advertising enforcement, Body-image, Social comparison, Makeup, exercise, Eating disorders, Cosmetic surgeries.
Markaların iletişim dili olarak reklamda kışkırtıcılık kullanımı ve tüketici tepkileri
Günümüz pazarında yaşanan yoğun rekabet ve iletişim kalabalığı arasında görünür olmak ve tüketicilerin dikkatini çekmek isteyen markalar çoğunlukla reklamda kışkırtıcılığa başvurmaktadır. Kışkırtıcılık, reklamlarda yaygın bir biçimde kullanılıyor olsa da, reklamda kışkırtıcılığın etkilerine yönelik araştırmalar oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasında, kışkırtıcılığın reklamda sosyal bir sorun ve ürün tanıtımında kullanımı ile cinsiyet ve kişilik özellikleri değişkenlerinin reklama yönelik tutum üzerindeki etkileri ve tüketici tepkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında niceliksel araştırma yöntemlerinden karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 200 üniversite öğrencisi katılmıştır ve katılımcılar kişilik özelliklerine göre birbirine denk iki gruba rastlantısal olarak atanmışlardır. Araştırma sonuçları, katılımcıların kışkırtıcı reklama kıyasla kışkırtıcı sosyal reklama yönelik olarak daha olumlu tutumlar gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Katılımcılar kışkırtıcı reklamları "dikkat çekici, cesur, çarpıcı" olarak değerlendirmişlerdir. Deneyime açık ve deneyime kapalı katılımcılar kışkırtıcı reklamlara yönelik farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Ancak, reklama yönelik tutum üzerinde kişilik özelliklerinin etkisi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Deneyime kapalı katılımcılar, toplumsal ve ahlaki değerler açısından kışkırtıcı reklama yönelik değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Deneyime açık katılımcıların reklamda kışkırtıcılığın kullanımını daha kabul edilebilir olarak değerlendirdikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kışkırtıcılık, Reklamcılık, Tüketici Tepkileri, Kişilik Özelliği.
Küresel reklamcılıkta adaptasyon türlerı̇: Adaptasyon reklam uygulamalarına yönelı̇k etkı̇ araştırması
Literatürde adaptasyon reklamla ilgili yapılan çalışmalar, standardizasyon ve adaptasyon karşılaştırması üzerinedir. Adaptasyon reklamla ilgili herhangi bir sınıflandırma yapılmamış, dolayısıyla adaptasyon reklam sınıflarına yönelik bir tüketici etki araştırması gerçekleştirilmemiştir. Bu araştırma kapsamında önce adaptasyon reklam türlerini belirlemek, daha sonra adaptasyon reklam türlerine yönelik tüketici tutumunu ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, araştırma karma bir yöntem ile iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, reklam yaratıcıları ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek prodüksiyonel ve masaüstü olmak üzere iki adaptasyon reklam türü belirlenmiştir. İkinci aşamada ise, prodüksiyonel ve masaüstü adaptasyon reklamlar oluşturulmuş ve bir deneysel araştırma tasarlanmıştır. Deneysel araştırmada önce reklam katılımcılara gösterilmiş ve sonra katılımcılardan reklama yönelik tutum anketini cevaplamaları istenmiştir. Daha sonra anketi cevaplayan katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek, prodüksiyonel ve masaüstü adaptasyona yönelik tutumları ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre prodüksiyonel adaptasyon reklama yönelik tutumun, masaüstü adaptasyona yönelik tutumdan tüm değişkenlerde daha olumlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bir adaptasyon reklama yönelik tutumu, inandırıcılık, yaratıcı yapım uygulamaları öğeleri ve kültürel öğelerin etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Adaptasyon reklam,Küreselleşme,Adaptasyon,Küresel reklam stratejileri,Küresel reklamcılık
Yeşil paylaşım: Yeşil markalar sosyal medyayı nasıl kullanıyor?
Bu çalışmanın temel amacı Interbrand tarafından hazırlanan dünyanın en yeşil markaları listesinde yer alan markaların sürdürülebilirlik faaliyetleri hakkında kurumsal bir iletişim gerçekleştirmek için sosyal medya platformlarını nasıl kullandıklarını ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini Interbrand En İyi Küresel Yeşil Markalar listesinde yer alan 50 marka oluşturmaktadır. Çalışmanın analiz birimi, bu markalara ait Türkiye'deki resmi Facebook ve Twitter hesaplarındaki paylaşımlardır. Bu markalar, sosyal medya aracı olarak seçilen Türkiye resmi Facebook ve Twitter hesaplarındaki yeşil paylaşımları doğrultusunda incelenmiştir. Araştırma kapsamında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları markaların sosyal medyayı çoğunlukla çevre dostu ürün ve hizmetlerine yer vermek, yapılan çevre dostu, doğal yaşamı destekleyici etkinliklerini duyurmak, ilgili özel gün ve haftalara dair paylaşımlarda bulunmak ve müşterilerle etkileşim kurmak amacı ile kullandığını göstermektedir. Yeşil markaların Türkiye'deki resmi sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları yeşil paylaşımlara dayalı sıralama ile Interbrand En İyi Yeşil Marka listesindeki sıralamalar paralellik göstermemektedir. Markaların Twitter'da yaptığı paylaşımlar Facebook'tan daha fazladır. Genel olarak, yeşil mesaj verirken görsel kullanımı oldukça yaygındır. Markalar yeşil paylaşımlar yaparken kendi ürün ve hizmetlerini öne çıkarmaları yanında bunu kendilerini tanıtma ve reklam yapma fırsatı olarak görmektedirler. Sosyal medyadaki paylaşımların sektörlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yeşil Marka, Sürdürülebilirlik, Sosyal medya, Twitter, Facebook.
Planlı davranış teorisi kapsamında tüketicilerin yeşil tüketim davranışlarını açıklamaya yönelik bir model önerisi
Sürdürülebilir tüketim ve yeşil tüketici davranışları literatürde gün geçtikçe daha fazla tartışılan bir konu haline gelmiştir. Sürdürülebilir (yeşil) tüketim kavramı ile beraber yeşil tüketici kavramı da meydana gelmiştir. Tüketici davranışlarının tanımlanması ve sınıflandırılması kapsamlı ve zor bir süreçtir. Tüketiciyi tanımlamaya çalışan çalışmalar tüketicilerin çok yönlü yapısı nedeniyle ortak bir paydada buluşmakta zorlanmaktadır. Yeşil tüketiciler en temel tanımı ile satınalma güçlerini doğayı korumak üzere kullanan tüketiciler olarak açıklanmaktadır. Yeşil tüketici davranışlarını açıklamak ve tahmin etmek amacı ile kullanılan modellerden birisi de Ajzen'in Planlı Davranış Teorisi'dir. Bu çalışmada Ajzen'in Planlı Davranış Teorisi temel alınarak tüketicilerin yeşil satınalma davranışına etki eden faktörler incelenmiştir. Sonuç olarak modele eklenen çevresel kaygı, çevresel bilgi ve algılanan tüketici etkililiği değişkenlerinin yeşil tüketici tutumları ve satınalma davranışı üzerinde önemli ve anlamlı etkilerinin olduğu bulgularına ulaşılmıştır.
Mitlerin iletişimsel gücü: Yeniden üretilen ve yaşayan mitoslar
İnsanoğlunun bilimsel bulgular ışığında tarih sahnesindeki varoluşu toplumbilimsel açıdan ele alındığında avcı toplayıcı zamandan itibaren kendini var etme mücadelesi kadar kendini ve yaşadığı topluluğu anlamlandırma mücadelesi verdiği görülmektedir. Doğadaki diğer tüm canlılardan farklı olarak ürettiği bilgiyi inşa edebilen insan elde ettiği tecrübeleri kendinden sonraki kuşaklara aktarabilmek için hikâye ve öykü kavramını yaratmış, bu şekilde yaşamı yönetilebilir ve doğayla kontrol edilebilir bir ilişki sürmeye çalışmıştır. Zaman içerisinde bu kavramlar kültür olgusunu yaratmış bu hikayeler bir kontrol mekanizması olarak mitlere ve kadim anlatılara evrilmiştir. Günümüz kitle iletişim araçlarını göz önünde bulundurduğumuzda bu anlatıların hem amaç ve hem içerik olarak medyanın ve kitle iletişiminin temelinde hala barındığı gözlemlenmiştir. Medyanın temel işlevlerinde kontrol, bilgilendirme, meşruiyet oluşturma ve belli başlı davranış kalıpları oluşturduğu gözlemlenmiştir. Çalışma, Carl Gustav Jung'un Arketipler Kuramı, Temsil Kavramı ve Hikâye Anlatıcılığı gibi çalışmaları kuramsal dayanak olarak belirlemiştir. Çalışmada nitel içerik analizi metodu kullanılmış, anlatıların ve mitlerin hem kültürel hem de içerik oluşumu bakımından kadim anlatılar, mitler ve mitlerin yeniden dönüşümü kapsamında evreni temsil eden örneklemler incelenmiştir.
Sanal kabilelerde sosyal etkileşim ve etkileri
Enformasyon çağının getirdiği değişimlerle kültürel, sosyal ve toplumsal yapıda farklılıklar oluşmuş, modernizmin önerileri geride kalmış, postmodernizmin önerisi olan bireycilik anlayışı ise kabilecilik anlayışı ile bir ikilik oluşturmuştur. Birey merkezli yaklaşım bireye odaklanmakta kabile odaklı anlayış ise gruba odaklanmaktadır. Kabilecilik anlayışında bireyi tanımlayan nokta tükettiği ürünlerden ziyade bir gruba aidiyet ve tüketim yoluyla oluşturduğu sosyal ilişkilerdir. Bu çalışmada kabilesel pazarlama anlayışı çerçevesinde, Harry Potter markası, tüketici temelinde oluşmuş bir sanal kabile olan Hogwarts Türkleri grubu, kabile ve topluluk temel unsurları açısından incelenmiş, etkileşim yoğunluğu ve oluşan bağlantı değeri değerlendirilmiş ve tüketim pratiklerine etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Söz konusu değerlendirmeye, literatür doğrultusunda, içerik analizi yöntemi ve NodeXL ağ analizi programları kullanılarak yapılan araştırmalar yoluyla ulaşılmıştır. Günümüzde özellikle sosyal medya platformlarında oluşan postmodern kabilelerde bireyler birbirleriyle etkileşime geçmekte, bilgi, duygu ve düşüncelerini paylaşmaktadırlar. Bireyin kendini ifade etme ortamı sağlayan ve aidiyet hissi oluşturan bu topluluklarda bireyler her ne kadar tüketim yoluyla bir araya gelmiş olsa da topluluk içinde oluşan sosyal ilişkiler tüketilen nesneden daha önemli hale gelmektedir.
Kamu spotlarında kullanılan reklam çekicilik unsurları
Kamu yararı gözetilerek toplumsal problemlerin çözümü, toplum sağlığının korunması, bilgi aktarımı gibi konularda toplumun dikkatinin çekilmesi için hazırlanan ve ilgili kurumlarca desteklenen mesajlar, kamu spotlarını oluşturmaktadır. Toplumun genelini ilgilendiren ve kamu yararı sağlayan her konuda kamu spotları hazırlanabilmektedir. Kamu spotları, hedeflenen kitlede tutum ve davranış değişikliği yaratmayı amaçlarken toplumun geri kalanında farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır. Kamu spotlarının halka ulaştırılmasında en etkili araçlardan birisi televizyondur ancak günümüzde büyük bir hızla artan internet kullanımı kamu spotlarının da bu ortama taşınmasını sağlamaktadır. Günümüzde, tüm dünyayı etkisi altına almış olan COVID-19 salgını kapsamında bol miktarda kamu spotu hazırlanmaktadır. Bu konuda en yetkili kurum olan Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve internette de yer alan kamu spotları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu kamu spotlarında hangi reklam çekicilik unsurlarının kullanıldığı, kullanılan çekiciliklerin problemle ne kadar uyumlu olduğu ve bu kamu spotlarının kamuya hangi anlamda yararı olduğu detaylı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Spotu, Kamu Yararı, Reklam Çekicilikleri, COVID-19.
Dijital halkla ilişkiler'de vaka incelemesi olarak "Corendon Havayolları – Sunexpress Havayolları"
Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler birçok alanda olduğu gibi halkla ilişkiler alanında da büyük değişiklikleri zorunlu kılmıştır. Bu değişimin doğal bir sonucu olarak da dijital halkla ilişkiler kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital halkla ilişkiler ile birlikte geleneksel halkla ilişkiler faaliyetlerinin dijital ortama uyum süreci ve yeni ortam ve araçlarda doğmuştur. Bu çalışma ile birlikte dijital halkla ilişkiler araçları içerisinde yer alan kurumsal web sitesinin ve sosyal ağların kullanımları ve kurumlara olan katkıları incelenmiştir. Çalışmanın amacı, halkla ilişkiler disiplininin zaman içerisinde dijital çağa uyum sağlama sürecinde dijital halkla ilişkiler çalışmalarının boyutlarını anlayabilmek ve dijital halkla ilişkiler yaklaşımlarına katkı sağlamaktır.
Sosyal fabrikanın çalışanları üzerindeki etkisi: Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası
Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle Türkiye'de sosyal fabrika kurma çalışmaları başlamıştır. Nazilli'de de bu fabrikalardan biri olan basma fabrikası kurulmuştur. Nazilli Basma Fabrikası çalıştığı süre boyunca çalışanlarına iş alanı dışında farklı faaliyetler yapmalarını sağlayacak bir ortam oluşturmuştur. Bu faaliyetler; sinema, balo, çay bahçesi, kreş vb. sıralanmaktadır. Türkiye'deki ilk sosyal fabrika olan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'nda çalışan kişilerin aileleri ve kendi üzerinde fabrikanın etkisi yapmış olduğumuz nitel çalışma sonucunda belirlenerek elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmada, sosyal fabrikanın sosyo kültürel etkilerinden yola çıkılarak fabrikanın işçilerin eğitim anlayışını etkileyip etkilemediği sorusuna araştırmada yanıt aranmıştır.
Çevrimiçi oyun yapısındaki değişim ve marka algısı ilişkisi: Oyuncu deneyimlerine bağlı bir değerlendirme
Video oyunları, farklı oyun türlerinin ortaya çıkması ve popülerleşmesiyle zaman içerisinde birçok değişikliğe uğramıştır. Video oyun geliştiricileri ise video oyun ekosistemindeki trendleri göz önünde bulundurarak oyunlarını, oyuncuların beklentileri ve beğenileri doğrultusunda şekillendirmektedir. Devasa çevrimiçi video oyunları, mevcut tüketici tabanının korunabilmesi adına, geliştiricileri tarafından sürekli olarak güncellenmekte ve desteklenmektedir. Bu doğrultuda söz konusu oyunların güncel tutulabilmesi için grafikler, oynanış mekanikleri, anlatı biçimi ve arayüz tasarımı gibi unsurlar zamanla değişikliğe uğramaktadır. Bu araştırma, değişen oyun yapısının marka algısına nasıl etki ettiğini, derinlemesine görüşme ve biyometrik veri toplama teknikleri aracılığıyla ortaya çıkarma ve bu doğrultuda teorik bir çerçeve çizme amacındadır. Böylece video oyun bağlamında marka algısına en çok etki eden öğelerin ve marka değeri üzerinde olumlu/olumsuz etkileri olan faktörlerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırmada oyun deneyimi ve marka algısı arasındaki ilişki mercek altına alınmıştır. Blizzard markasına ilişkin marka tanınırlığına ve marka bilinirliğine sahip olan kişiler, çalışma kapsamında World of Warcraft adlı oyunu deneyimlemiş ve bu esnada katılımcıların biyometrik verileri toplanmıştır. Son aşamada ise katılımcılarla derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular doğrultusunda; World of Warcraft'a dair güncellemelerle değişen unsurların, oyun deneyimine ve marka algısına olumlu yönde etki ettiği bulgulanmıştır. Bununla birlikte oyun yapısındaki hangi unsurların deneyime daha çok etki ettiği elde edilen bulgular doğrultusunda ortaya koyulmuştur.
Postmodern tüketim ve din: Kendilerini dindar olarak tanımlayan kadın tüketiciler üzerine bir inceleme
Günümüz Postmodern çağı, tüketim kültürünün yaşam felsefesini insanlığa sunan, yeni bir ideolojinin hakim olduğu, bireylerin tükettikleri üzerinden var oluş temsiliyeti sergilediği göstergeler çağıdır. Bu çağın düşünce sistemi, din ve değerlerine bağlı dindar bireyleri de etkilemiş ve tercihlerinin yönünü tüketim odaklı olarak değiştirme noktasına getirmiştir. Araştırmamızda bu konuya/probleme temas ederek tüketim kültürünün dindar kadınların tüketim davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma modeli olarak derinlemesine mülakat tekniği uygulanmıştır. Katılımcılarımızla yaptığımız mülakat sonucunda literatür araştırmamızı destekleyici bulgulara erişilmiştir. Tüketim kavramının dini değerler ve argümanlarla çeliştiğini ve katılımcılarımızın günlük yaşantısında bu çelişkinin belirgin düzeyde açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Özellikle ihtiyaç dışı tüketimin, hazların ön planda olduğu bu çağda bireyin manevi değerlerini korumakta zorlandığı ve tüketim kültürünün değerlerini benimseyerek inancından, dini yaşantısından ödün verdiği bulgularımızdan yola çıkarak ifade edilebilmektedir.
Sinemada ürün yerleştirme; Hollywood ve Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının karşılaştırmalı analizi
Ürün yerleştirme tekniği, sinema sektöründe kullanılan temel gelir getirici yöntemlerden biri olarak uzun yıllardan beri kullanılmaktadır. Bu yöntem temelde bütünleşik pazarlama iletişimi sürecinin bir unsuru olarak değerlendirilir ayrıca marka iletişimi ve yönetimi sürecinde ürün yerleştirmesi tekniğinin yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Marka imajının oluşturulması ve pazarlama sürecinde özellikle sinema filmlerinin içine yerleştirilen tanıtımlar olarak karşımıza çıkan ürün yerleştirme tekniği, sinema sektörünün sadece "gişe veya televizyon" gelirlerinin ötesinde, gelir elde etmesinin bir yolu olarak kullanılmaktadır. Bu teknik, markanın bilinirliğini artırmak amacıyla bütünleşik pazarlama stratejileri içinde kullanıldığı gibi aynı zamanda satışları artıran bir uygulama olarak da tanımlanabilir. "Sinemada Ürün Yerleştirme; Hollywood ve Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Karşılaştırmalı Analizi" başlıklı bu çalışma, ürün yerleştirme kavramı üzerinde detaylıca durulmakla beraber iki farklı sinema sanayisinde ürün yerleştirme uygulamalarının kıyaslamasını yapmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda Hollywood ve Türk sinemasında 2021 yılında en fazla gişe yapan filmler seçilmiş, bu filmlerde yer alan ürün yerleştirme uygulamaları karşılıklı olarak, hem sayısal hem de içerik açısından değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında ayrıca literatür yoluyla başta Hollywood sineması olmak üzere dünya sineması endüstrilerinin ürün yerleştirme geçmişlerine değinilmektedir. Çalışmada içerik analizi temelli tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler sayısallaştırılarak iki sinema arasındaki uygulama farklılıkları saptanmaya çalışılmıştır.
Halkla ilişkiler uygulamalarının kooperatif yönetimlerinin başarısındaki rolü: Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği
Günümüzde örgütlerin çevresinden bağımsız bir şekilde varlığını devam ettirebilmesi olanaksızdır. Bu nedenle tüm örgütler çevresi ile etkileşim halinde olmak durumundadır. Çevresi ile iletişim kuramayan, etkileşim halinde olmayan örgütler devamlılıklarını sağlayamazlar. Her örgüt gibi kooperatiflerin de hedef kitlesi ile etkili bir iletişim kurma ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç hali kooperatiflerin halkla ilişkiler faaliyetlerini uygulamalarını kaçınılmaz bir hale getirmektedir. Halkla ilişkiler faaliyetleri aracılığıyla kooperatifler, hedef kitlesine kendisini ve faaliyetlerini tanıtabilir, hedef kitlesinin ihtiyaç ve beklentilerini öğrenebilir dolayısıyla örgütsel amaçlarına ulaşabilir. Bu sebeple kooperatiflerin yönetimsel başarısında halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemli bir rolü vardır. Bu çalışmada, Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği'nin yürüttüğü halkla ilişkiler faaliyetleri incelenmiştir. Araştırmada veri toplama sürecinde yüz yüze anket tekniği uygulanmıştır. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği'ne bağlı kooperatif ortaklarına yönelik toplamda 475 geçerli anket uygulanmıştır. Halkla ilişkiler faaliyetlerinin kooperatiflerin yönetimsel başarısındaki rolünü incelemek için 6 boyut oluşturulmuştur. Bu boyutlar sırası ile ortaklara yönelik faaliyetler, kurumsal iletişim, olumlu etki, yönetimsel başarı, halkla ilişkiler faaliyetleri uygulaması ve imaj olarak isimlendirilmiştir. Çalışma kapsamında 3 adet hipotez incelenmiştir. Kooperatif ortaklarının cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve kooperatife ortak olma sürelerine yönelik frekans analizleri ve hipotez testleri gerçekleştirilmiştir. Hipotez testleri neticesinde mevcut 3 hipotez doğrulanmıştır.
Kurumsal iletişim sürecinde sosyal medyada itibar yönetimi: Turkcell Vodafone TR Türk Telekom
Bu çalışma, Türkiye'deki telekomünikasyon şirketlerinin deprem dönemi ve sonrasında kurumsal itibarlarını X (Twitter) hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri paylaşımları karşılaştırarak incelemektedir. Kurumsal itibar, günümüz iş dünyasında kritik bir öneme sahiptir. Güçlü bir itibar, şirketlerin toplum nezdinde nasıl algılandığını belirler ve uzun vadeli başarılarını etkilemektedir. Kurumsal itibar, güvenilirlik, dürüstlük ve toplumsal sorumluluk gibi temel değerlerin yansımasıdır. Olumlu bir itibara sahip olmak, telekomünikasyon sektöründe rekabet avantajı sağlamaktadır. Deprem dönemi gibi beklenmedik durumlarda, sosyal medya platformları hızlı bir şekilde bilgi yaymak ve toplumu bilgilendirmek için önemli bir araç haline gelmiştir. Bu nedenle, sosyal medya itibar yönetimi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Sosyal medya platformları, şirketlerin hedef kitleleriyle doğrudan etkileşim kurmalarını ve kurumsal itibarlarını şekillendirmelerini sağlayan güçlü araçlardır. Bu araştırma, 2023 yılında telekomünikasyon şirketlerinin kurumsal X (Twitter) hesaplarından yapılan toplam 262 paylaşımın analizine dayanmaktadır. Bu amaçla içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Fombrun'un Reputation Quotient kurumsal itibar ölçeği temel alınarak yapılan içerik analizinde, paylaşımlar altı ayrı başlık altında incelenmiştir. Elde edilen veriler, şirketlerin deprem dönemi ve sonrasında sosyal medyadaki etkinliklerinin ve paylaşım stratejilerinin değerlendirilmesini sağlamıştır. Sonuçlar, Turkcell'in deprem dönemi ve sonrasındaki etkinliğinin Vodafone Tr ve Türk Telekom'a kıyasla belirgin bir şekilde farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Turkcell, bu dönemlerde istikrarlı bir şekilde ve belirlenmiş bir program çerçevesinde depremle ilgili paylaşımlarını sürdürmüş ve bu tutumla topluma sürekli destek verme çabasını vurgulamıştır. Diğer yandan, uluslararası bir şirket olan Vodafone Tr'nin aynı dönemlerde sosyal medya paylaşımlarının az olması, özellikle toplumun en hassas olduğu anlarda beklenen desteği sağlama konusunda eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Türk Telekom'un paylaşım stratejilerinin Turkcell şirketine oranla daha az olduğu gözlemlenmiş olup deprem dönemi sonrasında yeterince etkin olmadığı belirlenmiştir.
Yerel yönetimlerde halkla ilişkiler uygulamasının önemi: Konya Büyükşehir Belediyesi örneği
Bu araştırma Türkiye Yerel Yönetimlerin de halkla ilişkiler anlayışının önemini vurgulamakta ve bu durumun etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Demokratik yöntemler ile yönetilen ülkelerde, yerel yönetimlerin bunların içinde bilhassa belediyelerin, halka karşı sorumlu ve saygı çerçevesi içinde bir yönetim anlayışının olması ve bununla birlikte sorumlu olduğu görevlerinin başarılı bir şekilde gerçekleştirmek için halkın güveninin kazanması ve desteğini kazanma çabası mevcut olmaktadır. Belirlenen hedefi gerçekleştirmek istediği noktada yönetimsel işleyişin vatandaşın beklentilerini karşılama seviyesinde etkili hale getirmek ve bu neticede hizmetlerin yeterliliğini gerçekleştirmek için "halkla ilişkiler "olgusu ön plana çıkmaktadır. Günümüzdeki yerel yönetim tarzı anlayışı ile vatandaşın yaşam kalitesi ve bunun etkin olması amacıyla verilen hizmetlerin kalitesi halkın memnuniyetini kazanması ile belediyeler tarafından daha önemli bir hal almaktadır. Bu çalışmada yerel yönetimlerde halkla ilişkilerin öneminin kendi süreci içerisinde beraberinde yerine getirilen yöntemler, teknik ve veri çalışmalarından yararlanılmıştır. Belediyelerin sağladığı hizmetlerin derecesini ölçmek amacıyla yapılan araştırmaların karar veren tarafı vatandaşlar olarak yer almaktadır. Vatandaşların beklentileri, talepleri her bir kişinin isteğine göre farklılaşa bilmektedir bu beklentiler araştırmaya katılan kişilerin eğitim durumu, gelir durumu, cinsiyet, yaş ve medeni durumuna göre pek çok demografik durumuna göre değişiklik göstermektedir. Bu çalışmada da yöntem olarak Kolaylı Örnekleme ile yüz-yüze anket çalışması uygulanarak halkın beklentilerini ve memnuniyet derecesini ölçmek amacıyla Konya ilinin üç büyük ilçesinde Selçuklu, Meram ve Karatay'da eşit dağılımlar ile 384 denek üzerinde uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre KBB yaşayan genç nüfusun, yaş grubu yüksek nüfusa göre daha az memnuniyet duyduğu ve gelir grubu az olan katılımcılara göre gelir grubu yüksek olan katılımcıların daha çok memnuniyet duyduğunu göstermektedir. Burada elde edilen çıkarımın yapılan faaliyetlerin eşit şekilde olmadığı bunun la ilgili yeni çalışmalar yapılması gerektiğini göstermektedir.
Halkla ilişkiler açısından TRT'nin yeni medya uygulamaları üzerine bir inceleme
İletişim tarih boyunca varlığını göstermiş ve teknolojik gelişmelerle beraber yeni bir nitelik kazanmıştır. Teknolojik gelişmelerle istek ve ihtiyaçların değişimi iletişim teknolojisinide etkilemiştir. İnternet teknolojisinin yeni iletişim araçları sosyal ağlar ve sosyal medya olmuştur. Geleneksel kitle iletişim araçlarının aksine sosyal medya hızlı büyüyen bir alan haline gelmiştir. Sosyal medya kurum ve kuruluşlar tarafından sık kullanılan bir ortamdır. Kurum ve kuruluşlar hedef kitleyle iletişim sürecini sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Sosyal medyanın hızla arttan kullanıcı sayısıyla herkes tarafından tercih edilen bir ortama dönüştüğü görülmektedir. Bu çalışma ile Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun sosyal medya ağlarını kullanımı kamu hizmet yayıncılığı bağlamında araştırılarak, TRT Kurumunun sosyal medya hesapları içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun sosyal medya kullanımının 1 Ocak- 30 Nisan tarihleri arasında Instagram ve X platformu kullanımları ele alınmıştır. Belirlenen tarih aralıklarında TRT Kurumunun kullandığı Instagram ve X'e yönelik paylaşımlar değerlendirilerek analiz edilmiştir. Elde edilen veriler tablo ve grafiklerle açıklanarak yorumlanmıştır. TRT Kurumu, kamu hizmet yayıncılığı sorumluluklarına uygun içerik paylaşımını tespit etmek amaçlanarak değerlendirme yapılmıştır. TRT'nin sosyal medyayı aktif olarak kullandığı ve Instagram paylaşımlarında daha yüksek etkileşime ulaştığı tespit edilmiştir.
Sosyal hizmet uygulamalarında halkla ilişkiler: Karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri, Kastamonu Belediyesi örneği
Belediyelerde halkla ilişkilerde karşılaşılan sorunlar çoğunlukla iletişim eksiklikleri, güvenilirlik ve şeffaflık zorlukları, hizmet sunumunda toplumsal ihtiyaçlara uygunluk ve kriz yönetimi sorunları olarak özetlenebilir. İletişim eksiklikleri, belediyelerin vatandaşlarla yeterince etkileşim kuramaması veya doğru iletişim kanallarını kullanmaması anlamına gelir. Bu durum, vatandaşların belediye hizmetlerinden yeterince haberdar olmamalarına ve belediyenin gerçek ihtiyaçları anlama ve karşılamada zorlanmasına neden olabilir. Güvenilirlik ve şeffaflık zorlukları, belediyelerin vatandaşlar tarafından güvenilir olmadığı veya faaliyetlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmediği algısının yaygın olmasıyla ilgilidir. Bu durum, toplumun belediyeye olan güvenini sarsabilir ve belediye hizmetlerinin etkinliğini ve kabul edilirliğini azaltabilir. Hizmet sunumunda toplumsal ihtiyaçlara uygunluk sorunu, belediyelerin hizmetlerini toplumun gerçek ihtiyaçlarına uygun olarak planlayıp sunamaması olarak tanımlanabilir. Bu durumda, vatandaşlar memnuniyetsizliklerini dile getirebilir veya hizmetlerin etkinliği ve verimliliği azalabilir. Kriz yönetimi sorunları ise acil durumlar veya kriz anlarında belediyelerin etkili iletişim ve kriz yönetimi stratejileri geliştirememesi durumunda ortaya çıkar. Hızlı ve doğru bilgi akışının sağlanamaması, krizin etkilerini artırabilir ve toplumda panik oluşmasına neden olabilir. Bu sorunların çözümü için belediyelerin iletişim stratejilerini güçlendirmesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalması, toplumsal katılımı teşvik etmesi ve kriz yönetimi planlarını güncel tutması gerekmektedir. Bu adımlar, belediyelerin halkla ilişkilerde daha etkili olmalarını ve vatandaşların belediyeye olan güvenini artırmalarını sağlayabilir. Bu çalışma, Kastamonu Belediyesi'nin sosyal hizmet uygulamalarında halkla ilişkiler yönetimi ve bu uygulamalarda karşılaşılan sorunların tespiti ile çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmaktadır.
Şehir markalaşması sürecinde Trabzon ilinin değerlendirilmesi
Küreselleşmenin etkisi ile marka yarışına giren şehirler, bu rekabet ortamından etkilenmemek için şehirlerinin refah düzeyini ve kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. Güçlü bir refah seviyesi sağlayan şehirler markalaşma sürecinde öne çıkmakta, şehre yatırımcı ve turist çekme fırsatını yakalamaktadır. Bu fırsatı yakalamayı başaran şehirler ekonomik avantaj ile birlikte birçok avantajı daha elde etmektedir. Dolayısıyla şehirler bu sebeplerden ötürü birbirileri ile yarış halindedir. Bu çalışma, Trabzon'un şehir markalaşma sürecini değerlendirerek, şehrin marka algısını şekillendiren çeşitli faktörleri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Trabzon'un kültürel, tarihi ve doğa güzellikler, sosyo-kültürel zenginlikler ve ekonomik unsurlarını, demografik gruplar arasında nasıl farklı algılandığı analiz edilmiştir. Anket verileri kullanılarak yapılan analizlerde açımlayıcı faktör analizi (AFA), ANOVA testi ve t testi yöntemleri uygulanmıştır. Sonuçlar, Trabzon'un ekonomik faktörlerine yönelik algıların yaş grupları arasında anlamlı farklılıklar gösterdiğini, ancak kültürel ve sosyo-kültürel faktörlerin genel olarak sabit kaldığını ortaya koymuştur. Ayrıca, gelir ve meslek durumuna göre şehir marka algısında farklılıklar gözlenmiş, özellikle ekonomik algılarda belirgin değişiklikler saptanmıştır. Bu bulgular, Trabzon'un şehir markalaşma sürecinde ekonomik unsurların bazı demografik gruplar için daha hedef odaklı stratejiler geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Satın alma sürecinde marka bağımlılığının etkisi üzerine bir araştırma: Türk hava yolları örneği
Günümüzde dijitalleşmenin etkisiyle tüketicilerin marka ile kurdukları ilişkiler daha karmaşık ve duygusal bir yapıya bürünmüştür. Sosyal medya platformlarının etkisiyle, markalar yalnızca birer ürün ya da hizmet sağlayıcısı değil, bireylerin kimliklerini yansıttıkları, aidiyet hissettikleri yapılar hâline gelmiştir. Bu bağlamda, bireylerin belirli markalara karşı geliştirdiği yoğun ilgi, bağlılık ve tekrar eden satın alma davranışları, "marka bağımlılığı" kavramı altında incelenmektedir. Bu çalışmada, sosyal medya platformlarında (Instagram, Facebook) gerçekleştirilen marka iletişimlerinin, tüketicilerin satın alma kararları üzerindeki etkisi içerik analizi yöntemiyle ele alınmıştır. Örneklem olarak Türk Hava Yolları markası seçilmiş ve 2025 yılı içinde yapılan sosyal medya paylaşımları, kullanıcı etkileşimleri ve yorumları temel alınarak analiz edilmiştir. Araştırmanın amacı, markaya yönelik bağımlılığın, sosyal medya temelli marka algısı üzerinden satın alma sürecini nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Çalışmada ayrıca marka hedonizmi, marka güveni, marka itibarı ve sosyal karşılaştırma gibi faktörlerin marka bağımlılığı üzerindeki yordayıcı rolleri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, sosyal medya aracılığıyla tüketicilerde oluşan duygusal bağın, marka bağımlılığına ve dolayısıyla satın alma niyetine doğrudan etki ettiğini göstermektedir. Bu doğrultuda tez, dijital çağda markaların sosyal medya stratejilerinin tüketici davranışları üzerindeki etkisini anlamak isteyen araştırmacılar ve pazarlama profesyonelleri için katkı sağlayıcı niteliktedir.
Göstergebilim bağlamında reklamlarda bedenin tüketim nesnesi olarak metalaştırılması
Reklamlar, çeşitli mitler/söylenler ile bireyleri tüketime yönelten önemli bir enformasyon kaynağıdır. Beden de insanları, hazsal ve sembolik tüketim kalıplarına yönelten reklam öğelerinden biridir. Bu çalışmanın amacı reklamların, insanların duygusal yönlerine hitap eden yananlam içerikleriyle, bedeni metalaştıran söylenleri kullanarak farklı tüketim kalıplarını desteklediğini göstermektir. Reklamların bedeni metalaştıran söylenlerle tüketimi nasıl desteklediği, Roland Barthes'ın göstergebilimsel çözümleme yöntemi kullanılarak düzanlam, yananlam ve mit kavramları çerçevesinde, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen reklam örnekleri üzerinden incelenmiştir. Çalışma, reklamların sunduğu tek tip idealleştirilmiş beden algısını ve insanların duygusal yönlerine hitap eden söylenler ile bedenin tüketim nesnesi olarak metalaştığını göstermesi açısından önem arz etmektedir. Ekim 2019 ve Mart 2020 tarihleriyle sınırlanan zaman dilimlerinde, televizyonda yayınlanan giyim, gıda ve kozmetik sektörlerine ait dörder, toplamda on iki reklam göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle incelenmiştir. Giyim sektöründen; LC Waikiki, Mavi, Mizalle, Penti; gıda sektöründen Activia, Biscolata, Eti Karam Gurme, Falım; kozmetik sektöründen Avon Glimmerstick, Axe Dark Temptation, Head&Shoulders, L'oreal Paris reklamlarının, dilsel ve görsel göstergeleri çözümlenerek ideal beden algısına dair söylenleri belirlenmiştir. Kadınların dişilik, güzellik, fiziksel çekicilik; erkeklerin yakışıklı, güçlü, kaslı, modern söylenleriyle, kadın ve erkeğin toplumsal cinsiyet rollerine aykırı veya söz konusu roller dâhilinde temsil edilmeleriyle zorunlu, gösterişçi, sembolik ve hazsal tüketimin desteklendiği tespit edilmiştir.
Libya turizminin gelişiminde halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemi: Sabratha şehri örneği
Bu tezin amacı, Libya'nın Sabratha Şehrindeki turizminin gelişiminde halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemini araştırmaktır. Çalışmada, Sabratha'nın coğrafi konumu, tarihi, kültürel değerleri, konaklama tesisleri ve bilgilendirme faaliyetlerinin turizmin gelişimindeki rolü incelenmiştir. Bu bağlamda yapılan araştırmada anket tekniği uygulanmıştır. Anket yanıtlayan 520 kişiden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veri analizi sosyal bilimler SPSS V.25 yazılım paketi ile yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, turizm ürünlerinin ve seyahatin geliştirilmesinde halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemli bir rol oynadığını ve yerel halk için turistik cazibe merkezlerine çekiciliği artırmaya yardımcı olduğunu göstermiştir. Turizm kültürü ve bilgisinin ulusal ve uluslararası topluma iletilmesinin bölgeye turist çekmenin en önemli araçlarından biri olduğu görülmüştür. Özetle Sabratha'da turizmi teşvik etmek ve gelişimin sağlamak için yerel ve küresel çapta turizmin öngördüğü çalışmaları yaparak, turizm unsurları hakkında hedef kitleyi bilgilendirmek önemlidir. Ayrıca bir turizm destinasyonunun pazarlamasını yapmak için turizm organizasyonları halkla ilişkilerden etkin bir şekilde faydalanarak çalışmalarını yapmak durumundadırlar. ANAHTAR KELİMELER: Turizm, turist, halkla ilişkiler ve kültür Ekim 2021, 97 Sayfa
Tüketim kültürünün oluşumunda sosyal medyanın etkileri: Instagram ve Youtube kullanan bireylerin tüketim davranışlarının incelenmesi
İnsanlık tarihi boyunca devamlılığını sürdüren iletişim eylemi, buharlı makine ve sanayi devrimiyle birlikte yeni bir boyut kazanmaya başlamıştır. Bireyler iletişim ihtiyaçlarını karşılamak için araçlar icat etmişlerdir. İlk çağlarda duman, güvercin, ses gibi iletişim araçları zamanla telgraf, gazete gibi araçlara yerini bırakırken günümüzde internet ve dijital iletişim araçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada; tüketim kültürünün oluşumunda sosyal medyanın etkileri incelenmiş olup, Instagram ve Youtube kullanan bireylerin tüketim davranışları üzerinde durulmuştur. Geleneksel ve sosyal medyanın ortaya çıkış sürecinden bahsedilerek, internetin sunmuş olduğu dijital iletişim mecraları olan; sosyal medya mecraları, wikiler, bloglar ve mikrobloglar incelenmiştir. Bu konu çerçevesinde internet ile birlikte günlük yaşantımızın bir parçası olan dijital iletişim mecrası olarak kabul edilen sosyal medya bireylerin tüketim davranışlarına etkisi araştırılmıştır. Dijital iletişim araçları günümüzde bireyler ve kurumlar tarafından, tüketim davranışlarını gerçekleştirmek için pek çok farklı amaçla kullanılmaktadır. İnternet ve dijital iletişim araçlarının yaygın bir şekilde kullanılması tüketimin önündeki yer ve zaman kavramını kaldırmıştır. Tüketim, birey ve toplum için yaşamsal öneme sahip bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyler yaşamlarını sürdürebilmek için tüketim eylemini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Kapitalist toplumların ortaya çıkışı beraberinde tüketim ihtiyaçlarını da değiştirmiştir. Tüketim ihtiyaçlarının değişmesi beraberinde tüketim çeşitliğinin de oluşmasına neden olmuştur. Modern toplumlar tüketim davranışını daha çok gösteriş temelli olarak yönelmekte, rasyonel bir toplum anlayışından giderek uzaklaşmaktadır. Gösteriş amaçlı sergilenen tüketim davranışları bireylerin ihtiyaçlarını arka planda bırakarak, tüketicileri çevresinde konumlandırarak statü oluşturmuştur. Çalışma Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle yapılmıştır. Hazırlanmış olan otuz adet anket sorusu dört yüz öğrenciyle yapılarak, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.
Kurumsal iletişim sürecinde müşteri şikâyet yönetiminin marka imajına etkisi: 2020 yılında Türkiye'nin en sevilen online alışveriş markası üzerine bir araştırma
Günümüzün yoğun rekabet ortamında markalar için müşteri memnuniyetinin ve bağlılığının oluşturulması oldukça önemlidir. Markalar, müşteri memnuniyeti sağlayamadıklarında hem müşterilerini kaybederler hem de onların düşüncelerini çevreleriyle, sosyal medyada, tüketici şikâyet sitelerinde paylaşmaları nedeniyle bir bedel ödeyebilirler. İşletmeler ürünlerinin imajının olumsuz algılanması ve yeni müşterilerin markayı tercih etmemesi gibi bir dezavantajla karşılaşabilirler. Müşteri şikâyetinin çözülmesi, sorun bildiren müşterinin değerli hissetmesini ve memnuniyet duymasını sağlamaktadır. Şikâyeti çözülüp memnuniyeti sağlanan müşteri, bu durumu çevresiyle paylaşarak marka imajının olumlu algılanmasını ve markanın yeni müşteriler kazanmasını sağlayabilmektedir. Günümüzde üretim ve hizmet kalitesinin önemli oranda yükselmesi de rekabeti ve müşterileri elde tutmayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle müşterilerin şikâyetlerinin doğru yönetilmesi ve marka imajı, markaların başarıya ulaşmaları noktasında önemli rol oynamaktadır. Şikâyet yönetim süreci, markaları yöneten kurumlar tarafından yürütülmektedir. Kurumsal iletişimin etkili yürütülmesi, kurumların ve markalarının başarılı olmasında önemli hale gelmektedir. Bu tez çalışmasında, 2020 yılında Türkiye'nin en sevilen online alışveriş markası seçilen Trendyol DSM Grup A.Ş. markasının müşterilerinden elde edilen verilere ilişkin analizlerle, kurumsal iletişimin önemli bir parçası olan müşteri şikâyetlerinin yönetilmesinin marka imajı üzerindeki etkileri açıklanmıştır. Çalışma odağının seçilmesinde yine 2020 yılında e-ticaretin rekor kırması ve salgın hastalık nedeniyle online alışveriş markalarının hayatlarımızda önemli yer etmesi etkili olmuştur. Araştırma kapsamında belirlenen amaçlara ulaşmak için nicel veri toplama tekniklerinden tarama araştırması uygulanmaktadır. Bu doğrultuda anket tekniği kullanılmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirlik analizleri için iç tutarlılık katsayısı olan "Cronbach Alfa" hesaplanmış ve tanımlayıcı araştırma modeli benimsenmiştir. Araştırmadaki değişkenler arası ilişkinin belirlenmesi ve hipotezlerin test edilmesi için basit doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Çalışma ile müşteri şikâyetlerinin başarıyla yönetilmesinin ve bu başarının alt faktörlerinin şikâyet sonrası marka imajını pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya konu olan Trendyol DSM Grup A.Ş.'nin salgının ortaya çıktığı 2020 yılında Türkiye'de en sevilen online alışveriş markası seçilmesi de söz konusu işletmenin şikayet yönetimindeki kurumsal iletişimi ile ilişkilendirilmiştir.
Türkiye'de özel okulların pandemi döneminde gerçekleştirdikleri kurumsal iletişim çalışmalarında sosyal medyanın kullanımı: Americanlife dil okulları
Dünya tarihi sosyal, ekonomik, bilimsel, teknolojik, ekolojik gelişim ve değişimlerin olduğu kadar bu alanlardaki gerilemelerin ve krizlerin de tarihidir. Bu süreçte insanoğlunun ilerlemesi yeni şeyler öğrenmesiyle mümkün olmuştur. Yazının icadı insanoğlunun ilerleme sürecine büyük oranda hız katmış ve eğitimin kurumsallaşmasına neden olmuştur. Halen içinde olduğumuz Covid-19 küresel salgını psikolojik, sosyolojik, ekonomik, politik ve güvenliğe ilişkin ulusal ve uluslararası yönü itibariyle üzerinde çalışılacak bir konu haline gelmiş ve salgın süresince toplumsal, kurumsal ve bireysel düzlemde sorunlar yaşanmıştır. Yaşanan hastalıkla birlikte eğitim sektörü de tıpkı sağlık ve ekonomi sektörleri gibi küresel bir kaosun içine düşmüş ve bu sektörün salgın dönemindeki tepkileri önemli hale gelmiştir. Bu dönemde kurumlarla hedef kitleleri arasındaki işlemlerin ve iletişimin sürdürülmesinde dijital iletişim platformları anahtar rol oynamıştır. Bu nedenle bu araştırmanın konusunu eğitim kurumlarının, Covid-19 salgını döneminde sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri kurumsal iletişim çalışmaları oluşturmaktadır. Çalışmada salgın döneminde üzerinde çok tartışılan kamu kurumları yerine özel sektöre ait bir kurum ele alınmıştır. Bu dönemde özel sektörde gerçekleştirilen eğitim iletişimine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Çalışma bu yönüyle literatürdeki diğer çalışmalardan farklılaşmaktadır. Salgın döneminde özel okullar da mesajlarını hedef kitlelerine ve paydaşlarına ulaştırabilmek için sosyal medya platformlarını aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma salgının yoğun biçimde yaşandığı 11 Mart 2020 ile 1 Haziran 2020 tarihleriyle sınırlandırılan bir araştırmaya dayanmaktadır. AmericanLIFE Dil Okulları'nın Covid-19 salgının ilk çeyreğinde, Facebook ve Instagram hesaplarından kurumsal iletişim çalışmaları bağlamında yaptığı paylaşımlar, betimsel içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma ekseni çerçevesinde oluşturulan kodlama cetveli ile AmericanLIFE'ın söz konusu tarih aralığındaki Covid-19 içeriklerine sahip paylaşımlarında belirgin farklılıklar tespit edilmiştir. Söz konusu tarih aralığında yapılan paylaşımlar; beğeni, görüntülenme sayısı ve içerik yönünden incelenmiştir. En çok beğeni ve görüntülenme alan içerik paylaşımlarının "bağlayıcı" bir yöntem ile yapıldığı, ticari paylaşımların gönderi açıklamasında satış stratejileri uygulanıldığı ve kullanılan sosyal ağlar değerlendirildiğinde AmericanLIFE'ın Instagramı daha etkin bir biçimde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'deki Libya okullarında öğrenci velilerinin eğitim sürecinden memnuniyetleri üzerine halkla ilişkiler perspektifinden bir araştırma
Bilindiği gibi Halkla ilişkilerin birinci amacı işletmelerin iletişimi kullanarak iç ve dış kamuoyu ile ilişkilerini geliştirmesidir. Bu bağlamda aileyi şekillendiren ve toplumun geleceğini etkileyen en önemli kurumlardan biri olarak görülen okullarda da Halkla İlişkiler faaliyetlerinin kayda değer bir rolü bulunmaktadır. En genel anlamıyla okullarda halkla ilişkiler okulun en iyi yönlerini öne çıkarmak ve toplumun desteğini sağlama amacıyla olumlu geri dönüşler alma sürecidir. Bu çalışmada, halkla ilişkiler perspektifinde, öğrencilerin eğitim ve akademik başarısı noktasında önemli rolü bulunan velilerin Türkiye'deki Libya okullarının eğitim süreç ve uygulamalarından memnuniyetini ortaya çıkarılması amacıyla eğitimdeki ana eğilimleri ve öne çıkan ilerlemeler incelenmektedir. Araştırmada Türkiye'de faaliyet gösteren 11 Libya Okulu'nda eğitim gören Libyalı öğrencilerin velileri ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. 224 kişi ile yapılan ankette; katılımcıların çoğunluğunun kadın olduğu, çocuklarının okul ortamından memnun olduğu, söz konusu okullardaki öğretmenlerin eğitim düzeyi ve iletişim becerileriyle ilgili büyük ölçüde olumlu tutuma sahip oldukları ortaya konulmuştur. Diğer yandan veliler, sınıfların mevcudu, öğrenim kalitesi, çocukların kişisel gelişimi, okul kaynaklarına duyulan memnuniyet, yönetim ve okulların eğitim düzeyi konularında büyük oranda memnun olduklarını belirtmişlerdir.
Gündem Kurma Kuramı bağlamında COVID-19 sürecinde Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu üyelerinin sosyal medya mesajlarının medya gündemini belirlemedeki yeri: Hürriyet, Sözcü, Yenişafak ve Yeniçağ Gazeteleri
İnternet beraberinde birçok yeniliği de hayatımıza katmıştır. Son dönemde, bu yeniliklerin en önemlilerinden birinin sosyal medya olduğu söylenebilir. Sosyal medya, tüm dünyada yaygın bir kullanım alanı bularak, dünya üzerinde yaşanan olaylara etki etmede etkin bir rol oynamıştır. Bu çalışmada, Gündem Kurma Kuramı çerçevesinde, sosyal medya platformlarından Twitter'ın gazetelerdeki gündeme etkisi COVID-19 salgını bağlamında araştırılmıştır. 11 Mart ve 1 Eylül 2020 tarihleri arasında COVID-19 salgınına yönelik Bilim Kurulu Üyelerinin ve aynı zamanda kurulun başkanı da olan Sağlık Bakanı Fahrettin KOCA'nın resmi Twitter hesaplarından yayınladıkları mesajların, yine aynı tarihlerdeki Hürriyet, Sözcü, Yeniçağ ve Yenişafak Gazetelerinde yer alma oranları ve sosyal medyanın gazetelerdeki gündeme etkisi araştırılmıştır. Toplamda 2484 Twitter mesajı içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiş olup, incelenen mesajlardan 873 koda ulaşılmıştır. Bu kodlardan ise 14 kategori oluşturulmuştur. Bu kategoriler; alışveriş, aşı, eğitim, hastalık, ilaç, maske, sağlık çalışanları, salgın yönetimi, salgın tedbirleri, sosyal çevre, sosyal mesafe, spor, temizlik ve ülke olmak üzere sıralanmıştır. En fazla Twitter mesajı bulunan kategorilerin salgın yönetimi ve salgın tedbirleri olduğu görülmüştür. Bilim Kurulu Üyeleri arasında ise, Fahrettin KOCA'dan sonra en fazla Twitter mesajı paylaşanlar Tevfik ÖZLÜ ve Serap ŞİMŞEK YAVUZ'dur. Bilim Kurulu üyelerinin Twitter mesajlarından elde edilen kategoriler gazete haberi analizi için temel alınmıştır. Böylece ortak bir kategori havuzu kullanılarak Twitter mesajlarında belirlenen kategorilerin, gazetelere ne oranda yansıdığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak, Hürriyet, Sözcü, Yeniçağ ve Yenişafak Gazetelerinin internet sayfalarında, toplamda 1261 haber incelenmiş ve Bilim Kurulu Üyelerine ve kategorilere göre araştırılmıştır. Gazetelerdeki haberlerde en fazla yer alan kategorilerin, salgın yönetimi ve salgın tedbirleri olduğu görülmüştür. Ayrıca en fazla haberi yayınlanan Fahrettin KOCA, ikinci Tevfik ÖZLÜ ve üçüncü ise Ateş KARA'dır. Kategorilerin Twitter ve gazetelerdeki dağılımını incelediğimizde alışveriş ve eğitim kategorilerinin benzer yönelimlerde olduğu; ilaç, maske, sosyal çevre, sosyal mesafe ve spor kategorilerinde ise Twitter mesajlarının, bu kategorilerin gazetelerde yer alma oranına etkisinin olmadığı görülmüştür. Aşı, hastalık, ilaç, sağlık çalışanları, temizlik kategorilerinde ise dönemsel olarak benzerliklerin ve farklılıkların bulunduğu görülmüştür. Salgın yönetimi kategorisinde ise Twitter mesajlarının artış ve azalış oranları değişkenlik gösterirken gazetelerde sabit bir dağılımda seyrettiği, salgın tedbirleri kategorisinde ise özellikle Mayıs ve Haziran aylarında Twitter mesajlarında yaşanan azalma ile gazetelerde yaşanan artış sonucunda iki parametrenin oranlarında kesişimin olduğu görülmüştür. Sosyal medyada yayınlanan Twitter mesajlarının gazetelere yansımasının, bazı kategorilerde birebir uyumlu olduğu, bazı kategorilerde farklı olduğu, ama büyük çoğunluğunda dönemsel olarak paralellik gösterdiği görülmüştür. Bu bağlamda sosyal medyanın gazetelerdeki gündeme etkisinin dönemsel olduğu görülmüştür.
Tüketim kültüründe marka ve marka mutluluğu
Tüketim, küreselleşmenin ve kitlesel üretimin artış göstermesiyle birlikte, bireylerin toplumsal hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Zaman içerisinde değişim gösteren tüketim anlayışı, bireylerin yalnızca somut ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda duygusal istek ve ihtiyaçlarını da karşılamak için başvurduğu bir etmen olmuştur. Bireylerin tüketim anlayışında meydana gelen değişimler, işletmelerin markalar aracılığıyla yeni stratejiler geliştirmesini sağlamıştır. Bireylerin gittikçe artan ve net bir şekilde gözlemlenebilen tüketim anlayışındaki duygusal istek ve ihtiyaçlarını tatmin etme arayışı, günümüzde popüler bir kavram olan mutluluk aracılığıyla, markalarca tatmin edilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada tüketim kültüründe marka ve marka mutluluğu incelenmiş olup, tüketicilerin duygusal istek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla işletmelerin mutluluk kavramını metalaştırarak tüketiciye marka olarak sunmasının, tüketicilerin satın alma davranışları üzerinde nasıl bir etki oluşturduğu belirlenmeye çalışılmıştır.
Sosyal medyada yeni bir tüketim ürünü olarak yeniçağ falcılığına yönelik araştırma
Günümüzde bireylerin anlam arayışı, kapitalist sistemin dayatmış olduğu yaşam pratikleri, artan kaygı düzeyleri ve çeşitli psiko-sosyal etkenler, farklı inanç biçimlerinin oluşumunu ve devamlılığını desteklemektedir. Tarihsel süreçte insanların geleceği bilme arzusu, bilinmezlik karşısındaki korkuları ve çaresizlikle baş etme çabaları, mutluluğa ulaşma isteğiyle birleşerek fal gibi uygulamaların varlığını sürdürmesine zemin hazırlamıştır. Bu tür inanç pratikleri, günümüzde dijital teknolojiler ve çevrimiçi mecralar aracılığıyla "New Age" başlığı altında modern biçimlerde yeniden üretilmektedir. Bireylerin geleceğe yönelik bilgi edinme ve anlam arayışları sonucunda başvurdukları falcılık pratikleri, zamanla birer tüketim nesnesine dönüşmekte ve metalaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, falların ve falcılık pratiklerinin ardındaki sosyo-kültürel dinamikleri analiz etmek ve bu pratiklerin sosyal medya platformları üzerinden nasıl bir tüketim kültürü ögesi hâline geldiğini incelemektir. Araştırma kapsamında, sosyal medya üzerinden özellikle Instagram platformunda görünürlük kazanan fal içerikleri gözlemlenmiş; ardından bu içerikleri takip eden ve etkileşimde bulunan bireylerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma, esnek ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülerek nitel araştırma yöntemi doğrultusunda derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Amaçsal örnekleme yöntemiyle seçilen 15'i Y kuşağı, 15'i Z kuşağı olmak üzere toplam 30 katılımcı ile yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış sorular aracılığıyla farklı mecralarda görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda, katılımcıların New Age inançları, falcılığa yönelik tutumları, fal tüketim motivasyonları ve sosyal medyanın bu sürece etkisi analiz edilmiştir.
Sanal ortamlarda spor iletişimi: Sakaryaspor ve Fenerbahçe örnekleri
Spor kulüpleri günümüzde gereklilik haline gelen internet mecralarını kurumsal bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Bu kurumsal kullanımla beraber spor iletişimi kavramı son derece önemli bir olgu haline gelmiştir. Spor kulüpleri, spor iletişimi kapsamında sanal ortamları kullanarak iletişim ve halkla ilişkiler çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışma kapsamında ise Sakaryaspor ve Fenerbahçe kulüplerinin spor iletişimi kapsamında internet mecraları olan İnstagram, Twitter, Facebook, TikTok, Youtube, kurumsal web siteleri incelenmiştir. Çalışmada derinlemesine görüşme ve karşılaştırmalı içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Futbol dünya üzerinde en çok ilgilenen spor dallarından biridir. Bu sebepten dolayı büyük bir ekonomiye ve popülariteye sahiptir. Kulüplerin bu ekonomiden yararlanma durumları bulundukları konuma göre değişmektedir. Türkiye'de pek çok futbol kulübü bulunmaktadır. Bu futbol takımları Türkiye'de en üst seviyede iki ligde faaliyet göstermektedir. Bunlardan en üst seviyesi Süper Lig diğeri ise 1. Lig'dir. Bulundukları lig ve hitap ettikleri taraftar sayısı farklı olan spor kulüpleri sanal ortamlar üzerinden çeşitli iletişi stratejileri yürütmekte ve bu mecraları kullanmaktadır. Bulunduğu lig ve taraftar sayısı az olan kulüpler daha fazla kişiye ulaşmak için daha farklı stratejiler üretmektedir. Spor kulüpleri, sanal ortamları ve sosyal medyayı benzer biçimlerde kullanmakta; içerik türleri ve iletişim dilleri arasında büyük farklar bulunmamaktadır. Her iki kulüp maç ve antrenman günlerinde görsel ve video ağırlıklı paylaşımlar yaparken, Fenerbahçe etkileşim ve çeşitlilik açısından öne çıkmaktadır. Bu fark, kulüplerin medya ekipleri, finansal gücü ve kurumsal yapılarıyla ilişkilidir. Taraftar sayısı az olan kulüpler ise sosyal medya stratejilerini yeni taraftar ve takipçi kazanmak, kulüp tanıtımını yapmak amacıyla geliştirmekte; mizah, sosyal sorumluluk ve trendlerden yararlanmaktadır.
Glokal reklamcılıkta dini sembol kullanımının bireylerin dini tutumlarıyla ilişkisi üzerine bir araştırma
21. yüzyılın başat pazarlama faaliyetlerinden olan reklam özellikle küresel ölçekli markaların sıklıkla başvurduğu bir yöntemdir. Bu markalar, son yıllarda öne çıkan bir reklamcılık stratejisi olan glokal reklamlara büyük ölçüde yatırımlar yapmakta, kaynaklar ayırmaktadır. Yabancı menşeili uluslararası markaların Türkiye pazarı için hazırlanan glokal reklamlarında ise İslam dini sembolleri kullanılarak oluşturulan reklam uygulamalarına sıkça rastlanmaktadır. Halkının büyük çoğunluğu İslam dinine mensup kişilerden oluşan ve bu coğrafyaya özgü yapılan glokal reklamların etkisi ile bireyler nezdindeki değerlendirilmesi ise merak konusudur. Bu bağlamda araştırmanın ana sorunsalı, ilgili reklamlara maruz kalan bireylerin dini tutumlarına yönelik ilişki üzerinden aydınlatılmak istenmiştir. Bu doğrultuda mevcut çalışma dört bölümden meydana gelmiştir. Araştırma yöntemi olarak ise Sakarya Üniversitesinde çeşitli fakültelerde öğrenim gören lisans öğrencilerinden 1069 gönüllü katılımcıya anket uygulanmıştır. Üç kısım ve toplam yirmi sorudan oluşan anket formunun ilk dört sorusu demografik bilgileri, sonraki sekiz soru bireylerin dini tutum düzeylerini, son sekiz soru ise Coca-Cola, Burger King ve Domino's Pizza markalarının İslam dini sembolleri kullanılarak hazırlanan reklamlarına yönelik olan bakış açılarını saptama amaçlı oluşturulmuştur. Elde edilen veriler, SPSS v.21 programı aracılığıyla istatistiki olarak analiz edilerek tablolar halinde çalışmada sunulmuştur. Sonuç olarak bireylerin dindarlık düzeyleri arttıkça Coca-Cola, Burger King ve Domino's Pizza isimli markalara ve onların Türkiye pazarı için hazırladıkları İslam dini temalı reklamlarına olan tutumların negatifleştiği, olumsuz bir hal aldığı görülmüştür. Araştırmanın gerek literatür gerekse yönteme dayalı sonucunun akademiye ve sektöre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra ilgili reklamların etkisinin değerlendirileceği daha başka araştırmalar neticesinde hem reklam veren markalar hem de reklam ajansları için ciddi ölçüde maliyet ve emek tasarrufu sağlanabilir.
İletişim becerileri ve adabı muaşeret kuralları ilişkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
Son yüzyılda dünya bir hayli değişti. Hayat artık çok daha karmaşık, daha stresli, daha zorlayıcı. Toplumda ki hızlı değişimler ve dijitalleşme çok önemli bir soruyu da gündeme getirmektedir. Adab-ı muaşeret kuralları bugünde hala geçerli mi? Değişim ne kadar büyük olursa olsun, bu kuralların uygulanması tarih boyunca her kalıcı refah toplumlarının ortak özelliğidir. Günümüzde ki toplumlarda huzur azalmakta, şiddet eğilimleri ise giderek artmaktadır. Bu kurallar, bireyler arası ilişkilerde önemli bir rol oynayarak iletişim süreçlerini de doğrudan etkilemektedir. Araştırmada, adab-ı muaşeret kurallarının iletişim becerilerine olumlu katkısı analiz edilmiştir. Çalışmada, nicel araştırma modeli kullanılmıştır. Betimsel tarama deseni ile analiz edilmiştir. Veri toplama sürecinde 250 iletişim fakültesi öğrencisine çoğunluğu yüz yüze olmak üzere anket uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, adab-ı muaşeret kurallarının özellikle iletişim becerilerine olumlu katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, iletişim literatürüne katkıda bulunarak insanlar arası iletişimi daha saygın hale getirmek için bir çerçeve sağlamaktadır.
Seyit Onbaşı imajının Havran Belediyesinin kültürel miras yönetimi çerçevesinde betimsel analizi
Bu tez, kültürel miras yönetimi kapsamında Havran Belediyesi'nin Koca Seyit ve Seyit Onbaşı adıyla yürüttüğü faaliyetlerin imajını halkla ilişkiler bilim alanı çerçevesinde incelemektedir. Çalışma, Koca Seyit olarak tanınan Seyit Onbaşı'nın tarihsel önemini, Balıkesir ilinin Havran ilçesine bağlı Kocaseyit köyünde, kültürel miras perspektifinden ele almayı ve Seyit Onbaşı anısına düzenlenen etkinliklerin imaj yönetimi çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni, Havran Belediyesi'nin Seyit Onbaşı ile ilgili kültürel miras yönetimi faaliyetlerini kapsarken, örneklem olarak Havran Belediyesi yetkilileri ve Kocaseyit köyü sakinleri seçilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış ve araştırma yöntemi olarak betimsel analiz uygulanmıştır. Çalışmanın evreni, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmaya Kocaseyit köyünden iki yerel sakin, Kocaseyit köy muhtarı, Havran Belediye Başkan Yardımcısı ve Koca Seyit Müzesi yöneticisi olmak üzere toplam beş katılımcının dahil edilmesi planlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular, betimsel analiz yöntemi kullanılarak sunulacaktır. Balıkesir ilinin Havran ilçesi, Seyit Onbaşı'nın memleketi olarak, kahramanın hayatına ve mirasına ev sahipliği yapmaktadır. Kocaseyit köyü, Seyit Onbaşı'nın kültürel mirasının derinlemesine araştırılması için önemli bir zemin olmaktadır. Bu bağlamda, Havran Belediyesi tarafından Seyit Onbaşı'nın anısına düzenlenen etkinlikler, büyük bir önem taşımakta ve bu alanda yeterli akademik çalışmanın bulunmaması, araştırmanın değerini artırmaktadır. Havran Belediyesi'nin düzenlediği etkinlikler Seyit Onbaşı'nın yaşamına, kahramanlıklarına ve öyküsüne odaklanan bir perspektif sunmakta olup bu etkinliklerin temel amacı, Seyit Onbaşı'nın anısını yaşatmak ve kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmaktır.
Yapay zeka destekli reklamcılığın tüketim kültürü üzerindeki etkilerine yönelik nitel bir inceleme
Bu çalışma, yapay zeka teknolojilerinin reklamcılık alanında kullanımının geldiği seviyenin bireyin tüketim davranışına ve toplum yapısına etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda yapay zeka destekli içeriklerin gösteri toplumu bağlamında nasıl temsiller ürettiğini analiz eden bu araştırma, literatürdeki özgün konumu ile alan yazına katkı sağlamayı ve bilinçli tüketim farkındalığı oluşturmayı hedeflemektedir. Bu belirleme süreci, yapay zeka teknolojilerinin reklam sektöründeki etkisini ve yön verdiği dönüşümleri anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırmanın evrenini dijital medya ve iletişim alanında çalışan bireyler oluşturmaktadır. Bu evrenden yapay zeka temelli reklam platformları konusunda deneyimi olan bilgi ve yeterlilik seviyesine sahip 12 katılımcı amaçsal örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanılmıştır. Toplanılan nitel veriler tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Bu belirleme sürecinde MAXQDA programı kullanılmıştır. Katılımcıların yapay zeka destekli dijital pazarlama stratejilerine yönelik algıları, deneyimleri ve eleştirileri sistematik olarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ulaşılan verilerden 12 ana tema ve bu temalara bağlı 83 alt tema belirlenmiştir. bu temalar, yapay zekanın birey, tüketim ve toplum eksenindeki çok boyutlu etkilerine ışık tutmaktadır. Elde edilen bulgular, reklamda yapay zeka teknolojilerinin kullanımının tüketimi yönlendiren etkili bir araç olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda yeni teknolojiler, toplumsal dönüşümleri hızlandırmakta ve bireylerin yaşam biçimlerini etkilemektedir. Aynı zamanda ortaya çıkan bulgular, teknolojik yeniliklerin tüketici ilgisini artırıcı bir unsur olarak görüldüğünü ve bunun sonucunda yapay zekanın dijital çağın tüketim kültürünü şekillendirdiğini göstermektedir. Sonuç olarak araştırmanın neticesinde karşılaşılan bulgular, reklamcılığın farklı boyutlarında yapay zeka teknolojilerinin etkisini ortaya koymaktadır.
Sağlık ve eğitim vakıflarının sosyal medya kullanımlarının karşılaştırmalı analizi
Bu çalışma, Türkiye'de faaliyet gösteren sağlık ve eğitim alanlarındaki öncü vakıfların, sosyal pazarlama stratejilerini Instagram platformuna nasıl yansıttıklarını karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Dijital çağda sivil toplum kuruluşları için stratejik bir iletişim aracı haline gelen sosyal medyanın, toplumsal fayda odaklı misyonların gerçekleştirilmesindeki rolü giderek artmaktadır. Bu bağlamda araştırma, sağlık alanından Kızılay ve LÖSEV ile eğitim alanından Darüşşafaka ve Türk Eğitim Vakfı'nın (TEV) resmi Instagram hesaplarını inceleme nesnesi olarak belirlemiştir. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden karşılaştırmalı durum çalışması benimsenmiş ve veri toplama tekniği olarak nitel içerik analizi kullanılmıştır. Belirlenen vakıfların 1 Ocak 2025 – 30 Haziran 2025 tarihleri arasında yaptığı Instagram paylaşımları; ana tema, içerik formatı, iletişim tonu, sosyal pazarlama taktiği ve görsel analiz kategorileri altında sistematik olarak kodlanmıştır. Elde edilen bulgular, sağlık ve eğitim vakıflarının sosyal pazarlama stratejilerinde anlamlı farklılıklar olduğunu göstermektedir. Sağlık vakıflarının iletişiminde "acil durum", "hayat kurtarma" ve "duygusal hikâye anlatımı" temaları öne çıkarken; eğitim vakıflarının "geleceğe yatırım", "başarı hikayeleri" ve "umut" temalarına odaklandığı tespit edilmiştir. Sosyal pazarlama taktikleri açısından, sağlık vakıflarının daha doğrudan ve aciliyet bildiren eyleme çağrı ifadeleri kullandığı, eğitim vakıflarının ise daha çok ilham verici ve uzun vadeli desteğe teşvik eden bir dil benimsediği görülmüştür. Bu sonuçlar, faaliyet gösterilen alanın doğasının, sivil toplum kuruluşlarının dijital iletişim stratejilerini ve sosyal pazarlama yaklaşımlarını temelden şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum Örgütleri, Vakıflar, Sosyal Medya, Instagram, Sosyal Pazarlama
Kültürel değerlerin yansıması olarak reklam çekicilikleri: Farklı ülkelerde bankaların sosyal medya içeriklerinin analizi
Kültür, dört temel katmandan oluşan bir yapıdır: öz-referanslı değerler (bireysel tercihler) ve uygulamalar (bireysel davranışlar); grup referanslı değerler (toplumsal normlar) ve uygulamalar (toplumda yaygın gözlemlenen davranışlar). Bu kültürel katmanlar her zaman örtüşmeyebilir; bazı durumlarda birbiriyle çelişebilir. Bu tür tutarsızlıklar, "değer paradoksu" olarak tanımlanmaktadır. Önceki reklam araştırmaları ağırlıklı olarak Hofstede modeline dayanmış; ancak çelişkili sonuçlara ulaşılmış ve model, güncelliğini yitirdiği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bunun temel nedeni, modelin yalnızca öz-referanslı değerlere ve uygulamalara odaklanması olup, kültürün diğer katmanlarını yansıtmada yetersiz kalmasıdır. Bu sınırlılığı göz önünde bulundurarak, bu çalışma Hofstede'nin kültürel boyutları ile değer paradoksu kavramının, Türkiye, ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Rusya, Belarus, Kazakistan ve Nijerya'daki bankaların sosyal medya içeriklerinde kullanılan reklam çekiciliklerini açıklama gücünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, MAXQDA2020 yazılımı kullanılarak nitel içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Veri seti, 1 Ocak–30 Eylül 2024 tarihleri arasında söz konusu sekiz ülkede faaliyet gösteren 24 bankanın Instagram'da yayımladığı 800'ü aşkın gönderiden oluşmaktadır. Bu çalışma, hedef kitleyle örtüşen reklam çekiciliklerini doğru şekilde belirleyebilmek için Hofstede modeli ile değer paradoksu yaklaşımının bir arada kullanılmasının önemini vurgulamaktadır. Bulgular, ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya'daki bankaların ağırlıklı olarak bireycilik, düşük güç mesafesi, düşük belirsizlikten kaçınma, erillik ve serbestlik kültürel boyutlarla uyumlu reklam çekiciliklerini tercih ettiğini; ABD ve Avustralya bankalarının aynı zamanda kolektiflik çekiciliklerine de yer verdiğini ortaya koymaktadır. Rusya, Belarus, Kazakistan ve Nijerya'daki bankalar; kolektivist, hem yüksek hem de düşük güç mesafesi içeren, yüksek belirsizlikten kaçınma, erillik odaklı ve serbestlik yönelimli reklam çekiciliklerini kullanmaktadir. Değer paradoksları en çok Dişillik, Güç mesafesi ve Sınırlılık boyutlarında, özellikle ekonomik dönüşüm süreci yaşayan toplumlarda belirgin şekilde görülmektedir.
Sinemada izlenim yönetiminin iletişimsel inşası: Esaretin Bedeli ve Baba filmleri üzerine göstergebilimsel bir inceleme
İletişim tarihi boyunca insanlar, toplumsal ilişkilerini düzenlemek ve sosyal çevrelerinde belirli algılar oluşturmak amacıyla çeşitli stratejiler geliştirmiştir. Bu stratejilerden biri olan izlenim yönetimi, bireylerin kendilerini başkaları karşısında belli bir şekilde sunma ve algılanma biçimlerini yönlendirme çabası olarak tanımlanır. İzlenim yönetimi, bireylerin (aktörler), sosyal ortamlarda diğer bireyler (seyirciler) üzerinde kendilerine ilişkin algıları stratejik biçimde şekillendirme çabası olarak açıklanabilir. Bu kavram yalnızca bireyler arası ilişkiler bağlamında değil, aynı zamanda kurgusal anlatılarda da karşılık bulur. Bu çerçevede sinema filmleri, karakterlerin izlenim yönetimi taktiklerini temsil eden güçlü anlatı mecraları olarak değerlendirilebilir. Günümüzde izlenim yönetimi yalnızca gündelik sosyal etkileşimlerde değil, kurgusal anlatıların inşa süreçlerinde de önemli bir rol oynamaktadır. Sinema filmleri, karakterlerin kimlik inşası, sosyal rolleri ve iletişimsel stratejilerini dramatik bir biçimde görünür kılan güçlü bir mecra olarak öne çıkar. Bu bağlamda araştırmada, IMDb verilerine göre en yüksek puana sahip iki film olan Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) ve Baba (The Godfather) ele alınmıştır. Çalışmada, Goffman'ın izlenim yönetimi kuramı temel alınarak, filmlerdeki karakterlerin diğer karakterler ve izleyici üzerinde oluşturdukları izlenimlerin hangi taktikler aracılığıyla kurulduğu incelenmiştir. Analiz sürecinde semboller, söylemler, jestler, mimikler, beden dili ve mekânsal düzenlemeler çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden göstergebilimsel analiz tekniğiyle yürütülen çalışmada nicel verilere başvurulmamış; sahneler çok boyutlu göstergeler üzerinden değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda, izlenim yönetimi taktiklerinin filmlerde karakterlerin psikolojik derinliklerinin ve sosyal ilişkilerinin inşasında belirleyici bir rol üstlendiği ortaya konmuştur.
Türk mobilya markalarının sanal ortamda itibar yönetimi çalışmalarına yönelik bir araştırma
Günümüz dünyasında gelişen teknolojiler doğrultusunda işletmeler arasında bir rekabet meydana gelmekte ve pazar payında artış elde etmek isteyen, itibarını güçlendirmek isteyen işletmelerin diğer işletmelere karşı fark yaratması gerekmektedir. Bu noktada işletmelerin sadece geleneksel iletişim kanallarıyla değil, sanal ortamda gerçekleştirilen faaliyetlere de önem vermesi gerektiği düşünülmektedir. Sanal ortamda itibarını yönetmeye çalışan şirketlerin; paydaşları ile daha güçlü iletişim kurabileceği, şeffaf bilgi akışı sağlayabileceği, krizleri en az hasarla atlatabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında 2025 yılında Türkiye İtibar Akademisi'nin düzenlediği "Türkiye İtibar Endeksi" araştırmasının sonuçları göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmanın amacı kapsamında "Mobilya ve Yatak" sektöründe Türkiye'nin en itibarlı 10 markasının (Alfemo, Bambi, Bellona, Divan Ev, Enza Home, Ergül, İstikbal, Moda Life, Mondi Home, Yataş) kurumsal web sitelerinin sanal iletişim uygulamaları, Yayınoğlu ve diğerlerinin (2007) geliştirdiği ölçütler kapsamında incelenmiştir. Kullanım kolaylığı, görsel çekicilik, bilgilendirici olma, eğlenceli olma ile güncellik boyutları üzerinden 01.05.2025 ve 31.07.2025 tarihleri arasında yapılan analizler, markaların dijital itibar stratejilerini ortaya koymuştur. Yürütülen tezde nitel araştırma yöntemlerinden "içerik analiz" tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, markaların çoğu kullanım kolaylığı ve bilgilendiricilik boyutlarında kullanıcı beklentilerini karşılamaktadır. Görsel çekicilik açısından kurumsal kimliklerini yansıtsalar da tasarımlarının yeterince sade olmadığı görülmüştür. Eğlenceli olma boyutunda tüm markalar interaktif öğeler ve kişiselleştirme imkânı sunarken, bazı markalarda anlık destek hizmetine rastlanmamıştır. Güncellik boyutunda markaların çoğu düzenli olarak içeriklerini yenilemektedir. Literatür taraması sonucunda, mobilya sektörüne ilişkin sanal ortamda itibar yönetimi çalışmalarına yönelik herhangi bir araştırmaya rastlanmamış olup, bu yönüyle çalışma özgün bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, elde edilen bulguların, mobilya sektöründe yer alan markaların dijital itibar stratejilerini geliştirmelerine yol gösterici olması umulmaktadır.