
155
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
COVID 19'un üniversite öğrencilerinin tüketim davranışlarına etkisi: Sakarya Üniversitesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Covid 19 salgını 17 Kasım 2019 tarihin de Çin de ortaya çıkarak tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Salgını kontrol etmek amacıyla hükümetler günlük yaşamda kısıtlamalara gitmiş vaka sayılarının daha fazla artmasıyla sokağa çıkma yasaklarına varan önlemler almışlardır. Salgının bulaşma hızını durdurmak amaçlı maske, mesafe ve hijyen vurguları yapılmıştır. Televizyonlarda maske, mesafe ve hijyen kuralları uyulmasıyla ilgili sürekli kamu spotları yayınlanmıştır. Televizyonlarda, sosyal medya da vb. yapılan hijyen vurgusu bireyleri hijyen ürünlerini almaya yönlendirmiştir. Bireylerin hijyen ürünlerine olan talebi bu sebeple artmıştır. Sokağa çıkma yasakları ve kapatılan birçok işletme nedeniyle bireylerin para harcama seçeneklerinde azalma olmuştur. Bu durumu fırsata çeviren online alışveriş siteleri tüketicileri kendi sitelerine çekmek adına kampanyalar düzenlemiştir. Online alışveriş siteleri bu dönemde kendileri geliştirerek daha fazla tüketiciye ulaşmayı hedeflemişlerdir. Bu sebeple ihtiyaçlarını temassız, hızlı, güvenli ve birçok seçenek sunan internet alışverişlerine yönelerek karşılamışlardır. Pandemi döneminde online sitelerin kurduğu kargo otomatları 7&24 teslimat olanağı sağlaması, biriyle birebir iletişim halinde olmadan kargo otomatın verdiği talimatların girilmesiyle kargoya ulaşım sağlaması pandemi döneminde büyük kolaylık sağlamıştır. Bu çalışma, 4 hipotezi test etmek amacıyla anket yöntemi kullanılarak Sakarya Üniversitesi öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Soruların 3'ü demografik 11'i Covid 19'un bireylerin tüketim davranışlarına ölçmek ve salgınla ilgili sorulardan meydana gelmektedir. Anket soruları 384 kişiye uygulanmıştır. Anket sonuçları gösteriyor ki Covid 19 bireylerin tüketim davranışları üzerinde etkide bulunmuştur.
Marka şehir olma sürecinde Bursa: Türkiye'de Bursa algısı üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı marka şehir olarak Türkiye'de Bursa algısının incelenmesidir. Araştırmanın kapsamında 81 ilin ¼'ünün Türkiye'yi temsil edeceği varsayılmıştır. 12 ilde 1540 kişiyle anket uygulaması gerçekleştirilmiştir, 1540 kişi Türkiye evrenini temsil edecektir. 12 ilin belirlenmesinde Türkiye'de İBBS göre sınıflandırma kapsamında her bölgeden 1 il seçilmiştir. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Anket formu kapsamında veriler toplanmıştır. Veri analizi SPSS 21 paket programında yapılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Genel olarak katılımcıların verdikleri cevaplar incelendiğinde, Bursa'ya yönelik olumlu bir marka algısının olduğunu söylemek mümkündür. Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan katılımcılar tarafından Bursa marka değeri yüksek olarak görülen bir il olarak tespit edilmiştir. Bursa'nın tarihi güzellikleri, yeşilliği ve yemekleri gibi özellikleri, diğer illerde yaşayan kişiler tarafından marka algısını destekleyen unsurlar arasında yer almaktadır.
Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin sosyal medya pazarlaması hakkındaki tutumları (Sakarya'da bir uygulama)
Teknolojinin ilerlemesi ve sosyal medyanın var olması ile hayatımızla bütünleşmiş bir parçası olan sosyal medya platformları ile birlikte her birimiz düşündüğümüz, yaptığımız, aldığımız, sattığımız, beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz her şeyi bu uygulamalar aracılığıyla paylaşmaktayız. Bizlerin paylaştığı bu paylaşımlar ile işletmelerin ürünleri hakkında düşüncelerimize ulaşması kolaylaşmıştır. İki yönlü iletişimin sağlandığı sosyal medya uygulamaları ile geleneksel pazarlamanın da değiştiğini görmemiz mümkündür. Bu kapsamda sosyal medya pazarlamasının işletmeler için kullanımı yaygınlaşmış ve tüketicilere bunun aracılığıyla ulaşmak ve sorunları en hızlı biçimde çözmek ve güzellikleri en kısa sürede paylaşmak mümkün olmuştur. Tüketiciler açısından bakıldığında sosyal medya pazarlamasının kullanımının yaygın olduğu ve tercih edildiği görülmektedir. Fakat ülkenin ekonomik anlamda en temel yapı taşı olarak görülen KOBİ'lerin sosyal medya pazarlamasına bakış açılarına dair genel kabul edilmiş bir uygulama olmadığını kısmi olarak yapılmış az sayıda araştırma aracılığı ile de ifade edebiliriz. Bu kapsamda araştırmanın amacı, Sakarya ilinde faaliyet göstermekte olan KOBİ'lerin, sosyal medya pazarlamasını bir pazarlama yöntemi olarak işletmelerinde kullanıp kullanmadıklarını belirlemek ve sosyal medya pazarlaması hakkındaki tutumlarını ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın evrenini Sakarya ilinde faaliyette olan KOBİ'ler oluşturmuştur. Çalışmanın 2021 yılında yapılması planlansa da pandemi sürecinin kısmen iyileşmeye başladığı ve işletmelerin değişimlere ayak uydurma sürecinde olması kısıtları sebebiyle 2022 yılında tamamlanmıştır. Araştırma kapsamında veriler nicel analiz yöntemlerinden biri olan anket yöntemi ile toplanmıştır. Çok sayıda işletmeye araştırma ulaştırılmış olsa da 207 katılımcıdan geri dönüş sağlanmıştır ve analizler SPSS programı aracılığıyla yapılmıştır. Verilere frekans ve ki-kare analizleri uygulanmış olup araştırmanın geçerliliği test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Sakarya'daki KOBİ'lerin %53,6'sının sosyal medya pazarlaması faaliyetini gerçekleştirdiklerini ve sosyal medya pazarlaması hakkındaki tutumlarının olumlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda KOBİ'lerin sektör, faaliyet süresi yada çalışan sayısı bakımından büyüklük durumu ne olursa olsun sosyal medya pazarlamasının KOBİ'ler açısından oldukça önemli bir pazarlama aracı olduğu belirlenmiştir.
Eskişehir halkının gözünde Eskişehir algısı ve imajı üzerine teorik ve uygulamalı bir çalışma
Bu çalışmanın amacı Eskişehir'in Eskişehir sakinlerince nasıl algılandığını ve toplumun gözlerindeki imajını ölçmektir. Bu kapsamda bu araştırma ile Eskişehir'in marka şehir olmak adına nasıl bir imaj oluşturduğunun da ölçülmesi hedeflenmiştir. Araştırmada Eskişehir toplumunun gözlerinde Eskişehir algısıyla imajı ölçülüp ilgili araştırmalar çerçevesinde Eskişehir'in marka imajının toplum nazarında nasıl algılandığı üzerinde durulmuştur. Marka kent olma bakımından imaj yaratmanın önemi ele alınmıştır. Bu çalışmada nicel veri toplama tekniklerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede rastgele örneklem yöntemi ile seçilmiş olan 406 bireyle yüz yüze görüşme tekniği ile anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre Eskişehir halkının gözünde Eskişehir denilince akla ilk gelen değerler Anadolu Üniversitesi, Odunpazarı evleri, Yılmaz Büyükerşen'dir. Ayrıca katılımcıların %92,84'ü Eskişehir'i modern bir şehir, %60,3'ü sanayi şehri, %75'i turizm şehri, 96,78'i eğitim şehri, %81,13'ü sakin ve güvenli bir şehir, %55,77'si ucuz bir şehir olarak görmektedirler. Ayrıca Eskişehir imajının kadınların gözünde erkeklere göre, evlilerin gözünde bekarlara göre, ev sahiplerinin gözünde kiracı, aileye ait ve lojmanda kalan katılımcılara göre, doktorların ve emeklilerin gözünde daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcıların eğitim durumlarına, yaşlarına, ve gelir durumlarına göre Eskişehir'in imaj puanlarının farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
Dijital halkla ilişkilerde yeni sesli kültür: Yükseköğretimde podcast kanalları
Son yıllarda artan sosyal medya kullanıcı sayısı kurumların halkla ilişkiler çalışmalarını etkilemiş; hızlı, ucuz ve kolay kullanım sağlayan platformlar bu çalışmalarında önemli bir yer almıştır. Günümüzde kurumlar, sosyal medyayı önemsemekle birlikte alternatif mecralarda da varlık gösterme çabasındadır. Son yıllarda Spotify'ın yaptığı yeni yatırımlar sayesinde tanınırlığı ve kullanım oranları artan podcast platformları da bu mecralardan biridir. Araştırma, üniversitelerde yapılan halkla ilişkiler çalışmalarını podcastler üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Yapılan doküman analizi sonucu podcast yayını bulunan üniversitelerin listesi tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında kurumsal yayınlar amaçlı örneklem yöntemi ile seçilmiş ve araştırma grubu oluşturulmuştur. İncelenen yayınlar içerik analizi yöntemi ile kodlanmıştır. Kodlama cetveli literatürdeki çalışmalara ek olarak podcast yayınlarının dinlenmesi ile son şeklini almıştır. Çalışma neticesinde podcast yayınlarının üniversiteler tarafından kullanımına yönelik genel eğilimler ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda; Türkiye'deki 208 üniversite içinden 26 kurumun kurumsal podcast yayını bulunduğu tespit edilmiştir. 26 üniversitenin 18'i vakıf, 8'i devlet üniversitesidir. Vakıf üniversitelerinin devlet üniversitelerine göre daha fazla yayını bulunmaktadır. 279 yayın sayısı ile Yeditepe Üniversitesi en fazla yayını bulunan kurumdur. Yapılan içerik analizi sonucu; kurumların en çok bilgilendirme işlevinde yayın üretilmiş olduğu, tanıtım işlevinin ikinci sırada geldiği, üçüncü sırada toplumla ilişkiler işlevi, dördüncü sırada şehir ile bütünleşme işlevli yayınlar bulunduğu tespit edilmiştir. Son sırada akademik itibara yönelik yayınların bulunduğu ve yayın sayısının oldukça az olduğu gözlemlenmiştir. Ülkemizde podcast yayıncılığı gelişmektedir. Üniversitelerin içerik üretme konusunda zengin insan kaynağının varlığı ve hedef kitlesinin çoğunluğunun genç olması podcast yayıncılığı için kullanışlı bir mecra kılmaktadır. Platformda yayın yapan kurum sayısının ve yayın çeşitliliğinin artması ile gelecekte halkla ilişkiler faaliyetlerinde daha fazla kullanılacağı öngörülmektedir.
Suskunluk sarmalı bağlamında #MeToo hareketinin sosyal medya kullanıcıları üzerindeki etkisi: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği
Sosyal medya ağları gün geçtikçe bireylerin hayatında oldukça önemli bir yere sahip olmaya başlamıştır. Sosyal medya, kişilerin kendi seslerini duyurmaya başladıkları ve benzer şeyleri tecrübe eden insanlarla iletişime geçtikleri bir ortam haline gelmiştir. Suskunluk sarmalı teorisine göre bireyler toplumun geneline uymayan bir görüşe sahipse, dışlanma korkusu hissedebilir ve buna bağlı olarak görüşlerini toplum içerisinde beyan etmeyip susma eğilimi gösterebilmektedir. Bireyler sosyal medyanın gücüne güvenerek hem toplumsal hem de bireysel olarak eksikliğini hissettikleri herhangi bir konu hakkında fikirlerini paylaşabilmektedir. #MeToo sosyal medya hareketi, 2017 yılından itibaren süregelen bir aktivizm hareketidir. Sosyal medyada, Akademi ödüllü eski film yapımcısı Harvey Weinstein'in cinsel taciz ile suçlanmasıyla patlak veren #metoo hareketi sürecine dünyanın birçok milletinden yüz milyonlarca insan sosyal medya ortamlarında destek vermiştir. Bu bağlamda araştırma çalışmasının uygulama aşamasında Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi kadın öğrencilerinin, cinsiyetçi söylem ve taciz durumlarına karşı hem bireysel ve toplumsal olarak hem de sosyal medyada ne tarz tepkiler verdiklerini öğrenmek için niteliksel araştırma yöntemi olan odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Her odak grup görüşmesinde 6 katılımcı vardır ve toplam 11 farklı odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. 66 kişinin katıldığı bu odak grup görüşmelerinde her katılımcıya 10 adet soru sorulmuştur ve bütün görüşmeler ses kaydına alınmıştır. Katılımcıların, #MeToo ve diğer ilişkili sosyal medya aktivizm hareketleri hakkındaki görüşleri ve bu hareketlere katımları hakkında bilgiler edinilmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu hayatları boyunca cinsiyetçi söylem ve taciz durumuna maruz kaldıklarını belirtmiştir. Katılımcıların hiçbiri sosyal medyada #metoo hareketine katılmamıştır. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu kendi yaşadıkları cinsiyetçi söylem ve taciz olaylarını sosyal medyada paylaşmadıklarını belirtmiştir. Sadece sosyal medyada gündem olan kadına karşı şiddetin önüne geçmeye çalışan sosyal medya etiketlerine destek olup toplumun geneline uyma davranışı göstermişlerdir. Burada sosyal medya üzerinden suskunluk sarmalının kırılamadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.
Gayrimenkul sektörü imajı ve ölçümü; Sakarya örneği
Literatürde şirketlerin kurumsal imajlarını ve etkileyen faktörleri inceleyen birçok çalışma bulunmaktadır. Bununla beraber gayrimenkul sektöründe kurumsal imaj algısını inceleyen çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Türkiye ekonomisinde gayrimenkul sektörü lokomotif görevi görmekle beraber gayrimenkul sektörüne yatırım yapacak yatırımcıların yatırım tercihlerinde firmaların imaj algıları önemli olmaktadır. Bu araştırmada Türkiye'nin önemli sektörlerinden biri olan gayrimenkul sektöründe yatırımcıların kurumsal imaj algılarının incelenmesi açısından önemlidir. Marka itibarı ile ilgili olarak toplum, tamamen kâr odaklı şirketlerden sosyal sorumluluk duygusu türeyen şirketlerin prestij sahibi olduğunu kabul eder. Bu bağlamda tüketiciler, satın aldıkları markanın çevreye ve topluma karşı sorumlu faaliyetlerine de değer vermektedir. Çalışana, topluma ve çevreye duyarlı çalışmalar toplum tarafından değer görmekte, şirkete ve projeye güven vermektedir. Şirketin sosyal değerini, iletişim ve tanıtım çalışmalarına canlılık katar, medya ilişkilerini güçlendirir. Bu nedenle, proje düzeyinde marka değeri yaratmanın somut olmayan bileşenlerine örnek olarak çevre bilinci, iş sağlığı, güvenliği, tedarik zinciri, çalışma tarzları/koşulları ve çalışanlara ve toplumun diğer kesimlerine yönelik sosyal sorumluluk odaklı çalışmalar verilebilir. Araştırmanın amacı gayrimenkul sektöründe kurumsal imaj algısının belirlenmesidir. Araştırmada nitel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kapsamında veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırmaya 20 kişi katılım göstermiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu yarı yapılandırılmış şekilde araştırmacı tarafından hazırlanmıştır.
COVID-19 pandemi sürecinde tüketicilerin online alışverişlerindeki satın alma davranışlarına yönelik bir araştırma
Online alışveriş hayatımızın her alanında etkisi bulunan önemli konulardan biri haline gelmiştir. Online alışverişin tüketiciler açıcısından olumlu ve/ olumsuz yönleri bulunmaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ile birçok sektör değişime uğramıştır. Bu çalışmanın amacı ise pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrası olmak üzere bu üç dönemde Covid-19 pandemi etkisiyle değişen online tüketici davranışlarını, tüketim alışkanlıklarını ve satın alma davranışlarını incelemek ve farklılıkları ortaya koymaktır. Covid-19 pandemisi ile ilgili bu alanda birçok önemli çalışmalar yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Covid-19 pandemisinin birçok alanda fark edilen değişimi etkisi oluşmuştur. Covid-19 pandemisinin bu etkileri pandemi sonrasında da etkisini göstermiştir. Bu araştırmada diğer yapılan çalışmalardan farklı olarak Covid-19 pandemisinin etkilediği ve değiştirdiği online tüketici davranışları pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrası olacak şekilde üç dönem olarak ele alınış ve karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan derinlemesine görüşme yöntemiyle Türkiye genelinden farklı demografik özelliklere sahip 60 kişi ile görüşme sağlanmıştır. Sorular pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrası olmak üzere kategorize edilmiştir. Katılımcıların sorulara vermiş olduğu cevaplar deşifre edilip, kodlar oluşturulmuş ve elde edilen veriler MAXQDA 2020 programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda incelenen Covid-19 pandemisinin etkisi ile pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrasındaki bu üç dönemde değişen, tüketici online satın alma davranışlarındaki farklılıklar ortaya konmuştur.
Halkla ilişkiler uygulamalarında yeni medyanın etkisini İnstagram üzerinden ölçümlenmesi (Uganda ve Sakarya İletişim Fakülteleri vaka analiz örneği)
Yeni medya, çevrimiçi olarak sunulan ve isteğe bağlı olarak erişilebilen içerikleri tanımlar. Yeni medyanın ortaya çıkması, Halkla İlişkiler alanında önemli etkiler yaratmış ve iletişim uygulamalarında dikkate değer dönüşümler getirmiştir. Web sitelerinden wikilere, podcast'lerden bloglara zamanın değişmesiyle birlikte, İnternet tabanlı iletişim teknolojileri Günümüz halkla ilişkiler uygulamalarının tasarlanma ve uygulanma şeklini değiştirmektedir ve tüm bunlar yeni medya sayesinde. Yeni medyanın bir özelliği olan sosyal medya, günümüzde pek çok kişi tanıtım, iletişim, farkındalık ve reklam amacıyla facebook, instagram, twitter ve bloglara kullanmaktadir. Bu, halkla ilişkiler profesyonellerinin yeni nesille başa çıkmak zorunda oldukları ve eski çalışma yollarından farklı olarak onlarla nasıl çalışacaklarını hem kolay hem de zorlaştırdı. Bu tezde hem Sakarya' da hem de Islamic University in Uganda' da iletişim fakültelerinde yeni medyanın özellikle Instagram'daki halkla ilişkiler uygulamalarına etkisini ölçeceğiz. 2021'de Instagram, uygulamayı her ay 1 milyardan fazla kişinin kullandığı ve dünyadaki tüm sosyal medya ağları arasında 4. sırada yer almaktadır ve dünyadaki 6 ağdan biri olmaya devam etmektedir. Yeni medya, Halkla İlişkiler uygulayıcılarının fikirlerini ve faaliyetlerini farklı platformlarda sergilemelerine yardımcı olduğunu kanıtlamakla kalmadı, aynı zamanda halkla doğrudan sohbet edebilir, anında geri bildirim alabilir ve onlarla ilişkiler kurabilir.
Instagram'da fenomen kedilerle yapılan ınfluencer pazarlama çalışmaları üzerine niteliksel bir değerlendirme: Hosico cat örneği
Teknoloji, dijital dünyanın yüksek bir ivme ile büyüyerek gelişmesi sonucunda tüm sektörlerin dinamiklerini değiştirmiştir. Pazarlama da bu değişiklik ve yeniliklerden nasibini alan sektörler arasındadır. Geleneksel pazarlama anlayışının üstüne eklenen dijital pazarlama yöntemi, sektöre yeni bir soluk getirerek bazı komplike süreçleri daha eğlenceli ve daha ulaşılabilir kılmaktadır. Dolayısıyla yeniliklere ve gelişmelere sürekli açık olan yapısı, iş yapış biçimlerini de düzenli olarak değiştirmektedir. Influencer Pazarlama, dijital pazarlamanın yeni bir türü olarak literatürde yer edinirken, dinamikleri tam olarak oturmamış fakat yüksek ilgi ile karşılanmış ve merak konusu haline gelmiş bir pazarlama yöntemidir. Tüketicilerin, müşterilerin, pazarlamacıların, şirketlerin ve akademik araştırmacıların konu üzerindeki yoğun ilgisi, kısa sürede influencer pazarlamayı trend haline getirmiştir. Influencer pazarlamayı, yüksek takipçi kitlesine sahip olan fenomen bir Rus kedisi üzerinden anlatmayı hedefleyen bu tez çalışması; hem sektörü, hem sektörün dinamiklerini, influencer pazarlama çeşitlerini ve marka iş birliklerini objektif bir perspektiften aktarmayı amaçlamaktadır.
Advergame uygulamalarının marka imajını etkileme gücüne yönelik niteliksel bir analiz
Teknoloji birçok alanda insanoğlunun sosyal yaşamını önemli ölçüde etkisi altına almış ve aktif kanalların bir parçası haline gelmeyi başarmıştır. Özellikle son yıllardaki gelişim ve değişimler ile birlikte tüketim alışkanlıkları üzerindeki sanal hakimiyeti yadsınamaz bir gerçektir. Son dönemlerde tüketimin teknoloji ile harmanlanmış olmasından dolayı Advergame uygulamaları tüketim sektöründe önemli bir konumda yer edinmeye başlamıştır. Teknolojinin hayatımızla bütünleştiği bu dönemde Advergame ile tanıtılan bir ürün aynı zamanda bu uygulama ile tecrübe edilebildiğinden markanın hedef kitlesinin ilgisini daha hızlı ve etkili bir biçimde çekebilmesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda Advergame markaların hedef kitlesi üzerindeki etkileme gücü açısından anahtar rol oynamaktadır. Bu araştırmada günümüz tüketim kültüründe rol almaya başlayan Advergame uygulamalarının, markaların hedef kitlesi üzerindeki etkileme gücü ve iknaya olan etkisi tartışılmıştır. Çalışmanın amacı Türkiye'deki sayılı markaların kullandığı Advergame uygulamalarının marka imajına etkilerini ve markaya kattığı yararların keşfedilmesini sağlamaktır. Advergame uygulamalarının tüketici üzerindeki etkisi ve marka imajını etkileme gücü yeni nesil tüketiciler üzerinden odak grup yöntemi ile tespit edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Advergame uygulamalarının kullanıcılarda marka farkındalığı yarattığını ve kullanıcıların marka ve oyuna yönelik düşüncelerine olumlu yönde etki ettiğini ve tutumlarını şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca kullanıcıların zorunlu olmadan katıldıkları bu uygulamaların ürünlerin algılanan kalitelerine olumlu yönde katkıda bulunduğunu göstermektedir.
Yaşlı bireylerin Covid-19 pandemisinde çevrimiçi alışveriş süreçleri üzerine araştırma
Tüketici davranışları, içinde bulunduğu zamana ve sosyal faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösteren dinamik bir yapının ürünüdür. Tüketiciler, fizyolojik ve psikolojik güdülenmeler sonucunda yeni davranışlar geliştirmeye açıklardır. Bireyin tüketim alışkanlıkları satın alma öncesinde ve sonrasında edindiği deneyimler çerçevesinde gelişmektedir. Dinamik çevresel faktörler tüketicinin satın alma davranışlarını etkilemektedir bu bağlamda pandemi gibi kriz dönemlerinde bireylerin yeni tüketim mecralarına yönelmeleri ve bu mecralarda yeni alışkanlıklar edinimleri kaçınılmazdır. Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemi süreci ekonomileri, yaşamsal faaliyetleri, sosyal hayatları ve sektörel pazarları etkilemiştir, etkilemeye devam edeceği öngörülmektedir. Küresel salgının ne zaman son bulacağı yaşanan pandeminin getirdiği belirsizlik içerisinde henüz kestirilemiyorken, bireylerin ve sektörlerin yeni değişkenlere ayak uydurması zorunlu hale gelmiştir. Covid-19'un neden olduğu yeni yaşam biçimleri; önceden benimsenmiş olan alışkanlıkların, yaşam düzeninin ve sektörel çalışmaların dönüşümüne sebep olmuş ve yeni bir çağın kapısını aralamıştır. Bu çalışmada, DSÖ tarafından yaşlı olarak kabul gören 65 Yaş ve üzeri bireylerin bu yeni yaşam düzeninde çevrimiçi alışveriş süreçlerinde edindikleri deneyimlerin ortaya çıkarılması amaçlanmış olup bu bağlamda nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme tekniği uygulanmıştır. Çalışmada, elde edilen verilerin analizi yapılarak; bireylerin yaş ve pandemi faktörü bağlamında dijital alışveriş araçları kullanımına, demografik faktörlerin teknolojik kullanımlarla ilişkilerine ve yaşlı tüketicilerin dijitalleşen yeni tüketim toplumunda yönelik tüm tutum ve davranışları teknoloji kabul modeli referans alınarak ortaya konmuştur.
Z kuşağının marka sadakati üzerine bir inceleme: Gloria Jean's ve Espressolab örneği
Küreselleşmenin bir sonucu olan ve gün geçtikçe sayısı artan üçüncü nesil kahve dükkânları, geliştirdiği yenilikler ile bireylerin sosyalleşme ve çalışma alanlarının dışına çok daha ötesine geçmektedir. Ülkemizde franchise hizmet veren markalardan olan ve sektörde hızla yükselen Gloria Jean's Coffees ve Espressolab markalarını ziyaret eden Z kuşağı bireylerin bu markalara duyduğu sadakati ölçmek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Her iki markanın İstanbul Avrupa Yakası'ndaki kahve dükkanlarını ziyaret eden 1995 ve sonrası doğan 294 birey çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yaklaşımlarından genel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama aracı olarak ise iki bölümden meydana gelen anket kullanılmıştır. Veri toplama aracı olan anket hem online hem de fiziksel olarak örneklem grubuna ulaştırılarak elde edilen veriler SPSS 26.0 programı ile analiz edilerek Z kuşağının söz konusu iki markaya olan sadakati ölçülmüştür. Elde edilen veriler doğrultusunda Z kuşağı bireylerin her iki markaya duyduğu sadakatin, bu markaların sağladığı hizmet kalitesi ile arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Hizmet kalitesinin bireylerin mağazayı ziyaret sıklığını, tavsiye ve öneride bulunmalarını etkilediği de görülmektedir. Bu bağlamda hizmet kalitesinin yüksek olması bireylerin o kahve dükkanını ziyaret sıklığını arttırdığı gibi çevresine o markaya dair öneri ve tavsiyede bulunmak istediğini göstermektedir. Bir markaya dair ziyaret sıklığının artması ve öneri tavsiye de bulunulması o markaya duyulan sadakatin göstergesidir. Çalışmanın örneklemini oluşturan Z kuşağı bireylerin karakteristik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda sadakat duygusunun oluşmasının işletmeler açısından çok daha zor olduğu düşünülmesine rağmen sonuçlar bu durumun aksine işaret etmektedir.
Halkla ilişkiler uygulamalarında açık verinin kullanımı: İstanbul Büyükşehir ve Londra, New York Belediyeleri üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Dijitalleşme, yeni teknolojiler ve buna bağlı olarak değişen iletişim modellerinin gelişmesiyle, veriler ve dolayısıyla veriye dayalı ekosistemler odak noktası haline gelmiştir. Verinin küresel ekonominin yeni sermayesi olarak görülmesine bağlı olarak ortaya çıkan kavramlardan birisi de Açık Veri kavramıdır. Herhangi bir telif hakkı, patent ya da diğer kontrol mekanizmalarına tabi olmaksızın herkes tarafından ücretsiz ve özgürce kullanılabilen ve dağıtılabilen veri anlamına gelen açık veri kavramı son 10-15 yıl içerisinde dünya genelinde birçok kurum ve kuruluş tarafından kullanılmaya başlanan bir kavram olarak dikkat çekmektedir. Bu araştırmada halkla ilişkiler uygulamaları ile açık veri uygulamalarının benzerlikleri üzerinde durulmuş ve bu benzerlikler Açık Kamu Verisi üzerinden değerlendirilmiştir. Çünkü kamu kuruluşları, coğrafi, turistik, istatistiksel ve ticari veriler, hava durumu bilgileri vb. gibi birçok farklı alanlarda en büyük veri yaratıcıları ve toplayıcıları arasında yer almaktadır. Bu veriler kamu politikası geliştirme ve hizmet sunumu için vazgeçilmez olmalarının yanında kamu kuruluşları bünyesinde bulunan halkla ilişkiler birimlerinin görevleri olan halkın yönetime katılımı, karar verme süreçlerinde yer alması, yenilikçi ürün ve hizmetler yaratma gibi birçok farklı açıdan da çok değerlidir. Bu araştırmanın amacı vatandaşa en yakın kamu kurum ve kuruluşu olan belediyelerin açık veri portallarını yeni bir halkla ilişkiler uygulaması gibi kullanarak vatandaşlar ile arasındaki iletişim, şeffaflık, güvenilirlik, hesap verilebilirlik gibi ilkeleri gerçekleştirirken aynı zamanda vatandaşlarına yeni istihdam yolları yaratmanın da mümkün olduğunu gözler önüne sermektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemini oluşturan İstanbul Büyükşehir, New York ve Londra Belediyelerinin açık veri portalları incelenmiş, 3 açık veri portalından 32 kategoride 4561 veri seti içerik analiz yöntemi ile kategorize edilerek UCINET programı aracılığı ile analize tabii tutularak sonuçları değerlendirilmiştir.
Boris Johnson Party Gate krizinde aktarılan mesajların imaj restorasyon teorisi çerçevesinde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın "Party-Gate" krizi sırasında kullandığı iletişim stratejilerini, İmaj Restorasyon Teorisi (IRT) çerçevesinde analiz etmektir. Bu analiz, siyasi figürlerin kriz süreçlerinde algısal imajlarını şekillendirme amacıyla iletişim stratejilerini nasıl kullandıklarına dair fikir yürütmeyi amaçlamaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgular, Siyasi İmaj Restorasyon İletişimine teorik anlamda katkıda bulunmak, Kurumsal İletişim alanı için pratik çıkarımlar oluşturmak ve söz konusu literatüre katkıda bulunmak açısından ayrıca önem arz etmektedir. Çalışmanın metodolojik kısmı içerik analizine dayanmaktadır. Çalışma kapsamında, Boris Johnson ve ekibinin karantina kurallarını ihlal ettikleri iddialarına yanıt olarak gerçekleştirdiği açıklamalar ve kamuoyu yoklamalarına ait veriler, medya yayınları ve sosyal medya araçları üzerinden elde edilmiştir. Elde edilen veriler, sistematik olarak MAXQDA yazılımı aracılığıyla IRT'de belirtilen stratejilere karşılık gelen stratejiler bağlamında kodlanmıştır. Analiz sürecinde veriler, krizin başlangıcından sonuna kadar olan zaman diliminde, yıllık periyotlar halinde incelemiştir. Çalışmada elde edilen bulgular söz konusu yılların kapsamlı analizini ve ayrıca karşılaştırmalı analizlerini içermektedir. Araştırma sonucunda, Boris Johnson ve ekibinin kriz süreçlerinde kullandığı IRT stratejilerinin sınırlı etkilere sahip olduğu ve kamuoyu algısını şekillendirmede bir etkinlik gösteremediği bulgusuna ulaşılmıştır.
Savunma sanayinde kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı
İşletmeler teknolojik gelişmeler sayesinde halkla ilişkiler aracı olarak kurumsal web siteleri kullanmaktadırlar. Bu sayede web sitelerinde yer ve zaman kısıdını ortadan kaldırarak küresel anlamda paydaşlarıyla hızlı iletişim kurabilmektedirler. Üretilen ürünler ve kullanılan teknolojiler kapsamında yapılan paylaşımlar işletmeler iletişim aracı olmaktadır. Dolayısıyla bu noktada kurumların web sitelerinde paylaştıkları olumlu haberler, tanıtım çalışmaları vb. faaliyetler paydaşlarıyla iletişimlerinde önem kazanmaktadır. Türkiye'de korunma ve müdafaa etme ihtiyacına yönelik geliştirilen ürünler ve teknolojik gelişmeler savunma sanayi sektörü firmalarının önemini artırmaktadır. Savunma sanayinde paydaşların küresel olarak iletişim kurabilmeleri için kurumsal web siteleri kullandıkları görülmektedir. Küresel çalışmaların ötesinde üretilen ürünler ve teknolojik gelişmeler savunma sanayi sektöründeki milli çalışmalara önem kazandırmaktadır. Bu noktadan hareketle çalışmada kurumların ekonomik sorumlulukları dışında kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının araştırılması amacıyla savunma sanayi sektöründeki firmaların web sitelerindeki kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları incelenmiştir. Firmaların belirlenmesi kapsamında "Defence News" dergisi "Top 100" listesi 2022 sıralama verileri baz alınmış olup, Türkiye İhracatçılar Birliği'nin verilerinin de aynı yönde olduğu görülmüştür. Belirlenen firmalar Aselsan A.Ş. ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) olarak görülmektedir. Çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılmış olup, kategorik bir analize tabi tutulmuştur. Türkiye Halkla İlişkiler Derneği'nin belirlediği kurumsal sosyal sorumluluk kategorileri kapsamında web siteleri üzerinden incelenmiştir. Belirlenen kategorilerden yola çıkılarak yapılan paylaşımların iletilme biçimlerine dair sorgulama yapılmıştır. Çalışmanın neticesinde her iki firmanın da web sitelerinde kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarına yer verdikleri görülmüştür. Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışında firmaların en çok paylaşım yaptıkları kategoriler ve iletilme şekilleri kategorik bir analiz sonucu tespit edilmiştir.
Ödüllü reklamlarda reklam çekiciliği kullanımı: Kristal Elma Yarışması kapsamında bir değerlendirme
Bu tezin amacı, Kristal Elma Yarışması'nda ödül kazanan reklamların, tüketicilerin duygusal tepkilerini ve marka bağlılığını nasıl etkilediğini anlamaktır. Mevcut araştırmaların genellikle rasyonel ve duygusal çekiciliklere odaklanmasına rağmen, mizah, cinsellik ve korku gibi çekiciliklerin bir arada kullanımına dair yeterli bilgi bulunmamasından dolayı bu çalışma önem arz etmektedir. Bu nedenle, özellikle TV/Sinema reklam filmlerinde bu çekiciliklerin bir arada nasıl kullanıldığını sistematik bir şekilde inceleyerek bu eksikliği gidermeyi amaçlamaktadır. Araştırma evreni, 35 yıl boyunca ödül kazanan Film-TV ve Sinema kategorisindeki tüm reklam filmlerini kapsamakta, örneklemi ise amaçlı örnekleme yöntemi ile 2023-2022-2021 yıllarında ödül almış 106 tekil reklam filmidir. Araştırmanın metodolojisi, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizidir. Veriler önce SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiş, ardından Maxqda 2020 programı ile kavram haritaları oluşturulmuş ve veriler karşılaştırılmıştır. Araştırma, Kristal Elma ödüllü TV/Sinema mecralarında yayınlanmış reklam filmlerinin %41.5'inin 2022 yılına, %31.1'inin 2021 yılına ve %27.4'ünün 2023 yılına ait olduğunu belirtmiştir. 2021 yılında en çok mizah çekiciliğinin (%70.60), 2022 yılında %68.63 ile en çok mizah çekiciliğinin ve 2023 yılında %77.14 ile en çok mizah çekiciliğinin kullanıldığı belirlenmiştir. En fazla ödül alan ürün kategorisinin yıllara göre değiştiği ve mizah çekiciliğinin kullanımının baskın olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, reklam filmlerinde mizah, cinsellik ve korku çekiciliklerinin varlığının, incelenen dönemde mizahın daha baskın olduğunu ortaya koymaktadır. Mizah, cinsellik ve korku çekiciliklerinin yanı sıra diğer çekicilik türlerinin de kullanıldığı görülmüştür. Bu bulgular, reklam endüstrisinde başarılı kampanyaların hazırlanmasına yönelik gelecekteki çalışmalara ışık tutmayı amaçlamaktadır.
Akaryakıt işletmelerinin kurumsal sosyal sorumluluk raporlarının incelenmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde işletmeler küreselleşmenin etkisiyle kurumların misyon ve vizyon değerleri adına çeşitli toplumsal projeler üretmektedirler. Bu çalışmaların temelinde kar elde etme amacı olsa da toplumsal sorunlar üzerinde farkındalık oluşturma ve geniş ölçekli kitlelere iletme çabasındadırlar. Bu amaçla sosyal sorumluluk projeleri üretir ve farkındalık oluşturma çabası içerisindedirler. Sosyal sorumluluk, işletmelerin kendi hedeflerini gerçekleştirirken toplumsal talep ve beklentilere hassasiyet gösterilme ve bu doğrultuda stratejiler üretme çabasıdır. İşletmeler, sosyal sorumluluk projelerini toplumun her kesimine duyurabilmesi ve kaynak oluşturabilmesi noktasında raporlanmaya ihtiyacı duymaktadırlar. Bu maksatla global ölçekli işletmeler açık, şeffaf ve kurumsal etik değerleri ile örtüşen raporlama çeşitleri kullanmaktadırlar. Bu çalışmada, akaryakıt işletmelerinin kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin sosyal raporlama sistemi olan Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initative) standartları altında incelenmesine yönelik bir araştırmadır. Bu noktadan hareketle işletmelerin ekonomik sorumlulukları dışında, sosyal sorumluluk projelerinin belirlenmesi amacıyla, akaryakıt işletmelerinin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları, küresel raporlama sistemi (GRI) standartları altında incelenmiştir. Kurumsal sosyal sorumluluk konuları, Türkiye Halkla İlişkiler Derneğinin belirlemiş olduğu standartlar olarak belirlenmiş olup, Küresel Raporlama Girişimi standartları ise, GRI-2 "Temel Konular" ve GRI-3 "Öncelikli Konular" iki ana başlık altında toplanmıştır. Çalışma kapsamında, 2015-2020 yılları arasında akaryakıt işletmeleri tarafından yayımlanan kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik raporları içerik analizi tekniği çerçevesinde incelenmiş ve değerlendirmeye alınmıştır. Bu kapsamda dört akaryakıt işletmesi periyodik olarak KSS ve Sürdürülebilirlik raporlarına ulaşılmış olup, "Aygaz", "İpragaz", "Opet" ve "Tüpraş" örneklem olarak belirlenmiştir. Çalışmanın neticesinde, akaryakıt işletmelerinin küresel raporlama girişimi konularında raporlar sunduğu tespit edilmiştir.
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde okuyan Kırgız öğrencilerde Türkiye ve Türk algısı
Farklı toplumlardaki Türkiye algısının ortaya konulması, bu ülkelerdeki Türkiye ile ilgili kalıp yargılarla mücadele edilmesi yanında; bu ülkelerle kurulacak siyasi, ekonomik/soysa kültürel ilişkilere yönelik strateji ve taktiklerin belirlenmesi noktasında da önem taşımaktadır. Küreselleşen dünyada siyasi, ekonomik veya askeri konularda iş birliğine dönük birlikler oluşturmak pek çok kazanımı beraberinde getirebilmektedir. Irk, din veya dil gibi bağlar devletlerarası birlik oluşturma stratejilerinde çok önemli avantajlar sağlayabilmektedir. Bu noktada, atılacak çok adım ve alınacak çok mesafe olmasına rağmen, Türk dünyasında birlikteliği sağlayan bağların diğer ülkelerle kıyaslanamayacak derecede güçlü olduğunun vurgulanması gerekmektedir. Bu çalışmada; Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde okuyan Kırgız öğrencilerin Türkiye algısı incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen 315 öğrenci üzerinden Türkiye ile ilgili algıları 44 soruluk anket yapılarak tespit edilmiştir. Her fakülteden öğrenci sayıları dikkate alınarak rassal olarak seçim yapılmıştır. Elde edilen veriler ortaya konulan hipotezler yoluyla SPSS programında değerlendirilmiştir. Anketimizde yer alan 44 adet yargının sonucunda, Kırgız öğrencilerin Türkiye ve Türk kültürüne yönelik algısı olumlu yöndedir. Öğrenciler, Türk kültürünü beğenmekte, Türkiye'yi güçlü bir ülke olarak görmekte ve Türkiye'de eğitim almak istemektedirler. Bu sonuçlar, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi öğrencilerinin Türkiye algısının genel olarak olumlu olduğunu göstermektedir.
Vakko örneği üzerinden lüks tüketimde marka kimliği ve tüketici algısı: Sakarya Üniversitesi akademisyenleri üzerinde bir araştırma
Günümüzde küreselleşme nedeniyle rekabetin hızla arttığı bir ortam içinde işletmeler pazarda yerini koruyabilmek ve rakiplerinden sıyrılıp ön plana çıkmak istemektedir. İşletmeler ürünlerini hem konumlandırmak hem de geliştirmek amacı ile bazı stratejileri göz önünde bulundurmaktadır. Bu stratejilerden biri de marka kimliğidir. Bu bağlamda işletmeler açısından marka kimliği bir değer olarak görülmekte ve markanın güçlü olması için oluşturulmaktadır. Çünkü artık pazarda ürün ya da satış odaklı anlayışlar değil, merkezinde marka odaklı bir anlayış vardır. Dolayısıyla marka üründen daha önemlidir. Bu yüzden de işletmeler arası rekabet, markalar arası rekabete dönüşmüştür. Markalar arasındaki bu rekabet ise tüketici algısını ve bakışını değiştirmektedir. Bu anlamda markanın lüks tüketim pazarındaki dinamikliği ne kadar güçlü olursa tüketici algısı da o oranda güçlü olmaktadır. Bu çalışmada, lüks tüketim ve marka kimliği kavramları tüketicilerin algısı ele alınarak çalışılmıştır. Tezin amacı, tüketicilerin marka kimliği üzerinden lüks tüketime yönelik algısını ve bakış açısını incelemektir. Araştırma kapsamında ilgili konunun literatür araştırması yapılarak araştırmanın kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Bu araştırmada nicel bir yöntem olan anket formu kullanılmıştır. Bu anket çalışması tesadüfi örneklem yolu kullanılarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Anket formu Sakarya Üniversitesi'nde çalışan 506 akademisyene uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Markanın kişilik özelliklerini algılama düzeyinin yüksek olmadığı tespit edilmiştir. Öz kimlik çerçevesinde analiz edilen ürün itici gücüne yönelik verilere göre; marka oluşturulan değerlerden farklı bir şekilde algılanmaktadır. Ancak markanın kimliğine yönelik soruya katılımcıların büyük çoğunluğu geçerli yanıt verdikleri görülmüştür. Tüketicilerin marka deneyimlerine yönelik sorulardan elde edilen bulgulara göre ise; deneklerin markayı tanıma eğilimleri yüksek düzeydedir. Vakko, öz kimlik çerçevesinde ürün itici gücüne yönelik elde edilen bulgulara göre; marka oluşturulan değerlerden farklı bir şekilde algılanmakta olup Vakko'nun reklam içeriklerinde kalite olgusuna değinilmediği tespit edilmiştir. Çalışmadaki tüm bilgilerin ışığında bulguların sonuçlarına göre öneriler getirilmiştir.
Kültür emperyalizminin reklamlara yansıması: Ev yaşam kategorisi üzerine bir araştırma
Dünya'da hızla yayılan kitle iletişim araçları sayesinde bir ülkenin ideolojik değerleri başka bir ülkeye çok kolay bir şekilde entegre edilebilmektedir. Medyayı etkin kullanan ABD ve bazı Batı ülkeleri ise geliştirdikleri modernleşme kuramında; az gelişmiş ülkelerin, gelişip modernleşebilmeleri için kendi geleneksel değerlerinden sıyrılmış olmaları gerektiğini savunmaktadır. Özellikle reklamlar kültürel mesajları barındırarak, kültür emperyalizmine sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, reklamlar aracılığıyla kültürel ögelerin hangi göstergeler ile tüketiciye aktarıldığının ve tüketici üzerinde nasıl tutum oluşturduğunun ortaya konularak; Türk toplumu ve özellikle de çalışma örneklem grubunu oluşturan üniversite öğrencileri üzerinde, milli kültürü korumaya yönelik farkındalık oluşturmaktır. Ayrıca literatür taramasına bağlı çalışmanın kültürel değerlerin reklam göstergeleri özelinde ve tutumu belirlemeye yönelik gerçekleştirilmesinin ilk olma niteliği göstermesi de diğer çalışmalara yol göstermesi açısından önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında belirlenen ev yaşam kategorisi içerisinde yer alan Karaca Home ve English Home firmalarının, Youtube özelinde bulunan resmi hesapları içerisinden amaçsal örneklem yöntemi ile seçilen toplamda 10 adet reklam filmi, Ferdinand de Saussure ve Roland Barthes'ın göstergebilim çözümleme yaklaşımı ile incelenmiştir. Hemen sonrasında çözümlenen reklam mesajları ile aktarılan kültürel göstergelerin, tüketicide nasıl bir tutum oluşturduğunu saptamaya yönelik, Sakarya Üniversitesi Kyk Kız Öğrenci Yurdu örneklemi dahilinde 255 kişi ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen reklam çözümlemeleri ve anket sonuçları bulgularının birbirlerini destekler nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma kapsamındaki reklamlar, Türk kültürünü yansıtmayarak daha çok kültür emperyalizmine yönelik mesajlar barındırmakta ve tüketici üzerinde kültürel etki de bulunmaktadır.
Müşterilerin tatil tercihlerinin belirlenmesinde Instagram'ın rolü
Instagram günümüzde kişilerin en çok zaman geçirdiği, aralarında bilgi paylaşımı yaptığı, bilgi edinme konusunda araştırmalar yapmanın en kolay olduğu sosyal medya platformlarından biri olarak görülmektedir. Bilgi edinilebilecek konu başlıklarından biri de turizmdir. Tatil tercihi yapma düşüncesinde olan potansiyel müşteri adaylarının instagramda yer alan işletmelerin profesyonel biçimde tanıtımlarını yapması veya fenomenlerin tatil deneyimlerini instagram üzerinden aktarmasının müşterilerin tatil tercihlerini etkilediği görülmektedir. Instagramda içerik üretme ve tanıtım faaliyetlerinin artması nedeniyle müşterilerin tatil tercihlerini belirlemesinde instagramın ne derecede bir rolü olduğunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müşteri ve müşteri kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde Instagram ve müşteri ilişkisi, üçüncü bölümde araştırma bölümü veri analizi ve bulgular ile yer almaktadır. Araştırma yöntemi olarak anket tercih edilmiştir ve anket soruları beş seçenekli Likert Ölçeğine göre oluşturulmuştur. Belirlenen hipotezlere göre anket soruları geliştirilmiş ve anket yanıtlarına göre hipotezler SPSS analizi test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; müşterilerin tatil tercihlerini belirlerken işletmelerin instagram paylaşımlarından ve gerçek müşteri deneyimine dayanan paylaşımlardan etkilendikleri, tatil tercihlerini belirlerken fenomenlerin önerilerini dikkate aldıkları, bir işletmenin instagram hesabını aktif kullanmasının önemli olduğu ve instagram hesabı olan işletmelerin bilinirliğini arttırdığı yönündeki hipotezler doğrulanmıştır.
Afet zamanlarında sosyal sorumluluk iletişimi ve sosyal medyada görülen kullanıcı davranışları: AHBAP örneği incelemesi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte herhangi bir olay çerçevesinde insanların örgütlenmesi ve bilgi akışı sağlaması çok daha kolay ve hızlı bir hâle gelmiştir. Sosyal medya platformlarının da hayatımıza girmesi olumlu ve olumsuz anlamda birçok şeyi değiştirmiştir. Sadece gündelik yaşam içinde değil, afet gibi olağanüstü durumlarda da bireyler hızlı, doğru, güncel bilgi alabilmek ve dayanışma sağlayabilmek adına sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmaktadır. Afetzedeler ve sosyal medya kullanıcıları, doğru bilgiye ulaşabilmek için medya kuruluşlarını, resmi kurumları ve sivil toplum kuruluşlarını takip etmektedir. Bireyler bu kurumları takip ederek doğru, güncel ve güvenilir bilgilere ulaşabilmektedirler. Ancak bu süreçlerde sosyal medyada yoğun bir bilgi kirliliği de yaşanmaktadır. Bu gibi süreçlerde resmi ve güvenilir kurumları takip etmek, doğru ve güvenilir bilgilere ulaşabilmek adına kritik öneme sahiptir. Burada resmi kuruluşlara büyük bir iş düşmektedir. Bireyleri paniğe sürüklemeden onların sakin kalabilmesini sağlamalarına ve doğru kararlar almalarına yardımcı olmak zorundadırlar. Bu bağlamda afetlerde sosyal medyanın rolü ve önemi büyüktür. Bu çalışmada, Ahbap Derneği'nin X hesabı (@ahbap) örneklem alınarak, Türkiye'de yaşanan 6 Şubat Depremlerinde süreç ile ilgili izlemiş oldukları stratejiler, çalışmalar incelenmiş ve detaylı bir araştırma yapılarak sosyal medyada ortaya çıkan kullanıcı profilleri netnografi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan her kullanıcı profiliyle, afet zamanlarında sosyal medyada meydana gelen sorunlar ve sosyal sorumluluk iletişimi karşısında ortaya çıkan insan faktörünün önemi vurgulanmıştır.
İnternet bağımlılığı ile mücadelede sivil toplum örgütlerinin rolü üzerine teorik ve uygulamalı bir araştırma
Bu çalışma, STK'ların internet bağımlılığıyla mücadelede başvurdukları halkla ilişkiler uygulamalarını ele almayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda STK'ların faaliyet raporları incelenmiştir. Çalışmanın evrenini, internet bağımlılığıyla mücadele eden STK'lar oluşturmaktadır. Bu evreni daraltmak için, internet bağımlılığı konusunda en fazla bilinirliğe sahip olma, etki alanı ve ulaşılan kitle büyüklüğü, yenilikçi yaklaşımları benimseme, uluslararası iş birlikleri ve ağların gelişmişliği gibi kriterler gözetilerek, üç kıtadan beş sivil toplum kuruluşu seçilmiştir. Bu bağlamda, ABD'den IREX, Hindistan'dan DEF, İngiltere'den ORG ve APC, son olarak Türkiye'den Yeşilay örneklemi alınmıştır. Örnekleme dahil edilen sivil toplum kuruluşlarının 2019-2023 yılları arasındaki faaliyet raporları, betimsel analiz metoduyla MAXQDA programında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda Halkla İlişkiler Ekosistemi Modeli ortaya çıkmıştır. Model, STK'ların internet bağımlılığıyla mücadelesine yönelik stratejik iletişim çerçevesini altı ana bölümde sunmaktadır. İletişim stratejileri; dijital, proaktif, reaktif yaklaşımlar ve kurumsal sosyal sorumluluk içermektedir. Halkla ilişkiler modelleri arasında iki yönlü simetrik, iki yönlü asimetrik ve basın ajansı modeli bulunmaktadır; bu modeller etkili iletişim ve etkileşim için çeşitli yaklaşımlar sağlamaktadır. Halkla ilişkiler işlevleri; danışmanlık-tavsiye, kamuoyu yaratma, güvenirlilik ve görünürlük arttırma üzerine odaklanmaktadır. Halkla ilişkiler türleri; imaj/itibar yönetimi, ilişki yönetimi, bilgilendirme ve ikna gibi stratejilerle kuruluşların hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmaktadır. Kampanya araçları; görüşme-toplantılar, konferanslar, seminerler, basın bültenleri, sponsorluklar ve fuarlarla halkla ilişkiler kampanyalarını desteklemektedir. Halkla ilişkiler karması ise, kamu yararına faaliyetler, kurumsal reklamcılık, lobicilik, basın sözcülüğü ve duyurular aracılığıyla kuruluşun toplum üzerindeki etkisini arttırmaktadır ve iletişim stratejilerini güçlendirmektedir. Bu bütüncül yaklaşım, STK'nın geniş kitlelere ulaşmasını, itibarını korumasını ve stratejik hedeflerine ulaşmasını sağlayarak toplumsal etkisini arttırmaktadır.
Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında sosyal medyada online benlik sunumu üzerine teorik ve uygulamalı bir çalışma
Bu çalışmayı diğer çalışmalardan farklı kılan kullanım ve doyumlar yaklaşımı kapsamında sosyal medyada çevrimiçi benlik sunumunun nasıl ve hangi yöntemlerle sunulduğu ortaya koymaktadır. Çalışmanın temel amacı sosyal medya platformlarında kendini ifade etme olanaklarını öne çıkarmaya çalışmak ve sosyal medyada öz sunumun farklı değişkenlere göre çeşitlilik gösterip göstermediği incelenmiştir. Google Forms uygulamasında hazırlanan anket aracılığıyla katılımcılara iletilmiştir. Katılımcıların, anket bağlantılarını birbirine göndererek 350 katılımcıya ulaşmak istenmiştir ancak 316 katılımcıya ulaşılmıştır. Anketin ilk bölümünde demografik özelliklerle ilgili sorulardan oluşmaktadır. Diğer iki ölçek ise 5'li Likert tipine göre hazırlanmış "Sosyal Medya Kullanım Motivasyonları Ölçeği" ve "Değiştirilmiş Benlik Sunumu Taktik Ölçeği"'den oluşmaktadır. Araştırma, Aralık 2023 yılı ile Mart 2024 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Instagram kullanıcıları arasında gerçekleştirilmiştir. Bu keşifsel çalışmada, sosyal medyada geri bildirim alma, stratejik kendini sunma ve sosyal karşılaştırmanın, burada "kendini sunmaya odaklanma" olarak adlandırılan tek bir faktörde birleştiğini göstermektedir. Veriye dayalı bir yaklaşım kullanarak, benlik sunumuna düşük, orta ve yüksek düzeyde odaklanan gruplar belirlenmiştir. Kadın katılımcılr, daha yüksek dışadönüklük, daha düşük duygusal istikrar izlemektedir. Bu durumun kadın katılımcılar arasında kendini sunmaya yüksek düzeyde odaklanma, sosyal medya kullanımı ile kadınlarda erkeklere kıyasla olumsuz zihinsel sağlık sonuçları arasında daha güçlü ilişkiler olduğuna dair önceki bulguları açıklanabilmektedir. Daha da önemlisi, belirli sosyal medya olanakları ve kendini sunma eylemi, kişinin kendini sunmaya odaklanmasını artırabilir ve kendini sunmaya odaklanma açısından cinsiyet farklılıkları, kadın ve erkekler arasındaki platform tercihindeki farklılıklarla kısmen ilişkili olabilmektedir. Bu karmaşık ilişkilerin doğası daha fazla araştırma yapılmasını gerektirmektedir ve niteliksel ve niceliksel yaklaşımların birleştirilmesi için çaba sarf edilmesini gerektiği düşünülmektedir. Korelasyon analizinin benlik sunumlarına ait pozitif yönlü ilişkilerin en yüksek tehdit–acındırma boyutlarında olduğu tespitine varılmıştır
Bağımlılık programlarının halkla ilişkilerodaklı sosyal politikası üzerine bir model önerisi
Bu çalışma, madde bağımlılığına karşı mücadelede kullanılan sağlık iletişimi ve halkla ilişkiler merkezli sosyal politikaların uygulama biçimlerini ve bu süreçteki stratejik halkla ilişkilerin etkilerini değerlendirmektedir. Yapılan bu değerlendirme neticesinde işlevsel bir model geliştirerek uygulamaya yönelik önerilerin sunulması hedeflenmektedir. Çalışmanın örneklemi Türkiye, ABD, Avustralya,Güney Afrika, İspanya ve Bangladeş oluşmaktadır. Araştırmanın kapsamını, incelenen ülkelerin son üç dönemine ait ulusal eylem stratejisi ve performans raporları oluşturmaktadır. Çalışmada eş zamanlı karma desen tipolojisi kullanılmıştır. Bu desende, nicel veri toplama tekniği olarak doküman analizinden yararlanarak, ülkelerin madde bağımlılığıyla mücadelede kaydettikleri başarılar SPSS programında sayısal olarak değerlendirilmiştir. Nitel veri toplama yöntemi olarak içerik analizi kullanılarak, ülkelerin madde bağımlılığıyla mücadelede uyguladıkları stratejilerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu belirleme sürecinde Maxqda programı kullanılmıştır. Her iki kaynaktan elde edilen veriler karşılaştırmalı biçimde yorumlanıp raporlaştırılarak madde bağımlılığıyla mücadeleye yönelik etkili bir model ortaya çıkarılmıştır. Sosyo-Entegre Önleme Modeli sekiz boyuttan oluşmaktadır. Bu boyutlar: sosyal diyalog ve etkileşim, sosyal dayanışma ve iyi niyet, sosyal barışın tesisi, sosyal uzlaşmayı sağlama, sosyal adalet, sosyal refah ve kapsayıcılık, sosyal güvenlik ve sürdürülebilirlik, sosyal özveri ve toplumsal bütünleşmedir. Sosyo-Entegre Önleme Modeli'nin (SÖM) amacı, madde bağımlılığıyla mücadelede,toplumu bilgilendirme ve madde kullanımının önlenmesine yönelik sosyal politikalar ile sağlık iletişimi stratejilerini bütünleşik bir yaklaşımla entegre etmektir. Bu entegrasyonla, toplumun tüm kesimlerine ulaşarak madde kullanımının azaltılması ve sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesini teşvik etmek hedeflenmektedir.
Bütünleşik pazarlama iletişimi ve sosyal medya etkileşimleri: Çay sektörüne odaklı nitel bir inceleme
Bütünleşik pazarlama araçlarının sosyal medya platformları üzerinden uygulanması etkileşimli bir pazarlama yaklaşımı olarak hedef kitlelerle iletişim kurmak için etkili bir yoldur. Markaların kişiselleştirilmesi geniş kitlelere yayılması konusunda sosyal medya önemli bir rol üstlenmektedir. İşletmeler sosyal medya aracılığıyla hedef kitlelere ürünlerini, hizmetlerini ve faaliyetlerini tanıtmakta ve pazarlama faaliyetlerini yürütmektedirler. Sosyal medyanın en önemli rollerinden bir tanesi halkla ilişkiler, pazarlama ve reklam arasındaki mesafeyi azaltması ve bütünleşik hale gelmesine yardımcı olmasıdır. Bu çalışmada sosyal medyanın bütünleşik pazarlama iletişimi amaçları için kullanılması Türkiye'de çay sektöründe faaliyet gösteren Çaykur ve Doğuş Çay şirketlerinin uygulamaları özelinde araştırılmıştır. Bu çerçevede Çaykur ve Doğuş Çay şirketlerinin 1 Kasım 2021 ile 31 Ocak 2022 tarihlerini kapsayan üç aylık süreçte en çok kullanılan sosyal medya platformları olan Facebook, Instagram, Twitter ve Youtube paylaşımları izlenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuş, SPSS 25 programı aracılığıyla uygulamaların temel istatistikleri, frekansları, çapraz tablolar ve t testleri yapılmıştır. Bulgular karşılaştırılarak yorumlanmış ve tartışılmıştır. Araştırmanın sonucunda; her iki çay firmasının da Facebook, Twitter ve Instagram'ı bütünleşik pazarlama iletişimi kapsamında etkin bir şekilde kullandıkları, Youtube'u ise son plana bıraktıkları belirlenmiştir. İnceleme kapsamındaki üç aylık süreçte Youtube'da Doğuş Çay firması tek bir gönderi paylaşırken, Çaykur firmasının gönderi paylaşımı olmamıştır. Doğuş Çay firması, sosyal medya platformlarında bütünleşik pazarlama iletişimi aracı olarak reklam, halkla ilişkilerinden faydalanırken, Çaykur firmasının reklam, halkla ilişkiler ve doğrudan pazarlama faaliyetlerinde sosyal medyadan faydalandığı belirlenmiştir. Çaykur ve Doğuş Çay firmasının gönderileri 1 Kasım 2021 ile 31 Ocak 2022 tarihlerini arasında incelendiğinde sponsorluk ve satış geliştirme faaliyetlerine dört platformda hiç yer vermediği görülmektedir. Çaykur ve Doğuş Çay markalarının sosyal medya platformlarını kullanımının birbirinden istatistiki olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Şirketten şirkete sosyal medya ortamında bütünleşik pazarlama uygulamaları farklılaşmakta olup; Çaykur sosyal medya platformlarında bütünleşik pazarlama araçlarını daha etkin ve etkili kullanmaktadır. Doğuş Çay firmasının ise daha bütünleşik yapıda kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Her iki markanın dijital bütünleşik pazarlama iletişim stratejilerinin sosyal medya ortamlarında topluluklar oluşturmaya, marka değerini yükseltmeye, marka bağlılığını artırmaya, satın alma davranışları oluşturmaya yönelik olarak daha etkili kullanmaları gerekmektedir.
E-ağızdan ağıza pazarlamanın tüketici davranışlarına ve satın alma kararına etkisi: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği
Yeni internet teknolojilerinin gelişmesi sosyal medyaya olan ilgiyi arttırmakta ve çevrimiçi platformlardaki bilgi paylaşımını sağlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın genç nesil üzerindeki etkisini ve bir ürün veya hizmet satın almadan önce hangi faktörlerden etkilendiğini ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışma, elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın üniversite öğrencileri üzerinde farklı demografik özelliklere sahip on iki grupla odak grup görüşmesi yapıldığı için önemlidir. Bu konu ile ilgili araştırmaların az olması hem literatüre hem de bundan sonra yapılacak çalışmalara kaynak olabileceği düşünülmektedir. Araştırma sonucuna göre, tüketicilerin negatif ağızdan ağıza pazarlama faaliyetlerine daha eğilimli oldukları görülmüştür. Bir ürün hizmet hakkında en fazla yakın çevresi ve arkadaşları ile paylaşımlarıda bulundukları tespit edilmiştir. Buna göre tüketicilerin elektronik ortamlarda yapılan yorumları inceledikleri ve dikkate aldıkları; ancak yakın çevresinin de tavsiyelerini alarak satın alma kararlarını gerçekleştirdikleri ortaya çıkmaktadır. Bu tezde, elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın üniversite öğrencilerinin satın alma davranışlarının nasıl şekillendiği ve satın alma karar aşamasında nelerden etkilendikleri ölçülmeye çalışılmıştır.
Yeni medya üzerindeki iletişim engelleri: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği
Yeni medya teknolojilerinin gelişmesiyle yeni iletişim kanalları, ortamları ve araçları bireylerin kullanımına sunulmuştur. Yeni medya teknolojileri kullanıcılarına birçok fırsat sunmaktadır. Bu fırsatlardan biri de etkili iletişimdir. Etkili iletişim ise iletişim engellerinin ortadan kaldırılmasını gerektirir. İletişim engelleri, iletişim sürecinin etkinliğini sınırlandırarak iletişim süreci için negatif bir boyut yaratmakta olan her şeydir. İletişim engelleri, üretkenliği, becerileri, yetenekleri ve fırsatları azaltmaktadır. Bu nedenle yeni medya üzerinden etkili bir iletişim kurmak için bu süreçte karşılaşılan iletişim engelleri azaltılmalı hatta ortadan kaldırılmalıdır. Bu araştırmanın amacı, yeni medyada karşılaşılan iletişim engellerini ortaya çıkartmaktır. Bu nedenle, üniversite öğrencilerinin yeni medya platformlarında karşılaştıkları iletişim engellerinin öğrenciler açısından neler olduğunu ortaya çıkarmak, bu engelleri değerlendirip kategorize ederek tanımlamak, engelleri azaltmak ve ortadan kaldırmak için önerilerde bulunmak hedeflenmektedir.
Marka şehir olma sürecinde üniversite öğrencilerinin Eskişehir algısı üzerine bir araştırma
Marka haline gelmek, rakiplerinden farklı olup karar durumunda hedef kitle tarafından rakibine karşı tercih edilme ve böylece daha yüksek algılanan değer kazanma anlamına gelmektedir. Buna benzer, bir şehrin markalaşması, kültürel, ticari ve siyasi bakımdan şehrin tüm kaynaklarının hedef kitlenin zihninde yüksek değere dönüştürülmesini ifade etmektedir. Dünyada küreselleşmenin ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin de etkisiyle şehirler, diğer şehirlerle rekabet içerisindedir. Bir şehir bölge ya da ülke firmalar gibi sahip olduğu değerleri, ürünleri ve şehirde var olan hizmetleri diğer var olan ürünlerden ve hizmetlerden farklılaştırarak rahat ve kârlı bir şekilde pazarlayabilir. Yatırımcıların, yerli ve yabancı ziyaretçilerin dikkatini çekerek bunları şehre yönlendirebilir ve bunun sonucunda marka şehir haline gelebilir. Bu noktadan hareketle bu çalışmanın amacı; Eskişehir'in markalaşması ve marka şehir olmasıyla şehirdeki sağlanan faydayı tesis etmektir. Çalışmada öncelikle marka, şehir markalaşması ve marka şehir kavramı üzerinde durulmuş daha sonra Eskişehir ilinin marka şehir olma potansiyeli incelenmiş ve Eskişehir ili için marka şehir olma sürecinde önerilere yer verilmiştir. Eskişehir'de yüksek öğrenim gören öğrenciler üzerinde yapılan bu çalışmada 900 kişi ile yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Eskişehir'in marka imajı ölçümlenmeye çalışılmıştır. Veriler, SPSS programında analiz edilmiş sonuçta Eskişehir ilinin olumlu bir imaja sahip olduğu tespit edilmiştir. Eskişehir'in en önemli özelliği şehirdeki turistlik ve tarihi yapılar iken şehir modern, temiz, sakin, güvenli sosyal aktivite çeşitliliği zengin bir imaja sahiptir. Sonuçlarda Eskişehir halkı imajı ise çalışkan, yardımsever ve girişimci olarak tespit edilmiştir. Son olarak Eskişehir ilinin sosyolojik olarak tanımı ise eğitim kenti olması olarak sonuçlanmıştır.
Festinger'in bilişsel uyumsuzluk yaklaşımına göre kan bağışlarının yetersizliğine yönelik bir çalışma
Kan bağışlarının yetersizliği birçok ülkede toplumsal bir sorun olarak ele alınıyor. Terör tehdidi, doğal afetler ve şehirlerde yaşamını sürdüren geniş kitleler ülkeleri kan bankaları kurmaya sevk ediyor. Türkiye'de kan bağışlama oranları yıldan yıla artış gösteriyor fakat hala yeterli seviyede olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu sebeple gerek Türkiye'de gerekse dünyada birçok çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmada kan bağışlarının yetersizlik sorunu insanların karar aşamalarına etki eden değişkenlerinin tespit edilmesine dayanmaktadır. Bu tespitin yapılabilmesi için yöntem olarak, Festinger'in "Bilişsel Uyumsuzluk Yaklaşımı"nda belirttiği varsayımlara uygun bir ölçek dizayn edilmiştir. Yaklaşıma göre, insanlar bilişsel alanda uyumsuzluğa düştüklerinde tekrar dengeye ulaşmak için "yeni haklı kılımlar" üretmektedir. Festinger'in tespit ettiği dört haklı kılım yöntemine ilişkin ifadelerin yer aldığı anket çalışmasının sonuçlarında hipotezler doğrulanmamıştır. Hipotezleri temsilen oluşturulan yargı cümleleri katılımcıların kan bağışı eylemine karşı sahip olduğu düşünceleri belirlemektedir. Bu sebeple araştırma gönüllü ve düzenli kan bağışlarının sayısını artırmak için hazırlanacak kamu spotları, halkla ilişkiler faaliyetleri ve bağışçı kazanım kampanyaları için önemli sonuçları içermektedir.
Sosyal kimliğin oluşumunda marka topluluklarının etkisi: Vosvos (Volkswagen Beetle) marka topluluğu örneği
Topluluklar, insanoğlunun hayatında ilkel çağlardan günümüz postmodern dönemine kadar çok büyük önem teşkil eden oluşumlar olmuşlardır. Topluluk kurmak ve topluluklara dâhil olmak beslenme, hayvan ve insan saldırılarına karşı savunma yapmak ve barınma gibi makro ihtiyaçlardan, bir futbol kulübünü desteklemek veya bir sosyal sorumluluk projesini yürütmek gibi geniş bir amaçlar yelpazesinde gerçekleştirilen eylemler olmuşlardır. Her ne kadar birbirlerinden amaç ve şekil yönünden ayrılsalar da toplulukların hemen hepsinin ortak yönü, bireylerin sosyal kimliklerine etki edebilme kabiliyetleridir. Sosyal Kimlik, Henri Tajfel ve John Turner tarafından 1970'li yıllarda kavramsal çerçevesi çizilmiş olan bir teori olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal kimlik, bireylerin kendi kimliklerinin yanında sahip olduğu, aidiyet geliştirilen toplulukların değerleriyle oluşan, ikincil bir benlik olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmanın konusu, tüketim toplumunun günlük yaşama kattığı, postmodern topluluklardan olan marka topluluklarının, bireylerin sosyal kimliklerine olan etkilerinin ve bu etkilerin boyutlarının araştırılmasıdır. Bu kapsamda, "Vosvos" olarak bilinen "Volkswagen Beetle" otomobilinin hayranlarının oluşturduğu, Vosvos marka topluluğu ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir.
Coğrafi işaretlerin şehir markalaşmasına etkileri: Sakarya ili örneği
Coğrafi işaretler ve markalaşma konusu günümüzde ülkeler ve şehirler için büyük önem teşkil etmektedir. Değişen ve zorlaşan rekabet koşullarında şehirler farklı olabilmek için her yolu denemektedir. Türkiye bu konularda önemli potansiyellere sahip olmasına rağmen rakiplerine göre daha geride durmaktadır. Çalışmanın amacı, şehirler için oldukça önemli iki konu olan coğrafi işaretler ve şehir markalaşmasını tek bir çatı altında toplayarak, Sakarya ili üzerinden yapılan araştırmayla diğer şehirler için de bir örnek oluşturmasıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde coğrafi işaretler ikinci bölümde ise marka ve şehir markalaşması konularında literatür taraması yapılmıştır. Bu çalışmada coğrafi işaretlerin şehir markalaşmasına etkileri ele alınmaktadır. Bu sebeple öncelikle coğrafi işaret, marka ve şehir markalaşması kavramları irdelenmiş; en son ve üçüncü bölümde coğrafi işaretlerin şehir markalaşmasına etkileri konusunda Sakarya ili üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Çalışmanın araştırma kısmında nicel bir araştırma yöntemi olan anket kullanılmış ve İstanbul'da yaşayıp Sakarya'ya en az bir defa gitmiş kişilere uygulanmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen bulgular SPSS 20.0 programı ile ölçülmüş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuç olarak araştırmaya katılan kişilerin, coğrafi işaretlerin şehir markalaşmasına olumlu yönden etkilerinin olduğuna katıldığı sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla beraber katılımcılardan yaşı küçük olanların yaşı büyük olanlara göre, bekar katılımcıların evli katılımcılara göre ve ön lisans, lisans veya lisansüstü seviyesindeki kişilerin ilköğretim seviyesindeki kişilere göre, coğrafi işaretlerin şehir markalaşmasına olumlu etkileri olduğu konusuna daha çok katıldığı görülmüştür.
Yeni medyanın gençlerin/üniversite öğrencilerinin hazcı tüketimine etkisi: Sakarya Üniversitesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Yeni medya bireylerin hayatlarında vazgeçilmez bir yere sahiptir. İnteraktif bir ortam özelliği sunan yeni medya bireyleri hem kaynak hem de hedef kitle statüsüne sokabilmektedir. Bireyin etkileyen ve etkilenen olması yeni medya araçlarını gün geçtikçe daha cazip hale getirmekte ve bağımlılık yaratmayı başarmaktadır. Yeni medyanın kişiler üzerindeki etkisinin bu denli önemli olduğunu düşündüğümüz zaman tüketim sürecine olan etkisini göz ardı edemeyiz. Tüketim ilk başlarda sadece ihtiyaçları gidermeye hizmet ederken günümüzde bu anlam daha genişlemiş ve tüketimin haz odaklı alışverişe yönelmesine neden olmuştur. Bu süreç içerisinde yeni medya, tüketicinin hazcı tüketime yönelmesine hizmet eden önemli bir araç olma özelliğine sahiptir. Gerçekleştirilen bu çalışma yeni medya, hedonik tüketim ve uygulama bölümü olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın konusu, yeni medyanın üniversite öğrencileri üzerindeki hazcı tüketime etkisinin incelenmesidir. Öncelikle ilk bölüm yeni medya kavramı, yeni medya türleri, yeni medyanın avantaj ve dezavantajları, geleneksel medyadan farkı gibi konulardan oluşmaktadır. İkinci bölüm hedonizmin tarihçesi, hedonik tüketim kavramı, tüketicilerin davranışları, hedonik tüketime iten nedenler neler bunlar üzerinde bir literatür araştırmasından oluşuyor. Son bölüm de ise yani çalışmanın araştırma kısmında Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine uygulanmak üzere hazırlanan ve SPSS programında çözümlenmiş anket çalışması vardır. Elde edilen verilerin frekans analizi, standart sapma, ortalamaları hesaplanmış ve likert sorulara faktör analizi uygulanmıştır.
Kent markalaşması çerçevesinde "Yavaş kentler": Taraklı örneği
Marka kavramı sadece ürün ve hizmetler için geçerli olmayıp, kentler de markalaşma süreçlerini yaşamaktadır. Markalaşma, kentleri ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda geliştirip ön plana çıkarmaktadır. Kent markalaşma sürecinde markalaşma unsurları olan imaj, kimlik, marka değerinin birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu bütünlüğü sağlayan marka iletişimi ile şehrin tüm hedef kitlesine yönelik yapılan çalışmalar markalaşma sürecini daha başarılı kılmaktadır. Kentlerin de markalaşma sürecinde kendilerini farklı kılan özellikler üzerinde yoğunlaşarak başarılı bir marka konumlandırma ile hedef kitleyi etkileyebilmek ve hedef kitlenin zihninde yer almayı başarması gerekmektedir. Sanayileşmeden sonra kentler de değişikliğe uğramıştır. Artan nüfus oranı beraberinde kalabalığı, kirliliği ve hızlı yaşamayı ortaya çıkarmıştır. Bu durum küreselleşme ile birlikte kentlerin kendilerine ait yerel kimliklerinden kopup giderek birbirlerine benzer hale gelmelerine dönüşmüştür. Son dönemde adını sıklıkla duyduğumuz bir kent kalkınma modeli olan "Yavaş Kent" hareketi küreselleşmeye karşı çıkarak kentlerin yerel kimliklerini korumaları adına öncülük etmektedir. Yavaş kent hareketi, kentlerin kendi yereline sahip çıkmasında ve markalaşmasında etkili olarak kentleri cazibe merkezine dönüştürmektedir. Bu çalışmada 2011 yılında "Yavaş Kent"birliğine üye olan Taraklı'nın markalaşma süreci Taraklı yerel yönetim, Taraklı halkı ve ziyaretçilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle ortaya konulmuştur. Bu bilgiler ışığında Taraklı'nın yavaş kent bağlamında marka kent olmasının avantaj ve dezavantajları belirlenerek Taraklı için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yavaş Kent, Marka, Marka Kent, Taraklı
Yerel gazetelerde okur temsilciliği uygulamaları: Sakarya yerel gazeteler örneği
Temeli basın kuruluşlarındaki mesleki ve etik ilkelerin uygunluğunu arttırmak, okurla gazete arasındaki iletişimi sağlıklı bir şekilde işletmek ve yüksek kalitede bir gazetecilik pratiği sağlamak olan ombudsmanlık sistemi Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaşmaktadır. Okurların eleştirilerini, beklentilerini iletebildikleri ve mesleki ilkelerin uygulanmasına yönelik bir sistem olan ombudsmanlık, basında farklı adlarla anılarak kullanılmaktadır. Her ne kadar söz konusu kavram, gazetelerde "ombudsman" ifadesiyle kullanılsa da Türkiye'deki gazetelerde genellikle "okur temsilciliği" olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmanın odak noktası da okur temsilciliği kavramıdır. Bir özdenetim sistemi olan okur temsilciliği gazetelerin okurlarıyla kurduğu çift yönlü bir iletişim sürecidir. Gazetenin fiziksel özellikleri ve içeriklerinin okura etkilerini ve gazete ürünlerinin mesleki ilkelere uygunluğunu takip eden bu sistemde okur, eleştiri ve önerilerini gazetedeki okur temsilcisi aracılığıyla paylaşabilmektedir. Okur temsilciliği okur-gazete ilişkisini güçlendiren ve okurun gazeteyle bağını sağlamlaştıran önemli bir sistemdir. Çalışma, yaygın gazetelerde kullanılan okur temsilciliği sisteminin yerel gazetelerdeki uygulamasını incelemektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, Sakarya'daki yerel gazetelerle okuyucuları arasındaki ilişkilerin boyutlarını ve okur temsilcisine ihtiyaç duyup duymadıklarını ortaya koymaktır. Çalışmanın amacına uygun olarak nitel araştırma yöntemi tercih edilerek yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Konu gazete yöneticilerinin ilgili sorulara verdikleri cevaplar ekseninde incelenmektedir. Bu çerçevede çalışma yerel gazetelerde okur temsilciliği uygulamasına ve akademik alandaki çalışmalara katkı sağlaması açısından önemlidir. Çalışmada yerel gazetelerin okuyucusuyla olan iletişimi, okurdan gelen eleştirilerin hangi yolla cevaplandırılandırıldığı, okur temsilciliği uygulamasının varlığı ve gazete yöneticilerinin okur temsilciliğine olan yaklaşımı ortaya konulmaktadır.
Pazarlama iletişimi aracı olarak advergame (Oyunreklam) uygulamaları: Türkiye'de yapılan advergame (Oyunreklam) uygulamalarının incelenmesi
Bir reklam uygulaması olan advergame (oyunreklam) uygulamalarının amacı, marka mesajını eğlenceli bir şekilde tüketiciyle buluşturmaktır. Rekabet ortamında markalar kullanıcılara ilettikleri mesajları en etkili biçimde vermeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada oyunreklam uygulamalarının pazarlama iletişimine bir katkısı olup olmadığı araştırılmaktadır. Çalışma kendi içerisinde 4 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümde pazarlama ile ilgili geniş bir literatür çalışması yapılmış, pazarlama iletişimine ve viral pazarlama kavramlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde reklam kavramı incelenmiş, üçüncü bölümde ise oyunreklam kavramının tanımına, tarihçesine, çeşitlerine, gelişimine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise araştırma bulguları aktarılmıştır. Çalışmanın araştırma aşamasında ödül alan oyunreklam uygulamalarını yapan ajanslarla görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmelerde oyunreklam uygulamalarının trend olduğu dönemlerde markanın pazarlama iletişimine olumlu katkı sağladığı, marka ile kullanıcı arasında duygusal bir bağ kurduğu ve içinde eğlence kavramını barındırdığı için markalar tarafından kullanılmak istendiği sonucuna varılmıştır. Ancak değişen dijital trendler ve yaşanan dijital gelişmelerle oyunreklam uygulamaları popülerliğini kaybederek yerini farklı uygulamalar bırakmıştır.
Çizgi film karakter reklamlarının çocuk tüketiciler üzerindeki etkileri
Çağdaş pazarlama anlayışının hız kazandığı günümüz toplumunda satın alma davranışları ve tutumlarının değiştiği gibi çocuk tüketici pazarlama alanları da hızla değişim göstermektedir. Markalar, bilgi iletişim teknolojileri gücü ile çocukların, çok erken yaşlarda izlemeye başladıkları çizgi film karakterlerinin ürünlerini satın aldırmaya yönelik birçok reklam stratejileri geliştirirler. Tüketici davranışlarını çocuk yaşta elinde tutma gayesi içinde olan markalar, Televizyon mecrası ve özellikle günümüzde yaygın olarak kullanılan internet mecrası üzerinden reklamlarını yayınlamayı tercih ederler. Bu çalışma, çizgi film karakter reklamlarının çocuk tüketiciler üzerindeki etkisini incelemiştir. Televizyon ve internet (özellikle Youtube) reklamlardaki çizgi film karakter ürünlerinin çocuk tüketici davranışlarına yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve okul türü değişkenlikleri açısından etkisi ölçülmüştür. Araştırma sonucunda 7-10 yaş çocuk grubunun televizyon ve internet (özellikle Youtube) reklamlarındaki çizgi film karakter ürünlerinin çocuk tüketici davranışlarına yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve okul türü değişkenlikleri açısından tüketici davranışlarında anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir.
Ürün yerleştirme uygulamasının tüketici davranışlarına etkisi: Fi Dizisine yönelik bir inceleme
İletişim araçlarının kitle üzerindeki etkisinin artması, mesajların hedef kitlelere ulaştırılma zorunluğunun ortaya çıkması ile reklamları daha etkili bir şekilde iletmek için yeni fikirler ve uygulamalar bulma ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç sonucunda zaman satın almaksızın gerçekleştirilen ve süreç içerisinde uygulanışı ve uygulama alanları çeşitlenen ürün yerleştirme kavramı ortaya çıkmıştır. Geleneksel reklam anlayışının internet ortamına doğru geçişi ile birlikte TV dizilerinin yanı sıra internet dizileri de popülerlik kazanmaya başlamıştır. Artan rekabet ortamı ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak reklamcılar, ürün ve hizmetlerini tüketiciye sunmak amacıyla internet dizilerinde ürün yerleştirme uygulamasını kullanmaya başlamışlardır. Bu çalışma kendi içinde üç ayrı bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın birinci bölümünde reklam, ürün, marka, ürün yerleştirme kavramlarına, ürün yerleştirmenin kullanıldığı alanlara ve Türkiye'de Ürün Yerleştirme Uygulamasıyla Yapılan Araştırmalara yer verilirmiştir. İkinci bölümünde Yeni İletişim Ortamları ve Teknolojilerine, Türkiye ve Dünyadaki iletişim teknolojisine, sosyal medya ve internet kavramları açıklanmıştır. Bu çerçevede öncelikle reklam ve ürün yerleştirme uygulaması açıklanmış ve son bölümde ürün yerleştirme uygulamasının tüketici davranışlarına etkisi ile ilgili araştırma yapılmıştır. Çalışmanın araştırma aşamasında öncelikle nitel bir araştırma yöntemi olan içerik analizi 2 sezon 22 bölümden oluşan ve dijital platformda yayınlanan dizinin bölümleri tek tek izlenmiş ve ürün ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında nicel araştırma yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. İki bölümden oluşan anket hazırlanıp Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde yer alan öğrencilere uygulanmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen bulgular SPSS 20.0 programı ile ölçülmüş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Sonuç olarak Elde edilen verilere göre dizide en fazla teknolojik ürünlere yönelik ürün yerleştirme çıkmıştır. Tüketici davranışlarına etkisi bağlamında ise Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin dizide gerçekleştirilen ürün yerleştirmeleri sıkıcı ve gereksiz bulmadıkları, markanın ya da ürünün dizi karakterlerince kullanılmasının öğrenciler için olağan bir şey olduğu ve ürünlere karşı herhangi bir tutum oluşturmayıp, satın alma davranışında da değişikliğe yol açmadığı tespit edilmiştir. ÖZET
Kullanımlar ve doyumlar kuramı perspektifinden Instagram'a eleştirel bakış
İnsanlar arasında kurulan iletişim teknolojik gelişmeler ile farklı bir boyut kazanmıştır. Sosyal medya son zamanlarda yaygın bir şekilde kullanılan önemli iletişim biçimlerinden biridir. Sosyal medya ağları olan sanal ağlar birçok nedenden ötürü sıklıkla kullanılmaktadır. Sosyal mecralar bireylere duygu ve düşüncelerini, ürün ve hizmetlerini paylaşabileceği gibi alışveriş için, oyun oynamak için girdiği bir ortamın yanında boş vakitlerin değerlendirildiği, yeni insanlar tanımak ve sohbet etmek amacıyla çeşitli nedenler ile sosyalleşme ortamı da sunmaktadır. Zamandan ve mekandan bağımsız olduğundan dolayı hızla genişleyen bir etki alanı bulunmaktadır. Kullanımlar ve doyumlar kuramını temel alarak yapılan bu çalışma elektronik anket çalışması ile yürütülmüştür. Çalışma Instagram kullanmaya yönelten amaçların neler olduğunu ve katılımcıların Instagram kullanım sürelerinin ne şekilde olduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Genç nüfusun oldukça fazla olduğu ülkemizde, özellikle 18- 28 yaş aralığındaki gençlerin Instagram'ı kullanım motiveleri çalışmanın konu eksenini oluşturmakta ve Intagram'ı kullanma biçimleri kullanımlar ve doyumlar yaklaşımının perspektifinde ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Tanınmış kişilerin markalaşmasında sosyal medyanın rolü: Sanatçı Gülşen örneği
Kişisel marka kavramı, iletişim kanallarının çeşitlenmesi, bu yolla insanların bilgiye ve diğer insanlara erişe bilirliğin artmasıyla önemli bir kavram haline gelmiştir. Ticari marka olma kavramı süreçlerinin insanlara uyarlanması sonucu ortaya çıkması muhtemel değer artışının farkına varılmasıyla başlayan süreç, günümüzde birçok yönetim becerilerini de kapsayan bir çalışma alanı haline gelmiştir. Kişisel marka bilinci özellikle içinde bulunduğumuz dönemde profesyonel yaşamda çeşitli görev ve amaçlarla yer alan kişilerin yarattığı etki ile iz bırakma ve değer yaratma gücünü arttırmaktadır. Günümüzde yeterince bilinmeyen ve deneyimlenmeyen kişisel marka kavramı ise bireylerin, bir dizi kişisel pazarlama faaliyeti ile hedef kitleye kendilerini tanıtma çalışması olarak tanımlanmaktadır. Ancak kişisel markalaşmaya bir başka yönden bakıldığında da bireylerin, diğer kişiler tarafından nasıl algılandığının yönetilmesi ve bu yönde doğru algının yaratılması amacıyla kimliğin amaca uygun şekillendirilmesini de içermektedir. Bu kavram son yıllarda sosyal medyanın aktif olarak kullanılması ile birlikte sanal mecralar üzerinden de yönetilmekte, sanal mecralar da kişilerin kimlik yaratımına yönelik olarak elverişli bir ortam sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medyada kişisel markalaşma süreci incelenmiş; bu bağlamda sanatçı Gülşen ile röportaj yapılmıştır. Ayrıca 400 kişiye anket uygulanmış, bulgular demografik özellikler, sosyal medya kullanımı, kişisel markalaşma olarak 4 grupta incelenmiştir.
Youtube'un bir reklam aracı olarak kullanımı; Sakarya Üniversitesi iletişim fakültesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Her ne koşulda olursa olsun insanoğlu sosyal bir varlıktır. Bu özelliği ona iletişimin devamlılığını zorunlu kılmaktadır. Dönem dönem değişen iletişim olanaklarına rağmen insan muhatabına her şekilde seslenmeyi başarabilmektedir. Günümüze gelindiğinde bu değişim daha hızlı bir şekilde olmaktadır. Bugünün seslenme aygıtları ise yeni iletişim teknolojileridir. Yeni iletişim teknolojilerinin getirileri olan yeni medya ve uygulamaları bireylere iletişebilme özgürlüğü tanımaktadır. Bu çalışmada yeni medya organlarının en popülerlerinde olan video içerik üreticisi YouTube'un reklam alanında kullanımı irdelenmiştir. Bu çerçevede geleneksel medya, sosyal medya ve reklam kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde YouTube'un konumlandırmasından sonra araştırmanın bulguları sunulmuştur. Çalışmanın araştırma aşamasında nicel bir araştırma yöntemi olan uygulama Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine uygulanmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen bulgular SPSS 20.0 programı ile ölçülmüş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Aynı zamanda yapılan anket çalışmasında alt problemleri de değerlendirmeye aldığımızda Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri YouTube'un reklam alanında ne konumda olduğunu ve kullanılıp kullanılmadığı ortaya konulmuştur.
Kültür emperyalizminin sosyal medyaya yansıması: Instagram'da Cadılar Bayramı örneği
İletişim ve bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle beraber dünyayı saran küreselleşme, kültürleri tehdit etmektedir. Milyarlarca insanın etkileşimine olanak sağlayan küresel iletişim, kültürlerin birbirleriyle temasını kaçınılmaz kılmıştır. Bu doğrultuda ABD öncülüğündeki bazı Batılı ülkeler kültürel değerlerini medya aracılığıyla dolaşıma sokarak birçok coğrafyada kültür emperyalizmine neden olmuşlardır. Batılı güçlerin hakimiyetindeki medya da az gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerde kültür emperyalizmi bağlamında tahakküm kurarak medya emperyalizmini doğurmuştur. Kültür ve medya emperyalizminin en önemli unsurlarından biri özel günlerdir. Bu özel günlerden Cadılar Bayramı'na dair içerikler, Türk bireylerin sosyal medya hesaplarında sıkça yer almaya başlamıştır. Bu bağlamda çalışmada, kültür emperyalizmi aracı olan Cadılar Bayramı'na ilişkin Türk kullanıcıların sosyal medyadaki faaliyetleri Instagram özelinde incelenerek Türk toplumu üzerindeki kültürel tehdit araştırılmıştır. Bu çalışmayla Türk toplumunda ve akademik çevrelerde farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır. Literatürde ilk olma özelliği taşıyan bu araştırmanın, akademik ve kültürün korunmasına yönelik araştırmalara ışık tutması beklenmektedir. Bu doğrultuda Cadılar Bayramı anahtar kelimesiyle Instagram üzerinde Türkçe hashtagler taranarak en fazla içerik barındıranlar belirlenmiştir. Türk kullanıcılar tarafından üretilen 2017, 2018 ve 2019 tarihli Cadılar Bayramı içeriklerinden toplam 3017 veri üzerinde içerik analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda Cadılar Bayramı içerik üretiminin her geçen yıl hızla arttığı, Cadılar Bayramı'nın Türk toplumunda benimsenip yaygınlaşmaya başladığı görülmüştür. Bu, hem Türk kültürü hem de toplumun milli ve dini değerleri açısından önemli bir tehlikeyi işaret etmektedir.
Eğitim diplomasisinde Türkiye bursları programının halkla ilişkiler bağlamında ulusal ve uluslararası boyutta değerlendirilmesi
Küreselleşme, eğitim de dahil olmak üzere toplumun birçok alanını etkilemektedir. Günümüzde yükseköğretimde uluslаrаrаsı öğrеnci dоlаşımı ülkеnin еkоnоmik, siyаsаl аlаnını, bilim vе еğitimin kаlitеsini еtkilеmеktеdir. Önde gelen ülkeler, еğitim sistеminin kürеsеl siyаsi аrеnаdаki bаskınlık аçısındаn еn önеmli аrаçlаrdаn biri оlduğunun farkındadırlar. Ülkeler öğrencilere farklı eğitim programlarını düzenleyerek imkân sağlamakta ve kültürlerarası ilişkilerin de geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma günümüzdе çоk fаzlа önеm kаzаnаn еğitim diplоmаsisinin özеlliklеrini ve çеrçеvеsini оrtаyа kоyаn, еğitim diplоmаsisinin bir hаlklа ilişkilеr ilişkisi çеrçеvеsindе yаpıldığını ifаdе еdеn vе bu önеmin аltını çizеn bir çаlışmаdır. Araştırmanın amacı eğitim diplomasisinde Türkiye Bursları programının halkla ilişkiler bağlamında ulusal ve uluslararası boyutta değerlendirilmesi doğrultusunda: Türkiyе'yi vе Türkiyе Burslаrını tеrcih еtmе sеbеplеri; prоgrаmın аmаçlаrı vе аmаçlаrınа ulаşılаbilirliği; prоgrаmın öğrеncilеrin ihtiyаçlаrını nе düzеydе gidеrеbildiği, öğrеncilеrin еntеgrаsyоnunu sаğlаmаsı, sоnuçlаrı (birеy vе ülkе bаzındа) vе аyrıcа prоgrаmın öğrеncilеrlе еtkilеşimi, ilеtişimi vе hаlklа ilişkilеr sürеçlеri ile prоgrаmın strаtеjik plаnlаmа sürеçlеri incеlеmektir. Araştırmada nitеl аrаştırmа yöntеmi kullаnılıp, öğrеncilеrе yаrı yаpılаndırılmış soru formu yüz yüzе görüşmе şeklinde yаpılmıştır. 6,7 kişilik gruplаrlа odаk grup görüşmеsi ilе çаlışmа dеstеklеnmiştir. Аyrıcа Türkiyе Burslаrı progrаmı sürеçlеrindе еtkin vе kilit rol oynаyаn kurum sorumlulаrı ilе dе kаbulе bаğlı olаrаk gеrеkli izinlеr sonrаsı mülаkаtlаr gеrçеklеştirilmiştir. Sözkonusu burs prоgrаmına dаhа nitеlikli vе kаpsаmlı strаtеjik plаnlаmаlаr dаhilindе çеrçеvе kаzаndırılıp dоğru tаnıtım vе sürdürülеbilir hаlklа ilişkilеr fааliyеtlеri ilе аltyаpı kаzаndırılmаlıdır. Bu bаğlаmdа, Türkiyе Burslаrı prоgrаmı ilе ilgili bu çаlışmаyа bеnzеr çаlışmаlаr vе araştırma geliştirme prоjеlеri yаpılmаlıdır. Аyrıcа аlаn uzmаnlаrı tаrаfındаn Türkiyе Burslаrı prоgrаmınа sürdürülеbilirlik çеrçеvеsindе bir hаlklа ilişkilеr mоdеli оluşturulmаlı vе uygulаnmаlıdır.
Sosyal medya kullanımı ile yaşam doyumu arasındaki ilişki: Sakarya Üniversitesi örneği
Günümüzdeki teknolojik gelişmeler kişilerin yaşamlarını ve iletişim biçimlerini de değiştirmiştir. İnsanlar arasındaki sosyal etkileşimi geliştirmek için dizayn edilen sosyal ağlar bireye önemli bir özgürlük alanı açmıştır. Kullanıcılar, oluşturdukları kendi kişisel sayfaları üzerinden kendilerine ait bir takım özellikleri diğer insanlarla paylaşabilmekte birbirlerine karşılıklı olarak veri sunabilmektedir. Sosyal ağlar sayesinde insanlar karşılıklı iletişim kurabilmekte ve bu tür etkileşimler sonucu kurulan ilişkiler insanların yaşam doyumuna katkı sunabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin, günlük yaşamda sosyal medya kullanım düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki bağın ne denli değişiklik gösterip, göstermediğini ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında eğitimine devam eden, Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem grubu, Sakarya Üniversitesi'nde 2019-2020 eğitim-öğretim yılında eğitim gören, 110'u kadın 140'ı erkek olmak üzere toplam 250 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplamada Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Kullanım Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, SPSS 23 programında; Frekans Dağılımı, Spearman Brown sıra farkları korelasyonu, Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Chi-Square Testi, Regresyon analizi ve betimleyici istatistik testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; gençler sosyal medyayı daha çok mesajlaşmak, tanıdıkları ile iletişim kurmak ve olaylar hakkında bilgi sahibi olmak için kullanmaktadır. Araştırma sonucuna göre, yaşam doyumu düşük olan bireylerin sosyal medya ağlarını daha fazla kullanmaktadır. Kız öğrencilerin yaşam doyum düzeyleri, erkek öğrencilere göre daha yüksektir.
Kadına yönelik şiddeti önleme amaçlı kamu spotlarının kitle iletişimi bağlamında değerlendirilmesi
Şiddet, her şeyden önce bireylerin birbirlerine karşı uyguladıkları olumsuz ve sağlıksız bir davranış biçimidir. Buna istinaden şiddetin nedenlerinin disiplinlerarası bir metot ve bakış açısıyla irdelenmesi gerekir. Kadına yönelik şiddet, bireysel ve psikolojik nedenlerinin yanı sıra, tarihsel ve toplumsal koşullar içerisinde kadın-erkek ilişkilerinin, kadınlık-erkeklik kimliklerinin ve rollerinin ya da başka bir deyişle eril ve dişil rollerin oluşma sürecindeki aksaklıklardan dolayı ortaya çıkan bir olgudur. Bu olgu, dünyada ve Türkiye'de, son yıllarda gündemi uzun süre meşgul etmiş, günlük hayatın içinde var olmuştur. Kitle iletişim araçları ise 20. yüzyılda gelişmiş ve bu gelişimle birlikte bu yüzyılda kitlelerin kontrol edilmesi işlevini yerine getirmeye başlayan, siyasal iktidarlara ait denetim mekanizmaları olarak görülmüştür. Radyo ile başlayıp televizyonla süregelen bu gelişmeler dizisi, yüzyıl sonlarında gelişip yaygınlaşan internet teknolojisi, internetin yayınlaşmasıyla gelişen sosyal medya ağlarıyla bugünkü şeklini almıştır. Bu gelişim, değişim, dönüşüm ve biçimlendirme süreçlerinde bireylerin haber alma ve iletişim kanalları genişleyip arttığından sosyal medya ağlarıyla sağlanan iletişim ortamı da yaygınlaşmıştır. Bu ortam yaygınlaşınca da kadına yönelik şiddet olayları artık, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde olduğu gibi sosyal medya ortamlarında yer alıp buralara konu olmaya başlamıştır. Bunun üzerine devlet de bugün, üzerine düşeni bu vesileyle yapmaya çalışıp halkı birçok sosyal sorun ve konuyla birlikte kadına yönelik şiddetle de ilgili olarak bilgilendirmeye başlamıştır. Bu çalışmada, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASP) (ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı-AÇSHB) tarafından hazırlatılıp 2012-2020 yılları arasında televizyon ve sosyal medyada yayınlanmış kadına yönelik şiddeti işleyen kamu spotlarından 8 adet örneklem seçilmiş, bunların Barthes'in göstergebilim ve Fairclough'un eleştirel söylem analizi teknikleri kullanılarak çözümlemeleri ve yoruma dayalı derin analizleri yapılmıştır. Analizlere göre; 8 kamu spotundan 5'inde kadınlar fiziksel şiddet görmüş veya öldürülmüştür. 3'ünde mutlu ve kendilerine güvenleri olan bireyler olarak gösterilmiştir. 2'sinde ise erkekler, görsel olarak sinirli, birinde fiziksel şiddet uygulamakta olduğu gösterilmiştir. 3'ünde hiç erkek karakter kullanılmamış, bu spotlarda kadına yönelik şiddet yalnız senaryoda belirtilmiştir. 2'sinde erkekler eşlerine iyi davranmaktadır. Spotlarda genelde yaşamdan kesit ve dramatizasyon teknikleri kullanılmıştır. Çekicilik türleri, spotlarda verilen mesajın niteliğine göre değişmiştir. Müzik ise her kamu spotunda fon müziği ve çekicilik unsuru olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak; olumlu yönde davranış değişikliği yaratmak amacıyla kullanılan kamu spotlarının çoğunda, ağırlıklı olarak olumsuz öğelerin kullanılmasıyla kadına yönelik şiddetin azaltılmaya çalıştığı görülmüştür.
Sosyal medyada fanatik kimlik temsili
Spor kulüplerinin kurulması modern futbolla başlamış, büyüyen sektörle birlikte de kulüpler şirketleşme yoluna gitmiştir. Futbol ise diğer spor dallarının arasından sıyrılarak serbest zaman aktivitesi olmanın ötesine geçmiş ve büyük bütçeli endüstriyel bir pazar haline gelmiştir. Zamanla kendi sabit seyrici kitlesini oluşturan futbol oynandığı süre boyunca da büyümeye devam etmiştir. Bireyin, spor kulüpleri ile arasında kurduğu duygusal bağ onu kulübün taraftarı yaparken bu bağlılığın bağımlılığa dönüşmesi ise onu fanatik yapmıştır. Sosyal kimlik teorisinde yer alan grup içi kayırmacılığı, fanatik kimlik sahiplerinin belirleyici özelliklerinden biri olan; ötekini küçük görme davranışının kuramsal karşılığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, fanatizm ve fanatik kimlik kavramının sosyal kimlik teorisi ile birlikte değerlendirilmesini, fanatiklerin sosyal medya davranışlarının sebeplerini konu edinmekte; fanatik kimliğin oluşumunda eğitim ve gelir değişkenlerinin etki yönünü ve seviyesini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik olarak araştırma amaçsal örneklem yöntemiyle seçilen otuz katılımcı ile derinlemesine görüşme tekniği uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, eğitim düzeyi ile fanatik kimlik arasında ters bir orantı bulunduğunu, gelir seviyesinin etki düzeyinin ise yüksek derecede olmadığını; fanatiklerin tuttukları takımla ilgili sosyal medya davranışlarının öncelikli amacının takımlarını desteklemek olduğunu ve fakat ötekilere karşı bir üstünlük aracı olarak da kullandıklarını göstermektedir.
Şiddetin sosyal medya üzerinden yayılması: Emine Bulut cinayeti
Türkiye'de ve dünyada, gün geçtikçe artan ve çözülmesi oldukça güç bir sorun haline gelen şiddet, sosyal medyanın etkisi ile birlikte yazılı ve görsel olarak kendini gösteren, görünürlüğü ve bilinirliği ifşa olan bir döneme girmiştir. Neredeyse her gün sosyal medyada yerini bulan şiddet haberleri; toplumun bir bölümünü, yaşanan şiddete karşı normalleştirmeye, kayıtsız kalmaya iterken bir bölümünü yaralar ve harekete geçer hale getirmiştir. Oluşan görünürlük bulunduğumuz çağ içerisinde teknolojik gelişmelerin ve iletişim yöntemlerinin ilerlemesi ile yeni bir kültüre evrilmiştir. Bu kültür var olan düzeni ekarte ederek her konuşulanın her söylenenin bir alt metni olduğunu görmemize neden olmaktadır. Bu araştırma üzerinden de şiddetin sosyal medya üzerindeki etkisini gözlemlemek amaçlanmıştır. Kullanımı en çok tercih edilen sosyal medya platformlarından biri olan Twitter aracılığıyla yayılmış olan Emine Bulut cinayeti örneklem seçilmiş, bir haftalık istatistiksel veri analizi yapılmıştır. Aynı zamanda bu süre zarfında en çok beğeni ve yorum alan 5 tweetin popülerlik etkileşimi bağlamında söylem analizi yapılmış, yayımlanan cinayet videosunun görünen anlamın dışında hangi anlamları barındırdığı ve iletildiği göstergebilim (semiyoloji) açısından incelenmiştir. Bu araştırma ile Türkiye'de sosyal medyaya yansıyan şiddet olgusunun toplumdaki şiddet varlığını harlayıp harlamadığı, şiddete yönelten bir yörüngeye girip girmediğini görmek amaçlanmaktadır.
Sosyal medya bağımlılığı ve kişilik ilişkisi: Sosyal medya üzerinden bir uygulama
İletişim alanında yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda yeni bir iletişim aracı olan sosyal medya, bireylerin kendilerini ifade etmelerine, iletişim kurmalarına, beğeni almalarına, isteklerini dile getirmelerine olanak sağlamasından dolayı günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan mecra olmuştur. Dolayısıyla bu noktada tüm olanaklar göz önüne alınarak yoğun sosyal medya kullanımının bir sonucu niteliğinde bağımlılık görülmektedir. Günümüzde tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak değerlendirilen sosyal medya bağımlılığı, modern bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya bağımlılığı, kişinin günlük rutinlerini değiştirerek davranış bozukluklarına yol açmakta olup kişi üzerinde sosyolojik, fizyolojik ve psikolojik zararlar oluşturmaktadır. Bu noktadan hareketle çalışma, sosyal medya bağımlılığı ve kişilik arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Sosyal medya, bağımlılık, kişilik kavramları irdelenmiştir. Sosyal medya bağımlılığı ve kişilik arasındaki ilişkiyi ölçümlemek amacı ile literatürde sıkça kullanılan bir ölçek yardımıyla anket yöntemi ile basit tesadüfi örneklem kullanılarak 509 kişiyle anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler istatistik paket programı yardımıyla analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde sosyal medya bağımlılığı ve kişilik arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuş olup, bu doğrultuda oluşturulan hipotez doğrulanmıştır. Literatürde sosyal medya bağımlılığı ve kişilik ilişkisi üzerine çalışma olmamasından dolayı, ilgili değişkenler arasındaki ilişkiyi irdeleyen özgün bir yapıya sahip olan bu çalışma sonucunda elde edilen bulgular ışığında geliştirilen çözüm ve önerilerin akademik çevreye ve yeni araştırmalara katkı sağlayacağı umulmaktadır.
Otel işletmeleri yöneticilerinin halkla ilişkiler faaliyetlerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Otel işletmeleri, seyahat ve konaklama gereksinimleri ile bununla ilintili diğer gereksinimlerin giderilmesini sağlayan ürün ve hizmetlerin üretilmesini ve pazarlanmasını temin eden iktisadi departmanlar şeklinde çok sayıda alt gruba sahip geniş bir çalışma ve tedarik perspektifini haiz işletmeler olarak tanımlanabilmektedir. Anılan departmanlar otel işletmeleri bakımından oldukça önem arz ederken, son dönemde varlığını hisettiren halkla ilişkiler olgusu da otel işletmelerinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Otel işletmeleri, ülkenin dünyada tanıtımının yanında, tatil yapmak, fuar, kongre ve toplantı düzenlemek isteyenler açısından bir cazibe oluşturma ve turistlerin seçimlerinden memnun bir şekilde ayrılmalarını temin etmekle görevli olup, halkla ilişkiler faaliyetleri de bu bağlamda anılan faaliyetlerle yakın bir iletişim sahibidir. Turizm sektörü açısından bakıldığında otel işletmelerinin önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Müşteri kitlesi açısından hem ulusal hem de uluslararası düzeyde faaliyet gösteren otel işletmeleri açısından olumlu bir imaj oluşturulması ve oluşturulan imajın sürdürülmesi son derece önem arz etmektedir. Tüm işletmeler gibi otel işletmeleri de başta müşterilerini oluşturan yerli ve yabancı turistler ile diğer paydaşlarıyla etkileşim kurarak tüm paydaşlarını etkileyerek sahip olduğu tutum ve davranışlarına ilişkin olumlu bir intiba oluşturmak için halkla ilişkiler faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Ortaya konulan hizmetin tutundurularak rekabet avantajı sağlanmasında halkla ilişkiler faaliyetleri vazgeçilmez unsurlardan bir tanesidir. Bu çalışmada Sakarya ilinde faaliyet göstermekte olan otel işletmecilerinin yöneticilerinin halkla ilişkiler faaliyetlerine ilişkin düşüncelerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede elde edilen verilerin analiz edilmesinde frekans analizinden faydalanılmıştır.