
1.646
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Şarap turizmi bölgelerinin rekabet edebilirliğine yönelik bir model önerisi: Kapadokya örneği
Rekabet edebilirlik uzun vadede kaynakların etkin kullanılmasıyla müşteri beklentilerini en üst düzeyde tatmin edilmesidir. Bu nedenle özellikle şarap turizm bölgelerinin rekabet edebilirlik unsurlarının ortaya çıkartılması gerekmektedir. Bu çalışmada alan araştırması sonucunda elde edilen veriler ve Yapısal Eşitlik modellemesi kullanılarak şarap turizmi bölgelerine yönelik bir model geliştirilecektir.
Karşılaştırmalı reklamların tutum üzerindeki etkisi ve ikna ediciliğinin değerlendirilmesi
Bu çalışma Türk tüketicilerinin reklamda karşılaştırma kullanımı hakkındaki değerlendirmelerini araştırmaktadır. Çalışma, karşılaştırmalı reklama karşı tutum ve karşılaştırmalı reklamın ikna ediciliği üzerine odaklanmaktadır.Araştırmada tüketicilere üçü karşılaştırmalı, üçü karşılaştırmalı olmayan altı tane televizyon reklamı gösterilmiş ve reklama karşı tutum ve reklama yönelik değerlendirmeler elde edilmiştir.Sonuçlar tüketicilerin karşılaştırmalı reklama karşı tutumunun olumlu olduğunu, karşılaştırmalı reklamı karşılaştırmalı olmayan reklamdan daha ikna edici bulduklarını göstermektedir.
Türk bankacılık sisteminin rekabet yapısı ve piyasa analizi
Türk bankacılık sektörü ekonominin en önemli yapı taşlarından birisidir. Çalışmanın amacı Türk bankacılık sisteminin rekabet yapısının ve piyasa koşullarının incelenmesidir. Genel olarak bankacılık sistemi ele alındıktan sonra Türk bankacılık sektörünün gelişimi ve yeniden yapılandırılması ele alınmıştır. Bankaları değerlendirme yöntemleri arasından rasyo tekniği seçilerek bankacılık sektörünün dönüşümünün yapısal analizi ve bankacılık sektörünün genel değerlendirmesi yapılmıştır.Kamuyu finanse eden bir yapıdan uzaklaşan sektör, hane halkına ve şirketler kesimine kaynak aktaran bir modele doğru kaymıştır. Değerlendirme döneminde gelişmeler gösteren bankacılık sektörü önümüzdeki dönemde mevcut konumundan ciddi bir sapma göstermeyebilir. Sermaye yeterlilik oranı sektör ortalamasından düşük olan küçük ve sermaye yapısı görece zayıf ulusal bankalar ile yurtdışı merkezli yabancı bankaların sektörde yakından izleneceği düşünülebilir.
Güdülere dayalı yerli turist tipolojisinin belirlenmesi: İç turizm pazarına yönelik bir uygulama
Turizm pazarında yer alan turistlere sunulan mal ve hizmetlerin içeriklerinin belirlenmesinde başvurulan yol göstericilerden biri de pazar bölümlendirmedir. Pazar bölümlendirme sayesinde farklı turist tiplerinin oluşturduğu pazar bölümlerine ulaşmada ne tür pazarlama çabalarının gerekli olduğu saptanabilmektedir. Bu çalışmada yerli turistlerin oluşturduğu pazarın güdülere bağlı olarak bölümlere ayrılması ve yerli turist tipolojisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İç turizm pazarının güdülere dayalı olarak pazar bölümlerine ayrılmasında genel güdülenme kuramlarından ve turist davranışını açıklamaya yönelik güdülenme kuramlarından yararlanılmıştır. Yerli turistlerin seyahat güdüleri, geliştirilen soru formu ile ortaya konulmuştur. Araştırma kapsamına alınan il ve ilçelerdeki turizm işletme belgeli konaklama işletmelerinde konaklayan yerli turistlerden kişisel görüşme yoluyla toplanan veriler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda yerli turistleri seyahat etmeye güdüleyen faktörler belirlenmiş, bu faktörlere bağlı olarak iç turizm pazarında altı tip yerli turistin bulunduğu saptanmıştır. Bu turist tipleri arasında demografik özellikler ve seyahat davranışı özellikleri bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda, turizm bölgesi ve turizm işletmesi yöneticilerine yerli turist tiplerinin istek ve gereksinimlerine uygun ürünler sunabilmeleri ve farklı turist tiplerine yönelik pazarlama uygulamaları geliştirebilmeleri için öneriler sunulmuştur.
Yeni iletişim teknolojilerinde etkileşimlilik ve iletişim fakültesi öğrencilerinin etkileşimli iletişim ortamları hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
İnsanlar etkileşimli iletişim araçları ile denetlenebilir, gözetlenebilir hale gelmişlerdir. Özellikle gençler yeni iletişim teknolojilerini yadırgamadan kullanmaktadırlar. Hayatı kolaylaştırmak adına sunulan yeni iletişim teknolojileri kişilerin gündelik rutinlerinin, önceliklerinin, tercih ve alışkanlıklarının bilinmesine olanak sağlayacak verileri toplamaya aracılık etmektedir. Günümüzde dijital kodları kullanan tüm iletişim araçları birbirleri ile veri alışverişi yapabilmektedir. Bu sistem kullanıcıların gözetimini mümkün kılmaktadır. Yapılan bu gözetim sosyal denetimdir. Yeni iletişim araçları kullanıldıkça gözetim sosyal hayatın içine işlemektedir. Yeni iletişim Teknolojileri modern toplumlarda toplumsal normlara uyan nüfus yaratmak için kullanılır. Nüfusu gözlemek iktidar ile ilişkilidir. Yeni İletişim araçları ile toplanabilen enformasyon rekabet avantajını ele geçirmek için şirketlerce talep edilen bir materyal olarak piyasa değeri kazanmıştır.Türkiye'de iletişim alanında çalışmak üzere iletişim fakültelerinde yetiştirilen öğrencilerin etkileşimli iletişim ortamlarının gözetim ve yönlendirme kapasitesi hakkındaki görüşlerini saptamak gereklidir.
İşletmelerin banka kredi taleplerinin değerlendirilmesi ve bir uygulama
Bankacılık sisteminin önemi 20. Yüzyılın ortalarından itibaren daha belirgin hale gelmiştir. Temel işlevi, ülke ekonomisinde değer üretmeye çalışan reel sektörü, kaynakları ile desteklemek olan bankaların, Türk ekonomisinin yönünü belirlemedeki etkisi, Türkiye'nin serbest piyasa ekonomisine geçişinden sonra daha da önem kazanmıştır.Ekonomilerde reel sektörün kredi ihtiyacının altında yatan temel sebepleri öz kaynak yetersizliği ve piyasa-firma riskleri olarak belirtilebilir.Bankalar, kredilerden doğan risklerini minimize etmek durumundadır. Bu çalışmada bankaların kredilendirdikleri müşterinin mali yapılarını finansal analiz yöntemleri ile ölçerek krebilitesi yönünden karar verme süreçleri üzerinde durulmuştur.Çalışmanın araştırma kısmında müşterinin mali yapısı yanında piyasa ve sektör koşullarına olan uyumunun da tespiti kredibilite ölçümünde önemli bir husus olarak ele alınmıştır.Çalışma sonucu reel sektörün kaynak ihtiyacının doğru bir şekilde kredilendirilmesi banka-reel sektör ilişkisinin sağlıklı bir şekilde devam ediyor olmasının önemli bir koşulu olduğu ortaya çıkmaktadır.
21. yüzyılda KOBİ`ler ve KOBİ`lerin işe alım süreçlerinin değerlendirilmesi
İçinde yaşadığımız Dünyanın son zamanlardaki en önemli olgusu küreselleşmedir. Ekonomik anlamda küreselleşme süreci ülkeler arası ticari sınırların kalkmasına ve dünyanın hızla tek bir pazar haline gelmesine neden olmaktadır. Dünya Ekonomik Formu tarafından hazırlanan 2007 ? 2008 Küresel Rekabetçilik Raporuna göre dünyanın rekabet edebilirlik açısından en ileri ülkesi Amerika Birleşik Devletleri, daha sonra sırasıyla İsviçre ve Kuzey Avrupa Ülkeleri gelmektedir, Japonya ve Singapur da ilk 10 içinde yer almaktadır. Dünya Ekonomik Formunun, verimlilik ve rekabet edebilirlik açısından ülkelerin performanslarını değerlendirdiği bu raporda Türkiye 2007 ? 2008 yılları için Dünyanın en rekabetçi 53. ülkesi olarak konumlanmaktadır. Raporun ayrıntıları incelendiğinde rekabette ve verimlilikte ilk sıralarda yer alan ülkelerin bu başarılarının altında bir takım nedenlerin yattığı görülmektedir. Rekabette öne çıkan bu ülkeler, iyi işleyen temel kurumlara sahip olmakla birlikte teknolojik gelişmelere ve innovasyona büyük önem vermektedirler. Bununla birlikte rekabette lider olan ülkelerin başka bir alandaki ortak özellikleri daha dikkati çekmektedir. Bu ülkelerin iş gücü piyasalarının yapısı incelediğinde öne çıkan ortak özellik bu ülkelerdeki insan gücünün niteliğinin yüksek olmasıdır. Bu gün rekabette öne çıkan bu ülkelerin nitelikli insan gücüne önem verdiği ve bu gücü küresel rekabette öne geçmek için avantaj olarak kullandığı görülmektedir.Günümüzde işletmeler arasında rekabet üstünlüğü yaratan faktörler değişmiştir. Geçmişte rekabete avantaj sağlayan makine, tesis ve teknoloji gibi faktörler kolayca ulaşılabilir ve para ile satın alınabilir duruma gelmiştir. Bu gün işletmeler arasında rekabet üstünlüğü yaratan en önemli faktör nitelikli insan gücüdür. Bir işletmeyi başarıya götürecek stratejileri ve projeleri geliştirecek ve bunları hayata geçirecek olan işletmenin sahip olduğu nitelikli insan gücüdür. İş dünyasında yaşanan bu gelişmeler doğrultusunda nitelikli insan kaynağına verilen önemin artmasıyla birlikte, ihtiyaç duyulan insan kaynağının günümüz şartlarında hangi tür niteliklere sahip olması gerektiği, bu niteliklerin ölçülebilmesinde kullanılan yöntem ve teknikler önemli konular haline gelmiştir.Başka bir önemli konuda 21. yüzyıl KOBİ'leridir. KOBİ'ler tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye ekonomisinin de sürükleyici ve dinamik unsurlarındandır ve ülkenin sosyo-ekonomik gelişimi açısından büyük öneme sahiptirler. Ekonomik gelişimin temel gücü olarak görülen ve Türkiye'deki toplam istihdamın %76,7'sini sağlayan KOBİ'ler son 10 yılda dünyada yaşanan küreselleşme süreciyle birlikte artan rekabet ortamından önemli ölçüde etkilenmektedirler. Bu yüzden KOBİ'lerin verimliliği ve rekabet edebilirliği Türkiye ekonomisinin mevcut ve gelecekteki durumu açısından çok önemlidir. KOBİ'lerin küreselleşen dünyada verimli ve rekabet edebilen işletmeler olabilmeleri için günümüzün gerektirdiği koşullara göre kendilerini yapılandırmaları gerekmektedir. Bu yapılandırmaya öncelikle küresel rekabetin gerektirdiği şartlara uygun nitelikli insan kaynağını oluşturmayla başlanmalıdır. KOBİ'ler uluslar arası pazarda kendilerine rekabet üstünlüğü sağlayacak, rekabette fark yaratacak niteliklere sahip insanlarla çalışmalıdırlar. Bu nedenle 21. yüzyıl KOBİ'lerinin ihtiyaç duydukları niteliklere sahip insan kaynağı profilinin nasıl olduğu ve bu profile sahip insanlara ulaşmaya yönelik işe alım süreçlerinin nasıl yönetildiği KOBİ'lerin uluslar arası arenada başarılı olmaları açısından önemli bir konudur.Bu iki önemli başlık, 21. yüzyılda KOBİ'ler ve günümüz şartlarına göre KOBİ'lerce işe alımda aranılan nitelikler ve işe alım süreçlerinin değerlendirilmesi bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır.
5018 Sayılı Kanun çerçevesinde kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki yeni rolü ve harcamaları disipline edici etkisi
Kamusal faaliyetleri gerçekleştirmenin en temel aracı bütçelerdir ve bütçe sürecinde birçok aktör yer almaktadır. Bütçe sürecinde yer alan aktörlerden biri de kamusal mal ve hizmetlerin üreticisi konumunda olan kamu bürokrasisidir. Kamu bürokrasisinin bütçe sürecinde kaynak tahsisinde ve kullanımında etkinsizliğe yol açarak kamu harcamaları üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu uzun yıllardan beri ileri sürülmektedir. Günümüzde ?Yeni Kamu Yönetimi (YKY)? olarak adlandırılan yeni bir kamu yönetimi anlayışının yükselmesine bağlı olarak kamu kaynaklarının tahsisinde ve kullanımında etkinliği artırmaya yönelik köklü bir değişim başlamıştır. Bu değişimin ana eksenleri; a) kamusal kaynakların, kamu kuruluşlarının misyon ve vizyonuyla bağlantılı öncelikli stratejik amaç ve hedeflerine uygun tahsis edilmesi, b) kaynakların öngörülen amaç ve hedeflere uygun, verimli, etkin ve tutumlu bir şekilde kullanılması, c) önceden belirlenmiş performans ölçütlerine göre kuruluşların amaç ve hedeflerine ulaşıp ulaşmadığının izlenmesi, d) kamu yöneticileri ile harcama birimlerine bütçe hazırlık ve uygulama sürecinde yetki devri ve esnekliğin sağlanmasıdır. Bu nedenle YKY anlayışını benimseyen ülkeler bütçe sistemlerini yeniden yapılandırmaya yönelik reform niteliğinde faaliyetler yürütmektedir. Kamu harcamalarında disiplini sağlamak üzere kaynak tahsisi ve kullanımına ilişkin yaşanan bu gelişmelere bağlı olarak kamu bürokrasinin bütçe sürecindeki rolü de değişmiştir.Türkiye'de de 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu mali yönetim sistemi yeniden yapılandırılmıştır. Bu kapsamda YKY anlayışına uygun bir şekilde değiştirilen bütçe sürecinde kamu bürokrasisinin yetki, sorumluluk ve denetimlerine ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu tez çalışmasının amacı; dünyadaki gelişmeler ışığında Türk kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki rolünü ve harcamaları disipline edici etkisini değerlendirebilmektedir. Çalışmada Türk kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki rolü ve harcamaları disipline edici etkisi alanyazın taraması ve örnek bir kamu kuruluşu olarak alınan Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'nde (HSSGM'de) yapılan durum çalışması ile hem teorik hem de uygulamalı olarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; Türkiye'de dünyadaki gelişmelere koşut olarak ve bürokratik açmazlara çözüm getirmesi beklenerek bütçesürecinde bürokrasi odaklı bir yapı oluşturulmaya çalışıldığı tespit edilmiştir. Ancak, uygulamada nitelikli personel ve eğitim ihtiyacı, üst yönetimin ve siyasi otoritenin desteğinin olmaması, yasal düzenlemelere ilişkin eksiklik ve yanlışlıklar, DPT ve Maliye Bakanlığı arasındaki koordinasyon problemi gibi birçok sorunlarla karşılaşıldığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle uygulamada kamu bürokrasisinin bütçe sürecindeki rolünü başarılı bir şekilde yerine getiremediği ve kamu harcamalarının disipline edilmesi açısından bir gelişme sağlanamadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kamu Bürokrasisi, Bütçeleme, Performans Esaslı Bütçeleme, Kamu Harcamaları.
Lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımı: Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu üzerine bir uygulama
Daha yüksek uzmanlık düzeyi ve daha büyük yatırımlar gerektiren işletme fonksiyonları ve bu fonksiyonlarla yakından bağlantılı lojistik faaliyetler günümüzde daha karmaşık bir hal almıştır. Buna ek olarak artan rekabet, işletmelerin öz yetkinlikleri dışında kalan faaliyetlerin daha verimli gerçekleştirilebilmesi için kurulacak stratejik işbirliklerinin gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda dış kaynaklara devredilen firma faaliyetlerinin önemli bir bölümünü ?lojistik faaliyetler? oluşturmaktadır. Özellikle büyük ölçekli firmaların lojistik hizmet sağlayıcılar ile yaptıkları stratejik işbirliklerinin incelenmesi, konu ile ilgili aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasında önemli rol oynayacaktır. Bu araştırmada, büyük sanayi kuruluşlarının; lojistik faaliyetlerde mevcut dış kaynak kullanım düzeyleri ve sözleşme yapıları, karar süreçleri, hizmet sağlayıcı firma seçim kriterleri, dış kaynak kullanımının firmalar üzerindeki etkileri ve firmaların dış kaynak kullanımı konusunda gelecek planları ele alınmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda öncelikle lojistik kavramı ve içeriği, temel lojistik faaliyetler ve lojistik ile ilgili diğer kavramlara değinilmiştir. Daha sonra, dış kaynak kullanımı kavramı incelenerek, işletmeleri lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımına yönelten nedenler, dış kaynak kullanım karar süreci ve tedarikçi seçim aşamaları ile dış kaynak kullanımının olası avantaj ve dezavantajları incelenmiştir. Araştırmanın uygulama bölümünde, ?Türkiye'nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu?na gönderilen anket uygulamasından elde edilen veriler frekans analizi, çapraz tablolar ve ki-kare testi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular; firmaların önemli bir bölümünün lojistik faaliyetleri uzman 3PL firmalara devretmeyi tercih ettiklerini ve dış kaynak kullanımına gitmekteki amaçlarına büyük ölçüde ulaştıklarını göstermiştir.
AB şeker rejimi reformunun Türk şeker sektörüne etkileri
AB'de aşırı korumacı tarım politikaları nedeniyle süregelen şeker arzı fazlalığı AB'nin DTÖ taahhütlerine uyması sonucunda ihracat kısıtlamaları ve 2006 Şeker Reformu ile gelen yeniden yapılandırma sisteminin uygulanması yoluyla dengelenmeye çalışılmış ve büyük ölçüde başarı sağlanmıştır. AB şeker reformu şeker üretiminde büyük ölçüde azalma ile sonuçlanırken, küresel ticaret dengesinde de değişimlere neden olmuştur. Yeniden yapılandırma planı çerçevesinde kaydedilen kota vazgeçmeleri ve reform sonucunda AB, şeker net ihracatçısı konumundan net ithalatçı konuma gelmiştir. AB şeker rejimine ilişkin reformlar arasında şeker üretiminin daha az rekabetçi şartlarda şeker üreten üye ülkelerden, daha fazla rekabetçi şartlara sahip ülkelere aktarılması yer almaktadır. Bu amaçla şeker kotalarının üye ülkeler arasında transfer edilebilmesine imkan sağlanacaktır.2006 yılında uygulamaya konulan Şeker Reformu sonucunda AB şeker sektöründe ortaya çıkan gelişmeler AB'ye tam üyelik sürecine girmiş olan Türkiye'yi çeşitli fırsat ve tehditlerle karşı karşıya bırakmaktadır.