Ankara Hacı Bayram Veli University
Anabilim Dalı

İşletme Anabilim Dalı

Ankara Hacı Bayram Veli University

6.227

Arşivlenen Tez

33

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel uyumsuzlukla başa çıkmada yeni bir yaklaşım: Algılanan kontrol mekanizmaları

Örgütsel uyum konusu, iş tatmini, stres, meslek seçimi, işe alma ve seçme gibi pek çok örgütsel davranış ve insan kaynakları konularına temelden bağlı bir konudur. Bu nedenle, bahsi geçen konular örgütler ve işletmeler için ne kadar önemliyse, örgütsel uyum da buna paralel bir öneme sahiptir. Yazında uyum konusunun işletmeler için önemine vurgu yapan ve işletmeler için daha iyi anlaşılmasına çalışan çokça çalışma mevcuttur. Bu tez çalışması, konunun bireyler için ne kadar önemli olduğuna odaklanmakta, konuya bireye odaklı bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. Bireylerin örgütsel uyumsuzluk yaşadıkları durumlarda, uyumu elde etmek için kullanacakları algılanan kontrol mekanizmaları uyumsuzlukla başa çıkma stratejileri olarak irdelenmektedir. Çalışma, örgütsel uyum yazınının, uyumun önemine nazaran daha az yer tutan uyumsuzlarla ilgili bölümünü genişletmekte, uyumsuz çalışanlara dair yapılan varsayımları da sorgulamaktadır. Bireylerin kullandıkları algılanan kontrol mekanizmaları ile örgütsel uyum konusunu bir araya getiren bu tez çalışması, işletme alanının çokça üzerinde durulan bir konusuyla, psikoloji alanının popüler konularından birini buluşturmaktadır. Bu çalışmanın alana katkısı, örgütsel uyumsuzluğun işten ayrılma ile sonuçlanacağı varsayımına karşı, bireylerin uyumsuzluk durumuyla başa çıkmada algılanan kontrol mekanizmalarını nasıl kullanabileceklerine dair önermeler getirmek yoluyla oluşmaktadır. Bireylerin uyumsuz oldukları durumlarda ayrılma dışındaki seçeneklerine kontrol mekanizmaları çerçevesinde değinilmekte ve kontrol mekanizmalarını bir başa çıkma biçimi olarak sunmaktadır. Böylece tezde, hem uyum yazınına yeni bir bakış açısı getirilmekte hem de algılan kontrol mekanizmalarının örgütsel alanda kullanımına dair ilk örneklerden biri sunulmuş olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel uyum, Uyumsuzluk, Algılanan Kontrol, Birincil ve İkincil Kontrol

Algılanan kontrolBaşa çıkmaUyum+2
Selcen Kılıçaslan Gökoğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastanelerde maliyet muhasebesi ve karlılık

Günümüzde sağlık hizmeti üreten en önemli işletmeler hastanelerdir. Hastanelerde diğer işletmelerde olduğu gibi maliyet analizleri önem arz etmektedir. Maliyet analizleri ile hastanelerin kar zarar durumları en iyi şekilde hesaplanabilmektedir. Bu sayede hastane yönetimleri hastane ile ilgili hasta sayılarının belirlenmesi ve belirli uzmanlık alanlarına yatırımları arttırma gibi stratejik kararlar alabilmektedirler.Hastanelerde sunulan sağlık hizmeti çok çeşitlidir ve homojen değildir. Her hastaya farklı tedaviler uygulanmaktadır. Bu durum hasta bazlı maliyet hesaplamalarını güçleştirmektedir. Ancak, maliyet hesaplama yöntemlerinden biri olan sipariş maliyet yöntemi ile her hasta için hasta maliyet kartı oluşturulmakta ve hasta bazlı maliyetler hesaplanabilmektedir. Böylece hastaya sunulan sağlık hizmeti sonucunda hastanenin kar ya da zarar ettiği sonucuna ulaşılabilmektedir.Bu çalışmada maliyet hesaplama yöntemleri detaylı olarak açıklanarak sipariş maliyeti üzerinde örnek uygulama yapılmıştır. Poliklinikte muayene olan bir hasta ile klinikte yatan bir hastanın sağlık hizmeti maliyetleri sipariş maliyeti yöntemi ile hesaplanarak hastaların maliyet kartları oluşturulmuştur. Son olarak hastaların maliyetleri ile hastalardan elde edilen gelirler kıyaslanarak kar-zarar durum tespiti yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Maliyet Analizi, Kar-Zarar Analizi, Maliyet Hesaplama Yöntemleri, Sipariş Maliyet Yöntemi.

HastanelerKar analiziKar analizi+5
İbrahim Yüksel
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Riske maruz değer yaklaşımıyla portföy riskinin belirlenmesi: Vadeli işlemler piyasası üzerine bir uygulama

1990?lı yıllardan günümüze kadar uzanan küreselleşme süreci ile finans sisteminin riskleri çeşitlilik kazanmış, boyutları artmış ve bu durumun neticesinde faal olan tüm firmalar etkilenmiştir. Yaşanan başarısızlıklar sebebiyle korunma amaçlı yapılandırılmış finansal ürünlerin yanında riskin ölçüm yöntemleri de ilgi görmüştür. Son küresel krizle birlikte risk analizine ve yönetimine duyulan gereksinim daha iyi anlaşılmıştır. Risk yönetiminde devrim niteliğinde olan Riske Maruz Değer (RMD) yöntemi, bugün en önemli finansal risk ölçüm yöntemlerinin başındadır. RMD; belirli bir zaman boyutunda, belirli güven düzeyinde beklenen maksimum kayıp olarak tanımlanmaktadır. Yöntem; toplam riski sadece bir değer ile özetlemektedir. RMD yöntemlerinin literatürde yer alan parametrik ve simülasyon yöntemleri başlıklarının dışında volatilitenin öngörümlemesi ile ilgilenen varyans tahmin modelleri de artık gündemde yer almaktadır. RMD?de varyans modellerinin kullanılması gerçek risk boyutunu belirlemede en etkili yöntem olduğu vurgulanmaktadır. Ancak etkin risk yönetimi için ölçümün yanında riskten korunmak için finansal araçlar da kullanılmak zorundadır. Şu anda Türkiye?de risk yönetiminde önemli yeri olan türev araçlardan biri olan vadeli işlem sözleşmeleri üzerine Riske Maruz Değer yöntemi, çalışmada asıl konuyu teşkil etmektedir. Bu kapsamda tek yetkilendirilmiş borsa olan VOBAŞ?da etkin olarak işlem gören sözleşmelerin üzerinden portföy oluşturmuş ve çeşitli metotlarla hesaplanan RMD sonuçları incelenmiştir. RMD yöntemlerinin sonuçlarının başarısı geriye dönük testler ile karşılaştırılmış ve bu durumun sonucunda Türkiye piyasasında en geçerli RMD metotunun GARCH(1,1) metotu olduğu tespit edilmiş ve kullanılması önerilmiştir. Konuya özen gösterilmesi sebebiyle, finansal riskler, sözleşmelerin taşıdığı risk çeşitleri, risk yönetim metotları hem teorik hem de uygulamalı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Risk Yönetimi, Riske Maruz Değer, Volatilite, Geriye Dönük Test

Finansal riskFiyat hareketiPortföy riski+4
Sami Ertugrul
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzenleyici kuruluşların dipnot açıklamaları uyum ve kalitesi üzerindeki etkisi: TFRS 7 uygulaması

Çalışmada İMKB?de faaliyet gösteren finansal-olmayan şirketlerin konsolide finansal raporları, ?TFRS 7: Finansal Araçlar: Açıklamalar? standardı ve SPK tarafından uygulama birliğini sağlama, yönlendirici olma amacı ile hazırlanan rehberlerin ve getirilen açıklamaların 2007-2011 yılları arasında uyum dereceleri incelenmektedir. Bu verilerin karşılaştırılması ile düzenleyici kuruluşların uyum birliği için gerçekleştirdiği çalışmaların standart uyum derecelerini üzerindeki etkisini ölçülmektedir. Ayrıca ikincil analizinde ise, aynı sermaye piyasasına kayıtlı şirketlerin standart uyum dereceleri ve dipnot kaliteleri arasında varyasyona neden olan ve şirketlerin standart uyum davranışlarını şekillendiren şirket betimleyici özellikleri ele alınmaktadır. Uyum derecesi incelenen şirketlerin karakterisitik betimleyici özellikleri (şirket büyüklüğü, likidite oranı, karlılık oranı, kaldıraç oranı, piyasa fiyatı ve denetçi büyüklüğü) ile dipnot uyum ve kalitesi arasındaki ilişkinin anlaşılması ile hangi şirketlerin dipnot uyumsuzluğuna daha yatkın olduğu ve onları bu yöne iten etkenlerin nedenleri incelenmektedir. Analizde, Kontrol Listesi (dipnot endeksi) yöntemi kullanılmaktadır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Birincil analizde veriler Anova, T testine analizine tabi tutulmuştur. İkincil analiz altında ise, korelasyon analizi düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda 2007-2011 yılları arasında İMKB?de faaliyet gösteren mali olmayan ve konsolide rapor hazırlayan şirketlerin TFRS 7 standardına olan uyum derecelerinin ve finansal rapor kalitesinin düşük olduğu, ayrıca düzenleyici kuruluş etkisinin literatürde savunulduğunun aksine standart uyum derecisi üzerinde olumsuz bir etki yarattığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dipnot Uyumu, Dipnot Kalitesi, Düzenleyici Kuruluş Etkisi, TFRS 7

Bağımsız düzenleyici kurumlarDipnotFinansal raporlama+2
Melissa Cagle
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kurumlarında iç denetim sisteminin yapısı ve mali denetim: Bir örnek uygulama

İç denetim, kurumun hedeflerine ulaşmasını sağlayan makul güvence verme ve danışmanlık faaliyetidir. İç denetim aynı zamanda iç kontrol sisteminin de bir parçası olarak, iç kontrol sisteminin yeterliğini ve etkinliğini değerlendirmektedir. Tarih boyunca denetimin gelişimine ve değişimine paralel olarak, iç denetim ilk önce özel sektörde uygulanmaya başlamış, kamu kurumlarına sıçraması daha sonra olmuştur. Türk Kamu Yönetimi?nde kökenleri çok eski olan teftiş sistemi, uygulamada çoğunlukla çeşitli soruşturmaların yapıldığı, özünde soruşturmacı birimler olarak varlığını sürdüren bir sistemdir. Avrupa Birliği ile müzakereler neticesinde, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (KMYKK) ile iç denetimin kamu kurumlarına girmesinden sonra; mevcut teftiş sisteminin yanında, tamamen kendine özgü uluslararası standartları olan bir denetim sistemiyle de kamu kurumları tanışmış oldular. İç denetimin yanında 5018 Sayılı KMYKK ile getirilen, iç kontrol sistemi, stratejik yönetim, faaliyet raporu gibi bir takım yeni kavramlar da bulunmaktadır. Bunların kamu kurumlarında özümsenmesi şüphesiz zaman alacaktır. Nitekim iç kontrol sistemi kamu kurumlarında daha iyi tesis edilebilirse, iç denetimin gerçekleştireceği sistem denetimlerinin kalitesi daha iyi olacaktır. Mevcut sorunlarının yanında kamu kurumlarındaki iç denetim sistemi, istenen düzeyde olmasa da, geçen 5-6 yıl içerisinde ciddi bir mesafe katetmiştir. Çalışmanın amacı, Türk Kamu Yönetimi?nde iç denetim sisteminin yapısının ve gelişiminin ortaya konularak, bu süreçte yaşanan sorunların ve çözüm önerilerinin dile getirilmesidir. Uygulama örneği olarak, kamu kurumlarında çok önemli bir işlev üstlenen muhasebe ve raporlama işlemlerinin mali denetimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Denetim, İç Denetim, Teftiş, İç Kontrol, İç Denetçi, Mali Denetim, Uluslararası İç Denetim Standartları, Kamu İç Denetim Standartları

DenetimDenetim standartlarıFinansal denetim+6
Hüseyin Sarıbuğday
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üretim sektöründe son mamül kalitesinin iyileştirilmesinde Altı Sigma ve Kaizen uygulamalarının etkileri

Günümüz dünyasında söz sahibi olan ve küresel ölçekte rekabet edebilen işletmelerin mantığını anlamak, "kalite" kavramından geçmektedir. Kalite kavramı; rekabet gücünü arttırmak isteyen işletmeler için, küreselleşmeyi farklı boyutlara taşıyan bu yeniçağda, oldukça önemli bir unsur haline gelmiştir. Global dünya şirketleri son yıllarda Altı Sigma ve Kaizen gibi metotları süreçlerinde kullanarak, faaliyet gelirlerinde önemli kazançlar elde etmektedir. Süreç mükemmelliğini hedefleyen bu kalite metodolojileri, uygulayan kuruluşlara karlılık, verimlilik ve pazar payı artışı sağlarken, sınıfının en iyi olma fırsatını sunmaktadır.Altı Sigma, müşteri istek ve gereksinimleri ile uyumlu ürün veya hizmet üretebilmek için geliştirilmiş, üretim süreçlerindeki değişkenliğin azaltılması yoluyla süreç kalitesinin iyileştirilmesini hedefleyen önemli bir kavramdır. Kaizen ise baş döndürücü gelişme ve değişimlere rağmen yenilikçi bir anlayışla ve küçük adımlarla kaliteyi arttırma yöntemidir. Altı Sigma ve Kaizen Metodolojileri insan faktörüne değer vererek, kurumlarda bulunan her seviyeden çalışanı kaliteyi arttırma sürecine dahil eder ve bir kurum kültürü oluşturmayı amaçlar. Bu sayede hem kurum, çalışanlarının iş verimliliğini arttıracak; hem de çalışanlar dahil oldukları sistemdeki rollerini benimseyerek, kurumun bir parçası olabileceklerdir.Bu çalışmada, Toplam Kalite Yönetimi (TKY) kapsamında uygulanan Kaizen ve Altı Sigma teknikleri incelenmiştir. Ülkemizde üretim sektöründe önde gelen ve proseslerinde bu teknikleri uygulayan iki kuruluşun bu konulardaki uygulamaları analiz edilmiştir. Bu analizlerin sonucunda Kaizen ve Altı Sigma teknikleri doğru şekilde uygulandığında kalite kayıplarının yok edilmesi ve verimliliğin arttırılması gibi başarılı sonuçlar sağladıkları görülmüştür. Bu çalışma ile son mamül kalitesini iyileştirmek için Altı Sigma ve Kaizen metotlarını uygulamak isteyen işletme ve kuruluşlara yararlı olabilecek, yönlendirici bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Altı Sigma, Kaizen, Üretim, Kalite İyileştirmesi, TKY

Altı sigma yöntemiKaizenKalite geliştirme+3
Onur Korucu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Marketing in postmodernity: Experiential marketing and imagineering

Offering only core products and services with no suplementary services are no longer enough to survive in today?s fierce competitive environment. It is argued that today?s businesses require something more effective and innovative than the traditional marketing methods and approaches such as Customer Relationship Management (CRM). It is now important for businesses to adopt Customer Experience Management (CEM). Recently, companies have been trying to enhance their competitive advantages through creating experiences for their customers. There is no doubt that experience creation helps companies strengthen customers? image perceptions of their products, hence to improve customer satisfaction and loyalty. The need, therefore, is to create memorable, personal, and engaging experiences and to orchestrate all the touchpoints related to the experience in a consistent way. The aim of this research is to create awareness and enhance the comprehension of experiential marketing concept in Turkey. For this reason, a case study technique was executed, for which interviews were arranged with the managers of three businesses operating in the service sector in Izmir, Turkey to find out how these three businesses formulate, market, and offer their products according to the principles of experiential marketing. The findings of the research show that the companies do not apply any specific customer experience management schemes although they were found to utilize some principles and applications with no systematic planning or well-projected marketing decisions. After the analysis of the case studies, finally, a customer experience management framework called as Strategic Customer Experience Management Framework (SCEMF), is proposed to provide a guideline for practioners in experiential marketing. Keywords: Customer Experience Management, Experience, Experience Economy, Experiential Marketing, Imagineering, Service Sector.

Experiential marketingImagineeringMarketing+1
Hasan Hüseyin Erdoğan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süreç yönetimi olgunluk modelleri ve bir organizasyon uygulaması

Süreç yönetimi, işletmenin tüm süreçlerinin performanslarının geliştirilmesi amacıyla yönetilmesini esas alan, tutarlı uygulama, var olan sorunların kolay bir şekilde belirlenmesi ve çözülmesine olanak sağlama, etkinliği artırma, çevikliğin sağlanması ve entegrasyon kolaylığı gibi avantajlarla işletmelere daha yüksek müşteri tatmini ve rekabet avantajı sağlayan bir yönetim yaklaşımıdır.Süreç yönetimi olgunluk modelleri işletmelerin süreç yönetimi olgunluk seviyelerini belirleyen ve bir üst olgunluk aşamasına ulaşmak adına atılması gereken adımlarla ilgili işletme yöneticilerine rehberlik eden modellerdir. Süreç yönetimi olgunluk modelleri açısından işletmenin bulunduğu seviyeye göre bir üst olgunluk seviyesi daha başarılı süreç yönetimi uygulaması ve süreç yönetimine ilişkin daha başarılı sonuçları ifade etmektedir. Literatürde süreç olgunluğunun değerlendirilmesi amacıyla geliştirilmiş çok sayıda olgunluk modeli mevcuttur.Bu çalışmada İzmir'de faaliyet gösteren bir yüksek okulun süreç olgunluk seviyeleri ve organizasyon süreç yönetimi olgunluk seviyeyesinin değerlendirmesi yapılmıştır.

OlgunlukSüreç yönetimiYüksek okullar
Muhammed Kabak
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Firm level determinants of corporate web transparency and its relation to company performance

The importance of the corporate governance is increased after the big corporate scandals like Enron, WorldCom and Parmalat. Sarbanes Oxley Act increased regulation in the U.S. and rest of the world followed. Although in Turkey New Turkish Commercial Code made the necessary changes to improve corporate governance practices and also corporate transparency which is a part of good corporate governance practices. There are two main purposes of this study, first one is to identify the firm level determinants of corporate web transparency and the second purpose is to find the effect of corporate web transparency on the relationship of financial information and firm value of firms quoted at Istanbul Stock Exchange (ISE) . The first chapter defines corporate governance and discussed corporate governance in Turkey. In the second chapter, corporate transparency and corporate transparency and disclosure studies in Turkey, and the literature on the effects of corporate governance on firm performance is discussed. In the third chapter, an empirical analysis is made for firm level determinants of corporate web transparency and the effect of corporate web transparency and the relationship of financial information and firm value of firms. The data is obtained from the web sites of the sample firms and database web sites for the year of 2011 and the analysis is applied to 209 non-financial firms quoted at ISE. The results show that Market to Book Value, Free Float Ratio and Audit Firms are the important determinants of firm level corporate web transparency, however, we did not find significant support for the effect of web transparency on the relationship of financial information and firm value.

Corporate governanceİstanbul Stock Exchange
Gülsüm Dikmen
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimEN

Prioritization of industrial service dimensions in logistics centers: An industrial marketing approach

Either to utilize common infrastructure and economies of scale opportunities or to develop new business and innovate through synergy, logistics clustering has started to attract significant attention at a global scale. Logistics centers are a form of logistics clustering where intermodal transportation activities are combined with value-added logistics services. They serve as a

Ceren Altuntaş
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Psikolojik sermaye: Psikolojik sermaye ile iş performansı arasındaki ilişkiye otantik liderliğin düzenleyici etkisi

Pozitif psikolojinin örgütsel alana yansıması olarak ortaya çıkan pozitif örgütsel davranış, çalışanların örgüt içindeki psikolojik kapasitelerine ve geliştirilebilir pozitif güçlerine odaklanmaktadır. Bireylerin pozitif güçlerinin sinerjik bir ifadesi olan psikolojik sermaye kavramı, son yıllarda pozitif örgütsel davranış alanı içinde geniş şekilde araştırılan konuların başında gelmektedir. Pozitif güçlerini örgüt içinde etkin şekilde kullanabilen çalışanlar, örgütsel çıktıları, diğer insanlardan daha olumlu şekilde etkileyebilmektedir. Yazında, bireylerin psikolojik sermayeleri ile önemli örgütsel çıktılardan birisi olan iş performansları arasında olumlu ilişkiler olduğuna işaret edilmektedir. Bununla birlikte, bu doğrusal ilişkideki düzenleyici değişkenlerin neler olduğunun henüz yeterli düzeyde açıklığa kavuşturulmadığı görülmektedir. Çalışanlar tarafından yöneticilerin ne düzeyde otantik algılandığının, psikolojik sermayelerinin, performansa etkisinde önemli bir düzenleyici etken olabileceği öngörülmektedir. Bu çalışmanın amacı da, psikolojik sermaye kavramını irdeleyerek, yazında performansla ortaya konulan doğrusal ilişkisinde, çalışanlar tarafından algılanan otantik liderlik özelliğinin düzenleyici etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda, tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir holdingin 338 çalışanı ile bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma modelinin test edilmesinde SPSS programından yararlanılmış ve hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre, otantik liderliğin psikolojik sermaye ile performans ilişkisini kısmi biçimde düzenlediği doğrulanmıştır. Bu sonuca göre, çalışanların v psikolojik sermaye düzeylerinin iş performansları üzerindeki güçlü etkisi, yöneticilerdeki otantik liderliğin daha pozitif algılandığı koşullarda daha yüksek olmaktadır. Bu sonuç, istenilen örgütsel çıktılara ulaşmak açısından psikolojik sermayesi yüksek çalışanları istihdam etmenin yanında, örgüt içinde bu insanları pozitif şekilde destekleyecek otantik liderlerin de bulundurulmasının gerekli olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sermaye, Pozitif Örgütsel Davranış, Otantik Liderlik, Performans, Pozitif Psikoloji

Tayfun Topaloğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal performans ölçümünde sermaye yapısının etkisinin değerlendirilmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama

Bir işletmenin sermaye yapısı kararları işletmenin sermaye yapısının ne kadar öz kaynaklar ve ne kadar yabancı kaynak kullandığı ile ilgilidir. Söz konusu kararlar finans yöneticisinin alması gereken yatırım, finansman ve temettü dağıtımı kararlarından oluşmaktadır. Sermaye yapısıyla ilgili literatür incelendiğinde, sermaye yapısının işletmenin karlılığının ve piyasa değerinin üzerinde etkili olduğu yönünde görüş birliği hakimdir. Ayrıca sermaye yapısı kararları işletmelerin finansal performansını etkileyen önemli kararlardandır. İşletmeler finansal performans analizi ile sağlıklı karar alma, planlama ve denetim faaliyetini etkin bir şekilde sürdürme olanağı elde ederler. Performans bir objenin, öncelikleri belirlenmiş bir konuda belli bir süre içinde bir hedefe bağlı olarak sonuçlar üretme yeteneğidir. Söz konusu hedefler standartlar olarak ifade edilmektedir ve planlanan hedeflerle ulaşılan hedeflerin ne derece ulaşıldığının tespit edilmesini sağlar. Dolayısıyla işletmeler için performans, amaçların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini gösteren çabalar bütünüdür. Finansal performans analiziyle işletmenin performansı daha doğru bir şekilde yansıtılmış olmaktadırlar. Çalışmada işletme büyüklüğü, büyüme oranı, vergi düzeyi, borç dışı vergi kalkanı ve likidite oranı gibi kontrol değişkenleri ve borçlanma oranları da bağımsız değişken seçilerek, işletmelerin performans belirleyicisi olan karlılık değişkenleriyle ilişkisi incelenmiştir. Bu şekilde finansal performans ölçümünde sermaye yapısı kararlarının etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, işletmelerin sermaye yapılarının açıklanmasında tek bir kuramın geçerli olmadığını, aktif karlılığıyla ilgili modellerin finansal hiyerarşi kuramına; öz sermaye karlılığı ile ilgili modellerin dengeleme kuramının geçerli olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Sermaye Yapısı, Sermaye Yapısı Teorileri, Finansal Performans, Panel Veri Analizi, Finansal Hiyerarşi ve Dengeleme Teorisi.

Aynur Canki
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Analitik hiyerarşi sürecine dayalı kredi değerlendirme modeli

Bu çalışmada, Analitik Hiyerarşi Sürecine Dayalı Kredi Değerleme Modeli uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda finansal tablolardan elde edilen finansal oranlar ve finansal olmayan yargılar birlikte ele alınarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında, çok kriterli karar verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Süreci ve Promethee Yöntemleri kullanılmıştır. AHP yöntemi problemi bir bütün olarak ele almakta ve her bir kriter ve alt kriterin ana amaca katkılarını ayrı ayrı değerlendirmektedir. Analitik Hiyerarşi Süreci hem gerçek yaşama benzeyen kolay bir yapıya sahip olması hem de nitel ve nicel kriterleri dikkate almasından dolayı, birçok alanda karşılaşılan karar problemlerinin çözümünde kullanılmaktadır. Promethee yöntemi de, mevcut alternatifleri farklı tercih fonksiyonları temelinde değerlendirerek ve alternatiflere ilişkin hem kısmi sıralamanın hem de tam sıralamanın elde edilmesiyle daha ayrıntılı analizlerin yapılmasını sağlamaktadır. Bu amaçla işletmelerin temel performans göstergeleri kullanılarak kategoriler ve finansal oranlardan hareket edilmiş ve AHP ile bu finansal oranlar ağırlıklandırılarak hiyerarşik bir model oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen uygulama sonucunda firmalara ilişkin toplam kredi puanı elde edilmiştir. Firmalara ilişkin toplam kredibilite puanlarının bulunması ile firmaları kendi aralarında karşılaştırma olanağı elde edilmiştir. Promethee yöntemiyle de sıralamaları gerçekleştirilip kredi verme/vermeme kararı alınabilmiştir.

Tuğçe Demirci
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimEN

Veiling fashion, consumption culture and identity: A qualitative analysis for interpreting the veiled Turkish women's changing clothing practices

Covering the body with clothes happens to be one of the primary vital needs for humans throughout the history. However, in Islam, it turns into a religious order for Muslim men and women based on Islamic decretals. The rules of clothing for Muslim women are defined as 'veiling' that differentiates them from their counterparts as being encumbered with symbolical, social and religious meanings. Today, this bodily practice can not be interpreted without analyzing the rising pressures and changing circumstances of modern life if the veiled women are examined as consumers. The increasing purchasing power of Muslims and their rising visibility as demandants, also modern but religious identities, resulted as the identification of Muslims as an untapped and viable market segment which leads to the necessity to investigate their changing needs deeply. This research analyzed the veiled Turkish women's changing clothing practices in the light of veiling fashion for the post 1980-period, in Turkey. The religious interpretations and regulations about veiling practice, the relationship between Islam and consumption, the rise of Islamic consumptionspace and veiling fashion as a phenomenon, the religious, political, economical and socio-cultural tensions that Muslim consumers experience and negotiate in consideration of modern lifestyles while constructing their contemporary identities were questioned and examined deeply with the help of a qualitative analysis based on Hans-George Gadamer's philosophical hermeneutics The results reveal that the veiled women's clothing practices changes due to the fact that veiling turns into a commodity of consumption and fashion by loosing its religious meanings and aims.

Elif Deniz
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelişmekte olan ülke kökenli çokuluslu şirketlerin doğrudan yabancı yatırımlarından kaynaklı ters bilgi transferi üzerine bir vaka analizi

Gelişmekte olan ülke kökenli şirketlerin son zamanlarda doğrudan yabancı yatırımlarının (DYY) artması çokuluslu şirketlerinin dışarıya yönelik gerçekleştirdiği DYY'ler ile ortaya çıkan bilgi paylaşımlarını incelemeyi önemli hale getirmektedir. Literatürde özellikle Çin, Brezilya, Hindistan gibi gelişmekte olan ülke kökenli şirketlerin uluslararasılaşmalarından ortaya çıkan bilgi paylaşımlarıyla ilgili birçok çalışma bulunmaktadır. Diğer gelişmekte olan ülke kökenli şirketler gibi Türk DYY'lerde bazı sektörlerde dünyadaki sayılı üreticilerden biri haline gelmesi ve yalnızca sermaye girişi yarattıkları için değil, aynı zamanda bilgi paylaşımının kritik bir kaynağı oldukları için önem taşımaktadır. Bundan dolayı Türk kökenli çokuluslu şirketlerin de diğer gelişmekte olan ülke kökenli şirketler gibi araştırılması değer bir konumda yer almakta ve akademik çalışmalara daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gerekçeyle Türk kökenli çokuluslu şirketlerin uluslararasılaşmalarıyla ortaya çıkan bilgi paylaşımları hakkında bilgi sahibi olma ve sürdürülebilir rekabet ortamının yakalanması için Türk kökenli çokuluslu şirketlerin uluslararasılaşma süreçleri üzerinde durularak lokasyonlarda ortaya çıkan bilgi düzeylerinin keşfedilmesi ve ters bilgi transfer (TBT) faydasının ortaya konulması hedeflemektedir. Bu çalışmada vaka analizi yöntemi kullanılarak, gelişmiş ve gelişmekte olan bölgelerde DYY'leri bulunan bir şirketin üst düzey yöneticileri ile yapılan mülakatlara dayanarak elde edilen bulgular değerlendirilmektedir. Bu bulgular sonucunda TBT'nin yalnızca gelişmiş ülkelerden değil aynı zamanda diğer gelişmekte olan ülkelerden de farklı düzeylerde bilgiler elde edilebileceğini göstermektedir. Fayda bazında değerlendirildiğinde TBT'nin, zaman ve maliyet açısından faydalar sağlayarak süreçlerin iyileştirilmesine yardımcı olduğu görülmektedir. Aynı zamanda yeni bir ürün geliştirme, ürün tekliflerinin azaltılması, teknolojik gelişmenin yönlendirilmesi ve eksik bilgi süreçlerinin tamamlanması noktasında da faydalar sağladığı ortaya konulmaktadır.

Şevval Tönel
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Araç rotalama problemlerine genetik algoritma yaklaşımı: Bir gıda dağıtım firması uygulaması

Firmaların küresel pazar koşullarında rakipleriyle rekabetinde en önemli rolü müşteri memnuniyeti oynamaktadır. Firmalar müşterilerini memnun edebilmek için etkili ve hızlı servis yapmak zorundadırlar. Lojistik kavramının en önemli parçası olan araç rotalama problemi firmaların en çok sorun yaşadığı problemlerden biridir. Öte yandan, literatürde genişçe yer alan Araç Rotalama Problemlerinin (ARP) çözümünde son yıllarda sezgisel ve meta sezgisel yöntemlere başvurulmaktadır. Müşteri sayısının artmasıyla karmaşıklaşan problemlere en iyi ya da yakın çözümü en kısa zamanda bu yöntemler bulmaktadır. Evrim teorisinden esinlenilerek geliştirilen Genetik Algoritma (GA), uygulamasının kolay ve karmaşık matematiksel formüller içermemesinden dolayı tercih edilen yöntemlerden biridir.Bu çalışmada Trabzon'da faaliyet gösteren gıda sektöründeki bir dağıtıcı işletmenin, müşteri grubunda yer alan büyük marketlere ürün dağıtımı için araç filolarının kullandıkları en uygun rotanın belirlenmesi ve önerilen rotanın maliyetinin en küçüklenmesi amaçlanmıştır. Problemin çözümde, meta sezgisel çözüm yöntemlerinden olan genetik algoritma tekniği kullanılmıştır. Söz konusu işletmenin, hizmet ettikleri müşterilerinin konumları, dijital ortamda belirlenip birbirleriyle olan uzaklıkları hesaplanmıştır. Daha sonra geliştirilen genetik algoritma modelinin önerdiği çözümle araç filolarının izledikleri rotalar bir haftalık verilerle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlarla mevcut sistem karşılaştırılmış ve önerilen modelin firmanın bir haftalık toplam yol mesafesini % 14,5 oranında iyileştirdiği tespit edilmiştir.

Araç yönlendirme problemiGenetik algoritma tekniğiGenetik algoritmalar+2
Burcu Kemer
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tarım sigortalarında tarım sigortaları havuzu ve tarsim uygulaması

Tarım sektörü özellikleri bakımından bütün dünyada hem ekonomik hem de stratejik olarak en önemli sektörler arasında yer almaktadır. Tarımsal üretimin genellikle açık alanlarda yapılıyor olması nedeniyle, tarım sektörü başta doğal riskler olmak üzere birçok risk ve belirsizlikten etkilenmektedir. Sağlıklı ve verimli bir tarımsal üretimin yapılabilmesi için de bu risk ve belirsizliklerin etkilerinin en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu risk ve belirsizliklere karşı korunmayı sağlayan en önemli risk yönetim aracı ?Tarım Sigortasıdır?. Tarım sigortası, tarımsal üretimi etkileyen risk ve belirsizlikleri teminat altına alarak, tarımsal üretimin devamlılığını sağlar. Türkiye'de tarım sektörü ülke kalkınmasına değişik yollarla katkı yapmakta olup, büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi açısından da ?Tarım Sigortası?nın önemi büyüktür. Bu çalışmada, Türkiye'de 14 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ?Tarım Sigortaları Kanunu? çerçevesinde uygulamaya koyulan Devlet Destekli Tarım Sigortalarının temelini oluşturan Tarım Sigortaları Havuzu ve havuzun işletici şirketi olan TARSİM'in çalışmaları ile yeni sistemin başarılı bir şekilde sürdürülebilmesi için üzerinde durulması gereken konular incelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Tarım, Tarım Sigortası, Tarım Sigortaları Havuzu, TARSİM

SigortaTarımTarım sigortası
Uğur Sevim
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2008 küresel krizinin Trabzon'daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yapısı üzerindeki etkileri

Ortaya çıkan ekonomik krizler, makro ve mikro boyuttaki tüm ekonomik birimler üzerinde etkileri olmaktadır. Bu etkiler ülkeden ülkeye, işletmeden işletmeye değişiklik göstermektedir. 2008 küresel ekonomik krizinin de dünyada ve Türkiye'de olumsuz etkileri olmuştur. Dünya genelindeki etkileri makro boyutta yaşanmış, Türkiye'deki etkileri ise özellikle reel sektör olarak adlandırılan mikro boyutu etkilemiştir. KOBİ'ler de Türkiye'nin reel sektörünün önemli bir parçasıdır fakat KOBİ'lerin öz sermaye yetersizlikleri, finansman imkânlarının sınırlı olması gibi problemleri vardır.Bu çalışma 2008 küresel krizinin Trabzon'da faaliyet gösteren KOBİ'lerin finansman yapısı üzerinde nasıl etki yaptığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 101 KOBİ oluşturmaktadır. Çalışmada, 2008 küresel krizinin KOBİ'lerin finansman yapısı üzerindeki etkileri ve alınan önlemler ortaya koyulmuştur. KOBİ'lerin özellikleri açısından 2008 küresel krizinin finansman yapısı üzerindeki etkilerini belirlemede ve bu etkileri azaltmak için alınan önlemlerde istatistikî analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucu, 2008 küresel krizinin KOBİ'lerin özellikle alacak tahsilindeki gecikmelerde ve borçlanma durumları üzerinde önemli etkileri gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler: 2008 Küresel Krizi, KOBİ, Finansman Yapısı

Ekonomik kriz 2008Finansal etkiFinansal kriz+2
Nurdan Değirmenci
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Canlı varlıkların TMS 41 çerçevesinde muhasebeleştirilmesi

Canlı varlıklar doğma, büyüme, olgunlaşma, üreme, yaşlanma ve ölüm gibi sürekli olarak biyolojik dönüşüme maruz kalmaktadırlar. Bu nedenle canlı varlıkların muhasebeleştirilme ve ölçümlerinin, tarım işletmelerinin sahip olduğu diğer varlıklardan farklı olması gerekmektedir.Türkiye Muhasebe Standartları 41, Tarımsal Faaliyetler Standardı, canlı varlıkların bu özelliklerini dikkate almakta ve muhasebeleştirilme ve ölçüm ilkelerini belirlemektedir. Türk Vergi Mevzuatı açısından canlı varlıklar bu özellikleri ile diğer varlıklardan ayrılmamakta, böylece standart ile mevzuat arasında yaklaşım farklılıkları oluşmaktadır. Standart ilkelerinin gerçekçi finansal bilgi sunmak amacı taşıdığı bilinmektedir. Ancak bu ilkelerin uygulanabilmesi için bazı düzenlemeler gerekmektedir.Bu çalışmada ilk olarak tarım işletmeciliği ve tarım muhasebesi hakkında genel bilgiler verilmiş sonra standart ve Türk Vergi Mevzuatı'nın konuyla ilgili yaklaşımları incelenmiş ve karşılaşılan güçlüklere çözüm önerileri sunmak amacıyla örnek uygulamalar hazırlanmıştır.Anahtar Sözcükler: Canlı varlıklar, Tarımsal ürünler, TMS 41, Vergi Usul Kanunu

CanlılarMuhasebeMuhasebe standartları+4
Ömer Yazan
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Girişimcilik ve ihracat hacminin ekonomik kompleksite üzerindeki etkisi: Türkiye analizi

Günümüzde toplumlar için "sürdürülebilir" ekonomik büyüme ve kalkınmanın sağlanması çabalarına Richard Hausmann ve César Hidalgo (2009) tarafından geliştirilen "ekonomik kompleksite" kavramı, yeni bir bakış açısı sunmuştur. Bu yaklaşımda; sürdürülebilir kalkınmanın, üretim miktarının arttırılmasından ziyade ürün çeşitliliğini ve eşsizliğini maximize eden üretim yapısına dayanan kompleks bir ekonomik yapıyla mümkün olabileceği ön görülmektedir. Ancak bu yapının oluşturulabilmesinde, toplumun çeşitli kesimlerine dağılmış halde bulunan bilgi ve beceriyi birleştirerek kullanacak örgütlenmiş birimlere ihtiyaç duyulduğu da belirtilmektedir. Bu nedenle, literatürde genel olarak; üretim faktörlerini, sistemli ve çok daha yüksek katma değer yaratacak şekilde bir araya getirerek, üretimi verimli ölçeklerle gerçekleştiren ve çoğunlukla kurumsal örgütlü yapılar olan girişimlerde (şirketlerde) vücut bulan bir süreç olarak tanımlananan girişimciliğin yüksek ekonomik kompleksiteye ulaşabilmesinde önemli bir payı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın öncelikli amacı, girişimciliğin; ikincil amacı ise ihracat hacminin ekonomik kompleksite üzerindeki etkisinin, Türkiye özelinde ve 1995-2018 dönemine ait logaritmik farkı alınmış zaman serileriyle basit ve çoklu doğrusal regresyon analiz yöntemi kullanılarak araştırılmasıdır. Çalışmada öncelikle ekonomik kompleksite yaklaşımı ve girişimcilik kavramı ile üretimin ve ürünlerin teknoloji seviyesi de göz önünde bulundurularak Türkiye'nin ihracat yapısı incelenmiş olup müteakiben yapılan analizler sonucunda; - Girişimcilik ile ekonomik kompleksite arasında anlamlı ve olumlu bir ilişki olduğu, yeni girişimlerin (şirketlerin) kurulmasının ekonomik kompleksite üzerinde olumlu, kapanarak faaliyetlerine son vermelerinin ise olumsuz yansımalara sebep olduğu, - İhracat hacminin ise ekonomik kompleksite üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etki yaratamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik karmaşıklıkGirişimcilikZaman serileri analizi+2
Kayhan Öcal
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bağımsız denetim sürecinde kanıt toplama ve görüş oluşturmada analitik inceleme tekniklerinin uygulanması

Bu çalışmada, bağımsız denetim süreci incelenirken kanıt toplama ve oluşturma aşamalarında analitik inceleme prosedürlerinin (AİP) uygulanması ve konu hakkında örnek bir uygulama ile denetçi tarafından sürecin ilerleyişi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ekonominin büyümesi, şirketlerin kendi içlerindeki yapılarının karmaşıklığı ve sınırlarının genişlemesi ile denetim alanı önem kazanmıştır. Denetçi tarafından şirketler hakkında hile ve hataların ortaya çıkarılıp makul bir güvence sağlamak amacıyla bazı teknikler kullanarak denetim faaliyeti gerçekleştirilmektedir. Kullanılmakta olan bu teknikler; fiziki incelme, gözlem, yeniden hesaplama, soruşturma ve analitik incelemelerdir. Bağımsız denetim süreci planlama, yürütme ve tamamlama olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Kullanılan denetim tekniklerinden analitik inceleme prosedürleri, zaman içinde, denetimin 3 aşamasında kullanılması gerekli hale gelmiştir. Çalışmanın amacı, bağımsız denetim sürecinde kanıt toplama ve görüş oluşturma aşamalarında analitik inceleme prosedürlerinin etkisini incelemektir. Yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda da denetim kanıtlarının kalitesinin, kabul edilebilir hata düzeyi ve riskleri minimum düzeye indirme konusundaki önemi ve görüş oluşturmadan önce tekrar prosedürleri uygulayarak daha objektif ve doğru karar vermedeki önemi saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, Analitik İnceleme, AİP, Denetim Kanıtları, UFRS

Analitik incelemeBağımsız denetimBüyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı+5
Özge Tanrıverdi
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cool marka özelliklerinin marka ayırt ediciliği ve primli fiyat ödeme istekliliğine etkisi: Y kuşağı üzerine bir çalışma

Cool kavramı pazarlama literatüründe 1900'lü yılların başından itibaren yer almasına rağmen, batılı toplumların 1980'li yıllarda yaşadığı tüketim temelli dönüşümle birlikte daha fazla dikkat çekmeye başlamış ve pazarlamacılar tarafından önemle üzerinde durulan bir olgu haline gelmiştir. Tüketimdeki dönüşümün farklı ülkelere de sirayet etmesiyle diğer birçok unsur gibi Cool da diğer toplumlara transfer edilerek evrensel çapta bir fenomene dönüşmüştür. Her ne kadar Cool evrensel bir olgu olarak değerlendirilse de zihinsel yapı bakımından belli bir kesim tarafından tam anlamıyla anlaşılmakta ve benimsenmektedir. Bu topluluk çoğunlukla ürünlerin işlevselliğinden çok sahip olduğu sembolik anlamlara değer vermektedir. Bireylerin yaşadığı ideal-gerçek benlik uyumsuzluğu onları ayırt edicilik bakımından sembolik anlamlara sahip markaları tüketmeye yöneltmektedir. Söz konusu ayırt ediciliği günümüzde en net şekilde markalara sunan sembolik anlamlardan biri de Cool fenomenidir. Bu nedenle, tüketiciler tarafından tercih edilmek isteyen markaların sembolik anlamlar içerisinde güçlü bir yeri olan Cool özellikleri kendi kişiliklerine kattıklarında ayırt edici olarak algılanacakları ve o markaya sahip olmak için primli fiyat ödeyeceği düşünülmektedir. Ayrıca bireyin ayırt edici olarak algıladığı markaya primli fiyat ödeme istekliliği tüketicilerin eşsizlik arayışı eşiğine göre farklılık gösterebileceği düşünülebilir. Eşsizlik arayışı içindeki bireyler toplumdaki diğer bireylerden farklı olmak için kendilerini değişik şekillerde ifade etmek isterler. Bu çalışmanın amacı öncelikle markayı Cool yapan özellikleri belirlemek ve bu özelliklerin tüketicilerin davranışlarına nasıl etki ettiğini incelemektir. Bu nedenle yapılan öncül çalışmalarla tüketicilerin bir markayı Cool olarak algılamasına neden olan özellikler (sıfatlar) belirlenmiştir. Daha sonra oluşturulan araştırma modeli çerçevesinde Cool marka özellikleri ile marka ayırt ediciliği ve primli fiyat ödeme isteği arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca marka ayırt ediciliği ile primli fiyat ödeme istekliliği arasındaki ilişkiye bireyin sahip olduğu eşsizlik arayışının düzenleyici etki yaratıp yaratmadığı araştırılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın hedef grubu olarak, satın alma gücüne sahip olduğu ve Cool unsurlara hâkimiyeti göz önüne alınarak Y Kuşağı belirlenmiştir. Çevrimiçi ortamda 327 kişiden veri toplanmış ve yapısal eşitlik modeli ve regresyon analizleri ile model test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Cool marka özelliklerinin bazı boyutları ile marka ayırt ediciliği arasında olumlu ilişki bulunmuştur. Ayrıca marka ayırt ediciliği tüketicilerin primli fiyat ödeme istekliliğini artırmaktadır. Ancak, bireyin sahip olduğu eşsizlik arayışının marka ayırt ediciliği ile primli fiyat ödeme istekliliği arasındaki ilişkide düzenleyici role sahip olmadığı görülmüştür.

Ayırt edicilikBenzersiz olma ihtiyacıCool+3
Kaan Artuk
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diderot bütünlük etkisi ile kendini gerçekleştirme arasındaki ilişkinin satın alma niyeti üzerindeki etkisine yönelik bir araştırma

Günümüzde tüketicilerin istek ve ihtiyaçları, satış pazarlama gibi dış etkiler kadar tüketicilerin iç dünyasındaki değişikliklere ve gelişmelere göre de şekillenmektedir. İlk çağlardan günümüze kadar insanlar hayatta kalabilmek için barınma, gıda, güvenlik gibi pek çok temel ihtiyacı giderme gereği duymuşlardır. Bu ihtiyaçları karşılayarak hem kendilerini hem de ait oldukları medeniyetleri geliştirmişlerdir. İnsanların yaşadığı çevre geliştikçe, kendilerini gerçekleştirme olanakları da artmıştır. Bu zaman zarfında insanların kendilerini gerçekleştirmek için güven, saygınlık, statü gibi farklı ihtiyaçları da ortaya çıkmıştır. Amerikalı psikolog Abraham Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi temelinde yaptığı ve 1943 yılında yayınladığı araştırmanın sonucunda, insanların kendilerini gerçekleştirebilmek için belli başlı ihtiyaçlarını sırayla gerçekleştirmeleri gerektiğini saptanmıştır. Diderot etkisi, tüketicilerin kişiliğinin, davranışlarının, deneyimlerinin ya da toplumsal değerlerinin önceden satın alınan mal veya hizmetler üzerinde nasıl bir değişiklik yaptığını açıklamaktadır Yeni bir mal veya hizmetin satın alınması tüketicide domino etkisi yaratmaktadır. Bu etki, tüketiciyi yeni mal veya hizmet daha satın alarak "tamamlama/tamamlanma eğilimi ve psikolojisi içine sokmaktadır. Satın alınan her yeni mal veya hizmete uyum sağlamak için yeni bir satın alma davranışı daha sergileyip tüketimi arttırma eylemine literatürde "Diderot Bütünlüğü" denilmektedir. Tüketimde Diderot etkisi, tüketicinin zihninde yarattığı "yenilenen ve yenilenmeyen" mal veya hizmetler arasındaki uyum etkisinden dolayı sonunda kısır döngü haline gelen devamlı bir satın alma mekanizmasına sebep olmaktadır. Bunun sebebi, tüketicinin ilk başta gerek görmediği önemsemediği için yenilemediği/ değiştirmediği bir mal veya hizmeti, daha sonra yenilediği/değiştirdiği bir mal veya hizmet arasında görüp uyumsuzluğa neden olduğu psikolojisiyle yenileme eğilimine girmesidir. Bu söz konusu yenileme süreci sadece bir oda veya bir ev eşyası ile sınırlı kalmayıp tüketicinin sahip olduğu maddi manevi tüm mal veya hizmetleri kapsamaktadır. Tüketici sahip olduğu her şeyi Diderot bütünlüğüne ulaşmak için yenileme ve değiştirme eğilimine girme potansiyeline sahiptir. Çalışmanın temel amacı, Diderot etkisinin, Maslow'un "kendinin gerçekleştirme" ile ilişkisi ve bunun da satın alma niyeti üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda yapılan araştırmada kolayda örneklem yöntemiyle 426 kişiye ulaşılmış olup, elde edilen verilerin analizi sonucunda; "Yapısal Eşitlik Modeli" kurulmuş ve test edilmiştir. Araştırma modelinde bütüncül düşünmenin Diderot etkisi üzerindeki rolü, Diderot etkisi ile kendini gerçekleştirme arasındaki etkide prestij duyarlılığının aracı rolü ve kendini gerçekleştirmenin satın alma niyeti üzerindeki etkisi yer almaktadır. Bunun yanında, çalışmada kullanılan ölçek ve alt boyutlarının güvenirlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla güvenirlik analizi yapılmış ve Chronbach Alfa katsayıları elde edilmiştir. Analizler %95 güven düzeyinde AMOS 16.0 yazılımı ile yapılmıştır. Bulgular "Bütüncül Düşünme"nin "Diderot Etkisi" üzerinde bir etkisi olmadığı, "Diderot Etkisi" ile "Kendini Gerçekleştirme "arasındaki ilişkide aracılık rolünde "Prestij Duyarlılığı"na ilişkin istatistiki olarak anlamlı bir ilişki (p<0,05) bulunmuş olup, bu ilişki, %26,2'lik pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır. Benzer şekilde; "Diderot Etkisi" ile "Satın Alma Niyeti" arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bu ilişki, %54,3'lük pozitif yönlü orta düzeyli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, yapılan literatür incelemeleri sonucunda, kavramsal olarak ele alınan Diderot etkisi konusunda hiçbir görgül çalışmaya rastlanmamasından dolayı bu bağlamda ilk çalışma olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

Algı teorileriDiderot, DenisKendini gerçekleştirme+5
Burcu Çağrı Çakır
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Devlet muhasebesinde nakit esaslı finansal raporlama ve IPSAS 61

Bu çalışmada dünyanın en büyük 6 ekonomisi olan G-6 ülkelerinin devlet muhasebesi uygulamaları , tahakkuk esaslı muhasebeye geçişte karşılaştıkları engeller, tahakkuk esaslı muhasebenin kabulündeki çekinceler incelenmiş ve Türkiye'deki devlet muhasebesi uygulamaları ile karşılaştırılmıştır. Uluslararası Muhasebeciler Federasyonunun kendisine bağlı kurul olan Uluslararası Devlet Standartları Kurulu tarafından 2017 de yayımlamış olduğu Uluslararası Devlet Standartları 61 - Nakit Esaslı Finansal Raporlama Standardı çerçevesinde ülkemizde uygulanabilir bir raporlama yöntemi geliştirilmeye çalışılmıştır. Buna ilişkin olarak üç ülkeye ait ilgili tablolar ve tüm ülkelere ait uygulamalar karşılaştırılmak yolu ile analizler yapılmıştır. Analizler neticesinde Türkiye devlet muhasebe sistemine ilişkili olabilecek çıkarımlar irdelenmiştir.

Finansal raporlamaFinansal raporlama standartlarıKamu muhasebesi+4
Esma Kozanoğlu
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Entegre raporlama: Bankacılık ve çimento sektörleri üzerine bir araştırma

Günümüz dünyasında işletmelerin performanslarını sadece finansal bilgilere dayandırarak açıklaması, küreselleşmenin etkisi ile işletmelerle ilgilenen tarafların bilgiye şeffaf ve doğru biçimde ulaşma beklentisini karşılamada yetersiz kalmıştır. İşletmeler gerçekleştirdikleri faaliyet sonuçlarına ilişkin bilgileri finansal raporlara ek olarak, çevresel raporlar, sosyal raporlar, yönetim raporları, üçlü bilanço sistemi, kurumsal sosyal sorumluluk raporları, sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla bilgi kullanıcılarına sunulmuştur. Bir işletmeye ait birden fazla rapor bulunması hem zaman kaybına hem bilgi karmaşasına neden olmakta hem de ulusal ve uluslararası karşılaştırılabilirliği ve değerlendirilebilirliği güçleştirmektedir. Bu durum, işletmelerin finansal ve finansal olmayan bilgilerini entegre düşünceyle birleştirilerek tek bir rapor halinde sunması gerektiği görüşünü doğurmuştur. Yapılan çalışmalar sonucunda, işletmelerin sosyal, çevresel ve ekonomik göstergelerini barındıran ve işletmelere değer yaratmayı hedefleyen entegre raporlama, kurumsal raporlamada yeni bir yaklaşım olarak kabul edilmiştir. Bu bilgiler ışığında, işletmelerin yayınladıkları entegre raporların finansal performansları üzerinde etkisinin olup olmadığı çalışmanın çıkış noktasıdır. Bu kapsamda BİST Endeksinde yer alan, entegre raporlama veri tabanında bulunan ve son üç yıldır üst üste entegre rapor yayınlayan işletmeler araştırmaya dahil edilmiştir. Bulunan işletmelerin ikisi çimento sektöründe ikisi bankacılık sektöründe yer almaktadır. Bu sektörlerin öncülüğünde yurtdışından da çimento ve bankacılık sektöründe bulunan ve son üç yıldır entegre rapor hazırlayan ikişer işletme seçilerek karşılaştırma yapılmıştır. İşletmelerin son 3 yıllık entegre raporlarından alınan finansal tabloları ile entegre rapor uygulamasına başlamadan önceki 3 yıllık finansal tablolarına oran analizi yöntemi uygulanmış ve gerçekleşen oranlar arasındaki farklar araştırılmıştır. Aynı zamanda, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak, entegre raporlamanın işletmenin menşeine ve sektörüne etkisi olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, çimento sektöründe Türk işletmelerin, yabancı işletmelere göre hem entegre olmayan raporlama değerlerinde hem de entegre rapor değerlerinde önde olduğu, sektörün genel durumunun ise entegre olmayan raporların yayınlandığı yıllarda daha başarılı olduğu söylenebilir. Bunun sektörün ekonomik durumu ile etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Bankacılık sektöründe ise; entegre rapor öncesi hem işletmelerin hem de sektörün durumu açısından bir fark gözlemlenmezken, entegre raporlama ile yabancı bankaların daha başarılı finansal sonuçlar elde ettiği belirlenmiştir. Yapısal eşitlik modellemesinde ise, çimento sektöründe hiçbir etki tespit edilememiş olup bankaların entegre raporlama ile hisse başı kârlarının arttığı, sermaye yeterlilik oranlarının yükseldiği ve finansman oranının sermaye yeterlilik oranı üzerinde anlamlı etkisinin olduğu sonuçlarına varılmıştır.

Bankacılık sektörüEntegre raporlamaKurumsal raporlama+5
Burçak Kızıltan
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi krizinde bilişim şirketlerinin strateji seçimi üzerine bir araştırma

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19'un yayılması, politika yapıcıların dikkatini öncelikli olarak insanların hayatlarını kurtarmaya odaklamıştır. İnsan hayatını öncelikli olarak tehdit etmesi ile pandemi krizi aynı zamanda, potansiyel olarak yıkıcı toplumsal ve ekonomik sonuçlarla birlikte küresel ölçekte firmaların hayatta kalmasını da tehdit etmektedir. Bu çalışmanın amacı, 2019 yılında ortaya çıkan COVID-19 küresel salgını nedeni ile yaşanan pandemi krizinin sebep olduğu zor ekonomik koşullarda bilişim teknolojisi firmalarının karşılaştıkları baskı, tehdit ve fırsatlar sonucunda benimsedikleri stratejileri belirlemek ve benimsenen stratejileri değerlendirmektir. Çalışmada, strateji ve kriz literatürü temelinde, bilişim firmalarının pandemi krizine karşı verdikleri stratejik tepkiler, firmaların çevresel koşulları ve krizden nasıl etkilendikleri gibi bilgilerin tanımlanmasına yardımcı olacak ön bilginin toplanması amaçlanan, keşfedici araştırma niteliği taşıyan bir anket çalışması ve firmaların verdikleri stratejik tepkilerin anlaşılmasına yardımcı olacak bilgilerin elde edilmesi amaçlanan bir mülakat çalışması olmak üzere iki farklı veri toplama yöntemi incelenerek tartışılmaktadır. Çalışmanın sonucunda pandemi krizine karşı verilen stratejik yanıtlar belirlenmiştir. Bulgular, bilişim firmalarının krizlere karşı stratejik farkındalıklarının düşük olduğunu ve verilen stratejik yanıtların çok çeşitli olmadığını göstermektedir. Firmaların bir krizle başa çıkmak için hemen hemen aynı yaklaşımları izlediği görülmüştür. Firma büyüklüklerinin önemli bir rol oynamadığı, firmaların büyük bir çoğunluğunun krizin sebep olduğu ekonomik olumsuzluklardan neredeyse hiç etkilenmediği ve yeniden düzenleme/yapılanma temelinde olmak üzere çoğunlukla istikrar stratejisi izlediği tespit edilmiştir. Firmaların faaliyet alanlarını değiştirmeye yönelik ilişkili ürün çeşitlendirmesi stratejisi izlemeye eğilimli oldukları yönündeki bulgular da sonuç ve öneriler bölümünde değerlendirilmiştir. Bu yanıtlar ışığında, bilişim firmalarının bu tür küresel krizlerin sebep olduğu belirsizlik durumu ile nasıl baş edebilecekleri konusunda yol haritası sağlaması amaçlanmıştır.

Bilişim sektörüCOVID 19Kriz yönetimi+4
Funda Çamlıca
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İş biçimlendirmenin görev performansı üzerindeki etkisinde işe tutulma ve psikolojik sermayenin rolü

Bu çalışmada, çalışanların iş biçimlendirme yeteneklerinin, görev performansına etkisinde iş görenin güçlü taraflarının geliştirilmesine katkı sağlayan psikolojik sermaye ve işe tutulmanın söz konusu etkiler üzerindeki rolünü ortaya çıkarmak ve bu değişkenlerin birbiri ile etkileşimlerini tespit etmek için kuramsal gerekçelere dayanılarak oluşturulmuş hipotezlerin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada araştırma yaklaşımı olarak nicel yöntem, desen olarak ise ilişkisel ve nedensel tarama kullanılmıştır. Kolayda örneklem metodu ile T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na bağlı hizmet sektöründe yer alan ilgili kuruluşunun, merkez teşkilatı ve 81 ilin taşra teşkilatında görevli yönetici ve çalışanlarının katılımıyla toplam 697 çalışandan anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Araştırmada SPSS 25.0, PROCESS 3.5.3 ve AMOS 20.0 yazılımları kullanılarak korelasyon, doğrulayıcı faktör, regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma değerlendirildiğinde; iş biçimlendirmenin görev performansı ve işe tutulmaya olan etkisi anlamlı ve olumlu, işe tutulmanın görev performansı üzerindeki etkisi de anlamlı ve olumlu yöndedir. İş biçimlendirmenin görev performansı üzerindeki etkisinde işe tutulmanın kısmi aracı rolü vardır. Teorik tartışmalar, iş biçimlendirme ile işe tutulma arasında psikolojik sermayenin olumlu yönde bir düzenleyici rol olabileceğine götürse de tersine bir etki görülmüştür. Ayrıca iş biçimlendirmenin görev performansına etkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici bir rolünün olmadığı analizler sonucunda elde edilmiştir. İşe tutulma ve görev performansı arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin düzenleyici rolünün olumlu yönde var olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma ile ilgili değişkenler arasında düzenleyici değişkenlerin neler olabileceği ile ilgili yeterince araştırma yapılmadığı gözlemlendiğinden psikolojik sermaye değişkenin düzenleyici rolü araştırılmıştır. Bu bağlamda yazındaki bu boşluğun açıklanmaya çalışılması ile örgütsel davranış teorisyenlerine, araştırmacılara, yönetici ve uygulayıcılara, yeni bakış açıları kazandırması beklenmektedir.

Görev performansıPsikolojik sermayeÇalışanlar+5
Bircan Güner
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Finansal tablolar ve şirket değeri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi

Bir şirkete ait değer tespiti yapılırken şirketin finansal tablolarında yer alan kalemlerin niteliği, büyüklüğü ve finansal tablo içerisindeki kompozisyonu büyük önem taşımaktadır. Değerleme sürecinde finansal tablolar iki türlü işlev görmektedir. İlk olarak finansal tablolar değerleme konusu şirkete ait geçmiş performansı gösterdiğinden, değerleme konusu şirkete ait gelecek tahminlerinde yol gösterici olarak kullanılmaktadır. İkinci olarak ise, finansal tablolar değerlemeye konu şirketin uyguladığı muhasebe politikaları ve kayıt düzeni hakkında analiste bilgi vermektedir. Finansal tabloların, şirket değerlemesi konusunda sahip olduğu önmli rolden hareketle, bu tez çalışması kapsamında, şirketler için piyasada oluşan şirket değerleri ile şirketlerin finansal tablolarından elde edilen muhasebe esaslı parametreler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Yapılan çalışma ile hedeflenen şirket değeri ile muhasebe esaslı finansal tablo verileri arasındaki ilişkilerin belirlenerek, şirket değerini maksimize etmek için şirketlerin hangi finansal tablo kalemlerine önem ve öncelik vermeleri gerektiğinin ortaya konulmasıdır. Bu amaca yönelik olmak üzere, tez çalışmasının veri seti olarak Borsa İstanbul'da kayıtlı toplam 51 şirketin 2015, 2016, 2017 ve 2018 dönemlerine ait tarihsel finansal tablo verileri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca, finansal tablolar kullanılarak hesaplanan bir takım parametreler belirlenerek, belirlenen bu parametreler ile şirket değeri arasındaki ilişkilere bakılmıştır. Uygulanan panel data regresyon analizinden elde edilen sonuçlara göre, maddi olmayan duran varlıkların toplam aktifler içindeki payı ile şirketlerin piyasa değerleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Buna göre, bir şirketin maddi olmayan duran varlıklarının şirketin toplam aktifleri içindeki payı ne kadar yüksek ise, şirketin piyasa değeri de yükselmektedir. Anahtar Kelimeler: Şirket Değeri, Finansal Tablolar, Maddi Olmayan Duran Varlıklar, Artık Değer, Değer İlişkisi

Artık değerFinansal tablolarFirma değeri+2
Medine Türkcan
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Design and backtesting of a trading algorithm with scalping day strategy for XAU/USD FX market for individual traders

The thesis study was carried out to test the possibility of an individual investor to evaluate his savings by trading instead of classical methods such as savings accounts, both in terms of success rate and profitability. The tested algorithm makes decisions by simultaneously measuring the trend, momentum, and volatility of the market, which requires the coordinated operation of three different technical indicators. Within the scope of the thesis study, tens of technical indicators have been examined, and a total of ten technical indicators that will only be included in backtesting are explained in Chapter II. The suitability selections of the indicators were carried out according to the suitability of the embedded functions and general tendencies in the markets with high unit price, stable high volume, and low volatility in a 5-minute time interval. XAU/USD, chosen as the market, is an extremely high volume and generally stable market. Spot gold price changes are low in percentage. In markets where price fluctuations are high, a study beyond the limits of this study is required to ensure that the signal rate and profitability are at levels where it can be considered a reasonable investment. With backtesting, the algorithm designed for the study was run on 379176 five-minute candlestick data in a sixty-four-month period, according to the results from the system includes a trend indicator, momentum indicator, and volatility indicator. There are fifteen combinations in total. Backtesting results are listed by keeping the focus on return rates and profit percentages. Comparing the algorithmic trading results with the spot gold buy&hold strategy, USD savings account, and TRY savings account returns. After all comparisons, it is questioned whether the indicator system is a financially logical choice. The results of the study are shared in the appendix as tables and interpreted in Chapter IV.

Algorithm modellingAlgorithmsGold market+6
Umut Men
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ülke kredi temerrüt takas (CDS) primini etkileyen faktörler, Türkiye uygulaması

Kredi temerrüt takas primi (CDS) bir ülkenin borç ödeme kabiliyeti hakkında bilgi veren önemli göstergelerden bir tanesidir. Bu gösterge kullanılarak ülkelerin risklilik durumları kıyaslanabilmektedir. Kredi derecelendirme şirketleri tarafından dönemsel olarak gerçekleştirilen ülke kredi derecelendirme notları da, ülke kredi temerrüt takas primleri gibi ülke kredibilitesi hakkında bilgi vermektedir. Bu çalışmada, 2005 yılından 2020 yılı Kasım ayına kadar olan dönemde, ülke CDS primi ve kredi derecelendirme şirketleri (Fitch, Moody's ve S&P) tarafından gerçekleştirilen ülke notlandırmaları grafik analizi yöntemiyle kıyaslanmıştır. Şirketlerin not artırımlarında temkinli olunduğu ve CDS primlerinde düşüşlerin devam etmesi ve riskliliğin azaldığı gözlense dahi aynı notta uzun süreli kalındığı, 2016 yılından sonra ise not azaltışlarında hızlı ve kısa süreli değişiklikler yapıldığı görülmüştür. CDS primlerinde yaşanan hareketliliğin orta vadede kredi derecelendirme notlarına etkisi olduğu tespit edilmiştir. İncelenen dönemde, ülkede yaşanan sosyal ve ekonomik olaylar ve makroekonomik faktörlerin ülke kredi temerrüt takas primlerine etkisi incelenmiştir. Bağımsız değişkenlerin, CDS primleri üzerine uzun ve kısa dönem etkisi ARDL yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, CDS primi üzerinde uzun dönemde borsa endeksi ile büyüme oranının negatif ve döviz kurunun ise pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Belirlenen değişkenlerin CDS primi üzerinde kısa dönem etkisi incelendiğinde borsa endeksinin negatif, döviz kuru, gösterge faiz oranı ve ülkede yaşanan olayların ise pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Ülke CDS primi ile makroekonomik faktörler arasında Toda-Yamamoto tarafından geliştirilen yöntem kullanılarak nedensellik sınaması gerçekleştirilmiştir. Borsa endeksinden ve faiz oranından CDS primi yönünde ve CDS priminden ödemeler dengesi hesabı ile GSYİH yönünde tek yönlü nedensellik bulunduğu ve CDS priminin döviz kuru ve enflasyon oranı ile nedensellik ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. CDS primi üzerinde uzun dönemde borsa endeksi ve büyüme oranının negatif ve döviz kurunun pozitif etkisi tespit edilmiş ancak etkisi olduğu tespit edilen faktörlerden yalnız borsa endeksinde gerçekleşecek ve beklenmeyen bir şokun CDS primi üzerinde değişim yaratacağı sonucuna ulaşılmıştır.

ARDLKredi derecelendirmeKredi temerrüt takası+1
Nadire Ebru Buz
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Vergi Sistemi'nde dolaylı vergilerin Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslanması

Bu tez çalışmasının amacı, Avrupa Birliği ülkelerinin vergi sistemi ile Türk Vergi Sistemi'nin dolaylı vergilendirmelerin karşılaştırılması ve bu karşılaştırmanın etkilerini değerlendirmektir. Bu tez çalışmasında yapılan araştırmalar sonucunda Türkiye'deki vergi sistemi ile Avrupa Birliği ülkelerinin vergi sistemleri arasında birtakım farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu farklılıkların halk üzerindeki etkisinin ne şekilde olduğu araştırılmıştır. Araştırmalar çerçevesinde bu çalışma tarafsız ve şeffaf bir biçimde aktarılmıştır. Vergilendirme gibi toplumun bütün kesimini dahil eden bir konunun; açıklanabilir, şeffaf, her kesimin anlayabileceği bir dil ile ifade edilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Yaşamış olduğu ülkenin sınırları içerisinde ödemiş olduğu vergilerin ne şekilde harcandığını ve o vergiyi ne sebep ile ödediğini bilmek her vatandaşın en doğal hakkıdır. Bu sebep ile vergilendirme herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir dil ile ifade edilmelidir. Vergi gelirleri, devletin en büyük ve en önemli gelir çeşitlerinden birisidir. Dolayısıyla devletin halkından vergi toplaması gayet anlaşılır ve normaldir. Devlet birtakım hizmetleri yerine getirebilmek ve gerçekleştirebilmek maksadı ile vergi toplamaktadır. Aslında verginin amacı; verginin toplandıktan sonra, dönüp dolaşıp yine halka belirli hizmetler ile geri dönmesidir. Burada toplanmış olan bu vergilerin, halkın ihtiyaçlarına karşılık verip vermediği çok önemli bir konudur. Sınıflama açısından Türk Vergi Sistemi çok vergili sisteme dahildir. Esasen günümüz dünyasında tek bir vergi düzeni ile vergi sistemini yürüten bir ekonomi sistemi yoktur. Çok vergili sistem sınıflaması; harcamalar, gelir ve servet üzerinden alınan vergiler olarak üç ana grupta kümelenmektedir. Asıl konumuz olan dolaylı vergilendirme, harcamalar üzerinden alınan vergiler sınıflamasına girmekte iken; doğrudan vergilendirme ise, servet üstünden alınan vergiler ve gelir üstünden alınan veriler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Harcamalar üstünden alınan vergiler; yansıtılması kolay ve tahsilatı harcama yapıldığı anda tahsil edilen bir vergi çeşididir. Harcamalar üzerinden alındığı için; servet ve gelirler üzerinden alınan vergiler açısından, halk tarafından incelendiğinde daha az hissedilmektedir. Anayasamızın 73. Maddesi olan: "Herkes, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır." Hükmü Türk Vergi Sistemi'nin en esas hükmünü oluşturmaktadır. Aslında bu tez araştırmasında irdelenecek en temel cümle "Herkes, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür" cümlesidir. Türkiye'de dolaylı vergilendirmeler, doğrudan alınan vergilerin neredeyse iki katı iken, halk mali gücüne göre vergi ödemekle mükellef olup olmadığı konusu üzerine düşünülüp, irdelenmesi gereken bir konudur. Türkiye'de dolaylı vergilendirme yüzde 60-70 seviyelerinde iken; Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama olarak yüzde 30-40 seviyelerindedir. Bunun sebepleri, neden bu şekilde tercih edildiği, hükümet ve halk üzerindeki etkisi anlatılacaktır. Genel olarak; Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin ortalama vergi gelirleri, vergi gelirlerinin nasıl elde edildiği ve bu vergi gelirlerinin ne şekilde kullanıldığı bu tez çalışmasının içerisinde yer alacaktır.

Avrupa BirliğiDolaylı vergilerEkonomik etki+4
Erbil Çam
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Havayolu sektöründe müşteri deneyimi ve müşteri odaklı marka değerinin marka sadakatine etkisinde marka güvenin düzenleyici rolü

Günümüzde rekabetin artması, dijital dünyanın hızla büyümesi, tüketici bilinç düzeyinin artması işletmeleri markalaşmaya doğru yoğun bir şekilde itmeye başlamıştır. Her geçen gün sayıları artan, birbirine benzeyen mal ve hizmetler hem mal/hizmet sağlayıcılar için hem de tüketiciler için tehdit unsuru oluşturmaktadır, dolayısıyla markalar aynı zamanda üretici ve tüketicileri bu tehditlerden koruyan en önemli faktördür. Bununla birlikte müşteri deneyimi, marka değeri ve marka sadakatini etkileyen önemli bir unsurdur. Müşteri deneyimi, organizasyonların performansında önemli bir yer tutmaktadır. Yapılan araştırmalarda rekabet avantajı, müşteri memnuniyeti, farklılaşma, imaj, sadakat ve ağızdan ağıza iletişim (WOMC) için olumlu müşteri deneyiminin gerekli olduğu belirtilmektedir. Marka mal/hizmet ile ilgili his ve deneyimlerin toplamıdır ve şirketler deneyim üzerine çalışmalarını yoğunlaştırarak farklılaşma yoluna gitmektedir. Müşteri deneyimi, organizasyonların performansında önemli bir yer tutmaktadır. Havayolu hizmetlerinde literatürde yapılmış olan çalışmalar incelendiğinde, genellikle müşteri sadakati, müşteri memnuniyeti, marka değeri ve hizmet kalitesini ölçmeye yönelik araştırmalara rastlanmıştır. Havayolu hizmetlerinde müşteri deneyiminin ve marka değerinin müşteri sadakatine etkisi üzerine yapılmış çalışmaların ise kısıtlı olduğu gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı havayolu hizmetlerinde müşteri deneyiminin ve marka değerinin müşteri sadakatine etkisinin ölçümlenmesi ve bu ilişkide marka güveninin aracılık etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada hipotezler birincil veri kullanılarak test edilmiştir. Saha araştırması Covid-19 dönemine denk geldiğinden verilerin tamamı çevrimiçi anket yöntemi ile elde edilmiştir. Çevrimiçi anket yöntemi ile 820 kişiye erişilmiş, analiz çalışmalarına 800 anket dahil edilmiştir. Çalışma sonucunda müşteri odaklı marka değerinin müşteri sadakati üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu görülmektedir ve müşteri odaklı marka değeri artıkça müşteri sadakatinde bir artış olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Müşteri odaklı marka değeri ile marka sadakati arasındaki ilişkide, marka güveninin düzenleyici rol üstlenip üstlenmediğine ait yapılan analiz neticesinde marka güveni müşteri sadakatini anlamlı olarak etkilemektedir fakat marka sadakati arasındaki ilişkide marka güveninin düzenleyici rolünün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Havacılık sektörüMarkaMarka değeri+6
Özge Şenyurt
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muhafazakar finansman politikasının benimsenmesinde etkili olan faktörler: BİST'e kayıtlı şirketler üzerine bir inceleme

Ülkemizde modern anlamda menkul kıymetler borsasının kuruluşundan itibaren neredeyse kırk yıl geçmiş olmasına rağmen; menkul kıymetler piyasası hala sınırlı sayıda şirketin hisselerinin işlem gördüğü, gelişmekte olan bir piyasadır. Hisseleri piyasada işlem gören şirketlerse, genellikle, belirli aileler veya bu ailelerin ana hissedar olduğu şirket grupları tarafından kontrol edilmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye ekonomisi 1980'lerden beri periyodik krizler ve ardından gelen toparlanma dönemlerinden oluşan sürekli bir döngü içerisindedir. Son onbeş yıllık dönemde hisseleri kesintisiz olarak Borsa İstanbul'da işlem görmekte olan şirketlerin finansman tercihlerine yönelik analizler, bu şirketlerin genel olarak borç kullanmaya gönülsüz olduklarını ve önemli bir bölümünün de muhafazakar bir finansman politikası takip etme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Bununla birlikte; Türk şirketlerinin finansman tercihlerine yönelik araştırmalar genel olarak sermaye yapısı tercihleri ve bunun bileşenlerine odaklandığından, önceki çalışmalarda bu eğilimin gözden kaçırıldığı görülmektedir. Bu eğilime ve nedenlerine odaklanan bu çalışma, ülkemizdeki geleneksel sermaye yapısı tartışmalarına yeni bir boyut getirmektedir. Diğer taraftan; muhafazakar finansman politikasına yönelik çalışmalar da genellikle gelişmiş ülkelerde, özellikle de Birleşik Krallık ve Amerika'da faaliyet gösteren şirketler üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu durum dikkate alındığında; sürekli ekonomik krizler yaşayan, gelişmekte olan bir ülkeden bulgular ortaya koyması nedeniyle çalışmanın muhafazakar finansman politikasıyla ilgili tartışmalara da katkı sağlaması beklenmektedir. Zira ulaşılan sonuçlar önceki çalışmaların, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde yapılanların bulgularıyla büyük ölçüde paralellik göstermekle birlikte, farklı ve dikkat çekici bulgular da ortaya koymaktadır.

Borsa İstanbulFinansmanFinansman yöntemleri+6
Gülşen Özkan
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Finansal işlemlerde genetik algoritma yöntemi ile hile tahmini

Günümüzde, hile ve suistimal denetimi finansal denetim çerçevesi altında ele alınmaktadır. Hile ve suistimal sonucu kurumların karşılaştığı kayıpların büyüklüğü hile denetimine finansal denetim çerçevesinde yaklaşımın bazı noktalarda yetersiz kaldığına işaret etmektedir. Bu durum, hile denetiminin finansal denetimin sınırları dışına çıkma zorunluluğunu ortaya koymaktadır. İç kontrol, yeni büyük veri çalışmaları, hukuk ve insan psikolojisi günümüzde hile denetiminde ihtiyaç duyulan alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uğranılan kayıpların büyüklüğü disiplinlerarası yeni bir yaklaşım ile hile denetiminde hile ve suistimal gerçekleşmeden önce yapılan tespitinin önemini göstermektedir. Bu çalışmada bir hile tahmin modellemesi yapılmıştır. K. RamaKalyani ve D. Uma Devi (2012) çalışması referans makale olarak alınmıştır. Belirtilen makalede, yazarlar beş adet hile kuralı belirleyerek veri setinde genetik algoritma yöntemi ile hileli işlemleri tespit etmektedir. Bu tezde yazarların Java dilinde yazdıkları kod Matlab'a çevrilmiştir. Yazılan Matlab kodu veri setine uyarlanmış ve yazarların Java kodunda ulaştığı sonuçlara ulaşılmıştır. Ardından, yeni bir metot önerilmiş, veri setine uyarlanmış ve yeni sonuçlara ulaşılmıştır. Üçüncü bölümde Matlab kodu yeni, benzer ve daha büyük bir veri setine yeni uyarlanmış ve bazı kurallar değiştirilerek hileli işlemler tespit edilmiştir. Bu çalışmada, bazı hile kurallarının tespit edilerek küçük veya büyük veri setlerine uyarlanabileceğini görülmektedir. Bu yöntem, denetçinin veri setlerinde kırmızı bayrak olarak tespit edilen bazı işlemlere yoğunlaşmasına yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Hile Denetimi, Hile Tahmin Modellemesi, Kırmızı Bayrak

AlgoritmalarFinansal araçlarFinansal faaliyetler+5
Elif Senem Güdü
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 döneminde mobil pazarlamanın tüketici satın alma davranışlarına etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Günümüzde ortaya çıkan Covid-19 virüsü; bulaşıcılığı ve tedavisinin olmayışından dolayı yaşam tarzımızı birden çok alanda önemli ölçüde değişmesine neden olmuştur. Sahip olduğumuz işimizi yapma şeklimizden, günlük sorumluluklarımızı yerine getirmekten finans planlamaya veya yönetmeye kadar, tüm dünya dijital teknolojileri benimseme zorunda kalmıştır. İşletmelerin pazarlama stratejilerinin gelişmesinde, değiştirilmesinde ve çeşitlendirilmesinde mobil iletişim teknolojilerindeki hızlı değişimin payı büyüktür. Mobil iletişim araçlarının daha çok kullanılması ile birlikte işletmelerin gözünde mobil pazarlamaya daha fazla önem verilmeye başlanmıştır.. Mobil pazarlama, reklam verenleri mobil cihazlar ve ağlar aracılığıyla tüketicilere bağlayan tüm faaliyetleri kapsar. Mobil cihazlar, telefonları, medya cihazlarını, taşınabilir oyun konsollarını, tablet bilgisayarları ve tabii ki yukarıdakilerin tümü olarak işlev gören cihazları içerir. Mobil pazarlama uygulamalarını aktif şekilde kullanan sektörlerin başında bankacılık gelmektedir. Çünkü mobil pazarlama ve mobil reklam araçları, müşterileriyle sürekli iletişim halinde olmak ve potansiyel müşterilere hızlı ve etkin bir şekilde ulaşmak isteyen bankaların vazgeçilmezidir. Mobil kanalların son zamanlarda bankacılıkta bir pazarlama seçeneği olarak kullanılmaya başlaması, konu ile ilgili araştırmaların yapılmasını önemli kılmaktadır. Bu çalışmada, Covid-19 döneminde mobil bankacılığın bireylerin satın alma davranışlarına etkisini ve bireylerin mobil pazarlama algılarındaki değişimleri belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmaya, Kasım 2020- Mart 2021 tarihleri arasında Türkiye'de ikamet eden 18-51 yaş ve üstü yaş aralığında 187'si (%49,0) kadın ve 195'i (%51) erkek olmak üzere toplam 382 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada anketlerin hedeflenen zaman aralığında dağıtılması COVİD-19 PANDEMİ dönemine denk gelmesi nedeniyle online anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada ankete katılan bireylerin sosyo-demografik özelliklerinin yanı sıra, mobil pazarlama ve mobil bankacılık uygulamalarına yönelik algılarının nasıl olduğunun belirlenmesi amacıyla Mobil Pazarlama Algıları Ölçeği ile Mobil Bankacılık Ölçeği anketleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların mobil pazarlama uygulamalarına algılarında karasız oldukları, fakat mobil bankacılık uygulamalarını kullanmaya kararlı oldukları belirlenmiştir.

Bankacılık sektörüCOVID 19Mobil pazarlama+6
Elif Ece Ercan
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Darkside of artificial intelligence (AI), in human resources management (HRM)

Background: Globalization is making the world increasingly technologically oriented. Human Resources are viewed as one of the most important resources for any organization, making proper management of these resources a key administrative responsibility. AI has expedited organizational processes and activities that were previously completed by humans. Therefore, it's crucial to assess AI's darkside, which covers the general as well as specific, positive as well as negative effects. Purpose: The purpose of this research is to examine how AI affects HRM, the roles it plays within it, and the discrepancy between AI's potential and actual applications. Method: Over 800 potential respondents in Turkey were provided with a standardized questionnaire. The study was analyzed using a deductive research methodology. Conclusion: The result shows that AI significantly impacts the Attitude of employees and the Operation of Human Resources (HR) functions. The most suitable influence on the implementation of AI in HR functions include motives such as Usefulness and Simplicity. The main benefit of AI in HRM is recognised as automation and routine task elimination, while some of the challenges are seen as the readiness of organisations and employees towards the adoption of AI, lack of adequate and appropriate data, algorithm bias etc.

Electronics human resources managementResource managementHuman resources+2
Ibrahım Ajibola Akeukereke
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel adalet algısının iş tatmini üzerine etkisinde psikolojik sermayenin aracılık rolü: Hizmet sektörü pazarlama elemanları üzerine görgül bir araştırma

Çalışmanın amacı, örgütsel adalet algısı ile iş tatmini arasındaki ilişkinin varlığını ve bu ilişkide, psikolojik sermayenin aracılık rolünü ortaya koymaktır. Araştırma, nicel veri analizi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ankara İlinde bulunan, hizmet sektöründe çalışan, 200 pazarlama elemanı üzerinde elde edilen verilerle uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler anket yöntemi ile SPSS 23, Process (SPSS V3.4.1. by Andrew Hayes) ve Amos 21.0 programları yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde, örgütsel adalet algısı kavramının iş tatmini üzerinde etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan, örgütsel adalet algısı ile iş tatmini ilişkisi üzerinde, psikolojik sermayenin aracılık rolünün etkisinin olduğu bulgusuna ulaşılmış ve kurulan hipotezler desteklenmiştir. Araştırma hipotezleri arasında yer almasa da, katılımcılardan elde edilen demografik veriler analiz edilmiş; bu bağlamda, çalışmada bağımlı değişkeni olarak belirlenmiş olan iş tatmini düzeyinin iştirakçilerin demografik özelliklerine göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı bulgusu elde edilmiştir.

Hizmet sektörüPazarlama departmanıPazarlamacılar+3
Deniz Düveroğlu
Baskent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Impact of strategic planning on organisation performance of SMEs in Nigerian in the context of Michael Porter Five Forces Model

Background: Strategic planning plays a very important role in the growth and development of organizations. Strategy is crucial to the organization performance of SMEs given their nature, size, capacity, and services provided. Considering how important strategic planning is, so many SMEs still fail to adopt and adhere to strategic planning resulting in poor organizational performances. Purpose: The purpose of the study is to examine the relationship between strategic planning and organization performance of SMEs in Nigeria. Method: It adopted quantitative and qualitative methods through the use of standardized questionnaires and interviews. The study involved over 150 respondents, analyzed using appropriate statistics and analytical tools. Conclusion: The findings indicated that strategic planning has an impact on organization, and it contributes positively to organization performance. It also showed that there is a significant relationship between strategic planning and organization performances and other key elements of strategic planning such as organization mission, strategic objectives, and organization performances. The study revealed that several SMEs do have knowledge of Porter Five Model Forces but lack proper application of it to their organization activities. The study suggested that SMEs should employ strategy managers and ensure proper analysis and understanding of organization mission and strategic objective by employees. Keyword: Strategic Planning, Strategy, Organization performance, Organization mission, SMEs.

Five Power ModelsSmall and Medium Sized FirmsNigeria+4
Kıngsley Olumayowa Gold
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Impact of celebrity endorsement in the context of digital advertising on consumer purchase behaviour: A research on Instagram users in Pakistan

Social media is increasingly being used as a platform for advertising and marketing activities. Social media marketing requires a large investment of time, money, and organisational resources. However, there is always space for growth in terms of how businesses may use social media advertising to draw in customers and entice them to buy their products. The main components of social media advertising that might foretell a consumer's propensity to buy were therefore the subject of this study. In order to provide a clearer understanding of the link between the impact of celebrity endorsement in the context of digital media and consumer purchase behavior, this study adopts a novel conceptual model and set of hypotheses. Data from 300 Pakistani university students' through survey were used to evaluate the assumptions. The quantitative analysis of the study revealed that celebrity endorsement has a positive impact on consumer purchase behaviour.

PakistanMarketingAdvertisements+7
Asma Nayyar
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

What contributes to effective management system in hospitals: A survey on two countries

Background: To superior the benefits of the health care system, the most practical way is to provide an effective management system in the hospital. We live in a challenging world that has tons of issues including various kinds of diseases. To cover all dangerous diseases, we need reliable and efficient hospitals for all human beings. Effective and efficient hospitals rely on the systematic management system which is used wisely in both public and private sectors of health care. Purpose: The objective of this study is to analyze the impact of a well-functioning hospital management system on various outcomes, including the performance of doctors, satisfaction of patients, occurrences of medication errors, financial aspects, efficiency of surgical instruments, and the overall environment within the hospital. Method: Over 135 potential respondents in Turkey and Myanmar were provided with a standardized questionnaire. The study was analyzed using a quantitative research methodology. Conclusion: The research examined the impact of an effective management system in hospitals on positive outcomes. The study included 135 respondents who visited the hospital at least once. The majority of respondents were female (71.1%) and aged between 36 and 45 (34.1%). The results revealed both positive and negative relationships between various factors, such as doctor performance, patient satisfaction, medication error, financial issues, surgical instruments, and hospital environment, and total quality management. Financial issues and hospital environment had the most significant positive influence on total quality management. The study emphasized the importance of considering these factors to achieve effective management, improve cost-effectiveness, and gain competitive advantages in healthcare. Key Terms: Effective Management System, Hospital, Positive Results, Influence, Doctor, Patient, Medication Error, Financial Issue, Surgical Instrument. Date: June 2023

Surgical instrumentsPhysiciansFinancial problems+7
Sarah Sarah
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Organizational resilience after the pandemic conditions: A comparative study on the small firms in Azerbaijan and Georgia

The COVID-19 pandemic suddenly grew up and aggravated the situation of human life and the economy globally. This thesis investigates negative effects of the pandemic period on small firms in Azerbaijan and Georgia through the lenses of organizational resilience. It presents the problems small firms faced during and after the pandemic in these two countries, what measures were taken and how the enterprises protected themselves against pandemic activities. The discussion is based on secondary data gathered from official statistics of both countries and reports published by international institutions. The conditions of small firms in both countries and the impacts of different measures taken by the governments are compared. It concludes that small enterprises in Azerbaijan remained more resilient than Georgian counterparts mainly because of the effectiveness of state intervention. This thesis contributes to the studies on resilience and pandemic depending on a rich comparison of two developing countries about overall performance of small business and factors behind.

AzerbaijanCOVID 19Firms+6
Hajibaba Iskandarov
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of talent management on employee engagement in private banks in Djibouti

It is widely believed that engaged employees have a motivation to contribute towards organizational success. According to literature, powerful talent management strategies are a means of obtaining employee engagement through job satisfaction. Reduced employee turnover and enhanced organizational productivity are the result. Methodology was employed a quantitative method. Survey questionnaires were transmitted to the workers, for both managers and non-managerial staff working at private banks was randomly sampled using a simple random sampling technique in Djibouti. Their managerial status determined the selection of respondents. The survey was successfully completed by only 210 individuals out of a total sample size of 300. The main factors, such as job satisfaction and rewards, organizational culture and organizational support are covered in the survey regarding various aspects of talent management. The measurement of talent management practices focused on related factors like growth, learning, opportunities, compensation and benefits, and work environment. Statistical Package for Social Sciences (SPSS) software was employed to analyze the obtained data. At a significance level of 0.01, the hypotheses were assessed using Pearson Product Moment Correlation analysis. The results showed that there is a noteworthy and affirmative correlation between managing talent and engaging employees. Significant relation exists between employee engagement and organizational performance. Effective talent management strategies which involve comprehensive recruitment and selection processes, ongoing training and development opportunities together with fair performance management systems are shown to have a significant effect on improving employee engagement. Attracting, retaining and motivating employees is achievable through the use of these strategies by organizations. Private Banks in Djibouti are recommended to provide valuable insights into the importance of talent management for enhancing employee engagement. To achieve improved performance, productivity and competitive advantage; an organization must implement robust talent management strategies that cultivate a highly motivated employee base. This holds particular significance in the realm of banking.

Bank employeesBanking sectorCommitment+7
Saredo Farah Alı
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of the effect of high-performance work systems on innovation behavior with structural equation modeling

This research aims to investigate the impact of HPWS on innovation behavior with the structural equation modelling, taking into account the relationship between various dimensions of HPWS and demographic characteristics. Using quantitative research method and questionnaire technique, the research has been conducted on 205 managers and employees which work for private hospitals in Istanbul. Descriptive statistical techniques (Mean, Standard Deviation, Median, Frequency, Ratio, Minimum, Maximum) and the conformity of quantitative data to the normal distribution were tested when analyzing the study's data. The Skewness values of the cut-off points (boundaries) of the kurtosis and skewness values were used for this. Two groups with normal distribution were compared using the independent-samples t-test, and three or more groups were compared using the one-way Anova test. If there was a difference between the groups, the Bonferroni adjustment test was applied. The results demonstrate a positive and substantial impact on employees' innovation behavior of the dimensions of High-Performance Work Systems which are leadership, employment security, selective hiring, job quality, training, and contingent compensation. This result adds to the body of research on how HPWS affects innovative behavior, and also offers insightful information for organizations looking to develop an innovative culture and put into place efficient HR procedures to boost worker satisfaction and propel business growth.

Yasaman Baghınıpour
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A quantitative study on the relation between business process outsourcing, managerial communication, and work performance

Istanbul recently becomes a destination for foreigners entrepreneurs from different nationalities, hence the number of foreign small and middle-sized enterprises (SMEs) is increasing quickly. Foreign SMEs play a critical role in introducing local products or services to international markets while competing with multinational competitors in domestic markets. Since the business performance is reliant on the degree of competence of its work team and its strong managerial connections, the managers are supposed to give their employees a comfortable working environment, a good working relation, and an effective communication, also to outsource unnecessary tasks to a third party to take advantage of labour arbitrage while remaining focusing on business's area of expertise. This thesis comprehends the importance of managerial communication (MC) and business process outsourcing (BPO) in perceiving work performance, how BPO enhances MC between managers and employees, and to ascertain whether demographic factors have any impact on MC and BPO. Data is collected through convenience sampling from 201 managers and 302 employees working in foreign SMEs in Istanbul with two separate questionnaires. Survey responses are analysed with frequency, reliability, correlation, T-test, Anova, and regression techniques.The findings show that effective MC between managers and employees enhances in perceiving performance. Additionally, BPO increases value, improves work performance, and allows a company to focus on its employees thus providing better MC levels. As a result, there is a relation between BPO and MC. Furthermore, the age of the employees in SMEs strongly affects the MC scores. Additionally, it is discovered that the managers' understanding of MC is impacted by educational background, nevertheless BPO scores differ based on demographic factors such as age, gender, level of education, and work experience. This thesis contributes to the literature by showing the relation with BPO and MC on work performance, which is vital for SMEs depending on a rich data collected from a novel sample of foreigner workers and managers in Istanbul.

Sawsan Aldandachly
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The mediation effect of motivation on the relationship between leadership styles and employee performance

The relationship between leadership styles and performance has long been discussed. The recent studies show that differences in leadership characteristics have a significant impact on the perceived performance of employees and their overall motivation to accomplish their tasks. This thesis provides a useful study on the relationship between transformational and transactional leadership styles (TFLS and TCLS) with their effect on employee performance and motivation as a mediator. Data are obtained from 302 employees following non-probabilistic convenience sampling through a survey comprised of Likert scale questions. The single and double regression are applied on the SPSS software to analyze the proposed relationship model and to find the direct and indirect effect of this relationship. Sobel test is also done to show the significant indirect leadership styles effect on employee performance through motivation. The results support that motivation mediates the transformational and transactional leadership styles impact on worker performance. These findings not only contribute to the literature of leadership styles and motivation but also have practical suggestions for businesses.

Transformational leadershipTransactional leadership
Hazem Samı Hamed Ma'anı
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Business Administration Master's program with thesis

The rise of online retail has brought convenience and accessibility to consumers worldwide. However, it has also led to the proliferation of false promotions and deceptive pricing practices, which exploit cognitive biases and manipulate consumer perceptions. This thesis aims to investigate the prevalence, tactics, and impacts of these deceptive practices in the online retail industry. It utilizes an in-depth analysis of three prominent Saudi e-commerce platforms in terms of volume of sales and examines the price history of 100 items selected by non-probability stratified sampling method. The research uncovers the alarming extent of fake or misleading discounts, with a majority of items utilizing false anchoring tactics to create a false sense of value. The findings highlight a widespread issue with 94% of discounts recorded in the sample pool being fake or misleading. False anchoring strategies are utilized by 75% of analyzed items, and 73% of tested items are consistently on discount, raising concerns about the authenticity of these promotions. The findings underline the urgent need for consumer awareness and critical evaluation of pricing strategies in the online marketplace. The thesis proposes a new anchored price calculation method using two new equations to provide a fairer and more objective anchored price based on the historical pricing data and potential adjustments based on changes in consumer demand and supply chain disruptions. Furthermore, the introduction of the Verified Sale Price Tag offers a practical solution to identify false or deceptive sale tactics, enabling consumers to make informed purchasing decisions. This thesis has theoretical contribution to the literature by emphasizing the importance of a trustworthy and transparent marketplace that prioritize consumer trust and foster a more informed and ethical shopping experience. It also has practical policy suggestions for consumers, retailers and regulatory bodies not only in Saudi Arabia but also in other parts of the world.

Alı Raslan
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of media advertising on consumer's buying behavior in some selected real estates in somalia

Keller'e (2005) göre, reklam ihtiyacı en eski zamanlardan beri insan ruhuna yerleşmiştir. Tabela kullanımı, reklamcılıkta kullanılan ilk yöntemlerden biriydi. İlk tüccarlar mallarını sergilemek için plaketler kullanırken, Fenikeliler gibi diğer tüccarlar göze çarpan kayalara reklam ibareleri oydular. Davranmak. Aslında, reklamcılık fikri medeniyetin doğuşundan beri var olmuştur; tek fark, geçmişte sözlü iletişim yoluyla yapılıyor olmasıdır. Bu araştırmanın amacı, medya reklamlarının Somali'deki gayrimenkul sektöründeki tüketicilerin satın alma kararları üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Araştırmacı, birincil verileri toplamak için incelenecek üç firma olarak Dhulkoob Real Estate, Dahabshil Real Estate ve Buruuj Real Estate'i seçti ve bu şirketlerin her birinin müşterilerine bir anket düzenledi. Araştırmanın bulgularına göre, tüketici satın alma davranışı ile medya reklamcılığı arasında anlamlı ve olumlu bir ilişki vardır. Regresyon modeli, tüketicilerin satın alma davranışının medya reklamcılığının sonuçlarının önemli bir belirleyicisi olduğunu ve reklamın sonuçlarındaki değişimin %57,5'ini oluşturduğunu buldu. ANOVA'nın bulguları, medya reklamlarının neden olduğu dalgalanmalarda müşteri satın alma davranışının önemli bir faktör olduğunu göstermiştir. Araştırma, reklam stratejilerini geliştirmek isteyen emlak şirketlerine faydalı bilgiler sunuyor. Bu stratejiler arasında tüketicilerin satın alma davranışlarını anlamak ve hedeflemek, medya reklamcılığına yatırımı artırmak, ilgi çekici program içeriği geliştirmek, reklamların görsel çekiciliğini geliştirmek, reklam ortamlarını optimize etmek, tüketici davranışlarını sürekli olarak izlemek ve analiz etmek, ortaklıkları ve işbirliklerini dikkate almak ve daha fazlası yer alır. Gayrimenkul sektöründeki işletmeler, bu ipuçlarını hayata geçirerek tüketicilerin satın alma kararlarını başarıyla etkileyebilir ve satışları artırabilir.

Mohamed Abdırızak Mohamed
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of digital storytelling in marketing a product in post pandemic era

Background: Due to the Corona Virus Disease 2019 (COVID-19) pandemic, businesses were pressured to adapt their marketing plans in order to compete in the new digital environment. Digital storytelling has emerged as a powerful technique for producing interesting content that connects with consumers and fosters brand loyalty. This study aims to evaluate how effective digital storytelling is as a marketing tool and to discover the various approaches and methods utilized by companies to produce interesting content in the digital era. This study combines a review of literature with actual studies to shed the spotlight on the vital role that digital storytelling plays in influencing consumer behavior and driving sales. Purpose: objective of this study is to explore the efficiency of digital storytelling in post-pandemic product marketing. Factors like consumers engagement, consumers behavior, brand awareness and brand loyalty were used to determined how effective digital storytelling can impact product marketing in post pandemic era. Methods: Over 700 potential respondents in Turkey were provided with a standardized questionnaire given the option to complete it via a Google form. The research method adopted was deductive in approach. Conclusion: According to the study's findings, digital storytelling can be a useful marketing technique in the post-pandemic period, and companies should think about including it into their marketing plans as a way to stay competitive in the digital marketplace. The study investigates how digital storytelling affects customer behavior and sales, offering businesses practical guidance on how to modify their marketing plans for today's consumers. This thesis underlines the relevance of digital storytelling in product marketing in the post-pandemic period while advancing our understanding of the field.

Tunde Smıth
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Effect of corporate social responsibility on brand performance

In my thesis, I want to discuss the effect of corporate social responsibility (CSR) as an instrument that organizations may utilize to improve brand performance. The recent study shows that differences in Corporations have significant effect on the perceived act of brand performance and built on philanthropy, ethics, regulation, and business embrace the perception of CSR. So, this thesis on the CSR and brand performance with their effects on demographic which are (Male, Female) I obtained data from 313 employees following non-probabilistic convenience sampling through a survey compared of Likert scale question. The single and double regression and T-tests are applied on the SPSS software to analyze the proposed relationship models and to find how illustrate the CSR transforms brand performance across economic sectors. Accordingly, this thesis is based on a study that attempts to fill in that knowledge gap. In order to regulate what type of CSR curriculums consumers consider appropriate to qualify as socially responsible, the study had three primary objectives: figuring out how customers react to certain CSR programs, figuring out how CSR influences brand performance and image, and figuring out what kinds of CSR programs people think are suitable.

Ahmad Waleed Nasrat
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Work stress and its impact on employees' performance: A survey on alokozay group of companies (AGC), Afghanistan

The present study examines work stress and its impact on employees' performance at Alokozay Group of Companies (AGC) Kabul-Afghanistan. The AGC delivers high-quality products for consumers and the market is predicted to grow throughout the anticipated period in 2023 in Afghanistan. However, high levels of work stress during the job badly effects the performance of employees who put in much effort. Therefore, they can have a bad work experience; which adversely impact the company's productivity. The survey-based data collected from the AGC employees was then analyzed after data sorting. The current study uses the factor analysis approach, namely the Exploratory Factor Analysis (EFA) and Structural Equation Model (SEM). For this purpose, employees from various departments and designation levels were chosen. A questionnaire with 25 items was developed and tested for its reliability and validity before distributing it. The researcher received 253 questionnaires from the data collection process, representing a response rate of 76.6%.The findings indicate that workload increases job stress while supervisor support decreases it. The study also shows that job stress has a positive effect on job performance.

Abdul Karım Aslamı
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00