
4
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Fikri Mülkiyet Haklarının Sigortalanması
Fikri mülkiyet varlıkları değerleme probleminin yanında karakteristik özellikleri ile de çok sayıda ve çok çeşitli ihlal riskini içinde barındırmaktadır. Önemli bir varlık sınıfı olduğundan ihtiva ettiği bu risk hak sahipleri için ciddi endişe kaynağıdır. Ekonomik kalkınma için önemi ve ihlal riskini elimine etme ihtiyacı da dikkate alındığında koruma tedbirinin üst seviyede sağlanması zaruridir. Hakkın iktisap edilmesi ile hak sahipliğinin yönetimine ilişkin kurallar ülkeden ülkeye değişebilmekte ise de nihayetinde temel bir mülkiyet yapısını takip etmektedir. Fikri çabayı gerçekleştiren kişi yasal gereklilikleri yerine getirdiği müddetçe fikri hakkın sahibidir. Hak sahibinin hakkı da ulusal ve uluslararası anlaşmalarla korunmaktadır. Söz konusu korumaya ek olarak fikri mülkiyet hakkının ihtiva ettiği riskin sigorta şirketlerine devrinin sağlanması dinamik bir konu olup gelişmiş ülkeler tarafından özel olarak desteklenmektedir. Çalışma kapsamında fikri mülkiyet hakkının temel özellikleri, koruma mekanizmaları, fikri mülkiyet hukukunun sigorta ile etkileşimi ve hak ihlallerine ilişkin rizikoyu teminat altına alan fikri mülkiyet sigorta poliçeleri incelenmiştir. Çalışma üç ayrı bölümde tasnif edilerek hazırlanmıştır. Birinci bölümde; fikri mülkiyet haklarının kapsam alanı ve temel özellikleri ile ulusal ve uluslararası düzeyde korunma mekanizmaları incelenmiştir. Tescille sağlanan korumanın bir nevi sigorta işlevi olduğuna vurgu yapıldıktan sonra fikri mülkiyet haklarının sigorta ile korunması, fikri mülkiyet sigortası, işbu sigortanın gereklilikleri ve yeterince işletilememesindeki etkenler üzerine değerlendirilmeler yapılmıştır. İkinci bölümde; fikri mülkiyet sigortasının karşılaştırmalı hukukta nasıl ele alındığı, ilk örneklerine nerede ve nasıl rastlandığı, farklı riskleri teminat altına alan özel fikri mülkiyet sigorta poliçeleri; Birleşik Krallık, Singapur, Japonya ve Çin örnekleriyle ülkelerin poliçe kapsamına getirdikleri farklı bakış açıları ve özel patent sigortası incelenmiştir. Avrupa Birliğinin fikri mülkiyet sigortasına ve zorunlu patent sigortasına ilişkin çalışmaları ile AB üniter patentinin fikri mülkiyet sigortasına olası etkileri de ayrıca değerlendirilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde fikri mülkiyet sigorta poliçesinin Türk Hukukundaki mevcudiyeti ile ilgili sigortaya görece daha az gereksinim duyulmasının nedenleri tartışılmış ve fikri mülkiyet sigortasına benzemesi yönüyle hukuki koruma sigortası incelenmiştir. Bu süreçte 1996 yılında yürürlüğe giren hukuki koruma sigortası genel şartları içinde fikri mülkiyet teminatının varlığı ayrıca analiz edilmiştir.
Mimari eserlerin fikir ve sanat eserleri kanunu kapsamında korunması
Yapılar, sosyal ve kültürel hayatın da bir parçasıdır. Bu nitelikleri gereği yapıların taşıdıkları estetik değerin korunmasında, hem onu meydana getiren eser sahibinin hem de toplumun menfaatinin bulunduğu kuşkusuzdur. Bir yapının telif hukuku himayesinden yararlanabilmesi için mimarın hususiyetini taşımasının yanı sıra estetik değeri haiz olması gerekmektedir. Böylece eserin mahiyetinde yahut mimarın esere yansıtmış olduğu hususiyetinde yapılacak olan müdahalelere karşı mimar, telif hukukundan doğan haklarını kullanabilir. Diğer fikir ve sanat eserlerinde olduğu gibi mimarın da eser sahipliğine bağlı telif hakları bulunmaktadır. Bu haklar mali ve manevi olmak üzere iki kategori altında toplanmaktadır. Herkese karşı ileri sürülebilen ve münhasıran mimara bahşedilen telif hakları ile mimarın eseriyle arasındaki bağ korunmaktadır. Anahtar Kelimeler: mimari eser, hususiyet, manevi haklar, mali haklar
Yazılımların fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında korunması
Dünya üzerindeki diğer pek çok hukuk düzeninde olduğu gibi Türk hukukunda da yazılımların temel olarak fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında bir ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı kabul edilmektedir. Yazılımların fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında korunması yönünde uluslararası antlaşmalar yoluyla oluşan bu baskın görüş birkaç yıllık bir süreci değil uzun yıllarca ve hatta günümüzde bile devam eden birtakım tartışmalara dayanmaktadır. Bu tartışmaların temelini yazılımların fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında mı patent hukuku kapsamında mı haksız rekabet hükümleri kapsamında mı korunması gerektiği yönündeki görüşler oluşturmaktadır. Bu tartışmalar kapsamında işbu çalışmamızda yazılım kavramının ve yazılımların hangi unsurlarının hukuki korunmaya konu olacağının anlaşılabilmesi için ilk olarak bilişim teknolojisinin ve yazılımın temel kavramları açıklanmaya çalışılacaktır. Çalışmamızın devamında ise yazılımların hukuki korunması kapsamında tartışılan diğer hukuk dalları olan patent hukuku ve haksız rekabet hukuku çerçevesinde yazılımların korunmasının mümkün olup olmadığı hususu incelenerek yazılımların bu hukuk dallarıyla korunmasının yaratacağı avantaj ve dezavantajlar değerlendirilecektir. Bu değerlendirmelerin ardından ise yazılımların hukuki korunması bakımından kabul gören temel koruma olan fikir ve sanat eserleri hukuku koruması ayrıntılarıyla açıklanacak olup çalışmamızın sonuç kısmında ise yazılımların hukuki korunması bakımından tartışma konusu olan diğer hukuk dalları karşısında fikir ve sanat eserleri hukuku korumasının sağladığı avantajlar ve dezavantajlara ilişkin görüşlerimiz açıklanmaya çalışılacaktır.
Marka hukukundaki karıştırılma ihtimali ve haksız rekabet ilişkisi
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile birlikte Kanun Hükmünde Kararnameler ile korunmakta olan marka, patent, tasarım, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları tek bir çatı altında koruma altına alınmıştır. Mülga 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile büyük ölçüde benzerlik arz etse de Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka tanımından markanın koruma kapsamına kadar birçok yeni düzenleme getirilmiştir. Markalar, asıl olarak Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınsa da markaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet hükümleri ile de korunabilmesi mümkündür. Ancak doktrinde ve yargı kararlarında markaların haksız rekabet hükümleri ile korunabilmesi için aranan şartlar bakımından tartışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada markaların karıştırılma ihtimali durumunda Sınai Mülkiyet Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabet hükümlerinin kümülatif koruması ele alınacaktır. Bu amaçla ilk bölümde sınai mülkiyet haklarının ve haksız rekabet hukukunun konusu, amacı ve düzenlemeleri bakımından genel bir çerçeve çizilecektir. Böylece mevcut düzenlemelerin amacı ve kapsamı belirlenecektir. İkinci bölümde ise markanın koruma şartları, fonksiyonları ve koruma kapsamı üzerinde durulacaktır. Üçüncü bölümde ise haksız rekabetin amacı, haksız rekabetin varlığı için gerekli unsurlar ve koruma kapsamı ele alınacaktır. Dördüncü bölümde ise markaların karıştırılma ihtimali, Sınai Mülkiyet Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin kümülatif uygulaması konusu güncel yargı kararları ışığında incelenecektir.