
4
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İç hastalıkları yoğun bakım ünitesinde intravenöz ilaç uygulamalarında ilaç geçimsizliklerinin değerlendirilmesi
Geçimsizlik, bazı parenteral ilaçların veya karışımların aynı şırınga, tüp veya şişede bir arada uygulanmasıyla iki veya daha fazla ilaç arasında meydana gelen fiziksel ve/veya kimyasal reaksiyonlardır. Yoğun bakım ünitesinde yatan hastalar genellikle sınırlı sayıda venöz erişim yoluna sahiptirler ve birden fazla intravenöz ilaç alırlar. Bu durum ilaç geçimsizlik riskini arttırır. Bu çalışmanın amacı yoğun bakım ünitesinde olası ilaç geçimsizliklerinin sıklığını belirlemek ve çalışma sonunda elde edilen veriler kullanılarak sağlık profesyonellerine olası ilaç geçimsizliklerinin önlenmesi için farmasötik kılavuzlar oluşturmaktır. Çalışma tek merkezli, kesitsel ve prospektif olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesinde 17.08.2022-30.11.2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmaya, 24 saat ya da daha uzun süre yoğun bakım ünitesinde yatan, iki ya da daha fazla intravenöz ilaç tedavisi alan 18 yaş ve üzeri hastaların ilaç istem listeleri dahil edilmiştir. İlaç istem listelerinde yer alan intravenöz ilaçlar ile ilgili olası geçimsizlikler IBM Micromedex® IV Compatibility ve Stabilis 4.0 ilaç bilgi sistemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya toplamda 67 hastanın 338 ilaç istem listesi dahil edilmiştir. İlaç istem listelerinin %68,3'ünde en az bir olası ilaç geçimsizliği tespit edilmiştir. En sık olası ilaç geçimsizliğine sebep olan ilaçlar pantoprazol, insülin ve meropenem iken en sık olası geçimsiz ilaç-ilaç çiftini ise insülin-pantoprazol oluşturmaktadır. Olası ilaç-ilaç geçimsizlikleri uygulama yöntemine göre sınıflandırıldığında, en sık eş zamanlı uygulanan bir sürekli infüzyon ile bir bolus uygulama (%25) arasında meydana gelmiştir. Bu tip uygulama yöntemine göre en sık geçimsizlik insülin(infüzyon)-pantoprazol(bolus) arasındadır. Olası ilaç-ilaç geçimsizliklerine sebep olan ilaçların %40,6'sını ekstrem ilaçlar oluşturmaktadır. Çalışmamıza dahil edilen tüm ilaç istem listeleri incelendiğinde, olası geçimsizlik sayısı ile antimikrobiyal ajanlar arasında orta düzeyde pozitif yönde bir korelasyon (rho:0,404; p:0,001) gözlenmiştir. Micromedex ile Stabilis arasında geçimsizlik kategorisine göre zayıf düzeyde (cohen kappa:0,112) ve anlamlı bir uyum bulunmuştur (p<0,001). Çalışma sürecinde olası ilaç geçimsizliğini önlemek amacıyla toplamda 567 öneride bulunulmuştur. Bu önerilerin, 532'si Y-parça geçimsizliği, 32'si ilaç-seyreltici geçimsizliği ile ilgiliyken, 3'ü ise hastaya yeni bir ilaç uygulama yolu açılmasından oluşmaktadır. Bu önerilerin hepsi kabul edilmiş ve uygulanmıştır. Çalışma sonunda 52 ilaç ile oluşturulan Y-parça geçimsizlik tablosunda, 1326 ilaç çiftinin %13,5'i geçimsiz veri, %8'i çelişkili veri ve %33'ü ise bilinmeyen veri içermektedir. Önemli sayıda test edilmemiş ilaç kombinasyonları için ek çalışmalara ihtiyaç vardır. Klinik eczacılar tarafından yapılan farmasötik müdahaleler, olası ilaç geçimsizliklerinin önlenmesinde ve azaltılmasında önemli rol oynamaktadır.
Yeşil çay içeren bazı ürünlerde fenolik bileşiklerin miktar tayini ve fırsatçı fungal enfeksiyonlarına karşı etkinliğinin değerlendirilmesi
Fırsatçı fungal enfeksiyonlar toplumda immün yetmezliği bulunan bireylerin artması ve antifungal ilaçlara karşı gelişen ilaç direncinden dolayı tedavisi zor, maliyetli ve mortalitesi yüksek enfeksiyonlar olarak önemli halk sağlığı problemi olarak ifade edilmektedir. Antifungal etkili fitokimyasalların ilaç direnci ve anti-fungal ilaçların yan etkilerinden dolayı görülen koplikasyonlara karşı adjuvan ajanlar olarak veya profilakside haricen veya dahilen kullanılabilirliğini gösteren çalışmalar çeşitli makalelerde yer almaktadır. Özellikle fenolik bileşikler üzerinde de güçlü antimikrobiyal etkilerinden dolayı antifungal aktivite çalışmaları önem kazanmıştır. Tez çalışmamız kapsamında Camellia sinensis (L.) O. Kuntze bitkisinde elde edilen yeşil çayın ve yeşil çayda bulunan fenolik bileşik içeriklerinin antifungal aktivite ilişkili olduğunu gösteren literatürler esas alınarak, Türkiye'de eczane, market ve internet aracılığıyla temin edilen yeşil çay örneklerinin ve yeşil çay içeren gıda takviyelerinin fenolik madde içerikleri LC-ESI-MS/MS yöntemi ile tespit edilmiş olup C. albicans, C. parapsilosis, C.krusei ve C. glabrata mayalarına karşı antifungal aktivitesi araştırılmıştır. Tez çalışması sonucunda yeşil çay örneklerinin tamamının C. parapsilosis, C. glabrata türlerine etki gösterdiği gözlenirken Matcha çayına ait 3 örnekten hazırlanan ekstrelerde antifungal aktivite gözlenmiştir. Tez çalışması kapsamında Matcha çayının C. glabrata ve C. parapsilosis'e karşı antifungal etki gösterdiğ ilk kez bu çalışmada gösterilmiştir. Gıda takviyesi örnekleri incelendiğinde ise, çay örneklerinden farklı olarak özelllikle fenolik bileşikler üzerinden standardize örneklerin C. krusei'ye karşı antifungal etki gösterdiği gözlenmiştir. Çalışmada kullanılan hiçbir örnek C. albicans'a karşı antifungal etki göstermemiştir. Antifungal etkinin literatür verileriyle uyumlu olarak fenolik bileşik içerikleriyle ilişkili olduğu ancak fenolik bileşikleri benzer oranlarda içerdiği halde antifungal aktivite göstermeyen örneklerde ise analiz kapsamında tespit edilemeyen antagonizmaya neden olan bazı bileşik içeriğinden şüphe duyulmuştur. Ayrıca, yetiştirme veya depolama sırasında fizikokimyasal tepkimeler sonucunda bozunarak antagonist etki gösteren kimyasallar veya antagonizmaya neden olabilecek tağşişat varlığı ile ilişkili olabileceği de düşünülmektedir. Tez çalışması kapsamında yeşil çay, Matcha çayı ve gıda takviyeleri hakkında daha fazla çalışma yapılması gerekliliği ve fırsatçı fungal enfeksiyonların tedavisinde adjuvan veya profilaktik ajan olarak kullanımları hakkında olumlu sonuçlar edildiği görülmüştür.
Halk arasında geleneksel kullanımı olan sarımsak, zerdeçal ve üzüm çekirdeği ekstrelerinin farmakope analizleri ve bu ekstrelerden elde edilen karışımın antiproliferatif etkinliğinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışması geleneksel olarak uzun bir kullanıma sahip sarımsak tozu, zerdeçal rizomu ve üzüm çekirdeği droglarının farmakope analizini yapmak ve bu droglardan elde edilen ekstrelerin hem ayrı ayrı hem de karışım halinde antiproliferatif etkinliğini değerlendirmek için yapılmıştır. Bu bitkiler üzerinde yapılan çok sayıda çalışma önemli farmakolojik etkilere sahip olduklarını doğrulamaktadır. Zerdeçal ve sarımsak numuneleri Türk Farmakopesi 2017'de yer alan monograflarına göre analiz edilmiştir. Fakat üzüm çekirdeğinin farmakopede monografı bulunmadığı için 'Genel Ekstre Monografı'na göre analiz edilmiştir. Yapılan farmakope analizleri sonucunda sarımsak tozu numunesi ve zerdeçal rizomu numunesi farmakopeye uygun bulunmamıştır. Üzüm çekirdeği numunesinin monografı olmadığı için net bir yorum yapılamamıştır. Bu bitkilerden hazırlanan ekstrelerin ve bu ekstrelerden oluşan karışımın insan kolon kanseri hücre hattı CaCO-2 hücreleri üzerindeki antiproliferatif etkisi ve hücre canlılığı MTT testi ile değerlendirilmiştir. Sonuçlara bakıldığında en yüksek antiproliferatif etkiyi sarımsak tozu numunesi gösterirken, zerdeçal rizomu numunesi ise etkisiz kalmıştır. Üzüm çekirdeği numunesi orta derecede etki göstermiştir. Ekstreler karışım halinde verildiğinde ise birbirlerinin etkisini antagonize etmiştir. Sarımsak tozu numunesi için umut vadeden sonuçlar ortaya çıkmıştır. Zerdeçal rizomunun daha önce yapılan çalışmaların aksine antikanser etki göstermemesi yeterli miktarda kurkumin içermemesine bağlanmıştır. Sarımsak İTK analizi dışında tüm farmakope standartlarını karşılamıştır. İTK analizi açısından farmakopeye uygun bulunmaması standart eksikliği, kullanılan malzemeler veya deneysel hatalara bağlanmıştır. Bitkiler, tedavide eski çağlardan itibaren kullanılmaktadır. İnsanlar bitkilerle tedavinin tamamen güvenli olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden miktarına dikkat etmeksizin yaygın bir şekilde kullanmaktadır. Fakat bitkilerin, bu şekilde rastgele kullanılması insan sağlığı açısından güvenli değildir. Bireyler bitkisel ilaç kullanmadan önce; mevcut hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, gebelik, alerji açısından değerlendirilmelidir. Bitkisel ürünler Sağlık Bakanlığı denetiminde olmalı, üzerinde gerekli preklinik ve klinik çalışmalar mutlaka yapılmalıdır. Tüm bitkiler için farmakopede monograf oluşturulmalı, taşıması gereken özellikler belirtilmelidir. Bitkilerle tedavinin tamamen zararsız olduğu düşünülmemeli, standardize ürünler kullanılmalı, güvenilir yerlerden alınmalı, hekim ve eczacıya mutlaka danışılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Sarımsak, Zerdeçal, Üzüm çekirdeği, Farmakope, Antiproliferatif etki
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatan hastalara verilen protein desteğinin hastaların mekanik ventilatörden ayrılma süresi ve sağkalımına etkisinin incelenmesi
YBÜ'de izlenen MV uygulanan hastalarda artan katabolik süreçlerden dolayı protein yıkımı artmıştır. Yapılan çalışmalar bu durumun kötü prognozu işaret ettiğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı YBÜ'de MV uygulanan ve enteral beslenen hastalara verilen protein desteğinin, mekanik ventilatörden ayrılma süresine etkisini ve 28 günlük mortaliteye etkisini incelemektir. Hastaların; yaş (yıl), cinsiyet, kilo (kg), boy (cm), vücut kitle indeksi (VKİ) (kg/m2), mekanik ventilatöre bağlı kaldıkları süre (gün), APACHE II, SOFA, mNUTRIC skorları ile yedi gün süreyle kilogram vücut ağırlığı başına gram protein ve enerji değerleri, laboratuvar sonuçları, YBÜ ve hastanede yatış süreleri ve sonlanım durumları (yaşayan/ölen) ortak bir veri tabanında toplanmıştır. Retrospektif olarak yapılan bu çalışmada veriler hastane bilgi sisteminden ve hasta dosyalarından elde edilmiştir Demografik veriler, APACHE II, SOFA ve mNUTRIC skorları için iki grupta benzer sonuçlar bulunmuştur. MV'ye bağlı gün süresi açısından 1,2 g/kg/gün ve üzeri protein alan grupta daha uzun MV gün sayısı tespit edilmişitir (p=0,001). YBÜ'de yatış süresi açısından 1,2 g/kg/gün ve üzeri protein alan grubun daha uzun yatış gün sayısı tespit edilmiştir (p:0,037). İki grup arasında 28 günlük mortalite açısından anlamlı fark bulunmamıştır. YBÜ'de yüksek protein desteği alan hastaların daha uzun MV gün sayısı tespit edilmiştir. Yirmisekiz günlük mortalite açısında iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır.