Ankara University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Ankara University

620

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Hikâyeden masala: Angel Karaliyçev'in edebi yaratıcılığı

Bu çalışmanın amacı, dünyaca ünlü Bulgar yazar Angel Karaliyçev'in edebi yaratıcılığı üzerinde durup, bunları oluştururken ortaya koyduğu dil ve üslup öğelerini incelemek ve yazarı bu özellikleriyle Türk okurlarına sunmaktır. Bunları yaparken yazarın edebiyat camiasına katılması ve ilk eserlerini vermeye başlaması ile birlikte zaman içerinde diğer edebiyat türlerinde de eserler vermeye başlaması işlenmektedir. Burada yazarın yazmış olduğu hikâyelerini, masallarını ve seyahatnamelerini aynı mercek altında inceleyerek, yazarın değimeyen yazım şekli ve üslubunu göstermek esas amaç olmuştur. Diğer bir ifadeyle Angel Karaliyçev hangi tarzda yazarsa yazsın eserlerinde değişmeyen ortak bir dilin varolduğunu ve bu dili kullanarak nasıl bir lirik ve masalımsı eser ortaya çıkardığını göstermek amaç edinilmiştir. Öne çıkan bir diğer unsur ise Eylülcü edebiyat temasıdır. Burada Eylül Ayaklanması kısaca anlatılmakta ve yazarın edebi eserlerine etkisi araştırılmaktadır. Bununla birlikte dönemin edebiyat dergilerinden de bahsedilmiştir. Bu çalışma esnasında Türkiye ve Bulgaristan'da varolan çeşitli kütüphaneler ile internet ortamına yansıyan Bulgar ve Türk edebiyat eleştirmenlerinin bilimsel makalerinde ve değerlendirmelerden faydalanılmıştır. Tezde, Bulgaristan'da dönemsel olarak değişen politik ve sosyal yaşamın yazarın edebi eserleri üzerine etki edip etmediği ve yazım şeklini değiştirip değiştirmediği araştırılmıştır. Bunu yaparken yazarın çeşitli türdeki eserleri üzerinde durulmuş ve bunlar ayrıntılarıyla incelenmiştir.

Tuncay Özgür
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da 2013–2021 yılları arasında gerçekleştirilen ilk halka arzlar için düzenlenen fiyat tespit raporlarının içerik analizi

Türkiye'de ilk halka arzlar öncesinde aracı kurumlar tarafından fiyat tespit raporu düzenlenmektedir. Fiyat tespit raporlarında halka arz edilen şirket hakkında bilgiler, şirketin faaliyet gösterdiği sektör hakkında bilgiler, şirketin finansalları ve finansal analizi ile şirket değerlemesi yer almaktadır. Fiyat tespit raporları uluslararası değerleme standartlarına uygun şekilde düzenlenmektedir. Düzenlenen fiyat tespit raporları kamusal otorite olan SPK ve BIST tarafından denetlenmekte ve onaylanmaktadır. İlk halka arzlar öncesinde düzenlenen fiyat tespit raporlarının kapsamı ve içeriği sermaye piyasalarının gelişimi, etkinliği ve şeffaflığı bakımından son derece önemlidir. Fiyat tespit raporlarında yer alan bilgi düzeyi şirket ortakları ve aracı kurumlar ile halka arza katılan yatırımcılar arasındaki bilgi asimetrisinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Finans literatüründe aracı kurum analistlerinin hazırladığı raporların yatırımcılar tarafından dikkate alındığı ve raporların içeriği, yazım tonu, bilgilendiriciliği gibi özellikleri ile yatırımcı davranışı, ilk halka arz sonrası fiyat performansı ve halka arz sonrası pay fiyatı volatilitesi arasında ilişki olduğuna yönelik çalışmalar bulunmaktadır. Araştırma kapsamında 2013 – 2021 yılları arasında ilk kez halka arz edilen şirketler için düzenlenen fiyat tespit raporlarının kapsamı, fiyat tespit raporlarının kapsamı ile ilk halka arz sonrası fiyat performansı ve fiyat tespit raporlarının kapsamı ile halka arz sonrası pay fiyatı volatilitesi arsındaki ilişki regresyon modelleri ile ortaya konulmuştur. Çalışma sonuçları fiyat tespit raporlarında önemli kapsam eksiklikleri bulunduğunu, bu eksikliklerin şirket ortakları ve aracı kurumlar ile yatırımcılar arasında bilgi asimetrisine neden olduğunu göstermektedir. Ayrıca fiyat tespit raporlarında verilen bilgi düzeyi yükseldikçe ilk halka arz sonrasındaki anormal getiri düzeyi ve volatilite azalmaktadır. Elde edilen sonuçlar fiyat tespit raporlarının bilgi düzeyindeki artışın yatırımcıların doğru bilgilendirilmesine, bilgi asimetrisinin azalmasına ve etkin fiyatlamaya katkı sağladığını göstermektedir.

Anormal getiriDeğerlemeDüşük fiyatlandırma+2
Selahattin Çağatay Öztürk
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk sosyal güvenlik hukukunda yabancılık unsuru

Sosyal güvenlik hukukunda yabancılık unsuru çalışanın yabancı olmasından ve Türk vatandaşlarının yabancı ülkede bulunması ile işi yabancı ülkede ifa etmesinden kaynaklanmaktadır. Sosyal güvenlik hukukunun temel ilkesi olan mülkilik ilkesi, kişilerin çalışılan ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına tabi olmasını gerektirmektedir. Çalışma ilişkisinde yabancılık unsurunun bulunması durumunda da uygulanmaya devam edilen mülkilik ilkesi, uluslararası sözleşmeler ve mevzuatta düzenlenen istisnalar ile birlikte değerlendirildiğinde yabancılık unsuru barındıran çalışma ilişkisinin varlığı halinde gerçek kişilerin sosyal güvenlik haklarının kapsamında farklılıklar oluşmaktadır. Ancak güçlü bir sosyal devletin varlığı için sosyal güvenlik hakkının uygulama alanının yabancı ve vatandaş ayrımı yapılmadan genişletilmesi gereklidir. Çalışma hakkı ve sosyal güvenlik hakkını sadece vatandaşa özgülemek sadece çalışma hayatını değil sosyal hayatı da olumsuz etkileyecektir. Bu noktada sosyal devlet olmanın gereği, yabancı ve vatandaş ayrımı yapılmadan çalışanların sosyal güvenlik haklarını korumaktadır. Çalışmamız kapsamında ülkemizde hizmet akdi kapsamında ve kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan yabancılar ile Türkiye sınırları dışında çalışan Türk vatandaşlarının çalışmalarından kaynaklanan sosyal güvenlik haklarına detaylı şekilde değinilecektir.

Bahar Kılınç
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Wittgenstein'ın dil felsefesi bakımından felsefi dilin kökeni ve sınırları üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, Platon'dan başlayan süreçte geleneksel dil felsefesinin temel sorunları ile yirminci yüzyılda 'dilsel dönüş' kavramı ile betimlenen ve bu dönemde yeni bir dil felsefesi anlayışı ile çığır Ludwig Wittgenstein'ın erken dönem çalışması Tractatus Logico-Philosophicus ile geç dönem çalışması olan Felsefi Soruşturmalar çerçevesinde ortaya konulan sorunlar tartışılmaktadır. Bu yeni dönemin belirleyici özelliği, dilde anlamdan şüphe etme ve geleneksel ideal dil arayışını formüle etme olarak belirlenebilir. Wittgenstein, erken dönemde, dilin mantıksal yapısının (doğru ya da yanlış) anlamın sınırlarını olduğunu ileri sürer. Şimdiye kadar, felsefe, dilin sınırlarını aşarak, gerçek olmayan metafizik sorunlar üretmiştir. Ancak, Wittgenstein, hakkında konuşulabilir olan ile konuşulamaz olan ayrımını yaparken, hakkında konuşulamaz olanın, doğabilimi önermesi olmamasından başka bir gerekçe göstermez. Felsefenin büyük bir kısmı söylenemeyeni söyleme girişimlerini içerir: "Söyleyebileceğimiz her şey açıkça söylenebilir." Bunun ötesinde hiçbir şey -din, ahlak, estetik, mistik- tartışılamaz. Metafizik ifadeler anlamsızdır. Doğru ya da yanlış olabilen, bu açılardan anlamlılık taşıyan sadece doğabilimi önermeleridir. Geç dönemde ise 'dil oyunları' kavramı ile Wittgenstein'ın hem geleneksel dil felsefesinin dilin temsil edici bir araç oluşundan, hem de erken dönem felsefesinin temel noktalarından olan 'ideal dil' anlayışından uzaklaşır. Bu dönemde dilin, kullanım amacına göre anlamını kazandığı şeklinde ifade edilebilecek gündelik dil anlayışına döner. Çalışmamızda, Wittgenstein'ın erken dönem felsefesinde ortaya koyduğu dil ile ilişkileri açısından, doğabilim, felsefe, metafizik ve mistik olana ilişkin ayrım ve tanımlamaları ikinci dönemde ise 'dil oyunları,' 'gramer,' 'özel dil' gibi ortaya koyduğu kavramlar tartışılmıştır. 249 Wittgenstein, her iki dönemde de, esas olarak 'dilin mantığı' ile uğraşmıştır. Her iki dönem felsefesini de anlaşılır kılacak şekilde Wittgenstein, felsefe yapmanın ilk koşulunun, gramerden şüphe etmek olduğunu söyler. Her iki dönemde de felsefi dilden şüphe duymuş ve farklı iki çözüm getirmiştir. İlk dönemde, Frege ve Russell etkileri ile gündelik dile alternatif bir ideal dil anlayışı geliştirmeye çalışarak, aynı zamanda, doğabilimine ilişkin önermeler ile metafizik önermeler arasında, dile ya da düşüncelerin dile getirilişine sınırlama getirmek istemiştir. Böylelikle, üzerinde konuşulabilecek olan ile konuşulamayacak olanı ayırarak, felsefenin sorunlarını çözdüğünü ileri sürmüşür. Ancak, ortaya koyduğu bu yaklaşımın kendisi, kendi ifadesi ile üzerine konuşulamaz olan konusunda konuşmak olduğu için çelişki içermektedir. Bunun yanında, bu yaklaşım, metafizik önermeleri mümkün kılan, dilin ve düşünmenin yapısına ilişkin bir açıklama içermemektedir. Yani, aslında, felsefede, doğabilimi önermelerini de içine alan, metafizik önermeleri de içine alan felsefi dile yönelik kuşatıcı bir sistem geliştirememektedir. İkinci dönemde ise ilk dönemi reddediyor görünmekle birlikte, aslında onu da içine alacak bir sistem ileri sürmektedir. Çünkü ideal sembolik bir dil, dilde doğru anlamlılığın tek kaynağı değil, kendi içinde anlamlılık üreten bir dil oyunu olarak görülebilir. Bu açıdan, Wittgenstein'ın ikinci dönemi, ilk dönemi reddeden değil onu da içine alan bir özelliğe sahiptir. Ancak, yine, ikinci dönem dil anlayışı, dilde anlamlılığı, dili oyunları ile açıkladığı için, dil oyunlarının nasıl ortaya çıktığı, dil oyunlarının aralarındaki ilişkilerin neler olduğu ve nihayetinde, tüm dilin neliğini açıklamakta, yani, esas olarak, dil, düşünme, düşünce, anlam, gerçeklik ilişkilerini açıklamakta yetersiz kalmaktadır.

Azmi Aydın
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni bölgeselci bakış açısıyla Rusya'nın Arktika politikası

İklim değişikliğinin gezegenimiz üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle bazı alanlar kullanılamaz hale dönüşürken Arktika gibi ender yerlerin önemi ise artmaktadır. Önceki yüzyıllarda tamamına yakını buzullarla kaplı olduğu için "bölge" olarak kabul edilip edilemeyeceği bile tartışma konusu olan Arktika Bölgesi sahip yeraltı kaynakları ve deniz yolları potansiyeli ile günümüzün odak noktalarından birisi haline dönüşmektedir. Bu sebeple Arktika'nın en büyük coğrafi alana sahip ülkesi Rusya Federasyonu'nun bölge ile ilgili uygulayacağı dış politikalar ayrı bir öneme sahiptir. Tez çalışmasında ilk olarak Arktika'nın bölge olarak kabul edilme süreci ve uluslararası ilişkiler alanında artan öneminin bölgede yer alan devletlerde küresel, ortak ve ulusal çıkarları etkilediğinden yola çıkılmıştır. Bölgenin sahip olduğu yeraltı kaynakları ve geleneksel deniz yollarının en önemli alternatifleri olarak kabul edilen Kuzey Deniz Rotası ve diğer rotalar detaylı şekilde incelenmiştir. İkinci adımda Rusya'nın bölge ile ilgili politikaları ekonomik ve askeri güvenlik başlıkları altında detaylı şekilde ele alınmıştır. Bölgede yer alan diğer devletlerin aksine Rus kimliği ve tarihinde kuzeyin öneminin iklim değişikliği ile başlamadığı knzelikler dönemine kadar uzandığı tarihsel verilere dayandırılarak açıklanmıştır. 21. yüzyılla birlikte Rus dış politikasında birincil öneme sahip konular arasına dahil olan Arktika'nın Rusya için tarihinin her döneminde ulusal çıkar kapsamında görüldüğü ve bölgeden en fazla faydayı sağlamak için ortak ve küresel çıkarı desteklediği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda revizyonist değil tarihsel temellere dayanan statükocu dış politikayı takip ettiği çalışmada açıklanmıştır.

Ayşe Gülsüm Çalık
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ōkubo Kōji'nin Türk dili üzerine çalışmaları

Bu çalışmada Türklük bilimi araştırmacısı Ōkubo Kōji'nin Türk dili ve Türkçe üzerine görüşlerinin, diğer eserlerinde kullandığı Türkçe kavramların algısı ile bu algısını yansıtma biçiminin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ōkubo Kōji'nin Türk dili, Türkçe ve Türkiye Türkçesi üzerine yazıları tezin araştırma örneklemini oluşturmuştur. Çözümleme sonucunda, Ōkubo Kōji'nin Türk dillerinin sondan eklemeli dil ve ünlü uyumu olarak iki temel özelliğine dikkat çektiği, ayrıca Türk dilinin tarihî gelişiminde sağlam yapısı ve matematik gibi kurallı olması sebebiyle büyük değişimlere uğramadığı şeklinde düşüncesini vurguladığı tespit edilmiştir. Aralarında çok fark bulunmadığını belirttiği Türk dili lehçeleri üzerine yaptığı değerlendirmelerinde Kazan- Tatar Türkçesini önemli bir kültür ve yazı dili, Kaşgar Türkçesini klasik tarzdaki biçimini en iyi koruyabilmiş en doğudaki lehçe, Türkiye Türkçesini ise en gelişmiş Batı lehçesi olarak değerlendirdiği görülmüştür. Tezde ayrıca, Türkiye'deki dil politikalarını takip ettiği, incelediği, bunlar hakkında görüşler oluşturduğu ve yaptığı yayınlarla bu konuları Japonya'ya ulaştırmış olduğu tespit edilmiştir. Türkiye Türkçesinde yapılan harf devrimi ve dil devrimini, Türkçenin yapısal ihtiyaçlarını karşılayan bir ihtiyaç olarak, Güneş-Dil Teorisi'ni milliyetçi bir projeye dayalı ideolojik bir girişim olarak değerlendirmiştir. Ōkubo'nun ayrıca Türkleri tanımak ve kendi halkına anlatmak amacıyla Türk kültürüne dil üzerinden yaklaştığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, geniş bir coğrafyada yaşayan Türk halklarını tanımak ve kendi halkına aktarmak için çalışmalar yapmış olan Ōkubo Kōji'nin İslam tarih ve medeniyeti araştırmacısı olmasının yanında Türklük bilimi araştırmacısı olarak da çok sayıda eser verdiği görülmüştür.

DilJaponcaTürk lehçeleri+2
Gülzemin Özrenk Aydın
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre etiği açısından Paris İklim Anlaşmasının çevre merkezci yaklaşımla değerlendirilmesi

İklim değişikliği giderek artarak iklim krizine dönüşmüş ve yerküreyi tehdit eder hale gelmiştir. İklim krizi canlı ve cansız tüm varlıkları ve ekosistemi olumsuz olarak etkilemektedir. Uluslararası toplum Birleşmiş Milletler (BM) çerçvesinde oluşturulan küresel iklim rejimi çerçevesinde yaklaşık otuz senedir iklim değişikliği ile mücadele etmektedir. İklim değişikliğinin yıkıcı sonuçları ve içinde bulunduğumuz süreç sürdürülemez bir iklim krizi olarak tanımlanmıştır. İklim değişikliği kapsamında teknik çalışmaların yanında hakkaniyet, adalet ve etik konularının da dikkate alınması gereklidir.Doktora tez çalışmasında felsefenin eleştirel yöntemi kullanılmış ve bulgular üç bölüm halinde sunulmuştur. İlk bölümde küresel iklim krizi ve çevre etiği kavramsal çerçeve olarak belirlenmiştir. İkinci bölümde Birleşmiş Milletler 'in (BM) küresel iklim krizi sorununa yönelik faaliyetleri konusu araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise Birleşmiş Milletler (BM) kapsamında iklim değişikliği ile mücadele konusunda gerçekleştirilen BMİDÇS, Kyoto Protokolü ve Paris İklim Anlaşması incelenerek çevre etiği kavramının ne derece geçerli olduğu irdelenmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise hipotez vearaştırma soruları kapsamında önermelerin geçerliliği anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında iklim değişikliği ile küresel mücadele konusunda yapılan faaliyetlerin ve sözleşmelerin çevre etiği açısından etkin ve yeterli olmaktan uzak olduğu belirlenmiştir.

Sosyal çevreSürdürülebilir çevreUluslararası çevre örgütleri
Görkem Saylam Hızarcıoğlu
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketici yenilikçilik eğilimi ile satın alma niyeti ilişkisinde Instagram reklamlarının aracılık rolünün değerlendirilmesi

Sosyal medya, tüketicilerin alışkanlıklarını derinden etkileyen bir güç haline gelirken, Instagram ise bu alanda en popüler platformlardan biri olarak öne çıkmıştır. Bu araştırma, Instagram reklamlarının, özellikle yenilikçi ürünlerin pazarlanması sürecinde, tüketici davranışları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Türkiye'de yaşayan 500 Instagram kullanıcısıyla gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda elde edilen veriler, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, yenilikçi tüketicilerin sosyal, işlevsel, hedonik ve bilişsel yenilikçilik özelliklerine dayalı olarak yenilik odaklı ürünlere olan ilgisinin doğrudan satın alma niyetini etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Instagram reklamlarının ilgi, içerik, motivasyon, güvenilirlik ve inanç boyutları, yenilikçi tüketicilerin satın alma niyetini güçlendirmektedir. Bu durum, Instagram'ın markalar için etkili bir pazarlama aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, Instagram reklamlarının tüketici davranışları üzerindeki önemli etkisini ortaya koymakta ve markaların bu bulguları dikkate alarak Instagram'ı pazarlama stratejilerinin merkezine yerleştirmeleri gerektiğini göstermektedir. Markalar, Instagram'da hedef kitlelerine ulaşmak için kişiselleştirilmiş reklamlar, etkileşimli içerikler ve influencer iş birlikleri gibi stratejileri kullanarak daha etkili sonuçlar elde edebilirler. Ayrıca, sürekli değişen sosyal medya trendlerini takip etmek ve reklam kampanyalarını bu trendlere göre güncellemek, markaların rekabet avantajı elde etmesini sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Instagram reklamları, tüketici davranışları, satın alma niyeti, yenilikçi ürünler, sosyal medya pazarlaması.

Savaş Gökalp Karamık
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sebîlürreşâd dergisinde Kur'an'a ve tefsire dair fikirlerin analizi

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş süreci, İslam dünyasının ciddi problemler yaşadığı aynı zamanda toplumsal değişim ve dönüşümlere neden olacak fikrî akımların meydana geldiği bir dönemdir. Sebîlürreşâd dergisi bu fikrî akımların yayın organı olarak önemli figürlerinden biridir. İslam dünyasının birliğine, bağımsızlığına katkı yapmaya, yeniden ayağa kalkmasına, emperyalizme direnç göstermesine destek olmaya çalışan Sebîlürreşâd'a göre Kur'an anlayışı çare arayışının merkezinde yer almaktadır. Sebîlürreşâd'ın Kur'an'ı tanımlama biçimi Ehl-i Sünnetin anlayışına paraleldir. Kur'an ilahî bir kitaptır, ona Allah'tan başkası müdahale edemez. Tahrif edilmemiştir, edilemeyecektir, İlahî koruma altındadır. Bütün insanlığın tâbi olması, hayatını ona göre tanzim etmesi için indirilmiştir. Arapça bir kitaptır. Kur'an'ın tefsirinde güncel ihtiyaçlara cevap bulmak, dünyaya hâkim olmaya çalışan modern seküler paradigmaya karşı mücadele etmek hedeflenmektedir. Bunun için kimi zaman gelenekten, kimi zaman bilimsel verilerden istifade edilmektedir. Aklî muhakeme yöntemi de çokça başvurulan bir yöntemdir. Sebîlürreşâd Kur'an'ın tercüme edilmesi hususunda çok hassas ve titiz davranmaktadır. Hiçbir tercüme onun yerine konmamalıdır. Başka milletlerden Müslümanların anlaması için tercüme edilebilir ama bu ehliyetli, yetkin ve dünya çıkarlarından uzak bir heyet tarafından yapılmalıdır. Öte yandan dergi geleneğe karşı temkinlidir. Çünkü içinde çokça hurafe ve faydasız şey barındırmaktadır. Kur'an tefsirinde geleneksel kaynaklara başvururken seçicidir. Tefsirde modern yöntem ve araçlara başvurmaktan çekinmemektedir. Ancak modernizmin dinle dünya arasında kurduğu ilişki biçimini benimsememektedir. Bu sebeple modernizm ve gelenek arasında kendine özgü bir yere sahip olduğu söylenebilir.

ModernizmSebilürreşad dergisi
Yusuf İmamoğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Mali kırılganlık ile makro mali risk göstergeleri arasındaki ilişki: Seçili ülkeler için ampirik bir inceleme

Devletin işlevlerini zamanında ve etkili bir şekilde yerine getirebilmesi güçlü bir kamu maliyesinin varlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle literatürde ve uluslararası alanda mali sürdürülebilirlik, mali kırılganlık ve mali risk kavramları ön plana çıkmaktadır. Mali sürdürülebilirlik, devletin uzun vadede borçlarını ödeme ve harcama taahhütlerini yerine getirebilme kapasitesini; mali kırılganlık kamu maliyesinin şoklara karşı dirençliliğini; mali risk ise kamu maliyesi üzerinde baskı yaratarak mali kırılganlığı artıracak ve mali sürdürülebilirliği tehdit edebilecek her türlü olguyu ifade etmektedir. Bu nedenle mali kırılganlığın ölçülmesi ile mali risklerin tespiti, ölçülmesi, takibi ve yönetimi mali sürdürülebilirliğin sağlanması bakımından büyük bir önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; mali kırılganlık ile makro mali risk göstergeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi yoluyla mali sürdürülebilirlik bakımından sorun yaratabilecek göstergelerin tespiti ve analizidir. Çalışmada, mali kırılganlığın ölçümünde literatürde genel kabul görmüş borç stoku ve yapısı göstergeleri esas alınmıştır. Ayrıca mali risklerin farklı uzmanlık alanı kapsamında yer alan çok fazla unsurdan kaynaklanabildiği ve bu risklere ilişkin çok fazla veri gereksinimi olduğu hususları göz önünde bulundurularak çalışma kapsamında makro mali risk göstergelerine odaklanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada; 2012-2023 dönemi için on altısı yüksek gelir grubunda, beşi üst orta gelir grubunda olmak üzere toplam yirmi bir ülkenin borç stoku ve yapısına ilişkin çeyreklik verileri esas alınarak bir mali kırılganlık endeksi hesaplanmış ve söz konusu endeks ile büyüme oranı, cari denge/GSYH oranı, tüketici fiyat endeksi artış oranı, işsizlik oranı, döviz kuru ve konut fiyat endeksi artış oranı gibi seçili makro mali risk göstergeleri arasındaki ilişki panel veri analizi yoluyla incelenmiştir.

Hilal Tezcan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00