
30
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Velîd el-A'zamî'nin şiirleri ve İslâmî eğitimdeki rolü
Bu çalışmanın amacı, Velîd el-A'zamî'nin şiirlerini inceleyip analiz etmektir. Dini konuların şiirlerinde önemli bir yer tutması nedeniyle, İslami eğitime olan katkısını anlamak hedeflenmektedir. Şiirlerinde İslam tarihinde önemli izler bırakmış şahsiyetlere edebi, şiirsel ve eğitici bir bakış açısıyla değinerek, kadim İslam medeniyetinin bayrağını taşıyan kişiliklere karşı günümüz gençliğinin farkındalığını artırmaya katkıda bulunmuştur. Velîd el-A'zamî, eğitim ve gelişim alanında olumlu ve ilham verici bir model olarak kabul edilir ve onun edebi ve eğitsel katkılarını anlamak ve İslam toplumuna katkılarını ve bu konudaki rolünü ortaya çıkarmak önem arz etmektedir. Çalışmamızı hazırlarken, bahsedilen amaçlara en doğru şekilde ulaşmak adına tanımlayıcı, analitik, analiz ve istatistik gibi kapsamlı ve bütünleştirici yöntemler benimsenmiştir. Bu çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, Hz. Muhammed'in (s.a.v) kişiliğinin A'zamî'nin şiirlerinde önemli bir yer tutmasıdır. Şiirlerinde Hz. Peygamber'in hayatının ayrıntılarına yer vermiştir ve bunları yansıtmıştır. Ayrıca dini, millî ve toplumsal birçok konuya değinerek ilgi alanlarının, kültürünün ve toplumu inşa etme ve kapsamlı kalkınmaya ulaşmadaki derin vizyonunun çeşitliliğini yansıtmıştır. A'zamî, toplumda İslami değerleri ve ilkeleri teşvik eden entelektüel ve eğitimci figürleri tanımlama konusunda da önemli bir yere sahiptir. Şiirlerini okuyan kişi, onun dini ve milli mirasa bağlılığını, ahlaki ve dini açıdan geçmişe olan sadakatini hisseder. Şairle ilgili bir değerlendirme yapılması gerekseydi, onun Arap edebiyatında üçüncü sınıf şairler arasında zikretmemizin uygun olacağı kanaatini taşımaktayız.
Husayrı'nin şiirindeki sanatsal redresörler
Tez, modern çağda Bağdat'ta serserilik yapan bir şairden ve şiirinde sanatsal resmi çizmek için kullandığı unsurlardan bahsetmektedir. Sanatsal eserlerinde başarılı olan şairimizin kendinden önceki şairlerin izinden gittiği görülmektedir, Urve b.el-Verd gibi eski şairlerinden etkilenmiştir,Husayri divanlarının birine adını vermiştir: (Urve .b el Verd'ın günlüğü). Araştırmacı bu tezde Al-Husayri şiirinin analitik üslubunu ele almıştır, Şairin yazımında eski kasideyi taklit ettiği görülmüştür, ama yeni konularda katmıştır. Şiirleri sanatsal resim unsurları ile zengindir ,Diğer taraftan ve tecsim üsluplarında ne kadar yaratıcı olduğunu görmekteyiz, Şiirlerinde bulunan istiareden dolayı zengin niteliği taşımıştır, özellikle kapalı istiare (Mekni istiare). Yoksulluğun ve hacetin sonucu olarak kasidelerinin birçoğunu kayıp etmiştir ya ucuz fiyata satmıştır ya da çaldırmıştır, hatta bu kayıp şiirlere ağıt yakmıştır! Büyük şiirsel yetenek ve güçlü, şiirinin birçoğu kayıp olmuştur ve bize çok azı ulaşmıştır, Ama buna rağmen aynı dönem şairlerinin bir çoğundan öne çıkmıştır.
الاغتراب في يتيمة ابن زريق البغدادي
Yabancılaşıp gurbetçi olduğu yerde vefat eden şairin Endülüs'te geçim umuduyla Bağdat'tan ayrılıp dileğine gelen şairin hikayesini konu alan bir araştırma. Gurbetçi şiirlerinin prensesi olan yetim şiiri (40) satırda okuyan ve izin verenler için ağladı, ağladı ve hala söylüyor. Endülüs ve Abbasi döneminden günümüze göğüslerdeki muhafazası. Çağrılarını çıkarmaya çalıştık. Arap edebiyatında yabancılaşma ve yabancılaşma üzerine araştırmaların başlangıcını dilsel ve deyimsel olarak ele alan bölümlere dağıtın ve ardından şairin yaşamının doğum yeri açısından bir özetini verin. yabancılaşma içinde ölümüne kadar. Araştırma, ilki bireyin hayatındaki en önemli etki olarak kabul edilen sosyal yabancılaşmanın olumsuz ya da olumlu olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Şair ve toplumu arasındaki manevi ilişki duygusal yönden ve ne gibi sonuçlar doğurmaktadır? bundan uyumluluk veya uyumsuzluk ve ardından memnuniyet ve reddedilme tarafından takip edilen bir aidiyet duygusundan. Araştırmada İbn Züreyk el-Bağdadî'nin şiirleri, çağdaşı ve kendisinden sonra gelen şairlerin çok sayıda mecmua ve şiirleriyle mukayese edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiir, İgtrab, İbn Zureyk,albağdadi, Eleştiri
Al-Durar Al-Bahiya Al-Samarqandiyah'ın açıklaması yazar Muhammed bin Muhammed Al-Hadin-Al-Şaafii tarafından (Araştırma ve soruşturma)
On üçüncü yüz yılın önde gelenlerinden olan Mohammed Al-Damanhori'nin (1288 Hicri) Belagat sanatında Semerkandi risalesinden önemli bir parafı ele almıştır, yazarın bilimsel seviyesini ve bilimsel konunun sunumunu ortaya çıkarmıştır, araştırma iktibas ve belgeleme ile yetinmemiştir, büyük belagatları içermiştir, risaleyi açıklayan önceki alimlerin tefsirlerine itirazlar içermektedir. Bu çalışma, yazarın ve tefsir edenin hayatını kapsamlı bir incelemesine dayanmaktadır, aynı zamanda kitabı tanıtmaya ve yazara atfettiğini kanıtlamaya dayanmaktadır. Çalışmanın girişinde konunun sebepleri ve önemi, eski çalışmaların zorluğu yer almıştır, Çalışma, Al-Semerkandi'nin kişisel ve bilimsel hayatını ve yaşadığı dönemi de kapsamaktadır. İkinci araştırma ise Al-Hadeni'nin kişisel ve bilimsel hayatını ve yaşadığı dönemi de kapsamaktadır. Üçüncü araştırma ise el yazısını tarif eder, yazara ait olduğundan bahis edilir. İkinci bölümde ise tasdikli metne nüshanın başından sonuna kadar yer verilmiştir.
Usame Muhammed Sadık'ın romanlarında anlatı yapısı
Yabancı dil olarak arapça öğretiminde bilgisayar kullanımı
Giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan bu çalışmada Yabancı Dil Olarak Arapça Öğretiminde Bilgisayar Kullanımı ele alınmıştır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı ve önemi, problem cümlesi, kapsam ve sınırlılıkları ile araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. Birinci bölümde, yabancı dil öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin tarihi gelişimi incelenmiştir. Bu bağlamda, Bilgisayarın Tarihi Gelişimi, Yabancı Dil Öğretiminde Teknolojiden Yararlanma, Eğitim Teknolojisinin Bazı Tanımları, Yabancı Dil Eğitiminin Genel İlkeleri, Bilgisayar Destekli Arapça Eğitimi Nedir? Bilgisayar Destekli Arapça Eğitiminin Amaçları, Bilgisayar Destekli Arapça Eğitimine Sağlayacağı Yararlar gibi konular incelenmiştir. İkinci bölümde bazı dünya ülkelerinde bilgisayar destekli dil öğretimi uygulamalarına yer verilmiş ve bilgisayar kullanımına yönelik dikkat edilmesi gereken noktalara değinilmiştir. Üçüncü bölüm, bilgisayarın yabancı dil olarak Arapça öğretiminde kullanımına ayrılmıştır. Bu bağlamda bilgisayar destekli Arapça temel becerilerin geliştirilmesi ve uygulamalarına yer verilmiştir. Bu bölümün ardından bilgisayar destekli Arapça öğretimine yönelik uygulanan 3 anket yer almaktadır ve akabinde bu anketlerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Daha sonra çalışmamızın özeti, bu çalışmadan çıkan sonuç ve konuyla ilgili önerilerimiz açıklanmıştır
Çağdaş Arap şiirinde şehir mersiyesi
Şehir mersiyesi, bir şehrin yıkımı, düşüşü veya kaybı üzerine yazılan ağıt tarzı bir edebi eserdir. Bu tür eserler genellikle bir şehrin eski ihtişamını, güzelliklerini ve önemini hatırlatarak, onun kaybolmasına duyulan derin üzüntüyü dile getirir. Şehir mersiyelerinde nostalji, melankoli ve geçmişe özlem gibi duygular ön plandadır. Bu araştırma, çağdaş Arap şiirinde şehir mersiyesi olgusunu ele alıp, bunu eski Arap şiirindeki şehir mersiyesiyle karşılaştırmaktadır. Arap şehirlerinin zorunlu göçü, Suriye'nin kuzeyi, Irak, Lüban, Libya ve Gazze'de yaşanan insanlık dramı, Türkiye'nin güneydoğusunu etkileyen deprem felaketleri, yine Suriye ve Irak'ta görülen savaş sebepli tahribat ve belirli şehirlerin yok edilmesi gibi olaylar, çağdaş şiirlerde bu felaketler üzerinden yansıtılmıştır. Arap şiirinin özgün bir türü olan mersiyenin bir kısmı olan şehir mersiyesi; kayıp, ölüm ve yok olma temaları, Cahiliye dönemi şiirinde de kendini göstermiş, daha sonra şehirler ve başkentler, özellikle Abbasi döneminde Bağdat ve Basra gibi şehirlerin mersiyeleriyle bu tür gelişmiştir. Endülüs edebiyatında da devam eden şehir mersiyesi, günümüze kadar farklı edebi dönemlerde gelişmiştir. Şiirsel yapısı bakımından şehir mersiyesi, duygunun samimiyetine dayanır. Bu araştırmada, çağdaş şehir mersiyelerinin önceki dönemlerden farklı olan yönlerine odaklanmaktadır. Çağdaş dönem şehir mersiyesi, önceki dönem samimi ifadeleri koruyup, zaman zaman aynı düşünce ve görüntüyü sunmuş, ancak önceki şiirlerden farklı olarak resimleme, yapı, üslup, sanatsal sapmalar ve modern bağlamlara uygun çağdaş kelime ve ifadeler kullanma açısından farklılık göstermiştir. Çağdaş şehir mersiyelerinde şairin kişisel deneyimleriyle bağlantılı olan semboller ve anlamlar da ayrıca yer almaktadır.
Arap edebiyatında destan
u çalışma, Arap edebiyatında destanı ve destanın edebî bir tür olarak Arap edebiyatında var olup olamayacağını ele almıştır. Araştırma, destanın Arap edebiyatındaki yansımalarını farklı dönemlerde incelemeyi amaçlamıştır. Bu nedenle, öncelikle destanın doğuşu ve gelişiminin eski Doğu ve Batı edebiyatlarında izlenmesi gerekmiştir. Ardından, Arap edebiyatında destanın varlığı meselesi hem reddedenler hem de kabul edenler açısından değerlendirilmiştir. Böylece, Arap edebiyatının eski dönemlerinde bu türün neden bulunmadığı da araştırılmıştır. Bunun yanında, eski Arap anlatılarının —halk hikâyeleri ve makâmât gibi türlerin— Arap destanlarının bir çeşidi sayılıp sayılamayacağı konusu da ele alınmıştır. Daha sonra, modern dönemde destan kavramının gelişimi ve Arap edebiyatında destanın ortaya çıkış nedenleri ve sebepleri üzerinde durulmuştur. Modern Arap edebiyatında destan ve destansı nitelikte metinlerin varlığı sorunsalını araştırabilmek için, modern uzun soluklu metinlerle eski destan metinleri arasında bir karşılaştırmaya gidilmiş; böylece modern Arap edebiyatındaki bu uzun metinlerin söz konusu türe dâhil edilip edilemeyeceği tartışılmıştır. Bunun için, bu metinlerde destansı özellikler aranmış ve değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu araştırma, destanın doğuşu ve gelişimini eski çağlardan modern çağa kadar takip etmekte, eski ve modern edebî metinlerdeki destansı yansımaları incelemekte ve böylece Arap edebiyatında destanın bir edebî tür olarak varlığı meselesine ışık tutmaktadır. Bu mesele, kimi zaman reddedilmiş, kimi zaman ise kabul görmüştür.
Arapça ve Türkçede zamirler -karşıtsal çözümleme-
ÖZETArapça ve Türkçede Zamirler- Karşıtsal Çözümleme -Koç, AyşegülYüksek Lisans, Arap Dili ve Eğitimi Anabilim DalıTez Danışmanı: Prof. Dr. Emrullah İŞLERTemmuz-2006Bu çalışmada, karşıtsal çözümlemenin güçlü görüşünden hareket ederek,anadili Türkçe olanların Arapça öğrenirken karşılaştığı güçlüklerden bir bölümünün,Arapça ile Türkçe arasındaki yapı, işlev ve anlam bakımından farklılıklardankaynaklandığı varsayımıyla, Arapça ve Türkçedeki zamirler incelendi.Yapılan karşıtsal çözümleme sonucunda, iki dilin sözdizimi, cinsiyet veçokluk başta olmak üzere önemli farklılıklar gösterdiği tesbit edildi. Tesbit edilen bufarklılıkların öğrencilerin Arapça öğrenirken yapmaları muhtemel hatalarıöngörmede yardımcı olacağı; dolayısıyla dil öğrenimi sırasında bu konulara özel birönem verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, çözüm önerilerinde bulunuldu.
Mustafa Sadık er-Rafii ve Vahyu`l-Kalem`i
AjSjttl A&Ub AIL*, jli o^Ü4 ÖZET Mustafâ Sadık er-Rafiı, şiir, deneme, eleştiri, makale, inceleme ve araştırma türlerinde ürünler vermiş Modern Arap Edebiyatının önemli yazarlarından birisidir. Hayatı boyunca yakalandığı çeşitli hastalıklar, yazarın psikolojisi üzerinde olumsuz etki yapmıştır. Bu durum, zaman zaman makalelerinde ve dönemin ünlü yazarlarıyla "eski- yeni" konularında giriştiği edebi münakaşalarındaki sert, kırıcı ve tavizsiz üslubunda da kendini göstermiştir. Kişisel yeteneklerinin yanı sıra, babasının ona bıraktığı kütüphane sayesinde kendi kendini yetiştirmiş olan Rafii, edebi hayata şiir ile başlamış ve ilk olarak Divanu 'r-RaflVyi, ardından da en-Nazarat adlı divanını yayımlamıştır. Mahmud Sami el- Barudi, Hafiz İbrahim, Ahmed Şevki ve Halil Mutran gibi dönemin meşhur şairlerinden etkilenmiş ve şiirlerinde sevgi, aşk, güzellik, tabiat gibi konuların yanı sıra, dini ve milli temaları da işlemiştir. Divanlarım geleneksel kalıplarla yazmış olmasına rağmen, bir illa gerçekleştirerek klasik şiir kalıplarım eleştirmiştir. O bu eleştirisini, aruza ve diğer kurallara bağlı kalma endişesinin, genelde şairin daha geniş ifade imkanlarından yararlanmasına engel olduğu, özelde de iç dünyasını ifadede sınırladığı savı üzerine temellendirmiş ve daha sonra nesre geçerek bu alanda önemli eserler vermiştir. Rafii makalelerini üç ciltten oluşan Vahyu'l-Kalem adlı eserinde toplamıştır. Araştırmamızın ikinci bölümünü oluşturan bu eserde edebiyattan, siyasete, sosyal konulardan, felsefeye, hatıralardan dini konulara kadar geniş bir yelpazeye yayılan, yazarın bütün edebi özelliklerini yansıtan 160 makale yeralır. Bu makalelerin büyük çoğunluğu, 1934-1937 yıllan arasında Ahmed Hasan ez-Zeyyat'ın er-Risale adlı dergisinde yayımladığı yazılandır. Bunlar öncekilere nazaran daha anlaşılır bir üsluba sahiptir. Zira bu dönemde halkla daha iç içedir. Onların anlayacağı bir dille yazılarını kaleme almıştır. Rafii, İngilizler'in Mısır'ı işgali sonucu yaptıkları tahribata şahit olmuş, bu işgalin toplumda meydana getirdiği olumsuzluktan bizzat yaşamış ve bunları Vahyu 7- Kalem'deki makalelerinde dile getirmiştir. İngilizlerin ve onlarla birlikte hareket eden bazı aydınların, fasih Arapçanın ortadan kaldırılarak yerine halk lehçesinin ikame edilmesi yönündeki düşüncelerine şiddetle karşı çıkmış, bu konuda çok sert eleştirilerde bulunmuştur. Ona göre, yenileşme adına fasih Arapça'ya yapılan hücumların arka planında İslam dinini toplum hayatından silmek, Kur'an'ın dilini bozmak gibi sinsi niyetler yatmaktadır. Onun nazarında dil ile İslam bütünleşmiştir. Dile karşı tavır alanları İslam'a karşı da cephe almış sayar. Bununla birlikte, Arapça'nın temel ilkelerini ve fesahatini bozmaması şartıyla bazı yeniliklere de olumlu bakar. Rafii'nin yazılarında din önemli bir faktördür. Kur'an'ı en yüce edebiyat, Hz. Peygamber'i de belagatı ve fesahatıyla en büyük edip kabul etmektedir. Dolayısıyla sık sık Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'in sözlerinden alıntılar yapmıştır. Hiçbir edebi akım ve harekete katılmamış, hepsinden bırşeyler alarak kendi tarzını geliştirmiştir. iiLelimeleri seçiminde kendine özgü bir sanat zevki vardır. Bu zevk, ona Kur'an'ı ve onun icazmı anlama yollarını hazırlamıştır. Dilin inceliklerine ve klasik Arap üslubuna vakıf olması, onu edebiyatta üstün bir ifade gücüne eriştirmiştir. Yazı yazma ona göre, sadece bir fikirden, manadan ve duygudan ibaret olmayıp, aynı zamanda da bir sanat ve üsluptur. Çoğu eleştirmen, yazarın üslubunun anlaşılmaz ve kapalı olduğu yönünde görüş birliği içerisindedir. Bu üslubu nedeniyle, yazılarında sadelik, tabiilik ve akıcılık yerine zorlama hakimdir. Yazılarında teşbih, mecaz, istiare gibi belagat sanatlarını ve hayal gücünü de büyük ölçüde kullanmaktadır. Bu durum onun bazı edebiyatçılar tarafından anlaşılmaz bulunmasına yolaçmıştır. Nitekim Taha Huseyn gibi devrinin ünlü fikir adamı ve yazarlan, Rafii'nin kullandığı üslubun yaşadığı çağın şartlarına uymadığını belirtmişler ve onu eskiye bağlı kalmakla itham etmişlerdir.Edebi makalelerinde sanat ve edebiyat konularında görüşlerini ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır. Ancak sözkonusu makaleleri soyut kavram ve sembolik ifadelerle doludur. Makalenin başı ile ortası ve sonu arasında konu birliği sağlamak güçtür. Konudan konuya ani geçişler yapmıştır. Sosyal ve siyasi muhtevalı makalelerinde, yaşadığı dönemde çokça tartışılan konulan işlemiştir. Batıya açılma ile birlikte Mısır toplumunda yaygınlaşmaya başlayan batılı hayat tara, kadın özgürlüğü, batı taklitçiliği, fakirlik problemi, gelir dağılımındaki dengesizlik, gerek Mısır ve gerekse başka ülkelerde gerçekleştirilen reform hareketleri, karma eğitim, geleneğin terki, evlilik kurumunun küçümsenmesi, eşler arasındaki denksizlik, yönetici kesimlerin îslami duyarhlıklanndaki eksiklik, dini hayatın yozlaşması gibi konularda görüşlerini ayrıntılı olarak dini referanslar da kullanarak bir vaiz üslubuyla ortaya koymuştur. Ayrıca elinin fert ve toplum hayatındaki yeri ve önemi, Hz. Peygamber'in örnek kişiliği, üstün belagatı, ibadetlerin iyiye ve doğruya yönlendirmedeki rolü ve ahlaki konularda felsefi tahliller yapmıştır.
Avrupa dil portfolyosu ve dilbilgisi kuramları çerçevesinde Arapça dil eğitim setlerinin dilbilgisi içerik incelemesi
Her asırda olduğu gibi günümüzde de ehemmiyet ve itina gösterilen eğitim dallarından biri olan yabancı dil öğretiminde öğretmenin yetkinliği, uygulanan yöntem ve metot, öğrencinin hazırbulunuşluğu ve çevresel faktörlerin yanı sıra kullanılan ders materyalleri de önemli bir rol oynamaktadır. Ders materyalleri arasında ise yabancı dil eğitim setleri hem öğretmen hem de öğrenci açısından özel bir konuma sahiptir. Bu sebeple çalışmamızda, Arapça dil eğitim setleri üzerinde dilbilgisel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda el-ʿArabiyye Beyne Yedeyk, Silsilet'ul-Lisân ve el-Kitâb fî Taʿallum el-ʿArabiyye adlı Arapça dil eğitim setleri ele alınacaktır. Yabancı dil öğretimine genel bir çerçeve oluşturması amacıyla ilk olarak Avrupa Konseyi'nin hazırladığı Avrupa Ortak Başvuru Metni ve Avrupa Dil Protfolyosu incelenmiş ayrıca dört dil becerisi ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Dil bilgisinin yabancı dil öğretiminde hangi evrelerden geçtiği ve sahip olduğu konum detaylandırılarak belirlenen eğitim setleri biçimsel ve dilbilgisel açıdan tetkik edilmiştir.
Yabancı dil olarak Arapça öğretim görevlilerinin ölçme değerlendirme yaklaşımları
Yabancı dilde ölçme-değerlendirmenin öneminden hareketle yürütülen bu araştırmaya yön veren temel amaç, Arapça hazırlık programlarında eğitim veren öğretim görevlilerinin temel dil becerilerini ölçme-değerlendirme yaklaşımlarını incelemektir. Bu doğrultuda, 2019-2020 eğitim yılında yükseköğretime bağlı üniversitelerin Arapça hazırlık programlarında eğitim vermekte olan 36'sı kadın (%19.7), 147'si erkek (%80.3) 183 öğretim görevlisine ulaşılarak Temel Dil Becerilerini Ölçme-Değerlendirme Teknikleri adlı 4 bölümden oluşan ankete cevap vermeleri istenmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen verilerin analizi sonucunda, örneklemi oluşturan öğretim görevlilerinin temel dil becerilerini ölçme-değerlendirme yaklaşımlarının yüksek oranda geleneksel yöntemlerle sınırlı kaldığı sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda, alternatif olduğu saptanan yöntemlerin tercih edilme sıklığının cinsiyet, uyruk ve mezun olunan fakülte gibi değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, dört temel dil becerisini ölçme-değerlendirmede alternatif yöntemleri kullanma eğiliminin Türk öğretim görevlilerine oranla Arap öğretim görevlilerinde daha fazla olduğuna işaret etmiştir. Bununla birlikte, sadece yazma becerisini ölçme-değerlendirmede alternatif yöntemleri tercih etme sıklığının cinsiyete göre farklılık gösterdiği saptanmış olup kadın öğretim görevlilerinde bu eğilimin erkek öğretim görevlilerine oranla daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir.
Modern Ürdün romanında İbrahim Nasrallah'ın yeri
Bu çalışmada modern Ürdün edebiyatının roman türünde İbrahim Nasrallah'ın yeri ele alınmıştır. Şair, romancı aynı zamanda fotoğraf sanatçısı olan İbrahim Nasrallah Arap dünyasında en çok okunan roman yazarlarından birisidir. Bir giriş ve üç bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde Ürdün'ün siyasal ve kültürel tarihine dair genel bir bilgi verilmiştir.Çalışmamızın birinci bölümünde modern Arap edebiyatı, öncelikle Ürdün'ü çevreleyen bir havzada incelenmiştir. Bu arada Mısır, Suriye, Lübnan ve Filistin'deki edebi faaliyetler özetlenmiştir. İkinci bölümde, Ürdün'de şiir ve nesir alanında yapılan çalışmalar en önemli simalarıyla tek tek ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, İbrahim Nasrallah'ın hayatı ele alınmış, eserleri hakkında bilgi verilmiş ve bilhassa romanları etraflıca incelenmiştir. Ayrıca modern Ürdün romanında İbrahim Nasrallah'ın yeri, edebî kişiliği, etkilendiği yazarlar ve aldığı ödüller hakkında bilgi verilmiştir.
Proje imam – hatip liselerinde Arapça hazırlık sınıfı öğretim yöntem ve teknikleri
Türkiye'de son yıllarda İmam- Hatip liseleri proje okulu olma yolunda hızlı bir şekilde ilerleme kaydetmiştir. Bu okulların bazılarında Arapça ve İngilizce hazırlık sınıfları bulunmaktadır. Buna binaen bu çalışmada, Arapça hazırlık sınıflarında kullanılan Arapça öğretim yöntem ve tekniklerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde, Türkiye'deki Arapçanın önemi, Türkiye'de Arapça eğitimi veren kurum ve kuruluşlardaki Arapça eğitimi üzerine bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; Arapça hazırlık sınıfı olan Proje İmam- Hatip liselerinde okuyan öğrencilere ve Arapça öğretmenlerine yönelik anket uygulaması yapılarak bu anketlerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç kısmında ise anket verilerinden elde edilen bilgiler sonuca bağlanarak önerilerde bulunulmuştur. Çalışmamızın amacı, öncelikle Arapça hazırlık sınıflarındaki Arapça öğretim yöntem ve tekniklerin belirlenmesi ve bu yöntem ve tekniklerin öğrencilerin üzerindeki başarı durumunu tespit etmektir. Ayrıca bu çalışmanın Arapça öğretmenlerine yöntem ve teknik seçerken yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Arapça öğretimi, yöntem ve teknikler, Arapça öğretmenleri, Proje İmam-Hatip liseleri, Arapça hazırlık sınıfları
Cibrân Halîl Cibrân'da dil, din ve kadın anlayışı
Bu çalışmada, Mehcer Edebiyatı'nın öncülerinden Cibrân Halîl Cibrân'ın dil, din ve kadın hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Dört ana bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde; kısaca Cibrân'ın doğduğu ve çocukluk yıllarının geçtiği yer olan Lübnan'ın tarihinden söz edilmiştir. Ardından Mehcer Edebiyatı ve göçün sebepleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde; Cibrân'ın hayatı ele alınmış, Arapça ve İngilizce kaleme aldığı eserlerinden kısaca bahsedilmiş, edebi kişiliği konusunda bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Cibrân'ın dil konusundaki görüşlerine yer verilmiş, üslubunun özelliklerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde; Cibrân'ın din anlayışından ve buna etki eden faktörlerden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise, Cibrân'ın kadın hakkındaki görüşlerine yer verilerek, bu konunun eserlerindeki etkilerinden söz edilmiştir. Çalışmamızın amacı, Mehcer Edebiyatı'nın en önemli isimlerinden olan Cibrân Halîl Cibrân'ın en çok eleştirildiği dil, din ve kadın konularını ele alarak, onu daha yakından tanımak ve bu konuyla ilgilenenlere ışık tutmaktır. Anahtar Kelimeler: Modern Arap Edebiyatı, Mehcer Edebiyatı, Cibrân, Dil, Din, Kadın.
Risâletü'l-Gufrân ve İlâhî Komedya üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Meşhur Arap filozof ve şair Ebu'l-'Alâ el-Ma'arrî'nin (ö.449/1057) üstün edebi değere sahip olduğu kabul edilen ve manevi dünyalara hayali yolculuğu içeren Risâletü'l-Gufrân adlı eseri m.1033 yılında yazılmıştır. Bu eserin yazılışından yaklaşık 300 yıl sonra (1320) büyük İtalyan şairi Dante Alighieri'nin (1265-1321), dünya edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biri kabul edilen ve modern İtalyancanın da temelini oluşturan İlâhî Komedya (La Divina Commedia) adlı eseri ortaya çıkmıştır. Bu iki eserin arasında son derece dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır. Nedir bu? Sadece bir tesadüf müdür? Yoksa dâhice süslenip gizlenmiş bir taklit midir? Dante Alighieri'nin İlâhî Komedya adlı eserinde genel anlamda İslam kaynaklarından faydalanmasıyla ilgili şimdiye kadar başta İspanyol müsteşrik Miguel Asin Palacios'un 1919 yılında yayımlanıp olay yaratan La Escatalogia Musulmana en la Divina Comedia'sı olmak üzere birçok araştırma yapılmıştır. Bununla birlikte İlâhî Komedya'nın doğrudan Risâletü'l-Gufrân'la olan ilişkisini inceleyen küçük çaplı birçok çalışma olmasına rağmen büyük ve detaylı bir araştırmaya rastlayamadık ve bu sebeple böyle bir çalışma yapmak istedik. Tezimizde Arap filozof ve şair Ebu'l-'Alâ el-Ma'arrî'nin Risâletü'l- Gufrân'ıyla İtalyan şair Dante Alighieri'nin İlâhî Komedya'sını karşılaştırma yöntemiyle ele alıp farklı dillerde yazılmış bu iki eseri konu, düşünce ve biçim bakımından inceledik. Bunu yaparken bir yandan ortak, benzer ve farklı yanlarını tespit ederek nedenler üzerinde dururken diğer yandan yazarları, birçok şeyi açıklayabilen yaşamları ve yaşadıkları zamanın sosyopolitik ortamı açısından da değerlendirerek konuya farklı bir açıyla bakmaya ve biraz boyut katmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Risâletü'l-Gufrân, İlâhî Komedya, Dante Alighieri, Ebu'l-'Alâ el-Maʽarrî, Gufrân Risâlesi, Bağışlanma Risalesi.
İbn Hazm'a göre gramer-mantık ilişkisi
Bu çalışmada, Zahiri düşüncenin en önemli temsilcisi olarak değerlendirilen İbn Hazm'ın dini düşüncenin doğruluğu ve kesinliği noktasında ortaya koyduğu epistemolojik yaklaşımı ve bunun mantık ile olan ilgisi incelenmeye çalışılmaktadır. Bu epistemolojik yaklaşımın oluşturulmasında önemli belirleyicilerden biri olan dil, bilginin kesinliği anlamında yürütülen tartışmalarda önemli bir teorik araçtır. Dolayısıyla lafızların zahiri anlamlarının temel alınması onların ilk vaz edildikleri hakiki anlamlarını gözetmeyi ve burhani yöntem denilen mantıksal akıl yürütme çerçevesinde hareket etmeyi gerektirmektedir. Dolayısıyla İbn Hazm düşüncesinde mantık, dini düşüncenin kesinliği bağlamında dilin çok anlamlılığa imkân veren sübjektiviteye engel olan bir disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan zahiri düşüncede anlamının nesnelliği arayışı dilin tevkifi olduğu düşüncesinden de hareketle dil ve varlık arasındaki ilişkiyi belli bir yönteme dayandırma çabasıdır. Buna göre İbn Hazm'ın teolojik ilgisi doğrultusunda "beyan mantığı" ve "burhan" kavramları mantık perspektifinde yönlendirici teorik araçlardır.
Leyse ve Asbaha'nın meallerdeki örnekleri bağlamında cümleye yaptığı anlamsal katkı
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealleri, Arapça orijinal metnin anlamını Türkçe konuşanlara aktarmak amacıyla yapılmış çevirilerdir ve bu süreçte dilbilgisi büyük bir rol oynar. Arapça dilbilgisinin karmaşıklığı ve zenginliği, Kur'an'ın anlamını doğru bir şekilde yansıtmak için dikkatli bir dilbilgisel analiz gerektirir. Türkçe mealler, Arapça cümle yapıları, kelime anlamları ve dilin inceliklerini dikkate alarak yapılır. Bu çevirilerde, Arapça dilbilgisinin kuralları ve yapıları, Türkçe dilbilgisi kurallarıyla uyumlu hale getirilir. Böylece, Kur'an'ın mesajı, Türkçe konuşan okuyucular tarafından anlaşılabilir ve doğru bir şekilde yorumlanabilir. Dilbilgisi, bu çeviri sürecinde hem Arapça metnin doğru anlaşılmasını hem de Türkçe meallerin tutarlılığını ve doğruluğunu sağlar. Kur'an'ın kendi dillerinde nazil olması, sahabenin Kur'an'ı anlamalarını doğal bir süreç haline getirmiştir. Kur'an'ın nazil olduğu dönemin yaşam şartlarını ve nüzûl ortamını göz ardı etmeden değerlendirmek, Kur'an'ın muhtevası ve üslubunu anlamak için temel bir gerekliliktir. Kur'an, indiği toplumun inançlarına, geleneklerine, kültürel anlayışlarına ve çeşitli faaliyetlerine yer verirken, aynı zamanda bu unsurlara müdahale ederek düzeltme yoluna gitmiştir. Bu nedenle, Kur'an'ı anlama ve yorumlama sürecinde nüzûl ortamının bilinmesi büyük önem taşır. Tezin birinci bölümünde Dilbilgisi Bağlamında Leyse ve Asbaha ele alınmıştır. Bu bölümde, Arapça dilbilgisinin temel yapı taşları olan isim cümlesi, mübteda ve haber kavramları detaylı bir şekilde incelenmiştir. İsim cümlesinin yapısı ve işlevi, mübteda ve haberin tanımları ve çeşitleri ele alınmıştır. Ayrıca, fiil cümlesi ve şibih cümle kavramları açıklanmıştır. Nevasih başlığı altında, Kâne ve kardeşleri, Asbaha, İnne ve kardeşleri, Leyse gibi önemli dilbilgisi unsurları detaylandırılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde, Kur'an-ı Kerim'de geçen Leyse ve Asbaha fiillerinin kullanıldığı ayetler ve bu ayetlerin mealleri incelenmiştir. Nakıs fiillerin isim ve haberlerinin farklı durumları ve örnekleri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. İsmin zahir (merfû), muttasıl merfû zamir, müstetir zamir ve müevvel mastar olduğu örnekler ile haber türlerinin çeşitli olduğu örnekler (fiil cümlesi ve şibih cümle) ele alınmıştır. Ayrıca, nakıs fiillerin isminin muahhar ve haberinin mukaddem geldiği örnekler de incelenmiştir. Tez, Arapça dilbilgisinin önemli unsurlarından olan Leyse ve Asbaha fiillerinin dilbilgisel yapısını ve Kur'an-ı Kerim'deki kullanımını kapsamlı bir şekilde ele alarak, bu fiillerin dilbilgisi ve anlam açısından önemini incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Kur'an-ı Kerîm, Dilbilgisi, Türkçe Mealler, Nakıs Filler, Leyse ve Asbaha
Arapça-Türkçe ardıl çeviri ve uygulamalarda karşılaşılan zorluklar
Bu çalışma, sözlü çeviri türlerinden biri olan ardıl çeviri alanında Arapça-Türkçe dil çifti özelinde karşılaşılan bazı zorlukları ele almayı amaçlamaktadır. Sözlü çeviri, iletişimde dil engellerini aşmak için önemli bir araçtır ve bugün küreselleşen dünyada giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Ancak, sözlü çeviri, çevirmenin birçok zorluklarla karşılaştığı karmaşık bir süreçtir. Arapça ve Türkçe arasındaki dilsel ve kültürel farklar gibi unsurlar ardıl çeviride zorluklar teşkil etmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde, ardıl ve eşzamanlı çeviri türlerinin alt türleri değinilmiştir. İrtibat çevirisi, ikili görüşme çevirisi, refakat çevirisi ve telefonla sözlü görüşme gibi ardıl çevirinin alt türleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, sözlü çeviriye genel bir bakış sunulmuş ve bu çeviri türünün farklı kullanım alanları, süreçleri ve Türkiye'deki durumu ele alınmıştır. Ardıl çeviri sürecinin temel bir unsuru olan not alma teknikleri de bu bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Arapçadan Türkçeye ardıl çeviri yaparken karşılaşılan zorluklar ele alınmıştır. Bu zorluklar arasında lehçe kullanımı, deyim ve kalıp ifadeler, eksik veya tamamlanmayan cümle yapıları, nahiv kuralları, sayılar ve rakamsal ifadeler gibi zorluklar yer almaktadır. Bu çalışmada çevirmenlerin zorluklarla başa çıkabilmesi için gerekli bilgi ve becerilere de değinilmiştir. Betimsel yöntem kullanılan bu çalışmada, veri toplama aracı olarak, araştırmanın amacına uygun bir şekilde hazırlanmış anket formu kullanılmıştır. Anket, Arapça Mütercim Tercümanlık bölümünde öğrenim gören öğrencilerin ve sahada çalışan tercümanların ardıl çeviri sürecinde karşılaştıkları zorlukları ve bu zorluklar karşısında kullandıkları stratejileri belirlemeye yönelik sorular içermektedir. Anket verilerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilerek bu araştırma, sonuç ve önerilerle tamamlanmıştır.
Luṭfullah Halīmī'nin Muṣarriḥatü'l-Esmā adlı sözlüğü (ا-خ) harfleri inceleme ve metin
Muṣarriḥatü'l-Esmā, XV. yy. ikinci yarısında Anadolu'da yazılmış olup Arapça madde başı kelimelerin Farsça karşılıklarını veren satır altı tercümeli isimler sözlüğüdür. 872 (1467-1468) yılında daha çok Farsça-Türkçe sözlükleri ile bilinen Luṭfullah Ḥalīmī tarafından telif edilmiştir. Bazı maddelerde Türkçe karşılıklar da kayıtlıdır. Telif sebebi "nimet denizinde gark olmak için" sözüyle kısaca ifade edilen Muṣarriḥatü'l-Esmā, 872 (1467-1468) yılında Sultan II. Bayezid'e sunulmuştur. 884 (1479) yılında kopya edilmiş en eski istinsah tarihli nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya Böl. 4773 no.da kayıtlıdır. Diğer üç nüshası Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Böl. No. 748, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Laleli Böl. No. 3608/1 ve Sü. Esad Efendi Böl. No. 3275.te kayıtlıdır. Kahire ve Avusturya kütüphanelerinde de yazma nüshaları vardır. Bu çalışmada Muṣarriḥatü'l-Esmā'nın İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya Böl. No. 4773 kayıtlı nüshası esas alınarak sözlük tertip, usul ve muhteva yönüyle tanıtılacak ve sözlüğün "elif-ḫı" harfleri arasında yer alan maddeler ve tanımları verilecektir.
Ebû Hayyân el-Endelûsî ve ez-Zemahşerî'ye göre beyân: Bakara suresi örneği
Ebû Hayyân el-Endelüsî ve Zemahşerî'ye Göre Beyan, "Bakara Suresi Örneği" Ebû Hayyân el-Endelüsî ve Zemahşerî'nin, Allah'ın Kitabı'nı tefsirinde her ikisinin de hareket ettiği temellere ulaşmak amacıyla Kur'an-ı Kerim tefsiri ile ilgili el-Bahru'l-Muhît ve el-Keşşâf adlı kitaplarında belagati bulundurmalarını tartışan, ardından onu niteleme, analiz ve sonuç çıkarmaya dayanan bir çalışma ele alan, akabinde de bu araştırmanın sonuçlarını bildirmeye dayanan bir araştırmadır. Bu çalışma, giriş, ön söz ve üç bölümden meydana gelmiştir. Bunları sonuç ve indeks takip etmektedir. Birinci bölümde, Ebû Hayyân el-Endelüsî ve Zemahşerî'nin biyografileri, ilmî kariyerleri, en önemli kitapları, hocaları, talebeleri, telifleri ve vefatlarını kapsayan tercümeleri yer almaktadır. Bu bölümde dil, dalları, kökenleri ve diğer ilimlerle bağlantısına değinilmekle birlikte, Arap dili ve Kur'an-ı Kerim ilimleriyle bağlantısı tartışılmıştır. İkinci bölüm, "Kur'an-ı Kerim'de Tefsir İlmi" ve "Belagat İlmi" ana başlıklarını taşımaktadır. Bu bölümde Kur'an-ı Kerim ve ilimleri tefsir ilmi, kökenlerine yer verilmiştir. Dil ve kavram olarak belagat ve beyan ilimleri tanımlanarak açıklanmıştır. Üçüncü bölüm, "el-Bahru'l-Muhît ve el-Keşşâf'ta Bakara Suresinin Beyansal Analizi" başlığını taşımakta ve kendi içerisinde bölümlere ayrılmaktadır. Bu bölümde el-Bahru'l-Muhît ve el-Keşşâf kitapları tanıtılarak Ebû Hayyân el-Endelüsî ve Zemahşerî'nin her birinin tefsirlerindeki belagatsal yaklaşımlarına değinilmiştir. İkinci ana başlıkta ise Bakara suresi tanıtılarak nüzul sebebi, yeri, düzeni, ayet sayısına yer verilerek el-Bahru'l-Muhît ve el-Keşşâf kitaplarında Bakara suresinin ayetlerinin analitik ve belagat açısından incelenmesi yapılmıştır.
Tellu'l-Verd romanında göç olgusu
Göç ve edebiyat ilişkisinin geçmişten günümüze varlığını sürdürmekle birlikte müstakil bir alanda ele alınması modern dönemde olmuştur. Göç edebiyatında ana konu göç olmakla birlikte göçler, zorunlu veya gönüllü olarak gerçekleşme biçimlerine göre farklılık göstermektedir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda Suriye savaşı gibi savaş nedeniyle gerçekleşen zorunlu göçler ele alınan önemli konulardan biri olmuştur. Suriye iç savaşının yıkıcı etkileri, Suriye toplumunu derinden etkilemiş ve binlerce insanı yerinden etmesi nedeniyle komşu ülkelere zorunlu olarak göçe mecbur bırakmıştır. Bu nedenle zorunlu göç olgusu toplumun yapısını etkilemiştir. Toplumsal değişimlere neden olan savaş gibi yıkıcı olayların etkileri, edebi eserler aracılığıyla ele alınmaktadır. Bu çalışmada Suriyeli edebiyatçı olan Esma Mu'aykıl tarafından Arapça olarak kaleme alınan Tellu'l-Verd romanı incelenmiştir. Tellu'l-Verd romanı realist tarzda yazılmış bir göç romandır. Bu roman, sosyolojik ve psikolojik açıdan analiz edilmiş; savaşın toplum ve bireylerde bıraktığı etki ve bunun neden olduğu toplumsal değişim ele alınmıştır. Romanda detaylı bir şekilde ele alınan göç öncesi, göç anı ve göç sonrası aşamaları takip edilmiştir. Romanda bir üçgen biçiminde Suriye'den Türkiye'ye, Türkiye'den Avrupa'ya ve oradan tekrar Suriye'ye geri dönüş şeklinde gerçekleşen göç zincirini oluşturan olayların psikolojik ve sosyolojik etkileri karakterler üzerinde gözlenmiştir. Suriye iç savaşı toplumda pek çok değişime neden olmuştur. Ülkede güvensizlik ve iç kargaşanın oluşması nedeniyle pek çok insan hakkı ihlalleri meydana gelmiştir. Romanda ele alınan tecavüz, işkence gibi insan hakkı ihlalleri; roman ışığında incelenmiştir. Romanda göç sonrası ortaya çıkan kültürel değişimlerin neden olduğu kimlik sorunları yabancılaşma gibi olgular gözlenmiş ve incelenmiştir. Çalışma üç ana başlık altında incelenmektedir. Çalışma; ilk olarak metodoloji ve göç, edebiyat ilişkisi açısından kavramsal çerçevede ele alınmaktadır. İkinci kısımda Esma Mu'aykıl'ın hayatı, edebi kişiliği ve eserlerine yer verilmektedir. Son ana başlıkta ise Tellu'l-Verd romanı yapısal ve tematik açıdan incelenerek çalışma sonlandırılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Göç olgusu, Göç edebiyatı, Kimlik, Toplumsal değişim, Yabancılaşma
Çeviride kayıplar sorunu; Halil Cibran'ın Kum ve Köpük adlı eserinin Arapça ve İngilizceden Türkçeye çevirilerinin karşılaştırmalı incelenmesi
Çeviri ortaya çıktığı günden bu yana farklı toplumlar ve kültürleri için önemli bir köprü konumunda olmuştur. İnsanlar farklı milletler hakkında dilsel kültürel vb. bilgilerin büyük çoğunluğunu çeviri faaliyetleri sayesinde edinir. Şiir çevirisi sahip olduğu nesnel ve öznel kurallarla birlikte dilbilgisel, biçimsel, anlamsal düzeylerdeki özellikleri sebebiyle diğer yazın türleri çevirilerinden ayrılır. Bir şiirin kaynak dilden hedef dile mümkün olan en doğru şekilde aktarılması için dikkat edilmesi gereken belli başlı unsurlar bulunmaktadır. Bu araştırmada şiir çevirisi, şiir çevirisi sırasında karşılaşılan zorluklar ve sonucunda yaşanan çeviri kayıpları sorunları ele alınmıştır. Ayrıca çalışma şiir çevirilerinin nesnel ve öznel öğeler ve çeviri stratejileri kapsamında yaşanan kayıplar gibi iki temel problemden kaynaklandığı argümanını savunmaktadır. Şiir metinleri içerdiği zenginlikler bağlamında değerlendirildiğinden diğer yazın türlerinden daha zor olduğu için çevirileri esnasında eşdeğerliklerin sağlanması adına kayıpların oluşabilmesi kaçınılmazdır. Kaynak ve hedef metinlerdeki şiirlerin her anlamda uyuşması beklenmemekle birlikte yaşanan çeviri kayıplarını en aza indirmek için nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak şiir çevirilerinin değerlendirilmeleri gerekmektedir. Buradan yola çıkarak bu tez çalışmasında Halil Cibran'ın Sand and Foam / Kum ve Köpük adlı şiir ve aforizmalar kitabının İngilizce ve Arapçadan çevirileri Mona Baker'ın çeviri stratejileri ile Andre Lefever'in şiir çevirisi hakkında yedi stratejisi baz alınarak değerlendirilmiş, çeviri esnasında meydana gelen kayıplar belirlenmeye çalışılmış, kayıpları gidermeye yönelik çeviri önerilerinde bulunulmuştur. Bu çalışma bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın amacı, yöntemi, kapsamı ve sınırlılıkları izah edilmiş; birinci bölümde kuramsal çerçeve belirtilmiş, ikinci bölümde Arap şiiri ve tarihsel gelişimi, söz konusu eserin yazarı, yazarın eserleri ve dini öğretisi üzerinde durulmuş; üçüncü bölümde ise şiirler dilbilgisel, anlamsal, biçimsel ve muhtelif kayıplar bağlamında tasnif edilerek tablolar düzeyinde örneklerle açıklanmıştır.
Tâ-hâ Suresinin anlambilim yönünden incelenmesi
Kelimeler ve taşıdıkları anlamlar dilin temel yapı taşlarıdır. Kelimelerin anlamları üzerinde duran ve Türkçede "anlambilim" olarak adlandırılan "ilmu'd-delale", bir lafzı birçok yönden inceleyerek, lafzın manasının tespitine katkı sağlayan dil bilimi dalıdır. Batıda ise bu kavram, "semantics" kavramı ile eşdeğerdir. Semantik; nesnelerle bu nesneleri karşılayan sözcüklerin arasındaki bağı inceler. Bir sözcüğü salt anlamı ile değerlendirmekten ziyade, kültürel açıdan ya da tarih boyunca uğradığı değişikliklere kadar sözcüğe verilen anlamı her açıdan değerlendirir. Bu kavramların ortaya çıkma sebeplerinden biri de her toplumun anadilini öğrenme isteğinin yanında dinlerinin dillerini öğrenme isteğinden kaynaklıdır. Buna sebeple Araplarda tefsir çalışmalarının başladığı dönemde delalet ilmi üzerinde özellikle durulmuştur. Batıdaysa semantik kavramı ile ilişkilendirilen lafız-mana çalışmalarını ilk olarak Alman dilbilimcisi K. Reisig "semosiologie" kavramı ile bağdaştırmış, sonrasında ise Breal, Trier, Ullmann, Guiraudd, Chomsky, Katz-Fodor gibi pek çok isim bu konuda çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmada anlambilim, "delalet" kavramı altında sessel, sarfi, sözlüksel, dilbilgisel ve sosyolojik olarak beş kısımda incelenmiştir. Çalışmanın devamında her bir delalet kavramı kendi içinde incelendikten sonra, tezin ilerleyen bölümleri tefsir ilmiyle ilişkilendirildiğinden tefsir ilminde önemli bir role sahip olan "bağlam" ilmi ele alınmıştır. Lafzın manaya delaletinde bağlamın önemine vurgu yapılmış, tarihsel ve toplumsal bağlam üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci bölümünde "delalet" kavramı somut örneklemeyi sağlamak amacıyla Zemahşerî- el-Keşşâf, Muhammed Alî Sabûnî- Safvetü't-Tefâsîr, Ebu'l-Fidâ İsmâîl İbn-i Kesîr- Muhtasar İbn Kesîr Tefsiri, Fahreddîn er-Râzî - Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu'l-Gayb tefsirlerinde Tâ-hâ suresi incelenmiş delalet kavramına örneklik teşkil eden kelimeler tespit edilmiş ve incelenmiştir. Bunun yanı sıra araştırma sırasında lafızların manasını tespit için Fîyûmî- Misbâh Munîr, İbn Fâris- Muʿcemu Makâyîsi'l-Luğa, Ibn Cinnî- el-Hasâis, Cevherî, es-Sıhâh, gibi sözlüklerden faydalanılmıştır. Anahtar kelimeler: Arap Dili ve Edebiyatı, Delalet, Anlambilim, Semantik
Nahiv yöntemleri açısından İrabu'l-Kur'ân'lar: Hicri III. ve IV.yüzyıllar
Bu çalışma ilk dönemlerdeki nahiv bilginlerinin Kuran-ı Kerim'in metni ile nasıl bir ilişki kurduklarını, ona nasıl yaklaşıp onun cümlelerinin gramer yapısını nasıl çözümlemeye çalıştırklarını ele alıyor. Bu çalışmamızda büyük oranda hicrî üçüncü ve dördüncü yüzyıllara yoğunlaştık. Bunun nedeni, Arap nahiv biliminin tam bir bilimsel disiplin olarak olgunlaşmasında büyük pay sahibi olan çok değerli bir bilginler topluluğunun o iki yüzyılda yaşamış olmalarıdır. Tezimiz şu başlığı taşımaktadır: Tezimiz bir giriş, dört bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde irap konusunda anlamın önemini ele aldık. Ardından sözlük anlamı, semantik anlam ve işlevsel anlamdan bahsettik. İkinci bölümde merfû, mansup ve mecrûr ögelerde kolay ve yakın irap seçeneğini inceledik. bundan sonra irap seçeneklerinin çoğalması ve farklı irapların ortaya çıkmasına neden olan etkenleri araştırdık. Bu bağlamda cümlenin farklı anlamlara açık olması etkeninden, içtihat etkeninden, bir irap meselesi ile ilgili olarak bir nahiv bilgininin birden fazla çözüm ortaya koyması etkeninden söz ettik. Üçüncü bölüme gelince burada dikkat ve araştırmamızı nahiv biliminin kendisine, ilke ve kuralları ile bunların nahiv bilginlerinin görüşlerini nasıl etkilediğine yönelttik. Nahiv biliminin kendi yapısından kaynaklanan engeller, bu bilimin âmil teorisinden nasıl etkilendiği konularına değindik. Aynı şekilde, nahiv açısından ayrılmaz biçimde birbirine bağlı dilsel unsurların arasına giren ve onları ayıran yabancı (ecnebi) unsuru ele alıp inceledik. Tezimizin son bölümünde nahivciler arasında görüş ayrılıklarına ve sorunlara yol açan diğer konularla ilgili birkaç problemi daha ele alarak inceledik. Ardından sonuç bölümünde bu çalışmamızda ulaşmış olduğumuz çıkarım ve sonuçları kaydettik.
Ebû Medyen Şu'ayb el-Ensârî'nin hayatı, eserleri edebî yönü ve sûfî şiiri
Endülüslü Sûfî âlim ve Medyeniyye tarikatı Piri Ebû Medyen Şu'ayb el-Ensârî (ö.594-1198), Endülüs döneminde yaşamıştır. Dönemin önde gelen âlimlerinden ve hocalarından dini öğrenim görmüştür. Dini bilgisi ve birikimiyle zamanın meşhur şahsiyetlerinden olmuş, insanlara dini anlatmış ve etrafına birçok insanı toplamıştır. Halen Cezayir ve Fas'ta mevcut bulunan Medyeniyye tarikatının da piri olarak kabul edilir. Bu tarikatın diğer bir adı da Şu̒aybiyye tarikatıdır. Ebû Medyen, özellikleriyle Endülüs döneminde ün salmış ve İbnu'l-Arabî'nin de üstatlığını yapmıştır. Kendisinin aynı zamanda eserleri, hikmetleri ve elliden fazla şiiri vardır. Şiirlerinde işlemiş olduğu temalar ilahi aşk, tövbe, istiğfar, İslam vb. konular olduğundan tasavvufî şiiri dediğimiz bir türdür. Bu çalışmanın giriş bölümünde Endülüs dönemindeki kültürel, siyasi, edebî değişimlere ve dönemin öne çıkan bazı şairlerine değinilecektir. Birinci bölümünde ise Ebû Medyen'in hayatı, eserleri ve edebî kişiliğinin yanında şiirleri ele alınacaktır. İkinci ve üçüncü bölümlerde Ebû Medyen'in şiirleri tematik, dil ve üslup bakımından incelenmeye ve şahsiyetin şairlik yönü ortaya konmaya çalışılacaktır. Böylelikle Ebû Medyen'in şiir ve edebiyata katkıları ele alınmış olacaktır.
Afrika edebiyatında postkolonyalizmin Sudan örneği: Tayyib Sâlih'in Kuzeye Göç Mevsimi romanı
Sömürgecilik dönemi ve sonrasının toplumların tarihi ve kültürü üzerinde büyük bir etkisi olmuştur. Sömürgecilik sonrası oluşan düzeni ise postkolonyalizm kavramı tarif etmektedir. Akademik bir inceleme alanı olan postkolonyalizm sömürgeciliğin kültürel tarihini ve günümüzdeki miraslarını analiz eden eleştirel bir düşünce şeklidir. Postkolonyal teori olarak da ele alınan postkolonyalizm; sömürgeciliği siyasi, edebi, tarihi ve kültürel olarak eleştiren ve sorgulayan bir yaklaşımdır. Postkolonyal edebiyat ise sömürgecilik sonrası oluşan akımlar sonucunda ortaya çıkmıştır. Sömürgeci söylemi ve bıraktığı mirası eleştiren, sömürge deneyimi yaşayan ülkelerin yazarları tarafından oluşturulmuştur. Postkolonyal romancılar, bir ulusun veya ülkenin sömürgeleştirilmesinin sonuçlarına, bu dönemde ortaya çıkan kimlik ve kültür çatışmalarına odaklanmaktadır. Afrikalı yazarlar, postkolonyal edebiyatı sömürgeci söyleme ve Batı hegemonyasına karşı bir direniş ve cevap niteliğinde kullanmışlardır. Postkolonyal Afrika edebiyatı genel olarak beyaz, siyah ve sömürge, sömürgeci gibi zıt kavramlara dayanarak hegemonyanın oluşturduğu güç eşitsizliklerini ele almakta ve bu sınırları ortadan kaldırmaya odaklanmaktadır. Bu yönüyle postkolonyal edebiyat sömürgeciliğe maruz kalmış Afrika halklarının kültürlerinin ve tarihlerinin sesi niteliğindedir. Afrika ve Arap edebiyatının en önemli postkolonyal eserlerinden birisi Tayyib Sâlih'in Kuzeye Göç Mevsimi romanıdır. Kolonyalizmin Sudan üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını çarpıcı bir biçimde ortaya koyan bu roman toplum, edebiyat ve kültür ilişkisini de başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Bu tez çalışmasında kolonyal dönem mirasının edebiyata etkisi Kuzeye Göç Mevsimi romanı ve karakterleri ele alınarak irdelenecektir. Aynı zamanda romandaki sembol karakterlerin kimliksel analizi ışığında, kolonyalizmin Afrika ve Sudan toplumuna etkileri roman üzerinden ele alınacaktır.
Kemâl Paşazâde ve Arap dili ve edebiyatına dair risâleleri
Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye'nin en ihtişamlı devrinde velûd bir âlim olan Ahmed İbn-i Kemal Paşa; müderris, müfti, kazasker, şeyhü'l-islam'lık görevlerini icra etmiş, Curcânî, ez-Zemahşerî gibi önde gelen dil âlimlerini dahi tenkit edebilecek liyakatte, derinleşmiş bir dil bilimci; şer'i ilimlerde de mütehassıs ve söz sahibidir. Toplamda tespit edilen 209 eserinden birçoğunu Arabî olarak muhtelif muhtevalardaki meselelerde telif etmiş bu âlimin ilmi kişiliği, edebi kişiliğine baskın çıksa da Osmanlı Dönemi'nde yetişen değerli bir edebiyatçı ve edebiyat tenkitçisidir. Bu bağlamda elsine-i selâsenin üçünde de kalem oynatmış, belagat ve Arap dili grameri konusunda da devrinde ihya hareketi denebilecek çalışmalara imza atmıştır. Son dönemlerde değişen ve değeri artan dilbilimi ve dil felsefesi konularını ve tartışmalarını Osmanlı ilim ve fikir havzası her zaman canlı tutmuştur. Nitekim şerh-haşiye geleneği, talikler, reddiyeler, ilmî münazaralar bunların günümüze ulaşabilmiş örnekleridir. Bu konuda da Ahmed İbn-i Kemâl Paşa'nın değerli görüşleri mevcuttur. Bu çalışmamızın birinci bölümünde müellifimizin hayatından, vazifelerinden, hocalarından, talebelerinden, tarihçiliğinden, edipliğinden ve eserlerinden genel olarak ve kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde müellifimizin tarihteki konumunu ve önemini anlamak için belagatın kısa tarihinden ve edebiyatın dönemleri arasından Osmanlı dönemi tartışmaları ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise müellifimizin Arap dili ve edebiyatı ile alakalı müstakil risâlelerinden 27 tanesi ihtiva ettiği meseleler, dil-üslup özellikleri açısından incelenmiştir.
Corcȋ Zeydân'ın "Selâhaddin Eyyûbȋ" adlı romanının Arapça ve İngilizceden Türkçeye yapılan çevirilerindeki kayıplar
Çeviri bir dilden başka bir dile aktarımı ifade etmektedir. Ancak literatürde bu aktarımın her zaman mümkün olup olmadığı ve kendine özgü bir dil yapısı olan yazınsal metinin bu özelliğini kaybetmeden hedef dile ne ölçüde aktarılabileceği önemli bir tartışma konusudur. Buradan hareketle kaleme alınan bu tez çalışması çeviri kaybı sorununu ele alarak alan hakimiyeti ve metin türleri gibi iki temel problemden kaynaklandığı argümanını savunmaktadır. Bilimsel ve teknik metinler düz bir anlama sahipken edebi metinler, yazarların sahip oldukları dilsel özellikler nedeniyle farklılık göstermektedir. Edebi metin çevirisinde yaşanan zorlukların nedeni, kültürel ve yapısal farklılıklardır. Örneğin kaynak dil ile hedef dil arasındaki anlam örtüşmüyorsa, dil bilgisel ve kültürel farklılıklar varsa, bu iki dil çifti arasında yapılan çeviride kayıpların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Bütün bunlara ek olarak diller arasındaki farklılıklar başlı başına çeviri kaybına sebep olurken; ara dilden yapılan çevirilerde bu kayıp daha da artmaktadır. Bir metin kaynak dilden ara bir dile aktarılıp bu ara dil kaynak dil kabul edilerek üçüncü bir dile çevriliyorsa, çeviri kaybının katlanarak artacağı söylenebilir. Nitekim böyle durumlarda çevirmen çeviride kayıp düzeyini en aza indirgemek için azami düzeyde çaba sarf etmelidir. Bu çalışmaya konu edilen çeviri kayıplarının karşılaştırmalı çeviri bilim alanına katkı sağlaması için Zeki Megamiz tarafından kaynak dil Arapçadan Türkçeye ve Cuma Vural tarafından ara dil İngilizceden Türkçeye çevirisi yapılan Lübnanlı tarihi roman yazarı Corcȋ Zeydân'ın Selâhaddȋn Eyyûbȋ adlı romanının karşılaştırmalı metin incelemesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, yöntemi, kapsamı ve sınırlılıkları incelenmiş; birinci bölümde kuramsal çerçeve ortaya konmuş; ikinci bölümde kaynak eser yazarı hakkında bilgi verilerek yukarıda adı geçen romanın kısa tahlili yapılmış ve üçüncü bölümde de çeviri sürecinde tespit edilen dil bilgisel ve kültürel kayıplar kaynak metinden tablo düzeyinde örnekler verilerek incelenmiştir.
Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna adlı romanının Arapçaya çevirisindeki deyimlerin eşdeğerlik yönünden incelenmesi
Medeniyetler arası köprü görevi gören çeviri bir dilde var olan ifadelerin başka bir dile aktarılmasını sağlayan oldukça önemli bir faaliyettir. Bu aktarımın başarılı yürütülebilmesi, çevirmenin kaynak ve hedef dilin kültürüne, dil ve söyleyiş inceliklerine, çok anlamlı kelimelere ve kalıp ifadelere kısacası dilin söz varlığına hâkim olmasıyla ilişkilidir. Söz varlığı ögelerinin en önemli unsurlarından biri de deyimlerdir. Zira deyimler anlatılmak istenileni kısa ve etkili bir biçimde aktarmayı sağlayan mecaz, benzetme ve eğretileme gibi sanatları bünyesinde barındıran yapılardır. Deyimlerin toplumdan topluma farklılık göstermesi ve dolayısıyla da kültürel kimliği yansıtması deyimlerin başka bir dile aktarılmasında zorluklar meydana getirebilmektedir. Nitekim her zaman sözcüğü sözcüğüne bir çeviri deyimsel ifadenin hedef dilde anlaşılmasını sağlayamamaktadır. Bu bağlamda deyim çevirilerinde izlenmesi gereken stratejiler devreye girmektedir. Bu çalışma kapsamında Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna adlı eseri ile Arapça çevirisinde geçen 82 deyimin analizi karşılaştırmalı olarak yapılmış, Mona Baker'ın deyim çevirisinde önerdiği dört eşdeğerlik stratejisi kullanılarak benzer anlam benzer biçim çeviri stratejisine 12, benzer anlam farklı biçim çeviri stratejisine 33, açımlama yoluyla çeviri stratejisine 22 ve çıkarma yoluyla yapılan çeviri stratejisine uygun 4 örnek verilerek yorumlamaları yapılmıştır. Ayrıca eserde yer almayıp Arapça çevirisinde deyim olarak aktarılan 11 örneğe de yer verilmiştir. Bu çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve ortaya konmuş, deyim çevirisi ve deyim çevirisinde kullanılabilecek stratejilere temas edilmiş ve ikinci bölümde ise ele alınan deyimler karşılaştırmalı olarak eşdeğerlik kapsamında değerlendirilmiştir. Çevirmenin kaynak dil ve kültürüne hâkim olmasının yanı sıra hedef dil ve kültürüne de hâkim olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kürk Mantolu Madonna, Deyim, Eşdeğerlik, Arapça Deyim Çevirisi