
5,026
Archived Theses
15
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
British Library or 4129 numaralı yazma şiir mecmuası (İnceleme-metin)
Bu çalışmada İngiltere British Library'de bulunan 4129 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni sunulup eser üzerinde incelemelerde bulunulmuştur. Mecmuanın tanımı ile birlikte bunun edebiyat tarihindeki yeri ve önemi anlatılmıştır. Daha sonra 116 varaklık araştırma konusu olan mecmua ile ilgili bilgiler verilmiştir. Gazellerin çoğunlukta olduğu ve 408 şiir içeren bu mecmuada, kasîde, terciè-bend, tahmis, muhammes ve müseddes nazım şekilleri de bulunmaktadır. Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Klasik Türk Edebiyatında mecmua ve nazîre ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde çalışma konusu olan mecmuanın şekil ve muhtevasına dair incelemelerde bulunulmuştur. İkinci bölümde ise mecmuanın divanlarla karşılaştırmalı metni ve sonuç yer almaktadır. Anaftar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua Geleneği, Şiir Mecmuaları, Nazîre.
Konya mânileri üzerine bir araştırma ve tasnif çalışması
Mâniler, Türk toplumu tarafından en çok sevilen ve kullanılan tür olarak anonim halk edebiyatının mahsulleri arasında yerini almışlardır. Bu durumdan hareketle mâniler, sözlü geleneğin en önemli taşıyıcıları olmuşlardır. Selçuk Üniversitesi Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin kurulduğu günden bu yana Konya vilayetindeki derlemelerden büyük oranda yararlanarak yaptığımız araştırmaları, "Konya Mânileri Üzerine Bir Araştırma ve Tasnif Çalışması" adlı yüksek lisans tezimizde ortaya koyduk. Bu yaptığımız çalışma, Konya'da derlenmiş mâniler ile sınırlıdır ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde Türk halk edebiyatında mâni kavramı ile ilgili tanımlar verilmiş, mânilerin tarihi gelişimi incelenmiş, mâni türü ile ilgili teknik ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Mânilerin muhtevasında yer etmiş hemen hemen tüm konular incelenmiş, araştırmacıların mâni üzerine yaptıkları tasnifler ve çalışmalara yer verilmiştir. Anonim Halk Edebiyatı ürünlerinden olan türkü, ağıt, ninni, halk hikâyesi, destan, fıkra, masal, bilmece, tekerleme, dua, beddua, deyim ve atasözleri ile mâninin ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde ise Konya'da mâni söyleme geleneği değerlendirilmiş, derlenmiş Konya mânileri üç ana tasnife tabi tutulmuştur. Şekil, konu, hazırlanış ve uygulanışlarına göre üç ana başlıkta tasnif edilmiş mâniler çeşitli örneklerle sunulmuştur. Sonuç olarak; ek metinlerle belirtilen kısımda, mânilerin içerisinde geçen arkaik sözcükler basit bir mâni sözlüğü yapılarak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En son kısımda ise tezimizde kullandığımız kaynakçalar üç kısma ayrılmıştır. Bu üç kısımdan ilki kitap bibliyografyası, ikincisi sanal ağ kaynakçası, üçüncüsü ise kaynak kişileri ve mahsulleri derleyen şahısları verdiğimiz kaynakçadır. Anahtar Kelimeler: Anonim, Konya, Mâni, Tasnif.
Elmastraşzâde Mustafa Hilmî'nin 2. dîvânı (İnceleme-metin)
Bu çalışmayla 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış âlim, mutasavvıf ve musikişinas bir şâir olan Elmastraşzade Mustafa Hilmî'nin ikinci dîvânını tanıtmak ve Türk Edebiyatına kazandırmak amaçlanmıştır. 48 varaktan ibaret olan bu dîvân Marmara Üniversitesi Kütüphanesi Nadir Eserler Bölümü'nde T 819.1 HİL numarasıyla kayıtlıdır. Aşk, musiki, Allah ve Hz. Muhammed sevgisi ağırlıklı konuları oluşturmaktadır. Diğer konular dünyanın geçiciliği, zamanının bozukluğu vs.dir. Kadirî tarikatine mensup şâirin şiirleri bu tarikatten izler taşır. Şiirleri, gerek dil ve üslûp gerekse edebî sanatlar bakımından dîvân şiirinin genel özelliklerini yansıtmaktadır. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Girişte, Hilmî'nin yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılın sosyal, idârî ve edebî ortamının genel özelliklerini belirtmeye çalıştık. Birinci bölümde Hilmî'nin hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine âit bilgilere yer verdik. İkinci bölümde Dîvân'ı ana hatlarıyla şekil, muhteva ve dil açısından incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde Dîvân'ın transkripsiyonlu metnini verdik. Anahtar kelimeler: Dîvân Edebiyatı, Dîvân Şiiri, Hilmî
Ahmet Rasim'in Yeni Usul Muallim-i Sarf adlı dilbilgisi kitabı
Dil; insanların isteklerini, beklentilerini, hissettiklerini kısacası duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinde önemli bir rol oynayan unsurdur. Dil, toplumun devamlılığını sağlar, toplumların kültürünün nesilden nesile aktarılmasında belirleyici bir işlev üstlenir. Bu nedenle eğitim ve öğretim sürecinde dil eğitimine özellikle önem verilir. Dil eğitiminin önemli basamaklarından birini de dilbilgisi konusu oluşturur. Dilbilgisi alanında çalışmalar yapan, bu alanda eser veren yazarların sayısı oldukça fazladır. Bu konuda birçok eser meydana getiren yazarlardan biri de Ahmet Rasim'dir. Bu çalışmada; Ahmet Rasim'in hayatına değinilerek birkaç baskısına daha rastlanan ve içlerinde en hacimlisi olan "Yeni Usul Muallim-i Sarf" adlı eser, çeviri yazıya aktarılmıştır. Çalışmanın sonuna dilbilgisiyle ilgili terimler dizini de eklenmiştir. Böylece eserde geçen dilbilgisi terimleri açıklanarak bugüne kadar bu konuyla ilgili yazılmış sözlüklerin söz varlığına bir katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dilbilgisi, Dilbilgisi Terimleri, Ahmet Rasim, Yeni Usul Muallimi Sarf
Remzî Dîvânı(İnceleme-metin)
Çalışmamızda XVI. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Bursalı Remzî Çelebi'nin hayatı, sanatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek, Dîvân'ın çeviri yazısı ve incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın Giriş bölümünde şâirin yaşadığı dönem genel hatlarıyla ele alınmış ve edebiyatımızda "Remzî" mahlasını kullanan diğer şâirler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şâirin adı, mahlası, doğum yeri, doğum tarihi, memleketi, ailesi, eğitim hayatı ve hocası, mesleği, vefatı, kabri ve hayatıyla ilgili diğer bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra edebî şahsiyeti ele alınarak şâirin dil ve üslûbu hakkında bilgi verilip onu etkileyen şâirler ve diğer şâirlerle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Ardından Dîvân hakkında bilgi verilip nüsha tanıtımı ve nüshanın imlâ özellikleri aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin şekil ve muhteva yönünden incelenmesi yer almaktadır. Özellikle eserin en hacimli kısmını oluşturan gazellerde kullanılan vezinler, gazelleri oluşturan beyit ve mısra sayıları tablolar halinde gösterilmiştir. Diğer nazım şekilleri hakkında da detaylı şekilde bilgi verilmiştir. Eserin muhteva özellikleri içinde ise; din, tasavvuf, sosyal hayat, efsâneler ve rivayetler, şahsiyetler, tipler, milletler, ülkeler, şehirler, eserler, hayvanlar, bitkiler, kokular, âşık ve sevgili gibi konular değerlendirilmiştir. Ardından eserde kullanılan edebî sanatlar, atasözleri ve deyimler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde metnin tesisinde dikkat edilen hususlar belirtilerek Dîvân'ın çeviri metni verilmiştir. Yaptığımız bu çalışma ile hakkında bilimsel olarak müstakil bir çalışma bulunmayan Remzî'yi ve onun bilinen tek eseri olan Dîvân'ını Türk edebiyatı tarihine kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: XVI. Yüzyıl, Remzî, Bursa, Dîvân Edebiyatı, Dîvân Edebiyatı Şairleri
XIX.yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler
Bünyesinde ihtiva ettiği edebi ve kültürel değerle birlikte, Klasik Türk şiirinin en önemli özelliklerinden biri de, çevresinde var olan birçok unsura sanatsal bir kimlik büründürerek, onu şiir malzemesi yapmasıdır. Dış dünyaya kapalı olduğu düşünülen bu kadim şiir geleneğinin böyle bir yapıya sahip olması önemli bir özelliktir. Şairlerin, değişik hayaller içinde düşündüğü ve konu edindiği unsurlardan biri de mevsimlerdir. Mevsimleri gerçek, mecaz ya da terim anlamlarıyla birlikte düşünen Divan şairleri, böylelikle bir benzetme ilgisi kurmuşlardır. Bahar, yaz, sonbahar, kış; ağaç, çiçek, bağ, bahçe gülzar; ay, yıl gece, gündüz, seher gibi unsurlar âşık, sevgili, rakip üçlüsünün hikâyesini tabiat özelinde oluşturan kavramlardır. Bu çalışmada XIX. yüzyıl Klasik Türk şiirinden hareketle mevsimler ve mevsimsel unsurlar ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Mevsim, Zaman, Tabiat
Nedim Gürsel'in romanlarında yapı ve tema incelemesi
Türk edebiyatı içinde postmodern çizgide özgün roman anlayışıyla tanınan Nedim Gürsel'in, yazma işini var olma biçimi şeklinde nitelendiren bir sanatkâr olduğu görülür. Romanlarındaki doğu / batı sentezinde önemli yer tuttuğu görülen görsel ögelerin bu ilgisinin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür. Yazarın, romanlarını küçük bir dünyada kurguladığı görülürken insan ve mekân ilişkisine psikolojik bir boyut kazandırdığı görülür. Bu çalışmada, Nedim Gürsel'in romanlarında yapı ve tema incelemesi yapılmıştır. Yapı ve tema incelemesinde Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde Nedim Gürsel'in hayatı, yazın yaşamı ve eserleri aktarılmıştır. İkinci bölümde romanlarındaki yapı başlığında romanların her biri için ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmıştır. Romanlar, zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil anlatım ve bakış açısı başlıkları altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Nedim Gürsel'in romanlarındaki tema başlığı altında romanların teması, kadın ve cinsellik, tarih, şiddet ve ölüm, mitoloji ve dinsel öğeler, başkaldırı, özgürlük ve yalnızlık olarak belirlenmiştir. Romanlar değerlendirilirken betimsel tarama tekniği de kullanılmıştır. Bu kapsamda konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Nedim Gürsel, Roman, Yapı, Tema.
Adalet Ağaoğlu'nun tiyatroları
Türk toplumu için Cumhuriyet dönemi ile pek çok alanda olduğu gibi tiyatro ve oyun yazarlığı konusunda da bir kurumsallaşma süreci başlar. Bu yeni yönetim şekli aynı zamanda reformist bir devlet politikası ve tamamen batılı bir kültür anlayışına sebep olur. Türk tiyatro yazarları içerisinde önemli bir yeri olan Adalet Ağaoğlu, yaşadığı döneme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan tutumu, üst düzey sanatçı duyarlılığı ve aydın kimliği ile modern Türk kadınının tiyatro sahnesindeki sesi olur. Kaleme aldığı eserlerinde politika, sanat, gelenek, günlük hayat, evlilik, köyden kente göç gibi çok çeşitli konuları dile getirmeye çalışan yazar, bunu bireyden topluma doğru ilerleyen bir tiyatro dili ile sağlar. Adalet Ağaoğlu, toplumun farklı kesimlerinden kişilere yer verdiği uzun ve kısa oyunları ile eserlerine yakın dönemi konu edinen yazarlar arasında zikredilir. Bu çalışmada, sanat hayatında yetmiş yıllık bir deneyime sahip olan Adalet Ağaoğlu'nun Türk tiyatrosundaki yeri ve oyun yazarlığındaki önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, Yazar, Hayat, Tiyatro
Kütahya Alevî-Bektaşî geleneğinde nefes, düvaz ve mersiyeler
Türkler İslamiyeti kabul etmeden önce başta Gök Tengricilik olmak üzere Budizm, Manihizm, Musevilik ve Hıristiyanlık gibi birçok dine mensup olmuşlardır. Bu dinlere ait kültür özelliklerini, bir kısım adet ve ritüelleri İslamiyeti kabul ettikten sonra dahi terk etmemişlerdir. Devam eden süreçte bu kültür emarelerini İslamiyete adapte ederek, hayatlarına devam etmişlerdir. Yine Alevilik ve Bektaşiliğin oluşumunda Yesevilik, Hurufilik, Babailik, Kalenderîlik, Rafizilik gibi tarikatların etkisi görülmektedir. Kütahya Alevi- Bektaşi nüfusunun yoğun olduğu bu şehirde zengin Halkbilim metinlerine ulaşabilmekteyiz. Kütahya İlinde merkez ilçede 14 Alevi-Bektaşi yerleşim biriminde diğer 12 ilçede ise 14 adet yerleşim biriminde yaptığımız araştırmalarda 10 tane Ocak merkezini inceleme altına aldık. Katıldığımız cem törenlerinde nefes, düvaz ve mersiyeleri sözel doku ve sosyal çevre ve şartlar açısından değerlendirme fırsatı bulduk. Araştırmamıza kaynaklık eden Ocaklar: Sarı İsmail Sultan, Seyyid Ali Sultan, Pir Ahmet Efendi, Cemal/Kemal Sultan, Işık Çakır, Hüseyin Gazi, Koçubaba, Sucaettin Veli, Hamza Şeyh, Ali Koç Baba'dır. Anahtar Kelimeler: Hz. Ali, Cem töreni, Kütahya Alevîliği, Nefes, Performans Teori
Iğdır yöresi bayatı geleneği
Mâni, Anonim halk şiirinin önemli bir cephesini teşkil eder. Mânilerimizde Türk gelenek-görenekleri, Türkçenin söz varlığı ve kültür hazinesi saklıdır. Halkın duygusunu, inancını, acısını, zevkini nakşettiği bu ürün asırlar boyu sözlü gelenek sayesinde varlığını sürdürmüştür. Ilıman bir iklim özelliğine sahip olan ve doğa güzelliği ile Doğunun Çukurova'sı olarak adlandırılan Iğdır, millî kültürümüz açısından da son derece zengin bir geçmişe sahiptir. Üzerine pek araştırma yapılmayan Iğdır mânilerini hem yazılı ortama geçirmek hem de bu mâniler üzerine bilimsel çalışma yaparak bilim dünyasına katkıda bulunmak için bu çalışmayı başlattık. Bu yaptığımız çalışma Iğdır'da derlenmiş mâniler ile sınırlıdır ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde Türk halk edebiyatında mâni kavramı verilmiş, mânilerin tarihi süreci incelenmiş, araştırmacıların mâni üzerine yaptıkları tasniflere yer verilmiş ve Iğdır mânilerinin diğer anonim halk edebiyatı türleri ile ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde Iğdır'da mâni söyleme geleneği değerlendirilmiş ve derlenen Iğdır mânileri konu, hazırlanış- uygulanış ve şekil bakımından olmak üzere üç ana tasnife tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde ise Iğdır mânileri içerik olarak incelenmiş ve halk bilim unsurları tespit edilmiştir. Sonuç olarak; derlenen mâniler üçüncü dizeleri baz alınarak alfabetik bir şekilde sıralanmış ve mânilerin içerisinde geçen arkaik kelimelerden bir sözlük oluşturularak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En son kısımda ise kaynakça, yazılı ve sözlü olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Iğdır, Anonim Halk Şiiri, Mâni, Tasnif.
Füruzan'ın hikayelerinde kadınlar
Bu çalışmada, Çağdaş Türk edebiyatı hikâyecilerinden Füruzan'ın hikâyelerindeki kadın kahramanlar incelenmiştir. Yazarın hikâyelerinin hemen hepsinde kadınlar ve kız çocukları ana kahraman olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında genel bir manzara içinde dahî kadın sorunlarına yer verilir. Bu sebeple Füruzan'ın hikâyelerindeki kadınların irdelenmesi gerektiğine karar verilmiş ve tez çalışması bu doğrultuda şekillenmiştir. ''Parasız Yatılı'', ''Kuşatma, ''Benim Sinemalarım'', ''Gül Mevsimidir'', ''Gecenin Öteki Yüzü'' ve ''Sevda Dolu Bir Yaz'' adlı hikâye kitaplarındaki kadınlar, tezin üçüncü bölümünde yaşları, maddi durumları, statüleri, çalışma durumları gibi çeşitli yönlerden incelenmiştir. Tezin bu bölümü, kadınların yaşları göz önünde bulundurularak beş başlıkta incelenmiş ve aynı yaş grubunda bulunan kadınlar ve kız çocukları da başka benzerlikler açısından gruplandırılmıştır. Tezde, hikâyelerde yer alan kadınlar tüm yönleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Füruzan, Hikâye, Kadın, Kız Çocukları, Anne.
Gedizli Azmi'nin Kitâb-ı Hiyel adlı Eseri
Kütahya şehrine bağlı Gediz'de asıl ismi "Murad" olan "Azmi" tarafından kaleme alınmış "Kitâb-ı Hiyel" adlı eser Klasik Türk Edebiyatının hikâye geleneği açısından gayet mühimdir. Nakli hikâyelerin yanı sıra Azmi'nin bizzat şahitlerinden duyduğu anlatılara ve olay mahalli Türkiye olan hikâyelere sahip olan bu eserin ilim dünyasına kazandırılması, edebiyatın yanında tarih ve sosyoloji alanları için de faydalı olacaktır. Çalışmamızda Klasik Türk Edebiyatındaki mensur hikâye geleneği hakkında bilgi verildi, Azmi'nin hayatı ve eserlerine değinildi, daha sonra "Kitâb-ı Hiyel" hakkında bilgi verilip eserin metni transkripsiyon alfabesiyle aktarıldı. Sonuç bölümündeyse kısa bir değerlendirme yapıldı. Anahtar Kelimeler: Azmi, Kitâb-ı Hiyel, Klasik Türk Edebiyatı, Mensur Hikâye.
Tezkiretü'l-Evliyā (inceleme-metin-dizin)(1b-50b)
Tez çalışmamızın konusu, Feridüddîn Attar tarafından Farsça yazılmış Teźkiretü'l-Evliyâ adlı eserin aynı ad ile Türkçeye tercümesi yapılan, 1528 tarihinde Muhammed Herevi/Hirevi tarafından istinsah edilen, Amerika Kongre Kütüphanesi Mansuri Koleksiyonu No. 3 de kayıtlı bulunan nüshasının dil özelliklerini incelemedir. Tamamı 325 varaktan oluşan bu nüshanın 1b-50b varakları arası, çalışmamız kapsamını oluşturmaktadır. 16. yüzyılda istinsah edilen ve Eski Anadolu Türkçesinin gramer özelliklerini taşıyan Teźkiretü'l-Evliyâ'nın giriş bölümünde; tezkirecilik ve biyografi yazma geleneği üzerinde durulmuş daha sonra Türk Edebiyatındaki evliya tezkireleri, Feridüddîn Attar'ın hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine değinilmiştir. Ayrıca eserin çalışmamızla ilgili nüshalarına da yer verilmiştir. Eserin gramer özelliklerinden dikkat çekici bazı unsurlar maddeler halinde sıralanmış ve son olarak çalışmanın önemi ve izlenen yöntem açıklanmaya çalışılmıştır. Birinci bölümünde, Tezkiretü'l-Evliyâ'nın ses bilgisi ve şekil bilgisi hususiyetlerini içeren inceleme kısmı yer almaktadır. Bu bölümde metinde geçen kelimelerin uğradığı fonetik hadiseler ve kelime yapıları metinden örnekler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Tezkiretü'l-Evliyâ'nın çeviri metni yer almaktadır. Çeviri aşamasında nüshada tespit edilen yazım hataları düzeltilmiş ve dipnotta gösterilmiştir. Üçüncü bölüm metnin dizinini ve sözlüğünü oluşturan kısmı içerir. Bu bölümde metinde geçen bütün kelimeler anlam farklılıkları da ayırt edilerek maddeler halinde verilmiştir. Kelimelerin hangi dile ait olduğu parantez içerisinde belirtilmiştir. Çalışmanın sonunda; sonuç bölümüne, çalışmada yararlanılan kaynaklara ve eserin tıpkıbasımına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tezkiretü'l-Evliyâ, Eski Anadolu Türkçesi, Feridüddîn Attar, Kongre Kütüphanesi Nüshası, Muhammed Hirevi/Herevi.
Özbekçe Nasrettin Hoca fıkralarının söz dizimi
"Özbekçe Nasrettin Hoca Fıkralarının Söz Dizimi İncelemesi" adlı tez orijinal adı "Kadimiy Afandi Latifaları" olan ve 87 fıkradan oluşan Özbek Türkçesi ile yazılmış eseri incelemiştir. Muhammed Amin, Alimcan Coraoğlu, Celaleddin Coraoğlu tarafından hazırlanan "Kadimiy Afandi Latifaları" yeni Türk alfabesine göre çeviri yazı biçimi de verilerek Özbek Türkçesi'nden Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır. Bu çalışma, kelime grupları, yargı grupları ve cümle çeşitleri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde metinden örnekler alınarak kelime grupları üzerinde çalışılmıştır. Kelime grupları bölümü, isim tamlaması, sıfat tamlaması şeklinde devam eden on beş başlıktan meydana gelmiştir. İkinci bölümde metinden hareketle yargı grupları; yüklem, özne, nesne diye devam eden toplam dört başlıkla ortaya konulmuştur. Son bölüm olan üçüncü bölümdeyse yine metinden alınan örneklerle cümle çeşitleri verilmiştir. Burada da yüklemin türüne göre, anlamlarına göre, yüklemin yerine göre ve yapılarına göre cümleler başlıkları altında sınıflandırma yapılmıştır. Devamında isim ve fiil cümleleriyle ilgili özellikler, ardından tablolar verilmiştir. Her üç bölümde de alınan örneklerin yanında ilgili konunun hem Özbek hem Türkiye Türkçesi'nde nasıl görüldüğü maddeler halinde verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ise orijinal metnin çeviri yazı metni ve arkasından Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış şekli verildi. Yapılan bu çalışma ile Özbek Türkleri'ne ait ve daha önce Türkiye'de üzerinde çalışılmamış olan "Kadimiy Afandi Latifaları" Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış; kelime, yargı grupları ve cümle çeşitleri bakımından incelenmiş oldu. Çalışma sırasında ulaşılan neticeler tezin sonuç bölümünde belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nasrettin Hoca, Özbek Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Söz Dizimi, Kelime Grupları, Yargı Grupları, Cümle Türleri.
Menâkıb-ı Eşref-zâde'nin sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Eşrefoğlu Rûmî, XV. yüzyıl dînî-tasavvûfî Türk edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden birisidir. Tarihî kaynaklarda onun hayatı hakkında yeteri kadar bilgi olmasa da Menâkıb-ı Eşrefzâde bu konuda önemli bir kaynaktır denilebilir. Bursalı Abdullah Veliyyüddin tarafından kaleme alınan bu eser, Eşrefoğlu Rûmî'nin hayatını, menkıbelerini, yetiştirdiği talebelerini, kendisinin ve halifelerinin çeşitli kerâmetlerini anlatır. Bu bakımdan tarihî bir kaynak özelliği taşıyan Menâkıb-ı Eşrefzâde dînî-tasavvûfî Türk edebiyatı açısından önemli görüldüğünden, bu çalışmada onun söz varlığının ortaya çıkartılması amaçlandı. Bu amaç doğrultusunda bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışması yapılmaya karar verildi. Sözlük hazırlanırken TEBDİZ veritabanına Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin transkripsiyonlu metni yüklendi. Ardından metin içerisindeki kelimeler bağlama uygun olarak anlamlandırıldı. Bu çalışma ile Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin sözvarlığı ve mana dünyası ortaya çıkartılarak XVII. yüzyılın sözlüğünün oluşturulmasına katkı sağlanması hedeflenmiş olup bir kültür varlığı daha araştırmacıların istifâdesine sunulmaya çalışılmıştır. Çalışma, giriş dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ise Türk edebiyatında menâkıb türüne genel bir bakış başlığı altında menkıbe ve menâkıbnâme edebiyatı hakkında genel bilgiler verildi. Birinci bölümde Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin yazarı, konusu, yazılış sebebi ile alakalı bilgiler verilip ele alınan eser hakkında yapılan diğer çalışmalara yer verildi. İkinci bölümde ise Menâkıb-ı Eşrefzâde hakkında daha ayrıntılı inceleme yapılması amaçlandı. Bu amaçla eser içinde yer alan şahıs isimleri, tasavvuf terimleri, kerâmet motifleri, şiirler ve mecaz anlam taşıyan kelime grupları çıkartılarak bunlar hakkında gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Çalışmanın ekler kısmı ise Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin TEBDİZ projesi kapsamıyla oluşturulan Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğüne ayrılmıştır.
Artvin ili Murgul ilçesi folkloru (metin- inceleme)
Folklor yani halkbilimi; bir coğrafyanın, yörenin, ülkenin maddi ve manevi her türlü kültürel değerlerini kapsamına alır. Bu ürünleri çeşitli metotlarda değerlendirip analiz eder ve yorumlar. Artvin İli Murgul İlçesi Folkloru (Metin- İnceleme) isimli çalışmamızın konusu, ilçenin maddi, manevi kültürel değerlerini yansıtan mahsullerinin tespiti ve bunların incelenmesidir. Çalışmamızın birinci bölümünde Murgul'un coğrafi konumu, Artvin ile bağlantılı tarihi seyri, sosyal yapısı, ekonomik ve idari durumu, nüfusu genel bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilçeden derlenen halk edebiyatına ait manzum ve mensur ürünlere yer verilmiştir. Sınıflandırılan ürünler, birinci mısraların ilk harfleri esas alınarak alfabetik olarak sıralanmıştır ve incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde canlı ve cansız varlıklarla ilgili inanmalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümünde halk hekimliği, beşinci bölümünde halk oyunları, altıncı bölümünde çocuk oyunları ve yedinci bölümünde halk mutfağı ile ilgili ürünler ele alınmıştır. Derleme yapılan Murgul ilçesine dair kapsamlı bir araştırma yapılmadığı için çalışmamızın amacı, ilçeye yönelik yapılabilecek araştırmalara ve dil çalışmalarına ışık tutmasıdır. Anahtar Kelimeler: Folklor, Derleme, Halk Edebiyatı, Artvin, Murgul.
İhsan Oktay Anar'ın romanlarında halk kültürü unsurlarının tespiti ve incelenmesi
Halk kültürü, bir milletin geçmişini geleceğe bağlayan maddi ve manevi değerler bütünüdür. Bu değerler, folklor ürünlerini meydana getirir. Folklor ürünleri halkın inanışlarını, arzularını, sevinç ve üzüntülerini ifade eden milli sanat yapıtlarıdır. İnsan unsurunun ön planda olduğu bu yapıtlardan masallar, destanlar, efsaneler, türküler, halk hikâyeleri; halk inançları, selam şekilleri, el sanatları, giyim-kuşam, mimari vb. daha birçok malzeme diğer edebiyat türleri için konu teşkil eder. Bu türlerden biri romanlardır. Türk edebiyatının değerli yazarlarından İhsan Oktay Anar, diğer romancılar gibi halk kültürüyle yakın ilişki içerisinde olmuş ve bu kültüre ait malzemeyi alarak yeni bir görüş ve düşünüşle romanlarında kullanmıştır. Bu çalışmada, eserlerinde folklorik unsurlar açısından zengin malzeme ile karşılaştığımız İhsan Oktay Anar'ın romanları, halk bilimi unsurlarına göre incelenmiştir. Yazarın romanlarındaki Halk Bilimi unsularını iki ana başlık altında gruplandırabiliriz. İlk grubu, anonim halk edebiyatı başlığı altında mitoloji, destan, efsane, masal, halk hikâyesi, meddah, kalıplaşmış sözler, halk şiiri ve tekke tasavvuf edebiyatı ürünleri oluşturur. Bunlardan özellikle mitoloji, destan, efsane ve masal diğer unsurlara göre ön plana çıkar. Yazar mitleri, destanları, efsaneleri, masalları ve kutsal metinleri genellikle montajlama tekniğiyle romanlarda kullanır. İkinci grup, dil ve anlatım, formel sayılar, geçiş dönemleri, inanışlar, halk sanatları ve zanaatları, oyun, halk mutfağı, giyim-kuşam, halk müziği ve halk mimarîsini oluşturur. Bu unsurlar, halk yaşamıyla paralellik gösterir.
Osman Çeviksoy'un eserlerinde halk bilimi unsurlarının tespiti
Halk bilimi hayatımızın hemen hemen her alanında geniş bir yer tutmaktadır. İnsanoğlu yaşadığı kültürün en önemli taşıyıcısı olarak halk bilimi unsurlarını hayatının her aşamasında kullanır. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmayan iki önemli ögedir. Hayatın her aşamasında kültür etkisi derinden derine sezilir. İki unsur iç içe geçerek bir bütün oluşturur. Kültürün en önemli ögesi halktır, kültür halk ile şekillenir ve yoğrulur. Çalışmamızda Osman ÇEVİKSOY'un eserlerinde bulunan halk bilimi unsurları incelenmiştir. Osman ÇEVİKSOY'un hem öğretmen, hem yazar kişiliği, Almanya'da (Türk işçi Çocuklarına) Türk kültürü dersleri öğretmenliği yapmış olması da ayrıca iki kültürün kıyaslanması konusunda ışık tutacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde Osman ÇEVİKSOY'un hayatı, edebi kişiliği ve Halk kültürünün çağdaş kültüre etkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise; yazarın öykülerinde ve romanlarında halk bilimi unsurlarını inceleyerek, kültür hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Ritüel, Halk Edebiyatı, Gelenek, Öykü
İBB Atatürk Kitaplığındaki Bel_Yz_K1339 numaralı şiir mecmuasının ʿMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi ve transkripsiyonlu metni
Arapça cem' kökünden türeyen mecmua kelimesi anlam bakımından dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak, derlemek, biriktirmek ve tertip etmek anlamlarına gelmektedir. Mecmua kelimesini edebî bir ıstılah çerçevesinde ele aldığımızda, farklı şahıslara ait metinlerin ya da şiirlerin, bir araya getirilmek suretiyle, oluşturulan eserler bütünü anlamına gelmektedir. Mecmuaları günümüzdeki edebiyat dergileri veya seçilmiş şiirlerden oluşan kişisel 'şiir defterleri' olarak da görebiliriz. Günümüzdeki antolojilerin vasıflarını taşıyan bu eserler, derleyicisinin şahsi zevklerini, inanışlarını, devrinin dil özelliklerini ve edebî eğilimlerini de yansıtan niteliktedir. Şiir mecmuaları klāsik Türk edebiyatını tahlil ve tahkik etmede kaynaklık eden önemli eserlerdir. Arap harfli metnini günümüz harflerine aktardığımız bu mecmua, İBB Atatürk Kitaplığındaki Bel_Yz_K1339 katalog künyeli şiir mecmuasıdır. Mecmuanın Elîfîzāde Feyzullāh tarafından derlendiği belirlenmiştir. Araştırmamız mecmuanın ortaya çıkışı ve geniş bir tanıtımının yapıldığı ve mecmuaya dair muhtelif bilgilerin yer aldığı ve de bunların yanı sıra Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) kapsamıyla alākalı hususları içeren giriş bölümü ile birlikte toplam üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; nüshā özelliği ve tertibi, mecmuanın ihtivā ettiği şairler, hayatları ve şiir sayıları, şiirlerin nazım şekilleri ve ölçüleri, muhteva bilgisi ve müstensihin tanıtımı yer almaktadır. İkinci bölümde, mecmuanın MESTAP'a göre tasnif edilmiş metni, üçüncü bölümde ise, mecmuanın transkripsiyonlu metni, tezin sonuç kısmı, mecmuanın tıpkıbasımı ve dizinine yer verilmiştir. Anahtar Kelimler: Klāsik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Antoloji, Şiir
Esîf Sıdkî Dede Divanı'nın mevlevîlik unsurları açısından incelenmesi
Bu çalışmada, 18. yüzyıl Tavşanlı Mevlevîhânesinin kurucusu ve aynı zamanda mutasavvıf şair Esîf Sıdkî Dede'nin "Esîfî Dîvânı" olarak bilinen eseri, Mevlevîlik unsurları açısından incelenmiştir. Esîf Sıdkî Dede 1698 ya da 1699'da Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuştur. Esîf ve Sıdkî mahlaslarını kullanmıştır. Asıl adı Mehmed (Muhammed) olan şair, Halveti tarikatına mensup Bicaroğlu Arslan Bey ailesindendir. Aldığı eğitimler sonrasında Halveti olan Esîf Dede daha sonra Sâkıb Dede'ye intisap ederek Mevlevî olmuştur. Bir süre Sâkıb Dede'nin hizmetinde bulunduktan sonra Tavşanlı'da bir zaviye açarak burada şeyhlik yapmış ve burada vefat etmiştir. Mevlevî olan şairler bilindiği üzere düşüncelerini tarikat geleneği çerçevesinde şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Bu gelenek birçok tarikatta görülmekle birlikte Mevlânâ'nın tüm dünyaca kabul görmüş şair kişiliğinin etkisiyle Mevlevîliğin en ayırt edici özelliği olmuştur. Mevlevî şairler Mevlevîlik felsefesini şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Esîf Dede divan sahibi Mevlevî şeyhler arasındadır. Bu çalışmada öncelikle Mevlânâ ve Mevlevîlik konusu ele alınmış ardından "Esîf Divanı"nda Mevlevîlik unsurları araştırılmış ve Dîvân'da Mevlevîlik unsurları tespit edilmiştir. Dîvân gazel, murabba ve müseddes nazım şekilleriyle yazılmış yüz seksen yedi manzumeden oluşmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen Dîvân şekil ve muhteva açısından incelendikten sonra Mevlevîlik unsurları incelenmiştir. Dîvân içerisinde kırk sekiz adet Mevlevî felsefesini yansıtan terim tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mevlevîlik, Tasavvuf, Esîf Sıdkı Dede, Dîvân, Esîfî Dîvânı, Tavşanlı Mevlevîhanesi
Yabancılara Türkçe öğretiminde metin uyarlama ve Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" hikayesinin 2 seviyesine göre uyarlanması
Yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi amaçlı ders kitabı ve akademik pek çok kitap basılmıştır. Ancak öğrenciler yardımcı materyallere ihtiyaç duyduğunda, alanda basılan kaynaklar yetersiz kalmaktadır. Özellikle okuma ve anlama beceresine katkıda bulunacak kaynaklar azdır. Bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler için özgün metinleri uyarlamada kullanılacak yöntemler açıklanmıştır. Bir uyarlama örneği olarak, özgün bir metin olan "Pazarlık" hikâyesi A2 seviyesine göre uyarlanarak çalışmada verilmiştir. Çalışmanın evrenini Memduh Şevket Esendal'ın hikâyeleri, örneklemini Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" isimli hikâyesi oluşturmaktadır. Tarama yöntemiyle A2 seviyesine uygun olmayan dil bilgisi yapıları ve sözcükler tespit edilmiştir. Bu yapılar ve sözcükler Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metninde belirlenen seviyelerin kazanımları ve İstanbul Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitapları, , Yedi İklim Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Türkçe Ders Kitapları, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Temel Seviye Ders Kitabı ve Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitaplarında yer alan dil bilgisi kuralları dikkate alınarak uyarlanmıştır. Bu setlerde ayrıca okuma öncesi, okuma sırası, okuma sonrası yapılan etkinlikler incelenmiş, uyarlanan metin için etkinlik örnekleri hazırlanmıştır. Yeni Türk Edebiyatı eserlerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılması Türk Edebiyatının ve Türk kültürünün yakından tanınmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma ile ayrıca Yeni Türk Edebiyatının farklı kültürlerde de tanınması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Metin uyarlama, yabancılara Türkçe öğretimi, yeni Türk edebiyatı, Memduh Şevket Esendal, okuma metinleri.
Tezkiretü'l-Evliya tercümesi (100b-140b) dil incelemesi
Tezkiretü'l-Evliya, İran tasavvuf şairi Feridüddin Attâr tarafından 1200-1230 yıllarında Farsça yazılmış bir eserdir. Eser evliyaların, şeyhlerin yaşamlarını kerametlerini, fikir dünyalarını, hâllerini konu edinmektedir. Dini konuları ele almasından dolayı bu eser özellikle Türklerin yazı diline geçmesiyle birlikte dini yönden halkı aydınlatmak için birçok kez farklı kişilerce Anadolu Türkçesine tercüme edilmiş önemli bir eserdir. Yurt içi ve yurt dışındaki kütüphanelerde tercümeleri mevcuttur. Üzerinde çalıştığımız Tezkiretü'l-Evliya adlı eser de, Aydınoğlu Mehmet Bey döneminde yapılan tercümenin Amerikan Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) Mansuri Koleksiyonu (Mansuri collection) Turkish Manuscript No.3'te kayıtlı bulunan nüshasıdır. 1528 yılında Muhammed Hirevi tarafından intinsah edilen bu nüshanın 100b-140b yaprakları üzerinde yaptığımız çalışma giriş, dil özellikleri, transkripsiyonlu metin ve dizin-sözlük bölümünden oluşmaktadır. Girişte Feridüddin Attar'ın hayatı, ve eserleri, Tezkiretü'l-Evliya adlı eser, bu eserin tercümeleri, mütercimleri ve eserin nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini taşıyan eserin imlası, ses bilgisi ve şekil bilgisi incelenmiş ve metinden verilen örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde eserin günümüz alfabesine transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Çeviri yaparken gerekli görülen yerlerde cümlenin bağlamından hareketle düzeltmeler yapılmış ve dipnotta gösterilmiştir. Dördüncü bölümde ise dizin-sözlük yer almaktadır. Bu bölümde eserde geçen bütün kelimeler alfabetik sıraya göre dizinlenmiştir. Ayrıca eserin söz varlığını ortaya koymak için kelimelerin metinde geçen anlamları verilmiş ve yabancı kelimelerin ait oldukları dil belirtilmiştir. Eserin incelenen bölümünün tıpkıbasımı tezin sonuna eklenmiştir.
İlhan Engin romanlarının roman tekniği açısından çözümlenmesi
Çalışmaya konu olacak olan isim bulunmadan önce; çeşitli roman çözümleme kitapları, yazarlar hakkında hazırlanmış tezler ve ansiklopedik maddeler üzerinde araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar sonucunda çalışmaya konu olan isim İlhan Engin olarak belirlenmiştir. Bu ismin en önemli özelliği, daha önce hakkında çalışma yapılmamış olmasıdır. Bu çalışma İlhan Engin'in romanlarının roman tekniği açısından çözümlenmesi yoluyla hazırlanmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, yazarın hayatına ve eserlerine ayrılmıştır. İkinci bölümde ise roman çözümlemeleri mevcuttur. Çalışmaya konu olan sekiz roman bulunmaktadır. Bu romanlar çözümlenirken roman çözümleme teknikleri, kavramları ve ayrıntılarını içeren bir merkez kaynak kullanılmış ve her roman merkez kaynakta yer alan ölçütlere göre çözümlenmiştir. Bu çalışma, edebiyat sahasına ait olmasına rağmen, roman çözümleme aşamalarında gerektiği yerlerde tarih, psikoloji, sosyoloji ve dil bilimi gibi bilim dallarına da yönelim sağlanmış ve çalışmaya çok yönlü bir kimlik kazandırılmıştır. Çalışmanın amacı, İlhan Engin'i yazmış olduğu romanları ve romanlarının çözümlenmesi noktasında değerlendirmek ve bu yolla da yazarı Türk edebiyatına tanıtmaktır. Çözümlenen romanlarda her kavramın ve başlığın aynı oranda etki göstermediği görülmekle birlikte, yazarın romanlarını daha çok aşk, ayrılık, savaş ve göç gibi konular çerçevesinde kurguladığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlhan Engin, Roman, Roman Tekniği, Roman Çözümleme, Türk Edebiyatı.
Azîzî Dîvânı ve İstanbul Şehrengizi'nin sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Kelime, bir ya da birkaç heceden oluşan dil birimleridir. Kelimeler cümle ya da cümle üstü birlikler içerisinde başka kelimelerle yan yana geldiğinde değişik anlam katmanları oluşturmaktadır. Bunun yanında tarihsel olarak da kelimelerin anlamları zamanla değişmiş ve bu değişme neticesinde eski edebî metinlerin anlamlandırılması bir hayli zorlaşmıştır. Bu çalışmada XVI. yüzyılın sıra dışı şairi olarak tavsif edilen Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi'nin bağlamlı dizini ve işlevsel sözlüğü hazırlanmıştır. Şairin şiirlerindeki kelimelerin diğer kelimelerle olan ilintisi tespit edilmiş ve ortaya çıkan zengin mana katmaları şiirdeki bağlama göre anlamlandırılmıştır. Bu çalışmada Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi ele alınmış, Azîzî'nin kelimelere yüklediği anlamların en doğru şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylece şairin kelimelerindeki anlamlar bağlamlı olarak incelenmiş, XVI. yüzyılın söz varlığına ve leksikoloji literatürüne katkı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azîzî, Dîvân, İstanbul Şehrengizi, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, XVI. yüzyıl.
Türk dili meseleleri karşısında Oktay Sinanoğlu
Bu çalışmamızda Türk dilinin halen varlığını sürdürmekte olan ve gittikçe dilimize büyük zarar veren sorunlarını, bilim insanı olmasına rağmen kendini Türk diline ve milletine adamış Sayın Oktay Sinanoğlu'nun bakış açısına dayanarak ele almaya çalıştık. Çalışmamıza Oktay Sinanoğlu'nun Türk dili ile ilgili görüşlerini aktardığı kitaplarını, makalelerini, konuşma metinlerini derleyerek başladık. Giriş bölümünde, çalışmamızın kapsamı ile ilgili ayrıntılı bilgileri sunduk. Çalışmamızda, Oktay Sinanoğlu'nun hayatı ile ilgili bilgi verdikten sonra Sinanoğlu'nun kaleme aldığı ve dilimizde halen yaşanmakta olan sorunları 8 ana başlık altında, dil bilimcilerimizin de görüşleri ışığında topladık ve bu sorunlara ait çözüm önerilerine de ayrı bir bölümde başlık sırasına uyarak yer verdik. Çalışmamızda Türk diline zarar veren sorunların farkındalığını arttırma ve bu zarardan kurtulmak için yapılması gerekenleri Sinanoğlu'nun ve sayın dil bilimcilerimizin görüşlerinden yola çıkarak kaleme almayı ve böylece dil konusunda daha fazla farkındalık yaratmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Türk dili, Türk dilinin sorunları, dil kirliliği, Oktay Sinanoğlu
Kâtib Çelebi'nin Fezleke'sindeki şair biyografileri
Kâtib elebi birçok alanda kaleme aldığı eserleriyle 17. yüzyılın en nemli ilim adamlarından biridir. Eserleri hem yaşadığı d neme ışık tutmuş hem de ünümüze kadar yapılan birçok çalışmada kaynak olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise Osmanlı tarihi ve Osmanlı biyo ra i eleneği hakkında çalışma yapanların başvurduğu eserlerinden biri de Fezleke'dir. Bu çalışmada Osmanlı biyo ra i eleneğinin nemli bir rneği olan Fezleke ele alınmıştır. Fezleke'deki şairlerin derli toplu bir şekilde edebiyat dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Eser dikkatli bir şekilde incelenmiş ve 110 şair tespit edilmiştir. Tespit edilen şairler hakkındaki bil iler klasik kaynakların çoğuyla ve modern kaynakların bir kısmıyla karşılaştırılarak esere ori inallik kazandıran bil iler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl Kâtib elebi Fezleke, şair biyografi.
Abdülkadir el-Bağdâdî'nin Şehnâme Lügati (inceleme-metin)
Sözlükler, bir dilin geçmişini, söz varlığını, kazandığı yeni anlamları, deyimleri, incelikleri, mecaz, terim ve gerçek anlamlarını geleceğe kazandıran ve geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran dil hazineleridir. Sadece tek bir dilin barındırdığı kelime ve kelime grupları toplamını değil aynı zamanda başka dillerdeki karşılığını da barındırırlar. Bu nedenle dillerin yaşayabilmesi ve büyüyerek gelişebilmesi için sözlüklere ihtiyaç duyulur. Bu çalışma XVII. yy. âlimi, dil bilgini, seyyahı ve edebiyatçısı olan Abdülkadir el-Bağdâdî'nin Şehnâme Lügati'ni ihtiva etmektedir. Firdevsî'nin meşhur eseri Şehnâme'deki güç anlaşılan Farsça kelimelerin Türkçe karşılıkları bu sözlükte verilmektedir. Bu nedenle bugün mevcut olan sözlüklerde bile bulunmayan veya sadece bir kısmında bulunan kelimelere de bu sözlükte rastlanabilmektedir. Bu da esere ayrı bir değer katmaktadır. Kelimelerin madde başı verildikten sonra Arap harfli orijinal hali parantez içinde verilmektedir. Daha sonra madde başı açıklamaları transkripsiyon alfabesine göre ve o dönemde konuşulan, yazılan Türkçe'ye bağlı kalınarak latinize edilmiştir. Bu şekilde XVII. yy'ın söz varlığına da katkı sağlanacaktır. Ayrıca inceleme kısmında şahıslar, şahitler, arkaik unsurlar, gelenek ve adetler gibi sözlüğün gerçek değerini ortaya koyan unsurlar da tespit edilip, açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdülkadir, el-Bâğdadî, Şehnâme, Lügat, İnceleme, Metin.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk edebiyatında Kâğıthane (1839 - 1923 roman - şiir ve anı türlerinde)
Bilinen tarihi Roma İmparatorluğu'na dayanan İstanbul'un Kâğıthane bölgesi, en hareketli yıllarını III. Ahmet zamanında yaşar. "Lâle Devri" olarak isimlendirilen bu on üç yıllık dönem Osmanlı İmparatorluğu'nda yenileşme adına pek çok adımın ilk defa atıldığı, kimilerine göre ise Batılılaşmanın başladığı dönemdir. Lâle Devri'nde Damat İbrahim Paşa tarafından Kâğıthane'ye inşa edilen Sa'dâbâd Sarayı etrafında oluşturulan yapılanma çerçevesinde "Seyr-i Sa'dâbâd" olarak da anılan eğlence kültürü zirveye ulaşır. Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemlerine gelindiğinde halk tarafından devam ettirilen bu eğlence kültürüne bağlı olarak Kâğıthane, Osmanlı İmparatorluğu'nun geçirdiği sosyokültürel değişimlere tanıklık etmesi ve barındırdığı doğal güzellikler ile Türk edebiyatının ilk eserlerine konu edilir. Bu çalışmada, Yeni Türk edebiyatının kurgusal ve kurgusal olmayan içeriğinde "Kâğıthane" isminin geçtiği kaynaklar belirlenmiş ve bölgenin dönem eserlerine yansıyış biçimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kâğıthane, Sa'dâbâd, Batılılaşma, III. Ahmet, Lâle Devri, Türk Edebiyatında Kâğıthane
İsmetî Divanı (İnceleme-metin-dizin)
Bu çalışma, XVII. yüzyılda yaşamış olan Divan şairlerinden İsmetî'nin hayatını, edebî kişiliğini ve Divanı'nın tespit edilen on dört nüshasını esas almaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İsmetî'nin hayatı hakkında bilgiler verilip edebî kişiliği incelendi. İkinci bölümde Divan'ın incelemesine yer verildi. İsmetî Divanı'ndaki nazım şekilleri ve türleri, ahenk özellikleri, dil ve üslup özellikleri ve muhteva özellikleri incelendi. Üçüncü bölümde metni oluştururken izlenen yol gösterildi. Tespit edilen nüshalar tanıtıldı. Dördüncü bölüm ise tenkitli metin ve dizini içermektedir. Hazırlanan bu yüksek lisans teziyle kaynaklardan yapılan araştırmalar ve Divan'ından hareketle İsmetî'nin Türk Edebiyatı içindeki yeri tespit edilmeye çalışıldı.
Kitab-ı Mücerrebât (İnceleme-metin-dizin)
İnsanın var olduğu her devirde ve her mekânda mevcudiyetini göstermiş olan tıp ilmine ait eserler bizim geleneğimiz içerisinde de mücerrebât akımıyla kendisine yer bulmuştur. Akşemseddin ismi Fatih Sultan Mehmet'in hocası olması, İstanbul'un fethinin manevi mimarı olması veya Bayramiye tarikatının Hacı Bayram Velî'den sonraki mürşidi olması gibi hususlarla ön plana çıkmıştır. Hâlbuki bu veli, âlim, kanaat önderi, mutasavvıf zatın o dönem için ileri seviye sayılabilecek bir tıbbî ilme vakıf olduğu hep göz ardı edilegelmiştir. Akşemseddin –her ne kadar tarihî ve tasavvufî kişiliğinin gölgesinde kalmış olsa da- tıp alanındaki bu çalışmalarıyla gerek tıp âleminin gerekse Türk dili araştırmacılarının göz ardı etmemesi gereken bir şahsiyettir. Kendisi nitelikli bir medrese eğitimi alsa da hayatının her döneminde halkla iç içe yaşayan, halk kültürüne ve diline vakıf olan bir şahsiyettir. Bu eser, dil araştırmacıları için dönemin dil özelliklerini aydınlatmada pek çok fırsat sunmaktadır.
Kerküklü şair Cihat Demirci ve şiirleri
Hoyrat ya da Irak Türkmen Türkçesiyle Hoyrat Irak Türkmen halk edebiyatı sözlü ürünleri arasında önemli bir yere sahiptir. Irak Türkmen halkı arasında hoyrat söyleyenlere verilen değerden hoyratın halk arasında ne derece yaygın olduğu da anlaşılmaktadır. Irak Türkleri hoyrat söyleyen kimselere hoyratçı veya şair demektedir. Eğlence törenlerinin vazgeçilmezi olan hoyrat söyleme geleneği nedeniyle bölgede tanınmış hoyratçılar bu törenlere çağırılmakta ve onlara oldukça saygı duyulmaktadır. Bölgede Türkmenler arasında bu geleneğin birçok önemli temsilcisi bulunmaktadır. Yakın dönemde hayata gözlerini yuman Cihat Demirci de bu şahsiyetlerden biridir. Cihat Demirci gençliğinde ve askerlik mesleğinden sonra çevresinin de etkisiyle hoyrata ilgi duymuş ve hayatını hoyrat söyleme geleneğine adamıştır. Onun hoyrat söylerken takındığı sakin ve hoş üslubu Irak Türkmen halkı tarafından sevilmesine vesile olmuştur. Cihat Demirci bölgede ve çevresinde konuşulan Öz Türkmence konuşmaya ve hoyratlarını da bu çerçevede seslendirmeye özen göstermiştir. Sadece hoyratçı olarak nitelemenin yetersiz olacağı Cihat Demirci aynı zamanda hoyratlar ve şiirler de yazmıştır. Söylediği hoyratlar kendisine ait olmakla birlikte bu hoyratları yayınlamamıştır. Irak Türkleri arasında saygın bir yere sahip olan Cihat Demirci'nin Irak Türkmen halk edebiyatı için gösterdiği çabalar gelecek nesillerin kültürlerini koruyabilmeleri için önemli bir örnek oluşturduğu da açıktır. Bu çalışmada Cihat Demirci'nin hoyratçılığı ve söylediği hoyratlardan hareketle Irak Türkmen Türkçesi sözlü ürünlerinden hoyrat üzerinde durulmuş, onun hoyratları şekil ve içerik özellikleri açısından incelenmiştir.
Muhibbî Divanı (2000 – 2500. gazeller) (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)
Bu çalışma, 16. yüzyıl hükümdarı, Muhibbî mahlaslı Kanuni Sultan Süleyman'ın Divan'ının 2000-2500. gazellerinin bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışmasıdır. Çalışmanın amacı kelimelerin bulundukları cümleye göre aldıkları derin anlamlara yer verilerek şairin şirinin daha iyi anlaşılması ve dil zenginliğinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışma yapılırken verilerin elektronik ortama yüklenmesi sağlanmıştır. Bu durum da eserin bugün daha kolay ulaşılabilir olmasını ve geleceğe taşınmasını ayrıca birçok veriye aynı anda ve hızlı erişimini sağlamaktadır. Böyle kapsamlı bir işlev için de TEBDİZ ( Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü) projesi başlatılmıştır. Bu çalışma yapılırken Kemal Yavuz- Orhan Yavuz'un "Muhibbî Divanı-Bütün Şiirleri" adlı çalışması esas alışmıştır. Şairin 500 gazeli aracılığıyla şiir anlayışına ve şiirinin anlam derinliğine, dil zenginliğine, topluma bakış açısına, sosyal - dini mesajlarına, beşeri, coğrafi ve çeşitli alanlardaki bilgi birikimine yönelik zengin bir içerik sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Muhibbî, Kanuni Sultan Süleyman, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, 16. yüzyıl
Balıkesirli Râsih Ahmed Bey-Bülgatü'l-Ahbâb (metin-dil incelemesi-sözlük)
17. yüzyılda Balıkesir'de doğan Râsih Ahmed Bey, Balıkesir'in önemli ailelerinden birine mensup olması dolayısıyla Ahmed Bey adıyla, dönemin eserlerinde ise Râsih adıyla anılmıştır. Eserinde verdiği sarayın teşkilat yapılanmasına dair bilgilerden şairin sarayda bulunduğu ve devlet hizmetinde görev aldığı anlaşılmaktadır. Ölüm yeri ile ilgili kimi kaynaklarda tezkirelere dayanarak Tekirdağ denmektedir; ancak mezarı Balıkesir'de Zağanos Paşa aile mezarlığındadır. Tezkirelerde Sofyalı Râsih'le sık sık karıştırılan Râsih, üstine redifli gazeliyle meşhur olmuş, bu ünü günümüze kadar ulaşmıştır. Çalışmamızın konusunu oluşturan Bülgatü'l-Ahbâb, mensur ve yer yer manzum tarzda yazılmış, çok çeşitli konulardan bahseden telif bir eserdir. 18. yüzyılın ilk yarısında yazıldığını tahmin ettiğimiz eser saray teşkilatı, Osmanlı tebaası, adabımuaşeret, yeme-içme adabı, konuşma adabı, halk hikâyeleri, halk inanışları, efsaneler, korku hikâyeleri (cin, cadı, Karakoncolos, Çarşamba Karısı, vampir vs.), dini ayinler, şarap yapımı, tütün, Anadolu ağızlarından örnekler, ev eğlenceleri gibi çok çeşitli konuların anlatıldığı bir eserdir. Metinde geçen gerek Râsih'e ait gerekse başka şairlere ait beyitler, bu esere aynı zamanda bir mecmua özelliği de kazandırmaktadır. Bülgatü'l-Ahbâb'ın mevcut nüshaları arasında müstensih hataları bakımından en okunabilir nüsha olması dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY01491 numarada kayıtlı olan eser seçilmiştir. Kimi yerlerde yanlışlıkları gidermek için IUNEK TY3284 nüshasına başvurulmuştur. Metnin çeviri yazısı yapıldıktan sonra dil özellikleri verilmiş, sözlük-dizini ve özel adlar dizini oluşturulmuştur.
İstanbul Devlet Tiyatrolarında 1990-2000 yılları arasında sergilenen oyunlarda cinsellik ve erotizm kodlayıcılarının sunumu
Bu çalışmada derlem olarak anlatım olanaklarını gözlemleme açısından çeşitlilik ve verimlilik sağlayan senaryolar kullanılmıştır. Senaryolar, 1990-2000 yılları arasında, İstanbul Devlet Tiyatrolarında sergilenmiş ve İstanbul Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Dramaturgi arşivlerinde bulunan tüm Türkçe metinlerle sınırlandırılmıştır. Gösterilmek üzere hazırlanan metinlerde bulunan parantez içi açıklamalar, talimatlar ve ön oyun adı verilen özetlerin cinsellik / erotizmin kodlanmasında en az dil birimleri kadar önem taşıdığı ön görüsüyle cinsellik / erotizm kodlayıcıların sunumu bu metinler üzerinden araştırılmıştır. Senaryolara has olan bu nitelikler, özellikle yasaklı addedilen kavramların açık açık sunulamadığı durumlarda vericinin elini güçlendirmekte; imalar, çağrışımlar ve bedensel temaslar üzerinden iletilmeye meyilli olan cinsellik / erotizmi yazılı metin üzerinden tespit edebilmeyi kolaylaştırmaktadır. Çalışmanın temelini oluşturan söz konusu kodlayıcılar hem dilsel hem dil ötesi ögeler dikkate alınarak tespit edilmiş, bağlam içindeki ve metin üreticinin yüklediği görev ve anlamları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Dilin var olan imkânları içinde bir inceleme modeli oluşturulmuş olup cinsellik / erotizm kodlamada mevcut olanakların her birinden yararlanıldığı görülmüştür.
Bursa'nın yetiştirdiği bir değer: Metin Güven (hayatı-sanatı-eserleri)
Bursalı bir edebiyatçı olarak, şimdiye kadar hakkında akademik anlamda kapsamlı bir çalışma ortaya konmamış olan Metin Güven, 24 Ocak 1947'de Bursa'da dünyaya gelmiş ve 16 Ağustos 2010'da yine Bursa'da vefat etmiş bir şairdir. Metin Güven, ilk şiirinin yayımlandığı 1968 yılından ölümüne kadar geçen kırk iki yıllık süreçte on üç şiir kitabı yayımlamıştır (Ayrıca şairin yayımlanacağını haber verdiği ancak vefatı sonrası kayıplara karışmış on dördüncü şiir kitabı tarafımızca bulunmuş ve çalışmaya o da dâhil edilmiştir.). Şairin yayımlanmış kitaplarında yer alan toplam şiir sayısı (652) altı yüz elli ikidir. Yaşamı boyunca, üniversite yılları ve öğretmenliğe ilk başladığındaki iki yıl hariç, ömrünü Bursa'da geçirmiş olan şair ilk sayısı 15 Ocak 2006'da yayımlanan, Onaltıkırkbeş dergisinin kurucusu ve yayın yönetmenidir. Bu dergi ve dışında kalan müstakil yazılarında onun şiir, şair, edebiyat ve sanat ile dünyaya ve kültüre bakışı tespit edilip poetikası ortaya konmaya çalışılmıştır. İlk şiir kitabından sonuncusuna kadar şiirini değiştirip dönüştüren şairin hakkında pek çok kaynakta yanlış bilgiler verilmiş olması, kendisi hakkında yeni bir biyografi yazma gereği doğurmuştur. Bu çalışmada; Bursa'nın sanat birikimi, sosyo-kültürel ve entelektüel hayatı içiresinde önemli görevler edinmiş şairin gündeme getirilmesi, hayatı, sanatçı kişiliği, eserleri ve şairliği konusunda doğru bilgilerin aktarımı amaçlanmıştır. Bu bağlamda Metin Güven'in kişiliği ve edebi yaşamı Bursa'nın tarihsel düzlemi çerçevesinde incelenmiş ve şiir dünyası metin analizleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Akış içinde, öncelikle bir şair olarak hayatı, edebiyatçı kimliği ve eserleri verilmiş, ardından poetikası tahlil edilip, değerlendirilmiş, şiirleri biçim ve içerik yönünden incelenmeye çalışılarak, Türk edebiyatı içindeki yeri ve önemi belirlenmeye gayret edilmiştir.
Azerbaycan Türkçesi atasözlerinde kelime grupları
Bu çalışma, "Azerbaycan Atasözleri" kitabındaki atasözlerinde yer alan kelime gruplarını ele alır. Çalışmanın giriş bölümünü kelime grupları hakkında yapılan tanımlar, sınıflandırmalar oluşturmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde "Azerbaycan Atasözleri" kitabında yer alan kelime grupları yer almaktadır. Bu bölümde Azerbaycan Türkçesi atasözlerinde kelime grupları kapsamlı ve detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde tespit edilen kelime grupları değerlendirilmiştir.
Hikâyet-i Ashab-ı Kehf ve Takyanus (Metin-inceleme-tıpkıbasım)
Ashab-ı Kehf ya da Yedi Uyurlar olarak bilinen yedi arkadaşın hikâyesidir. Ashâb-ı Kehf kıssası Kur'an-ı Kerim'de Kehf Sûresi'nde anlatılmaktadır. Ashab-ı Kehf hikâyesi geçmişten günümüze çeşitli rivayetler ve az da olsa değişik farklılıklarla anlatılmaktadır. Bu sebepten kıssa ile ilgili en doğru kaynak İslam'ın temel kitabı ve ilk müracaat kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Ashâb-ı Kehf kıssasının anlatıldığı Kur'ân-ı Kerîm'in on sekizinci suresine, bu kıssanın önemi dolayısıyla "Kehf" adı verilmiştir. Ashab-ı Kehf kıssası gerek dini gerek tarihi açıdan önem arz eden bir hikâyedir. Bu konuyu geçmişten bugüne dek pek çok Osmanlı müellifi eserlerinde de yer vermişlerdir. Bizim üzerinde Yüksek Lisans çalışması yapacağımız eser Milli Kütüphane kataloğunda ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yazmalar.gov.tr adresindeki katalogda Kâdî Asker Şerîf Mehmed Mollâ Efendî (öl. 1308/1890) tarafından yazıldığı belirtilen yazma esere yönelik olacaktır. Bu Ashab-ı kehf hikayesi Osmanlı Türkçesi dönemine ait sade ve akıcı üslupla yazılmış bir eserdir. Eserin trankripsiyonlu metni ortaya konuldu ve ardından eserin sözlüğü hazırlandı.
Osmanlı mezar taşları etrafında gelişen kültür, medeniyet ve inanç dünyası üzerine bir inceleme: Eyüp örneği
Türk milleti tarihin hemen her döneminde mezar ve mezar taşı mimarisine önem göstererek mezarlıklarını titizlikle düzenlemiştir. İnşa edildiği dönemin zihniyetini yansıtan mezar taşları; devrin kültür, medeniyet ve inançlarını gösteren önemli kaynaklardandır. Birbirlerinden farklı dönemlerde oluşturulmuş mezar taşlarında, tarihsel değişim ve dönüşüm süreci izlendiğinde atalarımızın Müslümanlığı kabulünden önceki mezar gelenekleri, İslâmiyet'e geçiş ile birlikte terk edilmemiş, İslâmi gelenekle birleşip pekişen, zengin bir mezar geleneği oluşturulduğu gözlemlenmektedir. Bu durumun en somut örneklerini bünyesinde barındıran Osmanlı devletinin klasik dönemlerine gelindiğinde son derece olgun ve kültürel yoğunluğu yüksek mezarlıklar oluşturulmuştur. Bu durumun neticesinde Osmanlı toplumu, mezar bölgelerini medeniyet bahçelerine dönüştürmüştür. Bu denli zengin mezar geleneğinin arkasında yatan en temel etmenin Allah'a ve ebedi dünyaya kavuşma isteğidir. Bu kavuşma hasretiyle beraber ölüm son olmaktan çıkmış hakiki ve kalıcı olan dünyaya giriş kapısı niteliğini almıştır. Bu nedenlerden dolayı Osmanlı mezar taşlarında ölümün soğutucu ürpertisi yok edilerek gerek içerik gerekse şekilsel işleme ve motifleriyle mezarlıklarımız, kültürel ve inançsal değerleri yansıtan son derece canlı mekânlara bürünmüştür. Bu mekânların en güzel örneklerinden biri olarak Eyüp Sultan Hazretlerinin ebedi ev sahipliğini yaptığı İstanbul-Eyüp ilçesini göstermek mümkündür. Eyüp Hazretlerine yakın olabilmek adına Osmanlı toplumu buraya gömülmeyi arzu etmiş ve bunun sonucunda Eyüp, oldukça zengin ve kültürel çeşitliliğe sahip bir mezarlıklar bölgesi konumuna ulaşmıştır. Bu çalışma kapsamında İstanbul-Eyüp bölgesinde yer alan Osmanlı mezar taşları vasıtasıyla Osmanlı devletine medeniyet özelliği katan; yüksek kültür, düşünüş ve toplumsal yaşayış örnekleri sunularak ecdadımızın ölüme karşı tutumu, inanç dünyası, insana verdiği değer ve dünya anlayışı hakkında fikir sahibi olunacaktır.
Lübnan'da Türkçe soyadları
Bu çalışmada belli sınırlandırmalarla Lübnan'da kullanılan, tümüyle ve kısmen Türkçe soyadları incelenmiştir. Lübnan'da resmî tanımlamaya göre otuz bir farklı mezhep grubu bulunmaktadır. Çalışmada bu mezhep grupları içerisinde geçen Dürziler, Süryaniler, Ermeniler, ve Sünnilere ilaveten Sünniler içerisindeki üç alt grup Girit muhacirleri, Türkmenler ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları/ çifte vatandaşlık hakkına sahip olanlar da Türkçe soyadları bakımından kendilerine has özellikler taşıdıklarından ayrı gruplar olarak ele alınmıştır. Bu şekliyle toplamda yedi grup oluşmuştur. Bu gruplara mensup 283.000 kişiye ait soyadı taranmış, tamamen veya kısmen Türkçe olduğu tespit edilen 1.413 soyadı anlam, köken ve yapısı bakımından incelenmiştir. On bir bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde tezin amacı, kapsamı, yöntemi ve alanla ilgili literatür ele alınmıştır. İkinci bölümünde ad bilim alanındaki sınıflandırmalara yer verilmiş ve kişi adlarıyla ilgili tasnif denemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde genel hatlarıyla çalışma sahası olan Lübnan tanıtılmıştır. 4-10. bölümler arasında yukarıda isimleri geçen gruplara ait Türkçe/karma soyadları incelenmiştir. Bu bölümlerde önce ele alınan grup tanıtılmış, ardından o gruplara ait soyadları anlam, köken ve yapı bakımından ele alınmış, sonunda da o gupların kullanığı soyadları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Betimleyici yöntemle Lübnan'da kullanılan Türkçe ya da Türkçe bir öge taşıyan soyadlarının genel görünümünün ortaya konulmaya çalışıldığı tezde soyadlarında en çok kullanılan ek ve kelimeler de tespit edilmiştir. Sonuç ve önerilerin yer aldığı on birinci bölümde elde edilen verilerden hareketle çıkarımlar yapılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Türkiye ile Lübnan'ın ortak noktalarından biri olan Türkçe veya Türkçe öge taşıyan soyadlarının tespitiyle Lübnan'daki Türkçe soyadlarının yoğun kullanımına ve aynı zamanda iki ülke arasındaki ortak bir ögeye dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lübnan, onomastik, soyadları, Türkçe soyadları, karma soyadları.
Tanzimat Dönemi romanlarında elit ve entelektüel temsili
Modern kültürel arayış, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki ve bilimsel alanda yeni bir bilinçli yapılanmaya işaret eder. Bu bilinçli inşa süreci toplumsal tabakalaşma sisteminde yeni sınıfların, farklı zümrelerin, modern düşünce öncülerinin, evrensel kültür adamlarının ortaya çıkmasını zorunlu kılar. Modernleşmeyle birlikte Batı'nın toplumsal gerçekliklerine tekabül eden bazı kavramların Türk yazınında ne tür bir gerçekliğe işaret ettiği tartışılır bir konudur. Bu argümanın kapsamını oluşturan kavramlardan ikisi 'elit' ve 'entelektüel'dir. Çalışma, 'elit' ve 'entelektüel' kavramlarının Tanzimat Dönemi romanlarında ne şekilde temsil edildiğini çözümlemeyi amaçlar. Son dönem Osmanlı'nın modernleşme çabaları, Tanzimat reformları, Batılılaşma ve yenileşme girişimleri bu dönemin ve konunun seçilmesinde etkili olmuştur. Böylece konu bağlamında çizilen çerçevede ilk olarak elit ve entelektüel kavramlarının tanımı ve tarihsel gelişim-dönüşüm evreleri verilmiştir. Tarihsel süreçte bu kavramların zihinsel olarak ortaya çıkış koşulları, farklı toplumlarda ve kamusal alanlarda anlamlandırılma biçimleri, literatüre dâhil edilmeleri, bireysel tanımlamalara, teorik olarak hangi sınıflandırmalara ve kuramlara tabii tutulduğu bir bütünlük içerisinde sunulmuştur. Tanzimat döneminin zihinsel, ekonomik, sosyal, hukuki, siyasal yapılanmasını anlamak roman karakterlerini çözümlemek adına önem arz eder. Bu nedenle ikinci aşamada elit ve entelektüel kavramlarının Osmanlı-Türk modernleşmesinde nasıl bir portre çizdiği açıklanmıştır. Kavramların tarihsel süreç içerisinde işaret ettikleri sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik ve zihinsel pratikler 'zamanlarına ait insanlar' söylemini anlamlı kılar. Tanzimat dönemi yazarları yeni bir tür olan romanla bu anlamlandırılan pratiklerin ilk temsillerini yaratmışlardır. Romanlardaki karakterler dönemin gelişmeleri çerçevesinde bilgi, uzmanlık, özgürlük, kültür üreticisi-aktarıcısı, sürgün, yabancılaşma gibi özelliklerle entelektüel temsillerini; zenginlik, prestij, statü, ahlak gibi toplumsal kaynaklar ile karizma, motivasyon, enerji, zaman gibi bireysel kaynakların harmanlanmasıyla da elit temsil biçimlerini yansıtmada ayna görevi görür. Böylece araştırmaya konu edilen elit ve entelektüel temsili Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey'le Rakım Efendi, Namık Kemal'in İntibah, Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası, Samipaşazade Sezai'nin Següzeşt, Hüseyin Rahmi'nin Şıpsevdi, Fatma Aliye Hanım'ın Muhadarat, Mizancı Murat'ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı? adlı romanlarındaki karakterlerden hareketle içerik ve söylem analizi yöntemiyle saptanmaya çalışılmıştır. Romanların çözümlenmesiyle yapılan tespitler sonucu elit ve entelektüel temsilleri sınıflandırılmıştır. Entelektüel temsilleri: Amatör entelektüeller, kültürel sembollerin kullanıcıları, aktarıcıları, üreticileri olarak tekrarlayıcı ve yaratıcı entelektüeller, 'insan özgürlüğünü ve bilgisini artırma' amacı taşıyan entelektüeller, sürgün entelektüeller. Elit temsilleri ise: Servet sahibi alafranga elitler, ekonomik ve kültürel sermaye sahibi elitler, "üst ahlaksızlık" söylemi çerçevesine elit temsili olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Bunun yanı sıra elit dolaşımı teorisi de romanların çözümlenmesiyle Fazıla'dan Peyman'a, Peyman'dan Fazıla'ya elit dolaşımı ve ekonomik elitlerin dönüşümü olarak incelenmiştir.
Envârü᾿l-Âşıkîn'in Pertev Paşa nüshası (264b-396b) (Giriş, ses bilgisi, metin, dizin, tıpkıbasım örnekleri)
Eski Anadolu Türkçesi döneminde Ahmed-i Bîcân tarafından XV. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınan Envârü'l-Âşıkîn adlı eser, Türk dilinin eserin yazıldığı dönemdeki özelliklerini yansıtması nedeniyle Eski Anadolu Türkçesi alanındaki çalışmalara da katkı sunmak adına tez konusu olarak seçilmiştir. Tez çalışmamızda eserin bilinen en eski nüshası olan Pertev Paşa nüshasının 264b-396b varakları esas alınmıştır. Pertev Paşa nüshası İstanbul Süleymaniye Kütüphane'sinde bulunmakla beraber yazıldığı dönemden bu zamana kadar halk tarafından çokça okunan Envârü'l-Âşıkîn adlı eserin muhtelif yerlerde çok sayıda yazma nüshası bulunmaktadır. Tez çalışması temelde beş ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar: Giriş, Ses Bilgisi, Metin, Dizin ve Tıpkıbasım Örnekleri'dir. Çalışmanın ilk bölümünde Eski Anadolu Türkçesi, Envârü'l-Âşıkîn ve eserin yazarı Ahmed-i Bîcân hakkında genel bilgiler verilmiştir. Ses Bilgisi bölümünde çalışmaya konu olan varaklar arasında kalan bölümdeki ses hadiseleri incelenmiştir. Metin kısmında metnin bilinen en eski nüshası olan Pertev Paşa nüshasının 264b-396b varakları arasında kalan kısmın transkripsiyonlu metni verilmiştir. Çalışmanın Dizin bölümünde metnin gramatiksel dizini verilmiş olup son bölümünde ise Pertev Paşa nüshasından tıpkıbasım örnekleri sunulmuştur.
Nursel Duruel hayatı, sanatı ve eserleri üzerine bir inceleme
Bu çalışma, edebiyatımıza başta öykü kitapları olmak üzere biyografik ve antolojik eserler kazandırmış, edebiyat dünyasının önemli isimleriyle yaptığı söyleşilerle edebiyat alanını zenginleştirmiş olan Nursel Duruel'in hayatını, poetikasını ve kurmacaya dayalı eserlerini anlamlandırma çabasını kapsamaktadır. Daha öncesinde yazarın hayatı, sanatı ve eserlerinin bütünlüklü bir çalışma ile ele alınmamış olması böyle bir çalışmaya zemin hazırlamıştır. Duruel ile yapılan söyleşilerden hareketle hazırladığımız (bizzat kendisi ile yaptığımız söyleşiler de dâhil olmak üzere) "HAYATI" bölümünde yazarın doğumu, ailesini, çocukluğunu, meslek hayatını, öykü evrenini oluşturan poetik görüşlerini açıklamaya çalıştık. Duruel'in edebiyatımıza kazandırdığı eserleri de bu bölüme dâhil ettik. "YAPI ve İZLEK" adlı bölümün ilk kısmında yazarın öykü evrenini inşa ederken seçmiş olduğu mekânları, kişileri ve zamanı nasıl biçimlendirdiğine dair tasnifler yer alırken; ikinci kısmında ise Duruel'in öykülerindeki izlekler yer alır. Özellikle izlek kısmında, öykülerde yer alan psikolojik ve sosyolojik geri planı yapmış olduğumuz disiplinler arası okumalarla anlamlandırmaya çalıştık. "DİL ve ÜSLÛP" adlı bölümde yazarın modern dünyayı ve bu dünyadaki insanların hayata tutunma çabalarını ve hayata karşı tutumlarını kurgusal bir şekilde anlatırken kullandığı anlatım tekniklerini ve kelime dünyasını aktarmaya gayret gösterdik. Çalışmanın son kısmına ise yazarın yaptığı ve yazarla yapılan söyleşileri, kendi yazılarını, Duruel için düzenlenmiş sempozyumları vs. bir araya getirmeye çalıştığımız bir bibliyografya ekledik. Anahtar Kelimeler: Dil, 1980 dönemi öykücülüğü, metin incelenesi, modernizm, Nursel Duruel.
Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirlerinde simgesel açılımlar ve ortaya çıkış izlekleri
Asaf Hâlet Çelebi, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın özgün şairlerinden birisidir. Yaşantısı ve şiir anlayışını ortaya koyduğu metinler incelendiğinde Modern Türk şiiri sahasında şiirlerini saf şiir anlayışıyla kaleme alan şairlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın odak noktası, Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirlerindeki izleklerin oluşumuna yön veren yaşantısı ve şiir anlayışı göz önünde tutularak şiirlerinde kullandığı simgesel ifadeleri açıklamaktır. Asaf Hâlet Çelebi, kullanmış olduğu kendine has kelimeleri ile döneminde daima gündemde kalan ve özgün bir şiir dili inşa eden bir şair olmuştur. Asaf Hâlet'in doğu mistisizmi, İslam tasavvufu, Hint felsefesi ve Budizm'e olan yoğun ilgi ve bilgi birikimi de şiir evreninin oluşumuna yön veren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiirlerinde yoğun bir şekilde karşımıza çıkan simgesel ifadelerin, Asaf Hâlet Çelebi'nin bilinç altına etki eden çocukluk ve aile yaşantısı, tarihî atmosferi ile aidiyet duyduğu mekân olarak karşımıza çıkan İstanbul ve şairin mistik yönelimleri ile yakından ilgili olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Asaf Hâlet Çelebi, dil, İstanbul, mistisizm, simge.
Necmi Divanı (Mehmet Necmettin) metin-inceleme
Bu çalışmaya konu olan Necmî Dîvânı'ndan(Mehmet Necmeddin) hareketle hayatı, ailesi, eğitimi ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilmiştir. Necmî'nin kaynaklarda doğum ve ölüm tarihi hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ancak yaşadığı yer ve mesleği hakkında bilgiler verilmiştir. Necmî mahlasıyla şiirler yazan şairin Dîvânı, Pendnâme ve Gülşenistân adlı Milli Kütüphane nüshasında üç eseri bulunmaktadır. Teze konu olan eser Dîvân'ın metin ve inceleme bölümünden oluşmaktadır. Metnin transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. İnceleme kısmında ise şiirlerin şekil özellikleri, ahenk unsurları ve edebî sanatlar hakkında inceleme yapılmıştır. Dîvân'daki sıraya göre kasideler, kıtaatlar, musammatlar, bahrıtaviller, gazeller ve ebyatlar başlığı altında incelenmiştir. İnceleme kısmında bu bölümlerdeki şiirler tablo halinde verilmiştir. Dîvân'ın Türk Dil Kurumu nüshasının sonunda bir tebriknâme bölümü yer almaktadır. Bu bölümdeki şiirler ve nesir bölümleri de transkripsiyonlu olarak çalışılmıştır. Aruz kusurları ile dikkat çeken Dîvân'daki şiirlere, bazı müdahaleler yapılmıştır. Dîvân'da transkripsiyon çevirisi yaparken gerekli yerlerde metin tamiri yapılmıştır. Bu tamirlerden takdim tehir, kelime çıkartma, atıf vavlarını çıkartma veya eklemelere gidilmiştir. Bazı kelimelerin ise orijinal haline bir müdehale söz konusudur. Bu müdahaleler ses düşmesi veya ses türemesi şeklinde düzenlenmiştir. ii Necmî'nin hayatı, ailesi, doğum ve ölümü hakkında bilgi verilmiştir. Necmî'nin edebî ve ilmî kişiliği hakkında Dîvân'dan hareketle bilgiler verilmiştir. Yaşadığı dönem, sosyal hayat ve bazı tarihi bilgiler hakkında örnekler incele kısmında mevcuttur. Dîvân'daki şiirlerin aruz kalıpları çalışmamızda en çok uğraştığımız bölüm olmuştur. İnceleme kısmında şiirlerin vezinleri bulunmuş tablo halinde verilmiştir. Ayrıca büyük uğraşlara rağmen bulunamayan vezinler için ise soru işareti konmuştur. Dîvân'da kafiye ve redif konusu detaylı olarak incelenmiştir. Şiirlerin rediflerini incelerken kelime bazında olanlar, ek bazında olanlar ayrıca ek ve kelime bazında olanlar şeklinde üç maddede incelenmiştir. Dîvân'da tespit edilen edebî sanatlar hakkında örnekler verilmiştir. Dîvân'da tespit ettiğimiz dil özellikleri, deyimler ve arkaik kelimeler hakkında örnekler mevcuttur. Necmî'nin şiiri, dil açısından incelendiğinde bazen Eski Anadolu Türkçesi dil özelliklerini barındırdığını anlıyoruz. Bu özellikler hakkında incelemede bilgiler verilmiştir. Genel itibariyle Dîvân edebiyatı geneleğinin sürdürüldüğü bu Dîvân'ın dikkat çeken unsurlarını, yenilik arz eden durumlarını inceleme kısmında ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Dîvân edebiyatının son temsilcilerinden biri olan Mehmet Necmeddin'in günümüze ulaşmış bu eseri büyük bir titizlikle incelenmiş, ilim dünyasına tanıtılmıştır. Anahtar Sözcükler: Mehmet Necmeddin, Dîvân, Milli Kütüphane, Türk Dil Kurumu, aruz kusuru.
Hurûf-ı Hecâ Üzre Mürettep Şiir Mecmû'ası (İnceleme-Metin)
Bu çalışmada, XVIII. yüzyılda tertiplenmiş ve müellifi bilinmeyen "Hurûf-ı Hecâ Üzre Mürettep Şiir Mecmû'ası" başlıklı eser, transkribe edilerek söz konusu dönemde kaleme alınmış nazireler ve şiirler tespit edildi. Eserde 25 adet nazire bulunmakla birlikte söz konusu nazireler, Şiirine Nazire Yazılan Şair, Nazireyi Yazan Şair, Vezni, Gazelin Başlığı, Konusu, Redifi, Kafiyesi, Yüzyılları" başlıkları altında incelendi. Gazellerin her birinin hem "nazire" başlığı altında kaydedilmesi hem de model şiirle konu, vezin, kafiye ve redif bakımından benzerlik göstermesi söz konusu gazellerin nazire tanımına ve ölçütlerine uygun olduğunu gösterdi. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi adına nazirelerle ilgili bilgiler ve tespitler tablo şeklinde sunuldu. Şairlerin mecmû'ada yer alan şiirleri ile divanlarında yer alan şiirleri ise gazel, beyit ve kelime bakımından karşılaştırıldı. Bu mukayese sonucunda "Nâ'ilî Efendi, Nâbî Efendi ve Fuzûlî" adlı üç şairin şiirlerinin farklı olduğu tespit edildi. Bazı gazellerin şairlerin divanlarında bulunan gazellerle büyük oranda farklılık gösterdiği, bazılarında beyit, bazılarında ise kelime değişikliği olduğu görüldü. Bütün bu unsurlar tablo hâlinde ayrıntılı ve düzenli bir şekilde ortaya konuldu. Yazma nüshada te'lif ve istinsah tarihine dair kesin bir bilgi verilmediği gibi eserdeki şairlere bakıldığında XVI, XVII ve XVIII. yüzyılda yaşamış isimler olduğu görüldü. Mecmû'ada dönem olarak diğer şairlerden geç bir yüzyılda yaşamış oldukları bilinen; Nahifî, Koca Ragıp Paşa ve Kuburizâde gibi şairlerin şiirlerinin kayıtlı olması eserin XVIII. yüzyılda yazıldığı ihtimalini doğurdu. Mecmû'ada XVI. yüzyıldan 9, XVII. yüzyıldan 20, XVIII. yüzyıldan 10 şair mevcut olmasına rağmen 5 şairin de hangi yüzyılda yaşadığı kesin olarak tespit edilemedi. Tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Eserin Müellifi, Eserin İsim Meselesi, Eserin Yazılış Tarihi Meselesi, Nüsha Tavsifi, Mecmû'anın Dış Özellikleri, Muhteva, Mecmû'ada Yer Alan Şairler ve Şairlere Ait Gazel Sayıları" konu başlıkları altında eserin incelemesi yapıldı. İkinci bölümde ise mecmû'anın transkripsiyonlu metni ve özel adlar dizini verildi.
Amasya yöresi geçiş dönemi, takvim ve bereket ritüelleri
Bu araştırmada, Amasya yöresindeki geçiş, takvim ve bereket ritüellerinin süreç ve anlam yapısı incelenmiştir. Çalışma, öncelikle toplumsal ve bireysel yaşamın her aşamasında önemli işlevlere sahip geçiş, takvim ve bereket ritüellerini, Amasya merkez ve altı ilçesini kapsayacak şekilde, sahadan derleme yöntemleriyle tespit etmeyi, ikinci aşama olarak verileri, ritüellerin ardışık zincirleme akışını takip ederek yapısal bir bütünlük oluşturmayı amaçlayan ritüel süreç yöntemiyle tasnif edip aktarmayı; son olarak da ritüellerin yapısını oluşturan kurucu unsurlarını ayrıştırmak suretiyle inceleyen "elemental analiz" yöntemiyle; ritüellerin, sembolik dilini, kodlarını ve derin anlam yapısını çözümlemeyi amaçlamıştır. Çalışma, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'ün ilk basamağında ritüel kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda ritüel tanımlarına, ritüelin temel özelliklerine, ritüel ile ilişkili kavramlara, tasnif çalışmalarına yer verilmiştir. Bu bölümün ikinci basamağında, batı merkezli ritüel kuram ve teorik yaklaşımlar ele alınmış, aynı zamanda ritüel çalışmaları tarihi özetlenmiştir. "Ritüelin Yapısı ve Yapıyı Oluşturan Unsurlar" başlığını taşıyan Birinci Bölüm'ün üçüncü basamağında inceleme yöntemimiz olan elemental analiz yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölüm'ün son basamağında, çalışmanın örneklem sahası olan Amasya yöresi, tarihî ve coğrafî açılardan tanıtılmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümü'nde; doğum, evlenme ve ölüm ritüellerinden oluşan geçiş dönemi uygulamaları ele alınmıştır. Ardışık bir dizilimle verilen ritüellerin aşamaları geçişlerin evrelerine göre yapılandırılmıştır. Buna göre, pre-liminal, liminal ve post-liminal şeklinde bir süreç izleği takip edilmiştir. Üçüncü Bölümde takvim ritüellerine yer verilmiştir. Takvim ritüelleri mevsimsel döngüye dayalı ve anma esasına dayanan ritüeller olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmış, her bir kategoriye ait ritüel türleri alt başlıklar hâlinde incelenmiştir. Bu kategoride yer alan ritüeller de belirli bir süreç izleği takip edilmek suretiyle evrelere ayrılarak verilmiştir. Dördüncü Bölümü bereket ritüelleri oluşturmuştur. Bereket ritüelleri; birincisi tarımsal, ikincisi hayvansal bereket ritüelleri olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. Tarımsal bereket ritüeli olarak Yağmur Yağdırma ritüelleri; hayvansal berekete dayalı olarak da Koç Katımı, Saya Gezme ritüelleri ele alınmıştır. "Ritüellerin Yapısal Unsurları" adını taşıyan Beşinci Bölümü'nde zaman, mekân, ritüel kişileri ve rolleri, ritüel nesneleri gibi ritüel unsurları birer gösterge olarak ele alınarak ritüelin işleyişine ve genel olarak anlamın oluşumuna yaptıkları katkılar merkeze alınarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak birinci adımda ritüellerin bir süreç izleğine, bir sisteme sahip olduğu ortaya konulmuştur. İkinci adımda ise ritüellerin çoklu anlam ve yoğunlaştırılmış mesajları incelediğimiz kurucu unsurları üzerinden aktardıkları görülmüştür.
Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış bir Faziletname (İnceleme-metin-gramatikal dizin)
Bu çalışma Yemini'nin XV. yüzyılın ikinci yarısıyla XVI. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı dönemde EAT ile yazdığı, bilinen 40 el yazması suret Faziletname'lerden Hamit Karaca'nın şahsi kütüphanesinde bulunan suretin 3.varaktan başlayarak 38 varaka kadar okuyarak, metin incelemesi yapılmış ve diğer el yazması Fazletname eserlerinden bir kısmı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın "Giriş" bölümünde Faziletname isimli eser, eserin özellikleri, konusu ve başlıkları gibi konular ele alınmış, "Dil Özellikleri" başlığında eserin şekil bilgisine ait özellikleri örneklerle incelenmiş, "Gramatikal İndeks" başlığında eserin sistematik bir sözlüğü hazırlanarak, isim ve filler anlam ve gramer kategorileri bakımından geçtikleri beyit numaralarıyla birlikte alfabetik olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Faziletname, Eski Anadolu Türkçesi, Yemini, Hz.Ali.
Antepli Aynî Divanı'nın bağlamsal dizini ve işlevsel sözlüğü
Bağlamsal dizin ve işlevsel sözlük çalışmaları, edebî eserlerde yer alan kelimelerin ve kelime gruplarının içinde bulundukları bağlamda değerlendirilip anlamlandırılması esasına dayanır. Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak yönetiminde başlatılan ve hızla devam eden Tebdiz projesi sayesinde geçmişte yazılan birçok edebî eserde yer alan kelimelerin ve kelime gruplarının bağlamsal anlamı tespit edilmektedir. Böylelikle, günümüzdeki bir okur merak ettiği bir kelime veya kelime grubunun anlamını, içinde geçtiği edebî metnin bağlamından hareketle anlamlandırılmış olarak öğrenebilecektir. Birçok araştırmacı, edebiyatımızın güzide eserlerinde yer alan kelime ve kelime gruplarının bağlamsal anlamını bularak Tebdiz sistemine işlemektedir. Sistemdeki eser ve anlam sayısı günden güne artmaktadır. Furkan Öztürk'ün hazırladığı Baki Divanı Sözlüğü ile başlayan bu akım zenginleşerek sürmektedir. Bu çalışmamızda 18. yy. sonu ile 19. yy. başında yaşamış olan ve edebî ürünlerinin büyük bir bölümünü İstanbul'da oluşturmuş olan Antepli Aynî'nin Divanı'nda yer alan kelime ve kelime gruplarının bağlamsal anlamı incelenmiştir. Çalışmamızda, Prof. Dr. Mehmet Arslan tarafından 2004 yılında Kitabevi Yayınları tarafından yayımlanan Antepli Aynî Divanı adlı eser kullanılmıştır. 827 manzume ve 5022 beyitten oluşan bu edebî eserdeki kelime ve kelime gruplarının bağlamsal anlamlarının bulunup Tebdiz sistemine işlenmesi ile Antepli Aynî Divanı'nın işlevsel sözlüğü oluşturulmuş oldu. Bu çalışmanın hem çalıştığımız eserin hem de ait olduğu dönemin, 18. yy. sonu ve 19. yy. başı, edebî metinlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sunacağı düşüncesindeyiz. Anahtar Kelimeler: Antepli Aynî Divanı, Anlamlandırma, Bağlamsal Dizin ve İşlevsel Sözlük, 18. Yüzyıl, Tebdiz projesi.
Gaziantep düğünleri
Türk kültürünün geçiş dönemlerinden (doğum-evlenme-ölüm) birisi olarak görülen evlenme törenleri; birbirlerini tam anlamıyla tanımayan insanları gelenek ve görenekler çerçevesinde bir araya getiren, bu kişiler arasındaki sosyal bağları güçlendirerek pekiştiren, sahip oldukları Türk kültür mirasının tam anlamıyla farkına vardırarak, bunları gelenek, görenek, evlenme tören ve ritüelleri ile genç kuşaklara aktarılmasını sağlayan temel unsurlardan biridir. Düğün törenleri insanları birleştirme fonksiyonundan başka; hoşça vakit geçirme, eğlenme ve eğlendirme, toplum kurallarına destek vererek bunları gelecek kuşaklara aktarma, kişisel ve toplumsal baskılardan kurtulma fonksiyonlarını da üstlenmektedir. Bu fonksiyonları belirlemek ve düğün törenlerinin hangi aşamalardan geçtiğini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanan çalışmada, Anadolu ve Rumeli coğrafyasından ve Türk topluluklarının yaşadıkları başka bölgelerden alınan örnekler ile ortak bir düğün modeli oluşturulabileceği düşüncesi ile araştırma yürütülmüştür. Gaziantep düğünlerinin incelendiği bu çalışma giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Halk biliminin çalışma alanları içerisine giren evlenme olgusunun önemi ve bazı genel kavramların açıklanması ve değerlendirilmesi birinci bölümde verilmiştir. Düğün yapısının ve foksiyonlarının yapılan gözlem ve derlemelere göre tasnif edilerek incelenmesi ikinci bölümde yer almaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise Gaziantep düğün törenlerinin geleneksel ve günümüz bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Konuyla ilgili yazılı, sözlü ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır.
Muhammed Müftü Efendi'nin (1868 - 1946) hayatı ve eserleri üzerine bir inceleme
Muhammed Müftü Efendi'nin Hayatı ve Eserleri Üzerine Bir inceleme (1868-1946) adını taşıyan bu çalışma, XIX. yüzyılda Erbil'de yaşamış ve hayatının neredeyse hepsini tasavvuf ve müftülükle sürdürmüş olan Muhammed Müftü Efendi ile ilgilidir. Bu tezde onun Türkçe yazmış olduğu divanındaki şiirleri, edebi hayatı, şiirlerin muhtevası incelenerek düzenli bir çalışma yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Muhammed Müftünün hayatı, sanat anlayışı ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde şiirlerindeki kullandığı din ve tasavvufla ilgili mefhumlar muhteva yönünden incelenmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirlerinde kullanmış olduğu nazım şekilleri, vezin, kafiye, dil ve üslupla ilgili örneklerle beraber incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise tezin temelini oluşturan "Metinler" bölümü yer almaktadır. Bu bölümün sonunda şiirlerin fotoğrafları, el yazma nüshası ve diplomaları ile ilgili açıklamaların belirtildiği bir bölüm (Ekler) eklenmiştir. Son olarak elde edilen neticeler "Sonuç" başlığı altında sıralanmıştır, ayrıca çalışmam hazırlanırken başvurulan eserler "Kaynakça" da verilmiştir.