Ankara Yıldırım Beyazıt University
Enstitü

Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü

Ankara Yıldırım Beyazıt University

10

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin terörizmle mücadelede 'kaynağında yok etme' stratejisinin etkililiği

Terör ve terörizm kavramı uluslararası alanda özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde, ABD'de El Kaide terör örgütü tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarıyla gündem haline gelmiştir. Türkiye'de ise başta PKK\KCK terör örgütü olmak üzere FETÖ, DEAŞ ve sol terör örgütleri, elli (50) yılı aşkın bir süredir farklı zaman dilimlerinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit etmektedir. Bu örgütlerin stratejileri ve kullandıkları yöntemler farklılık gösterdiği için bunlarla mücadelede izlenilen yöntemler farklılık göstermektedir. Bu sebeple anılan terör örgütleriyle mücadelede her birine ayrı yöntem izlenerek mücadele edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu süreçte ise Türkiye terörizmle mücadele alanında farklı yol ve yöntemleri izlemiştir. Bu doğrultuda FETÖ tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi sonrasında terörizmle mücadelede 2016 yılının Ağustos ayında uygulamaya alınan "terörü kaynağında yok etme" stratejisine geçilmiş ve Fırat Kalkanı Harekâtı ile ilk aşama başlamıştır. 2015 yılıyla birlikte PKK/KCK, DEAŞ ve sol terör örgütlerinin gerçekleştirmiş olduğu silahlı/bombalı saldırılar ile Türkiye bir terör sarmalına hapsedilmeye çalışılmış, devamında ise 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi ile süreç tamamlanmak istenmiştir. Söz konusu darbe girişimi sonrasında Türkiye terörizmle mücadele alanında Suriye ve Irak'ın kuzeyine düzenlediği sınır ötesi harekatlarla 'terörü kaynağında yok etme' stratejisini uygulamaya başlamıştır. Bu çalışmada söz konusu stratejide uygulanan yöntem anlatılacak ve elde edilen kazanımlar istatistiki veriler ile birlikte analiz edilecektir.

Muhammed Algök
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mekân, ağ ve norm üçgeninde jeoekonomik rekabet: BRI ve IMEC karşılaştırması

Bu tez, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile ABD öncülüğündeki Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun (IMEC) oluşturduğu rekabetin, küresel jeopolitik düzeni nasıl dönüştürdüğünü keşifsel bir çerçevede incelemektedir. Bu çalışma, literatürde çoğunlukla altyapı yatırımlarının ölçeği veya finansman modelleri üzerinden yapılan BRI–IMEC karşılaştırmalarının ötesine geçerek, koridor rekabetini çok katmanlı bir yönetişim problemi olarak ele alan bütüncül bir çerçeve sunması bakımından önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Araştırma, koridor rekabetini tekil projelerin toplamı olarak değil, "mekân–ağ–norm" üçgeninde işleyen bir akış yönetişimi meselesi olarak kavramsallaştırmaktadır. Mekân boyutu fiziksel hatların kapasite ve çeşitliliğini, ağ boyutu liman–kuru liman–demiryolu ara yüzlerinin ürettiği zaman güvenilirliğini, norm boyutu ise finansman ve yönetişim standartlarının öngörülebilirlik ile yaptırım güvencesini temsil etmektedir. Bu çerçevede, literatürde sıkça atıf yapılan "arka ofis standartları", koridorların görünmeyen fakat belirleyici altyapıları olan ödeme sistemleri, sigorta kuralları, veri yönetişimi ve ihale süreçlerinin teknik standartlarını ifade ederken; "hedging stratejisi" ise orta güçlerin büyük güç rekabeti karşısında riskleri dağıtmak ve kapasite kazançlarını maksimize etmek için aynı anda birden fazla koridordan faydalanmaya dönük dengeleyici tutumunu ifade etmektedir. Karma yöntem yaklaşımıyla birincil ve ikincil doküman analizi, karşılaştırmalı vaka okuması ve güvenlik risk haritalaması kullanılmış; bulgular maliyet–fayda ve sigorta/risk primi sezgileriyle sentezlenmiştir. Bulgular, BRI'nin ölçek ve hız üzerinden erişimi yaygınlaştıran çok hatlı mimarisinin portföy dayanıklılığı sağladığını; IMEC'in seçici düğümler arasında yüksek standartlı entegrasyonunun gecikme dağılımını daraltarak "zaman güvenilirliği primi" ürettiğini göstermektedir. Jeopolitik düzlemde nüfuz, ittifak şemsiyelerinin ötesinde ödeme–kliring, sigorta, veri ve ihale kuralları gibi "arka ofis" standartları üzerinden kalınlaşmakta; normatif rekabet, kimin kural paketinin varsayılan olacağına dair uzun ömürlü bir yarışa dönüşmektedir. Orta güçler, çift hatlı bir hedging stratejisiyle hem erişim kazanımlarını maksimize etmekte hem de kurumsal teminat yoluyla finansman maliyetini düşürmektedir. Tezin katkısı, koridor performansını "kapsam kazancı–güvenilirlik kazancı–öngörülebilirlik kazancı" olarak ayrıştıran ölçülebilir bir çerçeve önermesi; politika düzeyinde ise donanım yatırımlarının tek pencere gümrük, şeffaf satın alma, siber-fiziksel emniyet ve parametrik sigorta gibi yazılım reformlarıyla eşleştirilmesi gereğini vurgulamasıdır. Gelecek çalışmalar için önerilen ölçü seti, zaman güvenilirliği endeksleri, risk primi göstergeleri ve normatif uyum skorlarıdır.

Tarık Çökmez
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kolektif savunma örgütlerinin sosyal ağ analizi: NATO örneği

Bu çalışma, sosyal ağ analizinin kolektif savunma örgütleri bağlamında sunduğu açıklayıcı gücü NATO örneği üzerinden inceleyerek güvenlik ağlarının yapısal işleyişini, ittifak dinamiklerini ve savunma yük paylaşımını anlamaya yönelik yenilikçi bir yöntemsel yaklaşım önermektedir. Bu kapsamda, sosyal ağ analizinin kolektif güvenlik örgütlerinin karar alma süreçlerini, üyelik politikalarını, savunma harcamalarının dağılımını ve aktörlerin stratejik rollerini anlamada nasıl etkili olduğunu değerlendirilmektedir. Araştırmada nicel yöntem benimsenmiştir. NATO üyesi ülkelerin coğrafi konumlarına dayalı olarak oluşturulan güvenlik ağı; derece merkeziliği, kenar arasındalığı ve kümelenme gibi ölçütlerle analiz edilmiştir. Bu ağ, ülkelerin savunma harcamaları ile ağırlıklandırılarak ağırlıklı kümelenme ve prestij gibi ölçütlerle akış temelli çözümlemeler yapılmıştır. Bulgular, sosyal ağ analizine dayalı yaklaşımların kolektif güvenlik örgütlerinin yapısal ve işlevsel dinamiklerini anlamada bütünleyici bir çerçeve sunduğunu göstermektedir. Aktörlerin konumlarının güvenlik üretimi ve yük paylaşımı üzerindeki etkisi görünür kılınmıştır. Genişleme süreçlerinin mevcut ağ yapısında yarattığı dönüşümler ve bazı aktörlerin stratejik rollerindeki değişiklikler sistematik biçimde ortaya konmuştur. Ancak, derece merkeziliği ile maddi katkılar arasında doğrudan bir ilişki kurulamaması, ağ analizinin örgütsel davranışı açıklamada bazı sınırlılıkları olduğunu da göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, sosyal ağ analizinin yalnızca yapısal ilişkileri değil, aynı zamanda stratejik yönelimleri de anlamada güçlü bir araç olabileceğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu tez çalışması sosyal ağ analizinin, kolektif savunma örgütlerinin kurumsal işleyişi, karar alma süreçleri ve güvenlik politikalarının dağılımı konusunda yenilikçi ve işlevsel bir analitik çerçeve sunduğunu ortaya koymuştur. Bu bağlamda, sosyal ağ verilerine dayalı analizlerin gerek politik karar vericiler gerekse akademik araştırmacılar için savunma stratejilerinin daha iyi anlaşılmasına, ittifak dinamiklerinin çözülmesine ve üyelik politikalarının değerlendirilmesine katkı sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Kolektif savunmaNATOSosyal ağ analizi
Volkan Kocabaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of the Arab Spring on conflicts in the MENA region: Findings from count data analysis

The Arab Spring (AS) that started in 2011 was assumed to reform the prevailing regimes and bring socio-economic improvements in the Middle East and North Africa (MENA) region. However, the expected positive transformation of AS in the social, economic, and political domains have not been attained effectively. According to many researchers, the revolutions in the cases of Libya, Yemen, and Syria, particularly, failed to achieve the expected outcomes. The AS impacted various aspects of socio-economic life in the countries where revolutions took place. One of the impact areas was conflicts in the MENA region. This study aims to analyze the impacts of AS on conflicts in 16 countries in the MENA region utilizing count data analysis for the period 2000-2020. The study specifically deployed a zero-inflated negative binomial (ZINB) estimation on the data obtained from Uppsala Conflict Data Program (UCDP) database. STATA software was used in data management and analyses. Our results indicate that the number of conflicts significantly increased after the Arab Spring, after having controlled for GDP per capita, democracy score, unemployment rate, ethnic fractionalization, religious fractionalization, corruption score, and religious fractionalization.

MENA region
Alı Elmaloul
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyun Teorisi bağlamında Türkiye'nin nükleer enerji politikalarında ulusal güvenlik boyutu ve bölgesel güç etkileri: İsrail ve İran analizi

Uluslararası ilişkiler, ulusal güvenlik ve dış politika bağlamında klasik yaklaşımlarla ortaya konulan teori ve stratejilerin veriye dayalı olmamasından dolayı yetersiz olduğu görülmektedir. Bu nedenle, devletlerin küresel ve bölgesel politikaları; ekonomi, siyaset, askeri güç, toplumsal yapının yanı sıra, enerji, gıda, sağlık gibi farklı parametreler üzerine kurulu bir sistemi zorunlu kılmaktadır. Doğal kaynakların giderek azalması, dünya nüfusunun artmasına bağlı olarak arz-talep dengesindeki bozulmalardan dolayı alternatif kaynak arayışı, mevcut kaynak kullanımının ekosistem ve uluslararası güvenlik bakımından kritik önemi, ülkelerin güvenlik politikalarında enerjiyi ön plana çıkarmıştır. Arzdaki açığı kapatma hedefiyle keşfedilen nükleer enerji teknolojisi, temiz ve verimli bir kaynak olmasının yanı sıra yüksek yok etme gücüne sahip silah üretme yeteneği kazandırdığı için devletler tarafından caydırıcı bir savunma mekanizması olarak kullanılmaktadır. Nükleer enerji alanında ilk çalışmalarına 1968 yılında başlayan Türkiye bu yarışa, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'yle dahil olmuştur. Bu girişimiyle Türkiye enerji alanında dışa bağımlılığını azaltma yönünde önemli bir başlangıç adımı atmış olacaktır. Ancak nükleer teknolojinin güvenlik alanında kullanılabilme potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bölge ülkeleri arasındaki güç rekabetini arttırması beklenmektedir. Türkiye'nin böyle bir teknolojiye sahip olması, ortak geçmişinde var olan çekişmelerin de etkisiyle özellikle İsrail ve İran ile ilişkisine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu yeni denklem, Türkiye'nin birtakım siyasi, ekonomik, güvenlik odaklı baskı, ambargo ve caydırıcı politikalara maruz kalma riskini beraberinde getirmektedir. Nicel verilerle desteklenmeksizin salt güvenlik yaklaşımlarıyla bu risklerin açıklanması yeterli değildir. Bu nedenle çalışma, konuya ilişkin nitel yöntemler kapsamındaki teorik çıktıların yanı sıra, nicel yöntemlerden olan oyun teorisi bağlamında Türkiye'nin nükleer enerji politikalarının İsrail ve İran ile olan ilişkilerine yansımalarının değerlendirildiği ve yine bu çerçevede güvenlik odaklı yaklaşımların incelendiği bir araştırma sunmayı amaçlamaktadır.

Epistemik oyun teorisiNükleer enerjiUlusal güvenlik+2
Mustafa Kürşat Şahiner
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Cybersecurity communication policies: Effective methods for communicating cyber threats to the public

Cybersecurity communication policies allow a state or a company to effectively communicate about cybersecurity issues. This research aims to explore the field of cybersecurity communication and answer how to inform the public about cyber threats. Given the limited body of research and data available on cybersecurity communication policies, particularly within the context of raising awareness of cyber threats, this research seeks to establish a baseline understanding. Using exploratory research approaches by utilizing secondary data, previous incidents of cyber attacks serve as illustrative examples to highlight the importance of effective cybersecurity communication policies. Through this approach, this research seeks to contribute to academic discourse and provide practical insights for stakeholders in enhancing cybersecurity readiness and resilience. Raising awareness through campaigns and informational materials aimed at both internal and external stakeholders is essential for a successful communication policy, with simplicity and understandability being the cornerstone of effective communication. Media relations in cases of cyber attacks provide the opportunity to provide information to the public directly and effectively. It is important to make statements about cybersecurity measures, threats, and measures taken by a reliable spokesperson. Social media and other online platforms, where people spend most of their time today, are one of the ways to communicate effectively against cyber threats. Considering the managerial aspect of the situation, governments and large organizations need to be able to immediately announce cyber threats to the public also by using emergency notification systems. In conclusion, this research aims to advance understanding of cybersecurity communication policies and their role in addressing cyber threats. By synthesizing existing knowledge and analysing real-world incidents under an exploratory research approach, it seeks to provide actionable insights for enhancing cybersecurity readiness and fostering a culture of security awareness.

Ubeyd Talha Sarı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Nationalization of the Turkish defense industry in the post-1974 period: A comparative examination through theoretical and empirical analysis

In the Turkish defense industry, a notable transformation has occurred, particularly focusing on reducing reliance on foreign suppliers and enhancing domestic research, development, and production infrastructure. This transformation was initiated by the US military embargo following the 1974 Cyprus intervention, which prompted Türkiye to reconsider its defense industry strategies. As a result, significant progress has been made in establishing the defense industry ecosystem, adopting policies that promote local and national development, and increasing international cooperation. This article examines the development of Türkiye's defense industry through theoretical and empirical analysis. Firstly, using Realism and Liberalism of the International Relations theories, the development of the Turkish defense industry is explained in detail. Then, the trends in military expenditure as a percentage of gross domestic product (GDP), one of the main indicators of defense industry development, are analyzed using regression analysis for specific periods.

Büşra Yüksel
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

From soft power to smart power: Türkiye's grand straregic security in Somalia

This study focuses on the shift from soft power to smart power of Turkish security policy towards Somalia under the framework of constructivism. Based on the theory of soft power, introduced by Joseph S. Nye, Turkish soft power employment is elaborated. Turkish-Somali relations are analyzed with relation to the concept of soft power, hard power, and smart power. After AK Party came to power in 2002, Türkiye's foreign policy experienced a shift towards soft power. In this context Türkiye has enhanced its current institutions as well as established agencies and institutions with the aim of improving its foreign and security policy. In relation with soft power the Ministry of Foreign Affairs, Turkish Cooperation and Coordination Agency, Presidency for Turks Abroad and Related Communities, non-governmental organizations, and Turkish Airlines are among the most effective institutions in Türkiye. Naming year 2005 as "Africa Year" and following active engagement of Türkiye in Africa, Türkiye's serious approach to the continent is apparent. On line with the contributions to African countries, Türkiye proves its efficient and sincere contribution to Somalia as well. What makes Türkiye special is the use of soft and hard power in combination without creating an image of force or threat. Contrary Türkiye is welcome in the countries, particularly in Somalia. This shows the smart power in relation with security strategy that Türkiye implements strategically in Somalia. This thesis explores Turkish security policy in general and further specifically towards Africa and in detail on Somalia in short and long term. Keywords: Hard Power, Smart Power, Soft Power, Turkish Foreign Policy, Türkiye's Somali Policy

Cansu Kunt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Impact of state and non-state actors on Israel's cybersecurity infrastructure and the law of international responsibility

This thesis explores the impact of state and non-state actors on Israel's cybersecurity realm, their influence on the country's cybersecurity framework, and case analysis within the context of the Law of International Responsibility. The study utilized qualitative document analysis methods to examine the historical evolution of these actors, their adaptation to cybersecurity environments, and their impact on Israel's current cybersecurity landscape. It reveals that the concept of national security, shaped by Zionist thinkers even before the establishment of Israel, and the innovation culture of Israeli citizens significantly influenced the development of the country's cybersecurity infrastructure. The study also highlighted the positive effects of collaboration between Israel's state cybersecurity agencies and private entities and the beneficial relationships established with international allies. The impact of Israel's training programs, which focus on cultivating elite personnel within the military system, strengthens both public and private sector collaborations in cybersecurity. An analysis has been conducted to assess the results of these programs on cybersecurity. The findings are evaluated under international law, and the Pegasus spyware operation associated with Israel is analyzed within the framework of Law of State Responsibility.

Cyber securityIsrael
Hüseyin Serhat Solmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The rise of ISIS in Afghanistan: Islamic State-Khorasan (IS-K)

"Islamic State-Khorasan (IS-K)" is a name used to refer to the presence of the ISIS terrorist organization in the historical Khorasan geography, which includes many countries in the region, particularly Afghanistan and some Central Asian countries. IS-K, which is the branch of ISIS in this region, operates mainly in Pakistan and Afghanistan and relatively in the Central Asian republics, especially Uzbekistan. IS-K, which first officially declared its existence in January 2015, was formed when prominent commanders of the Tehrik-e-Taliban Pakistan (TTP) operating in Pakistan came together and pledged allegiance to ISIS. The settlement of these commanders, all of Pashtun origin, in regions of Afghanistan such as Nangarhar and Lugar near the Pakistani border, led to the spread of ISIS throughout Afghanistan. The geographic presence and distribution of the organization was shaped by the historical, political, ethnic, religious, and cultural dynamics of the region. In this context, the organization was not only confined to the eastern and southern provinces of Afghanistan, but also began to penetrate the northern provinces of Afghanistan. In this way, it has recruited members from the Uzbek population in a remarkable way. Recently, IS-K is not limited to the Khorasan region, but has also carried out attacks in other countries such as Iran, Türkiye, and Russia. ISIS's attacks outside the Khorasan region, have been conducted by members of the organization of Tajik origin. People who were refugees in Russia and later joined ISIS played an important role in this regard. Regarding this information, the current study examines the reasons for the existence of IS-K. First, the ideological background of ISIS and its counterpart in the religious composition of Afghanistan are discussed. Then, the factors of the internal social dynamics of Afghanistan and Pakistan and the impact of the failure to consolidate the central government of Afghanistan on the emergence of such organizations were examined. In the following chapters of the thesis, the organizational structure, capabilities, tactics and strategies, actions and effects of IS-K and its reality on the ground during the second Taliban period are examined in the context of regional and international developments.

İsmet Horasanlı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
2024
00