
7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Farklı rakım seviyelerinde postnatal canlı bebeklerin 0-48saat arası satürasyon düzeylerinin araştırılması
Bu çalışma iki farklı rakım seviyelerine sahip olan Ardahan (1900 m) ve Adana (29m) illerinde yenidoğan canlı bebeklerin 0-48 saat aralığında oksijen satürasyon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini; Adana ve Ardahan illerinde yeni doğum yapmış ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 200 yenidoğan annesi ve yenidoğan oluşturmuştur. Veriler kişisel bilgi formu ve APGAR skoru ile toplanmıştır. İllere göre yapılan postnatal O 2 satürasyon ölçümleri Ardahan ilinde 0. saat için 90.94±2.78, 8. saat için 94.26±1.78, 12. saat için 95.52±1.70, 24. saat için 96.13±1.46 ve 48. saat içinde 96.65±1.41 olduğu, Adana ilinde ise 0. saat için 90.28±2.76, 8. saat için 93.71±1.39, 12. saat için 95.05±1.34, 24. saat için 95.84±1.30 ve 48. saat içinde 96.15±1.27 olduğu tespit edilmiştir. Yapılan APGAR skorlamasında Ardahan ilinde yaşayan annelerin bebeklerinin %53'nün, Adana ilinde yaşayan annelerin bebeklerin ise %48'inin 8 puan aldıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak, 0-48. saatler aralığında 1900 m yükseklikteki Ardahan'da doğan bebeklerin satürasyon seviyelerinin 29 m yükseklikteki Adana ilinde doğan bebeklerin satürasyon seviyelerine göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlendi. Bu durum; Adana iline son dönemde artan Suriye ve Afgan uyruklu vatandaşların aşırı derecede göç ederek bölge insanının O 2 satürasyon ortalamasını düşürdüğü şeklinde açıklanabilir. Bu nedenle; farklı zaman aralıklarında yeni araştırmalar yapılarak, dönemsel rakım değişikliklerinin postnatal canlı bebeklerin satürasyon düzeylerinin nasıl etkilediğiyle ilgili çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Aktaş, Çıldır Gölü ve Kura Nehri suyunun kütle soğurma katsayıları, toplam foton etkileşim tesir kesitleri, etkin atom numaraları ve elektron yoğunluklarının WinXCom yardımıyla belirlenmesi
Bu çalışmada Ardahan ilinde bulunan Aktaş, Çıldır gölü ve Kura Nehri havzalarından alınan su örneklerinin elemental analizleri ICP-MS kullanılarak yapılmıştır. Kütle soğurma katsayıları, toplam foton etkileşim tesir kesitleri, etkin atom numaraları ve elektron yoğunlukları, doğal radyasyonun önemli bir kaynağı olan Ra-226'nın, Rn-222, Bi-214 ve Po-214'e bozunurken açığa çıkan ana γ-ışını enerjileri (Rn-222 için 186.211, Bi-214 için 53.2275, 241.997, 295.224, 351.932, 785.96, Po-214 için 609.312, 665.453, 768.356, 806.174, 934.061, 1120.287, 1155.19, 1238.111, 1280.96, 1377.669, 1401.50, 1407.98, 1509.228, 1661.28, 1729.595, 1764.494, 1847.420, 2118.55, 2204.21 ve 2447.86 keV) için, WinXCom yardımıyla belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Aktaş Gölü, Çıldır Gölü, Kura Nehri, WinXCom, Radyasyon, Kütle Soğurma Katsayısı, Toplam Foton Etkileşim Tesir Kesiti, Etkin Atom Numarası, Elektron Yoğunluğu.
Sanal gerçeklik destekli ve destekli olmayan video temelliçevre eğitiminin hemşirelerin empati düzeylerine ve çevre etiği yaklaşımlarına etkisi
Çalışmada sanal gerçeklik destekli ve destekli olmayan video temelli çevre eğitiminin hemşirelerin çevre etiği yaklaşımlarına ve empati düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Randomize kontrollü üç kollu deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 01.10.2022-30.04.2023 tarihlerinde Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir ilde yer alan Devlet Hastanesi'nde çalışan ve örnekleme alınma kriterlerine uyan 91 hemşire [sanal gerçeklik destekli çevre eğitimi alanlar (deney 1 grubu) (n=30), sanal gerçeklik destekli olmayan çevre eğitimi alanlar (deney 2 grubu) (n=30) ve çevre eğitimi almayanlar (kontrol grubu) (n=31)] oluşturmuştur. Çalışma verileri "Hemşire Tanıtıcı Formu", "Empati Düzeyi Belirleme Ölçeğ i" ve "Çevre Etiği Yaklaşımları Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Deney 1 grubundaki hemşirelere çevre koruma, geri dönüşüm ve iklim değişikliği konularında Çevre Vakfı, Doğa ve Çevre Vakfı, Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı ve Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı tarafından hazırlanan haftada bir gün eğitim olacak şekilde iki hafta boyunca toplamda iki kere çevre eğitimi videoları ders içeriği olarak sanal gerçeklik gözlükleri ile izletilmiştir. Deney 2 grubundaki hemşirelere ise bu çevre eğitim videoları iki hafta boyunca toplamda iki kere cep telefonu ile izletilmiştir. Her bir eğitim uygulaması yaklaşık 45 dakika kadar sürmüştür. Kontrol grubundaki hemşirelere herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Girişim öncesi ve sonrası tüm gruplardaki hemşirelere veri toplama formları uygulanmıştır. Niceliksel veriler için üç ve üzeri grupların karşılaştırmasında KruskallWallis H testi; iki grup karşılaştırmasında Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Ön test ve son test ölçek puanlarının karşılaştırmalarında ise Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Nitel veriler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Chi-square analizi kullanılmıştır. Ölçek puanları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi için Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar % 95'lik güven aralığında, anlamlılık p< .05 düzeylerinde değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalama değeri vii 29.52±6.35 olup, % 68.1'i kadındır. Çevre Etiği Yaklaşımları Ölçeği alt boyutu biyosentrik yaklaşım ile Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği toplam puanı ve alt boyutlarından bilişsel empati, sosyal beceriler arasında olumlu yönde birer ilişki bulunmaktadır. Çevre Etiği Yaklaşımları Ölçeği alt boyutları ekosentrik ve antroposentrik yaklaşımlar ile Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği toplam puanı ve alt boyutları (bilişsel empati, duygusal tepki ve sosyal beceriler) arasında istatistiksel olarak anlamlı birer ilişki bulunmamaktadır. Deney 1 grubunun biyosentrik değeri sanal gerçeklik destekli çevre eğitimi sonrası düşmüş, Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği toplam puanı değeri ve bilişsel empati değeri yükselmiştir. Deney 2 grubunun Çevre Etiği Yaklaşımları ve Empati Düzeyi Belirleme Ölçekleri değerleri sanal gerçeklik destekli olmayan çevre eğitimi sonrası istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Kontrol grubunda ise Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği toplam puanı değeri ve bilişsel empati, sosyal beceriler değerleri önteste göre sontest sonrası yükselmiş fakat bu değerlerin gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermediği anlaşılmıştır. Çevre eğitimi sonrası deney 1 grubunun biyosentrik değerinin, deney 2 ve kontrol gruplarının biyosentrik değerlerinden daha düşük olduğu saptanmıştır. Çalışmada hemşirelere sanal gerçeklik destekli çevre eğitimi verilmesinin biyosentrik değeri azalttığı; empati değerini ve özellikle bilişsel empati değerini arttırdığı görülmüştür. Sanal gerçeklik destekli çevre eğitiminin, sanal gerçeklik destekli olmayan çevre eğitimine göre biyosentrik değeri düşürmede daha avantajlı olduğu anlaşılmıştır. Bir çevre eğitimi yöntemi olarak sanal gerçeklik destekli çevre eğitimi; hemşirelerde biyosentrik yaklaşımı azaltmak ve empati düzeyini artırmak için kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: Hemşire, Çevre Eğitimi, Çevre Etiği, Çevre Etiği Yaklaşımları, Sanal Gerçeklik, Empati
Küresel ayak izi; seçilmiş OECD ülkelerinin küresel ayak izlerinin Topsis Yöntemiyle karşılaştırılması
İnsanlık tarihinden itibaren doğal kaynakların kullanımı sonrasında atık oluşumu meydana gelmektedir. İnsanoğlu enerji üretmek için doğal kaynakları kullanmaktadır. Üretilen bu enerjinin günlük hayatta kullanılması ihtiyaçtır. Doğal kaynakların aşırı kullanımı dünyanın geleceğini olumsuz etkilemektedir. Doğal kaynakların kullanımı dünyada küresel ayak izi kavramını ortaya çıkarmıştır. Küresel ayak izi insanoğlunun çevreye olan etkisini ifade eden bir kavramdır. Küresel ayak izi insanların doğaya etkilerini inceler ve kendine sürdürülebilirliği amaç edinir. İnsanoğlu yaşadığı çevreyi tahrip etmeden sürdürülebilir şekilde yaşamayı bilmelidir. Çevrenin düzenini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için duyarlı olmak insanlık görevidir. Sürdürülebilir bir çevre gelecek nesiller için önem ifade etmektedir. Gelecek nesillerin refah ve temiz bir çevrede yaşamaları için çevre dostu yenilenebilir kaynaklar kullanılmalıdır. İnsanoğlu tarihinin ilk gününden itibaren üretim faaliyetlerine başlamıştır. Ancak endüstriyel üretimin artmasıyla birlikte bu üretim faaliyetleri çevreyi etkilemekte ve ciddi ölçüde atık oluşumuna sebebiyet vermektedir. Üretilen bu ürünlerin tüketilmesi sonrasında oluşan atıkların önüne geçilip geri dönüştürülebilmesi sürdürülebilirlik açısından önemlidir. Atık oluşumun önüne geçilmesi için öncelikle insanların bilinçlendirilmesi önemlidir. Bu çalışmada ülkelerin küresel ayak izleri üzerine analiz yapılması için Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle Entropi yöntemiyle seçilen OECD ülkelerinin ağırlıkları belirlenmiş daha sonra Topsis yöntemiyle ülkelerin sıralaması elde edilmiştir. Bu sayede seçilen OECD ülkelerinin küresel ayak izine olan etkisi incelenmiştir.
Anaerobik biyoreaktörde atık çörek otunun (Nigella Sativa) biyoetanol üretiminde kullanım potansiyelinin araştırılması
Dünyada enerji ihtiyacının artması, alternatif enerji kaynakları arayışını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle biyometan, biyohidrojen, biyokömür, biyodizel ve biyoetanol gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ilgi artmıştır. Biyoyakıt üretiminde, hammadde yerine çeşitli organik kökenli atık tipleri kullanımı tercihi, maliyet ve atık yönetimi göz önüne alındığında son yıllarda daha cazip hale gelmiştir. Organik atıklar, sera gazı salınımı başta olmak üzere su ve toprak kirliliği gibi çevre sorunlarına neden olmaktadır. Bu sorunları, minimize etmek için organik atıkların yönetimine ilişkin stratejiler geliştirilmelidir. Bu kapsamda, organik atık biyokütle tiplerinin çevre dostu biyoetanol üretiminde değerlendirilmesi son yıllarda araştırmacıların odak noktası olmuştur. Bu kapsamda, Türkiye'de soğuk pres çörek otu yağı üretimi sonrası üreticiler tarafından elde edilen atık posa da biyoetanol üretimi için değerlendirilebilir. Bu atık, genel olarak çöpe atılmaktadır. Bazen de, hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Tez çalışmasının özgün yanı, organik kökenli çörek otu posası atığı kullanılarak biyoetanol üretim potansiyelini belirlemek olup, bu kapsamda literatürde herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle çalışmada, yağ üretimi sonrası üreticiler tarafından elde edilmiş atık temin edilmiştir. Bu atıklar, karışık bakteriler ile biyoetanol üretimi amacıyla ham madde olarak incelenmiştir. Tez çalışmasında, çörek otu posası atığının (i) doğrudan (5 gr çörek otu/L ve 10 gr çörek otu/L) ve (ii) dekoksiyon ön işlemi sonrası ekstrakt sıvısı (5 gr çörek otu ekstraktı/L ve 10 gr çörek otu ekstraktı/L) olarak iki şekilde kullanımı ile, farklı organik yükleme oranları ve 5.0 başlangıç pH değerinde işletilecek anaerobik kesikli reaktörlerde (ABRs), biyoetanol üretim performansının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada, 5 gr çörek otu/L ve 10 gr çörek otu/L olarak doğrudan kullanımda sırasıyla maksimum 5.53 mL ve 8.07 mL biyoetanol üretimi saptanmıştır. Ayrıca, 5 gr çörek otu ekstraktı/L kullanılan biyoreaktörlerde 2.89 mL ve 10 gr çörek otu ekstraktı/L kullanılan biyoreaktörlerde 2.79 mL biyoetanol üretimi belirlenmiştir. Sonuç olarak, biyoetanol üretimi amacıyla çörek otu posasının ham madde olarak kullanılabilir olduğu saptanmıştır. Bu çalışmanın, dünyada biyoetanol üretimi ve atık yönetimine ilişkin stratejilere, literatüre önemli katkı sağlaması öngörülmektedir.
Coğrafi bilgi sistemleri destekli analiz ile Kars ili Arpaçay ilçesi Kuyucuk Gölü'ndeki su çekilmesinin nedenlerinin araştırılması
Bu çalışmada, Türkiye'nin önemli Ramsar Alanlarından biri olan Kuyucuk Gölü'nün kuruma sürecini incelenmiştir. Göl ve çevresinin ekolojik ve sosyoekonomik önemi göz önünde bulundurularak, iklim değişikliğinin ve insan kaynaklı faktörlerin göl üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, Meteoroloji genel müdürlüğünden meteorolojik veriler, Devlet Su İşleri'nden (DSİ) ise çalışma alanına yapılan göletlerin teknik ve hidrolojik özellikleri temin edilmiştir. Daha sonra Thornthwaite buharlaşma yöntemi analizi ile bölgedeki potansiyel buharlaşma hesaplanmış, Ters Mesafe Ağırlıklı Enterpolasyon (IDW) yöntemi ile göl yüzeyindeki sıcaklıklar tespit edilmiş ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile gölün yüzeyinin sıcaklık haritaları oluşturulmuş ve göl havzasında bulunan göletlerin yeri ve gölü besleyen akarsuların konumları harita üzerine işlenmiştir. Göl yüzey alanında gözlenen çekilme süreci uydu görüntüleri vasıtasıyla yıllık olarak takip edilmiştir. Ayrıca, tarımsal sulama ve hayvancılık amaçlı inşa edilen göletlerin su tutma kapasiteleri hesaplanmış ve bu yapıların göl üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Kuyucuk Gölü'nün son yıllarda artan buharlaşma ve azalan yağış miktarları ve inşa edilen göletler nedeniyle ne derece küçüldüğü belirlenmiştir. Sonuçlar, sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için iklim değişikliği etkilerinin dikkate alınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Kuyucuk gölü, IDW (Ters mesafeağırlıklı enterpolasyon yöntemi), Thornthwaite Yöntemi, CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri)
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin halk sağlığına etkisinin farkındalık ve bilgi düzeyinin araştırılması: Ardahan ili örneği
Bu çalışma, Ardahan ilinde yaşayan bireylerin küresel ısınma ve iklim değişikliğine ilişkin bilgi düzeyleri ve farkındalıklarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yaklaşımıyla, tarama modeli kullanılarak yürütülen araştırma 350 katılımcı ile tamamlanmış; veriler Demografik Bilgiler Formu ve yüksek güvenirliğe sahip İklim Değişikliği Tutum Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular, katılımcıların iklim değişikliğini küresel ve yerel ölçekte önemli bir sorun olarak algıladıklarını ve özellikle sağlık, tarım, hayvancılık ve su kaynakları üzerindeki etkilerine yönelik yüksek farkındalık sergilediklerini ortaya koymuştur. Buna karşın, genel bilgi düzeyinin yeterli olmadığı ve yerel düzeydeki mücadele çalışmalarının yetersiz bulunduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından, kadınların ve eğitim düzeyi yüksek bireylerin iklim değişikliğine yönelik tutum puanlarının anlamlı biçimde daha yüksek olduğu saptanırken, yaş ve ikamet yerinin tutum üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Sonuç olarak, Ardahan ili genelinde iklim değişikliğine yönelik farkındalık düzeyinin yüksek olduğu ve iklim değişikliğinin toplum tarafından önemli bir sorun olarak algılandığı belirlenmiştir. Bu kapsamda; iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini dikkate alan politikaların geliştirilmesi, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ile iklim uyum stratejilerinin hayata geçirilmesinin, bölgesel dirençliliğin artırılmasına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.