
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Doğal ve sentetik uyuşturucu maddeler, suça sürüklenen çocuklar ve çocuk suçlarının kriminal açıdan modellemesinin yapılması
Ülkemizde ve dünyada çocuk suçluluğunun nedenleri üzerine birçok araştırmalar yapılmıştır. Bunun temel nedeni çocukların suça sürüklenmesinin engellenmesi aynı zamanda suçla mücadelenin bir parçası olarak görülmesidir. Çünkü küçük yaşlarda suç işleyen bireylerin ileriki yaşlarda suç kariyerini artırdığı, bu alanda çalışan tüm araştırmacılar tarafından kabul edilen bir gerçektir. Çocukların suça sürüklenmesine neden olan en önemli faktör uyuşturucu bağımlılığıdır. Türkiye'de kırsal bölgede 0-18 yaş arası çocukların suça sürüklenmesi ile uyuşturucu arasında anlamlı bir bağ olup olmadığı, ayrıca çocukların suça sürüklenmesine etki eden faktörlerin neler olduğunun ortaya çıkartılması amacı ile Jandarma Olaylar Bilgi Sisteminden alınan 2018, 2019, 2020 yıllarına ait veriler IBM SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde uyuşturucu kullanımı ile çocukların suça sürüklenmesi arasında anlamlı bir bağ olduğu bulunmuştur. Ayrıca kırsal bölgede çocukların suça sürüklenmesine etki eden faktörler ortaya konulmuş ve yorumlanmış, suçun cinsi, nedeni ve suç işlenen mekânın özelliği gibi hususlar da incelenerek suçun işlenmesine etki eden diğer faktörlerin de neler olduğu saptanmıştır. Bu araştırma neticesinde elde edilen bulguların çocukların suça sürüklenmesini engellemeye katkı sağlayacağı aynı zamanda suçla mücadeleye de destek vereceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocuk, suç, kriminal, uyuşturucu, kriminalistik, kriminoloji.
Sentetik kannabinoidlerin gaz kromatografisi-kütle spektrometresi cihazı (GC-MS) ile tayin edilmesi
Kannabis (esrar), hint keneviri bitkisinden elde edilen uyuşturucu (psikoaktif) maddelerin en eski türlerindendir. Söz konusu madde metabolizmada CB1 ve CB2 adıyla anılnan kannabinoid reseptörlerini etkilemektedir. İncelememize konu olan sentetik kannabinoid tipi uyuşturucular ise kimyasal yapı olarak kannabisten farklı olarak gözükmesine rağmen onlar gibi CB1 ve CB2 reseptörlerine etki eden ve yeni nesil diye adlandırılan uyuşturucu maddelerdendir. Bu tür uyuşturucu sektöründe ilk tespit edilen etken madde JWH-018 isimli sentetik kannabinoid halk arasında "Bonzai" olarak adlandırılmaktadır. Hint kenevirinin etken maddesi ise "delta-9-tetrahidrokannabinol (Δ9-THC)"' dür. Yeni nesil uyuşturucular, kimyasal olarak bu etkene benzemektedir. Sigara gibi kullanıldığında THC'nin tesirine benzeyen sentetik kannabinoidler, ilk olarak 2004 yılının başlarında Avrupa'da internet üzerinden satışa sunulmuştur. Delta-9-tetrahidrokannabinol'den daha güçlü ve uzun süren etki gösteren bu uyuşturucular büyük sağlık problemleri oluşturmaktadır. Tüm dünyada artarak devamlılığını sürdüren bu etkenlerin ülkemizde de kullanımı tüm sosyal kesim arasında gittikçe artmaktadır. Bu sebeple 2010 yılından bu yana ülkemizde bu maddelerin bazıları "Erken Uyarı Sistemi" ne göre yasaklanan maddeler arasına alınmıştır. Ancak sentetiklerin kimyasal yapıları hızlı ve sürekli olarak değişmekte olduğundan kontrol altına alınması ve tespit edilmesi hususunda da zorluklar yaşanmaktadır. Bu sebeple sentetik kannabinoidlerin yaygın olarak kötüye kullanımı, tanımlanması ve yasaklanması hususunda daha yoğun çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmanın temel amacı, Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometresi cihazı kullanılarak sentetik kannabinoid olarak adlandırılan bu uyuşturucu maddelerin tanımlanmasının sağlanmasıdır. Çalışmaların sonucunda, seçilen en uygun analiz metodu ile birçok etken maddenin kısa sürede tespiti sağlanmıştır.
Deniz diatomlarının farklı materyallerdeki adli delillere aktarılabilirliği ve çeşitli ekstraksiyon yöntemlerinin değerlendirilmesi
Diatomlar, boğulma vakalarının aydınlatılması amacıyla üzerinde çalışılan önemli canlılardır. Bu canlılar adli olaya karışan kişi veya kişilerin vücuduna, kıyafetlerine veya eşyalarına tutunabilmektedir. Olay yeri inceleme ekipleri tarafından toplanan delillerde diatomların varlığı adli olayı aydınlatmak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada, kriminal analizlerde kumaşa tutunan diatomların daha etkin ve kısa yoldan analiz edilebilmesi için uygun ekstraksiyon yönteminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Daha önceki çalışmalarla karşılaştırıldığında, farklı kumaş türleri ve farklı inkubasyon süreleri ile çalışılmıştır. Yine yerel diatom türleri üzerinde çalışılması amacıyla Marmara Denizi'ndeki diatomların kumaşlara tutunması sağlanmıştır. Doğal su ortamında gerçekleştirilen bu çalışma, kriminal olaylardaki durumlara uygulanabilirliği açısından önem kazanmaktadır. Tez çalışmasında polyester katkılı viskon kumaş ve polyester katkılı tensel kumaş ile %100 viskon kumaş türü Marmara Denizi'nde bekletilmiştir. Kumaşlar 4 saat, 24 saat ve 96 saatlik inkübasyona tabi tutulmuştur. Daha sonra laboratuvara getirilen kumaş örneklerine su ile yıkama, alkol ile yıkama ve hidrojen peroksit ile parçalama yöntemleri uygulanarak diatomların izolasyonu sağlanmıştır. Elde edilen diatomların ışık mikroskobunda sayımı yapılmıştır. Sayım sonuçlarının istatiksel analizi yapılmış ve en yüksek tutunmanın viskon kumaşa, en az tutunmanın ise tensel ve polyester karışımlı kumaşa olduğu belirlenmiştir. Viskon kumaşın açık ve pürüzlü dokusu diatomların kumaş yüzeyine tutunmasını kolaylaştırırken, polyesterin parlak, pürüzsüz ve yarı açık dokusu diatomların kumaş yüzeyine tutunmasını zorlaştırmıştır. Çalışmada uzun süreli (96 saat) inkübasyonlarda, kısa süreli (4 saat ve 24 saat) inkübasyonlara kıyasla daha fazla diatom sayılmıştır. İnkübasyon süresi arttıkça kumaşa tutunan diatom sayısında artış bulunmuştur. Kumaştan diatom ekstraksiyonunda H2O2 yöntemi ile daha fazla diatom elde edilmiş ve bu yöntemin karşılaştırılan diğer su ve alkol yöntemlerine göre daha kısa sürede sonuç verdiği belirlenmiştir.
Türkiye'de biyolojik ve kimyasal silahlara karşı alınan önlemler ve yaklaşım algoritması
Bu çalışmada, başta günümüz Türkiyesi olmak üzere uluslararası alanda biyolojik ve kimyasal silahların diğer bir deyişle kitle imha silahlarının ne kadar tehlikeli ve zararlı olduğunu ortaya koyarak, öncelikle uluslararası alanda daha sonra Türkiye'de bu konuyla ilgili mevzuat ve alınan önlemler değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda eksiklikler saptanmaya çalışılmış ve tavsiyeler verilmiştir. Ayrıca biyolojik ve kimyasal silahların kitlesel ölümlere sebep olabilecek kadar etkili ve tehlikeli olduğu bununla birlikte üretilmeleri için yüksek bilgi ve maliyete gerek olmadığı için özellikle terör örgütleri tarafından kullanılma ihtimalinin yüksek olması sebebiyle nasıl önlemler alınması gerektiği ve bu konuda Türkiye'nin durumu değerlendirilmiştir. Aynı zamanda kimyasal ve biyolojik silah kullanılarak gerçekleştirilecek bir saldırı durumunda görev alması gereken birimler ve yapması gereken faaliyetler yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek tavsiyede bulunulmuştur.
Araç hava filtrelerinden izole edilen polenlerin adli vakalarda delil olarak kullanılma potansiyelinin araştırılması
Adli palinoloji, bir suç mahallinden elde edilen polen ve diğer palinomorf kanıtlarının kriminal olaylarda olayı aydınlatmasında delil olarak kullanımını sağlayan bir bilim dalıdır. Adli palinoloji alanında yapılan çalışmalar araçların lastik, pedal ve çamurluklarında biriken toprak örneklerinin polen içerdiğini ve suçluların yakalanmasında kullanılan biyolojik kanıtlardan biri olduğunu göstermektedir. Araçlardan elde edilen polen kanıtlarının bunlarla sınırla kalmadığı ve araç hava filtresinde biriken polenlerin de suç olaylarının çözümünde önemli katkılara sahip olabileceği gösteren birkaç ön çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada motorlu araçların hava filtrelerinden analiz edilen polenlerin hırsızlık, kaçırma gibi olayların çözülmesinde kullanılma potansiyelinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada 2019 yılı Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Bursa ili Kestel, Görükle, Osmangazi ve Mudanya bölgelerinde belirlenmiş olan güzergahlarda seyahat eden otobüslerin filtreleri palinolojik olarak incelenmiştir. Elde edilen polen verileri Kestel, Görükle, Osmangazi bölgelerinde bulunan volümetrik polen tuzak verileri ile karşılaştırılmıştır. Dört ay boyunca bu bölgelerde bulunan volümetrik polen tuzaklarından yapılan analizlerde toplam 43 takson ve 241 227 polen/m3, araç filtrelerinden ise analiz sonucunda 44 takson ve 5 515 polen/m3 tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda atmosferik veriler ile filtre verilerindeki taksonların biribirleriyle benzer olduğu tespit edilmiştir. Nüfus yoğunluğu ve binaların bariyer etkisinin nedeniyle istasyonların büyük bir çoğunluğunda filtre ve atmosferde bulunan polen miktarları birbirine benzememektedir. Mart ve Nisan aylarında atmosferik verilerde bol miktarda görülen Platanus sp. polenleri, hava filtrelerinde çok az miktarda görülmüştür. Bu çalışma, araç hava filtreleri polenleri ile atmosferik verilerin karşılaştırıldığı litetürdeki ilk çalışma olmaktadır. Çalışma sonunda elde edilen verilerin her ikisinin de adli olayların çözüme kavuşturulmasına ayrı ayrı katkı sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.
Araç hava filtrelerinden izole edilen polenlerin adli vakalarda delil olarak kullanılma potansiyelinin araştırılması
Adli palinoloji, bir suç mahallinden elde edilen polen ve diğer palinomorf kanıtlarının kriminal olaylarda olayı aydınlatmasında delil olarak kullanımını sağlayan bir bilim dalıdır. Adli palinoloji alanında yapılan çalışmalar araçların lastik, pedal ve çamurluklarında biriken toprak örneklerinin polen içerdiğini ve suçluların yakalanmasında kullanılan biyolojik kanıtlardan biri olduğunu göstermektedir. Araçlardan elde edilen polen kanıtlarının bunlarla sınırla kalmadığı ve araç hava filtresinde biriken polenlerin de suç olaylarının çözümünde önemli katkılara sahip olabileceği gösteren birkaç ön çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada motorlu araçların hava filtrelerinden analiz edilen polenlerin hırsızlık, kaçırma gibi olayların çözülmesinde kullanılma potansiyelinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada 2019 yılı Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Bursa ili Kestel, Görükle, Osmangazi ve Mudanya bölgelerinde belirlenmiş olan güzergahlarda seyahat eden otobüslerin filtreleri palinolojik olarak incelenmiştir. Elde edilen polen verileri Kestel, Görükle, Osmangazi bölgelerinde bulunan volümetrik polen tuzak verileri ile karşılaştırılmıştır. Dört ay boyunca bu bölgelerde bulunan volümetrik polen tuzaklarından yapılan analizlerde toplam 43 takson ve 241 227 polen/m3, araç filtrelerinden ise analiz sonucunda 44 takson ve 5 515 polen/m3 tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda atmosferik veriler ile filtre verilerindeki taksonların biribirleriyle benzer olduğu tespit edilmiştir. Nüfus yoğunluğu ve binaların bariyer etkisinin nedeniyle istasyonların büyük bir çoğunluğunda filtre ve atmosferde bulunan polen miktarları birbirine benzememektedir. Mart ve Nisan aylarında atmosferik verilerde bol miktarda görülen Platanus sp. polenleri, hava filtrelerinde çok az miktarda görülmüştür. Bu çalışma, araç hava filtreleri polenleri ile atmosferik verilerin karşılaştırıldığı litetürdeki ilk çalışma olmaktadır. Çalışma sonunda elde edilen verilerin her ikisinin de adli olayların çözüme kavuşturulmasına ayrı ayrı katkı sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.
Farklı koşullarda bekletilmiş tükenmez kalem yazılarında ince tabaka kromatografisi ile zamanın etkisinin incelenmesi
Adli belge incelemelerinde mürekkep analizi önemli bir yer tutmaktadır. Tahribatlı ve tahribatsız olmak üzere ikiye ayrılan mürekkep analiz yöntemleri içerisinde ince tabaka kromatografisi (İTK) maliyetsiz, hızlı ve az tahribatlı oluşu bakımından tercih edilmektedir. Bu çalışmada piyasadan temin edilen farklı markalardan toplam otuz adet tükenmez kalem mürekkebinin (on ikisi mavi, onu siyah ve sekizi kırmızı) ilk kâğıda aktarıldığı anda bütanol:etanol:su (9:1:1) çözücü sisteminde İTK profilleri çıkarılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konmuştur. Daha sonra farklı koşullarda (oda koşulları, karanlık ortam ve güneşli ortam) altı ay süreyle bekletilen belgelerden elde edilen mürekkep örneklerinin aylık periyotlarla, seçilen çözücü sisteminde İTK profillerindeki değişimi belirlenmiştir. Bu amaçla, kâğıttan metanol ile ekstrakte edilen mürekkep örnekleri, silika jel plakalara uygulanarak seçilen çözücü sisteminde yürütülmüştür. Silika jel plakalar çıplak göz ve UV ışık altında incelenmiş ve her spotun Rf değerleri hesaplanarak kaydedilmiştir. Sonuç olarak, her tükenmez kalem grubunda birbirinin aynı olan İTK profilleri olduğu gibi çok farklı İTK profiline sahip mürekkepler de gözlenmiştir. Mavi tükenmez kalemler içerisinde benzer İTK profiline sahip altı grup oluşurken, siyah tükenmez kalem içerisinde iki grup oluşmuş iki farklı kalem ise diğerlerinden ayrılarak tamamen kendilerine özgü davranmışlardır. Kırmızı tükenmez kalemler içerisinde ise zamanla İTK profilindeki değişim sonucunda dört adet kalem tamamen diğerlerinden farklandırılabilirken diğer kalemler kendi aralarında yine iki grup oluşturmuştur. Bu gözlemlerden yararlanılarak, İTK profillerine göre hızlı ve pratik bir yolla daha ileri analizlerden önce ön bir sınıflandırma yapılabileceği görülmüştür.
Farklı koşullarda bekletilmiş tükenmez kalem yazılarında ince tabaka kromatografisi ile zamanın etkisinin incelenmesi
Adli belge incelemelerinde mürekkep analizi önemli bir yer tutmaktadır. Tahribatlı ve tahribatsız olmak üzere ikiye ayrılan mürekkep analiz yöntemleri içerisinde ince tabaka kromatografisi (İTK) maliyetsiz, hızlı ve az tahribatlı oluşu bakımından tercih edilmektedir. Bu çalışmada piyasadan temin edilen farklı markalardan toplam otuz adet tükenmez kalem mürekkebinin (on ikisi mavi, onu siyah ve sekizi kırmızı) ilk kâğıda aktarıldığı anda bütanol:etanol:su (9:1:1) çözücü sisteminde İTK profilleri çıkarılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konmuştur. Daha sonra farklı koşullarda (oda koşulları, karanlık ortam ve güneşli ortam) altı ay süreyle bekletilen belgelerden elde edilen mürekkep örneklerinin aylık periyotlarla, seçilen çözücü sisteminde İTK profillerindeki değişimi belirlenmiştir. Bu amaçla, kâğıttan metanol ile ekstrakte edilen mürekkep örnekleri, silika jel plakalara uygulanarak seçilen çözücü sisteminde yürütülmüştür. Silika jel plakalar çıplak göz ve UV ışık altında incelenmiş ve her spotun Rf değerleri hesaplanarak kaydedilmiştir. Sonuç olarak, her tükenmez kalem grubunda birbirinin aynı olan İTK profilleri olduğu gibi çok farklı İTK profiline sahip mürekkepler de gözlenmiştir. Mavi tükenmez kalemler içerisinde benzer İTK profiline sahip altı grup oluşurken, siyah tükenmez kalem içerisinde iki grup oluşmuş iki farklı kalem ise diğerlerinden ayrılarak tamamen kendilerine özgü davranmışlardır. Kırmızı tükenmez kalemler içerisinde ise zamanla İTK profilindeki değişim sonucunda dört adet kalem tamamen diğerlerinden farklandırılabilirken diğer kalemler kendi aralarında yine iki grup oluşturmuştur. Bu gözlemlerden yararlanılarak, İTK profillerine göre hızlı ve pratik bir yolla daha ileri analizlerden önce ön bir sınıflandırma yapılabileceği görülmüştür.
Bazı linum (Keten) türlerinin anatomik özelliklerinin adli olayların çözümünde kullanılabilirliği
Anatomik incelemeler için gövde ve yaprak örneklerinden enine kesitler alınmış, elde edilen kesitler Nikon Eclipse E100 mikroskop ile gözlemlenmiştir ve Leica DM4000 M ile fotoğraflanmıştır. Gövde anatomisinde en dıştan içeriye doğru gövdeyi saran yassı, paralel uzanan kutikula tabakası, genelde tek sıra halinde yassı, basık, oval ya da değişik dikdörtgen şeklindeki epidermis hücreleri, epidermanın hemen altında tek sıralı kollenkima, türler arasında hücre sayısı değişiklik gösteren korteks parankiması, demetler halinde bulunan sklerankima hücreleri, ince tabaka halinde floem, öz kolları, trake ve trakeidleri iyi gelişmiş uzun ksilem hücreleri ve genelinde dağınık-seyrek, oval hücreli olarak konumlanan öz bölgesi görülmüştür. Yaprak anatomisinde dışardan içeriğe doğru, hem alt hem üst epidermada aynı kalınlıktaki kutikula, paralel uzamış, değişik şekilli epidermis hücreleri, tek sıralı veya yüzeye dik, silindir şeklinde içinde kloroplast bulunduran palizat parankiması, dağınık ve yuvarlak şekilli sünger parankiması, düzensiz şekilli, ince tabakalı floem, gelişmiş trake ve trakeidli ksilem hücreleri, dağınık, türler arasında yoğunluğu değişen oval şekilli kollenkima hücreleri gözlemlenmiştir. Türler arasındaki hücre sıra sayıları, µm cinsinden hücre tabaka kalınlıklarına dayanarak belirlenen anatomik farklılıklar bize; olay yerinden elde edilen Linum sect. Linopsis türlerinin anatomik özelliklerinden faydalanarak teşhis edilmesiyle birlikte, adli olaylarda belirleyici rol üstlenerek olayın çözümünde kullanılabileceğini göstermiştir.
Investigation of hemlock (Conium maculatum L.) poisonings
Conium maculatum L. (hemlock), which is from the Apiaceae (Umbelliferae) family, is in the class of poisonous plants due to its toxic substances. The most common poisonous compounds in this plant are coniine and γ-coniceine alkaloids. The amount and percentages of these alkaloids in hemlock may vary according to season and weather conditions. The toxic and teratogenic effects of γ-coniceine alkaloids are significantly higher than coniin due to the double bond of the alpha carbon in its structure with nitrogen. It is known that by blocking the response of muscles to acetylcholine due to binding of neuromuscular cells to their nicotinic receptor, it first stimulates the respiratory system, then suppresses it, and then causes cyanosis and respiratory failure. It is seen that hemlock poisoning usually occurs as a result of consuming the plant by analogy with another species. In the cases of poisoning that occur, it is seen that primarily the gastrointestinal tract, nervous system, cardiovascular system and especially the respiratory system are affected. In this thesis study, 11 case reports in the literature with the registration of hemlock poisoning and 10 cases who died with the suspicion of hemlock poisoning in Turkey and were referred to the Forensic Medicine Institute for autopsy by the prosecutor's order were evaluated from clinical, biochemical, toxicological and pathological perspectives, and multidisciplinary interpretations were made in accordance with the criminalistic literature. According to the information obtained from the poisoning cases in the thesis study, the symptoms and signs seen in hemlock poisoning are generally not specific; It is seen that patients apply to health institutions with nonspecific complaints that can be seen in many diseases such as nausea, vomiting, dizziness, headache, feeling of fainting and loss of consciousness. In cases of poisoning due to hemlock, it is generally seen that blood gases and electrolyte values are monitored, and the definitive diagnosis is made by detecting hemlock alkaloids in the toxicological analysis of biological samples taken from the patient and identifying the plant specimen causing the poisoning as C. maculatum L. The lack of a database that contains information that can help physicians in the diagnosis of plant poisoning and allows the registration of poisoning cases is considered as a deficiency in our country. The preparation of a database or guides, including the data to be obtained from this thesis and similar studies, will help to reduce the loss of life caused by plant poisoning.
Numune alma yöntemi geliştirilerek, inorganik atış artıklarının (antimon) elektrotermal atomik absorbsiyon spektrometresi ile nicel analizi ve yöntem verimliliği
Atış artıkları analizi, intihar, ateşli silahla yaralama ve öldürme, meskûn mahalde ateş eden faillerinin bulunmasında, delilden sanığa gitmeyi sağlayan önemli bir araçtır. Atış Artıkları (GSR) denildiğinde akla genellikle Antimon, Baryum ve Kurşun içeren İnorganik Atış Artıkları (IGSR) gelmektedir. Özellikle Antimon, kullanım alanının kısıtlı olması, maliyetinin düşük olması ve atış artıklarındaki belirleyici özelliğinden dolayı sıklıkla tercih edilmektedir. Çevreye daha az zarar vermeleri nedeniyle Baryum, Kurşun ve Antimon içermeyen yeni nesil, modern fişeklerin üretiminin artmasına sebep olmuştur. Elektron mikroskobu cihazı kullanılarak yapılan analizler ile sonuçların değerlendirilmesinde, bazı atış artıklarının transferi ve miktarı ile ilgili belirsizlikler, atış artıkları kombinasyonlarının oluşturulamaması gibi önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu durum, yeni yöntem geliştirme çalışmalarına hız kazandırarak İnorganik Atış Artıkları analizlerinin yanı sıra Organik Atış Artıkları (OGSR) analizlerinin de yapılabilmesi düşüncesini ön plana çıkarmıştır. OGSR içeriğindeki organik bileşiklerin önemli bir bölümünün Sıvı Kromatografisi Ardışık Kütle Spektrometresi (LC-MSMS) gibi sıvı kromatografi cihazları kullanılarak analizlerinin yapıldığı bilinmektedir. OGSR analiz sonuçların birinci delil, Antimon içeren fişekIerin atış artıkları analiz sonuçlarının ikinci delil olduğu düşünülerek yöntem geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Çalışmamızda aynı ortam koşulları ve parametrelerde atışlar yapılmıştır. Atışlar yapıldıktan sonra atış yapan kişinin ellerinden flaster bant kullanılarak svaplar alınmıştır. Birinci çalışmamızda alınan svapların, nitrik asit kullanılarak analiz numuneleri hazırlanmıştır. Elektrotermal Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (ET-AAS) cihazı kullanılarak IGSR Antimonun nicel analizleri yapılmıştır. İkinci çalışmamızda ise yukarıda belirtildiği üzere yapılan atışlar sonucu, atış yapan kişinin ellerinden alınan svaplarda geliştirdiğimiz OGSR için numune alma yöntemi kullanıldıktan sonra işlemlere birinci çalışmamızdaki yöntem ve cihaz kullanılarak IGSR, Antimonun nicel analizleri yapılmıştır. Her iki çalışmanın sonuçları karşılaştırılarak yöntem verimlilikleri hesaplanmıştır.