
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Deneysel sıçan yanık modelinde epidermal growth faktör(EGF) ve plateletten zengin plazma'nın(PRP) etkisi
Giriş ve amaç: Günümüzde yanık yarasının erken iyileşmesi için çeşitli yöntemlerle ilaçlar denenmektedir. Ancak yanık iyileşmesinde halen istenen etkiyi gösteren ilaç bulunmamaktadır. Bu amaçla plateletten zengin plazma ve büyüme faktörleri yara iyileşmesini arttırıcı ve yenileyici özelliklerinden dolayı tıbbın tüm alanlarında kullanılmaktadır. Bu deneysel çalışma plateletten zengin plazma(PRP) ve epidermal büyüme faktörü( EGF) 'nün yanık yarası üzerine olan etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve yöntem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı'nda yapılan bu çalışmada, genel anestezi altında 350-450 gr ağırlığında 12-16 haftalık 48 adet Spraque-Dawley türü erkek rat kullanıldı. PRP elde etmek için 8 adet rat kullanıldı. Kalan 40 rat randomizasyon listesine göre her grupta 10 rat olmak üzere 4 grup oluşturulduktan sonra sırtlarında 2*1 cm boyutunda 4 adet dişi olan tarak şeklindeki metal plaka ile tam kat yanık oluşturuldu. 1. grupta yer alan ratlar kontrol grubu olup her hangi bir uygulama yapılmadı. 2. grupta yer alan ratların sırtlarında oluşturulan yanık alanına sadece EGF uygulaması, 3. grupta yer alan ratların sırtlarında oluşturulan yanık alanına EGF + PRP, 4. grupta yer alan ratların sırtlarında oluşturulan yanık alanına ise sadece PRP uygulandı. EGF 75 µg/gün ve PRP yaklaşık 1,000,000 platelet/µl olacak şekilde intralezyonel ve perilezyonel enjeksiyon ile 0, 3, 7 ve 14. günlerde uygulandı. 21. günde ratlar sakrifiye edildi. 0, 3, 7, 14 ve 21. günlerde deneysel oluşturulan yanık alanlarından alınan örnekler formalin solüsyonuna aktarıldı. Gruplardan elde edilen preparatlar histopatolojik olarak incelendikten sonra istatistiki verilerle yorumlanıp karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma sonucunda plateletten zengin plazma uygulaması ile yara iyileşmesinin epidermis rejenerasyonu, granülayon, inflamasyon ve kıl folikül rejenerasyonu fazları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Epidermal büyüme faktörü uygulaması ile yara iyileşmesinin epidermis rejenerasyonu, granülayon, inflamasyon ve kıl folikül rejenerasyonu fazları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. epidermal büyüme faktörü + plateletten zengin plazma kombine uygulaması ile yara iyileşmesinin epidermis rejenerasyonu, granülayon, inflamasyon ve kıl folikül rejenerasyonu fazları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Epidermis rejenerasyonu açısından Grup 1, 3 ve 4'ün 7. 14. ve 21. günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Granülasyon açısından Grup 1, 2 ve 3'ün 7. 14. ve 21. günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. İnflamasyon açısından Grup 1, 2 ve 4'ün 7. 14. ve 21. Günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Kıl folikül rejenerasyonu açısından Grup 2, 3 ve 4'ün 7. 14. ve 21. günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Sonuç: Üçüncü derece yanık oluşturulan ratlarda intralezyonel ve perilezyonel enjeksiyon yöntemiyle uygulana plateletten zengin plazma ve epidermal büyüme faktörünün yara iyileşmesi üzerine olumlu etkilerinin olduğu ve yara iyileşmesini hızlandırdığı sonucuna varılmıştır.
Sirkadiyen ritmin sıçanlardaki mcfarlane flep yaşayabilirliği üzerine etkisi
Sirkadiyen Ritmin Sıçanlardaki McFarlane Flep Yaşayabilirliği Üzerine Etkisi Giriş ve Amaç: Flep cerrahisinde gerçekleşen iskemi-reperfüzyon hasarının patofizyolojisinde reaktif oksijen radikallerinin etkili rol oynadığını, organizmadaki antioksidan-oksidan sistemin endojen sirkadiyen ritmisite gösterdiği göz önüne alındığında bu çalışmada gün içinde farklı saatlerde gerçekleştirilen flep cerrahilerinde sirkadiyen ritim değişikliğinin flep yaşayabilirliği üzerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmada 32 adet, ağırlıkları 250-350 gram arasında değişen Wistar Albino cinsi sıçan kullanıldı. 8'er sıçan içeren sabah, öğlen, akşam ve gece grubu olmak üzere 4 grup oluşturuldu. Gruplar saat 06:00, 12:00, 18:00 ve 24:00 da olmak üzere 6' şar saat arayla opere edildiler. Sıçanlarda 9x3 cm' lik McFarlane flep modeli kullanıldı. 1 hafta sonunda deney sonlandırılarak sırt fleplerinin topografik incelemesi için fotoğraflama yapıldı ve biyokimyasal inceleme için flepten biyopsi yapıldı. Bulgular: Sabah grubu (%32,05±12,25), öğlen grubu (%36,20±11,12), akşam (%38,32±11,06) ve gece grubu (%42,33±16,65) yüzde nekroz oranları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (Χ2 (3) = 1,960; p=0,581). Serum melatonin, malondialdehit, nitrik oksit ve glutatyon düzeyleri ile serum glutatyon peroksidaz ve süperoksit dismutaz enzim aktiviteleri gruplar arası karşılaştırıldığında gün içinde sirkadiyen ritmisite göstermekle beraber bu farklılık istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Doku nitrik oksit düzeyleri gruplar arası karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,05). Doku melatonin, malondialdehit ve glutatyon düzeyleri ile doku glutatyon peroksidaz ve süperoksit dismutaz enzim aktiviteleri gruplar arası karşılaştırıldığında gün içinde belirgin sirkadiyen ritmisite göstermektedirler ve bu farklılık istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmamız, sirkadiyen ritim değişikliği ile flep sağ kalımı arasındaki ilişkiyi ayrı ayrı faktörlerden bağımsız bütün olarak incelemektedir. Doku oksidan ve antioksidan düzeylerindeki gün içi değişiklik sirkadiyen ritim oluşturmakla beraber flep yaşayabilirliğine de etki etmektedir. Sirkadiyen ritim ve flep cerrahisi arasındaki ilişkiyi ve flep kronocerrahisi mekanizmasını aydınlatacak ilave çalışmalara ihtiyaç vardır.
Ratlarda ikinci derece yanık tedavisinde topikal kurkumin (curcumin)-siklodekstrin (siklodekstrin) kompleksinin iyileşmeye etkisi
Giriş ve Amaç: Bu çalışmada ratlarda kısmi yanık tedavisinde topikal kurkumin siklodekstrin kompleksinin iyileşmeye etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın oluşturulma nedenini; derin II. derece yanık tedavisinde yara iyileşmesini hızlandıracak, erken teğetsel eksizyon gerekliliğini azaltacak, yanık sonrası oluşacak nekrozu azaltacak bunları yaparken de yan etkileri minimum olacak etkin ve ekonomik bir tedavi seçeneği bulunmaması oluşturmaktadır. İkinci derece yanık tedavisinde en yaygın kullanılan topikal gümüş sülfadiazin yan etkileri nedeniyle kullanımı kısıtlanmıştır. Çalışmanın ana hipotezi anti inflamatuar, anti mikrobiyal, anti oksidan, anti iskemik ve proanjiogenetik özellikleri bulunan kurkuminin siklodekstrinle etkinliği arttırılarak yanık tedavisinde güvenilir bir kaynak olarak kullanılabileceğidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışma Erciyes Üniversitesi DEKAM da gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya yaşları 4 ile 6 ay arasında farklılık gösteren 200-400 g ağırlığında sıçanlar (Rat) dahil edildi. İstatistiksel güç analizi yapılması sonrasında 40 adet sıçan her grupta rastgele 10 adet sıçan olacak şekilde dört gruba ayrıldı. Deney süreci boyunca sıçanlar ayrı ayrı tek tek kafeslerde yemlenerek ve standart su ihtiyaçları karşılanarak 21°C'de sabit oda sıcaklığında ve %45±10 nem düzeyinde tutuldu. Ratlarda her grupta 10 hayvan seçildi ancak her grupta ikişer hayvan yakma işlemi için verilen anestezi sonrası öldü ve her grupta 8 hayvan ile araştırma tamamlandı. Ratlarda yara boyutu bir rat sırtı üzerinde 2 adet 2cm x 2cm olarak ayarlanmıştır. Sıçanlarda, yanık oluşturulurken ve biyopsi örnekleri alınırken 50 mg/kg ketamin ve 15 mg/kg ksilazin verilerek anestezi sağlandı. Bulgular: Tüm gruplarda yer alan bütün deneklerin 3., 7.,14. ve 21.gün biyopsi tarihlerine göre yara ve kontrol yara boyutları arasındaki grup içi karşılaştırma sonuçlarına göre; Bütün yara bölgesi biyopsilerinde (3., 7.,14. ve 21.gün yara boyutları) Grup 2 yani Kurkumin-siklodekstrin kompleksi grubunda yer alan deneklerin yara boyutları, Grup 1 (Sham grubu), Grup 3 (Kurkumin grubu) ve Grup 4 (Siklodekstrin grubu) grubunda yer alan deneklerin yara boyutlarına göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla küçülmüştür. Grup 2 yani Kurkumin-siklodekstin kompleksi grubunda yer alan deneklerin yara boyutları ve kontrol yara boyutları arasındaki fark 1. biyopsi tarihinde istatistiksel olarak anlamlı değilken, 2., 3, ve 4. biyopsi tarihlerinde yara boyutu kontrol yara boyutuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla küçülmüştür. Kurkumin-siklodekstin kompleksi grubunda yer alan deneklerin 4. biyopsi tarihinde ölçülen yara boyutu 1. biyopsi tarihindeki kontrol yara boyutuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla küçülmüştür. Sonuç: Kurkumin-siklodekstin kompleksi 2. Derece yanık tedavisinde, Kurcumin ve Siklodekstrinin yalnız başına kullanılmasına göre daha etkin sonuç vermektedir. Yanık tedavisinde yeni bir ajan olarak kullanılmaya açıktır. Anahtar Kelimeler: 2.Derece Yanık, Yara İyileşmesi, Gümüş sülfadiazin, Kurkumin siklodekstrin kompleksi