
218
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Adana ili merkez Seyhan ve Yüreğir ilçeleri ilköğretim okullarının 1. ve 2. sınıflarına devam eden öğrencilerin konuşma bozuklukları açısından incelenmesi
Bu çalışma Adana ili merkez Seyhan ve Yüre ir ilçeleri ilkö retim okullarının1. ve 2. sınıflarına devam eden ö rencilerin konu ma bozuklukları ve türlerininsaptanması amacıyla yapılmı tır.Bu ara tırmanın çalı ma grubunu Adana ili Seyhan ve Yüre ir ilçemerkezlerindeki 30 okuldaki 1. ve 2. sınıf ö rencileri olu turmu tur. Veriler konu maözürlü çocuklarla yapılan bireysel görü melerden, ruhsal dosyalarından, ailelerleyapılan görü melerden, rehber ö retmenlerden ve sınıf ö retmenlerinden eldeedilmi tir. Çalı ma sırasında sınıf ö retmenlerinin görü leri esasına göre yapılan öntaramadan sonra isimleri forma yazılan çocuklara okul idaresi ve rehber ö retmeninuygun gördü ü sessiz ve rahat çalı ılabilecek odada bireysel olarak çocuklarındüzeylerine uygun Artikülasyon testleri uygulanmı tır. Her test bitiminde çocuklarınkonu ma bozuklu u tür ve dereceleri belirlenmi tir.Konu ma bozukluklarının sınıf düzeyi, cinsiyet, ya , okulöncesi e itimdurumu, ikinci dil durumu, anne-baba e itim durumu, sosyo-ekonomik düzey ve kardesayıları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık olup olmadı ını belirlemek içintek boyutlu kay kare analizi yapılmı tır. Sonrasında da konu ma bozuklukları türlerininsınıf düzeyi, cinsiyet, ya , okulöncesi e itim durumu, ikinci dil durumu, anne-babaive itim durumu, sosyo-ekonomik düzey ve karde sayıları arasında istatiksel olarakanlamlı bir farklılık bulunup bulunmadı ını belirlemek için çift boyutlu kay kare analiziuygulanmı tır.Ara tırma sonucunda çalı ma grubuna dahil edilen 7046 ö renciden 541 `inde,konu ma sorunu oldu u belirlenmi tir, konu ma sorunlarının görülme yüzdesi % 7,7olarak saptanmı tır. Konu ma sorunlarının kendi içindeki da ılımlarına bakıldı ındaise, en sık görülen `artikülasyon', en az ?damak-dudak yarıklı ı? sorununun oldu ugörülmektedir. Konu ma bozuklarının türlerine göre sıklıkları arasında istatistikselolarak anlamlı fark bulunmu tur. Buna kar ın konu ma sorununun ya a,cinsiyete, sınıfdüzeyine, okul öncesi e itim durumuna, anne e itim durumuna, baba e itim durumuna,ikinci dil durumuna, sosyo-ekonomik düzeye göre de i kenlik gösterdi i saptanmı tır.Çalı manın verileri ı ı ında konu ma bozuklu u oldu u saptanan ö rencilerinailelerine, ö retmenlerine ve okul yöneticilerine konu ma geli imi, konu ma özür tür vedereceleri ile sa altım yöntemlerine ili kin aydınlatıcı bilgiler verilmi tir.
Çoklu zeka kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarı, benlik saygısı ve kalıcılığa etkisi
Bu deneysel çalışmada ilköğretim 5. sınıf Matematik dersinin, ?doğal sayılardatoplama, çıkarma, çarpma, bölme ve bunlarının yanı sıra çokgenler, dörtgenler, örüntüve süslemeler? konularının kazandırılmasında, çoklu zeka kuramı destekli kubaşıköğrenme yönteminin öğrencilerin akademik başarılarına, benlik saygılarına ve kalıcılıkdüzeylerine etkisi araştırılmıştır.Araştırma 2005-2006 öğretim yılının güz yarıyılında Adana ili Yüreğirİlçesindeki bir ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney ve kontrolgrubunda bulunan toplam 72 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 16 haftasürmüştür. Dersler deney grubunda çoklu zeka destekli kubaşık öğrenme yöntemi,kontrol grubunda ise tüm sınıf öğretimine dayalı geleneksel öğretmen merkezli yöntemegöre hazırlanan ders planları doğrultusunda işlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarınaMatematik Başarı Testi öntest-sontest ve kalıcılık testi olarak verilmiştir. Benlik SaygısıÖlçeği öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Yine araştırmanın başında öğrencilerinçoklu zeka alanları tercihlerini belirlemeye yönelik ?Çoklu Zeka Alanları TercihBelirleme Formu? kullanılmıştır. Öğretim sonucunda öğrencilerin uygulanan yöntemeilişkin görüşlerini belirlemek üzere geliştirilen Görüşme Formu kullanılmıştır. Ayrıcaçalışma grubunun kişisel özelliklerini belirlemek için Kişisel Bilgiler Formudağıtılmıştır. Ön ölçüm ve son ölçümden elde edilen veriler üzerinde kovaryans analiziuygulanmıştır. Görüşme verileri üzerinde içerik analizi yapılmıştır.Bulgular, Matematik dersinde çoklu zeka kuramı destekli kubaşık öğrenmeyöntemine göre düzenlenen öğretimin akademik başarı ve kalıcılık üzerinde etkiliolduğunu, benlik saygısı puan ortalamaları açısından ise etkinin anlamlı olmadığınıortaya çıkarmıştır. Görüşme bulguları ise öğrencilerin çoklu zeka kuramı desteklikubaşık öğrenme yöntemine göre düzenlenen öğretimden daha fazla yararlandıklarını vebu yöntemle ders işlemekten mutlu olduklarını göstermiştir.
İlköğretim ı. sınıfa yeni başlayan öğrencilere uygulanan eğitim-öğretime hazırlık çalışmalarının öğrenci, öğretmen ve veli görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim birinci sınıfa başlayan öğrencilere uygulananeğitim-öğretime hazırlık çalışmasının nasıl uygulandığını gözlemlemek ve yapılanuygulamaları öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri açısından değerlendirmektir.Araştırma, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkezinde bulunan üçilköğretim okulundan toplam 30 veli, 30 öğrenci ve bu okullarda birinci sınıfı okutan 3öğretmenden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak nitel araştırma yöntemlerinden gözlem vegörüşme kullanılmıştır. Eğitim Öğretime Hazırlık çalışmalarının nasıl uygulandığınıgözlemlemek için örnekleme alınan üç ilköğretim okulundan birinde çalışma süresincegözlem yapılmıştır. Ayrıca öğretmen, veli ve öğrencilerin hazırlık çalışmasınıdeğerlendirmeleri amacıyla okullar açıldıktan iki hafta sonra yarı yapılandırılmış görüşmeformu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır.Araştırmada gözleme ait verilerden elde edilen sonuçlarda; eğitim-öğretime hazırlıkçalışmasının okulun ilk gününden veli ve çocuklarda okula karşı olumlu izlenimleredinmesine katkıda bulunduğu, çalışmalar kapsamında öğretmen ve öğrencilerin birbirleriniyakından tanıdığı, öğrencilerin kendilerini daha güvende hissetmelerini ve okulda daha rahathareket etmelerini sağladığı, öğrencilerin, katıldığı etkinliklerle okulu hem eğlenceli bir yerolarak algılanmasına hem de öğrenci-öğretmen ilişkisini arttırdığı, uygulamaya velilerindeiikatılmış olmasının hem veli-öğretmen ilişkisini artırdığı hem de velilerin birbirlerinitanımalarını sağladığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Veli ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlarda; çocukların okulauyumlu bir şekilde başlamalarının hem sınıf atmosferini olumlu etkilediği, hem de öğretmeninilk haftalardaki işini kolaylaştırdığını, öğrencilerin eğitim-öğretime hazırlanmasına yönelikhazırlanan çalışma ile ilgili olumlu düşünceler taşıdıkları bulunmuştur. Uygulama sırasındaöğretmenlerin konuyla ilgili gerek Milli Eğitim gerekse okul idarecileri tarafından yeterincebilgilendirilmedikleri, bu nedenle gerekli ön hazırlıkları yapamadıkları ve okullara gönderilenhazırlık çalışmaları ile ilgili programın yeterince detaylı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıcauygulanan çalışmanın süresinin her öğrencinin bireysel farklılıkları ve bu farklılıklardankaynaklanan uyum süreçlerinin değişebileceği göz önünde bulundurularak uzatılmasıgerektiği belirtilmiştir.Öğrenci görüşlerinden elde edilen sonuçlardan; öğrencilerin etkinliklere katılarakokulu tanıdıkları, okulda ve sınıfta uyulması gereken kuralları öğrendikleri, arkadaşları veöğretmenleri ile okullar açılmadan tanıştıkları ve okulda bulunmaktan mutlu olduklarısonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Uyum, okula hazırlık, öğretmen-öğrenci-veli ilişkisi,oryantasyon.
Çoklu Zekâ Kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin Türkçe dersine ilişkin tutum ve okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarı üzerindeki etkisi
Bu deneysel çalışmada, çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin ilköğretim beşinci sınıf Türkçe dersinde, öğrencilerin okuduğunu anlamaya yönelik akademik başarıları ve derse ilişkin tutumları üzerinde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemi, araştırmanın bağımsız değişkenini oluştururken, okuduğunu anlama başarısı ve Türkçe dersine ilişkin tutum ise bağımlı değişkenlerini oluşturmaktadır. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Uygulama, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Adana İli Seyhan ilçesinde yer alan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilköğretim okulunun üç dersliğinde okuyan toplam 115 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada, bir deney ve iki kontrol grubu kullanılmıştır. Uygulama, 12 hafta sürmüştür. Dersler, deney grubunda çoklu zekâ kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemine, kontrol gruplarında ise 2005?2006 Türkçe Dersi Öğretim Programı'na göre hazırlanan ders planları doğrultusunda işlenmiştir. Dersler, deney ve birinci kontrol grubunda araştırmacı tarafından yürütülürken, ikinci kontrol grubunda sınıf öğretmenleri tarafından yürütülmüştür. Çalışmada, ÇZK destekli kubaşık öğrenme yönteminin öğretim sürecindeki etkisinin ortaya konulabilmesi için nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Okuduğunu Anlama Başarı Testi? deney ve kontrol gruplarına öntest-sontest olarak, ?Türkçe Dersi Tutum Ölçeği? işlem öncesinde ve işlem sonrasında uygulanmıştır. Ayrıca ?Teele Çoklu Zekâ Envanteri? araştırmanın başında öğrencilerin zekâ alanlarını belirlemek, ?kişisel bilgiler formu? çalışma gruplarında yer alan öğrencilerin kişisel bilgilerini almak üzere kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında deney grubunda yer alan öğrencilerin sürece ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ?Grup Çalışmalarını Değerlendirme Formu? kullanılmıştır.Araştırmada başarı testi ve tutum ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde, istatistiksel teknik olarak kovaryans analizi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Grup çalışmalarını değerlendirme ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler, nitel araştırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir.Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi ve tutum ölçeği sontest puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken; kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçların bir kısmı aşağıdaki gibi özetlenebilir.Öğrenciler, çoklu zekâ destekli kubaşık öğrenme yöntemi sayesinde, Türkçe derslerini daha çok sevdiklerini, derse daha çok katılma isteği duyduklarını söylemişlerdir. Ayrıca, bu yöntemin, başarılarını arttırdığını; arkadaşlarıyla daha iyi kaynaşmalarını sağladığını; dayanışmayı, paylaşmayı ve birlikte çalışmayı öğrettiğini ifade etmişlerdir.
Çoklu zeka kuramı destekli kubaşık öğrenme yönteminin ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisi
Bu deneysel çalışmada; çoklu zeka destekli kubaşık öğrenme yönteminin ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.Bu çalışma, 2005-2006 öğretim yılının birinci yarıyılında Adana İli Seyhan İlçesindeki bir resmi ilköğretim okulunda yapılmıştır. Araştırma, iki deney ve iki kontrol grubunda bulunan toplam 150 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışma, 16 haftalık bir süreci kapsamıştır. Araştırmanın, 1. deney grubunu, bir önceki dönem (2004 - 2005 öğretim yılının ikinci yarısında) toplam 9 hafta boyunca, matematik derslerini araştırmacı tarafından çoklu zeka destekli kubaşık öğrenme yöntemine göre işleyen grup oluşturmuştur. 2. deney ve kontrol grupları rasgele belirlenmiştir. Dersler, deney grubunda çoklu zeka kuramı destekli kubaşık öğrenme yöntemine göre, kontrol gruplarında ise 2005-2006 Matematik öğretim programı doğrultusunda yapılan öğretime göre işlenmiştir. Akademik başarıyı ölçmek için, veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş bir "Matematik Başarı Testi? kullanılmıştır. Bu test araştırmanın başında öntest, sonunda sontest, bitiminden dört hafta sonra kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Ayrıca öğrencileri daha iyi tanımak ve zeka alanlarını belirlemek üzere kişisel bilgiler formu ve Teele Çoklu Zeka Alanları Belirleme Ölçeği (2000) uygulanmıştır. Bunlara ek olarak Teele Çoklu Zeka Alanları Belirleme Ölçeği ve kişisel bilgiler formu, deney gruplarında kubaşık kümeleri oluşturmak içinde kullanılmıştır. Araştırmada, Matematik başarı testinden elde edilen verilerin analizi SPSS paket programından yararlanılarak yapılmıştır. Verilere kovaryans analizi yapılmıştır ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır.. Ayrıca öğrenci görüşlerine yer verilmiş ve görüşme verileri üzerinde içerik analizi yapılmıştır.Sonuç olarak, akademik başarı açısından, çoklu zeka destekli kubaşık öğrenme yönteminin, 2005-2006 matematik programında kullanılan etkinliklere göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca, daha önceki dönem çoklu zeka destekli kubaşık öğrenme yöntemine göre ders işleyen grubun daha başarılı olduğu görülmüştür. Kalıcılık puanları açısından ise, işe koşulan yöntemler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olmadığı gözlenmiştir. Görüşme bulguları ise öğrencilerin ÇZK destekli kubaşık öğrenme yönteminden daha fazla yararlandıklarını ve bu yöntemle ders işlemekten mutlu olduklarını göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Çoklu Zeka Kuramı, Kubaşık Öğrenme Yöntemi, Matematik Öğretimi.
İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji dersi ışık ve ses ünitesinde internetin de kullanıldığı bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırma İlköğretim 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Işık ve Ses ünitesinde internetin de kullanıldığı bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubunu, Adana ili Yumurtalık ilçesi Ganime Erzenci İlköğretim okulu ile Kaldırım İlköğretim okulundan, rasgele yöntemiyle seçilen kırk altı 5. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Seçilen öğrencilerin karne notlarına ve sosyo-ekonomik düzeylerine bakılarak grupların denk olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?ön-son test? aracılığıyla toplanmıştır. Test oluşturulurken ilk olarak belirtke tablosu oluşturulmuş ve her davranış ile ilgili iki soru hazırlanmıştır. Hazırlanan ön uygulama testi Zeynepli İlköğretim okulunda uygulanmış ve üzerinde madde analizi yapılmış, sonucunda KR-20 değeri .92 çıkmıştır. Ayrıca uygun olmayan maddeler çıkarılmış gerekli maddeler düzeltilmiştir. Hazırlanan test öğrencilere deney öncesi ve sonrası uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 11.5 paket programı t-testi ile sınanmış, .05 düzeyinde anlamlılığı test edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar kısaca şöyledir; 1. İlköğretim 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Işık ve Ses ünitesinin öğretilmesinde internetin de kullanıldığı BDÖ'yü kullanan öğrenciler ile 2005 programının kullanıldığı öğretimi alan öğrencilerin ön test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 2. İlköğretim 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Işık ve Ses ünitesinin öğretilmesinde internetin de kullanıldığı BDÖ'yü kullanan öğrenciler ile 2005 programının kullanıldığı öğretimi alan öğrencilerin son test puan ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 3. İlköğretim 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Işık ve Ses ünitesinin öğretilmesinde internetin de kullanıldığı BDÖ'yü kullanan öğrenciler ile 2005 programın kullanıldığı öğretimi alan öğrencilerin erişi puanları ortalamaları arasında deney gurubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. İlköğretim 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Işık ve Ses ünitesinin öğretilmesinde internetin de kullanıldığı BDÖ'yü kullanan erkek öğrenciler ile kız öğrencilerin erişi puanları ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 5. İlköğretim 5. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Işık ve Ses ünitesinin öğretilmesinde 2005 programı öğretimi alan erkek öğrenciler ile kız öğrencilerin erişi puanları ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. 6. İnternetin de kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim alan erkek öğrenciler ile 2005 programının kullanıldığı öğretimi alan erkek öğrencilerin erişi puanları ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 7. İnternetin de kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim alan kız öğrenciler ile 2005 programının kullanıldığı öğretimi alan kız öğrencilerin erişi puanları ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler : Bilgisayar Destekli Öğretim, İnternet, Fen ve Teknoloj
Sorumluluk eğitiminde ceza uygulamalarına ilişkin ilköğretim 5. sınıf öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Bu arastırmanın amacı sınıf ögretmenlerinin ögrencilerine sorumluluk kazandırmada ceza içeren yaptırımları kullanma durumlarını ve bunun sonuçlarını, ögretmen ve ögrenci görüsleri baglamında ortaya koymaktır. Betimsel bir durum saptaması niteligindeki bu arastırma 2006-2007 ögretim yılında, Adana il sınırları içinde belirlenen 12 devlet ilkögretim okulunda yürütülmüstür. Bu okulların her birinden bir besinci sınıf seçkisiz olarak alınmıs, bu sınıfların ögretmen ve ögrencileri çalısmaya dahil edilmistir. Ögretmen ve ögrenci görüslerini içeren veriler, açık uçlu sorulardan olusan anket ve yarı yapılandırılmıs görüsme yöntemi kullanılarak toplanmıstır. Elde edilen verilerin analizinde nitel içerik analizi yönteminden yararlanılmıstır. Bu çerçevede veriler öncelikle bilgisayara aktarılmıs, okunup incelenerek kodlara dönüstürülmüs ve iliskili kodlar bir araya getirilerek temalar ve gruplar olusturulmustur. Kodlamaya tabi tutulan ögretmen ve ögrenci görüslerinden olusan nitel verilerin bir kısmı, örnek verme amacıyla oldugu gibi aktarılmıstır. Arastırma bulgularına göre ögretmenlerin yerine getirilmeyen sorumluluklarla bas etmede ceza içermeyen yöntemlerin yanında ceza içeren yöntemlere de basvurdukları, cezalar içinde ise en çok sözel olumsuz cezaları kullandıkları anlasılmıstır. Ögrencilere göre ögretmenlerin uyguladıkları yaptırımlar genel olarak etkili olmakla birlikte bazen bu etkinin kısa süreli oldugu ortaya çıkmıstır. Çocuga sorumluluk kazandırmak için ceza gibi dıs denetimli disiplin gerektiren uygulamalar yerine, davranısının sonuçlarını yasama fırsatı verme gibi iç denetimli disiplin gelistirici ceza içermeyen yaptırımların tercih edilmesi, ögrencilerin sorumluluk kazanmalarında daha etkili bir yol olabilir. Anahtar Kelimeler: Sorumluluk, Disiplin, Ceza, Sınıf Ögretmeni.
Takım-oyun turnuvaları tekniğinin ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarısı, kalıcılık ve matematiğe ilişkin tutumları üzerindeki etkisi
Bu deneysel çalı?mada, takım-oyun turnuvaları tekniğinin ilköğretim dördüncü sınıf Matematik dersinde öğrencilerin akademik ba?arıları ve derse ili?kin tutumları üzerinde etkisi olup olmadığı ara?tırılmı?tır. Takım-oyun turnuvaları tekniği, ara?tırmanın bağımsız deği?kenini olu?tururken, matematik ba?arısı ve Matematik dersine ili?kin tutum ise bağımlı deği?kenleri olu?turmaktadır. Ara?tırma, öntest-sontest kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmı?tır. Uygulama 2006?2007 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Adana ?li Seyhan ilçesinde yer alan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir devlet ilköğretim okulunda okuyan toplam 56 öğrenci üzerinde gerçekle?tirilmi?tir. Ara?tırmada, bir deney ve bir kontrol grubu kullanılmı?tır. Uygulama, 13 hafta sürmü?tür. Dersler, deney grubunda takım-oyun turnuvaları tekniğine, kontrol grubunda ise 2005?2006 Matematik Dersi Öğretim Programına göre hazırlanan ders planları doğrultusunda i?lenmi?tir. Dersler deney ve kontrol grubunda ara?tırmacı tarafından yürütülmü?tür. Çalı?mada, takım-oyun turnuvaları tekniğinin öğretim sürecindeki etkisinin ortaya konulabilmesi için nitel ve nicel ara?tırma yöntemleri birlikte kullanılmı?tır. Veri toplama aracı olarak, ara?tırmacı tarafından geli?tirilen ?Matematik Ba?arı Testi? deney ve kontrol grubuna ara?tırmanın ba?ında öntest, sonunda sontest ve iki hafta sonra kalıcılık olarak, Baykul (1990) tarafından geli?tirilen ?Matematik Dersi Tutum Ölçeği? i?lem öncesinde ve i?lem sonrasında ve iki hafta sonra kalıcılık olarak uygulanmı?tır. Ayrıca ?ki?isel bilgiler formu? çalı?ma gruplarında yer alan öğrencilerin ki?isel bilgilerini almak üzere kullanılmı?tır. Nitel verilerin toplanmasında deney grubunda yer alan öğrencilerin sürece ili?kin görü?lerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmı? görü?me formu kullanılmı?tır. Ara?tırmada ba?arı testi ve tutum ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde, istatistiksel teknik olarak kovaryans analizi kullanılmı?tır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmı?tır. Görü?me formundan elde edilen veriler, nitel ara?tırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemiyle çözümlenmi?tir. Ara?tırma sonunda elde edilen verilere göre, ba?arı testi ve tutum ölçeği sontest puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamı?tır. Ba?arı testi ve tutum ölçeği kalıcılık puanları açısından da deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamı?tır. Görü?me formundan elde edilen sonuçların bir kısmı a?ağıdaki gibi özetlenebilir. Öğrenciler, takım-oyun turnuvaları tekniği sayesinde, Matematik derslerini daha çok sevdiklerini, derse daha çok katılma isteği duyduklarını, takım-oyun-turnuva tekniği ile çok fazla soru çözebildiklerini söylemi?lerdir. Ayrıca bu tekniğin, arkada?larıyla daha iyi kayna?malarını sağladığını; dayanı?mayı, payla?mayı ve birlikte çalı?mayı öğrettiğini ifade etmi?lerdir. Anahtar Kelimeler: Kuba?ık Öğrenme Yöntemi, Matematik Öğretimi, Matematik Dersine ?li?kin Tutum, Takım-Oyun Turnuvaları Tekniği
Bireysel ve toplu etkinlikler ders programının uygulanmasında karşılaşılan sorunlar
Bu araştırmada, ilköğretim birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğretmenlerinin ilköğretimin birinci kademesinin ilk üç sınıfında uygulanan Bireysel ve Toplu Etkinlikler dersini uygularken karşılaştıkları sorunların belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma giriş, konuyla ilgili kuramsal literatür ve ilgili araştırmalar, yöntem, bulgular ve yorumlar, sonuç ve öneriler bölümlerinden oluşmaktadır. Araştırma tarama türünde bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma evreni Adana ili merkez Seyhan ve Yüreğir ilçeleridir. Araştırmanın çalışma kümesini ise, Özel Bilimkent İ.O.O., İsmet İnönü İ.O.O., Recep Birsen Özer İ.O.O., Efes Pilsen İ.O.O., Yakapınar İ.O.O. ve Peyami Sefa İ.O.O.'nda çalışan toplam 36 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formundaki 18 soruya öğretmenlerin cevap vermesi yoluyla toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde yüzde (%) ve frekans (f) kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Öğretmenlerin büyük çoğunluğu, hangi öğrenme durumunda hangi etkinliğin kullanılması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin BTE dersinde uyguladığı etkinliklerin % 65.5'inin Milli Eğitim Bakanlığı'nın BTE dersi ile ilgili genelgede belirtilen etkinliklere uygun olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin BTE dersinde en sık uyguladıkları etkinlikler, bulmaca etkinliği ve diğer dersleri tamamlayıcı ek bilgi verilmesidir. Öğretmenlerin BTE dersinde en sık karşılaştıkları sorunlar; yeterli malzemenin bulunmaması, öğretmenlerin ne yapacağını bilmemesi ve okulda uygun fiziki ortamın olmamasıdır. BTE dersinde öğretmenlerin en sık kullandıkları materyaller, hikâye kitapları,i elişi kâğıdı ve bilgisayardır. Öğretmenlerin % 77,7'si BTE dersinde kullanmak istedikleri materyallere ulaşamadıklarını ifade etmişlerdir. BTE dersinin daha verimli olmasına yönelik en sık ifade edilen öğretmen görüşleri; öğretmenlere BTE dersiyle ilgili hizmet içi eğitim verilmesi, çocuklara uygun hazır materyaller geliştirilmesi , BTE ders programının somut hale getirilmesi ve fiziki donanım sağlanması, şeklinde ortaya çıkmıştır. Öğretmenler, BTE dersinde öğrencilerin en çok zevk aldıkları etkinlikleri; hareketli oyunlar, bilmece bulmaca ve drama olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin yarısından fazlası, BTE dersine yönelik bir kitabın olmasının dersin verimliliğini artıracağı konusunda görüş belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Bireysel ve Toplu Etkinlikler Dersi, Derste Karşılaşılan Sorunlar, İlköğretim, Program Değerlendirme, Öğretmen
Ses temelli cümle yöntemiyle gerçekleştirilen ilk okuma-yazma öğretiminin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; ?Ses Temelli Cümle Yöntemiyle? (STCY) gerçekleştirilen ilk okuma ve yazma öğretimi sürecini öğretmen görüşleri doğrultusunda incelemektir. Araştırma, tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veriler öncelikle amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile 1 alt, 2 orta ve 1 üst sosyo-ekonomik düzeyden toplam 4 okulda çalışan 7 birinci sınıf öğretmeni ile ilk okuma yazma öğretimi sürecinde 4 ayrı görüşme yapılarak toplanmıştır. Daha sonra Adana il merkezindeki okullardan yansız küme örnekleme yoluyla seçilen 40 ilköğretim okulundaki 172 öğretmene öğretim yılının sonunda anket uygulanmıştır. Araştırmada nitel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları, nicel veriler ise yine araştırmacı tarafından geliştirilen ?Ses Temelli Cümle Yöntemiyle Gerçekleştirilen İlk okuma ve Yazma Öğretim Sürecini Değerlendirme Anketi? kullanılarak toplanmıştır. Görüşmelerde elde edilen veriler için içerik analizi yapılmıştır. Anketle elde edilen veriler ise bilgisayar ortamında SPSS paket programı kullanılarak frekans ve % hesaplamaları yapılmıştır. Ayrıca öğretmen görüşlerinin, çalıştıkları okulların SED'ine, kıdemlerine, sınıfların mevcutlarına ve birinci sınıf deneyimlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla ki kare (X2) analizi yapılmıştır. Sonuç olarak öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu aldıkları hizmetiçi eğitimi, ?Okuma- Yazma Öğreniyorum? kitabını ve yöntemle ilgili diğer kaynakları yetersiz bulmuştur. Öğretmenler ayrıca öğrencilerin sesleri bildikleri halde bu sesleri birleştirmede sorun yaşadıklarını vurgulamışlardır. Vurgulanan bu sorunla okulların SED'i arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin çoğunluğuna göre STCY okuma hızını düşürmüştür. Dikte çalışmalarında görülen en büyük sorun harf eksiği olarak ifade edilmiştir. Öğretmenlerin çoğunluğuna göre öğrenciler bitişik eğik yazıya uygun çizgi alıştırmalarında zorlanmışlardır. Yazı estetiği açısından öğretmenler öğrencileri her iki yazı karakterinde eşit derecede başarılı bulmuşlardır. Öğretmenlerin yarıya yakını programın, birinci dönem sonunda okur yazar olma hedefinin gerçekleştiğini belirtmiştir. Okulların SED'i ve sınıf mevcutları ile birinci dönem sonunda okur-yazar olma arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin yazmada zorlandıkları bitişik eğik yazı küçük harfler b, f, k, r, s, ve ş, büyük harfler ise D, H, L, S ve Ş harfleridir. Anahtar Kelimeler: Ses Temelli Cümle Yöntemi, Bitişik Eğik Yazı, İlk Okuma ve Yazma, Öğretmen Görüşleri
İlköğretim okulları 1. kademede görev yapan sınıf öğretmenlerinin yeni illköğretim programlarını kabullenmişlik düzeyleri ve mesleki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim okullarının I.Kademesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin, yeni ilköğretim programlarını kabullenmişlik düzeylerinin; cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, mezun oldukları okul, görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi, görev yaptığı sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı ve kabullenmişlik düzeyleri ile mesleki doyumları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini, Adana İli Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerindeki İlköğretim okullarının I.kademesinde sınıf öğretmeni olarak görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırma oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfî olarak seçilen toplam 420 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada Gömleksiz (2005) tarafından geliştirilen ?Yeni İlköğretim Programı Ölçeği? ile Kuzgun, Sevim ve Hamamcı (2005) tarafından geliştirilen ?Mesleki Doyum Ölçeği? (MDÖ) kullanılmıştır. Ayrıca, araştırmacı tarafından öğretmenlerin; cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, mezun olunan okul, görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi ve görev yaptıkları sınıf düzeyine ilişkin sorulardan oluşan bir ''Kişisel Bilgi Formu'' hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırma sonucunda öğretmenlerin yeni ilköğretim programlarını (eğitim ortamı programları tanıma, programları benimseme ve programları uygulama) kabullenme düzeyleri ve mesleki doyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, Eğitim Programı, Kabullenmek, Sınıf Öğretmeni, Yeni İlköğretim Programı.
Öğrencilerin sınıf içi etkinliklere katılım düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi arasındaki ilişki
Bu araştırmada ilköğretimde okuyan beşinci sınıf öğrencilerinin sınıf içi etkinliklere katılım düzeyleri ve algıladıkları sınıf atmosferinin; cinsiyet, genel başarı, öğrenim görülen sınıfların mevcudu ve okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı ve sınıf içi etkinliklere katılım düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferinin arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini, Adana ili Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında okuyan beşinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfi olarak seçilen toplam 500 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada Başal (2003) tarafından geliştirilen ?Çocukların Sınıf İçi Etkinlik Düzeylerini Belirleme Ölçeği? ile Şendur (1999) tarafından geliştirilen ?Sınıf Atmosferi Ölçeği? kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından öğrencilerin; cinsiyet, genel başarı, öğrenim gördükleri sınıfın mevcudu ve okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyini içeren sorulardan oluşan bir ?Kişisel Bilgi Formu? hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırma sonucunda öğrencilerin sınıf içi etkinliklere katılım düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Algılanan sınıf atmosferi, sınıf içi etkinlik düzeyi, etkinlik.
Öğrenme stratejileri öğretiminin ve ders işlenişinde kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına ve kalıcığa etkisi
Araştırmanın amacı; ilköğretim beşinci sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrenme stratejileri öğretiminin ve bu stratejilerin ders işlenişinde kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına ve kalıcılığa etkisini araştırmaktır.Araştırma deneysel araştırma modellerinden ön test-son test kontrol gruplu desene göre tasarlanmıştır. Araştırma 109 beşinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler ? Öğrenme Stratejileri Anketi? , ?Sosyal Bilgiler Akademik Başarı Testleri ? ve ? Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği? ile toplanmıştır. Veri toplama araçları deneysel işlemden önce öntest, deneysel işlem sonrasında sontest olarak kullanılmış, sontestten üç hafta sonra da akademik başarının kalıcılığına bakılmıştır. Deneysel işlem olarak öncelikle öğrenme stratejileri öğretimi yapılmış ve ünitelerin öğretiminde öğrencilerin öğrenme stratejilerini kullanmaları için ortam oluşturulmuştur.Öğrenme stratejileri verileri frekans ve yüzde olarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin akademik başarı ve tutum ölçeği öntest, sontest, kalıcılık puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına kovaryans analizi (ANCOVA) ile bakılmıştır.Verilerin analizi sonucunda öğrenme stratejileri öğretiminin öğrencilerin öğrenme stratejilerini kullanma düzeylerini, akademik başarısını arttırdığı ve derse yönelik tutumlarına olumlu katkı sağladığı belirlenirken, öğrenilenlerin kalıcılığında anlamlı bir fark yaratmadığı ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğrenme stratejileri ve öğretimi, sosyal bilgiler, akademik başarı, tutum.
İlköğretim beşinci sınıf Türkçe dersi öğretim programında yer alan görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin öğretmen görüşleri doğrultusunda incelenmesi
Bu araştırmada, Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda yer alan görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin, ilköğretim beşinci sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda incelenmesi ve bu görüşler doğrultusunda görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin kazanımına ilişkin öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda yer alan görsel okuma ve görsel sunu becerileri ile ilgili görüşlerini tespit etmek amacı ile tarama modelinde betimsel bir çalışma yapılmış, bu çalışmada nitel ve nicel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel örneklemini belirlemek amacıyla, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında, Adana ilinin merkez ilçelerinde (Seyhan ve Yüreğir) bulunan ilköğretim okulları sosyo ekonomik düzeylerine (alt, orta, üst) göre sınıflandırılmış ve oransız kümeleme yöntemi ile bu okullar arasından 47 ilköğretim okulu seçilmiştir. Araştırmanın nicel örneklemini seçilen 47 ilköğretim okulunda görev yapan tüm beşinci sınıf öğretmenleri (150) oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel çalışma grubunu oluşturmak için, anket uygulanan ve alt, orta, üst sosyo ekonomik düzeye göre sınıflandırılan 47 ilköğretim okulundan amaçlı örnekleme yöntemlerinden, kolay ulaşılabilirlik durum örneklemesine göre yedi ilköğretim okulu seçilmiş ve seçilen ilköğretim okullarında görev yapan gönüllü on öğretmen ile görüşme yapılmıştır.Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Anket formu, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, araştırmaya katılan öğretmenlere ilişkin kişisel bilgiler ile ilgili ifadeleri içeren altı soru, ikinci bölümde, Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda yer alan görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin kazanımına (kazanımlar, etkinlikler, yöntem ve teknikler, araç- gereçler, ölçme ve değerlendirme) ilişkin ifadeleri içeren 27 soru bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin kazanımına yönelik öğretmenlerin genel görüşlerini saptamaya yönelik ifadeler içeren 21 soru bulunmaktadır.Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, 12 sorudan oluşmaktadır. Görüşme formu; görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin kazanımlarına, öğrencilerin bu becerileri kazanabilmelerine yönelik yapılan çalışmalara, görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin öğrencilerde, Türkçe dersinde ve sınıf ortamında oluşturduğu değişikliklere ve Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda bu becerilere yönelik yapılan açıklamaların yeterliliğine ilişkin sorulardan oluşmaktadır.Araştırmada toplanan nicel verilerin analizinde; öğretmenlerin kişisel bilgilerinin, görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin kazanımının ve bu süreçte karşılaşılan durumların tanımlanmasında frekans, yüzde ve aritmetik ortalama teknikleri kullanılmıştır. Veriler bilgisayar ortamında uygun paket programlarla çözümlenmiştir. Araştırmada nitel veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin çoğunluğu öğrencilerin görsel okuma ve görsel sunu becerilerini kazanmaktan zevk aldığını, bu becerilerin Türkçe dersine olan ilgiyi artırdığını, bilgilerin kalıcılığını sağladığını ve öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmesine katkıda bulunduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamına yakını görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin, öğrencilerin kendine olan güvenini artırdığını, ifade becerilerini geliştirdiğini, çevrede görülen görselleri sorgulama, eleştirme ve yorumlama becerisi kazandırdığını düşünmektedir. Görsel okuma ve görsel sunu becerilerine yönelik yapılan etkinlikler sırasında öğretmenler, öğrenciler arasında bulunan sosyo ekonomik farklılıklar nedeniyle en çok ölçme değerlendirme ve araç-gereç temini çalışmalarında güçlükle karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak, öğretmenler kendilerini görsel okuma ve görsel sunu becerileri konusunda yeterli görmediklerini ancak bu becerilerin kazanılmasının gerekli olduğunu ifade etmişler ve bu becerilere yönelik bilgilendirilmelerinin gerekli olduğunu vurgulamışlardır.Anahtar Kavramlar: Görsel Okuma, Görsel Sunu, Öğretmen Görüşler
Algısal öğrenme stilleri açısından ilköğretim 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarının ve öğretmen uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, algısal öğrenme stilleri açısından ilköğretim dördüncü sınıf sosyal bilgiler öğrenci çalışma kitabında yer alan etkinlikleri, bu etkinliklere ilişkin öğretmen uygulamalarını ve görüşlerini incelemektir.Betimsel bir durum saptaması niteliğindeki bu araştırma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada ilköğretim dördüncü sınıf sosyal bilgiler öğrenci çalışma kitabındaki etkinlikler doküman analizi yapılarak incelenmiştir. İkinci aşama 2006?2007 öğretim yılında, Adana il sınırları içinde belirlenen ikisi alt, ikisi üst sosyo-ekonomik düzeydeki dört devlet ilköğretim okulundaki gözlemlerden oluşmaktadır. Bu okulların her birinde bir dördüncü sınıf şubesi belirlenmiştir. Bu şubelerde sosyal bilgiler ünitelerinden ?Hep Birlikte? ünitesi boyunca doğal gözlem yapılmıştır. Ünite kapsamında öğrenci çalışma kitabında yer alan etkinliklerin uygulama süreçleri incelenmiştir. Her iki aşamada elde edilen veriler AÖS `ye göre frekans ve yüzde değerleri hesaplanarak tablolarla sunulmuştur. Son aşamada ise Adana il merkezindeki farklı ilköğretim okullarında dördüncü sınıf öğretmeni olarak görev yapan 22 öğretmen ile yürütülmüştür. Bu çalışmada öğretmen görüşlerini içeren veriler, açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Bu veriler öncelikle bilgisayara aktarılmış, okunup incelenerek kodlara dönüştürülmüş ve ilişkili kodlar bir araya getirilerek temalar ve gruplar oluşturulmuştur. Kodlamaya tabi tutulan öğretmen görüşlerinden oluşan nitel verilerin bir kısmı, örnek verme amacıyla olduğu gibi aktarılmıştır.Doküman analizi sonucu elde edilen bulgulara göre, sosyal bilgiler öğrenci çalışma kitabındaki etkinliklerin, ağırlıklı olarak AÖS tercihi işitsel (%38,92) ve görsel (%32,69) öğrencilere uygun olarak hazırlandığı, kinestetik öğrencilerin ise göz ardı edildiği görülmüştür. Yapılan gözlem sonucu elde edilen bulgulara göre uygulama sürecinde de etkinlikler ağırlıklı olarak AÖS tercihi işitsel ve görsel olan öğrencilerin öğrenme özelliklerine uygun işlenmektedir. AÖS tercihi kinestetik olan öğrencilerin öğrenme özelliklerine uygun etkinliklere ise gözlem yapılan hiçbir sınıfta yer verilmediği görülmüştür. Öğretmenlerle yapılan görüşme sonucunda da; öğretmenler etkinliklerin büyük bir kısmının işitsel ve görsel öğrenme stiline sahip öğrencilerin öğrenme özelliklerine uygun olduğunu belirtmişlerdir.Bu araştırma sonucunda; etkinliklerin işitsel ve görsel öğrenme stiline sahip öğrencilere uygun olarak hazırlanıp uygulandığına ve kinestetik öğrenme stiline sahip öğrencilerin ise göz ardı edildiği yargısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Algısal Öğrenme Stilleri, Görsel, İşitsel, Dokunsal, Kinestetik, Sosyal Bilgiler, Etkinlik
İlköğretim 5. sınıf matematik ders kitaplarının öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu araştırmada, 2007?2008 öğretim yılında Adana ili genelinde okutulan ilköğretim 5. sınıf matematik ders kitabı ve ders kitabına yardımcı materyallerin (öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabı), teknik-tasarım-düzenleme; içerik; dil ve anlatım ile ölçme-değerlendirme özellikleri açısından öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Tarama modeli kullanılarak yapılan bu araştırmada, verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan öğretmen ve öğrenci anket formları kullanılmıştır. Anketler, Adana ili merkez ilçeleri olan Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde yer alan 31 ilköğretim okulunda 135 sınıf öğretmeni ve 560 öğrenciye uygulanmıştır.Araştırmanın amacı doğrultusunda uygulamaya katılan öğretmen ve öğrencilerin, araştırma konusu olan ders kitabı hakkındaki görüşlerine ilişkin frekans, yüzde ve aritmetik ortalama değerleri saptanmıştır.Araştırma bulgularına göre öğretmen ve öğrencilerin, ders kitabını genel olarak teknik, tasarım ve düzenleme özellikleri açısından yeterli; ancak içerik, dil-anlatım ve ölçme- değerlendirme özellikleri açısından kısmen yetersiz buldukları görülmüştür.Bu araştırma ile öğretmen ve öğrencilerin, kullandıkları matematik ders kitabını yetersiz buldukları; kaliteli baskısı ve sağlam cildi olan, daha renkli, eğlenceli; bireysel çalışmalara olanak verecek biçimde geniş konu anlatımlarına, bol örnek ve alıştırmalara yer veren matematik ders kitaplarına sahip olmak istedikleri sonucu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Matematik, Ders Kitapları, Eğitim Programı, İlköğretim
Sınıf öğretmenliği son sınıf öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Çukurova Üniversitesi, Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği son sınıf öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeyleri ve tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, algıladıkları ekonomik düzey, mezun oldukları lise türü, yerleştirildikleri bölüm tercih sırası, genel not ortalamaları ve öğrenimini devam ettirirken barınma yerine göre aralarında anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Ayrıca öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeylerine etkileyen durumlara ilişkin görüşleri de belirlenmiştir.Araştırma 2007-2008 öğretim yılında Çukurova Üniversitesi, Sınıf Öğretmenliği Lisans Programında öğrenim gören 137'si kız, 96'sı erkek olmak üzere toplam 233 son sınıf öğretmeni adayı ile yürütülmüştür.Tükenmişlik düzeylerini belirlemek için ?Tükenmişlik Ölçeği Kısa Versiyonu(BMS)?; kişisel bilgiler için araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının tükenmişlik düzeylerini etkileyen durumları belirlemek için ?Görüşme Formu? kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde nicel veriler t-testi ve varyans analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiş, nitel veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir.Yapılan analizler sonucunda öğretmen adayının %28,3'ünün tükenmişlik düzeylerinin çok düşük olduğu, %42,5'inin tükenmişlik tehlikesi yaşadığı, %20,6'sının tükenmişlik yaşadığı ve %8,6'sının ciddi düzeyde tükenmişlik yaşadığı belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının tükenmişlikleri sosyo ekonomik düzeye göre farklılık gösterirken, cinsiyet, mezun oldukları lise türü, öğrenim gördükleri tercih sırası, genel not ortalaması ve barınma yerine göre farklılaşmamıştır.Nitel verilerin analizleri sonucunda ise düşük tükenmişlik yaşayan öğretmen adayları yüksek tükenmişlik yaşayanlardan farklı olarak okudukları bölümden beklentilerinin karşılandığı ve gelecekten umutlu olduklarını ifade etmişlerdir. KPSS, mesleki kaygılar, mesleğe hazır hissetme, mesleğin toplumda algılanan statüsü ve yaşanan problemlere yaklaşım biçimleri konusunda ise her iki grup da ortak görüş bildirmişlerdir.Anahtar Kelimeler : Öğretmen adayları, Tükenmişlik.
İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin performans görevlerindeki başarıları ile ailelerinin eğitim-öğretim çalışmalarına katılım düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin performans görevi yapma başarıları ile ailelerinin katılım düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konmasıdır. Bu temel amaç doğrultusunda İlköğretim 5. sınıf öğrenci velilerinin çocuklarının eğitim-öğretim faaliyetlerine katılım düzeyinin; sosyo-ekonomik düzey, yaş, cinsiyet, meslek, çocuğa yakınlık, eğitim durumu açılarından farklılaşıp farklılaşmadığı ve ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin performans görevi başarı puanları ile velilerinin katılım düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulanmadığı belirlenmiştir. Ayrıca ilköğretim 5. sınıf öğretmenlerinin ve velilerinin aile katılımı, aile katılım sürecinde yaşananlar, performans görevleri, performans görevlerini yapma sürecine ilişkin görüşleri araştırılmıştır.Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın nicel boyutunda Mersin ili Tarsus ilçesinde alt-orta ve üst sosyo-ekonomik düzeylerden 6 okulda çocukları 5. sınıfta okuyan 297 veli ile çalışılmış ve bu velilerin katılım düzeyleri Fantuzzo, Tüghe ve Childs (2000) tarafından geliştirilen ?Aile Katılım Ölçeği? (Family Involvement Questionnaire? ile sosyo-ekonomik düzeyleri ise Bacanlı (1997) tarafından geliştirilen ?Sosyo-Ekonomik Düzey Belirleme Anketi? ile belirlenmiştir. Velilerin ?Aile Katılım Ölçeği? ile belirlenen katılım düzeyleri ile çocuklarının Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji ve Sosyal bilgiler derslerinden aldıkları performans notları arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Nitel boyutta ise ?Aile Katılım Ölçeği? uygulanan sınıfları okutan öğretmenlerden gönüllü olan sekizi ve ?Aile Katılım Ölçeği?nden alınan puanlar temel alınarak belirlenen 8'i düşük, 8'i yüksek katılım düzeyine sahip gönüllü olan toplam 16 veli ile görüşme yapılmıştır. Görüşme verilerinin çözümünde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, velilerin 100'ünün (%33.7) düşük katılım düzeyine, 108'inin (%36.4) orta katılım düzeyine ve 89'unun (%30) yüksek katılım düzeyine sahip oldukları; Aile Katılım Ölçeği Puanları ve Ev Temelli Katılım ölçeği puanları ile alınan Matematik, Türkçe, Fen ve Teknoloji ve Sosyal Bilgiler derslerinden alınan performans görevi notları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu ortaya çıkmıştır. ?Aile Katılım Ölçeği? puanları ile sosyo-ekonomik düzey arasında anlamlı bir farklılaşmanın bulunduğu ancak, yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek ve yakınlık düzeyi ile anlamlı bir farklılaşmanın bulunmadığı görülmüştür.Nitel veriler analiz edildiğinde öğretmenler, velilerin kendileri ile iletişimlerini iyi bulurken evdeki ve okuldaki etkinliklere katılımlarını yetersiz buldukları, aile katılımının öğrenci başarısını arttırdığını ve okul-aile işbirliğinin gerekli olduğunu düşündükleri görülmüştür. Ayrıca öğretmenler, aile yardımı gerektirecek ödev vermediklerini, performans görevinin başarısında velinin, öğretmenin ve öğrencinin birtakım sorumlulukları olduğunu, performans görevinin öğrencinin başarısında katkısı olduğunu, performans görevinin çoğunlukla olumlu yanları olduğunu, performans görevini değerlendirmede ölçek kullandıklarını belirtmişlerdir. Veliler ise çocuklarının öğretmeni ile ara sıra görüştüklerini, öğretmenle iletişimde daha çok yüz yüze görüşme, veli toplantısına katılma ve telefonla görüşme tekniklerini kullandıklarını, okul etkinliklerine katıldıklarını ve çocuklarının okul yaşamını takip ettiklerini, okul-aile işbirliğinin gerekli olduğunu düşündüklerini ve veli olarak çocuklarının okul yaşamında etkili olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca veliler, performans görevinin araştırma gerektiren ödev olduğunu, performans görevinin başarısında veli olarak bazı sorumlulukları olduğunu, performans görevinin çoğunlukla olumlu yanları olduğunu, çocuklarının tüm derslerden aldıkları performans görevlerine eşit derecede önem verdiklerini ve öğretmenin verdiği performans görevi notunun adaletli şekilde verildiğine inandıklarını belirtmişlerdir.Anahtar Sözcükler: Aile Katılımı, Performans Görevi, Okul-Aile İşbirliği.
Ses temelli cümle yöntemi ile ilk okuma yazma öğretim sürecinde karşılaşılan güçlükler ve bu güçlüklerle baş etme stratejilerinin belirlenmesi; (Şırnak ili örneği)
Bu araştırma ?Ses Temelli Cümle Yöntemiyle? (STCY) ilkokuma yazma öğretirken öğretmenlerin karşılaştıkları güçlükler ve bu güçlüklerle baş etme stratejilerini belirlemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma 2008?2009 Eğitim-öğretim yılında Şırnak il sınırları içinde yer alan 31 ilköğretim okulunda görev yapan 70 birinci sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Veriler öncelikle oransız örnekleme yöntemi ile seçilen 11 birinci sınıf öğretmeni ile ilkokuma yazma öğretimi sürecinde 3 ayrı görüşme yapılarak toplanmıştır. Daha sonra Şırnak ili merkez ilçesinde bulunan okullarda 59 birinci sınıf öğretmenine öğretim yılı sonunda anket uygulanmıştır.Araştırmada nitel veriler araştırmacı tarafından ilgili literatürden yararlanılarak ve uzman görüşlerine başvurularak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formları, nicel veriler ise yine araştırmacı tarafından geliştirilen ?Ses Temelli Cümle Yöntemi ile Okuma Yazma öğretim Sürecinde karşılaşılan Güçlükler ve Bu Güçlüklerle Baş Etme Stratejilerini Belirlenme Anketi? ve öğrenci tanıma formları kullanılarak toplanmıştır. Görüşmelerde elde edilen veriler için betimsel analiz kullanılmış ve anket ve öğrenci tanıma formlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 11,5 paket programı kullanılarak yüzde ve frekans hesaplamaları yapılmıştır.Sonuç olarak ana dili Türkçe olmayan çocukların devam ettiği okullarda farklı durumlardaki (HTB, okulöncesi eğitim almamış ve okulöncesi eğitim almış) öğrencilerin benzer güçlükler yaşadıkları görülmüştür. Ana dili Türkçe olmayan çocukların devam ettiği okullarda çalışan öğretmenler öğrencilerinin karşılaştıkları güçlükleri; kendini ifade edememe, kelime, dağarcıklarının az olması, öğrenmelerinin zaman alması, telaffuz bozuklukları, araç gereç kullanımını bilmeme, okuduğunu anlayamama, sorulan sorulara cevap verememe, öğrendiklerini çabuk unutma şeklinde sıralamışlardır. Bu güçlüklerle baş etme yöntemlerini ise; görsel materyalleri ağırlıklı olarak kullanma, kelime dağarcıkları geliştirirci etkinlikler yapma, bireysel olarak birebir ilgilenme, sürekli tekrarlar yapma, şarkı tekerleme, masal vb etkinliklere çok yer verme, konuşurken vücut dili, jest ve mimikleri çok kullanma şeklinde sıralamışlardır.Öğretmenler, öğrencilerinin karşılaştıkları bu güçlüklerin nedenleri olarak ana dillerinin farklı olmasını, ailenin eğitime gerekli önemi vermemesini ve öğrencilerin okul öncesi eğitim almamış olmalarını göstermektedirler.Anahtar Kelimeler: İlkokuma yazma öğretimi, Ana dili, Ses temelli Cümle Yöntemi
İlköğretim beşinci sınıf matematik ders kitabında ve öğrenci çalışma kitabında yer alan problemlerin incelenmesi ve bu problemlere ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, 2008?2009 öğretim yılında Adana ilinde resmi ilköğretim okullarında okutulan ilköğretim beşinci sınıf matematik ders kitabında ve öğrenci çalışma kitabında yer alan problemlerin, araştırmacı tarafından geliştirilen problem kontrol listesi ile incelenmesi ve bu problemlere ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel yöntemlerin kullanıldığı tarama modelinde bir çalışmadır.Araştırmada incelenecek problemlere ilişkin verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan problem kontrol listesi kullanılmıştır. Araştırmanın güvenirliğini sağlamak amacıyla problem kontrol listesi, başka bir araştırmacı tarafından aynı problemlere tekrar uygulanarak aradaki korelasyona bakılmıştır. Ayrıca ilköğretim beşinci sınıfta görev yapan dokuz sınıf öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda ortaya çıkan sonuçlara ilişkin frekans ve yüzde değerleri saptanmıştır.Araştırma bulgularına göre söz konusu problemlerin dil ve anlatım ile görsel unsurlar açısından yeterli olduğu; bununla birlikte içerik, 2005 Matematik Öğretim Programı amaçlarına uygunluk ve problem türü açısından eksikliklerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, problemlerin geliştirilmesine yönelik önerilere yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Problem, Problem Çözme, Matematik Ders Kitabı
İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlığı ile Türkçe dersi akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili ile Silvan ilçesi ve Silvan ilçesine bağlı köylerde random (rastgele) yöntemiyle belirlenen ilköğretim okullarındaki 5.sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarının Türkçe dersi akademik başarılarına etkisinin olup olmadığını incelemektedir.Araştırmada 768 öğrencinin kitap okuma alışkanlıkları üzerinde; cinsiyet farklılığı, anne ve babanın eğitim durumu, ailenin gelir düzeyi, yaşanılan yerleşim birimi ve akademik başarının etkileri analiz edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin anketlere verdikleri cevapların kendi öğretmenlerince teyit edilmesi amacı ile 23 sınıf öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır.Anket ile toplanan verilerin çözümlenmesinde frekans dağılımı ve kaykare teknikleri kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p? 05 olarak alınmıştır.Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha çok kitap okumaktadırlar. Annenin eğitim düzeyinin öğrencilerin kitap okuma alışkanlığını etkileme oranı babaya göre daha yüksektir. Ailenin gelir düzeyi arttıkça öğrencilerin kitap okuma alışkanlık düzeyleri de artmaktadır. Öğrencilerin yaşadıkları yerleşim birimleri küçüldükçe kitap okuma alışkanlığı düzeyleri de azalmaktadır. İl ve ilçe merkez okullarda eğitim alan öğrencilerin kitap okuma alışkanlıkları, köy okullarında eğitim alan öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarına göre daha fazladır. Son olarak, öğrencilerin akademik başarı düzeylerine göre kitap okuma alışkanlıkları farklılaşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Türkçe Öğretimi, Okuma Alışkanlığı, Akademik Başarı
Beşinci sınıf öğretmenlerinin öğrenme stillerine göre sosyal bilgiler dersinde sordukları soru türleri ve bilişsel düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim beşinci sınıf öğretmenlerinin sahip olduğu baskın öğrenme stillerine göre sordukları soru türleri ve düzeylerini incelemektir.Betimsel bir durum saptaması niteliğindeki bu araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada Mersin ili Tarsus ilçesi sınırları içinde görev yapan 63 beşinci sınıf öğretmenine Kolb Öğrenme Stili Envanteri uygulanmıştır. Sayıca fazla olan öğrenme stiline sahip (ayrıştıran ve özümseyen) toplam dört öğretmen sosyal bilgiler dersinde gözlenmiştir.Gözleme alınan ve farklı öğrenme stiline sahip dört öğretmeninde en yüksek oranda başvurduğu soru türünün odaklayıcı sorular olduğu, en az yer verdikleri soru türünün ise destekleyici sorular olduğu belirlenmiştir. Derste sorulan soruların %50'sinden fazlasının hatırlama düzeyinde olduğu saptanmıştır. Oranlar incelendiğinde özümseyen öğrenme stiline sahip öğretmenlerin (sırasıyla %79.6; %78.8) hatırlama düzeyindeki sorulara başvurma oranlarının ayrıştıran öğrenme stiline sahip öğretmenlerin (sırasıyla %65.4; %61.3) başvurma oranlarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Gözleme alınan öğretmenlerden ayrıştıran öğrenme stiline sahip öğretmenlerin (sırasıyla %34.6; %38.8) anlama düzeyindeki soruya başvurma oranının özümseyen öğrenme stiline sahip öğretmenlerin başvurma oranından (sırasıyla %20.4; %21.2) daha yüksek olduğu görülmüştür.Bu araştırma sonucunda; öğretmenlerin sahip olduğu öğrenme stillerinin sınıfta sordukları soru türlerini ve düzeylerini etkileyebileceği yargısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kolb Öğrenme Stili, Soru Türleri ve Düzeyleri, Sosyal Bilgiler.
Beşinci sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki öğretme stillerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; beşinci sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki öğretme stillerini incelemektir. Araştırmaya 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan, Çukurova ve Yüreğir ilçelerinde görev yapmakta olan 189 beşinci sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırmada beşinci sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki öğretme stillerini belirlemek için Grasha (1996) tarafından geliştirilen Öğretme Stili Ölçeği (Teaching Style Inventory) kullanılmıştır. Grasha'nın öğretme stili modelindeki dört öğretme stili grubunun her birini tercih eden birer öğretmenin sınıflarında gözlem yapılarak öğretmenlerin sınıf ortamındaki öğretme stilleri gözlemlenmiş ve öğretmenlerin yarı yapılandırılmış bir görüşme formuyla kendi öğretme stilleriyle ilgili görüşleri alınmıştır.Öğretmenlerin öğretme stilleri Grasha (1996) Öğretme Stilleri Ölçeği alt boyut puanlarına göre değerlendirildiğinde; öğretmenlerin temsilci, yol gösterici ve uzman öğretme stillerini baskın olarak tercih ettikleri tespit edilmiştir. Öğretme stilleri, Grasha'nın (1996) önerdiği ve birçok araştırmada kullanıldığı haliyle grup şeklinde değerlendirildiğinde ise, öğretmenlerin en fazla tercih ettikleri öğretme stili grubunun öğrenci merkezli öğretme yaklaşımlarını benimseyen temsilci/yol gösterici/uzman (%86,2) öğretme stili grubu olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğretme stillerinin cinsiyete, kıdeme, en son mezun olunan okul türüne ve okutulan sınıf mevcuduna göre dağılımları incelendiğinde en fazla tercih ettikleri öğretme stili grubunun temsilci/yol gösterici/uzman olduğu belirlenmiştir.Gözlem ve görüşme sonuçlarına göre ise öğretmenlerin Grasha (1996) öğretme stili modelinde belirlenen stillere uygun karakteristik özellikleri büyük oranda gösterdikleri görülmüştür. Sosyal Bilgiler Programı yapılandırmacı yaklaşımı temele alsa da öğrenci merkezli öğretme stilleri yerine öğretmen merkezli öğretme stillerini kullanan öğretmenlerin de var olduğu belirlenmiştir. Öğretim programının, öğretmen kılavuz kitapların, öğrenci ders ve çalışma kitaplarının, okul-öğrenci-çevre şartlarına uygun olmaması sebebiyle bazı okullarda kullanılmadığı, geleneksel öğretime devam edildiği ve öğretmenlerin geleneksel öğretme yaklaşımını temele alan öğretmen merkezli öğretme stillerini (uzman/otoriter ve kişisel/model/uzman/otoriter) sınıf ortamında kullandıkları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin ilgilerinin, yeteneklerinin ve derse katılımının öğretmenin öğretme stilini etkileyen bir faktör olabileceği ve öğretmenin de öğrencilerin öğrenme stillerini şekillendirebileceği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Öğretme, Öğretim, Öğretme Stili, Sosyal Bilgiler, Öğretmen.
Sınıf Öğretmenlerinin İletişim ve Kişilerarası Problem Çözme Becerilerinin İncelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim okullarının I.Kademesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin, iletişim becerilerinin ve kişilerarası problem çözme becerilerinin; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, mezun oldukları okul, görev yapılan okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi, görev yaptığı sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı ve iletişim becerileri ile kişilerarası problem çözme becerileri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığına bakılması amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Adana İli Seyhan, Yüreğir, Çukurova ve Sarıçam merkez ilçelerindeki İlköğretim okullarının I.kademesinde sınıf öğretmeni olarak görev yapan toplam 702 öğretmen oluşturmuştur. Öğretmenlerin iletişim becerilerini ölçmek için ?Öğretmen İletişim Becerileri Ölçeği?, kişilerarası problem çözme becerilerini ölçmek için ?Kişilerarası problem Çözme Envanteri?, kişisel özellikleri belirlemek üzere ise araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin iletişim becerilerinin ve kişilerarası problem çözme becerilerinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, mezun olunan okul, görev yapılan okulun sosyo-ekonomik düzeyi değişkenlerine göre fark bulunmuştur. Okutulan sınıf düzeyine göre iletişim becerileri ve kişilerarası problem çözme becerileri açısından bir fark bulunmamıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin iletişim becerilerinin ve kişilerarası problem çözme becerileri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
1980?2009 yılları arası hükümetlerin eğitim politikaları ve bu politikaların ilköğretim sosyal bilgiler ders kitaplarına yansıması
Yapılan bu çalışma ile Cumhuriyet dönemi sonrası 1980?2009 yılları arasında hükümetlerin politikaları ve bu politikalara bağlı olarak sosyal bilgiler ders kitaplarındaki değişiklikler tartışmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada sosyal bilgiler, eğitim ve ele alınan yıllar arası hükümetlerin politikaları ilişkilendirilerek giriş niteliğinde sunulmuştur. Sonraki bölümlerde ilköğretim ders programları, yıllara bağlı olarak okutulan ders kitaplarındaki içerik değişiklikleri açıklanmıştır.Değişiklikler, toplum tarafından ideolojik algılanarak zaman zaman kaygılara yol açmıştır. Özellikle bir toplumun geçmişi, milli ve manevi değerleri, kültürel yapısı açısından sosyal bilgiler dersinin işlenişi ve eğitimde nasıl düzenlemelerle yer aldığı çok büyük önem arz etmektedir.Yeni bir yüzyılda insanlık tarihinde her türlü gelişme eğitimi doğrudan etkilemektedir. 20. yüzyılda yaşanmış dünya savaşları insanlığı derinden etkileyen bir ize ve dünyada kutuplaşmalara neden olmuştur. Savaşlar ve yaşanmış olaylar toplumu geleceğe değiştirerek aktarmaktadır. Bu nedenle çoğu zaman sosyal bilgiler ve tarih dersleri ve ders kitapları, iktidar partilerinin özellikle kalıcı izler bırakma amacıyla nesiler üzerinde etkili olarak kullandıkları araçlar olmuştur.Bu araştırmada da 1980?2009 yılları arasında iktidardaki siyasi partilerin politikalarının ilköğretim kurumlarında okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarına yansıması betimlenmeye çalışılacaktır.Alan yazın taraması yapılarak 1980?2009 arası iktidar hükümetlerinin politikaları doğrultusunda alınan kararlar, okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarında ilköğretim müfredatı doğrultusunda ders saatleri, eklenen-çıkarılan konuların ders kitaplarına yansıması, hükümetlerin ders kitaplarının nasıl yazılacağına ilişkin kararları, hangi kurum ve kişilerle (yazar, basımevi, vb) işbirliği yapıldığı, ulaşılan kitaplar, belgeler ve kaynaklar doğrultusunda açıklanmıştır. Taramanın genel amacı 1980?2009 yılları arasında hükümetlerin politikalarının sosyal bilgiler ders kitaplarına yansıması konusuna yöneliktir. Bu yıllar arasında iktidar olan hükümetlerin politikaları incelenerek M.E.B tarafından 1980-2009 yılları arası alınan kararların yer aldığı Tebliğler Dergileri taranmış önceki ilkokul şu an ilköğretim kademesi olan okullarda okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarına yönelik yönerge, kararnameler, bu alanda yapılan araştırma ve basın yayın haberleri incelenerek, politikaların eğitim açısından getirdiği olumlu ve olumsuz yansımalar tartışılmış ve değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Hükümet Politikaları, Ders Kitapları, Eğitim-Öğretim.
İlköğretim 1. sınıf öğretmenlerinin matematik derslerinde oyun etkinliklerinin kullanımına ilişkin görüşleri
Bu araştırmada ?İlköğretim 1. sınıf öğretmenlerinin matematik derslerinde oyun etkinliklerinin kullanımına ilişkin görüşleri? incelenmiştir. Araştırma nitel bir araştırma olup veri toplamak için görüşme tekniği kullanılmıştır.Çalışma grubunu Adana ili merkez ilçelerinde (Çukurova, Yüreğir) Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarının birinci sınıfında görev yapan 20 sınıf öğretmeni oluşturmuştur.Veriler, araştırma kapsamında geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formlarının incelenmesi ile toplanmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgular göstermektedir ki: Öğretmenlerin hepsi matematik öğretiminde oyunları kullanmaktadır. Öğretmenlerin matematik dersinde oyun kullanımına ilişkin olumlu görüşleri olduğu ancak, uygulama sırasında bazı sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Araştırmanın sonunda bu sorunların giderilmesine yönelik önerilere de yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Matematik, Oyun Etkinlikleri, Öğretmen
Antisosyal İnanç ve Tutumlar Ölçeği'nin uyarlama çalışması
Bu araştırma, antisosyal inanç ve tutumları belirlemek amacıyla Butler, Leschied ve Fearon (2007) tarafından geliştirilmiş olan Antisosyal İnanç ve Tutumlar Ölçeği'nin Türkçeye uyarlama çalışmasıdır. Çalışmanın genel amacı geçerliği ve güvenirliği incelenmiş olan ölçeğin Türkçe formunu ortaya koymaktır. 9-16 yaş aralığındaki 1938 bireye uygulanan ölçeğin çeviri çalışmaları kapsamında, çeviri sonrası sorgulama tekniği, grup çevirisi ve geri çeviri yöntemleri kullanılarak ölçeğin orijinal dildeki formu ile hedef dildeki dilsel eşdeğerliği incelenmiştir. Yapı geçerliği için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, madde toplam puan korelasyonları hesaplanmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda üç faktörlü yapı ortaya çıkmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi, açıklayıcı faktör analizi ile öngörülen bu üç faktörlü yapıyı doğrulamıştır. Ölçeğin ölçüt bağıntılı geçerliği için, benzer ve farklı yapılar, cinsiyet, yaş bağıntılı geçerliği ve ayırt edici geçerliği sınanmıştır. Benzer ve farklı yapılar geçerliği için ölçüt olarak kullanılan benzer ölçekler, AİTÖ ile pozitif yönde anlamlı korelasyon göstermiştir. Yaş ve cinsiyet bağıntılı geçerlik analizleri, antisosyal inanç ve tutumların, yaşla birlikte arttığını ve kızlara göre erkeklerde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Güvenirlik için, dört hafta arayla ölçek tekrar uygulanmıştır ve test tekrar test korelasyonlarına bakılmıştır. İç tutarlılık güvenirliği ise Cronbach Alpha katsayıları ilehesaplanmıştır. Test tekrar test korelasyonları ve Cronbach Alpha katsayıları ölçüm güvenirliğinin olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular Antisosyal İnanç ve Tutumlar Ölçeği Türkçe formunun hem alt ölçek puanları hem de genel bir antisosyal inanç ve tutum puanı verebildiğini göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Antisosyal inanç, antisosyal tutum, antisosyal inanç ve tutumlar, suç davranış, geçerlik, güvenirlik, çocuk, ergen.
İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ve algıladıkları sınıf atmosferinin sosyodemografik değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin cinsiyet, akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcuduna göre öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi açısından farklılık olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Adana ili Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerinde öğrenim gören ilköğretim beşinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma ?Tabakalı küme örnekleme? yöntemi ile tesadüfî olarak seçilen toplam 530 öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada, veri toplama aracı olarak, Aydın (1985) tarafından Türkçe'ye uyarlanması ve standardizasyonu yapılan ?Çocuklar İçin Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği? ile ilköğretim öğrencilerinin sınıf atmosferine ilişkin algılarını belirlemek amacıyla Şendur (1999) tarafından geliştirilen ?Sınıf Atmosferi Ölçeği? kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından öğrencilerin cinsiyet, akademik başarı, sınıf mevcudu, anne eğitim düzeyi ile baba eğitim düzeyine ilişkin soruları içeren bir ?Kişisel Bilgi Formu? hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler üzerinde (One Way) Tek Yönlü Varyans Analizi, t-testi, dağılımın normal olmadığı durumlarda Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U-testleri kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizinde farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için LSD testinden yararlanılmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ile algılanan sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı korelâsyonu kullanılmıştır. Tüm analizlerde .05 anlamlılık düzeyi ölçüt olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ile cinsiyet, akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcudu arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından sınıf büyüklüğü ile akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcudu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından öğretmen etkisi ile akademik başarı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından sınıf düzeni ile de sosyo-ekonomik düzey arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Sınıf atmosferinin alt boyutları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Öğrenilmiş çaresizlik, algılanan sınıf atmosferi, ilköğretim.
İlköğretim beşinci sınıf matematik dersi öğretim programında yer alan tahmin becerisi ve bu becerinin kazandırılması sırasında karşılaşılan durumların öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu araştırmada matematik dersi öğretim programında yer alan tahmin becerisinin, ilköğretim beşinci sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi ve bu görüşler doğrultusunda tahmin becerisinin kazanımına ilişkin öneriler geliştirmek amaçlanmıştır.Tarama modelinde betimsel bir çalışma olan bu araştırmada, verileri toplamak amacıyla nitel ve nicel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel veri örneklemini 2009?2010 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ilindeki ilköğretim okullarından oransız küme örnekleme yöntemi ile seçilen 52 ilköğretim okulunda görev yapan tüm beşinci sınıf öğretmenleri (220) oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel çalışma grubu için amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan kolay ulaşılabilirlik durum örneklemesi izlenmiş ve anket uygulanan 52 ilköğretim okulundan seçilen dokuz ilköğretim okulunda görev yapan gönüllü on iki öğretmen ile görüşme gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın nicel verilerini toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgilere yönelik beş soru, ikinci bölümde Matematik Dersi Öğretim Programı'nda yer alan tahmin becerisinin kazanımına yönelik olarak kazanımlar, etkinlikler, yöntem ve teknikler, araç-gereçler, ölçe ve değerlendirmeye ilişkin 22 soru bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise tahmin becerisinin kazanımına yönelik öğretmenlerin genel görüşlerini saptamaya yönelik ifadeler içeren 13 soru bulunmaktadır.Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ise, sekiz sorudan oluşmaktadır. Görüşme formu tahmin becerisinin kazanımlarına, öğrencilerin bu becerileri kazanabilmelerine yönelik yapılan çalışmalara, tahmin becerisinin öğrencilerde, matematik dersinde ve sınıf ortamında yaptığı değişikliklere ilişkin sorulardan oluşturmaktadır.Uygulamaya katılan öğretmenlerin, araştırma konusu olan tahmin becerisi ile ilgili görüşlerine ilişkin nicel veriler üzerinde frekans (f), yüzde (%) ve aritmetik ortalama (X ) değerleri hesaplanırken, görüşme yoluyla elde edilen nitel veriler ise betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, tahmin becerisini kazandırmaya yönelik etkinlikler sırasında öğrenciler kendi fikirlerini savunabilmeyi ve fikirlerindeki yanlış noktaları kabul etmeyi, bununla beraber değişik fikirlere saygı duymayı öğrenmektedirler. Öğretmenler ayrıca öğrencilerin matematik dersine karşı sergiledikleri olumsuz tutumdan sıyrıldıklarını, öğrencilerin farklı bakış açıları geliştirdiklerini, etkinlikler sırasında demokratik bir sınıf ortamının oluştuğunu, tahmin becerisine yönelik etkinliklerin öğrencinin kendine olan güvenini arttırdığını ve iletişim becerilerini geliştirdiğini ifade etmişlerdir. Öğretmenler tahmin becerisine yönelik uygulanan etkinliklerde, zaman eksikliği, araç-gereç yetersizliği, öğrenciler arasında bulunan sosyo-ekonomik farklılıklardan ve araç-gereçlerin temini konusunda sıkıntı yaşadıkları konularında hemfikir olmuşlardır.Anahtar Kavramlar: Matematikte tahmin, Tahmin becerisi, Tahmin stratejileri
Hikayelerle matematik öğretiminin ilköğretim 2. sınıf öğrencilerinin toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problem çözme becerileri üzerindeki etkileri
Bu araştırmanın amacı, hikâyelerle matematik öğretiminin ilköğretim ikinci sınıf öğrencilerinin toplama- çıkarmaya ilişkin sözel problemleri çözme becerileri üzerindeki etkililiğini incelemek ve hikayelerle matematik öğretimi sürecine ilişkin öğrenci görüşlerinin neler olduğunu ortaya koymaktır.2010- 2011 eğitim-öğretim yılı II. yarıyılında, Adana İli Karataş ve Yumurtalık İlçeleri'ndeki iki ilköğretim okulunda gerçekleştirilen araştırma, ?öntest- sontest kontrol gruplu? deneme modeline göre desenlenmiş yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırma 50 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Hikayelerle matematik öğretiminin mevcut yönteme göre etkililiğini sınamak için bir deney bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Gruplar demografik özelliklerine ve sözel problem testi öntest puanlarına göre eşleştirildikten sonra kolaylık ilkesine bağlı olarak deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırma, deney süresince deney grubunda araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir ve altı hafta sürmüştür.Deney ve kontrol grubundaki öğrencilere çalışma başlangıcında ?Sözel Problem Testi? öntest olarak ve çalışma bitiminde sontest olarak uygulanmıştır. Çalışma sonunda deney grubundaki öğrencilere ?Hikayelerle Matematik Öğretimine İlişkin Düşünceler Formu? uygulanarak, öğrencilerin bu yönteme ve uygulamaya ilişkin düşünceleri alınmıştır. Deney sürecinde araştırmacı tarafından öğrencilerin sürece yönelik algıları, düşünceleri, davranışları ve problem çözme becerileri de ?Araştırmacı Güncesi? nde toplanarak görüşme verileriyle birlikte analiz edilmiştir.Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Sözel Problem Testi- İşlem Bölümünden elde edilen veriler üzerinde normallik varsayımı sağlanmadığından parametrik olmayan testlerden biri olan Mann Whitney U testi; Sözel Problem Testi-Problem Bölümünden elde edilen veriler üzerinde ise kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Sözel Problem Testi-Açıklama Bölümünden elde edilen veriler kontrol ve deney grupları için nitel olarak analiz edilmiş ve bulgular ayrı ayrı tablolaştırılarak sunulmuştur.Yapılan analizler sonucu, gruplar arasında akademik başarıyı arttırma bakımından anlamlı farklılık çıkmadığı görülmüştür. Sözel Problem Testi- Açıklama Bölümü verileri incelendiğinde ise; deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre, problemlerin çözümlerine ilişkin daha anlamlı ve iyi düzeyde açıklama yaptıkları belirlenmiştir.?Hikayelerle Matematik Öğretimine İlişkin Düşünceler Formu?ndan elde edilen veriler nitel araştırmalarda kullanılan betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Deney grubundaki öğrenciler, görüşme formunda, hikaye etkinliklerinin ilginç olduğunu, bu etkinliklerin hoşlarına gittiğini, matematik derslerinin daha güzel ve eğlenceli geçtiğini, problem çözme becerilerinin arttığını ve bu yöntemle derslere devam etmek istediklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca; deney sürecinde araştırmacı tarafından öğrencilerin sürece yönelik algıları, düşünceleri, davranışları ve problem çözme becerileri de ?Araştırmacı Güncesi? nde toplanarak görüşme verileriyle birlikte analiz edilmiştir. Araştırmacı güncesinden elde dilen veriler incelendiğinde; genel olarak, görüşme bulgularıyla paralellik gösterdiği görülmüştür. Ancak, birkaç öğrencide deneyin ilerleyen haftalarında sıkılma belirtilerinin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Deney grubu öğrencileri, görüşme formunda problem çözme becerilerinin arttığı yönünde görüş bildirmelerine rağmen, deney sürecinde problem çözme alıştırmalarında zorlandıkları gözlenmiştir.
İlköğretim öğrencilerinin basamak değer kavramına ilişkin becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin basamak değer kavramını anlama ve zihinsel işlemler yaparken basamak değer kavramını kullanma durumlarını belirlemenin yanı sıra basamak değer kavramı ile ilgili yapılan hataları belirlemektir.Araştırma, 2010-2011 Eğitim Öğretim yılı Adana ili Çukurova ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilköğretim okullarının 5. sınıflarında okuyan öğrenciler arasından seçilen 72 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. Öğrencilerin görüşme sorularına verdikleri yanıtları içeren veriler klinik mülakat yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama aracından elde edilen verilerle öğrencilerin basamak değer kavramını anlama ve zihinsel işlemler yaparken basamak değer kavramını kullanma durumlarına bakılmış ve yaptıkları hata türlerini belirlemek amacıyla cevap kağıtları analiz edilmiştir.Veri toplama aracından elde edilen verilerin analizleri, öğrencilerin basamak değer kavramını anlama ve zihinsel işlemler yaparken basamak değer kavramını kullanma başarılarının düşük olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin basamak değer kavramı ile ilgili; rakamın basamak ve sayı değerinin ayırt edilememesi, basamaklar arasındaki ilişkiyi anlamama, 10 ile çarpmayla ilgili güçlükler ve işlemsel hatalar şeklinde hata türlerine sahip oldukları belirlenmiştir.
İlköğretim Türkçe dersi dördüncü sınıf öğretim programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı 2009-2010 yılında uygulanan dördüncü sınıf Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan okuma, yazma, konuşma, dinleme, görsel okuma ve görsel sunu becerilerinin ilköğretim dördüncü sınıf öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu temel amaç doğrultusunda ayrıca ilköğretim dördüncü sınıf öğretmenlerinin Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki tüm becerilere ait kazanımlar, etkinlikler, yöntem ve teknikler, araç-gereçler ile ölçme ve değerlendirme teknikleri hakkındaki görüşleri de belirlenmiştir Araştırmada, öğretmenlerin Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan okuma, yazma, dinleme, konuşma, görsel okuma ve görsel sunu becerileri ile ilgili görüşlerini belirlemek amacı ile nitel ve nicel verilerin beraber toplandığı karma yöntemlerden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2009-2010 eğitim öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde (Seyhan- Yüreğir- Çukurova- Sarıçam) bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapan dördüncü sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel örneklemini belirlemek amacıyla, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında, Adana ilinin merkez ilçelerinde (Seyhan- Yüreğir-Çukurova ve Sarıçam) bulunan ilköğretim okulları sosyoekonomik düzeylerine (alt, orta, üst) göre sınıflandırılmış ve oransız küme örnekleme yöntemi ile bu okullar arasından 41 ilköğretim okulu seçilmiştir. Araştırmanın nicel örneklemini seçilen 41 ilköğretim okulunda görev yapan dördüncü sınıf öğretmenleri (175) oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel çalışma grubunu oluşturmak için anket uygulanan 41 ilköğretim okulu alt, orta ve üst sosyoekonomik düzey olarak sınıflandırılmıştır. Boyutsal örnekleme kullanılarak her sosyoekonomik düzeyi temsil edecek şekilde 10 öğretmen araştırmanın nitel örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada toplanılan nicel verilerin analizinde frekans, yüzde ve aritmetik ortalama teknikleri kullanılmıştır. Veriler bilgisayar ortamında SPSS 11.5 programıyla çözümlenmiştir. Araştırmada nitel veriler, içerik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin çoğunluğu genel olarak uygulanan Türkçe programı ile ilgili olumlu görüşlerde bulunmuşlardır. Öğretmenler Türkçe programının uygulanmasına en büyük engel olarak sınıf mevcutlarının fazla olmasını ve okuldaki araç-gereçlerin eksikliğini göstermiştir. Öğretmen görüşlerinin tüm öğrenme alanları için benzer olduğu görülmüştür. Görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanları için çok büyük olmamakla beraber katılım yüzdelerinin farklılaşması dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe dersi, program geliştirme, program değerlendirme
Öğretim elemanlarının ölçme ve değerlendirme yeterlik algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretim elemanlarının ölçme ve değerlendirme yeterlik algılarının belirlenmesidir.Betimsel türde olan bu araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim öğretim döneminde Adnan Menderes, Anadolu, Ankara, Sütçü İmam, Çukurova, Dicle, Ege, Gazi, İnönü, Mersin ve Mustafa Kemal Üniversitelerinin Eğitim Fakülteleri'nde görev yapan 337 öğretim elemanı oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen nicel veri toplama aracı ve bilgi formu ile elde edilmiştir. Geliştirilen ölçme aracı 5 faktörlü bir yapıya sahip olup, faktör yükleri .41 ile .85, Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları .66 ile .85 arasında değişmektedir. Geliştirilen aracın test- tekrar test korelasyonu ise .72'dir.Araştırma sonuçları; dersin içeriği, hedefleri, konu alanı gibi değişkenlerin ölçme yöntem ve tekniklerini belirleme aşamasında öncelikle dikkate alındığını ancak bununla birlikte; öğrenci sayısı, ölçme aracını hazırlama kolaylığı, ders yükü gibi değişkenlerin de azımsanmayacak düzeyde etkili olduğunu göstermektedir.Öğretim elemanlarının ölçme sürecinde ağırlıklı olarak yazılı sınavlar ve çoktan seçmeli testleri tercih ettikleri ve sonuç ve değer biçmeye yönelik değerlendirmenin ön plana çıktığı, öğrenciye geribildirim boyutunda sorunların yaşandığı, ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirliğine ilişkin uygulamalara yer verilmediği, ölçüm sonuçlarına ilişkin istatistiki işlemlere başvurulmadığı gözlenmiştir.Öğretim elemanlarının ölçme aracına verdikleri cevap ortalamaları doğrultusunda, cinsiyet,öğrenim durumu, uzmanlık alanı değişkenlerinde anlamlı farklılaşmanın olduğu, kıdemin bu farklılaşmada etkili bir değişken olmadığı gözlenmiştir.Bu araştırmada yükseköğretimde ölçme ve değerlendirme konusunda öğretim elemanlarının eksikliklerinin olduğu belirlenmiş ve araştırma bulguları doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin empatik beceri düzeylerinin sosyo-demografik değişkenlere ve tercih edilen disiplin türlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin bazı sosyo-demografik değişkenlere ve tercih ettikleri disiplin türlerine göre empatik beceri düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Bu amaçla, 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde Adana ili merkez ilçelerine (Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam) bağlı 40 ilköğretim okulunda görev yapan toplam 473 sınıf öğretmeni örnekleme dahil edilmiştir. Veriler öğretmenlerden ?Empatik Beceri Ölçeği B-Formu?, ?Disiplin Türleri Ölçeği? ve ?Bilgi Formu? aracılığıyla toplanmıştır.Yapılan analizler sonucunda sınıf öğretmenlerinin empatik beceri puanlarının cinsiyete, medeni duruma ve iletişim becerileri eğitimi alıp/almamalarına göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Bununla birlikte öğretmenlerin empatik beceri puanlarının ?25-35?, ?36-45? ve ?46-60? yaş aralığında olanlar arasında ?25-35? ve ?36-45? yaş aralığında olanlar lehine; eğitim enstitüsü ve lisans mezunları arasında lisans mezunları lehine; mesleği isteyerek ve istemeyerek tercih edenler arasında istemeyerek tercih edenlerin lehine; düşük ve yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki okullarda görev yapan öğretmenler arasında düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip okullarda görev yapan öğretmenlerin lehine anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin empatik beceri puanları ile Disiplin Türleri Ölçeğinin alt boyutları arasında düşük düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişkinin olması araştırmadan elde edilen bir başka bulgudur. Bağımsız değişkenlerin empatik beceri düzeyini ne derece yordadığına ilişkin yapılan ikili lojistik regresyon analizi sonucunda, sadece ?yaş? değişkeninin yüksek empatik beceri düzeyinde olmayı negatif yönde, anlamlı şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Empatik Beceri, Disiplin Türleri, Sınıf Öğretmeni
Sınıf öğretmenlerinin mesleki bağlılık, işten ayrılma niyeti ve sosyo demografik özelliklerinin örgütsel bağlılığı yordama düzeylerinin incelenmesi
Öğretmenlik mesleği içerisinde sınıf öğretmenlerinin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Sınıf öğretmenleri ile ilgili yapılan bu araştırma; sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının, mesleki bağlılıklarının ve işten ayrılma niyetlerinin hangi düzeyde olduğunu; bazı demografik özelliklerine göre örgütsel bağlılıklarının, mesleki bağlılıklarının ve işten ayrılma niyetlerinin değişip değişmediğinin ortaya çıkarılmasını amaçlamakla birlikte temel olarak; mesleki bağlılık, işten ayrılma niyeti ve öğretmenlerin demografik özelliklerin hangisinin/hangilerinin onların örgütsel bağlılığını en iyi şekilde yordayıcı değişkenler olduğunun ortaya çıkarılması amaçlamıştır. Bu amaçla Şanlıurfa Merkez ilçesinde çalışan sınıf öğretmenleri evren olarak belirlenmiş ve 712 sınıf öğretmeninden anket yoluyla elde edilen verilerden yararlanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerin örgütsel, mesleki bağlılık ve işten ayrılma niyeti düzeylerinin belirlenmesi için betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla da korelâsyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde Tek Yönlü Varyans Analizi,T-testi, dağılımın normal olmadığı durumlarda Mann-Whitney U-testi kullanılmıştır. Varyans analizinde farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek içinse LSD testinden yararlanılmıştır. Örgütsel bağlılığı yordayıcı değişkenlerin ortaya çıkarılması için deÇok Değişkenli Regrasyon analizi yapılarak, örgütsel bağlılığı en iyi yordayıcı değişkenler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının duygusal bağlılık alt boyutunun orta düzeyde, devam ve normatif bağlılıklarının ise düşük düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin mesleki bağlılıkları ve işten ayrılma niyetleri de örgütsel bağlılıkta olduğu gibi aynı şekilde düşük düzeyde çıkmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılığının duygusal bağlılık alt boyutunu en iyi şekilde yordayan değişkenler; öğretmenlerin mesleki bağlılıkları ve hizmet yılları; devam bağlılığını en iyi şekilde yordayan değişken ise öğretmenlerin işten ayrılma niyetleri; normatif bağlılığı en iyi şekilde yordayan değişkenler de; öğretmenlerin mesleki bağlılıkları, işten ayrılma niyetleri ve cinsiyetleri olarak ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarının duygusal bağlılık alt boyutu; cinsiyet, yaş, hizmet yılı, eğitim durumu ve sınıf mevcuduna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmakta; devam bağlılıkları da sınıf mevcutlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Normatif bağlılık alt boyutu ise ele alınan demografik özelliklere göre anlamlı bir farklılaşma göstermemiştir. Öğretmenlerin mesleki bağlılıkları ele alınan demografik değişkenlerden; cinsiyete, yaşa, medeni duruma, hizmet yılına göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken; işten ayrılma niyetleri ise cinsiyete, yaşa, medeni duruma, hizmet yılına ve eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşma göstermemiştir. Öğretmenlerin işten ayrılma niyetlerinin düşük olması iyi ve istenen bir sonuç iken örgütsel ve mesleki bağlıklarının düşük düzeyde olması eğitim kalitesi ve ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir. Bu nedenle yazında ve araştırmamızda ortaya çıkarılan öğretmenlerin örgütsel bağlılığını yordayıcı değişkenler de dikkate alınarak öğretmenlerin örgütsel ve mesleki bağlılığını arttırıcı, işten ayrılma niyetlerini azaltıcı çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, örgütsel bağlılık, mesleki bağlılık, işten ayrılma niyeti, yordamak.
İlköğretim öğrencilerinin öğrenme stilleri ile bazı derslerdeki akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ile Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler derslerindeki akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra beşinci sınıf öğrencilerinin öğrenme stillerinin cinsiyet, kendi odaları olup olmaması, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi gibi değişkenlere göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadıkları incelenmiştir. İlişkisel tarama modelinde yürütülen çalışmanın evrenini 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören beşinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise altı ilköğretim okulunun beşinci sınıfında okuyan beş yüz sekiz öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek üzere Ö. Şimşek (2007) tarafından geliştirilen Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen öğrencilerin demografik değişkenlerine ilişkin soruların yer aldığı kişisel bilgi formu ve öğrencilerin notlarını gösteren not çizelgeleri kullanılmıştır. Bu araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlenmesi için frekans ve yüzde analizleri yapılmıştır. Öğrencilerin kişisel bilgilerine göre öğrenme stillerinde anlamlı farklılaşma olup olmadığını belirlemek ve öğrencilerin öğrenme stilleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek için ki-kare testi yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğrencilerin sesli ortamı, düşük ışığı, ılık ortamı, rahat oturmayı ya da uzanarak çalışmayı, sabah çalışmayı, öğrenirken bir şeyler atıştırmamayı tercih ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin motivasyon düzeyleri ve sorumluluklarını bilmeleri oldukça yüksek orandadır. Öğrencilerin aile ile öğrenmeyi, tek başına çalışmayı, öğrenirken açıklama istememeleri, öğrenmede farklı yolları kullanmayı tercih ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme esnasında hareket etmemeyi ve işitsel öğrenme stilini tercih ettikleri saptanmıştır. Öğrencilerin ses, sabırlılık durumu ve çeşitli yollarla öğrenme tercihlerinin kızlar lehine; ses, yiyecek, sabırlılık durumu, çeşitli yollarla ve işitsel öğrenme tercihlerinin kendi odası olanlar lehine; işitsel öğrenme stilini tercih edenlerin anne ve babaları üniversite mezunu olan öğrenciler lehine, sıcaklık ve yetişkinle öğrenmeyi tercih edenlerin anne ve babası ortaokul ve lise mezunu olanlar lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler derslerinde, çeşitli yollarla ve işitsel öğrenmeyi; Türkçe, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler derslerinde, düşük ışığı ve bir şeyler atıştırmadan öğrenmeyi; Türkçe, matematik, fen ve teknoloji derslerinde, ılık ortamda öğrenmeyi tercih edenlerin akademik başarısı yüksek olan öğrencilerin lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Stilleri, Akademik Başarı, İlköğretim, Öğrenme
Öğretmen adaylarının sınıf yönetimine ilişkin tutum ve inançlarının incelenmesi
Bu araştırma öğretmen adaylarının sınıf yönetimine ilişkin inanç ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde okuyan 311 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Ölçme aracı olarak, Martin, Yin ve Baldwin (1998) tarafından geliştirilen; Türkçeye uyarlaması Gencer & Çakıroğlu (2004) tarafından yapılan "Sınıf Yönetimine İlişkin Tutum ve İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçekten elde edilen veriler SPSS 17 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bağımsız değişkenlere ilişkin ortalamalar arasındaki farklılıklar bağımsız gruplar t-testi yapılarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları öğretmen adaylarının sınıf yönetiminin öğretim yönetimi boyutunda müdahaleci, birey yönetimi ve davranış yönetimi boyutlarında müdahaleci olmayan inanç ve tutuma sahip olduklarını göstermektedir. Öğretmen adaylarının sınıf yönetimine ilişkin tutum ve inançları cinsiyete göre değişmemektedir. Sınıf yönetimi dersi alıp/almama durumlarına göre öğretim yönetimi ve davranış yönetimi boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermektedir. Anahtar kelimeler: Sınıf yönetimi, tutum, öğretmen adayı.
İlkokul yöneticilerinin yeterliliklerine ve iletişim becerilerine ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesi
Yöneticilik yeterlilikleri ve iletişim becerileri bağımsız olarak kuramsal alanlarda en çok işlenen konular arasındadır. Bununla birlikte yöneticilik yeterlilikleri ve iletişim becerilerinin öğretmen ve yönetici görüşleri arasındaki ilişkileri ele alan araştırmaların yeterli derecede incelenmedikleri görülmektedir. Bu araştırma söz konusu eksikliği gidermek amacıyla ilişkisel tarama modelinde yapılmış betimsel bir çalışmadır. Gerçekleştirilen araştırma yönetici ve öğretmen algıları temel alınarak ilkokul müdürlerinin yeterlilikleri ve iletişim becerilerinin; cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, kıdem, bulundukları okulda kaç yıldır görev yaptıkları, yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitim alıp almadıkları ve görev yaptıkları okul türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Adana İli Seyhan, Yüreğir, Çukurova ve Sarıçam merkez ilçelerinde, oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfî olarak seçilen, 14'ü özel, 245'i devlet okulunda görev yapan toplam 206 okul müdürü ve 409 öğretmen oluşturmuştur. Yöneticiler yeterlilik yönüyle kendilerini en yüksek düzeyde "Çalışanların yasal haklarını gözetme", en düşük düzeyde ise; "Mesleki yayınları izleme" maddesi ile yeterli gördükleri tespit edilmiştir. Bu durum ile tutarlı bir şekilde öğretmenler de okul yöneticilerinin bilimsel etkinliklere düşük düzeyde katıldıklarını düşünmektedirler. Öğretmenler okul yöneticilerini en yüksek düzeyde "Protokol ve Görgü Kurallarına Uyma", en düşük düzeyde ise; "Mezunları İzleme Çalışmaları Yapma" maddeleri tespit edilmiştir. Okul yöneticileri de kendilerini bu maddelerde daha az yeterli görmüş ve öğretmen algıları ile tutarlı bir sonuç elde edilmiştir. Okul müdürleri iletişim becerileri açısından kendilerini öğretmenlerin ifade ettiklerinden daha yeterli bir şekilde algılamışlardır. Ayrıca yöneticilerin kendilerini en yüksek "Cinsiyet", en düşük ise; "Savunma Davranışları" maddeleri ile yeterli gördükleri saptanmıştır. Yine öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerilerini; "Cinsiyet", "Giyim-Kuşam ve Dış Görünüş" maddelerinde en yüksek, "Savunma Davranışları" maddesinde ise; en düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Yöneticilerin yeterlilikleri ile ilgili görüşleri doğrultusunda ele alınan demografik değişkenlerden; cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı fark görülmezken, eğitim düzeyi, yaş, kıdem, hizmetiçi eğitim almalarına göre anlamlı fark bulunmuştur. Yine yöneticilerin iletişim becerileri ile ilgili görüşleri doğrultusunda ele alınan demografik değişkenlerden; cinsiyet, eğitim düzeyi, okul türü ve hizmetiçi eğitim almasına göre anlamlı fark belirlenmemişken, yaş ve kıdeme göre anlamlı fark bulunmuştur. Yöneticilerin yeterlilikleri ile ilgili olarak öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda ele alınan demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet dışındaki diğer değişkenlerde anlamlı fark belirlenmemiştir. Öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerileri ile ilgili görüşlerinde ise; cinsiyet ve okul türü dışındaki diğer değişkenlerde anlamlı fark belirlenmemiştir. Yöneticilerin yeterliliklerine ilişkin algının "İnsanlarla İletişim Kurma- Etkili Biçimde Çalışma alt ölçeğinde yöneticiler lehine anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre okul yöneticilerinin kendilerini bu alt ölçekte öğretmenlerden daha yeterli algıladıkları söylenebilir. Yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algıları ile öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algıları arasında yöneticiler lehine anlamlı bir fark belirlenmiştir. Bu durum yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algılarının, öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algılarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: İletişim, iletişim becerisi, yeterlik, yönetim, yönetici.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlığı düzeyine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmada, ilkokulda Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı ile gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin matematik başarılarına, görsel matematik okuryazarlı özyeterlik algılarına ve matematik problemlerini çözmeye yönelik tutumlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışma yapılmış, nicel verileri desteklemek amacıyla öğrenci görüşlerinden elde edilen nitel veriler kullanılmıştır. Araştırma, Adana ilindeki bir devlet ilkokulunun 4. Sınıfına devam eden 147 öğrenciyle (66 kız, 81 erkek) yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından gerekli literatür incelenerek elde edilen matematik başarı testi, Görsel Matematik Okuryazarlığı Özyeterlik Algı Ölçeği ve Problem Çözmeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada GME yaklaşımının uygulandığı iki sınıf bir deney grubunu (23 kız, 31 erkek), farklı okullardan seçilen iki sınıfa araştırmacının girdiği kontrol bir grubu ve bir öğretmenin girdiği başka okuldaki kontrol iki grubu (toplamda 43 kız, 50 erkek) rastgele olarak belirlenmiştir. Deney grubuna 'Geometrik Şekiller' ünitesi GME yaklaşımı ile öğretilmiş, kontrol gruplarında ise mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Uygulama sekiz hafta sürmüştür ve uygulamanın hemen bitiminde deney grubundaki öğrencilere araştırmacı tarafından geliştirilen yedi açık uçlu sorunun bulunduğu yapılandırılmış görüşme formları dağıtılmıştır. İki ay sonra tüm gruplara kalıcılık testleri tekrarlanmıştır. En sonunda ise nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılırken, nicel verilerin değerlendirilmesinde Karışık Ölçümler İçin ANOVA ve t-Testi metotları kullanılmıştır. Sonuç olarak, deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre matematik başarı testinde daha başarılı oldukları, görsel matematik okuryazarlığı özyeterlik algılarında ve matematik problemlerini çözmeye yönelik tutumlarında daha çok gelişim gösterdikleri bulunmuştur. Bu doğrultuda gelecek çalışmalarda yeni bir matematik programı düzenlemesine gidilerek konu konu örnek etkinliklerin olduğu çalışma kitapçığı hazırlanabilir, bu kitapçık izlenerek öğretmen ve öğretmen adaylarına eğitim verilebilir. Anahtar kelimeler: Gerçekçi Matematik Eğitimi, görsel matematik okuryazarlığı, matematik problemlerini çözme, matematik başarısı.
Dördüncü sınıf öğrencilerinin toplumsal değer algılarının incelenmesi
Bu araştırma ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin toplumsal değer algılarını belirmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin toplumsal değer algılarını farklı değişkenler açısından incelemeye yönelik tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılında Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı merkez ilkokullarında öğrenim gören 5072 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise aynı eğitim öğretim yılında Siirt il merkezinde kolay ulaşılabilir örneklem metoduyla seçilmiş olan dört farklı ilköğretim okulunda öğrenim gören 451 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Toplumsal Değerleri Algılama Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler Spss paket programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde öncelikle öğrencilerin toplumsal değer algıları cevaplarına yönelik olarak betimsel istatistiklerden ortalama, standart sapma ve frekans dağılımları çıkartılmıştır. Öğrencilerin toplumsal değer algılarının cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için parametrik olmayan istatistiksel analizlerden Mann Whitney U-testi kullanılmıştır. Kişisel bilgi formunda yer alan diğer değişkenler ve toplumsal değer algıları arasındaki ilişkinin incelenmesinde Kruskal Wallis testinden yararlanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki farklılaşmanın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek için tekrardan Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulguların anlamlı olup olmadığının yorumlamasında .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Araştırma sonucunda bulgular incelendiğinde toplumsal değer algılarının cinsiyet, anne eğitim düzeyi, günlük TV izleme süresi ve izlenen program türüne göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmektedir. Kardeş sayısı, baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi ve yaşanan yer değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Değer, toplumsal değerler, ilkokul.
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmayı yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmalarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya çıkartmaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini etkileyen başarı yönelimleri, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 370 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Çağlar (2012) tarafından geliştirilen Öğrenci Yaban¬cılaşma Ölçeği, Akın (2006a) tarafından geçerlik güvenirlik çalışması yapılan 2X2 Başarı Yönelimleri Ölçeği, Özgüngör (2008) tarafından Türkçeye çevrisi, geçerliği ve güvenirlik çalışması yapılan Engelleyici Davranış ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Değişkenler arası ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla korelâsyon analizi yapılmıştır. Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimlerinin, kendini engelleme davranışlarının ve okula yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet ve bölüm seçme kararı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini yordayıcı değişkenlerin ortaya çıkarılması için de çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre analizler sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerinde cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyete göre başarı yöneliminin öğrenme-yaklaşma ve öğrenme-kaçınmaalt boyutlarında anlamlı farklılık bulunurken, bölüm seçme kararına göre başarı yönelimi alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre kendini engelleme davranışları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizleri sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşmanın Güçsüzlük alt boyutunu sırasıyla, öğrenme-yaklaşma, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme ve çok düşük akademik başarı düzeyi; Kuralsızlık alt boyutunu, öğrenme-yaklaşma, akademik başarı notu, performans-yaklaşma, öğrenme- kaçınma, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki; Soyutlanma alt boyutunu, sınıf arkadaşlarıyla çok iyi düzeyde ilişki, performans-yaklaşma, sınıf arkadaşlarıyla orta düzeyde ilişki ve bölümü seçme ; Anlamsızlık alt boyutunu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki ve cinsiyet, Okula yabancılaşma toplam puanını, öğrenme-yaklaşma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, akademik başarı notu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma değişkenlerinin yordadıkları anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, okula yabancılaşma, başarı yönelimi, kendini engelleme
Farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarısına ve tutumuna etkisi
Bu araştırma, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki başarılarına ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla nicel ve nitel modellerin birlikte kullanıldığı, karma araştırma modeline göre tasarlanmıştır. Bu kapsamda, öncelikle araştırmanın nicel veriler ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2015-2016 öğretim döneminde Adana ili Ceyhan ilçesinin alt sosyo ekonomik düzeyinde bulunan bir devlet ilkokulunun üçüncü sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada deney ve kontrol grupları; akademik başarı ve anne-baba eğitim durumu açısından birbirine yakın olan ve cinsiyet dağılımı homojen 40 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deney grubu ise; yapılan seviye testi ve öğrenme stilleri testi sonuçları açısından birbirine yakın olan ve yarı rastgele seçilen toplam 20 öğrenci oluşmaktadır. Araştırmanın kontrol grubu ise okulun diğer sınıfı olarak belirlenmiştir. Uygulama sürecinde deney grubunda farklılaştırılmış öğretim yaklaşımıyla kesirler konusu anlatılırken, kontrol grubuna ise 2015–2016 Matematik Dersi Öğretim Programına göre hazırlanan kılavuz kitap doğrultusunda mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Deney grubundaki dersler araştırmacı tarafından işlenirken, kontrol grubunda ise dersleri sınıf öğretmeni tarafından yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, "Matematik Başarı Testi", "Matematik Tutum Ölçeği", "Öğrenme Stilleri Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" kullanılmıştır. "Matematik Başarı Testi" ve "Matematik Tutum Ölçeği" deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. "Öğrenme Stilleri Ölçeği" ders işlenişi sırasında kullanılmak üzere sadece deney grubuna uygulanmıştır. Nitel verilerin toplanmasında deney grubunda yer alan öğrencilerin farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının sürecine ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik "Yarı Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" kullanılmıştır. Farklılaştırılmış öğretim uygulamalarının, öğrencilerin deney öncesi ve sonrasındaki 'Matematik Başarı Testi' ve "Matematik Tutum Testi" puanlarında istatiksel bir etkisinin olup olmadığını test etmek amacıyla Tek Faktörlü Kovaryans Analizi kullanılmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme verilerinin analizinde içerik analizi yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 kullanılmıştır. Bu verilerin yorumlanmasında p=0,05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen verilere göre, başarı testi son test puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerin sonucunda öğrenciler, farklılaştırılmış öğretim yaklaşımı sayesinde, matematik derslerini daha eğlenceli ve değişik buldukları dolayısıyla derse daha çok motive oldukları, gerçek hayatla ilişkilendirilmesinden dolayı daha kalıcı öğrenme gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir.
Üstün yetenekli çocukların anneleriyle olan ilişkileri ve başarı güdüleri
Bu araştırmanın amacı, üstün yetenekli çocukların ve annelerinin, anne-çocuk ilişkilerinde, kabul-red ve kontrol algıları, çocukların başarı güdüsü ve çocukların anne kabul-red ve kontrol algıları ile başarı güdüleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Adana ve Mersin İli Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden 5. ve 6. sınıf öğrencileri ve anneleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 103'ü kız, 126'sı erkek olmak üzere, toplam 229 öğrenci ve 179 anne oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kontrol-Anne Kısa Form, Çocuk/Ergen Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kontrol-Anne Versiyon Kısa Form, Eğitimde Motivasyon Ölçeği, Anne ve Öğrenci Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler Mann-Witney U testi, Kruskal-Wallis H testi ve Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirilip, anlamlılık derecesi p<.05 olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, annelerin çocuklarına yönelik davranışlarını yüksek düzeyde kabul, düşük düzeyde red ve orta düzeyde kontrol edici olarak algıladıkları bulunmuştur. Annelerin kabul-red ve kontrol algı düzeylerinin, sınıf, cinsiyet, anne yaşı, doğum sırası ve annenin çocuk sayısı, değişkenlerine göre farklılık göstermediği; anne eğitim durumu, çalışma durumu ve ailenin gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Çocukların annelerini yüksek düzeyde kabul, düşük düzeyde red ve orta düzeyde kontrol edici olarak algıladıkları bulunmuştur. Çocukların kabul-red ve kontrol algı düzeylerinin, sınıf, anne yaşı, doğum sırası ve annenin çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği; cinsiyet, anne eğitim durumu, çalışma durumu, ailenin gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Annelerin ve çocukların algıladıkları ebeveyn kabul-red ve kontrol düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Çocukların özdeşleşmiş dışsal motivasyon ve içsel motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu, motivasyonsuzluk ve içe yansıtılmış dışsal motivasyon düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Çocukların motivasyon düzeylerinin, anne eğitim durumu, çalışma durumu ve doğum sırasına göre anlamlı farklılık göstermediği; sınıf, cinsiyet, anne yaşı, ailenin gelir durumu ve annenin çocuk sayısı değişkenlerine göre ise anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Çocukların anne kabul-red algıları ve motivasyonları arasında zayıf, anlamlı düzeyde ilişkilerin olduğu; anne kontrol algıları ve motivasyonları arasında orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Üstün yetenek, anne-çocuk ilişkisi, kabul-red, kontrol, motivasyon
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin akademik motivasyonlarını yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin, akademik motivasyonlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyon düzeylerini etkileyen özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri Türkçeye adaptasyonu, geçerliği ve güvenirliği Karagüven (2012) tarafından yapılan Akademik Motivasyon Ölçeği (AMÖ-Ü 28) Üniversite Formu, Ersanlı ve Koçyiğit (2013) tarafından geliştirilen Ait Olma Ölçeği, Şahin (2003) tarafından geliştirilen Öğretim Elemanları Mesleki Yeterlik Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "Akademik Motivasyon" ile araştırmanın bağımsız değişkenleri olan "Ait Olma", "Öğretim Elemanlarının Mesleki Yeterlilikleri" ve demografik değişkenler arasındaki ilişkiler, t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular cinsiyete göre değerlendirildiğinde; ait olma değişkeninde, "Aileye ait olma" ve "Mesleğe ait olma" alt boyutlarında, kadın öğrencilerin ait olma düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde," Motivasyonsuzluk" alt boyutunda, erkek öğrencilerin, kadınlardan daha düşük bir motivasyona sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutunda, kadın öğrenciler öğretim elemanlarının yeterliklerini, erkeklere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Sınıf düzeyi değişkenine göre ise "Mesleğe ait olma" alt boyutunda dördüncü sınıf öğrencilerinin ait olma düzeyi diğer sınıflardaki öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde, "Dışsal motivasyon düzenleme" alt boyutunda birinci sınıf öğrencilerinin lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde, "Program ve içerik", "Sınıf yönetimi", "Öğretim süreci etkinlikleri" ile "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutlarında, birinci sınıf öğrencileri öğretim elemanlarının yeterliklerini diğer sınıftakilere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Regresyon analizleri sonucunda "Akademik Motivasyon" değişkeninin alt boyutlara göre en önemli yordayıcılarının; "İçsel Motivasyon" da, mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "İçsel Motivasyon Başarma" da, mesleğe ait olma ile program ve içerik; "İçsel Motivasyon Hareket" de, mesleğe ait olma ile öğretim ilke ve yöntemleri; "Dışsal Motivasyon Tanıma" da mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "Dışsal Motivasyon Kendini İspat" ile "Dışsal Motivasyon Düzenleme" de, program ve içerik; "Motivasyonsuzluk "da, mesleğe ait olma, arkadaş grubuna ait olma değişkenlerinin olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlar, "mesleğe ait olma" değişkeninin sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyonlarını etkileyen en önemli değişken olduğunu göstermiştir. Bu nedenle bu bölüme gelen öğrencilerin mesleği sevmeleri ve mesleki bağlılıklarını arttırmak için yapılacak etkinliklere daha fazla yer verilmesi önem kazanmaktadır. Ayrıca sonuçlar erkeklerin ait olma düzeylerinin kadınlara göre daha düşük olduğunu göstermiştir. Bu da sınıf öğretmenliğinin geçmişten beri gelen "kadın" mesleği olduğu algısının hala sürdüğüne işaret etmektedir. Erkek öğrencilerin de bu alanda başarılı olabileceklerine ilişkin algılarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara öncelik verilmelidir. Son sınıf öğrencileri, birinci sınıf öğrencilerine göre öğretim elemanlarını daha yetersiz algılamaktadır. Bunun nedeni son sınıfta KPSS'ye (Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlanmaları nedeniyle tüm derslerin sınav sistemine göre anlatılmasına ilişkin beklentileri olabilir. Bu beklentilerin belirlenip ders içeriklerinde değişiklikler yapılması yararlı olabilir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, akademik motivasyon, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, ait olma, öğretim elemanları mesleki yeterlikleri
Okul yöneticilerinin okul şiddetine ve güvenliğine ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı; okulların güvenlik durumu ve ihtiyaçlarını değerlendirmek ile okul yöneticilerinin; okul güvenliğine ve okul şiddetine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini; 2011-2013 eğitim- öğretim yıllarında Adana il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul yöneticileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise belirlenen evrenden seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile seçilen 155 yöneticiden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Anket formu ilgili literatür incelenerek hazırlanmıştır. Anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmaya katılan okul yöneticileri ve çalıştıkları okullara ait özellikleri belirlemeye yönelik sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde okul güvenliğini tehdit eden risk faktörlerini belirlemeye yönelik 12 madde, üçüncü bölümde okul güvenliğini etkileyen koruyucu faktörleri belirlemeye yönelik 17 madde ve dördüncü bölümde ise okulda alınan güvenlik önlemlerini belirlemeye yönelik 8 maddeden oluşmuştur. Verilerin analizi; elde edilen bulguların frekans ve yüzde değerleri hesaplanarak yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirmekte ise ki–kare (chi-square) testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda okullarda en sık rastlanan risk faktörleri; maddi yetersizlik yaşayan öğrenciler, sürekli devamsızlık yapan öğrenciler, nakil yolu ile kayıt değiştiren öğrenciler; en az rastlanan risk faktörleri ise; çete olayları, okulda hırsızlık, gasp, taciz gibi suçların işlenmesi ile güvenlik endişeleriyle ebeveynlerin çocuklarını okuldan almalarıdır. Okullarda en sık rastlanan koruyucu faktörler; öğrencilerin sınıf ortamı dışında da gözlemlenmesi, okul-aile işbirliği; en az görülen koruyucu faktörler ise; bilgilendirici el kitapları ve broşürlerin bastırılıp dağıtılması, şiddeti önleme planı yapılırken öğrencilerin sürece dahil edilmesi, öğrencilerin ilgisini çeken ders dışı etkinlikler sunulmasıdır. Okullarda en sık alınan güvenlik önlemleri; öğrenci devamsızlıklarının velilere bildirilmesi ve kamera sisteminin kullanılması; en az alınan güvenlik önlemleri ise; özel güvenlik personeli çalıştırılması ile okulların giriş-çıkış saatlerinde polis veya jandarmanın görev yapmasıdır. Ayrıca okul yöneticilerinin görev yaptıkları okulların bulunduğu ilçeler, okulların öğretim şekli, büyüklüğü ve sosyo- ekonomik çevresi ile şiddetin varlığı arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okul yöneticilerinin görev yaptıkları okullarda alınan fiziksel güvenlik önlemleri ile okulların öğretim şekli, ve bulundukları sosyo-ekonomik çevre arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okulda şiddet, okul yöneticileri, okul güvenliği
İlkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi dersi kılavuz kitabındaki okul heyecanım temasında yer alan etkinliklerin ara disiplin kazanımları açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin ilkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi kılavuz kitabındaki okul heyecanım temasında yer alan etkinliklerin ara disiplin kazanımı açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, "ilkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi dersi kılavuz kitabındaki okul heyecanım temasındaki etkinliklerin ara disiplin kazanımları açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi" olarak ifade edilen belli bir durumun bağlamından koparılmadan incelenmesine yönelik durum çalışması deseni ve nitel yöntem kullanılmıştır. Bu amaçla, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Adana ili İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı, merkez ilçelerde (Seyhan, Yüreğir, Çukurova, Sarıçam) bulanan ilkokullarda görevli ve 3. sınıfı okutan 14 sınıf öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeden elde edilen veriler tümdengelimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak MaxQda 12 programı ile gerçekleştirilmiştir. Analiz süreci ara disiplin bağlamı merkeze alınarak yürütülmüştür. Bu noktadan hareketle, kodlar oluşturulmuş, uyumlu kodlardan yararlanılarak temalar belirlenmiştir. Analiz sonuçlarının geçerliğini sağlamak amacıyla; ayrıntılı betimlemelere yer verilmiş, doğrudan alıntılar gösterilmiş, uzman incelemesi yaklaşımı işe koşulmuştur. Diğer yandan, güvenirliğin belirlenmesinde Miles ve Huberman (1994) tarafından önerilen kodlayıcı güvenirliği uyum yüzdesi hesaplanmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde; öğretmenlerin, ara disiplin kavramının hayat bilgisi dersinde yer almasını yaşamsallık açısından önemli ve gerekli gördükleri, ayrıca ara disiplin kazanımlarının günlük yaşamla ilişkili, hayata hazırlamada etkili kazanımlar olduğunu ve dersin temellerinden birini oluşturduğunu düşünmektedirler. Bununla birlikte öğretmenler, ara disiplinlere programda yeterince önem verilmediğini ve kılavuz kitapta ara disiplinlerin konuyla yeterince ilişkilendirilmediğini düşünmektedirler. Öğretmenler ara disiplin kazanımlarını içeren etkinliklerin öğrencinin aktif katılımını sağlama açısından yetersiz olduğunu, etkinliklerin öğrencilerileri derste daha aktif kılacak ve ilgilerini çekecek şekilde çeşitliliğin arttırılarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Öğretmenler, etkinliklerin içerdiği ara disiplin kazanımlarının davranışa dönüşmediğini, bunun nedeninin de öğrencilerin okulda öğrendikleri ile aile içinde ve çevresindeki yaşantının uyuşmaması olduğunu, bu sebeple ara disiplin kazanımlarını içeren etkinliklerin verimliliğinin artması için etkin öğrenci ve aile katılımının sağlanması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenler, kazanımların kazanılma durumunu değerlendirmek için en fazla gözlem yöntemine başvurduklarını söylemişlerdir. Öğretmenler, aynı sınıfta bulunan öğrencilerin yaş aralıklarının geniş olmasından dolayı öğrenci seviyelerinin farklı olduğunu ayrıca somut işlemler döneminde bulunan çocukların soyut kavramları anlamada zorluk çektiklerini vurgulamışlardır. Programda beşten üçe indirilen ders saati öğretmenler açısından yetersiz görülmekte, saatlerin tekrar arttırılmasını talep etmektedirler. Sınıfların kalabalık olması ara disiplin kazanımlarını içeren etkinliklerin uygulanmasını ve kazanımların etkili olmasını güçleştirmektedir. Bu yüzden sınıf mevcutları makul bir seviyeye getirilmelidir. Öğretmenler, sistemin köklü bir değişimden geçerek yeniden düzenlenmesi ve öğretmenlerin yaşadıkları sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulamışlardır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılmış, bu konuda çalışma yapacak olan araştırmalara ve uygulamaya yönelik öneriler getirilmiştir.
İlkokul üçüncü sınıf fen bilimleri dersinde analoji kullanımının öğrencilerin kavramsal anlam oluşturma becerisine etkisinin farklı açılardan incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul üçüncü sınıf fen bilimleri dersinde analoji kullanımının öğrencilerin kavramsal anlam oluşturma becerilerine etkisinin farklı açılardan incelenmesidir. Araştırma Adana ilinde 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında iki haftalık sürede, ilkokul üçüncü sınıf düzeyinde bir okuldan rastgele seçilen iki sınıfta yer alan öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırma modeli olarak ön-test, son-test kontrol gruplu yarı-deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. İlkokul üçüncü sınıf fen bilimleri dersi kapsamında bir sınıfta (deney, n=20) analoji temelli öğretim etkinlikleri kullanılmış, farklı bir sınıfta (kontrol, n=21) dersler geleneksel öğretim etkinlikleri kullanılarak toplam 41 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin kavramsal anlamı oluşturma düzeylerini belirlemek için iki aşamalı teşhis testi (İATT) temelli akademik başarı testi (ABT), öğrencilerin kavramlara ilişkin zihinsel yapılarını ortaya çıkarmak ve öğretim sürecine ilişkin görüşlerini belirlemek için yarı yapılandırılmış görüşme formu (YYGF) kullanılmıştır. Hem deney hem de kontrol gruplarında gerçekleştirilen fen öğretimi uygulamalarında öğrencilerin akademik başarıları ile kavramsal anlama ilişkin bilişsel yapılarına yönelik öğrenci görüşleri alınmıştır. Ayrıca deney grubundaki öğrencilere uygulama bittikten üç hafta sonra kalıcılık testi uygulanmış, grubun son test ve kalıcılık akademik başarı puanları karşılaştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizi SPSS 20 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizi için bağımsız ve eşli gruplar t-testi ile kovaryans (ANCOVA) analizinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi MaXQda programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçları, deney grubunda kullanılan analoji temelli öğretim etkinliklerinin, kontrol grubunda kullanılan geleneksel öğretim etkinliklerine kıyasla akademik başarıyı arttırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca, deney grubuna uygulanan ABT son-test ve kalıcılık puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Ancak, deney grubunda yer alan öğrencilerin ABT kalıcılık ortalama puanlarının ABT son-test ortalama puanlarına kıyasla daha yüksek olduğu bulgusu, uygulamanın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen öğrencilerin kalıcılık ABT puanlarının yükseldiğini göstermiştir. Bu bağlamda, bu durum analoji temelli öğretimin kalıcılık üzerindeki etkisinin zaman geçtikçe daha olumlu olduğunu göstermektedir. Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerle yapılan görüşmelerde yer alan ilk iki soru öğrencilerin yapılan etkinliklere yönelik düşüncelerini ortaya koymayı, üçüncü sorudan sekizinci soruya kadar olanlar ise öğrencilere kazandırılmaya çalışılan kavramlara yönelik bilişsel yapılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Derslerde yapılan etkinliklerle ilgili ilk iki soruyla ilgili öğrenci görüşmelerinin sonucunda deney gruplarında yapılan analoji temelli öğretimin öğrenci ilgisini arttırdığı, bütün öğrencilerin yapılan uygulamalardan hoşlandığı ve dersi eğlenceli buldukları belirlenmiştir. Benzer şekilde, kontrol grubundaki öğrencilerin geleneksel yöntemle işlenen dersleri eğlenceli buldukları ve uygulamalara yönelik olumlu görüşlere sahip oldukları da belirlenmiştir. Öğrencilerin, araştırma kapsamındaki kavramlara yönelik öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla sorulan diğer sorularla ilgili yapılan öğrenci görüşmelerinin sonucunda; deney grubunda yapılan analoji temelli uygulamaların, kontrol grubunda yapılan geleneksel yönteme kıyasla kavramların anlamlarını daha iyi öğrendiklerini göstermektedir. Bu sonuç gruplar arasındaki ABT son-test puanları karşılaştırılması sonucunda yapılan nicel verilerin bulgularıyla örtüşmektedir. Anahtar kelimeler: İlkokul, fen öğretimi, analoji, akademik başarı, öğrenci görüşleri, kalıcılık
İlkokul birinci sınıfa çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının incelenmesi
Bu araştırmada ilkokul birinci sınıfta çocuğu olan ebeveynlerin okuma inançlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ili merkez ilçelerinde (Eyyübiye, Karaköprü, Haliliye) bulunan devlet ilkokulları birinci sınıf öğrencilerinin ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 588 birinci sınıf öğrencisinin ebeveyni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ebeveyn Okuma İnancı Ölçeği, Ev Ortamında Okuma Faaliyetleri Ölçeği, Çocuğun Okuma Faaliyetlerini Gözlem Ölçeği ve Kişisel Bilgiler Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma), bağımsız gruplar t-testi, Pearson Korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Grupların normal dağılım göstermediği durumlarda Kruskall-Wallis testinden yararlanılmıştır. Analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Ebeveyn Okuma İnancı Ölçeği'nden elde edilen bulgulara göre ebeveynlerin genel olarak olumlu okuma inancına sahip olduğu görülmüştür. Ebeveyn okuma inançlarının çocuk cinsiyetine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Anne eğitim durumuna göre ebeveyn okuma inancının genelinin daha eğitimli anneler lehine farklılaştığı belirlenmiştir. Baba eğitim durumuna göre ebeveyn okuma inancının genelinin daha eğitimli babalar lehine farklılaştığı tespit edilmiştir. Çocuk sayısına göre ebeveyn okuma inançları incelendiğinde ebeveyn okuma inancının genelinin daha az çocuklu ebeveynler lehine farklılaştığı görülmüştür. Aylık gelire göre ebeveyn okuma inancının genelinin yüksek gelirli ebeveynler lehine farklılaştığı görülmüştür. Ev Ortamında Okuma Faaliyetleri Ölçeği toplam puanlarına göre ebeveynlerin evde haftada bir-iki kez okuma faaliyetlerine yer verdikleri saptanmıştır. Cinsiyete göre ev ortamında okuma faaliyetleri genelinin farklılaşmadığı görülmüştür. Anne eğitim düzeyine göre ev ortamında okuma faaliyetlerinin genelinin daha eğitimli anneler lehine farklılaştığı saptanmıştır. Baba eğitim düzeyine göre ev ortamında okuma faaliyetlerinin genelinin daha eğitimli babalar lehine farklılaştığı tespit edilmiştir. Ev ortamında okuma faaliyetleri çocuk sayısı açısından karşılaştırıldığında ev ortamında okuma faaliyetlerinin genelinin bir iki çocuğa sahip ebeveynler lehine farklılaştığı görülmüştür. Aylık gelire göre ev ortamında okuma faaliyetleri incelendiğinde ev ortamında okuma faaliyetleri geneli ailelerin aylık gelirine göre farklılaşmamıştır. Çocuğun Okuma Faaliyetleri Gözlem Ölçeği toplam puanlarına göre çocukların genel olarak haftada bir-iki kez okuma faaliyetlerinde bulundukları görülmüştür. Cinsiyete göre çocuğun okuma faaliyetleri incelendiğinde çocuğun okuma faaliyetleri genelinin kız çocuklar lehine farklılaştığı görülmüştür. Çocuğun okuma faaliyetleri geneli anne eğitim durumuna ve baba eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılaşma göstermemiştir. Çocuğun okuma faaliyetleri çocuk sayısı açısından karşılaştırıldığında çocuğun okuma faaliyetlerinin genelinin çocuk sayısına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Çocuğun okuma faaliyetleri geneli aylık gelire göre farklılaşmamıştır. Ebeveyn okuma inancı ile ev ortamında okuma faaliyetleri ve çocuğun okuma faaliyetleri gözlem toplam puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ev ortamında okuma faaliyetleri ve çocuğun okuma faaliyetleri gözlem toplam puanları arasında da orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin ebeveynlere evde gerçekleştirdikleri etkinliklerin okuma sürecindeki rolü konusunda bilgi vermeleri, ebeveynlere olumsuz olan okuma inançlarını değiştirmelerini sağlayacak bilgiler sunmaları gibi önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Okuma inancı, ebeveyn okuma inancı, ev ortamında okuma faaliyeti, çocuk okuma faaliyeti
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinde aile işlevselliğinin ve algılanan ödev başarılarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin aile işlevselliklerinin belirlenmesi ve başta algılanan ödev başarısı olmak üzere çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma betimsel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılında Osmaniye ili merkez ilçesindeki 6 ilkokulda öğrenim gören 1000 4.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Bulut (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Aile Değerlendirme Ölçeği" (ADÖ), Hong ve Milgram (1996, 1998, 2001) tarafından geliştirilen ve İflazoğlu (2005) tarafından uyarlanan "Algılanan Ödev Başarı Ölçeği" ve demografik özellikleri Bacanlı tarafından (1997) geliştirilen ve araştırmacı tarafından düzenlenen ''Kişisel Bilgiler Formu'' ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel ve alt amaçları doğrultusunda SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan öğrencilerin gereken ilgiyi gösterme alt boyutunda aile işlevlerini sağlıksız olarak algıladıklarını; problem çözme, iletişim, roller, davranış kontrolü, duygusal tepki verebilme ve genel işlevler boyutlarında sağlıklı olarak algıladıklarını göstermiştir. Algılanan ödev başarı ölçeğinde ise araştırmaya katılan öğrencilerin kendi algıları doğrultusunda belirlenen ödev başarılarının yüksek olduğu görülmüştür. Aile işlevsellik puanları ile algılanan ödev başarı puanları arasında pozitif yönde düşük bir korelasyon olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyete göre aile işlevselliği puanları incelendiğinde kız öğrenciler lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile toplam çocuk sayısı arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın toplam çocuk sayısının artışı lehine olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme boyutlarında ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul, ortaokul mezunu olan babalar lehine olduğu görülmektedir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamalarının anne eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için yapılan inceleme de bulunan anlamlı farkın tüm alt boyutlarda ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul/ortaokul mezunu olan anneler lehine olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puanları sosyo-ekonomik düzeylerine göre incelendiğinde problem çözme boyutu dışındaki alt boyutlarda anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Buna göre problem çözme boyutu hariç diğer tüm boyutlarda alt sosyo-ekonomik düzeye sahip olan ailelerde aile işlevselliği daha yüksek görülmüştür. Öğrencilerin algılanan ödev başarı ölçeği puanlarının cinsiyet değişkeni ile arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede kızların lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin kardeş sayıları, anne baba eğitim durumları ve sahip oldukları sosyo-ekonomik düzeyleri ile algılanan ödev başarı ölçeğinden alınan puanlar arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırma sonuçları öğrencilerin öğretmen ve velileri ile paylaşılabilir. Böylece velilerde aile işlevselliği konusunda farkındalık oluşturulabilir. Aile işlevselliği konusunda çeşitli seminer ve programlar düzenlenebilir. Anahtar kelimeler: Aile, aile işlevselliği, algılanmış ödev başarısı, ödev.
İlkokul çocuklarında akran zorbalığı ve arkadaşlık niteliği arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Akran zorbalığı ve arkadaşlık niteliği ilgili araştırmalar olumlu arkadaşlık ilişkilerinin bireyin yüksek prososyal davranışlar, sosyal uyum ve benlik saygısı sağladığını, düşük çatışma, saldırgan davranışlarda azalma ve küresel bir tehdit olan akran zorbalığına karşı koruyucu bir set görevi gördüğü bildirilmiştir. Her geçen gün artan zorbalık davranışları karşısında bireylerin arkadaşlıkları ve zorbalıkları arasındaki ilişkiyi anlamak olumlu eğitim ortamları oluşturumaya katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede araştırmada ilkokul 3.ve 4. sınıf öğrencilerinin sahip oldukları zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumları ile arkadaşlık nitelikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde resmi ilkokullarda bulunan 298' i kız 292' si erkek toplam 590 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma örnekleminin zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumları "Akran zorbalığı Belirleme Ölçeği-Çocuk Formu", sahip oldukları arkadaşlık nitelikleri "Arkadaşlık Niteliği Ölçeği" ile belirlenmiştir. Araştırmada ölçeklerden elde edilen veriler üzerinde zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumlarının arkadaşlık niteliği ile ilişkisini belirlemek üzere Basit Doğrusal Regresyon Analizi, değişkenlerle ilgili analizler için Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek yönlü ANOVA testi yapılmıştır. Yapılan tüm analizlerde anlamlılık değeri p<,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin % 1,9' u zorba, %27,8' inin kurban, % 45,9' unun zorba-kurban ve % 24,4' ünün katılmayanlar statüsünde yer aldığı görülmüştür. Öğrencilerin en fazla karşılaştıkları zorbalık türünün fiziksel zorbalık olduğu, en az karşılaştıkları zorbalık türünün eşyalara zarar verme olduğu bulunmuştur. Zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumunda cinsiyet, sınıf düzeyi ve baba eğitim düzeyin değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunurken, sosyo-ekonomik düzey ve anne eğitim düzeyiyle bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin arkadaşlık niteliklerinde sadece baba eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Ayrıca arkadaşlık niteliğinin zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma değişkenleriyle anlamlı bir ilişki içinde olduğu gözlenmiştir. Arkadaşlık niteliği, zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma durumlarını negatif bir şekilde yordadığını göstermektedir. Özetle arkadaşlık niteliği ve akran zorbalığının birbirlerini etkileyen durumlar olduğu görülmüş bulguların ilgili yazına katkıları ortaya konulan sonuçlar çerçevesinde tartışılmıştır.