Bandırma Onyedi Eylül University
Enstitü

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Bandırma Onyedi Eylül University

68

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CHP parti müfettiş raporlarına göre Seyhan (Adana) (1935-1946)

Seyhan (Adana) milli mücadele döneminde güney cephesinde önemli bir mücadele alanı olmuş; elde edilen başarılar milli mücadelenin seyrini etkilemiştir. Millî mücadele sonrasında ise tarımsal ve ekonomik anlamda hızlı bir gelişim göstermiştir. Ülkede 9 Eylül 1923 tarihinde kurulan Halk Fırkası, 1924'te Cumhuriyet Halk Fırkası, 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır. Kuruluşundan 1950 yılına kadar iktidarda kalan CHP, inkılap hareketlerine öncülük etmiştir. CHP'de parti teşkilatını denetlemek, parti faaliyetlerini daha etkin hale getirmek amacıyla parti müfettişliği kurumu ihdas edilmiştir. Seyhan vilayetinde parti çalışanlarının yapmış olduğu faaliyetler ile partinin ekonomik durumu ve parti binaları incelenmiştir. Parti nüfuzunu şahsi çıkarları için kullananların vilayette yarattığı sorunlar ile birlikte bölgede eğitim, sağlık, bayındırlık ve sosyal yaşamdaki diğer sorunlar teftiş raporları ışığında tespit edilmeye çalışılmıştır. Ekonomik olarak birçok vilayete göre daha iyi bir konumda olan Seyhan vilayetinde parti içinde yaşanan mücadeleler yüzünde hem Parti hem de Seyhan halkı olumsuz etkilenmiştir. Dürüst partililer ise yaptıkları yararlı işlerle bölgelerinde sosyal hayatı olumlu etkiledikleri görülmüştür. Bu çalışmada Seyhan milletvekilleri ile parti müfettişlerinin raporlarına göre Seyhan vilayetindeki parti teşkilatları ve halkevlerinin faaliyetleri ile bölgenin eğitim, sağlık, bayındırlık ve diğer alanlardaki durumu ortaya konulmuştur. Müfettişlerin bölgelerinde teftiş esnasında karşılaştıkları sorunlar belirtilerek çözüm önerileri ifade edilmiştir. Bu çalışma 1935-1946 yılları arasında Seyhan (Adana)'ın siyasi, ekonomik, kültürel, spor, sağlık ve eğitim durumu hakkında detaylı bilgiler vermektedir. Anahtar Sözcükler: Seyhan (Adana), CHP, Parti Müfettişliği, Teftiş Raporları

Ramazan Şen
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi döneminde Türkiye'deki hastanelerin finansal performansının değerlendirilmesi

Bu araştırmada, COVID-19 pandemisinde Türkiye'deki hastanelerin finansal performansları analiz edilerek, hastane yöneticilerine yol gösterici öneriler sunulması ve literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2019-2023 yılları arasındaki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının internet sayfasında yayınladığı Q-861 Hastane Hizmetleri'ne ait finansal tablo verileri; yatay analiz, dikey analiz, trend analizi ve oran analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Analizlerden elde edilen bulgulara göre; pandemi döneminde hastanelerin gelirlerinin ve giderlerinin arttığı, hastanelerin kısa vadeli borçlarına bağımlılığının yüksek olduğu, hastanelerde cari oranın beklenenin altında seyrettiği, hastanelerin stoklarını etkin yönetemediği, hastanelerin 2020 yılında nakit akışlarında problemler yaşayarak alacaklarının tahsil süresinin diğer yıllardan daha yüksek olduğu, pandemi döneminde hastanelerin brüt kâr marjında artış yaşandığı, faaliyet kâr marjının 2020-2021 dönemlerinde yükseldiği ve pandemide hastanelerin net kâr marjında artış yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19
Sinem Kabak
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Parasal aktarım mekanizması çerçevesinde özel sektöre verilen yurtiçi kredilerin enflasyonla ilişkisi: OECD örneği

Merkez bankalarının temel hedeflerinden biri enflasyonu kontrol altında tutarak fiyat istikrarını sağlamaktır. Merkez bankaları fiyat istikrarını sağlamak için para politikalarını uygulamaktadırlar. Para politikaları ile kredi hacmini etkilemektedirler. Parasal aktarım mekanizmasının banka kredi kanalı olarak bilinen bu süreç, para politikası aracılığıyla reel ekonomiyi ve enflasyonu etkilemektedir. Banka kredileri ekonomideki para miktarını etkilediğinden toplam ekonomik aktivitenin işleyişinde önemli bir rol oynamaktadır. Banka kredilerinin hacmi, ekonomide krizlere dahi yol açabilmektedir. Bu çalışmada 16 OECD ülkesinde özel sektöre verilen yurtiçi banka kredileri ile enflasyon arasındaki ilişki parasal aktarım mekanizması çerçevesinde panel veri analizi yöntemiyle 2010-2023 dönemine ait yıllık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede Pedroni panel eşbütünleşme testi ve Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testi uygulanmıştır. Eşbütünleşme testi sonuçlarına göre para arzı, banka kredileri ve enflasyon arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nedensellik testi sonuçlarına göre ise banka kredilerinden enflasyona doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Elde edilen bulgular, banka kredilerinin enflasyonu hem uzun dönemde hem de kısa dönemde etkilediğini ve parasal aktarım mekanizmasından biri olan banka kredileri kanalının uzun dönemde etkin bir şekilde işlediğini göstermiştir.

Banka kredi kanalıBanka kredileriEkonomi politikaları+2
Perihan Ezgi Ballı
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal emeğin bireysel satış performansı üzerindeki etkisi: Gayrimenkul sektöründe bir uygulama

Duygusal emek, özellikle yüksek düzeyde müşteri etkileşimi gerektiren sektörlerde, çalışan performansını ve iş çıktısını doğrudan etkileyen stratejik bir unsur hâline gelmiştir. Satış gibi rekabetin yoğun ve insan ilişkilerinin belirleyici olduğu meslek gruplarında, çalışanların duygularını nasıl yönettikleri ve dışa vurdukları, yalnızca bireysel refahlarını değil, aynı zamanda kurumsal başarılarını da etkilemektedir. Çalışmanın temel amacı, duygusal emeğin üç boyutu olan yüzeysel rol yapma davranışı, derinlemesine rol yapma davranışı ve samimi davranışın bireysel satış performansı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırma, Bursa ilinde gayrimenkul sektöründe çalışan 223 satış danışmanından toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Bulgular, duygusal emeğin bireysel satış performansı üzerinde anlamlı etkiler yarattığını göstermektedir. Yüzeysel ve samimi duygusal emek davranışlarının performansı pozitif yönde etkilediği; buna karşılık derinlemesine duygusal davranışın performans üzerinde negatif bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma duygusal emeğin farklı yönlerinin satış başarısına etkisini çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alarak, literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmakta ve özellikle gayrimenkul sektörü gibi yüksek tempolu, duygusal etkileşime açık alanlarda çalışanların iş performanslarını etkileyen psikososyal süreçleri ampirik verilerle ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, hem akademik araştırmalar için yeni açılımlar sunmakta hem de sektörel uygulamalarda duygusal emek süreçlerinin daha bilinçli biçimde yönetilmesine yönelik ipuçları sağlamaktadır.

Süverçe Özkul
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yönetici hemşirelerin etkileme taktikleri ölçeğinin geliştirilmesi ve uygulanması

Bu araştırma, hemşirelik yönetimi alanına özgü, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmek amacıyla metodolojik; geliştirilen bu ölçek aracılığıyla yönetici hemşirelerin kullandıkları etkileme taktiklerini ve bu taktikleri etkileyen etmenleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yürütülmüştür. Araştırma, İstanbul'daki kamu, özel ve eğitim-araştırma hastanelerinde görev yapan hemşirelerle gerçekleştirilmiş; ölçek geliştirme aşamasında 820, uygulama aşamasında ise 400 hemşireden veri toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde kapsam, yüz ve yapı geçerliği ile iç tutarlılık ve test–tekrar test güvenirlik analizleri yapılmıştır. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda, üç alt boyut ("Bilgilendirme ve Katılım Odaklı Etkileme", "İlişkisel Etkileme", "Yetki ve Kurallara Dayalı Etkileme") ve 28 maddeden oluşan, yüksek iç tutarlılığa sahip (α=0,976) bir yapı elde edilmiştir. Araştırmanın uygulama aşamasında, katılımcıların değerlendirmelerine göre yönetici hemşireler en çok Bilgilendirme ve Katılım Odaklı Etkileme taktiğini kullanmaktadır; bunu sırasıyla İlişkisel Etkileme ve Yetki ve Kurallara Dayalı Etkileme taktikleri takip etmektedir. İstatistiksel analizler sonucunda, tüm alt boyutların çeşitli demografik ve mesleki değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Çoklu doğrusal regresyon analizine göre; yaş, çalışılan birim, çalışma şekli ve mesleği isteyerek seçme durumu Bilgilendirme ve Katılım Odaklı Etkileme puanlarını; yaş, görev ve çalışma şekli İlişkisel Etkileme puanlarını; yaş, görev, çalışılan birim ve çalışma şekli ise Yetki ve Kurallara Dayalı Etkileme puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilemiştir (p<0,05). Sonuç olarak, bu araştırma ile hemşirelik yönetimi bağlamına özgü, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olan "Yönetici Hemşirelerin Etkileme Taktikleri Ölçeği" geliştirilmiş ve alana kazandırılmıştır.

Ebru Gökoğlan
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teknoloji kabul modeli bağlamında genç tüketicilerin sosyal medyadan satın alma davranışları üzerine bir araştırma

Öz Günümüz dinamik pazar şartlarında, işletmelerin ürün ve hizmetlerine yönelik farkındalık yaratmak, marka imajlarını geliştirmek, mevcut müşteriler ile ilişkilerini sürdürülebilir kılmak ve yeni müşteri kitlelerine ulaşabilmek amacıyla pazarlama faaliyetlerinde sosyal medya platformlarını kullanmaları kritik bir rekabet unsuru haline gelmiştir. Her geçen gün kullanıcı sayıları hızla artan sosyal medya platformları, sadece bireylerin günlük hayatlarında değil, işletmelerinde özellikle pazarlama faaliyetlerinde büyük bir dönüşüme neden olmuştur. Bu araştırmanın amacı, sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin genç tüketiciler üzerindeki etkisini teknoloji kabul modeli çerçevesinde değerlendirmektir. Araştırmada genç tüketicilerin sosyal medya satın alma davranışlarında güven algısı üzerinde durulmuş ve sosyal medyaya duyulan güven dışsal bir faktör olarak Teknoloji Kabul Modeline uyarlanmıştır. Bu kapsamda ilgili teorik ve uygulamalı araştırmalar ile ilgili değişkenlerin arasındaki ilişkilerin incelenmesi sonucunda araştırma modeli kurularak, araştırma kavramsal çerçevede ileri sürülen hipotezlerin test edilmesi amacıyla neden sonuç ilişkisine dayalı olarak nicel şekilde tasarlanmıştır. Türkiye'deki genç tüketicilerden toplanan anket verileri PLS-SEM ile analiz edildi. Araştırmada elde edilen bulgular genç tüketicilerin sosyal medyaya duydukları güven algısının; sosyal medya kullanımına yönelik algılanan kullanım kolaylığını ve algılanan kullanışlılığını olumlu yönde etkilediğini ve satın alma davranışının da önemli bir belirleyicisi göstermektedir. Ayrıca genç tüketicilerin sosyal medya satın alma davranışlarının da, teknoloji kabul modelinin iki önemli faktörü olarak algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan faydadan olumlu yönde etkilendiği araştırma bulguları arasında yer almaktadır. Keywords: Sosyal Medya, Güven, Teknoloji Kabul Modeli, Genç Tüketiciler

Leslly Saurelle Tebonchoue
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde bağımlılığı alanında hizmet sağlayan uzmanların perspektifinden bağımlıların yaşadıkları sosyal dışlanma deneyimleri: Bir fenomenoloji araştırması

Bu çalışma, madde bağımlılığıyla mücadele eden bireylerin, sosyal dışlanma deneyimlerini alanda hizmet veren uzmanların bakış açısıyla derinlemesine anlaşılmasını amaçlamaktadır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada, fenomenolojik desen tercih edilmiştir. Araştırma verileri, İstanbul, Muğla, Denizli, Amasya ve Balıkesir illerinde görev yapan sosyal hizmet uzmanı, klinik psikolog ve halkla ilişkiler uzmanlarıyla gerçekleştirilen derinlemesine bireysel görüşmeler vasıtasıyla toplanmıştır. Görüşmeler imkanlar dahilinde yüz yüze ve çevrim içi imkanlar dahilinde gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda, madde bağımlısı bireylerin, sıklıkla damgalanma, dışlanma ve ötekileştirme süreçlerine maruz kaldıkları; bu süreçlerin hem tedaviye erişimi hem de toplumsal uyumlarını olumsuz yönde etkilediği bulgulanmıştır. Katılımcılar, sosyal dışlanmanın sadece bireysel değil, yapısal ve kültürel düzeyde de yeniden üretilebilir dinamik bir olgu olduğunu desteklemişlerdir. Bu araştırma, sosyal dışlanmanın bağımlılık döngüsünü pekiştiren bir unsur olduğunu ve mevcut sistemde bağımlı bireylere yönelik bütüncül destek modellerinin eksik kaldığı noktaları ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, bağımlı bireylerin toplumsal hayata yeniden entegrasyonunu güçlendirecek sosyal politika ve uygulamalara ilişkin öneriler sunulmuştur.

Baybars Kaan Yeşilırmak
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Postpartum dönemde annelerdeki anksiyete düzeyinin maternal bağlanma üzerine etkisi

Bu araştırma, 4-16 haftalık bebeği olan annelerde postpartum anksiyete ve maternal bağlanma düzeyi arasındaki ilişkiyi saptamak amacı ile tanımlayıcı ve kesitsel tipte yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Kasım 2024-Nisan 2025 tarihleri arasında Büyükçekmece Mimar Sinan Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, postpartum dönemde olan, dört ila on altı haftalık bebeği olan ve basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 260 anne oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan, Postpartum Dönemdeki Annelere İlişkin Tanıtıcı Bilgi Formu, Postpartum Spesifik Anksiyete Ölçeği (PSAÖ) ve Maternal Bağlanma Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan postpartum dönemdeki annelerin yaş aralığı 18-45 olup, yaş ortalaması 30,60±5,38 olarak saptanmıştır. Annelerin çoğunluğunun ilköğretim/lise mezunu (%57,7); ev hanımı (%62,3); gelir-gider dengesinin eşit (%67,3); çekirdek aile yapısına sahip (%93,5) olduğu saptanmıştır. PSAÖ toplam ortalama puanı 83,30±20,02 (orta düzey) olup, puan aralığı 51-164 arasında saptanmıştır. PSAÖ alt boyutlarında AYBK ortalama puanı 23,95±6,00; BGRK ortalama puanı 18,29±4,86; PBBK ortalama puanı 11,39±3,67 ve APU ortalama puanı 29,68±8,79 bulunmuştur. MBÖ ortalama puanı 100,72±4,16 bulunmuş olup, puanların 82,00 ile 104,00 arasında değiştiği belirlenmiştir. Bu çalışmada, PSAÖ alt boyutları arasında istatistiksel olarak pozitif ve anlamlı düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. MBÖ ile PPSAÖ arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r =-0,143; p>0,05). MBÖ ile PPSAÖ alt boyutlarından AYBK (r = 0,125; p<0,05) ve APU (r = 0,126; p<0,05) arasında istatistiksel olarak düşük düzeyde anlamlı negatif ilişki saptanmıştır. BGRK (r =-0,118; p>0,05) ve PBBK (r =-0,119; p>0,05) ile maternal bağlanma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak, annelerin anksiyete düzeyleri arttıkça maternal bağlanma düzeylerinin azalma eğiliminde olduğu belirlenmiştir.

Depresyon-postpartumMaternal bağlanma
Ceren Acay Ünlü
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekonomik kalkınmanın lokomotifi olarak KOBİlerde girişimcilik ve iş geliştirme: Swara ve Edas yöntemleriyle hammadde seçimi

Bu tez, KOBİ'lerin ekonomik kalkınmadaki rolünü girişimcilik ve iş geliştirme perspektifinden ele alarak, mutfak gereçlerinde kullanılan kompozit malzemelerin değerlendirilmesi sürecinde SWARA ve EDAS yöntemlerinin uygulanabilirliğini araştırmaktadır. KOBİ'lerin ekonomik kalkınmanın lokomotifi olarak kritik bir konuma sahip olduğu, yenilikçi hammadde seçimleri ve iş geliştirme stratejileriyle güçlendirilebileceği vurgulanmaktadır. Çalışmada bulanık küme teorisine dayalı SWARA ve EDAS yöntemleri, kompozit sektörü özelinde hammadde seçiminde karar destek araçları olarak değerlendirilmiş ve sektöre yönelik stratejik öneriler geliştirilmiştir. Bu kapsamda araştırma, KOBİ'lerde rekabet avantajını destekleyecek malzeme seçimlerinin girişimcilik ekosistemine katkısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Girişimcilik, İş Geliştirme, KOBİ, Hammadde Seçimi, SWARA, EDAS

Ahmet Ünbaş
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Filistin-İsrail çatışmasının uluslararası haber kuruluşlarındaki söylem analizi: 7 Ekim olayları

Bu araştırmada, 7 Ekim 2023'te başlayan Filistin-İsrail çatışmasında öne çıkan bazı sansasyonel (El Ehli Baptist Hastanesi'nin bombalanması, Hamas'ın bebeklerin başını keserek katlettiği iddiası, Hamas'a yönelik cinsel istismar iddiası, Hamas'ın ISIS/DEAŞ ile özdeşleştirilmesi ve Şifa Hastanesi yakınındaki ambulans konvoyunun vurulması) olayların uluslararası medya kuruluşları (Al Jazeera, BBC News, CNN International, Deutsche Welle, Russia Today ve TRT World ) tarafından nasıl temsil edildiği, medyanın söylemleri aracılığıyla hangi ideolojik yönelimleri benimsediği, iktidar ilişkilerini nasıl yeniden ürettiği ve tarafsızlık sorumluluğunu nasıl kurduğu analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle, durum çalışması desenine göre yürütülen çalışmada Van Dijk'in Eleştirel Söylem Analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre: BBC News, CNN International ve Deutsche Welle haberlerinde, İsrail'in saldırılarını "meşru savunma", "terörle mücadele", "misilleme", "güvenlik önlemi" şeklinde ele almış, Filistin tarafını ise "tehdit unsuru", "radikal ve aşırıcı", "saldırgan" olarak çerçevelemiş ve haberlerini kendi ülkelerinin dış politikaları ve diplomatik çizgileriyle paralel doğrultuda aktarmış, Filistin'in mağduriyetini göz ardı etmiştir. TRT World ve Al Jazeera, Filistin'in yaşadığı insani krizleri ön plana çıkartarak İsrail'in saldırılarına ve söylemlerine eleştirel yaklaşmıştır. Her iki medya kuruluşu da Batı'nın "terör" ve "meşru müdafaa" gibi kavramlarını sorgulayarak, İsrail'in politikalarını sorumlu aktör olarak ele almıştır. Bu açıdan kendi ülkelerinin Filistin dış politikasıyla paralel bir söylem üretmiştir. Russia Today, Rusya'nın çıkarlarını ön planda tutmuş ve İsrail'in eylemlerini "misilleme" olarak sunmuş, ABD ve Batı'nın İsrail yanlısı politikalarını Filistin mağduriyetine dair kapsamlı bir perspektiften çok, Batı karşıtlığı ekseninde eleştirmiştir.

Cemil Ayna
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00