
349
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin bireysel emeklilik yatırım fonları üzerinden performanslarının değerlendirilmesi
Bireysel emeklilik sistemi, dünyada zorunluluk veya gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanan, bireylerin emeklilik dönemlerini rahat bir şekilde geçinmelerini sağlayan bir sistemdir. Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak kendine yer bulan bireysel emeklilik sistemi gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanmaktadır. Bireysel emeklilik sistemi bireylerin emeklilik yıllarında refah kaybı yaşamalarını önlerken uzun vadede ekonomiye kaynak sağlamayı amaçlamaktadır. Hükümet bireysel emeklilik sistemini, ekonomiye olan katkıları ve sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcı niteliğinden dolayı, vermiş olduğu teşviklerle desteklemektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren on adet bireysel emeklilik şirketinin performanslarını yatırım fonları üzerinden kıyaslamak ve kişilerin bireysel emeklilik şirketi seçimlerine yardımcı olmaktır. Bu amaç doğrultusunda on adet bireysel emeklilik şirketi kıyaslanmıştır. Kıyaslama şirketlerin yaygın olarak kullandıkları beş adet bireysel emeklilik yatırım fonu üzerinden yapılmıştır. Bu çalışmada kullanılan tüm veriler Sermaye Piyasası Kurulunun internet adresi üzerinden yayınlamış olduğu verilerdir. Emeklilik şirketlerinin 2014 Ocak ve 2018 Ocak süre zarfında kullandıkları beş adet bireysel emeklilik yatırım fonlarının üçer aylık getirileri hesaplanmıştır. Hesaplanan üçer aylık getirilerin ortalamaları alınmıştır. Elde edilen veriler, çok kriterli karar verme tekniklerinden olan TOPSIS ve PROMETHEE yöntemlerine göre analize tabi tutulmuştur. Her iki yönteme göre fon performansı en iyi olan şirket Allianz Yaşam ve Emeklilik olarak tespit edilmiştir. En kötü şirket ise TOPSIS yöntemine göre Vakıf Emeklilik ve Hayat şirketi olarak belirlenirken PROMETHEE yöntemine göre Axa Hayat ve Emeklilik şirketi olarak saptanmıştır.
Ölüm olayının vergi hukuku açısından değerlendirilmesi
Yaşamın tamamlanmasıyla meydana gelen ve her canlının karşılaştığı ölüm, kavramsal olarak farklı disiplinlere konu olmuştur. Felsefe ve din bilimleri, sosyal bilimler ve hukuk biliminde ölüm, çeşitli açılardan ele alınan çok yönlü bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Türk Vergi Hukukunda miras ve mirasçıların sorumlulukları ve ödevleri konusu ele alınmıştır. Literatür taraması araştırma yöntemiyle yapılan çalışmada ölüme bağlı olarak vergi kanunlarındaki yapılan düzenlemelere yer verilmiş, özellikle mirasçıların bildirimde bulunma, beyanname verme, verginin ödenmesi ödevlerinin yanı sıra işe devam etme, istisnalardan yararlanma, vergi dairesine karşı uzlaşma, dava açma hakları vb. pek çok husus irdelenmiştir. Literatür yanında idare tarafından oluşturulan özelge, tebliğ vb. kaynaklara ve bunun yanında yargısal içtihatlara da yer verilmiştir. Çalışma sonucunda mirasçıların sorumluluklarında ve ödevlerinde tespit edilen sorunlar ifade edilerek çözüm önerilerinde bulunulmuş ve konu bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Algılanan hizmet kalitesinde e-lojistik uygulamalarının rolü: Lojistik işletmeleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, küreselleşmenin en büyük aktörü olan uluslararası ticaretin çevrimiçi platformlarda hem B2B (İşletmeden İşletmeye) hem de B2C (İşletmeden Müşteriye) gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Ticari faaliyetlerdeki bu köklü değişim, iç piyasada zayıf müşteri potansiyeline sahip ya da dış pazarlara açılmanın getirdiği avantajlarından faydalanmak isteyen perakendecilerin, ticari faaliyetlerde etkin rol oynamasına katkı sağlamıştır. Hammaddenin kaynağından nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar tüm süreci takip edilebilmesini sağlayan yazılım, donanım, veri tabanları ve iletişim faktörleri, lojistik hizmetlerinin e-ticaret faaliyetleriyle entegre bir hizmet anlayışını oluşturmasına katkı sağlamıştır. Dolayısıyla tüm bu gelişmelerin doğrultusunda araştırmanın amacı, fiziki malları çevrimiçi satış işlemlerini gerçekleştiren perakendecilerin lojistik hizmet sonrası algıladıkları kalite ve memnuniyet düzeyinde, e- lojistik uygulamalarının etkisinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda "Algılanan Lojistik Hizmet Kalitesi", "ELojistik Uygulamaları" ve "Müşteri Memnuniyeti" olmak üzere 3 farklı ölçekten yararlanılmıştır. 388 kişiden oluşan araştırmanın örneklem grubu, e-ticaret siteleri aracılığıyla satışlarını gerçekleştiren çevrimiçi perakendeciler olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda geliştirilen hipotezlerin test edilmesi, "Aracı Değişken ile Regresyon Analizi", "Bağımsız Örneklem T Testi" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Testi" aracılığıyla gerçekleştirilmiştir
Gümrük Tasfiye İşlemlerindeki Sorunların Tespiti ve Çözüm Önerileri
Bu çalışmanın amacı; Ticaret Bakanlığınca yürütülen tasfiye işlemleri ve tasfiye işlemlerine yönelik yapılabilecek reform önerilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmamız Giriş hariç üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde eşya ve araçların tasfiyelik hale gelme nedenleri, tasfiyelik araç/eşyaların tasfiye idaresi denetimindeki ambarlarına alınması, ambarlardan çıkarılması, denetimi ve gözetimi tasfiye edilinceye kadar geçen sürelerde yapılacak işlemler açıklanmıştır. İkinci bölümde, eşyanın piyasaya arz edilmesine ya da imha edilmesine yönelik tasfiye yöntemlerinden bahsedilmiş olup, mevzuata yönelik uygulamalar üzende durulmuştur. Üçüncü bölümde, tasfiye işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik geçmişten günümüze gelişen bilgi teknolojileri ile bu gelişmeler sonucunda gümrük işlemlerine yönelik mevzuatların da güncellenmesinin zaruri haline gelmesinden dolayı tasfiye işlemlerinin yürütülmesi konusunda yapılmış reformlar ve yapılabileceği düşünülen teknolojik ve kanuni reform önerilerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm ise; tasfiye süreçleri ve yapılacak reformların verimlilik oranını ölçmeye yönelik araştırma bölümüdür. Bu bölümde tasfiye iş ve işlemlerine yönelik yapılabileceği düşünülen reformların hayata geçirilmesi ile sonuçlarının tespit edilebilmesine yönelik anket çalışması yapılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir Anahtar Sözcükler: Tasfiye, Tasfiye Süreci, Tasfiyelik Eşya, Reform Önerileri.
Sanal kaytarma ve işgören performansı ilişkisinde iş stresinin düzenleyici etkisinin incelenmesi: Sağlık sektöründe bir araştırma
Bu araştırmanın amacı iş stresinin, sanal kaytarma ve işgören performansı ilişkisi üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için "Sanal Kaytarma", "İşgören Performansı" ve "İş Stresi Ölçekleri" Balıkesir ilinde kamuda görevli 402 sağlık çalışanına uygulanmıştır. Toplanan veriler üzerinde frekans analizi, faktör analizi, güvenilirlik analizi, normallik testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi testleri uygulanmıştır. Korelasyon analizi sonucuna göre sanal kaytarma, işgören performansı ve iş stresi arasında anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda iş stresinin, sanal kaytarma ve işgören performansı ilişkisi üzerinde düzenleyici etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Yöneticiler ve yapılacak araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Araştırmanın bulgularının literatüre ve uygulayıcılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Genç tüketicilerin sosyal mühendislik ile siber güvenlik farkındalıklarının online alışveriş niyetleri üzerindeki etkisinin ölçülmesi
İnternet ve bilişim suçları; işlenmesi kolay, saldırı maliyeti çok düşük, toplumsal ve ticari maliyeti çok yüksek suçlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle dijital dönüşümün getirdiği yeniliklerle birlikte ülke ekonomilerinin geleceği olan online ticaret üzerinde özenle durulması gereken bir noktaya ulaşmıştır. Bu çalışmanın amacı; online ortamlarda alışveriş yapan genç tüketicilerin, sosyal mühendislik ile siber güvenlik farkındalıklarını ölçmektir. Çalışma online alışverişlerde güvenli internet kullanım farkındalığının sağlanması ile güvenli toplumların ve güvenli online ticari hayatın oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Bu amaçla yapılan çalışmada online tüketicilere ve online ticari faaliyetlerde bulunan işletmelere, sosyal mühendislik ile siber güvenlik risklerini doğru yönetebilmeleri için gerekli taktikler ve tedbir amaçlı bilgiler aktarılmıştır. Ayrıca Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Merkez Kampüsünde 693 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen bir anket çalışması yapılmış verilerin analizinde SPSS Versiyon 24 ve Amos 22 paket programları kullanılarak Yapısal Eşitlik Modellemesinden (YEM) faydalanılmıştır. Bu araştırma ile "Online Alışveriş Güvenlik Modeliˮ (OAGM) oluşturularak alanında özgün bir çalışma tamamlanmıştır. Bu model dışında tüketicilerin online alışveriş niyetleri ile sosyal mühendislik ve siber güvenlik farkındalıklarını bir arada inceleyen ve aralarındaki ilişkisel bağları tespit ederek ortaya çıkaran herhangi bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle ortaya konulan model orijinal olma niteliği taşımaktadır. Anket çalışmasının ikinci bölümünde ise konuya ilişkin genel değerlendirme anketi uygulanmış tanımlayıcı istatistikler aracılığıyla yapılan analizler sonucunda değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırmada genç tüketicilerin sosyal mühendislik farkındalıklarında meydana gelen değişimde, çok güçlü bir oran olan %65 lik bir kısmının genç tüketicilerin siber güvenlik farkındalıklarında meydana gelen değişim tarafından açıklandığı tespit edilmiştir. Aktarılan tüm bilgilerle birlikte yükseköğretim öğrencilerinin bilgi güvenliği ve güvenli internet kullanımı konularında eğitimlere ihtiyaç duydukları belirlenmiştir.
Bütüncül kanal müşterilerinin satın alma niyetini etkileyen faktörlerin UTAUT2 modeli ile incelenmesi
Tüketici beklentisi, artan rekabetle birlikte perakendecilerin bir an olsun gözünü ayırmaması gereken bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Perakendecilerin tüketici beklentilerini karşılayabilmelerindeki hem en büyük zorluk hem de en önemli aracın teknoloji olduğu düşünülmektedir. Teknoloji, tüketicilerin işlerini kolaylaştırırken perakendeci tarafında büyük bir zorluk yaratmaktadır. Bu zorluğu avantaja dönüştürmek ise perakendecinin yaratıcılığına kalmıştır. Bütüncül kanal stratejisi, bu zorluğu avantaja dönüştüren perakendecilerin kullandığı teknoloji tabanlı bir stratejidir. Bütüncül kanal, tüketicilerin tek bir alışveriş sırasında farklı kanalları sınırsız ve eş zamanlı kullanma ihtiyacına yöneliktir. Perakendeciler tüketicilere bütüncül kanal hizmeti sunabilmek için satış, ödeme, teslimat gibi farklı alanlara yönelik çeşitli uygulamalar geliştirmektedirler. Bu çalışmanın amacı, bütüncül kanal müşterilerinin satın alma niyetine etki eden faktörlerin UTAUT2 teknoloji kabul modeli değişkenleri ile belirlenmesidir. Bu amaçla, İstanbul ilinde ikamet eden bütüncül kanal uygulamalarını kullanan tüketicilerle yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; fiyat değeri, hedonik motivasyon, çaba beklentisi ve alışkanlık faktörlerinin bireyin bütüncül kanal kullanarak yaptığı satın almalarda etkili faktörler olduğu tespit edilmiştir. Performans beklentisi ve sosyal etki faktörlerinin ise anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Bütüncül Kanal, Omni Kanal, Tüketici Davranış, Teknolojik Gelişmeler, Perakendecilik Sektörü,
Örgütlerde presenteeism sorunu ile örgütsel iletişim ve psikolojik güçlendirme arasındaki ilişkinin Y kuşağı bağlamında araştırılması
Bu araştırmada örgütlerdeki presenteeism sorunu Y kuşağı bağlamında ele alınarak presenteeism, örgütsel iletişim ve psikolojik güçlendirme arasındaki ilişkilerin ortaya konulması, örgütsel iletişim ile psikolojik güçlendirme değişkenlerinin presenteeism üzerindeki etkilerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ve Balıkesir ilinde faaliyet gösteren beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan, 304 Y kuşağı üyesinden anket yöntemiyle veri elde edilmiştir. Elde edilen veriler; frekans, faktör, t-testi, anova testi, korelâsyon ve aracı değişken regresyon analizlerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda; bazı demografik değişkenler arasında anlamlı farklılık belirlenirken, presenteeism ile örgütsel iletişim ve psikolojik güçlendirme arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel iletişimin, psikolojik güçlendirme ve presenteeism arasındaki ilişkide aracı değişken rolü olduğu belirlenmiştir.
Enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde enerji verimliliğinin rolü: Türkiye örneği
Ülkeler iktisadi büyüme süreçlerinde üretimlerini artırabilmek adına enerjiyi önemli bir girdi olarak kullanmaktadır. Ülkelerin enerjiye olan ihtiyacı ekonomik büyümeyle birlikte artmakta ve enerji tüketimlerinde bir artışa sebep olmaktadır. Ancak sürdürülebilir büyüme bağlamında sadece enerjiyi tüketmek yeterli olmamakla birlikte enerjinin verimli kullanılması gerekmektedir. Enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisinde enerji verimliliği büyük önem arz etmekte ve buna dair makul düzeyin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de il bazında enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinde enerji verimliliğinin rolü, 2008-2014 dönemi itibariyle Yumuşak Geçişli Panel Regresyon modeli kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre enerji verimliliği eşik düzeyinin % 6,519 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla bu eşik seviyesi altında enerji tüketimi ekonomik büyümeyi olumsuz etkilerken, eşik seviyesi üzerinde ise olumlu etkilemektedir. Bu bağlamda, enerji tüketiminde yaşanan bir artışın ekonomik büyümeyi olumlu etkileyebilmesi adına politika yapıcıların enerji verimliliğini dikkate almalı ve buna dair büyüme modelleri geliştirmeleri gerekmektedir.
Dünyada varlık fonu yönetimi ve uygulamaları
Ulusal Varlık Fonları hem yurtiçi hem de yurt dışında finansal yatırım yapan, devletlerin sahip olduğu veya doğrudan kontrol ettiği fonlardır. Bugün dünyada birçok farklı ülkede toplamda 81 varlık fonu vardır ve bu fonların toplam büyüklüğü Şubat 2019 verilerine göre 8,1 trilyon dolara ulaşmaktadır. Bu rakam son bir yılda yaklaşık %13'lük bir büyüme göstermiştir. Varlık fonları genellikle ödemeler dengesi fazlalarından, resmi döviz işlemlerinden, özelleştirme gelirlerinden, mali fazlalıklardan ve emtia ihracatından elde edilen gelirlerden kurulmuştur. Fonların gelirlerini ağırlıklı olarak doğal kaynak gelirleri olan ülkelerin bütçe fazlası fonları oluşturmaktadır. Ancak 19 Ağustos 2016 tarihinde 50 milyon TL'lik başlangıç sermayesi ile kurulan ve şu an değeri 40 milyar dolara ulaşan Türkiye Varlık Fonu için bu genelleme doğru değildir. Çünkü Türkiye'nin doğal kaynak geliri ya da bütçe fazlası bulunmamaktadır. Bundan dolayı Türkiye Varlık Fonu çok fazla dikkat çekmiş ve birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Bu tezin amacı Ulusal Varlık Fonlarının dünyadaki modelleri ele alınarak ülke ekonomilerine olası etkilerini Türkiye Varlık Fonu bakımından incelemek ve Türkiye Varlık Fonunun kurulduktan sonra oluşabilecek etkilerini swot analiziyle değerlendirmektir.