Bartın University
Anabilim Dalı

Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Anabilim Dalı

Bartın University

23

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

23 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Artırılmış gerçeklik temelli öğrenme ortamı: Artırılmış gerçekliğin lise öğrencilerinin biyoloji eğitiminde motivasyonu, tutumu ve öz yeterliği üzerindeki etkileri

Bu çalışmada arttırılmış gerçeklik (AG) materyalleri ile işlenen biyoloji dersinin öğrenciler üzerindeki motivasyon, tutum ve öz yeterlilik etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Dünya'yı etkisi altında alan Covid-19 virüsü kaynaklı pandemi sebebiyle eğitim-öğretim faaliyetleri uzaktan devam ettiği için çalışmada çevrimiçi öğretime uygun olarak planlanmış ve yürütülmüştür. Zonguldak ili Çaycuma ilçesi Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi bir lisede mobil teknolojilere yönelik AG teknolojisi ile hazırlanan materyaller kullanılarak çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi 11. sınıfta öğrenim gören 45'i deney grubu, 26'sı kontrol grubunda yer alan toplam 71 öğrenciden oluşmaktadır. Kontrol grubuna hiçbir müdahale edilmeden geleneksel öğretim şeklinde dersler işlenirken deney grubuna AG materyalleri kullanılarak dersler işlenmiştir. Araştırma nitel ve nicel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın nitel verileri görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Nicel veriler ise motivasyon ölçeği, tutum ölçeği ve öz yeterlik ölçeği ile toplanmıştır. Çalışma toplam 13 hafta sürmüştür. Elde edilen nitel veriler betimsel olarak incelenmiş ve nicel verilerin analizlerinde ise SPSS 25 programından faydalanarak t-testi, Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon testi yapılmıştır. Çalışma sonucunda biyoloji dersinde mobil AG (MAG) materyallerini kullanan deney grubunda yer alan öğrencilerin öz yeterlilik düzeyleri, geleneksel öğretim yöntemiyle öğrenim gören kontrol grubunda yer alan öğrencilerin öz yeterlilik düzeylerinden istatiksel olarak anlamlı şekilde yüksek çıkmıştır. Fakat iki grupta yer alan öğrencilerin motivasyon ve tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bununla beraber, deney grubundan görüşmeyi kabul eden öğrencilere MAG değerlendirme anketi ve görüşme formu uygulanmıştır. Öğrencilerin MAG uygulamalarının eğitsel amaçlı kullanımlarına dair görüşlerine göre, öğrencilerin genel anlamda MAG uygulamalarından memnun kaldıkları, MAG uygulamalarıyla işlenen derslerin ilgilerini çektikleri, zor konuların anlaşılmasını kolaylaştırdığı, soyut konuların somutlaştırılmasında fayda sağladığı ve öğrenme süreçlerine olumlu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca anket ve görüşme formuna katılım sağlayan öğrencilerin büyük bir kısmı MAG uygulamalarının diğer derslerde de faydalı olacağını belirterek öğretim aracı olarak kullanılmasının gerektiğini belirtmiştir. Söz konusu bulgular alanyazın bağlamında tartışılmış ve AG uygulamalarının eğitimde kullanılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Artırılmış gerçeklikBiyoloji eğitimiMobil öğrenme+1
Tahsin Çiloğlu
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel yetenekli öğrencilerin öğretimine yönelik bir simülasyon uygulamasının tasarlanması, geliştirilmesi ve uygulanması

Gelişen, değişen ve hızla büyüyen bir bilgi birikimi ile ilerleyen teknolojinin ekonomik, kültürel, sosyal ve eğitim yapıları üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Dijital teknoloji alanındaki bu değişme ve gelişmelerin eğitim-öğretime etkileri de hızlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Her geçen gün kapsamın genişlemesi, farklı olguların ve kavramların ortaya çıkması, yeni teknolojik yapıların bulunmasından dolayı eğitim-öğretim sisteminin ve materyallerinin değişimi de mecburi hale gelmektedir. Özel yetenekli öğrencilerin akranlarına nazaran farklı özelliklere sahip olmaları bu öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin de farklılaşmasını gerekli kılmaktadır. Özel yetenekli öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap verecek en uygun öğretim yönteminin belirlenmesi önemlidir. Özellikle bu öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarını karşılayabilmek için farklı öğretim programlarına ve materyallere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu öğrencilerin sanal ortamlar ile olan eğitim öğretim faaliyetlerinin geliştirilebilmesi ve değerlendirilebilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu görülmektedir. Araştırmacıların literatürde üstün yetenekli öğrencilerin öğretiminde dijital ortamların kullanımı üzerine yer alan çalışmaların sayısının az oluşunu belirtmeleri konu ile alakalı akademik çalışmaların artırılması gerektiğini göstermektedir. Mevcut çalışmalarında ortaokul düzeyinde ve Fen bilimleri ile dil eğitimi üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Lise düzeyinde ise alan yazında oldukça sınırlı çalışma bulunmaktadır. Robotik, kodlama, tasarım gibi teknolojik alanlar üzerine ise üstün/özel yetenekli öğrenciler ile gerçekleştirilen çalışma sayıyı oldukça azdır. Teknolojik alanda her geçen gün yeni gelişmeler yaşanmasına rağmen üstün yeteneklilerin eğitim öğretimlerinde bu teknolojilerin öğretimine yer verilmesi önemlidir. Bu öğrencilerin öğretiminde teorik araçların seçiminden ve geleneksel öğretim ortamlarından ziyade; öğrenme teorilerini ve belirli alan çerçevelerini, süreçleri ve öğrencinin aktif katılımını bütünleştiren dijital tabanlı uygulamaların geliştirilmesi önemlidir. Bireysel ve keşfetmeye dayalı bir eğitimin yanı sıra, öğrenme yollarının, çalışma ve iletişim araçlarının kişiselleştirilmesini sağlayarak, uygun teknolojilerin kullanılması yoluyla, özel yetenekli öğrencilerin motivasyonlarını artıran ve öğrenme potansiyellerini yükselten bir ortam oluşturularak ilgi alanları harekete geçirilerek ve üst bilişsel yeteneklerinin geliştirmeleri sağlanabilir. Bu çalışmanın amacı; özel yetenekli lise öğrencilerine yönelik robotik teknolojileri eğitiminde kullanılacak simülasyon tabanlı sanal bir uygulama tasarlanması, geliştirilmesi ve uygulanmasını amaçlamaktadır.

Benzetim programlarıEğitim yöntemleriÇevrimiçi eğitim+2
Ergin Tosunoğlu
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin dijital ebeveynlik yeterliklerinin artırılmasına yönelik e-içeriklerin geliştirilmesi

Dijital teknolojilerinin kullanımı, bireylere birçok fırsat sunmasının yanında riskler ve tehditler de içermektedir. Çocuklar, bu risklere ve tehditlere karşı savunmasız gruptadır. Bu da çocukların ebeveynlerine, geleneksel ebeveynlik sorumluluklarına ek olarak dijital ebeveynlik sorumlulukları da yüklemektedir. Ebeveynler, bu sorumluluklarını yerine getirmede dijital dünyadaki bu risklere ve tehditlere karşı bilinçli olmaları ve dijital teknoloji beceri düzeylerini artırmaları gerekmektedir. Buna yönelik olarak araştırma kapsamında ebeveynlerin, dijital ebeveynlik yeterliklerini artırmaları amacıyla e-içerikler üretilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik öncelikle, dijital ebeveynlik yeterlikleri için içerik listesi oluşturma çalışmaları yürütülmüştür. İçerik listesine son halinin verilmesinin ardından açıklayıcı video, dijital öykü, e-kitap, infografik ve podcast türlerinde toplam 144 adet içerik geliştirilmiştir. Üretilen e-içerikler, ebeveynlere sunularak ebeveynlerin dijital ebeveynlik yeterlikleri, tutumları ve arabuluculuk düzeylerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca, açıklayıcı video, dijital öykü, e-kitap, infografik türlerindeki e-içeriklerin kullanılabilirlikleri de araştırılmıştır. Araştırmada tekil tarama, gelişimsel araştırma ve yarı deneysel araştırma modellerinden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler, tek grup öntest-sontest yarı deneysel desen araştırma modeli kullanılarak elde edilmiştir. Nitel veriler ise, geliştirilen e-içeriklerin kullanım deneyimleri hakkında katılımcıların görüşlerine başvurularak elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, çocukları K-12 düzeyinde ortaokulda (5., 6., 7. ve 8. Sınıf) öğrenim gören farklı sosyo-demografik özelliklerdeki ebeveynler oluşturmaktadır. Dijital ebeveynlik yeterlikleri için içerik listesi ihtiyaç belirleme çalışmalarına 55 ebeveyn katılım göstermiştir. Ebeveynlerin dijital ebeveynlik yeterliklerine, tutumlarına ve arabuluculuk düzeylerine etkisinin incelendiği çalışmalara ise 45 ebeveyn katılmıştır. Kullanılabilirlik çalışmaları, 12 ebeveyn ve 6 alan uzmanı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda özgün ve farklı türlerde dijital ebeveynlik konulu e-içerikler, oluşturulmuştur. E-içeriklerin kullanılabilirliği son kullanıcılar ve uzmanlar tarafından incelenmiştir. E-içeriklerin ebeveynlerin dijital ebeveynlik yeterlilikleri, ebeveynlik tutumu ve ebeveynlik arabuluculuğu üzerindeki etkilerine bakılmıştır. E-içeriklerin; çocukların internet kullanımında ebeveyn arabuluculuğundaki doğrudan müdahale, ortak kullanım, özel bir içerik ile ilgili kısıtlayıcı müdahale ve denetim boyutları üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Dijital ebeveynlikDijital öykülemeElektronik içerik geliştirme+3
Mehmet Fatih Pekyürek
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Proje tabanlı öğrenmede sabit ve paylaşılan liderlik uygulamaları ile desteklenmiş blok tabanlı kodlama öğretiminin bilgi işlemsel düşünmeye, güdülenmeye ve kodlama eğitimine yönelik tutuma etkisi

Bu çalışmanın amacı, proje tabanlı öğrenme (PTÖ) yönteminde dikey ve paylaşılan liderlik uygulamaları ile blok kodlama öğreniminin öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme beceri düzeyine, güdülenmesine ve kodlama eğitimine yönelik tutumlarına etkisini incelemektir. Bu araştırma iki farklı öğrenme ortamında gerçekleştirilmiştir. Bu ortamlar PTÖ yönteminde dikey liderlik özelliğiyle oluşturulan grupların bulunduğu öğrenme ortamı ve PTÖ yönteminde paylaşılan liderlik özelliğiyle oluşturulan grupların bulunduğu öğrenme ortamıdır. Bu çalışmada blok kodlama eğitiminde PTÖ yönteminde dikey liderlik ve paylaşılan liderlik özelliklerinin bilgi işlemsel düşünme beceri düzeyine, güdülenmeye ve kodlama eğitimine yönelik tutuma etkileri değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeleri yapabilmek için Karadeniz, Büyüköztürk, Akgün, Çakmak, & Demirel (2008) tarafında Türkçe'ye uyarlanan güdülenme ve öğrenme stratejileri ölçeği (GÖSÖ) güdülenme bölümü; Korkmaz, Çakır ve Özden (2015) tarafından geliştirilen bilgisayarca düşünme beceri düzeyleri ölçeği ve Karaman ve Büyükalan Filiz (2019) tarafından geliştirilen kodlama eğitimine yönelik tutum ölçeği (KEYTÖ) kullanılmıştır. Araştırma modeli olarak yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubuna 2021-2022 Eğitim Öğretim yılında Bartın'da bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Bilişim teknolojileri bölümünde öğrenim gören 39 dokuzuncu sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Çalışma Grubu 1 dikey liderlik özelliğiyle oluşturulan takımlardan, Çalışma Grubu 2 ise paylaşılan liderlik özellikleriyle oluşturulan takımlardan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri bilgisayarca düşünme beceri düzeyleri ölçeği, GÖSÖ'nün güdülenme ilgili bölümü ve KEYTÖ ile elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler ANCOVA ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre PTÖ yönteminde paylaşılan liderlik yaklaşımı ile öğrenme gerçekleştiren sınıftaki öğrencilerin (Çalışma Grubu 2) KEYTÖ son test puanlarının, proje tabanlı öğrenmede dikey liderlik yaklaşımına öğrenme gerçekleştiren sınıftakilere (Çalışma Grubu 1) göre değişmediği görülmüştür. PTÖ yönteminde paylaşılan liderlik yaklaşımı ile öğrenme gerçekleştiren sınıftaki öğrencilerin (Çalışma Grubu 2) bilgi işlemsel düşünme becerileri son test puanlarının, PTÖ yönteminde dikey liderlik yaklaşımına öğrenme gerçekleştiren sınıftakilere (Çalışma Grubu 1) göre daha yüksek ve anlamlı olduğu görülmüştür. PTÖ yönteminde paylaşılan liderlik yaklaşımı ile öğrenme gerçekleştiren sınıftaki öğrencilerin (Çalışma Grubu 2) güdülenme son test puanlarının, PTÖ yönteminde dikey liderlik yaklaşımında öğrenme gerçekleştiren sınıftakilere (Çalışma Grubu 1) göre değişmediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Blok kodlama, dikey liderlik, paylaşılan liderlik, proje tabanlı öğrenme

Blok kodlamalı modülasyonLiderlikLiderlik modelleri+1
Eren Özeren
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevrimiçi eğitimde üstbilişsel rehberliğin bilgi işlemsel düşünme becerisi, üst bilişsel düşünme becerisi ve programlama becerisi öz yeterlilik algısına etkisi

Bu çalışmanın amacı çevrimiçi ortamda verilen üstbilişsel rehberlik desteğinin bilgi işlemsel düşünme becerileri, programlama becerileri öz yeterliliği ve üstbilişsel düşünme stratejileri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada "ön test-son test kontrol gruplu" deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma için izin alınan okulda bulunan 4 sınıftan ikisi deney, ikisi kontrol grubuna yansız olarak atanmıştır. Her iki grupta deney öncesi ve deney sonrası ölçümler yapılmıştır. Çalışma 87 fen lisesi öğrencisi ile 6 hafta boyunca yürütülmüştür. Deneysel uygulama süresince Deney grubunda yer alan öğrencilere çevrimiçi ortamda üstbilişsel rehberlik desteği verilmiş ve etkinlikler bu şekilde yapılmıştır. Kontrol grubundaki öğrencilere ise çevrimiçi ortamda üstbilişsel rehberlik desteği verilmeden ders için gereken etkinlikler yapılmıştır. Araştırma öncesinde ve sonrasında bütün öğrencilerden "Bilişötesi Farkındalık Envanteri", "Bilgisayarca Düşünme Beceri Düzeyleri Ölçeği" ve "Ortaöğretim Öğrencilerine Yönelik Programlama Becerileri Öz-Yeterlilik Ölçeği" ni doldurmaları istenmiş ve gerekli veriler toplanmıştır. Deneysel uygulama sonunda yapılan son test ölçek sonuçları üzerinde Deney ve Kontrol grubu arasında puanlar bakımından bir fark olup olmadığına ANCOVA analizi ile bakılmıştır. Deney grubu öğrencilerinin "Bilişötesi Farkındalık Envanteri" son test puanlarında Kontrol grubu öğrencilerine göre bir artış olduğu görülmüştür, analiz sonucunda oluşan farkın anlamlı olmadığı görülmüştür. "Bilgisayarca Düşünme Beceri Düzeyleri Ölçeği" son test puanlarında Deney grubu ile Kontrol grubu öğrencileri arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deney ve Kontrol grubu öğrencilerinin "Ortaöğretim Öğrencilerine Yönelik Programlama Becerileri Öz Yeterlilik Ölçeği" son test puanları karşılaştırıldığında Deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Son olarak üstbilişsel rehberlik desteği alan Deney grubu öğrencilerinden 13 öğrenciye göz izleme yöntemi ile problem çözme ve programlama becerilerine yönelik bir uygulama yapılmıştır. Uygulama öğrencilerin yapacağı iki adet görevden oluşmaktadır. Görev 1 öğrencilerin ekranda yazılı olarak kendilerine verilen problem durumuna ilişkin python program kodlarını yazmalarına yönelik işlemleri içerirken, Görev 2 öğrencilerin ekranda yazılı olarak kendilerine verilen problem durumunun çözümü olan kodlarda var olan 2 adet hatayı bulmalarına yönelik işlemleri içermektedir. Görev 1 ve Görev 2'ye ait yönergeleri gerçekleştiren öğrencilerin uygulama esnasında ekran üzerindeki göz hareketleri TobiiPCEye Mini isimli cihaz ve Gaze Viewer yazılımı kullanılarak toplanmıştır. Görev 1'de yazılması istenen programı çalışmaya katılan 13 öğrenciden 9'u başarılı bir şekilde yazıp ortalama 3:48 dk'da çalıştırabilmiş, Görev 2'de yer alan birinci hatayı 13 öğrenciden 12'sinin bulup düzelttiği, ikinci hatayı 9 öğrencinin bulduğu ve bu öğrencilerden 6'sının bu hatayı düzelttiği görülmüştür.

Bilgi işlemsel düşünmeÜstbilişsel düşünme
Zeynep Sağlam
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gerçek zamanlı duygu durumu analizi: Derin öğrenme tabanlı akıllı sistem tasarımı

Duygu tanıma ve davranış yargısı gibi duyguları anlamanın anahtarı görevini gören yüz ifadelerini anlama, insanların günlük hayatında oldukça değerlidir. Anlık olarak sistemlerde algılanan görüntü ve videodan duyguları tanımak, her ne kadar insanların gözleri için kolay ve önemsiz olsa da makineler için çok doğru bir şekilde algılanması zorlayıcı olup uygulanmasında birçok görüntü işleme tekniği gerektirmektedir. Günümüzde önemli bir yere sahip olan yüz duygu durumu sistemleri, her geçen gün daha çeşitli alanlarda uygulanıp ilgi çekmeye devam etmektedir. Yüz duygu durumu ile birlikte yaş ve cinsiyetin canlı şekilde kameradan belirlenmesinin, birçok potansiyel amaca hizmet edeceği tahmin edildiğinden bu çalışmada canlı kamera görüntüsündeki yüzlerin duygu durumu, cinsiyeti, yaş aralığı ve duygu durumuna bağlı olarak da stres oranı hesaplanmaktadır. Çalışmada veri seti olarak FER2013, FER+ ve UTKFace kullanılmış olup, CNN modellerinden ise özelleştirilmiş CNN modeli, VGG-16, ResNet-50 ve ResNet-152 mimarileri tercih edilmiştir. Elde edilen sonuçlarda en iyi performansı ResNet-50 modeli sağlamıştır. Tüm tahmin edilen anlık durumlar için gerçek hayatta eğitim, sağlık, iş güvenliği, suç tespitleri, ticaret vb. gibi farklı uygulamalarda oluşturulan sistemin kullanımı önceden uyarıcılar oluşturmaya da yardımcı olabilecektir. Hali hazırda uygulanan birçok sistem günlük hayatta mevcut olsa da bu sistemleri aynı anda tek bir çatı altında toplayarak bir adım daha ileriye götürmeyi amaçlayıp bu çalışmayı daha önce literatürde olmayan bir şekilde tamamlamış bulunuyoruz.

Derin öğrenmeDuygu analiziGörüntü işleme+1
Tuğba Güler
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul seviyesindeki öğrenci performanslarının MARS modeli ile incelenmesi

Bu araştırmada, parametrik olmayan regresyon yöntemlerinden, çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri (Multivariate Adaptive Regression Splines – MARS) modellemesi kullanılmıştır. MARS modeli kullanılarak, makine öğrenmesine dayalı bir web uygulaması geliştirilmiştir. Geliştirilen uygulama ile ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin LGS (Liselere Geçiş Sistemi) sınavı öncesi başarı puanlarını doğru tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışma Kastamonu ilinin Tosya ilçesinin Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu 8. Sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. LGS sınavı öncesinde öğrencilerin demografik bilgileriyle beraber son sınıfta girdikleri tüm deneme sınavı sonuçları kullanılmıştır. LGS sınav sonucunu doğru tahmin eden, maksimum etkileşimde olan modeller denenip, en uygun model belirlenmiştir. Bu modelde belirleme katsayısı R^2 maksimum ve genelleştirilmiş çapraz geçerlilik katsayısı GCV minimum olarak tahmin edilmiştir. Buna göre en uygun modelin; temel fonksiyon sayısı 6, etkileşim derecesi 1, R^2 değeri 0.954 ve GCV değeri 423.003 olarak bulunmuştur. Modelde anlamlı bulunan değişkenler ise kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, 1.73'ten fazla inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi net sayısı, 1.466'dan fazla İngilizce dersi net sayısı, 5.939'dan fazla matematik dersi net sayısı ile 5.936'dan düşük matematik dersi net sayısı olarak tespit edilmiştir. Matematik dersinin büküm noktası 5.936 olarak tespit edilmiştir. Eğer öğrencinin matematik dersindeki ortalama net sayısı 5.936'dan küçükse; parametre tahmin katsayısı -11.965 olarak tespit edilmiştir. Burada tespit edilen durum şudur, matematik dersinin ortalama net sayısı 5.936'dan küçük olması öğrencinin başarısını olumsuz etkilemektedir. Bununla beraber, matematik dersinin ortalama net sayısı, 5.936'dan büyük olduğu zaman parametre tahmin katsayısı 4.060 olmaktadır. Matematik dersindeki ortalama net sayısı 5.946'yı geçtiği zaman, öğrencinin başarısı olumlu etkilenmektedir. Bu veriler doğrultusunda öğrencilerin LGS puanlarını tahmin etmek için web tabanlı, makine öğrenmesine dayalı bir uygulama geliştirilmiştir. Uygulamanın geliştirilmesinde R Shiny programından yararlanılmıştır. Program bulut tabanlı olup, işletim sisteminden ve web tarayıcılarından bağımsız çalışmaktadır. Geliştirilen web programına https://beststat.shinyapps.io/lgspuan/ adresinden erişilebilmektedir. Geliştirilen uygulama, LGS sınavına hazırlanan öğrencilere çalışmalarını yönlendirmek üzere sınav öncesi tavsiyeler sunmaya yardımcı olmaktadır

Ders başarısıMARS modelleriMakine öğrenmesi+3
Ekrem Gülcüoğlu
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalığı

Ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalığı üzerine yapılan bu araştırmanın amacı ortaokul seviyesinde yer alan öğrencilerin bilgi güvenliği ve etik farkındalıklarının hangi düzeyde olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalıklarını belirleyebilmek için bir ölçek geliştirilmiştir. İkinci aşamada ise tarama modeli kullanılarak geliştirilen Bilgi Güvenliği ve Etik Farkındalığı Ölçeği (BGEFÖ) kullanılarak ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalık düzeyleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bilgi Güvenliği ve Etik Farkındalığı Ölçeği'nin geliştirilmesi için hazırlanan madde havuzu uzman görüşüne sunularak gerekli değerlendirmeler ve düzeltmeler yapılarak uygulama aşamasına geçilmiştir. BGEFÖ, gerekli izinler alındıktan sonra 2022-2023 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Bartın ilinin Merkez ilçesindeki ortaokullarda okuyan 621 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçek geliştirme çalışmasının birinci aşamasında açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin; Kullanıcı Güvenliği, Veri Güvenliği ve Etik olmak üzere üç alt boyut altında ve 17 maddeden oluştuğu belirlenmiştir. Ölçek geliştirme çalışmasının ikinci aşamasında doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılarak ölçeğin üç faktörlü yapıda olduğu doğrulanmıştır. BGEFÖ için hesaplanan Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .896 olarak bulunmuştur. Bu çalışmanın ölçek geliştirme aşaması sonucunda ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalık düzeylerini belirlemek için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmiştir. Araştırmanın tarama aşamasında bağımsız değişkenler hakkında bilgi toplayabilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve BGEFÖ kullanılmıştır. MEB'den gerekli izinler alınarak, 2022-2023 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Bartın ilinin Merkez ilçesindeki ortaokullarda okuyan 921 öğrenciye kişisel bilgi formu ve ölçek uygulanmıştır. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalıklarının hangi düzeyde olduğunu belirlemek için ölçeğin faktör puanları ve ölçek toplamına ilişkin betimsel istatistikler hesaplanmıştır. İki grup arasında karşılaştırma yapılırken ilişkisiz örneklemler t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırması yapılırken Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ölçek genelinden elde edilen puanlar incelendiğinde ortaokul öğrencilerinin bilgi güvenliği ve etik farkındalıklarının yüksek düzeyde olduğu, kullanıcı güvenliği farkındalığının ve etik farkındalığının yüksek düzeyde olduğu fakat veri güvenliği farkındalığının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Ölçeğin tamamından alınan puanlar dikkate alındığında cinsiyete göre anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Fakat etik alt boyutu incelendiğinde ise kızların erkeklere oranla farkındalıklarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan 11, 12, 13 ve 14 yaş grupları kendi aralarında karşılaştırılmış olup farkındalık düzeyi en yüksek 11 yaş grubunda olduğu görülmüştür. Sınıf seviyelerine göre karşılaştırmalar yapıldığında da 5 ve 6. Sınıf öğrencilerinin farkındalıklarının diğer sınıf seviyelerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anne eğitim düzeyi öğrencilerin kullanıcı güvenliği ve veri güvenliği alt boyutlarını etkilemediği görülmüştür. Anne eğitim düzeyi ile öğrencilerin etik farkındalığı arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Baba eğitim düzeyi öğrencilerin veri güvenliği alt boyutunu etkilemediği görülmüştür. Baba eğitim düzeyi ile öğrencilerin kullanıcı güvenliği farkındalığı ve etik farkındalığı arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.

Ahmet Yılmaz
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kulak görüntülerinden soft biyometrik özelliklerin makine öğrenmesi yöntemleri ile sınıflandırılması

Yapılan çalışmanın amacı, kulak görüntülerinden cinsiyet, yaş, boy, doğal saç rengi, saç tipi, göz rengi ve ten rengi gibi soft biyometrik özelliklerin makine öğrenmesi yöntemleri ile sınıflandırılmasıdır. Çalışma kapsamında etik kurul belgesi alınarak 105 kişiden kulak görüntüsü toplanmış ve bu kişilere birer anket uygulanmıştır. Buna ek olarak internet üzerinden elde edilen kulak görüntüleri ve soft biyometrik veriler yardımı ile 250 kişiye ait 300 kulak görüntüsü ile ikinci bir veri tabanı da sınıflandırma testleri için oluşturulmuştur. Çalışmanın kulak görüntüleri ön işleme bölümünde, kulak görüntülerinin kesilmesi ve yeniden boyutlandırılması için Python programlama dili kullanılmıştır. Daha sonra alınan görüntüler üzerinde yapılan ön işlemede Matlab uygulaması tercih edilmiştir. Görüntüler öncelikle Matlab uygulamasında grayscale formata dönüştürülmüştür. Daha sonra, ortam ışık koşullarından oluşabilecek farkların minimum seviyeye indirilmesi amacıyla histogram eşitlemesi yapılmıştır. Yapılan histogram eşitlemesinden sonra, görüntüler siyah beyaz formata dönüştürülmüştür. Son olarak elde edilen siyah-beyaz formattaki görüntülerin piksel değerleri Excel dosyasına aktarılarak, her bir piksel değeri bir sütuna aktarılmıştır. Her bir soft biyometrik özellik için ayrı Excel dosyaları oluşturulmuş, tüm görüntülerin piksel değerleri Excel dosyalarına aktarıldıktan sonra sınıf değerleri son sütuna kaydedilmiştir. Çalışma kapsamında hedeflenen soft biyometrik özelliklerin tahmini için RapidMiner ve Weka veri işleme uygulamaları tercih edilmiştir. Bu uygulamalardaki sınıflandırma algoritmalarından Derin Öğrenme, Destek Vektör Makineleri, LibSVM, Lojistik Regresyon, Doğrusal Regresyon, Rastgele Orman ve Naive Bayes algoritmaları kullanılmıştır. 10 katlamalı çapraz doğrulama yöntemi kullanılarak yapılan testler sonucunda uygulamalar arasında doğruluğu en yüksek olan iki algoritma detaylı olarak karşılaştırılmıştır. 105 kişiden oluşan ilk veri tabanı için cinsiyet sınıflandırma sonuçları incelendiğinde, en başarılı algoritmanın %84,76 ile Weka uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu bulunmuştur. Yaş tahmini için bakıldığında, en başarılı algoritmanın %40,00 ile Rapidminer uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu tespit edilmiştir. Boy tahmini konusunda en başarılı algoritmanın%44,82 sınıflandırma başarısı ile RapidMiner uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu görülmüştür. Göz rengi ve doğal saç rengi tahmini için yapılan sonuçlara bakıldığında, en başarılı algoritmanın sırasıyla %68,47 ve %45,91 doğruluğa sahip RapidMiner uygulamasındaki Derin Öğrenme algoritması olduğu görülmüştür. Ten rengi tahmini için yapılan testler ile en başarılı sınıflandırma algoritmasının %50 doğruluk ile Weka uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu görülmüştür. Son olarak saç tipi tahmini için yapılan testlerde, RapidMiner uygulamasındaki LibSVM algoritmasının %68,89 doğruluk oranı ile en başarılı algoritma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 300 kişiden oluşan ikinci veri tabanı için cinsiyet sınıflandırma sonuçları incelendiğinde, en başarılı algoritmanın %86,33 ile Weka uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu bulunmuştur. Yaş tahmini için bakıldığında, en başarılı algoritmanın %68,40 ile Rapidminer uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu tespit edilmiştir. Boy tahmini konusunda en başarılı algoritmanın %60,74 sınıflandırma başarısı ile Weka uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu görülmüştür. Göz rengi tahmini için yapılan sonuçlara bakıldığında, en başarılı algoritmanın %80,59 ile Weka uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu görülmüştür. Buna ek olarak doğal saç rengi için yapılan testler sonucunda, en başarılı algoritmanın %57,62 ile RapidMiner uygulamasındaki Derin Öğrenme algoritması olduğu görülmüştür. Ten rengi tahmini için yapılan testler ile en başarılı sınıflandırma algoritmasının %60,68 doğruluk ile Weka uygulamasındaki LibSVM algoritması olduğu görülmüştür. Son olarak saç tipi tahmini için yapılan testlerde, RapidMiner uygulamasındaki LibSVM algoritmasının %69,06 doğruluk oranı ile en başarılı algoritma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kulak görüntüsünden cinsiyet ve yaş tahmin eden çalışmalar az da olsa olmakla birlikte, saç tipi, doğal saç rengi, boy ve göz rengi tahmini ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bakımdan tez çalışmamız literatürde ilk kez kulak görüntüsünden saç tipi, doğal saç rengi, boy ve göz rengi tahmin sonuçlarını içermektedir.

Mertkan Sinoplu
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geometri öğretiminde artırılmış gerçeklik uygulamalarının kullanımının ortaokul öğrencilerin öz düzenleme becerilerine, akademik motivasyonlarına ve başarılarına etkisi

Bu çalışmada geometri öğretiminde artırılmış gerçeklik uygulamalarının kullanımının ortaokul öğrencilerinin öz düzenleme becerilerine, akademik motivasyonlarına ve başarılarına etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenin kullanıldığı çalışma 5 hafta devam etmiştir. Araştırmanın katılımcıları ortaokul 8. sınıfta öğrenim gören toplam 40 öğrenciden oluşmaktadır. Matematik dersi kapsamında müfredatta yer alan üç boyutlu geometrik cisimler ünitesinin kazanımları ele alınmıştır. Araştırmacı tarafından kazanımlara yönelik artırılmış gerçeklik materyali tasarlanmış ve deney grubu öğrencilerinin mobil cihazlarına uygulama kurulmuştur. Deneysel işlem sırasında kontrol grubunda ders kitapları, eba platformu ve somut materyaller gibi geleneksel yöntemlerle dersler yürütülmüştür. Deney grubunda ise bu yöntemlere ek olarak haftada 1 ders saati artırılmış gerçeklik uygulaması kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesinde ve sonrasında gruplara üç boyutlu geometrik cisimler başarı testi, öz düzenleme ve akademik motivasyon ölçeği uygulanmıştır. Deneysel işlem sonrasında artırılmış gerçeklik uygulaması kullanan deney grubu öğrencilerine yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Ön test-son test puanlar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını belirlemek için ANCOVA testi uygulanmıştır. Öğrencilerden toplanan veriler incelendiğinde her iki grubunda akademik başarılarında artış, öz düzenleme ve motivasyon puanlarında ise değişim olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda gruplar arası başarı testi, öz düzenleme ve motivasyon puanlarındaki farklılığın deney grubu öğrencileri lehine anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Deneysel işlem sonrası deney grubu öğrencilerinin uygulama hakkındaki görüşleri alınmıştır. Artırılmış gerçeklik uygulamasının öğrenciler tarafından eğlenceli, ilgi çekici bulunduğu, bilginin kalıcılığında ve derse aktif katılıma olumlu sonuçlar verdiği belirtilmiştir.

Artırılmış gerçeklikBaşarıGeometri öğretimi+3
Gülay Çetintav
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Artırılmış gerçeklik materyalleri ile desteklenen geometri öğretiminin öğrencilerin özyeterlik, kaygı ve tutumuna etkisi

Bu çalışmada matematik dersi kapsamında artırılmış gerçeklik materyalleri ile desteklenen geometri öğretiminin öğrencilerin geometriye yönelik tutum, öz yeterlik ve kaygılarına olan etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Erzurum ili Aziziye ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir özel lisede mobil cihazlarla uyumlu, artırılmış gerçeklik teknolojisi ile desteklenen materyaller kullanılarak çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın katılımcılarını 9. sınıfta öğrenim gören 26'sı deney grubu, 25'i kontrol grubunda yer alan toplam 51 öğrenci oluşturmaktadır. Üç boyutlu cisimler konusu kontrol grubuna geleneksel yöntemler ile anlatılırken deney grubuna artırılmış gerçeklik materyalleri kullanılarak anlatılmıştır. Araştırma nitel ve nicel yöntemlerin beraber kullanıldığı sıralı açıklayıcı karma yönteme uygun tasarlanmıştır. Nicel bölümünde yarı deneysel yöntem, nitel bölümünde ise durum çalışması tercih edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel veriler ise özyeterlik ölçeği, tutum ölçeği ve matematiğe yönelik kaygı ölçeği ile toplanmıştır. Çalışma toplam 6 hafta sürmüştür. Elde edilen nitel veriler boyutlara ayrılarak temalar ve kodlar oluşturularak yorumlanmıştır. Nicel verilerin analizlerinde ise SPSS 25 programından faydalanılarak verilerin normal dağılıp dağılmadığını test etmek için Shapiro Wilk testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde bağımsız değişkenin etkilerini kontrol altına alarak, bağımlı değişkenin etkilerini test edebilmek için ANCOVA yapılmıştır. Çalışma sonucunda matematik dersi geometri öğretiminde artırılmış gerçeklik materyallerini kullanan deney grubunda yer alan öğrencilerin öz yeterlilik düzeyleri ile kontrol grubunda yer alan öğrencilerin öz yeterlilik düzeyleri arasında anlamlı farklılığın olmadığı görülürken kaygı ve tutumları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu görülmüştür. Deney grubun öğrencilerinden çalışmanın sonunda artırılmış gerçeklik materyallerini ve öğretim sürecini değerlendirmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formundaki soruları cevaplamaları istenmiştir. Öğrenciler artırılmış gerçeklik materyallerinin memnuniyet verici olduğunu, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, soyut kavramları somutlaştırdığını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin büyük bir kısmı artırılmış gerçeklik uygulamalarının diğer derslerde de faydalı olacağını cevaplarına yansıtmışlardır. Araştırmanın sonuçlarına göre gelecek yıllarda çalışmalar yapmak isteyen araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Betül Düzenli Çil
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki ve teknik eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin kullanımı: Sistematik bir inceleme

Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik hayatımızın birçok alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat, Mesleki ve teknik eğitimde sanal ve artırılmış gerçekliğin uygulanması ile ilgili sistematik inceleme sayısının az olduğu görülmektedir. Web Of Science veri tabanı taranarak oluşturulan bu araştırmanın amacı mesleki ve teknik eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin kullanımını sistematik bir şekilde incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası alanyazın taraması yapılmıştır. Çapraz referans ve özet okuma yoluyla 44 ilgili çalışma seçilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, mesleki ve teknik eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin kullanımının öğrencilerin motivasyonunu, öğrenme performansını ve derse katılımını arttırdığı görülmüştür. Ayrıca, bu teknolojiler sayesinde öğrenciler karmaşık konuları daha iyi anlayabilmekte, pratik yapma, deneyim kazanma ve hata yapmadan öğrenme fırsatı bulmaktadırlar. Bununla birlikte, donanım ve yazılım maliyetleri, öğretmenlerin teknoloji kullanım becerilerinin yetersizliği ve teknolojik alt yapı eksiklikleri gibi çeşitli zorluklar da söz konusudur. Çalışmada, mesleki ve teknik eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin daha etkin kullanılabilmesi için öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimler verilmesi, teknolojik alt yapının iyileştirilmesi ve okullardaki bu teknolojilerin kullanımına yönelik teşviklerin arttırılması önerilmektedir. Ayrıca, bu teknolojilerin kullanımına ilişkin maliyet-fayda analizlerinin yapılması öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin bu teknolojilere yönelik tutumlarının incelenmesi de önemlidir. Sonuç olarak, mesleki ve teknik eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin kullanımı öğrenme süreçlerini zenginleştirmekte ve öğrencilerin ilgi ve motivasyonlarını artırmaktadır. Ancak, bu teknolojilerin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli altyapı, eğitim ve desteklerin sağlanması gerekmektedir.

Hakan İletir
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3B modelleme konusunun oyunlaştırma yöntemi kullanılarak öğretilmesinin üstün yetenekli öğrencilerin teknoloji ve tasarım dersine yönelik motivasyonuna, tutumuna ve bilgisayarca düşünme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı 3B modelleme konusunun oyunlaştırma yöntemi kullanılarak öğretilmesinin üstün yetenekli öğrencilerin Teknoloji ve Tasarım dersine yönelik motivasyonuna, tutumuna ve bilgisayarca düşünme becerisine etkisinin saptanmasıdır. Araştırma deneysel desende tasarlanmıştır. Çalışmada, deneysel modelin "öntest-sontest ve kontrol gruplu desen" tercih edilmiştir. Bu araştırmada elde edilen verilerin analizi sonucunda 3B modelleme konusunun oyunlaştırma yöntemi kullanılarak öğretilmesinin üstün yetenekli öğrencilerin teknoloji tasarım dersine yönelik motivasyonlarını ve tutumlarını arttırmadığı bulunmuştur. Ayrıca 3B modelleme konusunun oyunlaştırma yöntemi kullanılarak öğretilmesinin üstün yetenekli öğrencilerin bilgisayarca düşünme becerilerinin gelişmesinde de etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma alt problemleri bulgularında anlamlı fark oluşmamasının nedenleri tartışılmıştır

Bilgisayar destekli eğitim
Emre Yurdaöz
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının web 2.0 yetkinliğinin incelenmesi

Bu çalışma, öğretmen adaylarının Web 2.0 araçlarını ne ölçüde kullandıklarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, öğretmen adaylarının Web 2.0 araçlarına yönelik farkındalıkları, kullanım yetkinlikleri, öz yeterlilik inançları ve tutumları arasındaki ilişkiler detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu araştırmanın örneklemi, 2023-2024 öğretim yılında Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde okuyan öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Veriler, yüz yüze toplanmış olup, 600 öğretmen adayı araştırmanın katılımcı grubunu oluşturmuştur. İncelemenin ilk aşamasının sonucunda, araştırmacı tarafından belirlenen seçim kriterlerine uygun nitelikte olan 431 öğretmen adayının verileri araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, WEB 2.0 Hızlı İçerik Geliştirme Öz-yeterlik İnancı Belirlemeye Yönelik Ölçeği, Web 2.0 Araçlarına Yönelik Tutum Ölçeği, Web 2.0 Araçlarına Yönelik Farkındalık Ölçeği, Web 2.0 Araçları Kullanımı Yetkinliği Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler yüz yüze olarak katılımcılara uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 23 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, kullanım yetkinliği ölçeği, farkındalık ölçeği, tutum ölçeği ve özyeterlilik ölçeği ile bunların alt boyut puanları arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bu bulgu, Web 2.0 araçlarına yönelik farkındalıkların, kullanım yetkinliklerinin, öz yeterlilik inançlarının ve tutumların birbirleriyle uyumlu olduğunu ve birinin yüksek puanlarının diğerlerinin de yüksek puanlarıyla ilişkilendirilebileceğini göstermektedir. Özellikle, kullanım yetkinliği yüksek olan bireylerin farkındalık, tutum ve özyeterlilik düzeylerinin de yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu ilişkiler, ilgili ölçeklerin alt boyutlarında da benzer şekilde pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlıdır. Anahtar kelime: Farkındalık, öğretmen adayları, öz yeterlilik, tutum, web 2.0.

Aylar Gurbanova
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde artırılmış gerçeklik uygulamalarına ilişkin görüşler

Okulöncesi dönemde, somut işlemler oldukça önemlidir. Çocuklara kavram ve kazanımları daha çok yaparak yaşayarak öğretilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda dijitalleşen bir dünyaya ayak uyduracak olan çocukların teknolojiyi erken yaşta karşılaştırılması da önemlidir. Öğretim metotları teknoloji ile birleştirmek istenildiğinde artırılmış gerçeklik (AG) teknolojisi iyi bir seçenek olarak düşünülebilir. AG sanal içerikleri fiziksel dünyaya yerleştiren teknolojiler için kullanılan bir şemsiye gibidir. Çünkü AG bilgiyi hem renkli hem görsel olarak sunması ile eğlenceli bir öğretim ortamı oluşturuyor. Bu sebeple okul öncesi dönemde AG teknolojisi, çocukların ilgisini çekecek ve dikkatlerini artıracak potansiyele sahiptir. Bu teknoloji, içerikleri somutlaştırarak çocuklara gerçeklik duygusu kazandırabilir ve onların akran ilişkilerini olumlu yönde destekleyebilir. Bu sebeple, AG teknolojisinin kullanımıyla çocukların etkinliklere daha istekli bir şekilde katılmaları sağlanabilir. Teknoloji, etkinlikleri daha çekici hale getirerek çocukların ilgisini çeker ve onların etkinliklere odaklanmalarını teşvik eder. Bu sayede, çocukların etkinliklerden daha fazla keyif alması ve öğrenme süreçlerinin desteklenmesi sağlanabilir. Bu araştırmanın amacı okulöncesi dönemdeki çocukların kazanım ve göstergelerinin AG teknolojisi ile öğretilmesidir. Araştırmacı tarafından okulöncesi dönemin kazanım ve göstergeleri incelenerek ve AG teknolojisine uygun olan kazanımlar seçilerek bir öğretim içeriği hazırlanmıştır. Hazırlanan içerik bir okulöncesi kurumunda 4-5 yaş arasında çocuklar üzerinde uygulanmıştır. Bu çalışma 4 hafta sürmüştür. Araştırmacı tarafından her hafta 40dk ile sınırlandırılmış birer oturum gerçekleştirilmiştir. Uygulamaların sonunda çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmeler araştırmacı tarafından yapılmıştır. Verinin analizinde içerik analizi yapılmıştır. Ek olarak, katılımcıların etkileşimlerini ve davranışlarını gözlemleyerek detaylı gözlem notları alınmış ve görüşmeler ses kayıtlarıyla belgelenmiştir. Bu yöntemler, katılımcıların derinlemesine düşüncelerini ifade etmelerine olanak tanımış ve araştırmanın kapsamlı bir şekilde yürütülmesini sağlamıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, okul öncesi dönemde artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanımının çocukların ilgi ve dikkatini artırdığı görülmektedir. Bu teknolojinin entegrasyonuyla birlikte çocukların öğrenme süreçlerinde daha etkili oldukları ve içeriklere daha derinlemesine odaklandıkları gözlemlenmiştir. Bu teknoloji, çocuklara gerçeklik hissi yaşatmakta ve içeriği somut hale getirmektedir. Ayrıca, akran ilişkilerini olumlu şekilde desteklemekte ve bilgiyi renkli, görsel olarak sunmaktadır. Keyifli bir atmosfer sağlaması nedeniyle, çocukların etkinliklere istekle katıldıkları ve etkinliklere odaklandıkları görülmüştür. Ancak, büyük öğrenci grupları olan sınıflarda AG teknolojisinin kullanılması, zaman ve sınıf içi düzenin sağlanmasında zorluklar yaratabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Artırılmış gerçeklik, okul öncesi, okul öncesi ve teknoloji, okul öncesinde artırılmış gerçeklik

Guljahan Gurbanova
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

PISA 2022 öğrenci anket verileri ile okuma başarısı ve matematik başarısının tahmin edilmesi

Yapay sinir ağları, insan beyninin öğrenme işlevini taklit eden ve öğrenme sürecini örneklerle gerçekleştiren bilgisayar sistemleridir. Bu ağlar, yapay sinir hücrelerinden oluşan birbirine bağlı işlem birimlerinden oluşur ve her bağlantının bir ağırlık değeri vardır. Ağın bilgisi bu ağırlık değerlerinde saklanır ve ağa yayılmıştır. Geleneksel hesaplama yöntemlerinden farklı olarak, yapay sinir ağları adaptif, eksik bilgiyle çalışabilen ve belirsizlik altında karar verebilen sistemlerdir. Çok katmanlı algılayıcı ağları, günümüzde yapay sinir ağlarının en yaygın kullanılan modelidir. Bu ağlar, özellikle mühendislik problemlerinin çözümünde geçerli sonuçlar verebilmektedir. PISA araştırması, OECD tarafından üç yılda bir düzenlenir ve 15 yaşındaki öğrencilerin temel bilgi ve becerilerini ölçer. Türkiye, 2003 yılından beri PISA'ya katılmaktadır ve 2022'de matematik okuryazarlığına odaklanılmıştır. PISA 2022 verilerine göre, öğrencilerin sosyo-ekonomik durumları, aile eğitim durumu, ebeveyn tutumları ile akademik başarıları arasındaki ilişki çeşitli anket soruları ve yanıtlar aracılığıyla incelenmektedir. Yapılan çalışmanın amacı, yukarıda belirtilen sosyo-ekonomik durumun ve ebeveyn tutumları arasındaki farklılıkların öğrenci başarısını ne derecede tahmin edebildiğini ölçmek, ayrıca Rapid Miner derin öğrenme ağı ve Python çok katmanlı yapay derin öğrenme ağı arasındaki tahmin başarısını karşılaştırmaktır. Bu amaçla OECD web sitesinde 5 Aralık 2023 tarihinde yayınlanan SPSS formatındaki veriler indirilmiş, öğrencilere uygulanan öğrenci anketleri ve ebeveynlere uygulanan ebeveyn anketleri incelenmiş, ekonomik konularla ilgili etiketleri ve ebeveyn tutumları ile ilgili etiketleri içeren değişkenler seçilmiştir. Çalışmanın bağımlı değişkenlerini oluşturan matematik okuryazarlığı ve okuma becerisi puanları, 10 adet makul okuma becerisi puanı ve 10 adet makul matematik okuryazarlığı puanı şeklinde yayınlanmıştır. Öncelikle yayınlanan 10 adet puanın ortalaması alınmış sonrasında ise Milli Eğitim Bakanlığı PISA 2024 raporunda belirtilen şekilde 0-6 arasında kodlanmıştır. Ayrıca seçilen bağımsız değişkenlerin öğrenci başarısını ne derecede ölçtüğünü görebilmek için ortalaması alınan matematik becerisi ve okuma becerisi puanları OECD ülkelerinin ortalama puan durumlarına göre (0-başarısız) ve (1-başarılı) olacak şekilde kodlanmıştır. Seçilen bağımsız değişkenler, (0-6) ve (0-1) arasında kodlanan bağımlı değişkenler matematik becerisi puanlarını ve okuma becerisi puanlarını tahmin etmesi için, Rapid Miner programında ve Python programlama dili kullanılarak oluşturulan yapay sinir ağına aktarılmış ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri tahmin etme oranı tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda ekonomik değişkenlerin matematik becerisi ve okuma becerisi puanlarını tahmin başarısı %39-%43, aile eğitim durumu ve ebeveyn tutumları değişkenlerinin matematik becerisi ve okuma becerisi puanlarını tahmin başarısı %38-%42 olarak bulunmuştur. Ekonomik değişkenlerin öğrencilerin matematik becerisi ve okuma becerisi başarı durumlarını tahmin etme oranı %77-%78, aile eğitim durumu ve ebeveyn tutumları değişkenlerinin matematik becerisi ve okuma becerisi başarı durumları tahmin etme oranı %78-%77 olarak bulunmuştur. Bu bağlamda ekonomik unsurların ve ebeveyn tutumlarının öğrenci başarısının önemli bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Ayrıca Rapid Miner programında oluşturulan derin öğrenme ağı Python programı ve Keras kütüphanesiyle oluşturulan derin öğrenme ağına oranla %10 oranında daha başarılı tahminler yapmıştır.

Seher Yılmaz
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siber güvenlik stratejisinde ulusal yönelimler: ABD, Rusya ve Türkiye üzerine kıyaslamalı ve alan bazlı bir çalışma

Bu tez Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Türkiye'nin ulusal siber güvenlik stratejilerini karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelemektedir. Tezin amacı, bu ülkelerin siber güvenlik stratejilerini, uygulama mekanizmaları ve kurumsal yapıları bağlamında karşılaştırarak, Türkiye'nin mevcut durumunu değerlendirmek ve gelişim alanlarını ortaya koymaktır. Tezde iki aşamalı nitel bir yöntem benimsenmiştir. İlk aşamada, doküman analizi ve literatür taraması yoluyla seçilen ülkelerin siber güvenlik stratejilerine ilişkin resmî belgeler ve akademik kaynaklar sistematik olarak değerlendirilmiştir. İkinci aşamada ise, Türkiye'de faaliyet gösteren siber güvenlik firmalarının yöneticileriyle yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlar yoluyla siber güvenlik uygulamalarına ilişkin veriler toplanmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye 'nin siber güvenlik stratejileri açısından önemli yapısal adımlar attığını, siber güvenlik stratejisinin dinamik, uluslararası iş birliğine açık bir yapıya sahip olduğu ve uygulama süreçlerinde kurumsal kapasite, insan kaynağı yeterliliği, yasal düzenlemelerin etkinliği ile özel sektörle entegrasyon gibi alanlara önem verdiği görülmektedir. ABD'nin teknolojik temelli çok katmanlı yaklaşımı ve Rusya'nın devlet merkezli güvenlik modeli ile karşılaştırıldığında, Türkiye'nin hem savunma hem de caydırıcılığı önceleyen dengeli bir strateji geliştirmeye çalıştığı tespit edilmiştir. Bu tez, Türkiye'nin siber güvenlik politikalarının daha etkin hâle getirilmesi için çeşitli yapısal ve stratejik öneriler sunmakta ve aynı zamanda politika yapıcılara yönelik uygulamalı katkılar sağlamayı hedeflemektedir.

Özlem Maral Karanfil
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyunlaştırılmış e-öğrenme destekli öğretimin öğrencilerin bilgisayar programlama öz-yeterlik algıları, programlamaya yönelik tutumları ve derse katılımlarına etkisi

Bu araştırmanın amacı, oyunlaştırılmış e-öğrenme destekli öğretimin, öğrencilerin bilgisayar programlama öz-yeterlik algıları, programlamaya yönelik tutumları ve derse katılımları üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan bir fen lisesinde, 9. sınıfta öğrenim gören iki şubeden toplam 60 gönüllü öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, deney grubu öğrencileri hem geleneksel sınıf içi öğretim hem de oyunlaştırılmış e-öğrenme desteği ile öğrenim görürken, kontrol grubu öğrencileri yalnızca geleneksel sınıf içi öğretim almıştır. Karma araştırma yöntemi kullanılan çalışmada, veri toplama araçları olarak nicel veriler için Bilgisayar Programlama Öz-yeterlik Ölçeği, Programlamaya Yönelik Tutum Ölçeği ve Derse Katılım Envanteri; nitel veriler için ise yüz yüze görüşme formu tercih edilmiştir. Gruplar rastgele deney ve kontrol olarak ayrıldıktan sonra, her iki gruba ön testler uygulanmıştır. Çalışma sonunda her iki gruba son testler uygulanmış; deney grubuyla ayrıca yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve görüşme formu ile detaylı bilgiler toplanmıştır. E-öğrenme ortamı olarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kullanılmıştır. Altı hafta süren deney çalışmasından önce, deney grubuna bir hafta boyunca sınıf ortamında oyunlaştırma kurgusu tanıtılmıştır. Deney süresince, EBA üzerinden haftalık etkinlik duyuruları yapılmış; ders materyalleri, izlenmesi gereken videolar ve çözülmesi gereken konu testleri paylaşılmıştır. Öğrencilerin aldıkları puanlara göre haftalık liderlik tahtası oluşturulmuş ve belirlenen şartları sağlayan öğrencilere, araştırmacı tarafından geliştirilen rozetler verilmiştir. Her hafta liderlik tahtasında ilk 10'a giren öğrenciler duyurulmuş, tüm etkinliklerin sonunda ise genel liderlik sıralaması ilan edilerek rozet ve puanlar paylaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, oyunlaştırılmış e-öğrenme desteği, öğrencilerin programlamaya yönelik tutumları ve derse katılımları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmamış; ancak, programlama öz-yeterlik algılarında anlamlı bir artış sağlamıştır. Çalışma, programlama öğretiminde karşılaşılan zorluklara yönelik olarak oyunlaştırılmış e-öğrenme desteğinin etkisini deneysel olarak ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu araştırmanın, EBA sistemi içinde farklı derslerin öğretmen kontrolünde oyunlaştırılmasına yönelik bir model sunabileceği düşünülmektedir.

Özgür Ataman
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlığı, bireysel yenilikçilik ve yapay zekâya yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlığı ile yapay zekâya yönelik tutumları ve bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlayan korelasyonel bir çalışmadır. 2024 yılında yürütülen araştırmaya farklı branşlardan toplam 273 öğretmen katılmıştır. Katılımcılardan, demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formunu ve üç ayrı ölçme aracını çevrim içi ortamda doldurmaları istenmiştir. Yapay zekâ okuryazarlığı, bireysel yenilikçilik ve yapay zekâ tutumu ilgili geçerli ve güvenilir ölçeklerle ölçülmüştür. Verilerin analizinde parametrik testlerden yararlanılmış; değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile, grup farklılıkları ise bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü ANOVA ile incelenmiştir. Anlamlı fark bulunan durumlarda, farklılıkların yönünü belirlemek amacıyla Tukey HSD post-hoc testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin yapay zekâ okuryazarlıkları ile yapay zekâya yönelik olumlu tutumları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir (r = .38, p < .001). Aynı şekilde, yapay zekâ okuryazarlığı ile bireysel yenilikçilik (r = .252, p < .001), yapay zekâya yönelik olumlu tutum ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında da (r = .448, p < .001) anlamlı ve pozitif ilişkiler bulunmuştur. Bulgular, öğretmenlerin yapay zekâya yönelik olumlu bakış açılarının ve yeterlik düzeylerinin, bu teknolojilerin eğitim ortamlarında benimsenmesini ve etkin kullanımını desteklediğini göstermektedir. Ayrıca, yapay zekâ okuryazarlığı ile öğretmenlerin yapay zekâ teknolojilerine yönelik tutumları ve kullanım davranışları arasında da anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, eğitimcilerin yapay zekâya yönelik pozitif bakış açıları ve okuryazarlık düzeylerinin geliştirilmesinin, eğitimde yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesini ve etkili kullanımını artırarak eğitimin kalitesine ve dolayısıyla toplumsal ilerlemeye önemli katkılar sağlayacağını göstermektedir.

Nilhan Köksal
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin eğitimde yapay zekâ kabul durumlarının yapay zekâ kaygı ve tutumları ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma, öğretmenlerin yapay zekâ kaygıları ile yapay zekâya yönelik kabul ve tutumları arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlayan korelasyonel bir çalışmadır. 2024 yılında yürütülen araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden farklı branşlardan toplam 218 öğretmen katılmıştır. Katılımcılardan, demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formunu ve üç ayrı ölçme aracını Google Forms aracılıyla düzenlenerek çevrim içi ortamda doldurmaları istenmiştir. Yapay zekâ kaygısı, yapay zekâ kabulü ve yapay zekâ tutumu ilgili geçerli ve güvenilir ölçeklerle ölçülmüştür. Verilerin analizinde parametrik testlerden yararlanılmış; değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile, grup farklılıkları ise bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü ANOVA ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, yapay zekâ ile ilişkili kaygı, kabul ve tutum arasındaki korelasyonlar, tüm değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Yapay zekâ kaygısı ile yapay zekâ kabulü arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon bulunmaktadır. Yapay zekâ kaygısı ile yapay zekâ tutumu arasında da negatif yönde güçlü ve anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir. Yapay zekâ kabulü ile yapay zekâ tutumu arasında pozitif yönde çok güçlü ve anlamlı bir korelasyon mevcuttur. Ayrıca elde edilen sonuçlar, yapay zekâya yönelik kaygının azaltılmasına ve kabul düzeyinin artırılmasına yönelik eğitimsel ve kurumsal müdahalelerin, olumlu tutumların geliştirilmesinde etkili olabileceğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, hem gelecekte yapılacak araştırmalara kuramsal bir zemin oluşturmakta hem de yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik politika ve uygulamalara yol gösterici nitelik taşımaktadır.

Sinem Basançelebi
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin üretken yapay zekâ uygulamalarını kabulünün incelenmesi

Günümüz eğitiminde, yapay zekâ teknolojilerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda, öğretmenlerin üretken yapay zekâ uygulamalarını ne derece benimsedikleri ve bu uygulamaların eğitim ortamlarında nasıl değerlendirildiği önemli bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Bu tez, öğretmenlerin bu yeni teknolojilere yönelik kabullerini anlamak, ayrıca bu kabullerini incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Bu çalışma, öğretmenlerin üretken yapay zekâ uygulamalarını kabulünü geniş bir perspektifte ele alacaktır. Konu kapsamında öne çıkan bazı temel unsurlar şunlardır: • Eğitim alanındaki yapay zekâ uygulamaları, özellikle üretken uygulamaların tanımı ve çeşitli alanlardaki kullanım örnekleri üzerine odaklanacaktır. Öğretim materyali oluşturma, öğrenci performansı değerlendirme ve öğrenme yönetimi sistemleri gibi alanlarda yapay zekânın nasıl kullanılabileceği incelenecektir. • Öğretmenlerin yeni teknolojilere yönelik kabulleri ve bu kabullerin belirlenmesinde etkili olan faktörler üzerine tarama modeli uygulanacaktır. Öğretmenlerin Yapay Zekâ Kullanım Deneyimleri: • Araştırma, öğretmenlerin yapay zekâ uygulamalarını ne kadar sıklıkla kullandıklarını, bu uygulamalardan elde ettikleri deneyimleri ve geri bildirimleri inceleyecektir. Bu kapsamda, öğretmenlere yapılan üretken yapay zekâ kabul ölçeği aracılığıyla elde edilen veriler analiz edilecektir. İnceleme ve Eğitim Ortamlarındaki Etkileri: • Araştırma, öğretmenlerin yapay zekâ uygulamalarını ne ölçüde kabul ettiklerini ve bu kabulün eğitim ortamlarındaki etkilerini inceleyecektir. Özellikle, öğrenci başarısı, öğrenci motivasyonu, öğretim süreçleri ve öğrenci-öğretmen etkileşimi üzerindeki etkileri değerlendirilecektir. Eğitmenlerin üretken yapay zekâ uygulamalarını kullanma kabullerini anlamak ve bu kabullerin eğitim ortamlarındaki etkilerini değerlendirmek konusunda önemli bir katkı sağlayacaktır. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin, eğitim politika yapıcılarının ve teknoloji geliştiricilerinin, yapay zekâ teknolojilerini eğitim süreçlerine daha etkili bir şekilde entegre etmelerine yardımcı olabilir. Bu tez, eğitim alanındaki yapay zekâ kullanımının daha iyi anlaşılmasına ve eğitim sistemlerinin daha verimli hale getirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Gülhan Ünsal
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapay zekâ destekli robotik kodlama eğitiminin ortaokul öğrencilerinin robotik kodlama tutumuna ve bilgisayarca düşünme becerisine etkisi

Bu çalışmada, yapay zekâ destekli robotik kodlama eğitiminin ortaokul öğrencilerinin robotik kodlama tutumları ve bilgisayarca düşünme becerileri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, Kayseri ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda 6. sınıf düzeyinde toplam 50 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışma kapsamında öğrenciler deney ve kontrol grubu olarak iki gruba ayrılmıştır. Araştırma, yüz yüze eğitim ortamında planlanmış ve sekiz hafta boyunca toplam 16 ders saati uygulanmıştır. Her iki gruba da aynı robotik kodlama içerikleri sunulmuş ancak deney grubuna, yapay zekâ destekli senaryolar ve uygulamalarla zenginleştirilmiş bir öğretim süreci uygulanırken, kontrol grubuna geleneksel yöntemlerle aynı içerikler öğretilmiştir. Araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem deseninde yürütülmüştür. Nicel veriler, robotik kodlama tutum ölçeği ve bilgisayarca düşünme becerisi ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Nitel veriler ise uygulama sonunda deney grubu öğrencileriyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğu test edilmiş, yapılan analizler sonucunda normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Böylece, gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t-testi; grupların kendi içindeki değişimi incelemek amacıyla ise bağımlı örneklemler t-testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda yapay zekâ destekli robotik kodlama eğitimi alan deney grubundaki öğrencilerin, robotik kodlama tutum puanları ve bilgisayarca düşünme becerileri bakımından kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde gelişim gösterdiği saptanmıştır. Deney grubunda yer alan öğrencilere uygulama sürecinin sonunda yapay zekâ destekli materyalleri ve ders sürecini değerlendirmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Öğrenciler, yapay zekânın derslerde ve proje çalışmalarında bilgiyi daha hızlı öğrenmelerine, zor konuları anlamalarına ve hatalarını görüp düzeltmelerine yardımcı olduğunu belirtmiştir. Ancak bazı öğrenciler, yapay zekâya çok fazla güvenmenin kendi düşünme becerilerini olumsuz etkileyebileceğini ve bazen yanlış bilgi verebildiğini ifade etmiştir. Genel olarak öğrenciler, yapay zekâ destekli eğitimin öğrenmeyi daha ilgi çekici ve etkili hale getirdiğini düşünmekte, ancak bu teknolojinin dengeli ve öğretmen rehberliğinde kullanılmasının önemli olduğunu belirtmektedir. Araştırmanın sonuçlarına göre ilerleyen dönemlerde benzer çalışmalar gerçekleştirmek isteyen araştırmacılar için çeşitli öneriler sunulmuştur.

Robotik kodlama
Aslı Sarımsakcı
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal gerçekliğin davranışsal, duyuşsal ve bilişsel beceriler üzerindeki etkisi: Bir meta-analiz çalışması

Bu araştırmanın amacı, sanal gerçeklik (SG) teknolojisinin beceri gelişimi üzerindeki etkisini bilişsel, duyuşsal ve davranışsal boyutlarıyla meta-analiz yöntemi kullanarak incelemektir. Belirlenen dâhil etme ölçütlerine göre uluslararası literatürden 53 birincil çalışma seçilmiş ve veriler meta-analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Karma etkiler modeliyle yürütülen analizde genel etki büyüklüğü, heterojenlik düzeyi, yayın yanlılığı ve moderatör değişkenler değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, SG uygulamalarının beceri gelişimi üzerinde genel olarak orta düzeyde bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Etkinin, beceri türü (bilişsel, duyuşsal, davranışsal) araştırma yöntemi, uygulama süresi, çevreleme düzeyi, öğrenim düzeyi, SG teknolojisi türü, yayın yılı ve veri analiz yöntemleri faktörlerine bağlı olarak anlamlı biçimde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçları moderatör analizleri dikkate alındığında daha derinlemesine bir tablo ortaya koymaktadır. Beceri türüne göre yapılan incelemelerde sanal gerçeklik uygulamalarının duyuşsal beceriler üzerinde yüksek düzeyde (g=1.101), bilişsel (g=0.328) ve davranışsal beceriler (g=0.478) üzerinde ise orta düzeyde etkiler yarattığı görülmüştür. Araştırma yöntemine göre incelendiğinde, tam deneysel çalışmalarda (g=0.473) ve yarı deneysel çalışmalarda (g=0.523) benzer düzeyde, orta büyüklükte ve anlamlı etkiler bulunmuş, yöntemin belirleyici bir fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Uygulama süresi incelendiğinde, kısa süreli çalışmaların düşük etkiler gösterdiği (g=0.168), orta ve uzun süreli uygulamaların etkiyi artırdığı (g=0.475; g=0.596), en yüksek etkinin ise çok uzun süreli uygulamalarda elde edildiği (g=0.840) görülmüştür. Öğrenim düzeyi bakımından en güçlü etki ilkokul (g=1.660) ve ortaokul (g=1.051) düzeylerinde ortaya çıkarken, lise ve lisansüstü düzeylerde etki daha düşük kalmıştır. SG teknolojisi türü incelendiğinde ise tam daldırmalı sistemlerinin daha yüksek etki sağladığı, yarı daldırmalı ve daldırıcı olmayan uygulamalarda etkilerin görece daha sınırlı olduğu saptanmıştır. Yayın yılına göre analizde son dönemde (2021–2023) yapılan çalışmaların etki büyüklüğünün yükseldiği (g=0.740) değerlendirilmiştir. Veri analiz yöntemlerine göre yapılan incelemede ise nicel ve nicel+nitel karma yöntemlerle yürütülen çalışmalar arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir.

Şermin Sevil
Bartın University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00