Batman University
Discipline

New Turkish Literature

Batman University

19

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

19 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Eroğlu'nun fay kırığı üçlemesi ve 9,75 santimetrekare romanlarında varoluşçuluk

Teknolojideki ilerlemeler dolayısıyla sanayinin gelişmesi sonucu ortaya çıkan modernizm, biz insanoğlunu makineleşme karşısında sürekli olarak güç kaybına uğratır. İnsanoğlu ile makineleşme arasındaki bu savaş günümüze kadar devam eder. Bahsi edilen savaş neticesinde insanoğlu, kalabalıklar içerisinde kendine yer edinmede yani kendini tanımlamada sıkıntılar yaşar. Öyle ki birey, yokluğa sürüklenir, yalnızlık ve yabancılık çekerek toplumdan soyutlanmaya başlar. 19. yüzyıl'ın ortalarında savaş ve ölüm gibi olumsuzluklarla meydana gelen toplumsal yıkımlar da bu bireyselliğe geçişi destekler. Özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da birçok akım ortaya çıkar. Bu akımlardan bir tanesi de araştırma konumuz olan varoluşçuluk akımıdır. Varoluşçuluğun yayılma alanının genişliği göz önüne alındığında yalnızca felsefe sahasında değil, edebiyatta da etkili olan bir akım olduğu söylenebilir. Bu akım, Avrupa edebiyatında önemli temsilcilere sahiptir. Türk edebiyatında da varoluşçu akımdan etkilenen yazarlar da yok değildir. Bu yazarlar arasında incelenmesi gerektiğini düşündüğümüz isimlerden birisi Mehmet Eroğlu'dur. Bu çalışmada Eroğlu'nun dört romanı -"Fay Kırığı I: Mehmet", "Fay Kırığı II: Emine", "Fay Kırığı III: Rojin", "9,75 Santimetrekare"- varoluşçu felsefe kapsamında analiz edilmiştir. Ayrıca yapılan çalışmada romanların yazıldığı dönemde Türkiye'de yaşanan kutuplaşmalar sonucu çıkan çatışmaların ortasında mücadele eden başkahramanların kimlik ve aidiyet sorunundan doğan yalnızlık ve yabancılığa sürüklenişini gözlemlemek amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Mehmet Eroğlu, Varoluşçuluk, Birey, Yalnızlık, Yabancılaşma

BireyEroğlu, MehmetRoman+4
Ebru Gülşah Güzel
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karakter gelişimi açısından Kemal Tahir'in esir şehir üçlemesine psikanalitik bir bakış

ÖZET Kemal Tahir, yazarlık hüneri ile yalnızca kendi döneminde etki yaratan bir sanatçı değil, bugün hâlâ fikirleri ve sanatıyla var olabilen Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Yazarın eserleri pek çok yönden incelendiği halde roman karakterlerinin ruhsal gelişimi üzerine daha önce psikanalitik bir çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla, sanatçının ruh yaratmadaki derinliği ile alan içerisinde görünürlüğünü arttırmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Onun eserlerinde sosyal dramın, bireyin dramının önüne geçtiği anlayışı hâkimdir. Ancak bu çalışma ile birlikte bireyin dramı, itilmiş olduğu sonraki planlardan gün ışığına çıkartılarak, yazarın şahsiyet yaratma kabiliyetine ışık tutmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilmesine olanak sağlayan şerh yolu ise psikanaliz olarak seçilmektedir. Psikanaliz kuramının sağladığı olanaklardan faydalanılarak bireyin bilincinin gerisine itilen yaşantılar daha görünür kılınmakta ve bu yolla davranışlarının yahut duygularının gerekçeleri belirgin bir biçimde işlenebilmektedir. Yazarın kurduğu şahsiyetlerin ruh gelişimindeki tutarlılıkların psikanaliz evreninde bir karşılığının olması, sanatçının psikanalitik teorisiyle ilgilenmiş olma ihtimalini arttırmaktadır. Bu çalışmanın tamamında, karakterlerin ruh gücündeki kırılmalar, aksaklıklar, ruhsal bozukluklar, kendi şartları ve nedensellikleri ile mercek altında tutulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kemal Tahir, psikanaliz, davranış, psikoloji, edebiyat

Kemal Tahir
Başak Özçelik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dîvânü Lügati't Türk' teki isimlerle Anadolu ağızlarında ortaklaşan isimler

Dîvânü Lügâti't Türk ile Anadolu ağızlarındaki isimlerden ne kadarının ortaklaştığını tespit etmek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bunun için de çalışmamıza Orta Türkçe döneminin en önemli çalışmalarından, Türkçenin ilk sözlüğü olan Dîvânü Lügâti't Türk kaynaklık etmiştir. Bugünkü Anadolu ağızlarının sözvarlığını tespit için Derleme Sözlüğü ve haricindeki ağız çalışmalarından istifade edilmiştir.Öncelikle Dîvânü Lügâti't Türk'teki isimler tespit edilip ardından Anadolu ağızlarında muhafaza edilenleri tespit için Derleme Sözlüğü' nden yararlanılarak karşılaştırmalı bir sözlük oluşturulmuştur.Bu tez çalışması Ses Bilgisi ve Sözlük bölümlerini içermektedir.Ses Bilgisi kısmında karşılaştırmalı sözlükten yararlanarak ortaklaşan kelimelerin geçirdikleri ya da geçirmedikleri ses olayları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çünkü seslere dayanan söz varlıklarının tarihi süreç içindeki geçirdiği değişim ancak ses olayları vasıtasıyla tespit edilebilir.Daha sonra ise ortaklaşan kelimelerin Anadolu' da görüldüğü yerler de belirtilerek Dîvânü Lügâti't Türk ile Derleme Sözlüğü'nün karşılaştırmalı sözlüğüne yer verilmiştir.

AdlarAnadolu ağızlarıAğızlar+4
Gonca Kızılkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Turgut Uyar şiirinde söylem arayışı

Modern Türk şiirinde gerek şiirleri gerekse şiir hakkındaki düşünceleriyle izler bırakmış, günümüzde dahi sesini korumayı başaran bir estetik performansla edebiyat üretmiş olan Turgut Uyar'ın metinlerinde söylem kavramı önemli bir yer tutmaktadır. Onun şiirinde söylemde yaşanan kırılmalar sürekli olarak estetik yapıyı ya tümden etkileyen ya da büyük ölçüde etkileyen bir unsur olarak yer almıştır. Bu çalışmanın amacı Turgut Uyar'ın şiirlerinin söylemle ilişkisini, şairin şiirinde değişen söylem tavrını ve bu değişikliğin onun şiiri üzerindeki etkilerini incelemektir. Turgut Uyar şiirinde söylemin kurucu estetik unsurlardan olduğunu iddia eden bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Turgut Uyar'ın hayatı, sanatının devreleri hakkında genel bir bilgi ve İkinci Yeni şiirine yönelik değerlendirmeler ve eleştiriler ekseninde şiirinin nerede durduğu hakkında bilgiler verilmektedir. İkinci bölüm incelemelerde kullanılan söylem, iktidar, ideoloji, modernleşme, modernizm gibi kavramların açıklandığı ve çalışmanın teorik arka planının verildiği kısımdır. Üçüncü bölümde ise Turgut Uyar şiirleri bu kavramlar ekseninde incelenmekte ve söylemin Turgut Uyar şiirindeki işlevi irdelenmektedir. Turgut Uyar'ın yazın hayatındaki poetik atılımlarda söylem değişikliği ve estetik değişimin bir arada bulunduğu görülmektedir.

Söylem aktarımıSöylem analiziTürk edebiyatı+5
Gürkan Emre Melikoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Safiye Erol'un romanlarındaki kadınların Simone De Beauvoir'ın feminist teorisine göre incelenmesi

Erken Cumhuriyet dönemi yazarlarından Safiye Erol; romanlarında aşk, evlilik, annelik gibi pek çok konuda kadının mücadele ettiği çatışmaları ortaya koyarak eserleriyle kadının özgürleşme sürecinin sancılarını yansıtmıştır. Bu çalışma; kadınların iç dünyalarında, bireysel ve toplumsal ilişkilerinde kadın olarak var olurken yaşadıklarını tespit edebilmeye imkân veren Safiye Erol'un romanlarındaki karakterleri, feminizmin İkinci Dalga olarak adlandırılan döneminin referans ismi olan Simone de Beauvoir'ın varoluşçu feminist teorisine göre ele alıp incelemektedir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, tezin Giriş kısmında Safiye Erol'un hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri üzerine getirilen yorumlardan kısaca bahsedilerek Simone de Beauvoir'la bir araya getirme gerekçeleri vurgulanmıştır. Birinci bölümde feminist teorinin ortaya çıkışı ve gelişim süreci tarihsel olarak özetlenmiştir. İkinci bölüm Simone de Beauvoir ve onun hâlâ feminist teorinin en çok referans gösterilen kitaplarından olan biri olan İkinci Cins adlı eserinden yola çıkarak teorisinin ana çerçevesi verilmiş; sınıflandırdığı kadın tiplerinin özellikleri üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise yayım tarihine göre sırasıyla Kadıköyü'nün Romanı, Ülker Fırtınası, Ciğerdelen ve Dineyri Papazı romanlarındaki ana kadın karakterler; çizilen teorik çerçevede toplumsal çevre ve ikili ilişkiler özelinde incelenmiş ve ikinci cins/öteki olma kavramları yardımıyla değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Safiye Erol'un romanlarındaki kadınlara Simone de Beauvoir'ın feminist bakış açısından yaklaşarak yazarın farklı bir yönünü ortaya çıkarmayı ve feminist teorinin Türk romanı üzerindeki çalışmalarına ve kadın bir yazar olarak Safiye Erol'un akademideki görünürlüğüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Beauvoir, Simone deErol, SafiyeFeminist kuram+5
Pınar Dönmez
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk şiirinde taşra: 1859-1959

Türk Şiirinde Taşra: 1859-1959?, Türk şiiri tarihinde taşra olgusunun geçirdiği dönüşüme odaklanan bir çalışmadır. Bu çalışmada, edebî merkezin dışında kalan bölgeler olarak tarif edilen taşranın şiirde nasıl işlendiği üzerinde durulmaktadır. Doğası ve üzerinde yaşayan insanlarıyla taşra anlatımında ortaya çıkan özellikler, tezin ilgi alanını oluşturmuştur. Taşrayı anlatan şiirlerde kullanılan dil, anlatıcının bakış açısı ve yeğlenen imajların çözümlendiği bu çalışmada, taşra anlatımında ortaya çıkan özelliklerin dönüşümü açıklanmaktadır.Bu çalışmada taşranın nesnel gerçekliğinin şiire yeterince yansımadığı belirlemesi yapılmaktadır. Taşrayı işleyen şiirlerde taşra, büyük ölçüde belirli bir düşünceyi anlatmanın vesilesidir. Bu şiirlerde merkezin seçkinci ve standart dili değil, taşra dili ve sanatına öykünen bir dil kullanılır. Bu şiirlerdeki anlatıcılar, karşılaştıkları farklı formları ancak merkezin yaydığı estetik ideolojinin form bilgisine çevirerek tanımlayabilmişlerdir. Bu yüzden bu şiirlerde görsel imajlar ve benzetmeler baskındır.Divan şiiri döneminde anlatılan taşra bütün Osmanlı coğrafyası değil, merkezî eyaletlerdir. Cumhuriyet döneminde ise taşra uzun süre denize uzak bölgeler olarak anlaşılmıştır. Taşra anlatımında çok sayıda ortak özellik bulunmasına karşın üç ayrı bölgenin üç ayrı şekilde işlendiği gözlemlenmektedir: Yakın taşra (Edirne, Bursa, Ege havzası), uzak taşra (Eskişehir-Afyon hattı, İç Anadolu, Batı ile Orta Karadeniz ile Batı ile Orta Akdeniz'in iç bölgeleri) ve derin taşra (Sivas, Doğu Akdeniz'in iç bölgeleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdeniz bölgeleri).Yakın taşrada uhreviyet, erotizm, bereket, mutluluk, yaşama sevinci ve gündelik sıkıntılar öne çıkar. Uzak taşrada yoksulluk, taşralıyla özdeşleşme, göç, tarımda makinalaşma, halkçı simgeler işlenir. Derin taşrada ise isyan, milliyetçilik, geri kalmışlık, aydınlanma arzusu, yiğitlik ve epik söylem dikkati çeker.Anahtar sözcükler: Şiir, Türk Şiiri, Taşra, Tanzimat Şiiri, Cumhuriyet Dönemi Şiiri

Mehmet Selim Ergül
Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Rasim Özdenören'in hikayelerinde gelenek-modernizm çatışması

Bu yüksek lisans tezi Rasim Özdenören'in hayatını, sanatını ve tüm hikâye kitaplarındaki gelenek modernizm çatışmasını kapsayan bir çalışmadır. Kendisi hakkında bugüne kadar yapılan çalışmalarda hikâyelerindeki bu tematik bakış açısı değerlendirilmemiştir. Çalışmamızda sadece Özdenören'in hikâyelerinden değil, denemelerinden, hakkında yazılmış kitaplardan ve farklı alanlara ait eserlerden de yararlanılmıştır. İlk hikâyesini 1957'de yayımlayan Rasim Özdenören, 2009'a kadar on hikâye kitabı yayımlar. Yaklaşık yarım asırdır hikâye yazmaya devam eden yazar 1970 sonrası Türk hikâyeciliğinin önemli isimlerindendir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gelenek-modernizm kavramlarının genel değerlendirilmesi; ikinci bölümde Rasim Özdenören'in hayatı, sanatı ve eserleri; üçüncü bölümde yazarın hikâyelerindeki gelenek modernizm çatışması yer alır. Türk edebiyat ve sanatının son elli yılında öykü ve denemeleriyle mühim bir yeri olan Rasim Özdenören üzerine hazırlanan bu çalışmanın daha sonraki çalışmalara bir kaynak olmasını ümit ediyorum. Anahtar Kelimeler:Türk Edebiyatı, Türk Hikâyesi, Rasim Özdenören, Gelenek Modernizm Çatışması

GeleneklerHikayeModernizm+2
Eyyüp Güneş
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

27 Mayıs darbesi'nin Türk romanına yansıması

Çalkantılı dönemlerden geçen Türkiye'de, birden çok askerî darbe ve darbe girişimi yaşanmıştır. 27 Mayıs 1960 Darbesi, Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılmış ilk askerî darbedir. Bu darbenin süreci, nedenleri ve sonuçları toplumsal krizlere ve çatışmalara neden olurken romancılara da önemli malzemeler sunmuştur. Türk romancısı yeni konulara açılmış ve bu mesele hakkında yorum yapabilecek konuma gelmiştir. Bazı romancılar 27 Mayıs'ı bir devrim niteliğinde kurgularken, bazıları da meseleye darbe gözüyle bakmış ve öylece kurgulamıştır. Roman, bir edebî tür olmakla beraber zengin sosyolojik bulgu sunan ve aynı zamanda yazarların düşünce dünyasını anlamak için kapı aralayan önemli bir veridir. Bu çalışmada, 27 Mayıs 1960'tan günümüze kadar yayınlanmış romanlarda 27 Mayıs sürecinin ve 27 Mayıs'ın nasıl ve hangi bakış açısıyla işlendiği, yazarların daha çok hangi konular üzerinde yoğunlaştığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak söz konusu dönemin Türk romanına yansıması dönemin önemli olayları başlıklandırılıp romanların yayına çıkış tarihine ve siyasi ideolojik bakış açısına göre sıralanarak ilgili başlık altında değerlendirilmiştir. Böylelikle konuya bakış açısının nasıl verildiği ve tarihî seyri içerisinde, roman dünyasında zihinsel dönüşümün hangi yönde değiştiği görülmüştür.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleDemokrat Parti+4
Ferhat Çetinkaya
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Muallim Naci'nin şiirleri üzerine bir inceleme

Muallim Naci, Tanzimat edebiyatının önde gelen sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Kısa ömrüne birçok eser sığdıran Naci, giriştiği kalem kavgalarıyla dikkatleri üzerine çeker. Tartışmalı kimliği onu sadece Tanzimat devrinde değil, sonraki dönemlerde de gündemde tutar. Spekülasyonlara açık bir isim olan Naci'den konuyu açanlar, tarafgir yaklaşımlarla birbirine zıt iki anlayışı yüksek sesle dillendirir. Kimileri ona acımasızca saldırırken kimileri de onu göklere çıkarmak ister. Bu tarz yaklaşımlardan dolayı Naci'nin gerek şiirleri gerekse şairliği derli toplu bir şekilde ortaya konulamamaktadır. Bu çalışmada amaç Naci'nin şiirleri hakkında tutarlı bir inceleme yapmaktır. Çalışmada ilkin Naci'nin yaşamının çeşitli aşamaları ile duyuş tarzı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bölümün temel amacı Naci'nin mizacı ile sanatı arasındaki bağlantıları tespit etmektir. İkinci bölüm ise Naci'nin şiirlerinin incelendiği iki kısımdan meydana gelmiştir. İlkin Naci'nin şiirlerinde öne çıkan temaların incelemesi yapılmıştır. Son kısımda ise Naci'nin şiirleri dil ve üslup bakımından ele alınmıştır. Böylelikle Muallim Naci'nin sanat anlayışının nasıl oluştuğu ve şiirlerindeki dönüşümün hangi yönde geliştiği tespit edilmeye çalışılmıştır.

BiyografiDil özellikleriMuallim Naci+7
Ahmet Yıldırım
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Garip şiirinde gerçekliğin temsili

Garip şiiri (I. Yeni), Türk şiirinin önemli dönüm noktalarından birini oluşturmaktadır. Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'ın temsilciliğini yaptığı Garip hareketi, şiire getirdikleri yeniliklerle Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Türk şiiri Garip akımı ile yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleşmiş, sokaktaki insanın duyarlılığına açılmıştır. Çalışmanın Giriş kısmında gerçeklik, edebiyat ve gerçeklik ilişkisi, Türk edebiyatında gerçeklik konuları incelenmiştir. Birinci bölümde 'Garip' akımı ve sanatçıları merkeze alınmıştır. İkinci bölümde ise 'Garip' şiirinde gerçekliğin temsili incelenerek şiirlerdeki kelime ve imge dünyası analiz edilmiştir. 'Garip Şiiri'nde Gerçeklik Unsuru Olarak İnsan', bölümünde insan merkeze alınarak Garip şiiri; insan ve gerçeklik boyutuyla değerlendirilmiştir. Ortaya çıkan verilerle bu bölüm üç alt başlıkta tasnif edilmiştir: Dokuz alt başlığı bulunan 'Birey Olarak İnsan', yedi alt başlığı bulunan 'Toplum ve İnsan', üç alt başlığı bulunan 'Bilinçaltı ve İnsan'. 'Garip Şiirinde İnsan Dışında Kalan Gerçeklik Unsurları' adlı bölümde 'insan' dışında kalan kavram ve unsurlar incelenerek dört alt başlıkta (Nesne Unsurları, Mekân Unsurları, Zaman Unsurları, Diğer Unsurlar) elli beş sözcük tüm Garip şiirleri taranarak incelenmiştir. Bu çalışmada özetle 'Garip' şiirinin gerçeklikle ilişkisi bağlamında insan, toplum, nesne algısı, kelime kadrosu hakkında şiirler taranarak çıkan sonuçlar analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, şiir, Garip, gerçeklik

GaripGarip hareketleriGerçeklik+2
Eyyüp Güneş
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ledün-nâme [inceleme- metin(57b-114a varaklar arası)- dizin- tıpkıbasım]

Çalışmanın konusu, 1506 yılında Murâdî tarafından kaleme alınmış olan Ledün-nâme (57b-114a beyitleri arası) adlı el yazması eserdir. Ledün-nâme; dil özellikleri, kelime hazinesi ve değerli bilgiler içermesi sebebiyle inceleme altına alınmıştır. Üzerinde daha önce çalışılmamış olan bu metin ile Türkçenin 16. yüzyıldaki gelişimine biraz da olsa ışık tutmak amaçlanmıştır. "Ledün-nāme 57b-114a varakları arası (İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım)" adlı tez çalışması, Türkoloji araştırmalarına katkı sağlaması amacıyla, metnin ses ve şekil özelliklerinin belirlenerek dönemin o anki durumunu ortaya çıkarmak için hazırlanmıştır. Eserin özelliklerini ortaya koyabilmek için yapılan bu çalışma giriş, inceleme, metin ve dizin kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde ledün ilmine ve esere dair bilgiler verilmiş, İncelemede eserin yazım, ses ve şekil bilgisi özelliklerinden bahsedilmiş, Metin bölümünde Millî Kütüphanede 06 Hk 196 arşiv numarasıyla kayıtlı olan ve "müellif nüshası" olarak tabir edilen nüsha ile Berlin Eyalet Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda bulunan Or. Oct. 2256 arşiv numarasıyla kayıtlı, telif tarihi 1274 (1857) olan ve Muhammed Mecdî tarafından kopya edilen nüshanın karşılaştırması yapılmıştır. Eserin kelime hazinesinin ortaya çıkarılabilmesi için dizin bölümü eklenmiştir. Tezin hazırlığı süresince faydalanılan kaynaklar Kaynakça bölümünde yer almaktadır. Sonuç bölümüne yer verildikten sonra Tıpkıbasım bölümünde yazmanın tıpkıbasımı eklenerek çalışma sonlandırılmıştır..

BiçimbilimDil özellikleriEski Anadolu Türkçesi+5
Gizem Şahin
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Musavver Muhit mecmuası incelemesi fihrist ve metin

II. Mahmud, dünyanın gidişatını hiç görmeyen din alimlerinin belirgin etkisi altında kalıp ıslahatlara karşı bir sed oluşturan Yeniçeri Ocağı'nı 1826'da lağvettikten sonra yenilik hareketleri ivme kazandı ve bu hamlenin bir cüz'ü olarak 1831 'de devlet eliyle Takvim-i Vekayi' adlı ilk Türkçe gazetemiz yayınlandı. Devlet eliyle başlatılan bu yenilik girişimleri 3 Kasım 1839 tarihli fermanla hızlanırken, yeni padişah Abdülmecid, ilk özel gazete için İngiliz Herald Tribune gazetesinin İstanbul muhabiri Churchill'e imtiyaz ve mali destek verdi. Matbu'atımızm, ülkemizi yabancı gözüyle görüşünün temelleri de bu suretle atılmış oldu. İlk özel gazetelerimiz olan Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar da, Batıya yakın düşüncedeki aydınlarımızca çıkarıldılar. Bunu, Yeni Osmanlılar'ın sert neşriyatı takip etti. 1867'de devletin matbuata sınırlamalar getirmesi üzerine basınımızın bir kısmı, Paris, Londra, Cenevre gibi dış merkezlere taşındı ve genellikle Fazıl Mustafa Paşa tarafından desteklendi. I. Meşrutiyet'in ilanına kadar bu sert muhalefet sürdü. İlk Meşrutiyet'in kısa bir aradan sonra yerini II. Abdülhamid'in otoriter rejimine terk etmesiyle, iç basın, hemen tamamıyla sindirildi. Fakat bu baskılar muhalefetin yurt dışında mevzilenmesine sebep oldu, ayrıca ülke içinde son derece geniş bir muhalif aydın grubu oluştu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra rahat bir nefes alan matbuatımız, yüzlerce dergi ve gazeteyle, yeni dönemin çizgisini belirlemekte etkin rol oynamakta yarıştı. Musavver Muhit, II. Meşrutiyet'in akabinde neşredilen bu yüzlerce derginin en tesirlilerinden biri oldu. Bu incelemede, Musavver Muhit'in bütün sayılarının muhtelif fihristleri yapılarak, 1908'li yıllan, ulusal günlükler sayılabilecek matbuattan öğrenmek isteyecek edebiyat, tarih, sosyoloji, siyaset vd. sahaların araştırmacılarına zemin oluşturulması hedeflendi, metin kısmında, dergideki edebiyatla ilgili yazılar ağırlıklı olmak üzere, her konudaki yazıdan örneklere yer verildi

Meşrutiyet IIMusavver Muhit dergisi
Nevzat Canan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel adaptasyon ekseninde Osmanlı polisiye romanlarında halk anlatısı izleri

Türk topluluklarının, Orta Asya'dan başlayıp Anadolu'ya, Balkanlara ve Orta Avrupa'ya kadar uzanan binlerce yıllık tarihi serüveni, zengin bir kültürel form barındırmaktadır. Bu uzun süreçte karşılaşılan ve temasa geçilen birçok medeniyet ve kültürle etkileşim içinde olunmuş, yakınlık kurulmuştur. Türk tarihinin başlangıcından günümüze Türk toplulukları, step kültürü, İslam kültürü ve modern batı kültürü ile münasebet içinde olmuştur. Temasa geçtiği yeni kültürlerden benimsediği değerleri öz kültür değerleri üzerine yapılandırarak gelişimini sağlayan Türk toplulukları, renkli, güçlü, dinamik ve bütünleşmiş bir kültürel form oluşturmuşlardır. Sahip oldukları kültürel yapı ile değişen ve gelişen dünyaya kolaylıkla intibak edebilen Türkler, değişmeden yenilenerek varlığını sürdürebilmiştir. Uzlaşı, uyum ve uyarlama gibi kültürel adaptasyonun bünyesindeki kavramları, kültürünün bir parçası haline getiren Türk topluluklarının, etkileşime geçtikleri son kültür, modern hayatın kodlarıyla örülü batı kültürü olmuştur. Siyasi ve idari bir takım aksaklıkların ardından siyasi otoritenin tercihiyle temasa geçilen modern batı kültürünün halkta zemin bulması elzem görülmüştür. Geniş halk kitlelerine ulaşmada da edebiyat, en kullanışlı unsur olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Türk edebiyatına düşüncenin hakim olduğu batı temelli türler katılmıştır. Bu türlerden biri olan roman türünde ve romanın alt türlerinde kısa zamanda telif eserler verilmeye başlanmıştır. Bu alt türlerden biri olan polisiye romanlar, yapısı gereği bünyesinde modern hayatın birçok unsurunu barındırmaktadır. Osmanlı'da polisiye romanın teşekkülü, yeni kültürel değerleri halka tanıtma kapsamında öz kültür değerleriyle örülü halk anlatıları temelinde kültürel adaptasyon ekseninde gerçekleşmiştir.

Murat Yilmaz
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1923-1950 yılları arasında Türk tiyatrosunda din teması

Tiyatro, insanlığın başlangıcıyla birlikte oluşum sürecine girmiş ve insanlıkla birlikte gelişimini sürdürerek kendi kitlesini oluşturan bir sanat türü haline gelmiştir. Sahnede canlı olarak sergilenmesi tiyatroyu canlı bir sanat türü olarak daha gerçekçi ve etkileyici kılmaktadır. Tiyatronun tarihine bakıldığı zaman milletler içerisinde farklı şekillerde karşılandığı görülmektedir. Türk tiyatro tarihine bakıldığında, tiyatronun çeşitli evrelerden geçtiğini söylemek mümkündür. Batılı anlamda Türk tiyatrosuna baktığımızda başlangıç sürecinden itibaren toplumun değişim ve dönüşümünde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Özellikle Cumhuriyet sürecinde yeni rejimin yerleşmesi ve daha sağlam temellere oturması için sanatın diğer türleri gibi tiyatroda bir görev üstlenmiştir. İşte bu çalışmamızda yeni rejimin gereği olarak da farklılaşan din temasının 1923-1950 yılları arasında yazılan tiyatro eserlerindeki izi sürülmüştür. Çalışmamızın birinci bölümünde tiyatro ve din başlığı altında din kavramı, Orta Asya, Anadolu, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile birlikte 1923-1950 yılları arasındaki süreçlerde tiyatro ve din ilişkisi incelenmiştir. Ardından ikinci bölümde ele aldığımız sürece zemin hazırlamak için Tanzimat ve II. Meşrutiyet Dönemi'nde Türk Tiyatrosu incelenmiş, bu dönemde tiyatronun gelişimine katkı sağlayan isimler ve eserlerine yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde Cumhuriyet Dönemi'nde Türk Tiyatrosunun Gelişimi başlığı altında tezimizin ana konusu açıklanmıştır. Çalışmamızın son kısmında tiyatronun gündelik hayat ve insandan beslenen bir tür olması, insanlığın bir ihtiyacı olarak ortaya çıkması ve varlığını devam ettirmesi sebebiyle ele aldığımız yıllar arasında Tiyatro Eserlerindeki Gündelik Hayatla İlgili Din Teması başlığına yer verilmiştir. Eserler, ele aldıkları konu ve yazıldıkları dönem bakımından değerlendirilmiştir.

Cumhuriyet DönemiDinTiyatro+2
Derya Akdemir
Kirklareli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şükûfe Nihal'in romanları ve romancılığı

Şükûfe Nihal'in romanları ve romancılığının ele alındığı bu çalışmada, yazarın altı romanı yapı ve tema bakımından incelenmiştir. Bugüne kadar romanları üzerine nitelikli bir çalışma yapılmamış olan yazarın, roman anlayışı ortaya koyulmuştur. Çalışmada Şükûfe Nihal'in hayatı ve sanatına da değinilmiştir. Arşivlerden yazarın hayatı ile ilgili yeni bilgiler elde edilmiştir. Şükûfe Nihal'in romanlarında toplumsal alanda yaşanan değişimin farklı boyutlarına dikkat çekilmiştir. Kadın, evlilik, aşk, Batılılaşma, hürriyet, din ve Milli Mücadele gibi konular işlenmiştir. Kadın konusu üzerinde özellikle durulmuştur. Romanlarda otobiyografik izler olduğunu söylemek de mümkündür.

KadınlarNihal, ŞukufeRoman+1
Salih Dizdar
Recep Tayyip Erdogan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmet Oktay'ın hayatı ve edebi eserleri üzerine bir inceleme

Ahmet Oktay, 1950 sonrası Türk Edebiyatı'nın önde gelen eleştirmenlerinden biridir. Şiir ve roman gibi edebî türlerde ve "toplumcu gerçekçilik", popüler kültür, basın konularında eleştiriler yazar. Oktay'ın eleştirileri, Marksist estetikten etkilenir. Fakat o, dönemindeki diğer Marksist eleştirmenler gibi katı bir tutum içinde değildir. Bilhassa 1980 sonrasında yazdığı eleştirileri Frankfurt Okulu düşünürlerinin görüşlerinden etkiler taşır. Oktay'ın eleştirileri, Türk Edebiyatı'nın Tanzimat'tan sonra geçirdiği süreçleri, Marksizm perspektifinden yorumlaması bakımından önemlidir. Popüler kültür ve basın konusundaki eleştirel yaklaşımlarındaysa o, bu konuları ele alan ilk isim olma niteliğine sahiptir.

BiyografiEdebiyatOktay, Ahmet+4
Celal Fedai
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İbret Gazetesinde yayımlanan sanat ve edebiyat konulu yazıların sistematik tahlili

Türkiye’de, 19. yüzyılın ikinci yarısında gazete ve gazetecilik çağdaş anlamda ortaya çıkmıştır. Namık Kemal ve arkadaşlarının 1872-1873 yılları arasında yayımladıkları İbret, muhalif kimliğiyle ön plana çıkmış bir gazetedir. 132 sayı olarak yayımlanan İbret gazetesi, fikir yazılarıyla hürriyet mücadelesinin öncüsü olmuş ve toplum tarafından yeni fikirlerin benimsenmesinde önemli bir rol almıştır. Halkı gazete vasıtasıyla eğitmeyi temel amaç edinmiş olan İbret’te, bu amaç doğrultusunda pek çok makale, hikâye, tiyatro, fıkra, tenkit vb. yazılar yayımlanmıştır. Böylelikle İbret gazetesi, kendi döneminin kamuoyunun sözcüsü olmayı başarmıştır. İbret gazetesinin yayımlandığı dönemde ön plana çıkmasının başka bir sebebi, Namık Kemal’in gazetede yazdığı eleştiri yazılarıdır. Bu çalışmada, İbret gazetesinin sistematik dizinine yer verilmiş ve gazetede yayımlanan sanat/edebiyata ilişkin yazılar tahlil edilmiştir.

Namık Kemalİbret Gazetesiİbret Journal
Mahmut Balbay
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Abdulvahap Akbaş'ın hayatı, sanatı ve eserleri

Abdulvahap Akbaş, ilk şiirini yayımladığı 1978 yılından itibaren ömrünün sonuna kadar başta şiir olmak üzere hikâye, deneme, inceleme, araştırma, roman, çocuk edebiyatı eserleri, gezi yazıları ve dergi çalışmalarıyla milli ve manevi değerleri evrensel çizgilerle muhafaza etmeye çalışmış çok yönlü bir sanatçıdır. İnanç ve toplumsal değerleri fikren ve fiilen savunurken eserlerinde tutarlı olmaya gayret göstermiştir. "İslami Hassasiyeti Olan Edebiyat" hareketi içerisinde yer bulan sanatçı bu kültüre uygun olarak ortaya koyduğu çalışmalarıyla toplumun dini ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmıştır. Toplumun ve çocukların önder kişilikleri örnek alması ve toplumsal değerlerlerle barışık yetişmesi için emek sarf etmiştir. İçinde yetiştiği toplumsal koşulları doğru yorumlamış; yetiştiği kültürün izlerini, evrensel değerlerle eserlerine aktarmış, bu yönüyle Doğu ve Batı kültürünü İslami değerler sistemi içinde sunmaya çalışmıştır. Abdulvahap Akbaş, eserlerinde inanç kavramını yoğun bir şekilde işlemiş, kültürel zenginliği yansıtmak için de Türkçenin zenginliğinden faydalanmıştır. Abdulvahap Akbaş’ın hayatı hakkında ailesiyle görüşülmüş eserlerle hayatı arasındaki bağlar incelenmiştir. Roman ve hikâyeleri incelenmiş yazarın fikir hayatı ve edebi yönü irdelenmiştir. İslami düşünce ve duyguları eserlerinden yola çıkılarak aktarılmaya çalışılmış, taşra ve medeniyet algılarının şiirlerine yansımaları değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasında Abdulvahap Akbaş'ın eserleri incelenmiş ve edebi kişiliği değerlendirilmiştir.

Abdulvahap AkbaşÇocuk EdebiyatıŞiir
Abdulgani Bağış
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nurullah Genç’in şiir dünyası

Nurullah Genç, Türk edebiyatında 1980’li yıllardan sonra şiirleriyle tanınmaya başlanmıştır. Şair, ilk şiirlerini gençlik yıllarında yazmaya başlamıştır. Onun ilk şiirleri çeşitli dergilerde yayınlanmıştır. Nurullah Genç, din, gelenek ve milli duyarlılık temelinde yazdığı şiirlerinin yanında, üç roman ve akademik eserler de vermiştir. Şair ayrıca profesyonel fotoğrafçılıkla da ilgilenmektedir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türk şiirinde önemli bir yere sahip olan Nurullah Genç’in şiir dünyasını tanımlamaya çalışacağız. Bu çalışma esas olarak dört bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Nurullah Genç’in hayatı, ailesi ve edebi kişiliğini incelenmiştir. İkinci bölümde Nurullah Genç’in şiirlerinde izlekleştirilen konular, duygu, imge ve anlam çeşitli başlıklarla çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Genç’in şiir dili ve üslubu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise Nurullah Genç’in şiirleri ahenk ve şekil bakımından incelenmiştir.

Şiir
Emin Oğul
Batman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00