Bayburt University
Institute

Institute of Graduate Studies

Bayburt University

624

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ermeni tehcirinin Anadolu'ya etkileri: Göç teorileri bağlamında bir değerlendirme

Bu çalışmada 1915 yılında Osmanlı Devleti tarafından alınan Tehcir kararının tarihsel arka planı, uygulanma süreci ve Anadolu'ya olan etkileri göç teorileri bağlamında incelenmektedir. Ermeni meselesi, Osmanlı'nın son yüzyılında ortaya çıkmış siyasi ve jeopolitik yönleri olan bir sorundur. Birinci Dünya Savaşı'nın kritik döneminde, Ermeni komiteleri Rus ordularıyla iş birliği yaparak sabotaj ve isyan faaliyetlerini yoğunlaştırmış, Osmanlı Devleti de cephe gerisi güvenliğini sağlamak amacıyla Tehcir kararı almıştır. "Vakt-i Seferde İcraat-ı Hükümete Karşı Gelenler İçin Kanun-ı Muvakkat" ile yasal çerçevesi oluşturulan bu uygulama, doğrudan Ermenileri hedef almamış, savaş şartlarında ihanet ve casusluk yapan herkesi kapsamıştır. Osmanlı yönetimi, sevkiyat sırasında göçmenlerin güvenliğini sağlamak için talimatnameler yayımlamış ve yapılan suistimalleri Divan-ı Harplerde yargılamıştır. Tehcirin Anadolu'ya etkileri çok yönlü olup bölgesel güvenlik riskine göre farklı uygulamalar da olmuştur. Tehcir sonrası demografik yapı önemli ölçüde değişmiş, Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde boşalan yerleşim alanları muhacir iskânıyla doldurulmuştur. Yine tehcir sonrası Lozan Antlaşması ile Anadolu'da kalan Ermeni nüfusu azınlık statüsü kazanmış, 1939'da Hatay'ın Türkiye'ye katılması gibi dönemlerde önemli göç hareketleri yaşanmıştır. Göç teorileri temelinde yapılan bu araştırmada tehcirle sonuçlanan Ermeni meselesinde; devlet merkezli klasik diplomasi anlayışının ötesine geçilerek, şeffaflık ve bilimsel bilgi temelinde kültürel ve insani etkileşimle, ekonomik iş birliği ve çok katmanlı kamu diplomasisi araçlarını içeren uzun vadeli, proaktif ve yapıcı bir stratejinin benimsenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Gelecekte bu konuda çalışacak araştırmacıların, bu olayın Türk ve Ermeni halkı üzerindeki algısal, sosyo-psikolojik ve politik etkilerini disiplinlerarası yöntemlerle ölçmelerinin; her iki toplumda yanlış algılamaları azaltıp karşılıklı etkileşim alanlarını güçlendirerek kültürel, ekonomik ve iletişim temelli yaklaşımların gelişmesini sağlamaya katkısı olacağı düşünülmektedir.

Ermeni tehciriZorunlu göç
Melih Dursun Tosun
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2026
60
Master'sOpen AccessTR

Düzenli spor yapan ve yapmayan Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin spor amaçlı mobil uygulama kullanım isteklilikleri ve sadakatlerinin incelenmesi

Dijitalleşmenin hızla ilerlemesiyle birlikte mobil uygulamalar, spor ve fiziksel aktivite davranışlarının desteklenmesinde önemli bir araç hâline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, düzenli spor yapan ve yapmayan Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin spor amaçlı mobil uygulama kullanım isteklilikleri ve sadakat düzeylerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma, gönüllü katılım esasına dayalı olarak ulaşılan 480 üniversite öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Mobil Uygulama Kullanma İstekliliği Ölçeği (MUKİÖ) ve Mobil Uygulama Kullanma Sadakati Ölçeği (MUKSÖ) kullanılmış; elde edilen veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, kadın öğrencilerin kullanım istekliliğinin erkeklere göre daha yüksek olduğunu; buna karşın erkek öğrencilerin sadakat düzeylerinin daha güçlü olduğunu göstermiştir. Ayrıca düzenli spor yapmayan öğrencilerin uygulamalara yönelik hem kullanım istekliliği hem de sadakat düzeylerinin düzenli spor yapanlara kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Spor türü değişkenine göre bireysel spor yapan öğrencilerin takım sporcularından anlamlı düzeyde daha yüksek kullanım istekliliği ve sadakat düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Öğrenim görülen bölüm açısından Spor Yöneticiliği öğrencilerinin kullanım istekliliği puanlarının daha yüksek olduğu; uygulama sadakati açısından ise Antrenörlük ve Spor Yöneticiliği öğrencilerinin daha yüksek düzeyde bağlılık sergiledikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak spor amaçlı mobil uygulamaların, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri açısından fiziksel aktivite süreçlerini destekleyebilecek, performans takibini kolaylaştırabilecek ve dijital spor alışkanlıklarının anlaşılmasına katkı sağlayabilecek araçlar olduğu söylenebilir. Elde edilen bulguların, üniversite gençliğinde teknolojiyi spora uyarlamaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Sedanur Eğriçayır
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2026
20
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekâ destekli okuma stratejileri öğretiminin ortaokul öğrencilerinin strateji kullanma düzeyi ve okuduğunu anlama başarısına etkisi

Bu tezin amacı, yapay zekâ destekli okuma stratejileri öğretiminin ortaokul öğrencilerinin strateji kullanma düzeyi ve okuduğunu anlama başarısına etkisini incelemektir. Bu çalışma, WhatsApp platformu üzerinden erişilen Copilot yapay zekâ asistanının okuma stratejileri öğretim sürecindeki etkililiğini araştırmayı amaç edinmiştir. Araştırma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Bayburt il merkezinde bulunan Şehit Recep Eşiyok Ortaokulunda öğrenim gören 7. sınıf öğrencileri üzerinde uygulanmıştır. Çalışma grubunu, 7/A ve 7/B sınıflarında öğrenim gören toplam 60 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada, 60 öğrenciden oluşan (30 deney, 30 kontrol) grubu belirlenmiş ve ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Kırmızı (2008) tarafından geliştirilen Okuduğunu Anlama Stratejileri Ölçeği (OASÖ) ile Taşkın ve Sallabaş (2022) tarafından geliştirilen Okuma Başarı Testi (OBT) aracılığıyla toplanmıştır. Çalışma kapsamında, kontrol ve deney grubu öğrencilerinin ön test ile son testten alınan puanların karşılaştırılmasında ilişkili bağımlı örneklemler t-testine başvurulmuştur. Gruplar arası anlamlılık düzeyini belirlemek amacıyla ise ilişkisiz bağımsız örneklemler t-testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson korelasyon analizine başvurulmuştur. Ön-son test uygulamalarından ulaşılan bulgular, ilk önce Microsoft Excel dosyasına işlenmiştir ardından istatistiksel hesaplamalar için SPSS 26.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen analizlere göre, bu çalışmanın koşulları altında yapay zekâ destekli okuma stratejileri öğretiminin olumlu yönde etkiler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, deney grubunun strateji kullanımına ilişkin son test puan ortalamalarının (M = 3,6000), kontrol grubuna (M = 3,3987) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p = 0,001). Benzer şekilde, okuduğunu anlama başarı düzeylerinde de deney grubunun (M = 21,3000) kontrol grubuna (M = 18,9667) göre anlamlı düzeyde daha yüksek bir başarı sergilediği tespit edilmiştir (p = 0,002). Bu bulgular, yapay zekâ destekli okuma stratejileri öğretiminin öğrencilerin okuduğunu anlama performansını artırma noktasında olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Duygu Atılgan
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2026
10
Master'sOpen AccessTR

Matematik eğitiminde ölçme konusuna yönelik çalışmaların incelenmesi: Uzunluk ölçüleri örneği

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim matematik eğitimi müfredatında ölçme öğrenme alanının alt öğrenme alanı olan uzunluk ölçülerinin öğretimi ile ilgili önceden gerçekleştirilen çalışmaları araştırma sentezi yöntemiyle incelemektir. Ölçme kavramı ve uzunluk ölçüleri, matematik eğitimi ile günlük yaşantılarda bilerek ya da bilmeyerek sık kullanılmaktadır. Ölçmeyi kişinin yaşantısının bir parçası olarak düşünmek mümkündür. İnsanların çevresinde olan varlık, eşya, nesneleri tanıma ve bunlar arasındaki farklılıkları anlama merakı olduğu bilinmektedir. İnsanlardaki bu içsel dürtü sayesinde ölçme ihtiyacı daha da önemli konuma getirdiği söylenebilir (Albayrak, 2010). Ölçme öğrenme alanı kapsamında uzunluk ölçme kavramının erken yaşlardan itibaren kazandırılmasının, çocukların zihinsel gelişimini destekleyebileceği düşünülmektedir; bu süreçte yapılan karşılaştırma, sıralama ve somut deneyimlerin, mantıksal düşünme, problem çözme ve dil becerilerine katkı sağlayabileceği ifade edilmektedir. Çalışmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan araştırma sentezi tekniğiyle yapılmıştır. Çalışmada kullanılan makaleler, akademik literatür taraması kapsamında Web of Science ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında yer alan bilimsel çalışmalar ve tezlerden elde edilmiştir. İncelenen çalışmalar için, araştırmanın yapıldığı yıl, araştırmada uygulanan yöntemler, araştırmanın örnekleme grupları ve hedefler başlıkları dikkate alınmıştır. Verilerin analizi için tematik içerik analizi metodu kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, ölçme öğrenme alanındaki konuların bazı matematik konularına kıyasla daha soyut olabildiği; ancak bu konuların araç-gereçlerle somutlaştırılması ve günlük yaşamla ilişkilendirilmesinin öğrenmeyi destekleyebileceği düşünülmektedir. Ayrıca uzunluk ölçümünde, günlük kullanım ile matematiksel tanımlar arasındaki farklılıkların öğrencilerin anlamasını zorlaştırabileceği ifade edilmektedir. Bu çalışmada incelenen araştırmaların yıllara göre dağılımı, uzunluk ölçme konusuna yönelik ilginin son yıllarda arttığını göstermektedir. Çalışmaların büyük çoğunluğu makale türünde olup, en fazla nitel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmalar farklı örneklem gruplarını kapsamakla birlikte en yoğun olarak ortaokul öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak en çok test ve görüşme teknikleri tercih edilmiştir. Tematik açıdan çalışmaların büyük bölümü öğrenme sürecine odaklanmakta; bunun yanı sıra öğrenci başarısı, kavram yanılgıları ve ölçme becerileri gibi konular da ele alınmaktadır. Genel olarak bulgular, uzunluk ölçmenin öğrencilerin bilişsel becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığını ve matematik öğretiminde temel bir alan olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan analizler, programda en yoğun kazanımın "uzunluk ölçme" aşamasında yer aldığını ortaya koymaktadır. İlköğretimin altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf düzeylerindeki kazanımların ise bütünüyle uzunluk ölçme alt öğrenme alanı kapsamında, somuttan soyuta doğru yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Bulgular, sınıf öğretmenlerinin öğrenci düzeyine uygun örnekler seçme konusunda özenli olduklarını; ancak çözüm süreçlerinde farklı gösterim türleriyle modelleme yapma becerilerinin sınırlı kaldığını göstermektedir. Ayrıca, öğretmenlerin kavrayış düzeyine uygun etkinlikler tasarlama çabalarına rağmen, işlem süreçleri ile kavramsal anlayış arasında yeterli düzeyde ilişki kurmakta güçlük yaşadıkları anlaşılmaktadır. Buna karşın, mesleki gelişim sürecinin, öğretmenlerin uzunluk ölçme alt öğrenme alanına ilişkin alan bilgilerini olumlu yönde geliştirdiği belirlenmiştir. Bu durum, mesleki gelişim etkinliklerinin öğretmenlerin hem alan bilgisi hem de pedagojik alan bilgisi üzerindeki belirleyici rolünü açıkça ortaya koymaktadır.

Matematik eğitimiUzunlukÖlçme öğrenme alanı+1
Cem Çikot
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa'nın hikayeleri üzerine bir inceleme

Bu çalışma, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Peyami Safa'nın hikâyeciliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Türk edebiyatında daha çok romanlarıyla tanınan yazar, hikâye türünde de dikkate değer eserler vermiştir. Bu tezde, Peyami Safa'nın hikâyeleri; yapısal özellikleri, tematik unsurları, kişi kadrosu, zaman ve mekân kullanımı ile dil ve üslup açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada öncelikle Peyami Safa'nın hikâyeciliğine genel bir bakış sunulmuş, yazarın hikâyelerinde sıkça karşılaşılan anlatıcı türleri, olay örgüsü, mekân ve zaman kullanımı gibi yapısal unsurlar ele alınmıştır. Hikâyelerde işlenen temalar belirlenerek, bireyin iç dünyası, psikolojik çözümlemeler, toplumsal eleştiriler ve gelenek-modernleşme çatışması gibi konular analiz edilmiştir. Ayrıca, yazarın dil ve üslup özellikleri değerlendirilmiş, hikâyelerinin edebiyat tarihindeki yeri üzerinde durulmuştur. Elde edilen bulgular, Peyami Safa'nın hikâyelerinde bireyin iç dünyasını ve toplumsal yapıyı yansıtan güçlü bir anlatı kurduğunu göstermektedir. Yazarın eserlerinde kullandığı anlatım teknikleri, psikolojik çözümlemeleri ve toplumsal meselelere yaklaşımı, onun Türk edebiyatındaki önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Peyami Safa'nın hikâyeciliğini detaylı bir şekilde ele alarak, onun edebî kimliğinin anlaşılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir.

Anlatım teknikleriHikayePsikolojik analiz
Meryem Ertem
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed el-Medenî'nin Risâle fî Beyâni mâ Vaka'a min'el-Evhâmi fi Sıhâhi'l-Cevherî adlı eserinin edisyon kritiği

Çalışmamız Arap dilinin Osmanlı dönemi öğrenim ve öğretim tarihi içinde önemli bir yer tutan Osmanlı medreselerinde yetişmiş çok yönlü bir âlim olan Muhammed el-Medenî'nin Risale fî beyâni mâ vaka' min'el-evhâmi fî sıhâhi'l-Cevherî adlı eserinin tahkikli neşrini ortaya koymayı hedeflemektedir. Muhammed el-Medenî Osmanlı döneminde yaşamış, yazdığı eserlerden çok yönlü bir âlim olduğu anlaşılan ve o dönemde oldukça meşhur olmuş bir âlimdir. Bir süre Medine'de ikamet ettiği için bu nisbeyi almıştır. Lugat alanında yazılmış olan, Fîruzâbâdî'nin el-Kāmûsu'l-muhit adlı eserinde Cevherî'nin Tacu'l-luga adlı eserine yöneltmiş olduğu eleştirileri bir araya getiren, zaman zaman Fîruzâbâdî'nin Cevherî'ye yöneltmiş olduğu eleştirilerinde haklı ya da haksız olduğuna dair Muhammed el-Medenî'nin görüşlerini de ifade ettiği bu eser luğat alanında iki temel eser olan bu iki kitap üzerinde yapılan bir çalışma olması hasebi ile önemlidir. Çalışmamızın giriş bölümünde; luğat ilmi hakkında tarihi ve teknik bilgi verdikten sonra luğat alanında Arap âleminde Türkiye'de ve Batı Dünyasında yapılmış çalışmalara kısaca yer verilmiştir. Birinci bölümünde, Muhammedd el-Medenî, Fîruzâbâdî ve Cevherî'nin hayatı hakkında bilgi verildikten sonra Çalışmamıza konu olan Risale fî beyâni mâ vakaa min'el-evhâmi fî sıhâhi'l-Cevherî adlı eser tanıtılmış, eserin Müellif'e aidiyeti konusu, eserin mevcut nüshası tanıtılmış ve edisyon kritik çalışmamızda takip edilen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ikinci bölümde eserin tahkikli neşri yapılmıştır.

ArapçaCevheriEl-Firuzabadi+1
Uğur Kılıç
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ili yeşil ve sarı tüfleri ile üretilmiş kompoze çimentoların akışkanlaştırıcı kimyasal katkı uyumlarının araştırılması

Günümüzde sanayileşme ile birlikte atmosfere yayılan CO2 miktarı her geçen gün artmaktadır. Bu salınımda önemli paya sahip olan çimento sektörü, sürdürülebilirlik hedefleri dikkate alındığında alternatif bağlayıcılara ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle, son zamanlarda alternatif bağlayıcıların sektörde kullanımı için akışkanlaştırıcı katkı uyumları önemli araştırma konularından biri olmuştur. Bu çalışmada, Bayburt yöresinde bulunan yeşil ve sarı renkli tüflerle üretilmiş çimentoların farklı iki akışkanlaştırıcı katkı (polikarboksilat (PK) ve melamino formaldehit esaslı (MF)) ile olan uyumu araştırılmıştır. Bu kimyasal katkılarla hazırlanan çimento hamurları üzerinde standart kıvam suyu ve priz süreleri belirlenmiştir. Ayrıca bu çimentolarla üretilen kimyasal katkılı çimento harçlarının yayılma, basınç dayanımı ve porozite özellikleri araştırılmıştır. Sonuç olarak, PK ve MF esaslı katkılar Kompoze çimentoların kıvam suyunu azaltıcı etkisinin olduğu görülmüştür. PK esaslı katkıların iki kompoze çimentoda daha yüksek oranda su azalttığı, ancak %0,5'ten daha yüksek oranlarda PK'nın kullanımının uygun olmadığı belirlenmiştir. Kimyasal katkılar kompoze çimento harçlarının fiziksel ve mekanik özelliklerini önemli oranda değiştimiştir. %40 oranında yeşil Bayburt tüfü ile üretilmiş bağlayıcıda %0,5 melamino formaldehit katkı kullanımı, 28 gün yaşındaki basınç dayanımını %20 artırmış ve 46,3 MPa olarak ölçülmüştür. Anahtar kelimeler: Çimento, süper akışkanlaştırıcı, katkı uyumu, Bayburt tüfü

Kompozit malzemelerPuzolanlı çimentoÇimento
Hatice Algan
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2020
21
Master'sOpen AccessTR

Biyostimülant uygulamalarının çilekte gelişme, verim ve kalite üzerine etkileri

Tüm dünyada yaygın olarak yetiştirilen, taze ve işlenmiş olarak tüketilebilen ve aile işletmeciliğine de uygun olan üzümsü meyvelerden çilek (Fragaria x ananassa Duch.), böğürtlen (Rubus fruticosus) ticari açıdan önemli ve üretimi artan meyve türlerindendir. Bu çalışma örtüaltı koşullarında bazı mikrobiyal içerikli bitki büyüme düzenleyicilerinin çilek, böğürtlen ve goji bitkilerinin vejetatif gelişimi ve meyve kalitesi üzerine olan etkilerini belirleyebilmek amacıyla yürütülecektir. Çalışma 2020-2021 yılları arasında, Bayburt Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Arazisinde ısıtmasız polikarbon serada gerçekleştirilecektir. Çalışmada bitkisel materyal olarak gün nötr çeşit olan 'Monterey, Portola' çilek, "Arapaho, Cebeci" dikensiz böğürtlen çeşitlerinin bitki büyüme ve gelişme düzenleyicisi olarak ise 10 mikrobiyal içerikli preparatlar kullanılacaktır. Deneme boyunca uygulamaların bitkilerin vejetatif gelişimine olan etkilerini tayin edebilmek amacıyla bitkilerde gövde çapı, bitki boyu, yaprak sayısı ölçümleri, sezon boyunca meyve kalite analizleri (meyve ağırlığı, meyve çapı, SÇKM, pH, titre edilebilir asit değerleri, vitamin ve mineral besin element içerikleri, yapılacaktır. Çalışma sonunda yapılan ölçümlerin ortalama değerleri istatistiksel olarak değerlendirilecektir.

Amino asitlerBitki gelişimiBiyostimülatör+3
Ayşegül Yavuz
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
31
Master'sOpen AccessTR

Mü'min Sûresinin ana tefsir kaynaklarına göre konulu tefsir bağlamında tahlili

Çalışmamızın ana konusunu Mü'min sûresinin muhteva analizi oluşturmaktadır. Araştırmamız boyunca Mü'min sûresi içerinde yer alan itikat, ibadet, ahlak ve âhiret ahvali gibi konular ele alınmıştır. Bir önceki sûre Zümer sûresinde Kur'ân'ın kendi katından indirildiği şekliyle yer alan bir sonraki Mü'min sûresinde ise bu konuyu pekiştirmek, şüpheleri ortadan kaldırmak, inanılması yönüyle ehemmiyetini ortaya koymak için Arap dilinde önemli bir yere sahip olan te'kid, yemin gibi mânalara gelen huruf-ı mukattaa ile başlayıp Kur'ân'ın tenzili bu harflerden sonra tekrar edilmiştir. İnanan, tevbe eden ve Allah'ın rahmetini umanlar için af ve mağfiret, inkâr edip asi olanlar için de gazap sıfatlarının sıralanmasıyla son kitabın Allah kelamı olduğu vurgulanmıştır. Daha sonra son peygamberden Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberliğini onaylama ve tebliğ vazifesinde oluşabilecek sıkıntılara karsı peygamberi teselli, peygamber asrındaki inkârcıların akıbetlerini geçmiş kavimlerden misallerle uyarmakta, inkârın sonunu, kaybediş ve hüsran sahnelerini, geçmiş kavimler ve helâk olan toplumları misal göstererek insanlığı uyarmaktadır. Çalışmamızda Mü'min sûresinin tahlili objektif bir üslupla, metodolojik olarak ele alınmış, muhtevi konular tarihsel akışa bağlı kalınarak örneklendirme yöntemiyle vuzuha kavuşturulmaya çalışılmıştır. Amacımız Mü'min sûresinin muhteva analizini yaparken üzerinde çalışmış olduğumuz Konulu Tefsir bağlamında sûrenin içerisinde yer alan konuları, o konuyla alâkalı âyetleri konu bütünlüğü içerisinde başlıklar halinde ele almak. Böylece okuyucunun o konuyla alâkalı ihtiyaç duymuş olduğu bilgileri bir araya toplamak suretiyle konu bütünlüğünü oluşturmaktır. Bunu yaparken konumuz olan Mü'min sûresi ile ilgili Ana Tefsir kaynaklarında yer alan yorum farklılıklarını bir araya getirdik. Bununla birlikte kendi yorumumuzu da delillendirmek suretiyle kattık, Ayrıca konuyu desteklemek amacıyla o konuyla alâkalı Kur'ân-ı Kerimdeki diğer âyetleri ve hadis-i şerifleri de bir arada zikretmek suretiyle konumuz olan sûrenin muhteva analizini konu bütünlüğü bakımından zenginleştirmeye gayret ettik.

Harun Aksakal
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Derleme Sözlüğü'ndeki tek veriler

Dil, insanın zamanla ortaya çıkardığı; insanlar arasında iletişimi sağlayan, insanları diğer canlılardan farklı kılan, kendisini yüzyıllardır sürekli geliştiren ve farklılaştıran canlı bir varlık ve araçtır. Dilin canlı bir varlık olarak kalmasını sağlayan; unutulmasını, kaybolup gitmesini önleyen, dilin söz hazinesi olan sözlüklerdir. Sözlükler, dillerin zamanla ortaya çıkardığı bütün söz varlıklarının toplandığı, en önemli kaynaklardır. Türk dili tarihi boyunca, Türk dili ile ilgili önemli sözlükler hazırlanmıştır. Bunlardan birisi de Derleme Sözlüğü'dür. Derleme Sözlüğü 1932-1960 yılları arasında gönüllüler ve alanında uzman kişilerin çabalarıyla oluşturulmuştur. Sözlükler kelimelerden meydana gelir. Bir sözlük oluşturulurken hangi kurallara bağlı kalınacağını belirleyen, dilin sözvarlığındaki kelimelerin derlenmesi ve seçilmesi süreçlerini takip eden, sözlük hazırlamanın kurumsal çerçevesini oluşturan, dil biliminin bir alt dalı olan bilim, sözlük bilimidir. Sözlükler araştırmacılar tarafından şekil ve içerik bakımından farklı şekillerde incelenmişlerdir. Bu çalışmada Derleme Sözlüğü'ndeki tek veriler (hapax legomenonlar) ele alınacaktır. Eski ya da yeni dillerin tüm kaynaklarında yalnızca bir defa rastlanan kelimelere tek veri denir. Çalışmanın amacı Derleme Sözlüğü'ndeki tek verilerin gerçekte tek veri olup olmadığını belirlemek ve bu tek verilerin özelliklerini ortaya koyabilmektir. Derleme Sözlüğü'ndeki tek veriler tarama yöntemiyle tespit edilerek fişlenmiştir. Tespit edilen madde başları alfabetik düzene göre sıralanmıştır. Her madde başının sonunda kelimenin geçtiği cilt ve sayfa sayısı da belirtilmiştir. Araştırmanın konusu ile ilgili yurt içi çeşitli kaynaklara da başvurulmuş ve yeri geldiğinde yurt dışı literatürler de ele alınmıştır. Asıl faydalanılan kaynak ise Türk Dil Kurumu tarafından basılan Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğüdür. Anahtar Kelimeler: Dil, sözlük, sözlük bilimi, Derleme Sözlüğü, tek veri.

DerlemeDerleme sözlüğüDil bilgisi+3
Murat Balcı
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
00