Bingol University
Discipline

Horticulture

Bingol University

519

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı kurutma tekniklerinin kara dut (M. nigra) ve beyaz dut (M. alba) meyvelerinin bazı beslenme değerleri üzerine etkileri

Yapılan bu araştırmada, beyaz dut (M. alba) ve kara dut (M. nigra) meyveleri üç farklı şekilde kurutma işlemine tabi tutulmuştur. Bu yöntemler, güneşte kurutma, etüvde kurutma (70, 90 ve 110 °C) ve mikrodalgada (450, 600 ve 700 W) kurutmadır. Kurutma işlemlerine bağlı olarak, meyve ağırlığı, nem oranı, organik asit ve fenolik bileşiklerdeki değişimler incelenmiştir. Güneşte kurutulan beyaz ve kara dut örneklerinde meyve ağırlığı sırası ile 1.07 ve 1.59 g olarak bulunmuştur. Etüvde kurutmada, beyaz dutlarda meyve ağırlığı 0.57-0.88 g, kara dutlarda 1.57-1.87 g aralığında, mikrodalga uygulanan beyaz dutlarda 0.62-1.22 g, kara dutlarda 0.76-1.41 g aralığında tespit edilmiştir. Kurutma yöntemlerine bağlı olarak organik asitlerin miktarlarında değişimler görülmüştür. Beyaz dut meyvelerinde; en yüksek okzalik asit içeriği (2.88 g/100 g) güneşte kurutulan meyvelerde, en yüksek sitrik asit içeriği (14.15 g/100 g) ve en yüksek malik asit içeriği (17.67) etüvde (110 oC) kurutulan meyvelerde tespit edilmiştir. Kara dut meyvelerinin organik asit içerikleri incelendiğinde; en yüksek okzalik asit içeriği (2.88 g/100 g), malik asit içeriği (18.39 g/100 g) ve en yüksek sitrik asit içeriği (9.09 g/100 g) güneşte kurutulan meyvelerde belirlenmiştir. En yüksek C vitamini içeriği (31.66 mg/100 g) yaş kara dut meyvelerinde tespit edilmiştir. Beyaz dut meyvelerinde uygulanan kurutma yöntemlerine göre fenolik bileşik içeriklerindeki değişimlere incelendiğinde; en yüksek gallik asit (76.39 mg/100g), klorojenik asit (63.44 mg/100 g) ve kafeik asit içerikleri etüvde yapılan kurutmada (110 oC) tespit edilmiştir. Araştırmada en yüksek rutin içeriği ise (16.79 mg/100 g) mikrodalgada yapılan kurutmada saptanmıştır. Kara dut meyvelerinde en yükse gallik asit içeriği (97.58 mg/100 g), en yüksek klorojenik asit içeriği (51.75 mg/100 g), en yüksek rutin içeriği (21.68 mg/100 g) mikro dalgada (450 W) yapılan kurutmada ve en yüksek elajik asit içeriği yine mikro dalgada 700 W'da yapılan kurutmada tespit edilmişti. Sonuç olarak yapılan kurutma yöntemlerine bağlı olarak beyaz dut ve kara dut meyvelerinin biyokimyasal içeriklerinde önemli değişimlerin olduğu ve C vitamini zenginliği açısından yaş meyvelerin daha önem arz ettiği görülmüştür.

Müjde Kıralan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu ve yöresinde yetiştirilen ayva genotiplerinde fenolojik, morfolojik ve pomolojik çalışmalar

Bolu ve yöresinde 2017-2019 yılları arasında yürütülen bu çalışmada yörede yetiştirilen önemli mahalli ayva genotipleri fenolojik, morfolojik ve pomolojik yönden incelenmiştir. Genotiplerin ortalama tam çiçeklenme tarihleri 03-06 Mayıs 2017 ve 04-07 Mayıs 2019 olarak belirlenmiştir. Ağaç boyları; 3,69 m ile 8,35 m arasında değişmektedir. Ortalama meyve ağırlığı 2017 yılında 96,172 g ile 362,08 g arasında, ortalama meyve çiçek çukuru genişliği 2019 yılında 14,69 mm-40,33 mm arasında ölçülmüştür. 2019 yılında meyve çekirdek ağrlığı 0,08 g ile 0,05 g arasında ölçülmüştür. pH değerleri, 2017 yılında, 3,56 ile 4.00 arasında belirlenmiştir. SÇKM değeri 2017 verilerine göre %9,46 ile %13,68 arasında değişmektedir. Meyve eti sertliği 2019 verilerine göre 4,80 (kg/cm2) ile 6,46 (kg/cm2) arasında ölçülmüştür. "a" değeri 2017 verilerine göre 2,52 ile 14,75 arasında değişmektedir. Yürütülen çalışma sonucunda, 14 MRZ 01, 14 MRZ 60, 14 MRZ 20 genotiplerin ümit var olduğu belirlenmiştir.

Mustafa Soner Tok
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ilinde yetiştirilen farklı fındık çeşitlerinin agromorfolojik özellikleri ve biyokimyasal içerikleri üzerine bor uygulamalarının etkisi

Düzce ilinde yürütülen bu çalışmada, fındıkta bor uygulamasının meyvenin fiziksel ve kimyasal özellikleri, verim ve vejetatif gelişim üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada Palaz ve Akçakoca Sarısı olmak üzere iki çeşit kullanılmıştır. Sodyum borat, bitkilere yapraktan 400, 800 ve 1600 ppm dozlarında uygulanmıştır. 800 ppm bor uygulaması, her iki çeşitte verimi en fazla arttıran uygulama olmuş ve %30 varan artış elde edilmiştir. Sarı çeşidinde kontrol grubunda %45,16 ölçülen randıman, en yüksek 800 ppm dozunda %47,22 olarak tespit edilmiştir. Palaz çeşidinde ise en yüksek randıman oranı %46,85 olarak 800 ppm B uygulamasında belirlenmiştir. Meyvenin iç ağırlığı, 100 adet meyve ağırlığı ve meyve boyutları açısından 800 ppm B uygulaması daha etkili bulunmuştur. Araştırmada bor uygulamasının yaprak özellikleri ve taç gelişimi gibi vejetatif gelişimi etkilemediği görülmüştür. Meyve iç kusurları açısından Palaz çeşidinde buruşuk meyve oranı ve çift meyve oranı dışında bor uygulamalarının etkisi önemsiz olmuştur. Bor uygulaması linoleik asit dışındaki yağ asitleri ve yağ oranını etkilememiştir. Her iki çeşitte de 800 ppm B uygulaması en yüksek linoleik asidin ölçüldüğü uygulama olmuştur. Sonuç olarak çeşide göre değişmekle birlikte 800 ppm dozunun en ideal doz olarak belirlenebileceği kanaatine varılmıştır.

BorFındık
Muzaffer Çavuş
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve konvansiyonel yetiştiriciliğin böğürtlen meyvelerinin fiziko-kimyasal özellikleri üzerine etkileri

Bu çalışmada, organik ve konvansiyonel tarım yöntemleriyle üretilen Jumbo böğürtlen çeşidinin bitki ve meyve kalite özellikleri ile fiziko-kimyasal içerikleri yetiştirme modeli bakımından karşılaştırılmış ve farklılıkların tespitine çalışılmıştır. Çalışmada sürgün uzunluğu, sürgün kalınlığı ve sürgün sayısı gibi bitki özelliklerinin yanı sıra meyve özellikleri ile sçkm, pH ve titre edilir asitlik, organik asit içerikleri, C vitamini ve fenolik bileşik içerikleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; bitki özellikleri bakımından konvansiyonel ve organik üretim yöntemleri arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (P<0,05). Bunun yanında meyve özellikleri bakımından yine konvansiyonel yetiştiricilik daha yüksek değerler vermiştir. Organik tarım yöntemleriyle üretilen böğürtlen meyvelerinin organik asit içerikleri konvansiyonel üretime göre daha yüksek bulunmakla birlikte en yüksek değerdeki ana organik asit 6,92 g/kg ile sitrik asit olmuştur. Aynı şekilde C vitamini içeriği de 41,66 g/kg ile organik yetiştiricilikte elde edilen böğürtlen meyvelerinde daha yüksek ölçülmüştür. Fenolik bileşiklerden protokateşuik asit, kateşin ve vanilik asit içerikleri (sırasıyla 4,45 mg/100g, 216,99 mg/100g ve 0,86 mg/100g) konvansiyonel üretimle elde edilen meyvelerde daha yüksek bulunmuşken bunlar dışındaki fenolik bileşik içerikleri organik tarım yöntemiyle üretilen böğürtlen meyvelerinde daha yüksek bulunmuştur (P<0,05). İstatistiksel anlamda bazı veriler açısından, konvansiyonel ve organik yetiştiricilik arasındaki farklılıklar önemsiz çıksa da organik yetiştiricilik yöntemleri ile üretilen böğürtlen meyvelerinin hem taze tüketim açısından hem fonksiyonel ürün olarak değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

BöğürtlenFenolik bileşiklerOrganik tarım
Cansu Tay
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çakal eriği (Prunus spinosa) ve bazı badem (Prunus amygdalus) anaçlarının geç çiçeklenen badem çeşitleri için anaç olarak kullanılabilirliği

Bu çalışmada, GF-677 anaçlı, Prunus spinosa ara anaçlı Ferraduel, Ferragnes, Makako, Tarraco ve Vairo badem çeşitlerinin aşı uyuşma durumlarının erken dönemde belirlenmesi amaçlanmıştır. GF-677 anacı üzerine ara anaç olarak kullanılan P. spinosa dilcikli kalem aşısı metodu, P. spinosa üzerine badem çeşitleri ise yongalı göz aşısı metodu kullanılarak aşılanmıştır. Göz aşılarında, aşılamadan 15, 30, 45, 60, 90 ve 120 gün sonra, kalem aşısında ise aşılamadan 150 gün sonra aşı örneklerinin kesitleri alınmıştır. Alınan aşı kesitleri anatomik ve histolojik olarak incelenmiştir. Göz aşılarında en yüksek aşı başarısı %96,66 ile P. spinosa/Makako kombinasyonunda, en düşük aşı başarısı ise %83,33 ile P. spinosa/Ferraduel kombinasyonunda bulunmuştur. Kalem aşısında ise GF-677/P. spinosa kombinasyonunda aşı başarısı %96,50 olarak tespit edilmiştir. Alınan aşı kesitlerinin incelenmesi sonucunda, aşılamayı takip eden 15. günde kallus oluşumunun başladığı görülmüştür. Daha önce oluşmuş olan kallusun 30. günde daha da gelişerek kambiyal farklılaşmanın başladığı saptanmıştır. 45. günde aşı elemanları arasında kambiyum bağlantısının kurulduğu ve aşı elemanları arasında belirgin bir kallus köprüsünün meydana geldiği tespit edilmiştir. 60. günde anaç ile kalem arasında birleşmenin tamamlandığı, anaç ile kalem arasını kallus dokusunun bir önceki döneme göre daha fazla doldurduğu ve kallus dokusunun çoğunun ksilem hücrelerine dönüştüğü belirlenmiştir. 90. günde yeni farklılaşan kambiyum dokusunun tüm aşı yüzeyi boyunca devamlılığını sürdürerek yeni iletim dokularını ürettiği, bu dokular arasında düzenli bir yapıya sahip parankimatik hücrelerin oluştuğu, yeni oluşan iletim elemanlarının aşı elemanları arasındaki işlevlerini yerine getirdiği saptanmıştır. 120. günde kombinasyonların çoğunda (%60) aşı kaynaşmasının devam ettiği, bazı kombinasyonlarda ise (%40) aşı kaynaşmasının tüm aşamalarının gerçekleştiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak kombinasyonlarda aşı uyuşmazlığına dair herhangi bir belirtiye rastlanmamıştır.

AnaçlarAşı uyuşmasıKlon anaç+1
Levent Kırca
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır ve çevresinde yetişen ahlatın seleksiyon yoluyla ıslahı üzerine araştırmalar

Bu çalışma, Diyarbakır ilinde doğal yayılış gösteren ahlat (yaban armudu) popülasyonu içerisinden, üstün olanları belirlemek amacıyla 2019-2021 yılları arasında yürütülmüştür. Beş farklı ilçede geniş bir tarama yapılarak, meyve iriliği, verim, sağlıklı ağaç yapısı gibi bazı seleksiyon kriterlerine göre öne çıkan 76 genotip işaretlenmiş, fenolojik, morfolojik, pomolojik ve bazı kimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Genotiplerin ortalama değerleri dikkate alınarak tartılı derecelendirme yöntemi uygulanmış ve 10 genotip ümitvar olarak seçilmiştir. Seçilen genotiplerde bazı biyokimyasal analizler yapılmış ve moleküler düzeyde akrabalık ilişkileri de belirlenmiştir. 76 ahlat genotipinde tomurcuk kabarma mart ayında, tomurcuk patlama, çiçeklenme başlangıcı ve tam çiçeklenme mart-nisan aylarında ve hasat ise eylül, ekim ve kasım aylarında gerçekleşmiştir. İşaretlenen ahlat genotiplerinin iki yıllık ortalama meyve ağırlığı 12.41-45.71 g, meyve boyu 22.50-48,68 mm, meyve eni 25.05-44.27 mm, meyve şekil indeksi 0.78 ile 1.27, çekirdek ağırlıkları 0.29-2.66 g, çekirdek sayıları 2.30-7.50 adet, çekirdek boyları 7.46-10.82 mm, çekirdek eni 3.29-5.23 mm, meyve eti sertliği 1.12 ile 7.46 kg/cm2, pH değerleri 3.23- 4.95 ve meyve asitlik değerleri % 0.81-3.81 arasında değişmiştir. Genotiplerde duyusal analizler yapılmış, meyve kabuk ve meyve et rengi değerleri de belirlenmiştir. Ümitvar genotiplerde toplam fenolik madde miktarı 67.82-133.82 mg GAE/100 g (21ÇRM01-21ERG11) ve toplam antioksidan kapasite (TAK) miktarı 0.70-2.07 mmol TR⁄100 g olarak tespit edilmiştir. ISSR yöntemi ile yapılan moleküler çalışmalar sonucunda 115 bant elde edilmiş ve 91 bant polimorfik özellik göstermiştir. Moleküler farklılıkları veren dendrogramda 2 ana ve 7 alt grup oluşmuştur. Genotipler arasında en uzak genotip 0.69 benzerlik oranıyla 21SLV15 olurken, en yakın genotipler ise 21ÇRM01 ve 21ÇRM11 olmuştur

AhlatDiyarbakırPyrus elaeagnifolia+1
Hatice Şahiner Öylek
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Silene compacta (Fisch.) türünün süs bitkisi özelliklerinin belirlenmesi, kültüre alınma imkanlarının araştırılması ve moleküler karakterizasyonu

İnsanoğlunun toprakla temasının büyük oranda azaldığı kent yaşamında, doğaya, yeşile ve çiçeğe olan ilgisi gün geçtikçe artmaktadır. Silene compacta Fischer, karanfilgiller familyasının Silene L. cinsi içerisinde süs bitkisi özelliği bulunan bir bitki türüdür. Bu çalışma, Bolu, Nevşehir, Isparta ve İzmir olmak üzere 4 farklı bölgede 2019-2021 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada, bitki boyu 10-150 cm, çiçekli baş yüksekliği 24.2-61.4 mm, baş çapı 33.3-105.2 mm, ortalama çiçekli dal ağırlığı 4.99-22.08 g, kapsül tohum sayısı 50-200 adet, 1000 tane tohum ağırlığı 0.025-0.080 g, ortalama vazo ömrü 7.9-11.3 gün, tohum çimlenme oranı %12-100, çimlenme süresi ise 3.4-5.5 gün arasında bulunmuştur. En yüksek köklenme oranı ortalama %70 ile 2000 ppm IBA uygulamasından olmak üzere genel olarak %46 oranında köklenme sağlanmıştır. Dört farklı bölgeden toplanan 40 bitki genotipinin moleküler karakterizasyonu 10 adet ISSR primeriyle yapılmıştır. UPGMA dendrogram analizine göre 2 ana klad oluşmuş ve bu iki ana kladın her biri ikişer alt klada ayrılmıştır. Oluşan toplam 4 alt kladın her birinin 4 bölgeden sadece bir bölgeyi temsil ettiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla kullanılan 10 farklı ISSR primerinin Silene compacta türünde bölgeler arası genetik farklılıkları ortaya çıkarabileceği belirlenmiştir. Neighbor-Joining dendogramına göre ise benzer şekilde 2 ana klad ve bu iki ana kladın her birine ait ikişer alt klad oluşurken alt kladların belirli bir bölgeyi temsil etmediği görülmüştür. 140 polimorfik, 5 monomorfik olmak üzere 250-3500 bp aralığında değişen toplamda 145 bant elde edilmiştir. Primerlerin polimorfizm oranı %86.67-100 arasında tespit edilmiştir. Bunların yanında Silene compacta'nın hem bazı ağır metale karşı toleransından dolayı fitoremediasyon için hem de gövdesinde bulunan yapışkan özelliğinden dolayı biyolojik mücadele için potansiyelinin oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; Silene compacta, tekli veya gruplar halinde refüj, bordür veya kaya bitkisi olarak dış mekan süslemeleri için kullanım potansiyeli yüksek bir bitki türü olduğu belirlenmiştir.

Biyolojik mücadeleFitoremediasyonMoleküler karakterizasyon+3
Muharrem Arslan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fındık turpunda (Raphanus sativus L.) farklı yetiştirme ortamı ve hümik asit uygulamalarının bitki gelişimi, verim ve kalite üzerine etkileri

Bu çalışma, fındık turpunda farklı yetiştirme ortamları ve farklı hümik asit dozlarının bitki gelişim parametreleri ve kalite özellikleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada toprak ile torf ve perlit ortamlarının farklı oranlardaki karışımlarından oluşan 4 farklı yetiştirme ortamı [Toprak, Torf:Perlit (1:1), Torf:Perlit (2:1) ve Torf:Perlit (3:1)] kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca TKİ Hümas isimli sıvı formda hümik asidin 0 (kontrol), 500, 1000 ve 2000 ppm dozları ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yetiştirme ortamları arasında bitki gelişim parametreleri ve kalite özellikleri yönünden Torf:Perlit (2:1) ortamı öne çıkmıştır. Çalışmada hümik asit uygulamalarının (500, 1000 ve 2000 ppm) yumru yaş ağırlığı, yumru çapı ve yumru yüksekliğini kontrole (0 ppm) göre önemli oranda artırdığı saptanmıştır. Hümik asit dozları arasında en yüksek yumru yaş ağırlığı, yumru çapı ve yumru yüksekliği 1000 ppm dozundan elde edilmiştir. Genel olarak topraksız yetiştirme ortamları ve hümik asidin bitki gelişim parametreleri ve kalite özellikleri üzerinde olumlu etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Yetiştirme ortamları ve hümik asit dozları kendi arasında değerlendirildiğinde, özellikle Torf:Perlit (2:1) yetiştirme ortamının ve 1000 ppm dozunun bitki gelişimi ve kalite üzerinde daha etkili olduğu ve topraksız fındık turpu yetiştiriciliğinde tarımsal sürdürülebilirlik ve verimlilik açısından başarılı bir şekilde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

BüyümeHümik maddelerKalite+2
Yağmur Özge Öztürk
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Azot, potasyum, kalsiyum, çinko ve bor yaprak uygulamalarının; Albion çilek çeşidinin (Fragaria L.) hasat ve hasat sonrası bazı kalite kriterleri üzerine etkileri

Bu çalışma Albion çilek çeşidine yapraktan uygulanan gübrelerin, meyvenin hasattan sonra muhafazasına etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Uygulamalarda saf su ile kontrol, %0,1-0,15-0,2-0,25 azot(üre), %0,01-0,02-0,03-0,04 bor, %0,01-0,02-0,03-0,04 çinko, %0,5-1-1,5-2 potasyum, %0,5-1-1,5-2 kalsiyum ve bunların her birinin dozlarının karışımından dört farklı doz olarak K+Zn+B+N+Ca karışım uygulaması yapraklara sprey yardımıyla dört farklı doz olarak 2 farklı zamanda uygulanmıştır. Uygulama sonucunda meyveler hasat zamanında toplanarak 3 gün süreyle 0 ℃ de bekletilmiş ve ağırlık kayıpları not edilmiştir. Her iki zaman uygulamasının meyvelerinden meyve eni (mm), meyve boyu (mm), L* değeri, a* değeri, b* değeri, kroma, hue, SÇKM (%), pH, titre edilebilir asitlik (%), toplam monomerik antosiyanin (mg/L), renk yoğunluğu, polimerik renk, polimerik renk oranı (%), genel görünüm, tat, koku gibi ölçümlü ve spektrofotometrik analizler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, en az ağırlık kaybı değerinin potasyum uygulamasından elde edildiği diğer uygulamaların ağırlık kaybı değerinde etkili olmadığı görülmüştür. Ayrıca potasyum uygulamasının %1,5'lik dozu meyve boyu, %2'lik dozlarının L, a, b, kroma, hue değerlerini artırdığı tespit edilmiştir. Kombine gübre uygulamasının %1+0,02+0,02+0,15+1 ve %2+0,04+0,04+0,25+2 dozlarının suda çözünür kuru madde miktarını, azot uygulamasının %0,2 lik dozunun titre edilebilir asitlik miktarını artırdığı görülmüştür. Toplam monomerik antosiyanin miktarının, 0. günde potasyum uygulamasının %1,5'lik dozu ile hasattan sonra ise 3. günde kalsiyum uygulamasının %1,5'lik dozu ile arttığı görülmüştür. Potasyum uygulamasının genel olarak tat, koku ve genel görünüm puanlamasını artırdığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak potasyum uygulamasının en az ağırlık kaybına neden olması ve başta renk olmak üzere diğer analiz parametreleri üzerinde etkinliği göz önünde tutulduğunda diğer uygulamalardan daha fazla olumlu yönlerinin olabileceği düşünülmektedir.

DozGübrelerHasat+3
Ahmet Karahanlı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı badem çeşitlerinin agromorfolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerine Çöğür ve GF 677 anaçlarının etkisi

Bu çalışma, GF-677 klonal anacı ile Garrigues çöğür anaçlarının üzerine aşılanmış 11 badem çeşidinin (Ferragnes, Ferraduel, Glorieta, Felisia, Süper Nova, Guara, Lauranne, Ne Plus Ultra, Moncayo, Marta ve Bertina) agromorfolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2020 ve 2021 yıllarında yürütülmüştür. Anaçların, çeşitlerin çiçeklenme ve hasat tarihleri üzerine etkileri çeşitlere göre farklılık göstermiş ve GF-677 anacı üzerine aşılanmış bazı çeşitlerin çiçeklenme tarihlerinde Garrigues anacı üzerine aşılananlara nazaran 7-8 günlük gecikmeler görülmüştür. GF-677 anacına aşılanmış çeşitlerin Garrigues anacına aşılanmış çeşitlere oranla daha yüksek verim (2020 yılında 6.45 kg/ağaç Bertina/GF-677; 5.49 kg/ağaç Bertina/Garriues; 2021 yılında 14.52 kg/ağaç Bertina/GF-677; 13.53 kg/ağaç Bertina/Garriues) verdiği belirlenmiştir. Ayrıca GF-677 anacına aşılanmış çeşitlerin taç genişliği ve taç yüksekliği bakımından Garrigues anacına aşılanmış çeşitlere nazaran daha kuvvetli ağaçlar oluşturduğu saptanmıştır. Fenolik bileşiklerden Gallik asit miktarı en yüksek Marta/GF-677 (9.32 mg/kg) çeşidinde saptanırken, en düşük olarak Ferragnes/Garrigues (1.11 mg/kg) çeşidinde ölçülmüştür. Ayrıca organik asitlerden ölçülebilen en yüksek okzalik asit değeri 9.43 mg/100 g olarak GF-677 anacı üzerine aşılanmış Ferragnes çeşidinin meyvelerinde; en düşük olarak Garrigues anacına aşılanmış Felisia (2.39 mg/100 g) çeşidinde belirlenmiştir. Araştırmada incelenen badem çeşitlerinin meyve içeriklerinde en fazla bulunan fenolik bileşik kateşin, yağ asidi ise oleik asit olarak belirlenmiştir. Çalışmada en yüksek kateşin miktarı 59.07 mg/kg olarak Laurenne/Garrigues kombinasyonunda ölçülürken, en yüksek oleik asit oranı % 83.06 olarak GF-677 anacı üzerine aşılanmış Ferraduel çeşidinde saptanmıştır. Ayrıca anaç-çeşit kombinasyonları içerisinde GF-677 anacı üzerine aşılanlarda oleik asit içeriği daha yüksek bulunmuştur.

AnaçlarBademBiyokimyasal özellikler+3
Kenan Çelik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı organik gübre uygulamalarının Boğazkere (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinin verim ve bazı kalite özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, farklı organik gübre uygulamalarının Boğazkere üzüm çeşidinin (Vitis vinifera L.) verim ve bazı kalite özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu uygulamalar: mikoriza gübresi, yarasa gübresi, çiftlik gübresi, kompost, vermikompost ve ticari organik gübre olarak gerçekleştirilmiştir. Gübre uygulamaları farklı form ve dozlarda olmak üzere toplam 28 uygulama şeklinde yapılmıştır. Organik gübre uygulamalarının verim ve salkım özellikleri üzerine etkisinin sonuçları incelendiğinde en yüksek omca verimi değeri 15,22 kg ile 100 cc Mikoriza uygulamasından; dekara verim değeri 2.526,69 kg/da ile 100 cc Mikoriza uygulamasından; salkım ağırlığı değeri 289,82 g ile 75 cc sıvı formda kompost uygulamasında; salkım eni değeri 14,43 cm ile 2.5 kg sıvı formda vermikompost uygulamasından; salkım boyu değeri ise 18,20 cm ile 2 kg sıvı formda vermikompost uygulamasından ve salkım büyüklüğü değeri ise 220,15 ile 2 kg sıvı formda vermikompost uygulamasından elde edilmiştir. Tane ile ilgili özellikler incelendiğinde, en yüksek 100 tane hacmi değeri 33,33 ml ile 150 g Ticari Gübre uygulamasından; 100 tane ağırlığı değeri 289,62 g ile 100 cc Mikoriza uygulamasından; tane eni değeri 16,04 mm ile 100 cc Mikoriza uygulamasından; tane boyu değeri 17,56 mm ile 100 cc Mikoriza uygulamasından ve tane büyüklüğü değeri ise 284,73 ile 100 cc Mikoriza uygulamasından elde edilmiştir. Şıra özellikleri üzerine etkisi incelendiğinde, en yüksek pH değeri 3.53 ile 25 cc sıvı formda kompost uygulamasından; SÇKM değeri % 19,43 ile 100 cc Mikoriza uygulamsından ve asitlik değeri ise 1,30 g/l ile 75 cc katı formda vermikompost uygulamasından elde edilmiştir. Organik gübre uygulamalarının yaprakların makro element içerikleri üzerine etkisi incelendiği zaman en yüksek N değeri % 2,38 ile 75 cc sıvı formda vermikompost uygulamasından; K değeri % 1,27 ile 2 kg katı formda vermikompost uygulmasından ve P değeri ise % 0,16 ile 20 g ticari gübre uygulamasından elde edilmiştir. Organik gübre uygulamalarının yaprakların mikro element içerikleri üzerine etkisi incelendiği zaman en yüksek Fe değeri 429 mg/kg 10 g Ticari gübre uygulamasından; Zn değeri 19 mg/kg yarasa gübresi 600 cc, ticari gübre 10 g ve kontrol uygulamalarından elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre yapılan organik gübre uygulamalarından Boğazkere üzüm çeşidinde verim ve kalite özelliklerinde en yüksek değerlerin elde edildiği mikoriza uygulaması organik üzüm yetiştiriciliğinde önerilebilecek bir uygulama olarak belirlenmiştir.

KaliteOrganikOrganik gübreler+3
Berfin Kızgın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı tohum ön uygulamalarının tatlı biber tohumlarının stres sıcaklıklarında çimlenme ve çıkış performansları üzerine etkileri

Bu çalışmada priming çözeltilerine ilave edilen Prohexadione-Calcium (Pro-Ca) dozlarının biber tohumlarının düşük sıcaklık ve yüksek sıcaklıkta çimlenme ve fide çıkış performansları üzerine etkileri araştırılmıştır. Tohumlar 0, 25, 50 ve 100 mg.l-1 Pro-Ca içeren 3% KNO3, 2% KH2PO4, ve 10% PEG solüsyonları içerisinde, karanlıkta 25 °C'de 3 gün süreyle prime edildi. Priming işleminden sonra tohumlar saf su ile yıkanıp filtre kâğıdı üzerinde 25 ºC sıcaklıkta 24 saat kurutulduktan sonra 15 ºC ve 35 ºC'de çimlenme ve çıkış testlerine tabi tutulmuşlardır. Uygulama görmemiş kontrol tohumlarına göre, bitki büyüme düzenleyicilerinin gerek varlığında ve gerekse yokluğunda gerçekleştirilen priming uygulamaları genel olarak biber tohumlarında 15 ºC'de çimlenme yüzdesi (FGP), ortalama çimlenme süresi (MGT), çimlenme hızı (G50), çimlenme indisi (GI), çıkış yüzdesi (FEP) ve ortalama çıkış süresinde (MET) önemli iyileşme sağlamıştır. Düşük sıcaklıkta (15 ºC) en yüksek çimlenme yüzdesi (% 85,33) ve en kısa ortalama çimlenme süresi (12,89 gün) 25 mg.l-1 Pro-Ca içeren KH2PO4 çözeltisinden elde edilmiştir. En yüksek çıkış yüzdesi (%94,6) KNO3 + 50 mg.l-1 Pro-Ca uygulamasından elde edilmiştir. Öbür taraftan uygulama görmemiş kontrol tohumlarında 15 ºC'de fide çıkışı yüzdesi %64 olarak gerçekleşmiştir. Yüksek sıcaklıkta (35 ºC) yürütülen çimlendirme testlerinde en yüksek çimlenme yüzdesi (%81,33) 0 mg.l-1 Pro-Ca içeren KH2PO4 uygulamasından elde edilmiştir. Sonuçlar priming ortamına ilave edilecek Pro-Ca'un, tatlı biber tohumlarının düşük ve yüksek sıcaklıktaki performanslarını arttırmada başarılı bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Biber, priming, Prohexadione-Calcium, çimlenme

Düşük sıcaklık stresi
Zahide Süslüoğlu
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Beyazsu (Midyat-Mardin) yöresinde doğal olarak yetişen cevizlerin seleksiyonu

Bu çalışma 2013-2014 yılları arasında Mardin ilinin Midyat ilçesine bağlı Beyazsu yöresinde tohumdan yetişmiş ceviz popülasyonu içinden ümitvar tipleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Tohumdan yetişen 83 ceviz tipinden meyve örneği alınarak seleksiyon kriterleri doğrultusunda 9 adet ümitvar tip seçilmiştir. Selekte edilen tiplerin iç oranı, kabuklu meyve ağırlığı, iç ağırlığı, kabuk kalınlığı, yan dallarda meyve tutma oranı ve ağaç başına verim sırasıyla % 36,65-66,69, 10,12-12,49 g, 5,24-6,84 g, 1,25-1,78 mm, % 28-56, 16-50 kg arasında değişmiştir. Selekte edilen tiplerin çiçeklenme karakterleri 7 tipin protoandrous ve 2 tipin protogenous olarak çiçeklendiği gözlenmiştir

CevizSeleksiyon
Yusuf Turğut
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili bağcılık işletmelerinde uygulanan telli ve goble terbiye sistemlerinin ekonomik yönden karşlaştırılması

Diyarbakır ili, bağcılık için uygun iklim ve toprak koşullarına sahiptir. Uzun yıllardan günümüze ilde bağcılık faaliyetleri genellikle geleneksel yöntemlerle yürütülmektedir. Telli terbiye sistemleri ile bağcılık ise son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığının örnek kurmuş olduğu bağlarla birlikte üretici bağlarında artmaktadır. Bu çalışma ile Diyarbakır ilinde Telli ve Goble terbiye sistemlerinin uygulandığı bağcılık işletmelerinin bağcılık faaliyetlerinin teknik ve ekonomik yönden ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma Diyarbakır ilinde üzüm yetiştiriciliğinin ticari olarak yapıldığı Ergani, Dicle, Çermik ve Eğil ilçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada kullanılan veriler tabakalı örnekleme yöntemine göre belirlenen 100 işletmeden anketlerle toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik yöntemler ile karşılaştırmalarında t testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre işletmelerin ortalama bağ arazi büyüklüğü, goble terbiye sistemi ile yetiştiricilik yapanlarda ortalama 19,1 da, telli terbiye sistemi ile yetiştiricilik yapanlarda ise 12,5 da olarak belirlenmiştir. Bağlarda ortalama üzüm verimi goble terbiye sisteminde 183,8 kg/da, telli terbiye sisteminde ise 668,9 kg/da olarak hesaplanmıştır. Goble terbiye sistemine sahip bağların çoğunlukla sulamasız, telli terbiye sistemine sahip bağların ise genellikle sulama yapılabilen bağlar olduğu ortaya konmuştur. İşletme sahiplerinin bağcılıkla ilgili yaşadığı en önemli problemlerin başında bağ hastalıkları, verim düşüklüğü ve pazarlama geldiği tespit edilmiştir. İşletmelerde dekara brüt kâr, goble terbiye sistemiyle üretim yapan işletmelerde 721,0 ₺/da ve telli terbiye sistemiyle üretim yapan işletmelerde ise 1.241,2 ₺/da olarak hesaplanmıştır. Net kâr ise her iki terbiye sisteminde de negatiftir. Brüt kâra göre telli terbiye ile yetiştiricilik yapan işletmelerin, goble terbiye sistemiyle yetiştiricilik yapan işletmelere nazaran daha kârlı ve avantajlı olduğu ortaya konulmuştur. Diyarbakır ilinde bağcılığın geliştirilebilmesi için mevcut goble bağların yerine telli terbiye sistemi ile yüksek verimli, hastalık ve zararlılara dayanıklı standart çeşitlerin kullanıldığı yeni bağların tesis edilmesi uygun olacaktır.

Nevin Şeker
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Portekiz Gandera yerel tatlı patates (Ipomoea batatas (L.) Lam) genotipinin in vitro mikroçoğaltılması üzerine bitki büyüme düzenleyicilerinin ve besi ortamlarının etkisi

Bu çalışma, ESAC/IPC'deki biyoteknoloji laboratuvarında 2019/2020 yılında, Portekiz Gandera yerel tatlı patates genotipinin (Ipomoea batatas (L.) Lam.) in vitro mikro çoğaltılmasına bitki büyüme düzenleyicilerinin ve farklı besi ortamlarının etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Üç farklı besi ortamına eklenen bitki büyüme düzenleyicilerinin, kumlu topraklarda yetiştirilen bölgesel bir tatlı patates genotipinin (Gandera) in vitro çoğalması üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu besi ortamı kültürlerine, farklı konsantrasyonlarda, tek başına veya kombinasyon halinde Benziladenin (BA), Gibberellik asit (GA3) ve 1-Naftalin asetik asit (NAA) gibi farklı bitki büyüme düzenleyicileri eklenmiştir. Kültür besi ortamları ve bitki büyüme düzenleyicilerinin in vitro kültürlerin çoğalması üzerindeki etkisini değerlendirmek için sürgün sayısı, sürgün uzunluğu, kallus derecesi, kök sayısı, kök uzunluğu, bitki ağırlığı ve kök/sürgün oranı gibi parametreler incelenmiştir. Sürgün sayıları D besi ortamı ve MS kontrol ortamında sırasıyla, 2.95±0.26 ve 3.00±0.53 olarak kaydedilmiştir. MS kontrol besi ortamında daha yüksek sayıda kök (2.25±0.45) oluştuğu da gözlenmiştir. Bu sonuçlar, MS kontrol grubunda bu nedenle daha yüksek bir bitki ağırlığı (0.150±0.03 g) gözlemlendiğini göstermiştir. NAA büyüme düzenleyicisinin besi ortamlarına eklenmesi kallus varlığını arttırırken sürgün uzunluğunu azalttığı tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, sırasıyla 0.5, 2.0 ve 0.05 mg/l'lik konsantrasyonlarda BA, GA3 ve NAA ile desteklenmiş besi ortamı D (½MS) ve MS (Murashige ve Skoog, 1962) kontrol ortamında daha yüksek sayıda sürgün gözlendiği belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen verilerin tatlı patatesin diğer genotip ve çeşitlerin in vitro mikro çoğaltılmasında kullanılabilecek nitelikte olduğu düşünülmektedir.

Bahçe bitkileri
Gülbahar Baydemir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl kentinde peyzaj düzenlemelerinde kullanılan bitki türleri

Bu çalışmada; Bingöl şehir sınırları içerisinde bulunan ve büyüklüğü 2000 m2'den fazla olan parklar incelenerek, ildeki yeşil alanların bitki çeşitliliği tespit edilmiştir. Araştırmalara konu parklar 13 adettir ve isimleri Aydınsu Parkı, Bediüzzaman Said Nursi Parkı, Dörtyol Parkı, Hulusibey Parkı, Simani Parkı, Karşıyaka Parkı, Kültür Parkı, Mehmet Çibuk Parkı, Rabia Parkı, Uydukent 1 Parkı, Uydukent 2 Parkı, Üçgen Park ve Zafer Çağlayan Parkı' dır. Her park ayrı ayrı incelenerek, bitkilerin sayıları, boyları, taç genişliği, çiçek renkleri, çiçek açma zamanı, çiçek kokusu, gövde yapısı, sonbahar yaprak rengi, tepe şekli ve yaprak dökme durumu tespit edilmiştir. Parklarda sayıca en fazla karşılaşılan bitki türleri Platanus orientalis (Doğu çınarı) ve Prunus ceracifera (Süs eriği) olmuştur. Platanus orientalis (Doğu çınarı) iyi bir gölge ağacı olduğundan parklarda sayıca fazla tercih edilmiştir. Prunus ceracifera (Süs eriği) ise koyu bordo renkli yaprakları nedeni ile seçilmiştir. Parkların hemen hemen hepsinde süs bitkilerine rastlanmış, meyve ağaçları çok nadir tespit edilmiştir. Bingöl kent merkezinde tüm parkların alanı 90,000 m2 civarındadır fakat bu rakam kişi başına düşen yeşil alan miktarı için oldukça düşüktür

Güzin Tutal
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aşılı tüplü (Kaplı) asma fidanı üretiminde farklı köklendirme ortamlarının fidan randımanı ve kalitesi üzerine etkileri

Bu tez, 2015 yılında, Şanlıurfa ili Akçakale ilçesi yolu üzerinde bulunan GAP Fidancılık tarım işletmesi bağı ve seralarında yürütülmüştür. Çalışmada, bitkisel materyal olarak 1103 Paulsen Amerikan asma anacı üzerine aşılı Narince ve Kalecik Karası üzüm çeşidi kullanılmıştır. Tüplü (Kaplı) asma fidanı üretiminde ise iki (2) farklı köklendirme ortamı; jiffy (5,5 x15,0 cm ebatlarında) ve karışım (perlit+cocopit+torf) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda; aşılı çeliklerde çepeçevre kallus oluşumu en fazla 1103 P/Narince üzüm çeşidi kombinasyonundan (%77,0) elde edilmiştir. Sürgün boyu uzunluğu bakımından çeşit ve ortamların kıyaslanmasında Narince üzüm çeşidinin Kalecik Karası üzüm çeşidine göre, jiffy ortamının ise karışım ortamına göre daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Köklendirme ortamlarının kök sayısı ve kök uzunluğuna etkisi bakımından değerlendirildiğinde, 1103 P/Kalecik karası üzüm çeşidinde önemli bir fark çıkmamıştır. 5 cm'den daha uzun kök sayısı en fazla jiffy köklendirme ortamından 1103 P/Narince üzüm çeşidinde oluşmuştur. Fidan randımanı bakımından en iyi sonuçlar hem jiffy (%100), hem de karışım ortamından olmak üzere (%93,3) 1103 P/Kalecik Karası üzüm çeşidi kombinasyonundan elde edilmiştir.

Bağcılık
Bedriye Yücel
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır yerel kavun genotiplerinin tuz stresine tolerans düzeylerinin belirlenmesi

Çalışma; Diyarbakır Yerel Kavun genotiplerinin tuza tolerans düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, Diyarbakır merkez ve ilçelerinde yetiştirilen ve daha önce toplanan 37 yerel kavun genotipleri (Cucumis melo L.) ile şahit olarak; ticari kavun çeşidi (Kırkağaç 637), Şemame genotipi ve tuza tolerant olduğu bilinen Midyat kavunuyla beraber toplamda 40 kavun genotipi kullanılmıştır. Araştırma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait laboratuvarda 2021 yılında topraksız tarım koşullarında tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada, Hoagland besin çözeltisi kullanılmıştır. Araştırmada; bitki uzunluğu, bitki kök boğazı çapı, fide yaş ağırlığı, kök boyu ve kök yaş ağırlığı, yaprak alanı, yaprak sayısı ve ağırlığı ile tuz uygulamasının bitkideki etkisine ait 0-5 görsel skalası, kök, yaprak ve gövdenin kuru ağırlıkları, klorofil a ve b içeriği, karotenoid içeriği, toplam klorofil, prolin içeriği, membran zararlanma indeksi ve bitki yapraklarındaki oransal su içeriği parametrelerine bakılmıştır. Çalışma sonucunda; tartılı derecelendirme uygulanarak elde edilen veriler incelendiğinde; 2111; 2119; 2122; 2124; 2133 numaralı genotipler ile Midyat ve Tatlı Kavun Dereli genotiplerinde toplam puanlama yüksek bulunarak bu kavunların gelecekte yapılacak başta ıslah olmak üzere diğer çalışmalarda da ümit var oldukları söylenebilir. Bu genotiplerin gelecekte tuzlu koşullarda yetiştiriciliğinde kullanılabileceği düşünüldüğü gibi, aynı zamanda gelecekteki ıslah çalışmalarında bu genotiplerin anaç materyal olarak kullanım potansiyeline sahip olduğu söylenebilir. Bunun yanında 2128; 2138; 2113; 2125 no'lu genotipler Hazro yerli genotipinin tuz stresine orta düzeyde tolerant olduğu söylenebilir. Ayrıca Kırkağaç kavunu ile 2139; 2136; 2115 no'lu genotipler ve Şemmame genotipinin en düşük puanlamalara sahip olduğu için tuz stresine hassas olduğu söylenebilir. Elde edilen bulgular neticesinde gelecekte tuz stresi çalışmalarında, yetiştiriciliğinde veya ıslahında yerel genotipler arasında seçim yapılabilmesi amacıyla bu çalışmanın kaynak olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Çalışmada kullanılan genotiplerin aşılama ile toleransın arttırılması, tuza toleransı yüksek sebze eldesi için geleneksel ıslah çalışmaları ve transgenetik yaklaşımlarla tuza toleransı yüksek sebze ıslahı gibi çalışmalarda kullanılabilmesine olanak sağlaması çalışmanın önemini arttırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Kavun, Stres, Tuzluluk, Genotip, Cucumis melo

Cucumis meloGenotipGerilme+2
Büşra Karataş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yemeye hazır üzüm tanelerinin raf ömürlerinin bazı sanitasyon uygulamalarıyla uzatılması

Bu çalışma raf ömrü oldukça sınırlı olan yemeye hazır üzüm tanelerinin raf ömrünü uzatmak ve kalite kayıplarını azaltmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda üzüm taneleri sitrik asit, sodyum hipoklorit, hidrojen peroksit çözeltilerine daldırılarak paketlenmişlerdir. Araştırma Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait Hasat Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda 2015 yılında yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak Elazığ'ın yerel üzümleri olan Ağın Kırmızısı ve Ağın Beyazı üzüm çeşitleri kullanılmıştır. Üzümler salkımlar halinde suya (kontrol), sitrik asit (20 g/L), sodyum hipoklorit (50 mg/L), hidrojen peroksit (20 g/L) çözeltilerine 1 dakika süre batırılmıştır. Çözeltilerden çıkarılan salkımlardan, önce taneler ayıklanmış daha sonra meyve sapı ve torus üzüm tanelerinden uzaklaştırılmıştır. Üzüm tanelerinde renk, şekil, irilik, çürüklük vb. özellikler dikkate alınarak bir elemeye gidilmiştir. Seçilen örnek üzüm taneleri belirli miktarlarda plastik kaplara (PET) yerleştirilmiş ve 4°C'ye ayarlı inkübatörde 10 gün boyunca depolanmıştır. Elde edilen bulgular sitrik asit, sodyum hipoklorit, hidrojen peroksit çözeltilerinin taze hazırlanmış üzüm tanelerinin raf ömrünü uzatmak için başarılı bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. Özellikle sitrik asit bitkileri tarafından üretilen doğal bir ürün olma özelliğindedir. Bu özelliğinden dolayı üzümlerin sanitasyonunda belirtilen dozda ticari olarak kullanılabileceği bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: yemeye hazır üzüm taneleri, sitrik asit, hidrojen peroksit, sodyum hipoklorit

Ezgi Doğan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Priming çözeltisine pro-ca ilavesinin patlıcan tohumlarının stres sıcaklıklarında çimlenme ve çıkışı üzerine etkisi

Bu çalışmada priming çözeltilerine ilave edilen Prohexadione-Calcium (Pro-Ca) dozlarının patlıcan tohumlarının yüksek sıcaklık ve düşük sıcaklıkta çimlenme ve fide çıkış performansları üzerine etkileri araştırılmıştır. Tohumlar 0, 50, 100 ve 150 mg.l-1 Pro-Ca içeren 3% KNO3, 2% KH2PO4, ve 10% PEG solüsyonları içerisinde, karanlıkta 25 °C'de 3 gün süreyle prime edildi. Priming işleminden sonra tohumlar saf su ile yıkanıp filtre kâğıdı üzerinde 25 ºC sıcaklıkta 24 saat kurutulduktan sonra 15 ºC ve 35 ºC'de çimlenme ve çıkış testlerine tabi tutulmuşlardır. Uygulama görmemiş kontrol tohumlarına göre, bitki büyüme düzenleyicilerinin gerek varlığında ve gerekse yokluğunda gerçekleştirilen priming uygulamaları genel olarak patlıcan tohumlarında 15 ºC'de çimlenme yüzdesi (FGP), ortalama çimlenme süresi (MGT), çimlenme hızı (G50), çimlenme indisi (GI), çıkış yüzdesi (FEP) ve ortalama çıkış süresinde (MET) önemli iyileşmeler sağlamıştır. Düşük sıcaklıkta (15 ºC) en yüksek çimlenme yüzdesi (% 98,67) KNO3 + 50 mg.l­1 Pro­Ca çözeltisinden ve en kısa ortalama çimlenme süresi (12,36 gün) KNO3 + 150 mg.l­1 Pro­Ca çözeltisinden elde edilmiştir. En yüksek çıkış yüzdesi (%91,33) PEG + 50 mg.l­1 Pro­Ca uygulamasından elde edilmiştir. Diğer taraftan uygulama görmemiş kontrol tohumlarında 15 ºC'de fide çıkışı yüzdesi %70,67 olarak gerçekleşmiştir. Yüksek sıcaklıkta (35 ºC) yürütülen çimlendirme testlerinde ise en yüksek çimlenme yüzdesi (%92,00) KNO3 + 50 mg.l-1 Pro-Ca uygulamasından elde edilirken, en kısa ortalama çimlenme süresi (3,84 gün) ile KNO3 + 50 mg.l­1 Pro­Ca çözeltisinden elde edilmiştir. En yüksek çıkış yüzdesi (%72,00) PEG + 50 mg.l­1 Pro­Ca uygulamasından elde edilmiştir ve kontrol tohumlarında ise 35 oC' de fide çıkış yüzdesi 45,33 olarak görülmüştür. Sonuçlar priming ortamına ilave edilecek Pro-Ca'un, patlıcan tohumlarının düşük ve yüksek sıcaklıktaki performanslarını arttırmada başarılı bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.

Ayfer Şanlı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya yöresinde aşılı-aşısız olarak yetiştirilen banazı karası üzümünün bazı fenolojik, kalite ve fitokimyasal özellikleri

Bu araştırma, Malatya Yeşilyurt ilçesi Konak beldesindeki çiftçi bağında, Banazı Karası üzüm çeşidinde yürütülmüştür. Çalışmada, Banazı Karası üzümü yetiştiriciliğinde kullanılan aşısız (çelikle) ve 41B, 99R, 1103P, 110R anaçlarıyla yapılan üretimin fenolojik gelişmeye, meyve kalitesine ve bazı fitokimyasallara etkisi incelenmiştir. Aşısız omcalarda 5 yaşında (genç) ve 40 yaş (yaşlı) üstü omcalar kullanılmıştır. Anaçlara aşılı ve aşısız (anaçsız) olarak üretilen Banazı Karası üzümünde salkım ağırlığı 169,97g ile 440,76g, tane boyu 17,17 mm ile 21,05 mm arasında, tane ağırlığı 2,36g-3,64g, pH değeri 4,03-4,56, SÇKM %27,00-22,50, olgunluk indisi 48,91-68,97, kuruma randımanı 29,33-32,70, titrasyon asitliği ise %0,36-%0,47 arasında değişmiştir. Fenolik bileşiklerden gallik asit 4,10-14,43 mg/kg, kateşin 146,87-306,87 mg/kg, rutin 38,96-78,15 mg/kg, naringin 22,54-50,97 mg/kg, phloridzin 40,03-107,72 mg/kg ve quercetin 0,47-1,67 mg/kg arasında belirlenmiştir. Toplam fenolik madde anaçlar arasında 7,51-21,66 mg gallk asit/g olarak, toplam antioksidan kapasite 0,19-0,22 mg trolox eşdeğeri/g olarak belirlenmiştir. Fruktoz içeriği 1795,59-1566,08 mg/10g, glikoz içeriği ise 1893,51-1604,14 mg/10g aralığında değişmiştir. Organik asitlerden tartarik asit 1,47 ile 1,09 mg/g, malik asit ise 1,16 ile 0,65 mg/g arasında değişmiştir. Anaçların pomolojik analizler ve meyve kalitesi değerleri üzerine etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Aşısız anaçlar salkım ve tane boy-ağırlık, olgunluk indisi ve kuruma randımanı bakımından aşılı anaçların gerisinde kalmıştır. 40 yaş üzerindeki yerli omca bazı fenolik bileşikler bakımından diğer anaçlara göre daha yüksek değer almıştır. Fruktoz ve glikoz içeriği bakımından anaçlar arasında istatistiki olarak bir fark tespit edilmezken, tartarik asit ve malik asit bakımından anaçlar arasında istatistiki olarak fark tespit edilmiştir.

Bitki fenolikleriKuru üzüm
Hatice Şahiner Öylek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of different soilless growing media on seedling quality of some solanaceae vegetables

One of the most important things in successful vegetable transplant production is to grow strong and healthy transplants. The role of plant growing media is become important in modulating physiological responses that will eventually lead to producing high quality seedlings. Aim of this thesis study was to evaluate tomato (Lycopersicon esculentum Mill.) and pepper (Capsicum annuum L) transplant growth in various soilless growing media. Twelve growing media were formulated using peat moss and coconut pith as the organic components, and perlite, vermiculite, rock wool, and expanded clay aggregates as the inorganic components. To facilitate interpretations, seedling height, stem diameter, number of true leaves, relative leaf chlorophyll content, stem fresh weight, stem dry weight, root fresh weight, and root dry weight of 6-week old transplant grown in different growing media were compared. The results of the study have shown that the use of different growing media significantly affected growth and quality of tomato and pepper transplants. The best mixture consisted of peat and vermiculite (1:1; v/v). Keywords: Tomato, pepper, growing media, transplant production, soilless

Ghazı Othman Ahmed Ahmed
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Influence of prohexadione-calcium incorporated into priming solution on germination and emergence of muskmelon and watermelon seeds at low temperature

This thesis study was conducted to investigate effects of incorporating Prohexadione-Calcium (Pro-Ca) into the priming solutions on low temperature germination and emergence percentage performance of muskmelon (Cucumis melo cv. 'Kırkağaç 637') and watermelon (Citrullus lanatus cv. 'Charleston Gray PS') seeds. Priming was accomplished by imbibing muskmelon and watermelon seeds for 4 and 6 days, respectively at 25 °C in darkness in solutions of KNO3 or KH2PO4, each at -1.50 MPa, containing 0, 25, 50, 75, or 100 mg.L-1 Pro-Ca. After priming treatment, seeds were washed with distilled water and dried at 20 ºC temperature on filter paper for 24 h, then the seeds were subjected to germination and emergence tests at 15 and 20 °C. Priming muskmelon and watermelon seeds in the presence or absence of plant growth regulators in general improved final germination percentage (FGP), mean germination time (MGT), germination index (GI), final emergence percentage (FEP), and mean emergence time (MET), emergence index (EI) compared to non-primed seeds at both temperatures. The results of the study indicated that inclusion of Pro-Ca into the priming solutions can be used as an effective method to improve low temperature germination performance muskmelon and watermelon seeds.

Saman Saber Alı Alı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Ameliorative effects of some priming treatments on germination and emergence of lettuce seeds under high temperature conditions

Marul (Lactuca sativa L.) tohumlarının çimlenmesi için maksimum sıcaklık aralığı 25-30 °C arasındadır. Optimum sıcaklık aralığının üzerindeki sıcaklıklar, marul tohumunun çimlenmesini engeller ve üniform olmayan bitkilerin meydana gelmesine neden olurlar. Su ile ıslatılan marul tohumlarının yüksek sıcaklık nedeniyle çimlenememesi olayı "termodormansi" olarak adlandırılır. Termodormansi ile başa çıkma metotlarından birisi de tohumların prime edilmesidir. Bu çalışmada priming çözeltilerine ilave edilen Prohexadione-Calcium (Pro-Ca) dozlarının marul tohumlarının 20, 30 ave 35 °C'de çimlenme ve fide çıkış performansları üzerine etkileri araştırılmıştır. Marul tohumları 0, 50, 100 ve 100 mgL-1 Pro-Ca içeren -1.50 MPa KNO3 ve -1.50 MPa KH2PO4,solüsyonları içerisinde, karanlıkta 15 °C'de 20 saat süreyle prime edildi. Araştırma sonuçları priming uygulamalarının marul tohumlarında termodormansiyi azalttığı, çimlenme ve fide çıkış performanslarını artırdığını göstermiştir. Sonuçlar, Pro-Ca'nın priming solüsyonlarına eklenmesinin, termodormansiyi yenmek ve marul tohumlarının yüksek sıcaklıklarda çimlenme ve çıkış performanslarının iyileştirmek için etkili bir yöntem olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

Mıdya Jaza Muhamed Muhamed
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Control of transplant height in tomato and cabbage using plant growth regulator prohexadione calcium

The role of plant growth regulators is become important in modulating physiological responses that will eventually lead to producing high quality seedlings. This thesis project was conducted to compare the effects of various Prohexadione-calcium (Pro-Ca) concentrations (0, 25, 50, 75 and 100 mg L-1) and different application methods (foliar spray and soil drench), on the characteristics and quality of tomato (Lycopersicon esculentum Mill) variety (BT H2274) and cabbage (Brassica oleracea L. var. capitata) variety (Beyaz Lahana Bafra) transplants. The results showed that Pro-Ca reduced tomato seedling height by 14 – 44 % (foliar spray) and 33 – 53% (soil drench) for seedlings at age of 25 day-old plants. For tomato seedlings at age of 35 day-old plants the reduction was 8-33% (foliar spray) and 31-57% (soil drench). Applying Pro-Ca had similar effect of on cabbage seedling height; reduction by 19-35% (foliar spray), and 24-35% (soil drench) for 25 day-old seedlings. For 35 day-old cabbage seedlings the reduction was 26-41% and 37-46% for foliar spray and soil drench respectively. Pro-Ca applied either soil drench or foliar spray can be used in producing short seedlings of tomato and cabbage without affecting the productivity of the plant.

Dıyar Abdullah Hassan Hassan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The use of aqueous 1-methylcyclopropene (1-MCP) in packaged cucumbers (Cucumis sativus l.)

The objective of the present study was to investigate the effects of Modified Atmosphere Packaging (MAP) and aqueous and gaseous 1-methylcyclopropene (1-MCP) treatments on post-harvest life and quality of cucumber. The study was conducted in the postharvest laboratory of Horticultural Department of Bingol University during 2016. 'Erdemli F1' cucumber variety obtained from a greenhouse farmer in Mersin and was used in the present study. Cucumbers were washed with tap water prior to the experiment, and distributed into four lots: the first one was for the control, the second one for MAP, the third one for aqueous 1-MCP and the fourth one for gaseous 1-MCP applications and stored at 23 ± 1 °C for 10 days. For the MAP application, a LPDE-type packaging material was used and for 1-MCP application, Sensy Fresh powder (active ingredient 3.3. % 1-MCP; Agrobest, Izmir) was used. After treatments control, aqueous 1-MCP and gaseous 1-MCP-treated fruits were placed into the PET boxes. Samples of fruits were then tested periodically to note the changes in quality as determined by visual observation, weight loss, firmness, color, gas composition (O2, CO2, and N2), SSC, PH, titratable acidity (TA), chlorophyll content, and decay during the storage time. The overall results indicated that neither gaseous nor aqueous 1-MCP application extent shelf life of cucumbers stored at 23 ± 1 °C for 10 days. MAP application was however found to be having adverse effects on the shelf life of cucumbers.

Najat Ghareeb Kareem Kareem
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The use of aqueous 1-methylcyclopropene (1-MCP) in packaged carrots (Daucus carota l.)

The aim of this study was to prolong the postharvest shelf life and maintain the quality and by using aqueous and gaseous 1-methylcylopropene (1-MCP), and modified atmosphere packaging (MAP) treatments. This work was carried out in the Bingöl University laboratory in the 2016. 'Nantes' carrot cultivar obtained from Kırıkhan, Hatay was employed in the present study. Carrots were washed with tap water prior to the experiment, and distributed into four lots: the first one was for the control, the second one for MAP, the third one for aqueous 1-MCP and the fourth one for gaseous 1-MCP applications and stored at 23 ± 1 °C for 10 days. For the MAP application, a LPDE-type packaging material was used and for 1-MCP application, Sensy Fresh powder (active ingredient 3.3% 1-MCP; Agrobest, Izmir) was used. After treatments control, aqueous 1-MCP and gaseous 1-MCP-treated fruits were placed into the PET boxes. Samples of carrots were then tested periodically to note the changes in quality as determined by visual observation, weight loss, firmness, color, gas composition (O2, CO2, and N2), SSC, PH, titratable acidity (TA), chlorophyll content, and decay during the storage time. The results indicated that gaseous 1-MCP application has a potential extend postharvest shelf life of carrot especially by suppressing decay ratios. Aqueous 1-MCP was however ineffective on either prolonging or extending shelf life of the treated carrots. MAP application accelerated both water and water loss thus had an adverse effect on the quality and shelf life.

Awat Alı Husseın Husseın
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep İli Şahinbey, Şehitkamil ve Oğuzeli yörelerinde yetişen ceviz (Juglans regia l.) genotiplerin seleksiyonu

Bu araştırma, 2014-2016 yılları arasında Gaziantep ili Şahinbey, Şehitkamil, Oğuzeli yörelerinde tohumdan yetişmiş ceviz popülasyonu içerisinden üstün özellikli tipleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Seleksiyon kriterleri doğrultusunda 155 genotipten meyve örnekleri alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonuncunda 10 genotip ümitvar olarak seçilmiştir. Seçilen tiplerin meyve genişlikleri 31,90-35,95 mm, meyve yükseklikleri 33,31-38,79 mm, meyve uzunlukları 35,04-46,44 mm, meyve ağırlıkları 13,12-20,40 g, iç ağırlıkları 7,01-8,55 g, iç oranları %44,57-56,01 ve kabuk kalınlıkları 1,34-2,03 mm arasında değişmekte olup ümitvar tiplerin tamamında protandry çiçeklenme yapısına sahip olduğu saptanmıştır.

Ali Göksüncükgil
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimhan yöresinde yetişen ceviz (Juglans regia l.)tiplerinin seleksiyon yolu ile ıslahı

Malatya ili Hekimhan ilçesinde 2015-2016 yılları arasında yapılan seleksiyon çalışmasında popülasyon 138 ağaçtan meyve örneği alınmıştır. Yapılan tartılı derecelendirme sonucunda 9 tip ümitvar görülerek selekte edilmiştir. Seleksiyon çalışması sonucunda selekte edilen tiplerin meyve ağırlıkları 16,26 (44 HB 002) g ile 13,56 (44 HB 086) g, iç ağırlıkları 9,44 (44 HKB 002) g ile 7,07 (44 HKB 132) g, iç oranları %57,90 (44 HKB 002) ile %47,05 (44 HKB 146), kabuk kalınlıkları 2,24 (44 HKB 100) mm ile 1,55 (44 HKB 086) mm arasında değiştiği belirlenmiştir. Seçilen tiplerde tiplerin iç rengi 3'ünde açık, 4'ünde sarı, 2 tane esmer olarak belirlenirken hasat tarihlerinin 20 Eylül 5 Kasım, çiçeklenme tarihleri 1 Mayıs 12 Mayıs, çiçeklenme tiplerinin hepsinde protandry olarak gözlemlenmiştir.

Barış Demirhan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl Merkez Aşağıköy ve Yelesen köylerinde tohumdan yetişen bazı ceviz genotiplerinin meyve özelliklerinin belirlenmesi ve seleksiyonu

Ceviz genotipleri bakımından zengin bir çeşitliliğe sahip olan Bingöl Merkez Aşağıköy ve Yelesen köylerinde 2015-2016 yılları arasında yürütülen bu çalışmada, tohumdan yetişmiş ve mevcut iklim şartlarına adapte olmuş meyve kalitesi bakımından üstün özellikli ceviz tiplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tohumdan yetişmiş 47 ceviz genotipinden meyve örnekleri alınarak laboratuvar ortamında incelenmiştir. Örnek alınan tüm genotiplere ait meyvelerde; kabuk pürüzlülüğü, kabuk rengi, süturu içine alan dikine kesit şekli, süturdan dikine kesit şekli, meyve alt kısmının şekli, meyve apikal kısmının şekli, meyve apikal uç çıkıntısı, sütur üzerindeki çıkıntıların sütur boyunca durumu, sütur üzerindeki çıkıntıların büyüklüğü, sütur üzerindeki çıkıntıların genişliği, meyve eni, boyu ve yüksekliği, meyve boyu indeksi, meyve ağırlığı, iç ağırlığı, kabuk kırılma değeri, iç sertlik değeri, kabuk kalınlığı, primer ve sekonder ayırıcı zarların kalınlığı, iç ceviz üzerindeki zarların kalınlığı, iç ceviz üzerindeki damarlılık durumu, iç dolgunluğu, primer ve sekonder ayırıcı zarların rengi, iç ceviz üzerindeki zarın rengi, iç cevizin zarsız rengi ve iç oranı tespit edilmiştir. Seçilen tiplerin meyve ağırlıkları 7,90-15,80 g iken 6 tip 14,58-15,80 g arasındadır. İç ağırlıkları 2,64-7,07 g iken 9 tip 6,05-7,07 g olarak tespit edilmiştir. İç oranları % 30,16-56,77 arasında değişirken 13 tipte % 50'den fazla bulunmuştur. Seçilen tiplerde iç dolgunluk oranı % 49,94-83,89 arasında değişiklik gösterirken 13 tipte bu oran % 75'ten fazla çıkmıştır. Hunter renk değerlendirmesine göre L* değeri (60 ve üzeri) ile yapılan ölçümlerde 9 tane tipin kabuk rengi ve 11 tipin zarlı iç rengi açık renkli olarak bulunmuştur. Tiplerin iç zarındaki damarlılık genellikle yüksek olurken (8 ve üzeri) 13 tane tipte 8'in altında kalmıştır. Yedi tane tipin yan dallarda meyve verdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bingöl, ceviz meyve kalitesi, genotip, Junglas regia, seleksiyon.

Ayhan Bulduk
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ilinde farklı rakımlarda yetişen bazı üzüm çeşitlerinin çekirdeklerindeki yağ asit bileşenlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada; üç farklı lokasyonda (800m, 1000m ve 1200m) bulunan dört sofralık üzüm çeşidi (Ağın Beyazı, Kış kırmızısı, Şilfoni ve Tahannebi), üç şaraplık-şıralık üzüm çeşidi (Boğazkere, Kabarcık ve Öküzgözü) ve üç kurutmalık üzüm çeşidi (Banazı Karası, Besni ve Köhnü) kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda çekirdeklerde bulunan yağ asitleri sayısı 13 ile 22 adet arasında değişkenlik arz etmiştir. En yüksek yağ asidi sayısı 1200m rakımda bulunan Tahannebi üzüm çeşidinden elde edilmişken; en düşük yağ asidi sayısı 1000m rakımda bulunan Kış Kırmızısı, 1200m rakımda bulunan Besni ve Banazı Karası üzüm çeşitlerinde olduğu saptanmıştır. Denemeye alınmış bütün üzüm çeşitlerde tanımlanan yağ asitleri miktar olarak ilk üç sırayı çoktan aza doğru sırasıyla; linoleik asit (C18:2), oleik asit (C18:1) ve palmitik asit (C16:0) almıştır. En yüksek linoleik asit (C18:2) miktarı 1200m rakımda bulunan ve sofralık üzüm çeşidi olan Tahannebi üzüm çeşidinde (%62,62); bunu oleik asit (C18:1), yine 1200m'deki sofralık üzüm çeşidi olan Kış kırmızısı üzüm çeşidinde (%22,48); ve palmitik asit (C16:0) 800 m'de bulunan Kış Kırmızısı üzüm çeşidinde tespit edilmiştir. Tespit edilen yağ asitleri oranları gerek çeşit bakımından ve gerekse rakım bakımından istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Yağ asitleri sayısı ve ilk üç sırada yer alan yağ asitleri miktarı bakımından 1200m rakımda bulunan sofralık üzüm çeşitlerinde tespit edilmiştir. Bu çalışmada, çevresel faktörlerden özellikle rakımın (yükselti) bazı üzüm çeşitlerinin çekirdeklerinde bulunan yağ asidi sayı, miktarı ve profiline nasıl bir etkisi olduğu tespit edilmeye yönelik olmuştur. Bu çalışma ile birlikte günümüzde yoğun olarak çalışmaların başlamış olduğu yağ asitlerinin çeşit ve çevresel etkilerden nasıl etkilenebileceği fikrinin oluşması için ön bir çalışma niteliğinde olup, bundan sonraki çalışmalara ışık tutabilecek nitelikte olabileceği umut edilmektedir.

Serbest yağ asitleri
Fırat İşlek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Muş (merkez) ilinde yetiştirelen üzüm çeşitlerinin ampelografik özelliklerinin klasik yöntemlerle belirlenmesi.

Bu çalışma Muş merkez ilçesinde 2015-2016 yılları arasında İlde yetiştiriciliği yapılan 4 üzüm çeşidinin (Vakkas, Kaşber, Danagözü, Sinceri Beyaz) ampelografik özelliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Muş merkeze bağlı Soğucak Köyü, İncebel Bağları, Kale Bağları, Mehmetcan Bağlarına gidilerek yetişen üzüm çeşitleri, yetişme tahminlerine ve ekonomik önemlerine bakılmaksızın incelenmiş, tespit edilen çeşitlerin koordinatları belirlenerek etiketlenmiş ve sonrasında ampelografik özelliklerin belirlenmesi için inceleme altına alınmıştır. Çalışmamızda, 15 Sürgün özelliği, 14 Tane özelliği, 23 Olgun yaprak, 5 Genç yaprak, 2 Bir yaşlı dal özelliği, 1 Çiçek salkımı, 3 Çekirdek özelliği, 5 Fenolojik özellik, 6 Kalite ve Verime ait olmak üzere toplam 78 ampelografik özellik 2 yıl süreyle incelenmiş ve her özelliğe bağlı olan ölçümler 2 kere tekrarlanmıştır. Muş merkez ilçesinde üzüm çeşitlerinin ampelografik tanımlanmasına yönelik ilk olma niteliği taşıyan bu çalışmada çeşitler arasında önemli varyasyonlar ortaya çıkmıştır. Araştırma kapsamında çeşitler sürgün ucu özelliklerinden, sürgün ucu antosyanin dağılımı, sürgün ucu şekli ve boğum ve boğum aralarındaki sırt ve karın tarafı renkleri yoğunluğu, sürgün ucunda ve boğum ile boğum aralarındaki yatık ve dik tüy sıklığı, sülüklerin uzunluğu ve sülüklerin sürgündeki dizilişi gibi özellikler açısından ampelografik olarak değerlendirildiğinde çeşitler arasında farklılık ve benzerlikler saptanmıştır. Araştırmamızda 2 çeşidin (Vakkas ve Kaşber) sürgün ucu ' Açık ', 2 çeşidin (Danagözü ve Sinceri Beyaz) sürgün ucu ' Yarı Açık ' özellikte oldukları belirlenmiştir.

İbrahim Koç
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili Eğil ilçesi bağ alanlarının uzaktan algılama sistemleri kullanılarak belirlenmesi

Bu çalışma Diyarbakır ili Eğil ilçesi tarım alanlarında mevcut bağ alanlarının yanı sıra söz konusu ilçenin potansiyel bağ alanlarının da belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Eğil ilçesi tarım arazilerinin belli bölgelerinde toprak analizleri alınmış, mevcut bağ alanları tespit edilmiş, bakı, yükselti, eğim, toprak derinliği (en az 70 cm) ve en düşük ortalama sıcaklık derecelerine göre araziler sınıflandırılarak ideal bağ alanları tespit edilmiştir. Yapılan toprak analizleri sonucunda Eğil içesi tarım toprakları bağcılık açısından P, K ve organik madde bakımından iyileştirilebilir nitelikte olduğu; tuz, kireç pH ve strüktür bakımından ise ideal bulunmuştur. Bakı, yükselti ve sıcaklık bakımından ilçenin tüm tarım arazilerinin bağcılık için uygun olduğu, ilçenin arazisinin %8 eğime sahip kısmı olan %67,30'unun ideal bağcılık için daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. İlçenin toplam tarım arazilerinin %2,60'si kadar olan mevcut bağ alanı bakılara göre sınıflandırmak koşuluyla, mevcut bağ alanlarının yaklaşık 6 katına çıkarılarak (%13,97) mevcut bağ potansiyelinden maksimum yararlanılabileceği tespit edilmiştir.

Mehmet Çiçek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ve çevresinde yetişmekte olan bazı dikenli incirlerde (Opuntia ficus-Indica L.) en uygun hasat dönemlerinin saptanmasıözet

Bu çalışmanın amacı 2018 yılında, Mersin İli ve çevresinde yetiştirilen dikenli incir genotiplerinin uygun hasat zamanlarının belirlenmesidir. Mersin, Tarsus, Silifke, Erdemli, Anamur, Gülnar, Bozyazı ve Aydıncık ilçelerinde belirlenen 14 farklı yerden 3 farklı hasat zamanında toplanan dikenli incir meyvelerine ait meyve ağırlığı (g), meyve eni (mm), meyve boyu (mm), meyve kabuk ve et rengi, meyve et ağırlığı (g),meyve et oranı (%), kabuk kalınlığı (mm), titre edilebilir asit miktarı (TA), suda çözünür kuru madde miktarı (SÇKM), pH değeri, meyve tohum/et oranı (%), tohum ağırlığı (g), toplam tohum sayısı(adet) ve meyve eti sertliği analizleri yapılmıştır. Çalışmamızda selekte edilen dikenli incirlerin hasat edilmesi için üç farklı hasat tarihi belirlenmiştir. Yapılan hasat sonucunda ilk hasat zamanı yeme olumuna gelen genotipin sadece 33 Dİ 02 numaralı dikenli incir genotipi olduğu tespit edilmiştir. 03.08.2018 olan II. Hasat zamanı genotiplerin genel olarak hasat için uygun yeme olumunda olduğu gözlenmiştir. Dikenli incirin çiçeklenme periyodunun uzun olmasından kaynaklı olarak tek seferde hasat yapılmasının uygun olmadığı, kademeli olarak hasadın daha yerinde olacağı görülmüştür. Ayrıca, Mersin ve çevresinde selekte edilen dikenli incir genotiplerinin Nisan ayı itibarı ile çiçeklenmeye başladığı ve çiçeklenmenin Mayıs ayına kadar sürdüğü, uygun hasadın ise Temmuz ayının sonunda başlayıp Eylül ayına kadar sürdüğü gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Opuntia ficus-indica (L.) dikenli incir, hasat zamanı, çiçeklenme.

Ümral Güzel
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hormon uygulamalarının asma tohumlarının çimlenme ve bitki gelişimi üzerine etkileri

Araştırmada ülkemiz genelinde çok iyi bilinen bazı yerli üzüm çeşitlerimizden; Besni, Banazı Karası, Müşküle, Öküzgözü, Boğazkere, Mezrone, Ağın Beyazı ve Köhnü ile dünyaca ünlü ve bölgemize adaptasyonu iyi olan, Cardinal ve Red Glode üzümleri olmak üzere toplam 10 farklı üzüm çeşitlerine ait tohumlar kullanılmıştır. Adı geçen çeşitlere ait tohumlar katlamaya alınmış ve katlamaya alınmamış tohumlar olarak 2 ana gruba ayrılmıştır. Katlamalı ve katlamasız şeklinde 2 ana gruba ayrılmış tohumlara 2 farklı hormon (östrojen ve testesteron) uygulaması gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu dahil her hormon grubu için 5 farklı dozda (0.0g/lt, 0.5 g/lt, 1.0 g/lt, 1.5 g/lt ve 2.0g/lt) hazırlanarak her bir uygulama dozu için 30'ar adet tohum kullanılmıştır. Katlamalı ve katlamasız tohum sayılarının ortalamaları arasındaki farklar çeşitler itibariyle istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Katlamalıda en yüksek ortalama 8,60 adet; katlamasızda en yüksek ortalama 6,97 adet olarak belirlenmiştir . Hormon uygulaması itibariyle katlamalı ve katlamasız tohum sayıları ortalama değerleri arasındaki farklar istatistiki olarak önemli bulunmamıştır. Doz uygulaması itibariyle katlamalı ve katlamasız tohum sayıları ortalama değerleri arasındaki farklar istatistiki olarak önemli bulunmuş, katlamalı tohum sayısı ve katlamasız tohum sayısı ortalamaları kontrol grubunda 5,97 ve 4,77 ile en az 7,95 ve 6,88 ile 0.5 doz uygulamasında ise en fazla olarak saptanmıştır. Bitkisel üretimde kullanılan çok düşük dozlarda dahi etkili olabilen hormonların bilinçli kullanımı, kaliteli üretimi yönlendirdiği ve başarılı sonuçlar elde edildiği için son derece önemlidir. Fakat cinsiyet hormonlarının bitkilere dışarıdan uygulamaları ile ilgili çalışmalar halen daha yeterli düzeyde değildir. Cinsiyet hormonlarının kullanımının tarımsal üretime özellikle verim ve kalite artışı yönünden getireceği olumlu etkiler araştırılmalı ve pratikte kullanılabilirliği sağlanmalıdır.

Vezir Yıldız
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Prohexadione-calcium uygulamalarıyla biberde fide döneminde kuraklık stresine karşı toleransın arttırılması

Bu tez çalışmasında Prohexadione-calcium (Pro-Ca) uygulaması ile biberde (Capsicum annuum L.) erken fide döneminde kuraklık stresine karşı toleransının arttırılması hedeflenmiştir. Kuraklık stresine karşı toleransı arttırmak amacıyla biber fideleri erken dönemde iki farklı uygulama metodu (topraktan ve yapraktan) ile farklı dozlarda (0, 25, 50 ve 75 mg.L-1) Pro-Ca ile muamele edilmiş ve sonrasında bir hafta süreyle sulanmayarak kuraklık stresine tabi tutulmuşlardır. Stres sonrasında uygulamaların etkilerini belirlemek amacıyla her uygulamadan 8 bitki üzerinde bitki boyu, gövde çapı, yaprak sayısı, yaprak alanı, göreceli yaprak klorofil içeriği, fide yaş ve kuru ağırlıkları, kök yaş ve kuru ağırlıkları, doku nispi (oransal) su içeriği, membran geçirgenliği ve görsel hasar indeksi değerleri gibi ölçüm ve analizler yapılmıştır. Araştırmada denenen Pro-Ca dozları arasında 50 ve 75 mg.L-1 dozlarının her iki uygulama metodunda da biberde kuraklığa karşı kazanılan toleransta en etkili doz olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular Pro-Ca uygulamasının fide kalitesinde önemli bir kayıp söz konusu olmadan biber fidelerinde kuraklık stresine karşı toleransı arttırmak amacıyla kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

Esra Koçkar
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alatepe ve yenibaşlar (Bingöl) köylerinde yetişen ceviz genotiplerinin bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi

Araştırmada Bingöl Merkez Alatepe ve Yenibaşlar bölgelerinde tespit edilen 20 ceviz genotipi üzerinde; Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği (UPOV) normları kullanılmıştır. Seçilen genotipler; çiçek, taç yapısı, meyve özellikleri gibi toplam 38 özellik bakımından incelenmiş, uluslararası yöntem birliğini oluşturan listeler doğrultusunda her özelliğe ait tanımlamalar yapılmıştır. Araştırmada kullanılan genotiplerin kabuklu meyve ağırlıklarının 8,00-16,74 g, iç ağırlıklarının 3,29-6,84 g, iç oranlarının % 30-55,boy indeksleri 0,93-1,14, kabuk kalınlığı 1,18-2,02 mm ve iç sertlik değeri0,63-1,22 mm. arasında değiştiği bulunmuştur. Meyve kabuklu ağırlığı 12 g üzerinde olan 7 tane tipe rastlanmıştır. İç ağırlığı 5 g'ın üzerinde olan 5 tipe rastlanılmıştır. Meyve iç oranı % 50'nin üzerinde 3 tip belirlenmiştir. Yapılan gözlemler sonucunda, meyve alt kısmının şekli bakımından 20 tipin 1'i (% 5) kama, 10'unda (% 50) yuvarlak, 5'inde (% 25) küt ve 4'ü de (% 20) çentikli olarak belirlenmiştir. Kabuktan ayılma durumlarından 3 tip "çok kolay", 4 tip "kolay", 6 tip "orta", 3 tip "zor" ve 4 tip "çok zor" olarak belirlenmiştir.

Veysel Kıtay
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'da kendiliğinden yetişen bazı dutların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma Diyarbakır Merkez ilçesi olan Bağlar ilçesi içerisindeki Yeniköy Mezarlığı ve Sur ilçesine bağlı Özekli köyünde 2018-2019 yılları arasında yürütülmüştür. Tohumdan yetişmiş M. alba, M. laevigata, M. rubra türlerine ait dut genotiplerinden hasat döneminde alınan meyvelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerini tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma için belirlenen M. alba, M. laevigata ve M. rubra dut tiplerine ait sırasıyla 10, 5 ve 10 adet ağaç belirlenerek, toplamda 25 adet dut genotipinden meyve örnekleri alınmıştır. Örnek alınan tüm genotiplerde meyve eni, meyve boyu, sap çapı, sap boyu, meyve ağırlığı, kuru meyve ağırlığı, meyve rengi L, a, b değerleri, meyve suyu randımanı, pH, TA, SÇKM, toplam fenolik madde miktarı, DPPH ve meyve suyu rengi L, a, b değerleri tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda genotipler arasında en yüksek meyve ağırlığına sahip genotip (6,06 g) DML01 ve en yüksek meyve suyu randımanına sahip genotip (%56,22) DML01 olarak bulunmuş iken en yüksek TF değerine sahip genotip (1354,21 mgGAE/100g) DML05, en yüksek DPPH değerine sahip genotip (%69,33) DMR05, en yüksek SÇKM değerine sahip genotip (18,6 briks) DML05 olarak bulunmuştur. Genel olarak ortalama en yüksek meyve ağırlığı, en yüksek meyve suyu randımanı ve en yüksek toplam fenolik madde miktarı gösteren genotiplerM. laevigata türüne ait genotiplerde bulunmuş iken M. alba ve M. laevigata'ya ait genotipler takip etmiştir. Ortalama en yüksek DPPH miktarı M. rubra genotiplerinde bulunmuş iken M. alba ve M. laevigata'ya ait genotipler takip etmiştir.

Sema Nur Kaya
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya'da kendiliğinden yetişen bazı dutların fiziksel vekimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma Malatya Battalgazi ve merkez ilçelerinde 2018-2019 yılları arasında yürütülmüştür. Tohumdan yetişmiş M. alba, M. laevigata, M. nigra, M. rubra türlerine ait dut tiplerinden hasat döneminde alınan meyvelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerini tespit etmek amaçlanmıştır. Dut tiplerinden alınan meyvelerde meyve eni, meyve boyu, sap çapı, sap boyu, meyve ağırlığı, kuru meyve ağırlığı, meyve rengi (L, a, b), meyve suyu randımanı, pH, TA, SÇKM, toplam fenolik madde miktarı, DPPH ve meyve suyu rengi (L, a, b) tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda genotipler arasında en yüksek meyve ağırlığına sahip genotip (8,99 g) MML07 ve en yüksek meyve suyu randımanına sahip genotip (%58,91) MML06 olarak bulunmuş iken en yüksek TF değerine sahip genotip (1977,86 mgGAE/100g) MMN07, en yüksek DPPH değerine sahip genotip (%66,53) MMR07, en yüksek SÇKM değerine sahip genotip (26,1 briks) MMN01 olarak bulunmuştur. Genel olarak ortalama en yüksek meyve ağırlığı ve en yüksek meyve suyu randımanı gösteren genotipler M. laevigata türüne ait genotiplerde bulunmuştur. Toplam Fenolik madde miktarı bakımından M. nigra genotiplerinde en yüksek miktarlar bulunurken M. rubra, M. laevigata, M. alba genotipleri takip etmiştir. Ortalama en yüksek DPPH miktarı M. rubra ve M. nigra genotiplerinde bulunmuş iken M. laevigata ve M. alba ya ait genotipler takip etmiştir.

Harun Yoncacı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı Amerikan asma anaçları üzerine aşılanan Şire (mazrumi) üzüm çeşidinde tüplü fidan randımanı ve kalite özelliklerinin incelenmesi

Çalışma, 2021-2022 yılları içerisinde Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait uygulama ve sera alanında yürütülmüştür. Çalışmada bitkisel materyal olarak; 5BB, 110R, 1103P, 41B, 1613C, 420A ve 99R Amerikan asma anaçları üzerine aşılı Şire üzüm çeşidine ait kalemler kullanılmıştır. Tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulan araştırmada, kaynaştırma odası randımanı (%), aşılı çeliklerde kallus gelişim skalası (0-4), anaç çapı (mm), aşı noktası çapı (mm), kalem çapı (mm), primer sürgün çapı (mm), yaprak sayısı (n), primer sürgün uzunluğu (cm), kök skalası (0-4), kök sayısı (n), kök uzunluğu (cm), kök yaş ağırlığı (g), kök kuru ağırlığı (g), fidan randımanları (%) ve diğer sürme oranı (%) gibi kalite özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Şire üzüm çeşidinin biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı farklı özellikteki Amerikan asma anaçlarına aşılanarak afinite durumunun tespit edilmesidir. Çalışmanın sonunda elde edilen verilere göre, aşılama başarısı %92,43-100 arasında değişmiştir. Ayrıca, en yüksek çepeçevre kallus oluşumu 420A anacıyla oluşturulan kombinasyonda elde edilmiştir. Aşılama kombinasyonları oluşturdukları sürgün uzunluğu açısından değerlendirildiğinde, en uzun sürgünler 1613C kombinasyonunda gözlemlenmiştir. Kök yaş ağırlığı dışındaki kök gelişim aksamına ait parametrelerde 1613C kombinasyonuyla oluşturulan fidanlar, ortalama değerlerden yüksek sonuçları vermiştir. En düşük toplam fidan randımanı %56,99 oranıyla 41B kombinasyonunda gözlemlenirken en yüksek toplam randıman %94,62 oranıyla 1103P kombinasyonunda elde edilmiştir. Bunu 110R, 1613C ve 5BB kombinasyonları sırasıyla %91,57; %87,78; 84,47 değerlerle takip etmiştir. Ancak, 1613C Amerikan asma anacı üzerine aşılı Şire üzüm çeşidine ait fidanlarda sürgün ve kök gelişimi parametreleri, I. sınıf fidan randıman değerleri diğer anaçlara kıyasla daha ön plana çıkmıştır.

Murat Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl merkez Alıncık ve Aşağıköy köylerinde tohumdan yetişen bazı ceviz genotiplerinin meyve özelliklerinin belirlenmesi ve seleksiyonu

Bingöl ili Merkez ilçe Alıncık ve Aşağıköy köylerinde 2019-2020 yılları arasında yürütülmüş olan bu araştırmada, kendiliğinden yetişmiş ceviz ağaçları içerisinden meyve kalitesi yönünden üstün özelliklere sahip ümitvar tiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Belirlenen bölgedeki ceviz ağaçları araştırılmış ve 21 farklı ceviz ağacından meyve örneği alınarak laboratuvar ortamında özelliklerini belirlemek amaçlı fiziksel ölçümler yapılmıştır. Örnek alınan 21 ceviz genotipine ait meyvelerde; kabuk rengi, kabuk yüzey pürüzlülüğü, kabuklu meyve ağırlığı, meyve uç çıkıntı durumu, meyve uç kısmının şekli, meyve alt kısmının şekli, meyve ön kesit şekli, meyve yan kesit şekli, kabuk kalınlığı, kabuk kırılma değeri, meyve boyutları, meyve şekli, meyve iriliği, iç meyve rengi, iç damarlanma durumu, iç meyve ağırlığı, randıman, meyve içinin kabuğa bağlanma durumu, sağlam iç meyve oranı ve iç dolgunluğu incelenmiştir. İncelenen bu tiplerde meyve ağırlığı 6,18-12,14 g iken 12 tip 9,66-12,14 g arasındadır. İç meyve ağırlığı 2,08-5,69 g iken 13 tip 4,08-5,69 g arasındadır. İç oranı %28,25-49,57 arasında değişirken 12 tip %41,99-49,57 arasındadır. İç dolgunluğu %32,27-54,95 arasında değişirken 11 tip %43,25-54,95 arasındadır. Kabuk kalınlığı 1,25-1,98 mm iken 13 tip 1,68-1,98 mm arasındadır. Meyve eni 26,37-33,99 mm iken 13 tip 30,30-33,99 mm arasındadır. Meyve boyu 24,56-42,31 mm iken 10 tip 33,47-42,31 mm arasındadır. Meyve yüksekliği 25,23-32,80 mm iken 12 tip 29,48-32,80 mm arasında tespit edilmiştir. Seçilen tiplerin meyve kabuk rengi 2'sinde açık, 18'inde orta ve 1'inde koyu renkli olarak saptanmıştır.

Enes Baran
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dikey bahçelerde çilek (Fragaria vesca L.) performansının belirlenmesi

Bingöl Üniversitesi, Araştırma ve Uygulama alanında 2019 yılında yürütülmüş olan bu çalışma, dikey bahçelerin süs bitkileri dışında, yenilebilir dikey bahçe olanaklarının araştırılması amacıyla yapılmıştır. Söz konusu çalışmada, deneme materyali olarak Kabarla çilek çeşidi kullanılmıştır. Denemede 4 bakı (doğu, batı, kuzey ve güney) duvar kullanılmıştır. Denemede morfolojik özelliklerden bitki eni, boyu, gövde sayısı ve stolon sayılarına bakılmıştır. Meyve özelliklerinden ise; meyve ağırlığı, meyve maksimum-minimum eni, meyve boyu, suda çözünür kuru madde, pH, meyve eti sertliği ve titre edilebilir asit miktarları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda bitki boyu, bitki uzunluğu ve bitki sayısı bakımından en yüksek değerlerin güney yöneyinde; stolon sayısının da batı yöneyindeki bitkilerde tespit edilmiştir. Meyve ağırlığı, meyve boyu, maksimum ve minimum meyve büyüklüklerinin kuzey ve güney yöneylerde, meyve sertliğinin kuzey yöneye bakan bitkilerden elde edilmiştir. Suda çözünür kuru madde miktarının batı yöneyinde, titre edilebilir asit ve ph değerinin doğu yöneyinde olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonucunda; Bingöl koşullarında Kabarla çilek çeşidinin dikey bahçelerde kullanılabilirliğinin tespit edilmiş olup daha sonra yapılabilecek yeni ve araştırmalarla birlikte bu sistemin ekonomik analizleri de yapılarak yeni bir uygulama alanını oluşturulabilme imkanının sağlanmasında ön ayak olabilecek sonuçlar elde edilmiştir.

Gülcan Budak
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl merkez ilçe ve köylerinde yetişen dutgenotiplerinin seleksiyonu üzerine araştırmalar

Bu araştırma, Bingöl Merkez ilçe ve bağlı köylerinde yetişen dut ağaçlarının bazı meyve özelliklerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Çalışmanın ilk yılında popülasyonda seleksiyon kriterleri göz önünde bulundurularak 81 ağaçtan meyve örnekleri alınmış, pomolojik ve morfolojik özellikleri analiz edilerek ümitvar 17 tip seçilmiştir. Seçilen bu tiplerden tekrar meyve örnekleri alınarak analiz edilmiştir. İki yılın verilerinin ortalaması alınarak birlikte değerlendirilmiştir. İncelemeler sonunda, ümitvar tiplerde ortalama meyve ağırlığı 3,55 g (12 BNG 31) ile 2,3 g (12 BNG 46, 12 BNG 54), meyve boyu 27,3 mm (12 BNG 31) ile 21,4 mm (12 BNG 79), meyve çapları 17,2 mm (12 BNG 80) ile 13,1 mm (12 BNG 46) arasında değiştiği tespit edilmiştir. Seçilen tiplerde SÇKM 2,3 (12 BNG 46) ile 13,25 (12 BNG 61), pH 4,3 (12 BNG 80) ile 6,30 (12 BNG 54) olurken TEA %1,1 (12 BNG 79) ile %7,05 (12 BNG 80) arasında olduğu ölçülmüştür. Seçilen tiplerin 12'si beyaz, 3'ü kara ve 2'si ise mor dutlardan olmuştur. Bu tiplerin 8 adedi sofralık olarak taze tüketime, 3 adedi kurutmalık ve 6 'si ise şıralık olarak kullanıma uygun olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dut, pomoloji, morfoloji, Bingöl.

Eda Akbulut
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl ilinde yetişen dut genotiplerin bazımeyve özellikleri ile çeliklerininköklendirilme imkânlarının araştırılması

Bu araştırma, Bingöl Merkez ilçede yetişen dut genotiplerinin bazı meyve özelliklerini belirlemek ve çelikle çoğaltılabilmek imkanlarını araştırmak amacıyla yürütülmüştür. İlk yıl polülasyonu temsilen 10 meyve ağacından meyve örneği alınmıştır. Tartılı derecelendirme sonunda her renk meyvelerden meyve ağırlığı en yüksek olan tiplerden ikişer olmak üzere 6 tip çelik almak üzere belirlenmiştir. Bu 6 tipten ikinci yıl tekrar meyve örnekleri alınarak veriler birlikte değerlendirilmiştir. Meyvelerde ortalama meyve ağırlığı 2,3 g (BNG2) ile 3,35 g (BNG6), meyve eni 13,1 mm (BNG2) ile 16,8 mm (BNG6) ve meyve boyu 22,15 mm (BNG10) ile 25,9 mm (BNG1) arasında değişmiştir. Meyvelerde suda çözünür kuru madde miktarı 1,45-2,3 arasında bulunurken, pH değeri 4,95-6,5 ve titre edilebilir asit miktarı %1,1-3,85 arasında tespit edilmiştir. En iyi köklenme oranına beyaz dut çeliklerinde Temmuz dönemi 6000 ppm düzeyinde, kara dut tiplerinde Mart dönemi 6000 ppm düzeyinde ve mor dutlarda ise Kasım dönemi 4000 ppm düzeyinde karşılaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pomoloji, köklendirme, çoğaltma, Bingöl.

Bahar Bukebudraç
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

GF 677 klon anacında çelikle çoğaltım çalışmaları

Bu araştırma, 2014 yılı Eylül-Aralık ayları arasında, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Serasında yürütülmüştür. Deneme iki aşamalı olarak planlanmış, ilk aşamada GF 677'nin Eylül ayında alınan odunsu çeliklerinin köklenmesi üzerine İndol Butirik Asit'in (IBA) 0 (kontrol), 2000, 3500 ve 5000 ppm konsantrasyonlarının köklenme parametrelerine etkileri incelenmiştir. İkinci aşamada ise; odun çelikleri kullanılarak 3, 4, 5 ve 6 hafta sonunda köklenme durumları incelenmiş ve köklendirme süresiyle ilişkisi belirlenmiştir. Odunsu çeliklerde en iyi köklenme oranı (%82.0), kök sayısı (20.03 adet) ve kök kalitesi (3.42/5 puan) 5000 ppm IBA uygulamasından alınmıştır. Odunsu çeliklerin kalınlığı arttıkça köklenme oranı, kök sayısı ve kök uzunluğu azalmıştır. Odun çeliklerinde köklenme oranı 3. haftadan 6. haftaya kadar sırasıyla %3.3, %24.4, % 41.7 ve % 67.9 oranında artmıştır.

Pelin
Derya Issı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı geleneksel ve ticari organik gübrelerin topraklı ve topraksız ortamda terede bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri

Dünya nüfusu hızla artmakta ve buna paralel olarak gıda ihtiyacı da artmaktadır. Artan nüfusun beslenmesinin giderek sorun haline gelmesi birim alandan daha fazla verim alınarak gıda üretiminin artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bitkilerde birim alandan daha fazla verim almak amacıyla tüm dünyada yıllardır aşırı bir şekilde kimyasal gübre kullanılmaktadır. Bilinçsizce kullanılan kimyasal gübreler bitkilerde verim ve kaliteyi artırmakla birlikte toprak yapısında bozulmalara ve hatta insanlar üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Gerek toprak verimliliği ve gerekse sürdürülebilir bitkisel üretim açısından organik gübreler büyük bir öneme sahiptir. Bu tez çalışması topraklı ve topraksız ortamda bazı geleneksel ve ticari organik gübrelerin tere (Lepidium sativum L.) bitkilerinde tohum çıkışı, bitki gelişimi ve verim üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Sera koşullarında tesadüf parselleri deneme desenine göre 6 tekerrürlü olarak kurulan saksı denemesinde geleneksel organik gübrelerden koyun gübresi (300 ml/saksı) ve tavuk gübresi (100 ml/saksı); ticari organik gübrelerden Algaren Twin (2,5 ml/L), Casolex (2,5 ml/L), Potasmin (3 ml/L) ve Plantol (5 ml/L) kullanılmıştır. Herhangi bir gübre uygulamasının yapılmadığı kontrol uygulaması da denemeye dahil edilmiştir. Organik gübre uygulamalarının terede tohum çıkışı, bitki gelişimi ve verim üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Geleneksel organik gübre uygulamaları, özellikle tavuk gübresi uygulamasının kontrol ve diğer uygulamalara göre terede verim ve incelenen diğer parametrelerde önemli oranda artış sağlandığı görülmüştür.

Lepidium sativumOrganik gübrelerTere+1
Ömer Yılmaz
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı geleneksel ve ticari organik gübrelerin topraklı ve topraksız ortamda rokada bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri

Bitkilerde büyüme ve gelişmesini teşvik etmek ve birim alandan daha fazla verim almak amacıyla tüm dünyada yıllardır aşırı bir şekilde kimyasal gübre kullanılmaktadır. Bilinçsizce kullanılan kimyasal gübreler bitkilerde verim ve kaliteyi artırmakla birlikte toprak yapısında bozulmalara ve hatta insanlar üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Gerek toprak verimliliği ve gerekse sürdürülebilir bitkisel üretim açısından organik gübreler büyük bir öneme sahiptir. Bu tez çalışması topraklı ve topraksız ortamda bazı geleneksel ve ticari organik gübrelerin roka (Eruca vesicaria) bitkilerinde tohum çıkışı, bitki gelişimi ve verim üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Sera koşullarında tesadüf parselleri deneme desenine göre 6 tekrarlamalı olarak kurulan saksı denemesinde geleneksel organik gübrelerden koyun gübresi (300 ml/saksı) ve tavuk gübresi (100 ml/saksı); ticari organik gübrelerden Algaren Twin (2.5 ml/L) Casolex (2.5 ml/L), Potasmin (3 ml/L) ve Plantol (5 ml/L) kullanılmıştır. Herhangi bir gübre uygulamasının yapılmadığı kontrol uygulaması da denemeye dahil edilmiştir. Organik gübre uygulamalarının rokada tohum çıkışı, bitki gelişimi ve verim üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Geleneksel organik gübre uygulamaları, özellikle tavuk gübresi uygulamasının kontrol ve diğer uygulamalara göre rokada verim ve incelenen diğer parametrelerde önemli oranda artış sağlandığı görülmüştür.

Eruca vesicariaOrganik gübrelerRoka+1
Ceyhan Barış Oğur
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı doz potasyum sülfat (K2SO4) uygulamasının kadife çiçeğinin (Tagetes erecta L.) verim ve kalitesi üzerine etkisi

Compositae familyasının bir ürünü olan kadife çiçeği (Tagetes erecta L.), dünyanın hemen her bölgesinde kolaylıkla yetiştirilebilen tek yıllık otsu bir bitkidir. Dekoratif ve göz alıcı çiçekleri ile yaz mevsiminde park ve bahçe peyzaj çalışmalarının, çelenk, sepet, buket gibi çiçek aranjmanlarının en fazla tercih edilen bitkisidir. Bunun yanında gıda sanayinden, tıp alanına, sebze zararlarının önlenmesinden fitomeditasyonuna kadar geniş kullanım alanına sahip ticari bir bitkidir. Kadife çiçeği üretiminde diğer bitkisel üretimde olduğu gibi yüksek verim ve kalite önemli bir unsurdur. Bunun için bitki besin elementlerine ihtiyaç duyulur. Araştırmada potasyum sülfat gübresinin kadife çiçeğinin verim ve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bingöl ilinde tarla koşullarında ve kontrollü ortamda (saksı) olmak üzere iki alanda yürütülmüştür. Tarla koşullarında üç tekerrürlü, saksıda beş tekerrürlü tesadüf parselleri deneme deseni uygulanmıştır. Tarlada yapılan denemede bir çeşit, saksıda yapılan denemede ise üç çeşit bitki kullanılmıştır. Hem tarlada hem de saksıda beş farklı K2SO4 dozu uygulanarak bitkinin gelişim süreçleri çeşitli parametreler (bitki boyu, gövde çapı, çiçek boyu, çiçek çapı, çiçek sayısı, çiçek rengi, vazo ömrü) kullanılarak ölçülmüştür. Yapılan ölçümler potasyum sülfat gübresinin deneme bitkilerinin farklı özellikler üzerine değişen miktarda etkisi olduğunu göstermektedir. Tarla denemesinde çiçek sayısı ve "a" renk değeri, saksı denemesinde ise çiçek boyu, bitki boyu ve renk değerlerinde dozlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırma sonuçları deneme bitkisinde potasyum gübresinin bazı göstergelerde olumlu sonuçlara yol açtığını göstermesine rağmen kesin bir sonuç için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bu araştırma bir taraftan kadife çiçeği yetiştiriciliği için kaynak niteliği taşırken diğer taraftan Bingöl ili ekolojik koşullarında süs bitkisi yetiştiriciliği için de cesaret vereceği düşünülmektedir.

Bitki yetiştirmePotasyum sülfatSüs bitkileri+1
Ayşe Görgülü
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ceviz yaprağı ekstraktının karanfil çiçeğinin vazo ömrüne etkisi

Kesme çiçekler içinde en çok yetiştirilen ve en çok gelir getiren süs bitkisi karanfildir. Diğer kesme süs bitkilerinde de görüldüğü gibi, kesme karanfil çiçeklerinin hasat sonrası özellikle vazo ömrü oldukça sınırlıdır. Vazo ömrü ticari değeri doğrudan etkileyen önemli kriterlerden biridir. Dolayısıyla kesme karanfillerin vazo ömrünü uzatmak hem üretici hem de tüketici açısından büyük önem arz etmektedir. Yapılan bu çalışma "Kaman 1" ceviz yaprağı ekstraktının karanfil çiçeğinin vazo ömrü üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyoloji Laboratuvarında ve Soğuk Hava Deposunda yürütülmüştür. Ceviz yaprak ekstraktının 'Turbo' karanfil çiçeğinin vazo ömrü üzerine etkilerinin belirlendiği bu çalışma, etilen inhibitörü ve aynı zamanda zararlı kimyasalların aksine daha çevreci olan 1-MCP uygulaması ve kontrol (saf su) uygulaması ile çalışma sonuçları karşılaştırılmış ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. On dört günlük vazo ömrü süresi boyunca vazo ömrü, oransal taze ağırlık, toplam vazo solüsyon alımı ve günlük vazo solüsyon alımları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde vazo ömrü 12,35 gün (1-MCP 100 µl/L) ile 10,55gün (Yaprak 10 mg/L) arasında değişmiştir. En yüksek oransal taze ağırlık miktarı %93,81 ile1-MCP 100 µl/L uygulamasında, en düşük oransal taze ağırlık miktarı %89,02 ile Yaprak 10 mg/L uygulamasında belirlenmiştir. Toplam vazo solüsyon alımları 245,38 g (1-MCP 100µl/L) ve 202,81 g (Yaprak 10 mg/L) arasında değişmiştir. En yüksek vazo solüsyon alımı ise 1-MCP 100 µl/L (36,86 g/dal) ve Yaprak 50 mg/L (29,81 g/dal) uygulamasında gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda ceviz yaprak ekstraktından beklenilen etki sağlanamamıştır. Daha iyi sonuçların alınabilmesi için bundan sonra yapılacak çalışmalarda, ceviz yaprak ekstraklarının doz miktarları artırılarak veya kullanılan çeşitler değiştirilerek daha detaylı incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

CevizKaranfilVazo ömrü+1
Çiğdem Uslu
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı mevsimlik çiçeklerde farklı tuz konsantrasyonlarının ve su seviyelerinin bitki gelişimine etkisi

Bu çalışma, peyzaj çalışmalarında sıklıkla kullanılan mevsimlik çiçeklerden Tagates patula, (Fransız kadifesi), Callistaphus chinensis (Çin asteri), İmpatiens balsamina (Kına Çiçeği) ve Zinnia elegans (Kirli hanım çiçeği)'ın gelişimi üzerine su ve tuzun etkisi ve bu bitkilerin tuza toleransının araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma yarı kontrollü ortamda açık alanda saksıda kurulan deneme sonuçlarına dayanmaktadır. Denemede kullanılan bitkiler tohumdan elde edilmiş, serada kasalarda çimlendirilen tohumlar önce viyollere daha sonra saksıya şaşırtılarak açık alanda dış hava koşulları altında yürütülmüştür. Tohum ekimi ile saksıya ekim arasında 38 gün, saksıya ekim ile hasat tarihi arasında 68 gün geçmiştir. Araştırma kapsamında iki bitki (Tagates patula, Callistaphus chinensis) kullanılarak eşit sulamalı beş tekerrürlü tuz denemesi, iki bitki (İmpatiens balsamina, Zinnia elegans) kullanılarak üç tekerrürlü tuz ve su denemesi olmak üzere toplam dört basit tesadüfi deneme deseni kurulmuştur. Tuz denemesinde 0, 100 mM, 200 mM, 300 mM ve 400 mM konsantrasyonlarında NaCl, tuz ve su denemesinde ise tuz konsantrasyonlarına ilave olarak tam sulama, 1/3 kısıtlı sulama ve 2/3 kısıtlı sulama uygulanarak bitkilerin vejetatif ve generatif özelliklerinde ki değişimler incelenmiştir. Araştırma sonucunda genel sonuç olarak yüksek doz tuz uygulamasının (400 mM) Tagates patula'nın vejetatif gelişim özelliklerini düşürdüğü sonucuna varılmıştır. Callistaphus chinensis'e ait kök uzunluğu, bitki boyu, bitki kuru ağırlığı ve çiçek sayısı bakımından tuz dozları itibariyle gruplar arasında istatistiki olarak önemli fark olmadığı ve elde edilen ortalama değerler sırasıyla, 11 cm, 16,5 cm, 16,2 g ve 35,6 adet olarak belirlenmiştir. Uygulanan farklı doz tuz ve sulama uygulamalarının İmpatiens balsamina'ya ait gelişim özellikleri üzerinde istatistiki olarak önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre sulama ve tuz uygulamaları itibariyle Zinnia elegans gelişim özellikleri ortalamaları arasında istatistiki olarak önemli farklar olduğu belirlenmiştir. Tarımsal verimliliği artırmak için uygulanabilecek önemli stratejilerden biri; ekonomik öneme sahip olan bitki türlerinin tuza tolerans derecelerinin belirlenerek, buna uygun peyzaj yaklaşımların geliştirilmesidir. Bu konuda bu çalışmayla birlikte daha birçok çalışmanın yapılmasının son derece önemli olduğu düşünülmektedir.

Hakan Akkuş
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00