
67
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Seramik karo sektöründeki dijital boya atıklarının seramik yüzeylerde kullanım olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada, dijital inkjet baskı teknolojilerinde oluşan boya atıklarının geri kazanımı ve seramik üretiminde yeniden kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışmanın amacı, seramik karo sektöründe baskı sürecinde atık olarak ortaya çıkan pigmentlerin geri dönüştürülerek sektöre ekonomik ve çevresel açıdan katkı sağlamasını mümkün kılmaktır. Araştırma kapsamında, üretim sürecinden elde edilen atık pigmentler solventlerinden ayrıştırılmış, ardından benzin, selülozik tiner, sentetik tiner, mazot ve su gibi farklı çözücülerle belirli oranlarda karıştırılmıştır. Hazırlanan pigment-çözücü karışımları, farklı gramlarda preslenmiş tabletler üzerine uygulanmış ve endüstriyel fırında yüksek sıcaklıkta pişirilmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda, pigmentlerin çözücü türü ve oranına bağlı olarak yüzeyde renk yoğunluğu, homojenlik, pürüzsüzlük ve dayanıklılık açısından farklı sonuçlar elde edilmiştir. Özellikle benzin ve sentetik tinerle hazırlanan karışımların daha homojen dağılım sağladığı ve daha pürüzsüz yüzeyler oluşturduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, atık pigmentlerin seramik üretiminde tekrar kullanımının mümkün olduğunu ve bu uygulamanın hammadde maliyetlerini düşürmenin yanı sıra atık yönetimi açısından da önemli bir fayda sağladığını ortaya koymuştur. Çalışmanın uygulama süreci yalnızca tek bir tedarikçi firmasının pigmentleri ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, gelecekte farklı tedarikçilerin pigmentleri üzerinde yapılacak karşılaştırmalı analizlerin sektöre daha geniş bir perspektif kazandıracağı öngörülmektedir. Sonuç olarak, bu araştırma, seramik sektöründe ileri dönüşüm uygulamaları için yol gösterici bir kaynak niteliği taşımakta ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda yapılacak ileri ölçekli çalışmalara temel oluşturmaktadır.
Erken Çağ Orta Asya Türk Şaman geleneğinde hayvan figürleri ve onların seramik sanatında yorumları
Türklerin İslam'la tanışmasından önceki süreçte ideolojik, sosyolojik ve kültürel olarak yönlendirici fonksiyon üstlenen Şamanlık felsefesi, Türk kültürünün bütün yönlerini kapsamaktadır. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinlerde de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik) Şaman öğelerini Türk bilincinden ve Türk kültüründen tamamen silip atamamıştır. Şamanlık, yeni oluşan kültür çevresine bir denge oluşturup ayak uydurarak yaşamını sürdürmüştür. Takip edilen öğeler Şaman unsurlarını yeni dinlerin alt yapısına itmiştir ki, bugün bunlar Türk geleneksel inancının oluşturmakta ve dini kaynaklarda batıl inanç olarak bilinmektedir.Bütün yönleriyle Şamanlık, eski Türklerin yalnızca inanç sistemini değil, aynı zamanda felsefesini de oluşturur. Şaman dünya görüşünün en karakteristik özelliklerinden biri tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmadan, bir bütünlük oluşturmasıdır. Bu nedenledir ki Şamanlığı bütünüyle `'doğa dini'' diye adlandırmak mümkündür. Bu bağlamda doğanın en temel unsurlarından sayabileceğimiz hayvanlara Şamanların verdiği değer oldukça önemlidir. Yaradılış döngüsü içinde anlamlandırılan Yüce Ruh kavramının Şamana hayvanlar aracılığıyla acıma, koruma, şefkat, saygı duygularını ihsan ederek, tüm bunların hayatı yönlendirdiğini düşünmüştür.Şaman felsefesine göre, hayvanlar, fiziksel dünyamızda başarıya erişebilmemiz için nasıl davranmamız ve ne yapmamız gerektiğine ilişkin bazı belirli nitelikler ve davranışlar sergiler. Bütün yaşamımız boyunca her hayvanın bize öğreteceği ve bizimle paylaşacağı şifa güçleri vardır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- ?aman 2- Şamanizm - Din -4- Seramik 5- Sanat
Fırın yapı elemanlarının araştırılması ve uygulanması
Bu çalışmanın amacı, fırın yapımının kökenlerine duyulan derin ilgi doğrultusunda, özgün bir fırın inşasında kullanılan yöntem ve malzemelere dair olanak, süreç ve kısıtlılıkları araştırmaktır. Bu yüksek lisans tezinde, fırın yapmaya uygun bir çamur bünyenin üretimi için atölyenin olduğu yerde bulunan yerel kaynakları değerlendirme olasılıkları incelenmektedir. Sadece temel bir bilgiye sahip ve konuya ilgi duyan seramik sanatçılarına hitap edebilmek için, toprak bünyelerini tanımlamaya yönelik testler yapılmış, ortaya bir kılavuz çıkarılmış ve süreç adım adım verilmiştir.İlkel fırınların, pişmiş kilden yapılmış ocakların ve fırınların araştırılması sonucu elde edilen bilgiler, bu araştırmanın imkanlarının sınanmasını gündeme getirmiştir. Örneğin, tarihi, ilkel fırınlara ve dolayısıyla bunların işlevlerine dair termodinamikteki temellerin incelenmesi; toprak kompozisyonlarının mekanik ve pratik analizler aracılığıyla test edilmesi, olası çözümlere dair test ve belgelerin ortaya konması gibi. Araştırmadan elde edilen veriler, fırın inşasına uygun bir çamur bünyenin üretilmesi için kullanılmıştır. Yerinde kaynakların kullanılması ile üstten çekişli bir Roma şişe veya arı peteği fırını inşa edilmiştir. Fırın gaz ve odun kullanılarak 1000 ºC ısıya ulaşılmıştır.Pişirilen işlerin, fırınlama sonrası sonuçlarının yanı sıra fırın da incelenmiştir. Araştırma, daha fazla sayıda pişirim ve fırın bünyesi kompozisyonunda yapılacak değişiklikler ile daha da geliştirilebilir. Daha fazla bilgi ve deneyim elde edildikçe yeni deneme fırınları inşa edilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Fırın 2- Seramik 3- Kil 4- Pişirim
Suda çözünen metal tuzları
Suda Çözünen Metal Tuzları? isimli tez çalışması beş ana bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde porselen malzemenin tanımına, tarihçesine yer verilmesinin yanında malzemenin teknik, kimyasal özellikleri ve şekillendirme, dekor, pişirim gibi temel oluşum aşamalarından bahsedilmiştir.İkinci bölümde, çalışmanın esas konusu olan suda çözünen metal tuzlarının, renklendiricilerin neler olduğu ve bu renklendiricilerin kimyasal özelliklerinin yanı sıra birbirlerinin ve bünye üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu bölümün temel kaynağı Prof. Arne Ase' ye ait ?Watercolour on Porcelain? adlı kitabıdır. Yine bu bölümde konuyla ilgili çalışmaları olan sanatçılar ve eserleri araştırılmıştır.Üçüncü bölümde renklendiriciler ile hazırlanan çözeltilerin bünye üzerine uygulanması sırasında kullanılan tekniklerden ve uygulama aşamalarından, yardımcı malzemelerden söz edilmiştir.Dördüncü ve beşinci bölümlerde tüm bu ön araştırmaların sonucunda yapılan deneyler ve deney sonuçlarının çalışmalar üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Cam yüzeyler üzerine uygulanan baskı çeşitlerinin araştırılması ve uygulamalar
Cam Yüzeyler Üzerine Uygulanan Baskı Çeşitlerinin Araştırılması ve Uygulamalar" başlıklı tez çalışmamda cam yüzeylere uygulanan genel baskı prensiplerine ve uygulama çalışmalarına yer verilmiştir.Grafik ve resim alanlarında kullanılan baskı tekniklerinin neredeyse hepsini cam yüzeylerde kullanmakta mümkündür. Bu teknikleri cam yüzeylere uygulamak için cam boyaları kullanıldığı gibi seramik boyalarını kullanmak da mümkündür.Araştırmanın ilk bölümünde; cam baskının tanımı ve tarihçesine yer verilmiştir. Adı geçen baskı teknik ve uygulamalarının geçmişten günümüze geçirmiş olduğu süreçlerden bahsedilmiştir. İlk kullanılan materyaller ve baskıyı geliştiren kişilerden bahsedilmiştir. Döneme ait müzelerde ve galerilerde sergilenen eserlerin fotoğraflarına yer verilmiştir.2. Bölümde; cam baskı tekniklerine yer verilmiştir. Cam baskı fikrinin gelişmesine öncülük eden boyama teknikleriyle 2. bölüme giriş yapılmıştır. Ardından serigraf baskı, rölyef baskı, fiziksel ve kimyasal aşındırma ile yapılan baskılar (oyma aşındırma baskı, asitle aşındırma baskı ve kumlama), fotoğraf baskı, lazer baskı ve vitreografiye yer verilmiştir. Adı geçen baskı tekniklerinin uygulama aşamalarına, geçirmiş oldukları süreçler, kullanılan malzemeler ve sanatçı eserlerinden örneklemelere yer verilmiştir.3. Bölümde; araştırma kapsamında adı geçen baskı tekniklerinin incelenmesi ışığında uygulama çalışmalarına yer verilmiştir. Uygulama çalışması olarak serigraf baskı tekniğinin bir bölümü olan direkt serigraf baskı tekniği uygulanmıştır. Ardından lazer baskı tekniği ve vitreografik uygulamalara yer verilmiştir.Baskı teknikleri bir görüntüyü birden fazla transfer etme olanağı sağladığı için sanatsal çalışmalar dışında endüstride de yaygın olarak kullanılmaktadır. bu durumdan dolayı geçmişin aksine, günümüzde de uygulama açısından daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Cam 2- Baskı 3- Görüntü
Seramik doku'ya mikrodünya görüntülerin yansıması ve seramik biçimlendirmede kullanılması
Doğa herhangi bir insan müdahalesi olmadan kendiliğinden oluşmuştur. İnsan doğadan sonra var olmuştur ama doğayı ve doğanın yaşamsal hareketlerini izleyerek yeni keşifler yapmışlardır. Bu nedenle insanın yaşamı doğayla birlikte şekillenmiştir diyebiliriz. Çünkü sanat ve bilimin geldiği bu noktada tamamen model olarak alınan doğanın durmadan kendini yenilemesi ile insanda hayranlık uyandıran `doğa' vardır.İnsan dünyaya gözünü açtığı ilk andan itibaren şekillerle karşılaşmaktadır. Bu şekillerin kendine has dokuları vardır. Dokular o nesnenin yaşamsal işlevine bağlı olarak gelişmiştir ve her dokunun bir işlevi gerçekleştirmek için var olduğunu açıklık kazanmıştır. Diğer taraftan ise gözle görülmeyecek kadar küçük nesneler (mikroorganizmalar) vardır. Bilimin hızla ilerlemesi ile görülemeyecek kadar küçük nesneler artık gözler önüne serilmiştir. Sanat, doğa ve bilim karşıt öğelermiş gibi düşünülse de sanat ve bilim her an doğayı model alması ile aralarında yoğun bir ilişki kurulmuştur.Tez çalışmasında birinci bölümde sanat, doğa ve bilim ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde çıplak gözle görebildiğimiz dokular anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise görülemeyecek kadar küçük olan nesnelerin (mikrodünya) dokusunun tasarımda ve sanatsal çalışmalarda, tasarımcıya sonsuz üretim için olanak fırsatı sunması ele alınmıştır. Bu noktada seramik malzemesi ile şekillendirmede yeni tasarımlar ve onların uygulamaları yapılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Doku 2- Mikrodünya 3- Fraktal 4- Strüktür5- Hücre
Laodikeia kazılarında ortaya çıkarılmış erken Bizans Dönemine ait kazıma-kabartmalı tabaklar ve bir uygulama
Seramik sanatı ilk çağlardan günümüze kadar uzanan en eski el sanatlarından biridir. Arkeolojik ve sosyolojik araştırmalar dahilinde incelenen Seramik buluntular sayesinde insan yaşamı çok daha kolay anlaşılabilmektedir. Çalışmaya kaynaklık eden Laodikeia Antik Kenti geçmişten günümüze birçok yerleşime sahne olmuş Denizli (Lykos) Ovası içerisindeki en önemli yerleşimlerdendir. Bu antik kent özellikle seramik incelemeleri bakımından birçok araştırmaya ışık tutmaktadır.Bu tez çalışmasında Laodikeia Antik Kentine ait seramiklerin tarihi genel biçimde ele alınıp kronolojik olarak incelenmiş ve bununla birlikte özellikle Erken Bizans Dönemine ait Kazıma-kabartılı tabaklar detaylı biçimde incelenmeye çalışılmıştır. Eserler hammadde, dekor, teknik gibi fiziksel başlıkların yanında, köken ve yayılış gibi tarihsel, coğrafik etmenler göz önünde alınarak araştırılmış, bu araştırmanın ışığında günümüz koşullarında üretimi denenmiştir.Araştırma esnasında Laodikeia buluntusu dışında benzer biçim ve dekorlu örneklerin Saraçhane, Sardeis, Yumuktepe, Pergamon ve Allianoi'de de var olduğu görülmüştür. Bu tabakların tam olarak ne amaçla üretildiği belli olmamakla birlikte Laodikeia`ya ait yerel üretim olduğu düşünülmektedir. Ayrıca eserlerde betimlenen sahnelerin daha çok doğu toplumlarına özgü olduğu düşünülmektedir.Uygulamanın ilk kısmı, alçı tornasında modelin hazırlanması ve modelin şablon tornasına göre kalıbının alınması ile seri üretime hazır hale getirilmiş, kalıba çamur sıvanarak tabakların şekillendirilmesi sonucu hazırlanmıştır. İkinci kısımda ise ürün astarlanarak, astar üzerine şamlöve ve sgrafitto teknikleri kullanılarak dekorlama gerçekleştirilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Seramik 2- Bizans 3- Kazıma-kabartı dekor 4- Laodikeia 5- Astar
Stüdyo cam hareketi sonrası camın bir sanat malzemesi olarak ele alınışı
Cam malzemenin fiziksel, kimyasal ve estetik özelliklerinin sanatçının özgün fikir ve becerisiyle sanat nesnesine dönüşüm sürecini ve bunu oluşturan sanatçıları ele alan bu çalışma dört bölümden meydana gelmektedir.Çalışmanın birinci bölümünde; ?Camın Tanımı, Tarihçesi ve Şekillendirilmesi? başlığı altında camın materyal olarak tarih içindeki varlığı, malzeme olarak kimyasal yapısı, çeşitleri ve camın keşfinden bu yana farklı biçimlendirme yöntemlerinin gelişimi teknik açıdan örneklerle ele alınmıştır.?Sanatsal İfade Olarak Camın Gelişimini Etkileyen Faktörler? başlıklı ikinci bölümde; cam sanatının oluşumuna katkı sağlamış olan Endüstri Devrimi, Sergiler ve Fuarlar, Arts & Crafts Hareketi (Sanat ve El Sanatları) - Art Nouveau Hareketi ? Art Deco Sanat Akımı, Stüdyo Cam Hareketi ve Okullaşma olarak beş başlıkta aktarılmıştır.Üçüncü bölümde; ?Camın Sanatsal İfade Biçimi Olarak Farklı Üsluplarda Kullanımı? başlığı altında; uluslararası alanda camı farklı üsluplarda kullanan sanatçılara yer verilmiştir. Bu bölüm, konunun geniş kapsamlı olması nedeniyle çağın sanat anlayışına uygun on sanatçı ile sınırlandırılmıştır.Dördüncü ve son bölümde; Pate de vere tekniği ile yapılmış kişisel uygulamalara ve açıklamalara yer verilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Cam 2- Cam Sanatı 3- Cam Şekillendirme 4- Stüdyo Cam Hareketi 5- Cam Sanatçıları
Renkli astar araştırmaları ve seramik bünye üzerine uygulanması
Yerleşik hayata geçen insanoğlu pişmiş kap-kacaklar yapmaya başlamıştır. Yapmış oldukları bu kaplarda zamanla parlak ve düzgün bir yüzey elde etmek için çalışmışlar ve mükemmel perdahlanmış, seramiğin su geçirgenliğini engelleyen astarlı kaplar yapmışlardır.İnsanoğlunun merak ve estetik duygusu ile sürekli bir arayış içinde olan çömlekçi ustaları daha sonraları astarı renklendirmeye ve seramik formların yüzeylerine desenler çizip bunları renkli astarlarla boyamaya başlamışlardır.Seramik formlar; gündelik hayatın ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, yiyecek ve içecekleri koruma amaçlı kaplara, törensel içecek kaplarından, gömü kaplarına, haberleşme ve belgeleme işlevi olan tabletlere ve aydınlatmada kullanılan kandillere kadar geniş bir yelpazede yer almaktadır. Bunların süslenmesinde de sırdan önce astarlar kullanılmaya başlanmıştır.Bu tez çalışmasında renkli astarın tanımı, tarihçesi ve yöresel killerle hazırlanmış astarların deneysel çalışması yapılmıştır. Amaç metal oksit ve seramik pigment boyaların kullanımı ile alternatif renkler elde etmektir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Astar 2-Renkli Astar 3-Yöresel Kil 4-Yöresel Astar 5-Kil 5-
Seramik kaplama sanayinde desen teknolojileri ve uygulamaları
Seramik Kaplama Sanayinde Desen Teknolojileri ve Uygulamaları? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Seramik kaplama (karo) nedir? Karo çeşitleri, Seramik karolarda güvenlik şartları, ürün grupları ve kapsamlarına da değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde seramik karo seçimi, seramik karoların kullanım alanlarına ve seramik karoların tercih edilme nedenlerine değinilmiştir.Üçüncü bölümde ise, seramik kaplama sanayinde desen aktarım teknolojileri; serigraf (ipek baskı) baskı, rotatif sistemler, dijital baskı sistemleri ve dekal sistemleri tanıtılmıştır.Dördüncü ve son bölüm olan ?Desen Aktarım Teknolojileri ile yapılan Uygulamalar? bölümünde rotatif baskı sisteminin ve düz elek sisteminin uygulamalarına yer verilmiştir.Sonuç bölümünde ise desen aktarım teknolojilerinden kısaca bahsedilmiş ve yapmış olduğumuz tez çalışmamızın gerek endüstri gerekse eğitim ortamı için amacı belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1- Yer-Duvar karosu 2-Karo Tasarımı 3-Teknoloji 4-Aktarım Teknolojileri
Karacasu Çömlekçiliğinden yola çıkılarak hediyelik ürün tasarımı ve uygulaması
Karacasu Çömlekçiliğinden Yola Çıkılarak Hediyelik Ürün Tasarımı ve Uygulaması? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüme ?Karacasu İlçesine Kısa Bir Bakış? adı verilmiştir. Bu bölümde Karacasu ilçesinin coğrafi konumuna, tarihine, Karacasu ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Geyre köyü sınırları içerisinde bulunan Afrodisyas antik kentine ve Karacasu çömlekçiliğinin kısa tarihine değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Karacasu çömlekçiliği üretim süreci anlatılmıştır. Çamur yapısı, çamur yatakları, çamur hazırlama, şekillendirme, çarkla şekillendirmede kullanılan aletler, astarlama, kurutma ve pişirme aşamalarına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Karacasu çömlekçi atölyelerinde üretimi yapılmış ve yapılmakta olan formlar, fotoğraflı olarak açıklanmış, Karacasu çömlekçiliğinde yapılan dekorlama teknikleri anlatılmış ve dekor aşamasında kullanılan yöreye özgü aletler tanıtılmıştır. Dördüncü ve son bölüm olan ?Hediyelik Ürün (Turistik Eşya)? bölümünde; uygulama önerileri, tasarım ve yapım tekniklerine yer verilmiştir. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Karacasu 2. Kil 3. Çömlekçilik 4. Astar 5. Geleneksel 5
Cam sanatında vitray teknikleri
Sanatın gücü, tüm nesnelerin üzerindeki etkisini camın üzerinde de göstermiştir. Tarihsel süreçteki sanatsal faaliyetlerde malzeme olarak camın etkisi yoğun olmasa bile, sanat, kuşkusuz tüm nesneleri nasıl kabul ediyorsa camı da bu sanatsal süreçte kendi içinde bir sürekliliğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Teknolojinin ilerlemesi ve beğenilerin farklılaşması camı da etkilemiştir. Camın teknik olarak çok farklılık göstermesi kullanım alanlarındaki etkiyi yüksek kılmasını sağlamıştır. Cam tekniklerinden biri olan vitray tekniğinde, çağın ilerlemesi ile kendi bünyesindeki tüm vitray teknikleriyle çağdaş form ve çizgilerin hızlı devreye girmesini sağlamıştır. Cam vitray sanatında farklı tekniklerin ve yorumların gelişmesi, yeni arayışların önünü açmıştır. Bu aşamanın yanı sıra vitray eğitimi, yaygın eğitimden örgün eğitime geçmeye başlamıştır. Bu oluşuma katkı sağlayan birçok fakülte, yüksekokul ve diğer eğitim kuruluşları cam vitray sanatının örgün eğitimdeki yerini almasına öncülük etmişlerdir. Bu sayede cam sanatının tekniklerinden biri olan vitray, sanatsal ve camın yerleşik hayata girişi ve oluşumu süresindeki yerini korumaktadır. Anahtar Kelimeler: cam, vitray, sanat, saydamlık, ışık.
Kültür endüstrisinde sanat ve tasarım nesnelerinin göstergeleri ve seramik uygulamalar
Kültür kavramının kendi kendine, herhangi bir dış etmenin etkisinde kalmadan oluşumunun üzerine endüstrinin ekonomik çerçevedeki ve sınırları aşarak getirdikleriyle birlikte kültürün yapısında oluşan bozunma hem toplumu hem de toplumu meydana getiren değerleri etkilemiştir. Ancak bazı değerler kapitalizmin bir aracı olarak ekonomiye eklemlenmiştir; bu değerlerden biri de sanattır. Aynı şekilde tasarım da, kültürün içerisinde var olan, ancak yüzyıllar sonra kuramsallaşan, literatürde yerini alan, zanaatı ve sanatı kapsayan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanatın ve tasarımın yeni üretilen toplumsal kavramları ve endüstrileşen kültürün içerisindeki hareketleri ve bunların nasıl birer yol izledikleri son yıllarda pek çok tartışmanın da konusu olmuştur. Kavramların iç içe geçerek piyasalaştığı sanat ortamında, tasarım ve kültür kavramları da piyasanın koşulları doğrultusunda yeniden biçimlendirilmiştir. Bu kavram karmaşası bireylerin ihtiyaçlarını da derinden etkilemiştir. İstekler, ihtiyaçlar ve arzulara karşı sürekli yeni olanın arzı, kendisine genel geçer anlık duyguların eşlik ettiği yeni hayat tarzları yaratmıştır. Kültür ise genel geçerlik üzerine değil, yerellik üzerine temellenmiştir. Oysa sınırların ortadan kalktığı 'küresel köy' perspektifini yitirmiş ve tek bir düzlem olarak sunulmaktadır. Dolayısıyla yerellik ortadan kalkmış, dünyanın her bir noktasında her bir his, her bir an, her üretilen sanat eseri aynılaşmaya başlamıştır. Bu tekdüzeliğin üzerine ihtiyaçlardan doğan talep yok edilmiş, yerine itibar ve lüks kavramı getirilmiştir. Piyasalaşan sanat, ihtiyacın iktisadi kodlarını galeriler, mezatlar ve ses getiren lüks sergiler üzerinden tekrar yorumlamış ve bunu endüstriyel bir araç haline getirmiştir. İhtiyaç artık hümanist bir kavram değil, 'piyasa'ya hizmet eden bir kavram halini almıştır. Tasarım nesnelerinin işlevselliğiyle sanat nesnelerinin işlevsizliği arasında bir fark kalmamıştır. Bu tartışmalar üzerinden lüks kavramı, tasarımın işlevselliği ya da sanatın işlevsizliği odak noktası alınarak, seramik malzemesi ile bu birbirine geçen kavramların göstergeleri tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kültür, Toplum, Sanat, Tasarım, Göstergebilim.
Tarih öncesi ve Antik Çağ toplumlarında yaşam biçimlerinin seramik sanatına yansıması
Uygarlığı yaratan insanoğlu, suyun, toprağın ve ateşin gücünü el ve beyin gücü ile birleştirerek bir sanat yaratmış ve adını seramik koymuştur. Doğanın mucizesi olan su, toprak ve ateş, bundan 8000 yıl önce Anadolu'da harmanlanarak başlı başına bir tarih yaratmıştır. İçinde sayısız kültürü barındıran Anadolu toprakları, insanlık tarihinin en önemli devrimlerine tanıklık ederek geçmişi algılamamızı sağlayan bir belge oluşturmuştur. Başlı başına bir yaşam biçimi olan seramik, kültür kavramı ile birleşerek, sanatta, tasarımda, teknolojide, dinde ve mitolojide zaman içinde farklı kültürlerde farklı anlamlar kazanmıştır. Seramiğin geçmişine inip, dillenen kaplarla gizemli bir yolculuk yaptığımızda, seramiğin, insanlık tarihi için her toplumda bir dönüm noktası yarattığı, insanın günlük yaşamına girdiği ve böylece bir yaşam biçimi haline geldiği söylenebilir. Bu tezde, toplumdan topluma farklılık gösteren seramik teorisi kültür kavramı ile ilişkilendirilmiş, seramiğin tarih öncesi ve antik çağ toplumlarında yaşam biçimlerine kültürel yansımaları gizemli bir yolculukla ele alınmıştır. Toplumların kültürlerindeki yerinin seramik sanatı aracılığı ile ortaya konulması amaçlanmıştır. Literatür taramasının yanında araştırmanın ayrıntılandırılması için bazı bölümlerde alan araştırması da tercih edilmiş, bilir-kişilere sorular yöneltilmiştir. Seramik sanatını bir bütün olarak görmek ve değerlendirmek için, böyle bir kültür çalışması yapılmıştır. Anadolu, Ön Asya, Akdeniz-Ege, Kafkas, Güney Asya, Uzakdoğu ve Amerika kültürlerinin seramikteki yansımaları kazandığı anlamlarla örneklendirilmiştir. Tüm bu kültürel birikimden sonra, antik dönemden günümüze taşınan içinde yaşadığımız coğrafyaya ait olan Ege kültüründe bağcılık ve şarap kültürü seramik ile ilişkilendirilmiştir. Bunun sonucunda da bir uygulama yapılmıştır. Bu tezin, tarihe, kültüre ve seramiğe ilgi duyan tüm araştırmacılara yol göstermesini umuyorum. Anahtar kelimeler: Yaşam biçimleri, tarih öncesi ve antik çağ toplumları, seramik ve kültür, Ege kültüründe bağcılık ve şarap
Seramik sanatında sürrealizm
19.yüzyılın en önemli sanat akımlarından biri olan sürrealizm,resmi olarak 1924 yılında doğmuş ve sonrasında küresel bir olguya dönüşmeyi başarmış bir sanat akımıdır. yüzyılın başındaki savaşın ve Endüstri devrimi'nin etkisiyle değişen insanın iç dünyasını, sosyoloji, felsefe ve psikoloji bilim dallarının rehberliğinde incelemiş olan sürrealistler, insan doğasının genel olarak us dışı olduğunu savunup, kendilerine yeni bir gerçeklik olgusu yaratmışlardır. sürrealistlerin yarattığı bu us dışına dayanan bu yeni gerçeklik olgusunun kültürümüze son yüzyılın herhangi başka bir sanat akımından daha fazla nüfuz ettiği görülmektedir. sürrealizm'in ortaya çıkıp yavaş yavaş bir sanat olgusuna dönüştüğü dönemde ,seramik malzemede geleneksel ve işlevsel tavrından kurtulmuş ve sanatsal bir ifade aracı olarakkullanılmaya başlamıştı. sürrealizmle birlikte geleneksel köklerinden kurtulup çağdaşlaşma sürecine giren seramik malzeme hem biçimsel hem kavramsal açıdan yeni bir anlatım biçimine kavuşmuştur. bu çalışmanın amacı , sürrealizm sanat akımının, çağdaş seramik sanatı üzerindeki etkisini incelemektir
İnsan biçimli seramik kaplar
İnsan biçimli betimlemeler her zaman mit, masal ve efsanelerin başlıca aracı olarak görülmüştür. Antik Çağ insanının hayallerinin, korkularının veya soyut kavramların kişileştirilmiş biçimi olarak ortaya çıkan bu betimlemeler, tasvir sanatında en çok karşılaşılan betimlemelerdendir. İnsan niteliklerine sahip imgeler kendimize dışarıdan bakmamızı sağlarlar. Bu yüzden bir tabiat olayının kişileştirilmesi veya insanların iyi ya da kötü taraflarının bir yansıması olarak sıklıkla karşımıza çıkarlar. Neolitik dönem insanları, Prehistorik çağlarda başlayan ana tanrıça inancı ile dini amaçlı figürinler yapmışlardır. Çamurun yaşanılan çevrede kolay bulunabilmesi, üretimde ağırlıklı olarak tercih edilen hammadde olmasını sağlamıştır. Büyüsel nitelik taşıdıklarına inanarak pişmiş topraktan ürettikleri figürinlerden sonra idoller ve idollerden sonra da, insan biçimli kaplar ortaya çıkmıştır. Üretilen bu insan biçimli kaplar da genellikle kadın betimlemesi şeklinde olmuştur. Dini ritüellerde sık sık sunu kabı olarak kullanılan bu kaplar, işlev ve fonksiyonları arttırılarak gündelik hayatın her alanına girmiştir. Günümüzde de popülaritesini kaybetmeyerek sanatçılar tarafından konu olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada bir taraftan insan biçimciliğin din, mit, bilim ve sanatta içerdiği evrensel kavramlar ve betimlemeler irdelenirken, diğer taraftan kültürel etkilerinin sanat yapıtına yansıması araştırılmıştır. Seramik çalışmalarım için kaynak oluşturabilecek bulgular elde edilmesi amaçlanmış bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde insan biçimciliğin genel tanımı, tarihi ve din, bilim, mitoloji ve sanatta ele alınışı; ikinci bölümde seramiğe yansıması; üçüncü bölümde günümüz seramik sanatında bu konuya yaklaşımların örnekleriyle araştırılması; dördüncü bölümde ise konuyla ilgili uygulamalar yer almaktadır. İnsan biçimciliğin hayvanlar, objeler, gerçek ya da hayali varlıkları da içine alan geniş bir kavram olması nedeniyle, sadece insan biçiminin içinde bulunduğu formlar incelenmiştir. İnsan biçimli seramik kap örneklerini incelerken pek çok form ve betimleme ile karşılaşılmış, bundan dolayı da Anadolu'da bulunan insan biçimli kaplar ağırlıklı olarak değerlendirmeye alınmıştır. Yazılı ve görsel kaynakların yanı sıra çevrim içi kaynaklardan da yararlanılmış, tezin metinsel kısmı oluşturulurken bu araştırmalara eş zamanlı olarak kişisel edinimler seramik formlar üzerinde yansıtılmaya çalışılmıştır.
Anadolu Selçuklu dönemi sikkelerinin seramik yüzeylere yansımaları
Bu araştırmadaki tasarımların temel çıkış noktasını, Anadolu Selçuklu sikkelerinden hareketle geliştirilen seramik formlar oluşturmaktadır. Araştırmamızda, söz konusu sikkelerin görsel özelliklerini kadın bedeni başta olmak üzere modern görsel imgelerle sentezleyen bir yaklaşım çerçevesinde, özgün eserlerin ortaya konması amaçlanmıştır. M.S. 11. ve 13. yüzyıllar arasında, Anadolu'da bilimde, uygarlıkta, ekonomide ve kültürel faaliyetlerde parlak bir süreç yaşayan Selçuklular, gerek politik yapılanmada gerekse kültür alanında gerçekleştirdikleriyle özgün ve köklü bir uygarlığın yaratıcısı olmuşlardır. Böylesine güçlü bir devletin sanat parçalarından bir kısmını oluşturan sikkeleri de, dönemin tarihine, ekonomisine, kültürüne ve sosyal yaşantısına ışık tutan tarihi bir belge niteliğindedir. Anadolu Selçuklu hükümdarlarının kestirdikleri sikkelerin üzerinde yer alan süslemelerin esas alındığı araştırmamızda, Türkiye'deki en zengin Selçuklu Koleksiyonu'na sahip olan Yapı Kredi Bankası Müzesi'nin arşivinden ve İzmir Arkeoloji Müzesi'ne bağlı olan Şevkullah Bal Koleksiyonu'ndan faydalanılmıştır. Restorasyonda olması sebebiyle İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin teşhirdeki sikkeleri incelenememiş, araştırma yöntemi bu iki arşivle sınırlandırılmıştır. Anadolu Selçuklu sikkelerinin sanat dalları ile olan etkileşimlerinin irdelenmesinde; sikkelerdeki süslemeler, dönemin resim anlayışı, inanç ve düşünce sistemi referans alınmıştır. Sikkelerin üzerinde yer alan süslemelerin, Selçuklu sivil ve dini mimari yapıları, el sanatları, taş, ahşap ve çini işçiliğindeki örneklerle yapılan karşılaştırmaları sonucunda, süslemelerdeki biçimin dönemin inanç ve düşünce sistemiyle bütünleştiği ve her sanat dalında ortak bir dil olarak çokça kullanıldıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu tespit, sikkeler üzerine uygulanabilecek, dönemin zengin kültürünü yansıtan daha pek çok motifin önerilmesi için kültürel bir alt yapı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Anadolu Selçuklu sikkeleri ve üzerlerinde yer alan süslemeler, kavramsal olarak ele alınmış ve seramik uygulamalar yapılmıştır.
Günümüzde Anadolu'da kadınlar tarafından yapılan çömlekçilik
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar neredeyse hiç değişmeden süregelen kadın üretimi çömlekçilik, genellikle yeme- içme kültürüne dayalı kap kacağın üretilmesi, bu kapların günlük ihiyaçları karşılayacak tahıl vb. gıdaların karşılığında takas edilmesi ve ev ekonomisine katkı oluşturacak biçimde satışa sunulmasından oluşmaktadır. Anadolu'daki çömlek üretimi ile ilgili en kapsamlı araştırma 1970'li yıllarda Prof. Güngör Güner tarafından yapılmıştır. Ancak o tarihlerden günümüze kadar gelen süre içerisinde Anadolu'nun tamamını kapsayan, üretim merkezlerinin durumunu belirten güncel bir araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, daha önce konu ile ilgili yapılan araştırmalar referans alınarak içinde bulunduğumuz yüzyılda üretimin yapıldığı merkezleri tespit etmek, üretimde kullanılan araç-gereç ve donanımın yanı sıra tespit edilen merkezlerin durumunu güncellemek ve belgelemektir. Anadolu'da yapılan bu değerli üretimi araştırmak üzere tarafımızdan bir münferit proje hazırlanarak, Dokuz Eylül Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi'ne (BAP) başvurulmuştur. Projenin kabulü ile bir ekip kurulmuş, konu ile ilgili araştırmalar referans alınarak tespit edilen merkezlerde 3 yılı kapsayan alan araştırmaları yapılmıştır. Araştırmalarda, ilgili kişiler ile röportaj yapılarak ses kaydı, video çekimi ve fotoğraflama yöntemi ile tüm bilgiler belgelenmiş ve bu çalışma kapsamında sunulmuştur. Anadolu'nun tüm coğrafi bölgelerini kapsayan alan araştırması sonucu, değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte kilden üretilmiş kapların yerini plastik, çelik v.b. ucuz malzemeler aldığı ve özellikle 1960'lı yıllardan sonra başlayan bu farklı malzeme kullanımı 1990'lı yıllara gelindiğinde yaygınlaşarak birçok üretim merkezinde üretimin bitmesine neden olduğu tespit edilmiştir. İçinde bulunduğu toplumun gelenek ve göreneklerini simgeleyerek kültürünü oluşturan kadın üretimi çömlekçiğin yeniden canlanması için; başta Kültür Bakanlıkları olmak üzere, belediye ve üniversite iş birliği ile ekipler oluşturularak, üretimin her aşamasında kolaylık sağlayacak maddi ve manevi desteğin yanı sıra fuar festival vb. organizasyonlar ile yeterli tanımlar yapılması sonucunda nesilden nesle aktarılarak yaşatılacağı kanısındayız.
Mimari ve seramik ilişkisinin araştırılması
Bu tez, seramik ve mimarlık disiplinleri arasındaki ilişkiyi yeni bir bakış açısı ile incelemiştir. Malzeme ve tekniklerin özelliğine göre seramiğin biçim ve işlevi belirlenmektedir ve genellikle bir seramik eserin biçim olarak yapısı malzemenin fiziksel özelliklerine göre şekillenmektedir. Seramik malzemeyle mimari bir yapı oluşturmak için, seramik sanatında kullanılan mekanik, kimyasal ve termal özellikler göz önünde bulundurulmalıdır. Kerpiç yapılar, mimarinin var olan eski ve yaygın konularından biridir. Kerpiç mimarisi; deprem, rüzgâr, yangın ve çevre kirliliği karşısında dayanıklı olmasına rağmen, yağmur ve kar bu tür mimariye en zararlı olgulardır. Bu sebeple kerpiç evler pişirilerek mimari seramik yapıya dönüştürülmelidir. Yeni bir yaklaşım konusu olan "Seramik Evlerin" dünya üzerinde yaklaşık olarak 30 uygulaması bulunmaktadır. Bu evlerin tasarım ve teknikleri dünya üzerinde en fazla deneyimleyen Nader Khalili ve Ray Meeker'dır. Bu konuyla ilgili Türkçe kaynak bulunmamakta, sadece İngilizce birkaç belge bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, seramikten yapılan binaların ve bunların uygulamalarında geliştirilen teknikler araştırılarak sunulmuştur. Seramik evlerden faydalanacak insanlar, bu çalışmada sunulan deneyimlerden yararlanıp kendi araştırma ve önerilerini ekleyerek yeni bir kavram olan bu yapıları ucuz ve sürdürülebilir konutlar olarak kullanabilir. Sağlam ve sağlıklı bir yapı olmasının yanında sanatsal bir çalışma özelliği de taşıyan seramik evlerde biçim ve işlev harmanlanarak samimi bir yaşam alanı kurulabilir.
Anamorfik sanat üzerine araştırmalar ve seramik uygulamaları
'Anamorfik Sanat Üzerine Araştırmalar ve Seramik Uygulamaları' adı altında hazırlanan bu çalışma, temelde perspektif etkiyle oluşturulan görsel algıya dayalı bir illüzyon ortaya koyan eserlere merak duyulması sonucunda başlamıştır. Tasarımların temelinde esas alınan düşünce Anamorfik sanatın tarihi üzerine yapılan araştırmalar sonucunda incelenen ilk örneklerinde işlenen konular doğrultusunda yön bulmuştur. Anamorfik sanatın tarihi araştırıldığında üretilen eserlerde çeşitli tekniklerle uygulanan çizimlerin daha çok dönemin kralları gibi siyasi kişilikler ve öğeler ya da dini inançları temsil eden çeşitli sahnelere rastlanmıştır. Bu sanatın ilk örnekleri 'Anamorfik Perspektif' yanılsamaları tekniğinin özelliklerini taşımaktadır. Daha sonraları silindirik ve konik biçimli aynaların üzerine çarpıtılmış görüntülerin yansıtılarak asıl görüntünün ortaya çıkmasının amaçlandığı 'Anamorfik Ayna' yanılsamaları olarak bilinen eserler üretilmiştir. Günümüzde plastik sanatlarda mimaride ve sokak sanatlarında kullanımı yaygınlaşan bu sanatın anamorfik perspektif etkiyle üretilen eserleri genellikle geniş alanlarda uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayna yardımıyla oluşturulan kompozisyonlar belirli sınırları olan düz yüzeyler üzerine çarpıtmayauğramış çizimlerin uygulanmasıyla ya da iki veya üç boyutlu deforme edilmiş formların kullanılan çeşitli aynalara yansıtılması sonucu gerçek görüntününortaya çıkmasıyla oluşturulmuştur. Bu çalışma kapsamında uygulanan tasarımlarda Anamorfik sanatın tarihindeki örneklerde görülen dini konulu kompozisyonlardan yola çıkılarak Hıristiyanlık tarihi inancında rastlanılan yedi ölümcül günahın temsil ettiği şeytanların illüstrasyonları doğrultusunda kavramsal bir yaklaşımla seramik formlar üzerine uygulamalar yapılmıştır. Formlar üzerindeki deforme görüntülere, belirli açılardan bakılarak ve çeşitli araçlar yardımıyla asıl kompozisyonun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anamorfik, Yanılsama, Perspektif, Ayna, Algı
Fırın heykeller ve bir fırın heykel uygulaması
Fırın heykel, son yirmi yıldır, seramik sanatçılarının üzerinde düşünüp, çalıştığı bir kavram olmuştur. Büyük boyutlu olan ve dış mekanlarda gerçekleştirilen fırın heykeller, olduğu yerde pişirilen ve kendinin fırını olan seramik heykellerdir. Fırın heykel kavramı, yalnızca bir seramik heykel yapmayı değil pişirim aşamasının, izleyicilerle paylaşıldığı bir eylemi de kapsamaktadır. Seramik sanatçılarının büyük boyutlu seramik heykel yapma isteğinden, genelde sanatçının yalnız yaşadığı sanat nesnesinin üretim aşamalarını izleyicilerle paylaşma isteğine kadar birbirinden farklı bir çok amaç, fırın heykel araştırmalarında yönlendirici olmuştur. Fırın heykel yapmak üzere yapılan araştırmalarda, binlerce yıllık seramik geleneğinin içinde yer alan, şekillendirme, pişirme yöntemleri ve genel seramik bilgisi rehber olmuştur.Fırın heykeli, yapım yönteminden üzerine yüklenen anlamlara kadar daha iyi tanımak için, fırın heykel yapan sanatçıları ve onların düşüncelerini öğrenmek ve anlamak bu çalışmanın yöntemini oluşturur. Fırın heykellerini dünyanın pek çok yerinde gerçekleştiren Frederick Olsen, Nina Hole, Tom Barnett ve Jorgen Hansen gibi sanatçılar çağdaş sanat anlayışına olmanın yanında, derin bir geleneksel seramik bilgisine sahip ve seramik üzerine uzmanlaşmışlardır.Fırın heykel kavramı ortak bir çalışmayı gerektiren, sadece sonuca değil sürece de sanat açısından yaklaşımı öneren bir nitelik taşır
İktidar baskı birey ilişkilerinin bir bağlam olarak 1960 sonrası çağdaş seramik uygulamalarına yansımaları
"İktidar Baskı Birey İlişkilerinin Bir Bağlam Olarak 1960 Sonrası Çağdaş Seramik Uygulamalarına Yansımaları" başlıklı tez çalışmasının inceleme altına aldığı konuları: Modernleşme projesinin felsefesi, toplumsal, kültürel ve bireysel getirileri; Postmodern süreç; Egemen iktidar, disipliner iktidar, düzenleyici iktidar gibi farklı iktidar modellerinin işleyiş mekanizmaları; İktidarın birey üzerindeki normalleştirme ve kimliksizleştirme politikaları; İktidar olgusunun çağdaş sanat ve çağdaş seramik uygulamalarındaki izdüşümleri; Baskı ve egemenlik politikalarına karşı geliştirilen sanatçı tavrı ve eylemleri; Konuya dair kavramsal ve plastik arayışlar şeklinde sıralamak mümkündür. İktidar-birey ilişkilerinin analizi yalnızca günümüz toplumlarındaki iktidar olgusunun işleyiş yapısını anlamak açısından değil, iktidar karşısında bireyin verdiği benlik mücadelesini keşfetmek açısından da değerli görülmektedir. Toplumsal ilerleyişte sanatçının duyarlı ve öncü rolü, onu ister istemez iktidar ve birey ilişkilerinin önemli bir parçası yapmaktadır. Sanat devrimci itkisini kaybettiğinde geriye kalan sadece göze hoş gelen pop görüntüler ya da anlık hislerdir. Sanatın bir başkasının zihinde var olma ve yaşama halinin zedelenmesi, kendi varlık nedeniyle çelişkili bir durum yaratmaktadır. Bu nedenle hassas bir toplumsal zemine yerleşmiş olan sanatın özerk ve özgür yapısının korunması; aynı zamanda toplumsal bellek, yazılı ve görsel hafıza, bireysel ve toplumsal özgürlükler, kişisel haklar, ifade özgürlüğü, kültürel kimlik, toplumsal duyarlılık gibi bir çok hassas yapının korunması anlamına gelmektedir.
Diyarbakır surları üzerindeki motiflerin araştırılması ve seramiğe uyarlanması
İnsanoğlu yorumlamalarını ve yaratıcılığını ortaya koyduğunda hiç şüphe yoktur ki o yaratıyı yaşamın içinden alır, güncel olaylardan esinlenir. Diyarbakır Surları üzerindeki motifler de o dönemin uygarlıklarından, krallıklarından ve kültürel değerlerinden etkilenmiştir. Medeniyetler egemen olduğu, hüküm sürdüğü dönemlerde surları bir kalkan gibi kullanmış, üzerine de kendi yaşam tarzlarından, anlayışlarından esintiler bırakmıştır. Medeniyetlerin bıraktıkları esintiler, bazen savaş sahnelerine dönüşmüş bazen de karakteristik hayvan figürlerine ev sahipliği yapmıştır. Dolayısıyla Diyarbakır Surları üzerindeki motifler, tarihin birer aynası niteliğindedir. Kuş bakışı bakıldığında kalkan balığını andıran Diyarbakır Surları üzerindeki motifler değerlendirildiğinde, çok kapsamlı bir içeriğinin olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin surların üzerinde yer alan sembolik motiflerin, geometrik motiflerle iç içe geçmiş örneklerine rastlamak mümkündür. Ayrıca, surlar ile özdeşleşmiş Aslan-Boğa avlanma motifi, bilinen örnekler arasındadır. Surların bir güç kalkanı olarak imar edildiği düşünüldüğünde, üzerindeki motiflerin de bu temayı barındırdığı söylenebilir. Örneğin; surlar üzerinde sıkça rastlanan aslan figürü; gücün, ihtişamın ve büyüklüğün göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu özellikleri taşıyan sembolik figürler, belirli bir plan çerçevesinde düşünülmüş, tasarlanmış ve usta bir taş işçiliği ile uygulanmaya çalışılmıştır. Tüm figürler, motifler ve semboller, kendi döneminin ve döneme hükmetmiş uygarlıkların, yaşam biçimleri başta olmak üzere, genel özelliklerini yansıtmaktadır. Bu tezde amaçlanan; geçmiş dönemlerin taş ustalarının surlar üzerinde birer tasarımcı gibi çalışarak ortaya çıkardıkları tarihi, sembolik, mitolojik, sanatsal anlatımlı plastik öğelerin, sembolik motiflerin önemine dikkat çekmek, bunların sanatsal çalışmalarda kullanılmaları sayesinde, günümüz insanının sanatsal gelişimlerine önemli katkılar sağlamak amaçlanmıştır. Bu araştırma, genel tarama yöntemi ve sanatsal uygulamalarla oluşturulmuştur. Araştırmada öncelikle Diyarbakır'ın ve surların tarihçesi araştırılmış, üzerinde yer alan zengin tarihi ve estetik değerlere sahip sembol ve motifler incelenmiş, bunlar gruplara ayrılmıştır. Bu gruplar insan, hayvan, bitki, geometrik motifler, kitabeler ve benzerleri şeklinde oluşturulmuştur. Ardından her gruptan farklı öğeler seçilerek, orijinal hallerinin korunmasına dikkat edilerek, çağdaş anlatımlı kilden formlarda kullanılmıştır. Hem yüzeysel hem hacimli olmak üzere araştırma kapsamında tasarlanmış bu formlar, farklı pişirim ve renklendirme yöntemlerine tabi tutularak seramik eserler haline getirilmiştir. Araştırma sonunda üzerinde surlara ait zengin öğeler taşıyan bu seramik eserlerin görsel iletişimin birer estetik nesnesi olarak, tarihe kültüre ve sanata katkı sağlaması amaçlanmıştır.
İnsanın ekolojik yaşama etkileri üzerine bir seramik heykel sergisi
İnsanın Ekolojik Yaşama Olan Etkileri Üzerine Bir Seramik Heykel Sergisi başlığı altında yapılan uygulama raporunda, insanın varoluşundan günümüze kadar geçirdiği değişim ve bu süreçte, içerisinde yaşadığı doğal çevreyle olan ilişkisi incelenmektedir. İnsanın doğaya egemen olma çabaları, gelişen sanayi ve teknoloji, artan nüfus ile birlikte, dünya üzerinde bulunan çeşitli ekosistemlerde yıkıcı etkilere yol açmıştır. Bu çalışma, ilkel topluluklardan modern toplumlara kadar olan geniş süreçte, insanın doğaya, doğrudan ve dolaylı olarak yaptığı olumsuz etkileri ana başlıklarıyla göstermek ve bu etkilere dair farkındalığa sanatsal üretimle katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Uygulamalar, seramik heykellerden oluşmaktadır. İnsanın, doğaya yaptığı olumsuz etkiler ve bu etkilerin sonuçları, öne çıkan başlıklarıyla, uygulamaların her birinde tek tek ele alınmış, betimlenmişlerdir.
Kadın bedeninin betimlenmesine dair örnekler ve seramik sanatında yorumlanması
Kadın ve bedeni pek çok disipline ve araştırma sürecine konu olmuş ögelerdir. Plastik sanatlar açısından bakıldığında; bu ögelerin salt estetik değer ve form açısından incelenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Kadının varlığı; beraberinde yaşadığı toplumu, bu toplumun çeşitli değerlerini ve birikimlerini de getirrmektedir. Bu nedenle sosyolojik, ekonomik, kültürel, felsefi, tarihsel ve geleneksel yaklaşımlar göz ardı edilerek; toplumun bir parçası olan kadın ve bedenine dair bir inceleme yapmak oldukça zor olacaktır. Oldukça geniş bir başlık olan kadın ögesi beraberinde çeşitli varsayımlar ve sınırlılıkları da getirmektedir. Bu bağlamda çalışmada sunulmak üzere; tarihsel süreçte erişilebilen ve doğrulanabilen kadın bedeni betimlemeleri, muhtelif coğrafya, anarkil ve ataerkil kültür örnekleri çeşitli kronolojik aralıklar dahilinde seçilmiş, incelenmiştir. Yine bu örnekler göz önünde bulundurularak, beden algısının oluşturulması ve değişimine dair etkenler incelenmiş ve süreç içindeki değişim bu etkenler üzerinden sorgulanmıştır. Çalışmanın amacı; başta anaerkil dönemden ataerkil döneme kadın bedeni betimlemelerinin değişimi ve bu değişimlerin nedenlerini incelemektir. Buna ek olarak, kadının bireysel anlamda bu süreçte yerinin sorgulanması ve sürece etkisinin kontrollü olup olmadığı da çalışmanın amaçlarındandır. Çalışmanın örneklemini; Paleolitik Çağ'dan halen içinde bulunulan Yakın Çağ'a plastik ve estetik değer atfedilmiş çeşitli kadın bedeni betimlemeleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak sanat eseri inceleme ve literatür tarama yöntemleri kullanılmıştır. Kadın bedeninin, kayıt altına alınabilen insanlık tarihinin her döneminde birbirinden çok farklı amaçlarla, çeşitli şekillerde betimlendiği ve bu betimlemelerin çoğu zaman kadından bağımsız olarak oluştuğu bilgisine ulaşılmıştır. Süreç içerisinde edinilen veriler, estetik değer kaygısıyla seramik eserlere dönüştürülmüştür. Elde edilen tüm bulgular çalışmanın önemi açısından, sonuç bölümünde tartışılmıştır.
Günümüzde oyun-sanat-oyuncak ilişkisi ile seramik uygulamalar
Oyun ve oyuncak, insanın varoluşundan beri en önemli yaşam gereksinimlerindendir. Çocuğu, yetişkinliğe hazırlama evresinin temeli olarak görülen oyun ve oyuncak, gelecek zemini oluşturarak kendinden önceki zamanın izlerini geleceğe aktarır. İnsanlık tarihinde önemli bir dönem olan sanayileşmenin getirdiği değişim ve gelişme ile 21. Yüzyılın gelişen teknolojisi toplum yaşantısını etkilemiştir. Bu etki birçok alanda olduğu gibi oyun ve oyuncağın anlamında, malzemesinde, formunda değişimlere neden olmuştur. Üretildiği ve oynandığı toplumun aynası olarak görülen oyuncaklar toplumun değişmesi ile kendi değişimini de gerçekleştirmektedir. Oyun ve oyuncak kavramlarına yansıyan yenilikler, sanat anlayışlarını da etkileyerek sanat üretimlerinde kendini göstermektedir. Günümüz insanın yoğun çalışma koşulları, yaşam içindeki sıkışmışlıkları onları, yeni arayışlara itmiş ve kendilerini mutlu edecek platformlardan biri olan DIY (Kendin Yap) hareketini oluşturmuştur. Sanatçılar da sanat, tasarım, oyun ve oyuncağı kesiştirerek ifade etmek istediklerini üretimlerinde göstermeye başlamışlardır. Bu çalışmanın amacı, Antik çağdan günümüze kadar değerini kaybetmeyen oyun ve oyuncak kavramlarının, günümüz sanat ve tasarım çerçevesinde ifade ediliş biçimleri ile tüketim sisteminde gösterdiği değişimi eleştirel yaklaşımla ele alıp aktarmaktır.
Seramik yüzeylerde lazerle desen oluşturma tekniği ve uygulamalar
"Seramik Yüzeylerde Lazerle Desen Oluşturma Tekniği ve Uygulamalar" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, lazer teknolojisinin seramik yüzeylerde desen oluşturma yöntemleri incelenecek, bunun yanı sıra bu yöntemin alana olan katkıları değerlendirilecektir. Teknolojinin sanat ve tasarım alanlarında yaratıcılık, tasarım ve ürün oluşturma sürecine olan etkisi kaçınılmazdır. Günümüzde sayısal işleme teknolojileri sayesinde bilgisayar destekli tasarım ve üretim yöntemleri hem üç boyutlu hem de iki boyutlu tasarımların oluşturulmasında ve uygulanmasında her geçen gün kullanıcılara yeni imkânlar sunmaktadır. Bilgi çağının yenilikçi yöntemlerinden birisi olan lazer teknolojisinin sayısal programlar ile bilgisayar ortamında tasarım sürecine dâhil edilmesiyle sırsız seramik yüzeylerde desen oluşturma imkânı gerçekleşmiş ve sanat ve tasarım başlıkları altında uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama sürecinde kullanılan teknolojinin sadece tasarım alanında değil sanat alanında da kullanılabileceği gösterilmek istenmiştir. Uygulamalar, kalıp ile şekillendirilen döküm çamuru kullanılarak oluşturulmuş formlar ve geri dönüştürülebilen ileri teknolojik endüstriyel yöntemler ile üretilen terracotta cephe kaplama panelleri üzerinde CO2 gazı lazer makinesi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmalarda geri dönüşüm malzemelerinden de faydalanılmıştır. Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan göç politikaları ele alınmıştır.
Seramik heykelde seramik dışı malzeme kullanımı
Kendisini kullanılan materyalin ismi ile tanımlayan seramik, gelenekselden çağdaş sanata doğuşu sırasında kendi var oluşunu sorgulamış ve başka malzemelerle ilişkisini bu sınırlama çerçevesinde tutmuştur. Geçmişte kullanım objesi olarak yaratılan seramiklerin kullanıcıyla başka malzemeler ile birlikte etkileşime geçmiş olması, çağdaş seramik heykelde farklı malzeme kullanma geleneğinin temelini oluşturmaktadır. Sınırların giderek ortadan kalktığı günümüz çağdaş sanat ortamında, kökleri zanaata uzanan diğer sanat dallarında oluğu gibi seramiğin de bir sanatsal ifade dili olarak kabulü kolaylaşmıştır. Bu sınırsızlık hali seramik sanatını da diğer materyal ve bu diğer materyallerin getirdiği tekniklere açık hale getirmiştir. Bu atmosfer içinde, bir araya gelen seramik ve diğer malzemelerin sanatçının bilinçli seçimi olması, daha önce hiç olmadığı kadar önemli bir hal almıştır. Bir yaratım dili olarak malzemenin öneminin kavranması farklı malzeme kullanımının getirdiği geniş bakış açısı ile daha güçlü olacaktır. Bu yöntem üzerinden yapılan pratikler günümüz seramik sanatının yerini daha geniş bir bakış açısından görmemizi sağlamaktadır.
Vitrifiye üretiminde oluşan deformasyonlar ve giderilmesi
Seramik ürünler, üretim süreçlerinde birçok faktöre bağlı olarak deformasyonlara maruz kalırlar. Bunun en temel sebebi seramiğin fiziksel ve kimyasal değişime uğramasıdır. Vitrifiye üretiminde de deformasyon oluşumu istenmeyen bir durumdur. Oluşabilecek deformasyonları önlemek veya oluşmuş deformasyonları gidermek gerekir. Tasarım geliştirme sürecinde deformasyonu önlemek için çeşitli çalışmalar yapılır. Model ve model kalıba tadilat yapılabileceği gibi, farklı ürün geliştirme çalışmaları da gerçekleştirilebilir. Tasarım geliştirme sürecinin her aşamasının takibinin yapılması gerekmektedir. Ortaya çıkan sonuca göre ölçüm ve değerlendirme işlemleri yapılır. Problem çözülene kadar tadilat işlemleri devam eder. Ölçüm sonuçları uygun bulunduğunda model ve kalıp üzerinde yapılan tüm değişiklikler, teksir kalıbına aktarılır. Teksir kalıbından iş kalıbı çoğaltılır. İş kalıpları kurutmadan çıktıktan sonra işletmeye alınır. Seri üretimde takibi yapılır. Problem yoksa sorun çözülmüş demektir. Yeni ürünlerde deformasyonu önleme çalışmaları yapıldığı gibi, üretime alınan ürünlerde oluşan deformasyonlar için de deformasyonu giderme çalışmaları yapılır. Yapılan tez çalışmasında, seramik sektörünün bir kolu olan Vitrifiye üretiminde karşılaşılan deformasyonların önlenmesine ve giderilmesine yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Birinci bölümde vitrifiyenin tanımı yapılmış, oluşan deformasyonlara ve nedenlerine değinilmiştir. İkinci bölümde deformasyonları önlemek için tasarım geliştirme sürecindeki yöntemler anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, oluşan deformasyonların tespiti, giderilmesi ve yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan verilerin değerlendirilmesi ele alınmıştır. Dördüncü bölümdeyse yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Üniversite-Sanayi arasındaki bağların çok güçlü olmadığı, vitrifiye sektöründe, tasarım ve ürün geliştirme sürecine dair bilimsel yayın sayısının az olduğu göz önüne alınarak hazırlanan bu tez çalışmasının, Vitrifiye sektörü için faydalı olması amaçlanmıştır.
Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları
Bu çalışmada, Anadolu topraklarında gelişmiş, sahip olduğumuz kültür mirasımız olan, Hitit Dönemi törensel seramik kapları incelenmiştir. Hitit İmparatorluğu, antik çağın en eski ve en güçlü imparatorluklarından biridir ve bugünkü Türkiye'nin Konya, Çorum, Ankara ve Hatay bölgelerinde bulunan tarihi kalıntıları ile tanınır. Hitit İmparatorluğu, törensel ve günlük hayatta kullanılan çeşitli seramik kapları üretmiştir. Bu kaplar, törensel amaçlı olarak kullanılır ve günlük yaşamın yanı sıra evlilik törenleri, tanrıların onurlandırılması gibi önemli olaylar için de kullanılırdı. Hitit Dönemi törensel seramik kapları, törensel semboller ve hayvan figürleri gibi süslemelerle bezenmiştir. Bu süslemeler, törensel kültürü ve inançları yansıtır. Bu kaplar, antik çağ medeniyetlerinin yaşam tarzını ve inançlarını anlamaya yardımcı olan önemli tarihi eserlerdir. Günümüzde de tarihi ve kültürel mirasımızın bir parçası olarak korunmakta ve gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu çalışmada yapılan uygulamalar, geleneksel Hitit motifleri ve sembollerini kullanarak geçmişle bağlantı kurmayı ve kültürel mirası günümüze taşımayı amaçlamakta olup Anadolu'nun zengin kültür mirasına katkıda bulunmayı ve Hitit Dönemi sanatını modern bir perspektifle yeniden yorumlamayı hedeflemektedir. Uygulama aşamasında üretilen seramik kaplar, geleneksel Hitit sanatının esaslarından esinlenerek özgün tasarımlar içermekte ve bu tasarımlar aracılığıyla geçmişin estetiğini günümüzde canlı tutmaktadır. Törensel semboller ve figürler, eserlere derinlik katmakta ve sadece estetik bir değer eklemekle kalmayıp aynı zamanda kültürel anlam taşımalarını sağlamaktadır. Bu uygulamalar, geleneksel sanatın modern yaratıcılıkla birleştirilerek kültürel mirası yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma çabasının bir yansımasıdır.
Yerleştirme sanatında seramik malzemenin kavramsal bağlamda yorumlanışı ve bir sergi
1960 sonrası değişen sanat anlayışı, kavramsal sanat ile birlikte geleneksel sanat algısının devinime uğrayarak sabit kurallardan sıyrıldığı, nesnelerin anlam, kavram ve düşünsellik boyutunda irdelendiği yenilikçi bir anlayış ortamı oluşturmuştur. Dönemin öne çıkan yenilikçi sanatçıları tarafından benimsenen bu tutum geleneksel sanat algısındaki estetik kaygı ve formalist düşünce yapısı, galeri mekanları aracılığı ile metalaşan sanat olgusunu, bu sınırlı çerçeveden sıyrılarak dönemin güçlü ve etkileşimli sanat akımları ile güçlendirmiştir. Fluxus, Art and Language (Sanat ve Dil), Minimalizm, Performans Sanatı, Süreç Sanatı, Arte Povera (Yoksul Sanat), Land Art, Yerleştirme Sanatı gibi farklı ifade biçimleri oluştukları dönemden günümüze kadar etkilerini sürdürmüş ve birçok çağdaş sanatçıyı etkisi altına almıştır. Bu oluşumların her biri hem kendi içerisinde hem de farklı disiplinlerdeki sanat pratiklerinin geniş kapsamda önünü açarak sanatın fikir ve anlam başlığı altında değerlendirilmesinde olumlu bir etken rol oynamıştır. Anlatımı destekleyen ve kavram ile bütünleşen, nesnenin vurgudaki rolü baz alınarak üretilen eserler, izleyiciye düşünme yetkisi sunarak, eser ve izleyici arasında bir bağ kurulmasını sağlamıştır. Bu değişim, yapısı itibariyle kısıtlı bir sunum çerçevesinde değerlendirilen seramik sanatını da diğer sanat dalları gibi daha geniş ve etkileyici bir yöntemle buluşturmuştur. Seramik sanatı, yerleştirme sanatı mekan ve izleyici katılımı ile birlikte kaide üstü sanat anlayışından çok daha farklı biçimlerde de kullanılmaya başlanmıştır. Seramik malzemenin kendi kavramsal yapısı ve üretim süreci, yerleştirme yapan sanatçıları bu yönü ile üzerine çekerek farklı malzeme ve üslupta çalışan sanatçıların fikir ve anlatılarına farklı boyutlar getirmiştir. Anahtar kelimeler: Yerleştirme Sanatı, Kavramsal Sanat, Seramik Malzeme
Kırgızistan balballarının incelenmesi ve uygulamalar
Sanatın ilkel toplumlar için sihirli özellikleri vardır. İnsanları ruhlarla iletişime geçireceğine, tılsımlı güçlere sahip olduğuna dair inanışlar vardır. Balbalların da sihirli özellikleri olduğuna inanılıyordu. İslamiyet'ten önceki Şamanist kültürden dolayı eski Türkler kendilerini balbal denen mezar taşlarıyla ifade etmişlerdir. Bu mezar taşları basit çizgilerle işlenmiş insan formlarıdır ve kült merkezlerinde yer almışlardır. Balbalların kült merkezlerinde yer almasının nedeniyse ölmüş olan, alpların, kağanların, hanedan üyesi kişilerin bir sonraki hayatlarında onları koruyup kollayacaklarına inanmış olmalarıdır. Çünkü balballar aslında alpların, kağanların, hanedan üyesi kişilerin hayattayken öldürmüş oldukları önemli düşmanları temsil etmektedir. Balballar İslamiyet'ten önceki dönemde yaygın olarak kullanılmış, İslam dininin kabul edilmesi ile kullanımları zamanla azalmış ve mezar taşları kullanılmaya başlanmıştır. Geleneklerin yüzyıllar boyunca nesilden nesle aktarılmasıyla oluşan kadim Türk kültürü, zengin birikimiyle her daim bilimin ve sanatın odak noktasında olacaktır. Bu araştırmada eski Türklerdeki ölü gömme gelenekleri ve balbal ile ilgili bilgilere yer verilmiş, balballar sanatsal yönden ele alınmaya çalışılmış ve buna bağlı olarak kişisel uygulamalar yapılmıştır.
Phokaia kazılarında ele geçen pişmiş toprak çatı kiremitlerinin üretim aşamalarının incelenmesi ve bir örnek üretim yapılması
Kiremitlerin tarihi insanoğlunun barınma ihtiyacı kadar eski olmasa da, insanların kendilerini dış etkenlerden koruma ihtiyaçları sebebiyle günümüze kadar dönüşerek ulaşmıştır. Başlangıçta barınakların tepesini kapatmak için ağaç vb. gibi farklı materyaller kullanılmış olsa da seramik kiremitlerin dayanıklı olması, insanların bu materyali halen kullanıyor olmalarının en önemli sebebidir. Seramik kiremitlerin M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren kullanımlarının artması, seramik materyalin kültüre bağlı estetik anlayışa, coğrafi koşullardan kaynaklı kullanım farklılıklarına ve dini inançların gerekliliklerine (tapınaklar) uyum sağlama kolaylığından dolayı devam etmiştir. Antik çağda yapıldıkları yere göre Korinth, Laconia ve Sicilia olarak isimlendirilen seramik kiremit tipleri, halen aynı isimlerle anılmaktadırlar. Günümüzdeki kazılarda ele geçen pişmiş topraktan yapılmış kiremitlere ilişkin bilgi birikimi ile kiremit tiplerine yönelik incelemeler ve üretim teknikleri hakkındaki deneysel çalışmalar çok sınırlıdır. Bu kapsamdaki çalışmamda, Phokaia Bölgesi'nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan birçok seramik kiremit tipinin araştırılması ve bu tiplerin açıklanarak yapılan örnek üretim uygulamaları sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çatı Kiremitleri, Seramik, Phokaia
Güney Amerika Marajoara Kültürü Seramikleri'nin araştırılması
Tarih öncesi çağlardan itibaren seramik kaplar, üretildikleri toplumlarda sosyal, dini ve kültürel yapıların birer parçası olmuştur. Farklı coğrafyalarda birbirlerinden bağımsız ve herhangi bir bilgi alışverişi yapmamış toplumlar, çoğunlukla benzer üretim teknikleri kullanmış ve sahip oldukları kültürel öğeleri seramik kapların üzerine işleme ihtiyacı duymuşlardır. Bu durum seramik malzemenin ve insan doğasının birleşiminin bir sonucudur. Doğu Amazon bölgesinde, Atlas okyanusu kıyısında yer alan Marajo adası, M.S. 400 ila 1300 yılları arasında yaşamış, gelişmiş bir Kolomb öncesi topluma ev sahipliği yapmıştır. Marajoara kültürünü oluşturan bu toplum, kendisinden önce ve hemen sonrasında yaşamış toplumlara kıyasla daha sofistike seramik üretimi yapmışlardır. Bununla birlikte kendi içerisinde şefliklere ayrılmış olan bu topluluk, seramik üretimini ortak bir kültürel aktivite olarak gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın amacı Marajoara kültürüne ait seramik kapların biçimsel, dekoratif ve kavramsal özelliklerini araştırmak ve seramik kaplar üzerinden Marajoara kültürünün yapısını incelemektir.
Çağdaş seramik sanatında öyküleyici anlatımlar ve uygulamaları
Her uygarlık, kendilerine özgü kültür ve sanatlarını yaratmıştır. Kendinden sonra gelen uygarlık o birikimin devamı ya da tepkisi olarak var olmuştur. Bu etkileşim sonunda yeni bir kültür ya da sanat doğmamıştır. Tarihe baktığımızda, uygarlıkların kültürlerinden beslenen bir öykü kültürü ve anlatımı olduğu görülmektedir. Bu süreçte yapılan aktarımlardan yeni hikâyeler doğmuştur. Öykü anlatımı geleneği tarih boyunca kullanımı artarak ve farklılaşma göstererek devam etmektedir. İlk çağ insanları duygu ve düşüncelerini mağara duvarlarına aktarırken, zamanla değişen kültürler, gelişen malzemelerin de keşfiyle beraber sanat tarihinde de etkisini göstermektedir. Bu etkiler seramik sanatının çeşitli malzeme imkanı ve kendine has tekniğiyle her dönemin sanatçı ve zanaatkarların elinden çıkan ürünlerde çeşitlilik göstermiştir. Seramik sanatı tarihinde tasarımlara konu olan öykü anlatımı, yapılan çalışmalarda en çok kullanılan olmuştur ifade aracıdır. Ortaya çıkan çalışmalar tarih boyunca tüm uygarlıkların yaşamlarını anlatmaktadır. Öyküleyici anlatım, insanlığa tanıklık eden ve belge niteliği taşıyan çalışmalardır. Bu araştırmada, öyküleyici anlatımın tanımı ve tarihçesi ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Araştırmayla ilgili görseller, öykü anlatımının uygulandığı, seramik sanat tarihinde de yer alan, üretilen çalışmaların ve açıklamaların pekişmesini amaçlamaktadır.
Geleneksel Çanakkale testi ve sürahi formlarının incelenmesi ve bir seramik sergisi
Türk Seramik tarihinde önemli bir yeri olan Çanakkale Seramikleri, kendine özgü form ve dekor uygulamalarıyla geleneksel seramik sanatında yer edinmiştir. Çanakkale şehrinin jeopolitik konumu itibariyle Çanakkale Boğazı'nı kullanarak deniz yoluyla birçok Avrupa ülkesine bu seramikler ulaştırılmıştır. İki bölümden oluşan bu rapor çalışmasının ilk bölümünde, 17. Yüzyıldan 20. Yüzyılın ikinci yarısına kadar üretimi yapılan Çanakkale Seramikleri genel olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte Çanakkale Seramiklerinde testi ve sürahi formları detaylı olarak incelenmiştir. Formların üzerinde bulunan coşkulu renkleriyle ve aplike edilmiş kabartmalarıyla da dikkat çekmişlerdir. Birden fazla formun çömlekçi çarkında şekillendirildikten sonra birbirine eklenerek meydana getirildiği testi ve sürahi formlarının üzerinde görülen akıtma ve fırça darbeleri göze çarpmaktadır. Halk arasında da kültürel olarak ilginç sembolik anlamları olan bu testi ve sürahiler doğum geleneklerinde de farklı anlamlarla karşımıza çıkmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise seri üretim başlayana kadar geleneksel form üretimleri devam etmiştir. Bu parçaların birçok örneği günümüzde müzelerde, koleksiyonlarda ve antikacılarda bulunmaktadır. Tarih boyunca "balık" toplumlar tarafından farklı şekillerde anlamlandırılmış ve aktarımlarda bulunmuştur. Bolluk ve bereketin sembolü olmuş ve semavi dinlerde önemli yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Anadolu'da görülen örnekleri ve mitolojideki yeri incelenmiştir. Çanakkale seramiklerinde görülen zengin form ve uygulamaları referans alınarak meydana getirilen, balık temalı seramik sergisi çalışmaları görülmektedir.
Çağdaş seramik sanatında katılımcı izleyicinin rolü
20. yüzyıl, büyük değişimlerin, gelişimlerin ve ilerlemelerin yüzyılı olmuştur. Yaşanılan olaylar, sanat olgusunu yeniden sorgulamaya itmiş, alışılmış değerler ve biçimler yenilenmiştir. Öncü akımlar sayesinde geleneksel sanat anlayışı dışlanarak, sanatçının kimliğine, ortaya çıkan esere, sanat izleyicisine ve sergileme biçimine yeni bir bakış açısı sunmuştur. Bununla birlikte sanatçı-eser-izleyici ilişkisindeki dinamikler değişmiş, yenilik arzusu üzerine izleyici, sanat eserinin bir parçası haline gelmiştir. Fütürizm ile başlayan izleyicinin katılım süreci, dadaizm, fluxus, kavramsal sanat, kinetik ve op sanat, GRAV, happening, performans sanatı, gibi hareketler ile yeniden sorgulanmıştır. Böylelikle izleyicinin pasif konumu, aktif bir konuma geçmiş aynı zamanda eseri oluşturan en önemli unsur haline gelerek katılımcı izleyiciyi ortaya çıkartmıştır. Bu etkileşim süreci, seramik sanatına da yansımıştır. Bu araştırmada; çağdaş seramik sanatının, malzemesinin, üretim biçiminin, sergileme imkanlarının ışığında ortaya çıkan seramik eserlerin, aktif izleyici ile ilişkisi irdelenmiştir. Katılımcı izleyicinin tarihsel süreci değerlendirilerek çağdaş seramik sanatındaki izleyicinin etkin rolü incelenmiş, gelecek yeni uygulamaların, farklı sergileme olanaklarının ve eser ile izleyici arasındaki etkileşimin arttırılması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Katılımcı, İzleyici, Etkileşim, Çağdaş Seramik, İnteraktif
Harç yığma tekniği ile çalışan üç boyutlu seramik yazıcılarda kullanılabilecek bünye araştırmaları
"Harç Yığma Tekniği İle Çalışan Üç Boyutlu Seramik Yazıcılarda Kullanılabilecek Bünye Araştırmaları" başlıklı tez çalışması 218M919 TÜBİTAK projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışma üç boyutlu kil yazıcıların kullanımına elverişli bünyeler elde etmek amacıyla, üçlü ve dörtlü diyagram yöntemleri kullanılarak oluşturulan 542 reçetenin 414 tanesinin uygulanmasıyla gerçekleşmiştir. 900, 950, 1000, 1050°C'lerde pişirimleri yapılan bünyelerin bir kısmı geleneksel şekillendirme yöntemlerine uygun olmakla birlikte bir kısmı da geleneksel yöntemlerle şekillendirilemeyecek düzeyde düşük plastikliğe sahiptir. Uygulama bölümünde, deneme baskıları yapılan bünyelerin reçeteleri ve pişirim sonuçları verilmiş, yapılan gözlemlerin sonuçları aktarılmış ve elde edilen uygun bünyeler ile üç boyutlu yazıcıda form denemeleri yapılmıştır. Bu killerin reçeteleri, görselleri, pişirim sıcaklıkları ve test sonuçları tez çalışması içinde paylaşılmıştır. Bu çalışmada ulaşılmak istenen bilimsel ve teknolojik hedef; yerel hammaddelerle üç boyutlu yazıcılarda kullanılmak üzere düşük derecelerde pekişebilen seramik çamurları geliştirmek, seramik sanayinde şekillendirme aşamasında kullanılan alçı, polimer v.b. ürünlere bağlı kalmaksızın ürün geliştirerek alana yönelik maliyetleri azaltmak, bu çamurların fiziki yapılarına göre yazıcıda yapılabilecek geliştirme önerilerini sunmaktır. Sosyo-ekonomik olarakta; orta ve küçük ölçekli üreticiler veya bireysel kullanıcılar için düşük maliyetli ürünler üretebilme ve ürün gamını geliştirme imkânı sağlanması da hedeflenmiştir.
1050- 1080 derecede gelişen renkli krakle sırların araştırılması
Artistik sırlar içerinde yer alan krakle ve tolanmalı sırların ilk örneklerini 12. Yüzyılda üretilen Çin porseleleri ve seramiklerinde görmek mümkündür. Bu dönemde Batı medeniyetlerinde krakle sırlar hata olarak görülse de Doğu medeniyetleri bu sır çeşidini sanatsal anlamda kabul etmiştir. Günümüzde krakle sırlar sanatçıların eserlerini üretirken tercih ettikleri bir sır çeşidi iken, endüstriyel alanda ise bu özel sırların çok fazla kullanılmadığı görülmektedir. Bu tez çalışmasında konu ile ilgili daha önce yapılmış olan araştırmalara bir yenisini eklemek ve ülkemizdeki hammaddeler ile çok sayıda denemeler yapılarak literatüre yeni reçetelerin eklenmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle konuyla ilgili olarak yapılan araştırma sonuçlarının, ileride bu konuda çalışma yapmak isteyen seramikçilere kaynak olması hedeflenmiştir. "1050-1080 Derecede Gelişen Renkli Krakle Sırların Araştırılması" konulu tez çalışmasında öncelikle denemelerde kullanılan hammaddelerin özellikleri araştırılmıştır. Seger formülleri ve reçeteler oluşturulduktan sonra hangi bünyenin kullanılacağına karar verilmiştir. ESC1 döküm çamuru tercih edilerek deneme plakaları şekillendirilmiş, 1000°C'de bisküvi pişirimleri yapılmıştır. Bisküvi pişirimi yapılmış olan deney plakalarına akıtma yöntemi ile sırlar uygulanmış, 1050 ve 1080°C'lerde sır pişirimi yapılarak sonuçları gözlemlenmiştir. Çalışılan iki farklı sıcaklıkta da gelişen sırlar karşılaştırılmış parlaklık, akışkanlık, matlık, opaklık, köpürme, renk farkı ve formlara uygunluğu gözlemlenerek olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirilmiştir.
Düşük dereceli seramik sırlarının cam yüzeylerde kullanımı
Seramik sırları seramik ürünlerin yüzeyini kaplayan cam veya camsı yapıdır. Seramik sırları ve cam arasındaki ilişki irdelendiğinde seramik sırlarının da silika tipi camlar olduğu görülmektedir. Yapısal benzerliklerinin etkisiyle gelişimleri birbirlerini etkilemiş hatta bazı araştırmacılara göre ilk cam üretimi sır üretiminin bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır. Benzer yapılarına rağmen farklı iki alan olarak ilerlemelerini sürdürmüşlerdir. Yapısal benzerliklerine rağmen, sırların cam yüzeylerde kullanımına dair yapılan literatür taramalarında, sanatsal cam çalışmalarında sır kullanımı görülmekle birlikte kapsamlı bir çalışma bulunamamıştır. Bu nedenle Sanatta Yeterlik tezi olarak ele alınan bu çalışmada düşük dereceli seramik sırlarının cam yüzeylerde kullanımı araştırılmıştır. Araştırmanın amacı, düşük sıcaklıklarda olgunlaşarak cam yüzeylere tutunabilen bir sır geliştirmek ve bu sırı farklı oksit ve boyalarla renklendirerek cam dekor boyalarına alternatif bir malzeme oluşturmaktır. Bu amaçla, seramik sırları ve camın, tanım ve tarihsel süreçleri irdelenerek, geliştirilen düşük dereceli seramik sırlarının cam yüzeylerde kullanılabilirliğinin yanında seramik yüzeylerdeki etkileri de araştırılmıştır. Ayrıca sırlı camlar, çöktürme ve füzyon teknikleriyle biçimlendirilerek özgün formlar üretilmiştir.
İstanbul'da bulunan Bizans Dönemi mozaikleri: Kariye Müzesi
Kariye Müzesi (Chora Manastırı Kilisesi), Ayasofya Müzesi (Hagia Sophia Museum), Zeyrek Cami (Pantokrator Manastırı Kilisesi), Feneri İsa Cami (Konstantin Lips Manastırı), Fethiye Müzesi (Pammakaristos Manastırı), Aya İrini Kilisesi (Hagia Irene Church) ve Büyük Saray Mozaikleri Müzesi Bizans döneminin İstanbul'daki başlıca mimari yapıları arasındadır. Bu çalışmada, bu müzelerde bulunan ve Bizans dönemi mozaik sanatının dikkat çekici örnekleri olan mozaik eserler incelenmiştir. Kariye Müzesinin tarihçesi ve mimarisine başvurularak bu mozaik eserlerin, tarihsel, sosyo-kültürel, teknik ve artistik açıdan analizlerinin yapılması tezin genel içeriğini oluşturmaktadır.Yukarıda bahsedilen Bizans dönemi mimari yapılarında, genel olarak, bir antik dönem mozaik tekniği olan Opus Vermiculatum tekniği kullanılmıştır. Tezi destekleyen proje uygulaması ise, bu tekniği çağdaş malzemelerle günümüze uyarlamayı amaçlamıştır.Uygulama projesi, evreni simgeleyen geometrik formların yer aldığı ?Evren I ve Evren II? adlı soyut özgün iki kompozisyondan oluşmaktadır. Kompozisyonu meydana getiren geometrik formların oluşturulmasında denge, ritim, renk, hacim ve ışık gibi temel sanatsal ölçütlere dikkat edilmiş ve grafiksel bir anlatım dili kullanılmıştır.Gerek tez çalışmasının konusunu olan Bizans dönemi mozaiklerinin yorumlanmasıyla ve gerekse projede uygulanan mozaik tekniği ile geçmiş ve günümüz mozaik sanatındaki çalışmalar irdelenerek bir sentez oluşturulmuştur.
Dijital ınkjet yazıcılarla sofra eşyası ürünlerinin dekorlanması ve örnek uygulamalar
Bu tez dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde porselen endüstrisinde kullanılan dekor teknikleri ve baskı çeşitleri anlatılmıştır. Dekal baskı, silikon baskı(Tampo), inkjet (püskürtme) hakkında fotoğraflarla beraber genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise dijital inkjet baskı yöntemi ile dekorlamada kullanılan makine, inkjet boya türleri, dijital inkjet yazıcısının çalışma prensibi, püskürtme kafalarının bakımı ve temizlenmesi fotoğraflarla ve grafiklerle anlatılmıştır. Üçüncü bölümde tasarımcılar için önem arz eden dijital baskıda renk yöntemi, ICC profil oluşturma, desen oluşturma yöntemleri bilgisayar ekran görüntüleri ve fotoğraflar kullanılarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde dijital inkjet baskı ile ''Hayat Çizgisi'' adlı çalışma endüstriyel tabakların yüzeylerine örnek uygulama yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise porselen endüstrisinde kullanılan dijital baskı teknolojisinin üreticiye, tasarımcıya, ürüne ve alıcıya etkisi sorgulanmış, gelişimi devam eden bu teknolojinin ileriki zamanlarda sofra eşyası endüstrisinde ulaşacağı düzey ön görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Porselen, Sofra Eşyası, Baskı Teknikleri, Inkjet, Dijital, Desen, Renk
Seramiğin kavramsal sanatta kullanımı ve bir uygulama projesi
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar seramiği oluşturan kil malzeme gündelik hayatta; çeşitli nesnelerin yapımında kullanılmıştır. Yüzyıllardır kilin kullanımı devam etmektedir ancak bu malzemenin seramiği oluşturması ateşin icadından sonra mümkün olmuştur. Günümüz sanat yapma edimlerine eklemlenerek, geleneksel üretiminin yanı sıra fikirselliği ön plana çıkartmak amacıyla seramiğin bu türden kullanımı ise yeni bir durumdur. Bu durum 1960 sonrası oluşan Kavramsal Sanat etkisinde düşüncenin ön plana geçmesi ile gündeme gelmiş ve seramiğinde bu türden kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. 1960 sonrası, Kavramsal Sanat etkinlikleriyle beraber sanat ortamında kökten bir değişime gidilerek sanatın değer yargılarının tekrar sorgulanmaya başladığı bir ortam oluşmuştur. Sanat yapıtının dışsal nitelikleri önem ve değerini kaybederken, bunun yerine düşünceyi ön plana çıkartan yeni bir sanat görüşü ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla sanat yapıyor olmaktan çok sanat yapmanın kendisi üzerine düşünmek daha önem kazanmıştır. Marcel Duchamp ve Joseph Beuys gibi sanatçıların öncülüğünde, sanatçılar yapıtlarında her türlü malzemeyi kullanma özgürlüğü elde ederken içerik bakımından da dil bilim ve felsefe gibi alanlardan yararlanmaya başlamışlardır. Sanatsal üretimlerde hazır ve buluntu gibi çok çeşitli gündelik nesnelerin kullanımı sonucunda geleneksel üretim yöntemleri terk edilmiş onun yerine alternatif ifade biçimleri aranmaya başlanmıştır. Diğer yandan bu tavrın kökeninde, sanat nesnesinin biricikliğine, fetişist değerine ve büyük ölçüde sanat piyasasının hamilerine karşı bir tepki bulunmaktadır. Kavramsal sanatçılar bu tepkilerini, indirgeyici bir hareketle nesneyi geri planda bırakıp, yerine fikri koyarak göstermiştir. El becerisi önemini kaybederken düşünce yükselişe geçmiş, dijital teknoloji ise; Kavsamsal Sanatta varılan son aşama olmuştur. Sanatın sadece felsefe ve düşüncelerle yapılabileceğini savunan bu akımın diğer sanat dallarında olduğu gibi Seramik Sanatına da yansımaları olduğu görülmüştür. Bu çalışmada seramiğin, Kavramsal Sanat özelinde geçmiş ve günümüze dair fikirsel olarak kullanımı noktasında durularak, geniş ve kapsamlı bir bellek oluşturmak hedeflenmiştir.
Seramik tasarımında pikselasyon uygulamaları
Bu çalışmada sanatın geleneksel uygulama yöntemlerinden dijital döneme kadar olan gelişimine, günümüzde ise dijital çağla değişen sanat algısının farklı sanat dallarıyla etkileşimine değinilmiş ve yakın tarihimizdeki süreç içerisinde sanatın dijital dünyaya olan katkısı ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, geleneksel resimleme tekniklerinden biri olan ve günümüzde hala uygulanan mozaik sanatının ve bir görüntüleme tekniği olarak fotoğrafın pikselasyon ile ilişkisi ele alınmıştır. Fotoğrafın devam eden süreçte Modern Sanat'ın içine ne şekilde dâhil olduğu ve bir imge oluşturma sürecindeki fotoğraf-resim ilişkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde dijital görüntüleme teknikleriyle birlikte karşımıza çıkan yeni dünyanın bir endüstriye dönüşen eğlence, sanat ve tasarım üçgeninde sanatçıya kazandırdığı farklı bakış açıları yorumlanarak, eser incelemeleri yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise,video oyunlarından esinlenerek hafızalarda pikselasyon kavramı ele alınıp plastik bir malzeme olan kil ile yorumlanmıştır. Uygulamalar, parçalı kalıp sistemi ve serbest şekillendirme ile oluşturulmuştur. "Seramik Tasarımında Pikselasyon Uygulamaları" başlığı altında hazırlanan yüksek lisans tezinde sanat ve teknolojinin zaman içerisinde günümüz dünyasında etkileri incelenerek, seramik malzemeyle olan ilişkisi değerlendirilmiştir.
Üç boyutlu yazıcılarla üretilebilecek form araştırmaları
İlk olarak 1976 yılında keşfedilen üç boyutlu yazıcılar başlangıçta sadece plastik prototipler üretmekteydi. Bugün ise bu teknoloji gıdadan sağlık sektörüne varacak kadar geniş bir yelpaze içinde gelişimini hızla sürdürmektedir. Son yıllarda seramik alanına da giren üç boyutlu yazıcı teknolojisi hem hala gelişmekte hem de aktif kullanımda seramik sektöründeki yerini giderek sağlamlaştırmaktadır. Üç boyutlu yazıcılar gelişimini seramik alanında da hızla sürdürse de istenilen kalitedeki ürünün elde edilmesinin uzun zaman alacağı tahmin edilmektedir. Bu araştırmada; tüm bu gelişim serüveni içinde, üç boyutlu yazıcılarda kullanılacak seramik malzemenin üretime uygun hale getirilmesi, üç boyutlu yazıcıların çalışma prensiplerine uygun ürün tasarımlarının araştırılması ve uygulanması, üretim ve tasarım aşamalarında ortaya çıkan sorunların tespit edilip ortadan kaldırılması gibi farklı başlıklar incelenmektedir.
Naif sanatın incelenmesi ve bir seramik sergisi
Naif Sanatın İncelenmesi ve Bir Seramik Sergisi" başlığı altında yapılan uygulama raporunda, naif sanatın sanat tarihinde ilk ortaya çıkışından günümüze dek geçirdiği aşamalar, naif sanatın tarihi, diğer temalar ve sanat dallarını etkilemesi ve hatta kendisinin de etkilenmesi gibi konular incelenmektedir. Naif sanat ilk olarak belli başlı ülkelerde doğmuş ve çok öne çıkmamış bir sanat akımı olsa da zaman içinde tüm dünyaya yayılmış ve kendisini kabul ettirmiştir. Günümüzde belli başlı sanat akımları arasındaki yerini almıştır. Bu çalışma, naif sanatın ele aldığı konulardan biri olan mitolojiyi merkezinde tutarak Antik Yunan mitolojisine ait hikâyelerden bazılarını görselleştirmeyi amaçlamıştır. Bu birbirinden ayrı gibi duran iki temanın aslında içerik ve konu bakımından benzer noktaları vardır, bu benzerlikler de yapılan eserlerde izleyiciye sunulmaya çalışılmıştır.
Çağdaş Türk seramik sanatında Hamiye Çolakoğlu' nun yeri
Hamiye Çolakoğlu, sanatı, akademik çalışmaları ve hocalığı ile Türk Seramik Sanatına önemli katkılar yapmış bir sanatçıdır. Beş çocuklu Karadenizli bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Hamiye Çolakoğlu' nun, çocukluk yıllarında başlayan sanat aşkı yaşamının sonuna kadar devam etmiştir. Ailesinin de büyük desteği ile çocukluktan itibaren sanatın içinde olan Çolakoğlu, ilkokul yıllarında aldığı sanatçı olma kararını adım adım hayata geçirmiştir. İlkokul ve lisede aldığı resim ve sanat eğitimini 1959 yılında kazandığı bir burs sayesinde İtalya ' da devam ettirmiştir. İtalya' da seramik ve sahne tasarımı üzerine eğitim alan Hamiye Çolakoğlu, yurda dönüşünde kendi atölyesini kurmuş ve sanatsal çalışmalarına başlamıştır. Seramik çalışmaları yanı sıra sanatın her alanında üretim yapan Çolakoğlu, 1983 yılında eğitimci kimliği ile Türk Seramik Sanatına katkıda bulunmak üzere Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünü kurmuştur. Bir eğitimci olarak yetiştirdiği yüzlerce öğrenci ve genç akademisyenler ile Türk Seramik Sanatı' na ve Türk Seramik Sanatı eğitimine katkılarının yanında Hacettepe Üniversitesi Seramik ve Cam Tasarımı Bölümünü Türkiye' nin en önemli seramik eğitim kurumlarından biri yapmıştır. Çolakoğlu' nun yaşamı ve sanat hayatının araştırıldığı bu tez çalışmasında sanatçının çocukluk yılları, eğitimi, İtalya yılları, Hacettepe Yılları ve eserleri literatür taraması, özel röportajlar ve hakkında yapılmış belgeseller incelenerek sunulmaya çalışılmıştır.
Kübizm akımının seramik sanatındaki etkileri ve uygulamaları
Empresyonizme tepki olarak doğan Kübizm akımı, Fransız Post Empresyonist ressam Paul Cezanne'den etkilenen Pablo Picasso ve Georges Brauqe gibi sanatçıların öncülüğünde 1907-1914 yılları arasında Fransa'da doğmuştur. Geleneksel bakış açılarına gerek duymadan nasıl bir sanatsal kurgu yaratılabileceği sorunsalına odaklanmıştır. Kübistler, doğayı farklı açılardan ele alarak geometrik formlara dönüştürmüşlerdir. Batı sanatının asırlarca süren görsel temsil biçimine darbeyi vuran Kübizm, bu bağlamda 20. Yüzyıl sanat hareketleri arasında en radikal sanat akımlarındandır. Kübizmin, radikal bir akım olarak nitelendirilmesinde, resimsel formda üç boyutluluk algısı oluşturmak yerine resim yüzeyinin iki boyutluluğuna vurgu yapılarak, eşzamanlı olarak bir nesne, birçok perspektiften resmedilmiştir. Böylece sanata bir çeşit dördüncü boyut anlayışı getirilmiştir. Doğanın kavramsal boyutuyla ilgilenen Kübistler, 20.yüzyıldan başlayarak temsili gerçeklikten resimsel gerçekliğe doğru sağlam adımlarla ilerleyerek görsel bir devrime neden olmuştur. Kübizm Akımının Seramik Sanatındaki etkileri ve uygulamaları adlı bu çalışmada, Kübizm Akımı genel hatlarıyla anlatılmıştır. Seramik sanatındaki Kübizm etkisi açıklanarak, akımın öncüsü Pablo Picasso ve çağdaş seramik sanatçıların eserlerine de yer verilmektedir. Sanatçıların eserlerinden esinlenerek yapılmış olan seramik heykel uygulamaları, öznel yaşantıdan alınan kesitler ile geometrik formlar üzerinden anlatılmak istenmiştir.
İstanbul bölgesi endemik bitkilerin araştırılması ve seramik yüzeylerde resimsel uygulamalar
İstanbul Bölgesi jeopolitik olarak oldukça önemli bir bölgede yer almaktadır. Bunun yanı sıra iki kıtada da yer alması özelliği taşıyan tek şehirdir. Avrupa ve Asya kıtalarının birleştiği noktadaki İstanbul'un özel bir yeri vardır. Bu sebepten dolayı bitki örtüsü oldukça çeşitlilik arz etmektedir. İstanbul'daki bitkileri incelediğimizde sayıca çok fazla olmasının dışında sadece İstanbul'a ait endemik bitkiler vardır. Ancak bilim insanları bu endemik bitkilerin birçoğunun zaman içinde kaybolduğu yakın bir gelecekte de bir kısmının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söylemektedir. . Yıllarca insanlar yaşadığı coğrafyayı incelemiş ve doğadan beslenmiştir. Bu bazen kullandıkları kap kacaklarda şekillenmiş, resimlerde can bulmuş bazen de türkülerde yer almıştır. Bu yansıma sonucunda döneme ait bilgiler sonraki nesillere ulaşabilmiştir. Seramiğin geçmişten günümüze bilgi aktarma da önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Nesli tükenmekte olan endemik bitkilerin yok olma tehlikesine sanatsal bir yaklaşımla dikkat çekip farkındalık oluşturmak ve bu endemik bitkileri tanıtmak amacı ile bir seramik sergi çalışması yapılmıştır Bilimsel çalışmalarla tespit edilmiş olan 56 adet İstanbul endemik bitkisinin fotoğrafları incelenerek seramik formlar üzerine aktarılmıştır. 56 endemik bitkinin farklı açılardan resimlendiği seramik formlar bir düzenleme içerisinde sergilenmiştir. Günlük hayatta yanında geçilip dikkat edilmeyen bu bitkiler bir sergi salonu içerisinde izleyicilerle buluşturulmuştur.
Düş, bellek ve gerçeküstücü yorumların paralelinde rüyaya dair imgelerin seramik sanatında kullanımı
(Düş) Rüya; uyku esnasında görülen bir takım olaylara verilen, Arapça ''rü'yâ'' kökünden düş görmek anlamına gelen bir kelimedir. Rüya; uyku sırasında zihinde ortaya çıkan ve bir kısmı belleğe kaydedilen ruhsal olaylardır. Uyku sırasında canlı, çarpıcı, görsel ve işitsel varsanımlarla ortaya çıkan yaşantıdır. Bu tez çalışmasının konusunu, (düş) rüya kavramı, bellek, rüya türleri, rüyaların yorumlanması, rüya ve gerçeküstücülük, bilinçaltı gibi kavramlar oluşturmaktadır. Düş, bellek ve gerçeküstücü yorumların paralelinde kapsamlı araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalar doğrultusunda bilinçaltının oluşturduğu etkilerle gerçeküstü çalışmalar yapmış olan sanatçıların eserleri incelenmiştir. Çalışmada son olarak rüyaların bilinçaltında oluşturduğu etkilerle şekillendirilen özgün seramik formlara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Rüya, Bilinçaltı, Gerçeküstü, Tabirnâme, Sürrealizm.