Biruni University
Discipline

Special Education

Biruni University

635

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel yetersizliğe sahip olan çocukların annelerine yönelik hazırlanan 'oyun oynama becerilerini destekleme programının' etkililiğinin incelenmesi

Bu çalışmada geliştirilen Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programının (OBEDEP), 0-6 yaş aralığında gelişimsel yetersizliği olan çocukların annelerinin oyun becerileri üzerindeki etkililiğini incelemeyi amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desenle gerçekleşen araştırmada Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programı (OBEDEP)'nın etkililiği araştırılmıştır. Araştırma grubu Diyarbakır ilinde yer alan bir özel özel eğitim ve rehabilitasyon kurumuna devam eden gelişimsel yetersizlik tanısı alan 0-6 yaş arasında 2 kız 12 erkek olmak üzere toplam 14 çocuğun annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programına Dayalı Kontrol Listesi (OBEDEP-KL) aracılığı ile toplanmıştır. Uygulamada kullanılan programın annelerin oyun becerileri üzerindeki etkililiğini test etmek için araştırma grubunu oluşturan anneler, deney ve kontrol grubu şeklinde ikiye ayrılmıştır. Deney grubundaki annelere 8 hafta boyunca haftada bir kez ve 40+40 dakika OBEDEP uygulanmıştır. Hem deney hem de kontrol grubundaki annelerin 1. ve 8. Haftada OBEDEP-KL ile oyun becerileri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi, veriler normal dağılıma uygun olmadığı için non-parametrik testlerden Mann Whitney U ve Wilcoxon Signed Ranks Testi ile yapılmıştır. Bu araştırmada OBEDEP' e katılan deney grubundaki annelerin oyun becerileri ile programa katılmayan kontrol grubundaki annelerin oyun becerileri arasındaki farkın anlamlı olduğu bulunmuştur. Deney grubunu oluşturan gelişimsel yetersizliği olan çocukların annelerinin oyun becerileri müdahale öncesi ve sonrası olumlu anlamda farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Oyun eğitimi uygulanan annelerin eğitimi almayan annelere göre oyun becerilerinde olumlu yönde gelişmeler olduğunu belirtmek mümkündür.

Ana-çocuk etkileşimiAnne eğitimiAnneler+5
Şermin Aygürt
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

OSB olan söz öncesi dönemdeki çocukların annelerinin ve öğretmenlerinin çocukların sosyal iletişim becerilerine yönelik değerlendirmelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların annelerinin ve öğretmenlerinin çocuğun sosyal iletişim becerilerine yönelik değerlendirmelerinin farklılaşıp farklılaşmadığının karşılaştırılarak incelenmesidir. Çalışma grubunu OSB olan söz öncesi dönemde bulunan 30 OSB olan çocuğun anne ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Anneler ve öğretmenlerin OSB olan çocuğun sosyal iletişim becerilerini değerlendirmelerine yönelik araştırma betimsel nitelikte olup tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmaya alınan çocuklar, aileleri ve öğretmenleri ile ilgili bilgilerin toplanması amacıyla bilgi toplama formu, çocukların sosyal iletişim becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Sosyal İletişim Kontrol Listesi-Revize Versiyonu (SİLKOL-R OTV) kullanılmıştır. Anne ve öğretmenlerin çocuğun sosyal iletişim becerilerini değerlendirmelerine yönelik puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Puanlar anne eğitim düzeyine göre incelendiğinde de anneler ve öğretmenlerin sosyal iletişim becerilerini değerlendirme puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Anne ve öğretmenlerin OSB olan çocukların sosyal iletişim becerilerine yönelik değerlendirmelerin maddeler arasındaki uyumu incelenmiştir. Genel olarak ölçek maddeleri arasındaki uyumun düşük- orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AnnelerOtistik çocuklarOtizm spektrum bozukluğu+4
Muhammed Fatih Alp
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

4-6 yaş tipik gelişim gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip olan çocuklarda zihin kuramı, yönetici işlevler ve dil ilişkisi

4-6 yaş tipik gelişim gösteren (TGG) ve Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda zihin kuramı (ZK), yönetici işlevler (Yİ) ve dil ilişkisinin ve bu değişkenlerin aracı etkisinin incelenmesi amaçlanan bu araştırma korelasyonel (ilişkisel) araştırmadır. Çalışma grubunu Gaziantep ilinde bulunan, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda eğitimlerine devam eden, herhangi bir gelişimsel yetersizlik tanısı almamış 4-6 yaşlarında olan 44 TGG çocuk ile Gaziantep ve Diyarbakır illerinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden 44 OSB tanısı almış çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde aile izin formu, Gilliam Otistik Derecelendirme Ölçeği (GOBDÖ-2) ve Raven Renkli Progresif Matrisler Testi (RPM) kullanılmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında dil becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL); Yİ değerlendirilmesinde gece-gündüz görevi, boyut değiştirerek kart eşleme görevi (BDKE), anlamsız sözcük tekrarı listesi ve ZK becerilerini değerlendirmede ise sözel ve SOYİ yer değişikliği işlemleri kullanılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce uygulanacak işlemlerin ve kullanılacak materyallerin çocukların yaşına uygunluğu, materyallerin dikkat dağıtıcı olup olmaması, yönergelerin uygunluğu gibi süreçte yaşanabilecek herhangi bir sorunu değerlendirmek amaçlı pilot uygulamalar yapılmıştır. Araştırmada tüm veri araçlarının uygulama güvenirliğini belirlemek amacıyla video kayıtları bağımsız gözlemci tarafından izlenmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde; OSB olan ve TGG katılımcılara uygulanan sözel yanlış inanç işlemi (SYİ) ile SOYİ yanlış inanç işlemleri (SOYİ) arasında farklılık bulunmamıştır. Yİ bileşenlerinin gruplar arasındaki farklılıkları incelendiğinde; bilişsel esneklik (BE) görevinde gruplar arasında fark bulunmazken ketleme ve çalışma belleği (ÇB) TGG çocukların lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Değişkenler arasında ilişkiye bakıldığında; SYİ ile SOYİ arasındaki ilişkinin OSB olan 4 yaş grup ile TGG olan 6 yaş çocuklarda orta düzey pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. 6 yaş OSB olan grupta SYİ ile ketleme arasında; 4 yaş TGG olan grupta SOYİ ile ketleme arasında düşük düzey pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Ketleme ile BE arasındaki ilişkinin ise sadece TGG çocuklarda 4 yaş grubunda düşük düzey pozitif yönde ilişkili olduğu; ÇB ile ketleme arasındaki ilişkinin ise OSB çocuklarda 5 yaş grubunda düşük düzey pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. TGG çocuklarda 6 yaş grubunda ÇB ile BE arasında düşük düzey pozitif yönde ilişki olduğu ; ÇB ve dil arasındaki ilişkinin ise TGG çocuklarda 5 yaş grubunda düşük düzey pozitif yönde ilişkili olduğu görülmektedir. 6 yaş OSB olan grupta ise dil-SYİ ve dil-ketleme arasında orta düzey pozitif yönde ilişki anlamlı olduğu görülmüştür. Araştırmada Hayes tarafından geliştirilmiş bir makro olan bootstrap yöntemiyle güven aralığı hesaplanarak değişkenlerin birbirleri üzerindeki aracı değişken etkisi incelenmiştir. 6 yaş OSB olan çocuklarda ZK'nın dil üzerindeki etkisinde ÇB'nin aracı rolü olduğu bulunmuştur. TGG 6 yaş grupta ise ÇB'nin dil üzerinde etkisinde ZK'nın aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Dil ile ZK ilişkisinde ketlemenin aracı rolünü tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen aracı değişken etkisi sonuçlarında ise TGG 5 yaş ve TGG 6 yaş olan grupta dilin ketleme üzerinde ZK'nın aracı rolü olduğu görülmekteyken OSB 6 yaş grubunda dilin ketleme üzerinde etkisinde ZK'nın aracı rolü görülmemektedir. Elde edilen bulgular dahilinde OSB olan çocuklarda dil, yanlış inanç işlemleri ve Yİ bileşenlerinin ilişkisi alanyazın temelinde tartışılmıştır.

DilOtizm spektrum bozukluğuYönetici işlevler+3
Merih Toker
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi dönemdeki işitme kayıplı çocukların erken okuryazarlık becerilerinin işiten akranları ile karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışma, işitme kayıplı okul öncesi dönemdeki çocukların, erken okuryazarlık becerilerinin işiten akranlarıyla karşılaştırmalı olarak incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, Van ve Bitlis illerinde okul öncesi dönemde 26 işitme kayıplı çocuk ile 26 normal işitmeye sahip toplam 52 çocuk oluşturmuştur. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden nedensel karşılaştırmalı modelde yürütülmüştür. Çalışmada işitme kayıplı ve işiten çocukların, erken okuryazarlık becerileri değerlendirilerek sonuçlar karşılaştırılmıştır. Veriler Erken Okuryazarlık Testi (EROT) kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS istatistik programı aracılığıyla, Independent Sample T Test ve Mann Whitney U Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda işitme kayıplı çocukların; sözcük bilgisi, sesbilgisel farkındalık, harf bilgisi ve dinlediğini anlama becerilerinde işiten akranlarına göre daha zayıf oldukları ve gruplar arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. EROT alt testlerine bakıldığında ise yalnızca sözcüklerin ilk sesini atma ve son sesini atma becerilerinde gruplar arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür.

Erken okuryazarlıkErken okuryazarlık becerileriKarşılaştırmalı eğitim+6
Gültaç Erfidan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İki dilli Otizm Spektrum Bozukluğu olan ve iki dilli tipik gelişen çocukların ebeveynlerinin dil edinimiyle ilgili görüşlerin incelenmesi

Bu çalışma OSB tanılı ve tipik gelişen çocuğu olan iki dilli ebeveynlerinin dil yeterliliğini ve çocuklarıyla dil kullanım özelliklerini, çocukların dil kullanımını ve Türkçeyle karşılaşma sıklıklarını, ebeveynlerin çocuklarının iki yetişmesiyle ilgili görüşlerini ve tercihlerini inceleme amacıyla yapılan bir çalışmadır. Çalışmada 2-7 yaş arası OSB tanılı çocuğu olan iki dilli 20 ebeveyn ve Tipik Gelişen çocuğu olan iki dilli 20 ebeveyn olmak üzere toplam 40 katılımcıya 36 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, her iki grubun da çocuklarını iki dilli olarak yetiştirmeye ve özellikle çocuklarının aile dilini edinmelerine yönelik olumlu düşünce ve görüşlere sahip oldukları görülmüştür. Ancak özellikle OSB tanılı çocuğu olan ebeveynler; çocuklarının eğitimindeki hizmet ve desteklerden daha fazla fayda sağlamak ve çocuklarının herhangi bir dil edinimini aile dilini kullanmalarından ya da iki dilli olmasından daha fazla önemsedikleri için çocuklarıyla çoğunlukla Türkçe konuşmayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Her iki grupta iki dillilik konusunda benzer endişeler taşımalarına rağmen TGG çocuğu olan ebeveynlerin, OSB tanılı çocuğu olan ebeveynlere kıyasla daha fazla aile dilini kullandıkları görülmüştür.

Dil edinimiDil eğitimiDil kullanımı+7
Sedat Irmak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İyi ve zayıf matematik performansı gösteren öğrencilerin temel sayı yeterliliklerinin ve görsel algı becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; zayıf matematik performansı gösteren öğrencilerin sembolik ve sembolik olmayan sayı becerilerini, sayı doğrusu becerilerini ve bu becerilerin görsel hafıza ile ilişkisini belirlemektir. Araştırma 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Hatay ilinin Kırıkhan ilçesindeki beş okulda eğitimine devam eden 2. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırma 35 zayıf matematik performans gösteren, 35 iyi matematik performans gösteren öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırma verileri; Matematik Başarı Testi, TONI-3 Raven Standart Progresif Matrisler Testi ve Temel Sayı İşleme Testi kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda zayıf matematik performans gösteren öğrencilerin, iyi matematik performans gösteren öğrencilere göre sembolik olmayan sayı becerilerinde, sembolik sayı becerilerinde ve sayı doğrusu becerilerinde daha zayıf performans gösterdikleri bulunmuştur. Tüm testlerde iyi matematik performans gösteren öğrencilere göre daha fazla süreye ihtiyaç duymuşlardır. ZMPG öğrenciler RSPM testinden iyi matematik performans gösteren öğrencilere göre daha düşük puan almışlardır. Testlerden aldıkları puanlar ve görsel algı puanları arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur.

Görsel algılamaMatematikMatematik eğitimi+5
Gülşah Elkaan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli ortaöğretim öğrencilerinin topluluk hisleri ile çevrimiçi öğrenme ortamında yaşadıkları zorlukların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin çevrimiçi öğrenme zorlukları ile çevrimiçi topluluk hisleri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Betimsel araştırma modelinde tasarlanmış araştırmanın örneklemi, 2020-2021 eğitim öğretim yılında çevrimiçi eğitim alan ve ortaöğretim düzeyinde eğitim görmekte olan 842 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında çevrimiçi öğrenme ortamında eğitim alan öğrencilerin yaşadıkları zorluklar ölçeği, çevrimiçi öğrenme topluluk hissi ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde çevrimiçi öğrenme zorluk ölçeği ile çevrimiçi topluluk hissi ölçeği arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, normal dağılım varsayımlarının durumuna göre Kruskall Wallis, Mann Whitney U, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar, özel yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin okul türü, özel yetenekli bireylerin tanı aldıkları yetenek alanı ve çevrimiçi eğitimde kullandıkları donanım açısından çevrimiçi öğrenme öğrencilerinin yaşadıkları zorluklar ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Özel yetenekli öğrencilerin çevrimiçi öğrenme topluluk hissi ölçeğinden aldıkları puanlar normal gelişim gösteren akranlarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerde topluluk hissi ölçeğinden aldıkları puanlar sınıf düzeyi, çevrimiçi öğrenmede kullanılan donanım ve Covid-19 öncesi çevrimiçi öğrenme deneyimine göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Özel yetenekli öğrencilerde ise topluluk hisi ölçeğinden aldıkları puanların yalnızca çevrimiçi ders aldıkları kişi sayısına göre anlamlı düzeyde faklılaştığı tespit edilmiştir.

Eğitim sorunlarıOrtaöğretimOrtaöğretim öğrencileri+7
Nurşin Yardımcı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rehberlik araştırma merkezlerindeki personelin örgütsel iş birliği ve örgütsel iletişim iklimi arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı; RAM'daki personelin örgütsel iş birliği ve örgütsel iletişim iklimi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Buna göre çalışma soruları şu şekilde sıralanmıştır; RAM'daki personelin örgütsel iş birliği algıları; cinsiyete, mesleki kıdeme göre anlamlı bir şekilde değişiyor mu? RAM'daki personelin örgütsel iletişim iklimi algıları; cinsiyete, mesleki kıdeme göre anlamlı bir şekilde değişiyor mu? RAM'daki personelin örgütsel iş birliği algıları ve örgütsel iletişim iklim algıları arasındaki ilişki ne düzeydedir? Keşfedici korelasyonel araştırma modelinin kullanıldığı çalışmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, RAM'larda çalışan 166 özel eğitim öğretmeni ve 162 psikolojik danışman olmak üzere toplam 328 personel oluşturmaktadır. Çalışma verileri demografik bilgilerin bulunduğu Kişisel Bilgiler Formu, İş birliği Ölçeği ve Örgütsel İletişim İklimi Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, betimsel istatistikler ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre RAM'da görev yapan personelin örgütsel iş birliği algılarının cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre farklılaşmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. RAM'da görev yapan personelin örgütsel iletişim iklimi ölçeği ve ölçeğin yönetici ve çalışan kaynaklı alt boyutlarında mesleki kıdem değişkeninde manidar farklılık bulunmazken cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Erkek personelin örgütsel iletişim iklimi algıları kadın personelin örgütsel iletişim iklimi algılarına göre daha yüksektir. Örgütsel iletişim iklimi ölçeğinin yönetici kaynaklı alt boyutunda cinsiyet değişkenine göre manidar bir fark tespit edilmiştir. Erkek personelin yönetici kaynaklı örgütsel iletişim iklimi algıları kadın personelin yönetici kaynaklı örgütsel iletişim iklimi algılarına göre daha yüksektir. Örgütsel iletişim iklimi ölçeğinin çalışan kaynaklı alt boyutunda cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Personelin örgütsel iş birliği algıları ile örgütsel iletişim iklimi ölçeğinin çalışan ve yönetici kaynaklı alt boyutlarında düşük düzeyde ve manidar bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonunda ulaşılan bulgulara dayalı olarak önerilerde bulunulmuştur.

Seda Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların dil becerilerinin değerlendirilmesinde cümle tekrarlama işleminin çalışma belleği ile ilişkisi

Çalışmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanılı çocukların dil değerlendirilmesinde kullanılan cümle tekrarlama işleminin çalışma belleği ile ilişkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Aralık 2021-Şubat 2022 tarihleri aralığında Kahramanmaraş ilinde bulunan anaokulu ve ilkokullarından 4-7 yaş aralığında tipik gelişim gösteren (TGG) 20 çocuk ve Özel Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezlerine devam eden Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) eşdeğer yaş puanları 4-7 yaş olduğu belirlenen OSB tanılı çocuk ile çalışılmıştır. Çalışma belleği performansı anlamsız sözcük tekrarı listesi (AST) ile ölçülürken cümle tekrarlama performansı Aksu-Koç, Taylan ve Bekman (2002) tarafından hazırlanan cümle tekrarlama listesi ile ölçülmüştür. Toplanan veriler doğrultusunda OSB tanılı çocukların cümle tekrarlama işlemindeki performansı ve çalışma belleği performansı TGG çocuklar ile karşılaştırılmıştır. Analizler sonucunda, OSB tanılı çocuklar ile TGG çocuklar çalışma belleği performansında benzerlik gösterirken cümle tekrarlama işleminde OSB tanılı çocuklar anlamlı bir şekilde zayıf performans göstermişlerdir. Cümle tekrarlama işlemi ile çalışma belleği arasındaki ilişki incelendiğinde TGG çocuklarda bir ilişki olmadığı, OSB tanılı çocuklarda ise güçlü ve pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre alanyazında dil becerilerini ölçtüğü düşünülen cümle tekrarlama işleminin OSB tanılı çocuklarda dil becerilerinin yanı sıra çalışma belleği performansı ile de ilişki olduğu bulunmuştur. Bunun sonucunda cümle tekrarlama işleminde sergilenen hatalar incelenerek OSB tanılı çocukların TGG çocuklara göre güçlük yaşadığı dil yapıları ve sergiledikleri hata türleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Anlamsız sözcük tekrarıCümle tekrarlamaDil becerileri+3
Melis Başaran
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönemde tipik gelişim gösteren, otizm spektrum bozukluğu, zihin yetersizliği ve down sendromu olan çocukların iletişim ve dil becerilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu araştırma, tipik gelişim gösteren (TGG), otizm spektrum bozukluğu (OSB), zihin yetersizliği (ZY) ve down sendromu (DS) olan ve 16-36 ay aralığında bulunan çocukların iletişim ile dil becerilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçlayan bir nedensel karşılaştırma araştırmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu Samsun ili/Atakum ilçesinde bulunan 16-36 ay aralığında, TGG (n=20), OSB'li (n=20), ZY'li (n=20) ve DS'li (n=20) olmak üzere toplam 80 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri (TİGE- II) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada TGG, OSB, ZY, DS' li çocukların söylenen sözcük sayısı ve sözcük kullanımları açısından anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu farklılığa bakıldığında TGG gösteren çocuklar lehine olduğu söylemek mümkündür. Bu araştırmanın sonucunda; TGG, OSB, ZY ve DS'li çocukların ek kullanım ve karmaşık cümle yapılarının anne-baba eğitim düzeyi ve kardeş sayısına göre anlamlı farklılaşma göstermediği sonucu elde edilmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından OSB grubundaki çocukların sözcük ekleri kullanımları ile sözcük birleştirme puanlarının cinsiyete göre farklılaştığı bulunmuştur. DS grubundaki çocukların sözcük ekleri sayısı ve sözcüklere ek takma başlangıç puanlarının özel eğitim alma yıllarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, TGG grubundaki çocukların sözcük ekleri sayısı ve sözcüklere ek takma başlangıç puanlarının evde dil becerilerini destekleme durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ve ZY olan çocukların sözcük birleştirme, sözcüklere ek takma başlangıcı ve karmaşık cümle yapılarının kreş eğitimi alıp almama durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Elde edilen bulgular dâhilinde erken dönemde tipik gelişim gösteren, otizm spektrum bozukluğu, zihin yetersizliği ve down sendromu olan çocukların iletişim ve dil becerilerinin karşılaştırılması alanyazın temelinde tartışılmıştır.

Arife Büyükada Yıldırım
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İki dilli Otizm Spektrum Bozukluğu olan okul çağındaki çocukların dil gelişimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, iki dilli OSB olan okul çağındaki çocukların dil gelişiminin incelenmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda tek dilli ve iki dilli OSB olan çocuklarla tek dilli ve iki dilli TGG çocukların dil gelişimlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Katılımcılar 4 grup olacak şekilde oluşturulmuştur. Her grupta 15 katılımcı olmak üzere toplamda örneklem grubu 60 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli ile yürütülmüştür. Araştırma verileri ise TODİL testi kullanılarak toplanmıştır. Analizler sonucunda tek dilli TGG çocukların tüm alt testlerden iki dilli TGG çocuklardan tek dilli ve iki dilli OSB olan çocuklardan daha yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. İki dilli TGG çocukların da tek dilli ve iki dilli OSB olan çocuklardan daha yüksek puan aldıkları görülmüştür. Ancak TODİL Testinde bulunan dinleme, organize etme, konuşma dilbilgisi, anlam bilgisi ve sözlü dil alt testlerinin hiç birinde tek dilli OSB olan çocuklar ile iki dilli OSB olan çocuklar arasında bir fark oluşmadığı görülmüştür.

Rıfat Usluğ
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların annelerinin söz öncesi amaçlı iletişim bilgi düzeyleri ile çocukların sosyal iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ile Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuğa sahip annelerin söz öncesi dönem amaçlı iletişim araçları hakkında bilgi düzeyinin çocukların sosyal iletişim becerileri üzerine etkisi olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 31 söz öncesi dönem otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anne ile 25 söz öncesi dönem tipik gelişim gösteren çocuğa sahip anne oluşturmaktadır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem ile belirlenmiştir. Annelerin amaçlı iletişim hakkında bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla "Annelerin Söz Öncesi Dönem Amaçlı İletişim Araçları Hakkında Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi Anketi" ve çocukların sosyal iletişim beceri düzeylerinin belirlenmesi amacıyla "Sosyal İletişim Kontrol Listesi- Revize Versiyonu (SİLKOL-R OTV)" kullanılmıştır. Her iki gruptaki annelerin söz öncesi dönem amaçlı iletişim araçları hakkında bilgi düzeyine yönelik puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir. Her iki gruptaki çocukların sosyal iletişim beceri düzeylerine yönelik puan ortalamalarına bakıldığında otizm spektrum bozukluğu olan çocukların puan ortalamalarının tipik gelişim gösteren çocuklara göre düşük olduğu görülmüştür. Bu durumun ise otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sosyal iletişim ve etkileşim alanında yaşadıkları sınırlılıklarla yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Annelerin söz öncesi dönem amaçlı iletişim araçları hakkında bilgiye sahip olmaları tek başına yeterli olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Annelerin çocuklarının iletişim amaçlı davranışlarını tanıyıp uygun yanıtlayıcılık davranışları ile çocuklarında sosyal iletişim becerilerinin gelişimi için desteklenmeye ihtiyaç duydukları görülmüştür.

Zekiye Nur Gümüşsoy
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara ipucunun giderek artırılmasıyla öğretiminin ortak dikkati başlatma davranışlarına etkisi

Ortak dikkat, dikkati bir kişi, nesne veya olay gibi ortak bir odağa doğru koordine etme becerisini ifade eder. Bu, hem dikkati bir hedefe yönlendirme becerisini hem de dikkati başka bir kişiyle paylaşma becerisini içerir. Ortak dikkatin başlatılması, kişinin dikkatini paylaşmak istediğini başkalarına işaret etme yeteneğini içerir ve sosyal iletişim ve dilin gelişimi için temel bir beceri olarak kabul edilir. Katılımcılar arası çoklu başlama modelinin kullanıldığı bu çalışmada ortak dikkati başlatmada sınırlılık yaşayan otizm spektrum bozukluğu olan üç çocuğa ipucunun giderek artırılması yöntemiyle sunulan öğretimin çocukların ortak dikkati başlatma davranışlarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma, yaşları 5-7 arasında değişen OSB tanılı üç katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışmanın bağımsız değişkeni ipucunun giderek artırılmasıyla öğretim yöntemidir. Bulgular, araştırmanın katılımcıları olan OSB olan çocukların ortak dikkat başlatma davranışlarının öğretiminde ipucunun giderek artırılması öğretim yönteminin etkili olduğu ve ortak dikkat davranışlarında belirgin artış olduğunu göstermektedir. Katılımcılar edindikleri davranışları öğretim sona erdikten bir hafta, iki hafta ve dört hafta sonra da korumuşlar, ev ortamında annelerine de genelleyebilmişlerdir. Çalışmanın sosyal geçerlik verileri; araştırmanın katılımcılarının ve benzer yaşlardaki tipik gelişen akranlarının öğretim öncesi ve öğretim sonrası performansları ölçülüp birbiri ile karşılaştırılarak incelenmiştir. OSB olan çocukların hedef beceriye ilişkin tipik gelişim gösteren akranları ile yapılan karşılaştırmada öğretim öncesinde akranlarından düşük performans gösterdikleri, öğretim sonrasında ise tipik gelişim gösteren akranları ile benzer düzeyde performans gösterdikleri görülmüştür.

Cemil Parlak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim öğretmenlerinin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerine okuma-yazma öğretimlerindeki uygulamaları ve karşılaştıkları problemler

Bu çalışmanın amacı; özel eğitim öğretmenlerinin hafif, orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği (ZY) olan öğrencilerine okuma yazma öğretim sürecindeki uygulamalarının incelenmesidir. Bu bağlamda, okuma yazmaya hazırlık çalışmaları, kullanılan öğretim yöntemleri, değerlendirme teknikleri, materyaller, öğretim süreci ve süreçte karşılaşılan sorunlar araştırılmıştır. Çalışma bir tarama araştırmasıdır. Araştırmanın katılımcıları Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep ve Mardin illerinde görev yapmakta olan 271 özel eğitim öğretmenidir. Veri toplama aracı bir ankettir. Verilerin çoğu kâğıda basılı formlar aracılığıyla ve küçük bir kısmı Google Forms üzerinden toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Bulgular çapraz tablolar ile sunulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan bazıları şunlardır: Özel eğitim öğretmenleri okuma yazma öğretiminden önce ZY olan öğrencilerinin özellikle ince motor becerilerini ve algı düzeylerini geliştirmeye önem vermektelerdir. Özel eğitim öğretmenleri en çok ses temelli cümle yöntemini kullanmakla birlikte farklı okuma yazma öğretim yöntemleri kullanmaktadır. Katılımcı özel eğitim öğretmenlerinin çok azı işlevsel okuma yazma öğretimi kullanmaktadır. Özel eğitim sınıflarında okuma yazma öğretiminde sıklıkla ilk okuma yazma kitapları kullanılmaktadır. Öğrencilerin değerlendirilmesinde çoğunlukla sistematik olamayan tekniklerin kullanıldığı bulunmuştur. Okuma yazma öğretim sürecinde öne çıkan sorunlar şunlardır; kullanılan yöntemlerin yeterli bulunmaması, aynı sınıfa devam eden öğrenciler arasında seviye farkları olması, öğrencilerin önkoşul beceri eksikleri olması, öğretmenlerin okuma yazma öğretiminde bilgi ve becerilerinin yeterli düzeyde olmaması, ailelerin çocuklarını destekleyememesidir. Okuma yazma öğretiminde pekiştireç kullanımı, tekrar çalışmaları, bireyselleştirme, grup öğretimi, akran öğretimi, ödevlendirme gibi konularla ilgili bilgi toplanmıştır.

Damla Cilveli
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizmli Down Sendromlu ve tipik gelişim gösteren çocukların annelerinin oyun becerilerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), Down Sendromu (DS) ve tipik gelişen çocuklara sahip annelerin oyun davranışlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmaya Gaziantep ilindeki Şehitkâmil ve Şahinbey ilçelerinde yaşayan, rehbilitasyon merkezlerinde ve okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören, gelişimsel olarak 36-48 ayları arasında olan, tipik gelişen çocuğu olan 10 anne, aynı yaş grubunda Down Sendromlu çocuğu olan 10 anne ve aynı yaş grubunda OSB'den etkilenmiş çocuğu olan 10 anne olmak üzere toplam 30 anne dâhil edilmiştir. Annelerin, çocuklarıyla yapılandırılmış ortamda, araştırmacı tarafından belirlenmiş oyuncaklarla olan oyun davranışları kayıt altına alınmış ve annelerin oyun becerilerini belirlemek amacıyla Aygürt (2021) tarafından geliştirelen Oyun Oynama Becerilerini Destekleme Programı Kontrol Listesi (OBEDEP-KL) kullanılmıştır. Edinilen bulgular sonucunda, annelerin yaşı, eğitim durumları, çalışma durumları, çocuk sayıları ile çocuklarıyla olan oyun davranışları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmezken, çocukların sahip olduğu yetersizlik gurubu ile annelerin oyun becerileri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, farklı gelişimsel ihtiyaçlara sahip çocuklara yönelik anne-çocuk etkileşimleri çeşitlilik göstermektedir. Bu çalışmanın bulguları, özel eğitim alanındaki profesyoneller ve ebeveynlere, çocukların özel ihtiyaçlarına daha etkili bir şekilde yanıt verebilmek için farkındalık kazandırabilir.

Sultan Demir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişim yetersizliği olan 0-36 arasındaki çocukların anneleri için geliştirilen rutinlere dayalı erken müdahale programı [RUDEP]: Karma yöntemler araştırması

Bu araştırmanın amacı, annelerin günlük rutinleri içindeki gereksinimlerini belirleyerek geliştirilen rutinlere dayalı erken müdahale programıyla 0-36 aylık gelişim yetersizliği gösteren çocukların annelerine koçluk uygulamasıyla fırsat öğretim uygulamasını annelerin günlük rutinler içinde kullanmalarına ve çocuklarının bu rutinlerdeki sosyal iletişim davranışları edinmelerine olan etkileri incelemektir. Araştırma, keşfedici karma yöntemler araştırması deseni I. ve II. araştırma olarak yürütülmüştür. I. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasıdır. I. araştırmaya gelişim yetersizliği olan 11 çocuğun annesi katılmıştır. Nitel araştırmada yarı-yapılandırılmış görüşmelerle annelerin sosyo-ekonomik destekleri ve rutinlere dayalı gereksinimleri belirlenmiştir. Annelerin sosyo-ekonomik görüşleri incelendiğinde sosyal destekleri yetersiz bulmuşlardır. Çocuklarının gelişimini desteklemekte yetersiz hissetmişlerdir. Annelerin rutinlere dayalı görüşleri incelendiğinde günlük rutinlerde zorlandıkları, çocukların gelişim ve öğrenmelerini desteklemek amacıyla bilgi edinmeye, oyun, vakit geçirme ve yemek rutinlerinde desteklenmeye ihtiyaçları vardır. II. araştırmada ise tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. I. araştırmanın katılımcıları arasından benzer gereksinimleri olan otizm spektrum bozukluğu olan dört çocuk ve anneleri II. araştırmanın katılımcıları olmuştur. Annelerin gereksinim doğrultusunda geliştirilen "Rutinlere Dayalı Erken Müdahale Programı [RUDEP]" gelişim yetersizliği olan çocukların annelerine koçluk uygulamasıyla sunulan fırsat öğretim uygulamasını oyun rutini içinde kullanabilmelerinde etkili olmuştur. Çocukların oyun rutini içinde sosyal iletişim davranışlarının sıklığı artmıştır. Anneler uygulamayı vakit geçirme ve atıştırmalık rutinlerine genellemişlerdir. Anneler uygulama sona erdikten sonra 1., 3., ve 6. haftalarda da başlama düzeyinin üzerinde uygulamayı sergiledikleri görülmüştür. Sosyal geçerlik bulguları, annelerin RUDEP'in etkili olduğunu ifade etmişlerdir. RUDEP uygulandıktan sonra annelerin rutinlerindeki memnuniyet düzeyleri artmıştır. RUDEP'in gelişim yetersizliği tanılı çocukların annelerinin görüşleri doğrultusunda geliştirilmesi ve gün içinde fırsat öğretim uygulanamasını edinerek rutinlerde kullanabildiğini göstermiştir.

Anne eğitimiAnnelerKarma yöntemler+1
Sevim Küçük Karahan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli öğrencilerin Bilim Sanat Merkezine yönelik tutumları ile Bilim Sanat Merkezini terk etme riskleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM'e yönelik tutumları ile BİLSEM terk riskleri arasındaki ilişkisi ile BİLSEM'e yönelik tutumlarını ve BİLSEM terk risklerini etkileyen sosyo-demografik faktörleri incelemektir. Araştırma kesitsel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 2023-2024 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili Bağlar, Kayapınar ve Yenişehir ilçelerindeki BİLSEM'lerde ortaokul ve lise düzeyinde eğitim alan 167 özel yetenekli öğrenciden oluşmuştur. Katılımcılara, Bilim ve Sanat Merkezlerine Yönelik Tutum Ölçeği, Okul Terk Riski Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada analizler yapılırken nicel değişkenlere ilişkin gruplara ilişkin normallik varsayımları sağlandığında parametrik testlerden; Bağımsız Örneklem T Testi veya Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile, normallik varsayımları sağlanmadığında ise nonparametrik testlerden; Mann Whitney U Testi veya Kruskal Wallis Varyans Analizi, ikili karşılaştırmalar için Post-Hoc Tukey HSD, Tamhane's T2 ve Bonferroni Düzeltmeli Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM'e yönelik tutumlarının olumlu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların kayıtlı olduğu BİLSEM ile BİLSEM'e yönelik tutumları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM terk riskleri ile sosyo-demografik faktörler arasındaki ilişki incelendiğinde cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim durumu, okul türü ve eğitim aldığı BİLSEM faktörleri arasında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM tutumları ile BİLSEM terk riskleri arasında anlamlı düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Buna göre BİLSEM'e yönelik olumlu tutuma sahip olan özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM terk risklerinin daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Tunahan Yıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn aracılı video model olma öğretim yönteminin OSB'li küçük çocukların diş fırçalama becerisi öğretimi üzerine etkisi

Bu araştırmada OSB tanısı olan küçük çocuklara diş fırçalama becerisinin öğretilmesinde, ebeveynlerine koçluk yapılarak video ile model olmanın etkililiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, yaşları 5 ile 8 arasında değişen otizm spektrum bozukluğu tanısı olan 2 erkek ve 1 kız çocuk ile bu çocukların ebeveynleri katılmıştır. Araştırma katılımcı çocukların evlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, tek-denekli araştırma modellerinden değişen ölçütler modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın iki bağımlı değişkeni vardır. Bunlar: birinci bağımlı değişken, ebeveynlerin video modeli kullanarak çocuklarına diş fırçalama becerisini kazandırmaları, ikincisi, çocukların doğru ve bağımsız diş fırçalama becerisinin adımlarını gerçekleştirmeleridir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri ise video modelle öğretim yöntemi ile ebeveyn eğitimi ve ebeveyn koçluğudur. Araştırmanın bulguları, ebeveynlere koçluk yapıldığında, ebeveynlerin video modelle öğretim yöntemini uygun şekilde kullanarak çocuklarına diş fırçalama becerisini kazandırdığını göstermektedir. Ayrıca katılımcı çocukların ve ebeveynlerinin öğrendikleri becerileri farklı kişilere genelleyebildikleri ve öğretim oturumları sona erdikten 21 gün sonra bu becerileri korudukları araştırmanın sonucunda elde edilmiştir. Sosyal geçerlilik bulgularında ebeveynler, öğretilen diş fırçalama becerisine, video modelle öğretim yöntemine ve ebeveyn koçluğu sunulmasına dair olumlu görüşler belirtmiştir.

Rabia Kızılkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin tekrarlayıcı davranışları ile sosyal becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerin tekrarlayıcı davranışları ile sosyal becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, özel eğitim devlet okullarında öğrenim gören 6-17 yaş aralığında ve OSB tanısı olan 218 bireyin ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak tekrarlayıcı davranış ölçeği revize Türkçe versiyonu (TEDÖ-R-TV) ve otizm sosyal beceri profili Türkçe versiyonu (OSBP-TV) ölçekleri kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler aracılığı ile katılımcılardan OSB tanılı çocuklarına dair bilgiler toplanmıştır. Katılımcılardan ölçeklerin toplanmasının ardından 8 katılımcının ölçekleri eksik doldurduğu için bu veriler analize dâhil edilmemiştir. Yapılan elemenin ardından kalan 210 katılımcının verileri ise istatistik paket programı ile analiz edilerek araştırmanın bulguları ortaya konmuştur. TEDÖ-R-TV ve OSBP-TV ölçeklerinin birbirleri ile ilişkisine bakılmasının yanı sıra TEDÖ-R-TV ölçeğinin altı alt ölçekten oluşması nedeni ile OSBP-TV ölçeğinin TEDÖ-R-TV'nin her bir alt ölçek ile ilişkisi de incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda OSB olan bireylerin tekrarlayıcı davranışları ile sosyal becerileri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Araştırmanın sonunda, elde edilen bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

Duygu Dönmez
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşim temelli hikâye kitabı okuma müdahalesinin Otizmli küçük çocuklar üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada, etkileşimli hikâye kitabı okuma müdahalesinin otizmli küçük çocukların dil ve iletişim becerilerinin desteklenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 4 ile 7 yaşları arasında, otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş üç erkek çocuğu katılmış olup, çalışma katılımcı çocukların evlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası çoklu başlama düzeyi modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, çocuğun sözlü ve sözsüz iletişimsel davranışlarıdır (iletişime sözlü ve sözsüz yanıt verme ve başlatma). Araştırmanın bağımsız değişkeni, doğal dil destek tekniklerinin doğru ve nitelikli kullanımlarının otizmli çocukların sözel ve sözel olmayan iletişime yanıt (tepki) verme ve iletişim başlatma becerileri üzerine etkisidir. Araştırmanın bulguları, katılımcılarla, etkileşimli hikâye okuma tekniklerini uygun şekilde kullanarak sözel ve sözel olmaya becerileri geliştirdiğini göstermiştir. Ayrıca, katılımcı çocukların öğretim seansları bittikten 21 gün sonra bu becerilerileri sürdürebildikleri araştırma sonucunda elde edilmiştir. Sosyal geçerlilik bulgularında, ebeveynler yapılan müdahalenin çocuklarına katkı sağlanması hakkında olumlu görüşler ifade etmişlerdir.

Gökçe Atangüç Topcu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algılarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmada öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algıları ile cinsiyet, sınıf düzeyi, eğitim görülen anabilim dalı, doğum sırası, ailede engelli birey olup olmama, algıladıkları sosyo ekonomik düzey, algıladıkları akademik başarı düzeyi, mesleki eğitim programını tercih sırası, bölüm memnuniyet düzeyi, bölüm değiştirmeyi isteyip istememe, anne ve baba eğitim düzeyi değişkenlerinin arasında anlamlı farklılık olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 185 kadın (%54,3) ve 156 erkek (%45.7) olmak üzere toplam 341 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar; 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılında Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesinde faal olan Ana Bilim Dallarında her bir sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerden sınıf mevcutlarına göre oranlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmada veriler; Kişisel Bilgi Formu ve Engelli Bireylere Yönelik Algı Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Veriler normallik şartlarını karşıladığı için parametrik teknikler kullanılmıştır. Veriler; bağımsız iki grubun ortalamaları arasındaki farkı karşılaştırmak için T testi ve çoklu grupların ortalamalarını karşılaştırabilmek amacıyla ile de ANOVA yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi için uygun istatistik paket programı kullanılmıştır. Engelli bireylere yönelik algıyı benimseme, farkındalık, bireysel destek ve toplumsal çevresel alt boyutları oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda engelli bireylere yönelik algının doğum sırası, ailede engelli birey olup olmama, algıladıkları akademik düzey, mesleki eğitim programını tercih sırası, anne eğitim düzeyi değişkenlerine göre incelendiğinde hiçbir alt boyutta anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakıldığında kadın öğretmen adaylarının lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Sınıf düzeyi değişkenine göre bakıldığında bireysel destek alt boyutunda birinci sınıf, toplumsal çevresel alt boyutunda ise ikinci sınıflar ikinci sınıf lehine anlamlı bulunmuştur. Öğrenim görülen anabilim dalı değişkenine göre bakıldığında bireysel destek ve toplumsal çevresel alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunamazken; benimseme alt boyutunda Özel Eğitim öğretmen adayları, farkındalık alt boyutunda ise Fen Bilgisi öğretmen adayları lehine anlamlı bulunmuştur. Öğretmen adaylarının algıladıkları sosyo ekonomik düzeye göre sadece benimseme alt boyutunda orta sosyo ekonomik düzeye sahip bireyler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Öğrenim gördükleri bölümden memnuniyet düzeyi değişkeninde de sadece benimseme alt boyutunda bölüm memnuniyeti yüksek öğretmen adayları lehine anlamlı bulunmuştur. Bölüm değiştirmek isteyip istememe durumuna göre bakıldığında da benimseme alt boyutunda bölüm değiştirmek istemeyenlerin lehine anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının engelli bireylere yönelik algıları baba eğitim düzeyi değişkenine incelendiğinde ise bireysel destek alt boyutunda baba eğitim düzeyi ilkokul olanlar lehine anlamlı fark bulunmuştur. Elde edilen bulgular, literatürdeki ilgili çalışmalar çerçevesinde tartışılmış olup gelecek araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kavramlar: Engelli birey, Algı

Adem Polat
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini geliştirmede bibliyoterapi ve sinematerapinin etkisinin incelenmesi

Özel yetenekli çocuklar, eş zamanlı olmayan gelişimlerinden dolayı akranlarından farklılık gösterirler, bu durum çeşitli zorluklara yol açabilmektedir. Söz konusu çocukların farklılaşan düşünce süreçleri ve ilgi alanları, benzer ilgilere sahip olmayan akranlarıyla problemlerle karşılaşmalarına ve yalnızlık yaşamalarına neden olabilir. Özel yetenekli çocuklar duygularını daha derin ve yoğun yaşarlar, bu yoğunluk yaşıtları tarafından anlaşılmalarını zorlaştırabilir ve iletişimlerinde sorunlar oluşturabilir. Bu noktada, bireylerin kendilerini ve başkalarını anlamalarına yardımcı olan, zorlayıcı durumlarla baş etmede sağlıklı bir anlayış geliştirmelerine katkıda bulunabilen ve sosyal duygusal gelişimi destekleyen bibliyoterapi ve sinematerapi gibi yöntemleri içeren uygulamalara ihtiyaç duyulabilmektedir. Kitaplar ve filmlerdeki karakterler aracılığıyla yaşanan deneyimler, öğrencilere kendi hayatlarıyla benzerlik kurma ve daha derin bir anlam bulma imkanı sunabilir. Bu çalışmada geliştirilen bibliyoterapi ve sinematerapiye dayalı eğitim uygulamalarının, öğrencilerin zorlandıkları arkadaşlık ilişkilerini geliştirmelerine destek olması amaçlanmaktadır. Çalışmada 8 oturumluk bir eğitim programı uygulanarak öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerine olan etkisi incelenmiştir. Arkadaşlık temalı kitaplar ve filmler üzerinden grup tartışmaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, özel yetenekli 5. ve 6. sınıf düzeyinden iki farklı deney grubunda 24 (12 bibliyoterapi, 12 sinematerapi) ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 36 öğrenci katılmıştır. Bu araştırma, iki aşamalı açımlayıcı karma desende gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada nicel veriler toplanmış, daha sonra nicel verilerden ortaya çıkan problem alanlarına ilişkin konu derinlemesine nitel olarak incelenmiştir. Nicel verilerin analizleri SPSS 26.00 programı yardımıyla yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Arkadaşlık Niteliği Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizlerinde non-parametrik testlere, nitel verilerin değerlendirilmesinde ise betimsel analize başvurulmuştur. Araştırma sonucunda, bibliyoterapi ve sinematerapi programının uygulandığı müdahale gruplarında son test lehine anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Nitel analizler, eğitim programına katılanların arkadaşlık ilişkilerinde olumlu yönde artış olduğunu ortaya koymuştur. Tez kapsamında, uygulanan her iki programın sosyal geçerliği de incelenmiştir. Sosyal geçerlilik değerlendirildiğinde, uygulanan programın öğrenci görüşlerine göre fayda ve etkisinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın, özel yetenekli öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini geliştirdiği görülmüş ve alanda yapılan çalışmaların sınırlı olması nedeniyle literatüre önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Elde edilen bulgulara dayanarak araştırmacı ve uygulamacılara bazı önerilerde bulunulmuştur.

Canan Balbay
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

BİLSEM'e devam düzeyinin LGS sınavı başarısına etkisinin ve BİLSEM'e devam durumunu belirleyen etmenlerin incelenmesi

Bu çalışma, Düzce ilinde Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencilerinin devam durumlarını etkileyen faktörleri ve bu durumun Liseye Geçiş Sınavı (LGS) başarısı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, karma yöntem deseninde gerçekleştirilmiş ve hem nicel hem de nitel veriler kullanılmıştır. Nicel veri olarak LGS puanları, devamsızlık oranları ve demografik bilgiler toplanmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde ilişkiler incelenmiş, nitel verilerin analizinde ise tematik analiz yöntemine başvurulmuştur. Araştırma sonuçları, öğrencilerin devamsızlık oranları ile LGS puanları arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, devamsızlık oranlarının LGS başarısını %11,8 oranında yordadığı tespit edilmiştir. 450 ve üzeri LGS puanı alan öğrencilerin devamsızlık yüzdeleri, 450 puanın altında kalan öğrencilerden belirgin şekilde farklılaşmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular, devamsızlık nedenlerinin ailevi, kişisel ve akademik sebeplerden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, BİLSEM öğrencilerinin akademik başarılarını artırmak için devamlılık düzeyini etkileyen faktörlere yönelik müdahalelerin önemini vurgulamaktadır. Eğitim politikalarının geliştirilmesi ve özel yetenekli öğrenciler için daha etkili stratejiler oluşturulmasına rehberlik edecek özgün bulgular sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Özel Yetenekli Öğrenciler, BİLSEM Eğitim Programları, Akademik Başarı, Eğitime Devamsızlık, Liseye Geçiş Sınavı

Kenan Göktepe
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin okuma akıcılığında beceri ve performans temelli müdahale programının etkililiği

Bu araştırmada, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilerin okuma akıcılığının artırılmasında; beceri temelli teknikler olan tekrarlı okuma ve hata düzeltme stratejileri ile performans temelli teknikler olan hedef belirleme ve performans geri bildirimi stratejilerinden oluşan bir müdahale paketinin etkisi incelenmiştir. Bu genel amaç doğrultusunda; a) tekrarlı okuma, hata düzeltme, hedef belirleme ve performans geri bildirimi stratejilerinin birleşiminden oluşan müdahale paketinin OSB'li öğrencilerin sesli okuma hızını artırmadaki etkisi ve b) tekrarlı okuma, hata düzeltme, hedef belirleme ve performans geri dönütü stratejilerinin birleşiminden oluşan müdahale paketinin OSB'li öğrencilerin okuma doğruluğunu artırmadaki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya, 12-13 yaşlarında ve altıncı sınıfa devam eden üç OSB tanılı öğrenci katılmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma desenlerinden "Katılımcılar Arası Çoklu Yoklama Modeli" kullanılmıştır. Deney süreci; başlama düzeyi, sağaltım düzeyi, izleme ve genelleme olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır. Araştırma bulguları, tekrarlı okuma, hata düzeltme, hedef belirleme ve performans geri bildirimi stratejilerinden oluşan müdahale paketinin OSB'li öğrencilerin okuma akıcılığını artırmada etkili olduğunu göstermektedir. Tüm katılımcıların okuma hızında ve doğruluğunda artış gözlemlenmiş, müdahale sonunda ulaşılan okuma seviyesi izleme oturumlarında korunmuş ve üç katılımcı da kazandıkları akıcı okuma becerisini farklı kişi ve farklı zorluk derecelerine sahip metin üzerinde genelleyebilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin ailelerinden ve öğretmenlerinden sosyal geçerlik verileri toplanmış ve bu veriler incelendiğinde hem öğretmenlerin hem de ebeveynlerin genel olarak olumlu görüş bildirdikleri belirlenmiştir.

Emel Çolakoğlu Ay
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsayıcı eğitime yönelik öğretmenlerin tutum, değerleri ile evrensel tasarım öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutum ve değerlerine ilişkin puanlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve kapsayıcı tutum ve değerler ile evrensel tasarım öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. İlişkisel tarama modeliyle yürütülen araştırmanın çalışma evrenini, Düzce ilinde farklı eğitim kademelerinde (okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve BİLSEM) görev yapan ve tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 502 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu, araştırma kapsamında geliştirilen Kapsayıcı Eğitime Yönelik Tutum ve Değerler Ölçeği ile Öğrenme İçin Evrensel Tasarım Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği (ÖET-ÖY) aracılığıyla toplanmıştır. SPSS programı kullanılarak Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), betimleyici istatistikler ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. AFA sonucunda, toplam varyansın %53,67'sini açıklayan tutum ve değer olmak üzere iki faktör altında 27 maddelik ölçek elde edilmiştir. Ölçek ve alt boyutlarının güvenirliğini sağlamaya yönelik; Cronbach Alfa, test tekrar test yöntemi, bileşik güvenirlik ve madde ayırt edicilik yöntemleri kullanılmış, ölçek ve alt boyutlarının yüksek güvenirlik düzeyinde ve ayırt edici olduğu belirlenmiştir. Ölçek maddelerinin birbirleriyle tutarlı olduğu ve ölçekten elde edilen puanların güvenilir olduğu bulgulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin kapsayıcı eğitime ilişkin tutum ve değer puanları açısından cinsiyetin etkisi anlamlı bulunmazken; mesleki kıdem, eğitim durumu, branş, görev yapılan kademeler ve kapsayıcı eğitime yönelik hizmet içi eğitimlere katılımın, kapsayıcı tutum ve değerler üzerinde anlamlı etkileri olduğu belirlenmiştir. Öz yeterlik düzeylerinde ise bu değişkenlere bağlı anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Ayrıca, kapsayıcı tutum ve değerler ile öz yeterlik puanları arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin evrensel tasarım öğretmen öz yeterlik puanları, öğretmenlerin kapsayıcı değer ve tutumlarını anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, kapsayıcı eğitim uygulamalarının başarısının öğretmenlerin mesleki deneyimi, eğitim durumu ve mesleki gelişim faaliyetlerine katılımıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, kapsayıcı eğitimin etkinliği için mesleki gelişim programlarının öğretmenlerin deneyim seviyelerine göre farklılaştırılması ve hizmet içi eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin öz yeterliğini artırmak amacıyla aile ve toplumun kapsayıcı eğitim sürecine aktif katılımının sağlanması önemlidir; böylece kapsayıcı eğitimde başarı için tüm paydaşlar arasında iş birliğinin güçlendirilmesi önerilmektedir.

Merve Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

"Yaratıcı başarı ölçeğinin" Türk kültürüne uyarlanması

Yaratıcı başarı kavramı, bireyin yaşamı boyunca ortaya koyduğu yaratıcı ürünlerin toplamı olarak tanımlanabilir. Çalışmada, yaratıcı düşünme ölçeğinin Türk alanyazınına kazandırılması hedeflenmiştir. Araştırmanın amacı Carson, Peterson ve Higgins'in (2005) geliştirdiği ve özgün adı "Creative Achievement Questionnaire" olan "Yaratıcı Başarı" ölçeğinin Türk kültürüne uyarlanmasıdır. Çalışmada nicel araştırma yaklaşımı içerisinde yer alan betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırma Sakarya ilinde öğrenim gören 557 fen lisesi öğrencisi ile yürütülmüştür. Veri toplama süreci, ölçek uyarlama aşamaları izlenerek gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin çevirisinde hem Türkçe hem İngilizcede ileri düzeyde dil becerisine sahip iki dil uzmanından destek alınmıştır. Ölçeğin orijinali ile çevirisi yapılmış hali, iki alan uzmanına gönderilmiş ve maddeler için "uygun", "gözden geçirilmeli'' ''uygun değil'' seçenekleri ile görüşleri alınmıştır. Veriler SPSS programına girilerek analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, dil eşdeğerliği ve kapsam geçerliğinin sağlandığı belirlenmiştir. Yapı geçerliğini saptamak adına Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) yapılmış olup orijinal ölçekte olduğu gibi üç faktörlü bir yapıda olduğu tespit edilmiştir. Ölçek ile alt ve üst dilimde yer alan katılımcılar anlamlı düzeyde birbirinden ayrılmıştır. Elde edilen veriler, ölçeğin psikometrik açıdan güvenilir olduğunu desteklemektedir. Çalışmada, iç tutarlılık katsayısı .57 olarak hesaplanmıştır. Yaratıcı başarı ölçeğinin daha geniş örneklem gruplar üzerinde de uygulanarak ölçme aracının iç tutarlılığının tekrardan incelenmesi ve özel yetenekli bireylerin yaratıcı başarı düzeyleri ile yaratıcılık, motivasyon, başarı, tutum gibi değişkenler arasındaki ilişki incelenmesi yönünde birtakım öneriler sunulmuştur.

Türkçe uyarlamaÖzel yetenek
Sevinç Ayra
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme eğitimine yönelik duygu, tutum, kaygıları ile öğretmen yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme eğitimine yönelik duygu, tutum, kaygı düzeyleri ile öğretmen yeterlilikleri incelenmiştir. Araştırma, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Bu karma yöntem araştırmasında sıralı açıklayıcı desen benimsenmiş; nicel aşamada 309 öğretmenden, nitel aşamada ise 15 öğretmenden veri toplanarak toplam 324 katılımcıya ulaşılmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde basit seçkisiz örnekleme yöntemi, nitel bölümünde ise ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde kullanılan ölçüt, sosyal bilgiler öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilerle çalışma deneyimine sahip olmalarıdır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Kaynaştırma Eğitim İle İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği, Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliği Ölçeği ve Görüşme Formu kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis ve Spearman Korelasyon testleri; nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler genel olarak kaynaştırma/bütünleştirme eğitimine olumlu yaklaşmaktadır. Cinsiyet, eğitim durumu, mesleki deneyim süresi, sınıflarında özel gereksinimli birey olma durumu, aile ve yakın çevresinde özel gereksinimli birey olma durumu, lisans eğitiminde kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları ile ilgili eğitim alma durumu gibi değişkenlere göre öğretmenlerin duygu, tutum ve kaygı düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Bulgulara göre hizmet içi eğitime katılım sağlamayan öğretmenlerin duygu düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarında öğretmen yeterlilikleri ile cinsiyet, sınıflarında özel gereksinimli birey olma durumu, aile ve yakın çevresinde özel gereksinimli birey olma durumu arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Lisansüstü eğitim alan ve hizmet içi eğitime katılan öğretmenlerin yeterlik düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Mesleki deneyim süresi 20 yıl ve üzeri olan sosyal bilgiler öğretmenlerin iş birliği yeterliği puanları daha yüksek bulunmuştur. Duygu, kaygı ve tutum arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Olumlu tutumun, öğretmen yeterliğini artırdığı görülmüştür. Nitel bulgular, nicel sonuçları desteklemekte; öğretmenlerin empati, sosyal bilgiler dersinin katkısı ve olumlu idare-veli tutumları duygularını olumlu etkilerken, materyal eksikliği, evrak yükü, akran zorbalığı gibi durumlar olumsuz etkilemektedir. Öğretmenler etkili kaynaştırma için bilgi, empati, sabır, sınıf yönetimi gibi becerilerin gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Uygulamalı hizmet içi eğitimlere, özel eğitim uzmanlarının desteğine ve çeşitli kaynaklara ihtiyaç duyduklarını ifade etmişlerdir.

Mahmut Can Yiğit
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan bireylere doğrudan öğretim ile deprem güvenlik becerileri öğretiminin etkililiği

Deprem gibi ani gelişen doğal afetlerde doğru davranış stratejilerinin bilinmesi ve uygulanması, hayatta kalmak için kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, hayat üçgeni kurma ve acil toplanma alanına gitme gibi temel güvenlik becerilerinin bireylere kazandırılması hayati bir zorunluluk taşımaktadır. Zihinsel yetersizliği olan bireylerde bu becerilerin edinimi, bilişsel sınırlılıklar nedeniyle daha da kritik hal almaktadır. Açık ve yapılandırılmış rehberlik sağlayan doğrudan öğretim yöntemi, karmaşık davranışları daha yönetilebilir adımlara bölerek öğretme sürecini desteklemekte; tekrar, pekiştirme ve açık modellemeye olanak tanımaktadır. Bu araştırmada, zihinsel yetersizliği olan öğrencilere deprem güvenlik becerilerinin doğrudan öğretim yöntemi ile öğretiminin etkililiği incelenmiştir. Araştırma, tek-denekli deneysel araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Çalışma, Düzce il merkezinde bulunan bir devlet ortaokulundaki özel eğitim sınıflarında eğitimlerine devam eden, 12-14 yaş aralığında, hafif düzey zihinsel yetersizlik tanısı almış biri kız ikisi erkek üç katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcılar; öğretmen ve velilerin gözlemleri ile araştırmacı tarafından hazırlanan ön koşul beceri ölçme formu doğrultusunda belirlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen veri kayıt ve sosyal geçerlik formları ile toplanmış; grafiksel analiz ve betimsel analiz yöntemleriyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, alanyazındaki ilgili çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Ayrıca öğretim sürecinin etkililiğini daha güçlü biçimde değerlendirmek amacıyla Tau-U etki büyüklüğü analizi uygulanmış; elde edilen değerler tüm katılımcılar için 1.00 olarak bulunarak müdahalenin istatistiksel olarak da çok güçlü bir etki yarattığını ortaya koymuştur. Sonuçlar, doğrudan öğretim yönteminin deprem güvenlik becerilerinin öğretiminde etkili olduğunu; katılımcıların 1., 3. ve 4. haftalarda bu becerileri ortalama %93,64 oranında koruduğunu ve farklı ortamlarda ortalama %92,86 oranında genelleyebildiklerini göstermektedir. Gelecek araştırmalarda farklı öğretim yöntemlerinin etkililiğinin karşılaştırılması, farklı yetersizlik gruplarına yönelik çalışmaların yapılması, öğretilecek beceri kapsamının genişletilerek araştırmaların tasarlanması ve tipik gelişim gösteren bireylerle karşılaştırmalı çalışmalar yürütülmesi önerilmektedir.

DepremDoğrudan öğretimGüvenlik becerileri+1
Osman Erol
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Görme+zihinsel yetersizliğinden etkilenmiş öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreci ile öğretimin etkililiği

Bu ara?tırmanın amacı, görme + zihinsel yetersizlikten etkilenmi? bir öğrenciye meyve sıkacağı kullanma, sandviç hazırlama ve ütü yapma becerilerinin kazandırılmasında davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem süreciyle yapılan öğretimin etkili olup olmadığını, öğrencinin kazandığı becerileri öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı materyale genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır. Ara?tırmada tek denekli deneysel desenlerden ?beceriler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmı?tır. Araştırmanın deneklerini, 2012?2013 öğretim yılında Adnan Ağır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu?na devam eden ve görme + zihinsel yetersizlikten etkilenmi? üç öğrenciden olu?turmaktadır. Bu üç öğrenciden biri asıl, ikisi de yedek denekler olarak seçilmi?tir. Ön uygulama için de yetersizlikten etkilenmemi? bir öğrenciyle çalı?ılmı?tır. Ara?tırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görü?me formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve davranı? öncesi ipucu ve sınama ipucu i?lem süreciyle öğretim yapılırken, öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik peki?tireç ivbelirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geli?tirilmi? ve kullanılmı?tır. Davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem süreciyle öğretimyapabilmek için öğretim materyali hazırlanmı? ve ara?tırmacı tarafından uygulanmı?tır. Ara?tırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmı?tır. Ara?tırmada elde edilen bulgulara göre, öğrencinin meyve sıkacağı kullanma, sandviç hazırlama ve ütü yapma becerilerini kazanmasında davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem sürecinin etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Davranı? öncesi ipucu ve sınama i?lem süreciyle yapılan öğretimin öğrencinin kazandığı meyve sıkacağı kullanma, sandviç hazırlama ve ütü yapma becerilerini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmesi ve farklı materyale genellemesi açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir

Davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreciGörme engellilerMotor beceriler+7
Yasemin Doğan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Ağır ve çoklu yetersizliği olan bireylerin tercihlerinin değerlendirilmesi ve seçim yapma becerisinin öğretimi

Bu araştırmanın genel amacı; AÇYE olan bireylerin dolaylı ve doğrudan tercih değerlendirmeleri arasında ilişkiyi ve AÇYE olan bireylere uygulanan doğrudan tercih değerlendirmeleri (tek uyaranlı, iki uyaranlı, çok uyaranlı) arasındaki ilişkiyi belirlemek ve fotoğraflar arasından seçim yapma becerisini sabit bekleme süreli işlem süreci ile öğretmenin etkili olup olmadığını belirlemektir. Araştırmada iki yöntem bir arada kullanılmıştır. Araştırmada AÇYE olan bireylerin dolaylı ve doğrudan tercih değerlendirmeleri arasında ilişkiyi ve AÇYE olan bireylere uygulanan doğrudan tercih değerlendirmeleri (tek uyaranlı, iki uyaranlı, çok uyaranlı) arasındaki ilişkiyi belirlemek için ilişkisel araştırmalardan korelasyonel araştırma türü, fotoğraflar arasından seçim yapma becerisini sabit bekleme süreli işlem süreci ile öğretmenin etkili olup olmadığını belirlemek için de tek denekli deneysel desenlerden, denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, Bolu ilinde ikamet eden ağır düzeyde yetersizlik tanısı olan 9 yaşlarında iki erkek ve 7 yaşında bir kızdan oluşan toplam üç denek ve deneklerin birincil bakıcıları oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, birincil bakıcı bilgilendirme formu, tercihleri belirleme formu, tercih sıralama listesi, tekli sunumla tercih değerlendirme kayıt formu, eşli sunumla tercih değerlendirme kayıt formu, çoklu sunumla tercih değerlendirme kayıt formu, fotoğraflar arasından sabit bekleme işlem süreciyle öğretimde kullanılacak formlar ( yoklama, süreklilik ve genelleme oturumları veri kayıt formu, 0 sn sabit bekleme süreli işlem süreciyle fotoğraflar arasından seçim yapma becerisi kayıt çizelgesi, 4 sn sabit bekleme süreli işlem süreciyle fotoğraflar arasından seçim yapma becerisi kayıt çizelgesi), yoklama, izleme ve genelleme oturumları uygulama güvenirliği veri kayıt formu, öğretim oturumları uygulama güvenirliği veri kayıt formu, sosyal geçerlik formu hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırmada birinci ve ikinci amaca ilişkin elde edilen veriler arasındaki ilişki Spearman Brown Sıra farkları korelasyon katsayısı kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın üçüncü amacına ilişkin elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın birinci amacına yönelik elde edilen bulgular incelendiğinde; birincil bakıcıların AÇYE olan çocuklarının yiyecek tercihi tahmini ile çocuklara uygulanan tek uyaranlı, iki uyaranlı ve tekrar yerleştirmesiz çok uyaranlı tercih değerlendirme sonuçları arasında yüksek düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci amacına yönelik elde edilen bulgular incelendiğinde AÇYE olan bireylere doğrudan uygulanan tek, iki ve tekrar yerleştirmesiz çok uyaranlı tercih değerlendirmeleri arasında yüksek düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın üçüncü amacına yönelik elde edilen bulgular incelendiğinde, fotoğraflar arasından seçim yapmayı sabit bekleme süreli işlem süreci ile öğretmenin etkili olduğu, katılımcıların seçim yapma becerisini öğretim bittikten 1, 3, ve 4 hafta sonra korudukları ve birincil bakıcılarına genelledikleri tespit edilmiştir.

Müzeyyen Eldeniz Çetin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma davasında tazminat ile ziynet eşyalarının iadesi

Boşanma kurumu, yalnızca eşlerin kişisel yaşamlarını değil; aile yapısını, çocukların geleceğini ve toplumsal düzenin istikrarını da doğrudan etkileyen önemli bir olgudur. Türk Medeni Kanunu'nda boşanmanın sadece evlilik birliğini sona erdirmesiyle yetinilmeyip, taraflar arasında doğuracağı mali ve kişisel sonuçların da ayrıntılı biçimde düzenlenmiş olması, bu kurumun toplumsal yönünü ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Boşanmanın ardından taraflar arasında en sık gündeme gelen hukuki uyuşmazlıklar arasında maddi ve manevi tazminat talepleri ile ziynet eşyalarının iadesi bulunmaktadır. Çalışmada, boşanma sebebiyle talep edilebilecek maddi ve manevi tazminatın koşulları, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınan ölçütler ve ödeme şekilleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Ziynet eşyalarının iadesi bakımından ise ziynetlerin hukuki niteliği açıklanmış; bu niteliğe dayanılarak açılabilecek davalar, bu davaların şartları ile görevli ve yetkili mahkeme hususları değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, boşanmanın mali sonuçları arasında önemli bir yer tutan maddi ve manevi tazminat ile ziynet eşyalarının iadesi konularını, Türk Medeni Kanunu hükümleri, doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararları ışığında sistematik biçimde incelemektir. Çalışmada, boşanma sonucunda taraflar arasında ortaya çıkan mali yükümlülüklerin hangi esaslara göre belirlendiği, tazminatın hukuki niteliği ve ziynet eşyalarının iadesine ilişkin yargı uygulamaları kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir.

Yaren Astan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören öğrencilerin kullandıkları okuma yazma araçlarının uygunluğunun belirlenmesi

Bu çalÕúmanÕn genel amacÕ, görme engelliler ilkö÷retim okulu 4. ve 5. SÕQÕIÕna devam eden az gören ö÷rencilerin kullandÕ÷Õ okuma yazma araçlarÕQÕn uygunlu÷unu belirlemektir. AraúWÕrmada betimsel araúWÕrma yöntemlerinden tarama modeli kullanÕlmÕúWÕr. AraúWÕrma grubu, 2010-2011 e÷itim-ö÷retim yÕOÕnda Ankara Mitat Enç Görme Engelliler ølkö÷retim Okulu ve østanbul Türkan SabancÕ Görme Engelliler ølkö÷retim Okulu ve øú Okulu 4. ve 5. az gören sÕQÕIÕna devam eden 15 ö÷renciden oluúmaktadÕr. AraúWÕrmada verilerin toplanabilmesi için okuma yazma de÷erlendirme aracÕ, her bir sÕQÕf için 3 tane yapÕlandÕUÕlmÕú bilgi veren metin, 3 tane öykü ve her bir metin ve öykü için de÷erlendirme sorularÕ kullanÕlmÕúWÕr. Okuma yazma aracÕ de÷erlendirme süreci, ö÷retmen görüúmesi ve ö÷renci gözlemleri olmak üzere iki aúama olarak gerçekleútirilmiútir. Ö÷retmen görüúmesi sürecinde; ö÷rencinin kullandÕ÷Õ okuma yazma aracÕ ve bu araca neye göre karar verildi÷i, varsa alternatif okuma yazma aracÕ, ö÷rencinin kullandÕ÷Õ punto büyüklü÷ü, |÷rencinin kullandÕ÷Õ optik, optik olmayan ve elektronik yardÕmcÕlar ve klavye becerilerinin ö÷retilip ö÷retilmedi÷ine dair bilgi toplanmÕúWÕr. g÷renci gözlemleri sürecinde; ö÷rencinin okuma hÕ]Õ performansÕ, okudu÷unu anlama düzeyi, görsel yorgunluk düzeyi, okuma mesafesi, ö÷rencinin kullandÕ÷Õ punto büyüklü÷ü, el yazÕVÕ verimlili÷i verilerini toplamak için gözlem yapÕlmÕúWÕr. AraúWÕrmada, araúWÕrma verileri tablo olarak gösterilmiú ve tablolar yorumlanmÕúWÕr. AraúWÕrmada ö÷retmen görüúmesi sonucunda; - Az gören sÕQÕIÕna devam eden ö÷rencilerin kullandÕ÷Õ okuma yazma aracÕQÕn basÕOÕmateryal oldu÷u, -Az gören ö÷rencilerin okuma yazma aracÕna ?fonksiyonel görme de÷erlendirmesi? yapÕlarak karar verildi÷i, - Az gören ö÷rencilerin en küçük 12 puntoyu, en büyük 24 puntoyu kullandÕ÷Õ, - Az gören 15 ö÷renciden 13?nün optik yardÕmcÕ olarak okuma gözlü÷ü kullandÕ÷Õ, 2 |÷rencinin aynÕ zamanda teleskop kullandÕ÷Õ, - Az gören ö÷rencilerden sadece bir tanesinin çevresel düzenlemelerden loú ÕúÕ÷a ihtiyaç duydu÷u, - Az gören ö÷rencilerden sadece bir tanesinin ?KapalÕ Devre Televizyon Sistemi (KDTV)? kullandÕ÷Õ, - Az gören ö÷rencilerden sadece 4 tanesine alternatif okuma yazma aracÕ olarak kabartma alfabe ö÷retildi÷i, - Az gören 15 ö÷renciden 7 tanesine klavye becerileri ö÷retildi÷i ö÷retmenler tarafÕndan belirtilmiútir. g÷rencilerle yapÕlan gözlemler sonucunda; - Az gören ö÷rencilerin okuma hÕzlarÕQÕn 4. SÕQÕfta ortalama ?54? kelime, 5. SÕQÕfta ortalama ?61? kelime oldu÷u, - Az gören ö÷rencilerin öykülerdeki okudu÷unu anlama düzeylerinin bilgi veren metinlere göre daha yüksek oldu÷u, - 4. SÕQÕftaki az gören 3 ö÷renciden sadece 1 tanesinde, 5. sÕQÕftaki 12 ö÷renciden 6 tanesinde görsel yorgunluk oluútu÷u, - Az gören ö÷rencilerin en uzak okuma mesafesinin 17 cm, en yakÕn okuma mesafesinin ise göz hizasÕnda oldu÷u, - Az gören ö÷rencilerin bir tanesi haricinde 14 ö÷rencinin el yazÕlarÕQÕ verimli bir úekilde kullanabildikleri, el yazÕlarÕQÕn kendileri ve baúka bir yetiúkin tarafÕndan okunabildi÷i belirlenmiútir. Anahtar kelimeler; az gören, okuma yazma aracÕ de÷erlendirmesi.

Eğitim araçlarıGörme engellilerOkuma materyalleri+5
Demet Tiryaki
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Görme engeli olan çocuklara özbakım becerilerini kazandırmada video ile model olunarak sunulan aile eğitim programının etkililiği

Bu araştırmanın genel amacı; Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitiminin, araştırmaya katılan annelerin, özbakım becerilerini öğretme basamaklarını uygulama düzeylerinde etkili olup olmadığı ve görme engelli çocukların, anneleri tarafından kendilerine öğretilen özbakım becerilerini gerçekleştirme düzeyleri ve gerçekleştirdikleri becerileri sürdürme düzeylerinde ki etkililiğini belirlemektir.Araştırmanın iki bağımlı değişkeni bulunmaktadır. Birincisi, ?araştırmaya katılan annelerin özbakım becerilerini öğretme basamaklarını gerçekleştirme düzeyleri?. İkinci ise ?görme engelli çocukların, anneleri tarafından kendilerine öğretilen özbakım becerilerini kazanma ve kazandıkları becerileri sürdürme durumlarıdır?. Araştırmanın bağımsız değişkeni ise geliştirilen Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programıdır. Bağımsız değişkenin, birinci bağımlı değişken üzerindeki etkililiği test edilirken ?denekler arası çoklu yoklama deseni?; ikinci bağımlı değişken üzerindeki etkisi test edilirken de ?beceriler arası çoklu yoklama deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, 2009-2010 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, görme engelli ve okul öncesi dönemde bulunan üç çocuk ve bu üç çocuğun anneleri oluşturmaktadır.Araştırmada, annelere görme engelli çocuklarına özbakım becerilerini öğretme basamaklarını uygulayabilmeleri amacıyla Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programı geliştirilmiştir. Geliştirilen program, Cavkaytar (1999) tarafından geliştirilen Özbakım ve Ev İçi Becerilerinin Öğretimi El Kitabından uyarlanmış ve video görüntüleri ile desteklenerek ölçüt temelli olarak hazırlanmıştır. Program, annelere beş oturumda sunulmuştur. Oturumların sunumunda; ?bilgilendirme, örnek video filmlerinin izlettirilmesi ve uygulama? aşamaları izlenmiştir. Birinci oturumda; özbakım becerileri ile ilgili temel bilgiler ve çocukların ihtiyaç duyduğu özbakım becerilerinin öncelik sırasının anneler tarafından belirlenmesi amaçlanmıştır. İkinci oturumda; annelere beceriyi basamaklarına ayırma sürecini öğretme amaçlanmıştır. Üçüncü oturumda; annelere ipucu çeşitlerinin ne olduğu ve ipuçlarının kullanımını öğretme amaçlanmıştır. Dördüncü oturumda; annelere özbakım becerisi öğretiminde ortam düzenlemesinin nasıl yapılması gerektiği, araç-gereç seçimi ve seçilen araçlarda gerekli uyarlamaların nasıl yapılması gerektiği, öğretim zamanını belirleme, ödül çeşitleri ve ödül kullanımının nasıl yapılması gerektiğini öğretme amaçlanmıştır. Beşinci oturumda da; annelere özbakım becerisinin öğretimini yaparken hangi basamakların izlenmesi gerektiğini öğretme amaçlanmıştır.?Uygulama? aşaması rehberli uygulama ve bağımsız uygulamalar olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Rehberli uygulama aşamasında ev ortamında ve araştırmacı gözetiminde annenin çocuğuyla, izlediği video filmlerindeki becerilerden farklı bir beceriyi öğretmeye çalışmış ve gerekli yerlerde araştırmacı anneye düzeltici dönütler vermiştir. Bağımsız uygulama aşaması ise programı tamamlayan annenin ev ortamında çocuğunun ihtiyaç duyduğu bir özbakım becerisini yine araştırmacı denetiminde uygulamasıdır. Araştırmanın bütün aşamalarındaki veriler, araştırmacı tarafından videoya kayıt edilip veri kayıt formlarına geçirilmiştir.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir; Araştırmaya katılan annelerin üç'ü de, Video ile Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programına katılmadan önce çocuklarına özbakım becerilerini öğretebilmeyle ilgili oniki öğretim basamağından sadece bir'ini gerçekleştirdiği görülürken. Video İle Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programını tamamlayan annelerin çocuklarına özbakım becerilerini öğretebilmeyle ilgili oniki öğretim basamağının tamamını gerçekleştirmiştir. Araştırmaya katılan çocukların tamamı anneleri onlara öğretim çalışmaları yapmadan önce ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili başlama düzeyi verileri ve annelerinin Video İle Model Olunarak Sunulan Aile Eğitim Programını tamamladıktan sonra çocukların ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili öğretim sonu verileri arasında büyük farklılıklar ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan çocukların ihtiyaç duydukları özbakım becerileri ile ilgili anneleri öğretim çalışmalarını tamamladıktan sonra beş'er gün ara ile süreklilik verileri toplanmıştır. Toplanan süreklilik verileri, bütün becerilerdeki öğretim sonu toplanan verilerle aynı düzeyde olduğu görülmektedir. Bu verilere dayanarak çocukların öğrendikleri becerileri sürdürdükleri görülmüştür.

Aile eğitimiEğitim programlarıGörme engelliler+4
Salih Çakmak
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim anaokullarında çalışan öğretmenlerin erken okuryazarlık bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma, özel eğitim anaokulunda çalışan öğretmenlerin erken okuryazarlık becerilerine ilişkin bilgi düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda öğretmenlerin erken okuryazarlık kavramına ilişkin bilgi düzeyleri ve uygulama deneyimleri incelenmiştir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntemle gerçekleştirilmiş; nicel veriler Erken Okuryazarlık Bilgi Testi (EROBİT), nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmanın nicel veri toplama sürecinde İstanbul Anadolu Yakası'nda çalışan 127 öğretmen yer almıştır. Nitel veriler 15 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin erken okuryazarlık becerilerine ilişkin bilgi düzeylerinin genel olarak orta seviyede olduğunu göstermiştir. Ayrıca, mezun oldukları lisans programı, hizmet süresi ve eğitim alma durumlarına bağlı olarak bilgi düzeylerinde farklılıklar belirlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, öğretmenlerin erken okuryazarlığın öneminin farkında oldukları ve sınıf içi uygulamalarda fonolojik farkındalık, sözcük dağarcığı, dinlediğini anlama ve harf farkındalığı gibi temel erken okuryazarlık becerilerine yer verdiklerini ancak materyal desteği ve mesleki eğitim açısından çeşitli güçlükler yaşadıklarını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin bilgi düzeylerini açıklayıcı nitelikte olup, erken okuryazarlık uygulamalarının sınıf içi yansımalarına ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Özel Eğitim Anaokulu, Özel Eğitim.

Merve Gök
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı branşlardaki öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, farklı branşlardaki öğretmen adaylarının var olan otizm farkındalıklarını saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışmanın otizm farkındalığını arttırılmasına fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın evrenini, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören Sınıf Öğretmenliği, Özel Eğitim Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümlerindeki öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, nicel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veri toplama aracı olarak "Otizm Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, Google Forms aracılığıyla hazırlanan anketlerle toplanmış; katılımcılardan gönüllülük esasına dayalı olarak ve konu hakkında bilgilendirildikten sonra anketi doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde eğitim gören dört farklı bölümde okuyan 435 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada istatistiksel analiz yöntemleri arasından tanımlayıcı istatistikler ile One-Way ANOVA ve Bağımsız Örneklem T-Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, ekonomik durum, yaşanılan şehir, otizmi bilme ve otizm ile ilgili deneyim sahibi olma değişkenlerine göre sınıf öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeyleri anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ancak bölüm, sınıf düzeyi ve özel eğitim dersi alma değişkenlerine göre öğretmen adaylarının otizm farkındalık düzeyleri anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Zahide Uz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim meslek okulu öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitimlerinin meslek öğretmenleri ve işverenlerin görüşlerine göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel eğitim meslek okullarında öğrenim gören zihin yetersizliği olan öğrencilerin işletmelerde beceri eğitimi süreçlerini meslek öğretmenleri ve işverenlerin bakış açıları doğrultusunda incelemektir. Bu bağlamda, özel eğitim meslek okullarında sunulan mesleki eğitimin, özel gereksinimli bireylerin mesleki beceri kazanımlarına katkılarını değerlendirmek ve karşılaşılan engeller ile çözüm önerilerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışma grubunu, özel eğitim meslek okullarında görev yapan 9 meslek öğretmeni ve öğrencilere iş olanakları sunan 8 işveren oluşturmaktadır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, işletmelerde uygulanan beceri uygulamalarının zihin yetersizliği olan öğrencilerin mesleki beceri kazanımlarına olumlu katkı sağladığını ancak uygulama sürecinde bazı sorunların yaşandığını göstermektedir. Özellikle, işverenler beceri uygulamaları sırasında öğrencilerin yeterli düzeyde mesleki beceriye sahip olmadığına ve öğrencilerin iş gücüne tam olarak uyum sağlamakta zorlandığına dikkat çekmektedir. Meslek öğretmenleri ise öğrencilerin beceri uygulamalarına katılım süreçlerinde sınırlı kaynaklar, yetersiz destek ve koordinasyon eksikliğinin yanı sıra iş yerlerinde öğrencilerle ilgili ön yargılar gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtmektedir. Sonuç olarak, araştırma, özel eğitim meslek okullarının mesleki eğitim programlarının ve işletmelerde beceri uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çeşitli öneriler sunmaktadır. İşverenler, öğrencilerin mesleki eğitimlerinin yalnızca okulda değil, gerçek iş ortamlarında daha uzun süreli deneyimlerle desteklenmesini talep etmekte ve devlet desteğinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Meslek öğretmenleri ise programın daha yapılandırılmış hale getirilmesi ve öğrencilerin işe uyum süreçlerinde daha kapsamlı destek sağlanması gerektiğini ifade etmektedir. Bu doğrultuda, zihin yetersizliği olan bireylerin iş gücü piyasasına entegrasyonunu desteklemek amacıyla daha etkin bir mesleki eğitim süreci ve işverenler tarafından sosyal kabulün artırılması gerekliliği ortaya konulmuştur.

Merve Günaydın Yılmaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

(556 Sayılı KHK. Hükümlerine göre) marka hakkına tecavüz halleri ve marka hakkının hukuki yoldan korunması

Markalar, mal veya hizmetleri birbirinden ayırarak ticari hayatta önemli bir görev ifa eder. Gerçekten, markalar aynı alanda çalışan işletmelerin ürettikleri malları veya yürüttükleri hizmetleri birbirinden ayırarak bunların o mal ve hizmetleri talep eden kişiler tarafından karıştırılmasının yaratacağı olumsuz sonuçları ortadan kaldırır. Markalar, ayrıca alıcılara mal veya hizmetler arasında seçim yapma imkanı da sağlar.Marka hukukunda temel amaç, marka sahiplerini, rakiplerinin rekabetine karşı korumaktır. Marka hakkına tecavüz fiilleri haksız fiil veya onun özel bir türü olan haksız rekabet olarak karşımıza çıkabilir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabet teşkil ettiği hallerde, TTK. 56 vd. maddeleri de uygulama alanı bulabilir. Marka hakkının özellikleri dikkate alınarak onun diğer haksız rekabet fiillerinden de ayrı olarak düzenlenmesi görüşü hakim olmuştur. Nitekim, Türk hukukunda da marka hakkının özel olarak korunduğunu görmekteyiz.Marka hakkına tecavüz halleri KHK.' nın 61. maddesinde dört bent halinde sınırlı olarak sayılmıştır.KHK.' nın 61. maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılmaktadır.Markayı taşıyan işaretin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması yanında, örneğin bir web sayfasına link verme şeklinde kullanılarak marka hakkına tecavüz mümkündür. KHK.' da bu konuda isabetli olarak sınırlayıcı bir sayım yapılmamıştır, çünkü, elektronik ticaret ve internet sürekli gelişen bir alandır ve her geçen gün yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır.KHK.' nın 61. maddesinin (b) bendinde, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek fiili de, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.Markanın aynısının veya benzerinin kullanılması veya markanın taklit edilmesi dışında markayı taşıyan ürünlerin ticari amaçla elde bulundurulması ve lisans yoluyla verilmiş hakları genişletmek veya devretmek fiilleri de marka hakkına tecavüz teşkil emektedir.556 sayılı KHK.' da marka haklarına tecavüzü düzenleyen 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin sürekli olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, daha sonra yeniden çıkarılan yasalarla aynı hükümlerin yeniden 556 sayılı KHK.' ya konulması, ancak bu hükümlerin cezaların kanuniliği ilkesi gereğince kanunla düzenlenmesi gereken ceza maddesi olan 61/A maddesinin KHK. ile düzenlenmesi nedeniyle ceza maddesinin atıf yaptığı 61. ve 9. maddelerin bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin önüne geçilmesi için, ayrıca yukarıdaki tespit ve değerlendirmelerimiz de dikkate alınarak şu anda TBMM.' de görüşülmekte olan Markalar Kanunu Tasarısının bir an önce kanunlaştırılması gerekmektedir.

Hukuksal korunmaKanunlarKoruma kanunları+6
Ecevit Kerem Söyler
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Birlikte eğitim ortamındaki zihinsel yeteresizlikten etkilenmiş öğrencinin yapabildiğine göre verilen özel eğitim hizmetinin öğretim amaçlarını gerçekleştirmedeki etkililiği

Bu araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenciye özel eğitim hizmetiyle akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanmış öğretim planlarının, sınıf öğretmeni tarafından uygulanmasının, akademik derslerde öğrencinin öğretim amaçlarını gerçekleştirmesinde etkili olup olmadığını araştırmaktır.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden, `' davranışlar arası çoklu yoklama deseni''dir.Araştırmanın deneğini, 2009?2010 öğretim yılında Çubuk İlköğretim Okulu beşinci sınıf şubesine devam eden 11 yaşında bir kız öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, Öğretmen Ön Görüşme ve Görüşme Formu, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Türkçe ve Matematik Kontrol Listeleri, öğrencinin Atatürk'ün Hayatı, Çember ve Noktalama İşaretlerinde düzeylerinin belirlenebilmesi için `' Noktalama İşaretleri'', `'Atatürk'ün Hayatı'' ve `'Çember'' ölçü araçları ile yapabildiğine göre hazırlanan ders planları ve etkinlikleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenciye özel eğitim hizmetiyle Türkçe, Matematikte ve Sosyal Bilgiler derslerinde yapabildiklerine göre hazırlanan öğretim planının sınıf öğretmeni tarafından uygulanması, öğrencinin Matematik, Türkçe ve Sosyal Bilgiler disiplin alanlarında belirlenen öğretim amaçlarını gerçekleştirmesine yol açmıştır.Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrenci için Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler disiplin alanlarında yapabildiklerine göre hazırlanan öğretim planlarının özel eğitim hizmetiyle sınıf öğretmeni tarafından uygulanmasının öğrencinin amaçları gerçekleştirmesinde etkili olduğu bulunmuştur.Özel eğitim hizmetiyle Türkçe, Matematikte ve Sosyal Bilgiler derslerinde yapabildiklerine göre yapılan öğretimler öğrencinin kazandığı amaçları 15 gün sonrada sürdürmesine yol açmıştır.Araştırmaya katılan sınıf öğretmeni özel eğitim hizmetiyle yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimlerin uygulanması ile ilgili olumlu görüş bildirmiştir.Bu bulgular ışığında özel eğitim hizmetiyle yapabildiklerine göre öğretime yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Birlikte Eğitim Ortamı, Özel Eğitim Hizmetleri, Öğrencilerin Yapabildiklerine Göre Hazırlanan Öğretim Planı

Engelli çocuklarEğitimGrup eğitimi+4
Ezgi Konukman
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli, zihinsel engelli ve olağan gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, görme yetersizliğinden etkilenmiş, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş ve olağan gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerini yaş, cinsiyet ve eğitim ortamı değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubu, 2009-2010 eğitim- öğretim yılında, İstanbul İlinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İlköğretim Okulları, Eğitim Uygulama Okulları ve İş Eğitim Merkezleri'nde eğitim almakta olan 7-12 yaş arası, toplam 169 çocuktan oluşmuştur. Araştırmanın sonuçları görme yetersizliğinden etkilenmiş çocukların sosyal becerilerinin olağan gelişim gösteren akranlarının sosyal becerilerinden daha düşük düzeyde olduğunu göstermiştir. Ek olarak, araştırma sonuçları kaynaştırma ortamında eğitim alan yetersizlikten etkilenmiş çocukların sosyal becerilerinin ayrıştırılmış ortamda eğitim alan çocukların sosyal becerilerinden daha yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Görme Yetersizliği, Zihinsel Yetersizlik, Kaynaştırma, Sosyal Beceri.

BeceriEngelli kişilerEngelli çocuklar+7
Ufuk Özkubat
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreci ile yapılan öğretimin etkililiği

Bu araştırmanın amacı, zihin engelli bir öğrenciye çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerinin kazandırılmasında davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle yapılan öğretiminin etkili olup olmadığını, öğrencinin kazandığı becerileri öğretimden sonra sürdürüp sürdüremediğini, farklı ortam, kişi ve materyale genelleyip genelleyemediğini ortaya koymaktır.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?beceriler arası çoklu yoklama modeli? kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, 2009?2010 öğretim yılında Yediveren Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kursu'na devam eden ve zihinsel yetersizlikten etkilenmiş üç öğrenci oluşturmaktadır. Bu üç öğrenciden biri asıl, ikisi de yedek denekler olarak seçilmiştir. Ön uygulama için de yetersizlikten etkilenmemiş bir öğrenciyle çalışılmıştır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen ve aile görüşme formları, beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve davranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreciyle öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, uygulama güvenirliği formu, aileye ve öğrenciye yönelik pekiştireç belirleme formları, aileye ve sınıf öğretmenine yönelik sosyal geçerlilik formları geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle öğretim yapabilmek için öğretim materyali hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğrencinin çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerini kazanmasında davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreci ile yapılan öğretimin, etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Davranış öncesi ipucu ve sınama işlem süreciyle yapılan öğretimin öğrencinin kazandığı çay demleme, çay servisi yapma ve vileda ile paspas yapma becerilerini, öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra da sürdürmesi ve farklı ortam, araç-gereç ve kişiye genellemesi açısından etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.

BeceriBeceri kazandırmaDavranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreci+2
Mehmet Doğan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, kaynaştırma öğrencilerinin annelerine premack (nene) ilkesinin öğretilmesinin, öğrencilerin ev ödevlerini tamamlamalarına etkisini incelemek amaçlanmaktadır.Bu araştırmada niteliksel araştırma yöntemlerinden eylem (öğretmen) araştırması yöntemi kullanılmıştır.Bu araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okuluna devam eden, rehberlik ve araştırma merkezi tarafından hafif düzeyde zihinsel engelli olarak tanılanmış ve kaynaştırmaya yönlendirilmiş öğrencilerin beşinin annesi oluşturmaktadır.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, aile bilgi formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, öğretim öncesi ve sonrası farkındalık belirleme formu, aile görüşmeleri ödev kontrol çizelgeleri, genelleme formu, süreklilik formu ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır.Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen 5 annenin, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde ön test düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir. Annelerin ön test düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba 2 oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Daha sonra deneklerden biriyle ürün çalışması yapılmıştır.Araştırmada, araştırma verileri tablo olarak gösterilmiş ve tablolar niteliksel olarak yorumlanmıştır.Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra, araştırmanın denekleri olan anneler; pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelerin kavramların ve işlem süreçlerinin kazanılmasına yol açtığı izlenimi edinilmektedir.- Araştırma deney süreci bittikten 7, 14 ve 21 gün sonra alınan süreklilik verilerinde annelerin pekiştireç ve nene ilkesi kavramlarının ve işlem süreçlerinin alt amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasında kazanılan kavramların ve işlem süreçlerinin, 7, 14 ve 21 gün sonra süreklilik gösterdiği izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının uygulanmasından sonra annelere uygulanan genelleme formundan elde edilen verilere göre, annelerin nene ilkesini üç farklı beceriye genelledikleri izlenimine varılmıştır.- Aile Eğitim Programının, annelere uygulanmasından sonra deneklerden birinin çocuğuyla yapılan ürün çalışmasında F.nin bir hafta boyunca ödevlerini yaptığı izlenmiştir. Bu nedenle Aile Eğitim Programının çocuklardan birinin ödev yapmasını artırdığı izlenimine varılmıştır.- Anneler bu çalışma sonunda; çalışmadan memnun olduklarını, çalışmayı başka ailelere de önereceklerini, ayrıca programın ödev yaptırmak için etkili bir yöntem olduğunu, bu program sırasında ödev yaptırırken yaptıkları yanlışlıkları gördüklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Aile Eğitimi, Ev Ödevi, Premack İlkesi

Aile eğitimiAile içi ilişkilerAna-baba eğitimi+7
Melike Sabancı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Problem davranışların azaltılmasına yönelik grup aile eğitim programı' nın babaların problem davranışları azaltılması için gerekli kavram ve işlem süreçlerini kazanmalarına etkisi

Araştırmada Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programı'nın, babaların, problem davranışları azaltabilmek için gerekli kavram ve işlem süreçlerini kazanmalarında etkili olup olmadığını belirlemek ve sosyal geçerlilik açılarından değerlendirilmiştir.Araştırmada, tek denekli deneysel desenlerden ?AB Deseni? kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini, Özel Adnan Ağır Özel Eğitim Okulu' na devam eden zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin babalarından, çocuklarında problem davranışları olan yedi babayla eğitim başlanmıştır, üç babanın işleriyle bağlantılı özel nedenlerinden dolayı program kapsamından çıkarılmaları ile dört babayla programa devam edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanabilmesi için, hedef davranış kayıt formu, kavramlara ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı, işlemlere ilişkin ölçüt bağımlı ölçü aracı ve sosyal geçerlilik formu kullanılmıştır. Araştırmanın deney sürecinde, geliştirilen aile eğitim programının uygulanması öncesinde araştırma kapsamına dâhil edilen dört babanın, araştırmada kazanması amaçlanan kavram ve işlem süreçlerinde başlama düzeyleri üç ayrı oturumda belirlenmiştir Babaların başlama düzeylerinin belirlenmesinin ardından, gruba dört oturumluk aile eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, araştırma verileri, grafik olarak verilmiş ve grafikler görsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular şu şekildedir;-Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının uygulanması sonunda araştırma kapsamına dâhil edilen babalar, ödül, görmezden gelme, uyuşmayan davranış ve uygun davranışı ödüllendirme (uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi) kavramlarına ait amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının, kavramların kazanılmasında etkilidir.- Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının uygulanması sonunda araştırma kapsamına dâhil edilen babalar, ödül kullanma, görmezden gelme ve uygun davranışı ödüllendirme (uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi) işlem süreçlerine ait amaçlarının hepsini gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programının, işlem süreçlerinin kazanılmasında etkilidir.- Problem Davranışların Azaltılmasına Yönelik Grup Aile Eğitim Programı uygulama güvenirliği ve sosyal geçerlilik açısından değerlendirildiğinde, uygulama açısından güvenilir ve sosyal açıdan geçerli bir program olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Aile eğitimi, Problem davranış

Aile eğitimiBabalarEğitim programları+1
Fatma Berbercan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının etkililiği

Bu araştırmanın amacı, öğretmen performansına dayalı doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan aile eğitimi hizmet içi eğitim programının, zihin engelliler öğretmenlerinin davranış denetimine yönelik aile eğitim programı planlama ve sunmayla ilgili program amaçlarını gerçekleştirmelerinde etkili olup olmadığını ve sürekliliğe olan etkilerini belirlemektir.Araştırmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için tek denekli deneysel desenlerden denekler arası çoklu yoklama deseni kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, üniversitelerin özel eğitim bölümü zihin engellilerin eğitimi anabilim dalından mezun öğretmenler arasından seçilen üç asıl, bir yedek denek oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, ?Aile Eğitim Programı Planlama Ölçü Aracı?, hizmet içi eğitim programında kavram ve işlemlerin sunulmasını yazmayla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitimi Programında Yer Alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulmasını Yazma Kontrol Listesi? ve kavram ve işlemlerin sunulmasıyla ilgili düzeylerini belirlemeye yönelik olarak, ?Aile Eğitim Programında Yer alan Kavramların ve İşlemlerin Sunulması Kontrol Listesi?, öğretim yapılırken deneklerin bilgi ve işlemlere yönelik gösterdikleri ilerlemeleri kaydetmek için ilerleme kayıt çizelgeleri ve uygulama güvenirliği formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Öğretmenlere öğretmen performansı dikkate alınarak doğrudan öğretim yaklaşımıyla sunulan hizmet içi eğitim programının öğretim planlarının uygulanmasına yönelik öğretim materyalleri hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Öğretmen Performansına Dayalı Doğrudan Öğretim Yaklaşımıyla Sunulan Aile Eğitimi Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde kazanmalarında etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.Hizmet İçi Eğitim Programı'nın zihin engellilerin eğitimi programından mezun birinci, ikinci ve üçüncü öğretmene uygulanmasının, öğretim tamamlandıktan 14 gün sonra, öğretmenlerin aile eğitim programı planlama ile aile eğitim programında yer alan kavramların ve işlemlerin sunulmasını yazma ve kavramların ve işlemlerin sunulmasına yönelik becerileri % 75'lik ölçüt düzeyinin üstünde sürdürmelerine yol açtığı izlenimi edinilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hizmet İçi Eğitim Programı, Davranış Denetimine Yönelik Aile Eğitim Programı.

Aile eğitimiDoğrudan öğretimHizmet içi eğitim+2
Emine Gültekin Seylan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Rehberlik araştırma merkezleri tarafından yapılan tanılama ve yönlendirmenin normal zeka kapasitesi tanısı alan öğrenciler açısından sonuçları; Fatsa örneği

Bu araştırmanın amacı zihinsel yetersizlik şüphesiyle Ram'a yönlendirilmiş, zeka bölümü 70-90 aralığında olduğundan dolayı destek özel eğitim hizmetinden faydalanamayan öğrencilerin akademik becerilerde ilerleme gösterip göstermediğini ve Türkçe matematik disiplin alanlarındaki ilerlemeleri sınıf arkadaşlarının ilerlemeleriyle paralellik gösterip göstermediğini betimlemektir.Araştırma gurubunu Fatsa RAM görev bölgesinde bulunan ve 2009-2010 eğitim öğretim yılında yetersizlik şüphesiyle Fatsa RAM' a yönlendirilerek tanılaması yapılan, tanılama sonucunda zeka bölümü 70-90 zeka aralığında olduğu için normal zekaya sahip olarak tanılanan 6 ikinci sınıf öğrencisi ve bu 6 öğrencinin sınıfında bulunan 79 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerinin toplanabilmesi için ölçüt bağımlı ölçü araçları hazırlanmıştır. Bu araçlar zeka bölümü 70-90 aralığında çıkan öğrencilere ve bu öğrencilerin sınıfında bulunan 79 öğrenciye RAM' daki tanılama sürecinin hemen ardından ve iki ay sonra olmak üzere iki kez uygulanmıştır.Araştırmanın sonucunda RAM tarafından değerlendirmesi yapılan 6 öğrencinin kasım ayında uygulanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 19 iken akranlarının kasım ayında uygulanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 69 dur.Kasım ayında 6 öğrencinin hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 3 iken, akranlarının kasım ayı hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 26'dır.Uygulamadan iki ay sonra 6 öğrencinin ocak ayı, hazırlanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 22 iken, akranlarının ocak ayı hazırlanan Türkçe ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 70'dir.Ocak ayında 6 öğrencinin hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 7 iken, akranlarının ocak ayı hazırlanan matematik ölçü aracında yer alan bildirimlere vermiş oldukları doğru tepki sayısının ortalaması 49'dur.Ram tarafından tanılandıktan hemen sonra Türkçe ve matematik ölçü aracı uygulanan 6 öğrencinin performans düzeyleri ile akranlarının performans düzeyleri arasında önemli farklılıkların olduğu, Ram tarafından tanılanarak zeka bölümü 70-90 aralığında çıkan 6 öğrencide geçen iki aylık zaman içerisinde kabul edilebilir ilerleme olmazken 6 öğrencinin sınıfında bulunan diğer öğrencilerde 2 aylık süre içerisinde ilerlemeler olduğu gözlemlenmiştirAraştırma bulguları bir bütün olarak ele alındığında RAM' da zihinsel yetersizliğe yönelik yapılan tanılama sürecinde özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinde yer alan noktalara göre hareket edilmediği, akademik becerilerde öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınmadan eğitsel kararlar verildiği sonucuna varılmıştır.

Akademik başarıRehberlik ve Araştırma MerkeziZihinsel engelliler+2
Gündüz Barutçu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin engeli öğrencilerin yapabildiklerine ve geleneksel yönteme göre hazırlanan öğretim planları ile öğrencilerin amaçları gerçekleştirme düzeyi

Bu araştırmanın genel amacı, zihinsel engelli öğrencilerin yapabildikleri dikkate alınarak hazırlanan ve geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planlarının öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açıp açmadığını belirlemektir. Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden iki AB desenidir. Araştırmanın deneklerini, 2007-2008 öğretim yılında Yenimahalle G.O.P. İlköğretim Okulu Özel Eğitim sınıfına devam eden 7 öğrenciden 6'sı oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, `Verilen Bir Sayıdan Başlayarak Sayma, Toplama Ve Saat Okuma Ölçekleri' geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir:Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.Zihinsel engelli öğrencilerin matematikte ? Geleneksel Yöntemle Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretim öğrencilerin tümünde amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 ve 2 nolu öğrencilerde geleneksel yöntemle hazırlanan öğretim planı ile yapılan öğretim öğrencilerin amacı gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam, materyal ve soruya genellemelerine yol açmıştır. Matematikte zihinsel engelli öğrencilerin ?Yapabildikleri Dikkate Alınarak Hazırlanan Öğretim Planı? ile yapılan öğretimin öğrencilerin kazandıkları amaçları 7, 10, 15 gün sonra sürdürmelerine yol açmıştır.

Mualla Özlem Şimşek
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim sınıfları ile birlikte eğitim ortamlarına devam eden, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızları ve okuma hatası performanslarının karşılaştırılması (Çorum ili örneği)

Bu araştırmada, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş, özel eğitim sınıflarına ve birlikte eğitim ortamlarına devam eden 5. ve 8. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, okuma hataları ve okuma hızı performanslarının karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma gurubunu, Çorum ilindeki özel eğitim sınıflarının bulunduğu ilköğretim okullarında, birlikte eğitim ortamı ve özel eğitim sınıflarına devam eden 5. ve 8. sınıf düzeyindeki hecelemeden okuyabilen öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden ?Tarama Modeli? kullanılmıştır.Araştırmada, öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası performanslarını belirlemek amacı ile 5. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarından toplam ikişer öykü kullanılmıştır. Bu öykülerden birisi okuduğunu anlama performanslarını birisi ise okuma hızını ve okuma hatalarını belirlemek için kullanılmıştır. Ayrıca okuduğunu anlama ölçü aracı, okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası kayıt çizelgesi hazırlanmıştır.Veriler iki oturumda toplanmıştır. İlk oturumda öğrencilerin okuma hızları ve hataları belirlenmiş ikinci oturumda ise okuduğunu anlama verileri toplanmıştır. Öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hızı ve okuma hatası performanslarına ait veriler puanlandırılarak Mann-Whitney U istatistiksel analiz yöntemiyle SPSS veri analizi programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Sonuç olarak, özel eğitim sınıflarına ve birlikte eğitim ortamlarına devam eden 5. sınıf öğrencilerin okuduğunu anlama, okuma hatası ve okuma hızı performanslarında istatistiksel açıdan bir fark bulunmamıştır. 8. sınıf öğrencilerin ise sonuç çıkarma puanı, okuduğunu anlama toplam puanı, okuma hatası puanları bakımından gösterdikleri performanslarda istatistiksel olarak birlikte eğitim ortamlarına devam eden öğrenciler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak metindeki bilgiyi kullanma ve okuma hızı puanları bakımından bir fark bulunmamıştır.

Özel eğitim
Sinan Kalkan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aile eğitiminin annelerin doğal dil sağaltım tekniklerini kullanmalarında etkililiği

Bu araştırmanın amacı, aile eğitiminin sınırlı ifade edici dil becerileri olan zihinsel engelli çocuklara sahip annelerin; a) Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanmalarında, b) Teknikleri ev ortamına genellemelerinde ve c) Tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarında etkililiğini araştırmaktır.Araştırmanın denekleri, Kocaeli Gebze Eğitim Uygulama Okulu ve İş Okulu birinci sınıfına devam eden, sınırlı ifade edici dil becerisine sahip zihinsel yetersizlikten etkilenmiş iki öğrenci ve anneleridir. Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden ?Davranışlar Arası Çoklu Yoklama? deseni kullanılmıştır.Araştırmada annelere Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanmayı öğretmek amacı ile aile eğitim programı geliştirilmiştir. Aile eğitim programı; bilgilendirme, tekniğin örneklendirilmesi, tekniğin öneminin tartışılması ve uygulama bölümlerinden oluşmaktadır.Deney süreci her anneye altı aşamada uygulanmıştır. Bunlar; başlama düzeyi, genelleme başlama düzeyi, aile eğitim programının uygulanması, program sonu değerlendirme, program sonu genelleme ve tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanma değerlendirmesidir. İlk olarak ?Model? tekniği, ikinci olarak ?Genişletme? tekniği üçüncü olarak ?Tepki İsteme-Model Olma? tekniği aile eğitim programı ile annelere bire bir olarak öğretilmiştir.Araştırmada verilerin toplanabilmesi için aile eğitim programı uygulanmadan önce ve sonra oyun ortamında anne-çocuk etkileşimi video kamera ile kayıt edilmiştir. Annelerin Doğal Dil Sağaltım Tekniklerini kullanma sıklıklarını belirlemek amacı ile veri toplama formu kullanılarak verilerin dökümü yapılmıştır. Aynı şekilde genelleme verileri çocukların evinde rutin etkinlikler sırasında toplanmıştır. Annelerin, tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarına ilişkin verilerin toplanmasının ardından annelere sosyal geçerlik formu uygulanmış ve sosyal geçerlik verileri elde edilmiştir.Araştırma verilerinin gösterimi için çizgi grafiği ve sütun grafiği kullanılmıştır. Veriler görsel analiz yolu ile yorumlanmıştır.Sonuç olarak; aile eğitim programı, sınırlı ifade edici dil becerileri olan zihinsel engelli çocuklara sahip annelerin Doğal Dil Sağaltım Tekniklerinden ?Model, Genişletme ve Tepki İsteme-Model Olma? tekniklerini kullanmalarında, teknikleri ev ortamına genellemelerinde ve tekniklerin öğretimi tamamlandıktan iki ile dört hafta sonra tekniklerin tümünü aynı etkinlik üzerinde kullanmalarında etkili olmuştur.

Mehrizar Yakın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performanslı öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemesinin amaçları gerçekleştirmesindeki etkililiği

Bu araştırmanın genel amacı, özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performanslı öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak öğretim düzenlemesinin amaçları gerçekleştirmesindeki etkililiğini belirlemektir. Araştırmada ayrıca öğretmenlere yönelik bir sosyal geçerlilik ölçeği uygulanmıştır.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar desenidir.Araştırmanın deneklerini, 2008?2009 öğretim yılında Nurçin Sayan İlköğretim Okulu iki ayrı üçüncü sınıf şubesine devam eden iki öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, Hayat Bilgisi, Matematik ve Türkçe dersi kontrol listeleri, ?Saat Okuma? ve ?Atatürk'ün Hayatı? ayrıntılı değerlendirme ölçü aracı, sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir;?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla düşük akademik performans gösteren öğrencilerin yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır.?Geleneksel yönteme göre yapılan öğretim düzenlemeleri düşük akademik performans gösteren öğrencilerin tümünde Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerine yol açmamıştır. Ancak 1 nolu öğrencinin amaçları gerçekleştirmesine yol açmıştır.?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri düşük akademik performanslı öğrencilerin Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında amaçları gerçekleştirmelerinde geleneksel yönteme göre yapılan öğretim düzenlemelerinden daha etkilidir.?Özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleri Matematik ve Hayat Bilgisi disiplin alanlarında düşük akademik performanslı öğrencilerin kazandıkları amaçları farklı ortam ve kişiye genellemelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmektedir.?Araştırmaya katılan öğretmenler özel eğitim danışmanlığı yoluyla yapabildiklerini dikkate alarak yapılan öğretim düzenlemeleriyle ilgili olarak öğrencilerin öğrenmesine yol açtığını ve öğrencilerin özelliklerine göre planların verilmesinin kullanışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.Düşük akademik performanslı öğrencilere özel eğitim danışmanlığı yoluyla anında müdahale edilerek yapabildikleri ve gereksinimleri belirlenerek bu gereksinimlere ve yapabildiklerine göre öğretimlerin düzenlenmesi onların gelişim ve disiplin alanlarında ilerlemelerini sağlayabilir.Ayrıca özel eğitim danışmanlığının, düşük akademik performanslı öğrencilerin amaçları gerçekleştirmeleri dışında öğrencinin derse katılma isteğini arttırması ve öğretmenin öğrenciyi gözlemlemesi, tutumunun değişmesini ve kaygılarının giderilmesini sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu bulgular ışığında özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiklerine göre öğretime yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.

Seda Kıraç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin engelli öğrencilere günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında eşzamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu işlem süreçlerinin etkililik ve verimliliklerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, zihin engelli öğrencilere günlük ya?am becerilerinin(ped deği?tirme ve ti?ört ütüleme becerilerinin) kazandırılmasında, e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreçlerinden hangisinin daha etkili ve verimli(ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?tirilen öğretim süreci sayısı, ölçüt kar?ılanıncaya değin öğrencinin yaptığı yanlı? tepki sayısı ve ölçüt kar?ılanıncaya değin geçen toplam öğretim süresi açısından) olduğunu, kazandırılan becerilerin öğretimden 7, 14, 21 gün sonra sürdürülüp sürdürülmediğini ve kazandırılan becerilerin farklı ortam, araç ve ki?ilere genellenip genellenmediğini ortaya koymaktır. Ayrıca ara?tırmada kazandırılan becerilerin önemini ve i?levselliğini belirlemek, bu becerileri kazandırmada kullanılan beceri i?lem süreçlerinin uygunluğunu ve i?levselliğini değerlendirmek amacıyla ailelerin ve öğretmenlerin görü?leri alınmı?tır. Ara?tırmada, tek denekli deneysel desenlerden uyarlamalı dönü?ümlü uygulamalar modeli kullanılmı?tır. Ara?tırmada öğrencilerin ti?ört ütüleme ve ped deği?tirme becerilerindeki düzeyleri, ara?tırmanın bağımlı deği?kenlerini; günlük ya?am becerilerinin öğretiminde kullanılan e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreçleriyle yapılan öğretim ise bağımsız deği?kenlerini olu?turmu?tur. Ara?tırmanın denekleri, 2008-2009 öğretim yılında, TSK SAĞVAK Güvercinlik Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne kayıtlı 12 ve 14 ya?larında iki kız öğrencidir. Ara?tırmada, deneklerin günlük ya?am becerilerindeki ba?lama düzeyleri tek fırsat yöntemiyle belirlenmi? ve bağımsız deği?kenin bağımlı deği?ken üzerindeki etkisini belirlemek için öğretim oturumlarına yer verilmi?tir. Öğretim oturumları, gün içerisinde ti?ört ütüleme ve ped deği?tirme becerilerinin e?zamanlı ve sabit beklemeli öğretim süreçleriyle öğretimi dönü?türülerek uygulanmı?tır. Öğretim sırasında deneklerin gösterdikleri ilerlemeler, ipucu i?lem süreçlerine uygun olarak hazırlanan ilerleme kayıt çizelgelerine kayıt edilmi?tir. Ara?tırmada öğrencilerin günlük ya?am ve ki?isel bakım becerilerindeki gereksinimlerini, çalı?ma davranı?ları, dil ve taklit becerilerindeki düzeylerini ve öğrenciler için etkili peki?tireçleri belirlemek amacıyla, öğretmen görü?me formu; deneklerin ped deği?tirme ve ti?ört ütüleme becerilerinin öğretimi için gerekli ön ko?ul becerilere sahip olup olmadıklarını belirlemek amacıyla önko?ul beceriler ölçü aracı; günlük ya?am becerilerindeki düzeylerini belirlemek amacıyla, beceri ölçü araçları; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle öğretimi yapılan günlük ya?am becerilerinde, öğretim sırasında öğrencilerin ilerlemelerini kaydetmek amacıyla, ilerleme kayıt çizelgeleri; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, uygulamacı tarafından öğretim sürecinde yer alan basamaklara uygun olarak güvenilir biçimde uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi ve yoklama oturumlarında(ba?lama düzeyi, genelleme, süreklilik) toplanan verilerin güvenilir bir biçimde toplanıp toplanmadığını belirlemek amacıyla, uygulama güvenirliği formu; sabit bekleme süreli ve e?zamanlı ipucu i?lem süreçleriyle öğretimi gerçekle?tirmek amacıyla, e?zamanlı ve sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle sunulan öğretim materyalleri ve kazandırılmak istenen becerilerin önemini ve i?levselliğini, bu becerileri kazandırmada kullanılan beceri i?lem süreçlerinin uygunluğunu ve i?levselliğini belirlemek amacıyla sosyal geçerlik formu hazırlanmı? ve uygulanmı?tır. Ara?tırmada elde edilen veriler, grafiksel olarak analiz edilmi? ve niteliksel olarak yorumlanmı?tır. Ara?tırmanın sonuçlarına göre, zihin engelli öğrencilere günlük ya?am becerilerinin kazandırılmasında her iki ipucu i?lem süreciyle sunulan öğretimin etkili olduğu; ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?en toplam öğretim süresi açısından, sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretime göre daha verimli olduğu; ölçüt kar?ılanıncaya değin gerçekle?en toplam öğretim süreci sayısı ve ölçüt kar?ılanıncaya değin verilen yanlı? tepki sayısı açısından, e?zamanlı ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretimin, sabit bekleme süreli ipucu i?lem süreciyle yapılan öğretime göre daha verimli olduğu; kazandırılan günlük ya?am becerilerinin öğretim bittikten 7, 14, 21 gün sonra sürdürülebilirliği ve farklı ortam, ki?i, araç-gerece genellenebilirliği açısından farklılık olmadığı izlenimi edinilmi?tir.

EtkililikEş zamanlı ipucuyla öğretimGünlük yaşam+5
Banu Sayğın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda disiplin alanlarında yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretimin amaçları gerçekleştirmesine olan etkisi

Bu araştırmanın genel amacı, birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretimin amaçları gerçekleştirmesine olan etkisini belirlemektir.Araştırmanın deseni tek denekli deneysel desenlerden davranışlar arası çoklu yoklama modeli desenidir.Araştırmanın deneğini, 2008?2009 öğretim yılında Satuk Buğra İlköğretim Okulu üçüncü sınıf şubesine devam eden 11 yaşında kız öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, Hayat Bilgisi, Matematik ve Türkçe dersi kontrol listeleri,?Noktalama İşaretleri?, ?Saat Okuma? ve ?Atatürk'ün Hayatı? ölçü aracı, sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şu şekildedir.Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretim, öğrencinin anılan akademik alanlarda amaçları gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Birlikte eğitim ortamına yerleştirilmiş zihinsel yetersizliği olan öğrencinin özel eğitim danışmanlığıyla akademik alanlarda yapabildikleri dikkate alınarak yapılan öğretim öğrencinin amaçları gerçekleştirmesinde etkilidir. Özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimin, akademik alanlarda öğrencinin kazandığı amaçları farklı ortam ve kişiye genellemelerinde etkili olduğu izlenimi edinilmektedir. Araştırmaya katılan öğretmen öğrenci davranışları üzerindeki olumlu etkisi ve özel eğitim danışmanlığıyla yapabildiği dikkate alınarak düzenlenen öğretimin kullanışlılığı hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.Özel eğitim danışmanlığıyla zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yapabildikleri ve gereksinimleri belirlenerek yapabildiklerine göre öğretim düzenlemesi onlar genel eğitim sınıfında gelişim ve akademik alanlarda ilerlemeleri sağlayabilir.Ayrıca özel eğitim danışmanlığıyla ilgili uygulamaya ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim Danışmanlığı, Öğrencilerin Yapabildiklerine Göre Öğretim

EğitimGrup eğitimiKaynaştırma eğitimi+4
Semiha Ülker
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00