
314
Arşivlenen Tez
7
DOI Atanmış
2%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kitlesel bireyselleştirmede mobil tasarım uygulamasının tüketici davranışı üzerine etkisi
Kitlesel bireyselleştirme, tüketicilerin benzersiz istek ve ihtiyaçlarına cevap vermeyi ve bu doğrultuda tüketicilere bireyselleştirilmiş ürün ve hizmet sunmayı amaçlamaktadır. Kitlesel bireyselleştirmeyi tüketicilerle etkileşimli bir şekilde uygulamak için günümüzde çeşitli dijital platformlar kullanılmaktadır. Tüketicilerin her an yanında bulunduğu ve sık sık kullandıkları mobil cihazlar bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmada tüketicilerin mobil cihazlar üzerinde kendi pastasını kişiselleştirebileceği bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen mobil uygulama Isparta'nın Yalvaç ilçesinde özel sektörde faaliyet gösteren bir işletmede kullanıma sunulmuştur. Kullanılan mobil pasta tasarım uygulamasının, tüketiciler tarafından kullanım niyeti ve davranışına etki eden faktörleri belirlemek amacıyla Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Modeli kullanılarak tüketicilere anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket çalışması neticesinde mobil tasarım uygulamasını kullanan tüketicilerin, uygulamayı kullanma niyeti üzerinde performans beklentisi ve çaba beklentisi, kullanım davranışı üzerinde ise kullanım niyeti ve kolaylaştırıcı şartların olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Siber zorbalık ile iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, iş yerlerinde siber zorbalığa maruz kalan çalışanların iş tatminini ve örgütsel bağlılığını ölçmek ve aynı zamanda siber zorbalık, iş tatmini ve örgütsel bağlılık ilişkisini incelemektir. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Anketler üç farklı ölçek ve demografik soruların yer aldığı bölümlerden oluşmaktadır. Çalışma verilerinin toplanmasında Kayman (2017) tarafından geliştirilen İş Yeri Siber Zorbalık Mağduriyeti Ölçeği, Z. Kuşluvan ve S. Kuşluvan (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan İş Tatmini Ölçeği ve Şeşen (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2017-2018 yıllarında Manisa Organize Sanayi Bölgesinde halen faaliyet gösteren 176 işletme oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden seçilen 457 işletme çalışanı oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin analizi IBM SPSS 20.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada betimsel istatistiklerin yanı sıra, güvenilirlik analizi, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; çalışanların siber zorbalığa maruz kalma durumları ile iş tatminleri arasında istatistiksel açıdan doğrusal ve negatif bir ilişkinin olduğu fakat çalışanların siber zorbalığa maruz kalma durumları ile örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Siber zorbalığın alt boyutlarından olan; çalışanların iletişimlerinin engellenmesine maruz kalması ve çalışanların sosyal medyada saldırıya maruz kalması ile iş tatmini arasında istatistiksel açıdan doğrusal ve negatif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Yine siber zorbalığın alt boyutlarından çalışanların mesai dışı saldırıya maruz kalma durumu ile örgütsel bağlılık arasında doğrusal ve pozitif bir ilişki olduğu fakat çalışanların sosyal medyada saldırıya maruz kalma durumları ile örgütsel bağlılık arasında doğrusal ve negatif bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda çalışanların siber zorbalığa maruz kalma durumlarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siber Zorbalık, Siber Mağduriyet, İş Tatmini, Örgütsel Bağlılık
Instagram'da algılanan sürü davranışının, markaya olan davranışsal bağlılığın ve beğiniyi ifade etmeye yönelik tutumun satın alma niyeti üzerindeki etkisi
Bu araştırmada Instagram'da algılanan sürü davranışının, markaya olan davranışsal bağlılığın ve beğeniyi ifade etmeye yönelik tutumun satın alma niyeti üzerindeki etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, kolayda örnekleme yöntemiyle Instagram'da bir markayı takip eden ve Instagram aracılığıyla alışveriş gerçekleştiren 612 Instagram kullanıcısına ulaşılmıştır. Araştırmada; frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler, normallik testi, açımlayıcı (keşfedici) faktör analizi, güvenilirlik analizi, anova analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Verilerin normal dağıldığı, ölçeklerin güvenilir ve geçerli olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda; algılanan sürü davranışı, markaya olan davranışsal bağlılık ve beğeniyi ifade etmeye yönelik tutumun satın alma niyetindeki değişimin %44,8'ini pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda algılanan sürü davranışı ve markaya olan davranışsal bağlılığın, beğeniyi ifade etmeye yönelik tutum üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu ortaya çıkartılmıştır.
Yönetim bilişim sistemleri öğrencilerinin işletmede mesleki eğitimlerinin iş bulmasına etkisinin veri madenciliği ile analizi
Teknoloji ile birlikte değişen dünya koşulları göz önüne alındığında eğitim kurumlarının piyasa koşullarına ayak uydurma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Değişimlere ayak uydurabilen, yenilikleri takip edebilen, kendini sürekli geliştirebilen öğrenciler yetiştirmek için işletmede mesleki eğitim modeli ismiyle bilinen model ders müfredatlarında ki yerini almıştır. Öğrenciler lisans eğitiminde 8 ya da ön lisans eğitiminde 4 dönem olan eğitim süreçlerinin 1 dönemini iş yerinde geçirme imkânı bulmaktadırlar. Çalışmanın amacı yönetim bilişim sistemleri bölümünde 10 yıldır kullanılan "+1 Uygulamalı Eğitim Modelinin" öğrencilerin iş bulma konusunda sağladığı faydaların incelenmesi ve gelecek dönemler için daha uygun akademik ve sektörel yönlendirmelerin yapılabilmesidir. Bu amaç doğrultusunda Bucak Zeliha Tolunay Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünden mezun öğrencilere ait cinsiyet, AGNO, işletmede mesleki eğitim sektör bilgileri gibi öznitelikler kullanılarak mezuniyet sonrası çalışma durumu ve sektörel bilgileri veri madenciliği yöntemleri ile analiz yapılmıştır. Oluşturulan veri setinin analizi için Orange Data Mining programı kullanılarak Destek Vektör Makineleri, Naive Bayes, K En Yakın Komşu, Lojistik Regresyon, Yapay Sinir Ağları ve Rastgele Orman gibi sınıflandırma algoritmaları seçilmiştir. Ayrıca Birliktelik kuralları analizi için Apriori algoritmasından faydalanılmıştır. Öğrencilerin okul dönemlerine ait öznitelikler kullanılarak uygulanan sınıflandırma analizlerinde en başarılı tahminlemeyi K En Yakın Komşu algoritması yapmıştır. Kullanılan öznitelikler ile iş bulma durumu arasındaki ilişki hakkında fikir vermektedir. Birliktelik analizi sonuçları incelendiğinde kamu sektöründe işletmede mesleki eğitim yapan öğrencilerin büyük çoğunluğunun iş bulamadığı gözlemlenmiştir. Bilişim sektöründe işletmede mesleki eğitim yapan öğrencilerin büyük çoğunlukta iş buldukları ve özellikle bilişim sektörüne yöneldikleri gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları dikkate alındığında işletmede mesleki eğitim yapmayı planlayan öğrencileri daha etkili yönlendirmek adına önermeler verilmiştir.
Türkiye'de beş yaş altı çocuk ölümlerine etki eden faktörlerin belirlenip yapay zekâ yöntemleri ile modellenmesi
Beş yaş altı ölümler bebeklik ve çocukluk dönemi ölümleri olarak ikiye ayrılmaktadır. 11. ay ve öncesinde gerçekleşen ölümler bebeklik dönemi ölümleri 12. ay ile 59. ay arasında meydana gelen ölümler ise çocukluk dönemi ölümleri olarak adlandırılmaktadır. Ülkeler beş yaş altı çocuk ölümlerini azaltmak için birçok farklı çalışmalar yürütmektedirler. Yapılan çalışmalar ile ölümler azalmaktadır ancak hedeflenen sonuçlara henüz ulaşılamamıştır. Bu çalışmada 1988-2018 yılları arasındaki beş yaş altı çocuk ölümlerini etkileyen etkenlerin ölüm sonuçları üzerindeki etkileri incelenmektedir. Çalışmada 10 öznitelik Orange 3 28.0 programı kullanılarak 9 farklı algoritma ile değerlendirilmektedir. Beş yaş altı çocuk ölümleri üzerinde en çok etkiye sahip olan öznitelikler belirlenerek beş yaş altı çocuk ölümlerinin azaltılmasında yol göstermek amaçlanmaktadır. Çalışmada kullanılan algoritmalara ait sınıflandırma başarılarını arttırabilmek için hiperparametre optimizasyonundan yararlanılmıştır. Bu sayede algoritmalara ait en iyi sonucu veren parametreler belirlenebilmiştir. Çalışmaya uygun algoritmalar ve parametreleri kullanılarak elde edilen sonuçlara göre beş yaş altı çocuk ölümleri üzerinde en etkili öznitelik Kişi Başına Düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla olmuştur. En başarılı sonuca ise Destek Vektör Makineleri algoritması ile ulaşılmaktadır.
Yapay Sinir Ağı yöntemleri kullanılarak kalp krizinin tahmin edilmesi
Bu tez çalışmasında, kişinin kalp krizi durumunun tespit edilmesi amacıyla, literatürde bulunan makine öğrenme yöntemlerinden birisi olan Çok Katmanlı Yapay Sinir Ağı (ÇK-YSA) modeli ve Elektrokardiyogram (EKG) sinyalleri kullanılarak yardımcı bir karar destek sisteminin tasarımı ve imalatı gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen çalışmada "PTB Diagnostic ECG" veri setinden elde edilen EKG verileri kullanılmıştır. Bu EKG sinyalleri üzerinde ilk olarak Pan-Tompkins algoritması kullanılarak gürültüler temizlenmiş ve farklı öznitelikler elde edilmiştir. Elde edilen bu öznitelikler ve belirlenen parametreler ile bir ÇK-YSA modeli tasarlanmış ve eğitilmiştir. Eğitilen ÇK-YSA modelin bulunduğu üniteye ek olarak ayrı bir de kontrol devresi hazırlanmıştır. Bu kontrol devresi ile kişiden anlık olarak EKG sinyalleri alınmış ve bu sinyaller ÇK-YSA modelinin bulunduğu üniteye bluetooth üzerinden aktarılmıştır. Aktarılan sinyallerden, ÇK-YSA ile kişinin sağlık durumu ile ilgili bir tahmin bilgisi elde edildikten sonra tekrar bluetooth üzerinden kontrol kartına gönderilerek kişinin sağlık durumu bilgisi ekran üzerinden kullanıcıya sunulmuştur. Sistemin genel başarısı, doğruluk, pozitif geri çağırma, negatif geri çağırma, pozitif hassasiyet, negatif hassasiyet ve F1 skoru için sırasıyla 0.86, 0.88, 0.70, 0.96, 0.41, 0.92 ve 0.52 değerleri elde edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, sistemin kalp krizi tespitinin tahmininde başarılı olduğu ispatlanarak, literatüre konu ile ilgili güncel bir çalışma daha kazandırılmıştır.
Bilişim teknolojileri kullanımının işletmelerin küreselleşmelerine etkileri: Zambiya ve Türk bankacılık sektörünün karşılaştırılmalı durum çalışması
Küreselleşme, tarihteki en zorlu gelişmedir. Küreselleşme, bilişim teknolojisindeki olağanüstü büyüme ve kapalı ekonomilerin ve toplumların açılmasıyla kolaylaştırılan ticaret ve sermaye akışları yoluyla dünya ekonomilerinin artan entegrasyonudur. Küreselleşme, ulusal ekonominin küresel pazarlara açılmasını içermektedir. Küreselleşme hemen hemen tüm sektörleri etkiler ve bankacılık sektörü de bir istisna değildir. Bankacılık sektörünün küreselleşmesine katkıda bulunan diğer faktörler, yeni iş modellerinin ortaya çıkması, bankacılık için küresel zorlukların ortaya çıkması ve yeni rakiplerin ortaya çıkmasıdır. Küreselleşme, hem Zambiya'da hem de Türkiye'de bankacılık sektöründe devrim yaratmıştır. Zambiya ve Türk bankalarının küreselleşmesi, bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle kolaylaşmıştır. Bu çalışmada, 1992'den 2021'e kadar Zambiya ve Türk bankacılık sektörünün küreselleşmesine Bilişim Teknolojilerinin (BT) etkisi araştırılmıştır. Analizi gerçekleştirmek için bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar, yabancı banka aktifleri, yabancı alacaklar ve yerleşik olmayan bankalardan alınan krediler değişken olarak kullanılmıştır. Çalışmada, en küçük kareler (OLS) yöntemi benimsenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, aşağıdaki öneriler önerilmektedir. Öncelikle Zambiya bankacılık sektörü özellikle yurt dışında daha fazla banka şubesi açmalıdır. Ayrıca elektronik hizmetlerini daha erişilebilir hale getirmenin yollarını bulmalı ve özellikle kırsal alanlarda daha fazla ATM kurmalıdır. Hem bankacılık sektörü hem de ilgili düzenleyici kurumlar, her türlü müşteriye daha ucuz ve daha iyi hizmet verme yolları için yenilik yapmaya çalışmalıdır. Hükümet, bankacılık sektörü düzenleyici otoriteleri, Zambiya Merkez Bankası ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası aracılığıyla bankaları finansal yeniliklere teşvik etmeli, ancak aynı zamanda ödeme sistemlerinin bütünlüğünü sağlamak için bu tür gelişmeleri yakından düzenlemelidir. Finansal yenilik, ekonomik büyümenin itici gücüdür. Her iki bankacılık sektörü de, yerleşik olmayan bankalara daha fazla borç vermeyi ve yabancı banka aktiflerini ve yabancı alacaklarını artıran faaliyetleri artırmayı ve böylece bankacılık sektörünü geliştirmeyi düşünmelidir. Ayrıca bankaların, sistem hatalarını ve aksaklıkları önlemek için ödeme sistemlerinin iyi durumda olmasını sağlamaları tavsiye edilmektedir.
The effect of technology usage level on job performance: A study on ığdır university administrative staff
Bilişim teknolojileri tarihi incelendiğinde, 21 Kasım 1969'da ABD savunma bakanlığına bağlı ARPA tarafından geliştirilen, dünyanın ilk paket ağı ve internetin öncüsü olan ARPANET ile bilişim teknolojilerinin temelinin atıldığı görülmektedir. İlk başta nükleer saldırılara karşı kurulan ARPANET, başta Kaliforniya üniversitesi olmak üzere bazı üniversitelerde zamanla geliştirilmiş ve internetin temeli atılmıştır. İnternetin kurulumu ile bilişim sistemleri büyük bir ilerleme kat etmiştir. Doğal olarak bilişim ağlarında yaşanan gelişmeler, devlet sistemlerinde de değişimlere yol açmıştır. Küreselleşen dünya ortamında bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile beraber kamuda değişim ve dönüşümlerin yaşanması kaçınılmaz olmuştur. Böylece BT literatürü incelendiğinde, yönetim kavramı ile olan etkileşimi de görülmektedir. Özellikle modern yönetim anlayışında yaşanan değişimler, teknolojik gelişmeler ile paralellik göstermektedir. Ayrıca teknolojinin hızla gelişmesi, geleneksel devlet anlayışından elektronik devlet anlayışına geçişi sağlamış ve kamuda bazı değişimler yaşanmaya başlamıştır. Bu çalışmada, teknoloji kullanım düzeyinin iş performansına etkisi incelenip personel üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Bilgi teknolojileri kavramı anlatılmış, kamu sektöründe kullanılan teknoloji altyapılarından ve dünyada kullanılan bazı teknoloji uygulamalarından söz edilmiştir. Kamuda kullanılan teknoloji altyapılarından; MERNİS, UYAP, e-belediye, EBYS gibi sistemlerin anlatılması, çalışmada bilişim teknolojileri kavramına farklı bir boyut katmıştır. Bu çalışma, teknoloji kullanım düzeyinin iş performansına etkisini araştırmak için anket yönteminin kullanıldığı bir saha araştırması şeklinde yapılmış ve böylece araştırma kapsamında evren olarak Iğdır Üniversitesi idari personeli seçilmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda elde edilen bulgular detaylı bir şekilde analiz edilmiş ve son olarak elde edilen bulgulardan yola çıkılarak sonuç ve öneriler kısmı ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Bilgi Teknolojileri, İş Performansı, İdari Personel.
Akıllı seralardan toplanan verilerin veri madenciliği yöntemleri ile modellenmesi
Dünya nüfusunun giderek artması, gıdaya olan ihtiyacın artmasını da beraberinde getirmektedir. Tüketicinin ihtiyaçlarına hızla cevap verebilmek, daha kaliteli ürün sunmak için diğer sektörlerde olduğu gibi tarım sektörünün de çağın getirdiği yeniliklere ayak uydurması gerekmektedir. Gelişen teknoloji akıllı tarım uygulamalarını da beraberinde getirmiştir. Bu sayede çiftçilere akıllı seralarda üretime devam edebilme olanağı sağlanmıştır. Çalışmanın amacı akıllı serada veri madenciliği yöntemlerini kullanılarak domates üretimindeki sulama suyu ve ortalama iç sıcaklık arasındaki ilişkinin alınan tonaja etkisini incelemektir. Ayrıca son dört yıla ait veriler içinde oluşturulan modellerden doğruya en yakın sonucu veren algoritmalar belirlenmiştir. Belirtilen amaç doğrultusunda akıllı seradan elde edilen üretim verilerinden yararlanılarak veri madenciliği yöntemlerinden, rastgele orman, k-en yakın komşu, yapay sinir ağları ve karar ağaçları algoritmaları kullanılarak modelleme yapılmıştır. Çalışmada kullanılan üretim verileri 2004 yılında Afyon'un Sandıklı ilçesinde üretime başlamış olan akıllı sera uygulamasını kullanan bir işletmeden elde edilmiştir. Söz konusu veriler Mart 2019 ile Aralık 2022 yıllarına ait domates üretim verileridir. Bu verilerden yararlanarak ayrıca korelasyon analizi yapılıp, dağılım grafiğinde sulama ve ortalama iç sıcaklık değerleri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda akıllı serada yetişen domateslerin verimliliğini etkileyen sulama suyu ve ortalama iç sıcaklık faktörlerinin doğru orantıda olmasının üretim verimliliği üzerindeki olumlu etkisi doğrulanmıştır. Ayrıca, her yıl için ayrı ayrı yapılan modelleme sonucunda farklı algoritmalar en az hata ile doğruya en yakın sonucu vermiştir. Tarım alanında üretim yapan işletmeler üretim verilerini veri madenciliği yöntemleriyle analiz ederek ürün verimliliğini arttırabilirler.
Tıbbi görüntülerde sınıflandırma başarısının arttırılması için ön işlem ve model parametrelerinin sezgisel optimizasyonu
Hastalıkların tespiti, takibi ve tedavilerinin uygulanması amacıyla tıbbi görüntüleme tekniklerinden yararlanılmaktadır. Fakat tıbbi görüntüleri kullanarak tanı koyan uzmanlar da unutma ve yorgunluk gibi insani faktörlerden etkilenmektedir.. Yapay zekânın alt dalı olan derin öğrenme teknolojisi ile geliştirilen modeller, birçok hastalığın teşhisinde ve sınıflandırılmasında kullanılmaktadır. Bu çalışmada, tıbbi görüntülerin sınıflandırma başarısının artırılması için ön işleme teknikleri de kullanılarak en uygun model ve parametrelerin sezgisel optimizasyon ile belirlenmesi gerçekleştirilmiştir. Meme kanseri veri setleri (MKVS-1, MKVS-2), akciğer nodülü veri seti (ANVS), akciğer kanseri veri seti (AKVS) ve diyabetik retinopati (DR) göz hastalığının sınıflandırılması için, literatürde önemli yer tutan veri setleri kullanılmıştır. Verilere ilk olarak kontrast sınırlı uyarlanabilir histogram eşitleme (CLAHE) ön işleme tekniği uygulanmıştır. Daha sonra orijinal ve CLAHE uygulanmış veriler olarak ikiye ayrılan bu veri setlerine çeşitli filtreler uygulanmıştır. Veriler hazırlandıktan sonra ızgara arama (IA), diferansiyel evrim (DE) ve parçacık sürü optimizasyonu (PSO) yöntemleri ile ANVS üzerinde bir optimizasyon çalışması yapılmıştır. IA yöntemi ile ANVS üzerinde en yüksek doğruluk elde edildikten sonra DE ve PSO algoritmaları 10 defa çalıştırılmış ve karşılaştırma yapılmıştır. DE optimizasyonu daha başarılı bulunduktan sonra beş veri seti DE algoritması ile 10 defa çalıştırılmıştır. ANVS, MKVS-1 ve DR veri setlerinde veri artırma uygulanmamış hali ile, AKVS ve MKVS-2 veri setlerinde ise veri artırma uygulanmış hali ile DE algoritması kullanılarak 10 defa çalıştırılma sonrasında en yüksek doğruluk skorları elde edilmiştir. ANVS için 0,9903, MKVS-1 için 0,813, DR veri seti için 0,9141, AKVS için 0,95 ve MKVS-2 için 0,8807 doğruluk elde edilmiştir. Aynı veri setlerinin kullanıldığı diğer çalışmalarla yapılan kıyaslamada ANVS ve AKVS için literatüre göre daha başarılı sonuçların elde edildiği gözlenmiştir. MKVS-1 ve DR veri setlerinin doğruluk açısından literatürdeki sonuçlara çok yakın sonuçlar elde etmiş olup diğer sınıflandırma metriklerinde ise diğer çalışmalara göre daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
Kamu kurumlarında tekno-stresin nedenleri, etkileri ve tekno-stresle başa çıkma mekanizmaları
Gelişen teknolojiye paralel olarak hayatımıza giren tekno-stres kavramının nedenleri, etkileri ve tekno-stresle başa çıkma yöntemleri kişilerin hayat tarzı, çalışma alanları, bilgi birikimleri ve eğitimleri, yaş ve cinsiyetleri gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bu tezde kamu kurumlarında teknoloji-yoğun işlerde çalışan kişilerde tekno-stresin nedenleri, etkileri ve tekno-stresle başa çıkma mekanizmalarının keşfedilmesi amaçlanmış, 14 katılımcı (7 erkek, 7 kadın) ile yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler MAXQDA 2020 programı vasıtasıyla nitel yöntemlerle analiz edilmiştir. Tekno-stesin nedenleri ve etkilerinin daha belirgin olacağı düşünüldüğünden çalışma grubu, "amaçlı örnekleme yöntemleri"nden "ölçüt örnekleme" yöntemiyle seçilen teknoloji-yoğun işlerde çalışan kamu personellerinden oluşturulmuştur. Analiz sonucunda kamu kurumu çalışanlarında tekno-stresi yaratan nedenler, tekno-stresin etkileri ve tekno-stresle başa çıkma mekanizmalarının literatürdeki araştırmalarla büyük ölçüde paralel olduğu görülmüştür. Katılımcılarda örgütten kaynaklı sorunların, tekno-stresin birincil nedeni olduğu ve benzer şekilde iş ve görevden kaynaklı faktörlerin, tekno-stresin etkileri arasında en başta yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Örgütten kaynaklanan tekno-stresin en büyük nedeninin acele, süreli ve yeni işler, iş ve görevden kaynaklı tekno-stresin en büyük etkisinin ise odaklanma ve sağlıklı karar alma sorunu ile panik olduğu keşfedilmiştir. Tekno-stresle başa çıkabilmek için katılımcıların ortamdan uzaklaşmayı ve yalnız kalmayı daha çok tercih ettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tekno-stres, Tekno-stresin Nedenleri, Tekno-stresin Etkileri, Kamu Kurumlarında Tekno-stres, Tekno-stresle Başa Çıkma Mekanizmaları.
Öğrencilerin teknoloji kullanımı alışkanlıklarının ve bilişim okuryazarlıklarının PISA test sonuçlarıyla olan ilişkisinin veri madenciliği yöntemleriyle incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 2018 yılında OECD tarafından yapılan PISA uygulamasına Türkiye adına katılan öğrencilerin başarılarını analiz etmektir. Öğrencilerin başarısında teknoloji kullanım alışkanlıklarının ve bilişim okuryazarlıklarının etkisi araştırılmıştır. Çalışmada OECD tarafından yayınlanan test ve anket sonuçlarına ilişkin veriler kullanılmıştır. 2018 PISA uygulamasına katılan toplam 6781 öğrencinin test sonuçları Eğitsel Veri Madenciliği ilkeleri doğrultusunda CRISP-DM iş akış döngüsüne uygun olarak işlenmiştir. Veri analizinde tanımlayıcı veri madenciliği metotlarından olan birliktelik kuralları kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonuçları ile Türkiye'de son dönemde bazı projelerle eğitim teknolojilerine yapılan büyük yatırımların öğrenci başarısı üzerine olan etkilerinin ne yönde olduğu konusuna yanıt aranmıştır. Matematik, Fen ve Okuma Becerileri olarak üç temel disiplinde uygulanan PISA testlerinde üst başarı grubunda yer alan öğrencilerin teknolojiyi ve bilişim araçlarını kullanımlarının başarı düzeylerine olumlu olarak yansıdığı görülmüştür. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulguların öğrencilerin akademik başarıları üzerinde etkisi olan faktörler konusunda eğitimcilere ve eğitim yöneticilerine yol göstereceği düşünülmektedir.
Depremde zarar gören yapıların tespitini ve yapı taşıyıcı birimlerinin verilerini anlık kontrol eden bilgi sistemi
Üzerinde yaşamış olduğumuz yer kürenin oluşumundan günümüze dek her geçen gün hareketliliği devam etmektedir. Bu hareketlilik sonucunda meydana gelen depremler çeşitli yaralanmalara, can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Karşı konulamayan veya durdurulamayan bu afet türü ile alınan tedbirler yardımıyla karşılaşılacak can ve mal kayıpları minimize edilmeye çalışılmaktadır. Deprem öncesi yapı taşıyıcı birimlerinde meydana gelebilecek bozulmalar nedeniyle deprem anında yapı dayanıksız hale gelebilmekte ve deprem esnasında yapının depreme karşı zafiyet göstermesine neden olmaktadır. Bu nedenle yapı birimlerinin sürekli takibi ve gözlemlenmesi büyük önem taşımaktadır. Depremle mücadele kapsamında literatürde birçok çalışmanın yapılmasının yanı sıra yeni çalışmaların gerçekleştirilmesi elzemdir. Deprem öncesi gözlem kadar deprem sonrası zarar gören yapıların tespiti, enkaz altında kalan insanlara yapılacak olan ilk yardım ve kurtarma çalışmaları için önemli bir yer tutmaktadır. Literatürde yapı sağlığı üzerine yüksek irtifalı binalarda çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiş, binaların titreşim hareketleri incelenerek sonuçlar elde edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma ile yapı prototipi oluşturulmuş, prototip içerisine yerleştirilen devre düzeneğinden Raspberry Pi ve sensörler aracılığı ile değerler alınmıştır. Voltaj ve eksen sensörlerinden alınan veriler ile ana bilgisayardaki veri tablosu anlık olarak güncellenmiştir. Böylelikle yapı bütünlüğü bozulması ve deprem sonrası olası bina yıkılma durumunda ana bilgisayarda oluşturulan arayüzde prototip verileri son kullanıcının analiz ve raporlamasına sunacak bir "Yapı Hasar Tespiti ve Deprem Sonrası Yönetim Bilgi Sistemi" geliştirilmiştir. Bu Bilgi Sistemi sayesinde yaşanabilecek deprem öncesi yapı bütünlüğünün anlık olarak takibinin ve yaşanılabilecek deprem sonrası hasar gören yapıların anlık tespitinin yapılarak gerekli birimlerin ivedi bir şekilde müdahale edebilmeleri hedeflenmiştir.
IPv6 geçiş yöntemlerinin güvenlik ve performans analizi
IP (İnternet Protokolü), paket anahtarlamalı bilgisayar ağları arasındaki iletişim için tasarlanmıştır. Küresel ağ Internet'in genel dili olan bu protokol, 1981 yılında RFC 791 ile tanımlanmış ve standartlaşmıştır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan IPv4 (IP versiyon 4), internetin hızlı gelişimi ile birlikte adres uzayını hızla tüketmektedir. IETF bu sorunu çözmek ve protokole yeni fonksiyonlar kazandırmak için 1990'ların başında çalışmalarına başlamış ve 1998 yılında RFC 2460 ile IPv6 standartlarını tanımlamıştır.Yeni protokole geçiş bir akşamda gerçekleşebilecek bir süreç değildir. Bu nedenle farklı iki protokolün uzun süre birlikte çalışması kaçınılmazdır. Protokoller arasındaki geçiş sürecinin başarısı ise, IPv4 düğümlerinin IPv6 düğümleri ile sorunsuz iletişimine bağlıdır. Bu amaçla birçok IPv6 geçiş yöntemi geliştirilmiştir.IPv6 geçiş yöntemlerinin güvenlik ve performans analizinin yapıldığı bu çalışmanın temel amacı, yeni protokolün uygulanması sırasında izlenecek yöntem veya yöntemler hakkında bir öngörüde bulunmaktır. Güvenlik, performans ve uygulanabilirlik ölçütleri ışığında, yapılan çok sayıda araştırma ve gerçek ağ testleri sonucunda, küçük ağlardan çok büyük ağlara kadar IPv6 geçiş yöntemleri değerlendirilmiştir. Ayrıca, daha önce detaylı araştırması yapılmamış, IPv6 geçiş yöntemlerinin servis dışı bırakma saldırıları karşısındaki durumu, gerçek ağ ortamında test edilmiştir. Bu tez çalışmasına ait bir diğer önemli konu, bazı çevirici yöntemlerinde, tek nokta hatalarının giderilmesi için önerilen mekanizmadır. Hazırlanan bu çalışmada, sırasıyla; IPv6 geçiş yöntemleri ile ilgili yapılan bazı çalışmalar hakkında bilgi verilmiş, IPv6 mimarisine ilişkin başlık yapısı ve adresleme özellikleri irdelenmiştir. Ardından mevcut IPv6 geçiş yöntemleri incelenmiş ve bu yöntemlere ilişkin güvenlik ve performans konuları araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümde, IPv6 geçiş sürecinde kullanılması önerilen mekanizmalar, elde edilen bulgular ışığında değerlendirilmiştir.
İnternet reklamcılığı sektörünün dünyadaki gelişimi ve Türkiye'nin bu sektördeki durumu
İnternet reklamcılığı, ekonomik, ölçümlenebilen, hızla yayına alınabilen, hedef kitle belirlenmesine olanak sağlayabilen ve kullanıcı etkileşimine izin veren bir reklamcılık yöntemidir. İnternet reklamcılığı sektörü, oldukça büyük bir hızla yaygınlaşmış ve her geçen gün daha karmaşık bir duruma gelmiştir. Bu yüzden de standartlaşma ve etik rekabet ortamı oluşturabilme adına, çeşitli öz denetim ve idari denetim mekanizmalarının oluşturulması zorunluluğu doğmuştur. Yapılan bu çalışmayla, internet reklamcılığının tarihsel gelişimi, internet kullanım durumları, internet reklamcılığı uygulama yöntemleri, sektörel gelir ve kullanım durumları, düzenleme ve denetleme kurumları başlıkları altında, Türkiye ve dünya ülkeleri penceresinden bakıldığında ortaya çıkan bilgiler sunulmuştur.
Veri madenciliği yöntemleri ile bilgi merkezi verilerinden bilgi keşfi
Bilgi teknolojilerinin neden olduğu büyük verinin etkisiyle hem bireyler hem de kurumlar yoğun bir bilgi bombardımanıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu yoğun bilgi karşısında ihtiyaç duyulan bilgiye erişim hem zahmetli hem de maliyetli olabilmektedir. Buna karşın, büyük hacimli veri kümelerinden uygun teknik ve yöntem kullanılarak yapılan uygulamalar sonucunda kritik öneme sahip değerli bilgiler elde edilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kütüphane otomasyon sistemlerinde tutulan verilerden veri madenciliği yöntemleri ile kullanıcı davranışları, kullanıcı örüntüleri, koleksiyon örüntüleri ve trendleri ortaya çıkarmak; bilgi merkezlerinde koleksiyon geliştirme, koleksiyon yönetimi ve bilgi kaynaklarının etkin kullanımı için bir yol haritası ortaya koymaktır. Araştırmanın iki motivasyon odağı vardır: (i) kullanıcıların bilgi kaynaklarını kullanma eğilimleri üzerinden her bir kullanıcıya ilgi odağına yönelik bilgi kaynaklarını tavsiye etmek; (ii) kullanıcıların beklenti ve eğilimlerine yönelik ürün ve hizmetlerin geliştirilmesinde kütüphane yönetimine ve üst yönetime karar desteği sağlamaktır. Araştırmanın yürütülmesi için Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı tarafından kullanılan kütüphane otomasyon sisteminde (Yordam Kütüphane Bilgi Belge Otomasyonu) tutulan kullanıcılara ilişkin basılı kitap ödünç kayıtları kullanılmıştır. Temin edilen veri seti, veri temizleme, veri dönüştürme ve veri indirgeme işlemleri ile veri ön işlemeden geçirilmiş, RapidMiner Studio Educational 10.3 ve Spyder IDE v5.5.4 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak tanımlayıcı istatistikler verilmiş, yıllık bazda en fazla ödünç alınan kitaplar açıklanmış, ödünç verilen kitapların konu dağılımları ve yıllık ödünç sayıları verilmiştir. Öte yandan cinsiyet ve yaş gruplarına göre kitap tercihleri incelenmiştir. Ardından kişiselleştirilmiş kitap öneri sistemi için k-means kümeleme analizi ve SVDs işbirlikçi filtreleme analizi uygulanmıştır. Analizlerin sonunda kitap önerileri sıralanmış ve sistemin RMSE performans değerleri paylaşılmıştır.
Blok tabanlı kodlama eğitiminin öğrencilerin yaratıcı düşünme ve problem çözme becerisine etkisi
Bu çalışmanın amacı, blok tabanlı kodlama eğitiminin ilkokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme ve problem çözme becerileri üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Araştırma, 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Burdur ilinde bulunan özel bir ilkokulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, ilkokul 3. sınıf öğrencilerine dönem boyunca blok tabanlı kodlama eğitimi verilmiş ve dönem sonunda bu eğitimin öğrenciler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Karma yöntem kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmada, nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Araştırmada, durum deseni ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, blok tabanlı kodlama eğitiminin öğrenciler üzerinde anlamlı bir etki yarattığını göstermiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarına ve sektörde yer alan kodlama robotik öğretmenlerininde bulgular hakkında görüşlerine dayanarak, öğrencilerin derse olan ilgilerinin arttığı, dersin çocukları heyecanlandırdığı ve okula olan motivasyonlarını artırdığı bulunmuştur. Problem Çözme Envanteri (PÇE) ön test ve son test sonuçlarına göre, öğrencilerin problem çözme becerilerinde anlamlı bir farkın olduğu saptanmıştır. Blok tabanlı kodlama eğitiminin cinsiyet bazında etkilerine bakıldığında, hem kız hem de erkek öğrencilerin problem çözme becerilerinde anlamlı farklar olduğu görülmüştür. Kız öğrencilerin eğitim almadan önceki ve eğitim aldıktan sonraki PÇE puanları karşılaştırıldığında, anlamlı ve olumlu yönde bir gelişmenin olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde, erkek öğrenciler için de benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Covıd-19 krizinin insan kaynakları yönetimi uygulamalarına etkisi: Ankara ilinde farklı sektörlerdeki insan kaynakları çalışanları üzerine inceleme
Çin'in Wuhan kentinde, Aralık 2019 tarihinde ortaya çıkan, COVID-19 kriz sürecinin etkisi küresel ölçekte ve birçok alanda görülmektedir. Bu yeni süreç, çalışma alanında yeni yönetim uygulamalarının geliştirilmesini zorunlu kılmakla birlikte bazı uygulamalarda değişikliklere yol açmaktadır. Bu yüzden, insan kaynakları uygulamalarına COVID-19 krizinin etkilerinin ortaya koyulması, bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlamak açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla pandemiden kaynaklanan krizin, kontrol altında tutulması ve insan kaynakları yönetimi uygulamalarında iyileştirmelerin gerçekleştirilebilmesi için önce etkilerinin incelenmesi ve bu doğrultuda gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada; işletmenin insan kaynakları yönetimi (İKY) uygulamalarına COVID-19'un etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, farklı sektörlerdeki İnsan Kaynakları çalışanlarının COVID-19 kriz deneyimleri incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veriler toplanmıştır. İlgili çalışma, COVID-19 krizinin işletmelerin İKY uygulamaları üzerindeki etkisini inceleyerek, bu alandaki düzenlemelerin iyileştirilmesine ışık tutmayı ve gelecekte meydana gelebilecek krizlere yol gösterici olmayı amaçlamaktadır. Araştırmada; kriz yönetimine, İKY uygulamalarına ve COVID-19 krizinin İKY uygulamalarına etkisine dair literatür taraması yer almaktadır. Araştırma sonuçları, konuya ilişkin insan kaynakları çalışanları ile görüşülerek elde edilen bulgulara göre oluşturulmuştur. İnsan kaynakları çalışanlarından elde edilen verilere göre, COVID-19 krizinden ağırlıklı olarak etkilenen insan kaynakları yönetimi uygulamaları; "İşgücü Planlaması ve İşe Alım Süreci", "Ücret Yönetimi ve Yan Haklar" ve "İş Güvenliği ve İş gören sağlığı" şeklindedir. Bu bilgilerden hareketle, COVID-19 krizinin belirtilen insan kaynakları yönetimi uygulamaları üzerinde ağırlıklı olarak etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dijital teknolojiler ve aktivizm
İnsanlık tarihi boyunca bir devri kapatıp diğer devri başlatan pek çok gelişme yaşanmıştır. Teknoloji dünyasında da bilgisayarların ortaya çıkması ile başlayan bu serüven beraberinde internetin keşfedilmesine önayak olarak yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. İnternetin varlığı teknoloji dünyasının dijitale açılan kapısı olmuştur. İnternetin ilk yıllarından günümüze kadar geçen sürede dijital teknolojiler gelişim göstermişlerdir. Günümüzde ise dijital teknolojiler aracılığıyla insan hayatının her alanında dijitalleşme yaşanmaktadır. Artık insanlar kendilerini ifade etmek ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için fiziksel mekanlardan ziyade dijital platformları tercih etmektedirler. Toplumsal olaylar karşısında değişime destek olmak veya tam tersi yönde tepki göstermek eylemi olarak tanımlanan "aktivizm" ise dijital dünyada yeni versiyonu ile yerini almaktadır. İnsanlar, toplumun genelini veya bir kısmını rahatsız eden olaylar karşısında tepki göstermek, kendini savunmak, fikirlerini ifade etmek amacıyla örgütlenerek değişim yaratmak istemektedirler. Bu noktada devreye aktivistler girmektedir. Aktivistler, kitlelere hitap ederek eylemler düzenleyip bir etki oluşturmayı hedeflemektedirler. İstedikleri etkiyi oluşturmak için geleneksel eylem biçimlerini bırakan aktivistler, dijital teknoloji araçlarını tercih etmektedirler. Bu çalışmada günümüz dijital teknolojileri ve dijital teknolojilerin aktivizm faaliyetleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Anahtar kelimeler: dijital teknolojiler, aktivizm, dijital aktivizm, internet, internet teknolojileri
Çalışanların bireysel performansına ve ücret beklentisine etki eden faktörler: Araştırma altyapı merkezlerine yönelik bir uygulama
Bu çalışmada, insan kaynakları yönetiminin en önemli işlevlerinden biri olan "performans değerleme" ve "ücret yönetimi" kavramları üzerinden araştırma altyapı merkezlerinde yürütülen uygulamalar ve ihtiyaçlar çerçevesinde bir model geliştirilmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında araştırma alt yapı merkezinde görev alan 21 katılımcı ile nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme yöntemi kullanılarak veriler elde edilmiştir. Katılımcılardan alınan örnek ifadeler çerçevesinde araştırmanın amacı kapsamında temalara ulaşılmıştır. Sonuç olarak yapılan çözümlemelerde iş tanımının performansa etkisi, kurumlardan beklentinin performans ve ücrete yansıması, çalışanlardan beklentinin performansa etkisi, riskin performans ve ücret beklentisine etkisi ve istihdam politikası-ücret dengesi şeklindeki temalarda iş tanımı vurgusunun ön plana çıktığı belirlenirken her temada buraya referans verilmektedir. Dolayısıyla araştırma alt yapı merkezindeki performans ve ücret ilişkisinde temel belirleyicisinin iş tanımı olduğunu söylemek mümkündür. Bir diğer önemli sonuç ise risklerin varlığıdır. Risk arttıkça çalışanların performansında dengesizlikler olduğu ancak ücret olgusunun devreye girmesiyle risklerin göz ardı edilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Performans Değerleme, Ücret Yönetimi, Performans Yönetimi, Araştırma Altyapı Merkezleri.
Proje yönetimi bilgi birikim kılavuzu'nun (PMBOK 7'nci sürüm) uyarlanması üzerine bir araştırma
Proje yönetimi alanı, geçmişte olduğu gibi gelecekte de birçok akademik disiplin, endüstri, iş dünyası ve toplumsal hayat için önemini koruyacak bir çalışma ve araştırma alanıdır. İlk olarak detaylı planlama ve süreç kontrolu ile sıralı ilerlemeyi gerektiren geleneksel proje yönetimi benimsenmiş ve genel kabul görmüştür. 1996 yılında ilk sürümü yayımlanan PMBOK (Proje Yönetimi Bilgi Birikim Kılavuzu) söz konusu geleneksel yaklaşımı temel almış, o tarihten günümüze kadar proje yönetimi alanında en iyi uygulamalar arasında ön sırada yer almıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, yazılım mühendisliği ve bilişim uygulamalarına da yansımıştır. Geleneksel proje yönetimi hızlı değişen, dinamik ve karmaşık yazılım projelerinin ihtiyaçlarını karşılamada çeşitli güçlükler ortaya koymuştur. Bu bağlamda 2000'li yılların başından itibaren çevik proje yönetim modelleri yazılım projelerinde yaygın olarak kullanılmaya başlamış ve çevik yaklaşım günümüzde göreceli olarak standart hale gelmiştir. Öte yandan geleneksel süreç odaklı yaklaşım PMBOK Sürüm-6'ya kadar devam ettirilmiştir. Ancak, donanım, yazılım ve en önemlisi yapay zekadaki baş döndürücü gelişmeler 2021 yılında sunulan PMBOK Sürüm-7'de değer teslimine odaklı, ilke tabanlı, dinamik ve esnek bir çerçevenin temel alınmasını, yapısı ile felsefesinin değişimini zorunlu kılmıştır. PMBOK, dünya ve ülkemiz genelinde kamuda ve özel sektörde yaygın kullanılan proje yönetim çerçeveleri arasında önde gelenlerden biri olduğunu söylemek mümkündür. Bu durum ve söz konusu köklü değişiklikler dikkate alındığında, proje yönetimiyle ilgili endüstri uygulamaları ve bilimsel araştırma alanı için yeni ve önemli problem sahaları oluşturduğu söylenebilir. Geleneksel, çevik ve hibrit proje yönetim modellerinin projeye ve organizasyona nasıl uyarlanacağı konusu bu problemlerin başında gelmektedir. PMBOK'ta uyarlama kavramı; proje yönetim metodu, yönetişim ve süreçlerin hem proje ekibi hem de organizasyon açısından projeye uygun hale getirilmesi olarak (PMI, 2021a) tanımlanmaktadır. Her ne kadar PMBOK Sürüm-7'de uyarlamaya yönelik bir bölüm ve öneriler sunulsa da içerik, yapı ve yöntem bağlamında mevcut önerilerin ülkemiz bağlamında ve bilimsel çerçevede araştırılma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Literatür incelediğinde, söz konusu probleme yönelik araştırmaların son derece sınırlı olduğu gözlenmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın temel amacı, PMBOK Sürüm-7 kapsamındaki sekiz proje performans alanı doğrultusunda proje yönetiminin uyarlamasındaki yaklaşımları, kullanılan yöntem, teknik, araç ve uyarlama güçlüklerini belirlemektir. Çalışma karma araştırma yaklaşımı doğrultusunda, yöntemsel üçgenlemeyle nicel ve nitel araştırma teknikleri kullanılarak iki aşamada yürütülmüştür. Anketle toplanan veri araştırmanın nicel bileşenini ve birinci aşamasını; yarı yapılandırılmış mülakatlarla toplanan veriler araştırmanın nitel bileşenini ve ikinci aşamasını oluşturmuştur. Araştırmanın tasarımı, benimsenen felsefe ve bilişim sistemleri literatürü dikkate alındığında, bu çalışmanın bir kuramı açıklamayı ve test etmeyi amaçlayan bir araştırma olduğunu söylemek mümkündür. Sekiz performans alanına yönelik elde edilen bilimsel bulgular PMBOK Sürüm 7'de yer alan kimi önerileri desteklemekte, ancak bazıları ile farklılık göstermektedir. Çalışmada elde edilen bulgular yorumlanarak gelecekteki araştırmalar ve endüstri uygulamalarına yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Ankara Ticaret Odası web sitesinin kullanılabilirliğinin karşılaştırmalı uzman sezgisel değerlendirmesi
Bu çalışmada, Ankara Ticaret Odası (ATO) web sitesinin kullanılabilirliği, İstanbul Ticaret Odası (İTO), Berlin Ticaret ve Sanayi Odası (IHK Berlin) ve Londra Ticaret ve Sanayi Odası (LCCI) web siteleri ile karşılaştırmalı olarak sezgisel değerlendirme yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Karşılaştırma için web sitelerinde ortak olan sayfalar belirlenmiş ve Nielsen ile Tognazzini'nin belirlediği sezgisel kriterlerin birleşimi, üç uzman tarafından uygulanarak değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak belirlenen kriterlere dair oluşturulan formlar kullanılmıştır. Sorulara verilen cevaplar doğrultusunda puanlandırma yapılarak nicel veriler elde edilmiştir. Ayrıca uzmanlara verilen geri bildirim formlarında uzmanların değerlendirme ve yorumları vasıtasıyla nitel veriler toplanmıştır. Çalışma sonucunda, ticaret odalarının web sitelerinin güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş ve ATO web sitesinin kullanılabilirlik kriterlerine uygun hale getirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.
Türk bankacılık sektörü mobil uygulama erişilebilirlik değerlendirmesi
Günümüzde dijital bankacılık hizmetleri, bireylerin finansal işlemleri kolayca gerçekleştirebilmesi açısından vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Ancak bu hizmetlerin toplumun tüm kesimleri, özellikle de engelli bireyler tarafından eşit şekilde erişilebilir olması, dijital kapsayıcılığın sağlanabilmesi için kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların mobil uygulamalarının erişilebilirlik düzeylerini değerlendirmek ve bu düzeylerin banka türü, aktif büyüklüğü, müşteri sayısı, kamu/özel statüsü ve yerli/yabancı sermaye çoğunluğu gibi faktörlerle olan ilişkisini incelemektir. Çalışma kapsamında Türkiye'de faaliyet gösteren 8 bankanın mobil uygulamaları seçilerek erişilebilirlik testlerine tabi tutulmuştur. Testlerde, iOS işletim sistemi üzerinde mobil uygulamaların arayüzleri WCAG 2.2 AA yönergeleri temel alınarak test edilmiştir. Bu testleri gerçekleştirirken Browserstack üzerinden otomatik Mobil Uygulama Erişilebilirlik Test Aracı kullanılmıştır. Test sonucu saptanan erişilebilirlik hatalarına dayanarak elde edilen veriler analiz edilerek, erişilebilirlik düzeyleri ile banka özellikleri ve sayfa türleri arasındaki olası ilişkiler ortaya konmuştur. Bu tez, Türkiye'deki bankaların mobil uygulamalarının erişilebilirlik açısından zayıf yönlerini belirlenmiş ve mobil bankacılığın erişilebilirlik kriterlerine uygun hale getirilmesine yönelik öneriler sunmuştur. Türkiye'deki dijital finansal kapsayıcılığın artırılması açısından erişilebilirlik konusuna dikkat çekerek ve mobil bankacılık uygulamaları üzerinde erişilebilirliğin ölçülmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yapılmıştır.
Devops proje yönetimine yönelik uyarlama modelleri: Savunma sanayiinde uygulama
Son yıllarda yazılım, donanım ve teknolojide gözlenen hızlı ve baş döndürücü gelişmeler yazılım geliştirme süreçleri, yöntem ve tekniklerinde de önemli değişiklikleri gündeme getirmiştir. Bunlar arasında kurumsal ve işletme ihtiyaçlarının karşılanması ile yazılım geliştirme, operasyon ve sürekli iyileştirme süreçlerinin hızlandırılması olduğunu söylemek mümkündür. Bu kapsamda, yazılım geliştirme ve operasyon süreçlerinin birleşimine dayanan DevOps (Development and Operations) Proje Yönetim Modelinin ön plana çıktığı gözlenmektedir. DevOps, yazılım geliştirme süreçleri ve bilişim teknolojileri (BT) operasyonları arasındaki iş birliğini artırmayı, süreçlerin otomasyonu ile yazılım teslimat sürelerinin kısaltılmasını hedefleyen bir yazılım geliştirme yaklaşımıdır. Sürekli entegrasyon (CI), sürekli teslim (CD) ve otomasyon temelli çalışma kültürüne dayanan DevOps'un, modern yazılım projelerinin hız, verimlilik, kalite vb. ihtiyaçlarının karşılamada önemli roller üstleneceği değerlendirilmektedir. Ancak, DevOps'un standart yazılım süreçleri ile kurumsal BT operasyonlarına farklı yaklaşımı beraberinde çeşitli güçlükleri de getirmektedir. Söz konusu güçlükleri yazılım geliştirme süreçleri, ihtiyaç yönetimi, takım yönetimi, risk yönetimi, kalite yönetimi, otomasyon vb. alanlarda gruplamak mümkündür. Bu araştırmanın temel amacı, savunma sanayiinde yer alan ve yüksek teknoloji ürünlerini geliştiren bir kurum için DevOps Proje Yönetim Modelinin uyarlanmasına yönelik modeller geliştirmek ve uygulama önerilerini ortaya koymaktır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımı doğrultusunda Eylem Araştırması ve doküman incelemesi yöntemleri kullanılarak iki aşamada yürütülmüştür. Birinci aşamada yazılım geliştirme uzmanlarıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilerek veri toplanmış ve analiz edilmiştir. Mülakatlarda, DevOps kapsamında ihtiyaç yönetimi, takım yönetimi, risk yönetimi, kalite yönetimi ile yapay zekâ kullanımı konuları, karşılaşılan güçlükler, kullanılan yöntem, teknik ve araçlara ilişkin görüşler alınmıştır. Araştırma verisi tümden gelim (dedüktif) ve tüme varım (endüktif) tematik analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. İlk aşamada, araştırma soruları ve kuramsal çerçeve temel alınarak dedüktif kodlama yapılmış ve kod katalogları oluşturulmuştur. Daha sonra endüktif tematik analiz yöntemiyle yeni temalar ve desenler araştırılmıştır. Veri analizi sürecinde dedüktif yaklaşım araştırmanın kuramsal çerçevesini oluştururken, endüktif yaklaşım ise toplanan veriden yeni bulguların ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında, birinci aşamada elde edilen bulgular doğrultusunda UML diyagramları kullanılarak DevOps uyarlama modelleri geliştirilmiştir. Söz konusu uyarlama modelleri, ana temalara (kod kataloglarına), kullanıcıların işlevsel ve işlevsel olmayan ihtiyaçlarına ve UML kurallarına uygunluk bakımından senaryo analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmanın çıktılarının, araştırmanın yapıldığı ilgili kuruma olduğu kadar yazılım mühendisliği ile proje yönetimi uygulama ve araştırma alanlarına da önemli katkılarda bulunabileceği değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: DevOps, Proje Yönetimi, Uyarlama, Uyarlama Modelleri.
Medikal nesnelerin internetinin (IoMT) bibliyometrik analizi
Medikal Nesnelerin İnterneti (IoMT), IoT teknolojisinin sağlık alanına uyarlanmış bir alt kümesi olup, uzaktan teşhis, tedavi ve hasta takibini mümkün kılmaktadır. Giyilebilir ve vücuda yerleştirilebilir medikal sensörler, ağ cihazları ve bulut sistemleri aracılığıyla hasta verileri sürekli toplanarak analiz edilmekte ve sağlık uzmanlarına iletilmektedir. Ancak, IoMT alanındaki akademik çalışmaların büyük bir kısmı teknik konulara odaklanmış olup, bibliyometrik analizler açısından metodolojik çeşitlilik ve güncellik sorunları barındırmaktadır. Bu çalışma, IoMT alanındaki araştırma eğilimlerini, akademik iş birliklerini ve literatürdeki eksiklikleri belirlemek amacıyla kapsamlı ve güncel bir analiz sunmaktadır. Bu kapsamda, bibliyometrik performans analizi, bibliyografik eşleşme, anahtar kelime eş oluşum ve ortak yazar analizi yöntemleri kullanılarak Web of Science veritabanındaki son beş yılın makaleleri analiz edilmiştir. VOSviewer ve Biblioshiny yazılımlarıyla yapılan görselleştirme ve veri analizi sonucunda, IoMT alanındaki araştırma eğilimleri ortaya konmuş ve gelecekteki çalışmalara katkı sağlayacak bulgular elde edilmiştir. Analizler sonucunda ulaşılan bulgulara göre IoMT alanındaki bilimsel üretim oranı, 2020'den 2023'e kadar artış eğiliminde olup en yüksek seviyesine 2023'te ulaşmış, ancak 2024'te %27,7'lik bir düşüş yaşanarak azalma eğilimine girdiği tespit edilmiştir. En etkili dergi IEEE Access, en çok doküman üreten kurum King Saud Universitesi, en çok atıf alan ülke Çin olduğu anlaşılmıştır. En çok iş birliği Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gerçekleşirken, bu alandaki üretim ve iş birliği oranının en yüksek Asya ülkeleri arasında olduğu belirlenmiştir. Ortak yazar analizine göre en çok doküman üreten yazar Taher M. Ghazal, en yüksek atıf alan Bashir Ali Kashif idi. Çalışma Lotka yasası ile ılımlı uyum göstermekle birlikte Bradford yasasının uygulanamaz olduğu tespit edilmiştir. Bibliyografik eşleşme analizi sonucu tespit edilen kümelerin en yüksek atıfa sahip yayınlarında COVID-19 ile ilgili çalışmalar ağırlıktayken, makine öğrenmesi, blokzincir ve kimlik doğrulama diğer tematik alanlar olarak belirlenmiştir. Çalışma, literatüre önemli bir katkı olarak, IoMT alanında teknik odaklılığın baskın olduğunu, buna karşın sosyoteknik boyutların ihmal edildiğini ortaya koymakta ve sosyal bilimler odaklı, disiplinlerarası çalışmalara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Dijital varlık farkındalığı ölçek geliştirme çalışması
Teknolojinin hızla gelişmesi, gündelik yaşamda ve ekonomide dijital varlık olarak adlandırılan yeni bir kavramı ortaya çıkarmıştır. Sosyal medya hesapları, kripto paralar, çevrimiçi oyun karakterleri ve dijital içerikler gibi geniş bir yelpazeyi kapsayan bu varlıklar hem bireysel hem de ticari düzeyde önem kazanmaktadır. Bu varlıkların yaygınlaşmasına rağmen, akademik literatürde kavramsal bir çerçeve ve bireylerin bu konudaki farkındalık düzeyini ölçecek araçlar konusunda önemli bir eksiklik bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, dijital varlık farkındalığını ölçmek üzere geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu doğrultuda, nicel araştırma yöntemlerinden yararlanılarak bir ölçek geliştirme çalışması yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'nin Ankara ilinde bulunan, farklı demografik özelliklere sahip 573 kişi oluşturmaktadır. Ölçek geliştirme süreci, kapsamlı literatür taraması, madde havuzu oluşturma, uzman görüşü alma, pilot uygulama ve ardından istatistiksel analizleri (içerik ve yapı geçerliliği, güvenirlik testleri) içeren sistematik adımları takip etmiştir. Araştırma sonucunda, "Dijital Varlık Farkındalığı Ölçeği" adıyla, yüksek geçerlilik ve güvenirlik değerlerine sahip, çok boyutlu bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Geliştirilen bu ölçek, dijital varlıklar alanında gelecekte yapılacak akademik çalışmalara temel oluşturacak, bireylerin ve toplumun bu yeni varlık türüne yönelik algı, tutum ve bilgi düzeylerini ölçmek için standart bir araç sunmaktadır.
Kişi – örgüt uyumunu yakalamada kişilik testleri: Özel okullarda çalışan öğretmenler üzerinde bir araştırma
İKY seçme ve yerleştirme süreçlerinde kullanılan psikometrik testler, örgüt içi pek çok farklı değişkenleri etkileyebilmektedir. Değişkenlerden biri olan uyum; kişinin katıldığı örgütle olan bağını incelemektedir. Kişi – örgüt uyumunu etkileyen faktörlerden biri olan iş tatmini, psikometrik testler aracılığıyla ölçülmektedir. Bu çalışmanın amacı, çalışanların kişilik özelliklerinin psikometrik testler aracılığıyla ölçülerek iş tatminlerini nasıl etkilediğini incelemektir. Çalışmada, Ankara ilinin Çankaya bölgesindeki 13 farklı özel okulda çalışan 219 öğretmene, Büyük Beş Faktör Kişilik Testi ve İş Doyum Ölçeği uygulanarak; örneklemin beş farklı kişilik boyutunun, dokuz farklı iş tatmin boyutuna olan etkisi ölçülmüştür. Ayrıca, çalışanların yaş, cinsiyet, kıdem ve eğitim seviyeleri gibi demografik bilgileri de bu bağlamda incelenmiştir. Kişilik boyutlarından öz disiplin ve uyumluluğun iş tatminini pozitif etkilediği, açıklık ve dışa dönüklüğün ise negatif etkilediği sonucuna varılmıştır. Yaş ve kıdemin de, iş tatmini üzerinde pozitif etkileri olduğu bulunmuştur.
QR Kod güvenlik farkındalığı üzerine Ankara ilinde bir araştırma
İlk olarak 1994 yılında üretim alanında kullanılmaya başlayan QR Kodlar (Quick Response Code - Kare Kod), günümüzde mobil cihazların QR Kod okuyucu olarak kullanımı ile hayatın birçok alanına (pazarlama, reklam, bankacılık, eğitim, nesne tanımlama, ürün izleme vb.) yayılmıştır. QR Kod kullanımı, kolay üretilişi ve dağıtımı, geniş depolama kapasitesi ve hızlı okunabilirliği nedeniyle hızla yaygınlaşmıştır. Popülaritesi gün geçtikçe artan QR Kodların bu denli sık kullanımına karşın, (i) kullanıcılar arasında herhangi bir güvenlik açığı algısı yaratmaması ve aksine merak uyandırması, (ii) QR Koda kaydedilebilen veri miktarının azımsanmayacak kadar fazla (saldırı düzenlemek için yeterli) olması QR Kodu saldırılara hedef haline getirmiştir. Zararlı kod çalıştırılması, güvenli olmayan web adreslerine yönlendirme, kullanıcıların gizliliğinin ihlal edilmesi gibi birçok güvenlik problemi ve riski mevcuttur. Bu çalışmada toplumsal yaşamda bireylerin QR Kodların olası güvenlik zafiyetleri ve yaratacağı sorunlar hakkındaki farkındalık seviyelerinin tespit edilmesi üzerine bir çevrimiçi anket uygulanmıştır. Teknolojiyi okur-yazarı ve yeni teknolojilere adaptasyonu hızlı olan genç nesil hedef kitle olarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında üç farklı QR Kod (Sade, Talimatlı ve Resimli) tasarlanarak afişler hazırlanmıştır. Bu afişler Başkent Üniversitesi Bağlıca Kampüsündeki ve Hacettepe Teknokent'teki birçok panoda 40 gün süresince asılı kalmıştır. QR Kodları taratan kullanıcılar çevrimiçi anketin bulunduğu web bağlantısına yönlendirilmektedir. 834 kişi QR Kod afişlerinin yönlendirdiği web adresini ziyaret etmiş, çevrimiçi anket ise 262 kişi tarafından cevaplanmıştır. Anket cevaplarından toplanılan veriler, kullanıcıların QR Kodu taratma motivasyonlarının esas olarak merak duygusundan ileri geldiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra kullanıcıların potansiyel tehditler ve kendilerini koruma yolları hakkında bilgi eksikliğine sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Ayrıca bir sosyal mühendislik deneyi olarak da düşünülebilecek bu çalışma sonunda QR Kod ile düzenlenen saldırılar ve bu saldırılara karşı alınabilecek önlemler de sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: QR Kod, Kimlik Avı saldırıları, QR Kod güvenliği.
Derin öğrenme yöntemiyle kapalı alanlarda suç davranışlarının tespitine yönelik bir uygulama
Suç ve suça ilişkin olaylar doğası gereği, geçmişte insan ve toplum hayatı için her zaman önemli olgular içerdiği gibi gelecekte de önemli etkilerinin olacağı açıkça gözlenmektedir. Hukuki yaptırımlara ek olarak sınırlı düzeydeki teknolojik uygulamalar suçla ilgili olayları belirli oranlarda azaltsa da beklenen gereksinimleri karşılamaktan uzak olduğunu söylemek mümkündür. Bunun en önemli nedenlerinden birisi, suç teşkil eden olayların gerçekleştikten sonra asenkron ve manuel olarak incelenmeleri, teknolojik araçların ise çoğu zaman bu olaylara ait verinin kaydı ve işlenmesi için kullanılması olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, olayları gerçek zamanlı izleyecek, otomatik biçimde analiz ederek suça ilişkin davranışları anında tespit edecek akıllı teknolojik çözümlerin suç davranışlarını azaltacağı gibi suçun caydırıcılığını da artıracağı değerlendirilmektedir. Bu kapsamdaki çalışmanın temel amacı, kapalı alanlarda güvenlik kameralarından (CCTV) elde edilen video görüntülerini kullanarak suç davranışlarını gerçek zamanlı belirlemeye yönelik akıllı bir çözüm üretmektir. Araştırma, Tasarım Bilimi Araştırma Yöntemi (Design Science Research) çerçevesinde derin öğrenme yöntem, teknik ve araçları kullanılarak bütünleşik bir yapıda yürütülmüştür. Araştırmanın kuramsal temelleri, suç ve suç tespit yöntemleri, yapay zeka, yapay sinir ağları, derin öğrenme ile görüntü işleme bilgi alanlarıdır. Çalışmanın ana çıktısını, gerçekleştirilen derin öğrenme çözümü ile onun içerdiği özgün modeller ve algoritmalar oluşturmaktadır. Araştırma probleminin çözümü için suç davranışları belirlenmiştir. Bunlar kavga, koşma, silah doğrultma, atlama, el kaldırma, yerde uzanma, eylemsizlik ve diğer olmak üzere sekiz alt kategoriye ayrılarak, güvenlik kameralarından alınmış 617 gerçek video görüntüsünden oluşan Güvenlik Kamerası Suç Veri Seti oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda gözetimsiz öğrenme modellerinin gözetimli öğrenme modellerine nazaran suç tespitinde daha etkili olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular ve gözlemler doğrultusunda, derin öğrenme ile geliştirilen çözümün araştırmanın amaç ve hedeflerini karşıladığını söylemek mümkündür. Ancak, araştırma sınırlılıkları dikkate alındığında ise gelecekteki çalışmalarla iyileştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğunu da belirtmek gerekmektedir.
Bilgi paylaşımı ve boyutlarının algılanan firma yenilikçiliğine etkisi: Teknoloji firmaları üzerine ampirik bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, bilişim teknolojileri (BT) firmalarında bireysel, örgütsel ve teknolojik faktörlerin bilgi paylaşımı ve boyutlarının firma yenilikçilik düzeyine olan etkisini sınamaktır. Özellikle yüksek teknolojiye bağımlı konumda olan BT firmalarında bilgi paylaşımı ve yenilikçi odaklı örgüt ikliminin oluşturulması, dinamik bir çevrede faaliyet gösteren bu örgütler için çok daha önemlidir. Zira teknoloji bağımlı örgütler için hayatta kalmanın formülü gerek örgüt içinde gerekse de örgütler arası ilişkilerde rekabet avantajı sağlayacak stratejik bilgilere hızlı ulaşmaktan geçmektedir. Bu kapsamda Ankara bünyesinde yer alan dört büyük teknokent (Gazi, ODTÜ, Hacettepe ve Cyberpark) merkezinde faaliyetini sürdüren 120 BT firmasında çalışan 166 kişi üzerinde anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar bireysel (başkalarına yardım etmekte mutlu olma ve bilgi öz yeterliliği), örgütsel (üst yönetim desteği ve örgütsel ödüller) ve teknolojik (bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanabilme becerisi) faktörlerin bilgi bağışlama ve bilgi toplama değişkenlerini önemli ölçüde ve anlamlı etkilediğini göstermiştir. Ayrıca yine çalışmada bilgi bağışlama ve bilgi toplama değişkenlerinin de algılanan firma yenilikçiliği düzeyini istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Bu bulgular, özellikle yüksek teknolojik bağımlılığı olan sektörlerde, bilgi paylaşım davranışı ve faaliyetlerinin, firma yenilikçilik kabiliyetini geliştirmede kolaylaştırıcı bir etki unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: BT firmaları, Bilgi paylaşımı, Bilgi paylaşımı boyutları, Firma yenilikçilik kapasitesi, Örgütsel yenilik.
Sayısal sağlık verilerinde farkındalık
Elektronik Sağlık Kayıtları (ESK) sistemleri, kişilerin, geçmiş ve şimdiki fiziksel ve ruhsal sağlık durumlarıyla ilgili tüm bilgilerin bilgisayar ortamında toplanmasını, kayıt altına alınmasını, saklanmasını, iletilmesini, erişilmesini, ilişkilendirilmesini, işlenmesini ve gerektiğinde kullanılmasını sağlayan sistemlerdir. İnsanların en mahrem bilgilerini ihtiva eden, hassas olarak adlandırılan sağlık verilerinin hukuka aykırı bir biçimde ele geçirilmesi, işlenmesi veya paylaşılması ayrımcılık başta olmak üzere ilgili kişinin ciddi zararlara uğramasına sebep olabilmektedir. Bu bilgilerin paylaşılması kişinin özel hayatının gizliliğine, hastanın mahremiyet hakkının korunmasına ve doktorun hastasına karşı sır saklama yükümlülüğünün ihlal edilmesine sebep olmaktadır. Kişisel Elektronik Sağlık Kayıtları (KESK)'nın tutulduğu sayısal sistemlerin donanım veya yazılımlarında bulunan güvenlik zafiyetleri, sistemleri siber saldırılara açık hale getirmesi bir başka sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistemlere sızmayı başaran saldırganlar, burada tutulan sağlık verilerinde değişiklikler yapabilmekte ya da verileri başka amaçlarla kullanılmak üzere üçüncü şahıslara satabilmektedirler. Kişisel sağlık verilerin yitirilmesi veya yanlış şekilde anonimleştirilmesi diğer zafiyetler olarak değerlendirilmektedir. Oluşabilecek tüm bu zafiyetler konusunda gerek bireyler ve gerekse toplumsal hassasiyetler artmakta, tartışmalar ve çalışmalar kamuoyunun gündeminde gittikçe artan bir şekilde yer almaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan ve anket çalışmasına katılan farklı demografik özelliklere sahip bireylerin kişisel sağlık verileri ile ilgili farkındalık ve beklentilerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi istatiksel olarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların büyük çoğunluğu, iletişim, özlük, aile sağlık bilgileri, muayene sonuçları, geçirdikleri operasyonlarını kişisel bulduklarını ifade etmişlerdir. Aynı kapsamda aile hekimlerinin, uzman doktorlarının ve iii sağlık kurumlarının adlarını ise kişisel bulmadıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu, bu bilgilerinin sayısal ortamlarda kayıt altına alındığını bildiklerini belirtmişlerdir. Katılımcılar sağlık verilerinin kötü amaçla kullanılabileceği ve verilerin gizliliğinin korunması konularında büyük oranda endişeli olduklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar, sağlık verilerini ve sağlık harcamalarının kimlerin görebileceğinin yetkilendirmelerini kendileri yapmak istemektedirler. Sağlık bilgilerinin sayısal ortamda saklanması konusunda katılımcılar genel olarak sayısal ortamda saklanan sağlık bilgilerinin ve sayısal ortamları güvenilir bulduklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar bu bilgilerin sağlık kuruluşları ve doktorlar tarafında kendi tedavileri için kullanılmasını yararlı bulduklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu sağlık verilerinin güvenliğini sağlamaktan devletin sorumlu olduğunu ve sağlık verileri ile ilgili tüm hakların kendilerine ait olduğunu belirtmişlerdir. Sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğunu belirten katılımcıların oranı bir hayli yüksek olsa da KVKK kapsamından kişisel verilerinin korunduğunu bilen ve veri ihlaline uğradıklarında ne yapacağını bilen katılımcı oranı bu oran kadar yüksek değildir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde genel olarak sağlık sektöründe çalışan bireylerin kişisel sağlık verileri ile ilgili farkındalıklarının yüksek olduğu, diğer katılımcılarda ise eğitim seviyesinin yükselmesi ile birlikte farkındalığın arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: YBS, Bilgi Güvenliği, Kişisel Sağlık Verileri, Sayısal Sağlık Verileri, Sağlık Verileri Farkındalık ve Beklentileri
Kuşaklar arası farklılığın işgören davranışı üzerindeki etkisi
Tutku Topcu, Kuşaklar Arası Farklılığın İşgören Davranışı Üzerindeki Etkisi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yönetim Bilişim Sistemleri Anabilim Dalı, İnsan Kaynakları Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2021. Bu çalışmanın temel amacı, X ve Y kuşağına mensup işgörenlerin, iş hayatındaki davranışları ile bu davranışların örgütsel bağlılığa etkisindeki farklılığın tespit edilmesidir. Çalışmada örgütsel bağlılık ve kuşaklar arası farklılıkların incelenmesine yönelik bir model oluşturulmuştur. Bu modele göre; kişi-örgüt uyumu, kariyer geliştirme, ücret ve örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılık ilişkilendirilmektedir. Bu doğrultuda 18 yaşından büyük aktif çalışma hayatı olan 174 X kuşağı, 96 Y kuşağı olmak üzere toplamda 270 bireyden, anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 ve AMOS 21.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; kuşaklar arasında kariyer geliştirme, ücret ve örgütsel adalet algısının örgütsel bağlılığa etkisindeki farklılık tespit edilirken, kişi-örgüt uyumunun örgütsel bağlılığa olan etkisinde anlamlı bir etki olduğu fakat kuşaklar arası farklılaşmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan t testi sonucunda örgütsel bağlılık, kişi-örgüt uyumu, kariyer geliştirme, ücret adaleti ve örgütsel adalet algısının kuşaklara göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Türkiye kapsamında az çalışma bulunması ve sonuçların literatür ile büyük çoğunlukta uyum göstermesi bu çalışmayı önemli kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: X ve Y Kuşağı, Örgütsel Bağlılık, Kişi-Örgüt Uyumu, Kariyer Geliştirme, Ücret ve Örgütsel Adalet Algısı
Türkiye telekomünikasyon sektöründe sahtecilik sorunu için düzenleyici öneriler
Sahtecilik, insanlığın var oluşu ile birlikte sürekli yaşanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde teknolojik anlamda pek çok alanda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Sahtecilik de bu gelişimleri takip etmekte ve günden güne değişen ve gelişen şekillerde devam etmektedir. Özellikle telekomünikasyon sektöründe 2000'li yıllarında başlarından itibaren mobil teknolojilerin de gelişimiyle birlikte önemli dönüşümler yaşanmıştır. Telekomünikasyon sahteciliğinin de bu dönemde önemli oranda arttığı, çok ciddi gelir ve itibar kayıplarına yol açtığı gözlemlenmektedir. Bu bağlamda tüm sektörlerde olduğu gibi telekomünikasyon sektöründe de sahtecilikle mücadele ve sahteciliği önlenmesi önemli bir faaliyet olarak görülmektedir. Bu çalışma kapsamında, sahteciliğe ilişkin yaklaşımlar ve telekomünikasyon sahteciliği özelinde konu detaylı şekilde ele alınmıştır. Dünya'da telekomünikasyon sahteciliği konusunda yaşananlar ve sahteciliğin azaltılması ve önlenmesi kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler incelenmiştir. Türkiye'de faaliyet göstermekte olan iki mobil işletmeci ile odak grup çalışması gerçekleştirilerek ülkemizdeki telekomünikasyon sahteciliğine ilişkin sektörün mevcut durumu ve beklentileri öğrenilmiştir. Edinilen tüm bu bilgiler ve yapılan tüm çalışmaların değerlendirilmesi neticesinde çalışmanın sonucunda Türkiye telekomünikasyon sektöründe sahteciliğin azaltılması ve önlenebilmesi amacıyla çeşitli düzenleyici öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sahtecilik, Telekomünikasyon, Düzenleme, CLI Manipülasyonu
Spektrum paylaşımı yaklaşımı-Türkiye modeli önerisi
Spektrum kıt ve değerli ulusal bir kaynaktır. 5G ile birlikte spektruma olan talebin giderek artacağı öngörülmektedir. Artan veri trafiği sorunu ve bağlantı ihtiyaçlarının üstesinden gelebilmek için spektrumun olabildiğince verimli kullanılması gerekmektedir. Veri trafiğindeki artışı desteklemenin ne kadar önemli olduğu literatürde yer alan çeşitli çalışmalarda ortaya konulmuştur. 5G için hayati öneme sahip olan 6 GHz altında yer alan spektruma mevcut spektrum tahsis yöntemleri ile erişmek oldukça zordur. Geleneksel spektrum yönetimi yaklaşımı ile spektrumun sunduğu olanaklardan yeterince yararlanmak mümkün değildir. Bu kapsamda ortaya çıkan çeşitli spektrum paylaşımı yaklaşımları ile spektrumun daha verimli kullanılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında spektrum ve spektrumun önemi ve geçmişten günümüze spektrum yönetim yaklaşımları incelenmiştir. Ardından ülkemizde yerleşik bulunan üç ana mobil operatörler ile odak grup çalışması kapsamında görüşmeler gerçekleştirilmiş olup, sektörün konuya yaklaşımı hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bununla birlikte yeni ortaya çıkan spektrum paylaşımı yaklaşımı hakkında Avrupa ve Amerika'da yenilikçi spektrum yönetimi uygulamaları incelenmiş ve e- posta yolu ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakat çalışması ile spektrum paylaşımı hakkında Avrupa ülkelerinin güncel uygulamaları hakkında mevcut durum ortaya konmuştur. Bahsi geçen çalışmalar kapsamında ülkemizde spektrum yönetiminde yeni bir bakış açısı geliştirilerek spektrum paylaşımı uygulamalarının ülkemizde uygulanabilirliği araştırılmıştır. Mevcut mevzuatta yapılabilecek değişikliklere ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca spektrum paylaşım uygulamalarını mümkün kılacak teknik altyapının ülkemizde kurulmasına ilişkin çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Spektrum Paylaşımı, License Shared Access, Telekomünikasyon, 5G
Sürdürülebilir insan kaynakları yönetiminde insan kaynakları bilgi sisteminin yeri üzerine bir araştırma
Günümüzde örgütler küreselleşmenin bir etkisi olarak sadece yerel örgütler ile değil dünya üzerindeki benzer alanda faaliyet gösteren diğer örgütler ile bir yarış içerisindedirler. Teknolojik değişimlerin hızı, firmaların oyun dışı kalmamaları ve yeni olana uyum sağlayıp hız kesmemeleri için yönelinen her alanda faaliyeti aksatmadan çalışabilecek insan kaynağına ihtiyaç duyulur. Bu sebeple örgütlerde insan kaynakları yönetimi olgusunda sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmakta ve günümüzde daha çok önem kazanmaya başlamaktadır. Bu gelişmeler ile örgütler nitelikli ve yetkin insan kaynağını bünyelerine dahil etmeye, örgüt aidiyetini sağlamaya, insan kaynağına mutlu bir çalışma ortamı oluşturarak iş gücü devir hızını optimal bir oranda tutmaya çalışırlar. Tüm bunları yönetebilmeleri için ise bilgi sistemlerine ihtiyaç duyarlar. İnsan kaynakları bilgi sistemleri insan kaynağı ile ilgili yöneticilere hızlı, doğru ve kaliteli bilgi akışını sağlamaya yardımcı olmaktadır. Bu sayede insan kaynağının verimliliği arttırılarak örgüte rekabet üstünlüğü sağlanabilmektedir. Bu çalışmada Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetiminde İnsan Kaynakları Bilgi Sisteminin yeri, insan kaynakları uygulamaları üzerinden tartışılarak, Türkiye'de faaliyet gösteren bir kamu bankasında sürdürülebilir insan kaynakları yönetiminin insan kaynakları bilgi sistemleri üzerinden sağlandığı fayda araştırılmıştır. Çalışma kapsamında nitel araştırma yapılmış ve kamu bankası insan kaynakları yöneticileri ile mülakat yapılarak veriler toplanmış ve toplanan veriler analiz edilmiştir. Bu çalışma sonucunda görüşülen insan kaynakları yöneticileri insan kaynakları yönetiminin sürdürülebilir kılınması için insan kaynakları bilgi sistemlerinden rekabet üstünlüğü, verimlilik/düşük maliyet ve ölçülebilirlik olmak üzere toplam üç ana tema üzerinden faydalandıklarını ifade etmişlerdir. Çalışmanın ilk bölümünde "İnsan Kaynakları Bilgi Sistemi", ikinci bölümde "Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetimi" ele alınmış, son bölümde ise "Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetiminde İnsan Kaynakları Bilgi Sisteminin Yeri" değerlendirilerek literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır.
Metaverse'ün çalışma hayatı üzerine etkisi: Bir Delphi çalışması
İnsanlığın bazı kadim alt metinleri, evrensel endişeleri, merakları, korkuları ve umutları vardır. İnsanlık doğduğu ilk dönemlerden itibaren bir teknoloji ile karşılaştıkları zaman kendilerine sordukları ve tartıştıkları konular birbirine benzemektedir. Bugün bizi dönüştüren teknoloji, yaşadığımız evlerden kullandığımız otomobillere, tükettiğimiz yiyecek ve giyeceklerden, evcil hayvanlarımızla olan ilişkilerimize, şirketlerin vizyonlarından, ülkelerin anayasaları, toprak bütünlüklerine kadar birçok yaşam alanını, davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı temelden dönüştürecek bir güce sahiptir. Tıpkı çağlar öncesinde olduğu gibi büyük dönüşümler çok büyük sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve benzeri değişimleri de beraberinde getirmektedir. Teknolojinin her gün baş döndürücü bir hızla değişmesi ve gelişmesi ile ortaya çıkan Metaverse gibi teknolojiler özellikle pandemi sonrasında toplumun yaşam şekillerini ve alışkanlıklarını kökünden değiştirmeye başlamıştır. Bu değişimin ekonomik ve sosyolojik birçok etkisi olmaktadır. Bu etkiler hem olumlu hem olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. İnsanların çalışma hayatı da bu değişimlerden ciddi oranda etkilenmiş ve yepyeni bir boyut kazanmıştır. Milyonlarca insan işinden olmuş aynı zamanda milyonlarca insana yeni iş olanağı sağlamıştır. Yaratıcı ekonomi gibi kavramlar ortaya çıkarmış ve insanların hem çalışan hem de girişimci olabilmelerine olanak sağlamıştır. Bu çalışma ile ortaya konan günümüz teknolojik gelişmelerinden belki de en önemlisi olan Metaverse'ü anlayarak kabaca teknoloji ve yenilikler özünde, dünyanın ve içindeki yaşayan insanların hangi yöne gittiğini ilgili ve meraklı olanlara aktararak insanların çalışma hayatındaki değişikliğin dününü, bugününü ve yarınını tartışmaktır. Yapılan araştırmada Metaverse ile çalışma hayatındaki ilişki sorgulanmıştır. Araştırma modeli olarak Delphi tekniği kullanılmıştır. Alanında uzman 11 kişi ile üç tur yapılan Delphi analizinin ilk turu SWOT analizi ile derinleştirilmiş, ikinci turda, ilk turda belirlenen uzmanların anahtar kelimelerindeki uzlaşma oranları tespit edilmiştir. Üçüncü turda uzlaşılamayan sorular tekrar uzmanlara gönderilerek ölçümlemeler yapılmıştır. Sonuç olarak büyük fırsat ve tehditleri bir arada barındıran Metaverse, birçok iş alanını ortadan kaldırırken yeni bir ekonomi yaratacağından yeni iş sahası ve meslekleri yaratacaktır. Örneğin Sanal emlak uzmanları, blockchain uzmanları ve geliştiricileri, vr oyun tasarımcıları ve geliştiricileri, risk yönetim uzmanları ve pazarlama yöneticileri gibi hem önceden olmayan meslekler doğacak hem de önceden var olup evrilen meslekler olacaktır. Anahtar Kelimeler: Metaverse, Çalışma Hayatı, Yapay Zekâ, SWOT, Delphi
Pandemi döneminde hemşirelerin hata yapma eğilimleri: Bir vakıf hastanesi araştırması
Sağlık çalışanları arasında önemli bir çoğunluğa sahip olan hemşireler, genellikle hastalarla yakın ve sıklıkla iletişim kuran sağlık personeli grubu oldukları için psikososyal sağlığı, çalışma motivasyonu ve iş doyumu gibi hasta ile ilişkilerini doğrudan etkileyen kapsamda değerlendirilmiştir. Mart 2020 sonrasında Covid-19 virüsünün ülkemizde görülmesiyle gerek sosyal hayatımız gerek çalışma hayatımız yeniden düzenlendi. Çalışma şartları en çok etkilenenler ise sağlık çalışanlarıdır. Çalışma koşulları, çalışma süreleri, pandemi ile ağırlaşan hemşireler de bu çalışma koşul ve şartlarındaki değişimden etkilenmiştir. Bu araştırma da bir araştırma hastanesinde çalışmakta olan hemşirelerin pandemi dönemiyle birlikte hata yapma sebepleri nicel bir çalışma ile incelenirken, literatür araştırması ile de bunun sebeplerini bulunmaya çalışılmıştır. Çalışmada Covid-19 süreci ile hemşirelerin değişen sosyal yaşamları ve çalışma koşulları ele alınmıştır. Niceliksel olarak bir araştırma hastanesinde çalışmakta olan hemşirelere uygulanmıştır. Söz konusu ölçekler katılımcılara yüz yüze uygulanmış olup bu sayede veri toplanması sağlanmıştır. Çalışma sonucu değerlendirildiğinde sağlık sektörünün önemli unsurlarından biri olan hemşirelerin pandemi dönemiyle birlikte artan iş yoğunlukları ve stresin hem sosyal hem de iş hayatlarında bazı olumsuzlukları beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu araştırmada hemşirelerin ihtiyaçlarının ve taleplerinin belirlenmesi ve sonrasında ise ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından bu ihtiyaç ve taleplerin giderilmesi halinde hemşirelerin meslekte yaptıkları hatalar azalacak ve bu hatalara bağlı olarak yaşanabilecek hasta kayıplarının önüne geçilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: hemşire, tıbbi hata, sağlık çalışanlarının ihtiyaçları, pandemi
İşten ayrılma niyeti ve iş tatmini arasındaki ilişkiler: örgütsel bağlılığın aracılık rolü
İşten Ayrılma Niyeti ve İş Tatmini Arasındaki İlişkileri ve Örgütsel Bağlılığın Aracılık Rolü oluşturmasında bağlılık bileşenlerinin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın evren ve örneklemini Ankara İlinde yer alan bir Vakıf Üniversitesi beyaz yaka çalışanlarından 316 kişi katılım sağlamıştır. Anketler katılımcılara Google Form aracılığı ile uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi Smart PLS programında yapılmış olup katılımcılara ilişkin Demografik Bilgiler, Normallik Dağılımına Dair Bulgular, Faktör Analizine Dair Bulgular, Ölçeklerin Güvenilirlik, Birleşik Güvenilirlik ve Çıkarılan Ortalama Varyans Analizi, R² Analiz Bulguları ve Ölçekler Arası Etkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti ve iş tatmini ölçeklerinin direkt etkileri incelenmiş ve örgütsel bağlılık ölçeği devam bağlılığı alt boyutu işten ayrılma niyeti arasında düşük düzeyli ve pozitif yönlü, örgütsel bağlılık ölçeği duygusal bağlılık alt boyutu işten ayrılma niyeti arasında orta düzeyli ve negatif yönlü, iş tatmini ile devam bağlılığı arasında yüksek düzeyli ve pozitif yönlü, iş tatmini ile duygusal bağlılık arasında yüksek düzeyli ve pozitif yönlü, iş tatmini ile işten ayrılma niyeti arasında orta düzeyli ve negatif yönlü ve normatif bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında düşük düzeyli ve pozitif yönlü etki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ölçekler arası dolaylı etkiler çalışmanın içeriğinde bulunan detaylı tablolarda yer almaktadır. Sonuç olarak; örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti ve iş tatmini ölçeklerinin dolaylı etkilere sahip olduğu görülmüştür. Buna göre, iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve devam bağlılığı arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyli etki olduğu, iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve normatif bağlılık arasında negatif yönlü ve düşük düzeyli etki olduğu, iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve duygusal bağlılık arasında ise negatif yönlü ve orta düzeyli etki olduğu tespit edilmiştir.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının örgütsel performansa etkisi
Günümüz rekabet koşulları altında insan kaynakları yönetimi ister akademik gözle ister piyasa gözüyle bakılsın örgütler için ayırt edici bir unsur olarak düşünülmektedir. Ülkemiz de yeni yeni adını ve uygulamalarını duyduğumuz bu yönetim birçok ülkede yıllardır araştırılmakta ve uygulanmaktadır. Düzgün yapılan insan kaynakları yönetiminin yapılan birçok araştırmada örgüt performansına doğrudan olumlu katkılarının olduğu görülmüştür. İnsan kaynakları yönetimi uyguladığı politikalar ve uygulamalar ile bireysel performansı güçlendirip, örgütteki insan gücünü birbiri ile sekron şekilde işleyerek örgütün hedeflerine ulaşmasında etkili bir rol oynar. İnsan kaynaklarının rekabet avantajı, örgüt hedeflerine ulaşmada etkili olması, performansı arttırması konusunda literatürde birçok araştırma yapılmış ve insan kaynakları uygulamalarının bu olumlu yönde etkileyen unsurlarının, performansı arttırmak için örgütün beşeri sermayesini geliştirmek için oluşturulmuştur. Peki, bu uygulamalar çalışanlar tarafından nasıl karşılanıyor, somut veriler çoğu zaman evet örgüt verimli ve başarılı diyor bu ne kadar objektif ve doğru, çalışanlar için insan kaynakları uygulamaları gerçekten uygulanıyor mu, uygulanıyorsa yine çalışanlar tarafından performansa bir etkisi olduğu düşünüyor mu? Kısacası Türkiye'de insan kaynakları yönetimi ne kadar uygulanıyor ve performansa ne kadar etkisi var çalışanlar gözünden bakılmaya çalışıldı araştırmada. Araştırmanın çıkış noktası Türkiye'de insan kaynakları yönetimi bir moda mı? Yoksa gerçekten uygulanıyor mu? Türkiye'de 18 yaşını doldurmuş, bordolu özel sektör çalışanları insan kaynakları yönetimi uygulamaları hakkında gerçekten olumlu bir bağlantı etki olduğunu düşünüyorlar mı? Bunun için en çok kullanılan yedi insan kaynakları uygulaması ve demografik sorulardan oluşan 41 soruluk bir elektronik bir anket oluşturuldu, Türkiye genelinde 78 bin kişi ye mail atıldı. Daha sonra anket verileri dört aşamada istatiksel olarak analiz edildi.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının örgüt performansı üzerindeki etkisinde insan kaynakları bilgi sistemleri kullanımının rolü üzerine araştırma
Bu araştırmanın amacı, işletmelerin gerçekleştirdikleri İKY uygulamalarının örgütsel performansa etkisinin olup olmadığını, İKY uygulamalarının örgütsel performans göstergeleri (işgücü devir hızı oranı, satış oranları ve finansal performans) üzerinde İKBS kullanımının biçimlendirici rolünün olup olmadığı ve işletmelerin İKBS uygulamalarının örgütsel performans göstergeleri üzerinde ki etkilerin nasıl farklılaştığını bulmaktır. Çalışmanın evrenini ağırlık Ankara ve Gaziantep olmak üzere Türkiye'nin çeşitli illerinde birbirlerinden bağımsız orta ve büyük ölçekli 70 örgüt oluşturmaktadır. Söz konusu amaçlar doğrultusunda yapılan analizlerde İKY etkililiğinin işletme satış artış oranları üzerinde etkisi yoktur. Öte yandan, İKY etkililiğinin işletme finansal performansı olumlu etkilediği, işgücü devir hızını ise negatif yönlü etkilediği görülmektedir. İKBS etkililiğinin çalışması 3 bağımlı değişkeni üzerinde de anlamlı etkisi bulunmaktadır. İKBS işletme finansal performansı ve işletme satış oranlarını olumlu etkilerken işgücü devir hızını negatif yönlü etkilemektedir. Bu araştırma sonuçları işgücü devir hızını yönetme de İKY ve İKBS etkililiğinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
İşveren markası ve insan kaynakları yönetimi uygulamalarının işten ayrılma niyetine etkileri: Turizm sektörü üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı insan kaynakları yönetimi uygulamaları, sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamaları uygulamaları ve algılanan işveren markasının çalışanların işten ayrılma niyeti üzerindeki etkileri oluşturulan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren 12 farklı 5 yıldızlı konaklama işletmesinin 209 çalışandan elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden görgül bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20.0) ve AMOS programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışanların işten ayılma niyetleri üzerinde insan kaynakları yönetimi uygulamalarının ve işveren markasının yorumlanan örgütsel kimlik imajı boyutunun kısmen, sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamalarının ise tamamen etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Oluşturulan model üzerinden sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve işveren markasının yorumlanan örgüt kimlik imajı değişkenlerinin insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve işten ayrılma niyeti arasındaki aracılık rolü de incelenmiştir. Bunun sonucunda işveren markasının yorumlanan örgüt kimlik imajı boyutunun insan kaynakları yönetimi uygulamalarının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde herhangi bir aracı etki bulunamamışken sosyal sorumluluk odaklı insan kaynakları yönetimi uygulamalarının kısmi aracı etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının etkiliğinin çalışan norm dışı davranışları üzerindeki etkisinde bireysel kültürel eğilimlerin rolü üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı İKY uygulamalarının norm dışı davranış üzerindeki etkilerinin yanı sıra, örgüte ve bireye yönelik olan kültürel eğilimlerin bu ilişkide biçimlendirici etkileri oluşturulan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren çeşitli sektörlere ait 230 çalışandan elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20.0) ve AMOS programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, İKY uygulamalarının norm dışı davranışlar üzerinde etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Oluşturulan model üzerinde kültürel eğilimlerinde örgütsel ve bireysel olarak aracılık rolü de incelenmiştir. Kültürel eğilimlerin örgütsel olarak İKY uygulamalarının çalışan norm dışı davranışları üzerindeki etkisi, bireysel olarak ise kültürel eğilim boyutu olan bireyselcilik- toplulukçuluk ve güç mesafesinin norm dışı davranış üzerinde ki etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir.
Kariyer yönetimi: Bir güvenlik kuruluşunda sistem modellemesi
Günümüzde, İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY)'nin stratejik rolü genişledikçe ve örgüt yöneticilerinin, insan kaynaklarının örgüte bir değer katması gerektiğine olan inançları arttıkça, insan kaynaklarının yapısı da bu oranda büyümüştür. İKY'ye verilen önemin artması, birçok alt dalların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ücret, terfi sistemi, kariyer yönetimi vb. gibi bu alt dallar İKY ile sürekli bir etkileşim içinde olmuştur. Böylelikle örgütler personel temini, eğitimi, istihdamı gibi hususları bünyesinde etkin bir şekilde kullanabilmek için, çağdaş bir kariyer yönetim sisteminin varlığına ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada da Kariyer Yönetimi devreye girmektedir. Son yıllarda bu konu, araştırmacıların odak noktası haline gelmiştir. Araştırmalar daha çok özel sektördeki kurum ve kuruluşlar üzerinde yapılmıştır. Ancak kamu sektöründe, özellikle de güvenlik kurumlarında bu konuyla ilgili çalışmalar çok kısıtlıdır. Pek çok sektörde olduğu gibi güvenlik kurum ve kuruluşlarında istenen düzeyde bir kariyer yönetiminin varlığı mevcut değildir. Oysaki değişen teknolojik, demografik, çevresel vd. koşullar değişimi gerekli kılmakta ve bu değişime elastikiyet gösterecek bir sisteme ihtiyaç duyulmaktadır (Örgütsel değişim). Personel politikaları geleceğin güvenlik kurumları için çok önemlidir. Özellikle batı ülkeleri, yakın geçmişteki güvenlik konseptlerini, ilgilerini, güvenlikle ilgili görevlerini, ulusal ve örgütsel askeri yeteneklerini, sürekli değişen bilgi teknolojilerine göre süratli bir şekilde yeniden tasarlamıştır. Bu değişimler, güvenlik bağlamında ihtiyaç duyulan personelin daha nitelikli ve kalifiye olması yönünde etkilemektedir. Bu araştırmanın temel amacı; İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik kurum ve kuruluşlarındaki kariyer yönetim sistemini Amerika'nın güvenlik kuruluşlarından birisi ile karşılaştırarak, değişen teknolojik ve çevresel koşullara ve güvenlik konseptimize uygun bir model oluşturmaktır. Çalışmada, mülakat ve açık uçlu sorulardan oluşan anket teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın geçerlilik ve güvenilirliğini arttırmak için, farklı kaynaklardan veri alınmış ve farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Verilerin sayısallaştırılmasında Harvard Üniversitesi tarafından geliştirilen Yoshikoder programı (v. 0.6.3) kullanılmıştır. Çalışmada, amaçlı örneklem tekniği kullanılmak suretiyle İçişleri Bakanlığında görevli güvenlik personelleri seçilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kariyer Yönetimi, Kariyer Planlaması, Koçluk, İnsan Kaynakları Yönetimi
Kamu işletmelerinde insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının çalışan memnuniyeti üzerine bir araştırma: Ankara Çankaya Belediyesi örneği
Ekonomik gelişme, sosyal refah, ekonomik büyüme gibi makroekonomik değişkenlerin iyileşmesi noktasında, sosyal devlet anlayışının ve katılımcı demokrasi ilkelerinin tabana yayılması açısından yerel yönetimler önem arz etmektedir. Yerel yönetimler, kendi yerel sınırları içerisinde yaşayan yerel halka yönelik sürdürdükleri görev, yetki ve sorumlulukları etkin ve verimli bir şekilde yaptıkları durumda hem mikro ekonomik olarak yerel refahın sağlanması hem de makroekonomik boyutta devlete ekonomik katma değer sağlanması mümkün olmaktadır. Dolayısıyla yerel yönetimlerin amaç ve hedeflerine ulaşması noktasında en önemli kaynağı olan insan kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde belirlenen amaç ve hedeflere hizmet etmesi sağlanmalıdır. Bu çalışmanın konusu, yerel yönetimler içerisinde en önemlilerinden olan belediyelerde var olan insan kaynakları yönetim sisteminin fonksiyonel açıdan incelenmesidir. Çalışmanın temel amacı, belediyelerin en önemli kaynaklarından biri olan insan kaynağının insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarına yönelik sahip oldukları tutumun ortaya çıkartılmasıdır. İnsan kaynakları yönetimi fonksiyonlarına yönelik tutumların demografik değişkenler kapsamında farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, belediye özelinde yürütülen insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının alan yazın kapsamında bazı durumlarda farklılaştığı görülmüştür.
Çalışan iş performansının değerlendirilmesinde insan kaynakları yönetimi uygulamalarının etkililiği ve kişilik özelliklerinin rolü
Globalleşen dünyada firmalar, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek ve sürdürebilirliğini devam ettirmek için değişim ve başarının anahtarı olan insanı ve insana yatarım yapmanın önemini anlamışlardır. Son yıllarda insan kaynakları yönetimi firmalar için en önemli fonksiyonlardan biri olmuştur ve insan kaynakları yöneticileri de firmaların tepe yönetimlerinde yerlerini alarak, firmaların stratejilerinin belirlenmesinde önemli katkı sağlamaktadırlar. Bu çalışmanın temel amacı çalışan iş performansının İKY uygulamalarının üzerindeki etkililiğinin kişilik özellikleri üzerinde nasıl bir ilişkisi olduğunu, kişilik özelliklerinin çalışanlar iş performansını nasıl etki ettiğini tespit etmektir. Çalışmanın evreni Ankara'da havacılık sektöründe faaliyet gösteren 240 çalışandan elde edilen veriler doğrultusunda bir araştırma yapılmıştır. Araştırma verilerine göre İnsan Kaynakları Uygulamalarından iş gücü seçme yerleştirme, performans değerlendirme, eğitim, ücretlendirme, iş güvenliğinin algılanan iş performansı ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak ilişki gücü alt seviyede görülmektedir. Bununla birlikte, uyumluluk, sorumluluk, duygusal denge ve yeniliğe açıklık kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Uyumluluk, duygusal denge ve yeniliğe açıklık ile olan ilişkilerin pozitif olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonucuna göre, uyumluluk, duygusal denge ve yeniliğe açıklık artıkça iş performansında da artış görülmektedir. Ancak sorumluluk arttıkça iş performansında azalma görülmektedir. Bu bağlamada çalışan iş performansında bireye verilen sorumluluk bireyin daha fazla stres altında çalışması verilen görevi yapamama ya da yetiştirememe endişesinden dolayı performansında olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. Dışa dönüklük ile algılanan iş performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Araştırma bulgularına göre, performans değerleme, eğitim, ücretlendirme ve iş güvenliği alt alanları ile algıları ile algılanan iş performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmasına rağmen, iş performansını etkilememektedir. Sadece seçme yerleştirme etkilemektedir. Anahtar Kelime, İnsan Kaynakları Uygulamaları Ve Kişilik Özellikleri, İş Performansı,Çalışan Kişilik Özellikleri
Çalışma hayatında tükenmişlik ve iş-yaşam çatışması ilişkisinde cinsiyetin rolü üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı iş-yaşam çatışması ve boyutlarının, tükenmişlik ve boyutları üzerindeki etkisi ve bu etkide cinsiyetin rolünün ne şekilde farklılaştığının araştırılmasıdır. Ankara'da farklı kurumlarda faaliyet gösteren kadın ve erkek çalışanlardan oluşan toplamda 350 kişinin oluşturduğu bir örneklem üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20,0) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde; tükenmişliğin alt boyutları olan duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında, kadın ve erkekler arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Analiz sonuçlarına göre, tükenmişliğin bir diğer alt boyutu olan kişisel başarı boyutunda, kadınların erkeklere göre daha fazla tükenmiş olduğu istatistiksel olarak kanıtlanmıştır. İş-yaşam çatışması değişkeninin cinsiyete göre farklılaşması incelendiğinde ise; alt boyutlar olan iş-aile ve aile-iş çatışmalarında, kadınların iş-aile çatışması alt boyutunda erkeklere göre daha yüksek ortalamaya sahip oldukları, ancak; erkeklerin ise aile-iş çatışması boyutunda kadınlara oranla daha yüksek ortalamaya sahip oldukları gözlenmiştir. Cinsiyet unsurunun iş-yaşam çatışması boyutlarının ve tükenmişlik ve boyutları üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı gözlenmiştir.
Kültürel değerlere göre karanlık lider algısının çalışan iş performansı etkisi üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, iş motivasyonu, bireysel kültürel değer boyutlarından olan kolektivizm, güç mesafesi ve algılanan karanlık lider davranışlarının iş performansı üzerindeki etkilerini oluşturan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren büyük ve orta ölçekli işletmelerde çalışan 245 kişiden elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışanların iş performansı üzerinde karanlık lider algısının etkisi olduğu istatistiksel olarak kanıtlanmıştır. Kolektivizmin güç mesafesiyle, içsel ve dışsal motivasyon boyutlarının da birbiriyle ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir. Karanlık lider davranışları ile iş motivasyonu arasındaki ilişki incelendiğinde ise analiz sonuçlarına göre anlamlı bir ilişki kurulamamıştır.
İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarında örgütlerdeki kültürel değişim, çok uluslu işletmelerde kültürel yaklaşımlar ve etkileri üzerine keşifsel bir çalışma
Kültür olgusunun yönetim ve örgüt yazınında önemli bir yer tutmasında ve yaygınlık kazanmasında dünyadaki hızlı değişim ve gelişmeler de önem oluşturan bir unsur şeklinde görülmektedirler. Son yüzyılda evrenin her yerinde politik ve ekonomik olan işletmelerin zamanla birbirlerinin aynısı olmakta ve işletmelerdeki farklılıklarda azalmaktadır. Gerek bu farklılıkların minimize edilmesi, gerekse de globalleşme sebebiyle kişilerin ve işletmelerin karşı karşıya kalmaları, değişik ulusal anlayışların bir araya gelmesi ve birbirlerini çok yakından tanıma olanağı doğurmaktadır. Bu gelişme sürecinde bir taraftan yönetim ve işletme eylemlerinin zaman içinde birbirine benzeşmesi gündeme gelirken öte taraftan değişik kültürlerde yönetim ve örgütlemeyle alakalı değişikliklerde ortaya konmaktadır. Bu durumda kültürü kavramının yönetim ve işletme literatürün de yaygınlaşmasını hızlandırmaktadır. Bu bilgiler ışığında, çalışmada öncelikle kültür kavramının açıklanması ve örgüt kültürünün oluşum gelişim ve özelliklerinden bahsedilmiş olup, İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamalarında örgütlerdeki kültürel değişiminin ve buna ek olarak; kültürel değişim ve kültürel değerlerinin ve farklılıklarının İKY'nin kültürel değişim sürecindeki rolünü anlamaya yöneliktir. Kültür kavramının çok uluslu şirketlerde İKY açısından ne düzeyde önemli ve geçerli olduğunu araştırmak ve kavramak, verilere dayalı ve farklı kaynaklardan incelemelere yer verilmiştir. Örgüt kültürü yaklaşımları, teorileri literatür taraması yapılıp incelenmiştir. Yapılan bu çalışmanın araştırması ise çok uluslu işletmelerin yöneticilerine çeşitli sorular sorulmuş ve Kültürel değişimin yönetim ve çalışanlar üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca işletmelerin yönetim modeli ele alınarak kültür uygulamalarının insan kaynakları yönetimini ne yönde etkilediğini gözlemlemiştir. Kültür ve Örgüt kültürünün boyutları ve tanımları doğrultusunda, insan kaynakları yönetimi uygulamasında örgütlerdeki kültürel değişimin araştırılması ve buna ek olarak, kültürel değer ve kültür farklılıklarının insan kaynakları açısından çok uluslu işletmelerdeki yabancı çalışanların bulundukları yabancı ülkelerdeki iş ortamlarına uyum, işi yapabilme ve diğer çalışanlarla örgütlerdeki kültürel değişim sürecini araştırmak.
Psikolojik sermayenin, İKY uygulamalarının ve hat yöneticileri iky etkililiğinin çalışanların iş performansına etkileri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, İKY uygulamalarının etkililiğinin çalışanların iş performansı üzerindeki etkilerinin yanı sıra hat yöneticilerinin İKY uygulamalarının etkililiği ve psikolojik sermayenin bu ilişkide biçimlendirici etkileri oluşturan bir model çerçevesinde araştırılmasıdır. Ankara'da faaliyet gösteren çeşitli sektörlere ait 207 çalışandan elde edilen veriler ile oluşturulan örneklem üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (20.0) ve AMOS programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, araştırma modelinde bağımsız değişken olarak yer alan İKY uygulamaları etkililiğinin, hat yöneticilerinin İKY etkililiğinin ve psikolojik sermayenin, bağımlı değişken olan algılanan iş performansı üzerinde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. İş performansı üzerinde en güçlü etkiye sahip olan değişkenin hat yöneticilerinin İKY etkililiği olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: insan kaynakları yönetimi uygulamaları, psikolojik sermaye, iş performansı, hat yöneticilerinin İKY etkililiği
Etik liderliğin örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisi
Modern liderlik davranışlarından biri olarak kabul edilen etik liderlik davranışı diğer liderlik davranışları ile kıyaslandığında oldukça yeni bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Günümüzde sıklıkla tercih edilen bir liderlik davranışı olması nedeniyle, bu liderlik davranışının örgütün insan kaynaklarının örgüte yönelik olarak geliştirdiği tutum / davranışlar üzerindeki etkisinin araştırılması bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Bu temel konu kapsamında, insan kaynaklarının örgüte yönelik olarak geliştirdiği iki zıt tutum; (i) örgüte bağlılık [olumlu tutum] ve (ii) işten ayrılma niyeti [olumsuz tutum] ile etik liderlik davranışı arasındaki ilişkinin araştırılması çalışmanın amacıdır. Etik liderlik davranışı ile çalışanların örgüte yönelik olarak geliştirdikleri davranışlar arasındaki ilişkiyi ölçümlemek amacı ile geliştirilen anket üç ölçek yardımı ile yapılmıştır; işten ayrılma niyeti ölçeği, örgütsel bağlılık ölçeği ve etik liderlik ölçeği. Örgütsel bağlılık ölçeği, çalışanların örgütlerine yönelik olumlu tutumlarını ölçmek amacı ile işten ayrılma niyeti ölçeği ise çalışanların örgütlerine yönelik olumsuz tutumlarını ölçmek amacı ile kullanılmıştır. Etik liderlik ölçeği ise çalışanların yönetim kademesindeki yöneticilerinin liderlik davranışlarını değerlendirmesine yöneliktir. Elde edilen anket bulguları, etik liderlik davranışı ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin ve etik liderlik davranışı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin kurulmasına yönelik olarak geliştirilmiştir. Hipotezlerin geliştirilmesinde örgütsel bağlılık alt boyutları da dikkate alınmıştır. Analiz bulguları kapsamında elde edilen sonuçta; etik liderlik davranışının işten ayrılma niyeti ve örgütsel bağlılık üzerinde etki sahibi olduğu görülmüştür. Etik liderlik davranışı işten ayrılma niyeti ile negatif yönlü anlamlı ilişki içerisindedir. Örgütsel bağlılık ile etik liderlik davranışının ilişki yönü ise anlamlı ve pozitiftir. Bu kapsamda, etik liderlik davranışının benimsenmesi ile paralel olarak çalışanların örgütlerine bağlılık tutumlarının ve bağlılık tutumları artan çalışanların performans, verimlilik gibi pozitif katma değer düzeylerinin arttığı görülmüştür. Aynı zamanda işten ayrılma niyeti gibi olumsuz getiri getirecek tutum ve davranışlarının da azaldığı sonucuna varılmıştır.