
77
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Lise öğrencilerinin kendilik algıları ve yalnızlık düzeylerinin sosyal ağ kullanma alışkanlıkları ve amaçlarını yordama gücü
Bu çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde öğrenim gören öğrencilerin kendilik algılarının ve yalnızlık düzeylerinin sosyal ağ kullanma alışkanlıklarını ve amaçlarını yordayıp yordamadığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmanın evrenini, Şanlıurfa ili Haliliye ilçesinde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini uygun/kazara örnekleme yöntemi ile belirlenen 8 okuldaki 514 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem grubuna Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Öğrencilerin kendilik algı düzeyleri ve yalnızlık düzeylerinin sosyal ağ kullanma alışkanlıkları ve sosyal ağ kullanma amaçlarının önemli birer yordayıcısı olup olmadıkları çoklu regresyon, lojistik regresyon ve multimonimal lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Öğrencilerin kendilik algı düzeyleri ve yalnızlık düzeylerinin öğrencilerin demografik özelliklerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeye yönelik bağımsız gruplar t testi ve tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlı farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Tukey testi kullanılmış, .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Öğrencilerin kendilik algı düzeyleri, sosyal ağlarda geçirilen süreyi ve sosyal ağ kullanım amaçları ölçeğinin araştırma, işbirliği, iletişimi sürdürme alt faktörlerini yordamaktadır. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin ise sosyal ağlarda harcanan süre, kullanılan sosyal ağ sitesi ve sosyal ağ kullanım amaçları ölçeğinin araştırma ve iletişim kurma alt faktörlerini yordadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kendilik Algısı, Yalnızlık, Sosyal Ağ Kullanma Alışkanlıkları, Sosyal Ağ Kullanma Amaçları
Sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Hatay İskenderun ilçesi örneği)
Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılında Hatay İskenderun ilçesindeki tüm sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin tükenmişliklerinin belirlenmesi ve çözümler bulunmasıdır. Araştırma amacı çerçevesinde; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, medeni durum, çocuğa sahip olma, mezun olunan son program, mezun olunan bölüm, sınıfta bulunan öğrenci sayısı, mesleğini değiştirmek isteyip istememe, okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumu, çalıştıkları ortamdan duyulan memnuniyet, üstlerden takdir görme durumları, mesleğinde verimli olduğunu düşünme, öğretmenliği isteyerek yapıp yapmama, mesleğinden duyduğu manevi doyum gibi değişkenlerin sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlikleri üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişliklerine yol açan etkenler ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve tükenmişlik genel boyutlarındaki durumlarının hangi seviyede olduğu sorularına cevap arayan uygulamalı bir araştırmadır. Araştırmamızda daha önce tükenmişlikte değişken olarak alınmayan sınıfta bulunan yabancı uyruklu öğrenci sayısı ve sınıf öğretmenlerinin bildikleri yabancı diller de dâhil edilmiştir. Araştırmanın örneklemini evren içerisindeki öğretmenlerden basit tesadüfî yöntemle seçilip çalışmaya dâhil edilen 422 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Maslach Tükenmişlik Envanteri" kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, SPSS kullanılmıştır. Değerlendirme aşamasında frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, T testi, Anova, Tamhane's T2, Tukey testi, LSD kullanılmıştır. Araştırma ile sınıf öğretmenlerinin duygusal tükenmişlik boyutunda orta düzeyde tükenmiş; duyarsızlaşma boyutunda çok az tükenmiş; kişisel başarısızlık boyutunda çoğunlukla tükenmiş; tükenmişlik genel boyutunda ise orta düzeyde tükenmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, sınıf öğretmeni, duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık.
Özel eğitim kurumlarında çalışan özel eğitim öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile öznel iyi oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, özel eğitim kurumlarında çalışan özel eğitim öğretmenlerinin, mesleki tükenmişlik ve öznel iyi oluş düzeylerinin bazı demografik değişkenler açısından incelenerek, farklılaşıp farklılaşmadığının tespiti amaçlanmıştır. Araştırma, taramaya dayalı betimsel modeldir. Araştırma grubunu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezi ve ilçelerindeki özel eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 705 özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Öznel İyi Oluş Ölçeği" aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırma için toplanan verilerin analizinde SPSS 24.0 (Statistical Package For Social Sciences) programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistik teknikleri ile değişkenlere ilişkin ortalama, standart sapma, frekans ve yüzdelik değerler bulunmuştur. Bulguların incelenmesinde; bağımsız t testi, Kolmogorov-Smirnov testi, Post-Hoc testi, Dunnet-c testi, Scheffe testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), çoklu doğrusal regresyon analizi ve Pearson korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; "Öznel İyi Oluş" puanlarının hiçbir demografik değişkene göre farklılaşmadığı, "Duygusal Tükenmişlik" puanlarının yalnızca cinsiyet ve yaşa göre farklılaştığı, "Kişisel Başarı" puanlarının yaş, cinsiyet, hizmet süresi, görev yapılan kurum türü ve mezun olunan bölüme göre farklılaştığı, "Duyarsızlaşma" puanlarının yaş, mezun olunan bölüm ve görev yapılan kurum türüne göre farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda öneriler getirilmiştir.
Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin okul rehberlik hizmetleri ve psikolojik danışman ile ilgili metaforik algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin okul psikolojik danışmanı, rehberlik hizmetleri ve rehberlik servisi odasına ilişkin metaforik algılarını belirlemektir. Araştırma nitel bir çalışma olup olgubilim yöntemi ile desenlenmiştir. Araştırma 54 okul yöneticisi ve 314 öğretmen olmak üzere toplam 368 kişi ile yapılmıştır. Araştırma ile ilgili veriler araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu ve kişisel bilgi formu toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS programı yardımıyla çözümlenerek frekans ve yüzde dağılımı hesaplanmış, kişisel değişkenlere göre betimleyici analizler yapılmıştır. Araştırma neticesinde, katılımcıların psikolojik danışman için 210 metafor, okul rehberlik hizmetleri için 242 metafor ve rehberlik servisi odası için 189 adet geçerli metafor kullandıkları tespit edilmiştir. Kullanılan metaforlar psikolojik danışman için 10, okul rehberlik hizmetleri için 23 ve rehberlik servisi odası için 17 alt temada toplanmıştır. Katılımcıların ilk sırada; psikolojik danışman için anne ve doktor metaforunu, rehberlik hizmetleri için sağlık hizmetleri metaforunu ve rehberlik servisi odası için ise acil servis metaforunu kullandıkları görülmüştür. Katılımcıların okul psikolojik danışmanına ilişkin daha olumlu metaforlar kullandıkları ve daha olumlu metaforik algılara sahip oldukları belirlenmiştir. Rehberlik servisi odasına ilişkin ise olumsuz metafor kullanımının diğerlerine oranla daha fazla olduğu görülmüştür. Okul müdürü olarak görev yapan katılımcıların psikolojik danışmana ilişkin daha olumlu metaforik algılarının olduğu, müdür yardımcısı olan katılımcıların ise diğer katılımcılara göre daha olumsuz metaforik algılara sahip olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların kişisel değişkenlerine göre psikolojik danışman, rehberlik hizmetleri ve rehberlik servisine ilişkin farklı metaforlar kullandıkları ve farklı metaforik algılara sahip oldukları bulunmuştur.
Özel eğitim okulları ile rehberlik ve araştırma merkezlerinde görev yapan rehberlik öğretmenlerinin özel eğitimde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine ilişkin özyeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı özel eğitim okulları ile rehberlik ve araştırma merkezlerinde görev yapan rehberlik öğretmenlerinin özel eğitimde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine ilişkin özyeterliliklerinin incelenmesidir. Bu çalışmada karma araştırma deseni kullanılmıştır. Bu araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk olarak çeşitli illerde görev yapan rehberlik öğretmenlerinin özyeterliliklerini incelemek amacıyla Aksoy (2008) tarafından geliştirilen "Rehber Öğretmen Özel Eğitim Özyeterlilik Ölçeği" (RÖ-ÖEÖYÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın birinci kısmına 84'ü kadın 87'si erkek olmak üzere toplamda 171 rehberlik öğretmeni katılmıştır. Çalışma evreni içerisinden sağlanan veriler kodlanarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve analizler için hazır hale getirilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS-21 programından yararlanılmıştır. İlgili program kullanılırken bağımsız değişkenlere bağlı olarak Bağımsız Gruplar T testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında ise RÖ-ÖEÖYÖ sonucunda yetersizlik düzeyi en yüksek çıkan 10 katılımcıya uygulamak üzere danışman görüşü alınarak açık ve kapalı uçlu toplam 5 sorudan oluşan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" uygulanmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen nitel verilerin çözümlemesinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi sonucunda: cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan eğitim, meslekteki kıdem, görev yeri değişkenlerinin rehberlik öğretmenlerinin öz yeterlilik düzeyleri üzerinde anlamlı farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Lisans mezuniyet alanı değişkenine göre, mezuniyet alanı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik olan katılımcıların özyeterlilik düzeylerinin, mezuniyet alanı Diğer olan katılımcılardan daha düşük olduğu görülmüştür. Yüksek lisans mezuniyet alanı değişkenine göre, yüksek lisans alanı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik olan katılımcıların öz yeterlilik düzeylerinin, yüksek lisans alanı Psikoloji ve Diğer olan katılımcılardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Lisans veya yüksek lisansta özel eğitim hakkında verilen eğitimin yeterliliği değişkenine göre, verilen eğitimin yeterli olduğunu düşünmeyen katılımcıların öz yeterlilik düzeylerinin, verilen eğitimin yeterli olduğunu düşünen katılımcıların öz yeterlilik düzeylerinden anlamlı düzeyde daha düşük seviyede çıktığı görülmüştür. Nitel verilerin analizi sonucunda da rehberlik öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun özel eğitimde psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinde kendilerini yeterli hissetmedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Özel Eğitim, Öz yeterlik, Rehberlik Öğretmeni, Özel Eğitim Okulları, Rehberlik ve Araştırma Merkezi
Fen mühendislik ve girişimcilik uygulamalarının öğrencilerin öğrenme çıktıları üzerine etkilerine yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma,2018 yılında yayımlanan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'nda 'Fen Mühendislik ve Girişimcilik Uygulamaları'başlığı altında vurgulanan uygulamaların öğrencilerin motivasyonuna, başarısına, yaşam becerilerine ve bilimsel süreç becerilerine katkıları konusunda bu uygulamaları derslerinde sıklıkla ve nadiren kullanan fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamalarının öğrencilerin öğrenme çıktıları üzerine etkilerine yönelik öğretmen görüşlerini analiz etmek amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması metodu seçilmiştir. Bu uygulamaları nadiren ve sıklıkla kullanan öğretmenleri belirlemek üzere 83 fen bilimleri öğretmenine anket uygulanmıştır. Bu anketin sonuçlarına göre yapılan puanlama ve gönüllük esası ile uygulamaları nadiren ve sıklıkla uygulayan 10 öğretmen seçilmiştir. Bu öğretmenler ile hazırlanan görüşme formu ile Zoom® üzerinden görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi ile katılımcılara sorulan soruların tümü ve verilen cevaplar yorumlanarak sonuçlar çıkarılmıştır. FMG uygulamalarını hem sıklıkla hem nadiren uygulayanlar, derste öğrencilerin büyük çoğunluğunun motivasyonunun arttığını belirtmiştir. Öğrencilerin bu çalışmayla, fen dersinde başaracağına olan inancında ve kendine olan güvenindebelirgin artışların meydana geldiğini belirtmişlerdir. FMG uygulamaların,derslerde kullanıldığı sürece öğrencilerin en temel becerilerini örneğin; yaşam becerileri, bilimsel süreç becerileri gibi becerileri büyük oranda geliştirdiği ve fen bilimleri dersiyle ilgili önemli kazanımları öğrencilere kazandırdığı görülmüştür. Bu uygulamaların öğretmenlerin sıklıkla kullandığı durumda öğrencilerin öğrenme çıktıları üzerindeki etkileri açıkça ortaya çıkmaktadır çünkü daha fazla öğrenciyi uzun süre derse teşvik edebildiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin nadiren kullandıkları durumda ise öğrenme çıktılarına etkilerinin sıklıkla kullananlara göre daha az belirgin olduğu tespit edilmiştir. Ortaokul fen derslerinde FMG yaklaşımına uygun olarak hazırlanan etkinlikler kullanılarak öğrencilerin farklı başarı, motivasyon ve becerilerine etkilerini araştıran deneysel çalışmalar önerilebilir.
Dijital oyun bağımlılığının ilköğretim ikinci kademe çağındaki öğrencilerin akademik başarısı ile ilişkisi
Bu araştırmanın amacı; ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile ders başarısı ilişkisini ortaya koymak; bu ilişkinin öğrencilerin bazı demografik bilgilerine göre anlamlı farklılık olup olmadığını değerlendirmektir. Araştırmaya Gaziantep İli Şahinbey İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olarak okuyan 234 devlet, 266 imam hatip ve 197 özel olmak üzere toplam 697 ilköğretim öğrencisi katılmıştır. Veri elde etmek için okul, sınıf, cinsiyet, ailenin geliri ve eğitim durumunu içeren sosyodemografik yapı ölçeği ve Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak'ın hazırlamış olduğu dijital oyun bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilen kodlanması ve analizi SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programında yapılmıştır. Öğrencilerin sosyodemografik yapı ve dijital oyun bağımlılığı ölçeğine vermiş olduğu cevaplar korelasyon ve regresyon analizleri ile yapılmış olup tablolar arasında karşılaştırma yapılmıştır. Yapılan araştırmaya göre cinsiyet, teknolojik imkanlar ve ailenin maddi durumu ile oyun bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Ancak ailenin eğitim durumuna göre herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Oyun bağımlılığı olan çocuklar da olumsuz duygular büyük bir etken olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca özel ortaokulda okuyan öğrencilerde oyun bağımlılığı daha yüksek görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Oyun, Dijital Oyun Bağımlılığı, Akademik başarı
Üniversite öğrencilerinde hayatın anlam ve amacının yaşam becerileri ve ruh sağlığı sürekliliği ile ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde hayatın anlam ve amacının yaşam becerileri ve ruh sağlığı sürekliliği ile ilişkisini incelemektir. Ayrıca, araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin hayatın anlam ve amacı, yaşam becerileri ve ruh sağlığı sürekliliğinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, öğrenim gördüğü bölüm, şu an yaşadığı kişi/ler, kardeş sayısı, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve aile gelir düzeyine göre farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği programlarında öğrenim gören 352 gönüllü üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği, Yaşam Becerileri Ölçeği ve Ruh Sağlığı Sürekliliği Kısa Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu regresyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda yaşam becerileri ve ruh sağlığı sürekliliği değişkenlerinin hayatın anlam ve amacını anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Araştırmanın demografik değişkenlerine yönelik yapılan analizlerde hayatın anlam ve amacı, yaşam becerileri ve ruh sağlığı sürekliliği üniversite öğrencilerinin okuduğu bölüm, şu an yaşadığı kişi/ler ve baba eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca hayatın anlam ve amacı ile yaşam becerileri değişkenleri kardeş sayısı ve anne eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı; hayatın anlam ve amacı ile ruh sağlığı sürekliliği ise cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Diğer taraftan hayatın anlam ve amacı ile yaşam becerileri ve ruh sağlığı sürekliliği üniversite öğrencilerinin gelir durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermezken; hayatın anlam ve amacı üniversite öğrencilerinin yaşı ve sınıf düzeyine göre; yaşam becerileri ise cinsiyete göre, ruh sağlığı sürekliliği değişkeni kardeş sayısı ve anne eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği saptanmıştır.
İngilizce Hazırlık Programı Dinleme-Konuşma dersi konuşma alt alanının Tyler'ın Hedefe Dayalı Değerlendirme Modeline göre değerlendirilmesi
Bu çalışmada SDÜ İngilizce Hazırlık programı Dinleme-Konuşma dersi konuşma alt alanının Tyler'ın Hedefe Dayalı Program Değerlendirme Modeline göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu model kapsamında; öğrencilerin konuşma alt alanına yönelik hedef davranışlara ulaşma düzeyleri, programın yürütülmesine yönelik öğrencilerin, öğretim elemanlarının ve yöneticilerin görüşleri ortaya konmuştur. Araştırma sonuçlarının konuşma hedeflerine ulaşma bakımından öğretim ve öğrenme sürecini etkileyen etmenleri tanıma ve bu konularda alınabilecek önlemler hakkında bilgi vermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Karma desenlerinden açımlayıcı sıralı desenin işe koşulduğu araştırmanın çalışma gruplarını 2022-2023 Akademik Yılı Güz Dönemi İngilizce Hazırlık eğitimi alan İngilizce Öğretmenliği ve İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencileri ve bu gruplarda Dinleme-Konuşma dersi veren öğretim elemanları ile kurum yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verilerini 134 öğrencinin rubrik yoluyla belirlenen konuşma sınavı puanları oluşturmaktadır. Nitel veriler ise ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiş 25 öğrenciden ve 6 öğretim elemanından açık uçlu anketler; 2 yöneticiden ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Konuşma sınavında öğrencilerin performansını değerlendiren iki puanlayıcı öğretim elemanı arasındaki güvenirlik değerlerinin kabul edilebilir olduğu (0,70-0,87) görülmüştür. Anket ve görüşme formlarında Dinleme-Konuşma dersinin konuşma hedeflerinin öğrenci ihtiyaçlarına uygunluğu; derste kullanılan yöntem, araç-gereçler ve konuşma becerilerinin değerlendirilmesi konuları yer almıştır. Nicel veriler, aritmetik ortalama, frekans ve yüzde istatistik teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Nitel veriler Tyler'ın modelinde öngörülen programın yürütülmesine yönelik öğeler kapsamına oluşturulan hedefler, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri, ölçme değerlendirme temaları ve gözlenen kodlar çerçevesinde betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, öğrencilerin başarı düzeylerinin akıcılık, telaffuz ve dil kullanımı boyutlarında beklenen düzeyde olduğu ancak içerik boyutunda %47 oranında kaldığı tespit edilmiştir. Paydaşlar genel olarak programın hedeflerinin, içeriğinin, materyallerinin, yöntem ve tekniklerinin ve değerlendirilme yöntemlerinin uygun olduğu ve öğrencilerin hedef dile daha fazla maruz kalmaları ve konuşma kaygısı yaşayan öğrencilerin desteklenmesi konusunda hemfikirdirler. Programın verimli biçimde yürütülmesi için öğrencileri daha yakından tanımaya yönelik çalışmalar yürütülmesi, öğrencilerin ders dışında İngilizceye maruz kalma fırsatlarının artırılması ve konuşma kaygısıyla başa çıkılabilmesi için etkili yöntemlerin geliştirilmesi önerilmiştir. Öte yandan içerik boyutundaki hedefe ulaşılamama sebeplerinin tespiti için daha fazla veri çeşitliliği gerekmektedir.
Üniversite öğrencilerinde depresyonun yordayısı olarak duygusal zeka ve duyguları ifade etme
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeylerinin ve duyguları ifade etme düzeylerinin depresyon düzeylerini yordama derecesi incelenmiştir. Bunun için araştırmanın alt boyutları olarak, depresyon düzeyinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve depresyon düzeyi ile duygusal zeka ve duyguları ifade etme arasında ilişki olup olmadığı da incelenmiştir. Çalışmanın katılımcılarını Biruni Üniversitesi'nde okuyan 370 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcılara, araştırmacı tarafından hazırlanan ve cinsiyet, kardeş sayısı, anne babanın birlikte veya ayrı olma durumu, fakülte ve sınıf düzeyinin sorulduğu Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Ayrıca, Hisli (1989) tarafından üniversite öğrencileri ile geçerliği ve güvenirliği yapılan Beck Depresyon Ölçeği, Deniz ve arkadaşları (2013) tarafından Türkçe adaptasyonu yapılan Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği(TEIQue-SF) Kısa Formu ve Kuzucu (2006) tarafından Türkçe adaptasyonu yapılan Duyguları İfade Etme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarında depresyonun, cinsiyet, kardeş sayısı, anne babanın birlikte veya ayrı olma durumu, fakülte ve sınıf düzeyi ile anlamlı olarak farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Depresyon ve duygusal zeka ile ilgili analiz sonuçları, öğrencilerin toplam duygusal zeka düzeylerinin ve duygusal zekanın alt boyutları olan iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik düzeylerinin, depresyon düzeyleri ile istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı olarak ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca öğrencilerin toplam duygusal zeka puanlarının ve duygusal zekanın alt boyutlarından öznel iyi oluş ile özkontrol puanlarının, depresyon düzeylerini istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı olarak yordadığı bulgusu elde edilmiştir. Duygusal zekanın duygusallık alt boyutu depresyonu yordamazken, sosyallik alt boyutunun ise depresyon düzeyini istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Depresyon ve duyguları ifade etme ile ilgili analiz sonuçlarında ise öğrencilerin duyguları ifade etmenin alt boyutlarından olan olumlu duygu ifade düzeyleri ve yakınlık ifade düzeylerinin, depresyon düzeyleri ile istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı olarak ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin duyguları ifade etmenin alt boyutlarından olumsuz duygu ifade düzeyleri ile depresyon düzeylerinin istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda öğrencilerin duyguları ifade etmenin alt boyutu olan yakınlık ifade düzeylerinin ve olumlu duygu ifade düzeylerinin depresyon düzeylerini istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin duyguları ifade etme düzeylerinin, depresyonu istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı görülürken, duyguları ifade etmenin alt boyutu olan olumsuz duygu ifade düzeylerinin depresyonu istatistiksel açıdan anlamlı olarak yordamadığı bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Depresyon, duygu, duygusal zeka, duyguları ifade etme