
25
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarında görevli sağlık personellerinin afetlerde ilk yardım uygulamalarının bilgi düzeylerinin ölçülmesi: Bitlis örneği
Tüm dünyada olduğu gibi ve Ülkemizde de her yıl yaşanan afetler yüzünden çok sayıda insan hayatını kaybetmekte veya yaralanmaktadır. Afetler sırasında acil sağlık hizmetlerinin yerinde ve zamanında müdahalesi afetlerle mücadelede oldukça önemlidir. Bu nedenle acil sağlık ekiplerinin afet tıbbı konusunda yeterince bilgi ve beceriye sahip olmaları gerekir. Bu tezin amacı 112 acil sağlık personellerinin afetler sırasındaki ilk yardım konusunda bilgi ve becerilerini ölçmektir. Bu amaçla Bitlis ili kapsamında sağlık çalışanları üzerinde bir anket çalışması yürütülmüştür. Bu anket çalışmasında yaş, cinsiyet, meslek, eğitim gibi tanımlayıcı sorularının yanında bilgi düzeylerini ölçmek için 20 adet çoktan seçmeli soru sorulmuştur. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için bir dizi istatiksel analizler yapılmıştır. Öncelikle örneklerin dağılımlarının normal dağılıma uyup uymadığı test edilmiştir. Daha sonra, normal dağılıma uyan örnekler üzerinde parametrik testler, normal dağılıma uymayan örnekler üzerinde ise parametrik olmayan (non-parametrik) testler uygulanmıştır. Analizler sonucunda, yaş, tıbbi eğitimi, tecrübe gibi değişkenlerinin acil sağlık çalışanlarının başarı düzeyleri açısından anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Sonuç olarak, afetler sırasında daha etkin bir acil müdahale için acil sağlık çalışanlarının teorik ve uygulamalı eğitimlerine ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Afet yönteminde arama kurtarma ekiplerinin rolü: Adana AFAD örneği
Afetin birçok tanımı yapılması karşın en genel tanımı toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay olarak nitelemiştir. Afetleri en zararla atlatabilmek için oluşturulan afet yönetimi sisteminin afet ve acil durum öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların, planlanması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi, desteklenmesi ve uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla, kaynakların bu ortak hedefler doğrultusunda yönetilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Adana ili afet müdahale planı başta olmak üzere afetlerle ilgili tüm yerel planlar incelenmiştir. Adana il Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve afetlerde işbirliği içeresinde olması gereken tüm kamu kurum kuruluşlarının, afet ve acil durumlarda gereken mücadelede hazırlık, müdahale süreçleri araştırılarak afet ve acil durum anında, insan hayatı ve maddi kayıpların en aza indirgenebilmesi için gerekli tedbirlerin aldırılması ve daha etkin bir afet müdahale sistemi oluşturmak amaçlanmıştır.
COVID-19 pandemi sürecinde Batman Bölge Devlet Hastanesi'nde alınan önlemlerin ve uygulamaların incelenmesi
Korona virüsün 31 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Vuhan kentinin hayvan pazarında ortaya çıktığı düşünülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü Çin ülke ofisinin yaptığı açıklamada, nedeni belli olmayan pnömoni vakaları ortaya çıkmış ve daha önce insanlarda görülmemiş olan yeni bir korona virüs tespit edildiği belirtilmiştir. Bu hastalık ilk zamanlarda 2019 ncov olarak ifade edilirken ilerleyen zamanlarda Covid-19 olarak adlandırılmıştır. Çin de ortaya çıktıktan yaklaşık 3 ay sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü bu salgını 12 Mart 2020 tarihinde Covid-19 salgını ilan etmiştir. Bu salgın; ruhsal, sosyal ve fiziksel açıdan dünyada risk oluşturmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün pandemi ilan ettiği 12 Mart 2020 tarihinden bu yana olan verilerine göre 170 milyon 217 bin 299 Covid-19 vakası tespit edilmiş ve bunların 3 milyon 539 bin 727 hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Türkiye'de 11 Mart 2020 tarihinde ilk Covid19 vakası tespit edilmiş ve o tarihten 29 Mayıs 2021 tarihine kadar geçen süreçte 53 milyon 478 bin 278 vaka tespit edilirken bunların 47 bin 134'ünün hayatını kaybettiği kayıtlara geçmiştir. Bu çalışmanın amacı Batman Bölge Devlet Hastanesinde korona virüs önlemlerine uyulup uymadığını araştırmaktır. Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığının hastanelerde çalışma rehberi baz alınarak araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca Batman Bölge Devlet Hastanesinde alınan korona virüs önlemlerinin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymak için Çin'de bir hastane ile karşılaştırma yapılmıştır.
Yaşlı bireylerin afetler karşısındaki konumunun sosyal hizmet açısından değerlendirilmesi: COVID-19 ve Suluova Hacı Muammer Koca Huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezi örneği
Covid-19 (Koronavirüs) salgını ilk olarak 2019 yılının aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde görülmüş ve kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya tarihinde şu ana kadar yayılım hızı en yüksek salgın olarak kayda geçen hastalık çok kısa süre içinde küresel bir salgına dönüşmüştür. Çok hızlı bir zaman diliminde tüm dünyaya yayılan salgın Türkiye'de de 11 Mart 2020 tarihinde Çin menşeili bir çalışanına temas eden genç bir bireyde tespit edilmiştir. Birkaç ay gibi kısa bir süre zarfında Türkiye'nin hemen hemen tüm şehirlerinde bildirilen vaka sayıları çeşitli tedbirler ve kısıtlamaları gerekli kılmış ve 'yeni normal' ler ile hayat devam etmeye başlamıştır. Bunun ile birlikte bu salgının mortalite değerleri üzerinden yaşlı bireylerin daha çok etkilendikleri tespiti yapılmıştır. Bu önemli tespit yaşanan salgında yaşlı bireylerin 'Dezavantajlı birey' olarak değerlendirilmesini gerekli kılmış bu bağlamda yaşlı popülasyonuna yönelik kamu idareleri tarafından birtakım tedbirler, kısıtlama kararları ve sosyal hizmet müdahaleleri ortaya konulmuştur. Salgınların bir afet olarak değerlendirildiği bilgisi ışığında bu çalışma Türkiye'de Covid-19 pandemisinde dezavantajlı grup olarak adlandırılan yaşlıların afetler karşısındaki konumunun sosyal hizmet açısından değerlendirilmesi ve huzurevlerinde kalan yaşlı bireylere sağlanan hizmetin onlar tarafından kritize edilmesi amacını taşımıştır. Alan araştırması kapsamında, Amasya ili Suluova ilçesi Suluova Hacı Muammer Koca Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan 14 katılımcı ile mülakat yapılmıştır. Araştırmanın amacı kapsamında; elde edilen veriler incelenip tasnif edilmiş ve kategorilere ayrılmıştır. Verilerin yorumlanmasında, nitel araştırma yönteminin betimsel analiz ve sistematik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak yapılan araştırma ile Covid-19 salgınının etkisi ve genel duygu durum, yalnızlık, kaygı, sosyal hayat ile salgın ve sosyal çalışma disiplini, Covid-19 salgını sürecinde sağlanan sosyal hizmete bakış ve yaşlı bireylerin bu süreçte en çok kimden destek gördükleri, huzurevinde kalan yaşlı bireyler ile kendi evlerinde kalan yaşlılar arasındaki farklar şeklinde 12 ana başlıkta kategorileştirilmiş ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Afet, Yaşlı, Sosyal Hizmet, Huzurevi, Covid-19 Pandemisi. Covid-19 (Koronavirüs) salgını ilk olarak 2019 yılının aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde görülmüş ve kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya tarihinde şu ana kadar yayılım hızı en yüksek salgın olarak kayda geçen hastalık çok kısa süre içinde küresel bir salgına dönüşmüştür. Çok hızlı bir zaman diliminde tüm dünyaya yayılan salgın Türkiye'de de 11 Mart 2020 tarihinde Çin menşeili bir çalışanına temas eden genç bir bireyde tespit edilmiştir. Birkaç ay gibi kısa bir süre zarfında Türkiye'nin hemen hemen tüm şehirlerinde bildirilen vaka sayıları çeşitli tedbirler ve kısıtlamaları gerekli kılmış ve 'yeni normal' ler ile hayat devam etmeye başlamıştır. Bunun ile birlikte bu salgının mortalite değerleri üzerinden yaşlı bireylerin daha çok etkilendikleri tespiti yapılmıştır. Bu önemli tespit yaşanan salgında yaşlı bireylerin 'Dezavantajlı birey' olarak değerlendirilmesini gerekli kılmış bu bağlamda yaşlı popülasyonuna yönelik kamu idareleri tarafından birtakım tedbirler, kısıtlama kararları ve sosyal hizmet müdahaleleri ortaya konulmuştur. Salgınların bir afet olarak değerlendirildiği bilgisi ışığında bu çalışma Türkiye'de Covid-19 pandemisinde dezavantajlı grup olarak adlandırılan yaşlıların afetler karşısındaki konumunun sosyal hizmet açısından değerlendirilmesi ve huzurevlerinde kalan yaşlı bireylere sağlanan hizmetin onlar tarafından kritize edilmesi amacını taşımıştır. Alan araştırması kapsamında, Amasya ili Suluova ilçesi Suluova Hacı Muammer Koca Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan 14 katılımcı ile mülakat yapılmıştır. Araştırmanın amacı kapsamında; elde edilen veriler incelenip tasnif edilmiş ve kategorilere ayrılmıştır. Verilerin yorumlanmasında, nitel araştırma yönteminin betimsel analiz ve sistematik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak yapılan araştırma ile Covid-19 salgınının etkisi ve genel duygu durum, yalnızlık, kaygı, sosyal hayat ile salgın ve sosyal çalışma disiplini, Covid-19 salgını sürecinde sağlanan sosyal hizmete bakış ve yaşlı bireylerin bu süreçte en çok kimden destek gördükleri, huzurevinde kalan yaşlı bireyler ile kendi evlerinde kalan yaşlılar arasındaki farklar şeklinde 12 ana başlıkta kategorileştirilmiş ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Afet, Yaşlı, Sosyal Hizmet, Huzurevi, Covid-19 Pandemisi. Covid-19 (Koronavirüs) salgını ilk olarak 2019 yılının aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde görülmüş ve kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya tarihinde şu ana kadar yayılım hızı en yüksek salgın olarak kayda geçen hastalık çok kısa süre içinde küresel bir salgına dönüşmüştür. Çok hızlı bir zaman diliminde tüm dünyaya yayılan salgın Türkiye'de de 11 Mart 2020 tarihinde Çin menşeili bir çalışanına temas eden genç bir bireyde tespit edilmiştir. Birkaç ay gibi kısa bir süre zarfında Türkiye'nin hemen hemen tüm şehirlerinde bildirilen vaka sayıları çeşitli tedbirler ve kısıtlamaları gerekli kılmış ve 'yeni normal' ler ile hayat devam etmeye başlamıştır. Bunun ile birlikte bu salgının mortalite değerleri üzerinden yaşlı bireylerin daha çok etkilendikleri tespiti yapılmıştır. Bu önemli tespit yaşanan salgında yaşlı bireylerin 'Dezavantajlı birey' olarak değerlendirilmesini gerekli kılmış bu bağlamda yaşlı popülasyonuna yönelik kamu idareleri tarafından birtakım tedbirler, kısıtlama kararları ve sosyal hizmet müdahaleleri ortaya konulmuştur. Salgınların bir afet olarak değerlendirildiği bilgisi ışığında bu çalışma Türkiye'de Covid-19 pandemisinde dezavantajlı grup olarak adlandırılan yaşlıların afetler karşısındaki konumunun sosyal hizmet açısından değerlendirilmesi ve huzurevlerinde kalan yaşlı bireylere sağlanan hizmetin onlar tarafından kritize edilmesi amacını taşımıştır. Alan araştırması kapsamında, Amasya ili Suluova ilçesi Suluova Hacı Muammer Koca Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan 14 katılımcı ile mülakat yapılmıştır. Araştırmanın amacı kapsamında; elde edilen veriler incelenip tasnif edilmiş ve kategorilere ayrılmıştır. Verilerin yorumlanmasında, nitel araştırma yönteminin betimsel analiz ve sistematik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak yapılan araştırma ile Covid-19 salgınının etkisi ve genel duygu durum, yalnızlık, kaygı, sosyal hayat ile salgın ve sosyal çalışma disiplini, Covid-19 salgını sürecinde sağlanan sosyal hizmete bakış ve yaşlı bireylerin bu süreçte en çok kimden destek gördükleri, huzurevinde kalan yaşlı bireyler ile kendi evlerinde kalan yaşlılar arasındaki farklar şeklinde 12 ana başlıkta kategorileştirilmiş ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Afet, Yaşlı, Sosyal Hizmet, Huzurevi, Covid-19 Pandemisi.
Türkiye'de 1999 Marmara Depremi'nden itibaren afet ve acil durumlarda psikososyal destek uygulamalarının gelişimi
Yaşamı olumsuz etkileyen ve çok yönlü sorunlara neden olan afet ve acil durumlardan korunmak ve etkilerini azaltmak amacıyla, birçok disiplin tarafından çalışmalar yürütülmektedir. Afet ve acil durumlarda psikososyal destek ile ilgili çalışmaların önemi ise 1999 Marmara Depremi sonrasında hissedilmiştir. 1999 yılı ve sonrasında yaşanan afet ve acil durumlarda psikososyal destek uygulamaları yapılmış ancak afet ve acil durumların özgünlüğü ve afet yönetiminin yapısal sorunları nedeniyle, sunulan hizmetlerde bir standartlaşma sağlanması mümkün olmamıştır. 2009 yılında, Afet ve Acil Durum Yönetim Dairesi Başkanlığı'nın (AFAD) kurulması ile birlikte afet yönetiminde yaşanan değişimler, psikososyal destek uygulamalarına da etki etmiştir. Afet yönetimi alanında yaşanan bu gelişmelerin, bir alt disiplin olarak, psikososyal destek uygulamalarına yaptığı etkinin değerlendirilmesi ihtiyacı oluşmuştur. Bu çalışmada, afet ve acil durumlarla ilgili kavramlar ile psikososyal desteğin kapsamı belirtilerek, 1999 Marmara Depremi'nden günümüze kadar gerçekleştirilen psikososyal destek çalışmaları, kurumsal raporlar, alan araştırmaları ve internet kaynaklarından elde edilen veriler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Psikososyal destek çalışmalarının zayıf yönleri tespit edilerek, çalışmaların geliştirilebilmesi için önerilere yer verilmiştir.
Coğrafi bilgi sistemleri ile analitik hiyerarşi yöntemi kullanılarak Bitlis ilinin afet risk analizi
Nüfus ile birlikte beşeri faaliyetlerin atması dünyadaki doğal afetleri ve beraberinde afet risklerinin de artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle de doğal afet risklerinin önceden belirlenmesi afet ve risk yönetimi bakımından oldukça önemlidir. Değişken iklim ve yerkabuğu özelliklerine sahip ülkemizde deprem, taşkın, heyelan, çığ, kaya düşmesi gibi doğa olayları sıkça gerçekleşmektedir. Gelişen teknoloji ve yeni teknikler sayesinde günümüzde afetlerin belirlenmesi ve risk haritalarını oluşturulmaması üzerine birçok çalışma yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla Bitlis İlinin afet profili çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla deprem, heyelan, taşkın ve çığ gibi afet türlerinin her biri için tehlike/risk haritaları oluşturulmuş ve bu haritalar yorumlanmıştır. Diğer benzer çalışmalardan farklı olarak kullanılan yöntemle bu alanın ilk kez çalışılmış olması ve birden çok afet türünün bir arada incelenmesi tezin ana özgün yanlarını oluşturmaktadır. Çalışma sonuçlarının Ülkemiz geneli ve Bitlis özelinde etkili bir acil durum ve afet yönetimi için ilgili kurum ve kuruluşlara fayda sağlaması ve sonraki benzer çalışmalara ışık tutması beklenmektedir.
CCOVID-19 pandemisi döneminde geliştirilen kamu politikaları: Karşılaştırmalı bir inceleme
Aralık 2019'da Çin'in Wuhan bölgesinde ortaya çıkan Covid-19 kısa sürede diğer ülkelere ardından da tüm kıtalarda yayılım göstererek küresel bir pandemi halini almıştır. Covid-19 son yüzyılda gerçekleşen en ciddi sağlık krizlerinden birine neden olmuştur. Covid-19 ile mücadele edebilmek adına devletler çeşitli önlemler almışlardır. Tüm dünya devletlerinde olduğu gibi Türkiye'de de çeşitli Covid-19 ile mücadele amacıyla önlemler alınmıştır. Devletlerin aldıkları Covid-19 önlemleri birbirlerinden farklılıklar gösterse de hepsinin temel amacı salgının en kısa sürede kontrol altına alınmasına yöneliktir. Covid-19 sürecinde devletlerin otoriter rejim ya da demokratik rejimlerinin salgınla mücadele noktasında etkilerine yönelik kıyaslamalar yer almıştır. Hangi yönetim anlayışının salgınla mücadelede daha başarılı bir görünüş izlediği tartışmalı bir konu olmuştur. Devletlerin otoriter rejim ya da demokratik rejim olan yapılarının yanında salgınla mücadelede ortaya çıkan yönetim sistemi farklılıkları, devlet kapasiteleri, siyasi liderlerin tutumları vb. farklılıklar araştırmanın otoriter rejimler ve demokratik rejimler ayrımının incelenmesini zorlaştıran faktörler olmuştur. Salgının ilk görüldüğü ve kısa sürede kontrol altına alınan Çin otoriter rejimlerin salgın sürecinin yönetilmesinde daha başarılı olduğunu belirten örneklerin başında gelmiştir. Güney Kore ise demokratik sistemlerin salgın süreci yönetiminde başarılı sayılan ülke sınıfındadır. Bu tez araştırmasında, cevabı aranan sorular, salgınla mücadelede demokratik yönetimler mi yoksa otoriter rejimler mi daha başarılı olmuştur ve Türkiye'nin izlediği salgınla mücadele politikalarında hangi noktada yer aldığına cevap vermektir. Araştırmanın yapılabilmesi adına belirlenen farklı demokrasi sınıfında yer alan ülkelerdeki salgının seyri izlenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda devletlerin demokratik ya da otoriter rejimlerle yönetilmesinden çok salgın sürecinin yönetilmesinde başarılı bir görüntü izlenmesinde kamu kurum ve kuruluşlarının yapılanması ve hükümet sisteminin hızlı karar alabilen bir yapıya sahip olması, devlet kapasitesi ve halkın devletin kararlarına kendi isteği ile uyma derecesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Elazığ depremi yaşayan genç bireylerin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu sağlıklı beslenme düzeyinin incelenmesi
Deprem olgusu, insanlarda kritik stres yaratan bir durumdur. Depremin şiddetinin yanı sıra kişinin yaşı, depreme hazırlıklı olma durumu, bir yakınını daha önce benzer bir nedenle kaybetmiş olması gibi faktörler kişinin stres düzeyini belirleyen önemli faktörlerdir. Depremler genellikle insani sonuçları olan olaylar olarak düşünülse de birçok sosyolojik ve psikolojik soruna da neden olmaktadır. Çünkü deprem yaşayan toplumlarda hem sosyo-kültürel hem de dini değerlerde, doğada ve yaşamda farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir. 24.01.2020 yerel saatle 20:55'te merkez üssü Elazığ-Sivrice olan ve Mw 6.8 büyüklüğünde çok şiddetli sığ bir deprem meydana gelmiştir. Bu deprem sonrasında binlerce insan çadırda ve konteynerlerde barınmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde özellikle genç depremzedeler fiziksel aktivitelerden yoksun Elazığ merkezinde yaşayan fiziksel aktivitelere katılan genç bireylerin deprem sonrası sosyal hayata adaptasyonunda Fiziksel aktivitelerin etkisi belirlemek ve fiziksel aktivitenin sağlıklı beslenme üzerindeki etkisi belirmek amacıyla 05 Haziran 2021 tarihinde fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu ve sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum Ölçek google/form üzerinden katılımcılara ulaştırılmıştır. Katılımcılara sosyal medya, spor merkezlerinde tanıtımı yapılarak ölçeğe katılımları sağlanmıştır. Katılımcılardan 546 adet ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Google/formdan alınan verilerin kodlanarak elde edilen veriler SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak; Katılımcıların çevresel nedenlerle fiziksel aktiviteye katılım motivasyonu ortalama düzeyinde olduğu, fiziksel aktiviteye katılım motivasyonunda en yüksek bireysel nedenlerle, en düşük ise çevresel nedenlerden dolayı olduğu bulunmuştur. Cinsiyetin fiziksel aktivitelere katılım motivasyonlarını etkilemezken, Eğitim düzeyi. Spor yapma ve spor yapma süresi ektili olarak bulunmuştur. Sağlık beslenmeye ilişkin tutum, bilgi ve tutum düzeylerinin yüksek olduğu fakat beslenmeye yönelik duygu düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Fiziksel Aktiviteye Katılım Motivasyonlarının Sağlıklı Beslenmeye ilişkin tutum arasında yaklaşık %16 oranında pozitif yönlü bir etki söz konusudur. Ayrıca Fiziksel Aktiviteye Katılım Motivasyonlarının Sağlıklı Beslenmeye ilişkin tutumu %2.6 oranında arttırdığı görülmektedir.
Türkiye`de sivil havacılık ve havalimanlarında acil durum planlaması: Batman ve Diyarbakır Havalimanları örneği
Havacılık sektörü, ilk kontrollü uçuş ile beraber hızla önemli bir ulaşım yolu olmuştur. Modern hava araçlarının geliştirilmesi, havacılığın farklı kollarda büyümesini sağlamıştır. En önemli kollarından biri olan sivil havacılığın hızla iyileşmesi havayollarına olan ilgiyi artırmaktadır. Sivil Havacılığın sektörel bazlı büyümesi, bazı olumsuz durumların meydana gelmesine neden olmuştur. Bu olumsuzlukların başında gelen uçak kazası, büyük bir sorun olmaktadır. Hava aracı kazalarının yaygınlaşması nedeniyle de ülkelere bağlı, havacılığın idamesi için gerekli sorumluluğu üstlenen kurumlar oluşturulmuştur. Türkiye`de ise bu sorumluluğu Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) üstlenmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesine (DHMİ) bağlı havalimanları, oluşacak acil durumun çeşidine göre planlar hazırlamaktadır. Bu tez çalışması iki ana temadan oluşmaktadır. İlkinde Türkiye`de hızla gelişim gösteren sivil havacılık faaliyetleri irdelenerek tüm çalışmaların detaylıca incelenmesi sağlanmıştır. Diğer ana temasında ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında doğabilecek tüm olumsuz şartlara yönelik yapılan acil durum planlamasının kapsamı ve etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sivil havacılığın doğuşu ve uluslararası sivil havacılık faaliyetlerinin idamesi için çalışmalar yapan kurum, kuruluşların misyon ve vizyonları incelenmiştir. İkinci bölümde, Türkiye`de sivil havacılığın gelişimi ve bu gelişime etki eden tüm etkenler üzerinde durulmuştur. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde ise Batman ve Diyarbakır Havalimanlarında meydana gelebilecek olay ya da afetlere etkin ve doğru müdahalenin yapılabilmesini sağlayan çalışmalar dikkatlice analiz edilmiştir.
Gaziantep ilinin doğal afet çeşitliliğinin değerlendirilmesi
Gaziantep ili gerek Doğu Anadolu Fay hattına yakınlığı gerekse Jeomorfolojik yapısı sebebiyle birçok doğal afet meydana gelmektedir. Fakat bu bölgede şimdiye kadar yeterli derecede afet türleri çalışması ve bununla ilişkili olarak risk çözümlemeleri yapılmamıştır. Bu çalışmada Gaziantep ilinde gerçekleşmiş olan deprem, heyelan, sel ve kaya düşmesi gibi birtakım afetlerin mekânsal ve zamansal çözümlenmesi uygulanmıştır. Risk sınıflandırması, afetler sebebiyle meydana gelen zararlar dikkate alınarak yapılmıştır. Fine-Kinney metodundan yararlanma amacıyla frekans, şiddet ve olasılık parametreleri kullanılmış ve risk çözümlemesi uygulanmıştır. Kaya düşmesi ve heyelan olaylarının topografyanın eğiminin arttığı yerlerde fazla yağış ile birlikte meydana gelme riski artmaktadır. Batısında bulunan Doğu Anadolu Fay hattı büyük tehlike arz etmekte ve ihtimal dahilinde gerçekleşen bir afette acil durum eylemlerinin yerine getirilmesi tavsiye edilmektedir. Bununla beraber sel olayları ciddi bir tehlike arz etmektedir.
Kriz ve afetlerde kurum içi iletişimin yönetsel fonksiyonlar üzerindeki etkisi ve bir araştırma
Bu araştırmada kriz ve afet durumlarında kamu çalışanlarının kurum içi iletişim algılarının yönetsel fonksiyonlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda nicel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ana kütlesini Bitlis Valiliğine bağlı kamu kurum çalışanları oluşturmaktadır. Örneklem olarak rassal örneklem yöntemi benimsenmiştir. Veri toplamak için anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmaya ana kütle içerisinden 448 personel katılım sağlamıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programına işlenmiştir. Araştırma kapsamında güvenilirlik, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile frekans, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Hipotez testleri sonucunda; kurum içi iletişimin çalışma arkadaşları iletişim ile yöneticiler ile iletişim alt boyutlarının yönetimin yöneltme ve denetim fonksiyonları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca kurum içi iletişimin çalışma arkadaşları iletişim ve yöneticiler ile iletişim alt boyutlarının yönetimin örgütleme ve yöneltme fonksiyonları üzerinde anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Son olarak kurum içi iletişimin sadece yöneticiler ile iletişim boyutunun yönetimin planlama fonksiyonu üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre; katılımcılarının kurumlarına ilişkin iletişim kalitesi ile kurumlarında kriz ve afet durumlarında yönetim fonksiyonlarının uygulanabilirliğine ilişkin algı ve bilgi düzeylerinin iyi olduğu söylenebilir. Ancak yönetim fonksiyonlarından yöneltmenin düşük ortalamaya sahip olması, çalışanların kurumlarındaki yöneticilerin kriz ve afet yönetimi sürecinde kendilerini iyi motive edemedikleri, etkin bir liderlik gerçekleştiremedikleri şeklinde değerlendirilebilir
Van Gölü kirlilik durumu, geleceği ve meydana gelebilecek afetlerden etkilenme durumu üzerine bir araştırma
Yeryüzünde, çeşitli sebeplerden ötürü afetler meydana gelmektedir. Afetlerden başta insanlar olmak üzere tüm çevre olumsuz etkilenmektedir. Özellikle bulunduğumuz zaman diliminde oluşan afet sayısındaki artış dikkatleri üzerine çekmektedir. Ülkemizin 26 havzasından biri olan Van Gölü Havzası, içinde bulundurduğu Van Gölü başta olmak üzere çeşitli özelliklerden ötürü çok önemli ve değerlidir. Kapalı havza özelliğinde olan bu alanda yer edinen Van Gölü, havzada meydana gelen tüm faaliyetlerden (doğa ve antropojenik) olumlu ya da olumsuz etkilenmektedir. Bu çalışma, Van Gölü'nün mevcut durumu ve önemi temelinde, geleceği ve meydana gelebilecek afetlerden etkilenme durumunu ortaya koyma amacı ile yapılmıştır. Mevcut çalışmada, literatür taraması yöntemi kullanılarak derleme türünde bir araştırma şeklinde yapılmıştır. Ayrıca, çalışma alanında araştırmacı tarafından gözlemler yapılarak, fotoğraf çekimleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmalar ve gözlemler sonucunda; Van Gölü'nün çevresinde gün geçtikçe insan popülasyonun artması ile birlikte görünür bir kıyı kirliliği problemi baş göstermiştir. İnsan popülasyonu ve muhtemel küresel ısınmadan kaynaklı gölün su seviyesinde görünür değişimler olmaktadır. Havzanın kapalı olmasından dolayı, alanda yapılan maden faaliyetleri başta olma üzere tüm gelişmeler gölü etkilemektedir. Gölün etrafındaki dağlardaki bitki örtüsünün zayıf olmasından kaynaklı özellikle gölün çevresi çığ, heyelan, kaya düşmesi ve sel afetlerinden etkilenmektedir. Bölgenin deprem fay hatları üzerinde bulunmasından ötürü, deprem anında göl çevresindeki yapılaşmalar başta olmak üzere havzadaki alt yapı problemleri ile birlikte gölün olumsuz etkilenmesi söz konusu olacaktır. Bu çalışmanın, gerek ülkemiz ve gerekse dünya için önemli bir yeri olan Van Gölü'nün mevcut durumunun (kirlilik ve afetlerden etkilenme) ortaya konması ve tüm bu senaryoların göz önünde bulundurularak Van Gölü'nün korunması ve sürdürülebilirliği bakımından yapılacak çalışmalara katkı sunacağı öngörülmektedir. Ayrıca, mevcut çalışmanın Van Gölü özelinde artan nüfus ve gelişen teknoloji ile birlikte yeryüzü ekosisteminin kullanılma şekli ve oluşan/oluşacak her türlü afetten etkilenmesi ve geleceğimiz konulu çalışmalara ışık tutacağına inanılmaktadır.
Göçmen Ahıska Türklerinde obezite sıklığı, beslenme alışkanlıkları ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi: Bitlis ili Ahlat ilçesi örneği
Araştırmamız Bitlis İli Ahlat İlçesine yerleştirilen Göçmen Ahıska Türklerinin obezite sıklığı, beslenme alışkanlıkları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmış nicel bir araştırmadır. Çalışmaya 62 erkek, 58 kadın olmak üzere 120 kişi katılmıştır. Katılımcılar 18-72 yaş arasında olup, yaş ortalaması 41,32'dir. Katılımcıların BKİ değerleri %25,0'i normal, %60,8'i hafif şişman ve %14,2'si obez olduğu tespit edilmiş olup obez erkeklerin oranı (%20,7) kadınlardan(%8,1) daha yüksektir. Vücut ağırlığından memnun olanların oranı %73,3'dür. Araştırmaya katılan göçmenlerin %75,8'i hiç spor yapmadığı, %82,5'inin günde 3 öğün yemek yediği ve %60,0'ının günde 6-8 bardak su içtiği belirlenmiştir. %74,2'si yemeklerde ayçiçek yağı kullanılmaktadır. Yağ tüketim şekilleri katılımcıların %33,1'i doğrudan, %34,9'u yakmadan %32,0'ı ise yakarak kullanmaktadır. Katılımcıların %80,8'i obeziteyi bir sağlık sorunu olarak görmektedir. Kadınların yaşam kalitesi ölçeği fiziksel işlev alt boyut ortalaması (80 ± 29,27) erkeklerden (68,30 ± 29,69) daha yüksektir. Genel sağlık alt boyut ortalaması erkeklerde (55,69 ± 12,92) kadınlardan (49,51 ± 9,39) daha yüksektir. Yaşamsallık alt boyut ortalamaları erkekler (55,34 ± 7,48) ve kadınların(54,67 ± 8,95) benzer olduğu, sosyal işlev alt boyutunda erkekler (57,97 ± 20,50) kadınlardan (52,62 ± 15,86) daha aktif iken benzer şekilde mental rol alt boyutunda da erkekler (70,69 ± 43,29) kadınlardan (58,06 ± 46,72) daha güçlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mental sağlık alt boyutunda ise erkeklerin ortalaması daha yüksektir. Ahlat'a yerleştirilen Ahıskalıların BKİ değerleri ortalama olarak yapılan ölçümlerin sonucuna göre yüksek çıkmıştır. BKİ değerleri ortalamanın üstünde olan toplumların sağlıklı beslenmediği, kronik hastalıklara karşı savunmasız olduğu bu nedenlerden dolayı yaşam kalitelerinin de düşük olması yaptığımız çalışmanın analizler sonucu ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlara göre göçmenlerin olası afetlere karşı dirençsiz bir toplum olduğu söylenebilmektedir. Göçmenlerin afetlere karşı dirençli bir toplum olabilmesi için; ekonomik olarak desteklenmeli, günlük sosyal faaliyetlere katılımları teşvik edici programlar arttırılmalı, doğru beslenme konusunda bilinçlendirilmeli, spora teşvik sağlanmalı eğitim kursları başta okuma yazma olmak üzere mesleki eğitimlere katılımların daha çok olması için yönlendirme bilinçlendirmeler yapılmalıdır.
112 acil çağrı merkezine yapılan aramalar, görev yapan personeller ve yönlendirilen müdahale araçlarının kullanımının değerlendirilmesi: Bitlis ili örneği
Acil yardım hizmetlerinin, diğer hizmet ve sektörlerden önemli bazı farklılıkları vardır. Bunlar içerisindeki en önemli farklardan biri ise acil yardım ve müdahale hizmetlerinin ikame edilemez ve ertelenemez özelliğidir. Türkiye'de mağduriyet yaşayan, sağlık yardımı talep eden, can ve mal güvenliği tehlikeye girmiş olan, kısacası ilgili ve profesyonel ekiplerin yardımına ihtiyacı olan tüm bireylerin acil yardım hizmetlerinden faydalanabilmesi önem arz etmektedir. Bu öneme binaen teknolojinin sunmuş olduğu imkânlardan yaralanarak zamanla yeni sistem organizasyonlarına başvurulmaktadır. Bu çalışmada acil yardım hizmetlerine yönelik geliştirilen yeni sistem organizasyonu ve kurumsal çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan, 2021 yılı itibariyle Türkiye'nin 81 ilinde hizmete alınarak tamamlanan Yeni Nesil 112 Acil Çağrı Merkezleri Projesinin Bitlis ili özelinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Bitlis 112 Acil Çağrı Merkezi hedef alınarak 112 acil çağrı merkezine yapılan aramalar, görev yapan personeller ve yönlendirilen müdahale araçlarının kullanımının değerlendirilmesi başlıklı bir inceleme çalışması yapılmak istenmiştir. Bu kapsamda yeni sisteme, işleyişe ve çağrıların birinci muhatapları olmaları sebebiyle çağrı karşılama ve çağrı yönlendirme personellerine nitel araştırma yöntemine başvurularak tez çalışması için hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formundaki 30 soru yöneltilmiştir. Çalışmaya katılma rızası gösteren 44 personelden alınan cevaplar araştırmacı tarafından not edilmiş ve bulgular tematik olarak analiz edilmiştir. Çalışma genel olarak üç başlık altında toplanmaktadır. Acil çağrı merkezine yapılan aramalar başlığı altında, çağrı merkezinin iş akış şemasına dair gözlemlere yer verilmekte ve çağrı verileri detaylı olarak değerlendirilmektedir. Görev yapan personeller başlığı altında, sistemin işleyişine ve yeniliklerine dair katılımcılara yöneltilen görüşme sorularına, katılımcılardan alınan cevaplara ve analizlere yer verilmektedir. Son olarak müdahale araçlarının kullanımının değerlendirilmesi başlığı altında ise vakaya dönüşerek müdahale ekibi yönlendirilen çağrıların istatiksel verileri incelenmektedir. Acil yardım hizmetlerinin dünyadaki hızlı gelişime paralel olarak modern ve güncel tutulması amacıyla yeni sistemin avantajları ve eksik noktaları tartışma ve sonuç kısımlarında ele alınarak, bu hususta alınabilecek tedbirlere ve tavsiyelere yer verilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tek acil çağrı numarası uygulaması, Yeni nesil 112 acil çağrı merkezleri projesi, Acil çağrı numaraları, 112 Acil sağlık hizmetleri
İtfaiye personellerinin küresel ısınma tutumlarının incelenmesi: Trabzon ili örneği
Bu araştırma, Trabzon Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan itfaiye personellerinin küresel ısınma tutumlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 200 itfaiye personeli oluşturmaktadır. İtfaiye personellerinden anket ve ölçek verileri yüz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan 13 soruluk anket formu ve literatürden alınan ''Küresel Isınma Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, itfaiye personellerinin küresel ısınma tutumlarının yaş gruplarına, toplam hizmet yılına ve öğrenim durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İtfaiye personellerinin küresel tutumlarının; medeni durum, çalışılan yerdeki konum ve ikamet edilen yerlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Bunların yanında itfaiye personelinin küresel ısınma tutumunun yüksek olduğu tespit edilmiştir. İtfaiye personellerinin bir kısmının orman yangınlarına müdahaleye hazır olma durumlarının zayıf olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca itfaiye personellerinin küresel ısınma konusundaki bilgi eksiklerinin de olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre değerlendirmeler yapılarak önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de afetlerde sosyal hizmet uygulamaları: 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri örneği
Afetler ve afetlerle mücadele günümüzde üzerinde en çok çalışılan konular arasında yer almaktadır. Afetler içerisinde depremler ise insanların en fazla karşılaştıkları afet türlerinden bir tanesidir. Depremler aniden ve beklenmedik zamanlarda gerçekleşerek insan yaşamını birçok yönden etkilemektedir. Depremler toplumsal yaşamı kesintiye uğrattığı gibi farklı kurumların kolektif çalışmalarıyla depremlere müdahale edebilmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlere yönelik olarak sunulan sosyal hizmet uygulamalarını kategorik olarak belirlemektir. Bu bağlamda afet kavramı ve türleri tanımlanmakta, afet yönetimi ele alınmakta, sosyal hizmet kavramı ve uygulamaları açıklanmakta, afet öncesi, esnası ve sonrasında sunulan sosyal hizmet uygulamaları anlatılmaktadır. Çalışma teorik çerçevede hazırlanmış olup ulaşılan sonuçlara yönelik birtakım önerilerde bulunulmaktadır.
Sağlık personellerinin afet farkındalığı ve afetlere yönelik tutumlarının incelenmesi
Afetlerin olumsuz etkilerini azaltmak, başarılı bir afet yönetimi ve toplumların afetlere karşı farkındalığının artırılmasıyla mümkündür. Bu araştırma Diyarbakır ilinde görev yapan sağlık personellerinin afet farkındalığı ve afetlere yönelik tutumlarını değerlendirilmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Diyarbakır ilinde görev yapan sağlık personelleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise rastgele örneklem seçimi yöntemiyle gönüllü olarak katılan 284 sağlık personeli oluşturmaktadır. Araştırma grubuna çevrim içi yöntem ile ölçek formları araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama formu olarak bireylerin demografik özellikleri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formunun (cinsiyet, yaş, medeni durum, afete maruz kalma, afet eğitimi alma, ilk yardım eğitimi alma, "Evinizde afet ve acil durum çantası var mı?", "Kişisel veya aile afet planınız var mı?", afet bilgi kaynağı) yanı sıra Türkan ve Kılıç (2017) tarafından geliştirilen 3 boyutlu Afet Tutum Ölçeği (ATÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde," Independent Sample T-Testi" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)" kullanılmıştır. "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)" yapılan testlerde ortaya çıkan anlamlı farklılık sonuçlarının hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için "Post- Hoc" testi uygulanmıştır. Verilerin homojen olmasından ve örneklem sayısının eşit olmamasından dolayı bu testlerden "Scheffe" uygulanmıştır. Bu araştırmada Diyarbakır ilinde görev yapan sağlık personelinin genel olarak afetlere yönelik tutumu orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
Marmara Denizinde oluşan afet niteliğindeki musilajın etkileri ve çözüm yolları üzerine bir araştırma
Türkiye'nin iç denizi konumunda olan Marmara Denizi, yurt içi ve uluslararası deniz taşımacılığında son derece büyük öneme sahip olmakla beraber yoğun nüfuslu illere ve birçok farklı kollardaki endüstriyel tesislere kıyısı bulunmaktadır. Bu durum, Marmara Denizi'nin dış etkilere maruz kalmasına neden olmaktadır. Marmara Denizi'nin maruz kaldığı dış etkiler müsilaj oluşumu ile kendini göstermiştir. Marmara Denizi, üzerinde birden fazla noktada büyük kütleler halinde hareket eden müsilaj, yapışkan ve köpüksü yapısıyla denizin güneş ışınlarından ve oksijenden faydalanmasını engelleyerek deniz canlılarının yaşam alanlarını kısıtlamakta ve ölümlerine neden olmaktadır. Bu çalışmada, Marmara Denizi'nde oluşan müsilaj olayının oluşum nedenleri, deniz ekosistemine, insanlara etkileri ve oluşturduğu maddi-manevi zararlar; deniz ulaşımında ve taşımacılığında kullanılan motorlu araçlara olan etkileri araştırılmış, müsilajın sebepleri ve oluşumunu engelleyecek çözüm yollarının bulunması amaçlanmıştır. Mevcut çalışma, literatür taraması yöntemi kullanılarak derleme türünde bir araştırma şeklinde yapılmıştır. Ayrıca, Marmara Denizi'nde meydana gelen müsilaj olayı ile dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen müsilaj olayların benzerlik durumuna ve oluşturdukları tahribata değinilmiştir. Sonuç olarak, müsilaj oluşumunu tekitleyen su akım hızının düşük olması veya durağan olması, deniz suyu sıcaklığının artması ile baskın tür olayının gerçekleşmesi, denizin kaldırabileceği kirlilik yükünden daha fazla kirletilmesi gibi faktörlerin ana kaynak problemler olduğu saptanmıştır. Bu araştırmanın, gerek ülkemiz gerek uluslararası için önemli bir yeri olan Marmara Denizi'nin sürdürülebilirliği, sonraki nesillere temiz bir şekilde aktarılması ve korunması açısından kaynaklık edeceği düşünülmektedir.
Kitlesel göç hareketlerinin Türkiye ekonomisine yansıması: Mersin ili örneği
Kitlesel göç hareketleri insan kaynaklı sosyal bir olgudur. Bu çalışmada bir afet olan göç kavramı açıklanmıştır. Göçlere neden olan ekonomik, sosyokültürel, siyasi ve doğal faktörler açıklanarak Türkiye'nin almış olduğu göçler tarihsel anlamda incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'nin geçmişten günümüze göç hareketlerinin hedefi olduğu görülmüştür. Türkiye'ye yapılan göçlerle ilgili sayısal veriler paylaşılmış olup bu göç dalgalarının Türkiye ekonomisini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Kitlesel göç hareketleri genelde Türkiye, özelde Mersin ili ele alınarak derinlemesine incelenmiştir. Kitlesel Göç hareketleri ülke ekonomilerini farklı alanlarda olumlu veya olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Türkiye'nin hedefi olduğu kitlesel göç hareketlerinin ekonomik büyüme, enflasyon, istihdam ve kamu maliyesi üzerinde yarattığı olumlu ve olumsuz etkiler ele alınmıştır. Mersin ilindeki göçmen sayısı, yabancı ortaklı kurulan firmalar ve bu firmaların ekonomi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Göçmenlere verilen eğitim ve sağlık hizmetleri hakkında bilgi verilmiştir. Kitlesel göç hareketleri Mersin ilinde ticari faaliyetlere katkı sağlayarak ihracat miktarını artırmış ve buna bağlı olarak ekonomik büyümeyi artırmıştır. Kayıt dışı istihdam nedeniyle yerli halk iş bulmakta zorlanmış fakat öte taraftan kurulmuş olan göçmen sağlığı merkezlerine alınan personeller sayesinde istihdam olumlu etkilenmiştir. Özellikle eğitim ve sağlık harcamaları kamu maliyesi üzerinde etki yaratmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitlesel Göç, ekonomi, afet.
Afete müdahale ekiplerinin duygusal emek bağlamında yaşam deneyimlerinin incelenmesi
Afetler toplumları ekonomik, sosyal, demografik ve psikolojik yönden etkileyen olaylardandır. Afetler hem doğal hem de doğal olmayan nedenleri bağlamında yıkıcı etkilere sahiptir. Afet türlerinden deprem ise fiziki yıkıcılığı en çok hissedilenler arasındadır. Özellikle şiddetli depremleri deneyimleyen bireyler fiziki tahribatın yanı sıra sosyal ve psikolojik tahribatında öznesi olabilmektedir. Türkiye'de 6 Şubat 2023 gerçekleşen depremler ülke tarihinin en yıkıcı depremleri arasında yer almaktadır. Türkiye'de yaşanan şiddetli depremler sonrasında baş etme stratejileri arasında afetzedelere psikososyal destek hizmeti sunma önemli müdahale stratejileri arasında yer almaktadır. Genellikle psikososyal destek ekipleri deprem bölgesine ilk intikal eden müdahale ekipleri arasında yer almaktadır. Buradan hareketle psikososyal müdahale ekiplerinin depremin yaşandığı ilk zamanlardaki kaotik ortamı depremzedelerle birlikte deneyimledikleri ve çoğu kez onlarla aynı zorlukları tecrübe ettikleri görülmektedir. Psikososyal müdahale ekiplerinin yaşamış olduğu söz konusu zorluklar sonraki süreçlerde onların mesleki ve sosyal yaşamlarını etkileyebilmektedir. Bu tez çalışması psikososyal destek ekiplerinin deprem bölgesinde yaşamış oldukları durumları duygusal emek yaklaşımı bağlamında açığa çıkartmayı hedeflemiştir. Mesleki bir sorumluluk olarak psikososyal destek ekipleri depremzedelere hizmet sunarken kendi yaşamış oldukları şok, korku, endişe, acı vb. gibi yoğun duyguları hizmet alanlara yansıtmamalı ve duygusal olarak güçlü kalmayı başarabilmelidir. Profesyonel olarak deprem bölgesine görevlendirilen psikososyal destek ekiplerinin hizmet sunarken vermiş olduğu mesleki tepkiler bu tezde duygusal emek bağlamında değerlendirilmektedir. Bir başka ifadeyle psikososyal müdahale ekiplerinin profesyonel olarak sergilediği bu tepkileri nasıl anlamlandırdıkları bu tez konusunun temel argümanı olarak konumlanmaktadır. Bu tez çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden tematik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşmeye başvurulmuştur. Katılımcıların ifadeleri içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek analizler sonucunda alt tema ve kodlara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında psikososyal destek ekiplerin deprem bölgesine ilk intikal süreçlerinin fiziksel ve psikolojik açıdan zorlayıcı olduğu, yaşadıkları olayların hem kişisel hem de mesleki hayatlarını etkilediği, hizmet sunarken hissettikleri duygularla sergiledikleri duyguların uyumsuz olduğu görülmektedir. Ayrıca profesyonellerin bazı durumlarda mesleki sorumluluklarının dışında kalan hizmetleri de sunmak zorunda kaldıkları ve deprem bölgesinde yaşamış oldukları zorlukları aşmada birtakım stratejiler geliştirdikleri de saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Yönetimi, Psikososyal Müdahale, 6 Şubat 2023 Depremleri, Duygusal Emek.
İnsanlık için yapay bir tehdit unsuru: Nükleer silahlar
Nükleer silahların kullanılmasına karşı alınması gereken önlemler, uluslararası güvenlik ve barışın korunması için kritik öneme sahiptir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) gibi mevcut uluslararası anlaşmaların güçlendirilmesi ve tüm ülkeler tarafından tam anlamıyla uygulanması önemlidir. Bu anlaşmaların denetim mekanizmalarının sıkılaştırılması ve ihlallerin caydırıcı yaptırımlarla karşılanması gerekir. Nükleer kapasiteye sahip ülkelerin nükleer faaliyetlerinde şeffaflık göstermeleri ve uluslararası toplumla iş birliği yapmaları teşvik edilmelidir. Bu, nükleer malzemelerin izlenmesini ve kontrol altında tutulmasını kolaylaştırır. Nükleer silahların azaltılması ve sonunda tamamen ortadan kaldırılması yönünde adımlar atılmalıdır. Nitekim bu adımlar hem bölgesel hem de küresel düzeyde güvenlik ve istikrarı artıracaktır. Yapılan çalışmanın amacı, Nükleer silahların kullanılmasına karşı alınması gereken önlemlerin açıklanması ve önerilerde bulunulmasıdır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup literatür taraması yapılmıştır. Yapılan çalışma kapsamında Nükleer silahların kullanılmasına yönelik alınmış olan kararların ve imzalanmış olan sözleşmelerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca nükleer silahların kullanımının engellenmesi noktasında eğitimin önemli olduğu, işbirliklerinin geliştirilmesi gerektiği, iletişimin daha açık ve ılımlı olmasının önemli olduğu önerileri çalışmada yer almıştır.
Bitlis ili acil sağlık çalışanlarının afet müdahalesinde karşılaştığı zorluklar: Kahramanmaraş depremi örneği üzerine nitel bir çalışma
Altı Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremin ardından Adıyaman iline görevlendirilen sağlık personeli, afet müdahale sürecinde çok boyutlu zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışma, hastane öncesi acil sağlık hizmetleri personelinin bu süreçte yaşadığı deneyimleri betimleyerek mevcut durumu anlamaya yönelik nitel veriler sunmaktadır. Literatürde, afet sonrasında sahada görev yapan sağlık çalışanlarının yaşantılarını doğrudan ele alan çalışmaların sınırlı olması, araştırmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü'nden görevlendirilen 19 sağlık personeliyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiş; analiz süreci MAXQDA 2022 yazılımı ile yürütülmüştür. Bulgular, afet müdahalesi sürecinde yaşanan zorlukların ulaşım, iletişim, temel ihtiyaçlara erişim, koordinasyon eksiklikleri, görev tanımı belirsizlikleri ve toplumsal etkileşim gibi temalarda yoğunlaştığını göstermektedir. Katılımcılar aynı zamanda, müdahale kapasitesinin artırılması için lojistik destek, afet eğitimi, görev planlaması ve kurumlar arası iş birliği gibi alanlara yönelik çözüm önerileri sunmuştur. Elde edilen bulgular, sahadan edinilen deneyimlerin afet yönetimi uygulamalarında dikkate alınmasının önemine işaret etmekte ve afet anında hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik doğrudan bir zemin sunmaktadır.
Doğal afetlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: 5 kıta üzerine ampirik bir inceleme
Doğal afetler, yirmi birinci yüzyılda sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en temel sınamalardan biri olarak küresel gündemdeki yerini korumaktadır. Bu olayların ekonomik büyüme üzerindeki net etkisinin yönü ve kalıcılığı, literatürde negatif bir şok olarak gören yaklaşımlarla, teknolojik yenilenme fırsatı yaratan "yaratıcı yıkım" hipotezi arasında süregelen bir tartışma konusudur. Bu çalışma, doğal afetlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini, literatürdeki bu teorik ikilemi ve ampirik belirsizliği dikkate alarak, kıtalararası karşılaştırmalı bir perspektifle ampirik olarak incelemeyi hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda, 2000-2023 dönemini kapsayan verilerle beş kıta (Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Okyanusya) özelinde, ekonomik büyümeyi temsilen kişi başına GSYİH ile afetleri temsilen etkilenen kişi sayısı ve toplam hasar değişkenleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, afet göstergelerinden (etkilenen kişi sayısı ve toplam hasar) ekonomik büyümeye doğru istatistiksel olarak anlamlı ve tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin varlığını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, afetlerin ekonomik sistemler için dışsal ve negatif bir şok olarak işlediğini göstermekte ve afet yönetiminde reaktif "kriz yönetimi" anlayışından, proaktif "risk azaltma" stratejilerine geçişin kritik önemini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, afet riskini azaltmaya yönelik yatırımların ve toplumsal dirençliliği artırmaya yönelik politikaların, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğu sonucuna varılmıştır.
Bedensel engellilerin deprem afeti ile baş etme stratejileri: Bitlis ili örneği
Bedensel engellilerin deprem afeti ile baş etme stratejileri, toplumun diğer bireyleri baz alındığında farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkları şekillendiren de bazı faktörler bulunmaktadır. Bu çalışma, afet olgusunun ve depremin temel niteliklerinin yanı sıra engellilik bağlamını ele alarak, Bitlis ilinde yaşayan bedensel engelli bireylerin deprem karşısında geliştirdikleri baş etme stratejilerini irdelemektedir. Araştırma sürecinde, bireylerin afetlere ilişkin risk algıları, hazırlık düzeyleri, deprem anında ve sonrasında karşılaştıkları güçlükler, yaşadıkları psikolojik etkiler ile toplumsal ve kültürel etmenlerin rolü incelenmiştir. Elde edilen veriler ışığında, mevcut durumun anlaşılmasına katkı sunacak değerlendirmeler yapılmış ve geleceğe yönelik iyileştirme önerileri geliştirilmiştir. Etkili ve adil bir afet yönetim politikası oluşturmak isteyen bir toplum yapılanmasının neleri göz önünde bulundurması gerektiğini göstermekte olan bu çalışma tüm bu sürece etken psikolojik, sosyolojik ve fiziksel etmenleri gözler önüne sermektedir. Araştırma sürecinde bedensel engelliler ve depreme dair literatür araştırmaları yapılmış olup baş etme süreçlerine dair de bir takım incelemeler yapılmıştır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımına dayalı olarak yapılandırılmış ve fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Bitlis İlinde yaşayan 27 katılımcıdan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bir takım bulgular elde edilmiştir. Çalışma sonuç olarak göstermiştir ki, baş etme stratejileri temel olarak duygusal ve fiziksel olarak şekillenmiştir. Dini baş etme stratejileri uzun süreli etkinlik göstermese de ilk başvurulan strateji tipi olmuştur. Bununla beraber problem odaklı baş etme stratejileri de etkin olarak kullanılan diğer bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal yapı, afet yönetimi politikaları ve yerel yönetimlerin desteği bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Bilinçlendirici eğitimler, afet senaryolarına dayalı uygulamalı tatbikatlar, fiziksel mekânların erişilebilir hâle getirilmesi ve duygusal-sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, bedensel engellilerin afetlere dirençli bir birey olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından temel gerekliliklerdir. Anahtar Kelimeler: Bedensel engelli, deprem, baş etme, Bitlis ili, afet yönetimi
Afet eğitiminin diyabetli hastaların afet bilinci üzerindeki etkisinin incelenmesi
Afetler, toplumların sağlık sistemlerini ve sosyal düzenini çok boyutlu biçimde kesintiye uğratan durumlardır. Özellikle diyabet gibi kronik hastalıklara sahip bireyler, afet ortamlarında ilaç temini, insülin uygulaması ve beslenme gibi hayati konularda risk altındadır. Bu çalışma, diyabetli bireylerin afetlere hazırlık düzeyini artırmak amacıyla temel afet eğitimi verilmesini hedeflemiştir. Araştırma, afet eğitiminin diyabet hastalarının afet bilinci üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Araştırma yarı deneysel, ön test–son test kontrolsüz müdahale tasarımına sahiptir. Evreni, Kozluk Devlet Hastanesinde yatan veya ayaktan tedavi gören diyabetli hastalar oluşturmuştur. Örneklemi ise, dahil olma kriterlerini taşıyan ve gönüllü olarak katılım sağlayan 255 bireyden oluşmuştur. Veriler Nisan-Eylül 2025 tarihleri arasında yüzyüze toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak Katılımcı Bilgi Formu ve Afet Bilinci Algı Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında tüm katılımcılara araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan eğitim materyali kullanıldı. Eğitim, 18 yaş üstü yetişkin diyabetli bireylere dönük 30- 40 dakikalık olup, yüzyüze verilmiştir. Toplam 38 slayttan oluşan eğitim programında afet, afet türleri, afet öncesi, afet anı, afet sonrası hazırlık çalışmaları, diyabet hastalığı, afet durumunda diyabet hastalarına dönük kolaylaştırıcı unsurlar, sağlık merkezlerine erişim konuları işlenmiştir. II Eğitimin günlük yaşama aktarılabilmesi için 4 haftalık uygulama süresi tanınmış, ardından formlar tekrar doldurulmuştur. Çalışma öncesinde etik kurul onayı, kurum izni ve gönüllü onam formu ile katılımcı izni alınmıştır. Sonuçlar, afet eğitiminin katılımcıların, genel afet bilgisi, iletişim, diyabet ve afet konularında konularda farkındalıklarını artırdığını göstermektedir.