Sakarya University
Departman

Department of International Relations

Sakarya University

128

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Departman Tezleri

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde değişen değerler açısından CHP'nin analizi

Küreselleşme süreci, Soğuk Savaş sonrası etkinliğini arttıran görece yeni bir olgudur. Küreselleşmenin en önemli etkisi birçok çelişkili yapıyı bünyesinde barındırması ve etkinliğinin her alanda hissedilmesidir. Buna mukabil Türkiye siyasetinin en uzun soluklu partisi olan CHP'yi de geleneksel köklerine dayalı olarak etkilemektedir.Bu çalışmanın araştırma konusu, Türk siyasetinin etkin partisi CHP'nin küreselleşme sürecinden ne şekilde etkilendiği, davranışlarının hangi kalıplar çerçevesinde geliştiği olarak ifade edilebilir. Bu bağlamda çalışmanın amaçlarını şu şekilde ifade etmek mümkündür:a)Küreselleşme ile gelişen süreçte değişen değerler nelerdir? Modernizm dönemine dayalı olarak oluşturulan yapılara karşın ne gibi yeni değerler ön plana çıkmaktadır?b) Küresel düzlemde gerçekleşen bu değişimler Türk siyasetini hangi açılardan etkilemektedir ve Türk siyasetinin geleneksel kalıpları ne yönde değişim göstermektedir? Türk siyasetinin en eski oluşumu CHP, kendi geleneksel köklerine karşın gelişen yeni düzleme ne kadar uyum sağlayabilmektedir? CHP, küreselleşme sürecine karşı ne gibi refleksler geliştirmiştir?Bu sorulara cevap aranırken literatür taramasına ek olarak Türkiye'deki küreselleşme süreci CHP'nin geleneksel yapısının sürerliliği üzerinden tarif edilmekte ve CHP'nin küreselleşme süreci ile olan bağıntısı bu açıdan ortaya koyulmaya çalışılmaktadır. Öte yandan CHP'nin icra mercii olmaması dolayısıyla sürecin tarifinde CHP'nin sosyal demokrat kimliği ile dünyadaki sosyal demokrat yapılanmaların icraatları ve talepleri karşılaştırmaktadır. Bu karşılaştırmalar yapılırken de 2002-2009 sürecini anlattığımız CHP'nin örnek olayları baz alınmaktadır.Bu çerçevede yapılan çalışma sonucunda CHP politikalarının dünyadaki diğer sosyal demokrat oluşumlar ile farklılık gösterdiği göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra CHP'nin küreselleşme sürecine koruyucu şekilde yaklaştığı görülmektedir. Buna bağlı olarak da CHP'nin küreselleşme sürecinde değişen ideolojik kalıplara uyum sağlayamayarak ideoloji problemi yaşadığı isabet edilmektedir. Bu yönüyle bakıldığında çalışmanın, CHP'nin geleneksel kalıplarını ve dönüşümlerini, örnek olaylar üzerinden incelediğini ve konuya sosyal demokrat bir yaklaşım getirdiği söylenebiliriz.

Cumhuriyet Halk PartisiDeğerlerDeğişim+5
Sercan Diren
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

ABD-AB-Rusya üçgeninde Ukrayna ve Gürcistan'da güç mücadelesi

Jeostratejik öneme sahip olan Karadeniz, tarih boyunca küresel güçler arasındaki birçok mücadeleye sahne olmuştur. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla Karadeniz bölgesindeki dengeler değişmiş, bağımsızlığını ilan ülkeler küresel güçlerin, mücadelesine bir kez daha sahne olmuştur. Karadeniz kıyısındaki Ukrayna ve Gürcistan bu mücadelenin en belirgin şekilde yaşandığı ülkeler olmuştur. Bu çalışmada Ukrayna ve Gürcistan'da son yıllarda yaşanan güç mücadelesi, küresel güçlerin bu ülkelere yönelik izledikleri politikalar, ülke içerisinde yaşanan siyasi gelişmeler ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde Karadeniz'in değişen jeostratejik önemi, küresel güçlerin Karadeniz politikası ve Karadeniz çevresindeki örgütlenmeler hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Ukrayna'da yaşanan güç mücadelesi, küresel güçlerin Ukrayna üzerindeki hedef ve menfaatleri ele alınmış, küresel güçler arasındaki mücadelenin doruk noktası olan Turuncu Devrim hakkında bilgiler verilmiştir. Ukrayna'yla ilgili bölümde ele alınan konular, kullanılan başlıklar Gürcistan için de kullanılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiGürcistan+8
Mustafa Cem Bişkin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası Avrupa Birliği'de genişleme-derinleşme ikilemi

Uluslararası İlişkiler disiplininin çalışma konularından biri olan Avrupa Birliği, günümüzde, yirmi yedi üyesi, derinlemesine yapılandırılmış kurumsal yapısı ve başka bir örneği olmayan bütünleşik sistemiyle küresel sistemin önemli aktörlerinden biridir.Bu çalışmanın araştırma konusu, Soğuk Savaş sonrası uluslararası konjonktüre bağlı olarak Avrupa Birliği'nin genişlemesi ve bu genişlemeyle birlikte Avrupa Birliği bütünleşmesinde yaşanan derinleşme ikilemleridir.Avrupa Birliği'nin Soğuk Savaş sonrası Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri ile gerçekleştirdiği genişleme, 1990'lara kadar yaşanan bütünleşme deneyimlerinin ötesinde, birliğin gündemine yeni sorunlar getrirmiştir. Bu genişleme ile Avrupa Birliği'nin üye saysı ve coğrafi büyüklüğü iki katına çıkarken, birliğin ekonomik ve siyasi bütünlüğünün yeniden yapılandırılması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Bu iki temel farklılık birliğin ortak politikalarında çelişkilere ve karar alma örgütlenmesinde tartışmalara neden olmuştur. Soğuk Savaş sonrası genişlemeyle meydana gelen bu çelişkilerin giderilmesi ve tartışmaların sonuçlandırılması için reformlar yapılmıştır.Sovyetler Birliği'nin dağılması ve iki kutuplu sistemin sona ermesiyle uluslararası sistemde meydana gelen dönüşüm, Avrupa Toplulukları'nda da dönüşümü meydana getirmiştir. Gelişmelere bağlı olarak yapılanmasını güçlendirmek isteyen Avrupa toplulukları Maastricht Antlaşması'yla bütçelerinin ve yürütme organlarının birleştirilmesi suretiyle Avrupa Birliği'ne dönüştürülmüştür. Gündemdeki genişlemelerle ve gelişmelerle, 1999 yılında Maastricht Antlaşması'yla oluşturulan Avrupa Birliği Antlaşması, Amsterdam Antlaşması'yla yeniden yapılandırılmıştır. Genişlemeye hazırlanan birliğin genişlemesi ve derinleşmesi ikileminin en somut haliyle ortaya çıkmasıyla, bu ikilemlerin çözümü için 2001 yılında Laaken Zirvesi'nde başlayan müzakereler, 2004 yılında imzalanan Nice Antlaşması'na kadar devam etmiştir. Nice Antlaşması'nın çözümsüz kalmasıyla, genişleyen birlik için son reform 2009 yılında Lizbon Antlaşması'yla gerçekleştirilmiştir.Bu bağlamda çalışmanın amacı, gerçekleşen genişleme ile Avrupa Birliği derinleşmesi ikileminin Maastricht, Amsterdam, Nice ve Lizbon Antlaşmaları çerçevesinde yapılan reformlarla birliğin bütünleşmesinin değerlendirilmesidir.

Amsterdam AnlaşmasıAvrupa BirliğiDerinlik+5
Coşkun Güllü
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin Kafkasya politikası (1993-2008)

Bu çalışma, Avrupa Birliği'nin Kafkasya'ya yönelik politikalarını incelemek amacıyla yapılmış bir çalışmadır.Soğuk Savaş sonrası değişen dünya düzeniyle birlikte, devletler de pek çok alanda politikalarını bu yeni konjonktüre göre ayarlamak zorunda kalmışlardır. Son genişleme dalgalarıyla birlikte sınırları iyice genişleyen ve eski SSCB'den arda kalan sorunlu bölgelerle sınırdaş duruma gelen Avrupa Birliği de, küresel aktör olma iddiasını gerçekleştirmek için özellikle güvenlik ve enerji gibi konularda politikalarını tekrar şekillendirme gereği hissetmiştir. Bu anlamda Kafkasya Bölgesi de, Avrupa için önemi gittikçe artan bölgelerden birisi olmuştur.Bu çalışma AB'nin Kafkasya'ya ilgisinin sebeplerini araştırmakta ve bunun neticesinde bölgeye yönelik olarak uyguladığı politikaları ortaya koymaktadır. Bu kapsamda; TACIS, TRACECA, İNOGATE gibi projeler ve AB'nin bölge devletleriyle yürüttüğü ikili ilişkiler ele alınmıştır.

Avrupa BirliğiKafkasyaKafkasya politikası+2
Gonca Hacıfazlıoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin demokrasi teşviki politikası: Türkiye'nin demokratikleşmesindeki rolü ve ikilemi

Dünya çapında bir siyasi sistem olarak demokrasinin yayılmasını desteklemek amacıyla, demokratikleştirme, demokrasinin yaygınlaştırılması veya demokrasi inşa etme olarak da anılan demokrasi teşviki politikası, günümüzde hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından dış politikalarının önemli bir aracı olarak kullanılmaktadır.80'li yılların ortalarında artan siyasi işbirliği ile birlikte, Avrupa Birliği de değer ve normlarını dışarıya ihraç eden ve dış ilişkilerinde demokrasi teşvikini araç olarak kullanan bir örgüt halini almıştır. Paralel olarak, AB'nin demokrasi teşviki politikası da gün geçtikçe daha fazla tartışılmaya başlanmıştır. İlk olarak Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in başarılı bir şekilde ?demokrasileri teşvik edilerek? birliğe katılmaları sağlanmıştır. Daha sonra 90'lı yılların uluslararası ortamı AB'ye demokrasi teşviki için yeni fırsatlar sunmuştur. Üyelik perspektifiyle Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri'nin demokratikleşmesine önemli katkılarda bulunan AB, tarihinin en büyük genişlemesini yaşamıştır.Tüm başarılı örneklerine rağmen yaklaşık yarım yüzyıldır AB kapısında bekleyen Türkiye özelinde AB'nin demokrasi teşviki politikası oldukça tartışmalı bir konu olmuştur. Türkiye'ye karşı demokrasi teşviki politikasının bazı dönemlerde başarısız olmasında Türkiye'nin iç dinamiklerinin etkisinin yanında, AB'nin Türkiye'ye karşı diğer adaylardan farklı bir tutum takınmasının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. 1999'da Helsinki'de Türkiye'nin aday adayı ülke olarak gösterilmesi bile Türkiye'nin 2000'li yıllarda hızlı bir demokratikleşme ve reform sürecine girmesini sağlamıştır. Bu açıdan baktığımızda Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda AB'nin üyelik perspektifi çerçevesinde demokrasi teşviki politikasının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bu tezde Helsinki zirvesi kararı öncesi ve sonrası dönemden seçilen üç örnek ile AB'nin Türkiye'ye karşı demokrasi teşviki politikasının tutarlılığı ölçülmeye çalışılmıştır.

Avrupa BirliğiDemokrasiDemokrasi teşviki+3
Yıldırım Turan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül Dönemi sonrası ABD ve AB'nin terör konusundaki kurumsal bakış açıları

11 Eylül 2001 Terör Saldırılarının Yakın Dönem Siyasi Tarihinin en önemli olaylarından birisi olduğu ve son dönem Dünya Siyasetinin şekillenmesinde büyük pay sahibi olduğu kabul edilmektedir. Bu saldırılar özellikle, Amerikan Dış Politikasının Ortadoğu'ya yönelmesi ve Afganistan ile Irak Askeri Harekâtlarının yaşanmasına neden olması açısından oldukça önemlidir. AB açısından bakıldığında ise Birlik Olma yolunda hızla ilerlenirken terörist saldırılar sonrasında Güvenlik konusuna verilen önemin artması gerektiği düşünülmeye başlanmış, bunun yanında özgürlükleri kısıtlayıcı bazı tedbirlerin alınması tartışılmaya başlanmıştır.Bu sırada Madrid ve Londra Terörist Saldırılarının yaşanması ile birlikte her zaman birinci planda tutulan İnsan Hakları ve Özgürlükler konuları, Güvenlik Olgusu karşısında değer kaybetmeye başlamış ve bunun sonucunda özgürlük kısıtlayıcı bazı uygulamalara gidildiği gözlemlenmeye başlanmıştır.Bu çalışmanın araştırma problemi; 11 Eylül 2001 Terör Saldırıları sonrasında ABD ve AB'nin Güvenlik konusuna verdikleri önemin, dolayısıyla bu konuda geliştirdikleri yeni uygulamaların değerlendirilmesi olarak ifade edilebilir. Bu bağlamda bu çalışmanın amaçlarını şu şekilde ifade etmek mümkündür:a)11 Eylül 2001 sonrasında özellikle ABD'nin Terörizm'e bakış açısı nasıl değişmiştir ve bu değişimin etkileri kendini nasıl göstermiştir ?b)AB açısından, bahse konu Terör saldırıları ne tür yenilikler getirmiş, AB'nin Terörizm'e bakışı ne olmuş ve bu saldırılar AB'de neleri değiştirmiştir ?Bu sorulara cevap ararken geniş manada bir literatür taraması yapılmıştır ve güncel kaynaklar kullanılmıştır.

11 Eylül 2001 olayıAmerika Birleşik DevletleriAvrupa Birliği+6
Mustafa Erdoğan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sivil toplum dış politika ilişkisi çerçevesinde Türkiyenin Avrupa Birliği politikasına sivil toplum kuruluşlarının yaklaşımı

Sivil toplum demokratikleşmenin en önemli öğelerindendir ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde en fazla konuşulan kavramlardan biridir. 3 Ekim 2005 tarihinde Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlamasıyla birlikte Türkiye için yeni bir süreç başlamıştır ve bu yeni dönemde Türkiye'deki dernek, vakıf, oda ve sendika gibi kuruluşlar, üyelik sürecinin yanı sıra Türkiye'nin demokratikleşmesi, karar alma süreçlerinin şeffaflaşması ve yasal çerçeve içinde toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin yansıtılması gibi konularda ön plana çıkmaktadırlar.Bu çalışma sivil toplum-dış politika ilişkisi perspektifinden Türkiye'de son on yılda STK'ların AB politikalarına yaklaşımlarını analiz etmektedir. Çalışmada öncelikle sivil toplum-dış politika ilişkisini açıklamaya yönelik uluslararası ilişkiler teorileri ele alınmıştır. Bu çerçevede öncelikle dış politikanın şekillenmesinde alt toplumsal aktörleri ön plana çıkaran neoliberal teorinin varsayımları incelenmiş, ardından dış politikanın açıklanmasında sadece alt toplumsal aktörlerin yeterli olmayacağı tespiti yapılarak üst aktörlerin de önemli olduğu vurgulanmış son olarak bu iki grup aktörün birbirini karşılıklı olarak inşa ettiği ve dönüştürdüğü kabulünü öne çıkaran konstrüktivist yaklaşım incelenmiştir. Bu teorik çerçeveden sonra Türk dış politikasının belli başlı alanlarında (Kıbrıs, Ermenistan'la İlişkiler, Filistin sorunu vs..) sivil toplum kuruluşlarının reaksiyonları analiz edilmiştir. Literatür taramasına dayalı bu bölümlerin ardından çalışmanın uygulamaya yönelik bölümü olan üçüncü bölümünde Türkiye'de faaliyet gösteren dokuz STK'nın (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Hak İşçileri Konfederasyonu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği, Türk Sanayici ve İşadamları Derneği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı ve Atatürkçü Düşünce Derneği) Türkiye'nin AB politikasına yönelik tutumları analiz edilmiştir. Saha araştırması ve mülakat yöntemiyle elde edilen verilerle Türkiye'deki STK'ların AB politikasına bakışları, AB sürecinden beklentileri, Hükümetin AB politikasına yönelik görüşleri ve Türkiye'nin AB sürecinde izledikleri tutum gibi konular incelenmiştir. Çalışmanın son kısmında teorik yaklaşımlarla Türkiye örneğinde bulunan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.Yapılan analizlerden elde edilen bulguların başında, sivil toplumun AB üyelik sürecinde mutlaka yer alması gerektiği ancak Türkiye'de STK'ların henüz karar süreçlerinde yeterince etkin olamadıkları gelmektedir. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri Türkiye'de demokrasinin tam anlamıyla kurumsallaşmamış olmasıdır. Bunun yanında bu çalışmanın da ortaya çıkardığı üzere STK'ların kapasitelerinin politik süreçlere katılma konusunda yeterli düzeyde olmaması da rol oynamaktadır. AB üyelik sürecinin her iki temel sorun için de bir çözüm olabileceği çalışmanın önerileri arasındadır.

Avrupa BirliğiHak-İşKonstrüktivizm+7
Filiz Cicioğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Soğuk savaş sonrası Türk-Amerikan ilişkilerinin dış hatları, (1990-2001)

The nature of post-Cold War decade Turkish- American relations has largely been determined by the new strategic circumstances that also have stared to frame world politics. In this decade, new challenges and opportunities brought together new areas of cooperation for the U.S. and Turkey by strengthening their alliance within NATO. Hence, the mutual importance attributed to the relationship has flourished as a result of the essentiality of their alliance. Neither the U.S. nor Turkey could afford to lose a significant ally with whom they share common interests in the region. Furthermore, it could be argued that these allies will need each other in the future to realize their foreign policy objectives concerning the relations with the neighboring countries. Thus, the simpler approach to the thesis is analyzing the exogenous and indigenous factors that affect the character of Turkish- American relations in the post-Cold War era. Keywords: The nature of Turkish- American relations, post-Cold War period, globalization, strategic partnership, the Middle East, Balkans, 'special relationship' Equal footing, interdependence m

United States of AmericaGlobalizationNorth Atlantic Treaty Organisation+6
Sevinç Tekdemir
Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Çeçenistan`daki 1994-96 askeri operasyon ve onun Rusya-Türkiye ilişkilerini etkilemesi

This thesis analyzes the events directly related to military operations in Chechnya 1994-96. Factors leading to the conflict between the Federal Center and the Chechen separatists such as Dudayev's nationalist policy and the high level of criminality in Chechnya will be discussed together with the effects that the conflict had on Russia's relations (official and unofficial) with Turkey - another state with strong historical ties and interests in the Caucasus. The thesis will also study the Islamic factor as a linking element between Turkey and the Caucasus, tracing the history and development of Islam in both places, noting the radical Islamic groupings' activities, and surveying the Turkish mass-media approach towards the conflict. m

Military interventionCaucasusCaucasus policy+6
Evgueni Outkine
Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Avrupa ve Amerika: Türkiye`ye gelen dış yardımı

This thesis examines the extent, limitations, and effects of foreign aid to Turkey from the United States, Europe, and International Financial Institutions (IFIs). It also interprets the evolution of the concept of conditionality attached to economic assistance by the donors. After evaluating the main arguments of liberal and dependency perspectives on foreign aid to developing countries, the thesis makes the argument that under certain circumstances foreign aid can lead to economic and social development. inConditionality plays an important role in ensuring effectiveness of foreign aid. This study focuses on the evolution of conditionality attached to various foreign aid packages for Turkey. It then evaluates if there is a correlation between the conditionality attached and policy results considered satisfactory. The study covers the period of 1945 to 2000. Keywords: Turkey, Foreign Aid, Economic Assistance IV

United States of AmericaEuropean UnionExternal aids+4
Defne Jones
Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00