Bolu Abant İzzet Baysal University
Discipline

Maliye Teorisi Anabilim Dalı

Bolu Abant İzzet Baysal University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
Master'sOpen AccessTR

Rant kollama kuramı ve rant kollama sürecinde baskı grupları

Devletin ekonomik hayatta müdahaleci bir rol üstlenmesini kabul ve teşvik eden anlayış 1970'lerden itibaren ciddi bir şekilde eleştirilmeye başlanmıştır. Bu eleştirilerin temelinde, devletin ekonomideki ağırlığının küçültülmesini öngören yeni bir yaklaşım yer almaktadır. Bu yeni yaklaşım esasında birincisinden daha eski olup kökleri klasik ekonomistlere kadar uzanmaktadır. Müdahaleci devlet anlayışı, hem müdahaleciliğin amaçları, hem de uygulanan ekonomi politikalarının bu amaçlara ulaşmada yeterliliği açısından eleştirilmektedir. Bu eleştirileri, politik sürecin işleyişi noktasında yoğunlaştıran kamusal tercihler teorisyenleri rant kollama faaliyetlerinin yol açtığı çarpıklıklar ve etkinsizlikler üzerinde özellikle durmaktadırlar. Rant kollama kuramı, bireylerin ve grupların çeşitli araçlarla politik süreci etkileyerek çıkar elde etme çabalarını ve bunun etkilerini konu edinmektedir. Ana çizgileriyle bu kuramın önermelerini ve baskı gruplarının rant kollama sürecindeki rolünü değerlendirdiğimiz tezimizin birinci bölümünde rant ve rant kollama kavramlarının tanımları yapılarak rant kollama sürecinin işleyişi ve rant kollama alanları tanıtılmış ve rant kollamanın maliyetleri tartışılmıştır. İkinci bölümde politik süreçte rol alan aktörler rant kollama faaliyetlerindeki konumları açısından kısaca incelendikten sonra baskı grupları üzerinde yoğunlaşılmış ve bunların rant kollamada yöneldikleri kurumlar ile kullandıkları araç ve yöntemler tartışılmıştır. ii

Baskı gruplarıLobicilikMaliyet+3
Murat Demir
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk ve ekonomik eşitsizlikle mücadelede negatif gelir vergisi

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ YOKSULLUK VE EKONOMİK EŞİTSİZLİKLE MÜCADELEDE NEGATİF GELİR VERGİSİ Doğan Karaman Maliye Teorisi Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aralık 1997 Danışman: Prof. Dr. Fazıl Tekin Gelir dağılımı, yeterince akademik araştırma konusu olmamasına karşın in sanların en çok ilgi gösterdikleri ekonomik sorunların başında gelmektedir. Bu ilgi hem üst, hem de alt gelir gruplarına yönelik olup, insanlar aynı zamanda gelirin dağılımın dan daha büyük bir pay almanın mücadelesini de sürdürmektedir. Bu mücadelenin varlığı doğal olmakla birlikte, bunun toplumsal düzeni sarsmayacak bir biçimde sürdü rülmesi, gelir dağılımında çok büyük eşitsizliklerin olmamasına ve gelir dağılımında alt tabakalarda yer alan bireylerin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kaynak lara sahip olmasına bağlıdır. Negatif gelir vergisi, bu ikinci koşulun sağlanmasında kullanılabilecek etkin bir araç olma potansiyeline sahiptir. Devletler gelir dağılımını arzulanan bir yapıya ka vuşturmak için vergiler ve kamu harcamaları başta olmak üzere çeşitli araçlar kul lanmakta iseler de bunların etkinliği oldukça sınırlı kalmakta ve ekonomide çarpıtıcı etkiler ortaya çıkarmaktadırlar. Negatif gelir vergisi ise bu mahzurların pek azını bün yesinde taşıyan ve gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerde de uy gulanma şansı olan, hatta ülkenin kalkınma sürecini hızlandırabilecek bir araçtır. Ülkemizde eşitsizlik ve yoksulluk sorunlarını ortaya koyarak negatif gelir ver gisinin bu iki soruna bir çözüm oluşturup oluşturamayacağını tartıştığımız çalışmamı zın ilk bölümünde eşitsizlik ve yoksulluk konulan tanım ve ölçüm sorunları açısından değerlendirilmektedir. Eşitsizlik ve yoksulluk karşısındaki politikaların temelini oluştu ran bölüşümde adalet, sosyal refah devleti gibi kavramlar ikinci bölümde, ele alınmış tır. Üçüncü bölümde gelir dağılımını değiştirmede kullanılabilecek alternatif araçlar ve negatif gelir vergisi incelenmiştir. Uygulama bölümünde ise ülkemizdeki gelir dağılımı (1994 için) ortaya konmuş, bu verilerle eşitsizlik ve yoksulluk ölçütleri hesaplanmıştır. Uygulama bölümü, ülkemizin gelir dağılımı veri alınarak bir negatif gelir vergisinin uy gulanması ile oluşacak gelir dağılımının bulunması ve bunun daha önce kullandığımız eşitsizlik ve yoksulluk kriterleri kullanılarak değerlendirilmesiyle son bulmaktadır. 111

EşitsizlikFinansGelir vergisi+3
Doğan Karaman
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bütçe saydamlığı ve bütçe saydamlığı algılama düzeyinin ölçülmesi

On yıldan daha fazla süredir, globalleşme akımıyla, daha demokratik vedevletlerin bütçelerinde kamu çıkarını öne çıkaran hesap verebilir bir devletanlayışına yönelindiğini söyleyebiliriz. Bir ülkenin bütçe belgesi devletin siyasieğilimlerini, bu eğilimlerin önceliklerini ve etkilerini tam anlamıyla kamu kesimitarafından hesaplanmasına izin vermelidir. Ayrıca, bütçe belgeleri, herhangi bir malirisk taşıyan uygulamaları da halka göstermelidir. Toplumun bütçe belgesinin genişbir kısmına ulaşabilmesi için mali hesap verilebilirliliğin sağlamış devletin yapacağıborçlanmalarda tam sivil toplum katılımının sağlanması gereklidir. 1990'lı yıllarınsonundaki oluşan uluslararası mali krizler bütçe saydamlığının önemini uluslararasıtoplumların dikkatine yöneltmiştir. IMF'in sorumluluğunda, Mali Saydamlık ve İyiUygulamalar Tüzüğü adındaki belge üye ülkelerin katılımıyla gelecek yıllardaki malikrizlere karşı 1999 yılında isteğe bağlı bir program olarak bu kuruluş tarafındangeliştirilmiştir. Bu duruma ilaveten Uluslararası Bütçe Projesi (UBP) adındakikuruluş bütçe saydamlığının uygulamasında ve saydamlığın sağlanmasınıntartışılmasına katkıda bulunmuştur. Bütçe saydamlığı, bütçe ilkelerine vepolitikalarına halkın katılımını sağlamaktadır. Saydamlık özellikle altyapı yatırımları,kırsal kesimdeki kamu harcamaları ve eğitim gibi bütçe harcamalarını ağırlıklı olarakyapan ülke ekonomileri için kritik bir önem içermektedir. Sonuç olarak; saydamlık,devlet ve halk arasındaki ilişkinin güçlendirilmesini amaçlayan ülkerde demokrasininsağlanması için en önemli kavramlardan biridir.

Cumhur Dülger
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dolaysız vergilerle gelir dağılımı arasındaki ilişki: Gelir vergisi örneği

Devletlerin gelir dağılımında adaleti sağlaması aşamasında hangi politikaları kullanacakları ve vergi mimarisinde oluşturulacak yapının bu verilecek olan karardaki önemi oldukça yüksektir. Gelişmekte olan ülkelerin mevcut sosyal yapıları içerisinde adaletten uzak gelir yapıları en önemli sorunlarından bir tanesidir. Bu adaletsiz yapıyı düzeltmek, mevcut durumdaki çarpıklıkları en aza indirmek ve sosyal adaleti sağlamak devletlerin vatandaşlarına sunacakları en önemli kamu hizmetlerinden başında gelmektedir. Vatandaşlar adil bir şekilde yaşamlarına devam ettiklerini düşünmeleri sosyal patlama riskini azaltacak ve verginin tabana yayılarak direnç görmeden tahsil edilmesini sağlayacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde vergilemeyle ilgili temel kavramlara yönelik açıklamalara yer verilmiştir. Gelir dağılımının ölçüm yöntemleri ve çeşitleri üzerinde durulacaktır. Çalışmanın konusu gereği vergilendirme türleri içerisinde gelir vergisi özelinde gelir vergisinin yapısının ve düzenlemelerinin ayrıntılı çeşitlerinden söz edilmiştir ve gelir dağılımını etkileyen faktörler ile bağlantıları açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde amacına uygun şekilde Türkiye özelinde 2000 ve 2017 dönemleri arasında toplam vergi gelirleri içerisinde dolaysız vergilerin ve gelir vergisinin önemini gösteren ekonomik göstergeler irdelenerek yıllar kendi içerisinde kıyaslanmıştır. Ardından seçilmiş ülke örnekleri kapsamında ülkelerin gelir vergisi tahsilat yöntemleri ve politikaları birbirleri ile kıyaslanarak ne gibi etkilere sebep olduğu ortaya çıkarılmıştır. Son olarak 2000 ve 2017 yılları analizleri ve seçilmiş ülke örneklerinin kıyaslanmasından hareketle gelir dağılımında adaletin sağlanması noktasında dolaysız vergilerden gelir vergisinin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ve vergi mimarisi içerisinde yerinin nasıl oluşturulması gerektiği hususlarına yer verilmiştir.

Dolaysız vergilerFonksiyonel gelir dağılımıGelir dağılımı+4
Anıl Alparslan
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Paternalistik devlet anlayışının vergi politikasına yansıması:Günah vergilerinin mali ve sosyal açıdan değerlendirilmesi

Bu çalışma paternalizm anlayışıyla bütünleşen günah vergilerinin, kavramsal çerçevesini, gerekçelerini, kapsamını, uygulanış biçimlerini, bu vergileri savunanların ve savunmayanların görüşlerini, bu vergilerin mali ve sosyal etkilerinin ülkeler açısından incelenmesini içermektedir. Bu çalışmayla günah vergilerinin mali tarafının mı yoksa sosyal tarafının mı ağırlıkta olduğu ilgili literatür taramasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Amerika, Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi altı ülke; Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Lüksemburg için özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi, bu vergilerin alt başlığı olan alkol, sigara ve obezite vergileri incelenmiştir. Vergi gelirleri verileriyle mali açıdan, alkol ve sigara tüketimi, obezite oranı verileriyle ise sosyal açıdan değerlendirme yapılmıştır. 1985-2020 yılları baz alınan bu çalışma ÖTV-KDV vergi gelirleri verilerini ve tüketim düzeylerini kapsamaktadır. Günah vegileri, bireysel ve toplumsal açıdan devletin vatandaşlarının iyiliğini düşünerek müdahale etmesini ifade eden paternalizm anlayışıyla sosyal amacı ön plana çıkarılarak uygulama alanı bulmuştur. Ancak günah vergilerin mali anesteziyle kolayca alınmasıyla sağladığı yüksek vergi gelirleri sosyal işlevi gölgelemiştir. Tüketimi azaltmayı ve dışsal zararları önlemeyi amaçlayan bu vergiler, fiyat talep esnekliğinin düşük olması sebebiyle tüketimi önemli ölçüde etkilememesi sosyal amacın gerçekleşmemesine neden olmuştur. Ayrıca görece düşük gelirli kesimi etkileyen regresif vergi yapısı ve kayıt dışı ekonominin varlığıyla vergi adaletsizliğine neden olması bu vergilerin bir diğer dezavantajıdır. Tüm avantaj ve dezavantajlarına rağmen uygulanan bu vergilerin ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre hangi amaca öncelik verdiği değişmektedir. ABD, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg gibi gelişmiş ülkeler dolaysız vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla sosyal amaca öncelik verirken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler dolaylı vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla mali amaca öncelik vermiştir. Bu vergilerin gerçek anlamda sosyal amaca hizmet edebilmesi için tüketimi önemli ölçüde azaltması ve buna bağlı olarak tüketimin neden olduğu dışsal zararında azalması gerekir.

Babacan liderlikDolaylı vergilerGünah+5
Eda Hatice Dizemen
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim kurumlarında ikinci öğretim öğrencilerinin cari hizmet maliyetlerine katkıları ve Afyon Kocatepe Üniversitesi örneği

Bu tezin amacı, öncelikle, harçlara ilişkin teorik çerçeveyi çizmek daha sonra da Türkiye'de İkinci Öğretim ihdasının nedenlerini araştırarak Afyon Kocatepe Üniversitesi'ndeki uygulamayı irdelemektir. Bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak; Birinci bölümde, harçlara ilişkin teorik çerçeve çizilerek, eğitim harcamalarının nitelikleri verilmiş daha sonra da bu harcamaların maliyet ve finansman yöntemleri incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca, Türkiye'de ikinci öğretim uygulanmasının nedenlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, ikinci öğretim öğrencilerinin katkı payı sorumlulukları, bu konuya ilişkin mali düzenlemelerle birlikte irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde ikinci öğretime ilişkin uygulamalar, öğrenci sayıları ve öğrencilerden sağlanan parasal değerler, yıllar itibariyle değerlendirilerek, her program bazında ayrıntılı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde, üniversitenin ikinci öğretim uygulamasından sağladığı harçlara ilişkin olumlu ve olumsuz yanlar belirtilmiştir. Özet ve sonuç bölümünde ise uygulamada ortaya çıkan problemler belirtilerek öneriler sıralanmıştır.

Eğitim harcamalarıHarçTürkiye+3
Ahmet Yalçın Aydın
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Uzlaşma Kurumu: Bolu ili örneği

Vergi, devletin yaptırım gücüne dayanarak kamu giderlerinin finansmanı için vatandaşlardan, mali güçlerine göre, karşılıksız, kanuni ve cebri olarak aldığı ekonomik gelir kaynağıdır. Vergi uyuşmazlığı ise idare ve mükellef arasında ortaya çıkan çatışmadır. Uyuşmazlığın çözümlenmesi için idari ve yargısal çözüm yolları uygulanmaktadır. Vergi uyuşmazlığının çözümünde, idari çözüm yollarına (hata düzeltme, pişmanlık ve ıslah, cezalarda indirim, uzlaşma, izaha davet) başvurulması mükelleflerle idarenin anlaşmasını, tarafların birbirlerine güvenmesini sağlar. Vergi uyuşmazlığının çözümünde, idari çözüm yollarından uzlaşma kurumunun önemli bir yeri vardır. Uzlaşma, vergi ile ilgili çözümlenmesi gereken uyuşmazlık dosyalarının mahkemelerde birikmesini önlemektedir. Devlet verginin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalsa da, vergi uzlaşma sayesinde daha hızlı toplanmaktadır. Bu ve benzeri faydaları nedeniyle uzlaşma kurumunun varlığı ve uygulamaları devletlerde önemli görülmektedir. Türkiye'de de uzlaşma kurumu kanunla tesis edilmiş ve uygulamaları yapılmakta olup, uzlaşma kurumunun faydaları ülkede görülmektedir. Araştırmada vergi uyuşmazlıklarının çözüm yollarından olan uzlaşma kurumunun uygulanışı Türkiye ve Bolu kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye geneli ve Bolu ilinde uzlaşma kurumuna çok fazla başvuru olduğu, başvurulan dosyalarda büyük ölçüde uzlaşıldığı, uzlaşmaya konu vergi tutarları üzerine yüksek oranlarda uzlaşıldığı, uzlaşmaya konu olan ceza tutarları üzerine ise çok daha düşük oranlarda uzlaşıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre idare vergi cezalarının büyük bir kısmından vazgeçmektedir.

BoluUyuşmazlıkUzlaşma kurumları+1
Seda Karakaya
Bolu Abant İzzet Baysal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu mali yönetiminde Sayıştay'ın denetimi

İktidarların denetlenmesinin en önemli ayağını finansal denetim oluşturmaktadır. Finansal denetim; gelirlerin toplanması, toplanan gelirlerin harcanması, devletin sahip olduğu taşınır ve taşınmazların kullanımı gibi konuları içermektedir. Halkların yönetimde söz sahibi olmaya başlamaları, ilk olarak iktidarların tek taraflı iradeleriyle koymuş oldukları vergilerin denetlenmesiyle olmuştur. Zamanla mali alanda yaşanan gelişmeler ve değişimler denetimleri zor ve karmaşık bir hale getirmiştir. Bundan dolayı finansal denetimin daha sağlıklı bir biçimde yerine getirilmesi için profesyonel kişi ve kurumlara ihtiyaç duyulmuştur. Sayıştay bu ihtiyacı gidermek üzere ortaya çıkmış bir kurumdur. Demokratikleşmenin en önemli unsurlarından olan parlamentoların kökleşmesiyle birlikte Sayıştaylar denetimlerini parlamentolar adına yapmaya başlamıştır. Türkiye'de Sayıştay, yaptığı denetimleri Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yaptığı şuan yürürlükte bulunan 1982 Anayasası'nda açıkça belirtilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden bugüne kadar sahip olduğu tüm anayasalarda Sayıştay kurumuna yer vermiştir. Sayıştay'ın temel görevi, kamunun sahip olduğu kaynakların daha önce belirlenmiş hukuki normlara uygun olarak etkin, verimli ve tutumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Sayıştay'ın yaptığı denetimin sonucunda varsa bir kamu zararı, bununla ilgili hesap sorma işlevini yerine getirmektedir. Dünya genelinde Sayıştay kurumları ofis ve kurul tipi olmak üzere iki şekilde örgütlenmiştir. Ülkemizde Sayıştay, kurul tipi olarak örgütlenmiştir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Sayıştay'ın ortaya çıkışı, Sayıştay'ın önemi, anayasal ve yasal konumu ile teşkilat yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde, yönetim, kamu mali yönetimi, denetim kavramları, denetimin türleri, mali ve performans denetimleri konularına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Sayıştay'ın denetim süreci, görev alanı, kamu zararı, yargılama faaliyeti, raporlama ve Sayıştay'ın sorunlarına değinilmektedir.

İsmail Babacan
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00