
144
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ring ve open-end iplik üretim sistemlerinde üretim planlaması için doğrusal programlama yaklaşımı ve endüstriyel uygulaması
öz DOKTORA TEZİ RİNG VE OPEN-END İPLİK ÜRETİM SİSTEMLERİNDE ÜRETİM PLANLAMASI İÇİN DOĞRUSAL PROGRAMLAMA YAKLAŞIMI VE ENDÜSTRİYEL UYGULAMASI Emel Ceyhun SABIR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Erdem KOÇ Yü: 2000, Sayfa: 209 Jüri : Prof. Dr. Erdem KOÇ Prof. Dr. Ali İhsan SÖNMEZ Yrd. Doç. Dr. Rızvan EROL İplik sektörü, tekstil sektörünün bir alt koludur. İplik işletmelerinde, birçok iplik tipi üretilebilmekte ve her tipte farklı iplik materyalleri kullanılabilmektedir. İplik üretim hattı birçok prosesten oluşur. Konvansiyonel bir sistemde bu birimler harman-hallaç, tarak, penye, cer I ve cer II, fitil ve vater bölümleri şeklindedir. Bir iplik işletmesinde, hammadde, makine ve işgücü gibi kısıtlı kaynakların en verimli şekilde kullanılabilmesi ve bu kaynaklarla maksimum kan sağlayacak optimum iplik üretiminin belirlenebilmesi için üretim planlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada; bahsedilen kısıtlı kaynaklara ait maliyet faktörleri de değerlendirilerek, iplik işletmesinde üretim planlaması probleminin matematiksel modeli lineer programlama yaklaşımı ile kurulmuştur. Seçilen bir iplik işletmesi için model çözülmüş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler : İplik eğirme sistemleri, üretim planlaması lineer programlama. XCYÛKBKÖĞRntMKUKUİ4 DGHOMUİASVON MUKttt
İşyeri, işyeri araç-gereç yerleşim düzeni ve verimliliğe etkisi
Bu çalışmada, öncelikle işyeri düzenleme konusu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve konunun kronolojik gelişimi incelenmiştir. Daha sonra konu genel hatları ile ele alınmış ve kullanılan çözüm yöntemleri tanıtılmıştır. Ayrıca çözüm için geliştirilmiş olan algoritmalar tanıtılmış ve bunlardan biri olan CRAFT algoritması, pratik yaşamdan seçilen bir demir-çelik işletmesinde uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler İşyeri Yerleşim Düzeni Craft Algoritması Montaj Hattı Dengelemesi
İstanbul ili hizmet ihtiyaçlarının belirlenmesinde veri zarflama analizi uygulaması
Artan küresel rekabet ve kaynakların yetersizliği, kaynakların etkin kullanılması gerekliliğini önemli bir hale getirmiştir. Kaynak kullanımında verimlilik, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli bileşenlerinden birisidir. Türkiye'de kamu sektörü, ülke, bölge ve il düzeyinde gelişmişlik farklarının giderilerek bölgesel rekabet edebilirliğin desteklenmesi ve ülke düzeyinde sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanabilmesi amacıyla, kamu yatırımlarının her bir bölge için aynı verimlilik düzeyini yakalayacak şekilde harcanması gerekmektedir. Söz konusu kaynak aktarımı, genellikle az gelişmiş olan bölgelere doğru bir kaynak transferi niteliğinde olup, kaynaklarda eşitlik yaratarak bölgesel rekabet edebilirliliği güçlendirmek yönünde gerçekleşmektedir. Ancak mevcut durumda ayrılan kaynaklar her bir gölge için aynı verimlilik düzeyini yakalamaktan ziyade eksikliklerin tamamlanmasına yönelik olarak gerçekleştirilmektedir. Bu durumda bölgesel dengesizlikleri azaltmak yerine, oluşan dengesizliği daha da artırmaktadır. Bu noktadan hareketle, çalışmamız Veri Zarflama Analizi tekniği kullanılarak, İstanbul'daki ilçelerin sağlık, çevre ve eğitim hizmet alanlarında katma değer üretim süreçlerindeki kaynak kullanım verimlilikleri incelenmiştir. Sürecin girdi ve çıktıların belirlenmesinde, kamu kaynaklarına ek olarak, özel hizmet kaynakları da dikkate alınmıştır. Çalışmanın sonuçları, ilçelerin görece teknik verimlilik ve ölçek verimliliklerinin yanı sıra, ilçe bazında hangi kaynakların ne ölçüde verimsiz kullanıldığı konusunda bilgiler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Karar Verme Birimi, CRR Modeli, BCC Modeli, Verimlilik.
İmalat sistemlerinde toplu üretim planlama, hedef programlama
Dünya kaynaklarının gün geçtikçe azalması, teknolojinin hızla gelişmesi, ürün pazarların rekabet koşullarının artması tüm üretme sistemlerinde üretim planlamanın önemini gözler önüne sermiştir. Üretim planlama, üretimin sürekliliğini sağlarken, kıt kaynak kullanımını minimize etmeyi, firma yöneticilerine, alternatif planlama olanakları hakkında bilgi sağlamaya karar seçeneklerini artırmaya ve üretim politikalarını saptamaya yardımcı olmayı amaçlar. Toplu üretim planlama yaklaşımı da firma yöneticilerinin işlemlerini en genel düzeyde planlamalarına yardımcı olan alternatif yaklaşımlar sağlayan ve her türlü üretim sisteminde uygulanabilen bir yöntemdir. Çok amaçlı programlama teknikleri, günümüzde özellikle önemini artıran aynı anda birden fazla çelişen amacı tatmin ederek optimal çözümler bulma zorunluluğundan dolayı geliştirilmiştir. Bu çalışmaya konu alınan teknik operational research yöneylem araştırmasının optimal sonuçlar sunan matematik programlama tekniklerinden çok amaçlı bir teknik olan (hedef programlama) yöntemidir.
İşletmelerin yönetim sistemlerinde yeniden yapılanma modelindeki temel yaklaşımlar ve Türkiye'deki uygulanma koşullarına yönelik bir model tasarımı
Gelişen teknoloji, uluslararası pazarlardaki şuurların kalkmasına ve eskisine göre çok daha fazla seçeneğe sahip olan müşteri beklentilerinde değişikliğe neden olmuştur. Böylece, klasik işletmelerdeki amaç, yöntem ve temel organizasyon ilkelerinin güncelliği kaybolmuştur. İşletmeler, rekabet gücünü arttırarak hayatta kalabilmek, daha fazla kar etmek, sürekli gelişme temposunu sağlayabilmek ve hızla değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmek için işletmenin kendisini tüm yönleriyle yemlemesi gerekmektedir.İşletmeler rekabet yeteneklerini geliştirmeleri, elemanlarının daha fazla çalışmalarım sağlamakla değil, daha farklı bir şekilde çalışmayı öğrenmeleriyle mümkün olacaktır. Bu da, işletmelerin ve elemanlarının, bu zamana kadar başarılı olmalarını sağlayan geleneksel yaklaşımları terk edip, alışılagelmiş operasyonel ve organizasyonel prensiplerini tamamen yenilemeleri ile mümkün olacaktır. İşletmelerin bunları yapabilmesi için, değişen dünya koşullarında işleri kısa, orta ve uzun vadede izleyebilmesi, geleceğe yönelik tahminlerde bulunabilmesi, yani bir vizyon belirlemesi, belirlenen bu vizyona göre yeni geliştirme stratejilerini tayin ederek fonksiyonel organizasyonu ve işletmeyi yeniden düzenleyebilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmanın giriş bölümünde, yönetim ve yönetim sistemleri hakkında genel bilgiler verilmiştir ve yönetim sisteminin tarihsel gelişimi verilmiştir. İkinci bölümde, yönetim sisteminde yeniden yapılanma kavramı ayrıntılı olarak açıklanmış ve yeniden yapılanmanın uygulanma afimlan belirtilmiştir Üçüncü bölümde, yönetim sistemlerinde değişim yönetimi konusu ele alınmıştır, yönetim ve organizasyonda değiştirme ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, organizasyonlarda değişim ve yönetimi konusu incelenmiş ve değişimin oprganizasyon üzerine olan etkileri incelenmiştir. Beşinci bölümde ise, uygulamaya yönelik bir model tasarımı yapılmış ve bu model tasarımı ile hizmet sektöründe yer alan bir işletmenin yönetim sistemi yeniden tasarlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeniden yapılanma, organizasyonel değişim, süreç, müşteri odaklılık
An advanced context-aware method for detecting user interest drift: Methodology, statistical analysis, and empirical evaluation
Modern data-driven systems increasingly operate on continuous data streams. In such environments, the statistical properties of data change with external events, contextual factors and system dynamics. This phenomenon, known as concept drift, is lately recognized as a hard-core challenge in learning systems—especially in real-world applications such as recommender systems, and online personalization. User interest drift, an underexplored form of concept drift, is critical in user-centric and decision-critical applications, where delayed or inaccurate adaptation to evolving user behavior might lead to substantial performance degradation. The lack of a statistically principled, context-aware framework in non-stationary environments leaves a significant gap in the literature. Therefore, this thesis introduces C-IDDM (Context-Aware Interest Drift Detection Method), a novel and statistically grounded skeleton for the detection of user interest drift through the explicit integration of contextual information such as time-of-day. The proposed method models user behavior derived from contextual text streams and detects preference changes using distribution-free, permutation-based statistical testing. A real-world Last.fm music listening dataset and synthetic streaming datasets with controlled drift scenarios are utilized to evaluate comparative experiments, which indicate that C-IDDM outperforms a context-free baseline and classical streaming drift detectors, particularly under context-dependent drift, achieving lower false positive rates and better context purity.
Cluster-first route-second approach for multimodal personnel transportation: Gaziray suburban case
Efficient planning of employee transportation in urban transportation is of great importance in terms of reducing operating costs and contributing to sustainable transportation goals. In this thesis, the employee transportation problem for 3,197 employees working at a factory operating in Gaziantep is addressed within the framework of the Capacity Vehicle Routing Problem (CVRP). Using the employees' location information, an asymmetric distance matrix was created using the Open Source Routing Machine (OSRM) infrastructure, and the routes for 189 vehicles were obtained via Google OR-Tools using the PATH-CHEAPEST-ARC and GUIDED-LOCAL-SEARCH algorithms. Subsequently, the Gaziray suburban line was integrated into the model. The distances from employees' homes to Gaziray stops were examined according to two different walking distance scenarios: 500 m and 750 m. Employees who were not within a 500 m or 750 m walking distance of Gaziray stops were clustered using the Set Covering model. Each cluster should have a maximum capacity of 17 people, and the walking distance within the cluster should be 500 m in the first scenario and 750 m in the second scenario. After the clustering process, the MD-CVRP model was applied to ensure that the service vehicles reach the nearest Gaziray stations after stopping at the cluster centers.
Doğal gaz dağıtım ve yeraltı depolama faaliyetlerinin optimizasyonu
Yeraltı doğal gaz depolama evsimsel tüketim artışlarının karşılanması ve doğalgaz temininde yaşanabilecek beklenmeyen aksaklıklar için sigorta görevi görmekte hayati bir önem taşımaktadır. Doğal gaz depolama konut, endüstriyel ve diğer tüketicilere güvenilir ve verimli arz sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Doğalgaz piyasasında yeraltı doğal gaz depolaması kullanımı, son kullanıcılar açısından mevsimsel tüketim dalgalanmalarını ayarlamada önem arz etmektedir.Yeraltı doğal gaz depolamanın ana kullanım amacı doğal gaz tüketimin düşük olduğu aylarda gazın alınıp yer altına enjeksiyonu ve tüketimin yüksek olduğu ya da gaz temininde sıkıntı yaşanması durumunda gazın depodan geri çekilmesidir. Ayrıca doğal gaz depolama faaliyetleri, mevsimsel talep ve fiyat dalgalanmalarını en aza indirmeye de yardımcı olur.Bu çalışmada Türkiye'deki doğal gaz iletim ağları, arz ve talep miktarları dikkate alınarak simüle edilmiş ve kullanılan ya da ileride faaliyete geçmesi planlanan yeraltı doğal gaz depolarının uygun aylarda depolama ve geri çekme miktarları farklı fiyat seneryoları ve olası gaz kesintileri altında değerlendirilmiştir. Ayrıca bu çalışmada oluşturulan simülasyon modeli, tüketim değerleri ve gaz alım kontratlarına bağlı değerlerle rassal değişkenler altında incelenerek ve reel veriler kullanılarak modellenmiştir.Anahtar Kelimeler: Doğalgaz depolama, Simülasyon, Nonlineer modeller
İşyeri hekimliğinde insangücü planlaması için iş analizi ve simülasyon yaklaşımı
İşyeri Hekimlerinin eğitimi ve ülke kaynaklarına göre ne kadar kişinin istihdamedileceği Anayasa ve Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na göre Sağlık Bakanlığı'nın yetkisindedir. Ülkemiz hekim açısından fakirdir ve Dünya Sağlık Örgütü AvrupaBölgesi'nde 53 ülke arasında hekim sayısı bakımından 52. sıradadır. Örnek verilecekolursa bu sıralamada Litvanya 7., Estonya 27., Makedonya 44., Azerbaycan 13. ve Ermenistan 14. sırada yer almaktadır.Normal nüfusta günde 35 kişide 1 vatandaşımız poliklinik hizmeti almaktadır. İşyeri hekimliğinde ise işçilerimiz 130 kişide 1 kişi poliklinik hizmetine başvurmaktadır. Ülkemizde Hekim azlığı sebebi ile 3500 nüfusa 1 Aile Hekimi planlanmaktadır. Ki bu nüfusta; bebekler, gebeler, lohusalar, kronik hastalar, yatalakhastalar gibi bakıma ihtiyaç vatandaşlarımız çoğunluktadır.Bu çalışmada hekim sayısının çok yetersiz olduğu ülkemizde İşyeri Hekimiistihdamının uluslararası standartlara uygun olarak yeniden planlanması yapılmıştır. Bulunan sonuçların performansı simülasyon modeli ile test edilmiştir.
Süreç iyileştirme tekniklerinin basın sektörüne uygulanması : internet gazeteciliği çözümünün istatistiksel analizi
Gelişen teknoloji ve küreselleşme ile birlikte tüm sektörlerde olduğu gibi yerel basın sektöründe de rekabet artmış ve işletmeler bu zorlu koşullarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu noktada uzun yıllar pek çok sektörde olumlu sonuçlar vermiş olan süreç yönetimi ve süreç iyileştirme teknikleri yerel basın için de kullanışlı bir araç olarak ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada Adana ilinde yayın yapan Yeni Adana isimli yerel gazetede süreç yönetimi ve süreç iyileştirme tekniklerinden kritik başarı faktörleri analizi, SWOT analizi, PEST analizi, rol-aktivite diyagramı ve neden-sonuç diyagramı kullanılarak gazetenin mevcut belli başlı sorunları ve sorunlarının nedenleri analiz edilmiştir. Daha sonra bu sorunların çözümü için internet gazeteciliğinin geçerli bir çözüm yolu olup olmadığı sosyal medya ve e-posta yoluyla internet kullanıcılarına yönelik yapılan anket çalışması ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. 405 adet anket yanıtlanmış ve bu anketler istatistiksel analiz teknikleri ile değerlendirilerek, bunun sonucunda çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışmanın sonunda internet gazeteciliğinin yerel basının karşılaştığı sorunlar için tercih edilebilir bir çıkış yolu olduğunun gerekçeleri ortaya konmuş ve buna uygun olarak Yeni Adana Gazetesi için yeni bir organizasyon şeması, rol-aktivite diyagramı ve sistem diyagramı önerilmiştir.
Multi objective shelter location-allocation in conflict areas: A case study in north of Syria
The Syrian crisis broke out in March 2011. Millions of affected people have left their homes, and many of them were displaced as well. Individually, internally displaced persons (IDPs) are encountering difficulties in terms of shelters, health, food, and other urgent needs. In this way, we concentrated on determining shelter locations within a region of Idleb-Syria in this study. For this aim, we employed real data from the region which were collected from the direct beneficiaries and produced a mixed integer model utilizing weighted goal programming model based on humanitarian context which is determined by Focus Group Discussions (FGDs). The aims of the suggested model included maximizing mainly covered demand, cash for work, shelters with scalable up, portable water, sanitation and hygiene (WASH) facilities and covered people with vulnerable humanitarian criteria such as; people with disabilities, children attending school, pregnant/lactating women and people with chronic diseases and concurrently minimizing cost while taking into account shelter capabilities and restrictions of located shelters. Furthermore, GIS (Geographic Information System) was employed. The proposed model was solved via an optimization software and we reached a global optimum solution. Moreover, sensitivity analyses were conducted to strengthen the study. As a result, decision makers can be availed from the model's outputs and sensitivity analyses to obtain a compromised solution in such a disaster in nearby countries.
Endüstri mühendisliği alanındaki lisansüstü tezlerin veri madenciliği ile çalışma konu önceliklerinin belirlenmesi
Günümüzde birçok yüksek lisans ve doktora tezi yazılmaktadır. Bu yazılan tezlerin konularının belirlenmesinde günümüz eğilimlerini yakalaması ve reel anlamda işletmelerin sorunlarına çözüm getirmesi üniversitelerin proaktif çözümler üretmesi açısından önem arz etmektedir. Yapılan bu araştırmada YÖK tez veri tabanında yer alan 1975 -2018 yılları arasında endüstri mühendisliği çatısı altında yazılmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin başlık, özet ve anahtar kelimeleri dikkate alınarak araştırmada ele alınmıştır. İndirilen tez verileri MSSQL veri tabanında saklanmıştır. Tezler YÖK'ün endüstri mühendisliği sınıflandırmaları dikkate alınarak tez çalışması kapsamında yazılan Naive Bayes algoritması ve Weka programında hazır paket halinde gelen BAGGING, J48, JRIP, KNN, NB, NBM, SMO algoritmalar ile sınıflandırılmıştır. Çalışmanın öne çıkan sonuçları olarak tez sayıları üniversitelere ve dönemlere göre değişiklik gösterdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra çalışma kapsamına dâhil edilen tezler en fazla %20,7'lik bir oran ile Optimizasyon kategorisi altında sınıflandırıldığı görülmektedir. Bu sonucun ortaya çıkmasında en başarılı sınıflandırma algoritması ise KNN algoritması olmuştur. Bununla birlikte tüm tez çalışmalarının %14'lük bir oranı İstanbul Teknik Üniversitesi çatısı altında yayınlanmıştır. Bu sonuç ilgili üniversiteyi Endüstri Mühendisliği alanında en fazla tez çalışması yapan üniversite yapmıştır.
Tersine lojistik kapsamında kâğıt atık toplama alanları kurulumu için arz potansiyelinin modellenmesi
Doğal dengenin bozulması ve kısıtlı kaynaklar, atık geri dönüşümü ile ilgili konuların yakın zamanda fazlaca ilgi görmesine sebep olmuştur. Atık kâğıtların geri dönüşü ise tersine lojistik ağ tasarımı bünyesine dâhil olmaktadır. Çalışmada tersine lojistik ağ tasarımında minimum maliyet amaç fonksiyonu ile karma tam sayılı doğrusal programlama modeli geliştirilmiştir. Problem; çok ürünlü, çok aşamalı, tek periyotlu yer-tahsis problemidir. Çözüm yaklaşımı olarak deterministik varsayımlar altında özel bir şirkete ait ağ yapısı ile ele alınmıştır. Veriler modellemeye girdi olarak alınmış, farklı senaryolar üzerinden duyarlılık analizleri yapılarak çözüm yaklaşımı değerlendirilmiştir. Çalışma yer-tahsis problemine üretimi toplanan atıkların kalite cinsini de katarak farklı bir boyuta taşıması bakımından farklıdır. Ayrıca karar destek sistemi ile de model dinamik hale getirilmiştir.
Surfaktan kullanımı ve stok optimizasyonunda farmakoekonomik modelleme yaklaşımı
Yenidoğan bebeklerde surfaktan eksikliği sonucu gelişen akciğer yetersizlik tablosu hastalık ve ölümün önemli bir nedenidir. Tedavide acil ihtiyaç duyması ve yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesi açısından surfaktanın, talep edildiğinde ulaşılabilir olması oldukça önemlidir. Hasta gelişleri arasındaki sürenin ve gelen hasta ağırlıklarının zamanla rastsal olarak değişmesi hastanede ihtiyaç duyulacak surfaktan miktarının belirlenmesini zor bir problem haline getirmektedir. Surfaktan tedavisinde hastaların ihtiyacı olan surfaktan dozu, hastanın ağırlığına göre hesaplanmaktadır. Bu çalışmada, bu rastgele değişkenler göz önünde bulundurularak optimum flakon sayısı bulunurken aynı zamanda surfaktanın satın alma, sipariş, elde bulundurma ve atık maliyetlerini minimum yapan matematiksel programlama modeli geliştirilmiştir. Maliyet ve talebin birbirini etkilediği bu farmakoekonomik modelle sürekli kontrol stok politikası altında her preperat ve her flakondan ne kadar satın alınması gerektiği, tekrar sipariş verme noktaları ve yıllık sipariş sayısı hesaplanmıştır. Ayrıca matematiksel modelle hastaneye gelen herbir hastaya verilmesi gereken optimum preperat çeşidi ve flakon büyüklüğü elde edilmiştir. Elde edilen optimum değerin geçerliliği 66 yataklı yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan büyük bir hastanenin gerçek verileri kullanılarak bir simülasyon modeliyle test edilmiştir. Anahtar kelimeler: Stok Yönetimi, Surfaktan, Optimizasyon, Maliyet Minimizasyonu, Simülasyon
Ürün karması ve dinamik tesis düzenleme kararlarının entegrasyonu için matematiksel modelleme yaklaşımı
Gelişen sanayi işletmelerinde temel amaç pazarda mevcut düzenini korumayı ve büyümektir. Bu durum müşterilerin isteklerine uygun hizmet vermeyi ve düşük maliyetler ile en hızlı şekilde üretim yapmayı gerektirir. Üretim yapan işletmelerin en önemli maliyetleri başında yanlış ürün seçimi, üretim miktarı, üretim sırası ve taşıma maliyetleri gelmektedir. Bu durumda tesis düzenlemesi ve ürün karması şirketlerin karlılığını sağlamaları için üzerinde çalışmaları gereken önemli konulardır. Bu çalışmada sanayi uygulaması ile eşit alanlara sahip dinamik tesis düzenlemesi yapılarak makineler arası akış süresini en aza indirme, kar oranını arttırma ve en uygun ürün seçimi ile birlikte üretim akışı sağlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen gelirin maksimizasyonu ile planlama ufku boyunca üretim, yerleşim ve envanterden kaynaklı oluşan tüm maliyetlerin minimizasyonuda sağlanmaya çalışılmıştır. Önerilen yaklaşım, karma tam sayılı programlama ile modellenmiş olup sanayi uygulaması ile zaman etüdü yapılarak elde edilen model üzerinde test edilmiştir. Sonuçlar, önerilen modelin bilinen problem örneklerinde etkin sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Buna göre, tesis düzenlemesi kararı ile birlikte ürün karması probleminin farklı tesis düzeni oluşturarak en uygun malzeme akışının oluşmasını sağladığı görülmüştür
Süreç iyileştirmede değer akış haritalama ve narenciye paketleme tesisinde uygulama
Rekabetin yoğun olduğu günümüzde, işletmeler rekabet avantajlarını sürdürebilmek, daha hızlı ve daha düşük maliyetli üretim yapabilmek için süreçlerini sürekli gözden geçirmeli ve iyileştirmelidirler. Bu iyileştirme çalışmaları yalın üretim ve yönetim yaklaşımları ile yapılmaktadır. Narenciye paketleme tesisinde yapılan bu çalışmada yalın üretim araçlarından biri olan Değer Akış Haritalama metodu ile üretim sürecindeki israfların azaltılması ve akışın hızlandırılması amaçlanmıştır. Malzeme ve bilgi akışı analiz edilerek mevcut durum resmedilmiş, israf noktaları belirlenmiştir. İsrafların azaltılması amacı ile Kaizen çalışması yapılarak hat tasarımında iyileştirmeler yapılmıştır. Spagetti Diyagramı ile hareket ve taşıma mesafeleri kısaltılmıştır. İş gücü dağılımının doğru yapılarak ara stokların azaltılması ve hat duruşlarının minimize edilmesi için ise simülasyon yardımı ile alternatifler değerlendirilerek en uygun sonuç elde edilmiştir. Kaizen ve Simülasyon sonuçlarına dayanarak bir gelecek durum haritası oluşturulmuştur. Bu iyileştirmeler sayesinde mevcut durum ve gelecek durum karşılaştırıldığında katma değerli sürede %2.28, hareket ve taşıma mesafesinde 160,50 metre kazanç sağlanmıştır.
Güneş enerji sistemi kullanımının karbon ayak izine etkisinin incelenmesi: Bir tekstil firmasına uygulama örneği
Endüstri çağı ile beraber çevre sorunları artmış ve dünyada sebep olduğu tahribatlar, günümüzde insan sağlığını ve ekolojik dengeyi tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bu olumsuzluğun azaltılması için fosil ve nükleer yakıtlara alternatif doğal enerji kaynaklarına olan ihtiyaç artmıştır. Güneş enerjisi, elde edilmesi ucuz, temiz ve çevreye zararı çok az olduğu için tükenmekte olan fosil yakıtlara göre alternatif olmaktadır. Ülke açısından yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerji hem ekonomiye hem de çevreye sağlayacağı avantajlardan dolayı son derece önemlidir. Türkiye, enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olduğu için enerji ihtiyacının büyük bir kısmını dışarıdan sağlamaktadır. Güneş enerjisi potansiyeli açısından ise, coğrafik olarak birçok ülkeye göre daha şanslı konumdadır. Bu çalışma, güneş enerjisi sistemlerinin endüstriyel uygulamalardaki sürdürülebilirliğe etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Adana Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan bir tekstil fabrikasında yapılan uygulama örneği üzerinden, güneş enerjisi kullanımının enerji tüketimi, karbon ayak izi azaltımı ve çevresel faydaları değerlendirilmiştir.
Afet sonrası kullanılan araç ve ekipmanların önem derecelerinin belirlenmesinde analitik hiyerarşi prosesi (AHP) yaklaşımı ve uygulaması
Bu tez çalışmasında, afetlerle ilgilenen birimlerin karar vermelerini kolaylaştırmak amacıyla Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden AHP yöntemi, deprem, sel ve yangında kullanılacak araç ve ekipmanların seçiminde uygulanmıştır. Öncelikle afet müdahalesinde kullanılan araç ve ekipmanlar belirlenmiş, ardından da bu araç ve ekipmanların önem derecelerinin belirlenmesinde etkili ana kriterler ve alt kriterler belirlenmiştir. Belirlenen ana kriterler ve alt kriterler AHP yöntemiyle ikili kıyaslanarak önem dereceleri deprem, sel ve yangın için ayrı ayrı belirlenmiştir. Belirlenen kriterlerin önem dereceleri dikkate alınarak her bir kritere göre kullanılabilecek araç ve ekipmanların önem seviyeleri belirlenmiştir. Belirlenen bu önem dereceleri dikkate alınarak Adana ilinde Çukurova ilçesi için afetlerde kullanılabilecek araç ve ekipmanların önem dereceleri bölgesel bazda belirlenmiştir.
Jüt tüketim tahmini: Halı imalatinda bir vaka çalışması
In today's increasingly competitive market conditions, it is necessary for the all companies to meet the demand of the customers in a timely and complete manner. For this reason, all resources (raw materials, semi-finished products, all energy sources, etc.) should be prepared and supplied at the right time and in sufficient quantities. This situation forces companies to make forecasts of raw materials to avoid possible lateness. The most basic forecasting methods are statistical estimation methods. However, these statistical methods may be inadequate in the system with high uncertainties and high dynamism. At this point, the method of artificial neural network (ANN), which have been succesful and widespread in recent years, steps in. The studies show that the results obtained from ANNs may be much more successful than the statistical methods applied in different areas for estimation. Jute is one of the most basic raw materials used in carpet production and it is important to estimate the jute consumption correctly in order to prevent possible production delays and to ensure customer satisfaction. In this study, jute consumption estimations were made by ANN method using data for the years between 2015-2017 of carpet company. In this thesis, a multiple linear regression (MLR) model was also established to evaluate the performance of ANN method. The results show that ANN is more successful than regression analysis considering the performance indicators' values (values of MSE- mean squared error- R2 ve adjusted R2).
Sinav çizelgelemesi için matematiksel bir model uygulamasi: Türkiye'de ki irak okulu vaka çalişmasi
Exam scheduling was always a difficult task and time consuming until the recent years when most of the educational institutions started using the automatic education in scheduling the examinations instead of the manual one. The manual scheduling results in time wasting and low-motivated job. However, this study was conducted in order to implement the mathematical modeling technique to generate the timetable for the final examinations for the Iraqi Private School located in Istanbul- Turkey. The model was compiled and executed using the MATLAB software and GAMS optimization package program. In this paper, data for the problem was prepared in relevant to three educational levels namely: elementary (six years), intermediate (three years) and high secondary (three years). 121 exams are considered for ten days planning horizon with two sessions. During the study, it is attempted to ensure that every student was assigned to only one exam per day and zero time slots. Different scenario analyses are also generated to provide managerial insights for the school. Eventually, the generated exam timetable(s) are suggested to the school for the upcoming exam sessions in the same year. Key Words: Mathematical Model, Exam Scheduling, Time Slot, Timetable, MATLAB, GAMS.
Modeling and solving truck-load consolidation problems by using multi-agent technology
Logistics organizations mainly the ones providing land transportation services are facing with difficulties while making effective operational decisions. This is especially the case in making load/capacity/route planning and load consolidation decisions where customer orders are generally unpredictable and subject to sudden changes. Classical modeling and decision support systems are mostly insufficient to provide satisfactory solutions in a reasonable time for solving such dynamic problems. Agent-based approaches especially multi-agent paradigms which can be considered as relatively new members of system science and software engineering are providing effective mechanisms for modeling dynamic systems. These systems are generally operating under unpredictable environments and having high degree of complex interactions. It seems that multi-agent paradigms have a big potential to handle complex problems in land transportation logistics. Based on this motivation, in this thesis a multi-agent based load consolidation decision making approach is proposed. In the proposed approach the load consolidation decisions for the less-than-truckload orders which are dynamically dispatched to the system are made by the software agents. The less-than-truckload orders are assigned/consolidated to the trucks by the negotiation mechanism constructed within the model. The proposed approach considers the truck travel distances, number of order rejections, average costs of the transportation operations and system profitability so as to measure the performance of the proposed system. The proposed system is tested with some static problem sets and via running it under some stochastic environment.
Belgelendirme kuruluşlarının yetkilendirilmesinde kullanılan kriterlerin çok ölçütlü karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi
Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından yetkilendirilmiş belgelendirmekuruluşları ulusal ya da uluslararası meslek standartlarına dayalı geliştirilenUlusal Yeterliliklere göre sınav ve belgelendirme faaliyetlerini yürüten personelbelgelendirme kuruluşlarıdır. Bu kuruluşlar; Türk Akreditasyon Kurumu(TÜRKAK) ya da Avrupa Akreditasyon Birliği bünyesinde çok taraflı tanımaanlaşması imzalamış başka akreditasyon kurumlarınca ilgili yeterliliklerde TSEN ISO/IEC 17024 standardı şartlarına uygun oluşturulmuş sistem dâhilindeakredite edilmekte ve akreditasyon sonrası Mesleki Yeterlilik Kurumutarafından yapılan inceleme, denetim ve değerlendirme sonucundayetkilendirilmektedirler. Bu çalışmada, söz konusu kuruluşların yetkilendirmekriterlerinin ağırlıklandırılması ve değerlendirilmesi amacıyla çok ölçütlü kararverme yöntemlerinden olan Analitik Hiyerarşi Süreci, Analitik HiyerarşiSürecinin Veri Zarflama Analizi ile Bütünleşik Uygulaması ve Analitik AğSürecinin DEMATEL Yöntemi ile Bütünleşik Uygulamasını içeren iki yöntemuygulanmıştır. Bu yöntemler, kriter bağımlılıklarının olduğu ve olmadığıyöntemler şeklinde kendi içlerinde uzman görüşlerine bağlı olarak karşılaştırılmışlardır. Yöntemlere ilave olarak Bütünleşik Analitik HiyerarşiSüreci Veri Zarflama Analizi verileri ile DEMATEL Sonucu elde edilen ana kriterler toplam ilişki matrisi entegre edilerek yeni bir yöntem geliştirilmiştir.Bu yöntemle de ağırlıklar tespit edilmiştir. Ağırlıkların tespiti sonrası kriterleryöntem bazında önem durumlarına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmakapsamında önerilen yeni yöntem sonucu elde edilen sınıflandırma dikkatealınarak, kuruluşların sahip oldukları sınav ve belgelendirme sistemlerinindeğerlendirilmesi amacıyla yeni bir yaklaşım sunulmuştur.Anahtar Kelimeler : Belgelendirme Kuruluşları, Çok Ölçütlü Karar Verme
Bir elektronik firmasında çok ölçütlü stok sınıflandırma
Stok yönetiminin amacı stok düzeyinin uygun seviyesinin belirlenmesinde karar sağlamaktır. Fakat pratikte bilhassa binlerce stok çeşidi ile çalışan elektronik işletmelerinde stok kalemlerinin tümü aynı hassasiyette kontrol edilemez. Bu nedenle işletmeler stok kalemlerini sınıflandırmaya ihtiyaç duyarlar. Sınıflandırmada yaygın olarak klasik ABC analizi kullanılmaktadır. Bu yöntemdeki sınıflandırmanın temeli pareto yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre yüksek yatırıma sebep olan kalemler düşük miktarda adedi kapsamaktadır. ABC analizi iki kriteri göz önünde bulundurur; bunlar birim fiyat ve yıllık tüketim miktarıdır. Bu kriterlerin yanı sıra tedarik süresi, bulunabilirlik gibi kriterleri dikkate almak daha gerçekçi bir stok sınıflandırma için ihtiyaçtır. Bu nedenle literatürde çok kriterli yöntemlere eğilim artmıştır. Bu tezde bir elektronik firmasındaki stok sınıflandırma probleminin çözümü için çok kriterli karar yöntemlerinden TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) yönteminin Analitik Hiyerarşi Prosesi ve ABC yöntemi ile bütünleşik olarak kullanılmasına karar verilmiştir. Probleme etki eden kriterler, alanında yetkin üç satın alma uzmanı ve bir üretim planlama mühendisi tarafından belirlenmiştir. TOPSIS yöntemine girdi teşkil eden kriter ağırlıklarının hesaplanmasında ise Analitik Hiyerarşi Prosesi?nden yararlanılmıştır. TOPSIS ile tam sıralamanın oluşturulmasının ardından geleneksel ABC analizinin dikkate aldığı pareto yaklaşımı ile stok sınıflandırma yapılmıştır. Çok kriterli ABC yöntemi ile geleneksel ABC yöntemi sonuçları birbirleriyle kıyaslanmıştır. Çok kriterli ABC yöntemi ile elde edilen sonuçlar problemin gerçekte var olduğu şekliyle çok kriterli olarak ele alınması nedeniyle sistemde uygulanabilirliği fazla, etkin ve faydalı sonuçlardır.
Characterizing stochastic and dynamic forward/closed-loop supply chains by using simulation optimization
A supply chain network, due to its nonlinear, stochastic, time-dependent nature, and presence of complex interactions between supply chain members, can become quite challenging to optimize and requires a more complex model. At this point, simulation optimization gains a better understanding of the complex and messy phenomenon of supply chain problems. In this thesis, two types of supply chain problem are solved by using simulation optimization. The first one is a forward supply chain problem (FSCP), and the second one is a closed-loop supply chain problem (CLSCP). Simulation optimization consists of two-phase, namely (1) optimization phase, and (2) simulation phase. Optimization phase tries to find out answers for both strategic and operational decisions. Inventory control system parameters and strategic decisions (selecting a supplier, opening a plant etc.) are determined by using genetic algorithm. Then, determined decision variables are evaluated by using simulation model. Moreover, extensive statistical analysis is given to enhance the understanding of system behavior. Computational results showed that not only cost functions but also other performance measures (average service levels etc.) can be improved by using simulation optimization. Proposed simulation optimization provides a remarkable contribution to the uncertain, dynamic and complex real-world supply chain problems.
Hava ve yer araçlarının arayüz tasarımının eniyilenmesi
Bir sistemle kullanıcı arasındaki iletişim arayüzler vasıtası ile sağlanır. İnsan-makine ya da sistem etkileşiminde operatör hatalarının önlenebilmesi için kullanıcı-dostu arayüzler tasarlanmalıdır. Bu tezde arayüz tasarım problemi Nitel ?İnsan Faktörü, Ergonomi, Tasarım Kriterleri, Kullanılabilirlik, vb.? ve Nicel ?AHP, ANP, Bulanık PROMETHEE, ÇKKV, vb.? açıdan kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Çeşitli modeller ?KAP, STYP, vb? incelenmiş ve ?Göreceli Yerleşke Optimizasyonu Modeli ve Aşamalı Çözüm Yaklaşımı? geliştirilerek uygulanmıştır. Sonuçta hava araçları için ?Nitel, Nicel, Birleşik, Göreceli? arayüz tasarımları elde edilmiştir.Nitel ve Nicel yaklaşımların farklı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Kullanıcı memnuniyet kriterlerine göre iki yaklaşım sonuçlarının birleştirilmesiyle elde edilen ?Birleşik Tasarım?ın daha kullanılabilir olacağını önerilmektedir. Bu hipotezimizi test etmek için ANP ve F-PROMETHEE yöntemiyle ?en kullanıcı-dostu arayüz? sıralaması (1) Birleşik, (2) Nicel, (3) Nitel tasarımlar şeklinde belirlenmiştir. Sonuçlar hipotezimizi desteklemektedir.Ayrıca arayüz yerleşke optimizasyonunda kullanılabilecek yeni bir model geliştirilmiştir. Nesneler arasındaki akış değerlerinin yanında nesnelerin birbirlerinden etkileşimleri nedeniyle birbirlerine ?göre? muhtemel konumları; ?Görece Kısıtları? da modele eklenerek yerleşke problemleri daha gerçekçi bir şekilde çözülebilir.?Aşamalı Yöntem?de ise nesne kümelerine göre yerleşke problemi her bir küme için sırayla çözülür. Bilinmeyen sayısı fazla olan orjinal problemi çözmek yerine, kümeleme algortimalarıyla bilinmeyen sayısının daha az olduğu problemler oluşturulabilir. Optimum çözümün bulunarak çözüme kısa sürede ulaşılması yöntemlerimizin etkinliğini ortaya koymuştur.Öznel değerlendirmelere dayanan literatürdeki kullanılabilirlik değerlendirme ve tasarım yöntemlerinin aksine, yöntemlerimizle tasarımda subjektiflikten uzaklaşılarak daha nesnel sonuçlar elde edilebilir, çünkü geliştirip uyguladığımız tüm yöntemler analitik esaslara dayanmaktadır.Anahtar Kelimeler : Arayüz Tasarımı, İnsan Faktörü, Yerleşke Modelleri, ANP, F-PROMETHEE, ÇKKV, STYP.
Personel planlamada norm kadro hesabı için bir yapay zeka uygulaması
İnsan kaynakları yönetimi ve personel planlama firmaların en önemli karar verme problemlerinden birisidir. Bu çalışmada firmaların gelecek stratejilerini oluşturmada etkin rol oynayan insan kaynakları yönetiminin en önemli unsurlarından biri olan personel planlama süreci üzerinde çalışılmış ve bu sürecin önemli karar problemlerinden birisi olan personel sayısının tespiti için bir yöntem önerilmiştir. Organizasyonların ister üretim ister hizmet sektöründe olsun vazgecemedikleri etkin üretim aracı olan insan gücünün tespiti için zaman serileri analizi ve yapay sinir ağları yöntemleri bütünleşik olarak kullanılmıştır. Firmanın geçmiş dönem verileri zaman serileri analizi ile incelenmiş, uygun modeller kurularak gelecek 5 dönemlik tahminler yapılmıştır. Elde edilen veriler oluşturulan yapay sinir ağları kodu ile matlab programında işlenmiş ve yapay sinir ağları yardımıyla firmanın gelecek dönemlerde ihtiyaç duyacağı personel sayısının tespitine çalışılmıştır.
Lojistik köy yerlerinin belirlenmesi için bir tam sayılı programlama modeli: TCDD için bir uygulama
Gün geçtikçe çoğalan insan nüfusu artan ihtiyaçları da beraberinde getirmektedir. Bu ihtiyaçların karşılanması için önemli bir yol olan ticaret, lojistik sektörünün ve lojistik faaliyetlerinin önemini her geçen gün arttırmaktadır. Büyüyen ticaret hacimleri ürünlerin üreticiden son tüketiciye akışında önemli bir yer tutmaktadır. Bu akışın etkili bir biçimde gerçekleştirilmesinde önemli bir unsur olan lojistik köyler işte burada devreye girmektedir. Bu bakımdan Türkiye'nin Asya ve Avrupa arasında önemli bir lojistik aktarma merkezi olması lojistik bir merkez olması gerekliliğini de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada TCDD yük taşımacılığının lojistikteki yeri ve önemi açısından lojistik köylerin kurulup kurulmaması kararı üzerinde durulmuştur. Bu amaçla TCDD yük taşımacılığının mevcut durumu, yük profili, dağıtım ağı ve Türkiye'nin 7 bölgesinde kurulması planlanan 12 farklı lojistik merkeze yapılan taşımalar incelenmiştir. Lojistik köylerin hangilerinin veya kaç tanesinin açılacağının belirlenmesi için 0-1 tam sayılı programlama modeli geliştirilmiştir. Oluşturulan matematiksel model LINDO Software Solver kullanılarak çözülmüş ve çıkan sonuçlar değerlendirilmiştir.
Bütünleşik bir kalite fonksiyon yayılımı yaklaşımıyla yonga levha üretiminde ürün ve süreç kalitesinin iyileştirilmesi
Kalite Fonksiyon Yayılımı (KFY) tekniği müşteri isteklerini ürüne ve üretim sürecine yansıtan bir kalite geliştirme aracıdır. Geleneksel KFY'de teknik karakteristiklerin (TK) önem dereceleri, teknik tarafı ilgilendiren maliyet, çevreye etkileri, uygulama kolaylığı, çalışana etkisi gibi faktörleri dikkate almadan sadece müşteri beklentisine (MB) göre belirlenmektedir. Bu çalışmada ise literatürden farklı olarak teknik karakteristiklerin önem dereceleri hem müşteri tatmin düzeyini karşılaması hem de firma çıkarlarına uyması esasına göre belirlenmiş ve önerilen çok yönlü model ağaç bazlı panel endüstri sektöründe faaliyet gösteren bir firmada uygulanmıştır. Kalite Evi'nde müşteri yapısına göre farklı tipte anketler oluşturularak Hedef Programlamayla müşteri beklentilerinin önem dereceleri hesaplanmıştır. Teknik karakteristiklerin firma açısından etkin olup olmadıklarının ve etkinlik derecelerinin belirlenmesinde KFY, Veri Zarflama Analizi (VZA) ile bütünleşik kullanılmaktadır. Kalite Evi'nde ilişkilerin oluşturulmasında uzmanların dilsel ifadeleri bulanık sayılara dönüştürülerek modele esneklik sağlanmış ve belirsizlik giderilmiştir. Önerilen modelde Hedef Programlama'nın, VZA'nın ve bulanık mantığın bir arada kullanılması KFY'nin disiplinler arası bir yöntem olduğunu ve sonuçlarının sayısal bir temelden gelmesi nedeniyle de güvenilir ve gerçekçi olduğunu göstermektedir.
Ders çizelgeleme probleminin 0-1 tamsayılı programlama tabanlı uygulaması
Eğitim öğretim kurumlarında karşılaşılan zaman çizelgeleme problemleri; dersler, derslikler, öğretim elemanları ve sınavlar gibi kaynakların haftalık çizelge içerisindeki uygun zaman dilimlerine önceden belirlenmiş kısıtlarla uygun bir şekilde atanmasını içerir. Günümüz teknoloji çağının getirdiği büyük kolaylıklara rağmen halen birçok eğitim kurumunda bu çizelgeler eski düzen ve sisteme dayalı olarak elle oluşturulmaktadır. Bu şekilde oluşturulan çizelgeler idarecilere çok zaman kaybettirmekte ve istenilen verimi sağlayamamaktadır. Bu çalışma kapsamında üniversitelerde ders çizelgeleme problemi ele alınmış ve gerçek bir durum için haftalık çizelge içerisindeki uygun zaman dilimlerine derslerin atanmasını sağlayan 0-1 tamsayılı programlama modeli geliştirilmiştir. Model öncelikle gerçek durumun verileri kullanılarak oluşturulmuş ve farklı boyutlarda çözümü gerçekleştirilmiştir. Farklı boyutlarda yapılan problem çözümlerinde kabul edilebilir süreler içinde uygun çözümlere ulaşılmıştır. Son aşamada, geliştirilen farklı bir senaryo için modele yeni kısıtlar eklenmiş ve amaç fonksiyonu değiştirilmiştir. Sonuçta kabul edilebilir süreler içinde uygun çözüme ulaşılmıştır.Farklı senaryo için geliştirilen modelin çözümleri ile gerçek durum modelinin çözümleri karşılaştırılmış ve oluşturulan senaryo için geliştirilen model ile daha iyi ve esnek ders çizelgeleri elde edildiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ders, çizelgeleme, tamsayılı programlama
Adaptif sinirsel bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) ile Türkiye' de orta dönemli elektrik enerjisi talep tahmini
Elektrik talebinin kendine özgü yapısı, talebin her an karşılanabildiği bir sistemin tasarlanmasını gerekli kılmaktadır. Elektrik enerjisinin en önemli karakteristik özelliği ise depolanamaz olmasıdır. Üretildiği anda tüketilmesi zorunluluğu, doğru ve tutarlı elektrik enerjisi talep tahmininin, optimal enerji sistemi modellenmesinde en önemli adım olmasını açıklar. Bu konu üzerine literatürde birçok çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de orta dönemli brüt elektrik enerjisi talep tahmininde bulunulmuş ve bu amaçla da yapay sinir ağları ve bulanık mantık yöntemlerinin birleşiminden oluşan ANFIS (Adaptif Sinirsel Bulanık Çıkarım Sistemi) kullanılmıştır. Oluşturulan modelin performansını karşılaştırmak amacıyla da ayrıca bir regresyon analizi modeli oluşturulmuş ve elde edilen tahmin sonuçları ortalama mutlak yüzde hata kriteri üzerinden değerlendirilmiştir. Sonuç olarak ANFIS ile oluşturulan modelin başarılı ve tatmin edici bir tahmin performansı gösterdiği kanısına varılmıştır.
Devlet destekli özel sektör Ar-Ge projeleri seçim probleminin bulanık yaklaşımla ele alınması
Devletler, teknolojik ilerleme kaydetmek ve sanayinin rekabetçi gücünü artırmak için özel sektörün Ar-Ge projelerine finansal destek sağlarlar. Buna bağlı olarak kamu otoriteleri, kamu kaynakları ile desteklenmeye uygun Ar-Ge projelerini seçerken bir karar verme problemi ile karşı karşıya kalırlar. Kamu kaynaklarını etkin bir şekilde kullanmak ve bu fon mekanizmalarını bilim ve teknoloji politikaları doğrultusunda yönetmek için kamu kuruluşlarının, Ar-Ge projeleri seçim sürecini en iyi şekilde yürütmeleri gerekir. Bu tez çalışması, devlet destekli özel sektör Ar-Ge projeleri seçim probleminin değerlendirme ölçütlerini incelemek, bu değerlendirme ölçütleri arasındaki ilişkileri tanımlayan bir ağ inşa etmek ve bu ölçütlerin değerlendirme sürecinde ne ölçüde önemli olduklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı tarafından yürütülen 1501 kodlu Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı Ar-Ge projeleri seçim süreci incelenmiştir. Mevcut çalışmalar, Ar-Ge projeleri seçim problemi değerlendirme ölçütleri arasındaki etkileşimlerin incelenmesini önermekte ve geleceğe dönük çalışmalar için bulanık AAS yöntemini tavsiye etmektedir. Ar-Ge projeleri seçim sürecinde soyut ölçütleri değerlendirmek üzere sözel değişkenlerin kullanılması nedeniyle bu çalışmada ele alınan devlet destekli özel sektör Ar-Ge projeleri seçim problemi, çok nitelikli bir karar verme yöntemi olan, bulanık analitik ağ süreci yöntemi ile modellenmiş ve bu modelle değerlendirme ölçütlerinin yerel ve genel ağırlıkları elde edilmiştir.
Kaynak kökenli ayrıştırma yöntemiyle enerji sistemlerinin optimizasyonu
Bu tezde, Türkiye enerji sisteminin çevresel kısıtları da içeren optimal kaynak dağıtım modeli geliştirilmiş ve farklı senaryolar altında 2030 yılına kadar alternatif projeksiyonlar sunulmuştur. Bu amaçla ulusal enerji-çevre sistemi analiz edilmiş, doğrusal optimizasyon esaslı teknolojik yapısının şebeke modeli oluşturularak gelecek yıllar için tahmin edilen talepleri karşılayacak olan üretim ve teknolojik alternatifler gelişim yolları belirlenmiştir. Modüler modelleme esaslı olarak, birincil enerji biçimleri olan kömür, petrol, doğalgaz, nükleer ve yenilenebilir enerji kaynakları, doğrusal programlama akış modeline dâhil edilip, ikincil enerji yada dönüşüm sektöründen geçirilerek nihai kullanım kesimi olan sanayi, ulaştırma, konut ve tarım sektörlerinin enerji taleplerinin karşılanmasına yönelik bir teknik-ekonomik model geliştirilmiştir. Model, çevresel kısıtlayıcılar altında da çalıştırılmış ve CO2, SO2 ve NOx emisyon değerlerinin aynı periyot içerisindeki değişimi yine sektörel olarak incelenmiştir. Çalışmada, Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen tamamına yakın kısmına da uygulanan, bir enerji-çevre optimizasyon modeli, EFOM-ENV, temel alınmış ve bu model üzerinde kaynak kökenli ayrıştırma metodu geliştirilmiştir. Modelde, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) tarafından yayınlanan referans senaryo ve Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yayınlanan FEC1 ve FEC2 senaryoları göz önünde bulundurulmuş ve bu üç senaryoya göre karşılaştırmalı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen optimizasyon modelinde çevresel kirleticilerin etkilerin minimizasyonu ve sektörel enerji talebinin farklı birincil enerji kaynakları ile karşılanması amaçlanmıştır.
Bulanık kaba küme yöntemi ile nitelik indirgemede yeni bir algoritma
Günümüzde bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ile yüksek boyutlu veritabanları ile karşılaşılmaktadır. Veritabanlarından gereksiz verilerin atılması, veri içerisindeki örüntülerin bulunması ve elde edilen bilginin kullanılması sürecine veri tabanlarında bilgi keşfi denilmektedir. Nitelik indirgeme, kısaca nitelik uzayının boyutunun belirli ölçütlere göre azaltılması olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda literatürde birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların içerisinde en ilginç olanlarından biri ise bulanık ve kaba kümelerin melezlenmesi ile yapılan nitelik indirgeme çalışmalarıdır.Bu tezde, tip-2 bulanık kümeler kullanılarak bulanık-kaba kümeler için ayırtedilebilirlik matrisi tabanlı nitelik indirgemede yeni bir yaklaşım önerilmektedir. Önerilen algoritma, UCI makine öğrenimi veri setinden alınan veri kümeleri kullanılarak, literatürdeki nitelik indirgeme algoritmaları ile karşılaştırılmış olup, etkinliğini test etmek için sınıflandırma algoritmalarından faydalanılmıştır.
Personel seçimi probleminde sezgisel bulanık küme uygulaması
Personel seçim süreci, genellikli birden çok alternatifin birden çok kritere göre birden çok karar verici tarafından değerlendirildiğinden dolayı bir çok kriterli grup karar verme problemidir. Personel seçimi probleminde karar vericilerin adayların kriterleri ne derecede sağladığı hakkındaki bilgilerini kolayca yansıtması oldukça zordur. Sezgisel bulanık küme, üye olma, üye olmama fonksiyonları ve tereddütlük indeksi ile gösterildiğinden dolayı karar vericilerin tercihlerini yansıtmakta etkin bir yaklaşımdır. Bu çalışmada, alternatifler arasından uygun olan personel secimi için, çok kriterli grup karar verme literatüründe son zamanlarda popüler bir metot olan TOPSIS metodunun sezgisel bulanık ortama genişletilmesi önerilmiş ve bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir işletme için satış uzmanı seçim problemine uygulanmıştır.
Sezgisel bulanık tercih ilişkisi ve tedarikçi seçimine uygulanması
Doğru fiyat, doğru zaman ve doğru miktarda istenilen kalite düzeyindeki ürünleri ve/veya hizmetleri alıcılara sağlayabilen doğru tedarikçileri bulma süreci olan tedarikçi seçimi etkin bir tedarik zinciri oluşturmada kritik aktivitelerden biridir. Öte yandan, tedarikçi seçimi, karar vericinin hakkındaki bilgisinin genellikle belirsiz olduğu birbiriyle çelişen birçok kriteri içeren çok kriterli bir grup karar verme problemi olduğundan dolayı zor bir problemdir. Çok kriterli grup karar verme sürecinde, sezgisel bulanık tercih ilişkisi (sezgisel tercih ilişkisi, sezgisel ikili karşılaştırma matrisi, sezgisel muhakeme matrisi) karar vericinin belirsiz bilgisini dikkate aldığından dolayı karar vericinin problem hakkındaki bilgisini yansıtmakta güçlü bir araçtır. Fakat sezgisel bulanık tercih ilişkilerinde bir sezgisel bulanık tercih ilişkisinin tutarlı olup olmadığının test edilmesi, tutarlı sezgisel bulanık tercih ilişkisinin öncelik vektörünün türetilmesi, bir eksik sezgisel bulanık tercih ilişkisinin kayıp değerlerinin tahmin edilmesi gibi bazı sorunlar vardır. Bu tezin ana amacı bu sorunları çözmektir. Bunu başarmak için ilk önce sezgisel bulanık tercih ilişkisi için çarpımsal geçişlilik kavramı geliştirilmiştir. Daha sonra, bu kavrama dayanarak yukarıdaki sorunları çözmek için bazı yaklaşımlar önerilmiştir. Son olarak, sezgisel bulanık tercih ilişkisinin tedarikçi seçim sürecinde uygun tedarikçinin seçilmesi için kullanılabileceği gösterilmiştir.
Akü geri dönüşüm sistemi için tersine lojistik ağ tasarımı ve karma tamsayılı programlama modeli
Günümüzde çevresel düzenlemelerin ve yasaların entegrasyonu sayesinde adından sıkça bahsedilmeye başlanan tersine lojistik kavramı, müşteriden kullanım ömrü tamamlanmış olarak geri dönen malların toplanması, depolanması ve üreticiye ulaştırılarak yeniden üretimlerinin sağlanması sonucu değerli hale getirilmesi çabasıdır. Tersine lojistik yeniden üretim, yeniden kullanım, ürün yamyamlaştırma, geri dönüşüm vs. faaliyetleri içermektedir. Bu faaliyetler içinde günümüzde en çok ilgilenilen konulardan birisi olan geri dönüşüm bir ürünün özelliklerini tamamen kaybederek bambaşka bir özelliğe dönüşmesidir. Geri dönüşüm faaliyetlerinin günümüzdeki önemi düşünülerek bu çalışmada geri dönüşüm ağ tasarımı konusu ele alınmıştır. Akü geri dönüşüm sistemi için maliyet minimizasyonunu amaçlayan çok ürünlü karmaşık tamsayılı bir programlama modeli geliştirilerek gerçek sistem modellenmeye çalışılmıştır. Sistem geri dönüşüm ve araç tiplerini ele alacak şekilde iki farklı modelle ifade edilmek istenmiş, her iki modelin çözülmesi ile elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve bu özellikleri taşıyan ağ tasarımı önerileri yapılmıştır.
Simulation of migration paths using agent-based modeling: The case of Syrian refugees
The Syrian civil war, which has been ongoing for over a decade, has caused a massive migration wave in the Middle East. Turkey has been the most preferred destination for Syrian refugees seeking security. The primary purpose of our study is to develop a migration tool to simulate the paths of Syrian refugees en route to Turkey. In this way, we aim to facilitate humanitarian aid organizations to deliver services to refugees in future migration instances. We limited the scope of the study to a crisis moment. We simulated the southeastern Idlib aerial bombardment on December 16, 2019, and observed the outcomes of the sudden conflict-driven migration movements of refugees who started to migrate in a one-month period from December 16, 2019 to January 15, 2020. Due to the lack of reliable data on displacement during the crisis, we restricted the destination options to official refugee camps in Turkey. We developed an agent-based model (ABM) based on two attributes of refugee groups: risk sensitivity and agent type, which include four different information types. We expanded the A* algorithm with a cost metric to calculate the weighted average of distance and risk to a destination point. The proposed ABM has the flexibility to be easily adapted to migration instances in another geography and to enable various analyses under different parameters. The case study examines the southern Idlib crisis with five different scenarios. We obtained the total number of refugees, migration paths, camp occupancy rates, and heat maps of the densely populated regions for each scenario. We compared the obtained outputs with the situation reports and the official statements of the period and acquired several meaningful insights for policymakers.
Ankara'daki özel liselerin etkinliğinin veri zarflama analizi ile ölçümü
Çocukluktan gençliğe geçiş devresindeki insanların eğitimini üstlenen, onlara asgari ortak bir genel kültür veren ve onların kabiliyetleri doğrultusunda hem yüksek öğretime hem mesleğe hazırlayan Orta eğitim Türkiye için çok önemlidir. Bundan dolayı Türkiye'de liselerin etkinliğinin ölçülmesi ayrı bir önem taşımaktadır. Bu tezde Ankara'daki kırk dört özel lisenin 2006 yılına ait etkinlikleri ölçülmüştür. Öncelikle, göreli etkinliklerinin ölçülmesi amacıyla Ankara'daki 60 Özel lisenin 2005?2006 yılına ait verileri incelenmiştir. Verileri çalışmaya uygun bulunan 44 adet lisenin göreli etkinliğini ölçmek için Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi kullanılmıştır. VZA, benzer işler yapan, çoklu girdi/çıktıya sahip organizasyonel birimlerin göreli etkinliğini ölçmede kullanılan matematiksel programlama tabanlı bir tekniktir. Bu çalışmada etkinlik ölçümü için üç uygulama yapılmıştır. İlk uygulamada 44 lisenin göreli etkinliği ölçülüp etkin olan ve olmayan liseler tespit edilmiştir. İkinci uygulamada özel liselerin göreli etkinliğinde etkili olan değişkenlerin etkinlik dereceleri tespit edilmiştir. Bunun için her birleşimde bir değişkeni analizden çıkaran sekiz farklı birleşimli bir analiz gerçekleştirilmiştir. v Üçüncü uygulamada bu analiz sonucunda etkin bulunan 6 Özel Lise, her denemede biri sistemden çıkarıldı ve geriye kalanların etkinlikleri ölçülmüştür. Sonuçta etkin olan 6 Özel Lisenin, içlerinden birinin sistemden çıkarılmasıyla etkinliklerini yitirmedikleri gözlenmiştir. Bu da bize ikinci uygulamada elde edilen sonuçların kararlılığını göstermiştir.
Personel servisi rotalama probleminin optimizasyonu
Lojistik ve taşımacılık sektöründe karşılaşılan araç rotalama problemi yıllardır üzerinde çalışılan bir optimizasyon problemidir. Bu çalışma kapsamında incelenen Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet yürüten bir işletmenin personel servislerinin rotalanması problemi, araç rotalama probleminin alt dallarından olan açık uçlu araç rotalama problemi, kapasite kısıtlı araç rotalama problemi ve heterojen filolu araç rotalama problemi türlerinin üçünü de kapsamaktadır. Bu çalışmada ele alınan problem, hem işletme açısından maliyeti enküçüklemek, hem de personel açısından kullanıcı tercihlerini de göz önüne alarak tur dengelemesi yapacak bir şekilde personelin servislerde geçirdiği enbüyük süreyi enküçüklemek olarak çok amaçlı incelenmiştir. Problemin çözümü için önerilen çok amaçlı karma tamsayılı matematiksel model, problemin küçük bir veri grubu için GAMS yazılımı kullanılarak çözülmüş, daha sonra problemin tamamını çözebilmek için önce kümele - sonra rotala yöntemi uygulanmıştır. Yeni rotalar, mevcut rotalar ile karşılaştırılıp sonuçlar yorumlanmıştır.
Yalın altı sigma metodolojisi ve uygulaması
ivYALIN ALTI S GMA METODOLOJ S VE UYGULAMASI(Yüksek Lisans Tezi)Sabriye Şule G RENESGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜEylül 2006ÖZETHer geçen gün daha globalleşen dünya ekonomisinde, verimlilikülkelerin ekonomik kalkınmalarını sürdürebilmeleri açısından büyükönem taşımaktadır. Son 10 yıldır dünyadaki birçok lider kuruluşunuygulamakta olduğu Altı Sigma, üretimden personel yönetimine,finanstan pazarlamaya, şirketlerin her türlü sürecini daha verimli halegetirerek karlılıklarını arttırmalarına ve büyümelerine yardımcı olmuştur.Ancak Altı Sigma, hızdan çok kaliteye odaklanmaktadır. Sürece hızkazandırmadaki bu eksikliği, Yalın Yönetim gidermektedir. YalınYönetim kaliteyi iyileştirmekten çok, süreç akışını ve hızını iyileştirmealanında daha iyidir. Bu nedenle, Yalın Yönetim ve Altı Sigma teknikleribirlikte ve birbirlerini destekleyecek şekilde kullanıldıklarında en iyisonuca ulaşılır. Bu çalışmada bu iki tekniğin birlikte uygulanmasıylaortaya çıkan Yalın Altı Sigma Metodolojisi tanıtılmıştır. Tezin uygulamabölümünün amacı, Yalın Altı Sigma Metodolojisini kullanarak süreciyalınlaştırılmak ve sigma seviyesini yükseltmektir. Türkiye'nin öndegelen beyaz eşya firmalarının birinde yapılan çalışmada, hatalarınazaltılabilmesi için gerekli önlemler ve öneriler sunulmuştur.Bilim Kodu : 906Anahtar Kelimeler : Altı Sigma, Yalın Yönetim, Yalın Altı SigmaSayfa Adedi : 138Tez Yöneticisi : Yrd.Doç.Dr. Ediz ATMACA
Machine learning and mathematical programming based hybrid solution proposal for capacitated vehicle routing problem
In this study, a three-stage approach which hybridizes machine learning techniques and mathematical programming formulations, is proposed for the solution of capacitated vehicle routing problem (CVRP). In order to solve CVRP, in the first stage, it was decided the nodes to be assigned to which vehicles via machine learning algorithms, then in the second stage it was ensured that the resulting clusters' total demand amount do not exceed the vehicle capacity using a method, which is called capacity balancing algorithm. In the third stage, the vehicle started from the depot and visits all the assigned nodes to find the shortest (minimum as an alternative) travelled distance by using the traveling salesman problem (TSP) mathematical model. The final solution of the CVRP has been formed by combining all TSP routes. The machine learning algorithms that are used in this study are for supervised learning category; K-Nearest Neighborhood (K-NN) and Logistic Regression (LR) algorithms and for unsupervised learning category; K-Means algorithm. For the proposed approach, sensitivity analyzes were carried out using different datasets from the literature with a different number of vehicles. As a result, it has been shown that the proposed hybrid approach gives better results in most of the test problems than the solution of the mathematical model of CVRP.
New product design with sustainability driven quality function deployment reinforced by patent mining
In today's business environment, companies need a systematic new product development process that is not only a customer expectations but also sustainability requirements in a short time. QFD is a structural approach to deploy the customer expectations to the product characteristics and production parameters. Besides this, companies should adopt technological developments to their product and production process for maintaining their lives under competitive market conditions. The most reliable and safety way to be aware of the technological developments is to keep track the related patents. But the abundance of patents makes them difficult to track. Patent mining is an effective way to reach the related patents and benefit them. In this study, a new methodology is proposed for integrating sustainability requirements of product besides customer expectations named "New product design with sustainability driven QFD reinforced by patent mining". Sustainability is considered as three dimensions; economic, social and environmental issues. In the proposed methodology, the first matrix of QFD called house of quality (HoQ) is expanded by defining sustainability requirements. AHP is carried out to determine the importance degree of requirements in the HoQ matrix. An intermediate stage is injected into the process planning matrix, the third matrix of QFD, to increase the quality and inclusiveness of the inputs. In the intermediate stage, it is suggested to carry out a patent mining study for the critical processes. The case study on a proposed methodology is implemented on the horizontal stabilizer of the F-16 aircraft. Four stages of QFD are carried out that there are very few studies in the literature that do this. A patent mining study is applied to composite material technology for stabilizer parts. Lingo clustering algorithm was used to identify cluster labels. It is aimed to contribute to the increase of the locality and nationality ratio of the Turkish Air Force by making the product design of this part.
Novel clustering algorithms: entropy based neighborhood merging (ENM) and simultaneous feature selective clustering (SFSC)
Clustering is an unsupervised machine learning approach that is frequently used by researchers in data science. It can be defined as the process of dividing a data set into subsets such that similar elements are in the same subset and/or dissimilar elements are in different subsets. In the state of art for clustering literature, clustering methodologies are challenged by some issues such as arbitrary geometric shaped clusters, density variations, multidimensional feature space and overcoming these issues within reasonable computational complexity and within a user friendly environment. In this thesis, novel clustering methodologies (Entropy Based Neighborhood Merging – ENM and Simultaneous Feature Selective Clustering - SFSC), are proposed for arbitrary geometric shaped clusters along with the density variations and multidimensional feature space respectively. These algorithms are based on some statistical concepts such as Shannon's Entropy, Symmetric Relative Entropy and Isotropic Position. Experimental analysis of both ENM and SFSC are carried out on benchmark datasets to show their applicability and efficiency on clustering. Furthermore, two case studies are given (seismic zone detection and churn analysis) for the real-time applications of both algorithms. The experimental analyzes and the case studies showed that, ENM and SFSC are efficient methodologies for the relevant challenging issues and they have high levels of applicability, interpretability and user friendly character.
Kurumsal kaynak planlama (ERP) ve Türkiye'deki uygulamaları
KURUMSAL KAYNAK PLANLAMA (ERP) ve TÜRKİYE'DEKİ UYGULAMALARI (Yüksek Lisans Tezi) MUSTAFA FATİH YEGÖL GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ocak 2003 ÖZET Bu çalışmada, kurumların tedarikten, dağıtıma kadar tüm iş süreçlerin bütünleşik bir veri/bilgi yönetim sistemi desteğiyle yönetmesin sağlayan geniş kapsamlı ve modüler yapıya sahip bir yazılım paketi olarak tanımlanabilecek Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) sistemler detaylı bir şekilde tanıtılmış ve bu sistemlerin Türkiye'deki uygulamaları incelenmiştir. Türkiye'de ERP sistemi kurmuş ya da kurmakta olan kurumlardan bir anket çalışması yardımıyla veri toplanarak, Türkiye'deki kurumların ERP sistemlerine bakış açıları, bu sistemden beklentileri, bu sistem sayesinde elde ettikleri kazanımlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Cevabı aranan diğer konular, ERP sistemlerinin kurulumu ve işletilmesi esnasında karşılaşılan güçlükler ile ERP'nin dezavantaj olarak nitelendirilebilecek yönleridir. Bunların dışında, ERP'nin dünyadaki uygulamaları ve ERP'nin geleceğine ilişkin eğilimler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Bilim Kodu : 605.02.03 Anahtar Kelimeler : Kurumsal Kaynak Planlama, İşletme Kaynakları Planlaması, ERP, MRPII, Türkiye'de ERP Sayfa Adedi : 1 1 0 (ekler dahil 1 36) Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Bilal Toklu
Çok hatlı demiryolu istasyonundaki tren gecikmelerinin makine öğrenmesi ile tahmini
Demiryolu taşımacılığına yönelik artan talep, çok hatlı istasyonlarda rota çatışmalarını artırarak tren gecikmelerini öngörmeyi zorlaştırmakta ve operasyonel güvenilirliği azaltmaktadır. Bu çalışmada, Prag Ana Tren İstasyonu'ndan bir hafta boyunca toplanan gerçek zamanlı veriler kullanılarak tren varış gecikmelerinin tahmini amaçlanmıştır. Tren tipi, hat yoğunluğu ve haftanın günü gibi etkenler göz önünde bulundurularak makine öğrenmesi temelli tahmin modelleri geliştirilmiştir. Lojistik Regresyon (LR), Destek Vektör Makineleri (SVM), Rastgele Orman (RF) ve Aşırı Gradyan Artırma (XGBoost) algoritmaları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Hiperparametre optimizasyonu sonrası en yüksek başarıyı XGBoost algoritması göstermiş; test verisinde %64 doğruluk ve %68 F1-skoru elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, tren gecikmelerinin tahmininde makine öğrenmesi yaklaşımlarının etkinliğini ortaya koymaktadır.
Askeri helikopter alımı problemine analitik hiyerarşi metodu ile bir yaklaşım
Çok Kriterli Karar Verme problemleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nde sıkça karşılaşılmaktadır. Problemlerin çözümüne ilişkin olarak problemin özelliğine uygun çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Hazırlanmış olan bu Yüksek Lisans çalışmasında çok kriterli karar verme problemlerinin çözümünde çok sık olarak karşılaşılan Analitik Hiyerarşi Proses metodu anlatılmakta ve askeri helikopter alımı safhasında uygulanışı sunulmaktadır. Çalışma dahilinde toplam 5 adet savaş helikopteri arasından en iyi olanı AHP metodu kullanılarak seçilecektir. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adedi Tez Yöneticisi 605.02.01 Analitik Hiyerarşi Proses(AHP), İkili Karşılaştırma 118 Doç. Dr. Zülal GÜNGÖR
Karışık modelli deterministik montaj hattı dengeleme problemleri için yeni modeller
KARIŞIK MODELLÎ DETERMÎNÎSTİK MONTAJ HATTI DENGELEME PROBLEMLERİ İÇİN YENİ MODELLER (Doktora Tezi ) Hadi GÖKÇEN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Eylül 1994 ÖZ Bu çalışmada, karışık modeli i de termi niştik montaj hattı dengeleme (MHD) problemleri incelenmiştir. Literatürde bu problemlerle ilgili optimal çözüm teknikleri analiz edilerek alternatif modeller önerilmiştir. Yine aynı tür problemler için bir sezgisel metot geliştirilmiştir. Sezgisel metot, 10, 20, 30, 40, 60 görevli ve farklı esneklik oranlı (E-Oranlı) test problemleri için denenmiş ve metodun davranışları incelenmiştir. Çalışmada son olarak, yöneticiye birden fazla amacı gerçekleştirme imkanı vermesi ve literatürde şu ana kadar üzerinde çalışılmamış olması bakımından, çok amaçlı karar verme tekniklerinden Amaç programlama metodu kullanılmış ve yeni bir 0-1 Amaç programlama modeli geliştirilmiştir. Bu tez çalışmasındaki 0-1 formu lasyon lar GAMS paket programı ile modellenerek çözülmüş, sezgisel metodun yazılımının kodlanmasında ise FORTRAN dili kullanılmıştır.
İnşaat süreçlerinde başlıca israfların belirlenmesi ve ortadan kaldırılmaları için uygun yalın tekniklerin SWARA ve bulanık VIKOR ile değerlendirilmesi
Yalın üretim yaklaşımı, tüm sektörlerde uygulanabilecek yöntemlere sahip süreç iyileştirme ve iş geliştirme felsefelerinden bir tanesidir. Bu bağlamda yalın inşaat, inşaat süreçlerini iyileştirme ve geliştirme amacıyla, üretim sektörü ile inşaat sektörünü yalın adı altında birleştirerek ortak uygulamalar geliştirmeyi sağlamaktadır. Bu çalışma, inşaat süreçlerinde oluşan israfların belirlenerek ortadan kaldırılması ve süreçlerdeki verimliliğin arttırılarak maliyetin düşürülmesi için en uygun yalın tekniklerin seçilerek, yalın bir inşaat sistemi oluşturulmasına yardımcı olmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan tez çalışması kapsamında, inşaat süreçlerinde oluşan israflar ve bu israfları ortadan kaldırabilecek yalın üretim tekniklerinin seçimi, çok kriterli karar verme (ÇKKV) problemi olarak ele alınmıştır. Karar kriterleri olarak belirlenen israflar ve çözüm alternatifleri olarak belirlenen yalın teknikler, inşaat sektöründe önemli tecrübelere sahip olan 5 uzman kişinin görüşleri ile belirlenmiştir. Problemin çözüm aşamasında, süreçlerde oluşan israfların kriter ağırlıkları ve önem sırası SWARA yöntemi kullanılarak bulunmuş, çözüm alternatifi olarak belirlenen yalın teknikler Bulanık VIKOR yöntemi ile değerlendirilmiş ve sonuç kısmında uzlaştırıcı çözüm olarak iki alternatif önerilmiştir.
Yeni hat açılımında optimum fayda sağlanması ve bir araç rotalama problemi uygulaması
Bu çalışmada, İstanbul gibi kalabalık bir şehrin toplu ulaşımda araç rotalaması üzerine bir problem ele alınmıştır. Yeni açılacak hatların kapasiteleri göz önünde alınarak bu araçlara rota planlamaya çalışılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi entegre toplu ulaşımın getirdiği faydaları göz önüne alarak, İstanbul'un Avrupa yakasına 15 adet aktarma merkezi oluşturmayı planlamaktadır. Yeni açılacak 3. Havalimanı için bu aktarma noktalarından açılacak hatlar ele alınmıştır. Açılacak yeni hatlar optimize edilmeye çalışılmış ve en uygun rota belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda bu aktarma noktalarından çıkan araçlar, birden fazla noktaya uğrayarak yolculuk talebine cevap vermiştir. 4 farklı rota önerilmiştir. Araç kapasitesi ve yolculuk talebi değişkendir.
A decision support system for global supply chain risk management by considering premium freights
As a result of globalization, supply chains geographically spread on larger areas. This fact makes supply chains more vulnerable against supply chain risks. An adverse event affecting a supply chain partner may influence the entire supply chain, and even pose a threat on the competitive advantage of the supply chain. In this context, a decision support system (DSS) is developed for supply chain risk management (SCRM) in global supply chains. The proposed DSS covers all phases of SCRM, namely, risk identification, risk assessment, risk mitigation, risk monitoring and control phases. In the risk identification phase, the significant supply chain risks affecting material flow between supply chain agents are identified. In risk assessment phase, global supply chain is decomposed into material-level or product-level critical sub-networks according to the decision maker's preference by using TOPSIS. In the risk mitigation phase, the best parameter values for risk mitigation strategies are determined by using a simulation-based optimization framework. In particular, a decomposition-based multi-objective differential evolution algorithm is developed for the optimization phase of the framework. In the risk monitoring and control phase, supply chain performance is monitored continuously, and the DSS is re-implemented if it is needed. The proposed DSS is implemented to an automotive supply chain spread on Europe. The DSS is employed to inbound and outbound risk management cases. The results obtained for both cases are presented in comparison with the results obtained from non-dominated sorting genetic algorithm-II (NSGA-II) and the current operating condition of the supply chain. The results reveal that the proposed DSS suggest better risk management solutions for both cases.