Bursa Technical University
Anabilim Dalı

Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı

Bursa Technical University

397

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boğaziçi'nde siluet ve siluetin belirlenmesinde fotogrametri

?Bogaziçi'nde Siluet ve Siluetin Belirlenmesinde Fotogrametrik Yöntem? adlı tezin konusu, silueti biçimlendiren etmenler kapsamında Bogaziçi siluetinin gelisimi, Bogaziçi siluetinin tespitinde fotogrametrik yöntem ve bu yöntemin sagladıgı olanaklar çerçevesinde Bogaziçi siluetinin korunmasına yönelik olarak yapılacakların belirlenmesi üzerinedir. Çalısmanın amacı; Bogaziçi silueti üzerinde süreç içinde yasanmıs degisimlerin çözümlenmesiyle günümüzde varlıgını sürdüren kültürel degerlerin korunması ve yeniden canlandırılması için teknik anlamda ve planlama yoluyla yapılması gerekenler üzerine bir arastırma yapmaktır. Çalısmanın hedefi, Bogaziçi siluetinin olusum sürecini tarif etmek ve bu süreçten günümüze kalanların korunması için fotogrametrinin saglamıs oldugu olanakları, fotogrametrik yöntemle siluetin belirlenmesi asamasında dikkat edilmesi gereken konuları tespit etmektir. Ayrıca günümüzde Bogaziçi'nde yasa ve planlarla tanımlanmıs olan mevcut bölge sınırları (öngörünüm, gerigörünüm ve etkilenme Bölgesi sınırları) ile siluet hattının kıyaslaması yapılarak planlama çalısmalarında siluet çizgisinin kullanımının önemi ortaya konacaktır. ?Bogaziçi'nde Siluet, Siluetin Belirlenmesinde Fotogrametrik Yöntem? adlı çalısmanın içerigi altı bölümden olusmaktadır. lk bölümde; yapılan çalısmanın amacı, kapsam ve yönteminden bahsedilmektedir. Çalısmanın ikinci bölümünde; tezin kavramsal çerçevesi olusturulmus ve siluet, siluetin olusumunda etkili olan faktörler, fotogrametri, fotogrametrik yöntemlerle siluetin belirlenmesine iliskin olarak tanımlamalar yapılmıstır. Çalısmanın üçüncü bölümünde siluetin degisiminde etkili olan süreç ve faktörler Bogaziçi mekanı özelinde incelenmis; dogal, sosyo-kültürel, mekansal ve mekanı yönlendiren faktörler çerçevesinde Bogaziçi'nde siluetin gelisimi ele alınmıstır. Bu kapsamda Bogaziçi'nde dogal etkenler incelenirken yeryüzü sekilleri, iklim ve bitki örtüsü ele alınmıstır. Sosyo-kültürel etkenler içinde nüfus gelisimi, sosyal ve kültürel yapıdaki degisimler incelenmistir. Mekansal Etkenler; konut, çalısma alanları gelisimi ve ulasım gelisimi baslıkları altında ele alınmıstır. Mekanı yönlendiren etkenler kapsamında, planlama ve yasal düzenlemelerin gelisiminin Bogaziçi silueti üzerindeki etkileri ortaya konmustur. Çalısmanın degerlendirme bölümü niteligindeki dördüncü bölümünde; günümüze kadar Bogaziçi siluetini etkileyen unsurların mekanı nasıl biçimlendirdigine iliskin teknik anlamda yardımcı olacak fotogrametri disiplininin tarihi çevreyi korumada sagladıgı olanaklardan ve fotogrametrik yöntemlerle siluetin belirlenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken unsurlardan bahsedilmektedir. Bu bölümde ayrıca Bogaziçi'nde kentlesme baskısı altında kalan dogal ve tarihi degerlerin fotogrametrik yöntemlerle degisiminin incelenmesi ve planlama çalısmalarına altlık olması açısından sagladıgı olanaklara deginilmis, (bundan sonraki süreç içinde) Bogaziçi'nin kimligini yansıtan siluette yer alan dogal ve tarihi degerlerin muhafaza edilebilmesi için planlama ve mevzuatta yapılması gerekenlere dair bazı degerlendirme ve önerilere yer verilmistir. Çalısmanın altıncı bölümü, Bogaziçi siluetini etkileyen sürecin ve bu süreci durdurmaya yönelik sonuç ve önerilerin yapılan incelemeler dogrultusunda özetlendigi bölümdür. Sonuç bölümünde yapılan çalısmalar ve degerlendirmeler sonucunda stanbul'da koruma anlayısının gelisimi sürecinde çesitli tarihi, kültürel, dogal peyzaj ögelerinin muhafaza edilmesi için yasal, yönetsel ve planlama kapsamında önemli faaliyetler gerçeklestigi görülmektedir. Fakat bu peyzajı yansıtan siluetin korunma olasılıgının, kültürel peyzaj mekanı Bogaziçi özelinde kısıtlı kaldıgı görülmektedir. Siluetin korunması için yasal vb. araçlar kadar teknik anlamda siluetin belirlenmesinde önemli bir veri saglayan fotogrametrinin de rolü önemlidir. Bogaziçi'nde günümüzde geçerliligini koruyan plan ve yasaların da bu veriler dogrultusunda güncellenmesi, alanda gerçeklesen plansız gelismelere yapılacak müdahaleler, Bogaziçi siluetinin korunması ve tarihi, dogal yapıya verilen zararların giderilebilmesi için önem tasımaktadır. Böylelikle, Bogaziçi siluetinin korunması için belirlenen amaçlar ve öneriler dogrultusunda yapılacak uygulamalar tarihi ve dogal kimligi canlı tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Bogaziçi, siluet, fotogrametri

Senem Kozaman
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de konut eksenli kentsel dönüşüm projelerinde özel sektörün rolü: İstanbul örneği

Bu tezin amacı, Türkiye'de konut üretiminde büyük paya sahip olan özel sektörün, konut eksenli kentsel dönüşüm projelerine katılımının hangi koşullara bağlı olduğunu ve özel sektörün kentsel dönüşüm sürecine neler kazandırabileceğini tespit etmektir.Tez kapsamında kentsel dönüşüm olgusu ortaya çıkışından itibaren tarihsel süreç içinde gösterdiği gelişim, kentsel dönüşümün boyutları, aktörleri, aşamaları ve ortaklık yapıları bağlamında ele alınmıştır. Bu incelemeyi Türkiye'deki kentsel dönüşüm süreci, proje ortaklıkları ve özel teşebbüsün irdelemesi takip etmiştir. Daha sonra, İstanbul özelindeki planlanan konut eksenli kentsel dönüşüm projelerinin bir envanteri çıkarılmıştır. Tezin alan araştırması bölümünde ise, Küçükçekmece Kentsel Dönüşüm Projesi incelerek özel sektörün projedeki yeri araştırılmış ve Türkiye'de kuruluşlarından bugüne kadar en az 1000 adet konut üretmiş olan 25 inşaat firması arasından rastgele seçilmiş 12 firma ile yapılan yüzyüze mülakat sonucu özel sektörün kentsel dönüşüm projelerine dahil olması için ne gibi talepleri olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu noktada, Küçükçekmece Kentsel Dönüşüm Projesinde özel sektör katılımına dair belirsizlikler olduğu, bu planlamanın süreç başında net olarak hazırlanmadığı gözlenmiştir. Özel sektörün kentsel dönüşüm girişimlerinde yer almak için net plan beklediği ve belirsiz dönüşüm sürecinde yer almaya sıcak bakmayacakları görülmüştür.Araştırma, batıdaki deneyimler sonucu çok aktörlü ve çok boyutlu ele alınması gereken kentsel dönüşüm sürecinin Türkiye'de henüz tam olarak uygulanamadığını, uygulanacak olan kentsel dönüşüm projelerinde kamu sektörü dışındaki aktörlere daha fazla rol verilmesi gerektiğini, uygulamalarda fiziki boyut dışında ekonomik, sosyal ve yönetsel boyutlardaki mevcut yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini göstermiştir.

Nilşah Kömürcüoğlu
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel yaşam kalitesi değerlendirmesinde bulanık küme modeli: örnek alan: zeytinburnu ilçesi

Kent ve çevresi yeryüzündeki insanların büyük oranının yaşam alanıdır. Sürdürülebilir gelişmenin hedeflerinden biri olan yaşam kalitesi, güvenli, rahat bir kent çevresi ile ekonomik ve sosyal refahı sağlamayı hedefleyen bir kavramdır. Günümüzde uluslararası seviyede yapılan çalışmalar, hükümetlerin yaşam kalitesine yönelik kentsel politikalar geliştirmelerine, kentsel ölçekte uygulamalara yol açmaktadır. Kentsel yaşam kalitesinin tanımlanması, değerlendirilmesinde kullanmak üzere yeni bir uygulama bu tezin hedefidir.Çalışmanın birinci bölümünü oluşturan kısmında, konunun önemi, amacı, yöntemi açıklanmaktadır.Çalışmanın ikinci bölümünde, sorunları ortaya koyabilmek, literatürde yer alan genel kavramların netleştirmek üzere sürdürülebilir gelişme kavramı, kentsel yaşam kalitesi tanımı ve bununla ilişkili göstergelere yer verilmiştir. Bu bölümde yaşam kalitesi göstergeleri ortaya konmakta, yaşam kalite göstergelerine ilişkin örnekler incelenerek bir sistem oluşturulmaktadır.Üçüncü bölümde, kentin sorunlu alanlarını farklı boyutları ile birlikte göreceli olarak tespit etmeye yönelik, değerlendirme yöntemi geliştirmek, yerel ölçekte yaşam kalite gösterge seti oluşturmak ve bunun bir bütün olarak değerlendirilme yöntemi ortaya konmaktadır.Dördüncü bölümde ise çok sayıdaki kalite göstergesinin karşılaştırma yapabilmek için tek bir parametre olarak nasıl ifade edilebileceği sorusuna odaklanılmaktadır. Bu konuda yapılan kaynak taraması sonucu Bulanık Küme teorisinin günümüzde bu tip çalışmalar için kullanılmaya başlandığına erişilmiştir.Beşinci bölümde ise bu yöntemin kullanılacağı alan hakkındaki veriler, alanın özellikleri üzerinde durulmaktadır. Güncel olarak pek çok araştırmanın yapılmış olması ve zengin bir veri tabanına sahip olması nedeni ile tezin alan araştırması için Zeytinburnu ilçesi tercih edilmiştir. Amaç, farklı kategorilerde kentsel yaşam kalitesini, toplam yaşam kalitesini ortaya koymak ve derecelendirmektedir.Bu tür bir çalışmada geniş çerçevede yaşam kalite göstergelerinin sistematik düzende tanımlanması ve değerlendirilmesine odaklanılması büyük önem taşımaktadır.

Bulanık küme teorisi
Olcay (gökal) Aydemir
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel mekan algısında yapay aydınlatmanın kullanımı ve kent imajı ile ilişkilendirilmesi

Mekanı deneyimlemek genel hatları ile gündüz mekan kurgusu üzerinden geliştirilen yaklaşımları içermektedir. Ancak kentlerin gece ve gündüz yaşayan yapılar olduğu gerçeği gözönünde bulundurulduğunda gün ışığına ek olarak yapay aydınlatma kavramının da bu kurgu içerisinde ötelenmiş bir şekilde yer aldığı farkedilmiştir. Gece kentlerin anlaşılabilir kılınması, zihinlerde tanımlanması, mekansal organizasyonun yaratılması yapay aydınlatma ile sözkonusu olabilmektedir.?Kentsel Mekan Algısında Yapay Aydınlatmanın Kullanımı ve Kent İmajı ile İlişkilendirilmesi? adlı bu çalışma, kentsel ölçekli yapay aydınlatmanın, mekansal algı üzerindeki etkilerini, kentsel imaj odaklı incelemektedir. Çalışmanın amacı, kentsel aydınlatma tasarımı süreci için, kentsel mekanlarda gece aktiviteleri üzerinde etkili olabilecek değişkenleri tanımlayarak bir analiz çerçevesi oluşturmaktır.Çalışma alanı olarak belirlenen Beyoğlu Bölgesi; gece ayrışık bir mekan olan Galata Kulesi ve çevresi, gece işlevsiz bir mekan olan Kıyı Bölgesi (Sali Pazarı ve Perşembe Pazarı), hem gece hem gündüz dinamik bir mekan olan İstiklal Caddesi ve Çevresi olaraküç alt bölgeye ayrılmaktadır. Çalışma alanının seçilmesinde İstanbul'un stratejik bir parçası olan Beyoğlu bölgesinin karma ve dinamik yapısı etkili olmuştur.Araştırmanın yaklaşımı kentsel mekan algısı üzerinedir ve bu yaklaşım algılama sürecinin yaya hareketleri ile olan ilişkisini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Mekan Sentaksı (Space Syntax) temel mekansal analiz yöntemi olarak kullanılmıştır. Mekan sentaksı yöntemi ile elde edilen aks haritaları, tüm değişkenleri bütünleştirmek için bir altlık olarak kullanılmıştır. Yaya hareket dokusu bağımlı değişken; kentsel imaj öğeleri, gece arazi kullanım dokusu, aydınlık düzeyleri ve bütünleşme değerleri bağımsız değişkenler olarak alınmıştır.İstanbul Beyoğlu Bölgesi'nin gece yaya hareketleri ve bütünleşme değerleri, aydınlık düzeyi değerleri, akslara göre imaj öğelerinin dağılımı, gece arazi kullanım dokusu arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için lineer regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuçlar değişkenler arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir (Uyumlaştırılmış R Kare: 0.50-0.70). Beyoğlu Bölgesinde sokak aydınlatmalarının gece yaya hareketleri üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biri olduğu çalışmanın sonucudur.Bu çalışma kentsel aydınlatma master planının geliştirilmesi için bir analiz yöntemi olarak tanımlanabilir. Sonuç olarak; araştırmanın bulguları, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un gece yüzünün ön plana çıkartılmasında önemli bir girdi olarak değerlendirilebilir.Anahtar Kelimeler: Kentsel mekan algısı, kent imajı, yapay aydınlatma, mekan sentaksı

Şebnem Gemalmaz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel mekanda iletişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi perspektifinde kentsel kamusal mekan tasarımına bakış

Kentsel kamusal mekanlar ilk yerleşmelerden günümüze kadar insanlar arası iletişim ve etkileşim alanı olarak gelişmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda teknoloji sayesinde hayatımıza aktarılan yeni iletişim biçimleri ile kentsel kamusal mekanın bu niteliği zayıflamaktadır. İletişim teknolojileri, insanlara sanal mekanda farklı bir hareket alanı kazandırmakla birlikte insanların kent içindeki hareketliliğini de değiştirmektedir. Bu süreçte işlevsel niteliği önem kazanan kentler, özel mekan ve ulaşım fonksiyonları odağında biçimlenmekte, farklı iletişim biçimlerini benimseyerek gelişen yeni nesil ise kent ve toplumdan uzak bir gelecek riski taşımaktadır. Bu noktada, kentsel kamusal mekanların toplumun değişen yüzüne uyum sağlaması gerekmektedir.Tezin amacı, hızla gelişmekte olan yeni iletişim biçimlerine koşut olarak, kentsel kamusal mekanın anlamını sorgulamak ve tasarımı üzerine bakış açısı geliştirmektir. Çalışmada kentsel mekan kavramı ?fiziksel iletişim? odaklı incelenmiş, yeni gelişen iletişim biçimlerinin mevcut ve tasarlanan yapısına bağlı olarak, kentsel yaşam ve mekan üzerindeki değişim ve değişim potansiyelleri ortaya koyulmuştur.Bu kavramsal çerçeveye dayanarak, Büyükdere caddesi ve yakın çevresi örnek çalışma alanı olarak değerlendirilmiştir. İstanbul'da üç ilçenin kesişim alanında bulunan çalışma alanı bir merkezi iş alanı ve çevresindeki konut alanlarından oluşmaktadır. Çalışma alanı, ?iletişim ve etkileşim? kavramları çerçevesinde fiziksel ve sosyal açıdan incelenmiştir. Fiziksel açıdan, arazi kullanım, araç ? yaya hareketliliği, kentsel doku ve ölçek gibi çeşitli analizlere bağlı olarak kentsel kamusal mekan kurgusunun ?toplumsal iletişime uygunluğu?, sosyal açıdan ise yapılan anket ve gözlem çalışmalarına dayanarak ?insanların yeni gelişen iletişim biçimleri ile ilişkisi? incelenmiştir. Ortaya çıkan senteze göre, kentsel kamusal mekanların yetersizliği ve değişen iletişim biçimleri karşısında kentsel tasarımın anahtar rolü belirginleşmiş, bu çerçevede çalışma alanında öne çıkan değişkenlere göre öneriler sunulmuştur.Bu çalışma hızla bireyselleşen, özelleşen, ayrışan bir dünyada gelecek adına yapılacak planlama ve tasarım çalışmalarında ?iletişim? alt başlığının önemine dikkat çekmektedir.Anahtar kelimeler: İletişim, kentsel mekan, iletişim teknolojileri, kentsel kamusal mekan.

Kentsel mekanİletişimİletişim teknolojisi
Serkan Sınmaz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gemi üretiminde yer seçim eğilimleri ve küme yapıları; Tuzla özel sektör tersaneler bölgesi örneği

Sanayi kümeleri ekonomik coğrafya, işletme ve planlama yazınının en popüler konularından biri olagelmiştir. 19.yüzyılın sonlarında Alfred Marshall'ın çalışmalarından bu güne kadar geçen sürede endüstriyel kümelenme literatürü farklı disiplinlerden yapılan katkılar ile hızlı bir biçimde büyümüş ve genişlemiştir. Şüphesiz bu alanda göreceli olarak daha az çalışılmış sektörler ve coğrafyaların konu edildiği araştırmalar, endüstriyel kümelenme konusu daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu noktadan hareketle, Türk gemi inşaat sanayisinin yer seçim eğilimlerinin ele alındığı bu tez çalışmasında Tuzla Özel Sektör Tersaneler Bölgesi (TÖSTB) örneğinden yola çıkarak sektördeki üretim ilişkileri, yığılmacı kuvvetler ve küme yapıları incelenmektedir. Araştırmanın özünü TÖSTB içerisinde (1) çelik gemi ve (2) ahşap tekne alanlarında faaliyet gösteren iki firmanın tedarikçileri ile kurduğu ilişkilerin karşılaştırmalı analizi oluşturmaktadır.

Serkan Çelik
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel kıyı alanlarında yer alan sanayi bölgelerinde dönüşüm stratejilerinin değerlendirilmesi; Haliç?Tersaneler bölgesi

20.yüzyılın başlarında sanayileşmenin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlar ve yeniden yapılanma süreçleri tartışılırken, 21.yüzyıla girerken sanayi sonrası toplumlardaki dönüşüm süreci ve buna paralel olarak gelişen küresel değişimler gündeme gelmiştir. Küreselleşmeyle birlikte sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreci, sosyal ve ekonomik politikalarda olduğu gibi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kentleşme süreçlerinde de önemli değişikliklere neden olmuştur. Sanayi sektörünün yerini hizmetler sektörüne bırakması, kentlerin sosyo-ekonomik yapısıyla birlikte arazi kullanış desenlerini de etkilemiştir. Bu süreç içinde uygulanan desantralizasyon politikaları ile kent merkezlerinden geri çekilen sanayi fonksiyonunun boşalttığı alanların nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusu önem kazanmıştır. Bu noktada `Kentsel Dönüşüm' kavramı, kentsel planlamanın önemli bir enstrümanı olarak ön plana çıkmıştır.Tez çalışması kapsamında, sanayisizleşme süreci sonucunda kentsel kıyı alanlarında konumlanan atıl kalmış sanayi alanları, kentsel dönüşüm bağlamında irdelenmiş ve benzer özellik gösteren Haliç kıyısında konumlanan tersaneler bölgesi ve geri alanı bu çerçevede değerlendirilmiştir.Birinci bölümde; Tez çalışmasına ilişkin genel bir açılım yapılmıştır. Bu bağlamda çalışılan konuya ilginin sebepleri ve çalışmada amaçlananın neler olduğu ortaya konmuştur. Çalışma konusu ve süreci gereği konunun hangi sınırlar dahilinde ele alındığı ifade edilmiştir. Tez çalışmasına yön verecek çıkış noktası olan problemin tanımı ortaya konduktan sonra buna bağlı olarak konunun hangi varsayımlar doğrultusunda değerlendirileceği sunulmuştur. Son olarak ise varsayımlara bağlı değerlendirmelerin nasıl bir yöntemle yapılacağı belirtilmiştir.İkinci bölümde; Tez konusu kapsamında çalışmanın en önemli kavramsal ayağını oluşturan ve konuya ilişkin çeşitli açılımlar sunan `Kentsel Dönüşüm' olgusu irdelenmiştir. İlk olarak konu, kavramsal boyutuyla detaylı olarak ele alınmıştır. Bu konuda literatürde taranan kentsel dönüşüme ilişkin kullanılan bir çok tanıma yer verilmiş ve bu tanımlar ışığında tez çalışması kapsamında kastedilen kentsel dönüşüm tanımı yapılmıştır. Daha sonra kentsel dönüşümün tarihsel süreç içinde izlediği gelişim-değişim süreci, aynı zamanda insan yerleşmelerin genel evrimi ile de ilişkilendirilerek ortaya konmuştur. Bununla birlikte endüstri devrimi sonrası kentlerde ortaya çıkan sorunları çözmeye yönelik müdahaleler içeren dönüşüm projeleri aracılığıyla günümüze kadar gelen temalar aktarılmıştır.Günümüzde kent planlama pratiğinde önemli bir araç olan kentsel dönüşümün planlamadaki rolü ve özellikleri belirtildikten sonra Türkiye'de kentsel dönüşüm konusunun nasıl geliştiği irdelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki planlama sürecine paralel olarak bu sürecin hangi aşamasında kentsel dönüşüm kavramının ortaya çıktığı ve ne şekilde geliştiği ortaya konmuştur.Üçüncü bölümde; Tez çalışması bağlamında ortaya konan problemin temelini oluşturan `Sanayi' kavramı irdelenmiştir. Sanayileşme süreci ve buna bağlı olarak sanayinin yer seçim kriterleri Dünya ve Türkiye'deki eğilimler çerçevesinde ortaya konmuştur. Bu eğilimler doğrultusunda sanayinin kıyı kullanımında yer seçmesi açıklanarak kıyı alanları ve kıyı-sanayi ilişkisi vurgulanmıştır. Bununla birlikte, kıyı mekanının kentler açısından taşıdığı önem de ortaya konmuştur. Sanayileşme ile birlikte kentsel kıyı alanlarındaki eski sanayi alanlarının değerlendirilmesi konusu kentsel dönüşüm kavramı ile ilişkilendirilerek vurgulanmıştır. Buna bağlı olarak da tez konusu özelinde, kentsel kıyı alanlarındaki eski sanayi alanlarının nasıl değerlendirildiğine ilişkin bu alanlarda uygulanmış çeşitli dönüşüm projeleri irdelenmiştir.Dördüncü bölümde; Çalışma alanı olarak seçilen, merkezdeki sanayinin geri çekilme sürecinin de etkisiyle büyük ölçüde atıl kalmış Haliç-Tersaneler Bölgesi ve geri alanı analitik olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Haliç bölgesine genel bir bakışla İstanbul Metropoliten Alanı bütününde konum, çevre ilişkileri, doğal yapı, ulaşım, tarihsel süreç, siluet, imaj öğeleri kapsamında bir analitik yaklaşım ortaya konmuş, daha sonra Haliç'teki planlama süreci kent siluetine etkileriyle birlikte incelenmiştir.Alan çalışması kapsamında ise ilk olarak, çalışma alanı sınırlarıyla birlikte tanımlanmış ve çalışmanın nasıl bir yöntemle gerçekleştirildiği anlatılmıştır. Tersane alanları da dahil olmak üzere bu bölgelerin kente ilerleyen bölümlerinde bulunan konut ve fonksiyon alanlarının değerlendirildiği bir alan çalışması gerçekleştirilmiştir. İki etaplı olarak gerçekleştirilen çalışmanın birinci etabında belirlenen sınırlar içerisinde kalan alanların, kent içindeki konumundan başlamak suretiyle fiziksel, sosyal, ekonomik profilinin çıkarılması amaçlanmıştır. Sosyo-ekonomik yapıya ilişkin veriler anket çalışmaları ile irdelenmiştir. İkinci etap çalışmaları ise tez konusu özelinde sanayi odaklı gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, alan sınırları dahilinde bulunan küçük sanayi işletmeleri ile gerçekleştirilen anket ve tespit çalışmalarını içermektedir. Bu çalışmada amaç varsayımlar doğrultusunda alanda bulunan küçük sanayinin dönüştürülebilme potansiyelini değerlendirebilecek verilere ulaşmaktır. Bu amaca yönelik yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin dökümü yapılarak elde edilen sonuçlar rakamsal ve grafik olarak ortaya konmuştur.Beşinci bölümde; İlk olarak ikinci etap alan çalışmasından elde edilen sonuçların varsayımlar doğrultusunda değerlendirilerek çalışma alanındaki gerçekleştirilmesi öngörülen kentsel dönüşüm yaklaşımına ilişkin sorunlar ve potansiyeller ortaya konmuştur.İkinci olarak ise yine çalışma alanında öngörülecek bir kentsel dönüşüm yaklaşımında, yeniden işlevlendirilecek tersane ve küçük sanayi alanlarının yeni işlevlerinin seçim sürecine ilişkin bir değerlendirme yöntemi kurgulanmıştır. Bu değerlendirme yöntemi ilk önce soyut olarak açıklanmış daha sonra da alan özelindeki parametrelere göre düzenlenmiş hali ortaya konmuştur.Altıncı bölümde ise, tez çalışmasına ilişkin genel sonuçların ortaya konulduğu bir değerlendirme yer almaktadır. Bu çerçevede ilk olarak, bölgesel ve yerel kalkınma eğiliminde geliştirilen kentsel politikalar doğrultusunda günümüzün en önemli planlama araçlarından biri olan kentsel dönüşüme ilişkin tez kapsamındaki sonuçlar ortaya konmuştur. Bununla birlikte tez konusu özelinde, eski sanayi alanlarının kentsel dönüşüm kapsamında ele alınma sürecinde, önem taşıyan bazı noktalar vurgulanmıştır.Daha sonra, tez bağlamında ortaya konan kentsel dönüşüm proje alanlarının belirlenmesi ve projelerde öngörülecek fonksiyonların seçim süreçlerine ilişkin problematikler doğrultusunda çalışma alanı özelinde geliştirilen yaklaşımlara paralel olarak genel bir ?süreç akış şeması? ortaya konmuş ve bu şemanın benzer kentsel dönüşüm süreçlerinde de kullanılabilirliği ifade edilmiştir.

Bora Yerliyurt
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Belirsizlik ortamında planlama düşüncesi 'sinerjetik toplum-sinerjik yönetim ve sinerjist yönetim ve sinerjist planlama modeli' örnek olay: 17 Ağustos - 12 Kasım 1999 depremleri sonrası kaos ve kendi kendine organizasyon süreci

Bu çalışmanın amacı, planlama süreçleri için "belirsiz ve kaotik durumların" ortayaçıkmasına neden olan toplumsal değişim - dönüşümleri anlamaya çalışarak toplumlar içinbütüncül bir model ve bu model içinde de yönetim - planlama için bir yaklaşımgeliştirebilmektir. Bu amaçla, ikinci bölümde toplumların yaşamakta olduğu değişim vedönüşümlerin tarih içinde toplumsal kuramlarla nasıl açıklandığı incelenmiş ve temelkabulleri ile bilimsel olarak birbirinden farklılaşan düşünce okulları (düzen/denge vedeğişim/çatışma) ve paradigmalar (fonksiyonalist, yorumlayıcı, radikal yapısalcı ve radikalhümanist) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Klasik evrimci veorganizmacı kuramlar da bu çerçevede bütüncül bakış açısıyla merkezi bir konumdadeğerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, toplumsal kuramların planlama tarihindekiyansımaları, sosyo - ekonomik ve politik sistemlerle ilişkili olarak değerlendirilmeyeçalışılmış; rasyonalist planlama ve anarşist planlama akımları irdelenmiştir. Dördüncübölümde geliştirilmiş olan "sinerjetik toplum modeli", bütüncül bakış açısı.ile bu çerçeveiçinde klasik evrimci ve organizmacı kuramların adeta yeni bir versiyonu olarakyorumlanmıştır. Dördüncü bölümde, belirsizlik kavramını anlayabilmek için belirsizinbilimleri olarak "kaos-, kendi kendine organizasyon ve sinerjetik sistem" kuramlarıincelenerek, topluma uyarlanabilecek kendi - kendine organizasyon ilkeleri belirlenmeyeçalışılmış ve bu bölümün sonunda "sinerjetik toplum modeli" geliştirilmiştir. Beşincibölümde ise, bu modelin işleyişini görebilmek amacıyla, belirsizlik, kaos ve kendi -kendine organizasyon sürecine örnek olarak 17 Ağustos - 12 Kasım 1999 Kocaeli veDüzce depremleri ile ortaya çıkan kaos ve ardından yaşanan yardım süreci araştırılmaya vedeğerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak altıncı bölümde, esnek planlama arayışları veiletişimsel rasyonellik konusu incelendikten sonra, " sinerjik yönetim ve sinerjistplanlama " yaklaşımı genel bir çerçeve olarak oluşturulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Belirsizlik, kaos, kendi - kendine organizasyon, sinerjetik toplum,depremx

Nazire Diker Çamlıbel
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekolojik planlamada kullanılabilecek analitik bir model önerisi

İnsanoğlu'nun 1970'lerden bu yana karşı karşıya kaldığı geniş çaplı çevre sorunları, pek çok disiplinde olduğu gibi planlamada da yeni yaklaşım ve araçların gelişmesinde etkin rol oynamıştır. Ekolojik Planlama, bu çerçevede, insanın değişen değerler sistemi ve ihtiyaçlarının yönlendirdiği mekanı kullanmaya yönelik eylemlerini doğal değerlerin sürekliliğini sağlayacak şekilde ele alan ve bu anlayışın araçlarım öneren bir yaklaşım olarak son yıllarda artan bir önemle planlama literatüründe kendine yer bulmaktadır. Bu konuya paralel olarak önemi artan bir diğer husus da plan kararlarına öncülük edebilecek, ekosistem unsurlarını sistemli ve nesnel bir biçimde değerlendirme sürecine katabilecek araçları üretmektir. Bu gereksinim doğrultusunda "Analitik Hiyerarşi Süreci" ve "Uygunluk Analizi (Örtme Tekniği)" bileşenlerinden oluşan bir analitik model, 1970 yılında nisbeten bakir olan Ömerli İçme Suyu Havzası'nda yerleşilebilirliği sınamak üzere uygulanarak sonuçlar bugünkü yapı ve çevre sorunları çerçevesinde karşılaştmlmıştır. Bu bağlamda, çalışmada, ikinci bölümde insan-doğa ilişkisi, bu ilişkinin felsefi kökenleri ve çeşitli kesit ve durumlarda anlamı, çevrebilim ve planlamada ekolojik yaklaşımın tarihsel süreç içerisinde gelişimi incelenmekte, üçüncü bölümde ekosistemin, öğeleri, işleyiş ilkeleri ve türleri üzerinde durulmakta, dördüncü bölümde insanın aktiviteleri ve bunlardan kaynaklanan çevre sorunları, bu sorunların türleri, çevre sorunlarına bir çözüm aracı olarak ekolojik planlama, bu planlama yaklaşımınm önemi ve diğer yaklaşımlardan ayrıldığı noktalar irdelenmekte, beşinci bölümde planlamada kullanılan değerlendirme teknikleri üzerinde durulmakta, bu tekniklerin ekosistem unsurlarını ölçmede olumlu ve olumsuz yönleri vurgulanmakta, altıncı bölümde ekosistem unsurları analitik modelde kullanılmak üzere ölçülebilir bir şekilde ele alınmakta, yedinci bölümde hipotez ile öneri yöntemin detayları ve sekizinci bölümde Ömerli İçme Suyu Havzası'nın 1970 yılında bu yöntemle değerlendirilmesini içeren alan çalışması sunulmakta, son bölümde ise günümüzde Havza'da yaşanan çevre sorunları özetlenmekte ve sonuçlar ve bulgular değerlendirilmektedir.Anahtar kelimeler: Ekolojik Planlama, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP), Uygunluk Analizi (Örtme Tekniği), Ömerli İçme Suyu Havzası.

Mehmet Doruk Özügül
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasında planlama-koruma ilişkisi üzerine yeni bir sistem önerisi

Binlerce yıllık uygarlık tarihi içinde insanın doğrudan ya da doğa ile birlikte yarattığı ve bugün " Kültür ve Tabiat Varlıkları Mirası" diye adlandırılan belgeleri koruma olgusu, çağımızda insanlığın ortak sorunu olarak kabul edilen ve üzerinde önemle durulan bir olgu ve sorumluluktur. İletişim araçlarının ulaştığı hızlı gelişmenin dünya halklarım birbirine yaklaştırması, bu ortak mirasa sahip çıkmayı kuvvetlendirmekte ve sahiplerinin sorumluluğunu arttırmaktadır. Bu sorumluluğun en önemli getirişi ise, kültür ve tabiat varlıklarını korumada, tüm dünya ülkelerinin ortak bir dil ve kritere sahip olma zorunluluğudur. Bu amaçla korumacılığa ilişkin yasal sistemlerin gerekliliği kabul görmüş, önceleri bireysel çaba ve girişimlerle sınırlı kalan koruma kavramındaki gelişim giderek her ülke için uluslararası sorumluluğa ulaşan bir konuma gelmiştir. Çalışmanın temellendiği sorun da korumanın geldiği bu önemli noktaya rağmen ülkemiz mevcut planlama sistemi içinde Koruma Amaçlı Planlamanın, yasalara ve kurumlara rağmen "istenilen" / "olması gereken" düzeyde gerçekleşememesidir. 'Korumada etkin olan aktörler" bugünkü yapılanma içinde planlamayı işlevsizleştiren ve koruma uygulamalarım engelleyen rolleri, oluşumları, birbirleri ile ilişkileri ve denetimsizlikleriyle sorunun temel kaynağı olarak görülmektedirler. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; çalışmanın amacı, sınırlan, kullanılan yöntem, çalışma alanlarının seçiliş nedenleri ve varsayımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde; koruma kavramının ortaya çıkışından günümüze kadar geçirdiği kavramsal gelişmeler kurumsal yargılara temellendirilerek ele alınmıştır. Tarihsel süreç içindeki gelişim korumanın çıkış yeri olan Avrupa'dan hareketle aktarılmış, bu kapsamda gerçekleştirilen uluslararası toplantılar, kurulan örgütler de bu bölümde aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ; Batı ülkelerinde gelişen koruma kavramının ülkemizdeki yansımaları ile şekillenen yasal ve kurumsal değişim ve günümüzde kazandığı anlam vurgulanmıştır. Tarihsel süreç içinde kavramsal, yasal ve kurumsal olarak irdelenen koruma anlayışının günümüzde şekillendirdiği yasal yapı ve kurumsal işleyiş mekanizması tanımlanarak, bu kavramsal, yasal ve kurumsal gelişmelerle şekillenen ülkemiz planlama sistemi içinde korumanın önündeki engeller irdelenmiştir. Dördüncü Bölümde; üçüncü bölümde tanımlanan günümüzde koruma sistematiği içinde seçilen örnek alanlar özelinde "sit alanı ilam" gerekçeleri, sit alanı ilan edilmelerim takiben yaşanan ve günümüze kadar gelen dönemde gerçekleşen planlama ve koruma faaliyetleri ile üçüncü bölümde genel olarak saptanan sorunlar, alanlar özelinde yapılan analizler doğrultusunda irdelenerek, koruma planlarının niçin üretilemediği, genel sorunlar bağlanımda, alan özelindeki çalışmalar ile test edilmiş ve bu alanların planlama - koruma sorunları ortaya konulmuştur. Beşinci Bölümde; teorik bilgilenmeler doğrultusunda, planlama - koruma ilişkisi üzerine yeni bir sistemin kurgulanmasını gerektiği savunulmaktadır. Sözkonusu yeni sistemin işlerliğini ve etkinliğini sağlayabilmek adına, planlama ile iç içe geçmiş olduğu kabul edilen, koruma planlamasına ilişkin ana ilkeler / kabuller geliştirilmiştir. Altıncı bölümde; sonuçlar ve değerlendirmeler sunulmaktadır; önerilen sisteme ilişkin yasal, örgütsel, işleyişsel düzenlemeler hakkında ipuçları belirlenmiş, öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler : Kentsel Koruma, Koruma Amaçlı Planlama, Korumada Etkin Olan Aktörler, Planlama- Koruma Sistemi

Elif Örnek Özden
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Havza tanımı ve doğal kaynak yönetimi

İnsano lu var olu undan bugüne kadar yeryüzünde do anın kendisine sunduklarıylayetinmeyip kendisine yeni ya ama ortamları yaratmaya çalı ırken, di er bütün canlı türleriüzerinde egemenlik kurarak aynı zamanda do ayı ve do ayla birlikte kendi ya amolanaklarını hızla tahrip ve yok etmeye ba lamı tır.`Havzanın tanımı ve do al kaynak yönetimi' konu ba lıklı bu tez çalı masında; çalı mayatemel te kil eden do al kaynakların meydana getirdi i havzaların tanımı yapılarak, havzaiçindeki do al kaynakların fiziksel-biyolojik-ekolojik özellikleri ile do al kaynaklarınekolojik hassasiyetleri ve yapay faktörlerden etkilenme riskleri belirtilmi tir. Etkilenmesüreçlerinin kendi içlerinde ve birbirleriyle olan ili kiler bütünü ortaya konarak havzayıolu turan iç ve dı dinamikleri sebep-sonuç ili kileri ile ortaya konmu tur. Havzaların buözellikleri Türkiye genelinde yer alan 26 havza özelinde genel olarak de erlendirilmeyeçalı ılmı tır. Türkiye'nin 26 havzasının do al kaynak mozai inin ( biotop a ı ve bölgeili kileri kurularak) birbiriyle olan fiziksel, biyolojik ve ekolojik ili kileri ve tipolojilerianlatılmı tır. Havzaların do al kaynaklarıyla birlikte sürdürülebilirli ini ve koruma- kullanmaba lamında yönetimini sa lamak üzere ekolojik açıdan farklı özellikler ortaya koyan 26havzanın ülke, bölge planlaması açısından önemi vurgulanmaya çalı ılmı ve giderek`Ekolojik Planlama' yönteminin sürdürülebilir bir ülke kalkınması ve geli mesi ba lamındavazgeçilmez bir yöntem oldu unun altı çizilmeye çalı ılmı tır.Anahtar kelimeler: Havza, do al kaynak yönetimi, ekolojik planlama, Türkiye'nin havzaları

Ufuk Fatih Küçükali
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arazi kulanımlarının ekolojik eşik analizi ile belirlenmesi Bartın örneğinde bir deneme

Sürdürülebilir kalkınmanın başlıca koşullarından biri olan ?doğal sermayeyi tüketmedenkullanmak? ilkesi artık tüm dünyada benimsenmiş ve mekan planlama stratejileri doğalkaynakları ve doğal potansiyeli değerlendiren bir boyut kazanmıştır. Ülkemizde desürdürülebilir bir mekan gelişiminin hedeflenmesi, bölgesel ve yerel alan planlamasüreçlerinde ekolojik temele yönelinmesi, çevreye uyumlu bir yaşam için ekonomi ileekolojiyi ilişkilendiren arazi kullanım kararlarının alınması gerekmektedir.Bu gereklilikten yola çıkarak, tez çalışması kapsamında, doğal kaynak verilerini göz önünealan bir planlama yaklaşımının kurgulanması ve arazi kaynaklarının potansiyeline uygun olanarazi kullanımlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, arazikullanımlarının ekolojik eşik analizi yapılarak belirlenmesi, tezin konusunu oluşturmaktadır.Şehirleşme ve doğal kaynak değerlerini göz önüne almayan fiziki planların neden olduğuyanlış arazi kullanımları sonucu doğal yapısı bozulmuş olan Bartın ilinde, yerleşilmemişalanlarda kentsel ve sektörel gelişmenin doğal kaynak potansiyeline uygun olarakyönlendirilmesi amacıyla ekolojik temele dayandırılan bu tez çalışmasında, ekolojik eşikanalizi ile arazi kaynaklarının potansiyeline uygun yeni arazi kullanımları belirlenmiştir.Araştırma alanında, önce stratejik çevresel etki değerlendirmesi yapılarak, yerleşilmişalanlardaki mevcut kullanımların olumsuz etkilerinden kaynaklanan sorunlu alanlar veekolojik risk taşıyan alanlar belirlenmiştir. Mc Harg, Steinitz, Golany'nin ekolojikdeğerlendirme yöntemlerinden ve Kiemstedt'in planlamada kullanım değeri analiziyönteminden yararlanılarak oluşturulan ekolojik eşik analizi yöntemi ile yerleşilmemişalanlarda arazi kullanışlarını yönlendirecek doğal kaynak potansiyeli irdelenerek, potansiyelarazi kullanım haritaları oluşturulmuştur.Tez çalışmasının sonuç ürünü olarak; arazi potansiyeline uygun yeni arazi kullanımlarını,korunması gerekli alanları ve ekolojik risk taşıyan alanların oluşturduğu sorunlu alanlarıiçeren, 1/25000 ölçekte, Bartın'a ilişkin alt ölçekli planlamaları ve karar alma süreçleriniyönlendirecek, bir ekolojik master plan hazırlanmıştır. Araştırma alanındaki, doğal kaynakdeğerlerini göz önüne almayan fiziksel planların neden olduğu yanlış arazi kullanımlarındankaynaklanan sorunlu alanlarda doğal potansiyelin korunması amacıyla önlem ve önerilergeliştirilmiş, planlama mevzuatına ve uygulama sürecine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Arazi kullanımı, ekolojik eşik analizi, ekolojik planlama, stratejikçevresel etki değerlendirmesi, stratejik planlama.

Selma Çelikyay
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal toprakların kentsel topraklara dönüşümü İstanbul ve Kartal örneği

İnsanoğlu, bağlı bulunduğu toprağı, var olduğundan bu yana kendine en yararlı sonucu sağlama amacı ile kullanmıştır. Toprak, insana ilk hizmeti tarımsal olma özelliği ile vermiştir. Topluluktan topluma geçişte toprak kullanımı yön değiştirmeye başlamış, toprak iyeliği diyebileceğimiz sahiplenme olgusu ortaya çıkmıştır. Toplumların örgütlenip devlet kurmaları ve devletlerin örgütlenme şekli, içinde yaşayan insanların sosyo-ekonomisi değişik toprak kullanım türlerini ortaya çıkarmıştır. Devletlerin benimsediği kişisel mülkiyet ve toplumsal mülkiyet esası sonuçta "insan" öğesine en sağlıklı ortamı sunabilme amacını taşımakta fakat bu amaca farklı yollardan erişmek istemektedirler. Bu çalışmada insan toprak ilişkisi, insanın toprakla ilk tanışmasından alınıp günümüze kadar getirilmek istenmiştir. Konunun boyutlarının çok geniş olması insan-toprak ilişkisi başlığı altında belirli bir konuda yoğunlaşma zorunluluğu getirmiş, bu amaçla ağırlık noktası, ülkemizdeki Cumhuriyet dönemi toprak-insan ilişkileri olarak belirlenmiştir. Birinci bölümü kırsal ve kentsel toprakların tanımlamalarına ayırdık. İkinci bölümde Cumhuriyet dönemine hangi tür bir toprak kullanım politikasının sonuçlarıyla gelindiğini görmek amacıyla tarihimizdeki toprak kullanımına kısaca değinmiştir. Tarihimizdeki toprak düzeni konusu daha önce defalarca işlendiği için bu çalışmada kısa bir anlatımla yetindik. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki devletlerin kaderini, toprak konusunun titizlikle ele alınıp, bu konuda izlenen politikalar belirlemektedir. Osmanlı imparatorluğunun çöküşü ile yukarda belirlenen konu arasındaki bağlantı son derece açıktır. İkinci bölümün büyük bir kısmını oluşturan Cumhuriyet dönemindeki arsa ve arazi politikası incelenirken bazı bölümlerde Cumhuriyet dönemi öncesine dönme gerekliliği duyduk. Bu bölümde yürürlükten kaldırılmış olan ve halihazırda yürürlükte bulunan yasalara değindik. Toprak kullanımı ve planlama ile ilgili olarak hazırlanan yasaları uygulayıcı olması nedeniyle yerel yönetimlerin farklı bir konumu vardır. Gerek politik, gerek ekonomik ve gerekse teknik açıdan çok güçlü olması gereken yerel yönetimlerin durumu ikinci ve üçüncü bölümde incelemeye tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde, ikinci bölümde incelediğimiz toprak kullanım politikasının uygulama sonuçlarını belirtmeye çalıştık. Kentsel toprak ihtiyacının karşılanması başlığı altında gelişen kentlerin yerleştiği alanlar ve ortaya çıkardığı sorunlar üzerinde durduk. Bu amaçla konuya genel bir anlatımla Türkiye'deki yapısal dönüşümün anlatımıyla başlanmıştır. Devletin izlediği toprak politikası bu dönüşümde nasıl etkili olmuş ve yarattığı sorunlara ne tür önlemler getirilmiş, sonuç başarılı olmuş mudur? Üçüncü bölümde İstanbul ili ve Kartal ilçesi yukarıdaki sorulara yanıt arama amacıyla daha detaylı incelenmiştir. Türkiye toprakları içinde, gelişen büyük kentlerimizden en fazla payı alan İstanbul ilidir. Yerel yönetim olgusunun da ilk ortaya çıktığı ve uygulanmak istendiği, ülkemizde en fazla göç alan, aynı oranda da toprağa gereksinim duyan ve problemleri olan İstanbul ili geçirdiği değişik uygulamalar ve büyüyen yerleşim sınırlarıyla incelenmiştir. Bu inceleme göstermiştir ki İstanbul ili içinde, oldukça eski bir yerleşim tarihine sahip ve özel bir konumu olan Kartal ilçesinin araştırılması yerleşimlerin neden genişlediğinin belirlenmesinde daha fazla yardımcı olacaktır. Yerleşim itibariyle, cumhuriyetten çok önceki dönemlerde de varlık göstermiş olan Kartal ilçesi Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda kendi kendine yeten, yakın çevresini etkileyen bir küçük şehir ve İstanbul ilinin de yarı banliyösü olma niteliğindeydi. Zamanla Ankara Asfaltının geçirilmesi (1957), İstanbul kenti içinde yer alan sanayi yerleşimi kısıtlamaları, sanayi kuruluşlarını Ankara Asfaltı çevresine doğru özellikle de asfaltın kuzeyine doğru itmiştir. Sanayi kuruluşları, beraberinde getirdiği işgücünün barındırma olgusunu ortaya çıkarmış bu nedenle sanayi yakın çevresi konut yerleşimleriyle kısa sürede dolmuş, belediye oluşumu, çıkarılan yasalar daima bu plansız yerleşmelerin gerisinde kalmıştır. İşte Kartal ilçesinde plansız bölgede gelişen bu yerleşmelerin miktarı 1963 ve 1983 yıllarında yapılmış olan sayımlara dayanılarak verilecektir. Bu çalışmada amaçlanan, izlediğimiz "toprak politikası" ile insana sağlamayı amaçladığımız insan onuruna yaraşır bir ortam sağlayıp sağlayamadığımızın yanıtını aramaktı. Çalışmaların başından sonuna dek sorun, sebep ve sonuçlar göz önünde bulundurularak konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Leyla Suri
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1984
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevre psikolojisi bağlamında çevresel imaj ve Beşiktaş Meydanı örneği

İnsan sosyal ve dinamik bir varlıktır. Bunun sürdürülebilmesi yerleşmelerde yer alan açık alanların düzenine bağlıdır. Türkiye'de uygulanan tasarım projelerinde ekonomi faktörü ve yasaların ağır basması, insan varlığının fiziksel, sosyal ve psikolojik boyutlarının ihmal edilmesine neden olmaktadır. Buna bağlı olarak ekonomik etkenlerin yamsıra yönetmelikler ile birbirinin kopyası haline gelen olumsuz mekanlar insanların stresli, mutsuz ve verimsiz olmasında etkilidir Bu çalışmanın amacı çevre psikolojisi bağlamında insan faktörünün 1 derecede önem verildiği kentsel mekan niteliklerinin araştırılmasıdır. Bu amaçtan yola çıkılarak insan duyu organları ile mekanı algılama yetileri incelenerek, bireylerin mekan hakkında oluşturdukları imgeler incelenmektedir. Algılamanın özelliklen doğrultusunda mekansal boyutların ve oranların, insan ve çevre psikolojisi üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Elde edilen veriler seçilen örnek alan olan Beşiktaş Meydanında yapılan gözlem ve anket çalışmaları ile değerlendirilmektedir Birinci bölümde konunun amacı, kapsamı ve yöntemi ele alınmaktadır. İkinci bölümde, çalışmada ver alan kavramlar çevre psikolojisi, çevre ve mekan sıralamasıyla ele alınmaktadır Çevre psikolojisi tanımından sonra, çevre, çevrenin fiziksel ve davranışsal bileşenleri, sosyal ve psikolojik mekan tanımlan ve bileşenleri ile kentsel mekan tanımı, türleri, kentsel mekan ile insan ölçeği ilişkisi ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Üçüncü bölüm mekan, insan ve çevre psikolojisi üçlüsünün etkileşimi ile ortaya çıkan öğelerden bınsı olan, kısaca fizik çevrenin genelleştirilmiş bir zihinsel resmi anlamındaki çevresel imaj ögesmın araştırıldığı bölümdür Bu bölümde çevresel imajın tanımı yapılmakta, işlevi, insan zihnindeki oluşum süreci, özelliklen ve imaj ögelen olan etkin şehirsel doku ve bölgeler, açık alanlar ve düğüm noktalan, sınırlar, yollar, anıtsal öğeler ve işaretler tek tek örneklerle açıklanmaktadır. Dördüncü bölüm, çevresel imaj kapsamında Beşiktaş Meydanının irdelendiği bölümdür. Bu bölümde öncelikle böyle bir çalışma için Beşiktaş Meydanının seçilmesinin nedenleri açıklanmaktadır. Bunun devamında meydanın konumu, kısaca tanhsel gelişimi, alandaki fonksiyonlar ve imaj ögelen araştırılmakta, elde edilen venler hanta ve fotoğraflarla sunulmaktadır. Beşinci bölümde ise çevresel imaj bağlamında Beşiktaş Meydanı ile ilgili yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar değerlendirilmekte yapılan anketler sonucunda geçmiş deneyımlenn ve meslek farklarının mekanı algılama ve imaj oluşturma konusundaki farklılıkları ve ortak noktalan ortava konulmaktadır.

Kentsel çevreİstanbul-Beşiktaş
Nilgün Çolpan Erkan
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
DoktoraAçık ErişimTR

Planlara ve düzenleyici yasal kurallara uygun olmayan yapılaşma alanlarının dönüşüm sürecinde planlamanın etkinliği: Gültepe örneği

Ülkemizde 1950'lerde başlayan hızlı kentleşme olgusunun kentsel mekanlardaki en önemli yansıması nüfus yığılması, konut gereksinimi ve yapılaşmanın yasadışı boyutu olmuştur. Olanakları konut sunum sistemleri ile çakışık olmayan kişilerin yöneldiği çözüm olan yasadışı yapılar 1948 yılında başlayarak çıkarılan af yasaları ile yasallaştırılmış, altyapı olanaklarına kavuşturulmuş, küçük kümeler halinde başlayan yapılaşma süreç içinde mahalle ve kent ölçeğine ulaşmıştır. Kentleşme süreci ile koşut gelişen yasadışı yapılaşma gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma içeriğinde gelişmiş, kentsel alanlarda yasal ve yasadışı diye ikili bir yapı oluşturmuş, günümüzde İstanbul gibi büyükşehirlerimizin % 70 'ini kapsar bir boyuta ulaşmıştır. Bu boyut kentle ilgili söylemlerin ve eylemlerin yasadışı yapılaşma içeriğini kaçınılmaz kılmaktadır. Yasadışı yapılaşma olgusu bir yandan gelişirken, diğer yandan da kendi içinde bir dönüşüm süreci geçirmiş, dönüşüm sürecinde ortaya çıkan kentsel mekan sorunlarının boyutları daha da ağırlaşmıştır. Yasadışı yapılaşmış alanların kentsel mekan sorunlarının etmeni içeriğindeki yasadışılık iken, yerel yönetim sınırlan içine alınmış olma ve planlama ancak yapılaşma sonrası devreye girebilmiştir. Gecekondu alanlarının gelişim ve dönüşüm sürecini planlama, yasama ve politika etmenleri yönlendirmiş, yasallaştırılma sürecinde bu tür alanlardaki yapılar imarlı gelişmiş alanlardaki yapılarla özdeşleşmiştir. Bu çalışmada yasadışı yapılaşma sürecinin gelişim ve dönüşüm sürecinde etmenler araştırılmış, bu tür alanların kentsel mekan sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Yasadışı gelişimin ve dönüşüm sürecinin niteliklerinin belirlenebilmesi, mekanın süreç içersinde izlenmesini gerektirmektedir. Bu amaçla örnek alan seçilen Gültepe'de alan çalışması yapılmıştır. Örnek olarak seçilen alan, eski bir gecekondu alanı olması nedeniyle gelişim ve dönüşüm sürecinin tüm evrelerini kapsamakta, gecekondu alanlarının kendi içinde ve son dönemde de yapsatçı eliyle gerçekleşen dönüşüm sürecinin verilerini sunmaktadır. Bölge; yasadışı gelişmiş alanlarının dış girdilerin etkisiyle dönüşüm sürecinim de yaşamakta olup, bu niteliğiyle belli bir kesite kadar yasadışı gelişme alanlarının kendi içinde dönüşüm sürecinin bir kesitten sonra da dış girdilerin kentsel dönüşümde oluşturduğu faklılaşmamn izlerini taşımaktadır. Yasadışı yapılaşma sürecinde farklı dönemlerde farklı aktörler devreye girmekte, gerek arsa sunumunu gerçekleştiren ve son dönemde mafyalaşmış bir nitelik kazanan kişi veya grupların, gerek yapımcı veya yapsatçımn, gerekse gecekonducuların arsaya bakış açısı yapılaşmada en akılcı yolu benimsemek içerikli gelişmektedir. Arsa komisyoncusu, donatıları en aza indirmeyi amaçlamış, yapsatçı ise gecekonducu ile koşut olarak daha fazla inşaat alanına yönelmiştir. Bu süreçte yasadışı gelişmiş alanların en önemli sorunlarını da donatı gereksinimi ve olgunun çevre hakkı, ortak yaşam kaynaklarını koruma hakkını yok eder dizgede süregelen yapılaşma süreci oluşturmaktadır. Yasadışı yapılaşmış alanlarda planlama, politika ve yasal içeriğin etkinliği araştırıldığında, kentsel dönüşümde etkin rant olgusu ile karşılaşılmaktadır. Arsadan en fazla yararlanmayı gerektiren rantı artırma yaklaşımı hem dönüşüm sürecini yasal çerçevenin dışına çekmekte, hem de az yoğun yapılaşmış gecekondu alanlarının betonlaşmayı içeren dönüşüm sürecinde donatı alam elde etmeyi güçleştirmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde giriş, amaç, kapsam, çalışma yöntemi ve çalışmaya yönelik varsayımlar yer almaktadır. İkinci bölümde dünyada ve Türkiye'de yasadışı yapılaşma olgusunun gelişimi ve etmenleri incelenmiş, örnek seçilen çalışma alanımızında da içinde yer aldığı İstanbul Metropolünde yasadışı yapılaşma olgusu ve dönünüşüm süreci tanımlanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Gültepe'de yapılmış olan alan çalışmas yer almaktadır. Gültepe'de kentsel dönüşüm süreci ve etmenleri incelenmiş, büyükşehirlerimizde kentsel mekanda çoğunluğu oluşturan gecekondu alanlarının gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılayacak nitelikte bir gelişim ve dönüşüm süreci yaşaması için yapılabilecekler araştırılmış, günümüzdeki dönüşüm sürecinin kapsamına yönelik varsayımlar örnek alanda test edilmiştir. Dördüncü bölümde ise ulaşılan sonuçlar ve öneriler yer almaktadır.

Gecekondu ıslahıGecekondularKentsel mekan+1
Ercan Koç
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kıyıdan geri çekilme sürecinde kent-kıyı ilişkisi, kentsel kıyı tanımı ve bu kavrama dayalı kentsel kıyı gelişme stratejileri: İstanbul örneği

Bu çalışmada; kıyıdan geri çekilme île boşalan kentsel kıyıların yeniden geliştirilmesinde, kent - kıyı ilişkisinin başlamasından günümüze kadar etkili olan ve kıyıları biçimlendiren ve gelecekte de biçimlenmesinde etkili olacak faktörlerin saptanması ve bu faktörlere dayalı kentsel kıyı kavramı ile birlikte, bütüncül ve kapsamlı bir kentsel kıyı gelişme önerisinin oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birinci aşamada fiziksel, toplumsal ve ekonomik boyutu ile çevre kavramı vurgulanmakla birlikte, kentleşme süreci ile başlayan, günümüze kadar gelen süreçte kent - kıyı ilişkisi ve bu ilişkide etkili olan ulaşım, savunma, teknlojik, ekonomik, planlama ve yasalar gibi faktörlerin etkileri, sanayileşme öncesi, sanayileşme, kıyıdan geri çekilme ve kıyıların yeniden geliştirilmesi dönemleri ile birlikte araştırılıp çeşitli varsayımlarda bulunulmuştur. İkinci aşamada ise, İstanbul kenti özelinde kuruluşundan günümüze, birinci aşamada belirlenen belirlenen dönemler içinde, yine birinci etapta belirlenen faktörlerin kent ve kent - kıyı ilişkisine etkileri belirlenmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise, dünyadaki ve fîklemizdeki kent kıyı ilişkisine dayalı gelişme örnekleri, planlama ve organizasyon boyutuyla ele alınmış, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelerin bir karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise, belirlenen varsayımlar İstanbul özelinde test edilerek, kentsel kıyı tanımını içeren kentsel kıyı gelişme stratejileri belirlendi.Anahtar Kelimeler: kentsel kıyı, teknoloji, ekoloji, planlama, ortaklık

Kentsel kıyıTarihsel gelişimİstanbul
Ali Kılıç
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00
DoktoraAçık ErişimTR

İçme suyu havzalarında planlama ve yönetim Ömerli içme suyu havzası örneği

Su kaynaklan, insan ve diğer canlıların yaşamındaki etkisi nedeni ile, korunarak sürdürülmesi gereken doğal kaynakların başında yer almaktadır. Ancak gelişen kentlerin su kaynaklan, ekosisteme yapılan olumsuz etkiler nedeni ile kirlenme ve tükenme sürecine girmiştir. İçme ve kullanma suyu elde edilen havzalarda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi amacı ile yeni bir planlama-yönetim modeli araştırması bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Havza ekosisteminin unsurlan ve havza ekosistemine olumsuz etkisi açısından kentsel sistemlerin andropojen unsurlan ise çalışmanın kapsamım belirlemiştir. Sistematik ve Geniş Kapsamlı Planlama Yaklaşımlan ile havza ekosisteminde parametreler ve parametrelerarası etkileşim; mevcut ve gelecekteki durum açısından incelenmiş, planlann uygulanmasında koordinasyon sağlanarak, amaçlann maksimum düzeyde gerçekleştirilebilmesi hedeflenmiştir. Ömerli İçme Suyu Havzası örnek seçilerek yapılan analizlerde su kaynaklannın kirlenmesi ve tükenmesinin, plan-yasa-yönetim sisteminin karmaşık ve çelişkili yapısından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Türkiye dışından seçilmiş ülkelerde ve Türkiye'de havza yaklaşımı incelenerek uluslararası ve Ulusal düzeyde mevcut durum değerlendirmesi yapılmış, mevcut sistemdeki sorunlan çözümleyecek yargılara vanlmıştır. Buna göre Türkiye'de; havza planlarında; su veriminin, mevcutta ve süreç içinde optimizasyonu, kent planlannda; doğal kaynaklann yerleşim baskısından korunması hedeflenmelidir. Su havzalan yasal ve yönetsel açıdan özel statüye kavuşturulmalıdır. Yasa ve yönetimden kaynaklanan yetki karmaşası sakıncalı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Yönetim tek merkezli olmalıdır. Havza yönetimine kullanıcıların da katılması, kimsenin kirletme hakkı olmadığının bilinmesi ve kirletenin bedeli ödemesi gerekmektedir. Uluslararası uygulamalara göre; Planlar sürekli gelişen bilimsel verilere dayandınlmaktadır. Havza yönetimi tek merkezli ve özerktir, yetki, yaptırım, yasa ve kaynak desteği vardır. Kullanıcılar yönetime katılmakta, kirleten, bedelini ödemektedir. Değerlendirmeler sonucunda ülkemizdeki mevcut yasal sistem içinde kalarak ancak bazı eklentiler ve düzenlemelerle yeni bir havza yönetim modeli önerilmiştir. Öneri modele göre, hiyerarşi şemasının üst kurumu olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı; - bilgi aktaracağı- DPT verileri doğrultusunda, alt birimleri olan DSİ Genel Müdürlüğü ve teşkilatı aracılığı ile havza yönetiminin tek yetkili ve sorumlu kurumu olarak belirlenmiştir. öneri yönetim modeli; uluslararası uygulamalarda benimsenen ilkeler ve Türkiye ile ilgili değerlendirmeler dikkate alınarak oluşturulmuştur. Aynı zamanda plan-yasa-yönetimden kaynaklanan sorunlan çözümleyici, kaynağın sürdürülebilirliğini sağlayan, tek merkezli bir modeldir.

EkosistemPlanlamaYönetim+1
Leyla Suri
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fatih ilçesi'nde yaşanan fiziksel ve sosyal köhnemenin suç ve gayrimenkul fiyatları üzerindeki etkisinin belirlenmesi

Fatih İlçesi Tarihi Yarımada'da yer alan adını Fatih Sultan Mehmet'in yaptırdığı külliyeden alan ve İstanbul'un esasını içinde barından yüzlerce yıllık geçmişi olan kadim bir ilçedir. Bir taraftan Haliç, bir taraftan Marmara Denizi ile birlikte Eyüp ve Zeytinburnu ilçeleri ile sınırlanan Fatih İlçesi Eminönü İlçesi'ninde ilçeye dahil edilmesiyle birlikte bir ticaret merkezi ve kentin aynı zamanda ulaşım merkezi haline dönüşmüştür. İstanbul için çok büyük öneme sahip olan Fatih İlçesi aynı zamanda kent için bir yönetimsel merkezdir. Fatih İlçesi özellikle Nisan 2011 yılında Suriye'den ülkemize yönelen zorunlu göç nedeniyle de özellikle 2015 yılı sonrasında önemli ölçüde düzensiz göçe maruz kalmıştır. İlçe sadece Suriye kaynaklı göçten değil aynı zamanda Irak ve Afrika ülkelerinden gelen göçten de etkilenmektedir. İlçe; konut stoğundaki fiziksel köhneme, göç nedeniyle ortaya çıkan sosyal sorunlar nedeniyle de dikkat çekmektedir. Skogan'ın varyantı gayrimenkul fiyatları ile suç ve düzensizlikler arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bu bağlamda düzensizlikler sosyal ve fiziksel köhnemenin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Chicago Okulu'da göçün suç ve düzensizlikler üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu çalışma kapsamında Fatih İlçesi'nde bulunan Eminönü Bölgesi dışında kalan 26 mahalledeki kira değerleri aylık olarak Endeksa veritabanından elde edilmiş ve indekslenmiştir. Mahalleler kira fiyatlarındaki değişim bağlamında yüksek ve düşük derecede artış gösteren mahalleler olarak gruplanmış ve bu grupların suç, düzensizlik bağlamında farklılaşması incelenmiştir. Düzensizlik ve suç ile ilgili veriler 2022 yılı Fatih İlçesi Kamuoyu Araştırması'ndan elde edilmiştir. Veriler, Spearman Korelasyon Analizi, Man Whitney U testi, Fisher's Kikare Kesin Testi, eğri uydurma (regreyon analizi) yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak göç etkisinin konut fiyatlarındaki değişimdeki etkisinin baskınlığı ortaya konulmuştur.

DüzensizlikGayrimenkul ekonomisiGayrimenkul sektörü+3
Şeyma Yılmaz
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

New actors in Turkish housing market, foreigners: Bursa case

The amount of engagement and interest shown by Iranians in the Turkish property market has dramatically expanded over the past few years. Our research area, Bursa, is one of the four largest cities in Turkey for the inflow of foreign direct investment in real estate and one of the two largest cities in Turkey for Iranian immigrants. The settlement and site selection mechanism in Bursa served as an example for the purpose of this study, which investigated the effect that Iranian real estate acquisition has had on the housing market in Turkey. This goal was accomplished by way of a procedure that consisted of two stages. Following an analysis of the pertinent prior research, a survey was carried out among Iranians who had just purchased a home. The in-depth interview method was used to determine whether the residential areas chosen by Iranians in the city and the characteristics of the residential areas they prefer, the residential environments created, and whether or not they meet the requirements. These findings are a direct result of the surveys that were conducted. As a result of the interviews, we were able to explore the reasons why Iranians prefer Bursa to buy properties, the reasons for their preferences for the neighbourhoods they live in, whether they engage in local mobility, and the reasons for relocating to Bursa. During the face-to-face survey that was carried out between the 15th of April and the 15th of September 2022, 148 Iranians who had purchased homes in the central districts of Bursa (Nilüfer, Osmangazi, and Yıldırım) after 2012 were questioned regarding the demographic characteristics of their households as well as their level of agreement with 41 statements using a 9-point Likert scale. In light of the results of the questionnaires, the statistical data are analysed by means of the SPSS program, and the results of factor analysis are used to assess the nature of the connections between the variables. In order to study the cause-and-effect relationship that exists between the dependent variable and the independent variables, a binary logistic regression analysis is performed because the dependent variable in question has a response that can only be one of two possible states. According to the findings of the research, Iranians have indicated a strong preference for settling in Bursa since the city provides a contemporary way of life, as well as thoughtful planning of residential zones and high-quality housing structures. Iranians are primarily concentrated in the center districts that have the highest level of socioeconomic development and accessibility in comparison to other districts, as well as in the districts that stand out for their planned urbanization project.

BursaHomeownershipHousing market+3
Aryan Habıbpour
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetim stratejik planlarında kültür politikalarının mekândaki rolü: Bursa örneği

Kentler farklı ölçeklerde birçok dinamiğin bir arada yer aldığı karmaşık yapılardır. Bu karmaşık yapı toplumsal sorunlar, ihtiyaçlar ve beklentileri barındırmaktadır. Kentlerde fiziksel ve toplumsal düzenin sağlanması için sorunların doğru tespit edilmesi, etkili çözümlerin oluşturulması ve taleplerin karşılanması gerekmektedir. Bu kapsamda temel rol yerel yönetimlere düşmektedir. Çünkü yerel yönetimler, kentteki temel hizmetlerin karşılanmasında görev alan temel bir kurumdur. Yerel yönetimler, temel hak ve ihtiyaçlar üzerine fiziksel, sosyal ve ekonomik çevrede hizmet sağlayıcısı konumundadır. Bu hizmet alanlarından birisi de kültür alanıdır. Ülkemizde yerel yönetimler ölçeğinde kültür alanının hizmet çerçevesi stratejik planlama kapsamında hedef alanlardan biri olarak oluşturulmaktadır. Kültür toplumun her bireyi için temel bir hak olarak tanımlanır. Kültür hizmetleri de kültürel planlama aracılığı ile kültür politikalarının oluşturulması yoluyla sunulmalıdır. Bu sayede kentlerde kültür odaklı bir gelişim sağlanması, kültür ve sanat kenti kimliğinin güçlendirilmesi mümkün olacaktır. Bu araştırmada yerel yönetimlerin kültür politikalarının içeriği ve yerel yönetimin bu süreçteki rolünün ortaya konması hedeflenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Örneklem alanının mekânsal sınırlılıkları Bursa Büyükşehir Belediyesi merkez planlama bölgesi olarak belirlenmiştir. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerince hazırlanan stratejik planlardan ve yerel yönetimlerde görevli teknik uzman personel ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Veri analizinde NVivo ve Microsoft Excel bilgisayar yazılımları kullanılmış, verilerin sunumunda ise tablolar ve ağaç tipi modellerden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin ilçe belediyeleri ile iş birliği içinde kültür alanında strateji ve uygulamalar geliştirmesi gerektiği belirlendi. Bu bağlamda en önemli ihtiyaç, kentin kültürel kaynaklarının tespit edilerek haritalandırılması ve kültür planları aracılığıyla kültür politikalarının oluşturulmasıdır. Mevcut stratejik planlarda yer alan kültürel alanların içeriklerinin kentin kültürel gelişimine etkisi bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra üst ölçekli strateji belgelerinde kentin gelecekte kültür kenti kimliği kazanması üzerine politika kararları yer almaktadır. Bu kapsamda Bursa kenti kültür alanında bir kimlik kazanarak gelişme sağlayabilecek bir kent olma potansiyeline sahiptir. Bunun için kent ölçeğinde geliştirilebilecek kültür alanlarına dair ayrıntılı çözümlemeler yapılmalıdır. Kültürel mekânın kentsel mekân üzerindeki etkisini artırmak için öncelikle erişilebilir olması gerektiği unutulmamalıdır. Kültürel mekânın erişilebilirliği de bir plan dâhilinde ele alınmasına ve diğer politikalarla ilişki kurulmasına bağlıdır. Kentin kültür ve sanat politikaları, yerel ekonomik ve sosyal politikalarla birlikte mevcut potansiyelleri geliştirecek ve yeni olanaklar sağlayacak şekilde ele alınmalıdır. Bu sayede kent ölçeğinde hedeflenen kültür alanına bir gelişme sağlanacaktır. Sağlanan kültürel gelişimin sürekliliğinin sağlanması içinde yerel uzmanlar ve vatandaşlar, kültürel politika yapımında yer almalıdır. Kültür, kentte bir katılım, düşünce ve gelişme alanı haline geldiğinde kentsel mekândaki etkisi daha da artacaktır. Bunun bir yolu, kentte ortaya çıkan kültür alanına dair verileri toplama, analiz etme ve politika oluşturma sürecinde kullanmaktır. Kentle ilgili kurum, kişi ve yerlerden toplanan kültürel veriler güncellenmeli ve açık bir şekilde paylaşılmalıdır. Bu veriler, kentin kültür politikalarının oluşturulmasında yerel yönetimler için bir temel oluşturmalıdır. Yerel yönetimler de kültür alanını sadece bir hizmet alanı olarak değil, kentte bir çözüm sağlayıcı ve kentin gelişimine yön veren bir araç olarak da görmelidir.

Sedanur Gezer
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afrika'nın yükselen metropollerinde arazi kullanımı değı̇şı̇mı̇ ve ulaşım ılışkısı : Bamako örneği

Mekânsal planlama ve ulaşım politikalarının bütünleşmemesi, kötü arazi kullanımı ve kötü ulaşım planlaması, şehirlerimizin gelişimini etkileyen sorunlara yol açmaktadır. Kötü arazi kullanımı ve düşük nüfus yoğunluğu, başta kentsel yayılma, trafik sıkışıklığı, şehrin ihtiyaçlarına göre uyarlanmamış küçük veya büyük ulaşım altyapıları gibi birçok kentsel gelişim sorununun nedenidir. Batı Afrika'da Mali'nin başkenti olan Bamako, Batı Afrika coğrafyasındaki merkezi konumu nedeniyle ülkenin ve alt bölgenin en önemli şehridir. Hızlı büyüyen bir şehir olan Bamako, 3 milyona yaklaşan nüfusuyla Afrika'nın en hızlı büyüyen, dünyanın ise 6. sırada gelişen şehridir. Ancak bu hızlı büyüme yollar, köprüler ve hastaneler gibi bu kadar büyük bir nüfusu barındırmak için gereken altyapı ile eşleşmemiştir. Dahası Bamako'da kentsel planlamanın, kentsel yayılmaya yol açan yüksek arazi tüketimi ile Bamako'nun nüfusunun giderek artacağı gerçeği daha iyi bir arazi kullanım planlaması ve insanların ve mallarının hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlayacak ulaşım altyapısının hızla geliştirilmesi için çözümler üzerinde düşünmeyi gerektirmektedir. Araştırmanın amacı, Mali'nin başkenti Bamako'daki kentsel yayılmayı ve trafik zorluklarını hafifletmek için arazi kullanımı ve ulaşım entegrasyonunu incelemek ve ülkenin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesini sağlamak üzere düzeltici stratejik öneriler geliştirmektir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Bamako'nun gelişimi ve kentleşme aşamalarının tarihsel, mekânsal, ekonomik ve kültürel çeşitli boyutlarıyla incelenmesinde belgesel analiz yöntemi kullanılmıştır. Şehrin arazi kullanımı değişimi ve yönetiminin değerlendirmesinde SWOT analizi yapılmıştır. Arazi kullanımı değişim analizinde, veriler LANDSAT uydu görüntülerinden elde edilmiş ve arazi sınıflarının tasnifi ve değişiminin değerlendirilmesinde coğrafi bilgi sistemi yazılımı olan ARCGIS kullanılmıştır. Araştırmanın zaman sınırlandırması 1960 yılı bağımsızlığın ilanından, 2023 yılına kadar uzanmaktadır. Araştırmanın en önemli bulgularından biri Bamako'nun 1975'ten 2023'e kadar olan arazi kullanım değişim analizi yerleşik alanda yaklaşık %943,47'lik bir artış olduğunu göstermektedir. Yapılaşmamış alanlarda %63,99'luk bir azalma, vejetasyonunda %86,94'lük bir azalma ve su yüzeylerinde %30,20'lik bir artış görülmüştür. Kentin demografisindeki güçlü büyüme, kentte yüksek düzeyde bir kentleşme ve gelecekte de artan bir eğilime sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Bir başka bulgu; idari sınırlar içerisinde 2.929.373 kişilik bir kentsel nüfusun, 244 km2 arazide ve 12001,564 kişi/km2'de Bamako şehrinin geliştiğidir. Bir diğer bulgu; 2023 yılında şehrin batıdan doğuya 35,477 km ve kuzeyden güneye 35,94011 km uzunlukta bir alana yayıldığıdır. Buna göre müstakil ev tipi konut tipolojisi ile az katlı tek haneli düşük yoğunlukta konut gelişimi ile şehir güney yönde büyümektedir. Bamako kentsel arazi kullanımının ana etkilerinin, ormansızlaşma, sel, şehir içi trafik yoğunluğu ile kentsel yayılma olduğu tespit edilmiştir. Entegre arazi kullanım planlaması, çevre yönetiminin ve uzun vadeli sürdürülebilirliğin önemli bir unsurudur. Bamako'nun da entegrasyon uygulaması ve ulaşım sisteminin faydalarını en üst düzeye çıkarması, daha sürdürülebilir ulaşım, daha iyi bir çevre ve ulaşım koridorlarının geliştirilmesi için en iyi fırsatları sağlaması gerekmektedir. Büyük ölçekli ulaşım altyapı tesislerinin oluşturulduğu toplu taşıma koridorlarının geliştirilmesi, arazi kullanımı planlaması ile ulaşımın bütünleşmesine yardımcı olacaktır. Ulaşım koridorları ile entegre arazi kullanım planlaması için öneriler, akıllı düğümler aracılığıyla ulaşım odaklı gelişmeyi sağlamak ve farklı koridorlar boyunca diğer ekonomik işlevlerin entegrasyonuna izin vermek için TOD özelliklerinin entegrasyonu ile ortaya konmuştur. Sonuç olarak, Bamako'daki kentleşme ve arazi kullanımının gelişimini iyi bir şekilde anladığımızı ve bu çalışmanın arazi kullanımı ve ulaşım planlamasının uygun şekilde entegrasyonu için önerilerde bulunmamızı sağladığını söyleyebiliriz.

Kentsel arazi kullanımıKentsel yayılma
Moussa Toure
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel dönüşüm projelerinin çevresindeki yerleşmelere sosyal ve fiziksel etkileri: Bursa Küplüpınar Mahallesi üzerinden bir değerlendirme

Günümüzde pek çok kent, büyümenin getirmiş olduğu kaotik yapı sonucunda dönüşüm yaşamaktadır. Dönüşümü hızlandıran/tetikleyen ve kaçınılmaz kılan fiziksel, sosyal ve ekonomik yetersizlikler bulunmaktadır. Köhneme olarak tanımlanan bu durum sadece mekansal büyümeye bağlı olarak değil, parçacıl ve birbiriyle ilişkilendirilmeyen plan kararları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Köhneme bölgelerinde, kamu girişimleri yardımları ile değişen sosyo-ekonomik ve fiziksel şartlara uygun olarak yeniden canlandırmayı hedefleyen kentsel dönüşüm projeleri planlanmaktadır. Dönüşüm süreçlerinde kent dokusunun fiziki çevre yapısı, sosyo-ekonomik yapısı ve sosyo-kültürel yapısına yönelik değişimler dolaylı olarak kentsel kimliği de etkilemektedir. Kentsel dönüşüm projeleri sosyal donatı alanlarının artması, altyapının iyileştirilmesi, farklı sektörler ve istihdamın kazandırılması, arazi ve emlak değerlerinin yükselmesi ve güvenli alanlar oluşturması gibi pozitif etkiler sağlarken çevresinde kentsel kimlik ve aidiyet duygusunu geliştirmeye yönelik stratejiler de geliştirmelidir. Aksi takdirde özgünlüğü yok sayan, birbirine özdeş tasarımlara başvuran projelerle, tepeden inmece kimlikliklere bürünen kentler meydana gelmektedir. Sürdürülebilir kentlerin oluşturulabilmesi için kentsel dönüşüm projeleri çevresindeki yerleşmeler üzerinde meydana getireceği etkiler dikkate alınarak ve alanın sahip olduğu kentsel kimlik ögeleri doğrultusunda planlanmalıdır. Bu çalışmada, Bursa'nın merkezinde yer alan ve 2000 yılı sonrası farklı türdeki kentsel dönüşüm projeleriyle dönüşmekte olan bir bölgenin kıskacında kalan Küplüpınar Mahallesi'nde ortaya çıkan fiziksel ve sosyal köhneme süreçleri ile bu süreçlerin yarattığı dönüşüm beklentisinin, bölgenin kimliği ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Kentsel dönüşüm uygulamalarının çevresine olan etkilerini odağına alan bu çalışma, bilimsel araştırma yöntemi açısından nitel yöntemler kullanılarak geliştirilmiştir. Bu kapsamda mahallede ikamet eden veya geçmiş yıllarda ikamet etmiş bireylerle anket ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve QDA Miner Lite yazılımlarında analiz edilmiştir. Öte saha araştırmaları, arazi kullanım analizleri ve literatür taramalarıyla araştırmaya yön verilmeye çalışılmıştır. Bulgulara göre, belki de kentsel dönüşüm uygulanmayacak, kendi özgün dokusu ile varlığını sürdürecek olan Küplüpınar Mahallesi'nde kentsel dönüşüme yönelik beklentinin olması mahallenin büyük bir bölümünün fiziksel ve sosyal anlamda köhnemeye başlamasını beraberinde getirdiği ortaya konmuştur. Aynı zamanda, çevresindeki alanlardaki bu dönüşümün, mahallenin oluşumunda ve gelişiminde etkin olan kimliğinin de tahrip olmasına yol açtığı ve parçacıl, birbiriyle ilişkilendirilmeden ve geçmiş kimlik ögeleri dikkate alınmadan uygulanan projelerin çevresindeki yerleşmelerde yeni sorunlara (nüfus kaybı, komşuluk ilişkilerinin kaybı, güvensizlik gibi) yol açtığı tespit edilmiştir.

Kentsel dönüşüm
İlkem Güler
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Salgın sonrası dönemde metropitan kent çeperlerinin değişen sosyo-mekânsal yapısı: İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesi örneği

Kırsal alanlar yasal ve yönetsel birçok değişim ve dönüşüme uğramıştır. Kent ve kırı ilgilendiren kanunlar üzerinden bu değişim gözlemlenebilmektedir. Kovid-19 salgını sürecinde eğitim, çalışma, alışveriş gibi alışkanlıkların değişmesi, özellikle uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, metropoliten kentlerde merkez-çeper etkileşiminde kritik dönüşümlere yol açmıştır. Bu çalışma, kovid-19 salgını sonrasında metropoliten kent çeperlerinin sosyo-mekânsal değişimini ve kır-kent etkileşimini İstanbul-Kocaeli- Tekirdağ kent bölgesi özelinde irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada birincil veri olarak, 'Covid-19 Salgını Sonrası Uzaktan Çalışmaya Adaptasyonların Seyahat Davranışlarına ve Konut Yer Seçimine Gerçekleşmiş ve Beklenen Etkilerinin Araştırılması: İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ Kent-Bölgesi Örneği ' isimli TÜBİTAK-1001 projesi kapsamında Kasım 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesinde ikamet eden ve hâlihazırda bir işte çalışıyor olan 4643 kişiyle yapılan anket sonuçları kullanılmıştır. İstanbul-Kocaeli- Tekirdağ kent bölgesinde merkez-çeper ayrımını kullanabilmek için ilçelerin veya mahallelerin kentleşme düzeyi (Eksen), sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi (SEGE), yoğunluk (TÜİK), merkezilik düzeyi (YERSİS) değerlerine uyarlanan ayrımlar ile merkez-çeper kabulleri üretilmiştir ve ikincil veri olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında sosyo-mekânsal değişimin merkez ve çeperde farklılaşması ve merkez-çeper etkileşimi istatistiki anlamlılık testleriyle ölçülmüş ve yorumlanmıştır. Bu farklılıklar kategorik-kategorik değişken çiftleri için Pearson Ki-Kare testi, kategorik-numerik değişken çiftleri için T Testi kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesindeki sosyo-mekânsal değişim ve kır-kent etkileşiminin incelendiği bu çalışmada, istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışma alanında merkezilik düzeyine göre yapılan merkez çeper ayrımında merkezde ikamet edenlerde uzaktan çalışmanın konut yer seçimine etkisinin çeperde ikamet edenlere göre daha fazla olduğu görülmüştür. Çeperde ikamet edenlerle merkezde ikamet edenler arasında, eğitim ve gelir düzeyine farklılaşmalar tespit edilmiştir. Bu sonuçların birleşimi ile merkezden çepere bilinçli stratejik göç yapıldığı söylenebilir. Çeperde çalışanların uzaktan çalışma oranı; salgın öncesinde %2 civarında iken, salgın döneminde %32,3'e kadar yükselmiş, salgın sonrasında %7,4 civarına gerilemiştir. Bununla birlikte gelecekte kısmen veya tamamen uzaktan çalışmayı tercih etme oranı ise %66,8'i bulmaktadır. Salgının uzaktan çalışmaya etkisi, bu etkinin devam edeceği ve tercih edildiği, yüzdelik değerlerin artışından anlaşılmaktadır. Bunlara ilaveten, çalışma kapsamında merkez-çeper arasında konut ve çevresi, kişisel tercihler ve ikamet-iş yeri akışlarına ilişkin önemli bulgulara erişilmiştir. Son olarak analiz sonuçları, İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesinde çeper kavramı ile literatürdeki kır kavramı benzer çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Songül Şahan
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kent planlama mesleğinin toplumdaki görünürlüğü: Kahramanmaraş depremleri örnek olayı üzerinden bir okuma

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 04.17 saatinde Mw 7.7 ve 13.24'te Kahramanmaraş Elbistan merkezli Mw 7.6 büyüklüğünde iki deprem 11ili kapsayarak çok fazla yıkım ve hayat kaybına neden olmuştur. Doğal devinim olan depremlerin, afet olması çevre sorunları tarafından kaynaklanan bir sebep değil, sonuçtur. İnsan faaliyetleri, doğa olaylarının neden olduğu hasarı daha da kötüleştirebileceği gibi mekân ve bireylerin bundan daha az etkilenmesini sağlayabilmektedir. Depremlerin etki alanının büyüklüğü ve ortaya çıkardığı maddi, manevi enkaz şehir ve bölge planlama disiplinin meşruiyetinin sorgulanmasına yol açmıştır. Yaşanan depremler sonucunda anlaşılmıştır ki katastrofik afet risklerinin azaltılması ve afet sonrası çözümlerin üretilebilmesi için planlama disiplininin katkı ve yönlendirmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Kentlerin geleceğe yönelik kamu yararı gözeterek karar geliştirmekle yükümlü, dirençli ve sürekli gelişime uyum sağlayacak kamusal hizmet olarak tanımlanan kent planlama mesleği yegâne meslektir. Afetlere karşı hazırlıklı olmak bilimsel yönden, politik yönden ve toplum algısı ile yakından ilişkilidir. Yaşanan her büyük deprem sonrası yıkımların kader olmadığını, deprem doğal afetinin felakete dönüşmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu çalışmada, mekânın üretiminde ana aktör olan planlama eylem alanının depremlerden sonra toplumda ne kadar görünür olduğu sorusuna cevap aranmakta; yaşanan afetler sonrasında ve belki de sonucunda kent planlama mesleğinin, toplum bilincindeki yeri ve toplumun bu meslek alanına ilişkin geliştirdiği algı yüzeylerini anlamayı hedeflemektedir. Bunu yaparken de kamuda planlama meslek alanına ilişkin geliştirilen algının nasıl şekillendiği ve neler olduğu; toplumun kent planlama meslek alanına yönelik algısının ne olduğu; paydaş meslek disiplinlerinin kent planlama alanına yönelik algısının ne olduğu ve şehir plancılarının kendi meslek alanlarına ilişkin algısının ne olduğu sorularına yanıt verebilmesi de amaçlanmaktadır. Yaşanan depremler sonrasında kentsel ve toplumsal algılara odaklanarak, yaşanan toplumsal süreci ve yine yaşanan deneyimleri ifade edebilmesi, buna bağlı kalarak toplumda oluşan algı ve yargıların gerçekçi ve bütüncül bir şekilde ortaya koyulmasını hedeflemesi sebebiyle "nitel araştırma" yöntemleri kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular, çoğunlukla araştırma probleminin derinlemesine keşfedilmesini ve sosyal gerçekliğin çeşitli yönlerinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformlarının depremler ile ilgili kent planlama meslek alanının toplumdaki görünürlüğünü ve toplumsal algının ortaya koyulması için içerik analiz yöntemi kullanılarak toplanan veriler betimsel, içerik ve metin analizi başta olmak üzere nitel analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma nesnesi olarak doküman/metin analiz yöntemi ile gerekli literatür taraması, bireysel gözlemler ve sosyal medyadan faydalanılmıştır. Yorumlayıcı paradigmada gözlem ve saha araştırması kullanılarak, betimleme ve tematik analizi ile beraber şahsi eleştirel bir yorumlamanın olduğu sistematik bir analiz kullanılmıştır. Toplanan verilerin daha ayrıntılı analiz edilmesi ve değerlendirilmesi içerik analizi ile sağlanmıştır. Betimsel analiz amaç, görüşme ve gözlem sonucunda verilerin değerlendirme ve yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 6 Şubat 2023' Kahramanmaraş'ta meydana gelen ikiz depremleri sonrasında Türkiye'de kent planlama mesleğinin algısal ve toplumsal etkilerini kapsayan afet bölgesindeki bireysel gözlemler, sosyal medya kullanıcıları, şehir plancıları ve kent planlaması ile ilgili diğer meslek gruplarını içermektedir. Araştırmanın sonucunda, Kahramanmaraş depremleri sonrasında halkın depremlere ve kent planlama mesleğine olan algısına ilişkin duygu ve düşüncelerini sosyal medya üzerinden nasıl ve nereden yansıttıkları hakkında bilgiler sunmakta, bazı önemli bulguları, politika çıkarımları açısından yorumlayarak vurgulamaktadır. Çalışmanın öncül bulguları arasında, afetlere yönelik hassasiyet ve şehir planlama meslek alanının görünürlüğünün, deprem sonrasında geçen zamanla deprem bölgesi ve deprem riski olan illerde daha fazla dikkat çektiğini ortaya koymaktadır. Bu ilişkinin mekandaki yansımasının ise depremin gerçekleştiği yer ve deprem riski yüksek olan illerde daha fazla dikkat çekmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, hem mevcut hem de gelecekteki afetlere karşı daha fazla hazırlıklı olunmasını sağlamaktadır. Çalışma, deprem ve şehir planlaması açısından sürekli bir ilgi ve farkındalığın, uzun vadeli ve sürdürülebilir çözümler için kritik olduğunu vurgulamaktadır.

İkranur Akbez
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sözlü tarih yöntemiyle sosyal ve mekânsal dönüşümü okumak: Bursa kuruçeşme mahallesi örneği

Mekân, gerek fiziksel ve gerekse toplumsal açıdan insan ürünüdür. Bu nedenle insana ait toplumsal, tarihsel ve kültürel izler mekânlar aracılığıyla taşınır. İnsan-mekân etkileşiminin örnekleri üzerinden, toplumsal ritüellerin fiziksel çevreyi nasıl etkilediği ve düzenlediğini görmek mümkündür. Ancak kapitalizmin etkisiyle birbirine benzeyen kentsel mekânlar yaratılmıştır. Bu kapsamda belli bir kimliğe sahip kentsel alanların taşıdığı değerlerin ortaya çıkarılması, mekânsal ve sosyal değişim sürecinin anlaşılması, değişen gündelik yaşam pratiklerinin okunması, kentsel mekânın geleceğinin inşası için önem taşımaktadır. Küreselleşme ile göç alan kentler hızla büyümekte bunun yanında kent merkezinde bulunan eski yerleşimler ve tarihi mekânlarda fiziksel, sosyal dönüşümler yaşanmaktadır. Ancak kentsel alanlarda daha çok fiziksel değişimin üzerinde durulmaktadır. Halbuki mekân barındırdığı sosyal ve tarihsel birikimi yönüyle fiziksel sınırların ötesinde, toplumun hafızasını oluşturan bir yapıdır. Bu çalışmanın amacı, kentsel mekânın toplumsal üretim sürecindeki dönüşüm dinamiklerini anlamak; bu bağlamda, eski Yahudilik olarak bilinen Kuruçeşme Mahallesi'nin mekânsal ve sosyal değişim/dönüşüm sürecini, kırılma noktalarıyla birlikte analiz ederek mahalleye dair kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapmaktır. Bununla birlikte, sözlü tarih görüşmeleriyle, mahallenin geçmişten bugüne uzanan çok katmanlı hikâyesi de okunmaya çalışılmıştır. Bu anlama sürecinde kentsel hafızanın referansıyla, sosyal ilişkilerin değişimi, mekânın yeniden üretim süreci ve bu süreçlerin gündelik yaşam pratiklerine olan etkisi, Yahudi toplumunun bireysel ve kollektif deneyimleri ve tanıklığı üzerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma alanı olarak belirlenen Kuruçeşme Mahallesi, Bursa'nın kent merkezinde konumlanmaktadır. Bursa, küreselleşme sürecinde önemli bir konuma sahip olmuş ve küreselleşmenin etkisiyle mekânsal ve sosyal dönüşümler yaşanmıştır. Bursa'da yaşanan bu dönüşümler çalışma alanı olarak belirlenen Kuruçeşme Mahallesi'nde nasıl yansıdığı araştırma sorusudur. Kuruçeşme Mahalle'sinin dönüşüm süreciyle ilgili görünümü Yahudilikten Arap Şükrü Sokağı'na şeklinde nitelendirilmektedir. Mahalle, bir zamanlar Yahudi ve Müslüman ailelerin güven içinde yaşadığı bir ortamken, günümüzde bambaşka sosyal ve mekânsal bir görünüm kazanmıştır. Ayrıca Altıparmak Caddesi'nin güneyinde, geleneksel konut dokusuyla etrafındaki yerleşme alanlarından farklılaşmaktadır. Yahudi azınlığın zaman içinde mahalleyi terketmesi, yapıların işlevsel dönüşümüne yol açarak mahallenin yeni bir görünüm kazanmasına neden olmuştur. Ayrıca mahallede bulunan işletmeler, mahallenin Arap Şükrü Sokağı olarak tescillenmesinde etkili olmuş ve kentin çok değişik bir yüzü olarak nitelendirilmiştir. Bu kapsamda Kuruçeşme Mahallesi'ne yönelik xv sosyal ve mekânsal anlamda bir durum haritasının ortaya çıkarılması önem arz etmiştir. Çalışmanın metodolojik deseni nitel araştırma olarak belirlenmiştir. Araştırmanın temel veri kaynağı Yahudi katılımcılarla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmeleri olmuştur. Sözlü tarih yöntemi ile kentsel alanlardaki sosyal ve mekânsal dönüşüm, bu değişime tanıklık etmiş ve etkilenmiş kişilerin perspektifi ile ortaya çıkarılabilmektedir. Bu kapsamda sözlü tarih görüşmeleriyle, pek çok veri kaynağı arasında unutulan, göze çarpmayan ve ulaşılması zor ve önemli bir unsur olan Yahudi bireylerin anlatılarıyla, mekânsal ve sosyal dönüşümün izleri okunmaya çalışılmıştır. Kuruluş yıllarından itibaren tarihsel sürece tanıklık eden; bir zamanlar sosyal yaşamın aktif bir parçasıyken, günümüzde sayıca azalan ve büyük ölçüde unutulan Yahudi cemaatinin aktardıkları çalışmanın temel veri kaynağı olmuştur. Ayrıca sözlü tarih görüşmelerinin yanında gözlem, doküman incelemesi ve destekleyici görüşmeler ile araştırma süreci katmanlı bir yapı çerçevesinde oluşturulmuştur. Araştımanın temel veri kaynağı olan sözlü tarih görüşmeleriyle 5 Yahudi katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiziyle, Maxqda 24 programı aracılığıyla kodlanmış ve kodlanan metinler beş tema kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan temalar, sosyal ve kültürel etkileşim, göç ve kırılma noktaları, yeni mekânsal kurgu ve toplumsal değişimler son olarak bireysel ve kollektif bellek gibi konular etrafında şekillenmiştir. Saha gözlemeleri ve destekleyici görüşmeler kapsamında Yahudi aznılığın mahalleye yönelik güvenlik algısı, dönüşüm sürecinin daha olağan karşılanması dikkat çeken husus olmuştur Araştırma kapsamında öne çıkan en önemli tespit ise kentsel alanlarda genellikle mekânsal değişimi sosyal değişimlerin takip ettiği yönünde genel bir eğilim olmasına rağmen, Kuruçeşme Mahallesi özelinde bu sürecin tersine işlediği; yani önce sosyal bir çözülmenin yaşandığı, ardından mekânsal dönüşümün gerçekleştiğidir. Yani bir zamanlar mahallenin eski sakinleri güven içinde yaşarken özellikle 80'li yıllarda dönüşüm süreci başlamış, mahallenin sosyal yapısı değişmeye başlamıştır. Zamanla mahallede boşalan kimi evler meyhane, butik otel, kafe gibi işletmelere dönüşmüş, kimi yapılar ise metruk hale gelmiştir. Kuruçeşme Mahallesi özelinde ortaya konan bu dönüşüm hikayesi, Bursa kentinin yaşadığı dönüşümün mikro ölçekte bir yansıması olarak okunmaya çalışılmıştır.

Sözlü tarih
Amine Ülker
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal alanların korunarak kalkınmasında ve planlanmasında bir araç olarak arazi toplulaştırması: Avrupa Birliği-Türkiye karşılaştırması

Arazi toplulaştırması, arazi parçalanmasını gidermek ve dağınık tarım topraklarının birleştirilmesi amacıyla Avrupa Birliği ülkelerinde 1550'li yıllardan, Türkiye'de ise 1960'lı yıllardan bu yana uygulanmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı, tarımsal üretimdeki verimlilik artışının ve kırsal alanlarda ekolojik yapının korunarak sürdürülebilirliğin sağlanması, kırsal kalkınmanın bir aracı olarak arazi toplulaştırmasının kullanılmasına ilişkin Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ve Türkiye'deki yaklaşımlara yönelik değerlendirmelerin yapılması, Türkiye için kırsal alanların daha etkin kullanımı ve planlanmasına yönelik kullanılabilecek yeni önerilerin geliştirilmesidir. Bu çalışma ile arazinin insan faaliyetlerinin temel mekanı olduğu savından hareketle, bunun sürdürülebilirliğinin sağlanmasında önemli bir araç olarak görülen arazi toplulaştırması ve kırsal kalkınmanın planlama ile ilişkisinin sağlanabilirliği araştırılmıştır.Çalışmada literatür taraması yapılarak, Avrupa Birliği ülkelerindeki ve Türkiye'deki arazi toplulaştırmasına yönelik yaklaşımlar incelenmiş, kurumsal yapı ve yasal mevzuatın nasıl işlediği ve toplulaştırma sonucu tarımsal verimin ne oranda değiştiği AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.Çalışma sırasında Türkiye'de arazi toplulaştırması uygulamasının yürütücü kurumlarından olan Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nden istatistiki bilgi ve konuyla ilgili doküman sağlanmıştır. Ayrıca üniversitelerin Ziraat Fakültesi'nin ilgili ana bilim dalında konuyla ilişkili tez çalışmalarının yapıldığı görülmüştür ve bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'deki arazi toplulaştırması uygulamalarına ilişkin yayınlara internet ortamından da erişilebilmektedir.Çalışmada, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nde görev alan, arazi toplulaştırması çalışmaları konusunda deneyimlere sahip kişilerle görüşülerek Delphi Tekniği uygulaması ile anket çalışması yapılmıştır. Uygulama internet üzerinden yapılmış, Delphi sürecinde ardışık anketler kullanılmıştır. Katılımcıların vermiş oldukları cevaplar neticesinde Türkiye'de uygulanan arazi toplulaştırmasının sorunları genel olarak ortaya konmuştur.Tez çalışmasının sonucu olarak, Türkiye'deki arazi toplulaştırması çalışmalarının Avrupa Birliği ülkelerindeki gelişme düzeyinde olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler : Arazi Toplula?tırması, Kırsal Planlama, Tarım Topraklarının Korunmasında Planlama, Avrupa Birliği, Türkiye, Delphi Tekniği

Arazi toplulaştırmasıAvrupa BirliğiDelphi tekniği+2
Merve Temel
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara daki sağlık birimlerinin konumlarının yer seçim modelleriyle analizi

Sağlık ocağı, hastane, dispanser gibi birimler kentlerin vazgeçilmez kullanım alanlarıdır. Bu alanların seçimi, etkin sağlık sistemi oluşturulmasında, kullanıcıların bu birimlere kısa sürede, kolay bir şekilde ulaşabilmesi, kentsel yaşam kalitesinin arttırılması ve sağlıklı bir sosyal çevre yaratılması adına önemlidir. Türkiye?de özellikle sağlık hizmetlerinin yer seçimlerinin kriterlerinin belirlenmesi, kriterlere göre kentsel analizler yapılması, analizler doğrultusunda kentsel politika ve programlar geliştirilmesi göz ardı edilmektedir. Bu durum ulaşım sistemi olmak üzere diğer kentsel sistemleri de etkilemektedir. Bu araştırmanın amacı Ankara?daki hastanelerin yer seçimlerini analiz ederek, mevcut konumlarını sağlıklı kentsel planlama çerçevesinde, özellikle erişilebilirlik açısından incelemektir. Bu hedefle araştırmada tampon ve ağ analizleri yapılarak, hastanelerin mevcut konumları, etki alanları ve erişilebilirlik özellikleri incelenmiş, konumların çevre ile ilişkisi arz ve talep özellikleri kullanılarak modellenmiştir. Tampon ve ağ analizleri sonuçlarına göre, hastanelerin az yoğun trafik koşullarında etki alanları büyümekte, çok yoğun trafik koşullarında küçülmektedir. Acil servisi olan hastanelerde yapılan analizlerde ise etki alanları Ankara metropoliten alanının, trafik koşullarına göre %50,0si kadarını kapsamaktadır. Bu durum, kentte bu etki alanı içinde olmayan mahalleleri kapsayacak bir sistem ile değiştirilebilir. Araştırmada kurgulanan mekânsal etkileşim modeli ile hastanelerin arz (yatak, hekim sayıları, sigorta durumu, mülkiyet durumu, sunulan hizmet sayısı, özelleşmiş durumları) talep özellikleri (yatan hasta sayısı ) arasında ilişki kurulmaya çalışılmıştır. Kurgulanan model sonuçlarına göre hastanelerin yatak ve hekim sayıları ile erişilebilirlikleri arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu çalışmaya göre sağlık yatırımlarının konumlarını belirlemekte tampon ve ağ analizleri ile mekânsal etkileşim modelleri etkili bir şekilde kullanılabilecektir.

Maghsoud Ghanat Bari
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentlerin akarsu ile bütünleşme sorunlarının planlama ve tasarım yönünden irdelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, akarsu kıyısı kentlerde akarsu ile kentin bütünleştirilme sorunlarının yasal mevzuat, kültürel ve mekansal açıdan incelenerek akarsuyun kentle bütünleşmesinin planlama ve tasarım yaklaşımı içinde ele alınmasıdır. Bilindiği üzere ülkemizde içinden akarsu geçen pek çok kent vardır. Tez kapsamında da bu birçok kentin neden akarsularına sırtını döndüğü sorusuna cevap olarak, yasal, kültürel ve mekânsal engellerin saptanması gerektiği düşünülmüş ve bununla birlikte yasal mevzuatın koruma, kullanma ve planlama adı altında getirdiği kısıtlar araştırılmış, kentlerin akarsularını kullanmasındaki karşılaşılan kültürel sorunlar irdelenmiş, mekânsal açıdan kentlerin akarsu kıyısı ve çevresini nasıl şekillendirdiği, geçmiş zamanlardan günümüze kullanımında ne gibi değişiklikler olduğu, mevcutta kıyı ile ilgili yapılan düzenlemelerin neler olduğu ve gelecekte nasıl tasarlanması gerektiği irdelenmiştir. Çalışma kapsamında, öncelikle literatür taraması yapılarak konu ile ilgili çalışmalar incelenmiştir daha sonra çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarından akarsuların düzenlenmesi ile ilgili bilgiler elde edilmiştir, Avrupa örneklerinde akarsu kıyısı tasarımları incelenmiştir ve son olarak da örneklem alanı olarak seçilen Adapazarı (Çark deresi ve Sakarya Nehri), Eskişehir (Porsuk Çayı) ve Amasya(Yeşilırmak) kentlerinde yerinde gözlem yapılarak, ve her bir kentte planlama ve teknik konularda uzmanlaşmış kişilerle birebir görüşme yöntemi ile görüşme ve anketler yapılarak ayrıca Amasya kenti özelinde bir de halkın görüşlerini öğrenmek amacıyla halk ile anket yapılarak içinden akarsu geçen kentlerin bu akarsuyu kullanma problemleri belirlenmiştir. Tüm bunların sonucunda ise, Türkiye?de kentlerin akarsularıyla yasal kısıtlardan kaynaklı olarak mekansal açıdan bütünleşemedikleri tespit edilmiştir. Sonuç kısmında ise tüm bu veriler değerlendirildikten sonra kentsel tasarım bağlamında akarsuların kent içinde daha etkin bir şekilde kullanılması ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler :

Zeynep Özdemir
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deprem duyarlı planlamada coğrafi bilgi sistemleri odaklı çok kriterli karar verme yöntemlerinin uygulanması:Yalova kent merkezi örneği

Ülkemizde özellikle 1999 Marmara Depremleri ve 2011 Van Depremi?nden sonra depremlerin insan hayatı için ne kadar yıkıcı olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Tarih boyunca Türkiye büyük depremlerle sarsılmış ve pek çok kayıp vermiştir. Ülkemiz bir deprem ülkesi olduğu için ilerleyen yıllarda da büyük şiddetlerde depremlere maruz kalması hayli olasıdır. Bu nedenle olası bir depremin büyük kayıplara neden olmaması için özellikle afet öncesi çalışmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Deprem riskini azaltmak amacıyla afet öncesi çalışmalar oldukça kritik bir öneme sahiptir ve afet öncesi çalışmalar afet yönetiminin en önemli süreci olarak tanımlanabilir. Hâlbuki yakın geçmişimize bakıldığında genellikle afet sonrası çalışmalara yani yara sarma politikalarına yoğunlaşıldığı gözlemlenmektedir. Günümüze yaklaştığımızdaysa, afet öncesi risk azaltma çalışmalarının yavaş yavaş afet yönetimi süreci kapsamında önem kazandığını görmekteyiz. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) bu süreç kapsamında etkin olarak kullanıldığında oldukça faydalı olan bir araçtır. Afet yönetiminin gerek afet öncesi gerek afet sırası gerekse de afet sonrası çalışmalarında kullanıldığında afet risklerini azaltmada oldukça etkin bir araçtır. Bu çalışmada CBS, deprem duyarlı planlama kapsamında, Yalova ili kent merkezinde kentsel ve zeminsel özelliklerden kaynaklanan riskleri tespit etmek amacıyla kullanılmıştır. Bu amaçla ilk olarak kentsel kriterler ve zemin kriterleri Analitik Hiyerarşi Süreci?ne tabi tutulmuşlardır. Analitik Hiyerarşi Süreci sonucu elde edilen riskli alanları gösterir kentsel risk ve zemin riski haritaları ise daha sonra TOPSIS analizinde girdi olarak yer almışlardır. TOPSIS analizi sonucunda da hem kentsel hem de zemin kriterlerini barındıran genel risk haritası elde edilmiştir.

Deprem riskiKent planlama
Kadriye Burcu Yavuz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji yönetimi ve kent planlama ilişkisi

Gelişen Dünya düzeninde insanların enerji talepleri artmaktadır. Teknolojinin sebep olduğu bu artan enerji tüketimine nüfusun, sanayileşmenin ve kentleşmenin hızla artması eklenince, yapay enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin geleceğinin tehlikeye girdiği görülmektedir. Dünya'da gelişmiş ülkelerin enerji politikaları temiz enerji kaynaklarının kullanımının en üst seviyeye çıkarılması üzerinedir. Enerji politikalarının hayata geçirilebilmesi için tüm meslek gruplarına görevler düşmektedir. Planlama disiplini de kentsel enerji tüketimini verimli hale getirebilmek için enerji entegre planlama anlayışını benimsemelidir. Sürdürülebilir olan enerji entegre planlama, artık günümüzde tüm senaryolarda dikkat edilmesi gereken, planlama kararlarının tüm planlara yansıtılması gereken bir yaklaşım olmalıdır. Tezde enerji türleri karşılaştırılmıştır. Dünya'nın, Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye'nin enerji politikaları incelenmiştir. İki bölümden elde edilen sonuçlara göre kent planlamada hangi enerji türlerinin üzerine gidilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Planlama disiplini çerçevesinde enerji entegre kentlere ilişkin 4 ölçekte planlama kararları belirlenmiştir. Ulusal, kentsel, mahalle ve tek yapı ölçekleri olarak ayrılan kararlar örneklerle açıklanmıştır. Dünya'nın geleceği için belirleyici rol oynayan enerjinin kentlerde verimli kullanımı; gelişmiş ülkelerin farkına vardığı, artık tüm ülkelerin de bu bilinçle planlama yapması gerektiği bir konudur. Bu bağlamda Türkiye'nin ne aşamada olduğu çalışılan 4 ölçekte, belirlenen başlıklarda enerji politikaları ve uygulamaları doğrultusunda incelenmiştir. Tezde belirlenen ölçekler arası planlama kararları şehir plancıları için kılavuz olacak ve bilinçlendirici niteliktedir. Bu kararlara göre incelenen Türkiye'nin mevcut enerji politikaları ve uygulamaları ise yapılması gerekenlere ışık tutmaktadır.

Enerji etkin planlamaEnerji yönetimi
Veliye Başak Tokatlıoğlu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel risklerin planlama temelinde analizi ve dirençli kent planlama yaklaşımı

Son yıllarda afetler politikası literatüründe tehlikelerin yalnızca kendisine odaklanmak yerine, korunmasızlığı ve dirençliliği dikkate alan görüş ve yaklaşımlar yaygınlaşmıştır. Kent planlama ve kentsel riskler arasında ise, henüz tanımlanmamış bir boşluk bulunmakta ve planlama, risk bileşeninden bağımsız olarak ele alınmaktadır. Bu çalışma, planlamanın risk bileşenleriyle bütünleştirilmesi, kent planlamanın bu süreçteki yerinin ve öneminin ortaya konulması ve 'dirençli kentsel yerleşimler' hedefine erişmede benimsenebilecek yaklaşımların geliştirilmesi amacı taşımaktadır. Tez kapsamında, dirençli kentsel yerleşimlere erişmede benimsenecek ilkelerin belirlenmesi için afetler ve planlama alanındaki uzmanların değerlendirmeleri ve analitik hiyerarşi süreci (AHS) yöntemi ile gösterge ağırlıkları oluşturulmuştur. Bu doğrultuda, kentsel dirençliliğin önemli bileşenleri olan tehlike, korunmasızlık, risk azaltma kapasitesi, acil müdahale ve yara sarma kapasitesini tanımlayan bir endeks geliştirilmiştir. Risk azaltma kapasitesinin dirençli kent üzerindeki etkileri, çalışmada bulunan en güçlü faktördür. İçerdiği alt faktörler ve göstergeler bakımından afet öncesi politikaları kapsamakta olan 'risk azaltma kapasitesi' organizasyon, koordinasyon, hazırlık, bütçe ve teşvik, yönetim, katılım aşamalarına odaklanmaktadır. Araştırmada ortaya çıkan ve kentsel dirençliliğe erişmeyi sağlayan 'risk azaltma kapasitesi göstergeleri' arasında ilk sırada 'sakınım planlaması' gelmektedir. Sakınım planlamasının ilk sırada yer alması, planlamanın kapsayıcı ve bütünsel bakış açısını içermesinden kaynaklanmakta ve planlamanın koordinasyonu sağlayıcı aktör olarak afet çalışmalarında yer alması gerekliliğini vurgulamaktadır. Buna ek olarak çalışmada 'sosyal donatıların yerseçiminde dirençliliği sağlayan yaklaşımların benimsenmesi gereği' ikinci sırada, 'risk iletişimi' ise üçüncü sırada yer almaktadır. Çalışma kapsamında ortaya konulan bu sonuçların, uluslararası afet politikasında üzerinde durulan temel konulardan olan 'afet öncesi kapasite artırımı' ile örtüştüğü görülmektedir. Araştırma sonuçlarından yola çıkılarak, dirençli kentlere erişmeyi sağlayacak politikalar kapsamında yasal-yönetsel, fiziksel-çevresel, sosyo-ekonomik boyutta planlama ve uygulama stratejileri geliştirilmiştir.

Münevver Özge Balta
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turizm gelişiminin girişimcilik faktörleri çerçevesinde değerlendirilmesi: Beypazarı ve Safranbolu üzerinde karşılaştırmalı bir çalışma

Küreselleşme süreci, ulaşımın gelişmesi ve teknolojik gelişmeler dünyadaki turizm gelişimini hızlandırmıştır. 1970 sonrası küresel ekonomik yeniden yapılanma ve dünyanın birçok gelişmiş kentinde imalat sanayinin önemini kaybetmesi nedeniyle, kent yönetimlerinin yerel ekonomik kalkınmayı sağlamak ve kentleri ekonomik olarak canlandırmak amacı ile turizme yöneldikleri görülmektedir. Bu çerçevede, turizm girişimciliğinin temel bileşenlerini oluşturan işletme özellikleri, girişimciye ilişkin özellikler ile sosyal, ekonomik ve fiziksel çevreyi kapsayan girişimcilik iklimi faktörlerinin turizm gelişimine etkisinin irdelenmesi ve başarı faktörlerinin belirlenerek desteklenmesi, bölgesel gelişmenin sağlanması ve hedeflenen turizm gelişimine ulaşılması açısından önem taşımaktadır. Türkiye'de son yıllarda turizm sektörünün ivme kazanmasıyla, gelişmiş turizm alanlarının yoğunlaştığı kıyı bölgeleri dışında iç kesimlerde de turizme dayalı ekonomik gelişmenin başladığı görülmektedir. Bu çalışma geleneksel tarihi konut dokusunun korunmasına dayalı olarak turizmin geliştiği Beypazarı ve Safranbolu ilçelerindeki etkili girişimcilik faktörlerinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Araştırmada konaklama ve yeme-içme hizmeti sunan turizm girişimcileriyle Safranbolu'da 87, Beypazarı'nda 32 olmak üzere toplam 119 anket çalışması ve yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Sonuçlar SPSS yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, girişimcilik başarı faktörlerinin belirlenmesi amacıyla lojistik regrasyon yönteminden yararlanılmıştır. Alan çalışmasının bulguları, Beypazarı ve Safranbolu'da turizm sektöründe küçük aile işletmelerinin hakim olduğu bir yapıyı gösterirken, girişimcilerin yaşam tarzı ve otonomi faktörleriyle ilişkili olarak sektöre giren, çoğunlukla orta yaş ve üzerindeki erkeklerden oluştuklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, Beypazarı'nda girişimcilerin orta eğitim düzeyine, Safranbolu'da ise yüksek eğitim düzeyine sahip oldukları görülmektedir. İki yerleşim alanında deneyim sahibi olmak ve turizm pazarlama planına sahip olmak ortak başarı faktörleri olarak ortaya çıkarken, özellikle Safranbolu'nun çok çeşitli başarı faktörleriyle turizm sektöründe daha yüksek gelişme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca çalışmanın bulguları, Beypazarı ve Safranbolu'da turizm girişimciliği başarı faktörlerinin Türkiye'deki gelişmiş turizm alanlarında öne plana çıkan başarı faktörlerinden farklı bir yapı gösterdiğini de ortaya koymaktadır.

Ankara-Beypazarı
Ali Haydar Öztürk
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de kiralık konut: Ankara örneğinde talep ve kullanım özellikleri

Konut sosyal, ekonomik, fiziksel boyutlarıyla çok yönlü bir olgudur. Bu özellikleri ile aynı zamanda bir üretim ve tüketim malı olarak konutun başka bir nesneyle ikame edilememesi, konut piyasasına diğer piyasalardan farklı bir nitelik kazandırmakta ve devletin bu piyasaya müdahale etmesini gerekli kılmaktadır. Bir konut piyasasında mülk ve kiralık konut piyasası birbirleri ile ayrılmaz biçimde bağlantılıdır. Bu nedenle kiralık konut piyasası, konut piyasasının önemli bir bileşenidir. Bu tez çalışmasında Ankara Metropoliten örneğinde kiralık konut talebi ve kullanım özellikleri çerçevesinde kiralık konut piyasasının anlaşılması ve kentsel politika ve stratejilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda planlama, mevzuat, politikalar gibi yasal ve yönetsel araçlarla ortaya çıkan arzın çeşitliliği ve bunların talebi nasıl yönlendirdiği Türkiye ve dünya örnekleri çerçevesinde tartışılmaktadır. Hanehalkı anketleri ile gerçekleştirilen alan araştırması çerçevesinde Ankara'daki kiracı hanehalklarının çeşitliliği, hareketliliği, kiralık konutların mekânsal özellikleri ile kiralık konut sunum çeşitliliği araştırılmıştır. Tezin bulguları kiralık konut kullanımının, tüm gelir grupları tarafından farklı nedenlerle tercih edilen bir kullanım biçimi olduğunu ortaya koymuştur. Buna göre kiralık konut kullanımı üç farklı tipoloji sergilemektedir. Birincisi kentin eğitim ve istihdam olanaklarından yararlanan genç ve öğrenci hanehalkları tarafından "geçici" olarak tercih edilen bir konut kullanım biçimi olmasıdır. İkincisi mülk konut edinme imkânına sahip hanehalklarının konut sahipliğine geçiş sürecinde "yarı kalıcı" olarak kiralık konutu tercih etmeleridir. Üçüncüsü ise mevcut piyasa koşullarında, mülk konut edinme olanağına sahip olmayan, birikim gücünden yoksun düşük gelir grubu kiracı hanehalklarının başka bir alternatif olamadığı için kiralık konut "zorunlu ve sürekli" bir konut kullanım biçimidir. Ayrıca kiralık konut hanehalklarına rahat hareket edebilme olanağı sağlayan, mülk konuttan daha esnek bir konut kullanım biçimidir. Tüm bu özellikleri ile kiralık konutun dinamik, gerekli ve özellikle metropol kentlerde vazgeçilemeyecek bir kullanım biçimi olduğu görülmektedir. Buna karşın politikalar mülk konutu özendirmektedir. Kira düzenlemelerine ilişkin mevzuat yeterli değildir. Bu çerçevede sürdürülebilir bir konut ve kiralık konut piyasası için politika ve stratejilerin arz ve talep odaklı geliştirilmesi önemlidir. Bu kapsamda her gelir grubundan kiracıların taleplerine uygun nitelikli ve fiyatlı konutlara erişimi sağlayacak kiralık konut üretimi ve araçları geliştirilmelidir. Mevcut konut finansmanı ve kira düzenlemeleri ile ilgili politikalar, mülk ve kiralık konutun bir arada işleyişini sağlayacak biçimde yönlendirilmelidir.

Aysu Uğurlar
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gecekondudan dönüşüm uygulamalarının kullanım sürecinde değerlendirilmesi; Zafertepe Mahallesi ve Portakal Çiçeği Vadisi

Kent, canlı bir varlık gibidir. Kentin doğup büyümesiyle başlayan süreç, kimi zaman yine bir canlı gibi hastalanıp sekteye uğrar. Bu süreç içerisindeki, kentin tekrar iyileştirilebilmesi adına yapılan çalışmalar sanayileşme ile başlamış, fakat sonrasında göç ve doğal afetler gibi nedenlerle hızlanmıştır. Sanayileşme süreci, kentlerin gelişimi, değişimi açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Özellikle oluşan sağlıksız ve kaçak yapılaşma, eski cazibesini yitirmeye başlayan kent merkezlerinin yeniden yaşanabilir alanlar olabilmesi için yenileme hareketlerini gerektirmiştir. Bu noktada gelişen kentsel yenileme olgusu tüm bu değişimler ile birlikte kentlerin nasıl dönüştürülmesi gerektiği konusunu inceleyen çok boyutlu kavramdır. Gecekondu alanlarına çözüm olarak yasalar çıkartılmış ve bu alanlardaki dönüşüm hazırlanan ıslah imar planlarıyla gerçekleştirilmiştir. Devam eden gecekondu sorunu için farklı çözümler aranmış ve kentsel dönüşüm projeleri gündeme gelmiştir. Islah imar planları ile ve kentsel dönüşüm projeleri ile ele alınan gecekondu alanlarında sadece mekanın gecekondulardan temizlenmesi, diğer bir deyişle yenilemenin fiziksel boyutunun ele alınmış, sosyal boyutların ise göz ardı edilmiştir. Oysa literatür kentsel dönüşümün öncelikle ekonomik ve sosyal boyutları ile ele alınması gerektiğine vurgu yaparken, dönüşüm alanlarının belirlenmesinde çıkış noktasının rant değil kentsel problemler olması, uygulama biçimlerinin de yer'e ve zamana özel kurgulanması gerektiği üzerinde durmaktadır. Literatür bu tür tartışmalara sıklıkla yer verirken, fiziksel dönüşüm ile biçimlenen mekânsal uygulamaların başarı düzeyine ilişkin çalışmalar sınırlı kalmaktadır. Oysa fiziksel dönüşüm uygulamalarının pek çoğunun, teknik ve mekânsal konularda daha da önemlisi kullanıcı özellikleri bağlamında eksiklikleri bulunmaktadır. Bu çalışmanın çıkış noktası bu eksikliklerin biri ıslah imar planı ile, diğeri kentsel dönüşüm projesi ile dönüşmüş iki örneklem alan üzerinde karşılaştırmalı olarak tespit edilerek tartışmaya açılmasıdır. Araştırma mekansal dönüşüm kavramı üzerine kurgulanmıştır. Dönüşümün sosyal ve ekonomik boyutları araştırmanın sınırları dışında tutulmuştur. Ancak mekanın şekillendirilmesini kullanıcı profili ile ele alan araştırma yöntemi dönüşümün ekonomik ve sosyal boyutlarına ilişkin önemli ip uçları da vermektedir.

Zeinab Milani Hosseini
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel miras alanlarında sağlıklılaştırma ve yenileme süreçlerinin değerlendirilmesi Ankara Hamamönü ve Hacıbayram örnekleri

Türkiye'de son on yıldır, kültür mirası alanlarını korumanın içeriğini, yasal düzlemini ve pratiklerini hatta kent bütününde gelişme ve değişmeyi, kentsel dönüşüm ve kentsel yenileme söylemi ve uygulamaları etkilemektedir. Bu gelişmede, ?kentsel yeniden canlandırma? eylemlerinin içeriğinde değerlendirilen ve/veya tartışılan, koruma eksenli iyileştirme yaklaşımı ile köhneleşmiş kent dokularına dönüşmüş kültürel miras alanlarında tercih edilen yenileme yaklaşımı birbiri ile çatışmaktadır.2004 yılı ve sonrasında koruma mevzuatındaki değişikliklerin koruma yaşatma uygulamalarının hareket noktasını oluşturduğu; uygulamada yaşanan sorun ve sonuçları -ilk örnekler olarak bilinen Ankara'daki Hamamönü ve Hacıbayram kültürel miras alanları üzerinde değerlendirilerek, sürdürülebilir koruma-yaşatmada başarıyı sağlama ölçütlerinin ve böylece kentsel koruma ve yaşatmada gelişmeye ilişkin önerilerin belirlenmesi tez çalışmasında amaçlanmış; farklı alanlarda farklı yöntemlerle gerçekleştirilen uygulamaların, korumadaki başarı düzeyi belirlenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler : Kültürel Miras Alanları, Sağlıklılaştırma, Yenileme

Koruma müdahalesiKültürel mirasRehabilitasyon+1
Teoman Mehmet Arslan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kent iklimi planlama ilişkisinin Stuttgart ve Hong Kong kenti örneklerinde değerlendirilmesi

Yerleşmelerin yer seçiminde önemli bir kriter olan iklim bilgisi insanoğlu için geçmişten günümüze sürekli araştırma konusu olmuştur. Ancak son yıllarda yaşanan ekstrem hava olayları iklim bilgisi üzerindeki ilgiyi daha da arttırmıştır. Özellikle kentsel alanlarda kent ikliminin bölge iklimlerinden farklılık göstermesi, kentsel iklimi ayrı bir araştırma konusu yapmış ve birçok disiplin kent iklimiyle ilgilenmeye başlamıştır. Kent planlama da bu disiplinlerden biridir.Kentteki doğal ve yapılı çevrede planlama ve tasarımın iklimsel etkilerinin belirlenmesi, konforlu ve yaşanabilir alanların oluşturulabilmesi için önemlidir. Bu nedenle kent iklimi konusunda yapılan akademik çalışmaları ve kent iklim bilgisinin planlama sürecine ne şekilde dahil edildiğini değerlendirmek; sürdürülebilir kent planlaması için kent iklim bilgisinin kullanım süreçlerini ve yararlarını ortaya koymak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Bu amaç doğrultusunda çalışmada, 1980-2010 yılları arasında kent iklimi üzerine yapılan çalışmalardan `Web of Science' listesindeki 66 adet süreli yayında basılan yaklaşık 1000 makale kent iklimindeki farklı konu başlıklarına göre sınıflandırılmıştır. Bu çalışmalardan kent planlama konusunda olanlar detaylı şekilde incelenerek kent iklim bilgisinin planlamaya nasıl dahil edildiğine dair değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda çoğunlukla kent iklim haritalarından bahsedildiği belirlenmiştir. Kent iklim haritalarının özelliklerini ve planlama sürecine etkilerini ortaya koymak için iki örnek kent Stuttgart (Almanya) ve Hong Kong (Çin) seçilmiştir. Seçilen bu iki örnek kent üzerinden kent iklim haritalarının oluşturulma süreci, bu süreçteki paydaşlar, ilgili yasa ve standartlar, kullanılan veriler, yapılan analizler, kent iklimi öneri haritaları ile bu haritaların mekansal planlamaya ve tasarıma etkileri ortaya koyularak, kent ikliminin kent planlama içerisindeki kullanımıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Hayriye Balık
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel kamusal mekânların iklim duyarlı tasarlanması: Türkiye örneklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada kentleşme ile iklim ilişkisinin sonuçları ve bu sonuçların kentlilerin termal konforlarının sağlanması için tasarım yoluyla ne şekilde yönlendirilebileceği literatür taraması yapılarak ortaya konmuştur. Bunun sonucunda kentsel kamusal mekânların etkin kullanımının sağlanabilmesi için farklı iklimlerde uyulması gereken tasarım ilkeleri sıralanmış ve bu ilkeler aracılığıyla mekânların iklim duyarlılığının ölçülebilmesini sağlayacak performans standartları çizelgeleri oluşturulmuştur. Sıcaklığın ve radyasyonun kontrolü, rüzgâr akımının kontrolü ve nemin kontrolu başlıkları altında toplam yirmi dört adet performans standardını içeren çizelgeler, fiziksel özellikleri fotoğraflanıp hâlihazır haritalar üzerine işlenen İzmir-1 Caddesi, Bahariye Caddesi ve Konak Meydanı örneklerinin iklim duyarlılığının değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Değerlendirme sonucunda yirmi dört adet performans standardından İzmir-1 Caddesi'nin soğuk dönemde onikisini, sıcak dönemde ise onyedisini, Bahariye Caddesi örneğinin soğuk dönemde onüçünü, sıcak dönemde ise onaltısını, Konak Meydanı örneğinin ise yirmidört standardın soğuk dönemde sekizini, sıcak dönemde ise ondördünü karşılayabildiği tespit edilmiştir.

Burkay Köseoğlu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplu konut yerleşimlerinin ekolojik kentsel tasarım ilke ve ölçütlerine uygunluk yönü ile sınanması için bir çerçeve oluşturulması: Ankara'da saha çalışması

Bu çalışmanın temel amacı, günümüzdeki toplu konut tasarımlarının daha önceki evrelerdekilere göre ekolojik tasarım ilkelerine uyumlu gelişme gösterip göstermediğini ortaya koymaktadır. Bu amaç doğrultusunda, üç toplu konut seçilerek ekolojik tasarım ilkeler açısından birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Bu çerçevede yapıların birbiriyle ilişkisi, açık alanların, ulaşım ve erişilebilirliğinin engelsiz, standart ve ekolojiyle uygunluğu analiz edilmiştir.Toplu konut yerleşimlerinin analizi için üç farklı evrede inşa edilen üç toplu konut yeleşimi örneklemmiştir. Belirlenen üç toplu konut yarleşiminden ilki TOKİ'den once konut kooperatifçiliği döneminde yapılmış; diğer ikisi ise TOKİ tarafından üretilen projelerden seçilmiştir. Bu projelerden ilki 1980li yıllarda ikincisi ise 2010 yılında tamamlanmıştır. bu toplu konutlar ekolojik kentsel tasarım ilkeleri ve ölçütleri kaosamından 4 ana başlık altında belirlenen ölçütlere göre birbiriyle karşılaştırılmıştır.Tez çalışmasının analiz aşamasında kullanılacak parametrelerin önem sırasının ve ağırlıklarının belirlenmesi amacıyla Delphi tekniği kullanılarak konuda uzman kabuledilen kişilerle anket yapılmıştır. Anketin sonucunda analiz parametrelerinin sıralaması, puanları belirlenmiştir. Analiz Sonuçlarının Değerlendirmesi Toplu konutların belirlenen kriterlere göre karşılaştırılması ve genelde bu toplu konutların ekolojik açıdan uygun olup olmadığı, standart ve ekolojiyle uygunluğunun analizidir.Anahtar Kelimeler : Kentsel Ekoloji, kentsel tasarım, Toplu Konut, ekolojik kentsel tasarım, Ekolojik Ayak İzi

Touraj Roshanaei Badr
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel arazi kullanımı trafik kazası ilişkisi: Eskişehir örneği

Bu tezin ana amacı trafik güvenliği öncelikli kent planlaması (arazi kullanım planlaması, yol ve kavşak tasarımı) oluşturma stratejilerine katkıda bulunmaktır. Tezin hipotezi ?Kentsel arazi kullanım kararları ile trafik kazası arasında anlamlı bir ilişki vardır? şeklindedir. Çalışmada öncelikle ulaşım planlamasının gelişim süreci ile kentsel arazi kullanımı trafik kazası ilişkisi kuramsal olarak incelenmiştir. Daha sonra örneklem alanı olarak seçilen Eskişehir Kentine yönelik kaza tahmin modelleri geliştirilerek trafik kazası kentsel arazi kullanımı ilişkisi ortaya konmuştur. Oluşturulan modellerin meydana gelen kaza sayısını mümkün olduğu kadar doğru tahmin edebilen basit ve uygulanabilir olmasına önem verilmiştir. Bu modeller, kazaların yoğunlaştığı yerleri etkileyen unsurları belirlemede, kentsel yol ağı ve kavşak güvenliği analizinde ve kentsel arazi kullanımı ile ulaşım planlaması çalışmalarında kullanılabilir niteliktedir. Modelleri oluşturma sürecinde öncelikle, coğrafi bilgi sitemleri kullanılarak kavşak ve yol kesimine ilişkin iki ayrı veri tabanı oluşturulmuştur. Daha sonra oluşturulan veri tabanları aracılığıyla kavşaklara ve yol kesimlerine yönelik model geliştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen modellerin temel amacı farklı yapıdaki kavşaklar ve yol kesimleri için kaza tahmini gerçekleştirerek kazayla ilişkili kentsel unsurları belirlemektir. Her iki model geliştirme çalışmasında da gerçekleştirilen modelleme teknikleri, kaza sıklığı ile açıklayıcı değişkenleri ilişkilendirmek için kullanılmıştır. Kavşaklara yönelik yapılan çalışmada Panel tahmini gerçekleştiren Poisson Regresyon Modeli, yol kesimlerine yönelik yapılan çalışmada genelleştirilmiş lineer modellerden Poisson logaritmik doğrusal (loglineer) Tahminleri Modeli kullanılmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriEskişehirGenelleştirilmiş doğrusal modeller
Ömür Kaygısız
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İleri teknoloji sektöründe kadın girişimciliği: Ankara örneği

Yeni bir iş kuran ya da kendi işinin sahibi olan kadın girişimcilerin sayısı son yıllarda hızla artmaktadır ve kadın girişimciler geleneksel sektörler yerine artık ileri teknolojiyle ilgili sektörlere giriş yapmaktadır. Özellikle son dönemde girişimcilik üzerine yapılan çalışmaların daha çok erkek girişimciler üzerine odaklanması ve kadın girişimcilerin çoğunlukla geleneksel sektörlerde yer aldığının kabul edilmesi, geleneksel olmayan bir sektör olarak ileri teknoloji sektöründe kadın girişimciliğinin araştırılmasını önemli kılmaktadır. Tez kapsamında Ankara'da ileri teknoloji sektöründe yer alan özellikle firma sahibi veya firma ortağı pozisyonundaki eğitim düzeyi yüksek kadın girişimciler araştırılmıştır. Araştırmada kadın girişimcilerin sahip olduğu ileri teknoloji firmalarının sektörel ve mekânsal farklılıkları, bu firmaların yığılma mekanları olarak görülen teknoloji geliştirme bölgelerinde ve bu bölgelerin dışında karşılaştırılmaktadır. Tezde kadın girişimcilerle yapılan derin görüşmelerle; girişimci karakteristiği, firma niteliği ve firma performansı, firmanın mekânsal yer seçimi ve iş çevresinin kadın girişimcilere bakış açısı detaylı olarak değerlendirilmektedir.

Mekan
Yasemen Atalay
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal yerleşmelerde içme suyu hizmetlerinin sağlanmasında köylerin altyapısının desteklenmesi (KÖYDES) projesinin rolü

Kalkınma ve gelişme üzerindeki olumlu etkileri yadsınamaz olan yol, içme suyu ve elektrik gibi altyapı servisleri aynı zamanda kentlerin ve kırsal yerleşmelerin yaşanabilir yerler olması için de elzemdir. Bu temel altyapı hizmetlerinin kamu hizmeti anlayışı içinde ülke genelinde yaygınlaştırılmasının sağlanması önemli bir toplumsal başarımdır. Türkiye'de kırsal altyapının merkezden ve taşradan örgütlenmesiyle eşgüdüm içinde sunulduğu yapı 2005 yılında Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün tasfiyesi ile ortadan kalkmıştır. Bugün İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda Köy Altyapısını Destekleme Projesi (KÖYDES) kanalıyla, kırsal altyapı yatırımları il özel idareleri (İÖİ) ve köylere hizmet götürme birlikleri (KHGB) tarafından yerel düzeyde gerçekleştirilmeye başlanmıştır.Bu çalışmada, Köy Altyapısını Destekleme Projesi (KÖYDES) ile kırsal alana götürülen altyapı hizmetlerinden içme suyu altyapısının ülke genelinde yaygınlaştırılma durumu incelenmiştir. KÖYDES projesinin ödeneklerinin, köy ve köy bağlısı yerleşimlerin altyapısına katkısı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevlerini devrettiği 2004 yılı verileri ile 2005-2010 KÖYDES ödeneklerinin illere dağılımını içeren veriler üzerinden haritalara aktarılarak değerlendirilmiştir. KÖYDES Projesinin içme suyu altyapı bileşenlerine (susuz, yetersiz, şebekesiz ünite ) göre, KÖYDES ödenek kriterlerinin dağılımı, kır nüfusu, köy sayısı, Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYH) ve ilde kurulmuş olan Köylere Hizmet Götürme Birliği (KHGB) sayıları gibi ölçütleri de kapsayan genel bir değerlendirme yapılmıştır.Bu değerlendirme sonucunda, KÖYDES Projesi kapsamında ödeneklerin dağıtımında, ünitenin susuz olmasının birincil ölçüt olduğu, köy nüfusu ve sayısının, ilde kurulmuş olan birlik sayısının ise ödeneklerin dağıtımında ikincil önceliği aldığı görülmüştür. İllerin az gelişmiş olması durumunun önemli bir ölçüt olarak ödeneklerin dağıtım sürecinde değerlendirilmediği, KÖYDES projesi ile ülke genelinden bağımsız il odaklı bir ödenek dağıtım yaklaşımının izlenildiği söylenebilir.

Neslihan Sayılgan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mücavir alan kavramının imar mevzuatı ve uygulamaları yönünden irdelenmesi

İmar faaliyetlerinin yerine getirilmesi için tek yetkili kurumun, belediyeler olduğu yıllarda; belediye sınırları dışında kalan alanlarda, imar konusunda yetkili bir kurumun olmadığından, kaçak yapılaşma ve arsa spekülasyonunu gibi sorunları önlemek ve planlı gelişmeyi sağlamak için, bir ara çözüm olarak, mücavir alan kavramı ortaya atılmıştır. Mücavir alan sınırları, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 45. Maddesi uyarınca, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onaylanmaktadır.Günümüzde, imar açısından sorumlu farklı idarenin varlığı ve merkezi idare kuruluşlarına plan yapma yetkisi veren kanunlar dikkate aldığında; mevzuat açısından, mücavir alan kavramına duyulan hukuksal ihtiyacın, sona ermesi gerektiği düşünülmektedir. Mücavir alanlar ilk yıllarında amacına uygun, önemli yararlar sağlamıştır. Ancak, son zamanlarda amacından sapmış, farklı amaçlarla kullanılmaya başlamıştır.Son yıllarda yapılan, mücavir alan başvurularına bakıldığında, taleplerin; arazi rantının yoğun olduğu yerlerde, kıyı bölgelerinde ve hızlı gelişen yerleşmelerde yoğunlaştığı görülmektedir.Bu çalışmada, mücavir alanların, tarihsel gelişimi ortaya konularak, imar mevzuatı ve uygulamaları yönünden irdelemesi yapılmıştır. İrdeleme yöntemi iki teknik kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak, belirlenen anahtar kavramlar üzerinden, mücavir alanlar; ?yararlı mıdır??, ?belediyelerin hizmet verebilme güçleriyle orantılı mıdır?? ve ?yasalarımızda yer almalı mıdır?? konularına açıklık getirilmiştir. Belediye anketi ile örneklem belediyeler üzerinden, mücavir alan uygulamalarındaki, mevcut durum ortaya konulmuştur.Bu irdeleme sonuçlarına göre, mücavir alanların, çıkarılma amacına uygun hizmet edememe sebepleri saptanmış ve buna bağlı olarak, uygulamada yaşanılan olumsuzlukları gidermek için öneriler getirilmiştir. Ancak, planlama açısından, sebep olduğu olumsuzlukların, olumlu olanların çok üzerinde olmasından ötürü; kanunlarımızdan kaldırılması gerektiğine dair gerekçelere de ayrıca yer verilmiştir.

AntalyaPlanlama
İnönü Abacı
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Güvenli kent planlama ilkeleri, kentsel suçları önleme kapsam ve yöntemleri: Ankara Kenti örneği

Kentte güvenlik endişelerini oluşturan farklı etmenler söz konusudur. Küreselleşme sürecindeki evrensel ölçekten kentsel ölçeğe kadar radikal değişimlerin, güvenliğe karşı tehditleri arttırdığı bilinmektedir. Bu süreçte insan hareketliliğinin kolaylaşmasıyla, kentler ve/veya kent bölgeleri, nüfusun hızla artması ve değişmesiyle sosyal kontrolün azaldığı mekânlara dönüşmektedir. Bu olgu, topluma ve kente karşı işlenen suçları tetiklemektedir. Diğer bir deyişle, 21. yüzyıla girerken kentlerin en önemli sorunu, geçmişinde de olduğu gibi güvenliğin sağlanmasıdır. Ancak günümüze değin, ?güvenli kent?, sadece kavramsal olarak sağlıklı kent teorileri içerisinde açıklanmış ve kent planlamada ilke ve esasları tanımlanmamıştır.Bu nedenle bu tez çalışmasında; güvenli kent oluşumunda suçların önlenmesi, öncelikli araç olarak ele alınarak kent planlama kapsamında tanımlanmaktadır. Bu ele alışta, suç ve şiddetin oluşumunda, kentsel ölçekte koruma-yaşatmada başarısızlık nedeniyle negatif (olumsuz) yönde ayrışan ya da terk edilerek dışlanan ?kentsel sit alanları?, kent merkezi niteliğine bağlı olarak öncelikli alan kabul edilmiştir. Bu yönlenme ile suçun hareketliliği ve yer'e göre değişkenliği dikkate alınarak, çalışma alanı (Ankara-Ulus Geleneksel Kent Merkezi) üzerinde, öncelikle suç coğrafyası ile kentsel arazi kullanımı diğer bir deyişle fiziksel mekan niteliğinin ilişkisi kurulmuştur.Böylece, suç coğrafyası yardımıyla kentsel suçları önlemenin kapsam, yöntem ve teknikleri belirlenerek ?güvenli kent planlama ilkeleri? hem literatüre katkı hem de uygulamada güvenliğin sağlanmasında yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.

Erman Aksoy
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kalkınmanın mekânsal planlama pratiğine aktarılması: Sürdürülebilirlik değerlendirmesi ve Türkiye uygulaması

Sürdürülebilir kalkınma çok bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir kavram olmakla beraber, uygulama araçlarının tanınmaması ve bu anlamda yeterli deneyim olmaması sebepleriyle planlama pratiğine geçirilmesinde sıkıntılar yaşanmaktadır.Sürdürülebilir kalkınma ilkelerini benimseyen yeni bir plan/belge hazırlanması için ya da mevcut politika dokümanlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri ışığında değerlendirmesinin yapılabilmesi için tanımlanan en güncel yöntem ?Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi?dir. Mekânsal planlamada, sürdürülebilir kalkınmanın hayata geçirilmesi için bütünleşik ve analitik bir süreç tanımladığı için Sürdürülebilirlik Değerlendirmesinin yöntem ve amacının iyi anlaşılması önem taşımaktadır.Bu çalışmada, mevcut etki değerlendirme yöntemleri ile uygulamaya yeni aktarılmakta olan Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi yöntemi incelenerek karşılaştırılmakta ve mekânsal planlamaya entegrasyonu ortaya konulmaktadır. Mevcut yazın taraması ve ülke örneklerinin incelenmesi yoluyla mekansal planlamada kullanılabilecek bir Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi modeli geliştirilerek, iki örnek mekansal plan üzerinde geliştirilen model sınanmaktadır.

BilecikBursaBölgesel planlama+7
Pınar Zoral
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliğinin belirlenmesi: Ankara örneği

İklim değişikliği ile yaşanan değişim süreci küresel ölçekten kent ölçeğine kadar sosyal, ekonomik, çevresel ve kurumsal tüm sistemleri etkilemektedir. Birbirleri ile ilişki içerisindeki sistemlerin maruz kaldıkları iklim değişikliğinin etkileri ile baş edebilme dereceleri ve uyum kapasitelerinin belirlenmesi, bugün ve gelecekte varlıklarını sürdürebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle tüm sistemlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliklerinin/ etkilenebilirliklerinin saptanması günümüzde iklim değişikliği ile mücadele sürecinde üzerinde durulan konulardan bir tanesidir.Bu çalışmanın amacı kentlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliğini/ etkilenebilirliğini sosyal, ekonomik, çevresel, kurumsal ve mekansal boyutlarıyla ortaya koyan bir yöntem geliştirmek ve bu yöntemi Ankara kenti örneğinde uygulamaktır. Bu amaç doğrultusunda farklı zarar görebilirlik çalışmaları incelenmiş, çalışma ölçeğine ve ulusal veri tabanına uygun bir gösterge seti hazırlanarak Ankara kentinin iklim değişikliğinden zarar görebilirliği/ etkilenebilirliği analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda ele alınan sistemlerin iklim değişikliği etkilerine karşı esneklik göstermediği ve Ankara kentinin zarar görebilirliğinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler : İklim değişikliği, Zarar Görebilirlik, Kentlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliği, Ankara

Pınar Çobanyılmaz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanayi kümelenmesi yaklaşımı içerisinde Ankara Ostim medikal sanayi kümelenmesinin değerlendirilmesi

Oluşan ekonomik krizler sebebiyle 1970'li yıllardan itibaren dünya çapında bir çok boyutta görülen yeniden yapılanmalar, coğrafi alanda ekonomik yığılmalardan öte kümelenme eğilimi gösteren üretim komplekslerinin oluşmasına sebep olmuştur. 1980'lerde Avrupa'da görülmeye başlayan kümelenmeler ülkemizde ise; 1990'lı yıllarda görülmeye başlanmıştır.Ülkemizde özellikle rekabet potansiyeli olan sektörler içerisindeki medikal aletler ve cihazlar sektörünün son yıllarda hızlı bir ivme göstermesi ve rekabet düzeyini arttırması dikkat çekicidir. Bu sebeple de Türkiye'de sadece Başkent Ankara'da bulunan ve bu sektörde faaliyet gösteren OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi örneklem olarak seçilmiştir.Bu tezin amacı AB Ülkeleri içerisinde medikal aletler ve cihazlar sektöründe faaliyet gösteren sanayi kümelenmeleri ve bulundukları ülkeler ile Türkiye ve OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi'ni karşılaştırarak ülkemizin kümelenme yaşam döngüsü içerisinde hangi aşamada olduğunu ortaya koymaktır. Dolayısıyla AB ülkelerinde de yer alan ve medikal cihazlar ve aletler sektöründe uzmanlaşmış kümelenme örneklerine bakılmıştır. Ancak dünya üzerinde bulunan kümelenmeler içerisinde salt olarak medikal cihazlar ve aletler sektöründe uzmanlaşmış kümelenme bulunmamaktadır. Aksine içerisinde ilaç sanayi ve biyomedikal alanında üretim ve araştırma yapan kümelenmelere rastlanmıştır. Bu sebeple sektörel olarak en fazla uzmanlaşan ülkeler (İtalya, Fransa ve Almanya) incelenerek; bu ülkelerde yer alan kümelenmelerin yapısal durumları ve ülkelerin kümelenme politikaları ile programları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar ile OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi ve ülkemizde yer alan kümelenme faaliyet ve projeleri karşılıştırılarak; ülkemizdeki kümelenmelerin AB Ülkeleri'ne göre kümelenme yaşam döngüsünün hangi evresinde olduğu tespit edilmeye çalışılmış ve yine ülkemizdeki kümelenmelere yönelik yapılan faaliyetler için öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler : Bölgesel Politikalar, Yığılma Ekonomileri, Girişimcilik, İnnovasyon, Rekabetçilik, Yakınlık, Sanayi, Kümelenme, Medikal Cihazlar ve Aletler.

Kübra Yıldırım
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kapalı bir havzada Milli Parkların ulaşım sisteminin çevre duyarlı modellenmesi için bir yöntem: Beyşehir ve Kızıldağ Milli Parkları örneklemi

Dünyada su havzaları ve milli parklar başta olmak üzere korunacak tüm doğal alanlar üzerinde insan kaynaklı faaliyetler her geçen gün artmaktadır. Özellikle su kaynaklarının bulunduğu milli parkların hassas şekilde korunması gereği açıktır. Mevcut tarım topraklarının denetimsiz ve aşırı kullanımı, toprak verimini azaltan tarımsal ilaçların kullanılması, her türlü ulaşım araçlarının hassas ekosistemlerin tüm noktalarına denetimsiz girişine izin verilmesi, çevre duyarlı hassas ekosistemlerde karbon emisyon artışı gibi olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, ulaşım kaynaklı ekolojik ayakizinin milli parklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilmek amacıyla yeni bir ulaşım sistemi modeli araştırılmıştır.Araştırmada, alan ve konuya ilişkin yerli ve yabancı literatür araştırması, trafik sayımı, taraflarla derinlemesine yüz yüze görüşmeler ve anket uygulaması gibi yöntemler kullanılmıştır. Örneklem araştırma alanında, ziyaretçiler ile çevre sakinlerinin mevcut ulaşım sistemini kullanım alışkanlıkları, geliştirilen emisyon formülü ile birim zamanda(gün) miktar(gr) ve değişkenler arasındaki bir bağıntı olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, çevre duyarlı ulaşım Yaklaşımları uygulanan örnek milli park alanlarındaki emisyon miktarındaki azalma oran(lar)ı tespit edilmiştir. Bu bulguların sonucu olarak; Beyşehir Gölü'nün her iki yakasındaki milli park alanlarına yönelik çevre duyarlı ulaşım sistemini temel alan bir model önerilmiştir/geliştirilmiştir.

EkolojiEkolojik etkiEkolojik planlama+7
Hayri Ulvi
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Planlamada ekolojik duyarlı alanların belirlenmesi: Gediz Deltası sulak alanı örneği

Planlamanın temel kaygılarından biri ekolojik öneme sahip doğal alanlar ile yapılı çevreler ya da yapay alanlar arasındaki ikileme çözüm üretmektir. Doğayı koruyarak sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak amacıyla ortaya konan planlama kararları ve araçları ekolojik öneme sahip alanları korumada etkili rol oynamaktadır. Ülkemizde koruma alanlarının belirlenmesi ile bu alanlara yönelik plan kararının geliştirilmesi süreci, uluslararası düzeyde benimsenen koruma yaklaşımları ile habitat alanlarını azamileştirmeyi amaçlayan bilimsel yöntemlerle entegre olamamıştır. Bu çalışmanın amacı bu sorunu yeniden tartışmaya açarak planlamada doğal ekosistemlerin koruması konusunda yol gösterici olacak dünyada kabul gören koruma yaklaşım, yöntem ve uygulamalarını ortaya koymaktır. Bu bağlamda bir sulak alan ekosistemi özelinde koruma sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan göstergeler çalışma kapsamında ortaya konmuştur. Çalışma alanı olarak belirlenen Gediz Deltası Sulak Alanı ve çevresinde koruma alanları UNESCO'nun ortaya koyduğu "biyosfer rezervi" yaklaşımından yararlanılarak; öneri koruma alan net sınırları ise coğrafi bilgi sistemi tabanlı çok kriterli karar verme ve Bayes olasılık yöntemleri ile bu kapsamda kullanılan kanıt ağırlığı tekniğinden yararlanılarak tanımlanmıştır. Çalışma ile Gediz Deltası'nda ekolojik duyarlılık gösteren alanlar olasılık dağılım sonuçlarına göre farklı uygunluk dereceleriyle sınıflandırılarak öneri koruma alanları belirlenmiştir. Bu alanlardan potansiyel sulak alanlarla azamileşen çekirdek bölgenin, başlangıçta kabul edilen ve yasal sulak alan sınırlarıyla karşılaştırıldığında her iki alandan da geniş bir alanı kapsadığı ortaya konmuştur.

Yasemin Şentürk Yılmaz
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samsun saathane meydanı özelinde kentsel arkeolojik varlıkların kentle bütünleştirilmesinin yasal boyutuna ilişkin bir model önerisi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kentlerinde bulunan arkeolojik kalıntılar kentsel arkeoloji kavramının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşim gören kentlerdeki arkeolojik varlıkların korunması, zamanla önem kazanarak bu alandaki koruma yaklaşımını geliştirmiştir. Yaklaşımın gelişmesine rağmen halkın bilinçlenmesinde önemli bir gelişim sağlanamaması kentsel arkeolojik varlıkların korunmasını yasal düzenlemelere bağımlı kılmıştır. Bu bağlamda yasal düzenlemelerde yapılan değişiklikler kentsel arkeolojik varlıkların koruma yaklaşımlarını doğrudan şekillendirmektedir. Kentsel alandaki arkeolojik sitlerin koruma ve teşhir ilkesine göre yerinde korunması, yaşayan bir organizma olan kentlerde sorunlar oluşturmaktadır. Son yıllarda oluşan bu sorunların bertarafı için farklı çözümler aranmaktadır. Avrupa'da koruma kullanma dengesi gözetilerek yapılan çalışmalarla kentsel arkeolojik alanların kentle bütünleştirilme stratejileri geliştirilmekte ve arkeolojik alanların korunarak yaşayan mekânlara dönüşmesi sağlanmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de kentsel arkeolojik varlıkların yaşayan mekânlara dönüşmesini sağlayacak biçimde yasal düzenlemelerin iyileştirilmesidir. Bu kapsamda yasal düzenlemeler uluslararası mevzuata ve örnek ülkelerin yasal düzenlemelerine göre incelenmiş, uygulama aşamasındaki kısıtlar ise Samsun Saathane Meydanı kazıları özelinde irdelenmiştir. Bu çalışmanın çıktısı, uygulamaya yönelik kararların bilimsel çalışmalar ile uluslararası koruma mevzuatına uygunluğunun tespit edilmesiyle, yasal sistemdeki eksikliklerin belirlenerek bu eksikliklere ilişkin yasal bir model önerisinin geliştirilmesidir.

Kentsel arkeolojiKentsel bütünleşmeŞehir planlama+1
Emrehan Özcan
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmar planlarına yapılan müdahalelerin ulaşım şebekesine etkisinin sorgulanması: izmir yeni kent merkezi revizyon imar planı

Kentler dışsal etkenlerin değişmesinden büyük oranda etkilenen açık sistemlerdir. İmar planlarına yapılan müdahale türleri ile ekonomik, toplumsal ve mekansal değişkenlere bağlı olarak kentlerde öngörülmeyen etkilerle karşılaşılabilmektedir. Fakat imar planlarına yapılan müdahalelerin, özellikle ulaşım şebekesi üzerine olan etkisini ölçme ve olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik teknik araçlar yönünden Türkiye literatüründe ve mevzuatında eksik kalınmaktadır. Kent planlaması ve ulaşım planlaması arasındaki bu karşılıklı etkileşim iki aşamada çalışılmıştır. Araştırmanın çözümleyici olan ilk aşamasında; çalışma alanı olarak seçilen İzmir Yeni Kent Merkezine ait Nazım İmar Planı Revizyonlarının trafik hacmine etkisi, Trafik Etki Analizi yöntemi ile ölçülmüştür. İmar planlarına yapılan müdahaleler ile yoğunluk artışının yaşandığı durumlarda ulaşım şebekesinin olumsuz yönde etkilenmesinin olası bir sonuç olduğu ve bu sonucu ölçebilecek teknik yöntemlerin geliştirilmesi gerekliliği anlaşılmıştır. İkinci aşamada, sorun tanımına ilişkin geliştirilen beş temel ulaşım yaklaşımı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu yaklaşımlar içerisinden, çalışma alanının büyüklüğüne ve dinamiklerine göre, bir çağdaş ulaşım yaklaşımı seçilmiştir. Seçilen yaklaşım doğrultusunda, çalışma alanı için uygulama ölçeğine uygun uygulama araçları belirlenmiştir. Sonuç olarak, bazen imar planlarına yapılan müdahaleler bazen de imar planının kendisi ulaşım şebekesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Oluşabilecek negatif etkileri en aza indirgemek için, kent dinamiklerine uygun ulaşım yaklaşımlarının planlama sürecinde ele alınması gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İmar planlarına müdahale, Trafik etki analizi, Çağdaş ulaşım yaklaşımları, İzmir yeni kent merkezi nazım imar planı revizyonu

UlaşımŞehir planlamaŞehiriçi trafiği+1
Pelin Tatlı
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00