Bursa Technical University
Discipline

Urban and Regional Planning

Bursa Technical University

216

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kentsel imaj öğeleri bağlamında Haliç bölgesinin incelenmesi

?Kentsel İmaj Öğeleri Bağlamında Haliç Bölgesi'nin İncelenmesi? başlıklı bu çalışmanın konusu kentsel mekanlarda kentsel imaj öğelerinin kentsel tasarım ve çevre psikolojisi kapsamında incelenmesidir. Çalışmanın amacı yerel ve küresel değişimlerden en fazla etkilenen mekanlar olan kentlerin imaj öğelerini kentsel tasarım öğretisi çerçevesinde incelemektir. İncelemede kenti kullananların kentsel algısı da ele alınmaktadır. Çalışmada tarihi nitelikli yerleşmelerde kentsel imaj öğelerinin incelenmesi yoluyla yeni gelişecek kentsel mekanlarda kentsel tasarım açısından önemli olan bu konuya ilgililerin dikkatini çekmek hedeflenmiştir. Kent kimliğinin oluşumunda da etkili olan kentsel imaj öğeleri bilinci ile fiziksel ve sosyo-psikolojik olarak algılanan kentler ortaya çıkacak, böylece çevre psikolojisi bağlamında sahiplenilen ve benimsenen mekanlar oluşacaktır. Tarih boyunca yaşanan ve günümüzde de süregelen mekansal değişim ve gelişimlerin hızlı ve kontrolsüz nüfus artışı, denetimsiz büyüyen kentsel mekan, tarihi yapıları hiçe sayan sağlıksız yapılaşma gibi olumsuz sonuçları insan ve kent arasındaki ilişkilerin zayıflamasına neden olmaktadır. Sahip olduğu doğal ve kültürel özellikler ile dünyanın en önemli kentlerinden biri olan İstanbul sözü edilen kentsel değişim ve gelişimlerden en fazla etkilenen mekanlardandır. İstanbul'un coğrafi ve tarihi özelliklerinin birarada bulunması kentin özellikli bir kimliğe sahip olmasını getirmiştir. Haliç Bölgesi İstanbul tarihindeki önemi, sahip olduğu kültürel ve doğal özellikler ile İstanbul Metropoliten Alanı içerisinde önemli bir altbölgedir. Doğal yapısı ile taşıdığı kültürel, tarihi, sosyal değerler Haliç'in özel bir kimliğe sahip olmasını sağlamıştır. İstanbul'un en eski yerleşimlerinden olması, birçok kentsel imaj öğesinin birarada bulunması ve bölgede yaşanan değişim ve gelişimler tez çalışmasında örnek alan olarak Haliç Bölgesi'nin seçilmesinde etkili olmuştur. Haliç Bölgesi'nde günümüze kadar yapılan proje ve uygulamaların altbölgeyi bütüncül olarak ele almaması ve bu çalışmalarda kullanıcının bölgeyi algılaması konusuna yer verilmemesi giderilmesi gerekli bir eksiklik olarak düşünülmektedir. Parçacıl olarak uygulanan projeler birbirinden kopuk sonuçlar getirmektedir. Haliç'in temizlenmesi, tarihi sanayi yapılarının kültürel tesise dönüştürülmesi gibi projelerin bütüncül bir planlama anlayışıyla ve kullanıcının katılımıyla yapılması Haliç'in fiziksel olarak algılanabilir, sosyo-psikolojik olarak da sevilen ve benimsenen bir mekan haline dönüşmesini sağlayabilir. Haliç Bölgesi bütününde kentsel tasarım ve çevre psikolojisi kapsamında kentsel imaj öğelerinin incelendiği bu tez çalışmasının, bölgenin daha önce bu konu açısından ele alınmamasından dolayı gerekli olduğu düşünülmektedir. Çalışmada kullanıcının bölgeyi nasıl algıladığı da yapılan anket çalışmaları ve oluşturulan bilişsel haritalarla test edilmiş, böylece kullanıcıyı dikkate alan bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve çalışmada kullanılan yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde kavramsal çerçeve oluşturulmuş, konuyla ilgili kavramlar ve kuramlar incelenmiştir. Bu bölümde ilk olarak kentsel çevrenin en önemli öğesi olan insan tarafından sürekli değişen ve biçimlenen mekan ve çevre kavramları ele alınmıştır. Kentlerin benimsenmesinde etkili olan kentsel imaj olgusu sadece görsel açıdan değil, kentin kimliği ve kullanıcı tarafından algılanabilirliği açısından da incelenmiştir. Bu nedenle bölümde algı, kentsel kimlik ve kentsel imaj kavramlarına yer verilmiştir. Kentsel imaj konusunda temel kuramsal yaklaşımlar olan ?Bilişsel Haritalar Kuramı? ve ?Kentsel İmaj Kuramı? tez konusu kapsamında incelenmiştir. Üçüncü bölümde örnek alan olarak seçilen Haliç Bölgesi'nin konumu, tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Bölüm sonunda ?Kentsel İmaj Kuramı? bağlamında Haliç Bölgesi'nin imaj öğeleri şehir plancı gözüyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Haliç Bölgesi'nin kullanıcılar tarafından algılanması konusu irdelenmiştir. Bölgenin sahip olduğu imaj öğeleri ve kentsel kimliği bölgede ikamet edenlere, çalışanlara ve bölgeyi ziyaret edenlere uygulanan sorgulama ile araştırılmış, anket çalışması sonucunda önemli veriler elde edilmiştir. Sonuç ve değerlendirme bölümünde tez bütününde kavramsal bölümler ve diğer gelişme bölümleri karşılıklı ilişkiler kurularak değerlendirilmiş ve bu çalışmadan çıkarımlar elde edilmiştir. Kentsel imaj kavramı geleneksel yerleşmelerin çağdaş koşullara uyumunda ya da yeni gelişen yerleşim alanlarında kentsel tasarım açısından önemli bir konudur. Niteliksiz ve kimliksiz mekanlar yerine fiziksel olarak algılanan, sosyo-psikolojik olarak sevilen ve benimsenen mekanlar kent ve kullanıcı ilişkisini güçlendirecektir. Günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek mekanlar üretmek, bunu yaparken de geçmişe sahip çıkmak kent kimliğinin ve imajının korunmasında temel amaç olmalıdır. Bu düşüncelerden hareketle, tez çalışmasında örnek alan olarak Haliç Bölgesi'nin incelenmesinin bu konuda yapılacak çalışmalara altlık oluşturacağı düşünülmektedir. Haliç'in kıyıları, yamaçları, vadileri, akarsuları ve akarsu havzaları ile bir bütün olarak ele alınan çalışma tanımlı bir altbölgeyi kapsadığından bu bölge ile ilgili yapılacak her türlü çalışmaya kaynak olabilecektir. Farklı dinamiklerin etkisiyle sürekli gelişen ve değişen Haliç Bölgesi'nin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek gerekmekte, bu noktada uygulamalar tam katılım sağlanarak yapılmalıdır. Çalışmanın; kullanıcının bölgeyi nasıl algıladığının araştırılması ve bölgenin fiziksel olduğu kadar sosyo-psikolojik açıdan da ele alınması yönleriyle çok yönlü ve özgün olduğu düşünülmektedir. Anahtar sözcükler; Kent kimliği, algı-algılama, kentsel imaj, Haliç Bölgesi, kentsel imaj öğeleri

Emine Tayyare
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzajın tarihsel gelişiminin Beykoz ilçesi örneğinde irdelenmesi

Tarih boyunca kentler, endüstri toplumunda oldugu gibi endüstri öncesi toplumlarda da, her zaman toplumun en devingen ögesi olmus, toplum yasantısında belirgin etkiler ve izler bırakmıstır. Yerlesim alanları, geçmisten günümüze kadar belli bir tarihsel birikim sonucu olusmustur. Kentlerin biçimlenmesinde, gelisiminde ve yasanabilirliginde tarihsel olaylar, geçmis yasantılar, ekolojik, ekonomik, bireysel, toplumsal ve estetik ögeler büyük pay almıstır. Kendine özgü ekolojik karakteristigi olan alanların tüm peyzaj özelliklerinin ve tarihsel süreçlerle nasıl gelisim gösterdiginin ortaya konulması yerlesim alanları ve ekolojileri açısından çok önemlidir. Bu çalısmada, peyzajın tarihte geçirdigi süreç, gelisimler, degisiklikler stanbul li Beykoz lçesi örneginde irdelenmis ve degerlendirilmistir. Tez kapsamında Beykoz lçesi'nin peyzajını olusturan ögeler ve tarihsel gelisimleri kentsel ve kırsal olmak üzere iki asamada irdelenmis ve degerlendirilmistir. Kentsel peyzaj yapısı ve tarihsel gelisimleri tarihi yerlesmeler, tarihi iskeleler, kasırlar, kaleler, kuleler, mezarlıklar, hamamlar, balıkçı barınagı, liman, marina, tabiat parkı, korular, mesire alanları ve kırsal peyzaj yapısı ve tarihsel gelisimlerinde de deniz peyzajı ve stanbul Bogaz akıntılarının peyzaj üzerine etkisi, tarımsal peyzaj, orman peyzajı ve Bogaz peyzajı irdelenmistir. Anahtar Kelimeler: Peyzaj, ekoloji, sürdürülebilirlik, tarihsel gelisim, çevre sorunları.

PeyzajPeyzaj mimarlığıPeyzaj planlama
Gamze Pirgaip
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal alanda sanat ve kentsel mekana etkileri İstanbul'da heykel uygulamaları irdelemesi

Kentsel mekanlar kamusal alanlar olarak toplumsal hayat ve bireyin varolusu açısından çok önemlidir. Bu önem kamusal alanın toplumların sosyal ve günlük yasam pratiklerinin ana fiziksel - islevsel platformunu meydana getirmesinden ve de bunun estetik düzeyini olusturan içerigin toplumların ve kentlerin yasam kalitesinin düzeyi anlamında belirleyici olmasından ileri gelmektedir. Bu açıdan degerlendirildigi zaman kentsel mekanlar toplumdaki farklı gruplarca kamusal alanların olusturulması ve denetlenmesi adına yapılan iktidar çatısmasının sekillendigi ve somutlastıgı alanlardır. Bu iliski kentsel mekanların tasarım, üretim veya dönüsümleri süreçlerinin temelini olusturmaktadır. Bu dogrultuda bakıldıgı zaman, ister kentsel tasarım, planlama veya kent mimarisi ile ilgili pratikler adına, ister kentsel mekanların gösterge anlamlarının analizi açısından ele alınsın, mekanın kimligini olusturan bu bagıntıları karsılıklı olarak degerlendirmek ve anlamak bu etkileri toplum yararına yönlendirmek açısından önemlidir. Sanat fiziksel estetigin ulastıgı en üst seviyedeki yaratım olarak kamusal alanda uygulandıgında içerigini olusturan gerçek toplumsal gücünü bulur. Bu güç kentin sanat ile olan karsılıklı olumlu etkilesiminden meydana gelmektedir. Kamusal içerigi ile sanat anlam boyutunu derinlestirirken, kent mekanı da sanat ile yüksek bir estetik düzeye ve güçlü bir toplumsal simgeye kavusur. Bu açıdan kamusal alanda sanatın kentsel mekan ile ne sekilde bulusacagı hem mekansal parametreler açısından hem de üretilecek eserin içerigini olusturacak olan etkiler anlamında dikkatle ele alınmayı gerektirir. Öte yandan kamusal sanatın özgürce üretilmesi ve iyi kurgulanmasının kentsel mekanlara etkisi hem fiziksel estetik hem de sosyolojik anlamları açısından yüksek seviyede olacaktır. Bu süreç kentsel mekanda konumlandırılmıs bir sanat eserinden, sanatsal düzeyde kurgulanmıs bir kentsel mekan pratiginin genis aralıgı içinde bir yer alabilir. Kamusal alanda sanatın kentsel mekana etkilerinin evrensel düzeyde degerlendirilmesine kosut olarak yerel düzeyde Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde en basta gelen kamusal sanat olan heykel sanatı ele alınmıs ve stanbul içinde farklı zamanlarda farklı alanlara yapılmıs altı adet uygulamanın analizi ile somut olarak degerlendirilmistir. Anahtar Kelimeler: Kamusal alan, kentsel mekan, sanat, heykel.

Efe Korkut Kurt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Boğaziçi'nde siluet ve siluetin belirlenmesinde fotogrametri

?Bogaziçi'nde Siluet ve Siluetin Belirlenmesinde Fotogrametrik Yöntem? adlı tezin konusu, silueti biçimlendiren etmenler kapsamında Bogaziçi siluetinin gelisimi, Bogaziçi siluetinin tespitinde fotogrametrik yöntem ve bu yöntemin sagladıgı olanaklar çerçevesinde Bogaziçi siluetinin korunmasına yönelik olarak yapılacakların belirlenmesi üzerinedir. Çalısmanın amacı; Bogaziçi silueti üzerinde süreç içinde yasanmıs degisimlerin çözümlenmesiyle günümüzde varlıgını sürdüren kültürel degerlerin korunması ve yeniden canlandırılması için teknik anlamda ve planlama yoluyla yapılması gerekenler üzerine bir arastırma yapmaktır. Çalısmanın hedefi, Bogaziçi siluetinin olusum sürecini tarif etmek ve bu süreçten günümüze kalanların korunması için fotogrametrinin saglamıs oldugu olanakları, fotogrametrik yöntemle siluetin belirlenmesi asamasında dikkat edilmesi gereken konuları tespit etmektir. Ayrıca günümüzde Bogaziçi'nde yasa ve planlarla tanımlanmıs olan mevcut bölge sınırları (öngörünüm, gerigörünüm ve etkilenme Bölgesi sınırları) ile siluet hattının kıyaslaması yapılarak planlama çalısmalarında siluet çizgisinin kullanımının önemi ortaya konacaktır. ?Bogaziçi'nde Siluet, Siluetin Belirlenmesinde Fotogrametrik Yöntem? adlı çalısmanın içerigi altı bölümden olusmaktadır. lk bölümde; yapılan çalısmanın amacı, kapsam ve yönteminden bahsedilmektedir. Çalısmanın ikinci bölümünde; tezin kavramsal çerçevesi olusturulmus ve siluet, siluetin olusumunda etkili olan faktörler, fotogrametri, fotogrametrik yöntemlerle siluetin belirlenmesine iliskin olarak tanımlamalar yapılmıstır. Çalısmanın üçüncü bölümünde siluetin degisiminde etkili olan süreç ve faktörler Bogaziçi mekanı özelinde incelenmis; dogal, sosyo-kültürel, mekansal ve mekanı yönlendiren faktörler çerçevesinde Bogaziçi'nde siluetin gelisimi ele alınmıstır. Bu kapsamda Bogaziçi'nde dogal etkenler incelenirken yeryüzü sekilleri, iklim ve bitki örtüsü ele alınmıstır. Sosyo-kültürel etkenler içinde nüfus gelisimi, sosyal ve kültürel yapıdaki degisimler incelenmistir. Mekansal Etkenler; konut, çalısma alanları gelisimi ve ulasım gelisimi baslıkları altında ele alınmıstır. Mekanı yönlendiren etkenler kapsamında, planlama ve yasal düzenlemelerin gelisiminin Bogaziçi silueti üzerindeki etkileri ortaya konmustur. Çalısmanın degerlendirme bölümü niteligindeki dördüncü bölümünde; günümüze kadar Bogaziçi siluetini etkileyen unsurların mekanı nasıl biçimlendirdigine iliskin teknik anlamda yardımcı olacak fotogrametri disiplininin tarihi çevreyi korumada sagladıgı olanaklardan ve fotogrametrik yöntemlerle siluetin belirlenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken unsurlardan bahsedilmektedir. Bu bölümde ayrıca Bogaziçi'nde kentlesme baskısı altında kalan dogal ve tarihi degerlerin fotogrametrik yöntemlerle degisiminin incelenmesi ve planlama çalısmalarına altlık olması açısından sagladıgı olanaklara deginilmis, (bundan sonraki süreç içinde) Bogaziçi'nin kimligini yansıtan siluette yer alan dogal ve tarihi degerlerin muhafaza edilebilmesi için planlama ve mevzuatta yapılması gerekenlere dair bazı degerlendirme ve önerilere yer verilmistir. Çalısmanın altıncı bölümü, Bogaziçi siluetini etkileyen sürecin ve bu süreci durdurmaya yönelik sonuç ve önerilerin yapılan incelemeler dogrultusunda özetlendigi bölümdür. Sonuç bölümünde yapılan çalısmalar ve degerlendirmeler sonucunda stanbul'da koruma anlayısının gelisimi sürecinde çesitli tarihi, kültürel, dogal peyzaj ögelerinin muhafaza edilmesi için yasal, yönetsel ve planlama kapsamında önemli faaliyetler gerçeklestigi görülmektedir. Fakat bu peyzajı yansıtan siluetin korunma olasılıgının, kültürel peyzaj mekanı Bogaziçi özelinde kısıtlı kaldıgı görülmektedir. Siluetin korunması için yasal vb. araçlar kadar teknik anlamda siluetin belirlenmesinde önemli bir veri saglayan fotogrametrinin de rolü önemlidir. Bogaziçi'nde günümüzde geçerliligini koruyan plan ve yasaların da bu veriler dogrultusunda güncellenmesi, alanda gerçeklesen plansız gelismelere yapılacak müdahaleler, Bogaziçi siluetinin korunması ve tarihi, dogal yapıya verilen zararların giderilebilmesi için önem tasımaktadır. Böylelikle, Bogaziçi siluetinin korunması için belirlenen amaçlar ve öneriler dogrultusunda yapılacak uygulamalar tarihi ve dogal kimligi canlı tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Bogaziçi, siluet, fotogrametri

Senem Kozaman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel mekan algısında yapay aydınlatmanın kullanımı ve kent imajı ile ilişkilendirilmesi

Mekanı deneyimlemek genel hatları ile gündüz mekan kurgusu üzerinden geliştirilen yaklaşımları içermektedir. Ancak kentlerin gece ve gündüz yaşayan yapılar olduğu gerçeği gözönünde bulundurulduğunda gün ışığına ek olarak yapay aydınlatma kavramının da bu kurgu içerisinde ötelenmiş bir şekilde yer aldığı farkedilmiştir. Gece kentlerin anlaşılabilir kılınması, zihinlerde tanımlanması, mekansal organizasyonun yaratılması yapay aydınlatma ile sözkonusu olabilmektedir.?Kentsel Mekan Algısında Yapay Aydınlatmanın Kullanımı ve Kent İmajı ile İlişkilendirilmesi? adlı bu çalışma, kentsel ölçekli yapay aydınlatmanın, mekansal algı üzerindeki etkilerini, kentsel imaj odaklı incelemektedir. Çalışmanın amacı, kentsel aydınlatma tasarımı süreci için, kentsel mekanlarda gece aktiviteleri üzerinde etkili olabilecek değişkenleri tanımlayarak bir analiz çerçevesi oluşturmaktır.Çalışma alanı olarak belirlenen Beyoğlu Bölgesi; gece ayrışık bir mekan olan Galata Kulesi ve çevresi, gece işlevsiz bir mekan olan Kıyı Bölgesi (Sali Pazarı ve Perşembe Pazarı), hem gece hem gündüz dinamik bir mekan olan İstiklal Caddesi ve Çevresi olaraküç alt bölgeye ayrılmaktadır. Çalışma alanının seçilmesinde İstanbul'un stratejik bir parçası olan Beyoğlu bölgesinin karma ve dinamik yapısı etkili olmuştur.Araştırmanın yaklaşımı kentsel mekan algısı üzerinedir ve bu yaklaşım algılama sürecinin yaya hareketleri ile olan ilişkisini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Mekan Sentaksı (Space Syntax) temel mekansal analiz yöntemi olarak kullanılmıştır. Mekan sentaksı yöntemi ile elde edilen aks haritaları, tüm değişkenleri bütünleştirmek için bir altlık olarak kullanılmıştır. Yaya hareket dokusu bağımlı değişken; kentsel imaj öğeleri, gece arazi kullanım dokusu, aydınlık düzeyleri ve bütünleşme değerleri bağımsız değişkenler olarak alınmıştır.İstanbul Beyoğlu Bölgesi'nin gece yaya hareketleri ve bütünleşme değerleri, aydınlık düzeyi değerleri, akslara göre imaj öğelerinin dağılımı, gece arazi kullanım dokusu arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için lineer regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuçlar değişkenler arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir (Uyumlaştırılmış R Kare: 0.50-0.70). Beyoğlu Bölgesinde sokak aydınlatmalarının gece yaya hareketleri üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biri olduğu çalışmanın sonucudur.Bu çalışma kentsel aydınlatma master planının geliştirilmesi için bir analiz yöntemi olarak tanımlanabilir. Sonuç olarak; araştırmanın bulguları, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un gece yüzünün ön plana çıkartılmasında önemli bir girdi olarak değerlendirilebilir.Anahtar Kelimeler: Kentsel mekan algısı, kent imajı, yapay aydınlatma, mekan sentaksı

Şebnem Gemalmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel kıyı alanlarında yer alan sanayi bölgelerinde dönüşüm stratejilerinin değerlendirilmesi; Haliç?Tersaneler bölgesi

20.yüzyılın başlarında sanayileşmenin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlar ve yeniden yapılanma süreçleri tartışılırken, 21.yüzyıla girerken sanayi sonrası toplumlardaki dönüşüm süreci ve buna paralel olarak gelişen küresel değişimler gündeme gelmiştir. Küreselleşmeyle birlikte sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreci, sosyal ve ekonomik politikalarda olduğu gibi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kentleşme süreçlerinde de önemli değişikliklere neden olmuştur. Sanayi sektörünün yerini hizmetler sektörüne bırakması, kentlerin sosyo-ekonomik yapısıyla birlikte arazi kullanış desenlerini de etkilemiştir. Bu süreç içinde uygulanan desantralizasyon politikaları ile kent merkezlerinden geri çekilen sanayi fonksiyonunun boşalttığı alanların nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusu önem kazanmıştır. Bu noktada `Kentsel Dönüşüm' kavramı, kentsel planlamanın önemli bir enstrümanı olarak ön plana çıkmıştır.Tez çalışması kapsamında, sanayisizleşme süreci sonucunda kentsel kıyı alanlarında konumlanan atıl kalmış sanayi alanları, kentsel dönüşüm bağlamında irdelenmiş ve benzer özellik gösteren Haliç kıyısında konumlanan tersaneler bölgesi ve geri alanı bu çerçevede değerlendirilmiştir.Birinci bölümde; Tez çalışmasına ilişkin genel bir açılım yapılmıştır. Bu bağlamda çalışılan konuya ilginin sebepleri ve çalışmada amaçlananın neler olduğu ortaya konmuştur. Çalışma konusu ve süreci gereği konunun hangi sınırlar dahilinde ele alındığı ifade edilmiştir. Tez çalışmasına yön verecek çıkış noktası olan problemin tanımı ortaya konduktan sonra buna bağlı olarak konunun hangi varsayımlar doğrultusunda değerlendirileceği sunulmuştur. Son olarak ise varsayımlara bağlı değerlendirmelerin nasıl bir yöntemle yapılacağı belirtilmiştir.İkinci bölümde; Tez konusu kapsamında çalışmanın en önemli kavramsal ayağını oluşturan ve konuya ilişkin çeşitli açılımlar sunan `Kentsel Dönüşüm' olgusu irdelenmiştir. İlk olarak konu, kavramsal boyutuyla detaylı olarak ele alınmıştır. Bu konuda literatürde taranan kentsel dönüşüme ilişkin kullanılan bir çok tanıma yer verilmiş ve bu tanımlar ışığında tez çalışması kapsamında kastedilen kentsel dönüşüm tanımı yapılmıştır. Daha sonra kentsel dönüşümün tarihsel süreç içinde izlediği gelişim-değişim süreci, aynı zamanda insan yerleşmelerin genel evrimi ile de ilişkilendirilerek ortaya konmuştur. Bununla birlikte endüstri devrimi sonrası kentlerde ortaya çıkan sorunları çözmeye yönelik müdahaleler içeren dönüşüm projeleri aracılığıyla günümüze kadar gelen temalar aktarılmıştır.Günümüzde kent planlama pratiğinde önemli bir araç olan kentsel dönüşümün planlamadaki rolü ve özellikleri belirtildikten sonra Türkiye'de kentsel dönüşüm konusunun nasıl geliştiği irdelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki planlama sürecine paralel olarak bu sürecin hangi aşamasında kentsel dönüşüm kavramının ortaya çıktığı ve ne şekilde geliştiği ortaya konmuştur.Üçüncü bölümde; Tez çalışması bağlamında ortaya konan problemin temelini oluşturan `Sanayi' kavramı irdelenmiştir. Sanayileşme süreci ve buna bağlı olarak sanayinin yer seçim kriterleri Dünya ve Türkiye'deki eğilimler çerçevesinde ortaya konmuştur. Bu eğilimler doğrultusunda sanayinin kıyı kullanımında yer seçmesi açıklanarak kıyı alanları ve kıyı-sanayi ilişkisi vurgulanmıştır. Bununla birlikte, kıyı mekanının kentler açısından taşıdığı önem de ortaya konmuştur. Sanayileşme ile birlikte kentsel kıyı alanlarındaki eski sanayi alanlarının değerlendirilmesi konusu kentsel dönüşüm kavramı ile ilişkilendirilerek vurgulanmıştır. Buna bağlı olarak da tez konusu özelinde, kentsel kıyı alanlarındaki eski sanayi alanlarının nasıl değerlendirildiğine ilişkin bu alanlarda uygulanmış çeşitli dönüşüm projeleri irdelenmiştir.Dördüncü bölümde; Çalışma alanı olarak seçilen, merkezdeki sanayinin geri çekilme sürecinin de etkisiyle büyük ölçüde atıl kalmış Haliç-Tersaneler Bölgesi ve geri alanı analitik olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak Haliç bölgesine genel bir bakışla İstanbul Metropoliten Alanı bütününde konum, çevre ilişkileri, doğal yapı, ulaşım, tarihsel süreç, siluet, imaj öğeleri kapsamında bir analitik yaklaşım ortaya konmuş, daha sonra Haliç'teki planlama süreci kent siluetine etkileriyle birlikte incelenmiştir.Alan çalışması kapsamında ise ilk olarak, çalışma alanı sınırlarıyla birlikte tanımlanmış ve çalışmanın nasıl bir yöntemle gerçekleştirildiği anlatılmıştır. Tersane alanları da dahil olmak üzere bu bölgelerin kente ilerleyen bölümlerinde bulunan konut ve fonksiyon alanlarının değerlendirildiği bir alan çalışması gerçekleştirilmiştir. İki etaplı olarak gerçekleştirilen çalışmanın birinci etabında belirlenen sınırlar içerisinde kalan alanların, kent içindeki konumundan başlamak suretiyle fiziksel, sosyal, ekonomik profilinin çıkarılması amaçlanmıştır. Sosyo-ekonomik yapıya ilişkin veriler anket çalışmaları ile irdelenmiştir. İkinci etap çalışmaları ise tez konusu özelinde sanayi odaklı gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, alan sınırları dahilinde bulunan küçük sanayi işletmeleri ile gerçekleştirilen anket ve tespit çalışmalarını içermektedir. Bu çalışmada amaç varsayımlar doğrultusunda alanda bulunan küçük sanayinin dönüştürülebilme potansiyelini değerlendirebilecek verilere ulaşmaktır. Bu amaca yönelik yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin dökümü yapılarak elde edilen sonuçlar rakamsal ve grafik olarak ortaya konmuştur.Beşinci bölümde; İlk olarak ikinci etap alan çalışmasından elde edilen sonuçların varsayımlar doğrultusunda değerlendirilerek çalışma alanındaki gerçekleştirilmesi öngörülen kentsel dönüşüm yaklaşımına ilişkin sorunlar ve potansiyeller ortaya konmuştur.İkinci olarak ise yine çalışma alanında öngörülecek bir kentsel dönüşüm yaklaşımında, yeniden işlevlendirilecek tersane ve küçük sanayi alanlarının yeni işlevlerinin seçim sürecine ilişkin bir değerlendirme yöntemi kurgulanmıştır. Bu değerlendirme yöntemi ilk önce soyut olarak açıklanmış daha sonra da alan özelindeki parametrelere göre düzenlenmiş hali ortaya konmuştur.Altıncı bölümde ise, tez çalışmasına ilişkin genel sonuçların ortaya konulduğu bir değerlendirme yer almaktadır. Bu çerçevede ilk olarak, bölgesel ve yerel kalkınma eğiliminde geliştirilen kentsel politikalar doğrultusunda günümüzün en önemli planlama araçlarından biri olan kentsel dönüşüme ilişkin tez kapsamındaki sonuçlar ortaya konmuştur. Bununla birlikte tez konusu özelinde, eski sanayi alanlarının kentsel dönüşüm kapsamında ele alınma sürecinde, önem taşıyan bazı noktalar vurgulanmıştır.Daha sonra, tez bağlamında ortaya konan kentsel dönüşüm proje alanlarının belirlenmesi ve projelerde öngörülecek fonksiyonların seçim süreçlerine ilişkin problematikler doğrultusunda çalışma alanı özelinde geliştirilen yaklaşımlara paralel olarak genel bir ?süreç akış şeması? ortaya konmuş ve bu şemanın benzer kentsel dönüşüm süreçlerinde de kullanılabilirliği ifade edilmiştir.

Bora Yerliyurt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Belirsizlik ortamında planlama düşüncesi 'sinerjetik toplum-sinerjik yönetim ve sinerjist yönetim ve sinerjist planlama modeli' örnek olay: 17 Ağustos - 12 Kasım 1999 depremleri sonrası kaos ve kendi kendine organizasyon süreci

Bu çalışmanın amacı, planlama süreçleri için "belirsiz ve kaotik durumların" ortayaçıkmasına neden olan toplumsal değişim - dönüşümleri anlamaya çalışarak toplumlar içinbütüncül bir model ve bu model içinde de yönetim - planlama için bir yaklaşımgeliştirebilmektir. Bu amaçla, ikinci bölümde toplumların yaşamakta olduğu değişim vedönüşümlerin tarih içinde toplumsal kuramlarla nasıl açıklandığı incelenmiş ve temelkabulleri ile bilimsel olarak birbirinden farklılaşan düşünce okulları (düzen/denge vedeğişim/çatışma) ve paradigmalar (fonksiyonalist, yorumlayıcı, radikal yapısalcı ve radikalhümanist) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Klasik evrimci veorganizmacı kuramlar da bu çerçevede bütüncül bakış açısıyla merkezi bir konumdadeğerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, toplumsal kuramların planlama tarihindekiyansımaları, sosyo - ekonomik ve politik sistemlerle ilişkili olarak değerlendirilmeyeçalışılmış; rasyonalist planlama ve anarşist planlama akımları irdelenmiştir. Dördüncübölümde geliştirilmiş olan "sinerjetik toplum modeli", bütüncül bakış açısı.ile bu çerçeveiçinde klasik evrimci ve organizmacı kuramların adeta yeni bir versiyonu olarakyorumlanmıştır. Dördüncü bölümde, belirsizlik kavramını anlayabilmek için belirsizinbilimleri olarak "kaos-, kendi kendine organizasyon ve sinerjetik sistem" kuramlarıincelenerek, topluma uyarlanabilecek kendi - kendine organizasyon ilkeleri belirlenmeyeçalışılmış ve bu bölümün sonunda "sinerjetik toplum modeli" geliştirilmiştir. Beşincibölümde ise, bu modelin işleyişini görebilmek amacıyla, belirsizlik, kaos ve kendi -kendine organizasyon sürecine örnek olarak 17 Ağustos - 12 Kasım 1999 Kocaeli veDüzce depremleri ile ortaya çıkan kaos ve ardından yaşanan yardım süreci araştırılmaya vedeğerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak altıncı bölümde, esnek planlama arayışları veiletişimsel rasyonellik konusu incelendikten sonra, " sinerjik yönetim ve sinerjistplanlama " yaklaşımı genel bir çerçeve olarak oluşturulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Belirsizlik, kaos, kendi - kendine organizasyon, sinerjetik toplum,depremx

Nazire Diker Çamlıbel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekolojik planlamada kullanılabilecek analitik bir model önerisi

İnsanoğlu'nun 1970'lerden bu yana karşı karşıya kaldığı geniş çaplı çevre sorunları, pek çok disiplinde olduğu gibi planlamada da yeni yaklaşım ve araçların gelişmesinde etkin rol oynamıştır. Ekolojik Planlama, bu çerçevede, insanın değişen değerler sistemi ve ihtiyaçlarının yönlendirdiği mekanı kullanmaya yönelik eylemlerini doğal değerlerin sürekliliğini sağlayacak şekilde ele alan ve bu anlayışın araçlarım öneren bir yaklaşım olarak son yıllarda artan bir önemle planlama literatüründe kendine yer bulmaktadır. Bu konuya paralel olarak önemi artan bir diğer husus da plan kararlarına öncülük edebilecek, ekosistem unsurlarını sistemli ve nesnel bir biçimde değerlendirme sürecine katabilecek araçları üretmektir. Bu gereksinim doğrultusunda "Analitik Hiyerarşi Süreci" ve "Uygunluk Analizi (Örtme Tekniği)" bileşenlerinden oluşan bir analitik model, 1970 yılında nisbeten bakir olan Ömerli İçme Suyu Havzası'nda yerleşilebilirliği sınamak üzere uygulanarak sonuçlar bugünkü yapı ve çevre sorunları çerçevesinde karşılaştmlmıştır. Bu bağlamda, çalışmada, ikinci bölümde insan-doğa ilişkisi, bu ilişkinin felsefi kökenleri ve çeşitli kesit ve durumlarda anlamı, çevrebilim ve planlamada ekolojik yaklaşımın tarihsel süreç içerisinde gelişimi incelenmekte, üçüncü bölümde ekosistemin, öğeleri, işleyiş ilkeleri ve türleri üzerinde durulmakta, dördüncü bölümde insanın aktiviteleri ve bunlardan kaynaklanan çevre sorunları, bu sorunların türleri, çevre sorunlarına bir çözüm aracı olarak ekolojik planlama, bu planlama yaklaşımınm önemi ve diğer yaklaşımlardan ayrıldığı noktalar irdelenmekte, beşinci bölümde planlamada kullanılan değerlendirme teknikleri üzerinde durulmakta, bu tekniklerin ekosistem unsurlarını ölçmede olumlu ve olumsuz yönleri vurgulanmakta, altıncı bölümde ekosistem unsurları analitik modelde kullanılmak üzere ölçülebilir bir şekilde ele alınmakta, yedinci bölümde hipotez ile öneri yöntemin detayları ve sekizinci bölümde Ömerli İçme Suyu Havzası'nın 1970 yılında bu yöntemle değerlendirilmesini içeren alan çalışması sunulmakta, son bölümde ise günümüzde Havza'da yaşanan çevre sorunları özetlenmekte ve sonuçlar ve bulgular değerlendirilmektedir.Anahtar kelimeler: Ekolojik Planlama, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP), Uygunluk Analizi (Örtme Tekniği), Ömerli İçme Suyu Havzası.

Mehmet Doruk Özügül
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Havza tanımı ve doğal kaynak yönetimi

İnsano lu var olu undan bugüne kadar yeryüzünde do anın kendisine sunduklarıylayetinmeyip kendisine yeni ya ama ortamları yaratmaya çalı ırken, di er bütün canlı türleriüzerinde egemenlik kurarak aynı zamanda do ayı ve do ayla birlikte kendi ya amolanaklarını hızla tahrip ve yok etmeye ba lamı tır.`Havzanın tanımı ve do al kaynak yönetimi' konu ba lıklı bu tez çalı masında; çalı mayatemel te kil eden do al kaynakların meydana getirdi i havzaların tanımı yapılarak, havzaiçindeki do al kaynakların fiziksel-biyolojik-ekolojik özellikleri ile do al kaynaklarınekolojik hassasiyetleri ve yapay faktörlerden etkilenme riskleri belirtilmi tir. Etkilenmesüreçlerinin kendi içlerinde ve birbirleriyle olan ili kiler bütünü ortaya konarak havzayıolu turan iç ve dı dinamikleri sebep-sonuç ili kileri ile ortaya konmu tur. Havzaların buözellikleri Türkiye genelinde yer alan 26 havza özelinde genel olarak de erlendirilmeyeçalı ılmı tır. Türkiye'nin 26 havzasının do al kaynak mozai inin ( biotop a ı ve bölgeili kileri kurularak) birbiriyle olan fiziksel, biyolojik ve ekolojik ili kileri ve tipolojilerianlatılmı tır. Havzaların do al kaynaklarıyla birlikte sürdürülebilirli ini ve koruma- kullanmaba lamında yönetimini sa lamak üzere ekolojik açıdan farklı özellikler ortaya koyan 26havzanın ülke, bölge planlaması açısından önemi vurgulanmaya çalı ılmı ve giderek`Ekolojik Planlama' yönteminin sürdürülebilir bir ülke kalkınması ve geli mesi ba lamındavazgeçilmez bir yöntem oldu unun altı çizilmeye çalı ılmı tır.Anahtar kelimeler: Havza, do al kaynak yönetimi, ekolojik planlama, Türkiye'nin havzaları

Ufuk Fatih Küçükali
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Arazi kulanımlarının ekolojik eşik analizi ile belirlenmesi Bartın örneğinde bir deneme

Sürdürülebilir kalkınmanın başlıca koşullarından biri olan ?doğal sermayeyi tüketmedenkullanmak? ilkesi artık tüm dünyada benimsenmiş ve mekan planlama stratejileri doğalkaynakları ve doğal potansiyeli değerlendiren bir boyut kazanmıştır. Ülkemizde desürdürülebilir bir mekan gelişiminin hedeflenmesi, bölgesel ve yerel alan planlamasüreçlerinde ekolojik temele yönelinmesi, çevreye uyumlu bir yaşam için ekonomi ileekolojiyi ilişkilendiren arazi kullanım kararlarının alınması gerekmektedir.Bu gereklilikten yola çıkarak, tez çalışması kapsamında, doğal kaynak verilerini göz önünealan bir planlama yaklaşımının kurgulanması ve arazi kaynaklarının potansiyeline uygun olanarazi kullanımlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, arazikullanımlarının ekolojik eşik analizi yapılarak belirlenmesi, tezin konusunu oluşturmaktadır.Şehirleşme ve doğal kaynak değerlerini göz önüne almayan fiziki planların neden olduğuyanlış arazi kullanımları sonucu doğal yapısı bozulmuş olan Bartın ilinde, yerleşilmemişalanlarda kentsel ve sektörel gelişmenin doğal kaynak potansiyeline uygun olarakyönlendirilmesi amacıyla ekolojik temele dayandırılan bu tez çalışmasında, ekolojik eşikanalizi ile arazi kaynaklarının potansiyeline uygun yeni arazi kullanımları belirlenmiştir.Araştırma alanında, önce stratejik çevresel etki değerlendirmesi yapılarak, yerleşilmişalanlardaki mevcut kullanımların olumsuz etkilerinden kaynaklanan sorunlu alanlar veekolojik risk taşıyan alanlar belirlenmiştir. Mc Harg, Steinitz, Golany'nin ekolojikdeğerlendirme yöntemlerinden ve Kiemstedt'in planlamada kullanım değeri analiziyönteminden yararlanılarak oluşturulan ekolojik eşik analizi yöntemi ile yerleşilmemişalanlarda arazi kullanışlarını yönlendirecek doğal kaynak potansiyeli irdelenerek, potansiyelarazi kullanım haritaları oluşturulmuştur.Tez çalışmasının sonuç ürünü olarak; arazi potansiyeline uygun yeni arazi kullanımlarını,korunması gerekli alanları ve ekolojik risk taşıyan alanların oluşturduğu sorunlu alanlarıiçeren, 1/25000 ölçekte, Bartın'a ilişkin alt ölçekli planlamaları ve karar alma süreçleriniyönlendirecek, bir ekolojik master plan hazırlanmıştır. Araştırma alanındaki, doğal kaynakdeğerlerini göz önüne almayan fiziksel planların neden olduğu yanlış arazi kullanımlarındankaynaklanan sorunlu alanlarda doğal potansiyelin korunması amacıyla önlem ve önerilergeliştirilmiş, planlama mevzuatına ve uygulama sürecine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Arazi kullanımı, ekolojik eşik analizi, ekolojik planlama, stratejikçevresel etki değerlendirmesi, stratejik planlama.

Selma Çelikyay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal toprakların kentsel topraklara dönüşümü İstanbul ve Kartal örneği

İnsanoğlu, bağlı bulunduğu toprağı, var olduğundan bu yana kendine en yararlı sonucu sağlama amacı ile kullanmıştır. Toprak, insana ilk hizmeti tarımsal olma özelliği ile vermiştir. Topluluktan topluma geçişte toprak kullanımı yön değiştirmeye başlamış, toprak iyeliği diyebileceğimiz sahiplenme olgusu ortaya çıkmıştır. Toplumların örgütlenip devlet kurmaları ve devletlerin örgütlenme şekli, içinde yaşayan insanların sosyo-ekonomisi değişik toprak kullanım türlerini ortaya çıkarmıştır. Devletlerin benimsediği kişisel mülkiyet ve toplumsal mülkiyet esası sonuçta "insan" öğesine en sağlıklı ortamı sunabilme amacını taşımakta fakat bu amaca farklı yollardan erişmek istemektedirler. Bu çalışmada insan toprak ilişkisi, insanın toprakla ilk tanışmasından alınıp günümüze kadar getirilmek istenmiştir. Konunun boyutlarının çok geniş olması insan-toprak ilişkisi başlığı altında belirli bir konuda yoğunlaşma zorunluluğu getirmiş, bu amaçla ağırlık noktası, ülkemizdeki Cumhuriyet dönemi toprak-insan ilişkileri olarak belirlenmiştir. Birinci bölümü kırsal ve kentsel toprakların tanımlamalarına ayırdık. İkinci bölümde Cumhuriyet dönemine hangi tür bir toprak kullanım politikasının sonuçlarıyla gelindiğini görmek amacıyla tarihimizdeki toprak kullanımına kısaca değinmiştir. Tarihimizdeki toprak düzeni konusu daha önce defalarca işlendiği için bu çalışmada kısa bir anlatımla yetindik. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki devletlerin kaderini, toprak konusunun titizlikle ele alınıp, bu konuda izlenen politikalar belirlemektedir. Osmanlı imparatorluğunun çöküşü ile yukarda belirlenen konu arasındaki bağlantı son derece açıktır. İkinci bölümün büyük bir kısmını oluşturan Cumhuriyet dönemindeki arsa ve arazi politikası incelenirken bazı bölümlerde Cumhuriyet dönemi öncesine dönme gerekliliği duyduk. Bu bölümde yürürlükten kaldırılmış olan ve halihazırda yürürlükte bulunan yasalara değindik. Toprak kullanımı ve planlama ile ilgili olarak hazırlanan yasaları uygulayıcı olması nedeniyle yerel yönetimlerin farklı bir konumu vardır. Gerek politik, gerek ekonomik ve gerekse teknik açıdan çok güçlü olması gereken yerel yönetimlerin durumu ikinci ve üçüncü bölümde incelemeye tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde, ikinci bölümde incelediğimiz toprak kullanım politikasının uygulama sonuçlarını belirtmeye çalıştık. Kentsel toprak ihtiyacının karşılanması başlığı altında gelişen kentlerin yerleştiği alanlar ve ortaya çıkardığı sorunlar üzerinde durduk. Bu amaçla konuya genel bir anlatımla Türkiye'deki yapısal dönüşümün anlatımıyla başlanmıştır. Devletin izlediği toprak politikası bu dönüşümde nasıl etkili olmuş ve yarattığı sorunlara ne tür önlemler getirilmiş, sonuç başarılı olmuş mudur? Üçüncü bölümde İstanbul ili ve Kartal ilçesi yukarıdaki sorulara yanıt arama amacıyla daha detaylı incelenmiştir. Türkiye toprakları içinde, gelişen büyük kentlerimizden en fazla payı alan İstanbul ilidir. Yerel yönetim olgusunun da ilk ortaya çıktığı ve uygulanmak istendiği, ülkemizde en fazla göç alan, aynı oranda da toprağa gereksinim duyan ve problemleri olan İstanbul ili geçirdiği değişik uygulamalar ve büyüyen yerleşim sınırlarıyla incelenmiştir. Bu inceleme göstermiştir ki İstanbul ili içinde, oldukça eski bir yerleşim tarihine sahip ve özel bir konumu olan Kartal ilçesinin araştırılması yerleşimlerin neden genişlediğinin belirlenmesinde daha fazla yardımcı olacaktır. Yerleşim itibariyle, cumhuriyetten çok önceki dönemlerde de varlık göstermiş olan Kartal ilçesi Cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda kendi kendine yeten, yakın çevresini etkileyen bir küçük şehir ve İstanbul ilinin de yarı banliyösü olma niteliğindeydi. Zamanla Ankara Asfaltının geçirilmesi (1957), İstanbul kenti içinde yer alan sanayi yerleşimi kısıtlamaları, sanayi kuruluşlarını Ankara Asfaltı çevresine doğru özellikle de asfaltın kuzeyine doğru itmiştir. Sanayi kuruluşları, beraberinde getirdiği işgücünün barındırma olgusunu ortaya çıkarmış bu nedenle sanayi yakın çevresi konut yerleşimleriyle kısa sürede dolmuş, belediye oluşumu, çıkarılan yasalar daima bu plansız yerleşmelerin gerisinde kalmıştır. İşte Kartal ilçesinde plansız bölgede gelişen bu yerleşmelerin miktarı 1963 ve 1983 yıllarında yapılmış olan sayımlara dayanılarak verilecektir. Bu çalışmada amaçlanan, izlediğimiz "toprak politikası" ile insana sağlamayı amaçladığımız insan onuruna yaraşır bir ortam sağlayıp sağlayamadığımızın yanıtını aramaktı. Çalışmaların başından sonuna dek sorun, sebep ve sonuçlar göz önünde bulundurularak konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Leyla Suri
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1984
00
DoctorateOpen AccessTR

Kıyıdan geri çekilme sürecinde kent-kıyı ilişkisi, kentsel kıyı tanımı ve bu kavrama dayalı kentsel kıyı gelişme stratejileri: İstanbul örneği

Bu çalışmada; kıyıdan geri çekilme île boşalan kentsel kıyıların yeniden geliştirilmesinde, kent - kıyı ilişkisinin başlamasından günümüze kadar etkili olan ve kıyıları biçimlendiren ve gelecekte de biçimlenmesinde etkili olacak faktörlerin saptanması ve bu faktörlere dayalı kentsel kıyı kavramı ile birlikte, bütüncül ve kapsamlı bir kentsel kıyı gelişme önerisinin oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birinci aşamada fiziksel, toplumsal ve ekonomik boyutu ile çevre kavramı vurgulanmakla birlikte, kentleşme süreci ile başlayan, günümüze kadar gelen süreçte kent - kıyı ilişkisi ve bu ilişkide etkili olan ulaşım, savunma, teknlojik, ekonomik, planlama ve yasalar gibi faktörlerin etkileri, sanayileşme öncesi, sanayileşme, kıyıdan geri çekilme ve kıyıların yeniden geliştirilmesi dönemleri ile birlikte araştırılıp çeşitli varsayımlarda bulunulmuştur. İkinci aşamada ise, İstanbul kenti özelinde kuruluşundan günümüze, birinci aşamada belirlenen belirlenen dönemler içinde, yine birinci etapta belirlenen faktörlerin kent ve kent - kıyı ilişkisine etkileri belirlenmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise, dünyadaki ve fîklemizdeki kent kıyı ilişkisine dayalı gelişme örnekleri, planlama ve organizasyon boyutuyla ele alınmış, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelerin bir karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise, belirlenen varsayımlar İstanbul özelinde test edilerek, kentsel kıyı tanımını içeren kentsel kıyı gelişme stratejileri belirlendi.Anahtar Kelimeler: kentsel kıyı, teknoloji, ekoloji, planlama, ortaklık

Kentsel kıyıTarihsel gelişimİstanbul
Ali Kılıç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

İçme suyu havzalarında planlama ve yönetim Ömerli içme suyu havzası örneği

Su kaynaklan, insan ve diğer canlıların yaşamındaki etkisi nedeni ile, korunarak sürdürülmesi gereken doğal kaynakların başında yer almaktadır. Ancak gelişen kentlerin su kaynaklan, ekosisteme yapılan olumsuz etkiler nedeni ile kirlenme ve tükenme sürecine girmiştir. İçme ve kullanma suyu elde edilen havzalarda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi amacı ile yeni bir planlama-yönetim modeli araştırması bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Havza ekosisteminin unsurlan ve havza ekosistemine olumsuz etkisi açısından kentsel sistemlerin andropojen unsurlan ise çalışmanın kapsamım belirlemiştir. Sistematik ve Geniş Kapsamlı Planlama Yaklaşımlan ile havza ekosisteminde parametreler ve parametrelerarası etkileşim; mevcut ve gelecekteki durum açısından incelenmiş, planlann uygulanmasında koordinasyon sağlanarak, amaçlann maksimum düzeyde gerçekleştirilebilmesi hedeflenmiştir. Ömerli İçme Suyu Havzası örnek seçilerek yapılan analizlerde su kaynaklannın kirlenmesi ve tükenmesinin, plan-yasa-yönetim sisteminin karmaşık ve çelişkili yapısından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Türkiye dışından seçilmiş ülkelerde ve Türkiye'de havza yaklaşımı incelenerek uluslararası ve Ulusal düzeyde mevcut durum değerlendirmesi yapılmış, mevcut sistemdeki sorunlan çözümleyecek yargılara vanlmıştır. Buna göre Türkiye'de; havza planlarında; su veriminin, mevcutta ve süreç içinde optimizasyonu, kent planlannda; doğal kaynaklann yerleşim baskısından korunması hedeflenmelidir. Su havzalan yasal ve yönetsel açıdan özel statüye kavuşturulmalıdır. Yasa ve yönetimden kaynaklanan yetki karmaşası sakıncalı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Yönetim tek merkezli olmalıdır. Havza yönetimine kullanıcıların da katılması, kimsenin kirletme hakkı olmadığının bilinmesi ve kirletenin bedeli ödemesi gerekmektedir. Uluslararası uygulamalara göre; Planlar sürekli gelişen bilimsel verilere dayandınlmaktadır. Havza yönetimi tek merkezli ve özerktir, yetki, yaptırım, yasa ve kaynak desteği vardır. Kullanıcılar yönetime katılmakta, kirleten, bedelini ödemektedir. Değerlendirmeler sonucunda ülkemizdeki mevcut yasal sistem içinde kalarak ancak bazı eklentiler ve düzenlemelerle yeni bir havza yönetim modeli önerilmiştir. Öneri modele göre, hiyerarşi şemasının üst kurumu olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı; - bilgi aktaracağı- DPT verileri doğrultusunda, alt birimleri olan DSİ Genel Müdürlüğü ve teşkilatı aracılığı ile havza yönetiminin tek yetkili ve sorumlu kurumu olarak belirlenmiştir. öneri yönetim modeli; uluslararası uygulamalarda benimsenen ilkeler ve Türkiye ile ilgili değerlendirmeler dikkate alınarak oluşturulmuştur. Aynı zamanda plan-yasa-yönetimden kaynaklanan sorunlan çözümleyici, kaynağın sürdürülebilirliğini sağlayan, tek merkezli bir modeldir.

EkosistemPlanlamaYönetim+1
Leyla Suri
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Fatih ilçesi'nde yaşanan fiziksel ve sosyal köhnemenin suç ve gayrimenkul fiyatları üzerindeki etkisinin belirlenmesi

Fatih İlçesi Tarihi Yarımada'da yer alan adını Fatih Sultan Mehmet'in yaptırdığı külliyeden alan ve İstanbul'un esasını içinde barından yüzlerce yıllık geçmişi olan kadim bir ilçedir. Bir taraftan Haliç, bir taraftan Marmara Denizi ile birlikte Eyüp ve Zeytinburnu ilçeleri ile sınırlanan Fatih İlçesi Eminönü İlçesi'ninde ilçeye dahil edilmesiyle birlikte bir ticaret merkezi ve kentin aynı zamanda ulaşım merkezi haline dönüşmüştür. İstanbul için çok büyük öneme sahip olan Fatih İlçesi aynı zamanda kent için bir yönetimsel merkezdir. Fatih İlçesi özellikle Nisan 2011 yılında Suriye'den ülkemize yönelen zorunlu göç nedeniyle de özellikle 2015 yılı sonrasında önemli ölçüde düzensiz göçe maruz kalmıştır. İlçe sadece Suriye kaynaklı göçten değil aynı zamanda Irak ve Afrika ülkelerinden gelen göçten de etkilenmektedir. İlçe; konut stoğundaki fiziksel köhneme, göç nedeniyle ortaya çıkan sosyal sorunlar nedeniyle de dikkat çekmektedir. Skogan'ın varyantı gayrimenkul fiyatları ile suç ve düzensizlikler arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bu bağlamda düzensizlikler sosyal ve fiziksel köhnemenin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Chicago Okulu'da göçün suç ve düzensizlikler üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu çalışma kapsamında Fatih İlçesi'nde bulunan Eminönü Bölgesi dışında kalan 26 mahalledeki kira değerleri aylık olarak Endeksa veritabanından elde edilmiş ve indekslenmiştir. Mahalleler kira fiyatlarındaki değişim bağlamında yüksek ve düşük derecede artış gösteren mahalleler olarak gruplanmış ve bu grupların suç, düzensizlik bağlamında farklılaşması incelenmiştir. Düzensizlik ve suç ile ilgili veriler 2022 yılı Fatih İlçesi Kamuoyu Araştırması'ndan elde edilmiştir. Veriler, Spearman Korelasyon Analizi, Man Whitney U testi, Fisher's Kikare Kesin Testi, eğri uydurma (regreyon analizi) yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak göç etkisinin konut fiyatlarındaki değişimdeki etkisinin baskınlığı ortaya konulmuştur.

DüzensizlikGayrimenkul ekonomisiGayrimenkul sektörü+3
Şeyma Yılmaz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

New actors in Turkish housing market, foreigners: Bursa case

The amount of engagement and interest shown by Iranians in the Turkish property market has dramatically expanded over the past few years. Our research area, Bursa, is one of the four largest cities in Turkey for the inflow of foreign direct investment in real estate and one of the two largest cities in Turkey for Iranian immigrants. The settlement and site selection mechanism in Bursa served as an example for the purpose of this study, which investigated the effect that Iranian real estate acquisition has had on the housing market in Turkey. This goal was accomplished by way of a procedure that consisted of two stages. Following an analysis of the pertinent prior research, a survey was carried out among Iranians who had just purchased a home. The in-depth interview method was used to determine whether the residential areas chosen by Iranians in the city and the characteristics of the residential areas they prefer, the residential environments created, and whether or not they meet the requirements. These findings are a direct result of the surveys that were conducted. As a result of the interviews, we were able to explore the reasons why Iranians prefer Bursa to buy properties, the reasons for their preferences for the neighbourhoods they live in, whether they engage in local mobility, and the reasons for relocating to Bursa. During the face-to-face survey that was carried out between the 15th of April and the 15th of September 2022, 148 Iranians who had purchased homes in the central districts of Bursa (Nilüfer, Osmangazi, and Yıldırım) after 2012 were questioned regarding the demographic characteristics of their households as well as their level of agreement with 41 statements using a 9-point Likert scale. In light of the results of the questionnaires, the statistical data are analysed by means of the SPSS program, and the results of factor analysis are used to assess the nature of the connections between the variables. In order to study the cause-and-effect relationship that exists between the dependent variable and the independent variables, a binary logistic regression analysis is performed because the dependent variable in question has a response that can only be one of two possible states. According to the findings of the research, Iranians have indicated a strong preference for settling in Bursa since the city provides a contemporary way of life, as well as thoughtful planning of residential zones and high-quality housing structures. Iranians are primarily concentrated in the center districts that have the highest level of socioeconomic development and accessibility in comparison to other districts, as well as in the districts that stand out for their planned urbanization project.

BursaHomeownershipHousing market+3
Aryan Habıbpour
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm projelerinin çevresindeki yerleşmelere sosyal ve fiziksel etkileri: Bursa Küplüpınar Mahallesi üzerinden bir değerlendirme

Günümüzde pek çok kent, büyümenin getirmiş olduğu kaotik yapı sonucunda dönüşüm yaşamaktadır. Dönüşümü hızlandıran/tetikleyen ve kaçınılmaz kılan fiziksel, sosyal ve ekonomik yetersizlikler bulunmaktadır. Köhneme olarak tanımlanan bu durum sadece mekansal büyümeye bağlı olarak değil, parçacıl ve birbiriyle ilişkilendirilmeyen plan kararları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Köhneme bölgelerinde, kamu girişimleri yardımları ile değişen sosyo-ekonomik ve fiziksel şartlara uygun olarak yeniden canlandırmayı hedefleyen kentsel dönüşüm projeleri planlanmaktadır. Dönüşüm süreçlerinde kent dokusunun fiziki çevre yapısı, sosyo-ekonomik yapısı ve sosyo-kültürel yapısına yönelik değişimler dolaylı olarak kentsel kimliği de etkilemektedir. Kentsel dönüşüm projeleri sosyal donatı alanlarının artması, altyapının iyileştirilmesi, farklı sektörler ve istihdamın kazandırılması, arazi ve emlak değerlerinin yükselmesi ve güvenli alanlar oluşturması gibi pozitif etkiler sağlarken çevresinde kentsel kimlik ve aidiyet duygusunu geliştirmeye yönelik stratejiler de geliştirmelidir. Aksi takdirde özgünlüğü yok sayan, birbirine özdeş tasarımlara başvuran projelerle, tepeden inmece kimlikliklere bürünen kentler meydana gelmektedir. Sürdürülebilir kentlerin oluşturulabilmesi için kentsel dönüşüm projeleri çevresindeki yerleşmeler üzerinde meydana getireceği etkiler dikkate alınarak ve alanın sahip olduğu kentsel kimlik ögeleri doğrultusunda planlanmalıdır. Bu çalışmada, Bursa'nın merkezinde yer alan ve 2000 yılı sonrası farklı türdeki kentsel dönüşüm projeleriyle dönüşmekte olan bir bölgenin kıskacında kalan Küplüpınar Mahallesi'nde ortaya çıkan fiziksel ve sosyal köhneme süreçleri ile bu süreçlerin yarattığı dönüşüm beklentisinin, bölgenin kimliği ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Kentsel dönüşüm uygulamalarının çevresine olan etkilerini odağına alan bu çalışma, bilimsel araştırma yöntemi açısından nitel yöntemler kullanılarak geliştirilmiştir. Bu kapsamda mahallede ikamet eden veya geçmiş yıllarda ikamet etmiş bireylerle anket ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve QDA Miner Lite yazılımlarında analiz edilmiştir. Öte saha araştırmaları, arazi kullanım analizleri ve literatür taramalarıyla araştırmaya yön verilmeye çalışılmıştır. Bulgulara göre, belki de kentsel dönüşüm uygulanmayacak, kendi özgün dokusu ile varlığını sürdürecek olan Küplüpınar Mahallesi'nde kentsel dönüşüme yönelik beklentinin olması mahallenin büyük bir bölümünün fiziksel ve sosyal anlamda köhnemeye başlamasını beraberinde getirdiği ortaya konmuştur. Aynı zamanda, çevresindeki alanlardaki bu dönüşümün, mahallenin oluşumunda ve gelişiminde etkin olan kimliğinin de tahrip olmasına yol açtığı ve parçacıl, birbiriyle ilişkilendirilmeden ve geçmiş kimlik ögeleri dikkate alınmadan uygulanan projelerin çevresindeki yerleşmelerde yeni sorunlara (nüfus kaybı, komşuluk ilişkilerinin kaybı, güvensizlik gibi) yol açtığı tespit edilmiştir.

Kentsel dönüşüm
İlkem Güler
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Salgın sonrası dönemde metropitan kent çeperlerinin değişen sosyo-mekânsal yapısı: İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesi örneği

Kırsal alanlar yasal ve yönetsel birçok değişim ve dönüşüme uğramıştır. Kent ve kırı ilgilendiren kanunlar üzerinden bu değişim gözlemlenebilmektedir. Kovid-19 salgını sürecinde eğitim, çalışma, alışveriş gibi alışkanlıkların değişmesi, özellikle uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, metropoliten kentlerde merkez-çeper etkileşiminde kritik dönüşümlere yol açmıştır. Bu çalışma, kovid-19 salgını sonrasında metropoliten kent çeperlerinin sosyo-mekânsal değişimini ve kır-kent etkileşimini İstanbul-Kocaeli- Tekirdağ kent bölgesi özelinde irdelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada birincil veri olarak, 'Covid-19 Salgını Sonrası Uzaktan Çalışmaya Adaptasyonların Seyahat Davranışlarına ve Konut Yer Seçimine Gerçekleşmiş ve Beklenen Etkilerinin Araştırılması: İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ Kent-Bölgesi Örneği ' isimli TÜBİTAK-1001 projesi kapsamında Kasım 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesinde ikamet eden ve hâlihazırda bir işte çalışıyor olan 4643 kişiyle yapılan anket sonuçları kullanılmıştır. İstanbul-Kocaeli- Tekirdağ kent bölgesinde merkez-çeper ayrımını kullanabilmek için ilçelerin veya mahallelerin kentleşme düzeyi (Eksen), sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi (SEGE), yoğunluk (TÜİK), merkezilik düzeyi (YERSİS) değerlerine uyarlanan ayrımlar ile merkez-çeper kabulleri üretilmiştir ve ikincil veri olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında sosyo-mekânsal değişimin merkez ve çeperde farklılaşması ve merkez-çeper etkileşimi istatistiki anlamlılık testleriyle ölçülmüş ve yorumlanmıştır. Bu farklılıklar kategorik-kategorik değişken çiftleri için Pearson Ki-Kare testi, kategorik-numerik değişken çiftleri için T Testi kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesindeki sosyo-mekânsal değişim ve kır-kent etkileşiminin incelendiği bu çalışmada, istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışma alanında merkezilik düzeyine göre yapılan merkez çeper ayrımında merkezde ikamet edenlerde uzaktan çalışmanın konut yer seçimine etkisinin çeperde ikamet edenlere göre daha fazla olduğu görülmüştür. Çeperde ikamet edenlerle merkezde ikamet edenler arasında, eğitim ve gelir düzeyine farklılaşmalar tespit edilmiştir. Bu sonuçların birleşimi ile merkezden çepere bilinçli stratejik göç yapıldığı söylenebilir. Çeperde çalışanların uzaktan çalışma oranı; salgın öncesinde %2 civarında iken, salgın döneminde %32,3'e kadar yükselmiş, salgın sonrasında %7,4 civarına gerilemiştir. Bununla birlikte gelecekte kısmen veya tamamen uzaktan çalışmayı tercih etme oranı ise %66,8'i bulmaktadır. Salgının uzaktan çalışmaya etkisi, bu etkinin devam edeceği ve tercih edildiği, yüzdelik değerlerin artışından anlaşılmaktadır. Bunlara ilaveten, çalışma kapsamında merkez-çeper arasında konut ve çevresi, kişisel tercihler ve ikamet-iş yeri akışlarına ilişkin önemli bulgulara erişilmiştir. Son olarak analiz sonuçları, İstanbul-Kocaeli-Tekirdağ kent bölgesinde çeper kavramı ile literatürdeki kır kavramı benzer çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Songül Şahan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sözlü tarih yöntemiyle sosyal ve mekânsal dönüşümü okumak: Bursa kuruçeşme mahallesi örneği

Mekân, gerek fiziksel ve gerekse toplumsal açıdan insan ürünüdür. Bu nedenle insana ait toplumsal, tarihsel ve kültürel izler mekânlar aracılığıyla taşınır. İnsan-mekân etkileşiminin örnekleri üzerinden, toplumsal ritüellerin fiziksel çevreyi nasıl etkilediği ve düzenlediğini görmek mümkündür. Ancak kapitalizmin etkisiyle birbirine benzeyen kentsel mekânlar yaratılmıştır. Bu kapsamda belli bir kimliğe sahip kentsel alanların taşıdığı değerlerin ortaya çıkarılması, mekânsal ve sosyal değişim sürecinin anlaşılması, değişen gündelik yaşam pratiklerinin okunması, kentsel mekânın geleceğinin inşası için önem taşımaktadır. Küreselleşme ile göç alan kentler hızla büyümekte bunun yanında kent merkezinde bulunan eski yerleşimler ve tarihi mekânlarda fiziksel, sosyal dönüşümler yaşanmaktadır. Ancak kentsel alanlarda daha çok fiziksel değişimin üzerinde durulmaktadır. Halbuki mekân barındırdığı sosyal ve tarihsel birikimi yönüyle fiziksel sınırların ötesinde, toplumun hafızasını oluşturan bir yapıdır. Bu çalışmanın amacı, kentsel mekânın toplumsal üretim sürecindeki dönüşüm dinamiklerini anlamak; bu bağlamda, eski Yahudilik olarak bilinen Kuruçeşme Mahallesi'nin mekânsal ve sosyal değişim/dönüşüm sürecini, kırılma noktalarıyla birlikte analiz ederek mahalleye dair kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapmaktır. Bununla birlikte, sözlü tarih görüşmeleriyle, mahallenin geçmişten bugüne uzanan çok katmanlı hikâyesi de okunmaya çalışılmıştır. Bu anlama sürecinde kentsel hafızanın referansıyla, sosyal ilişkilerin değişimi, mekânın yeniden üretim süreci ve bu süreçlerin gündelik yaşam pratiklerine olan etkisi, Yahudi toplumunun bireysel ve kollektif deneyimleri ve tanıklığı üzerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma alanı olarak belirlenen Kuruçeşme Mahallesi, Bursa'nın kent merkezinde konumlanmaktadır. Bursa, küreselleşme sürecinde önemli bir konuma sahip olmuş ve küreselleşmenin etkisiyle mekânsal ve sosyal dönüşümler yaşanmıştır. Bursa'da yaşanan bu dönüşümler çalışma alanı olarak belirlenen Kuruçeşme Mahallesi'nde nasıl yansıdığı araştırma sorusudur. Kuruçeşme Mahalle'sinin dönüşüm süreciyle ilgili görünümü Yahudilikten Arap Şükrü Sokağı'na şeklinde nitelendirilmektedir. Mahalle, bir zamanlar Yahudi ve Müslüman ailelerin güven içinde yaşadığı bir ortamken, günümüzde bambaşka sosyal ve mekânsal bir görünüm kazanmıştır. Ayrıca Altıparmak Caddesi'nin güneyinde, geleneksel konut dokusuyla etrafındaki yerleşme alanlarından farklılaşmaktadır. Yahudi azınlığın zaman içinde mahalleyi terketmesi, yapıların işlevsel dönüşümüne yol açarak mahallenin yeni bir görünüm kazanmasına neden olmuştur. Ayrıca mahallede bulunan işletmeler, mahallenin Arap Şükrü Sokağı olarak tescillenmesinde etkili olmuş ve kentin çok değişik bir yüzü olarak nitelendirilmiştir. Bu kapsamda Kuruçeşme Mahallesi'ne yönelik xv sosyal ve mekânsal anlamda bir durum haritasının ortaya çıkarılması önem arz etmiştir. Çalışmanın metodolojik deseni nitel araştırma olarak belirlenmiştir. Araştırmanın temel veri kaynağı Yahudi katılımcılarla gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmeleri olmuştur. Sözlü tarih yöntemi ile kentsel alanlardaki sosyal ve mekânsal dönüşüm, bu değişime tanıklık etmiş ve etkilenmiş kişilerin perspektifi ile ortaya çıkarılabilmektedir. Bu kapsamda sözlü tarih görüşmeleriyle, pek çok veri kaynağı arasında unutulan, göze çarpmayan ve ulaşılması zor ve önemli bir unsur olan Yahudi bireylerin anlatılarıyla, mekânsal ve sosyal dönüşümün izleri okunmaya çalışılmıştır. Kuruluş yıllarından itibaren tarihsel sürece tanıklık eden; bir zamanlar sosyal yaşamın aktif bir parçasıyken, günümüzde sayıca azalan ve büyük ölçüde unutulan Yahudi cemaatinin aktardıkları çalışmanın temel veri kaynağı olmuştur. Ayrıca sözlü tarih görüşmelerinin yanında gözlem, doküman incelemesi ve destekleyici görüşmeler ile araştırma süreci katmanlı bir yapı çerçevesinde oluşturulmuştur. Araştımanın temel veri kaynağı olan sözlü tarih görüşmeleriyle 5 Yahudi katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiziyle, Maxqda 24 programı aracılığıyla kodlanmış ve kodlanan metinler beş tema kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan temalar, sosyal ve kültürel etkileşim, göç ve kırılma noktaları, yeni mekânsal kurgu ve toplumsal değişimler son olarak bireysel ve kollektif bellek gibi konular etrafında şekillenmiştir. Saha gözlemeleri ve destekleyici görüşmeler kapsamında Yahudi aznılığın mahalleye yönelik güvenlik algısı, dönüşüm sürecinin daha olağan karşılanması dikkat çeken husus olmuştur Araştırma kapsamında öne çıkan en önemli tespit ise kentsel alanlarda genellikle mekânsal değişimi sosyal değişimlerin takip ettiği yönünde genel bir eğilim olmasına rağmen, Kuruçeşme Mahallesi özelinde bu sürecin tersine işlediği; yani önce sosyal bir çözülmenin yaşandığı, ardından mekânsal dönüşümün gerçekleştiğidir. Yani bir zamanlar mahallenin eski sakinleri güven içinde yaşarken özellikle 80'li yıllarda dönüşüm süreci başlamış, mahallenin sosyal yapısı değişmeye başlamıştır. Zamanla mahallede boşalan kimi evler meyhane, butik otel, kafe gibi işletmelere dönüşmüş, kimi yapılar ise metruk hale gelmiştir. Kuruçeşme Mahallesi özelinde ortaya konan bu dönüşüm hikayesi, Bursa kentinin yaşadığı dönüşümün mikro ölçekte bir yansıması olarak okunmaya çalışılmıştır.

Sözlü tarih
Amine Ülker
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal alanların korunarak kalkınmasında ve planlanmasında bir araç olarak arazi toplulaştırması: Avrupa Birliği-Türkiye karşılaştırması

Arazi toplulaştırması, arazi parçalanmasını gidermek ve dağınık tarım topraklarının birleştirilmesi amacıyla Avrupa Birliği ülkelerinde 1550'li yıllardan, Türkiye'de ise 1960'lı yıllardan bu yana uygulanmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı, tarımsal üretimdeki verimlilik artışının ve kırsal alanlarda ekolojik yapının korunarak sürdürülebilirliğin sağlanması, kırsal kalkınmanın bir aracı olarak arazi toplulaştırmasının kullanılmasına ilişkin Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ve Türkiye'deki yaklaşımlara yönelik değerlendirmelerin yapılması, Türkiye için kırsal alanların daha etkin kullanımı ve planlanmasına yönelik kullanılabilecek yeni önerilerin geliştirilmesidir. Bu çalışma ile arazinin insan faaliyetlerinin temel mekanı olduğu savından hareketle, bunun sürdürülebilirliğinin sağlanmasında önemli bir araç olarak görülen arazi toplulaştırması ve kırsal kalkınmanın planlama ile ilişkisinin sağlanabilirliği araştırılmıştır.Çalışmada literatür taraması yapılarak, Avrupa Birliği ülkelerindeki ve Türkiye'deki arazi toplulaştırmasına yönelik yaklaşımlar incelenmiş, kurumsal yapı ve yasal mevzuatın nasıl işlediği ve toplulaştırma sonucu tarımsal verimin ne oranda değiştiği AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.Çalışma sırasında Türkiye'de arazi toplulaştırması uygulamasının yürütücü kurumlarından olan Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nden istatistiki bilgi ve konuyla ilgili doküman sağlanmıştır. Ayrıca üniversitelerin Ziraat Fakültesi'nin ilgili ana bilim dalında konuyla ilişkili tez çalışmalarının yapıldığı görülmüştür ve bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'deki arazi toplulaştırması uygulamalarına ilişkin yayınlara internet ortamından da erişilebilmektedir.Çalışmada, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nde görev alan, arazi toplulaştırması çalışmaları konusunda deneyimlere sahip kişilerle görüşülerek Delphi Tekniği uygulaması ile anket çalışması yapılmıştır. Uygulama internet üzerinden yapılmış, Delphi sürecinde ardışık anketler kullanılmıştır. Katılımcıların vermiş oldukları cevaplar neticesinde Türkiye'de uygulanan arazi toplulaştırmasının sorunları genel olarak ortaya konmuştur.Tez çalışmasının sonucu olarak, Türkiye'deki arazi toplulaştırması çalışmalarının Avrupa Birliği ülkelerindeki gelişme düzeyinde olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler : Arazi Toplula?tırması, Kırsal Planlama, Tarım Topraklarının Korunmasında Planlama, Avrupa Birliği, Türkiye, Delphi Tekniği

Arazi toplulaştırmasıAvrupa BirliğiDelphi tekniği+2
Merve Temel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kentlerin akarsu ile bütünleşme sorunlarının planlama ve tasarım yönünden irdelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, akarsu kıyısı kentlerde akarsu ile kentin bütünleştirilme sorunlarının yasal mevzuat, kültürel ve mekansal açıdan incelenerek akarsuyun kentle bütünleşmesinin planlama ve tasarım yaklaşımı içinde ele alınmasıdır. Bilindiği üzere ülkemizde içinden akarsu geçen pek çok kent vardır. Tez kapsamında da bu birçok kentin neden akarsularına sırtını döndüğü sorusuna cevap olarak, yasal, kültürel ve mekânsal engellerin saptanması gerektiği düşünülmüş ve bununla birlikte yasal mevzuatın koruma, kullanma ve planlama adı altında getirdiği kısıtlar araştırılmış, kentlerin akarsularını kullanmasındaki karşılaşılan kültürel sorunlar irdelenmiş, mekânsal açıdan kentlerin akarsu kıyısı ve çevresini nasıl şekillendirdiği, geçmiş zamanlardan günümüze kullanımında ne gibi değişiklikler olduğu, mevcutta kıyı ile ilgili yapılan düzenlemelerin neler olduğu ve gelecekte nasıl tasarlanması gerektiği irdelenmiştir. Çalışma kapsamında, öncelikle literatür taraması yapılarak konu ile ilgili çalışmalar incelenmiştir daha sonra çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarından akarsuların düzenlenmesi ile ilgili bilgiler elde edilmiştir, Avrupa örneklerinde akarsu kıyısı tasarımları incelenmiştir ve son olarak da örneklem alanı olarak seçilen Adapazarı (Çark deresi ve Sakarya Nehri), Eskişehir (Porsuk Çayı) ve Amasya(Yeşilırmak) kentlerinde yerinde gözlem yapılarak, ve her bir kentte planlama ve teknik konularda uzmanlaşmış kişilerle birebir görüşme yöntemi ile görüşme ve anketler yapılarak ayrıca Amasya kenti özelinde bir de halkın görüşlerini öğrenmek amacıyla halk ile anket yapılarak içinden akarsu geçen kentlerin bu akarsuyu kullanma problemleri belirlenmiştir. Tüm bunların sonucunda ise, Türkiye?de kentlerin akarsularıyla yasal kısıtlardan kaynaklı olarak mekansal açıdan bütünleşemedikleri tespit edilmiştir. Sonuç kısmında ise tüm bu veriler değerlendirildikten sonra kentsel tasarım bağlamında akarsuların kent içinde daha etkin bir şekilde kullanılması ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler :

Zeynep Özdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem duyarlı planlamada coğrafi bilgi sistemleri odaklı çok kriterli karar verme yöntemlerinin uygulanması:Yalova kent merkezi örneği

Ülkemizde özellikle 1999 Marmara Depremleri ve 2011 Van Depremi?nden sonra depremlerin insan hayatı için ne kadar yıkıcı olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Tarih boyunca Türkiye büyük depremlerle sarsılmış ve pek çok kayıp vermiştir. Ülkemiz bir deprem ülkesi olduğu için ilerleyen yıllarda da büyük şiddetlerde depremlere maruz kalması hayli olasıdır. Bu nedenle olası bir depremin büyük kayıplara neden olmaması için özellikle afet öncesi çalışmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Deprem riskini azaltmak amacıyla afet öncesi çalışmalar oldukça kritik bir öneme sahiptir ve afet öncesi çalışmalar afet yönetiminin en önemli süreci olarak tanımlanabilir. Hâlbuki yakın geçmişimize bakıldığında genellikle afet sonrası çalışmalara yani yara sarma politikalarına yoğunlaşıldığı gözlemlenmektedir. Günümüze yaklaştığımızdaysa, afet öncesi risk azaltma çalışmalarının yavaş yavaş afet yönetimi süreci kapsamında önem kazandığını görmekteyiz. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) bu süreç kapsamında etkin olarak kullanıldığında oldukça faydalı olan bir araçtır. Afet yönetiminin gerek afet öncesi gerek afet sırası gerekse de afet sonrası çalışmalarında kullanıldığında afet risklerini azaltmada oldukça etkin bir araçtır. Bu çalışmada CBS, deprem duyarlı planlama kapsamında, Yalova ili kent merkezinde kentsel ve zeminsel özelliklerden kaynaklanan riskleri tespit etmek amacıyla kullanılmıştır. Bu amaçla ilk olarak kentsel kriterler ve zemin kriterleri Analitik Hiyerarşi Süreci?ne tabi tutulmuşlardır. Analitik Hiyerarşi Süreci sonucu elde edilen riskli alanları gösterir kentsel risk ve zemin riski haritaları ise daha sonra TOPSIS analizinde girdi olarak yer almışlardır. TOPSIS analizi sonucunda da hem kentsel hem de zemin kriterlerini barındıran genel risk haritası elde edilmiştir.

Deprem riskiKent planlama
Kadriye Burcu Yavuz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji yönetimi ve kent planlama ilişkisi

Gelişen Dünya düzeninde insanların enerji talepleri artmaktadır. Teknolojinin sebep olduğu bu artan enerji tüketimine nüfusun, sanayileşmenin ve kentleşmenin hızla artması eklenince, yapay enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin geleceğinin tehlikeye girdiği görülmektedir. Dünya'da gelişmiş ülkelerin enerji politikaları temiz enerji kaynaklarının kullanımının en üst seviyeye çıkarılması üzerinedir. Enerji politikalarının hayata geçirilebilmesi için tüm meslek gruplarına görevler düşmektedir. Planlama disiplini de kentsel enerji tüketimini verimli hale getirebilmek için enerji entegre planlama anlayışını benimsemelidir. Sürdürülebilir olan enerji entegre planlama, artık günümüzde tüm senaryolarda dikkat edilmesi gereken, planlama kararlarının tüm planlara yansıtılması gereken bir yaklaşım olmalıdır. Tezde enerji türleri karşılaştırılmıştır. Dünya'nın, Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye'nin enerji politikaları incelenmiştir. İki bölümden elde edilen sonuçlara göre kent planlamada hangi enerji türlerinin üzerine gidilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Planlama disiplini çerçevesinde enerji entegre kentlere ilişkin 4 ölçekte planlama kararları belirlenmiştir. Ulusal, kentsel, mahalle ve tek yapı ölçekleri olarak ayrılan kararlar örneklerle açıklanmıştır. Dünya'nın geleceği için belirleyici rol oynayan enerjinin kentlerde verimli kullanımı; gelişmiş ülkelerin farkına vardığı, artık tüm ülkelerin de bu bilinçle planlama yapması gerektiği bir konudur. Bu bağlamda Türkiye'nin ne aşamada olduğu çalışılan 4 ölçekte, belirlenen başlıklarda enerji politikaları ve uygulamaları doğrultusunda incelenmiştir. Tezde belirlenen ölçekler arası planlama kararları şehir plancıları için kılavuz olacak ve bilinçlendirici niteliktedir. Bu kararlara göre incelenen Türkiye'nin mevcut enerji politikaları ve uygulamaları ise yapılması gerekenlere ışık tutmaktadır.

Enerji etkin planlamaEnerji yönetimi
Veliye Başak Tokatlıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kiralık konut: Ankara örneğinde talep ve kullanım özellikleri

Konut sosyal, ekonomik, fiziksel boyutlarıyla çok yönlü bir olgudur. Bu özellikleri ile aynı zamanda bir üretim ve tüketim malı olarak konutun başka bir nesneyle ikame edilememesi, konut piyasasına diğer piyasalardan farklı bir nitelik kazandırmakta ve devletin bu piyasaya müdahale etmesini gerekli kılmaktadır. Bir konut piyasasında mülk ve kiralık konut piyasası birbirleri ile ayrılmaz biçimde bağlantılıdır. Bu nedenle kiralık konut piyasası, konut piyasasının önemli bir bileşenidir. Bu tez çalışmasında Ankara Metropoliten örneğinde kiralık konut talebi ve kullanım özellikleri çerçevesinde kiralık konut piyasasının anlaşılması ve kentsel politika ve stratejilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda planlama, mevzuat, politikalar gibi yasal ve yönetsel araçlarla ortaya çıkan arzın çeşitliliği ve bunların talebi nasıl yönlendirdiği Türkiye ve dünya örnekleri çerçevesinde tartışılmaktadır. Hanehalkı anketleri ile gerçekleştirilen alan araştırması çerçevesinde Ankara'daki kiracı hanehalklarının çeşitliliği, hareketliliği, kiralık konutların mekânsal özellikleri ile kiralık konut sunum çeşitliliği araştırılmıştır. Tezin bulguları kiralık konut kullanımının, tüm gelir grupları tarafından farklı nedenlerle tercih edilen bir kullanım biçimi olduğunu ortaya koymuştur. Buna göre kiralık konut kullanımı üç farklı tipoloji sergilemektedir. Birincisi kentin eğitim ve istihdam olanaklarından yararlanan genç ve öğrenci hanehalkları tarafından "geçici" olarak tercih edilen bir konut kullanım biçimi olmasıdır. İkincisi mülk konut edinme imkânına sahip hanehalklarının konut sahipliğine geçiş sürecinde "yarı kalıcı" olarak kiralık konutu tercih etmeleridir. Üçüncüsü ise mevcut piyasa koşullarında, mülk konut edinme olanağına sahip olmayan, birikim gücünden yoksun düşük gelir grubu kiracı hanehalklarının başka bir alternatif olamadığı için kiralık konut "zorunlu ve sürekli" bir konut kullanım biçimidir. Ayrıca kiralık konut hanehalklarına rahat hareket edebilme olanağı sağlayan, mülk konuttan daha esnek bir konut kullanım biçimidir. Tüm bu özellikleri ile kiralık konutun dinamik, gerekli ve özellikle metropol kentlerde vazgeçilemeyecek bir kullanım biçimi olduğu görülmektedir. Buna karşın politikalar mülk konutu özendirmektedir. Kira düzenlemelerine ilişkin mevzuat yeterli değildir. Bu çerçevede sürdürülebilir bir konut ve kiralık konut piyasası için politika ve stratejilerin arz ve talep odaklı geliştirilmesi önemlidir. Bu kapsamda her gelir grubundan kiracıların taleplerine uygun nitelikli ve fiyatlı konutlara erişimi sağlayacak kiralık konut üretimi ve araçları geliştirilmelidir. Mevcut konut finansmanı ve kira düzenlemeleri ile ilgili politikalar, mülk ve kiralık konutun bir arada işleyişini sağlayacak biçimde yönlendirilmelidir.

Aysu Uğurlar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kent iklimi planlama ilişkisinin Stuttgart ve Hong Kong kenti örneklerinde değerlendirilmesi

Yerleşmelerin yer seçiminde önemli bir kriter olan iklim bilgisi insanoğlu için geçmişten günümüze sürekli araştırma konusu olmuştur. Ancak son yıllarda yaşanan ekstrem hava olayları iklim bilgisi üzerindeki ilgiyi daha da arttırmıştır. Özellikle kentsel alanlarda kent ikliminin bölge iklimlerinden farklılık göstermesi, kentsel iklimi ayrı bir araştırma konusu yapmış ve birçok disiplin kent iklimiyle ilgilenmeye başlamıştır. Kent planlama da bu disiplinlerden biridir.Kentteki doğal ve yapılı çevrede planlama ve tasarımın iklimsel etkilerinin belirlenmesi, konforlu ve yaşanabilir alanların oluşturulabilmesi için önemlidir. Bu nedenle kent iklimi konusunda yapılan akademik çalışmaları ve kent iklim bilgisinin planlama sürecine ne şekilde dahil edildiğini değerlendirmek; sürdürülebilir kent planlaması için kent iklim bilgisinin kullanım süreçlerini ve yararlarını ortaya koymak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Bu amaç doğrultusunda çalışmada, 1980-2010 yılları arasında kent iklimi üzerine yapılan çalışmalardan `Web of Science' listesindeki 66 adet süreli yayında basılan yaklaşık 1000 makale kent iklimindeki farklı konu başlıklarına göre sınıflandırılmıştır. Bu çalışmalardan kent planlama konusunda olanlar detaylı şekilde incelenerek kent iklim bilgisinin planlamaya nasıl dahil edildiğine dair değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda çoğunlukla kent iklim haritalarından bahsedildiği belirlenmiştir. Kent iklim haritalarının özelliklerini ve planlama sürecine etkilerini ortaya koymak için iki örnek kent Stuttgart (Almanya) ve Hong Kong (Çin) seçilmiştir. Seçilen bu iki örnek kent üzerinden kent iklim haritalarının oluşturulma süreci, bu süreçteki paydaşlar, ilgili yasa ve standartlar, kullanılan veriler, yapılan analizler, kent iklimi öneri haritaları ile bu haritaların mekansal planlamaya ve tasarıma etkileri ortaya koyularak, kent ikliminin kent planlama içerisindeki kullanımıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Hayriye Balık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel kamusal mekânların iklim duyarlı tasarlanması: Türkiye örneklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada kentleşme ile iklim ilişkisinin sonuçları ve bu sonuçların kentlilerin termal konforlarının sağlanması için tasarım yoluyla ne şekilde yönlendirilebileceği literatür taraması yapılarak ortaya konmuştur. Bunun sonucunda kentsel kamusal mekânların etkin kullanımının sağlanabilmesi için farklı iklimlerde uyulması gereken tasarım ilkeleri sıralanmış ve bu ilkeler aracılığıyla mekânların iklim duyarlılığının ölçülebilmesini sağlayacak performans standartları çizelgeleri oluşturulmuştur. Sıcaklığın ve radyasyonun kontrolü, rüzgâr akımının kontrolü ve nemin kontrolu başlıkları altında toplam yirmi dört adet performans standardını içeren çizelgeler, fiziksel özellikleri fotoğraflanıp hâlihazır haritalar üzerine işlenen İzmir-1 Caddesi, Bahariye Caddesi ve Konak Meydanı örneklerinin iklim duyarlılığının değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Değerlendirme sonucunda yirmi dört adet performans standardından İzmir-1 Caddesi'nin soğuk dönemde onikisini, sıcak dönemde ise onyedisini, Bahariye Caddesi örneğinin soğuk dönemde onüçünü, sıcak dönemde ise onaltısını, Konak Meydanı örneğinin ise yirmidört standardın soğuk dönemde sekizini, sıcak dönemde ise ondördünü karşılayabildiği tespit edilmiştir.

Burkay Köseoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu konut yerleşimlerinin ekolojik kentsel tasarım ilke ve ölçütlerine uygunluk yönü ile sınanması için bir çerçeve oluşturulması: Ankara'da saha çalışması

Bu çalışmanın temel amacı, günümüzdeki toplu konut tasarımlarının daha önceki evrelerdekilere göre ekolojik tasarım ilkelerine uyumlu gelişme gösterip göstermediğini ortaya koymaktadır. Bu amaç doğrultusunda, üç toplu konut seçilerek ekolojik tasarım ilkeler açısından birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Bu çerçevede yapıların birbiriyle ilişkisi, açık alanların, ulaşım ve erişilebilirliğinin engelsiz, standart ve ekolojiyle uygunluğu analiz edilmiştir.Toplu konut yerleşimlerinin analizi için üç farklı evrede inşa edilen üç toplu konut yeleşimi örneklemmiştir. Belirlenen üç toplu konut yarleşiminden ilki TOKİ'den once konut kooperatifçiliği döneminde yapılmış; diğer ikisi ise TOKİ tarafından üretilen projelerden seçilmiştir. Bu projelerden ilki 1980li yıllarda ikincisi ise 2010 yılında tamamlanmıştır. bu toplu konutlar ekolojik kentsel tasarım ilkeleri ve ölçütleri kaosamından 4 ana başlık altında belirlenen ölçütlere göre birbiriyle karşılaştırılmıştır.Tez çalışmasının analiz aşamasında kullanılacak parametrelerin önem sırasının ve ağırlıklarının belirlenmesi amacıyla Delphi tekniği kullanılarak konuda uzman kabuledilen kişilerle anket yapılmıştır. Anketin sonucunda analiz parametrelerinin sıralaması, puanları belirlenmiştir. Analiz Sonuçlarının Değerlendirmesi Toplu konutların belirlenen kriterlere göre karşılaştırılması ve genelde bu toplu konutların ekolojik açıdan uygun olup olmadığı, standart ve ekolojiyle uygunluğunun analizidir.Anahtar Kelimeler : Kentsel Ekoloji, kentsel tasarım, Toplu Konut, ekolojik kentsel tasarım, Ekolojik Ayak İzi

Touraj Roshanaei Badr
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel arazi kullanımı trafik kazası ilişkisi: Eskişehir örneği

Bu tezin ana amacı trafik güvenliği öncelikli kent planlaması (arazi kullanım planlaması, yol ve kavşak tasarımı) oluşturma stratejilerine katkıda bulunmaktır. Tezin hipotezi ?Kentsel arazi kullanım kararları ile trafik kazası arasında anlamlı bir ilişki vardır? şeklindedir. Çalışmada öncelikle ulaşım planlamasının gelişim süreci ile kentsel arazi kullanımı trafik kazası ilişkisi kuramsal olarak incelenmiştir. Daha sonra örneklem alanı olarak seçilen Eskişehir Kentine yönelik kaza tahmin modelleri geliştirilerek trafik kazası kentsel arazi kullanımı ilişkisi ortaya konmuştur. Oluşturulan modellerin meydana gelen kaza sayısını mümkün olduğu kadar doğru tahmin edebilen basit ve uygulanabilir olmasına önem verilmiştir. Bu modeller, kazaların yoğunlaştığı yerleri etkileyen unsurları belirlemede, kentsel yol ağı ve kavşak güvenliği analizinde ve kentsel arazi kullanımı ile ulaşım planlaması çalışmalarında kullanılabilir niteliktedir. Modelleri oluşturma sürecinde öncelikle, coğrafi bilgi sitemleri kullanılarak kavşak ve yol kesimine ilişkin iki ayrı veri tabanı oluşturulmuştur. Daha sonra oluşturulan veri tabanları aracılığıyla kavşaklara ve yol kesimlerine yönelik model geliştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen modellerin temel amacı farklı yapıdaki kavşaklar ve yol kesimleri için kaza tahmini gerçekleştirerek kazayla ilişkili kentsel unsurları belirlemektir. Her iki model geliştirme çalışmasında da gerçekleştirilen modelleme teknikleri, kaza sıklığı ile açıklayıcı değişkenleri ilişkilendirmek için kullanılmıştır. Kavşaklara yönelik yapılan çalışmada Panel tahmini gerçekleştiren Poisson Regresyon Modeli, yol kesimlerine yönelik yapılan çalışmada genelleştirilmiş lineer modellerden Poisson logaritmik doğrusal (loglineer) Tahminleri Modeli kullanılmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriEskişehirGenelleştirilmiş doğrusal modeller
Ömür Kaygısız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İleri teknoloji sektöründe kadın girişimciliği: Ankara örneği

Yeni bir iş kuran ya da kendi işinin sahibi olan kadın girişimcilerin sayısı son yıllarda hızla artmaktadır ve kadın girişimciler geleneksel sektörler yerine artık ileri teknolojiyle ilgili sektörlere giriş yapmaktadır. Özellikle son dönemde girişimcilik üzerine yapılan çalışmaların daha çok erkek girişimciler üzerine odaklanması ve kadın girişimcilerin çoğunlukla geleneksel sektörlerde yer aldığının kabul edilmesi, geleneksel olmayan bir sektör olarak ileri teknoloji sektöründe kadın girişimciliğinin araştırılmasını önemli kılmaktadır. Tez kapsamında Ankara'da ileri teknoloji sektöründe yer alan özellikle firma sahibi veya firma ortağı pozisyonundaki eğitim düzeyi yüksek kadın girişimciler araştırılmıştır. Araştırmada kadın girişimcilerin sahip olduğu ileri teknoloji firmalarının sektörel ve mekânsal farklılıkları, bu firmaların yığılma mekanları olarak görülen teknoloji geliştirme bölgelerinde ve bu bölgelerin dışında karşılaştırılmaktadır. Tezde kadın girişimcilerle yapılan derin görüşmelerle; girişimci karakteristiği, firma niteliği ve firma performansı, firmanın mekânsal yer seçimi ve iş çevresinin kadın girişimcilere bakış açısı detaylı olarak değerlendirilmektedir.

Mekan
Yasemen Atalay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal yerleşmelerde içme suyu hizmetlerinin sağlanmasında köylerin altyapısının desteklenmesi (KÖYDES) projesinin rolü

Kalkınma ve gelişme üzerindeki olumlu etkileri yadsınamaz olan yol, içme suyu ve elektrik gibi altyapı servisleri aynı zamanda kentlerin ve kırsal yerleşmelerin yaşanabilir yerler olması için de elzemdir. Bu temel altyapı hizmetlerinin kamu hizmeti anlayışı içinde ülke genelinde yaygınlaştırılmasının sağlanması önemli bir toplumsal başarımdır. Türkiye'de kırsal altyapının merkezden ve taşradan örgütlenmesiyle eşgüdüm içinde sunulduğu yapı 2005 yılında Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün tasfiyesi ile ortadan kalkmıştır. Bugün İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda Köy Altyapısını Destekleme Projesi (KÖYDES) kanalıyla, kırsal altyapı yatırımları il özel idareleri (İÖİ) ve köylere hizmet götürme birlikleri (KHGB) tarafından yerel düzeyde gerçekleştirilmeye başlanmıştır.Bu çalışmada, Köy Altyapısını Destekleme Projesi (KÖYDES) ile kırsal alana götürülen altyapı hizmetlerinden içme suyu altyapısının ülke genelinde yaygınlaştırılma durumu incelenmiştir. KÖYDES projesinin ödeneklerinin, köy ve köy bağlısı yerleşimlerin altyapısına katkısı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevlerini devrettiği 2004 yılı verileri ile 2005-2010 KÖYDES ödeneklerinin illere dağılımını içeren veriler üzerinden haritalara aktarılarak değerlendirilmiştir. KÖYDES Projesinin içme suyu altyapı bileşenlerine (susuz, yetersiz, şebekesiz ünite ) göre, KÖYDES ödenek kriterlerinin dağılımı, kır nüfusu, köy sayısı, Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYH) ve ilde kurulmuş olan Köylere Hizmet Götürme Birliği (KHGB) sayıları gibi ölçütleri de kapsayan genel bir değerlendirme yapılmıştır.Bu değerlendirme sonucunda, KÖYDES Projesi kapsamında ödeneklerin dağıtımında, ünitenin susuz olmasının birincil ölçüt olduğu, köy nüfusu ve sayısının, ilde kurulmuş olan birlik sayısının ise ödeneklerin dağıtımında ikincil önceliği aldığı görülmüştür. İllerin az gelişmiş olması durumunun önemli bir ölçüt olarak ödeneklerin dağıtım sürecinde değerlendirilmediği, KÖYDES projesi ile ülke genelinden bağımsız il odaklı bir ödenek dağıtım yaklaşımının izlenildiği söylenebilir.

Neslihan Sayılgan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mücavir alan kavramının imar mevzuatı ve uygulamaları yönünden irdelenmesi

İmar faaliyetlerinin yerine getirilmesi için tek yetkili kurumun, belediyeler olduğu yıllarda; belediye sınırları dışında kalan alanlarda, imar konusunda yetkili bir kurumun olmadığından, kaçak yapılaşma ve arsa spekülasyonunu gibi sorunları önlemek ve planlı gelişmeyi sağlamak için, bir ara çözüm olarak, mücavir alan kavramı ortaya atılmıştır. Mücavir alan sınırları, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 45. Maddesi uyarınca, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onaylanmaktadır.Günümüzde, imar açısından sorumlu farklı idarenin varlığı ve merkezi idare kuruluşlarına plan yapma yetkisi veren kanunlar dikkate aldığında; mevzuat açısından, mücavir alan kavramına duyulan hukuksal ihtiyacın, sona ermesi gerektiği düşünülmektedir. Mücavir alanlar ilk yıllarında amacına uygun, önemli yararlar sağlamıştır. Ancak, son zamanlarda amacından sapmış, farklı amaçlarla kullanılmaya başlamıştır.Son yıllarda yapılan, mücavir alan başvurularına bakıldığında, taleplerin; arazi rantının yoğun olduğu yerlerde, kıyı bölgelerinde ve hızlı gelişen yerleşmelerde yoğunlaştığı görülmektedir.Bu çalışmada, mücavir alanların, tarihsel gelişimi ortaya konularak, imar mevzuatı ve uygulamaları yönünden irdelemesi yapılmıştır. İrdeleme yöntemi iki teknik kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak, belirlenen anahtar kavramlar üzerinden, mücavir alanlar; ?yararlı mıdır??, ?belediyelerin hizmet verebilme güçleriyle orantılı mıdır?? ve ?yasalarımızda yer almalı mıdır?? konularına açıklık getirilmiştir. Belediye anketi ile örneklem belediyeler üzerinden, mücavir alan uygulamalarındaki, mevcut durum ortaya konulmuştur.Bu irdeleme sonuçlarına göre, mücavir alanların, çıkarılma amacına uygun hizmet edememe sebepleri saptanmış ve buna bağlı olarak, uygulamada yaşanılan olumsuzlukları gidermek için öneriler getirilmiştir. Ancak, planlama açısından, sebep olduğu olumsuzlukların, olumlu olanların çok üzerinde olmasından ötürü; kanunlarımızdan kaldırılması gerektiğine dair gerekçelere de ayrıca yer verilmiştir.

AntalyaPlanlama
İnönü Abacı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınmanın mekânsal planlama pratiğine aktarılması: Sürdürülebilirlik değerlendirmesi ve Türkiye uygulaması

Sürdürülebilir kalkınma çok bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir kavram olmakla beraber, uygulama araçlarının tanınmaması ve bu anlamda yeterli deneyim olmaması sebepleriyle planlama pratiğine geçirilmesinde sıkıntılar yaşanmaktadır.Sürdürülebilir kalkınma ilkelerini benimseyen yeni bir plan/belge hazırlanması için ya da mevcut politika dokümanlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri ışığında değerlendirmesinin yapılabilmesi için tanımlanan en güncel yöntem ?Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi?dir. Mekânsal planlamada, sürdürülebilir kalkınmanın hayata geçirilmesi için bütünleşik ve analitik bir süreç tanımladığı için Sürdürülebilirlik Değerlendirmesinin yöntem ve amacının iyi anlaşılması önem taşımaktadır.Bu çalışmada, mevcut etki değerlendirme yöntemleri ile uygulamaya yeni aktarılmakta olan Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi yöntemi incelenerek karşılaştırılmakta ve mekânsal planlamaya entegrasyonu ortaya konulmaktadır. Mevcut yazın taraması ve ülke örneklerinin incelenmesi yoluyla mekansal planlamada kullanılabilecek bir Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi modeli geliştirilerek, iki örnek mekansal plan üzerinde geliştirilen model sınanmaktadır.

BilecikBursaBölgesel planlama+7
Pınar Zoral
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kentlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliğinin belirlenmesi: Ankara örneği

İklim değişikliği ile yaşanan değişim süreci küresel ölçekten kent ölçeğine kadar sosyal, ekonomik, çevresel ve kurumsal tüm sistemleri etkilemektedir. Birbirleri ile ilişki içerisindeki sistemlerin maruz kaldıkları iklim değişikliğinin etkileri ile baş edebilme dereceleri ve uyum kapasitelerinin belirlenmesi, bugün ve gelecekte varlıklarını sürdürebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle tüm sistemlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliklerinin/ etkilenebilirliklerinin saptanması günümüzde iklim değişikliği ile mücadele sürecinde üzerinde durulan konulardan bir tanesidir.Bu çalışmanın amacı kentlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliğini/ etkilenebilirliğini sosyal, ekonomik, çevresel, kurumsal ve mekansal boyutlarıyla ortaya koyan bir yöntem geliştirmek ve bu yöntemi Ankara kenti örneğinde uygulamaktır. Bu amaç doğrultusunda farklı zarar görebilirlik çalışmaları incelenmiş, çalışma ölçeğine ve ulusal veri tabanına uygun bir gösterge seti hazırlanarak Ankara kentinin iklim değişikliğinden zarar görebilirliği/ etkilenebilirliği analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda ele alınan sistemlerin iklim değişikliği etkilerine karşı esneklik göstermediği ve Ankara kentinin zarar görebilirliğinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler : İklim değişikliği, Zarar Görebilirlik, Kentlerin iklim değişikliğinden zarar görebilirliği, Ankara

Pınar Çobanyılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kapalı bir havzada Milli Parkların ulaşım sisteminin çevre duyarlı modellenmesi için bir yöntem: Beyşehir ve Kızıldağ Milli Parkları örneklemi

Dünyada su havzaları ve milli parklar başta olmak üzere korunacak tüm doğal alanlar üzerinde insan kaynaklı faaliyetler her geçen gün artmaktadır. Özellikle su kaynaklarının bulunduğu milli parkların hassas şekilde korunması gereği açıktır. Mevcut tarım topraklarının denetimsiz ve aşırı kullanımı, toprak verimini azaltan tarımsal ilaçların kullanılması, her türlü ulaşım araçlarının hassas ekosistemlerin tüm noktalarına denetimsiz girişine izin verilmesi, çevre duyarlı hassas ekosistemlerde karbon emisyon artışı gibi olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, ulaşım kaynaklı ekolojik ayakizinin milli parklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilmek amacıyla yeni bir ulaşım sistemi modeli araştırılmıştır.Araştırmada, alan ve konuya ilişkin yerli ve yabancı literatür araştırması, trafik sayımı, taraflarla derinlemesine yüz yüze görüşmeler ve anket uygulaması gibi yöntemler kullanılmıştır. Örneklem araştırma alanında, ziyaretçiler ile çevre sakinlerinin mevcut ulaşım sistemini kullanım alışkanlıkları, geliştirilen emisyon formülü ile birim zamanda(gün) miktar(gr) ve değişkenler arasındaki bir bağıntı olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, çevre duyarlı ulaşım Yaklaşımları uygulanan örnek milli park alanlarındaki emisyon miktarındaki azalma oran(lar)ı tespit edilmiştir. Bu bulguların sonucu olarak; Beyşehir Gölü'nün her iki yakasındaki milli park alanlarına yönelik çevre duyarlı ulaşım sistemini temel alan bir model önerilmiştir/geliştirilmiştir.

EkolojiEkolojik etkiEkolojik planlama+7
Hayri Ulvi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Planlamada ekolojik duyarlı alanların belirlenmesi: Gediz Deltası sulak alanı örneği

Planlamanın temel kaygılarından biri ekolojik öneme sahip doğal alanlar ile yapılı çevreler ya da yapay alanlar arasındaki ikileme çözüm üretmektir. Doğayı koruyarak sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak amacıyla ortaya konan planlama kararları ve araçları ekolojik öneme sahip alanları korumada etkili rol oynamaktadır. Ülkemizde koruma alanlarının belirlenmesi ile bu alanlara yönelik plan kararının geliştirilmesi süreci, uluslararası düzeyde benimsenen koruma yaklaşımları ile habitat alanlarını azamileştirmeyi amaçlayan bilimsel yöntemlerle entegre olamamıştır. Bu çalışmanın amacı bu sorunu yeniden tartışmaya açarak planlamada doğal ekosistemlerin koruması konusunda yol gösterici olacak dünyada kabul gören koruma yaklaşım, yöntem ve uygulamalarını ortaya koymaktır. Bu bağlamda bir sulak alan ekosistemi özelinde koruma sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınan göstergeler çalışma kapsamında ortaya konmuştur. Çalışma alanı olarak belirlenen Gediz Deltası Sulak Alanı ve çevresinde koruma alanları UNESCO'nun ortaya koyduğu "biyosfer rezervi" yaklaşımından yararlanılarak; öneri koruma alan net sınırları ise coğrafi bilgi sistemi tabanlı çok kriterli karar verme ve Bayes olasılık yöntemleri ile bu kapsamda kullanılan kanıt ağırlığı tekniğinden yararlanılarak tanımlanmıştır. Çalışma ile Gediz Deltası'nda ekolojik duyarlılık gösteren alanlar olasılık dağılım sonuçlarına göre farklı uygunluk dereceleriyle sınıflandırılarak öneri koruma alanları belirlenmiştir. Bu alanlardan potansiyel sulak alanlarla azamileşen çekirdek bölgenin, başlangıçta kabul edilen ve yasal sulak alan sınırlarıyla karşılaştırıldığında her iki alandan da geniş bir alanı kapsadığı ortaya konmuştur.

Yasemin Şentürk Yılmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun saathane meydanı özelinde kentsel arkeolojik varlıkların kentle bütünleştirilmesinin yasal boyutuna ilişkin bir model önerisi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kentlerinde bulunan arkeolojik kalıntılar kentsel arkeoloji kavramının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşim gören kentlerdeki arkeolojik varlıkların korunması, zamanla önem kazanarak bu alandaki koruma yaklaşımını geliştirmiştir. Yaklaşımın gelişmesine rağmen halkın bilinçlenmesinde önemli bir gelişim sağlanamaması kentsel arkeolojik varlıkların korunmasını yasal düzenlemelere bağımlı kılmıştır. Bu bağlamda yasal düzenlemelerde yapılan değişiklikler kentsel arkeolojik varlıkların koruma yaklaşımlarını doğrudan şekillendirmektedir. Kentsel alandaki arkeolojik sitlerin koruma ve teşhir ilkesine göre yerinde korunması, yaşayan bir organizma olan kentlerde sorunlar oluşturmaktadır. Son yıllarda oluşan bu sorunların bertarafı için farklı çözümler aranmaktadır. Avrupa'da koruma kullanma dengesi gözetilerek yapılan çalışmalarla kentsel arkeolojik alanların kentle bütünleştirilme stratejileri geliştirilmekte ve arkeolojik alanların korunarak yaşayan mekânlara dönüşmesi sağlanmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de kentsel arkeolojik varlıkların yaşayan mekânlara dönüşmesini sağlayacak biçimde yasal düzenlemelerin iyileştirilmesidir. Bu kapsamda yasal düzenlemeler uluslararası mevzuata ve örnek ülkelerin yasal düzenlemelerine göre incelenmiş, uygulama aşamasındaki kısıtlar ise Samsun Saathane Meydanı kazıları özelinde irdelenmiştir. Bu çalışmanın çıktısı, uygulamaya yönelik kararların bilimsel çalışmalar ile uluslararası koruma mevzuatına uygunluğunun tespit edilmesiyle, yasal sistemdeki eksikliklerin belirlenerek bu eksikliklere ilişkin yasal bir model önerisinin geliştirilmesidir.

Kentsel arkeolojiKentsel bütünleşmeŞehir planlama+1
Emrehan Özcan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel saçaklanmanın verimli tarım topraklarının amaç dışı kullanımına etkisi: Ankara örneği

20. yy.'daki sanayileşme hareketiyle birlikte kentleşme şekil değiştirmiş, kentler giderek genişlemeye ve yayılmaya başlayarak çevre yerleşmelere doğru gelişimini devam ettirmiş ve bazı kentsel fonksiyonlar, metropoliten kentin yerleşim alanı sınırının dışında yer seçmeye başlamıştır. Bunun sonucunda, sürekliliği olmayan, arada kullanılmayan alanların bulunduğu, birbirinden kopuk bir yerleşim örüntüsü oluşmuş ve metropoliten kentin bu yeni büyüme biçimi `kentsel saçaklanma' olarak adlandırılmıştır.Kent, bir yönüyle fiziki mekanın, yani `toprağın' düzenlenmesi olduğundan, kent ve toprağın birbirleriyle ilişkisi kaçınılmaz olup, kentlerin mekanda aşırı yayılması, en başta mekanın temel varlığı olan toprağı etkilemektedir. Toprak, ekosistemin devamı için vazgeçilmez bir doğal kaynak olup, verimli ve dengeli bir biçimde kullanılması gerekli iken, günümüzde, kentleşme gibi pek çok etken sonucu korunmak bir yana, amaç dışı kullanılarak yok edilmektedir.Bu çalışmada, toprağın üretilemez ? yenilenemez bir doğal kaynak olduğu vurgulanarak, kentlerde fiziksel büyümeye bağlı olarak ortaya çıkan kentsel saçaklanmanın toprak üzerindeki etkileri, Ankara metropoliten alanı özelinde ortaya konulmaktadır.

Amaç dışı kullanımKentsel yayılmaTarım toprakları
Dinçer Sezgin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki entegre kırsal kalkınma projelerinin sosyal kalkınma boyutu: erzurum entegre kırsal kalkınma projesi

Çok boyutlu bir süreç olan kırsal kalkınma kır ve kent arasındaki sosyo-ekonomik farkları en aza indirmeyi, kırdan kentlere göçün en önemli nedeni olan sosyo-ekonomi temelli sorunları çözmeyi amaçlamaktadır.Türkiye'de kırsal kalkınma çalışmaları Cumhuriyetin kuruluşuyla başlamış ve günümüze değin sürmektedir. Ulusal ölçekte bir kalkınma için kır ve kentin dengeli kalkınması gerekmekte buna paralel olarak da kırsal kalkınma önemini korumaktadır. Türkiye'de farklı bölgelerde kır ve kent arasındaki sosyo-ekonomik farklılıkların giderilmesi, altyapının iyileştirilmesi, yerel halkın gelirinin arttırılması ve yaşam düzeyinin yükseltilmesi amacıyla entegre kırsal kalkınma projeleri uygulanmaktadır. Uygulanan projelerde fiziksel ve ekonomik yatırımlar öne çıkmaktadır. Çünkü üretim artışı sağlandığı takdirde bu durumun yaşam kalitesini arttıracağı varsayılmaktadır. Bu çalışmada ülkemizin geri kalmış bölgesi olan Doğu Anadolu bölgesinde ilk uygulanan entegre kırsal kalkınma projesinin (Erzurum Entegre Kırsal Kalkınma Projesi) ekonomik ve sosyal sonuçları incelenmekte ve kalkınmanın ekonomik ve sosyal olmak üzere bütüncül bir süreç olduğu vurgulanmaktadır.Çalışmada kırsal kalkınma ve entegre kırsal kalkınmadaki sosyal boyuta yönelik literatür taraması yapılmış, kırsal kalkınma çalışmalarının sosyal kalkınma boyutunu analiz etmeye yönelik kullanılabilecek değişkenler tespit edilmiştir. Türkiye'deki kırsal yapı ve kırsala yönelik kalkınma çalışmaları araştırılmıştır. Kırsal kalkınmada sosyal boyutun analizine ilişkin kullanılabilecek değişkenler seçilmiş, uygun proje ve uygun veri seti tespit edilmiş, seçilen projenin yatırımları ile bölgenin sosyal ve ekonomik kalkınma düzeyi karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.Bu çalışmada ekonomik yatırımların sosyal kalkınmayı sağlayıp sağlayamadığı sorusuna cevap bulunmaya çalışılmakta ve Erzurum Entegre Kırsal Kalkınma Projesi yatırımları ile sosyal ve ekonomik yapıda meydana getirdiği değişim karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir.Anahtar Kelimeler:Kırsal kalkınma, entegre kırsal kalkınma, sosyal kalkınma

Kırsal kalkınma projesi
Aslı Alagözoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli analiz teknikleri kullanılarak CBS tabanında jeo çevresel kriterlere göre Gölbaşı Özel Çevre Koruma bölgesinin mikrobölgelendirilmesi

Doğal kaynak zenginliği bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen temel adımlardan birisidir. Sanayileşmede ki ilerleme ile doğal olan her unsurun (toprak, su, hava, bitki örtüsü, yaban hayatı vs.) tüketimi paralellik gösterir. Ancak gelişmiş ülkelerin jeo çevresel değerlere verdikleri önem kentleşme ile birlikte teknolojinin de gelişmesini sağlamış ve plancıların arazi kullanımında doğal kaynakları tahrip etmeden gelecekte olası kullanımlar için çözümler üreterek planlar ve analizler yapmasına imkan tanımıştır. Bütün bu gelişmelerin yanında hukuki boşluklardan kaynaklanan plansız yapılaşma, rant oluşturma, ve yanlış imar uygulamaları ile tükenmeyeceği düşünülen doğal kaynaklar üzerinde ekosistem değişimleri meydana gelmektedir. Bu nedenle Ankara'nın en önemli havzası olan Gölbaşı Mogan ve Eymir gölleri çevresi 1991 de ÖÇK bölgesi ilan edilmiştir. Bu çalışmada 1992-2008 yılları arasında bu bölgede yaşanan doğal kaynak değişimleri CBS tabanında uzaktan algılama ile geçmiş ve güncel arazi kullanım haritalarından faydalanılarak incelenmiştir. Ayrıca bu değişimler doğrultusunda çok kriterli analiz tekniklerinden AHP istatistiksel modeli kullanılarak jeo çevresel değerlerin koruma önceliklerine göre alan beş farklı mikrobölge olarak derecelendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre oluşturulan koruma öncelikleri haritası değerlendirilerek planlamaya yönelik öneriler getirilmiştir. On altı yıl içinde arazi kullanımında ki en önemli değişimler, 1703 ha'lık artış ile yerleşim alanlarında olmuştur, buna bağlı olarak tarım alanları, açık alanlar ve ağaçlık alanlar toplamında 1815 ha'lık küçülme yaşanmıştır. Ayrıca koruma alanı olmasına rağmen sanayi ve depolama alanlarında da 643 ha'lık artış tespit edilmiştir. Bu değişimler jeolojik açıdan akifer ve akifer reşarj alanları üzerinde bulunduğundan su kaynaklarında kirliliğe sebep olmaktadır.

Derya Polatkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kentsel gelişmeye ve planlamaya etkilerinin İstanbul örneğinde incelenmesi

Birleşmiş Milletlerin dünya nüfus tahminlerine göre 2008 yılında dünyada ilk kez, toplam kentsel nüfus dünya toplam kırsal nüfusunu geçmiş olup kentsel nüfus, 2007-2050 yılları arasında 6,4 milyara yükselecek ve böylece 2050 dünya nüfusu % 70 oranında kentleşmiş olacaktır.Kentlerdeki nüfus artışı, küreselleşme ve dünyada yaşanan ekonomik gelişmelerin neticesinde, satınalma gücünün artması nedeniyle sermaye büyük bir güç haline gelmiştir. Sermayenin bu gücü, kentsel alanlarda da kendini hissettirmiş ve planlama kararlarında etkili olmaya başlamıştır. Bu durum sermayenin beklentileriyle planlama kararlarının çelişmesine neden olmaktadır.Günümüzde yaşanan bu durum kentlerin plan bütününde değil projeler bazında gelişme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada sermaye gücüyle, kentlerde lokal ölçekte yatırım yapan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının (GYO) İstanbul kentinin kentsel gelişme ve planlama sürecine olan etkileri incelenecektir.Bu kapsamda gayrimenkul ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile ilgili kavramsal bilgiler verilip gayrimenkul yatırım ortaklıklarının dünyada ve Türkiye'deki gelişimi incelenecek ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kentsel gelişmeye ve planlamaya etkilerinin İstanbul'a sektör bazında etkileri ortaya çıkarılarak bir model olarak gayrimenkul yatırım ortaklıklarının yeni planlama anlayışındaki rolleri ortaya konacaktır.

Gayrimenkul yatırım ortaklıklarıKentsel gelişmeKentsel planlama
Ender Taner Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel planlama yaklaşım farklılıklarının ve plamlama sürecinde rol alan aktörlerin değişiminin yapılı çevre oluşumuna etkisi Mardin Artuklu Üniversitesi Yerleşkesi ve yakın çevre

Yapılı Çevreler, insan müdahalesi ile meydana gelmekte, değişmekte ve gelişmektedir. İnsanlar yapılı çevreye hayat ve mekân ruhunu aşılamaktadır. Uzun bir zaman diliminde meydana gelen ve uzun zamanlar yaşamlarını sürdüren yapılı çevreler geçmişten edindikleri birikimlerini geleceğe aktarmaktadır. Her bir yapılı çevre yaratıldığı döneme tanıklık etmekte ve bizlere kendi dönemini anlatmaktadır.Yapılı çevre planlama ve tasarım aşaması ile yaratılmaktadır. Planlama ve tasarım aşamasında farklı çıkar ve beklentilere sahip birçok aktör rol almaktadır. Farklı bileşenlerden oluşan yapılı çevre, bu farklı aktörlerin uyumlu ve uzlaşı içinde olması durumda kendini daha güçlü okutmaktadır.Yapılı çevrenin planlama ve tasarım aşamasında rol alan aktörlerin rollerinin ve süreçte izlenen planlama yaklaşımlarının değişimi yapılı çevre öngörüsünde değişime neden olmaktadır.Çalışmada, yapılı çevreninin planlama ve tasarım aşamasında rol alan aktörlerin rollerinin değişmesinin planlama sürecini ve yapılı çevre öngörüsünü nasıl değiştirdiği Mardin Artuklu Üniversitesi Yerleşkesi ve Yakın Çevre Yerleşimi örneğinde irdelenmiştir.Çalışmada, Mardin Artuklu Üniversitesi ve yakın çevre yerleşimi yapılı çevre oluşum sürecinde bir yıl ara ile iki ayrı planlama yaklaşımı ile hazırlanan imar planları sorgulanarak Artuklu Üniversitesi Yerleşkesi ve Yakın Çevresi örneğinde yapılı çevrenin oluşumunda rol alan aktörler ve bu süreçte kullanılan araçları incelenmiştir.Çalışma, Artuklu Üniversitesi Yerleşkesi ve Yakın Çevre Yerleşimi İmar Planı sürecine tüm aktörlerinin dâhil edilmesi ve aktörler arasında uzlaşı sağlanmasının Artuklu Üniversitesi Yerleşkesi ve Yakın Çevre Yerleşimi yapılı çevre oluşumu için, en kısa, en doğru ve en kalıcı çözüm olacağını önermektedir.Anahtar Kelimeler: Yapılı çevre, planlama, planlama kararları, uzlaşı, araçlar, aktörler ve rolleri

Ali Arı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Enerji etkin planlamada konut adası tasarımı:Hipotetik konut adalarının Ankara örneğinde mikroklima analizi

Türkiye'de konut alanlarındaki enerji talebi çevresel olarak etkileri olumsuz ve ekonomik olarak dışa bağımlı bir kaynak olan petrol türevleri ile karşılanmakta, enerji kullanımında verimliğin artırılmasına yönelik önlemler ise bölgelere göre değişen ısıtma gün derece saatleri gözetilerek hazırlanmış olan ?TS 825 Isı Yalıtımı Yönetmeliği?ne göre alınmaktadır. Konut ölçeğinde ısıtma yüklerinin hesaplanması ile sınırlı kalan bu yönetmelikle kentsel iklim ve enerji konularında yapılan kuramsal çalışmalardan elde edilen bulgular karşılaştırıldığında, kentsel enerji kullanımında verimliğin daha fazla artırılabilmesi için ısıtma ile birlikte soğutma yükleri ve bunlara önemli düzeyde etkisi olan mikroklima özelliklerinin dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yapılan çalışmada enerji etkin hipotetik konut tiplerinden oluşan hipotetik konut adası örneklerinin mikroklima özellikleri analiz edilerek ısıtma ve soğutma gibi düşük nitelikli enerji talebinin yoğun olduğu konut alanlarının planlanmasında enerji etkin planlama ve tasarım ilkeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla bölgesel ölçekte soğuk ve sıcak iklim özelliklerinin bir arada görüldüğü ılımlı-kuru iklim özelliklerinin etkisinde olan kentlerden Ankara araştırma alanı olarak seçilmiştir. Konut alanlarının planlama ve tasarımı sürecinde kentsel iklim ve enerji konularındaki kuramsal bilgiler yanında simülasyon programlarından da bütüncül bir şekilde yararlanma potansiyelinin gözetildiği araştırmada, iklim özellikleri ve pasif denetim yöntemleri analizlerinde Weather Tool v2.00, konut enerji analizlerinde CASAnova 3.0, konut adası ölçeğinde gölge ve radyasyon analizlerinde ECOTECT v5.50, mikroklima analizleride ENVI-met 3.0, görsel canlandırmada LEONARDO 3.5 ve grafik gösterimde GNUplot 3.0 programlarından yararlanılmıştır. Sonuçta, kentsel bir yerleşimde etkin bir enerji tasarrufunun konut adalarının tasarımında konut tipleri ve mikroklima özellikleri arasındaki karşılıklı etkileşim gözetilerek sağlanabileceği belirlenmiştir.

Kentsel tasarımMikroklima
Hakan Hisarlıgil
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel sit alan yönetimi İstanbul Beyoğlu örneği

Değişen dünya düzeninde, her ülke bazı yasal düzenlemelerle kültür politikaları ile birlikte, koruma politikalarını da geliştirmektedir. Bu düzenlemelerin ekseninde, kentsel koruma alanlarında sürdürülebilir, etkin ve bütüncül yaklaşımlarla ?kültürel miras yönetimi? yer almaktadır. Bu süreçte Türkiye, yüzyılı aşkın bilgi birikimi ve deneyime dayalı bir sisteme sahip olmasına karşın, kentsel sit alanlarında sorunlar süregelmektedir. Bu sorunların çözümünde, yasal düzenlemelerle ?alan yönetimi? öngörülmektedir.Alan yönetimiyle, koruma sürecinin, kentsel sit alanının özelliklerine göre şekillenmesi, sorunların bütüncül ve katılımcı bir yaklaşımla giderilmesi ve uygulama yöntemlerinin de aynı yaklaşımla süreç içerisinde belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ancak, Türkiye'de henüz alan yönetimini uygulama sonuçları elde edilemediği için, uygulama süreç ve yöntemlerinin başarı(sızlık) düzeyi değerlendirilememektedir. Bu nedenle, alan yönetiminin ilk uygulama alanlarından Beyoğlu kentsel sit alanı, çalışma alanı olarak seçilmiş ve bu alanda yürütülen projeler, miras yönetimi bağlamında değerlendirilmiş ve alan yönetimi süreç ve aşamaları, organizasyon şeması ve işleyiş döngüsü tanımlanmıştır. Böylece, kentsel korumada başarıya yönelik ipuçları elde edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla tezde, öncelikle alan yönetimine ve çalışma alanına ilişkin literatür taraması yapılmış, ilgili kanun ile kültürel miras ve miras yönetimi, farklı kriterler, modeller ve planlar incelenmiştir. Çalışma alanında uygulanan alan yönetimi de bu konuda başarılı Edinburgh, Liverpool ve Corfu kentlerindeki koruma alanları yönetim planlarına göre analiz edilmiştir.Sonuçta; kentsel sit alanlarında koruma, yaşatma ve kentsel yaşama ya da işlevlere ilişkin sorunların ve/veya gereksinimlerin giderilmesinde, alan yönetiminin etkinliği, çalışma alanı üzerinden genelleme iddiası taşımadan tanımlanmış ve Türkiye'de miras yönetimi konusunda, mevzuattaki eksiklikler ve yetersizlikler belirlenmiştir.

Kentsel korumaKorumaKoruma alanları+3
Neslihan Yürü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yayalaştırmanın sosyal, ekonomik, ekonomik, fiziksel ve çevresel etkileri Adapazarı Çark Caddesi örneği

Yayalaştırma sadece fiziksel olarak taşıt yollarının trafiğe kapatılarak, yayalar için yürünebilen yollar haline getirilmesi değil aynı zamanda sosyal, ekonomik, çevresel ve mekansal etkileriyle önemli bir planlama aracıdır.Avrupa ve Amerika'da döneme ve coğrafyaya, kentin şartlarına bağlı olarak farklılık gösteren, genel anlamda ise sosyal ekonomik, fiziksel ve mekansal sorunlara çözüm sağlamak amacıyla birçok yayalaştırma çalışması yapılmıştır.Avrupa'da 2. Dünya Savaşı sonrası tahrip olan kent merkezinin yeniden yapılandırılması ve tarihi kent merkezinin tekrar canlandırılıp odak haline gelmesi için yayalaştırma uygulamaları kullanılırken Amerika'da ise Avrupa'dan farklı olarak kent merkezlerinin banliyö alışveriş merkezleri karşısındaki rekabeti sağlamak amacıyla başlatılmıştır.Adapazarı'nda yaşanan 17 ağustos 1999 depremi belleklerimize binlerce insanın hayatını kaybettiği, birçok sanayi kuruluşu, konut ve işyerinin yıkıldığı acı bir anı olarak kazınmıştır.Çalışma kapsamında, Adapazarı'nın en önemli caddesi olan Çark caddesinde yapılan yayalaştırma projesinin, sosyal, ekonomik, çevresel ve mekansal etikleri araştırılmış.Depremle yaşanan problemlerin aşılmasında, Çark caddesi ve çevresi yayalaştırma projesinin en önemli planlama uygulamalarından birisi olduğu ortaya konmuştur.

Kent merkeziYayalaştırma
Oğuzhan Postalcıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Dağlık alanların kalkınmasında turizmin katkısı, Erzurum, Erzincan, Bayburt bölgesi örnek alanı

Dağlık alanlar, sahip oldukları potansiyeller (topografik yapı, iklim özellikleri, biyolojik çeşitlilik, kültürel ve etnik çeşitlilik, eşsiz peyzaj değerleri vb.) ile dünya genelinde küresel öneme sahip alanlardır. Ancak tüm bu olumlu niteliklerinin yanı sıra, yine bu niteliklerden kaynaklanan kısıtlılıklar sebebi ile, bu alanların istenilen kalkınma seviyelerine erişemedikleri söylenebilir. Dağlık alanlar özelinde sürdürülebilir kalkınmanın ne şekilde sağlanabileceği konusunda Dünyada pek çok çalışma yapılmakta, bu alanlar için farklı kalkınma seçenekleri geliştirilmektedir.Yapılan tez çalışması ile, dağlık bölgelerin hedeflenen gelişmişlik seviyelerine ulaşamamaları, göreli olarak az gelişmiş bölgeler seviyesinde kalmaları sorunsalından yola çıkılarak, bu alanların bölgesel olarak kalkındırılabilmesi için izlenmesi gerekli yol ne olabilir sorusuna yanıt aranmıştır. Bu süreçte, çalışma alanı olarak, bölgesel kalkınmışlık seviyeleri açısından Türkiye'de en az kalkınmış iller grubunda yer alan Erzurum Erzincan Bayburt Bölgesi seçilmiştir. Çalışma kapsamında bölge özelinde, kalkınmada tanımlayıcı, yönlendirici ve ivme verici potansiyeller ve kısıtlılıklar belirlenerek, bu alanlar için öncelikli konuların saptanması hedeflenmiştir. Dağlık alanların kalkınmasında turizm sektörünün etkinliği tartışılmış, sektörün olumlu ve olumsuz getirileri, ölçülen göstergeler ile ortaya konarak, elde edilen sonuçlar çok ölçütlü değerlendirme yöntemi ile değerlendirilmiş, geliştirilmesi gerekli konu başlıkları stratejik plan önerisi ile tanımlanmıştır. Tez çalışması ile ortaya konan en önemli bulgu dağlık alanların turizm sektörü ile kalkınmasının sağlanabileceğidir. Sektörün etkinliği için izlenmesi gerekli yol, stratejiler ve aktörler değerlendirme bölümünün temelini oluşturmaktadır.Tez çalışması ile bilime yapılan katkı, sürdürülebilirlik göstergelerinin ölçümünde, yeterli ve istenilen nitelikte veri elde edilememesi durumunda izlenebilecek bir alternatif yöntem önerisi geliştirilerek, gelecekteki çalışmalar için anahtar çalışmanın hazırlanmasıdır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ve gelişmemiş ülkeler için, henüz kentsel alanlar için bile etkin veri bankalarının oluşturulmadığı göz önünde bulundurulursa, dağlık alanlara ilişkin verilerin elde edilmesinde büyük zorluklar ile karşılaşılacağı açıktır. Bu nedenle tez çalışması, hem verilere ulaşmada yol gösterici olması bakımından, hem de elde edilebilen kısıtlı bilgi ile ulaşılabilecek sonuçları tanımlanması bakımından önemli bir eksikliği giderecek niteliktedir.

Bölgesel kalkınmaTurizm
Nilüfer Gürer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Metropoliten alanlarda trafik kazası müdahale birimlerinin yer seçimi; Ankara örneği

Gerek doğal, gerekse teknolojik afetler beklenmedik anda oluşmakta ve oluşan zararı asgariye indirmek ancak acil müdahale ile sağlanabilmektedir. Etkin acil müdahale ise, ancak doğru acil durum yönetimi ile mümkündür. Acil durum yönetimi; hazırlıklı olma, zarar azaltma, müdahale ve iyileştirme olmak üzere 4 temel evreden oluşmaktadır. Hazırlıklı olma evresi alınacak önlemler bütününü, yani acil müdahale işlevlerini ortaya çıkarmaktadır. Temel acil müdahale işlevleri; yangına müdahale birimleri (itfaiye), acil tıbbi müdahale birimleri (ambulans) ve güvenlik birimleri (polis) olarak sayılabilir. Tüm acil müdahale hizmetlerinde olduğu gibi trafik kazalarına müdahale hizmetinde de hizmetin topluma en kısa zamanda, en etkili ve en güvenli şekilde erişebilmesinde hizmet merkezinin ?konumu?; yani ?erişilebilirlik düzeyi? en önemli etkendir. Ayrıca trafik kazası gibi saniyelerin bile çok önemli olduğu acil müdahale gerektiren olaylarda, erişilebilirliğin önemi katlanmaktadır. Çalışmada trafik kazalarına müdahale hizmetleri / erişilebilirlik arasındaki bu yakın ilişki göz önüne alınarak; Ankara Kenti örneklem çalışma alanında, 2005 yıllarında meydana gelen ölümlü, yaralamalı trafik kazalarının mekânsal verileri değerlendirilerek, trafik kazalarına müdahale birimlerinin yer seçiminin nasıl olabileceği erişilebilirlik analizleri uygulanarak tartışılmıştır. Çalışmada acil durum, trafik kazası, erişilebilirlik ve coğrafi bilgi sistemi kavramları ve bu kavramların birbiriyle olan ilişkisi teorik olarak irdelenmiştir. Alan çalışması kapsamında, müdahale birimlerinin yer seçiminde, iki yöntem kullanılmıştır. İlk yöntemde, mevcut kaza ve erişilebilirlik verileri; ikinci yöntemde ise, potansiyel kaza ve erişilebilirlik verileri analiz edilmiş ve müdahale birimlerinin yer seçimi yapılmıştır.

Ömür Kaygısız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kent, güvenlik ve güvenli kent planlaması; Bursa örneği

Günümüz kentlerinin ekonomik, sosyal ve teknolojik değişim ve gelişimlerine bağlı olarak her geçen gün artan kentsel suç ve toplumdaki suç korkusu, kent yaşamını önemli ölçüde tehdit etmektedir. Aslında suç, modern toplumun en önemli sonuçlarından ve sorunlarından bir tanesidir. Yaşamın modernleşmesi ile birlikte her geçen gün artan suç olaylarının engellenmesi ya da azaltılmasında, toplum kendi müdahalesini kanunlarla koymaya çalışmış ve en eski dönemlerden günümüze kadar yaşam çevresini güvenli kılmada yargı sistemleri ve polisiye hizmetler rol almıştır. Fakat son yıllarda tüm dünyada ve Türkiye'de giderek artan suç oranları, suçun insan yaşamından çıkarılmasında kanunların ya da güvenlik güçlerinin kendi başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu da kent güvenliğinin, kentlerin öncelikli problemlerinden biri haline gelmesine neden olmakta ve kentlerde yaygınlaşan suçun engellenmesinde ya da azaltılmasında yapılacak disiplinlerarası çalışmalar, suçun çok boyutlu tanımı nedeniyle de önem kazanmaktadır. Bu bağlamda tüm kentlerin olduğu gibi Türkiye'nin de önemli problemlerinden biri haline gelen kentsel suçun çözümünde, yargı sistemleri ve emniyet güçlerinin yanı sıra, mekanı düzenlemeye yönelik kalıcı kararlar veren kent planlama disiplininin de etkinliği tartışılmaktadır. Buradan yola çıkılarak bu tez çalışmasının amacı, suç ve mekan arasındaki ilişkinin ortaya konulması ve kentsel suçun engellenmesinde/azaltılmasında kent planlama disiplini çerçevesinde, mekana yönelik düzenlemelerin öneminin vurgulanması olarak belirlenmiştir. Bu nedenle çalışmada, suç ve kentsel mekan arasındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin kurulmasında kullanılacak yöntem ve analizler belirlenerek, güvenli kent planlamasını sağlayacak aşamalar ortaya konmuştur. Bunun için öncelikle suç ve kentsel suç tanımları farklı disiplinlerce tanımlanmış, suçun kentlerde nasıl yaygınlaşmaya başladığı ve yaşanan süreçler incelenmiş ve kentsel mekanda suçun önlenmesine yönelik teoriler, yöntem ve yaklaşımlar değerlendirilerek güvenli kent planlaması kavramı ele alınmıştır. Elde edilen teorik bilgiler Bursa Osmangazi İlçesi'nde uygulamada sınanmış ve Emniyet Genel Müdürlüğü ve Bursa Emniyet Müdürlüğü'nden alınan suç verilerine dayalı, Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanarak yapılan niteliksel ve niceliksel suç analiz ve yöntemleri ile güvenli mekan planlamasına yönelik öneriler sunulmuştur. Tez çalışması, kentlerde güvenliğin sağlanmasında, kent plancıları, kentsel tasarımcılar, güvenlik birimleri ve sosyologlar başta olmak üzere pek çok farklı disipline de yardımcı olabilecek ve güvenlik kavramına yeni bir boyut getirebilecek niteliktedir.

BursaGüvenlikSuç
Ela Ataç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği NUTS sisteminin Türkiye'de uygulanması: İstatistiki bölge birimleri sınıflaması (IBSS) sisteminin sınanması

Avrupa Birliği'nin ekonomik bütünleşme yaklaşımları ve sosyal kalkınma politikaları kapsamında, gelir dağılımı ve istihdam açısından ülkeler ve bölgeler arasındaki farklılıkların azaltılması, öncelikli konulardan birini oluşturmaktadır. Avrupa Birliği'nde bölgesel politika, bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesini ve bu amaçla oluşturulacak politikalar aracılığı ile yaşam standartlarındaki farklılığın azaltılmasını amaçlamaktadır.Avrupa Birliği'ne üye ülkeler arasında bölgelerarası dengesizliği ortadan kaldırmak ve geri kalmış bölgelerin Birlik'in sağladığı fonlardan yararlanmalarını ortak bir zeminde gerçekleştirmek amacıyla, üye ülkeler içinde bir bölgeleme sistemi oluşturulmuştur. Bu sistemle her bölge ve alt bölgeye ait verilerin karşılaştırılabilir nitelikte olması ve bölgelerarası farklılıkların belirlenebilmesi hedeflenmektedir. Sistem Avrupa Birliği'nde kısaca NUTS (No-menclature of Territorial Units for Statistics- İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırılması- İBBS) olarak da kullanılmaktadır.Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım ve uyum sürecinde NUTS birimleri öncelikli hedefler arasında yer almıştır. Bu çerçevede DPT ile TÜİK tarafından İstatistiki Bölge Birimlerinin oluşturulmasına yönelik hazırlık süreci Nisan 2001'de başlamış, İBBS Sistemi Eylül 2002'de yasallaştırılmıştır.Çalışmada öncelikle kavramsal çerçeve ele alınmış, daha sonra Avrupa Birliği ile Türkiye'nin bölgesel gelişme politikaları ortaya koyulmuştur. Konuyla ilgili olarak kalkınma ajansları'nın genel özellikleri, yapıları, örgütlenmeleri ve Türkiye'deki durumu hakkında bilgi verilmiştir. Avrupa Birliği'nde NUTS, Türkiye'de İBBS oluşturma ölçütleri ve uygulanma biçimlerinin tespiti yapılmıştır.Konuyla ilgili olarak kalkınma ajanslarının özellikleri, yapıları, örgütlenmeleri hakkında bilgi verilerek, Türkiye'de henüz kurulmakta olan kalkınma ajanslarının son durumu hakkında bilgi verilmiştir. AB ile Türkiye'de NUTS/İBBS oluşturma ölçütleri ve ülkelere uygulanma biçimlerinin tespiti yapılmıştır.Tez çalışmasında temel olarak, Avrupa Birliği'nde NUTS oluşturma ölçütleri ile AB fonlarının kullanımında hedef bölgeler olan Türkiye İBBS-2 düzeyi bölgelerinin oluşturulmasında kullanılan ölçütlerin karşılaştırmalı analizi yapılmıştır.Çalışmanın sonucunda Türkiye İBBS-2 düzeyi bölgelerinin yarısının, Avrupa Birliği NUTS Sistemi temel prensipleri ile tam olarak örtüştüğü görülmüştür. Çalışmanın özgün katkısı olarak, Türkiye İBBS-2 düzey bölgelerinin dörtte birinin, AB NUTS Sisteminin temel prensiplerinden nüfus eşiklerini ve kişi başına düşen GSMH değerlerini sağlayamadıkları saptanmıştır. İBBS-2 düzeyi bölgelerinin üçte biri ise, AB NUTS Sistemi temel prensipleri ile örtüşmelerine rağmen, bölge içerisinde bulunan illerin homojen gelişmişlik düzeyini sağlayamaması ve birbirleri ile ulaşım, ticari vb. ilişkilerinin zayıf olmasından dolayı ?homojen bölgeler? olarak tanımlanamamışlardır. Bu nedenlerle, tez çalışmasının sonuç ve önerisi olarak, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması'nın DPT ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarca tekrar ele alınarak, iç tutarlılığının sağlanması önemli ve gerekli bulunmuştur.

Avrupa BirliğiBölgesel politikalarPlanlama
Özge Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
10
Master'sOpen AccessTR

Toplu konutlarda enerji etkinliği; toplu konut idaresi başkanlığı (TOKİ) toplu konut projeleri üzerinden bir inceleme

Sınırlı doğal kaynakların hızla tüketilmesi ve geri dönülmez bir çevre tahribiyle karşı karşıya kalma olasılığı, sürdürülebilir kalkınma kavramının ve bu kapsamda enerjinin etkin kullanımının önemini arttırmaktadır.Bu bakış açısıyla; kentlerin inşa sürecine yeni bir vizyonla yaklaşılması gerekmektedir. Günümüzde yeni yerleşim alanları doğal kaynakların hızla tüketildiği yerler değil; doğa ile uyumlu ve doğal kaynakların kullanılırken korunduğu ve geliştirilmesinin hedeflendiği yaşanabilir ve yaşatabilir mekânlar olarak düşünülmelidir.Son yıllarda ülke çapında büyük ölçekte bir konut üretim süreci yaşanmaya başlanmış ve bu konuda yapılan yasal düzenlemeler ile Toplu Konut İdaresi (TOKİ)'ne büyük ölçüde yetki ve sorumluluk verilmiştir. Bu noktada; sürdürülebilir bir geleceğin ve yaşam alanlarının inşasında ve gelecekteki enerji talebinin optimize edilebilmesinde konut üretim süreçlerine enerji etkinlik stratejilerinin dâhil edilmesi önem taşımaktadır.Çalışma kapsamında TOKİ tarafından projelendirilen ve uygulaması yapılan toplu konutların, enerji etkinliği yönünden değerlendirilmeye alınması ve bu değerlendirme ile ortaya çıkan sonuçlar ışığında, toplu konut projelerine enerji etkinlik yöntemlerinin adapte edilebilmesine yönelik önerilerin ortaya konması amaçlanmaktadır.

Enerji tasarrufuToplu konut projeleri
Mehmet Karaca
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi çevreleri koruma sürecinde yaşanan fiziksel ve sosyo-kültürel değişim, Ankara-Ulus tarihi kent merkezi İstiklal Mahallesi örneği

Tarihi çevreler, gerek alan bazında (kentsel sit ilan edilmiş olsun, olmasın) gerekse de yapı bazında tescilli yapıları ile zaman içerisinde değişim, eskime ve dolayısıyla köhneme sürecine girmektedir. Bu alanların ülkemiz koruma mevzuatı çerçevesinde korunabilmesi ve dolayısıyla gelecek kuşaklara aktarılabilmesi, şüphesiz kamu eliyle üretilen politikaların hayata geçirilmesi, bu alanlarda yaşayanların bilinç ve desteğiyle mümkün olabilmektedir.Kentsel mirasın bir parçası olan tarihi çevreler, geçmişten gelen ve yok olmaya yüz tutmuş bir çok değeri taşımaktadırlar. Mahalle kavramı, komşuluk ilişkileri, geleneksel yapı teknolojisi, uzmanlaşmış üretim ve ticaret gibi bir çok değer tarihi çevrelerin özelliklerindendir.Tarihi çevrelerde gerek tescilli gerekse de bunlarla bir bütün oluşturan diğer geleneksel konutların mülk sahiplerince terk edilmesi, bu mülklerin kente göç eden düşük gelirli nüfusa bırakılması, bu mekanların toplumsal ve fiziksel yapısını değiştirmektedir. Satış ve de miras yoluyla el değiştiren mülkler süreç içerisinde birçok mirasçının olmakta ya da satın alan kişice uzun vadede farklı tasarruf için kullanılması düşünülmekte ve dolayısıyla koruma bilinci ortadan kalkmaktadır. Ayrıca bu yapıların mülkiyet yapısına bakıldığında, mülkiyet yapısının bölünmüşlüğü, küçük parselli oluşu, karmaşıklığı, finansal ve bugünkü kullanıcıları kaynaklı?vb. sorunlar sebebiyle, koruma ve yapının geleceği adına, rölöve ve tipoloji çalışmaları, sağlıklaştırma, onarım, yenileme, temizleme işlemlerinin yapılması, bu çevreleri yıpratan, kirleten işlevlerden arındırılması, kültürel işlevler gibi yeniden kullanım alternatiflerinin geliştirilmesi vb. fikir üretmeyi, bu anlamda harekete geçebilmeyi imkansız hale getirmektedir.Tarihi çevrelerin bugünkü sahipleri ya da kullanıcısının yaşadığı yer hakkındaki bilinci oranınca o yeri sahiplendiği ve dolayısıyla koruduğu ortadadır. Bu anlamda geleneksel kültür değerlerinin (mahalle, komşuluk vb.) yapılı çevre ile bir bütün olarak ele alınması gerekmeli ve sosyal-kültürel yapıdaki hareket sürekli olarak izlenerek koruma sürecine olan etkileri değerlendirilmelidir. Kentsel miras bilincini ayakta tutabilmek için, gerek mirasçılar gerekse de tek başına mülk sahiplerinin mülk hakkındaki tasarrufunun takip edilmesi, bir yönetim ve örgütlenme modeli ile hareket etmelerinin sağlanması gereklidir.Bu araştırma ile, Ankara-Ulus tarihi kent merkezi, yenileme alanı içerisinde yer alan Cumhuriyet'in ilanından önce Yahudi Mahallesi olarak bilinen İstiklal Mahallesi (İstiklal ve Sakalar Mahalleleri), bu mahaleyi koruma sürecinde yaşanan fiziksel ve sosyo-kültürel değişim, mahallenin sosyo-demografik yapısı, tescilli yapılara ait el değiştirme verileri, planlama süreci ve geçmişten gelen araştırmalar ile karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur.

Yaşam kalitesi
Pınar Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta büyüklükteki kentlerde sanayi çalışanlarının konut/konut alanı talebi farklılaşması-Kayseri kenti örneği

Yeni sanayi odakları olarak adlandırılan, kamu sanayileri deneyimine ve hem ucuz hem de nitelikli işgücü potansiyeline sahip orta büyüklükteki kentler, emeğin yeniden üretiminde temel konulardan biri olan konut ve konut alanı/yaşam çevresi talebinin oluşturulmasında, düzenli konut alanlarının geliştirilmesi açısından büyük kentlerden farklılık göstermektedir. Genel sanayileşme süreci içerisinde orta büyüklükteki kentlerde, sanayileşme ile birlikte gelişen konut alanları, sanayi işgücünün duyduğu barınma ihtiyacını karşılamış olmakla birlikte; sanayi çalışanlarının konut ve konut alanı taleplerine ve tercihlerine uygunluğunun sorgulanması, bu tez çalışması kapsamında ele alınmaktadır. Sanayi çalışanlarının tercih ve davranış özelliklerine göre talep ettikleri konut/konut alanlarının nitelikleri belirlenmektedir. Bu bağlamda, tez çalışmasının sağladığı temel katkı; sanayi sektörü işgücünde genel konut tercihi ve taleplerinin incelenmesi ve buna bağlı olarak, sanayi çalışan profili ve konut ilişkisinin ortaya konulmuş olmasıdır. Bu çalışma, sanayi-konut ilişkisi bağlamında, sanayi yerseçimine bağlı olarak, konut alanlarının, planlama göstergelerinden yararlanılarak ve yerseçimi parametreleri kullanılarak, sanayi yerseçimi ve sanayi çalışanlarının talep ve tercihlerine göre izlenecek yolu belirlemektedir. Konut/konut alanları talebini belirleyen temel göstergeler arasındaki farklılaşmalar, mevcut konuta uyum sağlama, alanda mevcut başka bir konut seçme ve yeni yerseçme süreçlerinde gerçekleşmektedir. Konut alanı-çalışma alanı erişimi, kentsel yaşam kalitesi, gelir ve sosyal statü farklılıkları kentsel mekanda konut/konut alanı taleplerini belirlemektedir. Mesleki uzmanlaşma derecelerindeki farklılıklar ise, konut alanı seçiminde kentsel bölge ayırımını ortaya çıkarmaktadır. Yaşam kalitesi, kültür ve gelir anlamında, farklı statülerde çalışanların davranış biçimleri de farklılık göstermektedir. Tezde, Kayseri kenti özelinde elde edilen verilerle sanayi çalışanlarının mekansal eğilimleri/tercihleri ve uzmanlaşma derecelerine göre farklılaşan davranış biçimlerinin, yaşam çevrelerinin oluşturulması açısından belirleyici olduğu ve planlama süreçlerinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Orta büyüklükteki kentler, sanayi çalışanları, konut/ konut alanı talebi, talep göstergeleri, talep farklılaşması

Talep
Dilşen Onsekiz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00