Çanakkale Onsekiz Mart University
Department

Ziraat Bölümü

Çanakkale Onsekiz Mart University

76

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bazı ağır metallerin (Ni, Cu ve Co) Kişniş (Coriandrum sativum L.) gelişimi üzerine etkileri

Bu tezin amacı, bazı ağır metallerin (Ni, Cu ve Co); tıbbi ve aromatik bitkilerden olan kişniş bitkisi tarafından alınması, bitkide birikimiyle beraber bitki gelişimi üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Denemede kullanılan Ni, Cu ve Co ağır metallerin farklı dozlarda kişniş bitkisine kontrollü koşullarda uygulanmıştır. Bu bitkilerde çok sayıda morfolojik ve fizyolojik ölçüm ve gözlemler alınmıştır. Kontrol uygulamasında bitkiler ortalama 2,23 ppm Ni içerirken 160 ppm Ni uygulamasında bitki bünyesinde Ni içeriği 18,93 ppm çıkmıştır. Cu içeriği, kontrolde 7,53 ppm iken 200 ppm Cu uygulamada 25,39 ppm olmuştur. Co içeriği ise kontrolde 0,07 ppm iken 250 ppm Co uygulamasında 11,62 ppm olarak bulunmuştur. Toksik etki zararı en fazla gösteren ağır metal nikel olarak tespit edilmiştir. Nikel uygulamasıyla en yüksek korelasyon 0,99 olup Co ve Fe elementlerinde, bakırda Zn ile K'ya ilişkin korelasyon 0,97 ve kobalt uygulamasında ise Al ve Ga'ya ilişkin korelasyon 0,96 olarak bulunmuştur. Yani uygulamalar ile bu element alınımları pozitif yönde olup birbirleriyle bağlı hareket eden elementlerdir. Sonuç olarak bitki gelişiminin çok sınırlanmadığı konsantrasyonlarda ağır metallerce kirlenmiş topraklarda kişniş bitkisi yetiştirilmesi ile toprakların ağır metallerden kısmen temizlenebileceği görülmüştür. Ayrıca tıbbi ve aromatik bitkilerin genellikle uçucu yağlarından yararlanılması ve uçucu yağlarının da genellikle ağır metal ile kirlenmemesi bir avantajdır.

Sara Bayraktar
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Melisa (Melissa officinalis L.) genotiplerinin in vitro ve in vivo koşullarda tuz stresine yanıtlarının belirlenmesi.

Bu çalışma, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü ve Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Doku Kültürü ve Biyoteknoloji laboratuarlarında 2011-2012 yıllarında yürütülmüştür. Denemde, Kazdağı florasından toplanan Melissa officinalis altissima, Çanakkale yöresinde yetiştirilen yerel hat Melissa officinalis L. ve İtalyan kökenli hat Melissa officinalis L. olmak üzere üç melisa (oğulotu) genotipi kullanılmıştır. Araştırmada, melisa bitkisinin (Melissa officinalis L.) in vitro ve in vivo koşullarda tuz stresine yanıtlarını ve iki yetiştirme ortamında ölçülen karakterler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak, steril in vitro bitkilerden elde edilen aksiller sürgünler kullanılarak, melisa genotiplerinin farklı yoğunluklarda NaCl eklenmiş MS besi ortamlarına yanıtları incelenmiştir. Bu in vitro denemesinde tuz yoğunluğunun artışı ile ölçülen tüm karakterlerde azalma görülmüştür. Örneğin, bitki boyu, en yüksek tuz uygulamasında (%1,00), kontrole göre %13 olmuştur. Ayrıca tuzluluğa verdikleri yanıt bakımından genotipler arasında önemli farklılık belirlenmiştir. İn vitro koşullarda yapılan korelasyon analizinde, ölçülen bütün karakterlerin yüksek ve önemli düzeyde birbiriyle ilişkili olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada ise, in vitro koşullarda çoğaltılan bitkiler in vivo koşullara aktarılarak, burada uygulanan tuz yoğunluklarına yanıtları incelenmiştir. Burada kontrol grubuna göre %0,4 tuz yoğunluğunda bitki yaş ağırlığı %66'ya düşmüştür. Bitki bünyesindeki iyon dengesine bakıldığında, tuz uygulaması ile bazı mineral maddelerin miktarında artış, bazılarında azalma görülmüştür. Tuzun etkisi ile protein miktarında azalma, toplam fenolik madde miktarında artış belirlenmiştir. İn vitro ve in vivo koşulların karşılaştırılması amacıyla yapılan korelasyon analizinde, in vitro bitki boyu ile in vivo bitki bünyesindeki sodyum miktarı (-0,712) arasında negatif yönlü önemli bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu önemli korelasyonlar melisada in vitro tuzluluk testleri, in vivo koşullar öncesi, genotiplerin yanıtları hakkında bazı bilgiler vereceği belirlenmiştir.

Tarla bitkileri
Gökhan Aydın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Galaxy elma çeşidinin yonga ve İngiliz aşılarıyla M9 ve M 26 elma klonal anaçlarına aşılanarak bir yılda fidan eldesi

Bu çalışma, Afyonkarahisar'da 2006 -2007 yıllarında yürütülmüştür.Çalışmada köklü M 9 ve M26 elma anaçları üzerine Fuji Kiku -8 ve Galaxy elmaçeşitleri Yonga ve İngiliz aşı yöntemleri kullanılarak iç mekanda aşılanmıştır. Her biraşı yöntemi ve her bir dikim zamanı için Mart ayı başında 3 tekerrürlü ve hertekerrürde 20 aşılı bitki kullanılmıştır. Bitkilerin bir kısmı Mart ayındakiaşılamalardan hemen sonra dikilmiş, bir kısmı ise +4 Co lik depoya konulmuş veNisan ayında araziye dikilmiştir. Deneme süresince, aşı tutma oranları, fidan boyu,sürgün çapı, anaç çapı ve sürgün boyu gibi özelliklerin ölçümleri yapılmıştır.Dikim zamanı bakımından,1 aylık depolama sonrasında veya direk araziyedikim yapılmasının; aşı tutma oranı, genel gelişme ve fidan kalitesi açısından barizetkisi görülmemiştir. Aşı tutma oranlarında İngiliz aşısı Yonga aşıya göre dahabaşarılı olmuştur. Anaçlardan M26'nın kök çürüklüğüne M 9'dan daha duyarlıolduğu görülmüştür. Sonuç olarak Mart ayında aşılanan fidanlardan bir yıl sonrafidan elde edilmiştir. Bunun ölü sezon denilen bir zamanda yapılması atıl duran işgücü ve materyalin kullanılması imkanını sağlamıştır.

Türker Eryılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı su ve gübre sistemelerinde pamuk bitkisinde su stres indeksinin değişiminin incelenmesi

Bu çalışma 2005 yılı pamuk yetişme mevsiminde, Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında yürütülmüştür.Denemede farklı su ve gübre sistemlerinin pamuk bitkisinde su stres indeksinin değişimi araştırılmıştır. Çalışmada üç farklı sulama konusu ele alınmıştır. Yaprak su potansiyel değerleri baz alınarak yapılan ilk sulamalar, topraktaki eksik nem değeri tarla kapasitesine getirilecek şekilde uygulanmıştır. Diğer sulamalar açık su yüzeyi buharlaşma kabından (class A pan) elde edilen yaklaşık birer haftalık yığışımlı buharlaşma değerlerinin % 100 nün I1 konusuna, %70 inin I2 konusuna ve %50 sinin I3 konusuna uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada I1, I2 ve I3 deneme konularına sırasıyla 493, 316 ve 163 mm sulama suyu uygulanmıştır. Söz konusu sulama konularında kütlü verimleri sırayla 312, 349 ve 334 kg/da olmuştur.Çalışma sonucunda deneme konularından elde edilen CWSI değerleri; I1 için 0.06, I2 için 0.15 ve I3 için 0.30 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda en yüksek verim I2 konusundan elde edilmiş olup, sulama zamanının belirlenmesinde yararlanılabileceği ve bu amaçla CWSI=0.30 değerinin ölçüt olarak alınacağı saptanmıştır.

Bitki yetiştirme
Mücahit Musa Kaçar
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova soğan üretim alanlarında görülen yabancı otların öneminin ve bazı herbisitlerin yabancı otlanma ile soğan verimine olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışma, Adana, Hatay ve Mersin illerini kapsayan soğan (Allium cepa L.) üretim alanlarındaki yabancı ot türlerini ve soğanda kullanılan farklı herbisitlerin yabancı otlanma ile soğan verimine olan etkilerini belirlemek amacı ile 2006 ? 2007 yılları arasında yürütülmüştür. Yabancı ot türlerini belirlemek amacı ile, bahsedilen 3 ilin soğan üretim alanlarına doğru hatlar halinde gidilmiş ve her 10 km'de bir rastlantısal olarak durularak en yakın soğan tarlasına girilmiştir. Her tarlada dört adet 1 m2'lik çerçeve atılarak çerçeveler içerisindeki yabancı ot türleri sayılmış ve kaplama alanları belirlenmiştir. Farklı herbisitlerin yabancı otlanmaya ve soğan verimine olan etkilerinin araştırılması için ise, aralarında yaklaşık 35 km mesafe bulunan Karataş'a bağlı Yüzbaşı köyü ile İncirlik Çimento Fabrikası yanındaki 2 farklı soğan tarlasında 6 karakter ve 4 tekerürden oluşan denemeler Tesadüf Blokları Deneme Deseni'ne göre kurulmuştur.Yapılan araştırmalar sonucunda 30 bitki familyasına ait 105 adet yabancı ot türü belirlenmiştir. Sahip oldukları yabancı ot tür sayılarına göre en geniş 3 familya sırası ile şöyle olmuştur: Asteraceae (17), Graminaeae (14) ve Leguminosae (9). Araştırmalarda belirlenen yabancı ot türlerinin 57 tanesinin rastlama sıklığı % 10'un üzerinde olurken ilk 5 sırayı Medicago polymorpha L. (% 84), Convolvulus arvensis L. (% 74), Avena sterilis L. (% 68), Chenopodium album L. (% 66) ve Sinapis arvensis L. (% 66) almıştır.Yabancı ot mücadelesinde kullanılan karakterlerinin soğan verimlerine olan etkilerine bakıldığı zaman en iyi verim yabancı otsuz kontrol parsellerinden (16.2a kg/m2) elde edilmiş, bunu takiben ise sırası ile Oxadiazon (11.9b kg/m2), Oxyfluorfen (11.7b kg/m2), Pendimethalin (10.0c kg/m2), Tepraloxydim (9.6c kg/m2) ve yabancı otlu kontrol (9.1c kg/m2) gelmiştir. Yabancı otların sürekli olarak elle çekilmesi ile yapılan mücadelenin, yabancı otlu parsellere göre % 76.3'lük verim artışına neden olması, soğan yetiştiriciliğinde yabancı ot mücadelesinin çok önemli olduğunu ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Yabancı ot, Allium cepa L., Oxadiazon, Oxyfluorfen

Ramazan Gürbüz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Diyrbakır koşullarında kükürt uygulamasının pamuğun verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışma Diyarbakır koşullarında, kükürt kaynağı ve kükürt uygulamadozlarının, pamuk bitkisinin büyümesi, verimi ve lif kalitesi üzerine etkileriniaraştırmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada elementer kükürt (0, 15 ve 30 kg/da)ve jips (0, 5 ve 10 kg/da) kükürt kaynakları değişik dozlarda ekimle birlikte toprağauygulanmıştır. Ekimden 50, 70 ve 96 gün sonra çeşitli vejetatif ve generatif büyümeözellikleri saptanmıştır. Anılan dönemlerde saptanılan büyüme özelliklerinde kükürtgübrelemesi farklılık oluşturmamıştır. İncelenen tüm özellikler yönünden kükürtkaynağı x kükürt uygulama dozları interaksiyonu önemsiz bulunmuştur.Kükürt kaynağı uygulamalarının kütlü pamuk verimi ile lif verimi üzerineetkisinin önemli olduğu belirlenmiştir. Jips uygulamalarından elde edilen kütlüpamuk verimi ile lif verimi elementer uygulamasında elde edilen kütlü pamuk verimive lif veriminden önemli düzeyde yüksek olmuştur. Kükürt kaynağı'nın etkisi lifuzunluğu ve lif esneme oranında önemli bulunmuştur. Jips uygulamalarında eldeedilen lif uzunluğu ve lif esneme oranı elementer kükürt uygulamalarında elde edilenlif uzunluğu ve lif esneme oranından daha fazla olmuştur.Böylece, Diyarbakırkoşullarında jips kükürt kaynağında saptanan verimler ve bazı lif kalite özelliklerinindaha yüksek bulunması sonucunda anılan uygulamanın kullanımının önerileceğisonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler : Pamuk, Jips, Elementer Kükürt, Verim, Lif Kalitesi

Mustafa Nuşad Bukarlı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye orjinli yabani diploid buğday (T. monococcum spp. boeoticum) populasyonlarının morfolojik ve moleküler karakterizasyonu

Çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde, 51 yabani kaplıca (T. monococcum ssp. boeoticum), 2 kaplıca (T. monococcum ssp. monococcum) ve 2 T.urartu genotipi arasındaki morfolojik, tarımsal ve moleküler farklılıkların saptanması amacıyla, 2006-07 yetiştirme mevsiminde yürütülmüştür. Moleküler karekterizasyon için ISSR (Tekrarlanan Basit Baz Dizilimi Arası) DNA markırları kullanılmıştır.Araştırma sonucunda genotipler arasında, çalışmada incelenen bitki boyu, 100 tohum ağırlığı ve tohum uzunluğu gibi morfolojik ve tarımsal özellikler bakımından yüksek bir varyasyon olduğu saptanmıştır. Moleküler karekterizasyonda en yüksek polimorfik ISSR primerlerini bulmak için, 35 ISSR primeri, 7 kaplıca genotipinde ön taramaya tabii tutulmuştur. Seçilen en polimorfik 16 ISSR primeri toplam 88 band üretmiş ve bunların 79 adedi polimorfik olarak bulunmuştur. ISSR verileri kullanılarak Jaccard's katsayısı, NTSYSpc2.1 bilgisayar paket programı vasıtasıyla hesaplanmıştır. Jaccard's benzerlik katsayısına göre, çalışılan genotipler arasındaki benzerlik 0.43 ile 0.95 arasında değişmiş olup, ortalaması 0.73 bulunmuştur. Benzerlik indeksine göre oluşturulan dendogramda A ve B olmak üzere 2 farklı grup oluşmuştur. A grubu kendi içerisinde 2 gruba ayrılmış ve B grubunda sadece T. urartu genotipleri yer almıştır. Araştırma sonucunda T. monococcum ssp. monococcum genotipi Karacadağ/Diyarbakır populasyonlarıyla genetik olarak yakın bulunmuş ve Karacadağ/Diyarbakır bölgesinin diploid buğdayın ilk kültüre alındığı yer olduğu bir daha doğrulanmıştır.Anahtar Kelimeler: T. monococcum, Morfolojik Özellikler, Tarımsal Özellikler, ISSR Markörleri

BuğdayDNA parmak iziDNA probları
Hüsnü Aktaş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Fonksiyonel yumurta eldesinde üzüm çekirdeği yağının kullanım olanakları

Mevcut çalışma üzüm çekirdeği yağının kahverengi yumurtacılarda yumurtlama performansı, yumurta kalitesi ve yumurta kolesterolü üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür.Yirmi sekiz haftalık yumurtacı tavuklar, benzer canlı ağırlıkta her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmışlardır. Hayvanlar 8 haftalık süre boyunca %0, 1, 2 ve 4 üzüm çekirdeği yağı içeren standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Hayvanlar tamamen tesadüfen belirlenmiş, bireysel kafeslerde yetiştirilmişlerdir. 16:8 saatlik aydınlık : karanlık aydınlatma periyodu uygulanmıştır. Yem ve su ad libitum verilmiştir. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi ve yumurta kolesterol içeriği haftalık olarak, kan parametreleri (glukoz, kolesterol, trigliserid) ise iki haftalık aralıklarla ölçülmüştür.Üzüm çekirdeği yağı ilavesinin yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı ve canlı ağırlığı önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Fakat, %2 üzüm çekirdeği yağı ilavesi ak yüksekliği, ak indeksini artırmış, ak genişliği, plazma glukoz ve kolesterol düzeyi ile yumurta sarısı kolesterol düzeyini düşürmüştür.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular rasyonda %2 üzüm çekirdeği yağı kullanımının fonksiyonel yumurta üretme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

Aslı Özgan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı üzüm çeşit ve anaçlarının ampelografik ve moleküler karakterizasyonu

Bu araştırmada, ulusal ya da uluslar arası öneme sahip olan 59 üzüm çeşidi ile dünyada yaygın olarak kullanılan 20 Amerikan asma anacının ampelografik ve moleküler yöntemlerle karakterizasyonu yapılmıştır. Ampelografik çalışmalar kısmında genotipler, uluslar arası asma tanımlama listelerinden seçilen 44 özellik kullanılarak 2 yıl süreyle (2006 ve 2007) incelenmiş ve uluslar arası yöntem birliğiyle oluşturulan listelerde gösterildiği gibi, her özelliğe ilişkin tanımlamaları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, elde edilen bulgular rakamsal bilgiye dönüştürülmüş ve NTSYSpc 2.1 programında ?mean character differences? katsayılarına göre UPGMA analizleri yapılmıştır. Moleküler çalışma kapsamında ise 60 ISSR primeri taranarak en uygun 20 primer seçilmiştir. ?Jaccard? katsayısı kullanılarak, genotipler arası benzerlik analizleri DNA düzeyinde soyağacı üzerinde değerlendirilmiştir.Genotipler arasında, ampelografik özellikler bakımından büyük farklılıklar saptanmıştır. Bunun sonucu olarak, genotipler soyağacı üzerinde Amerikan asma anaçları ile üzüm çeşitlerinden oluşan 2 kola ayrılmış ve bu kollar üzerinde çok sayıda alt sınıflar oluşmuştur. Çalışmada seçilen 20 ISSR primeri 185'i polimorfik olmak üzere toplam 194 bant üretmiştir. Primer başına toplam bant sayısı 15 ile 5 arasında değişirken, polimorfik bant sayısı 4 ile 14 arasında olmuştur. Primerlerin tamamında % 75 ve üzeri polimorfizm oranı saptanmıştır. Genotipler arasındaki genel benzerlik indeksi değerleri 0.97 ile 0.25 arasında değişmiştir. ISSR primerlerine göre elde edilen soyağacı, genotiplerin gerek farklı değerlendirme şekillerine sahip çeşit gruplarının dağılımı ve gerekse genetik kompozisyona bağlı dallanma pozisyonlarına göre ampelografik soy ağacı ile benzerlik göstermiştir. Her iki yöntemle elde edilen soy ağacı üzerinde genotipler, öncelikli olarak genetik orijinlerine bağlı kalarak dağılım göstermiş ve alt sınıfların oluşumunda ise öncelikli değerlendirme şekilleri ile coğrafi orijinlerinin de etkisi görülmüştür.

KarakterizasyonÜzüm
Ali Sabır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi pamuk ekim alanlarındaki avcı böceklerden Orius spp. (Hemiptera: Anthocorıdae)'nin popülasyon gelişiminin belirlenmesi, en yaygın türün biyolojik özellikleri ve bazı pestisitlerin bunlara etkileri

Bu çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesi pamuk ekim alanlarındaki avcı böceklerden Orius spp., yoğunlukları, popülasyon gelişimleri, en yaygın türün biyolojik özellikleri ve bazı pestisitlerin laboratuvar ve tarla koşullarındaki yan etkileri belirlenmiştir.Çalışma sonucunda Anthocoridae familyasına ait Orius albidipennis (Reuter), Orius horvathi (Reuter), Orius vicinus (Ribaut), Orius niger Wolff ve Orius laevigatus (Fieber) olmak üzere toplam 5 tür belirlenmiştir. Bunlardan O. albidipennis Türkiye faunası için ilk kayıt olup, çalışmanın yapıldığı alanlarda 2005-2006 yıllarında ortalama % 91.98 bulunma oranıyla en hakim tür olarak saptanmıştır. Avcı böcek popülasyonu çalışmanın yapıldığı her iki yılda da Ağustos ayı ortalarında tepe noktası oluşturmuştur. Çalışmada O. albidipennis'in 25±1 oC sıcaklık ve % 65±5 orantılı nem koşullarında ortalama yumurta açılma, ergin öncesi gelişme, preovipozisyon, ovipozisyon, postovipozisyon süreleri ve ergin dişi ömrü sırasıyla 4.14±0.75, 13.98±1.28, 3.72±0.81, 26.22±2.88, 7.37±1.39 ve 37.31±1.79 gün bulunmuştur. Yumurtlama periyodu boyunca dişi başına bırakılan ortalama yumurta sayısı 85.07±10.64 adet ve yumurta açılma oranı % 69.01±6.29 olarak bulunmuştur. Denemeye alınan pestisitlerin laboratuvar koşullarında O. albidipennis nimf ve erginlerine genel olarak zararlı, yumurtalarına orta zararlı; tarla koşullarında ise avcı böcek nimf ve erginlerine yine orta zararlı oldukları belirlenmiştir.

Musa Büyük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00