Çanakkale Onsekiz Mart University
Anabilim Dalı

Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı

Çanakkale Onsekiz Mart University

4.614

Arşivlenen Tez

13

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tuhfe-i Şerîfî (İnceleme-metin-bağlamlı dizin)

Dini ve Tasavvufi düşüncenin Türk Edebiyatı'nda oldukça önemli bir yeri vardır. Bu nedenle ahlaki ve eğitici yanı ön planda olan birçok eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerden bazıları manzum bazıları ise mensur bir şekilde yazılmıştır. Dini eserler içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan tecvid kitapları da yoğun ilgi görmüş ve bu alanla ilgili birçok eser kaleme alınmıştır. Çalışmamıza konu olan ve Mehmed Şerîfî tarafından manzum olarak yazılmış Tuhfe-i Şerîfî'de bu eserlerden bir tanesidir. Yazar eserinde tecvid kurallarını örneklendirerek açıklamıştır. Çalışmamız giriş ve onu takip eden dört bölümden oluşmuştur. Çalışmamızın giriş bölümünde tecvid ilmi ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde müellifin hayatı, edebi şahsiyeti ve eserlerine değinilmiştir. İkinci bölümde metnin incelenmesine geçilmiştir. Üçüncü bölümde ise metnin çevirisi verilerek, 2014 yılında Sadettin Eğri tarafından çalışılan, şairin aynı eserinin daha küçük bir versiyonu ile çalışmamamıza konu olan metin arasındaki benzerlikler ile farklılıklara değinilerek, eserin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde eserin bağlamlı dizinine geçilmiş ve bağlamlı dizin hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Kaynakçadan sonra ise tıpkıbasım başlığı atılarak orijinal metin verilmiştir

DilbilgisiDilbilimDini edebiyat+6
Cansu Umut Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Millî edebiyat dönemini besleyen Türkçülüğün kaynakları

"Millî Edebiyat Dönemini Besleyen Türkçülüğün Kaynakları" adını taşıyan tezimizde, içerik olarak Millî Edebiyat dönemini hazırlayan sürecin bilimsel, siyasi ve sosyal yapı taşları ortaya konulmaya çalışıldı. Osmanlı'nın son dönemlerine denk gelen süreçte, Millî Edebiyat dönemini hazırlayan birçok etken olduğunu görüldü. Toplumsal değişim/dönüşüm neticesinde başta dil olmak üzere, toplumun da geçirmiş olduğu sosyal bir buhran ve siyasi evrilmeler kaynaklar ışığında ifade edilmeye çalışıldı. Bizi böyle bir çalışmaya götüren sebebin arkasında son dönemlerde yayımlanan bazı kaynakların iddiaları olmuştur. Kimi eserlerin iddiaları doğrultusunda Türkçülük, Yahudiler tarafından mı siyasi bir propagandaya dönüştürüldü yoksa Osmanlı'nın millet olarak son bakiyesi Türkler tarafından mı ideolojik bir düşünceye dönüştürüldü? İşte buradan hareketle Fransız İhtilali'nden tutun da 20. yüzyılın başlarına kadar olan süreçte, Türkçülüğe tutunan bir milletin edebiyat ve yazın ürünlerini ortaya koyma aşamasında, Türk dilini de nasıl bir sadeleşme sürecine soktuğunu ve bugün Millî Edebiyat Dönemi olarak nitelenen dönemin kısmî boyutuyla nasıl hazırlandığı bu tezle ifade edilmeye çalışıldı. Türkçülüğü, yolun başında Batılı bilim adamlarının ortaya koyduğu bilimsel kaynaklar üzerinden inceleyerek Osmanlı coğrafyasındaki Türklere millî kimliklerini hatırlatan, devletin asıl unsuru olduklarını idrak ettiren süreç, tarihî, sosyal, bilimsel ve edebî boyutuyla ortaya konulmaya çalışıldı. Rejim konusunda rahatsızlıkları olan Yeni Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihat ve Terakki üzerinden şekillenen Türkçülüğün edebî ayağını oluşturan unsurlar da bu tezle ortaya konulmaya çalışıldı. Söz konusu unsurları bilimsel faaliyetler, siyasi ve sosyal olaylar ışığında, bir zincir hâlinde ortaya konularak Millî Edebiyat'ın hazırlayıcısı ve besleyicisi Türkçülüğü, nüve hâlinden su yüzüne çıkma aşamasına kadar geçirdiği safhalar incelenerek Millî Edebiyat'ın kaynakları bilimsel, siyasi, toplumsal ve edebî boyutuyla gösterilmeye çalışıldı. Tabii bunları ortaya koyarken de Türkçülüğün sistem babası olarak da bilinen Ziya Gökalp'in eserleri tekrar gözden geçirildi.

Gökalp, ZiyaMilli edebiyatMilli kimlik+3
Erdal Baran
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şehriyar-Heyder Babaya Selam şiirinin dil bilgisel çözümlemesi

Bu çalışmada Çağdaş Azeri Edebiyatı'nın ve aynı zamanda İran'ın en büyük şairlerinden biri olan Seyyid Mehemmed Hüséyin Behcet Tebrizi Şehriyâr'ın -yaygın olan ismiyle Şehriyâr'ın- Türkçenin bütün dil zenginliklerini kullanarak yazdığı şiirlerinden biri ve en ünlüsü olan Heyderbaba'ya Selam adlı eserin dilbilgisel çözümlemesi yapılarak Şehriyâr'ın ve Türkçenin dil zenginliği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Şehriyâr ve Heyderbaba'ya Selam şiiri üzerine yapılan araştırmalardan yararlanılan bu çalışma ile Heyderbaba'ya Selam'ın zengin anlatım ustalığı ile ortaya çıktığı gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Öncesinde Şehriyâr ve mensubu olduğu Azeri Edebiyatı hakkında bilgi verilen bu çalışmada Heyderbaba'ya Selam'ın dilbilgisel çözümlemesi iki aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşamada morfolojik bağlam ikinci aşamada ise söz diziminin yapısı incelenmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek şairin üslubu ile ilgili bazı tespitlerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Şehriyâr, Heyderbaba'ya Selam, Dil Bilgisi

Azeri edebiyatıDilbilgisiDilbilim+5
Muhammet Cengiz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk edebiyatında konusunu Türk tarihinden alan romanlar (2004)

Bu çalışmada 2004 yılında yayımlanan ve konusunu Türk tarihinden alan tarihî romanları inceledik. Çalışmamıza konu olan dokuz romanın "zaman", "mekân", "kahramanlar" ve "bakış açısı" unsurlarını tahlil ettik. Zaman bölümünde, vak'a zamanını tespit edip sosyal ve kozmik zaman unsurlarının vak'a seyrine etkisini ortaya çıkarmaya çalıştık. Mekân bölümünde, romanlarda bahsi geçen mekânları sınıflandırdık. Bu mekânların romanlardaki önemini tespit etmeye çalıştık. Kahramanlar bölümünde karakterleri, yaratma şahsiyetler, tarihî şahsiyetler diye ayırıp cinsiyetlerine, eğitim durumlarına, mesleklerine, milliyetlerine ve sosyal durumlarına göre sınıflandırdık. Bakış açısı bölümünde romancının hangi bakış açısı ile romanı kaleme aldığını belirlemeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Tarihi roman, Türk tarihi, Roman.

RomanTarihi romanTürk edebiyatı+2
Muhammed Ensar Erensayın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ataol Behramoğlu hayatı ve şiiri

1960'tan itibaren şiirlerini yayınlamaya başlayan A. Behramoğlu, son dönem edebiyat hayatımızın önde gelen şairlerindendir. İlk şiir kitabı 1965 yılında basılan Bir Ermeni General'dir. Son şiir kitabı ise ellinci sanat yılı adına yayınladığı Yarım Yüzyıldan Şiirler'dir. Bu çalışmada Ataol Behramoğlu'nun, şiirini merkez alarak hayatını inceledik. Bu yapılırken, hayat ile birlikte şiirinin de gelişme evrelerini göstermeye çalıştık. Açıklayıcı ve tamamlayıcı özelliği varsa şiir dışındaki eserlerine de temas ettik. Eseri Giriş'ten sonra altı bölüm üzerine kurduk. Önsöz'de ne yapmak istediğimizi, sonuç bölümünde de yaptıklarımızı anlattık. Eserin amacı Ataol Behramoğlu 'nun mümkün olduğunca tam bir biyografisini ortaya koymak olmuştur. Anahtar Kelimeler: Ataol Behramoğlu, Avrupa, Şiir, Fikir, Eylem

Behramoğlu, AtaolBiyografiTürk şiiri+2
Figen Yılmaz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Nedim Tör ve şiirleri

Medeniyetlerin var olma çizgisini belirleyen savaşlar, insanın dil vasıtasıyla meydana getirdiği -yani insana ait olan- edebiyatın da malzemesi olmuştur. İlk yazılı ürünlerin verildiği dönemlerden itibaren kazanılan zaferler, kaybedilen topraklar, yaşanılan acılar eserlere yansımıştır. Yakın tarihimize baktığımızda da 20. yüzyılın şekillenmesinde etkili olan Balkan, Birinci Dünya savaşları Türk savaş edebiyatının önemli malzemeleri arasındadır. Bu savaşlar üzerine makale, roman, tiyatro, şiir türünde pek çok eser kaleme alınmıştır. BU dönemde verilen eserlere baktığımızda pek çoğunun hakkında bilgiye ulaşabiliyoruz. Özellikle Çanakkale Savaşının şiire akisleri üzerine araştırmalar mevcuttur. Ancak bu çalışmaların içinde, döneminde verdiği eserlerle sesini duyurabilmeyi başarmış, halkın üzerinde büyük tesirleri olmuş bir şair/yazarımız var ki, çok az araştırmacı onun şiirlerinin sadece bir dizesine ya da dörtlüğüne yer verip geçmiştir. Bu şair ve yazarımız Ahmet Nedim Servet Tör'dür. Biz bu çalışmamızda Ahmet Nedim'in şiirlerinin konusuyla da bağlantısı olması hasebiyle kısaca Türk savaş edebiyatına da değineceğiz. Ancak çalışmamızın merkez konusu Ahmet Nedim'in Birinci Dünya Savaşı sırasında kaleme almış olduğu şiirleridir.

EdebiyatTör, Ahmet Nedim ServetTürk edebiyatı+4
Nur Doğan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasan Ali Toptaş'ın hikâye ve romanlarında mekân algısı

1990 sonrasında eserler vermeye başlayan Hasan Ali Toptaş, günümüzde edebiyat çevrelerince kendisinden en çok söz ettiren yazarların başında gelmektedir. Dilinin akıcılığı, Türkçeyi son derece doğru kullanışı, üslubunun dikkat çekici olması onu başarılı kılan unsurlardan sadece birkaçıdır. Pek çok araştırmacı tarafından Hasan Ali Toptaş'ın eserleri hakkında çokça inceleme yapılmıştır. Sn. Semih Topsakal'ın "Hasan Ali Toptaş Romanlarında Postmodern Ögeler" başlıklı tezinde romanlar incelenirken kısaca mekâna da yer verilmiştir. Bunun dışında postmodern bir yazar olan Hasan Ali Toptaş'ın eserlerinin incelemesi müstakil olarak yapılmamıştır. Biz bu çalışmamızda Hasan Ali Toptaş'ın roman ve hikâyelerini mekân açısından incelemeye, yazarın mekâna bakış açısını ve mekân algısını tespit etmeye çalıştık. Çalışmamızda yazarın hikâye ve romanlarında yer alan tüm mekânları ayrı ayrı sınıflandırdıktan sonra detaylı olarak tahlil ettik. Çalışmamızın amacı, Toptaş'ın hikâye ve romanlarını mekânsal açıdan inceleyerek onun mekân algısıyla ilgili ortak bir payda yakalamak ve bir çıkarımda bulunmaktır.

HikayeMekanMekansal algı+4
Büşra Kanoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mustafa Fevzi bin Numan'ın mirac-namesi

Türklerin İslâmiyet'i kabul etmesinin akabinde sosyal, siyasal ve kültürel alanda pek çok değişim yaşanmış, bu değişim edebî alana da yansımıştır. İslâmiyet'in önemli bir yerini teşkil eden Hz. Muhammed'in hayatı ve mucizeleri de manzum ve mensur olarak ele alınmıştır. Mucizeler arasında mièrâc da önemli bir yerde durmaktadır. Çalışmamıza konu olan eser, Risâle-i Mir'âtü'ş-Şühûd fî Mes'eleti Vahdeti'l-Vücûd, 19. yy'da yaşamış, Osmanlı'nın son dönem mutasavvıf şairlerinden Mustafa Fevzî bin Numan tarafından kaleme alınmıştır. Bu eserinin bir bölümü tezimizin konusu olan mièrâc-nâme türünün bir örneğidir. Çalışmamızda öncelikle müellifimizin hayatından, edebî şahsiyetinden ve eserlerinden bahsettik. Akabinde tezimin konusunu da içinde barındıran eseri dil, üslup, tür ve şekil özelliklerini de kapsayacak şekilde ele aldık. Müellifimizin hikâyeleştirerek anlattığı seyr u sülûktan söz ettik. Mevcut metni transkripsiyonlu bir şekilde Latin alfabesine aktardık. Mièrâc-nâme içinde yer alan motifleri ve bu motiflerin hangi beyitler arasında yer aldığını belirledik. Son olarak da tezin okunması esnasında kolaylık sağlayacağını umduğumuz için metnin aslını ekledik. Bu çalışmamızın amacı, incelediğimiz eserin edebiyat tarihimizdeki yerini tespit etmek, edebiyat tarihinde adı ve eserleri hiç zikredilmeyen Mustafa Fevzî bin Numan'ın adını ve eserlerinden birini gün ışığına çıkarmaktır.

MiraçMiraç-nameMustafa Fevzi bin Numan+5
Melike Kapıcıoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe Sözlük 'te anlam genişlemesi ve anlam daralması

Tezimizin konusu Türkçe Sözlük'teki madde başı ve madde içi olmak üzere 92.292 sözcüğün taranıp içlerinde anlam daralması ve genişlemesi olan sözcüklerin derlenmesidir. Bu kelimeler toparlandıktan sonra kelimenin cümle içinde kullanılmasıyla anlamın daha iyi anlaşılmasını sağlayacak örnek cümleleri olmayan kelimelere örnek cümle eklenmiştir. Dili bir ağaç olarak farz edersek kelimeler bir çam ağacının iğneli yapraklarıdır. Kimisi zamanla düşer kimisi kendini yeniler, her daim de yeni iğneli yapraklar yukarı doğru fışkırırlar. Bizim çalışmamız bu kendini yenileyen yapraklar üzerinedir. Kendini yenilemeden kastımız çeşitli sebeplerle coğrafi, kültürel, kurgusal ilişki, zaman, akıl ve maksat vb etkilerle kelimelerin zamana, insana, mekana ayak uydurması, insan tarafından ayak uydurulmasıdır. Bu ayak uydurma sırasında bir gösterge olan kelimelerin anlamları, kullanım alanları, yaygınlığı vb. değişir. Önceden gösterdiği şeyden başka bir şeyi, önceden gösterdiği şeyin bir kısmını veya önceden gösterdiği şeyden daha büyük bir şeyi göstermeye başlar. Tezimizde anlam alanı olarak önceden gösterdiği şeyin bir kısmını veya daha büyük bir kısmını gösteren kelimeleri ele aldık. 92.292 sözlük birimi içerisinden basit ve türemiş kelimeler seçilerek içlerinden anlam genişlemesi ve daralmasına uğrayan kelimeler tespit edildi. Taradığımız bu kelimelerin bazılarında sadece anlam genişlemesi, bazılarında sadece anlam daralması, bazılarında ise hem anlam genişlemesi hem daralması tespit edilmiştir. Toplam 1310 kelimenin değişime uğradığı tespit edilmiştir. Tespit edilen kelimelerin genelinde anlam genişlemesi gerçekleşmişken az bir kısmında anlam daralması çok daha azında ise hem anlam daralması hem de genişlemesi gerçekleşmiştir. Anlam daralması ve genişlemesine uğrayan kelimeler sözlük sıralamasında önce gelen anlamdan hareketle seçilmiştir. Sıralamada sonra gelen kelimeler ilk kelimeyle mukayese edilerek anlam alanlarının, kullanım alanlarının daralması veya genişlemesine göre anlam genişlemesi veya daralması grubuna dahil edilmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Türkçe Sözlük, Anlam Değişmesi, Gösterge, Anlam Genişlemesi, Anlam Daralması.

AnlamAnlam daralmasıAnlam değişikliği+3
Kubilay Yurduseven
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kemal Tahir'in milli mücadele ile ilgili romanlarında İstanbul

Çalışmada Kemal Tahir'in konusu Milli Mücadele yıllarında geçen romanları ele alındı. Bu romanlarda mekân olarak İstanbul'un ve işgal altındaki İstanbul'un durumu içinde yaşayanları ile beraber söz konusu edilmiştir. Çalışmamızda Kemal Tahir'in Millî mücadele yıllarında İstanbul'daki hayatı nasıl kurguladığı, hangi unsurları öne çıkardığı incelendi. Bu kaos döneminde İstanbul'da halk, aydınlar büyük bir çaresizlik, buhran ve ne yapacağını tam bilememenin sıkıntısını yaşamaktadır. Bir tarafta işgal edilen vatan, öbür tarafta yönetim ve işgal kuvvetleri kıskacı insanımızı hareket edemez hâle getirmektedir. Bütün bunlara rağmen toplum, vatanı ve devleti için yapabileceklerinin azamisini yapmaktadır. Bir taraftan da hayat devam etmektedir. İşte o devreyi bize en iyi yansıtan romancılardan biridir Kemal Tahir.Bu çalışma ile toplumumuzun nasıl bir mücadele verdiği Kemal Tahir'in ilgili romanlarından hareketle onun oluşturduğu geniş bir yelpazede gözler önüne serilecektir. Bilinir ki Anadolu'da mücadele etmek daha kolaydır. Hâlbuki İstanbul, zoru başarmıştır. Geniş bir kitleden seçtiği kahramanlarıyla Kemal Tahir, bunu ortaya koymuştur. Bu bakımdan bu çalışma, Milli Mücadele yıllarındaki İstanbul hakkında bilinen ve bugüne kadar söylenenlere katkı sağlayan bir yaklaşım getirecektir.Çalışma beş bölüm halinde oluşturuldu. Birinci bölümde İstanbul'daki yaşam, çeşitli gruplandırmalara, başlıklara ayrılarak incelendi. Bu bölümde İstanbul'da yaşayan kişiler, kuruluşlar, İstanbul'daki eğlence hayatı, kurumlar romanlarda geçtiği haliyle ele alındı. İkinci bölümde romanlara yansıyan yanıyla İstanbul'da Babıâli ve basın hayatı, gazeteler ortaya konuldu. Üçüncü bölümde incelediğimiz romanlarda geniş yer tutan İstanbul'un mahpushaneleri üzerinde duruldu. Dördüncü ve beşinci bölümlerde incelediğimiz romanlara yansıyan İstanbul'a ait açık ve kapalı mekânlar özelliklerine göre değerlendirildi.

Kemal Tahir
Ahmet Daşcılar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yunus Emre hakkında yazılmış kitaplarla ilgili açıklamalı bibliyografya denemesi (1928 - 2016)

"Yunus Emre Hakkında Yazılmış Kitaplarla İlgili Açıklamalı Bibliyografya Denemesi" başlıklı bu çalışmada Yunus Emre hakkında 1928 yılından günümüze kadar yazılan Türkçe kitap çalışmalarını inceledik. Kütüphanelerden elde edilen kaynaklar ve satın alınarak edinilen kitaplardan faydalanılarak çalışmamız gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız 3 bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında bibliyografya ve eser hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm "Yunus Emre'nin Yaşadığı Devir ve Hayatı'' , İkinci bölüm "Yunus Emre'nin Edebi Kişiliği'' ve Üçüncü bölüm "Bibliyografya'' dır. Eser Sonuç kısmıyla son bulmuştur. Tezimiz Yunus Emre ile ilgili akademik araştırma yapmak isteyen araştırmacılar için bir başvuru eseri olma amacı taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Yunus Emre, Bibliyografya, 13. Yüzyıl, Açıklamalı Bibliyografya

13. yüzyılBibliyografyaEdebiyat+5
Engin Karakoç
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Son yıldız (İnceleme-metin)

Bu tez çalışması, Servet-i Fünûn edebiyatının Halit Ziya Uşaklıgil'den sonra en güçlü yazarı olarak kabul edilen Mehmet Rauf'un Son Yıldız isimli eserini, Latinize ederek günümüz okuyucusuna kazandırma amacıyla yapılmıştır. Mehmet Rauf'un 1925-1926 yıllarında kaleme aldığı, 1927 yılında Gündoğdu Matbaası'nda basılan Son Yıldız isimli romanının bugüne kadar Latinize edilmiş örneğinin olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın "Giriş" bölümünde Servet-i Fünûn Edebiyatı, Mehmet Rauf'un hayatı, eserleri ve edebî kişiliği anlatılmıştır. "Birinci Bölüm" de eser; biçim, özet, olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, anlatıcı ve bakış açısı çerçevesinde incelenmiştir. "İkinci Bölüm" de Son Yıldız isimli romanın Latinize edilmiş metnine yer verilmiştir. Yapılan çalışmanın neticesinde ulaşılan bulgular "Sonuç" bölümünde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mehmet Rauf, Servet-i Fünûn Edebiyatı, Son Yıldız, roman tahlili.

Mehmed RaufRomanServet-i Fünun edebiyatı+2
Bilgehan Solmazgül
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orhan Pamuk'un romanlarında aile ilişkileri

Toplumun temelini oluşturan aile kavramı birçok alanda olduğu gibi edebiyatın da konusu olmuştur. Aile kavramı roman, tiyatro ve hikâye olmak üzere birçok edebî türde işlenmiştir. İşlenen eserlerde aile kavramı aileler çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Bu tezde Orhan Pamuk'un tüm romanları incelenmiştir. Romanlar, geleneksel aile ve modern aile bağlamında değerlendirilmiştir. Ailenin değişimi ve dönüşümü ile aile bireyleri arasındaki ilişkilerle ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde "geleneksel aile" hayatına ilişkin incelemeler yer alırken üçüncü bölümde ise "modern aile" kavramı açıklanarak ailenin değişimine dair örnekler incelenmiştir. Modern ve geleneksel ailenin alt başlıklarında ise roman kişileri arasındaki ilişkiler, parçalanan aile örnekleri, geleneksel aile yapısının modern dönemde nasıl değişime uğradığı, aile modelleri, aile bireylerinin sosyal ve ekonomik durumları ile eğitim düzeyleri detaylı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir. Bu bağlamda tezde; romanlardaki aile türleri, aile bireylerini oluşturan roman kişileri arasındaki ilişkiler, ailenin toplumla olan etkileşimi belirlenmeye çalışılmıştır. Romanlarında; evlilik öncesi ve sonrasına, eşler ve çocuklar arasındaki ilişkilere de değinen Orhan Pamuk, bu ilişkileri işlerken tanışma aşaması, birliktelik, boşanma, ihanet, mutsuzluk, kıskançlık gibi durumlara, aile içi kavga ve tartışmalara yer verdiği için bu konular da incelemenin kapsamına alınmıştır. Tezin amacı, Orhan Pamuk'un romanlarındaki aile ilişkilerini ve aile kavramını sosyolojiden yararlanarak inceleyip romanlarda yer alan aile modellerini belirlemek, yazarın geleneksel aile ile modern aile hayatını nasıl yansıttığını değerlendirmektir. Anahtar kelimeler: Orhan Pamuk, roman, Türk edebiyatı, aile hayatı, geleneksel aile, modern aile, anne, baba, kardeş.

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+4
Buket Korkmaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrahim Yıldırım'ın romanlarında delilik

Bu çalışmada İbrahim Yıldırım'ın romanları delilik bağlamında incelenmiştir. Romanların en öne çıkan konusu olan delilik ele alınmıştır. Yazarın deliliği konu edinme şekli açıklanırken psikoloji biliminden yararlanılmıştır. Çalışmanın girişinde yazarın hayatından ve sanatından kısaca söz edilmiş, yararlanılan kaynaklar verilmiştir. İki bölümden meydana gelen tezin ilk bölümünde "Delilik nedir?" "Edebiyatta delilik nasıl ele alınmıştır?", "Türk edebiyatında deliliği konu alan eserler nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. İkinci bölümde ise "İbrahim Yıldırım'ın Romanlarında Deliliğin İncelenmesi" ana başlığı altında "Delilik ve Yaratıcılık", "Delilik ve Ölüm", "Delilik ve Aşk" başlıkları yer almıştır ve deliliğin aşkla, ölümle, yaratıcılıkla ilişkisi incelenmiştir. Sonuçta da İbrahim Yıldırım'ın romanlarında deliliğin işlenişiyle ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, roman, İbrahim Yıldırım, delilik, saplantı, aşk, yaratıcılık, ölüm, intihar, cinayet.

AşkCinayetDelilik+7
Gül Nihal Kaya
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çocuk edebiyatı'nın yeri, önemi ve kullanımı / Küçük Prens romanının b1 düzeyine uyarlanması

Türkçe, dünyada kökleri binlerce yıl öncesine uzanan en zengin dillerden biridir. Ayrıca yüzyıllardır çok geniş bir coğrafyada, farklı ülkeler ve milletler tarafından konuşulan ve yazılan bir bilim, sanat ve kültür dilidir. Bir dilin yaygın, geçerli ve işlevsel olması onun, diğer diller arasındaki konumunu ve kıymetini belirler. Türkçe, bu özellikleriyle dünya dilleri arasında itibarlı ve önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte dünyadaki politik, ekonomik ve kültürel değişim süreci Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine hız ve hareketlilik kazandırmıştır. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen yetişkinlerin yanı sıra çocukların sayısı da yadsınamayacak ölçüde çoktur. Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretimi yurt içinde ve yurt dışında oldukça yaygındır. Ancak bu alanda yapılan uygulamalar teorik bir altyapıya sahip olmamakla birlikte çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde izlenecek yol, uygulanacak yöntem ve kullanılacak materyallerin eksikliği bir sorun teşkil etmektedir. Çünkü çocukların dünyası, yetişkinlerin dünyasından farklıdır. Bu nedenle öğretim sürecinde, çocukların yaşlarının yanı sıra fiziksel, bilişsel, sosyal gelişimleri ve ailevî, toplumsal, kültürel durumları göz önünde bulundurularak materyal hazırlanmalıdır. Bu bağlamda öğretime uygun temalar içeren çocuk edebiyatı metinlerini, belirlenen dil düzeylerine göre uyarlayarak alana kazandırmak faydalı ve gereklidir. Bu çalışmada, çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ilk önce 'çocuğun özellikleri' göz önünde bulundurularak uygulanabilecek yöntem ve teknikler açıklanmıştır. Bunun yanı sıra çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çocuk edebiyatının yeri, kullanımı ve önemine değinilmiş; okuma becerisini artırmada çocuk edebiyatı metinlerinin ve metinlerle ilgili okuma-anlama etkinliklerinin nasıl yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde metin uyarlama teknikleri açıklanmış ve bu bağlamda Dünya Çocuk Edebiyatı'nın en önemli eserlerinden biri olan 'Küçük Prens' adlı roman, örnek bir metin olarak B1 seviyesine uyarlanmış ve tezin son kısmına eklenmiştir. Uyarlama yapılırken Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçeve Metni'nin okuma kazanımları ve dil bilgisi yapılarına ilişkin esaslar dikkate alınmıştır. Sonuç olarak hem çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde sahadaki eksikliklere dikkat çekilmiş ve bunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuş hem de çocuk edebiyatının, öğretim sürecine dâhil edilerek çocukların Türkçeyi öğrenirken edebî okuma zevklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.

Dil öğrenme yöntemleriDil öğretimiKüçük Prens+6
Gülhan Gedik
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seray Şahiner'in eserlerinin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi

Feminizm hareketinin odağında gelişen feminist edebiyat eleştirisi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadın-erken ayrımının toplumun üretimi olan ve toplumu temsil eden edebî eserlerde de görüldüğünü tespit etmiş ve bu eserlere feminist bir bakış açısıyla yaklaşılmasına aracılık etmiştir. Bu sayede, kadınların edebiyattaki temsillerine, edebiyat tarihçilerinin odaklandığı yazarlara, kadın yazarların edebiyat kamusundan dışlanmasına, kadınların edebî metinler içerisindeki davranış ve tutumlarına, metinlerdeki toplumsal cinsiyet uygulamalarına eleştiri getiren feminist edebiyat eleştirisi; kadın yazarlara ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ortadan kaldıracak metinlere kadınların kendi tarihlerini oluşturmalarını sağlayacak şekilde yer verilmesine kaynaklık etmiştir. Bu tezde merkeze alınan Seray Şahiner de feminist bir bakış açısıyla yazdığı eserlerde ele aldığı karakterlerle ataerkil düzene ve toplumsal cinsiyet rollerine eleştiri getiren yazarlardandır. Dolayısıyla bu tezde, Şahiner'in metinlerindeki kadınlar ve erkekler, kadınlık ve erkeklik rolleri bağlamında ayrıntılı olarak incelenecektir. Bu roller kapsamında yazarın eserlerindeki karakterlerin geliştirdiği tutum ve davranışlar odağa alınacak, ataerkil toplumun toplumsal cinsiyet rollerini belirlemedeki etkisi feminist kuram ışığında tartışılacaktır. Bundan hareketle yazarın Gelin Başı, Hanımların Dikkatine, Antabus, Kul ve Hepyek eserleri feminist edebiyat eleştirisi bağlamında incelenecektir. Bu sayede feminist bilinçle yazan bir kadın yazarın toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan metinlerinin değerlendirmesi yapılarak kadınların edebiyat tarihindeki görünürlüğünün artmasına katkı sağlanacaktır.

AtaerkilFeminist Edebi KuramFeminist Eleştiri Kuramı+4
Fatma Ulaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teehhül Aleminde: İnceleme-metin

Bu tez çalışmasında, eserlerini Servet-i Fünûn edebiyatının etkisinde oluşturan,1871 yılında İstanbul'da doğan, 3 Aralık 1938 tarihinde İstanbul'da vefat eden Safvet Nezihî'nin Teehhül Âleminde isimli eserini, Latinize ederek günümüze kazandırmak amaçlanmıştır. Safvet Nezihî'nin 1901 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilen, 1902 yılında ise kitap olarak basılan Teehhül Âleminde isimli romanı ile ilgili araştırmalar yapılmış ve söz konusu eserin bugüne kadar Latinize edilerek metin incelemesinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine ilk önce eser Latinize edilmiş ardından Safvet Nezihî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliğiyle ilgili kaynak kitaplar taranmış ve Safvet Nezihî'nin edebi anlayışıyla ilgili bulgulara ulaşılmıştır. Son olarak da ulaşılan bu bulguların ışığında, Latinize edilmiş olan Teehhül Âleminde isimli romanın incelemesi yapılmıştır. Çalışmamızın "Giriş" bölümünde Servet-i Fünûn Edebiyatı, Safvet Nezihî'nin hayatı, eserleri ve edebi kişiliği ile ilgili bilgiler verilmiştir. "Birinci Bölüm"de eser; biçim, olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân ve tema başlıkları altında incelenmiştir. "İkinci Bölüm"de Teehhül Âleminde isimli romanın Latinize edilmiş metni yer almaktadır. Tüm bu çalışmaların neticesinde tespit edilen bulgular "Sonuç" bölümünde değerlendirilmiştir.

Adem Koltukoğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin su folkloru açısından sistematik analizi

Reşad Ekrem Koçu, araştırmacı kişiliği ile Türk tarihi ve Türk edebiyatına pek çok eser kazandırmıştır. Bu eserler halkbilimi açısından zengin malzemeler içermektedir. Koçu'nun en önemli eseri İstanbul Ansiklopedisi'dir. Bu eser birçok bilim ve sanat dalı ile ilgili olarak önemli bilgiler sunan bir kaynak niteliğindedir ve ayrıca Türkiye'de şehir ansiklopedisi niteliğindeki ilk kitaptır. Koçu'nun bu eserinde İstanbul; sosyal hayatı, tarihi, coğrafyası gibi birçok yönüyle maddeler hâlinde ele alınmıştır. Reşat Ekrem Koçu başta İstanbul Ansiklopedisi olmak üzere her yayımında İstanbul folkloruyla ilgili önemli bilgiler sunmuştur. Bu çalışmada Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde su ve suya dair folklor unsurlarının ne kadar yer aldığı ve İstanbul Ansiklopedisi'ndeki su folkloruyla ilgili maddeler sistematik bir şekilde analiz edilmiştir. Su folkloruyla ilgili çeşitli inanışlar suyun mimaride kullanımı, suyun halk hekimliğinde ve halk kültüründeki yeri başlıklar hâlinde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstanbul Ansiklopedisi, Su Folkloru, Reşad Ekrem KOÇU

Halk bilimiKoçu, Reşat EkremSistematik analiz+2
Mehmet Saylan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancılara Türkçe öğretimi kapsamında Uygur öğrencilerin /kursiyerlerin Türkiye Türkçesi öğrenirken karşılaştığı dilbilimsel sorunlar

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Uygur öğrenci/kursiyerlerin Türkiye Türkçesi öğrenirken karşılaştıkları dilbilimsel sorunlar ele alınmaktadır. Bu çalışmada; Uygur öğrencilerin Türkiye Türkçesi öğrenirken karşılaştıkları dilbilimsel sorunlar ele alınırken öncelikle konu ve amaç ortaya konulmuş, araştırmanın yöntemi belirlenmiş daha sonra bilimsel veriler ışığında derinlemesine inceleme yapılmıştır. Birinci bölümün ilk kısmında; Uygur tarihine yer verilmiş, Uygur kültür ve medeniyeti ile edebiyatına değinilmiştir. İkinci kısımda; Uygurların yakın tarihi ele alınmış, bazı göç olayları incelenmiş ve bunlardan Türkiye'ye gelenlerin durumları bazı yönleriyle ele alınmıştır. Üçüncü kısımda; Uygur Türkçesinin diğer Türk Lehçeleri arasındaki yeri belirtilmiş, Uygur Türkçesinin tarihi süreçlerine değinilmiştir. Dördüncü kısımda; günümüzde Çin sınırları içinde özerk bir yapı olan Doğu Türkistan'ın bugünkü durumu ele alınmıştır. İkinci bölümde; Yeni Uygur Türkçesi grameri ana hatlarıyla ortaya konmuştur. Yeni Uygur Türkçesi ile Türkiye Türkçesi ses ve biçim (morfoloji) yönünden karşılaştırılmıştır. Benzer ve ortak kelimelerin örneklerle gösterildiği bu bölümde ayrıca Uygur Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki yakınlığın derecesi ortaya konularak üçüncü bölüme esas oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde; Türkçe öğretim merkezlerinde; FSMVÜ-TÜMER'de 3 yıl (2013-2016) ve İSU-TÜRKMER'de 3 yıl (2017-2020) ve özel eğitim kurumlarında olmak üzere yaklaşık 8 yıl zarfında 100 Uygur ve Türk soylu öğrenci/kursiyerin sözlü ve yazılı sınavlarından derlenen materyaller tasnif edilerek dilbiliminin temel inceleme alanlarında; ses bilgisi, biçim bilgisi, sözcük bilgisi ve ifade olanakları bakımından incelenerek ortaya konmuştur. Bu değerlendirmede yalancı eşdeğerlik özelliğine sahip kelimelerden kaynaklanan yanlışlar, benzer kelimelerin karıştırılması ve yanlış yazılması ve diğer ifade hataları ayrı ayrı sınıflandırılarak örnekler üzerinde gösterilmiştir. Sonuç kısmında Uygurların Türkçe öğrenirken karşılaştığı sorunların temelinde Uygur Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki ortak kelime, deyim ve ifadelerin her zaman aynı anlamda olmadığı gerçeğinin olduğu ve öğretim esnasında bu durumun üzerinde gerektiği kadar durulmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sorunların giderilmesine yönelik olarak öğretici ve okul tarafından dikkate alınması gereken bazı hususlar önerilmiştir.

DilbilimKarşılaştırmalı dilbilimTürkiye Türkçesi+7
İsa Gökbulak
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mektup, mülakat, kartpostalları ile Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı

Modern Türk edebiyatının şairlerinden olan Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı, 19.asrın sonlarına doğru dünyaya gözlerini açmış; biri ışığın yükseldiği Doğu'dan, diğeri ise değişimin, özgürlüğün sesi Batı'dan gelerek modern zamanların başkenti İstanbul'u kendilerine yurt edinmişlerdir. Çocukluklarının ufku geniş dünyasını, doğdukları memleketlerinden taşıyarak gelen bu iki isim, zaman içinde yaşamın kendilerine hissettirdiklerini, düşüncelerini, anlayışlarını, deneyimlerini yazın dünyasına aktarmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun "Dağılma Dönemi"nin yenilgilerini önlemek için yaptığı modernleşme hareketleri yeterli olmamış, otoriteye karşı çıkan isyanlar devletin dağılmasını önleyememiştir. Dünyanın kaosa sürüklendiği 19. ve 20.asır uzun savaş yıllarının yaşandığı, devletlerin bağımsızlık, güç mücadelesi verdiği zorlu yıllardır. Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı, bu şiddet içinde geçen, yokluklarla dolu savaş yıllarının sanatçılarıdır. Bir taraftan çağdaşları gibi yaşadıkları sürecin zorluklarını yenebilmek için uğraşırken diğer taraftan ayrıca sanat için mücadele ederek Türk şiirini çağdaş normlara taşımak istemişler, gereğini yerine getirmişlerdir. Özverili çalışmalarıyla eriştikleri düzlemde, Modern Türk şiirinin kurucu iki şairi olarak kabul edilmişlerdir. 19. asır sonu ile 20. asrın başlarında Türk edebiyatının gelişmesi için pek çok edebiyatçı gayret gösterirken neden bu iki ismin moderni kurgulayabildikleri, hangi şartlar içinde bu başarıyı yakalayabildikleri, ekolleriyle çağdaşlarını ve sonraki nesli nasıl etkileyebildiklerini anlayabilmek önemli bir konudur. Doğum tarihlerine göre bu çalışma ile Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı arasında yüz yılı aşan bir zaman farkı vardır. Bu çalışmada mektup, mülakat ve kartpostalların seçilmesinin sebebi ikisinin de bir başkasına yapılan özel, istemli anlatımlar olmasıdır. Bu sayede kendilerinin hem yazılı hem de sözlü anlatımlarına erişme imkânı doğmuştur. Belgelerdeki anlatımlar tamamen kendi duygu ve düşüncelerini içermekte olduğu için başkalarının öznel yorumlarından uzaktır. Çalışılan mektup, mülakat ve kartpostalların tümü, tarih sırasıyla dizilmiş olduğu için bu iki ismin yaşamları içindeki değişimleri, çeşitli boyutlarıyla gözlemlemek mümkün olabilmiştir. Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı'nın mektupları, mülakatları, kartpostalları kullanılarak onların biyografik özelliklerinin önemli bir kısmına bu çalışmayla ulaşılmış, yaşam özellikleri, kişilikleri, duyuş ve görüşleriyle modern Türk edebiyatını nasıl kurguladıkları anlaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, modern, şair, şiir, yazar, nesir, mektup, mülakat, söyleşi, röportaj, kartpostal, telgraf, iletişim, biyografi, biyografik, portre, öğretici metinler, gazete, dergi, edebi mektuplar, Türk edebiyatı

Ahmed HaşimBeyatlı, Yahya KemalKartpostal+6
Pınar Karadede
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk mizah basınında harf devrimi (1928-1938)

Harf Devrimi, diğer Atatürk devrimleriyle karşılaştırıldığında dönemin en köklü değişimlerinden biri olmuştur. Asırlarca Arap alfabesinin kullanıldığı bir toplumun hızlı bir şekilde yeni Türk alfabesine geçmesi ancak gerçekleştirilen okuma seferberliğiyle mümkün olmuştur. Doğal olarak bu köklü dönüşüm, dönemin Türk ve dünya basını tarafından da yakından takip edilmiştir. Türk basınının önemli bir kısmı bu devrimi desteklemiş ve halkın yeni harfleri öğrenmesine yardımcı olmak için özel yayınlar yapmışlardır. Bu çalışmada Türk mizah basınında harf devriminin nasıl ele alındığı üzerinde durulmuştur. Harf Devrimi'nin; basın yayın hayatına olan etkisi, okuryazar oranının artması ve toplumun çağdaşlaması konularında ne gibi rol oynadığı irdelenmiştir. Araştırmada yer alan "Mizahın Kaynakları" başlığında Henri Bergson'un sınıflandırmasından önemli ölçüde yararlanılmıştır. Bu kapsamda Karagöz, Akbaba, Cem, Babacan ve Yeni Köroğlu dergileri ile Cumhuriyet ve Akşam gazetelerinde 1928-1938 yıllarında yayımlanan ve harf devrimini ele alan karikatürler incelenmiştir. Bu çalışmada döneme ait karikatür örnekleri verilerek harf devriminin karikatürlere yansıması gösterilmiştir.

BasınDergilerDil-kültür+7
Osman Sarısakal
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulduz Ruznamesi (1979) Güney Azerbaycan Türkçesi (Metin aktarımı ve söz varlığı)

Ata yurttan ana yurda geçişte önemli bir durak olan İran çeşitli Türk topluluklarının konup göçtüğü hatta devlet kurduğu, iktidara hâkim olduğu bir bölgedir. Özellikle Selçuklulardan itibaren Türkler bu coğrafyada pek çok devlet kurulmuş ve yönetimi elinde bulundurmuştur. Bölgede belli bir tarihten itibaren Türkler iktidardan el çekse de İran coğrafyasında pek çok alanda faaliyet yürütmeye devam etmişlerdir. Türklerin uzun yıllardan beri bölgedeki varlığı bölgenin Türklük araştırmaları noktasında önemli bir merkez haline gelmesini sağlamıştır. İran, İran'daki Türkçe yayın ve kaynaklar, dil ve edebiyat alanında birçok araştırmaya konu olmuştur. Biz bu çalışmamızda, İran'da uzun yıllar süren dil yasaklarının ardından Pehlevi rejiminin sona ermesiyle 18 Ocak 1979 tarihinde ilk sayısı çıkan "Ulduz Ruznamesi" adlı gazetenin metin aktarımını tamamladıktan sonra söz varlığı incelemesini yaptık. Çalışmamızda İran ve İran'da yaşayan Türkler hakkında bilgi verilmiş ardından çalışmamıza konu olan gazetenin metin aktarımı verilmiş, üçüncü bölümde ise kelime grupları ile kelime gruplarının sayıları ve yüzdelikleri tablo ve grafikler eşliğinde verildikten sonra dördüncü bölüme dizin eklenmiştir. Ayrıca çalışmanın sonunda bir seçme sözlük verilmiştir.

AzericeGazetelerKelime grupları+3
Veysel Düzgün
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hamzanāme (35. cilt) (inceleme-metin-sözlük)

Eski Anadolu Türkçesi'nin önemli kaynaklarından biri olan Hamza-nâme, 14. yüzyılda Hamzavî tarafından kaleme alınmıştır. Eserde Hz. Hamza'nın macera dolu hayatı, kahramanlıkları ve yapmış olduğu savaşlar anlatılır. Eski Anadolu Türkçesi'nin dil husûsiyetlerini yansıtan Hamza-nâme, gerek söz varlığı ve gerek dil bilgisi bakımından önemli bir eserdir. Anlatımında sade, açık, Arapça ve Farsça terkiplerden oldukça uzak bir üslûp kullanılmıştır. Hamza-nâme'nin toplamda bilinen yetmiş iki cildi vardır. Çalışmamızda Hamza-nâme'nin 35. cildini inceledik. Üzerinde Yüksek Lisans çalışması yaptığımız Hamza-nâme'nin iki nüshası bulunmaktadır. Çalışmaya esas aldığımız nüsha; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Nadir Eserler Kütüphanesi'ndeki 2496 numarada kayıtlı bulunmaktadır. Öncelikle, metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metni özetledik. Daha sonra kelime hazinesi bakımından zengin olan metnin sözlüğünü hazırladık. Son olarak metindeki kişilerin ve yerlerin adlarının yer aldığı bir index hazırladık. Anahtar Kelimeler: Hamza-nâme, Hamzavį 14. Yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi.

14. yüzyılEski Anadolu TürkçesiHamzanameler+2
Şura Genç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirlerinde kültürden hareketle imgenin inşası

Bu çalışmada Asaf Hâlet Çelebi'nin şiirleride imge ve kültür arasındaki ilişkinin kurulması, bu yolla şiirlerin genel anlamda kültürel niteliklerinin saptanarak imgesel yönlerinin anlaşılması hedeflenmektedir. Bu bağlamda kültür ve imge kavramları, bu kavramlarla ilgili olan dil ve şiir kavramlarıyla birlikte incelenmektedir. Gerçekleştirilen kavramsal tartışmaların ardından elde edilen spekülatif birikime dayanılarak imge ve kültür kavramları kuramsal bir biçimde ilişkilendirilmektedir. Bu süreç sonucunda kültürün kaçınılmaz bir insan etkinliği olduğu ve imgenin de bir insan etkinliği olarak kültür dairesi içinde geliştiği tespit edilmektedir. Bu tespitten hareketle elde edilen sınanabilir savlar, öncelikle şairin poetik görüşlerinin anlaşılması adına kullanılmakta; ardından seçilen yedi şiirin tahlilinde kullanılarak kültürden hareketle imgenin inşasına dair genel sonuçlara ulaşılmaktadır. Çalışmada açığa çıkan savları ve örneklemde tespit edilen sonuçları temellendiren diyalektik mantık, söz konusu savların tutarlılık ve geçerlilik kaidelerini oluşturmaktadır. Ayrıca çalışmada diyalektik mantığın kullanılması, sanatsal değerin, edimsel varlığı içinde anlaşılmasını olanaklı kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültür, İmge, Şiir, Dil, Asaf Hâlet Çelebi, İnsan Etkinliği, Diyalektik Mantık, Sanatsal Değer.

Dil bilgisiDil bilimTürk edebiyatı+6
Özkan Bakioğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nazım Hikmet'in bütün şiirlerinin dizini ve sözvarlığı incelemesi (Giriş-inceleme-sözlük )

Türk Edebiyatı tarihinin şüphesiz en önemli ve en etkili şahsiyetlerinden biri Nazım Hikmet Ran'dır. Nazım'ın şiirleri, şiirlerinin konuları, şiirlerinde kullandığı imgelem ve şiire getirdiği şekli yenilikler yazın tarihimizi şekillendirmiş ve günümüze ulaştırmıştır. Nazım'ın şiirleri olmasaydı Türk şiir tarihi eksik kalırdı. Çalışmamızda Nazım Hikmet'in sözlüğünü meydana getirmiş kelimelerin sıklık dizini, yabancı dillerden dilimize geçmiş kelimeler belirtilmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte Nazım'ın şiirlerinde kaç kelime kullanıldığı sayısal verilerle belirlenmiş ve tablo şeklinde sunulmuştur. Zengin bir kelime haznesine sahip olan Nazım Hikmet'in şiirlerinden edindiğimiz bilgiler ışığında edebi kimliği tahlil ve izah edilmeye çalışılmış hayatı ve edebi eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Sözlüğün verdiği bilgilerden hareketle zengin kelime haznesi sözvarlığının değerini ve önemini anlamamızı sağlamış ve bu konuda da bilgi giriş bölününde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sözlük, dizin, sözvarlığı, Nazım Hikmet

Dil bilgisiDil bilimNazım Hikmet+6
Damla Albayrak
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şehrengiz-i İstanbul ve Vize (Giriş- inceleme- metin- sözlük)

Şehrengizler bir şehrin güzelliklerini ve güzellerini anlatan, genellikle mesnevi tarzında yazılmış eserlerdir. Türk edebiyatında ilk örneklerine XVI. yüzyılda rastlanan şehrengizler, XVIII. yüzyılda son örneklerini vererek görevini tamamlar. Şehrengizler bahsettikleri şehirler hakkında önemli kültürel ve sosyal bilgiler içerir. Yazıldıkları dönemin dil özelliklerini yansıtır. Davud Kâtib' in Şehrengiz- i İstanbul Ve Vize adlı eseri baştan yirmi altı sayfa eksik olmakla birlikte eldeki varak sayısı 27b ile 58a arasındadır ve 683 beyitten oluşmaktadır. Oldukça hacimli olan eser, Arapça ve Farsça kelimelerle dolu olsa da ağır sayılmayacak akıcı ve anlaşılır bir Türkçe ile yazılmıştır. Şair gayet samimi, içten bir dil kullanmış, yaşadıklarını ve hissettiklerini içtenlikle dile getirmiştir. Şehrengiz- i İstanbul Ve Vize adlı eser bu bakımdan sergüzeştnâme özelliği göstermektedir. Şair sevdiği bazı isimleri anmış, onlara övgüler düzmekten de geri kalmamıştır. Davud Kâtib eserinde öncelikle İstanbul ve İstanbul'un güzelliklerinden bahsetmiş, Ayasofya, Yeni Camii, Galata gibi yerlere özellikle yer vermiş, oradan Vize şehrine ve Çorlu' ya geçerek gezip gördüklerini anlatmış, Ergene ırmağı kenarlarını tasvir etmiş tekrar İstanbul' a dönerek İstanbul'un güzellerini ve güzelliklerini anlatmaya devam etmiştir. Eserin dil özellikleri devrini çok iyi yansıtmakta olup kullandığı çoğu deyim ve sözler günümüzde geçerliliğini korumaktadır. Eser hakkında genel bilgi verdikten sonra tezimizin asıl konusu olan metin- inceleme- sözlük bölümüne geçilmiştir. Bu bölüm kelime grupları, sözcük türleri, söz varlığı, asıl metin ve değerlendirme bölümlerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Davud Kâtib, Şehrengiz, İstanbul, metin, inceleme, sözlük.

18. yüzyılDavud KatibDil bilgisi+6
Neşe Bekar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hamzavî'nin Hamza-nâmesi (44. cilt) (İnceleme-metin-sözlük)

Hamza-nâmeler, sözlü edebiyatın bir ürünü olup sonradan Türk edebiyatı içerisinde yazılı edebiyatta da varlığını sürdürerek günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Bu eser 14. yüzyıl divan şairlerinden Germiyanlı Ahmedî'nin kardeşi olan Hamzavî tarafından yazılmıştır. Hikâye Hz. Hamza'nın kimliği etrafında şekillenerek oluşmuştur. Onun dürüst, adaletli ve kahraman oluşu Türk halkı tarafından benimsenmiştir. Böylelikle Türk halkının İslamiyet'e karşı olan derin saygılarının da etkisiyle uzun yıllar ilgiyle okunup halk arasında canlı ve dinamik kalmayı başarmıştır. Hamza-nâmeler yetmiş iki ciltten oluşmaktadır. Bu çalışmamızda 44. cildi incelenmiştir. O dönemdeki Türk kültürünün izlerini, kapsamlı çalışmayla gözler önüne serip hikâyenin transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Son olarak detaylı sözlük çalışmasına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hamza-nâme, Eski Anadolu Türkçesi, 14. yüzyıl, Hamzavî, Türk halk hikâyesi

14. yüzyılDil bilgisiDil bilim+7
Serpil Karakoç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Battalnâme Destanı ile Battal Gazî filmlerinin tip ve motif ekseninde karşılaştırılması

Destanlar milletlerin tarihlerini, milli değerlerini, sosyal ve kültürel hayatlarını yansıtan edebi eserlerdir. Halk muhayyilesinde derin izler bırakmış olan savaşları, göçleri ve doğal afetleri konu edinen destanlar Türk kültüründe oldukça önemli bir yere sahiptir. Türklerin Müslüman olmasından sonra edebiyatımızda dini destanlar teşekkül etmiştir. İslâmiyet'ten sonra oluşan destanlardaki konulardan birisi Anadolu'nun İslâmlaşması ve Türkleşmesidir. Çalışmamızda bu konular doğrultusunda anlatılan destanlardan biri olan ve Battal Gazî'nin gazâvatlarını anlatan Battal Gazî Destanı değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur. Battal Gazî Destanı, Menakıb-ı Gazavât-ı Seyyid Battal Gazî, Hikâyet-i Seyyit Battal Gazî, Seyyit Battal Gazî Menkıbeleri, Kitab-ı Battal Gazî gibi isimlerle de anılır. Seyyit Battal Gazî VIII. yüzyılda Emevilerin Bizans'a karşı açmış oldukları savaşta kahramanlıklarıyla ün kazanmış olan Arap kumandanıdır. Bazı rivayetlerde Battal Gazî'nin Anadolu sahasında Malatya civarında yaşadığı dile getirilmektedir. Anadolu sahasında yaşadığı bilinen Seyyit Battal Gazî'nin lakabı bütün kaynaklarda yiğit, cesaretli, pek büyük anlamlarına gelen Battal olarak geçmektedir. Çalışmada, Battal Gazî'nin mücadelelerini konu edinen Battal Gazî Destanı ve bu destandan yola çıkarak senaryolaştırılmış olan ve başrollerini Cüneyt Arkın'ın oynadığı 1970'li yıllarda çevrilmiş olan Battal Gazî filmleri tip ve motif ekseninde karşılaştırılacaktır. Bu filmler, Türk sinemasında Yeşilçam dönemi olarak adlandırılan döneme ait filmlerdir. Çalışmada öncelikle Battal Gazî Destanı tip ve motif ekseninde değerlendirilmiş sonrasında ise bahsedilen filmler yine tip ve motif ekseninde değerlendirilmiştir. Bu iki değerlendirmenin sonuçları ise çalışmanın asıl çıktısını oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Seyyit Battal Gazî, Battal Gazî Destanı, Tip, Motif, Destan

Battal GaziBattal-nameDestanlar+5
Tuğçe Döğer
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hamzavî'nin Hamza-nâmesi (24. Cilt), İnceleme-metin-sözlük

Konusu tarih olup tarihi yapılardan yararlanan ve geçmişi aydınlatan edebi eserlerimiz içinde, halkın yaşayışını ve kültürünü anlatan Halk Edebiyatı külliyatımızın önemli bir yeri vardır. Türk Edebiyatı ismi altına ele alınan Hamza-nâmeler, ilk defa Emir Süleyman Çelebi'nin musahiplerinden şâir Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından kaleme alınmıştır. 14. asırda şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazılan Hamzanâme, Anadolu sahasında gerek dil bilgisi gerek halk edebiyatı açısından içinde önemli bilgiler barındıran kıymetli bir külliyattır. Hamzanâme, Hz. Muhammet'in amcası Hz. Hamza'nın menkıbevî hayatı ve savaşlarını konu alan destanî halk hikâyelerinin genel adıdır. Hz. Hamza'nın, İslamiyet'in başlangıcında Hz. Muhammet'i koruma ve Müslümanlığı yayma hususunda gösterdiği kahramanlıkları Hamzanâme adını alan destanî halk hikâyelerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Üzerinde çalıştığımız eserin içinde olağanüstü ögeler fazlaca bulunmaktadır. Bu ögeler, yine dinî motiflere dayandırılarak anlatılmış ve metinde yaşananlar gündelik hayata dâhil olmuştur. 24. ciltte Hazret-i Hamza'nın, İran şahı Nûş-i Revân ve Salsal ile yaptığı savaşlar anlatılır. Yüksek lisans çalışmamızı Eski Anadolu Türkçesi döneminin dil ve gramer yapısına uygun olacak şekilde yaptık. Üzerinde çalıştığımız 24. cildin, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesinde birer nüshası bulunmaktadır. (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Nadir Eserler Kütüphanesi, Nd. 2496. ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi, Y- 1096.) Çalışmamızın büyük çoğunluğunu İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde bulunan nüshaya göre yaptık. Üzerinde yüksek lisans çalışması yaptığımız eserin: İlk önce metnin transkripsiyonlu çevirisini yaptık. Ardından metnin özetini verdik. Daha sonra metnin tüm söz varlığını yansıtan kapsamlı bir sözlüğünü hazırladık. Anahtar Kelimeler: Hamzanâme, Hamzavî, 14. Yüzyıl, Eski Anadolu Türkçesi, 24.cilt, Halk Hikâyeleri, Okunma Kayıtları.

14. yüzyılDil bilgisiDil bilim+5
Shaheen Abbas Mustafa Chalabee
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afrika Çad Cumhuriyeti Abeşe Bölgesi ve Türkaylar halkı arasında bilinen çocuk oyunları

Türk kültürü, temelleri çok eski yıllara dayanan ve yüzyıllar boyunca dünyanın birçok sahasına bir şekilde yayılmış kadim bir kültürdür. Bu çalışmayla, Türk kültürünün küresel anlamda kapsamı belirlenmeye, çocuk oyunları bağlamında evrensel yayılım sahası tespit edilmeye ve dünyanın hangi sahalarına kadar kültürel etkileşimle yayıldığı kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. Araştırmada, Afrika'nın bir ülkesi olan Çad Cumhuriyeti ve bu ülkenin sınırları içinde yer alan eski adıyla "Vara"; günümüzdeki isimlendirmeyle "Abeşe" şehri çalışma sahası olarak seçilmiştir. Bu bölgede kendilerini "Türkaylar" olarak adlandıran halk kaynak topluluk olarak belirlenmiştir. Bu ülkenin, bölgenin ve halkının hangi parametreler açısından çalışma unsuru olarak belirlendiği araştırmanın giriş kısmında geniş bir şekilde izah edilmiştir. Ayrıca giriş bölümünde, araştırma sahası olan Afrika kıtasının kültürel tarihi süreci, Çad Cumhuriyeti ve Abeşe bölgesi ve burada yaşayan "Türkaylar" ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Söz konusu coğrafyada, halk bilimini ilgilendiren düğün, bayram, cenaze merasimi, yemekler, türküler, maniler, bilmeceler, masallar, deyimler, atasözleri, çocuk oyunları vb. birçok kültürel unsurun bulunduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, sözü edilen konular arasından çocuk oyunları seçilmiş ve çalışmanın ikinci bölümünde çocuk oyununun tanımı ve tarihçesine kısaca değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise sahadan derlenen çocuk oyunları yer almaktadır. Araştırmada bilgiler "veri toplama yöntemi" esas alınarak bizzat kaynak şahıslardan dinlenmiş; kaynak şahsın bilgilerine de yer verilerek derlenmiştir. Ayrıca çalışmada 22 çocuk oyununa yer verilmiştir. Derleme yapılan sahanın dili Afrika Fransızcası olduğundan oyunların otantik hâllerine dipnot kısmında aynen yer verilmiştir. Bununla birlikte, bazı oyunlardaki mahalli ağızda yer alan oyun adları ve tabirler olduğu gibi metne aktarılmıştır.

AfrikaAfrika ülkeleriHalk bilimi+5
İsmail Ekmekci
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şârihi bilinmeyen bir Şerh-i Kasîde-i Muhrika (Metin ve dil içi çeviri)

Kur'ân'ı ve diğer dinî eserleri, tam ve doğru anlama gayesiyle yazılan metinler, şerh geleneğinin ilk örnekleri olarak kabul edilmiştir. Şerh alanında tarih boyunca bir taraftan dinî ve ilmî şerhler, diğer taraftan edebî şerhler yazılmıştır. Klasik Türk edebiyatı şerh geleneğinde divan, tasavvufi-öğretici mesneviler, lugat, gazel ve kaside şerhlerinin ağırlıkta olduğu görülmüştür. Ishak Cemâleddin el Karamânî bu gelenekte önemli şahsiyetlerden biri olarak kabul edilmiştir. Birçok müellif, onun hayat felsefesinden, dil-üslûp özelliklerinden ve temalarından etkilenmiş, gazelleri taklit ve şerh edilmiştir. Yapılan bu çalışmada, Cemâleddin el Karamânî'nin Şerh-i Kasîde-i Muhrika adlı eserinin transkripsiyonlu metni ve dil içi çevirisi verilmiştir. Şerh-i Kasîde-i Muhrika edebî bir metin olmaktan ziyade halka nasihat vermek amacı taşıdığı görülür. Eserde sürekli olarak işlenilen iyi ve kötü çatışması ve ne kadar günahkâr olursa olsun kötü karakterin tövbe ederek cennete girmesi, halka ne kadar günâhkar olursanız olun tövbe edin mesajı vermektedir.

Zabıullah Karımı
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peyami Safa'nın romanlarında ruhsal ve bedensel hastalıklar

Peyami Safa'nın romanlarında ruhsal ve bedensel hastalıklar arasındaki ilişki sıklıkla işlenir. Bu romanlarda bedensel rahatsızlıklar, ruhsal; ruhsal rahatsızlıklar ise bedensel kaynaklı olabilir. Böylelikle Safa, psikoloji ve tıp bilgisini birleştirerek özgün karakterler ortaya koymayı başarır. Romancı, Bir Akşamdı, Şimşek, Yalnızız, Sözde Kızlar ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu başlıklı eserlerinde, ruhsal gerilim ile fiziksel rahatsızlık arasındaki etkileşime yoğun bir şekilde yer vermiştir. Bu nedenle tezde bu romanlara odaklanılmış ve her bir romanın psikolojik örgüsü ile fiziksel rahatsızlıklar arasındaki bağıntılar somut bir şekilde ortaya konmuştur. Bu bağıntılar ortaya konurken psikanalitik kuram esas alınmış, fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar arasındaki ilişki bu disiplin çerçevesinde ele alınmıştır.

BedenHastalıkPsikiyatrik hastalıklar+5
Merve Toprak
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yönelişler dergisinde şiir ve poetika

Yönelişler, 1981'den 1990'a dek aralıklarla toplamda 53 sayı yayımlanmış bir edebiyat dergisidir. Dergide yayımlanan şiir üzerine metinlerde 1970 Kuşağı şairlerinin epik şiirine karşılık lirik şiiri savunan ve şiirde ideolojilerin yer almasına olumsuz yaklaşan bir tavır geliştirilmiştir. Bu çalışmada, derginin söz konusu tutumunun da ideolojik bir içeriğe sahip olabileceği göz önünde bulundurulmuştur. Dergide yayımlanan poetik metinlerde sıkça vurgulanan imge, gelenek ve metafizik kavramlarından hareketle dergide yer verilen şiirlerin incelemesi yapılmıştır. Bu incelemelerin ışığında, söz konusu kavramların ele alınışında ve dergide yayımlanan şiirlerin arka planında bir ideolojik perspektifin bulunduğu kanıtlanmaya çalışılmıştır.

DergilerEdebiyat dergisiGelenekler+7
Aykut Nasip Kelebek
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halide Edip Adıvar'ın Döner Ayna Akile Hanım Sokağı ve Handan romanlarının söylem analizi yöntemiyle incelenmesi

Halide Edip Adıvar'ın romanlarındaki kadın karakterlerin çoğu kocaları tarafından aldatılan, ilgi gösterilmeyen ve mutsuz bir hayat süren kadınlardır. Yazarın yarattığı bu kadınlar entelektüel, eğitimli ve yaşadığı toplumun sorunlarının farkında olan bireylerdir. Ayrıca yazarın yaşadığı dönem itibariyle hem Osmanlı Devleti'nin hem de sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin birçok siyasi ve sosyal meselesine şahit olmasından ötürü kadın ya da erkek roman kahramanlarını belli bir ideolojiyi savunan, temsil ettiği sistemin sorumlu bireyleri olarak karşı çıktığı sistemi de eleştiren mücadeleci karakterlerden oluşturduğu görülür. Biz de bu tezimizde roman kişilerinin, diyalog ve iç monologlarında şüphe ve kıskançlık söylemlerini doğrudan ya da dolaylı olarak kurdukları cümleleri analiz ederek sebep ve sonuçlarıyla ortaya çıkardık. Aynı zamanda siyasi ve eleştirel söylemlerin kaynaklarını ve ortaya çıkardığı sonuçları birey ve sistem bağlamında ele alarak inceleyip metnin ardında yatan asıl anlatılmak istenenler açıklanmıştır.

Adıvar, Halide EdipRomanSöylem analizi+1
Ayşe Sibel Şahin
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aristo'ya atfedilen anonimleşmiş baytarnâme (İnceleme, metin ve dizin)

Bu tez, Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi‟nin Bağdatlı Vehbi kısmında 1502 numarada kayıtlı Aristo'ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarname adlı eserin üzerinde yapılan bir dil çalışmasıdır. İslam kaynaklarında ilk baytarnāmenin, Aristo (MÖ 384-322) tarafından yazıldığı kabul görmektedir. Aristo‟ya atfedilen söz konusu eserin Abbasiler döneminde Yunancadan Arapçaya tercüme edildiği düşünülmektedir. Eserin daha sonra Arapçadan Farsça ve Türkçeye çevirisi yapılmıştır. Aristo'ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarname adlı eserimiz müstakil bir eser olup mütercimi ve tercüme tarihi belli değildir. Dil özelliklerine bakıldığında XV. yüzyılda tercüme edildiğini tahmin etmekteyiz. Eserin konusu at hastalıkları ve tedavi yöntemleridir. Çalışma, giriş dışında dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; baytarnâme hakkında kısaca bilgi verilerek çalışmanın ana konusu, amacı ve yöntemi belirtildi. Aristo‟ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarnāme adlı bölümde eserin ayrıtılı olarak incelemesi yapıldı. İnceleme bölümünde; dil incelemesi kapsamında metindeki ses ve şekil bilgisi özellikleri üzerinde duruldu. Metin bölümünde; eserin transkripsiyon alfabesi kullanılarak Latin harflerine aktarımı sağlandı. Dizin bölümünde; metnin dizini ve sözlüğü oluşturuldu. Son olarak ise tıpkıbasıma yer verildi. Anahtar Kelimeler: Aristo‟ya Atfedilen Anonimleşmiş Baytarname, Baytarnâme, Türk dili.

15. yüzyılAristotelesBaytarnameler+2
Nur Melik Peker
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Refik Halid'in Peyam-Sabah Gazetesindeki yazılarının incelenmesi (1920-1921)

Türk edebiyatının mizah ustalarından biri olan Refik Halid Karay muhalif duruşuyla ön plana çıkan bir yazardır. Muhalif ruhu onun hem edebiyatçı hem de gazeteci kimliğini besleyen en önemli kaynak olur. Sanatçının bu tavrını en belirgin şekilde gazete yazılarında görmek mümkündür. Bu çalışmada Refik Halid'in muhalif kalemini en baskın şekilde kullandığı Peyam-Sabah gazetesi kaynak olarak kullanılmıştır. Yazarın 1920-1921 yıllarında Peyam-Sabah gazetesinde yayımladığı yazıları tasnif edilerek incelenmiş ve Refik Halid'in düşünce dünyasının zenginliği ve mizahî yaklaşımı Peyam-Sabah örneği üzerinden ortaya konmuştur.

Edebi anlatımEdebi eserlerEdebi metinler+4
Aslı Zeynep Ortakan
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Behçet Necatigil'in eserlerinde korku ve kaygı

Cumhuriyet devri şairlerinden olan Behçet Necatigil eserlerinde korku, kaygı, tedirginlik, endişe gibi temalara sık sık yer vermiştir. Korku perspektifiyle onun eserlerini incelemek, eserleri hakkındaki tartışmalara yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Bunun yanı sıra onun eserlerinde gizli, kapalı olan anlamlar yeniden yorumlanıp onun yazma eyleminin temeli hakkında düşünülebilir. Bu çalışmada, böyle bir hedefle yola çıkılarak onun eserleri korku perspektifiyle incelenmiştir. Bunun sonucunda Necatigil'in eserlerinde sık sık tartışılan gelenek, modern yönünün aslında bütün insanlarda ortak bir duygu olan "korku" sentezine dayandığı görülmüştür. Korku temasıyla onun şiirlerini analiz etmek, psikoloji, felsefe, din gibi çeşitli disiplinleri incelemeyi de beraberinde getirir. Bununla beraber onun eserleri incelendiğinde eserlerinin çeşitli disiplinlerin derinliğini taşıdığı da görülmüştür. Bütün bunların sonucunda korkunun Necatigil'in eserlerinde bir merkez noktası olduğu ve böyle bir merkezle eserlerinin yeni anlamlar kazandığı söylenebilir. Korku odağıyla onun eserlerini incelemek bütün bunların yanı sıra ondaki yazma fikri üzerine de yeni şeyler ortaya koymayı beraberinde getirecektir.

KaygıKorkuModern şiir+5
Feyza Nur Yılmaz
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avnî ve Muhibbî divanlarında savaş ve savaş unsurlarının kullanım alanları

Osmanlı'nın her döneminde sanatçı ve şairler himaye edilmiş, sanatsal faaliyetler saray ve devlet büyükleri tarafından desteklenmiştir. Saray ve devletin merkezi olan padişahlar da şiirle meşgul olmuştur ve bir kısmının divanı bulunmaktadır. Divan tertip eden ilk şair-padişah Avnî mahlasını kullanan Fatih Sultan Mehmed'tir. 15. yüzyılın önemli şairleri arasında kabul edilen padişahın hacimli olmayan bir divanı bulunmaktadır. 16. yüzyılda yaşamış ve hanedanın diğer mensuplarına göre daha uzun süre hükümdarlık yapmış olan Kanunî Sultan Süleyman ise Muhibbî mahlası ile şiirler yazmıştır. Muhibbî Divanı klasik Türk edebiyatında tertip edilmiş en hacimli divanlardan biridir. Bu çalışmada; hayatlarının ciddi bir bölümünü savaş ve seferlerle geçiren Avnî ve Muhibbî'nin divanlarında savaş ve savaş unsurlarının kullanım alanları belirlenerek şairlerin bu unsurları şiirlerine yansıtma biçimleri tartışılmıştır. Bu doğrultuda beyitler tespit ve tasnif edilmiştir. Tespit ve tasnif edilen beyitler sıralanırken 15. yüzyılda yaşamış olması sebebiyle öncelik Avnî'nin beyitlerine verilmiştir. Daha sonra benzer bir kullanım varsa Muhibbî'nin beyitleri hemen ardına yazılarak beyitler mukayese edilmiştir. Beyitler mukayese edilirken söz konusu kavramın beyitte ne anlama geldiği ifade edilmiş ve içerdiği gerçek ve mecaz anlam katmanları değerlendirilmiştir. Değerlendirme yapılırken farklı ve benzer kullanım alanları göz önünde bulundurulmuş, kavramların Türk kültür ve edebiyatında edindiği konumları ve tarihsel arka planları araştırılmıştır. Her kullanım alanı kendisiyle ilgili içerdiği mazmunlar çerçevesinde açıklanmış ve iki şairin bu unsurları hangi açılardan ele alarak işlediği karşılaştırılarak sonuca gidilmiştir. Böylelikle şairlerin şiirlerinin savaşla olan bağlantısı gün yüzüne çıkarılmış; tarihsel gerçekliği olan beyitlerin açıklanmasıyla da padişahların şairlik ve hükümdarlıklarını şiirlerine ne ölçüde ve nasıl yansıttığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Avnî, Muhibbî, Divan, Klasik Türk Şiiri, Savaş.

AvniDivan edebiyatıDivan şiiri+6
Ayşe Yeşil
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye Kütüphanesi yazma bağışlar 1380 numaralı mecmua'da Burhâneddîn-i Belhî'ye ait mesnevi ve kasideler (İnceleme, transkripsiyon ve çeviri)

Bu çalışma, Muhammed Burhâneddîn-i Belhî'nin (1849-1930) hayatı, eserleri ve Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar 1380 numaralı mecmuada bulunan mesnevi ve kasidelerinin transkripsiyon, çeviri ve incelemesinden oluşmaktadır. Belhî, Osmanlı'nın son yüzyılında yaşamış ve devrinin önde gelen şairleri arasında yer almıştır. Hayatı boyunca yalnızca şiirle meşgul olan Belhî, geçimini de şiir yazarak temin etmiştir. Şiiri ruhun gıdası sayan şair, bulunduğu her meclisi şiirleriyle şenlendirmiştir. Sokakta karşılaştığı dostlarına hâl hatır sormak yerine şiir okuması sebebiyle "şâir-i seyyâr" lakabıyla anılmıştır. Belhî'nin inceleme ve metin çalışmasını yaptığımız söz konusu mecmuası, daha önce bir bütün olarak çalışılmamış, ancak bir kısmı Türkçe divanının incelendiği bir yayında yer almıştır. Bu çalışmada, şairin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri ile mecmua içerisinde yer alan ve daha evvel herhangi bir akademik çalışmaya konu edilmemiş olan Farsça ve Türkçe mesnevi ve kasidelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Burhâneddîn-i Belhî, mecmua, mesnevi, kaside

DergilerEski Türk edebiyatıKaside+3
Faizullah Qaderi
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî divanlarında nebâtî unsurlar

Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî bugün yazılı olarak bulabildiğimiz ilk divanların sahipleridirler. Bir devrin başlangıcını temsil eden bu divanlar elimizde bulunan en eski divan örnekleri olmaları hasebiyle bu dönemin sanat anlayışını inceleyebilmek adına en büyük yardımcılarımızdır. Çeşitli temalar çevresinde divanların tahlillerini yapmak dönemin anlayışını anlamlandırabilmek için önemlidir. Tema olarak içinde yaşadıkları hayatın vazgeçilmez bir parçası olan bitkiler tercih edilmiştir. O devirde şairin tabiata bakışı ve onu anlamaya çalışma şekli beyitler yoluyla tetkik edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı elimizde bulunan ilk divanları inceleyerek klasik edebiyatın iptidai olarak adlandırabileceğimiz devresinde tabiata bakışın nasıl olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bahsedilen üç divandaki nebâtî unsurlar karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Ahmedî divanında 130, Kadı Burhâneddîn divanında 100 ve Seyyid Nesîmî divanında 85 nebâtî unsura tesadüf olunmuştur. Belirlenen kelimeler çiçekler, ağaçlar, meyveler ve hubûbat olmak üzere dört bölümde ele alınmıştır. Şairlerimizi daha yakından tanıyabilmek için öncelikle hayatları incelenmiştir. Sonrasında nebâti unsurların toplumumuz için önemi aktarılmıştır. Dört ana başlık altında incelenen nebatlar kullanım sıklıklarına göre sıralanmıştır. Ele alınan bitkilerle ilgili önce sözlük bilgileri verilmiş daha sonra tasnife göre örnek beyitlerin gerekli durumlarda nesre çevirisi verilmiş yahut açıklama yoluna gidilmiştir. Son kısımda ise istatistiksel bilgi verilerek üç şairin nebâtî unsurları kullanım sıklığı arasında mukayese yapılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmedî, Kadı Burhâneddîn, Seyyid Nesîmî, klâsik Türk şiiri, bitkiler.

AhmediBitkilerDivan edebiyatı+7
Melike Beyza Murat
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yusuf Peygamber kıssası temsillerinde kutsallık, edebilik, kurmaca:Kenan Çobanları ve Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün örnekleri

II. Meşrutiyet döneminin önde gelen kalemlerinden biri olan Halide Edib Adıvar hem edebiyat tarihi açısından hem de kendisinden sonra gelen yazarlar ve münevverler için önemli bir isimdir. Nazan Bekiroğlu ise hem akademisyen kimliği ile ön plana çıkan hem de bilhassa 2000'li yıllardan sonra modern Türk Edebiyatının ve yayımcılığının en bilinen yazarlarından biridir. Bu tezde Yusuf Peygamber kıssasını işleyen Kenan Çobanları operası ile aynı anlatıyı roman türünde tahkiye eden Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün eserleri mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. İlk olarak Halide Edib Adıvar'ın Kenan Çobanları operasının yüzyıl itibariyle klasik edebiyat dönemine daha yakın bir yerde durduğu, "mutlak metin" geleneğinin gölgesinde olmasına rağmen bütünüyle Kitab-ı Mukaddes'ten beslendiği ve Türk Edebiyatında o döneme değin örneğine rastlanılmamış bir yaklaşımla yazıldığı görülür. Nazan Bekiroğlu'nun Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün romanının ise klasik edebiyat geleneğinden bir asır sonra modernist edebiyat döneminde üretilmiş olmasına rağmen gelenekten ilham alan bir yapıda üretildiği tespit edilmiştir. Nihayetinde ise bu çalışmada Halide Edib Adıvar'ın 1900'lerin başında kaleme almış olduğu Kenan Çobanları isimli operası ile Nazan Bekiroğlu'nun 2000'lerin başında yayımlanan Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün romanı üzerine mukayeseli bir inceleme yapılmıştır.

Edebi incelemeEdebi metinlerKutsallık+6
Sezanur Sezgin
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ümîdî Divanı'nda sevgilinin güzellik unsurları

Ümîdî (ö. 1571) on altıncı yüzyılda yaşamış Osmanlı divan şairidir. Günümüze ulaşan bir Divan'ı bulunmaktadır. Bu Divan'ın şu ana dek tespit edilebilen dört nüshası kayıtlarda yer almaktadır. Ümîdî Divanı, daha önceden ayrıntılı olarak incelenmemiş olmasıyla ilgi çekiciliğini korumaktadır. Bu çalışma, Ümîdî'nin Divanı'ndaki sevgilinin güzellik unsurlarını, deyimler ve tekrarlanan kelime gruplarının tespitini hedeflemektedir. Ümîdî şiirlerinde edebî sanatları ve deyimleri maharetle kullanarak eserini ortaya koymaya çalışmıştır. Şiirlerinde deyimlere sıklıkla yer vermesi ayırt edici özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Şairin Divanı'ndaki şiirleri, maharetini göstermesinin yanı sıra döneminin edebî anlayışına da ayna tutmaktadır. Tezin birinci bölümünde sevgilinin güzellik unsurları, ikinci bölümünde ise şairin şiirlerinde kullanmış olduğu deyimler ve tekrarlanan kelime grupları incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ümîdî, Divan, Güzellik unsurları, Deyimler, Tekrarlar.

16. yüzyılDivan şiiriDivanlar+4
Ümit Bağatur
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasan Ali Toptaş'ın eserlerinde insan-hayvan karşılaşmaları: Hayvanların yazınsal temsili

Hasan Ali Toptaş'ın romanları üzerine bugüne değin ortaya koyulan araştırmalar insan varoluşu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda dikkate alınmayan insan olmayan canlıların romanlarda insan varlığı nispetince yer ediyor oluşu bu araştırmaları bütüncül bakıştan uzak kılmaktadır. Bu çalışmada Toptaş'ın Gölgesizler, Uykuların Doğusu, Bin Hüzünlü Haz, Sonsuzluğa Nokta ve Kuşlar Yasına Gider romanlarında hayvanlar esas alınarak ekolojik etik bir soruşturma yürütülmektedir. Anlatılardaki insan ve hayvan karşılaşmaları etrafında hayvan öznenin konumu, edebi hayvan temsilleri ve hayvanın dilsel ifade biçimleri incelenmektedir. Edebi öznenin sınırları, sınırların geçişkenliği ve kurulan heterojen terkiplerle bağıntılı olarak insan-hayvan ilişkisi ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Hasan Ali Toptaş, varoluş, temsil, hayvan sorusu, ekoeleştiri, tekillik, öteki

RomanToptaş, Hasan AliTürk edebiyatı+1
Cemile Rümeysa Mehani
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nurettin Albayrak'ın Türkiye Türkçesinde Atasözleri Sözlüğü ile Manzûme-i Durûb-ı Emsâl, Durûb-ı Emsâl ve Atalar Sözü Risalelerindeki atasözlerinin karşılaştırılması (Değerlendirme ve dizin)

Atasözü, atalardan günümüze ulaşan, onların yüzyıllar süren gözlem ve deneyimlerine dayanan düşüncelerini öğüt ve yargı biçiminde nakleden anonim, kısa, özlü ve kalıplaşmış sözdür. Bulunan en eski yazılı Türkçe metinlerden itibaren hemen her eserde bulunan atasözleri üzerine pek çok derleme hazırlanmıştır. Bu çalışmada Hıfzî'nin 1728-30 yıllarında kaleme hazırladığı Manzûme-i Durûb- ı Emsâl, Ahmed Vacid'in 1858'de yayımlanan Durûb-ı Emsâl ve Haşim Veli'nin 1926'da basılan Atalar Sözü risaleleri ile Nurettin Albayrak'ın 2009'da yayımlanan Türkiye Türkçesinde Atasözleri sözlüğü ele alınmıştır. Adı geçen eserlerdeki atasözleri karşılaştırılmış, 18. yüzyıldan günümüze atasözü kayıtlarının ve atasözü derlemeciliğinin gelişimi izlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın Giriş bölümünde atasözünün tanımı ve özellikleri açıklanmış, atasözleri hakkında temel eserlere değinilmiş, Türkiye'de ve Türk cumhuriyetlerinde atasözü araştırmalarının tarihi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde çalışmada ele alınan eserler ve bu eserlerin yazarları tanıtılmıştır. İkinci bölümde Türkiye Türkçesinde Atasözleri esas olmak üzere atasözleri karşılaştırılmış söz ve söz dizimi farklılıkları belirtilmiştir. Sonuç, Dizin, Kaynaklar ve Ekler ile çalışma tamamlanmıştır.

Albayrak, NurettinAtalar Sözü mecmuasıAtasözleri+6
İbrahim Bilâl Durak
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pîrî Reîs'in Kitâb-ı Bahriyye adlı mensur eseri (Giriş-inceleme-tenkitli metin-açıklamalı dizin)

Bu çalışma 16. yüzyılda yaşamış ünlü Osmanlı haritacısı ve denizcisi Pîrî Muhyiddin b. Hacı Mehmed'in diğer bir adıyla Pîrî Reîs'in 1521 yılında kaleme aldığı Kitâb-ı Bahriyye adlı mensur eserinin tenkitli metnini ortaya koymayı hedeflemektedir. Müellif nüshası henüz ele geçmemiş olan coğrafya ve denizciliğe dair bu eser, yazıldığı dönemde çok okunmuş daha sonraki yüzyıllarda da rağbet görmüş ve çok kez istinsah edilmiştir. Çalışma giriş bölümü dışında 4 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; "Kitâb-ı Bahriyye'ye dair kaynaklar ve tetkikler" başlığı altında geçmişten günümüze bu konuda yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. Müellifin yaşadığı dönemin koşulları eserine etki edeceğinden Pîrî Reîs'in yaşadığı devirdeki deniz tarihi ve deniz ticaretine kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde; Pîrî Reîs'in hayatı, kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; dil incelemesi kapsamında metindeki fonetik ve morfolojik özellikler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde; eserin yurt içi ve yurt dışındaki toplam 7 nüshasından hareketle tenkitli metni kurulmuş ve transkripsiyonu yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise metnin dizin ve sözlüğü oluşturulmuştur. Son olarak ekler kısmında Pîrî Reîs'in 1513 ve 1528 tarihli iki dünya haritasına, Kitâb-ı Bahriyye'nin Yeni Cami (A) nüshasında bulunan çizimlere ve tenkitli metinde kullanılan nüshaların fasıl sıralarını gösteren tablolara yer verilmiştir.

16. yüzyılDenizcilik tarihiEski Anadolu Türkçesi+4
İnci Pamuk
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Aşk mesnevilerinde bulunan farklı nazım şekilleri, kurgudaki yeri ve işlevleri

Bu çalışmada, Batı Türkçesiyle kaleme alınan aşk mesnevilerinde "gazel, kıta, murabba, terci-bend" gibi farklı nazım şekillerindeki manzumelerin hangi sıklıkta ve nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmaktadır. Mesnevilerde bu gibi manzumelerin hangi ihtiyaca binaen ve ne ölçüde varlık gösterdiği, belirli bir hikâye anlatan bu tür eserlerde hikâyenin doğasına zarar vermeden kendisine nasıl yer bulabildiği, aynı konuyu anlatan birçok aşk mesnevisinin varlığı düşünüldüğünde bu manzumelerin eserin telif niteliğine ne ölçüde katkıda bulunduğu gibi sorular, mesnevilerde farklı nazım şekillerinin varlığı bahsinde akla gelen sorulardan bazılarıdır. Diğer yandan Türkçe aşk mesnevilerinde, İran edebiyatındaki seleflerinden farklı olarak bu tip manzumelerin oldukça sevildiği ve rağbet gördüğü bilinmektedir. Bu yüzden Türk mesnevi edebiyatının kendine özgü karakterini anlama yolunda, konunun ayrıntılarıyla ortaya konması ayrıca önemlidir. Dolayısıyla hem mesnevilerdeki bu gibi manzumelerin niteliklerini aşk mesnevileri örneğinde kapsamlı bir biçimde ele almak hem de klasik Türk edebiyatının bir ürünü olarak söz konusu manzumelerde tezahür eden edebî zevki tasvir edebilmek için bu çalışmada bahsi geçen manzumeler araştırma konusu edilmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, Batı Türkçesiyle kaleme alındığı tespit edilen aşk mesnevileri bu tip manzumelerin varlığı veya yokluğu bakımından incelenmektedir. Farklı nazım şekillerinde manzumeler ihtiva eden mesneviler, ayrıca bu manzumelerdeki nazım biçimi, vezin, mahlas kullanımı gibi yönlerden de incelenmektedir. İkinci bölümde ise aşk mesnevileri arasından seçilen 41 mesnevi, farklı nazım şekillerinde manzumelerin kurgudaki yeri ve işlevleri başlıca odak noktası olmak üzere yakından incelenmektedir.

Divan edebiyatıEski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatı
Sahra Mezarcı
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nuruosmaniye Kütüphanesi 4923 numaralı şiir mecmuası: İnceleme-metin-sözlük (48a-120b)

Bu tezde, Nuruosmaniye Kütüphanesi 4923 numarada kayıtlı şiir mecmuasının 48a-120b varakları incelenmiştir. Bazı sayfaları eksik olan bu şiir mecmuası 125 varaktır. Söz konusu mecmuanın 48a'ya kadar olan kısmı tarafımızdan lisans bitirme tezi olarak çalışılmıştı. Bu çalışmada; mecmuadaki şiirlerin transkripsiyonu yapılıp, divanı bulunan şâirlerin şiirleri divandaki ile karşılaştırıldı. Neticede divanda yer almayan bazı şiirler ve mevcut şiirlerin farklı varyantları tespit edildi. Çalışmanın sonunda ise bir sözlük hazırlandı.

DerlemeDivan şiiriNuruosmaniye Kütüphanesi+4
Ahmet Cesur
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu: 06 Mil Yz A 4353/2 numaralı şiir mecmuası (İnceleme-metin)

Bu çalışmada Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu bölümünde bulunan 06 Mil Yz A 4353/2 numaralı mecmua incelenmiştir. Derleyeni ve derleme tarihi hakkında eserde herhangi bir bilgiye rastlanılmamakla beraber içerisinde bulunan şairler göz önüne alındığında 20. yüzyılda derlendiği tahmin edilmektedir. Çalışmanın giriş bölümünde üç başlık altında mecmualar hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde tezimize konu olan mecmuanın tavsif edilmesi ile beraber mecmuadaki şairi bilinen ve bilinmeyen şiirler, şairler, şairlerin bulunduğu yüzyıllar, şiir dışı unsurlar tablolar halinde verilmiştir. Ayrıca mecmuada karşılaşılan sorunlar ve izlenilen yol da bu bölümde bulunmaktadır. İkinci bölüm ise mecmuanın transkripsiyon harfleri kullanılarak latin alfabesine aktarımından ibarettir. Anahtar Kelimeler: Mecmua, Şiir mecmuası, Meşk Mecmuası.

Divan şiiriYazma eserlerŞairler+2
Sevnur Doruk
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet Dönemi tiyatro eserlerinde aile (1923-1969)

Refik Halid Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Cevat Fehmi Başkut, Ahmet Muhip Dıranas, Oktay Rifat, Necati Cumalı, Orhan Asena ve Turgut Özakman'ın aile ve kadın odaklı bir yaklaşım güderek yazdığı tiyatro eserleri, toplumsal gerçekliklerin ve modernizm hareketlerinin aile hayatı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koyar. Bu bağlamda, tiyatro eserlerindeki gelenek ve kültürel değerlerle bütünleşmiş aile modelleri tasnif edilerek incelenmiş ve toplumun zihin dünyasındaki ideal kadın ve aile olgusunun nasıl olduğu, kırsal ve kentsel bölgelerdeki aile ilişkilerini belirleyen dinamiklerin neler olduğu sorularına cevap aranmıştır. Türk ailesinin hayat tarzını değiştiren modernizm hareketinin etkileri "Toplumsal Değişim ve Aile" ve "Kadınlar ve Evlilik Hayatı" olmak üzere iki başlık altında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile, Kadın, Toplum, Gelenek

AileCumhuriyet DönemiGelenekler+6
Büşra Çelebi
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muharrem Ergin ve Şamil Allahverdi Cemşidov'un Dede Korkut Oğuznāmelerinin metin aktarımlarının karşılaştırılması (V. 2b-85a)

Batı Türkçesi dairesi içerisinde yer alan Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi iki farklı yazı dili olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma aynı daire içerisinde yer alan iki lehçenin aralarındaki farklılıkların tespit edilmesi ve Batı Türkçesinin kendi içerisindeki ayrımları açıklamak açısından önemli veriler sunacaktır. Bu farklılıkları tespit etmek amacı ile her iki yazı dilinin örnekleri olan Muharrem Ergin ve Şamil Cemşidov tarafından yapılan Dede Korkut Oğuznāmelerinin metin aktarımları karşılaştırılmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi ile ilgili genel bilgi verildikten sonra ikinci bölümde Dede Korkut Oğuznāmesi ele alınmıştır. Çalışmanın ana bölümü olan üçüncü bölümde "Lehçe Farklılığından Kaynaklanan Okuma Farklılıkları",, "Okunuşlarda Tespit Edilen Okuma Yanlışlıkları", "Metin Yazımından Kaynaklanan Okuma Tercihleri" başlıkları altında metin esasında adı geçen araştırmacıların okumaları farklı çerçevelerden incelenmiştir. Çalışmanın dördüncüncü bölümünde üçüncü bölümde belirtilen başlıkların metnin tümünde yer alan örnekleri tabloda sıralanmış, dördüncü bölümden sonra sonuç bölümü ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Dede Korkut Oğuznameleri, Muharrem Ergin, Şamil Cemşidov, Metin Aktarımı, Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Metinler Arası Karşılaştırma

Merve Baykal
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00