
4,567
Archived Theses
15
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Divanu Lügat-İt-Türk ve Budist Uygur metinlerinin sözvarlığı bakımından karşılaştırılması
TEZ BAŞLIĞI: D VANÜ LÜGAT- T-TÜRK VE BUD ST UYGUR MET NLER N NSÖZVARLIĞI BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILMASITEZ YAZARI: ERS N TERESÖZETOrta Türkçe dönemi içerisinde yer alan Karahanlı Türkçesinden günümüze üç önemli eserkalmıştır. Bu eserler Kutadgu Bilig, Divanü Lügat-it-Türk ve Atabetü'l Hakayık'tır. Bu üçeser arasında Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla kaleme alınmış olan Türkçe'nin XI.yüzyıldaki dil özelliklerini en iyi şekilde yansıtan Divanü Lügat-it-Türk öne çıkmaktadır.Dönemin Türkçesinin ses ve dilbilgisi özelliklerine ışık tutması, Türk tarihine, coğrafyasına,folkloruna, mitolojisine ve halk edebiyatına dair zengin bilgiler vermesi onu öne çıkartanhususlardan bazılarıdır. şte bu tezde, Kâşgarlı Mahmud'un 25 Ocak 1072 (Hicri 1Cemâziyelevvel 464) tarihinde yazmaya başlayıp 12 Şubat 1074 (12 Cemâziyelahir 466)'datamamladığı ve Türk şivelerinin XI. yüzyıldaki sözvarlığını tespit eden Divanü Lügat-it-Türkadlı büyük ansiklopedik sözlük ile Budist Uygur metinlerinin sözvarlığı karşılaştırılmıştır.Türk dilinin ilk sözlüğü olan Divanü Lügat-it-Türk hakkında hacimli hacimsiz pek çokçalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların en önemlilerinden biri de Prof. Dr. Robert Dankoff'unProf. Dr. James Kelly ile birlikte hazırlayıp yayınladığı Compendium of The Turkic Dialects?Türk Şiveleri Lügati? adlı Divan'ın ngilizce çevirisidir. 1982-1985 yılları arasında 3 ciltolarak yayımlanan bu esirin birinci ve ikinci cildi Divanü Lügat-it-Türk'ün çevirisi, üçüncücildi ise dizin biçiminde hazırlanmıştır.Prof. Dr. Robert Dankoff'un geniş bir ön söz kaleme aldığı bu çalışma tezimizin temelinioluşturmaktadır. ki bölümden oluşan tezde önce Compendium of The Turkic Dialects ?TürkŞiveleri Lügati? adlı eserin ilk iki cildinin günümüz Türkçesine çevirisi yapılmıştır. kincibölümünde ise Divanü Lügat-it-Türk'ün sözvarlığı Budist Uygur metinlerinin sözvarlığı ileBudist Uygur metinleri tek tek kontrol edilerek karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak elde edilensözvarlığı karşılaştırılması tablo hâlinde işlenmiştir. Tezin giriş bölümünde isekarşılaştırmanın sonuçları detaylı biçimde anlatılmıştır.Anahtar Sözcükler: Divanü Lügat-it-Türk, Budist Uygur Metinleri, Karşılaştırma
Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesinde sıfatların anlam açısından karşılaştırılması (2 cilt)
Bu çalışmada Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesi sıfatlarının anlam açısından karşılaştırılması üzerinde durulmuştur. Bu amaçla iki sözlük kullanılmıştır. Azerbaycan Türkçesi için Azerbaycan Dilinin İzehli Lüğeti adlı 4 ciltlik çalışmanın Türkiye Türkçesine Seyfettin Altaylı'nın yaptığı Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü esas alınmıştır. Türkiye Türkçesi için esas alman sözlük Türk Dil Kurumu'nca 1998'de yayımlanan Türkçe Sözlük'tür. Çalışmada madde başlarını Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü'ndeki sıfatlar oluşturmaktadır. Karşılık olarak Türkçe Sözlük'ten verilen sıfatlarla çalışmamız Azerbatcan Türkçesinden Türkiye Türkçesine bir sıfat sözlüğü niteliğini kazanmıştır. Anlam farklılıklarının madde madde verildiği bölümlerden sonra tablolar halinde verilen sayısal verilerle karşılaştırmanın istatistik yönü oluşturulmuştur. Son bölümde de Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine bir karşılıklar dizini bulunmaktadır.Anahtar Sözcükler : Sıfat, Anlam, Anlambilim, Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi
Sait Faik'in "Mahalle Kahvesi/Havada Bulut" adlı öykü kitaplarında "+A, +DA, +DAn"lı cümle ögeleri ve işlevleri
Ill ÖZET SAİT FAİK'İN "MAHALLE KAHVESİ / HAVADA BULUT" ADLI ÖYKÜ KİTAPLARINDA "+A, +DA, +DAn" LI CÜMLE ÖĞELERİ VE İŞLEVLERİ Ülkü Adalet KOCA Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mehmet ÖZMEN Haziran, 2004 /X + 292 Bu çalışmada, Sait Faik ABASIYANIK'ın - Mahalle Kahvesi / Havada Bulut - adlı öykü kitabında +A, +DA, +DAn durum ekli cümle öğelerinin işlevleri üzerinde duruldu. Çalışmamız, 'giriş' bölümünde yer alan +A, +DA, +DAn durum ekleri ve bunların oluşturduğu öğelerle ilgili genel kuram ve açıklamaların ardından, birbirini destekleyen üç bölümden oluşturuldu. Birinci bölümde +A, +DA, +DAn durum eklerinin cümle ögelerindeki kullanımları; ikinci bölümde, Türkçe Sözlükte kalıplaşmış hâlde bulunan unsurlar ve son bölümde bu öğelerin hangi fiillerle kullanıldığı incelendi. Bu çalışmada, durum ekli cümle öğelerinin yer aldığı cümleler incelenerek cümlelerde söz konusu eklerin öğelere kazandırdığı anlamlar üzerinde duruldu. Anahtar Sözcükler: +A, +DA, +DnA Durum Ekleri, Cümle Öğeleri, İşlev.
Yeditepe dergisi üzerinde bir inceleme (1-196 sayılar)
ÖZET YEDİTEPE DERGİSİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME (1-196 Sayılar) Hülya DARAN DEVECİ Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mustafa APAYDIN Eylül 2004, 288 sayfa Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında dergiciliğin edebiyata katkıları yeterince araştırılıp ortaya konmamıştır. Bunun ortaya konulması günümüzün edebiyat ortamını anlamak açısından önemlidir. Yeditepe dergisi 1950-1960 dönemi edebiyat ortamına ışık tutmuştur. Bu çalışma, bu çerçeveden ele alınmıştır. Bu çalışmanın bu dönemi ve dönem içerisindeki edebiyatta olan gelişmeleri daha iyi aydınlatacağı düşüncesiyle yapılmıştır. Bu çalışmada Yeditepe dergisinin Türk dergicilik tarihi açısından önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, o dönemin siyasal-sosyal ortamı ve sanat-edebiyat ortamı ile o dönemdeki dergicilik irdelenmeye çalışılmış Yeditepe dergisinin bu ortam içerisindeki önemine değinilmiştir. Dergi, bu amaçla hem sayısal analizlerle hem de içerik yönünden kapsadı klarıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Bibliyografya ayrıntılı verilmiş bunda o dönemde gerçekleşen sanat hareketleri ile ilgili sanat ve edebiyat üretimlerine kolaylıkla ulaşılması hedeflenmiştir. Bunun yanında Yeditepe dergisinin avangard, çağdaş, yeniliklere açık kimliği ile biçim ve içerik özellikleriyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatındaki farklılığı da ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yeditepe dergisi, Yeditepe, dergi, monografi, dergicilik tarihi, sanat-edebiyat ortamı.
Divanü Lügati't-Türk'teki fiillerden yeni Uygur Türkçesinde yaşayanlar
m ÖZET DİVANÜ LÜGATİ'T-TÜRK'TEKİ FİİLLERDEN YENİ UYGUR TÜRKÇESİNDE YAŞAYANLAR Mehmet ÇAPUR Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı, Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. A. Deniz ABİK Ekim, 2004/XII+488 sayfa Bu çalışmada Divünü Lügati't-Türk'te yer alan fiiller Yeni Uygur Türçesindeki fiillerle karşılaştırılmıştır. İnceleme sonunda, Divanü Lügati"t-Türk'te tespit edilen 3652 fiilin kök ortaklığı düşünülen fiiller de dahil olmak üzere 1019 tanesinin Yeni Uygur Türkesinde yaşadığı saptanmıştır. Bu çalışmayla XI. yüzyıl eseri olan Divanü Lügati't-Türk ile Yeni Uygur Türkçesi arasında fiiller esas alınarak bir bağ kurulmaya çalışılmıştır. Başka bir deyişle Doğu Türkçesinin ilk yazı dili kabul edilen Karahanlı Türkçesi ile bugün Doğu Türkçesi içinde önemli bir yere sahip olan Yeni Uygur Türkçesi fiiller aracılığıyla ses, anlam ve yapı bakımından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın Giriş bölümünde fiiller, fiillerin söz varlığı içindeki yeri, Divanü Lügati't-Türk ve Yeni Uygur Türkçesi'nin temel alınmasının amacı ile Yeni Uygur Türkçesinin malzemelerinin neler olduğu yer almaktadır. Çalışmamızın İnceleme bölümü beş ana başlığı içermektedir. Birinci bölümde Divanü Lügati't-Türk ile Yeni Uygur Türkçesinin karşılaştırılması sonucu elde edilen 1019 fiil bulunmaktadır. İkinci bölümde ortak fiiller ses bilgisi açısından incelenmiş, söz başı, söz içi ünlü ve ünsüz değişmeleri, ses düşmeleri, ses türemeleri, göçüşme ve ikizleşme biçimlerinde tasnif edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ortak fiiller anlam bilgisi açısından incelenmiş ve bu fiiller anlamı değişmeyen fiiller, yakın anlamlı fiiller, anlam genişlemesi, anlam daralması, anlam değişmesi görülen fiiller olarak ele alınmıştır. Dördüncü bölümde de ortak fiiller yapı bilgisi bakımından incelenmiş basit fiiller, isimden ve fiilden türemiş fiiller başlıkları altında toplanmıştır. Beşinci bölümde ise şeklen çok benzeyen ve anlam olarak da aynı veya çok yakın olan fiillerin ortakIV kökten geldiği düşünüldüğü için bu sözcükler Kök Ortaklığı Bulunan Fiiller başlığı altında verilmiştir. Çalışmanın inceleme bölümünden sonra gelen bölümü, Değerlendirme ve Sonuç bölümüdür. Bu bölümde de inceleme bölümünde elde edilen verilerin yardımıyla bir sonuca gidilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Divanü Lügati't-Türk ile Yeni Uygur Türkçesinde ortak olan fiillerin alfabetik dizini yer almaktadır. Anahtar sözcükler: Divünü Lügati't-Türk, Yeni Uygur Türkçesi, Fiiller.
İkinci Yeni'nin poetikası
Ill ÖZET İKİNCİ YENI'NIN POETIKASI AH SELÇUK Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mustafa APAYDIN 2004,VHI+96 sayfa Bu çalışmamızda, modern Türk şiirimiz içerisinde yer alan İkinci Yeni'nin poetikası incelenmiştir. ikinci Yeni, başlangıcında da gelişimi içerisinde de ortak bir bildiri yayımlamamıştır. Bu bakımdan İkinci Yeni'nin öncü şairlerinin ayrı ayrı poetik metinlerinin birbirleriyle ortaklıkları ve karşıtlıkları çerçevesinde incelenmesi edebiyat tarihimiz açısından önem taşımaktadır. Çalışmamızın amacını da bu çaba oluşturmaktadır. Elinizdeki çalışma, İkinci Yeni şairlerinin şiir üzerine genel değerlendirmelerinin ve şiirin iç sorunlarına dair, içerik ve yapıyla ilgili görüşlerinin incelendiği iki bölümden oluşmuştur. Çalışmamızda İkinci Yeni'nin, şairleri arasında yer yer yakınlıklara, ortaklıklara rastlansa bile bir bütün olarak ortak bir poetika ortaya koyamamış,* hatta birbirleriyle karşıt duran görüşleri içerisinde barındıran; Garip'in önünü açtığı yeni şiir anlayışından beslenerek, bu beslenmenin izlerini taşıyarak ona karşı duran, bazen onunla ortaklaşan bir poetikanın sahibi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler" modern Türk şiiri, İkinci Yeni, poetika
Divânü Lûgati't-Türk'te /t-/ sesi ile başlayan sözcüklerin yeni Uygur Türkçesine yansımaları
Çalışmamızın temel amacı, Divânü Lûgati't-Türk'te /t-/ sesi ile başlayan sözcükleri Yeni Uygur Türkçesinin söz varlığında arayarak tespitini yapmaktır. Bu amaçla 11. yüzyılda yazılan Divânü Lûgati't-Türk'ün söz varlığının /t-/ sesi ile başlayan sözcükleri belirlenen kaynaklarda taranarak Yeni Uygur Türkçesine yansımaları bulunmaya çalışılmıştır. Orta Asya edebi lehçesinin kökeni Uygurcadır. Hakaniye Türkçesi Doğu Türkistan'ın belli başlı kentlerinde kullanılmıştı. Yine aynı dönemin eseri olan Divânü Lûgati't-Türk ile günümüz Yeni Uygur Türkçesi kaynağı bakımından örtüşmektedir. Bu çalışmamızda Karahanlı döneminin bir eseri olan Divânü Lûgati't-Türk'ün söz varlığının Yeni Uygur Türkçesindeki görünümü aynı dilin sözlükleri aracılığıyla tespit edilmiştir. Türkçenin lehçe tasnifinde kullanılan seslerden biri /t-/ sesidir, /t-/ sesindeki değişmeler lehçeler arası farklılıkların oluşum tablosunu karşımıza çıkarır. Çalışmamıza konu olan /t-/ sesini seçmemizdeki nedenlerden biri de budur. Bu sebeple geçiş dönemi eseri olan Divânü Lûgati't-Türk'ün, günümüz Doğu Türkçesini temsil eden Yeni Uygur Türkçesinin söz varlığı ile karşılaştırılmasının lehçe tasnifi ve sözlükçülük çalışmalarını olumlu yönde etkileyeceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızın giriş bölümünde Uygur Türkleri, Yeni Uygur Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesinin ses bilgisi hakkında tanıtıcı bilgi verdik. İnceleme bölümünde ise, taranan kaynaklarda karşılığı bulunan Yeni Uygur Türkçesinin söz varlığını ses, anlam, yapı özelliklerine göre sınıflandırdık. Listesi çıkarılan sözcükler geçirdikleri anlam ve ses değişikliklerine göre başlıklandırılmış, her konu başlığının altına açıklaması yazılmıştır.n İsim ve fiil türlerine göre incelenen sözcükler aldıkları türetme eklerinin çeşitlerine göre sınıflandırılmış, her ekle ilgili örnek sözcükler eklerin karşılarına yazılmıştır. İsim türündeki sözcükler niteliklerine göre değerlendirilmiş somut ve soyut sözcüklerin listesi çıkarılmıştır. Ayrıca Yeni Uygur Türkçesinin söz varlığında yer almayan sözcükler, sınıflaması yapılan sözcüklerin sonunda ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulmuşlardır. Yeni Uygur Türkçesinin taranan kaynaklarında belirlenen ortak sözcükleri Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmence sözlüklerden taranan ortak sözcüklerle karşılaştırılarak Doğu ve Batı Türkçesinin temel söz varlığına ulaşılmıştır. Son olarak, çalışmamızın değerlendirme ve sonuç bölümünde incelemelerimiz sonucunda tespit edilen verilerin sayısal ifadelerle kısa bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcük : Divânü Lûgati't-Türk, /t-/ Sesi, Yeni Uygur Türkçesi
Kırgızca sözlüğün c-d harfleri ve etimolojileri
K.K. Yudahin'in, Kirgizsko-Russkiy Slovar adlı sözlük çalışması 1945 yılındaAbdullah Battal Taymas tarafından Türkçe olarak yayımlanmıştır. Yudahin, 1965 yılındasözlüğü 15 000 kelime ilavesiyle tekrar yayımlamıştır. Çalışmamız, bu sözlüğün C, Dharflerinin Türkiye Türkçesine çevirisini, kelimelerin etimolojik açıdan incelemeleriniiçermektedir. Ayrıca çalışmanın sonunda kelimelere gelen eklerle ilgili açıklamalar daverilmiştir. Anlamı bulunamayan birkaç kelime K.K. Yudahin'in sözlüğünde geçenbiçimiyle, Rusça harflerle aynen yazılmıştır. Bu sözcüklerin tam karşılığı sözlüklerdebulunamamış olsa da ayraç içerisinde sözcüklerle ilgili açıklamalara yer verilmiştir.
Kırgızca sözlüğün ç, e, ı, i harfleri ve etimolojileri
ÖZET Çalışmamız, K.K. Yudahin'in 1965 yılında neşredilen "Kırgızca-Rusça Sözlük"ünün Ç, E, I ve İ harflerinin Türkiye Türkçesine çevirisini ve madde başı kelimelerin etimolojik incelemelerini içermektedir. Çalışmamızda toplam 4689 tane madde başı kelime bulunmaktadır. Her kelime Kırgız kültürü esas alınarak tercüme edilmeye çalışılmış ve tercümelerin daha iyi anlaşılabilmesi için kelimelere getirilmiş olan ekler de ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.
Şuhudi Divançesi (inceleme-metin)
Bu çalışma 16. yüzyılda yaşadığını tahmin ettiğimiz divan şairlerindenŞuhûdû'nin hayatı, edebû kişiliği ve divanın çevriyazısını kapsamaktadır. Çalışmamızda,Yapı Kredi Yayınları Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi yazma eserler bölümündenelde ettiğimiz 510 numaralı nüshadan yararlandık. Yazma eserin başka bir nüshasınıbulamadık.Şair, ustaca şiirler yazmıştır. Gerek dilinin kıvraklığı gerekse edebû sanatlarıkullanma bakımından büyük şairleri aratmayacak derecede yetkin şiirler kalemealmıştır.Şuhûdû, bazı şiirlerinde mutasavvıf kişiliğiyle ön plâna çıkmış, bazı şiirlerindeise rindâne bir söyleyiş benimsemiştir. Şiirleri, gerek dil ve üslûp gerekse edebû sanatlarbakımından divan şiirinin genel özelliklerini yansıtmaktadır.Anahtar Sözcükler: Divan Şiiri, Şuhûdû Divançesi, Şuhûdû.
Radloff sözlüğünün e maddesinin eski Türkçe açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Wilhelm Radloff'un Türk Lehçeleri Sözlüğü Denemesi (Versuch eines Wörterbuches der Türk-Dialecte - Opıt Slovarya Tyurkskih Nareçiy adlı sözlüğünün e-maddesinin Eski Türkçe bakımından incelenmesi ve güncellenmesidir.Çalışma hazırlanırken, madde karşılıkları Rusça ve Almanca olarak verilen Radloff sözlüğünün e-maddesi, Türkiye Türkçesine çevrilmiş, Kiril alfabesiyle gösterilmiş olan Türkçe maddebaşlarının yazı çevrimi Türkçe transkripsiyon sistemine göre yapılarak Kiril harfli biçimden önceye alınmış, tüm maddebaşları Türkçenin alfabe sırasına göre dizilmiş, ayrıca madde başları için tarihi metinlerden alıntılanan örnekler yeni okuyuşların ışığında düzeltilerek Latin harfleriyle transkripsiyonlanmıştır.Bu çalışmada amaç, bu sözlüğün e-maddesini Eski Türkçe açısından incelemek ve sözcüklerin Eski Türkçe denkliklerini bulmaya çalışmaktır. Radloff'un eski kaynaklardan (örneğin Kutadgu Bilig'den) aldığı sözcükleri bulup okunuşlarının doğruluğunu saptamaktır.
Feke halk kültürü araştırması
iiiÖZETFEKE HALK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMASIAyhan KARAKAŞYüksek Lisan Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim DalıDanışman: Prof. Dr. Erman ARTUNEylül 2005, XI + 340 sayfaBu çalışmada Adana'nın Feke ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme,ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, bayram tören ve kutlamalar, halk inanışları,halk mutfağı, halk hekimliği ve anonim halk edebiyatı ürünleri üzerinde durulmuştur.Halk kültürü ile ilgili olan birinci bölümde ele alınan konularda yazılıkaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesinin ardından sözlü kaynaklardan edinilenâdet ve inanmalar aktarılmıştır. Sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilere dayalı âdet veinanışların eski Türk kültürü ile olan ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.Anonim halk edebiyatı ile ilgili olan ikinci bölümde; manzum, manzum-mensur,mensur anonim halk edebiyatı ürünlerine yer verilmiştir. Her bölümün sonunda biçimve içerik yönlerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde metinleriçerisinde geçen yerel kelimleri kapsayan bir de sözlük hazırlanmıştır.Bu araştırmanın sonucunda Feke halk kültüründe, hem Orta Asya'nın hem deAnadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerinin bulunduğu görülmüştür. Bütün bu izlerİslâmiyet'in kabulünü izleyen süreçte yeni dinin rengini alarak bugünkü Feke halkkültürünü oluşturmuştur.Anahtar Sözcükler: Feke, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, AnonimHalk Edebiyatı.
Aladağ halk kültürü araştırması
ÖZETALADAĞ HALK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMASIMehmet Ali YILMAZYüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim DalıDanışman: Prof. Dr. Erman ARTUNMayıs 2005, XI + 534 sayfaBu çalışmada Adana'nın Aladağ ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum,evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, bayram tören ve kutlamalar, halkinanışları, halk mutfağı, halk hekimliği ve anonim halk edebiyatı ürünleri üzerindedurulmuştur.Halk kültürü ile ilgili olan birinci bölümde ele alınan konularda yazılıkaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesinin ardından sözlü kaynaklardan edinilenâdet ve inanmalar aktarılmıştır. Sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilere dayalı âdet veinanışların eski Türk kültürü ile olan ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.Anonim halk edebiyatı ile ilgili olan ikinci bölümde; manzum, manzum-mensur,mensur anonim halk edebiyatı ürünlerine yer verilmiştir. Her bölümün sonunda biçimve içerik yönlerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde metinleriçerisinde geçen yerel kelimeleri kapsayan bir de sözlük hazırlanmıştır.Bu araştırmanın sonucunda Aladağ halk kültüründe, hem Orta Asya'nın hem deAnadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerinin bulunduğu görülmüştür. Bütün bu izlerİslâmiyet'in kabulünü izleyen süreçte yeni dinin rengini alarak bugünkü Aladağ halkkültürünü oluşturmuştur.Anahtar Sözcükler: Aladağ, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, AnonimHalk Edebiyatı.
Türkmen matalları (bilmeceleri) (ses bilgisi, şekil bilgisi incelenmesi, metin ve çeviri)
Türkmen edebiyatının sözlü ürünlerinin yer aldığı "Yedigenim Yedi Yıldız" adlı derleme kitabındaki (Aşgabat, 1989) Türkmence Matallan'nı Latin alfabesine çevirmekle işe başladık. Çalışmamız, "Ses Bilgisi", "Şekil Bilgisi", "Anlam ve Görev Bakımından Kelimeler" ve "Metin" olmak üzere dört bölümden oluşmuştur, önce Matallar (Bilmeceler) bölümünde yer alan 1 134 bilmeceyi Kiril harflerinden Lâtin kaynaklı Türk alfabesine çevirdik. Daha sonra da Türkiye Türkçesiyle anlamlandırdık. Kelimeleri fişleyip eklerine, köklerine ayırdık. Bu kelimeleri tasnif ettikten sonra ses bilgisi ve şekil bilgisi bakımından değerlendirip incelediğimiz metnin gramerini oluşturduk. İlk üç bölümde, fişlediğimiz kelimeleri ET. deki özelliklerle karşılaştırdık. Karşılaştırmada kaynaklara gidilerek Türkmenceyle olan farklılık ve benzerliklerini belirttik. Anlamını bilmediğimiz kelimeleri koyu yazdık. Bilmecelerdeki kafiye düzenini bozmamak için bazı kelimeleri koyu olarak aynen yazıp anlamını dip not şeklinde verdik. Yapılan bu çalışma sonucunda Türkmen bilmeceleri ile Türk bilmecelerinin anlam olarak birbirine yakın olduğunu gördük. Türkmencede kelimelerin ilk hecesinde bulunan birincil ünlü uygunlukları yazıda gösterilmediğinden bunları tespit etmek için sözlüklere başvurduk. Böylelikle Türkmencenin ses bilgisi ve şekil bilgisi bakımından bir incelemesini, birincil ve ikincil ünlü uzunluklarının da bir değerlendirmesini yaptık. Anahtar Sözcükler: Türkmence, Matal, Bilmece, Türkmen edebiyatı.
Fahri Celal`in öykücülüğü
Bu çalışmada Fahri Celal'in hikayeleri incelenmiş; bu inceleme sonucunda yazarın hikayeciliğinin belli başlı özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız, Türk hikayeciliğinin geleneksel şeklinden, modern oluşumuna kadar geçen süredeki, değişimlerinin ve gelişmelerinin aktarılmasıyla başlamaktadır. Bu bölüm Fahri Celal'e gelinceye kadar Türk hikayesindeki ana çizgileri ortaya koymaktadır. Hikaye türü ve Türk edebiyatındaki türün gelişimi verildikten sonra Fahri Celal'in hikayeciliği ile ilgili çalışmalar başlamaktadır. Bu çalışmalar hikayelerin biçimsel ve içerik açısından incelenmesiyle devam etmektedir. Hikayelerin biçim incelemesinde; yazarın hikaye tekniği, olayları ortaya koyusu, bakış açısı ele alınmıştır. Hikayelerdeki mekan, zaman öğeleri de incelenmiş ve gerekli tespitler yapılmrştır. Yazarın, hikayelerdeki üslubundaki belirgin özellikler, farklı konu başlıkları altında incelenmiştir. Yazarın kullandığı dil, kelime kadrosu, tasvirleri; halk dilinden kendi edebi diline aktardığı özellikler tespit edilmiştir. Hikayelerdeki kişi kadrosu, hikaye kişilerinin cinsiyetlerine, yaşlarına ve mesleklerine göre gruplandınlıp değerlendirilmiştir.II Hîkayelerde işlenen temalar, çeşitli başlıklar altında toplanmış ve yazarın bu konulan hikayelerinde nasıl işlediği verilmiştir. Hikayelerdeki mizahi öğeler de çalışmada yer almaktadır. Bu çalışmada; Türk edebiyatında, geleneksel hikayeden modern hikayeye geçiş döneminin yazan olan Fahri CelaFin hikayeciliği farklı açılardan ortaya konmaktadır. Anahtar Kelimeler : Fahri Celal Göktulga, F. Celalettin, Öykü, Hikaye, Edebiyat.
Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han`da cümle
ÖZET "Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân'da Cümle" Yeter TORUN Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman : Doç. Dr. Mehmet ÖZMEN Yıl : 2000, XII + 241 Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi özelliklerini taşıyan anonim bir gazavatnameyi cümle bilgisi bakımından incelemeye çalıştık. Cümle bilgisi ile ilgili kaynakları taradıktan sonra Gazavatnamenin cümlelerini yapı, anlam, yükleminin türü ve öğelerinin dizilişine göre tasnif ettik. Yapılarına göre cümleleri basit ve birleşik cümle olarak ikiye ayırdık. Gazavatnamede 156 basit, 470 birleşik cümle belirledik. Basit cümleleri incelediğimizde bu cümlelerin kısa cümlelerden oluştuğunu gördük, ancak az sayıda uzun zarf-fiil gruplarının kullanıldığı uzun basit cümlelere de rastladık. 470 birleşik cümleden 9'u şartlı, 29'u sıralı, 84'ü bağlı, 38'i ki'li, 25 ' i iç içe, l'i saplamalı, 284'ü karmaşık birleşik cümledir. Birleşik cümlelerde gördüğümüz özellikler şunlardır: Şartlı birleşik cümlelerin beşinde şart anlamı yoktur, iki şart cümlesi ise bir zarf-fiile bağlıdır. Sıralı birleşik cümleler en az iki, en fazla dört basit cümlenin sıralanmasıyla oluşmuştur. Bağlı birleşik cümleler ise en az iki, en fazla beş basit cümleden meydana gelmiştir, bu cümlelerde en çok kullanılan bağlaç "ve" bağlacıdır. Ki'li birleşik cümlelerin 20*sinde yardımcı cümle, mantıken ana cümlenin bir öğesi, 13'ünde ise anacümle öğelerinden birinin sıfatı görünümündedir. İç içe birleşik cümlelerden 21'inin iç cümlesi tek cümleden, 4*ünün iç cümlesi ise birden fazla cümleden oluşmuştur. 284 karmaşık birleşik cümleden % 80'i ki'li birleşiklik özelliği taşıyan karmaşık birleşik cümlelerdir. Gazavatnamede gerek isim gerekse fiil cümlelerinin olumlusu çoğunluktadır. Gazavatnamedeki fiil cümleleri, -mA- olumsuzluk ekiyle, "değil" edatıyla ve "ne...ne" bağlacıyla olumsuz anlam kazanırken, isim cümleleri "değil" edatıyla olumsuz anlam kazanmıştır. Gazavatnamede fiil cümleleri, isim cümlelerine göre daha çoktur. Fiil cümleleri, metindeki hikaye etme üslubu nedeniyle çoğunlukla belirli geçmiş zaman kipindedir. İsim cümleleri ise daha çok ek fiilin geniş zaman ve belirli geçmiş zaman kipindedir. Öğelerinin dizilişine göre düz cümleler çoğunluktadır. Az sayıdaki devrik cümlelere ise manzum parçalarda ve konuşma cümlelerinde rastlanmıştır. Anahtar Sözcükler : Dil, cümle, birleşik cümle, anlam, Gazavatname
Namık Kemal`in romanlarında cümle (2 cilt)
ÖZET "Nam ık Kemal'in Romanlar ında Cümle" Muna Yüceol ÖZEZEN Doktora Tezi, Türk Dili ve Edebiyat ı Ana Bilim Dal ı Dan ı şman: Doç. Dr. Mehmet ÖZMEN Yıl: 2000, XXII + 702 Çalışmamız Tanzimat dönemi yazarlarından Namık Kemal'in romanlarının; Cezmi ve İntibah' in cümle bilgisi incelemesinden oluşmaktadır. Çalışmamızı romanların Türkiye Türkçesine uyarlama olmayan nüshaları üzerinde yürüttük. Çünkü sağlıklı bilgilere ancak bu yolla ulaşmanın mümkün olacağ in ı dü şündük. Çalışmamız bir "Giriş"le başlamaktadır. Giriş'i, benzeri çal ı ş malardan farkl ı bir tutum izleyerek düzenledik. Burada, dar anlam ıyla cümle bilgisi, geniş anlamıyla söz dizimi alanındaki başlıca sorunlar, terim farklılıkları ve kaynaklardaki farklı yaklaşımlar üzerinde durduk. Böylece bu konuları, "İnceleme" bölümüne taşımamayı veya en az düzeyde taşımayı amaçladık. Tezimizin en önemli bölümü "İnceleme" bölümüdür. Burada Cezmi ve İntibah ile ilgili olarak saptamalarım iz ı, "Bulgular ve Yorum" ana başl ı ğ ında "Cümle Tipleri" ve "Cümle ile İlgili Diğer Bazı Konular Açış ından Cezmi ve İntibah" alt başlıklarıyla sıraladık. İncelememizi betimleyici bir yöntemle yaptık. Böylece Cezmi ve İntibah' in üzerinde söz söylenmemiş hiçbir cümlesini bırakmadık. "Cümle Tipleri" bölümünde "yüklemlerine göre", "anlamlarına göre" ve yap 1 1ar ı na göre" cümleler üzerinde durduk. "Yüklemlerine göre" cümleleri, "yüklemlerinin türüne göre: isim cümleleri ve fiil cümleleri", "yüklemlerinin yerine göre: düz cümleler ve devrik cümleler" altbaşl ıklar ıyla inceledik. Burada fiil cümlelerinin isim cümlelerinden, düz cümlelerin ise devrik cümlelerden daha fazla sayıda olduğu sonucuna vardık. "Anlamlarına göre" cümlelerde olumsuz cümlelerle soru cümlelerini inceledik. "Yap ılar ına göre" cümleler, "basit", "birleşik: sıralı birleşik, bağlı birleşik, ki'li birleşik, şartlı birleşik, iç içe birleşik, ara cümleli birleşik, ve karma ş ık birleşik" olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Cezmi ve İntibah'ta en fazla bulunan cümle tipi "karma ş ık birle şik", en az bulunan cümle tipi de "ara cümleli birle şik" cümledir. "Cümle ile İlgili Diğer Bazı Konular Açısından Cezmi ve İntibah" başl iğ ında "tamlayıc ı", "metin dışı iletiş imsel öğeler", "cümle açıc ılar", "metin aç ı s ı ndan cümleler", "eksiltili cümleler", "bozuk cümleler" ve "cümle öğeleri araş ında uyumsuzluklar" konular ı üzerinde durduk. İnceleme bölümünün ikinci ana başlığını "Sonuç" oluşturmaktadır. Burada da, çalı ş m am iz sırasındaki tüm bulgu ve saptamalarımızı kısa bir biçimde s ıralad ık. Çalışmamızın son bölümü "Dizin Metni"nden oluşmaktadır. "Dizin Metni", Cezmi ve İntibah romanlarının cümlelerinin yapı bakımından ayrı şm ı ş metinleridir. Burada basit, birleşik veya karma ş ık her cümleye veya cümle değeri ta ş ı mayan her bildiri şim öğesine bir numara verilmi ştir. Çal ı ş mam iz, yararland iğimiz kaynaklar ı sı ralad iğimiz "kaynaklar" bölümüyle son bulmaktad ir. Anahtar sözcükler: Nam ık Kemal, sözdizimi, Cezmi, İntibah, cümle.
Bekir Sıtkı Kunt`un öykücülüğü
Bu çalışma, Bekir Sıtkı Kunt'un Türk öykü edebiyatındaki yerini belirlemek amacındadır. Çalışmamız, Türk öykü edebiyatının gelişiminin aktarılmasıyla başlamaktadır. Böylece Bekir Sıtkı'nın buna katkıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bekir Sıtkı Kunt, yazı hayatına 1925'te başlamıştır. Sanatçı, 1930'dan sonra öykü yazmaya yönelmiştir. Beş öykü kitabında ve süreli yayınlarda toplam altmış dört öyküsü vardır. Bu öykülerin çoğu kısa olay öyküsü özelliği gösterir. Bekir Sıtkı'nın öykü tekniğinden çok içeriğe önem vermiştir. Bekir Sıtkı'nın öykülerinde 1930 sonrası Türk toplumunun geniş bir panoraması ortaya konulmuştur. İyi bir gözleme dayandığı belli olan öykülerde ekonomik sorunların bireyler ve toplumda oluşturduğu yozlaşma dile getirilmiştir. Onun kişileri toplumda sıkça görebileceğimiz orta sınıfa mensup insanlardan seçilmiştir. Ön planda erkeklerin olduğu öykülerde kadınlara daha az yer verilmiştir. Bekir Sıtkı'nın anlatıcıları çoğu zaman taraflı bir tutuma sahiptir. Öykülerin genellikle olimpik olan anlatıcısı, kahramanlarla ilgili ayrıntılı bilgiler verir. Halkın beğenilerine önem veren sanatçı, sade bir dil kullanmıştır. Öykülerinde konuşma dilinin özelliklerini yansıtmaya çalışmıştır. Bekir Sıtkı Kunt, Türk öykü edebiyatında 1930 sonrasındaki öykü yazarları arasında önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyet dönemi öykü yazarlarının öncülerinden biridir. Bu tez, böylece Bekir Sıtkı Kunt'un Türk öykü edebiyatına olan katkılarını ortaya koymaya çalışmıştır. Anahtar Kelimeler: Bekir Sıtkı Kunt, Bekir Sıtkı, öykü, anlatı, edebiyat, Türk kısa öykücülüğü
Enderunlu Mehmed Akif Mirat-ı Şiir
Mir'ât-ı Şicr, 18. yüzyılda Enderunlu Mehmed Akif tarafından yazılmış bir tezkiredir. Bu tezkirede Mehmed Akif, Enderun'da yetişmiş 23 şairden bahseder. Aynı zamanda kendi biyografisiyle ilgili az da olsa tanıtıcı bilgi verir. Mir'ât-ı ŞiVde diğer tezkirelerde olduğu gibi her kategoriden şair yer almaz. Bu yönüyle Mir'ât-ı Şicr kendi türü içerisinde özgün bir eserdir. Mirât-ı Şicr, altı bölümden oluşur. Bunlar ön söz, dört bölüm ve son sözdür. Ön söz ve son söz dışındaki bölümlerde Akif, şairleri ele almıştır. Akif, bu şairleri Enderun'un bölümlerine göre gruplandırmıştır. Bu çalışmada Mir'ât-ı Şicr metnini Arap harflerinden Latin harflerine çevirdik. Elde edebildiğimiz iki nüshanın farklarını gösterdik. Ayrıca tezkirenin kısa bir değerlendirmesini yaptık. Vardığımız sonuca göre bu esere her edebiyat araştırmacısı sahip olmalıdır. Zira edebiyat inceleme alanının çeşitlendiği günümüzde tezkirelerin ışığında yeni yeni şairler keşfedilecektir. Anahtar Sözcükler: Enderunlu Mehmed Akif. Enderun şairleri. Tezkire.
Fasihi Divanı (inceleme-metin)
Bu çalışma 18. yüzyıl divan şairlerinden Tosyalı Hasan Fasîhî'nin hayatı, edebi kişiliği ve divanının çeviriyazısını kapsamaktadır. Çalışmamızda elde edebildiğimiz tek nüsha olan, İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi 5754 numaralı nüshadan yararlandık. Çeviriyazısını incelediğimizde Fasîhî'nin gerek dili kullanışı gerekse divan şiirinin anlatım teknikleri ve biçimlerini ustalıkla kullandığım gördük. Şair, çeşitli hayaller ve mecazlarla örülü diliyle usta işi denilebilecek seviyede şiirler yazmıştır. Fasîhî rind kişiliği ile aşıkane şiirler söylemiştir. Şair daha çok rindâne kişiliğiyle ön plana çıkmaktadır. Divan edebiyatında rindâne şiirler söylemiş pek çok şair vardır. Ancak pek az şair, hemen hemen divanın tamamını bu bakış açısıyla vücuda getirmiştir. Bu yönüyle ve rindâne dünya görüşünü güden şairler zincirine, yeni bir halka olması bakımından önemlidir. Anahtar Sözcükler: Divan şiiri, Fasîhî Divanı, Tosyalı Hasan Fasîhî, Fasîhî, Tosyalı Fasîhî
Va`di Divanı (tenkitli metin)
Bu çalışma 17. yüzyıl şâirlerinden Va'di'nin şiirlerinden oluşmaktadır. Tez, Od bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Üsküdarlı Va'di Ahmet Çelebi'nin hayat hikâyesini ve edebi kişiliğini içermektedir. İkici bölümde ise Va'di Divanı'nın tenkitli metni yer almaktadır. Bu çalışma üç nüshanın karşılaştırılmasından oluşmaktadır. Nüshaların ikisi İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi' de diğeri ise Yıldız Kütüphanesi'ndedir. Va'di'nin Divanıyla birlikte Firuz u Dilefruz adlı 1370 beyitten oluşan manzum bir hikâyesi vardır. Yaşamı süresince çevresinde tanınmış bir şâir değildir. Coşkulu bir kişiliğe sahiptir. Kişiliğim şiirlerine yansıtmıştır. Şiirlerinde lirik söyleyişler çok fazladır. Sanatsal yönden şiirleri orta derecededir. Bununla birlikte çok güzel şiirleri vardır. Divan şiirinin karakteristik özellikleri Va'di'nin şiirlerinde görülür. Verdiği eserlerle Türk Edebiyatına katkısı olmuştur. Anahtar Sözcükler: Üsküdarlı Va'di Ahmet Çekbi. Divan Şiiri. Divan. Yıldız Kütüphanesi. Firuz u Dilefruz
Mustafa Kutlu'nun "İyiler Ölmez" adlı eserinin söz dizimi açısından incelenmesi
Kendine has bir üslubu bulunan Mustafa Kutlu, daha çok hikâyeleriyle ön plana çıkmış ve edebiyatımıza birçok eser kazandırmıştır. Bu çalışmada Kutlu'nun İyiler Ölmez adlı hikâye kitabının Dergâh Yayınları'ndan çıkan Kasım 2019'da basılan 14. baskısı kullanılmıştır. Bu tezde amaç söz dizimi çalışmalarına dikkat çekmek ve bahsi geçen eseri kelime, kelime grupları ve cümle üzerinden eserden örnekler vererek ayrıntılı incelemektir. Yazarın dili nasıl kullandığını ve söz dizimini esere nasıl yansıttığını görmek amaçlanmaktadır. İyiler Ölmez'de çok çeşitli cümle yapıları bulunmaktadır. Eksiltili cümlelerle diğer cümleler arasında anlam bağı kurulmuştur. Çalışma sekiz bölümden oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde teze dair ön bilgilere, yönteme, amaca ve öneme değinilmiştir. Sonra yazar tanıtılmış, eserlerine yer verilmiş ve bahsi geçen eserin özetine yer verilmiştir. Daha sonra eser cümle, cümle dışı ögeler, kelime grupları, cümle türleri bakımından incelenmiştir. Böylece, konunun bütün yönleriyle ortaya konulması sağlanmıştır. Çalışma, bu açıdan önem taşımaktadır. Eserden cümleler tahlil edilerek örneklendirilmiştir. Sonuç bölümünde tüm bu incelemeler göz önünde bulundurulup sonuçlar aktarılmıştır.
Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ adlı eseri (V.76a-153b) metin-dil incelemesi-dizin
XV. yüzyılın önemli mutasavvıf ve alimlerinden biri olan Ahmed Bîcân, Gelibolu'da yaşamış ve Müntehâ da dahil bütün eserlerini burada kaleme almıştır. Müntehâ, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-Hikem ismiyle bilinen eserinin Cendî şerhine karşılık olarak yazdığı Arapça eserin Türkçeye çevrilmiş şeklidir. Ahmed Bîcân, Müntehâ'yı ilk olarak 1453 yılında yazmış ardından 1466 yılında çeşitli eklemeler ve çıkarmalar yaparak eseri tekrar kalemden geçirmiştir. Bu çalışmanın konusu, Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ isimli eserinin 76a-153b varaklarından oluşmaktadır. Çalışmada esas alınan nüsha İBB Atatürk Kitaplığı Bel Yz K.000784 numara ile kayıtlı olan el yazma eserdir. Çalışma; Ahmed Bîcân'ın Hayatı ve Eserleri, Müntehâ'nın Dil İncelemesi, Metnin Transkripsiyonu ve Dizin olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın hayatı, ailesi ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Müntehâ'nın telif sebebi, tarihi, muhtevası, nüshaları ve kaynakları açıklanarak transkripsiyonu yapılan metnin ses ve şekil bilgisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde metnin transkripsiyonu yapılmıştır. Dördünü bölümde metin içerisinde geçen kelimeler dizin ve özel adlar dizini başlığı altında alfabetik olarak sıralanmış ve anlamları açıklanmıştır. İnceleme sonucunda tespit edilen bulgular sonuç bölümüne eklenmiştir. Ayrıca 1466 tarihli nüshanın 1453 tarihli nüsha ile mukayesesi yapılıp farkları ortaya konulmuştur.
Kaşgar ve Yarkend ağzı sözlüğü
Bu çalısmada, Yeni Uygurca üzerine hazırlanan ilk sözlüklerden sayılan Robert B. Shaw'un 1880'de Kalküta'da yayımlanan A Sketch of the Turki Language as Spoken in Eastern Turkistan (Kashghar and Yarkand) (1880) adlı eseri ele alınarak Yeni Uygurca madde bası sözcüklerin ngilizce karsılıkları Türkçeye çevrilmistir. Böylece, Yeni Uygurca sözlük çalısmaları içinde önemli bir yeri olan bu sözlügün Türkiye'deki Türkoloji çalısmalarında kullanımının yaygınlastırılması amaçlanmıstır. Ayrıca XIX. yy. sonu Uygur yazı dili ile günümüz Uygur yazı dili arasındaki sözcük düzeyindeki degismeleri gözlemleyebilmek için Shaw'un sözlügündeki Yeni Uygurca madde bası sözcükler Uygur Tiliniñ zahlik Lugiti (1999) / Yeni Uygurcanın Açıklamalı Sözlügü ile karsılastırılmıstır. Bunun yanı sıra sözcüklerin kökenlerine dair açıklamalar da verilmistir. A Sketch of the Turki Language as Spoken in Eastern Turkistan (Kashghar and Yarkand) (1880) adlı eser sözcüklerin kısa karsılıklarının verildigi klasik bir sözlük olmayıp kimi zaman ansiklopedik bilgiler de içerir. Bu yönüyle Kasgar ve Yarkend'in tarihine, etnografik yapısına ve kültürüne ısık tutmaktadır. Yani sözlük bizlere yalnızca dil verisi sunmamaktadır. Shaw'un sözcükleri verirken bazen basit düzeyde çözümlemesi, kökenleri ile ilgili bilgiler vermesi de onun Türkoloji'ye çok da uzak olmadıgını göstermektedir. Özellikle bazen göndermelerde bulundugu kendisine ait Yeni Uygurca dilbilgisi kitabının yetkinligi bunu kanıtlamaktadır. Biz de bu sözlügü tez çalısması olarak ele alarak Shaw'un bu degerli çalısmasını gün ısıgına çıkarmaya çalıstık. Anahtar Kelimeler : Yeni Uygurca, Kasgar, Yarkend, Etimoloji, Robert Barkley Shaw, Agız Sözlügü.
Baki ve Nef`i divanlarında övgü
II ÖZET BÂKİ VE NEF'İ DİVÂNLARINDA ÖVGÜ Mesut GÜN Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman : Prof. Dr. Mine MENGİ Eylül 2002, 215 Sayfa Bu çalışmada "Fahriye, Tefahhür, Medhiyye, Temeddüh" kavramlarına sözlüklerde hangi anlamlar verildiği açıklanmış, ardından "Baki ve Nefî Divânları'nda Övgü" konusuna yer verilmiştir. Araştırmada Sabahattin KÜÇÜK'ün Baki Divânı ile Metin AKKUŞ'un Nefî Divânı adlı çalışmaları esas alınmıştır. Tezin ana bölümünde Baki ve Nefî Divânları'nda kendisine övgü şiiri sunulanlar: "Din büyüğü, padişah, vezir-i âzam, şeyhülislam" başlıkları altında incelenmiş ve bu kişiler ile gruplar arasında da karşılaştırma yapılmıştır. Daha sonra şairlerin kendilerini övdükleri şiirler nazım şekilleri başlığı altında (kaside, gazel, terci -î bend vb.) şeklinde incelenip karşılaştırılmıştır. Tezin sonuç bölümünde ise şairler, yaşadığı çağ ve kişilikleri; divânlar ise övülen gruplar ve nazım şekilleri bakımından karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : Baki Divânı, Nefî Divânı, Övgü, Övünme
Kırgız Türkçesindeki sıfat-fiil ekleri (şekil-anlam-işlev ve Türkiye Türkçesi ile karşılaştırma)
Bu çalışmamızda Kapçak grubu lehçeleri içerisinde önemli bir yere sahip olan Kırgız Türkçesindeki sıfat-fiiller; şekil, anlam ve işlev bakımından incelemeye alınmıştır. Çalışmamız, dilin anlatım ve ifade kabiliyetini ortaya koyma açısından çok önemli görevler üstlenen sıfat-fiillerle ilgili bilgilerin sunulmasıyla ve geçmiş araştırmalarda yer alan tanımlamaların gözden geçirilmesiyle başlamaktadır. Böylece ilk bölümde sıfat-fiil ekleriyle ilgili teorik bilgiler verilerek bilimsel kaynaklardaki farklı bakış açılan gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonraki aşamalarında ise çağdaş Kırgız ve Türk edebiyatının önemli simalarından olan Tölögön Kasımbekov, Baydılda Sarnogoyev ve Memduh Şevket Esendal'ın eserlerinden derlenen örnekler kullanılarak sıfat-fiillerin; fiil, isim, sıfat Özellikleri, zarf-fiil ve edat oluşturma kabiliyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Kırgızcadaki sıfat-fiiller ile Türkiye Türkçesindeki sıfat- fiiller arasında önemli ölçüde bulunan şekil, anlam ve işlev benzerlikleri ve farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Kırgız Türkçesinde bulunan sıfat-fiil eklerinin; şekil, anlam ve işlev açısından ayrıntılı olarak karşılaştırılması, Çağdaş Türk Lehçelerinin karşılaştırmalı dil bilgisi çalışmalarına ve Türkçenin işlevsel dil bilgisinin hazırlanmasına önemli katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sıfat-Fiil, Kırgız Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Karşılaştırmalı Dil Bilgisi.
11. yüzyıl ve öncesi Türkçesinde insan yapımı nesne adları
II ÖZET 11. YÜZYIL VE ÖNCESİ TÜRKÇESİNDE İNSAN YAPIMI NESNE ADLARI Engin ÇETİN Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. A. Deniz ABİK Eylül 2002, XIII + 455 sayfa Bu çalışma, 11. yüzyıl ve öncesinde yazılan Türkçe metinlerdeki insan yapımı nesne adlarını ve bu adların, Türkiye Türkçesi ağızlarına ve ölçünlü diline yansımalarını içermektedir. Söz konusu dönemde yaşayan Türk topluluklarının kültür değerlerini, bu değerlerin değişim seyrini ve koşullarını, üretim gücünü, ürettikleri nesnelere ad verirken Türkçeden ne ölçüde yararlandıklarım yazılı metinler ışığında gözler önüne sermeyi amaçlayan bu çalışma, dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tarihî bakış açısıyla, insan-kültür-üretim-dil ilişkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Tezimizin ana bölümünü oluşturan inceleme bölümünde, metinlerde saptanan insan yapımı nesne adları; Avlanma ile İlgili Nesne Adlan, Ekonomi, Bilim ve Sanat ile ilgili Nesne Adlan, Değerli Taş ve Maden adları, Devlet ve Han Simgesi Olarak Kullanılan Nesne Adlan, Denizcilikle İlgili nesne Adlan, Kumaş Adlan, Ev Gereçleri, Ev, İkametgâh ve Yer bildiren Nesne Adlan, Giyim kuşam ile İlgili Nesne Adlan, İnanç ile İlgili Nesne Adlan, Kimya ile İlgili Nesne Adlan, Müzik Araçları, Okçuluk ile İlgili Nesne Adlan, Oyunlarda Kullanılan Nesnelere Verilen Adlar, Savaş Araçları Kesici Nesneler ve Cezalandırma Araçla rı Süslenme ile İlgili Nesne Adlan, Şehircilik ile İlgili Nesne Adlan, Tarım ve Hayvancılığa İlişkin Nesne Adlan, Tıp ile İlgili Nesne Adlan, Yapı ve Üretim gereçleri, Yiyecek İçecek adlan gibi kültürel alanlara ayrılmış, her kültürel alanda ilgili nesnelere ilişkin sayısal veriler aktarılmıştır. Çalışmamızın değerlendirme ve Sonuç bölümünde, Türkiye Türkçesi ağızlarına ve ölçünlü diline ulaşan insan yapımı nesne adlan sayısal olarak verilmiş, Türkçe olan insan yapımı nesne adlarının yapışma ilişkin genel bilgiler aktarılmış, bu veriler ışığında değerlendirme yapılmıştır.Ill Dizinler bölümünde, insan yapımı nesne adlan, kullanım sıklıklarına göre, çok kullanılandan az kullanılana doğru sıralanmış, ayrıca alfabetik dizin oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Adlar, Anadolu Ağızları, Eski Türkçe, Karahanlı Türkçesi, Nesne Adlan
Hayrettin Ziya [Taluy]' nın kurmaca dünyası
1905-1945 yıllarında yaşamını sürdüren Hayrettin Ziya; roman, öykü ve çocuk kitaplarında kurmacayı farklı şekillerde eserlerine aktarmıştır. Eserlerinde sunduğu bakış açılarında öğretmen, bürokrat ve yazar kimliğinden faydalanmıştır. Eserlerinin kurmaca boyutu analiz edilirken yapı, tema ve anlatım bağlamında değerlendirmeye alınmıştır. Eserlerinde yapı, tema ve anlatım sınıflandırması ile kurmaca ilişkisi değerlendirilip bağlantısı aktarılmıştır. Çalışmanın amacı hem Fecr-i Âti hem Millî Edebiyat hem de Cumhuriyet Dönemi'nde yaşamını sürdürmüş ve unutulmuş bu yazarın edebiyat dünyasında yerini almasını sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu çalışmada yazarın hayatı ve eserlerine dair bütünlüklü bir çalışma hedeflenmiştir. Eserlerin ilk baskılarına ulaşılmış olup, literatür taraması gerçekleştirildikten sonra eserlerin incelenmesine geçilmiştir. Çalışma, giriş ve sonuç kısımları da dâhil beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde genel bilgi, yazarın hayatı ve edebi şahsiyeti hakkında yeni bilgiler verilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise eserler yapı, tema, anlatım, dördüncü bölümde ise çocuk edebiyatı ilkeleri açısından tahlil edilmiştir. Sonuç bölümünde ise Hayrettin Ziya'nın eserleri ve kurmaca hakkında harmanlanmış bilgiler verilmiştir. Ayrıca yazarın edebiyat tarihindeki yerine değinilmiştir. Ekler kısmında yazarın eserlerinin görseli verilmiştir.
Memduh Şevket Esendal'ın ilk sekiz hikaye kitabında yer alan hikayelerdeki zarf-fiiller ve zarf-fiil grupları
Bu tezde Memduh Şevket Esendal'ın yayımlanan ilk sekiz hikâye kitabında yer alan hikâyelerindeki zarf-fıiller ve zarf-fıil grupları işlevleri ve yapıları açısından incelenmiştir. Türkçede, geniş bir kullanım alanına sahip olan, anlatımı uzatmadan ve bağlaç kullanmadan, tek bir cümle içerisinde birkaç eylemin bildirilmesini sağlayarak Türkçenin gücünü ve kıvraklığını arttıran fiilimsiler ve bunlar arasında özel bir yeri olan zarf-fıiller, öteden beri Türkologların ilgisini çekmiştir. Günümüz Türkçesinde Eski Türkçede olmayan zarf-fıillerin ve zarf-fıil işlevli yapıların ortaya çıkması, Türkçeyi giderek daha zengin bir zarf-fıil kadrosuna ulaştırmaktadır. Bu sebeple tez konusu olarak zarf-fıiller seçilmiştir. Bu araştırmada Memduh Şevket Esendal'ın eserlerindeki zarf-fıillerin işlevleri tespit edilip; zarf-fıillerin, cümledeki yerleri, cümlenin yüklemi ile, öznesi ile ilişkileri yapılan açısından incelenmiş ve çıkan sonuçlar tablolaştırılmıştır. Ayrıca metinlerdeki zarf-fıiller, kalıplaşmalardaki ve ikilemeli yapılardaki kullanımları açısından incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda Türkiye Türkçesindeki zarf-fıillerin yapılan, cümle öğeleri ile ilişkileri ve cümledeki kullanımları ile ilgili Türk dil bilgisine katkıda bulunacak bazı tespitlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: zarf-fıil, özne,yapı, çatı, Memduh Şevket Esendal
Mustafa Miyasoğlu'nun romanları ve romancılığı
Bu çalışmada Mustafa Miyasoğlu'nun romanları incelenmiş ve bu inceleme sonucunda yazarın romanlarının belli başlı özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Mustafa Miyasoğlu, ilk romanı olan "Kaybolmuş Günler"i 1975 yılında yayımlamıştır. 1975 yılından bu güne kadar yazmaya devam eden Miyasoğlu'nun romanlarının sayısı beşe ulaşmıştır. Miyasoğlu'nun romanları realist roman anlayışıyla oluşturulmuş romanlardır. Romanlarında romanın temel unsurları realist roman anlayışının gerektirdiği özelliklerle kullanılmıştır. Mustafa Miyasoğlu çevreyi, toplumu, tarihi, inana ve aşkı önemseyen bir yazardır. Bu yüzden romanlarında bu konulara büyük önem vermiştir. Romanlarının içeriği genel olarak bu konular çerçevesinde oluşmuştur. Miyasoğlu'nun romanlarında en önemli mekân İstanbul'dur. İstanbul'un farklı semtleri romanlarda farklı semboller ifade etmek için kullanılmıştır. Miyasoğlu'nun romanlarında Kayseri de geniş mekân olarak yer almıştır. Mustafa Miyasoğlu'nun romanlarında zaman olay örgüsünün önemli bir parçasıdır. Romanlarda zaman unsuru vakayı bütünleyecek şekilde kurgulanmıştır. Miyasoğlu'nun romanlarında farklı kişiler, karakterler ve tipler vardır. Yazar bu kişileri oluştururken çevresinden ve gözlem gücünden yararlanmıştır. Kişilerin tanıtımı ve anlatımı genel olarak anlatıcı tarafından yapılmıştır. Romanlarda arkadaş ve sevgili figürleri ağırlıktadır. Yazar romanlarında sade bir Türkçe kullanmıştır. Yazarın romanlarında, ilk romandan son romana doğru, kurallı cümle kullanımında ilerlemeler görülür. Olay örgüsünün hareketli olması ful cümlelerinin ve bazen de devrik cümlelerin kullanılmasını gerektirmiştir. Bu incelemede yazarın roman tekniği ve bakış açısı özellikleri de ele alınmış ve değerlendirilmiştir.Mustafa Miyasoğlu'nun romanlarında içeriği; tarih, inanç, aşk, siyaset konulan ve Anadolu insanının yaşamı oluşturmuştur. Yazar toplumsal konulan çizdiği kahramanlann ağzından aktarmıştır. Miyasoğlu'nun romanlannın temelinde yaşadığı döneme, çağa tanıklık etme özelliği gözetilmiştir. Anahtar Kelimeler; Mustafa Miyasoğlu, Miyasoğlu, Sanat, Edebiyat, Roman, Türk Romanı
Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân'ın 1466 tarihli Müntehâ adlı eseri (V.233a-309a, metin-dil incelemesi-dizin)
XV. yüzyılda Ahmed Bîcân tarafından kaleme alınan Müntehâ adlı eser, başlangıçta Bîcan'ın daha önceden ağabeyi Yazıcıoğlu Mehmed'in Arapça eserine yaptığı aynı adlı tercümenin yeniden elden geçirilmiş bir nüshası sanılmıştır. Fakat iki eser hakkında yapılan tavsîf çalışması sonucunda farklı eserler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın konusunu, İBB Atatürk Kitaplığında Bel_Yz_K0784 numara olarak kaydedilmiş ve Ahmed Bîcân'ın 1466 yılında tamamladığı ikinci Müntehâ adlı eserin el yazmasının 233a-309a varakları oluşturmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve sınırlılıkları üzerinde durulmuş, ikinci bölümünde ise Ahmed Bîcân hayatı ve eserleri hakkındaki bilgiler aktarılmış, eser ve eserin incelenen nüshası ele alınarak incelenecek metinle ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde metnin dil bakımından incelemesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde metnin çeviri yazıya aktarımı yapılmış ve beşinci bölümde dizin oluşturularak eserle ilgili elde edilen bulgularla sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müntehâ, Yazıcıoğlu Ahmed Bîcân, Osmanlı Edebiyatı, Gelibolu, XV. Yüzyıl Osmanlı Nesri
Mütercim Hayri Bey'in Mesnevî-i Şerif tercümesi
Süleyman Hayri Bey Osmanlı Devletinde birçok devlet vazifesinde görev yapmış bir devlet adamı, divan şairi ve yazardır. Bir divan şairi olarak tarihin en önemli eserlerinden biri olan "Mesnevî"nin tercümesini yapmak istemiş, ancak bir bölümünü tercüme etmiştir. Mesnevî; Mevlânâ'nın Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve tasavvuf konularındaki hikâyeleri mesnevi nazım biçimiyle yazdığı didaktik bir eserdir. Süleyman Hayri Bey, tarihte birçok tercüme ve şerhleri yapılmış olan eserin birinci cildinden bir bölümünü yine manzum olarak tercüme etmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde Süleyman Hayri Bey'in hayatı hakkında bilgiler verilmiş, ikinci bölümde Mevlânâ ve yaşadığı dönem hakkında genel bir çerçeve çizilerek Mesnevî eserine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise Hayri Bey'in Osmanlı Türkçesi ile yazdığı Mesnevî Tercümesi transkript edilerek diğer tercümelerle karşılaştırması yapılmıştır.
Çankırı'nın Kızılırmak ilçesinde uygulanan düğün gelenekleri
Gelenek, din, kültür, tarih gibi kavramlar bireylerin birbirleriyle benzer duygular hissetmesine, benzer yaşantılar yaşamasına sebep olur. Bu benzerlikler bireyleri daha da yakınlaştırarak toplumu, milleti, var eder. Toplumun devamı için kültürün sonraki nesillere aktarılması gereklidir. Kültürel aktarımın ilk gerçekleştiği yer ise ailedir. Toplumun geçmişi ve geleceği ile bir bütün olarak yaşamasında ailenin önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu yüzden insanlar tarafından aile kavramına ayrı bir değer verilmiştir. Aile kurmak için atılan her adımın pek çok kültürel kodu içerisinde barındırması bu değeri gözler önüne sermektedir. Her bir yörede farklılık gösteren düğün gelenekleri zaman içerisinde değişse de değerlerini hiçbir zaman kaybetmemişlerdir. Çankırı'nın Kızılırmak ilçesinde de bu törenler günümüze kadar değerlerini kaybetmeden gelmeyi başarmışlardır. Bu çalışmada yörede uygulanan düğün âdetleri anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmaya ilk olarak literatür taramasıyla başlanmış, saha hakkında bilgiler edinilmiş ve kaynak kişilere sorulacak sorular hazırlanmıştır. Sorular sahaya çıkıp kaynak kişilere sorulmuş, mülakat yöntemi ile derlenmiştir. Kaynak kişiler seçilirken sahanın sakinlerinin yardımı alınmış, onlar bizi yörenin gelenek göreneklerini bilen kişilere yönlendirmişlerdir. Ayrıca yalnızca Kızılırmak Merkezine bağlı kalınmamış köylere de gidilmiştir. Hazırlamış olduğumuz sorular yetmiş üç kaynak kişiye sorulmuş cevaplar ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Kaynak kişilerin evlerinde bulduğumuz eski video ve fotoğraflar kaynak kişilerin izni dahilinde bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışmamızın malzemelerini; kaynak kişilerle yapılan mülakatlar sonrasında alınan ses kayıtları, kaynak kişilerin evlerinde bulunan video kayıtları ve fotoğraflar oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çankırı, Evlilik, Gelenek, Kızılırmak, Kültür.
Gebze Halk Kültürü monografisi
"Gebze Halk Kültürü Monografisi" başlıklı bu çalışmada Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, sünnet, askerlik, evlenme, hac ve ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanç ve pratikler; bayramlar, tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk bilgisi üzerinde durulmuştur. Çalışma yedi bölümden oluşmaktadır. Yazılı kaynaklar ve görüşme yöntemiyle tespit edilen sözlü kaynaklardan ulaşılan bilgiler belirli bir yöntemle sınıflandırıldıktan sonra üzerinde gerekli incelemeler ve düzeltmeler yapılmıştır. Tespit edilen âdet ve inanmaların Gebze'nin eski inanç sistemleriyle olan bağlantıları kurulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda görüşme sırasında elde ettiğimiz fotoğraflar ek olarak sunulmuştur. Bu araştırmanın sonucunda Gebze halk kültüründe, Anadolu kültürüne ait genel izlere ve kendi içlerinde oluşturdukları farklı folklorik unsurlara rastlanmıştır. Gebze'nin yerel halkının kendi öz kültürlerini oluşturan "Manav" topluluğuna ait folklorik unsurları, Anadolu'nun genel kültürüyle harmanlayıp yaşadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebze, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, Halk İnanışları
Nedim Divan'ında mahallileşme
Nedim Divanı'nda Mahallileşme " adıyla hazırlamış olduğumuz bu Yüksek Lisans Tezi aşağıdaki bölümlerden oluşmaktadır : 1- önsöz 2- Giriş 3- Nedim Divanı'nda Mahallileşme a) Nedim Divanı'nda İçerikteki Mahallileşme öğeleri b) Nedim Divanı'nda Dil ve Üsluptaki Mahallileşme öğeleri c) Nedim Divanı'nda Biçimdeki Mahallileşme öğeleri 4- Sonuç 5- Bibliyografya Giriş bölümünde genel olarak mahallileşme kavramı üzerinde durulmuş, bu amaçla çeşitli kaynaklarda yer alan mahallileşme tanımları verilerek mahallileşmenin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra da Nedim'e gelinceye kadar Divan şiirimizde mahallileşmenin gelişimi ele alınmıştır. Çalışmamızın asıl konusu olan Nedim Divanı'nda Mahallileşme bölümünde ise Nedim Divanı'nda içerikte, dil ve üslupta, biçimde görülen mahalli özellikler verilmiştir. iSonuç bölümünde de, Nedim Divanı'nın mahallileşme açısından özellikleri ve önemi ortaya konularak, toplumumuzu, gelenek ve göreneklerimizi, yaşam biçimimizi yansıtmadığı düşünülen Divan şiirimizin de kendi dünyası ve kuralları içinde az da olsa yukarda belirtilen özellikleri yansıttığı, sanıldığı kadar toplum yaşamımızdan uzak olmadığı gösterilmeye çalışılmıştır. Yukarda verdiğimiz plandaki sıralamayı yaparken Nedim Divanı'nda yer alan mahalli öğelerin ağırlığına göre düzenlemeye gittik. Bu nedenle de Divanda ağırlıklı olarak işlenen içerikle ilgili mahalli öğeler ön planda ele alınmış daha sonra da mahalli dil ve üslup özellikleriyle mahalli biçimsel öğelere yer verilmiştir. Mahalli öğelerin biraraya getirilebilmesi için Nedim Divanı taranarak mahalli öğeleri içeren beyitler seçilmiştir. Yaptığımız bu çalışmalar sonucunda Nedim'in Divanı 'ndaki şiirlerde mahallileşmeyle ilgili pek çok öğenin yer aldığını gördük. Bilindiği gibi Nedim 18. yüzyıl Divan edebiyatının en önemli sanatçılarından biri olduğu gibi aynı zamanda mahallileşmenin de edebiyatımızdaki en başarılı temsi İçlerindendir. Şair, yaşadığı yüzyılın diğer şairlerinden farklı, kendine özgü şiirler yazmasıyla dikkati çeker. Çünkü Nedim şiirlerinde diğer şairlerin kullanmadığı mahalli öğeleri kullanır. Mahallileşme, Divan şiirimizde dilde sadeleşmeyle başlayarak zaman içinde3 gelişen, dilden biçime ve içeriğe de yansıyan edebiyatımızın kendi toplumumuza* ve yaşamımıza yönelmesine kadar genişleyen, coğrafi yönü de bulunan bir millileşme hareketidir. Bu hareket hem dildeki sadelikle hem de edebiyatımızın biçimindeki ve içeriğindeki milli olma özelliğiyle yakından ilgilidir. 16. yüzyıldan itibaren kendi toplumumuza özgü bir kimlik kazanma yoluna giren Divan şiirimizde, 15. yüzyıl Divan şairlerinden Aydınlı Visali, Necati, Ca'fer Çelebi ve Yahya Bey' in şiirde atasözlerini, deyimleri ve halk söyleyişlerini kullanarak başlattıkları mahallileşme hareketi 16. yüzyılda Tatavlalı Mahremi ile Edirneli Nazmi'nin temsilcisi oldukları Türki-i Basit Cereyanı olarak bilinen akımla devam etmiştir. 17. yüzyıldan sonra mesnevilerde, kaside ve gazellerde kullanılan atasözleri ve deyimler başka mahalli öğelerin yanı sıra eserlere yenilik sadelik ve millilik özelliklerini kazandırmıştır. 17. yüzyıldaki dilde sadeleşmenin ve mahallileşmenin en önemli temsilcisi de Sabit olmuştur. 18. yüzyıla gelindiği zaman Divan şiirinin önde gelen sanatçısı Nedim'in kendisinden önce başlatılan mahallileşme hareketini oldukça başarılı bir biçimde geliştirdiğini görüyoruz. Nedim şiirlerinde özellikle içerikle ilgili mahalli öğelere geniş yer vermiş, şiirleride yaşadığı dönemin hayatını yansıtabilmiştir. Onun şiirlerinde gelenekleri, görenekleri, inançları, insanları giyimgiyim Ruşamı ve yaşam biçimiyle bütün olayları, ramazanları, bayramları, semtleri, güzellikleri ve canlılığıyla Lale Devri İstanbul'unun yankıları görülür. İstanbul hayal ürünü bir şehir olarak değil, içinde insanların yaşadığı, sokakları, camileri, sarayları ve köşkleri olan, büyük, güzel ve bakımlı bir şehir olarak karşımıza çıkar. Şaire göre İstanbul'un bir taşına bütün bir Acem mülkü bile feda edilir. Bu şehir herşeyiyle güzeldir. Nedim şiirlerinde sadece istanbul'u ve Lale Devri 'ni değişik özellikleriyle anlatmakla kalmaz. Atasözlerini, deyimleri, halk dilinde kullanılan kelimeleri ve İstanbul Türkçesini de kendisinden önceki şairlerden daha çok ve ustaca kullanır. Şen, coşkulu ve içten söyleyişi, şiirde yaptığı yenilikler dolayısıyla kendinden sonra gelen pek çok şairi de etkiler. Şair, şiirlerinde biçimsel özellikler bakımından da yeniliklere gider. Kasidelerinde klasik kasidede bulunması gereken bütün bölümleri kullanmaz. Kaside nazım şekliyle anlatılması gereken konuları şarkı nazım şekliyle anlatır. Şarkı nazım şeklinin konularını genişletir. Şarkılarında daha çok İstanbul'u ve İstanbul yaşamım anlatır. Halk kültürüne, halk zevkine duyduğu ilgi dolayısıyla hece vezni yi e bir de türkü yazan şair, biçimsel özellikler bakımından da şiirlerine mahalli bir renk katar. Kafiye ve rediflerin Türkçe kelimelerden olmasına özen gösterir. Kısaca söylemek gerekirse Nedim şiirleriyle edebiyatımıza yeni bir renk, yeni bir soluk getirmiş mahalliöğelerle zenginleştirdiği şiirleriyle bütün bir Lale Devri'ni ve bu devirde istanbul halkının yaşam biçimini bir tablo güzelliğiyle gözler önüne sermiştir. Kendisinden önce ve kendisinden sonra mahalli öğeleri kullanan, eserlerinde mahalli özellikler bulunan şairler olmasına rağmen Divan şiirinde mahallileşme denildiği zaman ilk akla gelen isim Nedim olmuştur. Bunun nedeni daha önce de söylediğimiz gibi şairin mahalli öğeleri kullanmadaki başarısıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki yaşadığı dönemin özelliklerini ve toplum yaşamını başarıyla yansıtması ve taşıdığı mahalli özellikler dolayısıyla Nedim'in Divanı mahallileşme ve mahallileşmenin değişik özelliklerinin ortaya çıkarılması bakımından oldukça önemlidir.
Bağdatlı Ruhi Divanı'nda rind ve zahid tipleri
~ı- TEZ OZETI Bağdatlı Ruhi Divanı' ndaki rind ve zahid tiplerini tipolo- jik bir çalışma kapsamı içerisinde İncelediğimiz bu tez beş ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; Divan1 ı üzerinde çalışma yaptığımız şair Bağdatlı Ruhî 'nin yaşamı ve sanatçı kişiliği ile ilgili ana hatlarıyla bilgi verdikten sonra, inceleme kısmında ele alınan konu ve uygulanan yöntem hakkında giriş bilgileri verdik. İnceleme kısmının birinci bölümünde; şair Bağdatlı Ruhî' nin beğendiği, şiirlerinde sürekli olarak ön plana çıkardığı rind insan tipini örneklerle değerlendirip, ba tipin temel ka rakteristik özelliklerini saptamaya çalıştık. Kısaca özetlemek gerekirse; Divan' da rind insan tipi,; seven, hoşgörülü, bağımsız yaşamaya meyilli, toplumdaki, aksaklıkları eleştiren, olgun bir insan tipi olarak ön plana çıkmaktadır. Çalışmamızın bu bölümün de, şair Bağdatlı Ruhi' nin de rind-meşreb bir kişiliğe sahip ol duğu açıkça görülür. Divan' da rind insan tipinin karşıt tipi olarak çizilen za~ hld insan tipini inceleme kısmının ikinci bölümünde değerlendir dik. Ana hatlarıyla zahid; yasaklamaya meyilli katı kişiliğiyle, ikiyüzlülüğüyle, maddeye önem veren sığ yanıyla vb. olumsuz bir kişilik sergiler. Bu olumsuz kişilik özellikleri nedeniyle de gerek Divan' da canlandırılan rind insan tipi, gerekse doğrudan doğruya rind-meşreb yönü ağır basan şair Bağdatlı Ruhî tarafın dan sık sık, alaylı bir dille eleştirilir. Rind ve zahid tiple rinin pek çok bakımdan uyuşmayan kişilik özellikleri ve bunların sonucunda ortaya çıkan çatışmaları bu bölümde dikkat çekmektedir, Divan 'da çizilen rind ve zahid tiplerinin içki, sevgi ve olgunluk kavramları bağlamında karşılaştırıl mal arını üçüncü bö lümde yaptık. Ana hatlarıyla belirtecek olursak; rind, rahatla yarak toplum baskısından ve ikiyüzlülükten uzak durmak, ayrıca olgun bir gönül sahibi olarak insan sevgisi aracılığıyla Tanrı sevgisine ulaşmak için içki içerken zahid, maddî bir değer ola rak gizli gizli içtiği içkiyi yasaklamaya çalışır, insanları cehennem korkusuyla içkiden vazgeçirmeye uğraşır. Rind, sevgiyiv «k -2- dünyadaki en değerli kavram olarak görürken zahid, sevgiden anlamayan, sevgiye düşman tir insan olarak görünür» Rind, gü zellerden anlayan, onlara değer veren bir insanken zahid, ka ba, içtenliksiz kişiliği nedeniyle, güzellerle olan ender iliş kilerinde çok sıkıntı çeker. Eind, maddeye değil, gönüle önem veren, seven, özgür kişiliğiyle öne çıkan olgun bir insandır; zahid ise,, yalnızca maddeye ve katı kurallara önem verir, onun amacı;, çeşitli nimetlerle donatılmış cennet 'e ulaşmaktır. Zahid, bu. yapay kişiliğiyle, olgunluktan nasibini al maim ş, gönül yönü gelişmemiş bir inpan tipi olarak öne çıkar. Sezin sonuç bölümünde? Divan* da çizilen rind ve zahid tip lerinin temel karakteristik özellikleri aracılığıyla özelde şa ir Bağdatlı fiûhi, genelde o dönemdeki toplum tarafından makbul sayılan ve sayılmayan (beğenilen ve beğenilmeyen) insanları, on ların fcignjffr özelliklerini saptamaya çalıştık. Genel olarak,. Divan* da çizilen rind insan tipi; seven kişiliği, katı kuralla ra kargı çıkan yönü ve olgun gönlüyle makbul bir insan olarak görülürken; onun karşısında yer alan zahid insan tipi; bağnaz lığı, katı kuralcı kişiliği, ikiyüzlülüğü, maddeye önem veren olgunluktan uzak yönüyle olumsuz bir insan olarak değerlendiri lir. Sonuçta* sözkonusu kişilik özellikleriyle ön plana çıkan rina insan tipi, örnek bir insan tipi olarak sunulur.
Kilis merkez ve köy ağızları
Türk hiciv edebiyatında Ziya Paşa
Elf leyletin ve leyle hikayelerinde cümle metin-inceleme
15. yüzyıl şairlerinden Mesihi'nin Gül-i Sad-Berg'i
Gelibolu Mustafa Ali'nin Hilyetü'r-ricali (metin-gramer-dizin)
Ali Süha Delilbaşı'nın edebi çalışmaları üzerine bir inceleme
Ali Süha Delilbaşı, Fecr-i Âti topluluğunun temsilcilerindendir. İkinci Gençlik adıyla bir romanı, Kaybolan Ses adıyla da bir tiyatro eseri bulunmaktadır. Bunların yanında yazarın Fransızcadan tercüme ettiği birçok eseri vardır. Telif ve çeviri eserlerinden ayrı olarak birçok dergi ve gazetede yazıları bulunan Ali Süha Delilbaşı, hemen her türde eser vermiş bir sanatçıdır. Bu tezde Ali Süha Delilbaşı'nın hayatının bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Yazarın, ailesiyle ilgili bilgiler araştırılmış, bilhassa eşi Mediha Güzin hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Mesleki ve siyasi hayatında sağladığı başarılar aydınlatılmış, doğum ve ölüm bilgilerindeki bulanıklık giderilmiştir. Edebî kişiliği ayrıntılı olarak ele alınarak, söyleşi, röportaj ve hatırat gibi birinci elden kaynaklarla yazarın edebî fikir ve düşünceleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Çalışmada, Delilbaşı'nın İkinci Gençlik ve Kaybolan Ses adlı eserleri tematik olarak incelenmiş, dergi ve gazete sayfaları arasında kalan edebî yazıları birçok dergi ve gazete taranarak tespit edilmiş ve daha sonra bunlar tasnif edilerek tahlil edilmiştir. Böylelikle yazarın Servet-i Fünun ve Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı arasında yazmış olduğu edebî yazılarının tümü incelenerek Yeni Türk Edebiyatı araştırmacılarının dikkatine sunulmuştur.
Doğu Türkçesi Vaaz Koleksiyonu (Gramer-metin-çeviri-dizin)
Yüksek lisans tezi olarak çalıştığımız bu eser, İsveç Lund Üniversitesi kütüphanesi Jarring Koleksiyonunda Prov. 4 numarasıyla yer almaktadır. Nerede ve ne zaman yazıldığı hakkında bir bilgimiz yoktur. Tahmini 1930'lu yıllarda yazıldığını düşünmekteyiz. Eseri istinsah eden kişi belirsizdir. Eserimiz Gramer - Metin - Çeviri - Dizin bölümlerinden oluşmaktadır. Tezin en son kısmında eserin tıpkıbasımına yer verilmiştir. Doğu Türkçesi Vaaz Koleksiyonu adını verdiğimiz bu çalışma beş metinden oluşmaktadır. İlk metin Evlilik Vaazı, ikinci metin Kefenlemenin Açıklaması, üçüncü metin Ölü Yıkamanın Kuralları, dördüncü metin Ölü Yıkamanın Başka Bir Yolu, beşinci metin Cenaze Namazının Farzı adlarını taşımaktadır. Çalışmamıza konu olan eser, siyah mürekkep ile yazılmıştır. Metin başlıkları ve metin içerisinde yer alan münâcâtın satır araları kırmızı mürekkep ile yazılmıştır. Tarafımızca çalışılan "Doğu Türkçesi Vaaz Koleksiyonu" 14 varaktan oluşmaktadır. Eser içerisinde satır sayıları 9 olmakla birlikte sadece ilk sayfa 8 satırdan oluşmaktadır. Üzerinde çalıştığımız bu metin geç dönem Çağatay Türkçesinin dil özelliklerini barındırmaktadır. Çağatay Türkçesinden Özbek, Uygur Türkçesine geçilen dönemi aydınlatmak açısından Türkoloji çalışmalarına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Doğu Türkçesi, Vaaz
Doğu Türkçesi Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem [42b-62b] (Giriş-gramer-metin-çeviri-notlar-dizin)
Arap harfleriyle yazılmış olan bu eserin, Yarkent'ten 1929 yılında alınmış bir nüsha olduğu ve bu nüshanın 1982'de Jarring Koleksiyonu'na bağışlanmış olduğu bilinmektedir. Eser, İsveç Lund Üniversitesi Kütüphanesi Jarring Koleksiyonu'nda yer almaktadır. Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu çalışma (Giriş-Gramer-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin) olmak üzere 6 bölümden oluşmaktadır. Eklerde Arapça veya Farsça iktibasların Türkçeye aktarılmış hali verilmiş, metnin "Tıpkıbasım"ı ise çalışmanın sonuna eklenmiştir. Eserin [42b-62b] kısmı incelenmiştir. Giriş bölümünde Seyyid Âfâk Hoca'nın hayatı, dönemi hakkında detaylı bilgiler verilip "Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem" adlı metnin Türk Edebiyatındaki yerine değinilmiştir. Fonolojik ve morfolojik açıdan incelendiğinde Çağatay Türkçesi, Yeni Uygur Türkçesinin dil özelliklerinin etkisi metin üzerinde tespit edilmiştir. Bazı kelimeler üzerinde gramatikal ve etimolojik tespitler yapılmıştır. Dizin bölümüyle beraber metnin zengin bir söz varlığına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Doğu Türkçesi üzerine yapılacak olan yeni çalışmalara katkı sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tezkire-i Seyyid Âfâk Hâcem, Doğu Türkistan, Çağatay Türkçesi, Yeni Uygur Türkçesi
Divanu Lûgatî't-Türk'te geçen yer adlarının Türk dünyası yer adlarıyla karşılaştırılması
Türkiye'de yer adları çalışmaları ilk olarak XX. yy. başlarında görülmüş olsa da bu çalışmalara olan ilgi özellikle cumhuriyetin ilanıyla birlikte giderek artmış ve yer adları (toponimlerin) kültür tarihi açısından ehemmiyeti fark edilmiştir. Alanında bir ilk olan ve kıymeti her geçen gün daha da artan Divanü Lûgati't-Türk, yer adlarının tespitini de ihmal etmemiştir. Kaşgarlı'nın Divanı, dönemin yer adları ve adlandırma geleneklerinin incelenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma, Divan'da geçen yer adlarının tespitini, bugüne kadar süregelen değişimlerini ve bugünkü Türk dünyası yer adlarıyla karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Çalışmamızda öncelikle Divanü Lûgâti't-Türk adlı eserde geçen yer adları tespit edilmiş ve yer adlarının Kaşgarlı tarafından nasıl kaydedildiği belirtilmiştir (örn. [BA: I/111; EA: 325]). Yer adlarının tespiti ve tasnifleme çalışmalarının ardından geçmişten bugüne kadar Divanü Lûgâti't-Türk ve Kaşgarlı Mahmud hakkında yazılmış çeşitli metinler, okunabilen kaynaklar, sunumlar, yayınlanmış kitaplar taranmış ve ilgili yer adları hakkındaki görüş ve incelemeler tespit edilerek; Divan'da yer alan yer adıyla mukayese edilmiştir. İlgili taramalar, Kaşgarlı'nın haritası ve çeşitli harita programları incelendikten sonra yer adlarının bugünkü konumu tespit edilmiş ve "Google Earth" uygulaması aracılığıyla harita üzerinde işaretlenmiştir. Çalışmamızın sonunda tespit edilen tüm yer adları, dünya haritası üzerinde daha geniş çerçevede gösterilmiştir.rulacaktır"
Adana`da aşıklık geleneği ve yaşayan Adanalı aşıklar (Derleme-İnceleme)
İçel efsaneleri üzerine bir araştırma
SUMMARY As we have seen that İçel area is rich in respect to oral works, we've decided to study about myths of İçel Our study consists of theoretic, investigation and written works. For the theory part we've utilized from İçel Adana, Ankarajibraries. We've mentioned the legem of İçel in the access part as we've evaluated the subject as preparing general information. We've seperatedthe Iffl legends into eight groups. Mien we were evaluating them we practised the historical, geographical coparative and sociological methods. We've mentioned the motifs of legends depending on the titles ofStith Thompson's study ealkd "Motif index of Folk LUeraiure "f hut as we couldn't see it directly we coulin' i find out the motif numbers. Afterwards, we've evaluated the legem in respect to being "holy", "true", "extraordinary" and to the motifs before Mmtiism and the motifs of Islamic term beliefs. IVe've found out ' me aadent AnotoBan dvUmdhtis' cuUurel marks, mentioned the motifs of legends and stories. We've mentioned the motif type tmmbers of legends about being flabbergasted from Soon Sakaoğlu' s written - work named " Anadom - Turk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Katalogu ". In the conehismn part evaluating the 101 legends we' ve found out the value of İçel legends in Turkish kgmdteMng tradition, the cultural marks of İçel people, the effects of; 1. Ancient Turkish euMure 2. Mamism culture 3. The marks of ancient Anatolian emulations. For the MbHsgraphy pari we've onfy mentioned (he written - sources we had seen and used We've prepared the index according to individual and place names. We've also mentioned the author names thai are in the footnotes to the mdmduat names index.