
49
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Kadınlarda benimsenen cinsiyet rollerine göre kişilik özelliklerinin incelenmesi
Araştırmada kadınların kişilik özelliklerinin benimsedikleri cinsiyet rollerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kadınların cinsiyet rollerinin kişilik özelliklerini ne kadar yordadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da yaşayan, yaşları 20 ila 36 arasında değişen 239 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların kişilik özellikleri ile benimsedikleri cinsiyet rollerini belirlemek için ölçüm araçları olarak, "Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri (BCRE)" ve "Beş Faktör Kişilik Envanteri (5FKE)" kullanılmıştır. Bu envanterler gönüllülük esas alınarak, kişilere ard arda uygulanmıştır. Araştırma sonucunda benimsenen cinsiyet rollerine göre kişilik özellikleri arasında farklılıklar belirlenmiştir. Genel olarak kadınsı cinsiyet rollerini benimseyen kadınlar hoşgörü, sakinlik, yumuşak başlılık/geçimlilik, uzlaşma, duygusal tutarsızlık, kendine güvensizlik puanları daha yüksek; erkeksi kadınların dışadönüklük, girişkenlik ve heyecan arama puanları daha yüksek, yumuşak başlılık, uzlaşma,sakinlik, hoşgörü puanları daha düşüktür. Androjen cinsiyet rolünde olan kadınların ise öz-denetim/sorumluluk, yumuşak başlılık, düzenlilik, analitik düşünme, duyarlılık altboyutlarından aldıkları puan diğer cinsiyet rollerini benimseyen kadınlardan daha yüksek, kendine güvensizlik puanı ise daha düşüktür. Çalışma, kişilik özelliklerinin kadın ve erkek ayırımı dışında, benimsenen cinsiyet rollerine göre de etkilendiğini gösteren önemli bir argümandır. Bulgular, cinsiyet rollerine göre sahip olunan kişilik özellikleri açısından tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet Rolleri, Kişilik Özellikleri, Kişilik, Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet
Engelli çocuğu olan ebeveynlerde bilişsel değerlendirmenin, gelişme-büyümenin yaşam doyumu ile ilişkisi
Bu araştırmada engelli çocuğu olan ebeveynlerin, stresi bilişsel değerlendirmelerinin, gelişme-büyüme düzeylerinin yaşam doyumlarıyla ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Anadolu Yakası'nda bulunan çeşitli özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine çocuğu devam eden, 247 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 262 ebeveynden oluşmuştur. Veri toplama aşamasında, sosyo-demografik özellikleri belirlemek için hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Gelişme ve Büyüme Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Stresi Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılımın tamamen gönüllülük esasına dayandığı tüm katılımcılara açıklanmış, bilgilendirilmiş onam formları alınmıştır. Toplanan verilerin dağılımına uygun olarak SPSS 20.0 programındaki Bağımsız Gruplar t-Testi Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson İlişki Testi, Hiyerarşik Regresyon Analizi, AMOS 21.00 software programı ile Yapısal Eşitlik Modellemesi test edilmiş, sonuçlar p ≤ .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Yaşam doyumu ile gelişme-büyüme, Stres Değerlendirme Ölçeği'nin alt faktörü olan diğerleri tarafından kontrol edilebilirlik, engelli çocuğun hastalığının durumu arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki gözlenmiştir. Diğer taraftan, yaşam doyumu ile Stres Değerlendirme Ölçeği'nin bir başka alt boyutu olan tehdit, kontrol edilmezlik arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır.
Hemşirelerdeki dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyinin moxo test ile ölçülmesi: İstanbul'da bir özel hastane örneği
Sağlık alanındaki en önemli etken insandır. İster hastanede çalışan; doktor, hemşire, teknisyen için, ister hasta için geçerli olsun sağlık alanında en mühim girdi insan sağlığıdır. Bu tezin amacı; özel bir hastanede çalışan hemşirelerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyini ölçmek ve çalışma yılları ile kıyaslamaktır. Bu amaçla İstanbul'daki özel bir hastanedeki 35 hemşirenin dikkat eksikliği ve hiperaktivite düzeyi MOXO test kullanılarak ölçülmüştür ve çalışma yılları ile kıyaslanmıştır. Hemşireler çalışma tecrübeleri açısından iki gruba ayrılarak; 5 yıl ve 5 yılın altındaki çalışma tecrübesine sahip hemşirelerin dikkat, zamanlama, dürtüsellik ve hiperaktivite alanlarında iyi performans göstermeleri, 5 yılın üzerinde çalışmış olan hemşirelerin ise aynı alanlarda kötü performans sergilemeleri beklenmiştir. Çalışma sonunda 5 yıl/5 yıldan az çalışma tecrübesine sahip hemşire grubunda yer alanların dikkat alanında güçlü oldukları, 5 yıldan fazla çalışma tecrübesine sahip hemşire grubunun ise zamanlama, dürtüsellik ve hiperaktivite alanlarında güçlü oldukları tespit edilmiştir.
Sağlık çalışanlarının iş doyumunun ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi: İstanbul ili örneği
Sağlık kurumu çalışanlarının sundukları hizmet türüne bağlı iş doyumu ve yaşam kalitesi düzeylerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi önemlidir. Araştırmada sağlık çalışanlarının yaşam kalitesi ile iş doyum düzeylerinin aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hangi demografik özelliklerin iş doyumu ve yaşam kalitesi düzeyleri açısından fark yaratıp yaratmayacağı da belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili genelinde bulunan 50 ve üzeri yatak kapasitesine sahip 36 kamu hastanesi ele alınmıştır. 476 sağlık çalışanına Minnesota Doyum Ölçeği (MSQ), Türkçe Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ve demografik bilgilerin elde edilmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Çalışmadaki sağlık çalışanları doktor, hemşire ve sağlık teknisyenlerinden oluşmaktadır. Çalışanlarda iş doyumu ve yaşam kalitesi düzeylerinde en yüksek puanlar doktorlara aittir. Genel doyum düzeyleri incelendiğinde çalışanların çoğunluğunun orta düzey iş doyumuna sahip olduğu bulunmuştur. Çalışanların yaşam kalitesi düzeylerinden orta derecede memnun oldukları bulunmuştur. Yaş ve meslekte toplam çalışma yılı arttıkça iş doyumu ile yaşam kalitesi düzeylerinin arttığı görülmüştür. Ayrıca iş doyumu ile yaşam kalitesi arasında da anlamlı, pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sağlık çalışanı, iş doyumu, yaşam kalitesi
Obezitesi olan ve olmayan 14-17 yaş aralığındaki ergenlerin ruhsal süreçlerinin beden algıları, aile özellikleri ve beslenme alışkanlıkları yönünden incelenmesi
Bu araştırmada obezitesi olan ve olmayan 14-17 yaş aralığında bulunan ergenler, ruhsal süreçleri, beden algıları, aile özellikleri ve beslenme alışkanları yönünden araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemi İstanbul Avrupa Yakası'nda bulunan iki devlet lisesinden kolayda örneklem yoluyla belirlenmiş, eğitimine devam eden 14-17 yaş arası, 140 kız, 83 erkek olmak üzere toplam 223 öğrenciden oluşmuştur.Veri toplama aşamasında, katılımcıları ve anne-babalarını tanımak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? ve ?Çocuklarda Depresyon Ölçeği (ÇDÖ)?, ?Çocuklarda Sürekli Durumluk Kaygı Ölçekleri'', ?Vücut Algısı Ölçeği?, ?Beslenme Alışkanlıkları Ölçeği? kullanılmıştır. Bu ölçekler gönüllülük esas alınarak, öğrencilere bir ders saati içerisinde arka arkaya uygulanmıştır.Toplanan verilerin dağılımına uygun olarak SPSS 20.0 programındaki ?Tek Yönlü Varyans Analizi? (ANOVA), Pearson İlişki Testi, Kruskall Wallis Testi ve Mann Whitney U İlişki Testi uygulanmış, sonuçlar p<.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Araştırma bulgularına göre, cinsiyete göre beden algısı, beslenme alışkanlıkları ve anksiyete mood (sürekli) düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmektedir. Beden kitle indeksine göre beslenme alışkanlıkları düzeyleri arasından istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur.Beden kitle indeksi ile beden algısı düzeyleri arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuş, ancak depresyon, anksiyete, beslenme alışkanlıkları düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.Anahtar SözcüklerErgenlik, obezite, beden kitle indeksi, ruhsal süreçler, beden algısı, beslenme alışkanlıkları
Tekstil sektöründe çalışanların belgelendirilmesi için kullanılacak soru formunun bilimsel çalışması
Mesleki sınıflama ve belgelendirme Türkiye için uzun zamandır ihtiyaç duyulan, ancak yeni bir kavramdır. Türkiye İş Kurumu'nun ardından, son dönemlerde Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun önderliğinde bu konuda birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmalardan biri, Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun yetkilendirdiği kurum ve kuruluşların Ulusal Yeterlilikleri hazırlamasıdır. Ulusal Yeterliliklerin onaylanmasından sonra aynı kurum ve kuruluşlar, yeterliliklerde tarif edilen ölçme değerlendirme sistemini kurmaktadırlar. Araştırmanın amacı, Türkiye?de çalışma yaşamının kalitesini ve verimliliğini belirleyen, toplumsal refahın önemli dinamiklerinden biri olan mesleki yeterliliklerin, ölçme değerlendirme araçlarından biri olan bilgi sınavlarında kullanılan soru formlarının kullanılabilirliği konusunda değerlendirme çalışması yapmaktır. Tekstil sektörünün İplik meslek dalı için üretilen, mesleki bilgileri ölçen soru formları ile toplanan verilere öncelikle madde analizi uygulanmıştır. Sonrasında eğitim ve deneyim ile soru formları puanları arasındaki ilişki, bağımsız örneklem t testi ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, soru formlarında yer alan bazı maddelerin çıkarılması gerektiğini, soru formları puanları ile deneyim arasında anlamlı bir ilişki olmadığını, buna karşın eğitim ile soru formları puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler Mesleki Yeterlilik Kurumu, MYK, ulusal meslek standardı, ulusal yeterlilik, mesleki sınıflama, Tekstil, iplik meslek dalı, iş analizi, eleman seçimi
Özel hastanelerde özel sağlık sigortası işleyişi ve sorunları
Gelişmekte olan ülkelerde, sağlık ülkenin ekonomik ve sosyal düzeylerini belirlemede önemli bir parametredir. Türkiye için de sağlık ekonomik büyümenin ana dinamiklerinden biridir. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin finansmanı kamu veya özel kaynaklardan sağlanmaktadır. Sağlık harcamalarındaki hızlı artışın önüne geçmek ve tedavi hizmetlerini özel sektörle beraber sürdürmek için 1980?lerin başından beri çalışmalar sürdürülmektedir. Bunun sonucu olarak ülkemizde özel hastanecilik hızla gelişmektedir. Ayrıca kamu hastanelerinin özerkleştirilerek kendi kendine yeter sağlık işletmeleri haline getirilmesi sağlıkta dönüşüm programının son adımlarından biridir.. Bu durum sağlık sektöründe, özellikle de hastanecilik alanında rekabet olgusunu karşımıza çıkarmaktadır. Bu politikalar çerçevesinde toplumun bir kesimi kaliteli sağlık hizmeti alma, hastalık riskine karşı önceden önlem alma, özel hastanelerin yüksek tedavi maliyetlerini karşılayabilme, bağlı olunan sosyal güvenlik kurumuna güvenmeme, randevu alırken kolaylık sağlanması, kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmetine güvenmeme gibi nedenlerle özel sağlık sigortası yaptırıp bu sigortalarla anlaşmalı sağlık hizmet sunucularından hizmet almayı tercih etmektedirler. Sağlık hizmet sunucularında özel sigortalı hastalara hizmet verme sürecinde yaşanan sorunlar hasta, sigorta şirketi, hizmet sunucusu açısından önem taşımaktadır. Hasta, hizmet sunucu sağlık kuruluşu ve özel sigorta arasındaki güven ilişkisi yönünden bu sorunları tespit etmek gerekmektedir. Uygulamada elde edilen sonuçlar genel olarak ele alındığında; hem hastalar hem de sorumlu sağlık personeli açısından yaşanan en önemli sorun provizyon ve bekleme süreleri ile ilgili detaylı bilgi verilmemesi olarak elde edilmişti. Sorumlu sağlık personelinin çok büyük bir bölümü özel sağlık sigortaları ile ilgili sorunların kontrol süreleri ile ilgili provizyon sürecinin uzaması ve telefonla dönülmesi gerektiğinde sigortaya ulaşılamaması gibi konuların büyük sorunlar yarattığını ifade etmektedir. Bu çalışma ile hastanelerde özel sağlık sigortaları ile ilgili yaşanan sorunları incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın bulgularının özel sağlık sigortalarının hizmet sürecinde iyileştirme çalışmalarına ışık tutarak özel sağlık sigortacılığına katkı sağlaması beklenmektedir.
Liseli ergenlerde bağlanma stilleri ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkide öz-yansıtma ve içgörünün rolü
Bu araştırmanın amacı; liseli ergenlerin bağlanma stilleri ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin arasındaki ilişkide öz- yansıtma ve içgörünün rolünün incelenmesidir. Araştırma 2011-2012, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul il sınırları içerisinde yer alan dört lisenin 10. ve 11. Sınıfında bulunan öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada iki farklı çalışma grubu bulunmaktadır. Birincisi, Öz-Yansıtma ve İçgörü ölçeğinin ergenlerde Türkçeye uyarlanması için 290 lise öğrencisinden oluşan çalışma grubudur. İkinci çalışma grubu ise bağlanma düzeyi ve sağlamlık arasındaki ilişkide öz-yansıtma ve içgörünün rolünü incelemek üzere 568 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, ?Kişisel Bilgi Formu?, ?Ebeveyne Bağlanma Envanteri-Anne Formu?, ?Kendini Toparlama Gücü Ölçeği? ve ?Öz-Yansıtma ve İçgörü Ölçeği? uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS.17.0 paket programı kullanılmıştır. Faktör analizini gerçekleştirmek için Temel Bileşenler Yöntemi ve Varimax döndürme yöntemi kullanılmıştır. Ölçeğin kararlılığının belirlenmesi için ön ve son testler arasındaki Pearson Momentler korelasyon katsayılarına ve testler arasındaki farklılaşmanın belirlenmesi için t testine başvurulmuştur. Araştırma soruları kapsamında ara değişken olup olmadığını belirlemek üzere basit ve çoklu regresyon yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada uyarlanan ölçeğin 19 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu bulunmuştur. Bağlanma ile sağlamlık arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ve bağlanmanın sağlamlık üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu bulunmuştur. Öz-yansıtma ve içgörünün bağlanma ve sağlamlık arasında ara değişken rolü oynamadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, bağlanma, sağlamlık, öz-yansıtma, içgörü.
Evlilik doyumu ile problem çözme becerileri, stresle başa çıkma ve evlilik süresi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada; evlilik doyumu ile problem çözme becerileri, stresle başa çıkma ve evlilik süresi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmaya Türkiye' nin çeşitli illerinde yaşayan 183?si kadın 140?i erkek 323 birey katılmıştır. Araştırmada demografik özelliklerin belirlenebilmesi için araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu?, evlilik doyumunu ölçmek amacıyla `?Evlilik Doyum Skalası??, bireyin problem çözme becerileri konusunda kendisini nasıl algıladığını belirlemeyi amaçlayan `?Problem Çözme Envanteri (PÇE)?? ve bireylerin genel veya belirgin stres durumları ile başa çıkma durumlarını belirleyen `?Stresle Başa Çıkma Tutumları Envanteri (SBTE)?? kullanılmıştır. Araştırmada bağımsız değişken evlilik süresi, bağımlı değişken evlilik doyumu, ara değişkenler problem çözme becerisi ile stresle başa çıkmadır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Pearson Moment Çarpım Korelasyon, t-testi, ANOVA, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis-H ve Scheffe uygulanmıştır. Yapılan istatiksel analizlerin sonucunda; yaş, çocuk sahibi olma, gelir düzeyi ve evlilikte yaşanan travmatik olaylar ,problem çözme becerileri, stresle başa çıkma ve evlilik süresi ile evlilik doyumu anlamlı bir ilişki bulunmuş, bu ilişkiler detaylı tablolar ve açıklamalarla ifade edilmiştir. Anahtar Sözcükler Evlilik Doyumu, Problem Çözme, Stresle Başa Çıkma.
Yönetici karmaşık dikkat işlevlerini değerlendiren testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubu Türk çocuklarında güvenilirlik ve geçerlilik çalışmaları
Bu araştırmada, yönetici tipte karmaşık dikkat işlevlerine yönelik olarak geliştirilmiş olan Stroop Testi (Stroop Color Word Test), Children?s Color Trails Test (Renkli İz Sürme Testi), Verbal Fluency Test (Sözel Akıcılık Testi) ve Symbol Digit Modalities Test (Sembol Sayı Modalitesi Testi) adlı testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubundaki Türk çocukları örnekleminde güvenilirlik ve geçerlilik çalışması yapılmıştır. Araştırmaya İstanbul?da bulunan özel bir ilkokulda 3., 4. ve 5. sınıf düzeylerinde okuyan, yaşları 8 ile 11 arasında değişen 160 öğrenci katılmıştır. Ayrıca güvenilirlik çalışmasında Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde, klinik tanı almış, denk yaş düzeylerinde olan 20 katılımcı (14 kız ve 6 erkek) ile birlikte toplam 180 katılımcının verileri incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilere araştırmacı tarafından seçici ve odaklanmış dikkati ölçmek üzere Stroop Testi, görsel algı ve iz sürmeyi ölçmek üzere Children?s Color Trails Test, sözel akıcılığı ölçmek üzere Verbal Fluency Test, görsel tarama, görsel iz sürme ve sürekli görsel dikkati ölçmek için Symbol Digit Modalities Test uygulanmıştır. Test tekrar test (retest) uygulamak için yine örneklem grubundan rastgele (random) olarak seçilmiş olan 15 katılımcıya bu testlerin yanı sıra ayrıca, İz Sürme Testi, WİSC R Şifre Testi ve Stroop T-Bag Testi uygulanmıştır. Araştırma veri analizleri betimsel istatistik analizler, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgular Stroop Testi, Children?s Color Trails Test, Verbal Fluency Test ve Symbol Digit Modalities Test adlı testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubundaki klinik ve sağlıklı Türk çocukları örnekleminde yararlanılabilecek güvenilir ve geçerli nöropsikolojik değerlendirme araçları olduğunu desteklemektedir.