Dicle University
Anabilim Dalı

Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı

Dicle University

1.181

Arşivlenen Tez

2

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi din eğitimi açısından 4-6 yaş Kur'an Kursları Öğretici Kitabı (1-2) değerlendirmesi

Türkiye'de yenileşme hareketleriyle birlikte siyaset, ekonomi vb. pek çok alanda ortaya çıkan değişim, genelde eğitim özelde ise din eğitimine yansımıştır. Millî Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitimi yanında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2013-2014 yılında 4-6 Yaş Kur'an Kursları Öğretim Programı hazırlanmış ve pilot olarak 10 ilde uygulamaya konulmuştur. Bu programlarda öğreticilere destek olmak ve bir sistem oluşturmak amacıyla öğretici ve etkinlik kitapları da hazırlanmış ve bu kitaplar 2018 yılında yenilenmiştir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada; 2018 yılında hazırlanan 4-6 Yaş Kur'an Kursları Öğretici Kitabı-1 ve Kur'an Kursları Öğretici Kitabı-2 kitaplarını konu, kazanım ve etkinlik bakımından değerlendirerek bir takım eleştiri ve önerilerde bulunduk. Çalışmamızın bir sonucu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu kitapların okul öncesi dönem din eğitimi ilkelerine genel anlamda uygun olduğu ancak 4-6 yaş grubu çocuklara aynı program, kitap ve müfredatın uygulanması nedeniyle çeşitli sorunların yaşandığı anlaşılmıştır.

Ders kitaplarıDin eğitimiDini gelişim+4
Ayşe Sancak
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitab-ı Mukaddes'te engelliler

İnsan dünyada sevdikleriyle birlikte mutlu bir hayat sürmek ister. Ancak insan, yaşamı boyunca kendisini sevindiren birçok olayın yanında, onu üzen, acı veren çeşitli olaylarla da karşılaşmaktadır. İnsanı mutsuz eden bu durumların en başında gelenlerinden biri kendisinin ya da ailesinden birinin engelli hale gelmesidir. Engellilik olgusu, geçmişten günümüze insanlığın en eski ve en önemli sorunlarından biridir. Tarih boyunca insanlar engelliliği anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmıştır. Bu anlam arayışında dinlerin ve kutsal metinlerin önemli etkileri ve faydaları bulunmaktadır. Çünkü insanların tutum ve davranışlarında, düşünce yapılarının oluşumunda din büyük rol oynamaktadır. Bu nedenle, içerisinde hem nüfus hem de dünyadaki etkisi bakımından önemli yere sahip iki büyük din olan Yahudilik ve Hıristiyanlığın kutsal metinlerini barındıran Kitabı Mukaddes'in bu konuda söyledikleri büyük önem taşımaktadır. Kitabı Mukaddes'in bu konudaki söylemleri, sadece kendi mensuplarının engellilik olgusuna bakış açısını belirlemekle kalmayacak, iletişimin ve etkileşimin çok hızlandığı günümüzde diğer din mensuplarına da etkileri olacaktır. Dört bölümden oluşan bu çalışmamızın birinci bölümünde Kitabı Mukaddes hakkında bilgi verdikten sonra engellilik ve engellilik türlerine değindik. İkinci bölümde Kitabı Mukaddes'i esas alarak engellilik olgusunun teolojik alt yapısını ele aldıktan sonra, üçüncü bölümde Eski Ahid'de, dördüncü bölümde ise Yeni Ahid'de geçen engellilerle ilgili bölümleri detaylı bir şekilde inceledik.

Engelli kişilerEski AhitKitab-ı Mukaddes+1
Yasin Güler
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya bağımlılığı ve din: BAİBÜ İlahiyat Fakültesi örneği

İnsanların karşılıklı etkileşimde olduğu, içerik ürettiği ve üretilen içeriklere rahatlıkla erişebildiği bir alan haline gelen sosyal medya herkesin hayatında yer almaktadır. Sanal dünyanın etki alanına giren dini yaşantı medyayla şekil almaktadır. Sosyal medya hayatımızdaki yadsınamaz yerinden dolayı araştırmalara çokça konu olmuşsa da din ve dini yaşantı ile alakası üzerine çalışmalar henüz sınırlı kalmaktadır. Bu çalışmada İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı ve dini yaşam pratikleri arasındaki ilişki ele alınmıştır. Bu araştırmada Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin "sosyal medya bağımlılığı" ve "din" algıları arasındaki ilişki ve bunun derinlerinde yer alan temel nedenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bilgi iletişim teknolojisi çağı doğrultusunda hızla gelişen teknoloji toplumların bilgiye daha kısa sürede ve daha etkili bir biçimde ulaşabilmelerini sağlamıştır. Bu çerçevede eğitim kurum ve kuruluşları da her geçen gün iletişim olanaklarını daha da fazla kullanma ve kullandırma zorunluluğu içerisinde olmuşlardır. Bu araştırma bulguları sonucuna göre ilahiyat fakültesi öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının dini yaşam pratikleri üzerinde etkisi olduğu belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Medya, Sosyal Medya Bağımlılığı, İnternet, Bağımlılık, Din

BağımlılıkDinSosyal medya+5
Fatma Nur Şeyda Aksakal
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gadamer'de yöntem eleştirisi

Bu çalışmada; Descartes ve Dilthey üzerinden yönteme dair genel bir çerçeve çizilmiş ve Gadamer üzerinden bu iki isme yapılabilecek muhtemel eleştiriler irdelenmiştir. Çalışmamızın birinci ve ikinci bölümleri Descartes ve Dilthey'e ayrılmış, apriori yasallık üzerinden aşkın bir özne ve buna bağlı olarak aşkın bir yöntem tesis eden Descartes'e karşı, Dilthey'in tarih zemininden bir birey tasavvur etmesinin ve Descartes'in aşkın yöntemini eleştirerek yeni bir Hermenötik yöntem fikri ortaya atmasının altındaki temeller tartışılmıştır. Gadamer'i konu edindiğimiz üçüncü bölüme gelindiğinde ise, hem Descartes eleştirilmiş hem de Dilthey'in tarihsel bireyi ile Hermenötik yöntemi arasındaki çelişkileri gözler önüne serilmiştir. Bu bağlamda Gadamer hakikatin ne Descartes gibi aşkın bir yöntemle ne de Dilthey gibi epistemolojiden beslenen Hermenötik bir yöntemle ortaya çıkacağını düşünür. Gadamer bunun yerine, hakikatin ontolojik bir mesele olduğunu ve bu varoluşsal gerçekliğin yöntem problemini aştığını ileri sürer.

Din felsefesiFelsefeFelsefe tarihi+1
Oguzhan Gök
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Salgın döneminde uygulanan uzaktan eğitimin öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi Baibü İlahiyat Fakültesi örneği

2019 yılının sonunda Çin'de ortaya çıkan ve 2020 yılının başlarında tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgını, ekonomik, siyasal, sosyal alanların tümünde etkisini göstermiştir. Bu durumdan en fazla etkilenen alanların başında eğitim gelmektedir. Salgın beraberinde tüm dünyada bazı kısıtlamaları gerektirmiş ve Türkiye'de salgının önlenmesi için bazı kararlar almıştır. Alınan kararlarla birlikte tüm kademelerde yüz yüze eğitime ara verilmiş ve öğrenciler uzaktan eğitim sürecine girmiştir. Yüksek din eğitimi veren ilahiyat fakülteleri de bu süreçten etkilenmiştir. Sürecin ani ve hazırlıksız olması, beraberinde birçok sorun getirmiştir. Araştırmanın amacı bu süreçte Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okuyan ve salgın nedeniyle zorunlu olarak uzaktan eğitim almış ve halen almakta olan öğrencilerin yapılan uzaktan eğitime karşı tutumlarını ölçüp, uzaktan eğitime dair olumlu ve olumsuzlukları ortaya koymak, ilerleyen yıllarda yapılacak olan uygulamalar için önerilerde bulunmak ve bu yolla uzaktan din eğitiminin verimliliğini artırmaktır. Araştırma betimsel tarama modelinde, geçerlilik ve güvenilirliği sağlanmış 5'li Likert ölçeği düzenine sahip olan bir anket ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin yapılmış olan uzaktan eğitime ilişkin tutumlarının genel olarak ortalama düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, beş alt faktörde yorumlanmış olup, önerilerde bulunulmuştur.

COVID 19Din eğitimiPandemiler+5
Fatih Beyaz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern bir Japon dini akımı: Tenrikyo

Tenrikyo, Japonya'nın öne çıkan yeni dini hareketlerinden biridir. Japonya'nın modernleşme faaliyetlerinin başladığı 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Nakayama Miki, kırk yaşlarındayken Tenri O-no Mikoto (Ebeveyn Tanrı) isimli bir tanrıdan vahiy aldığı iddiasıyla bu dini kurmuştur. Tokugawa Döneminin (1603-1868) sıkıntılı şartlarında bireysel acılardan kurtuluşu vadetmektedir. Bu vaat, çağdaşı diğer yeni dinlerde de göze çarpmaktadır. Kurucu Nakayama Miki, aynı zamanda bir şifacıdır. Şifa meselesi, Tenrikyo inancında merkezi bir konuma sahiptir. Miki'nin ilk vahiy tecrübesi de hasta oğluna şifa verme uygulaması sırasında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan Tenrikyo, ortaya çıktığı dönemin inançlarından izler taşımaktadır. Ağırlıklı olarak Şintoizm ve Budizm'in etkileri görülmekle beraber Hristiyanlıktan da etkilendiği anlaşılmaktadır. Kagura Tsutome isimli yaratılış dansı en önemli ayindir. Bu raks, insan ırkının yaratılışını anlatan mitolojik bir hikâyenin canlandırılmasıdır. Sadece Tenri Şehri'nde bulunan kutsal sütun etrafında icra edilmektedir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Japonya'da, din olgusu, modernleşme ve yeni dini hareketler incelenmiştir. İkinci bölümde Tenrikyo'nun doğuşu ve kurucunun hayatı; üçüncü bölümde inanç esasları ile ibadetleri; dördüncü bölümde kutsal metinleri ele alınmıştır. Son bölümde, Tenrikyo hareketinin günümüzdeki durumu aktarılarak çalışma bitirilmiştir.

Din felsefesiDini akımlarDini hareketler+4
Enes Bostan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Caynizm

Çalışmanın konusu "Caynizm"dir. Çalışmanın temel amacı Cayna dininin geleneksel yapısı içerisinde barındırdığı temel inançlarını, ibadetlerini tarihsel bir süreç çerçevesinde ele almaktır. Bu amaçla çalışmada, Mahavira'dan önceki tarihsel arka plan dikkate alınarak Caynizm'in tarihsel süreçte geçirdiği evreler, inanç doktrinleri ve temel ibadetleri işlenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı Cayna dininin hangi şartlarda doğduğunu ve temel inançlarını etkileyen unsurların neler olduğunu aktarmaktır. Bu anlamda Mahavira'dan önce yaşamış ve Mahavira ile ortak özelliklere sahip olan Tirthankara adlı yol göstericilerin hayatları Caynistlerin inançlarının derin bir mirasa dayandığını göstermesi bakımından önemlidir. Mahavira'nın ölümünden sonra Caynistlerin dinlerine sahip çıkmalarının ardındaki sebep olarak bu mirastan bahsedilebilir. Caynist cemaat, ayrılıklar yaşayıp iki mezhebe bölünse de din varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. İki mezhebin resmi ayrılığından sonra kutsal kitap külliyatı mezheplerin kabullerine göre bölünmüştür. Caynizm tarihsel süreçte geçirdiği her bir evre ile öğretisini ve pratiklerini şekillendirmiştir. Caynizm'in, Svetambara ve Digambara mezhepleri tarafından paylaşılması doktrinde büyük bir farklılığa neden olmazken uygulamalar noktasında ayrılığa düşmelerine yol açmıştır. Caynizm temel inanç doktrinlerini oluştururken Hindu mantık sisteminden de faydalanmıştır. Cayna dini özellikle jiva atomlarını varlığın özünden kabul ederek temel inanç doktrinini oluşturmuştur. İkinci Bölümde Caynizm'in öğretilerine yer verirken başta jiva atomunu akabinde ahimsa prensipleri etrafında gelişen öğretiler aktarılmaya çalışılmıştır. Üçüncü Bölümün konusunu pratikler oluşturur. Caynizm'in inançlarını somutlaştırdığı alan pratiklerdir. Bu bölüm Caynizm'in teşkilat yapısı ve ibadetlerin uygulama zamanları gözetilerek ele alınmıştır. İbadetin içeriğini oluşturan puja, imge tapınımı ve yoga gibi pratikler Cayna anlayışı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Caynistlerin doğumlarından ölümlerine kadar yaşadıkları süreci, kültürel ve sosyal ortam dikkate alınarak açıklanmıştır. Bu nedenle Üçüncü Bölümün son konusunu dine giriş ayinleri oluşturmuştur.

CaynizmDin felsefesiHindistan+4
Merve Tanrıkulu
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşârât geleneği bağlamında tanım; Fahreddin er-Râzî ve Sirâceddin el-Urmevî örneği

Mantığın en önemli konularından biri olan tanım, bilginin aktarımı hususunda kilit bir role sahiptir. Bunun en önemli sebebi, hiç kuşkusuz belirli bir konu üzerinde uzlaşmayı sağlıyor olmasından dolayıdır. Bu uzlaşma sayesinde tanımı, zihindeki mananın ifadesi olan lafızlar oluşturur. Ayrıca tanım, bilginin aktarımı noktasında epistemolojiyle, nesnelerin ortak bir lafızla isimlendirilmesiyle ontolojiyle, bunların mantık kurallarıyla işlenip gerçekleştirilmesi de metodolojiyle ilişkili olduğunu gösterir. Zihindeki mahiyetin dil ile ifadesi olan tanım, düşüncenin kavramsal izahı ve bilginin aktarımı noktasında önemli bir yere sahiptir. Tanım, düşünce sisteminin inşa edilmesinde, teorilerin gelişimi ve aktarımı noktasında bir mihenk taşı olarak kabul edilebilir. Çalışmamızın kapsamını teşkil eden şahıslar da konunun önemine binaen tanımı detaylı bir şekilde incelemişlerdir. Ancak tanımı ele alan düşünürlerin entelektüel birikimleri ve farklı düşünce sistemlerine sahip olmalarının, konu hakkındaki görüşlerini de etkilediği görülmektedir. Meşşai geleneğinin en büyük temsilcisi konumunda olan İbn Sînâ, Eş'ariyye kelamının temsilcilerinden olan Fahreddin er-Râzî ve Sirâceddin el-Urmevî'de de görülmektedir. Çalışmamızdaki temel amaç, farklı düşünce sistemlerinden hareketle işârât geleneği bağlamında tanımın ne olduğu ve nasıl ele alındığıdır. Bu farklılığı ortaya koyarken de çalışmamıza konu olan şahısların benimsedikleri düşünce sistemlerinin tanım konusuna olan bakış açılarını nasıl etkilediğini göstermeye çalıştık. Tanım konusuyla beraber şarihlerin bir esere nasıl açıklama ve eleştiri getirdiklerini, getirilen eleştirilerin kendi düşünce sistemi içerisinde hangi problemleri doğurduğuna da kısaca değindik.

MantıkRaziSiraceddin el-Urmevi+3
Ferhat Menekşe
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kutbüddîn-i Şîrâzî'nin nefs anlayışı

Bu çalışmanın konusu "Kutbüddîn-i Şîrâzî'nin Nefs Anlayışı"dır. Kutbüddîn-i Şîrâzî, VII/XIII. Yüzyılda yaşamış İşrâkî gelenekten sayılan bir filozoftur. Çalışmada Kutbüddîn-i Şîrâzî'nin nefs, nefsin varlık delilleri, nefsin güç ve fiilleri, nefsin fâil illetleri, nefsin akıl ve bedenle olan ilişkisi hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Bu görüşler Antik Yunan filozofları ile İşrâkî ve Meşşâî ekollerinin, Şîrâzî'nin nefs anlayışındaki etkilerine dikkat çekilerek ortaya konulmuştur. Konuyla ilgili kaynakların azlığı sebebiyle, çalışmada sınırlı sayıda kaynaklardan yararlanılmış ancak nefs konusuyla ilgili diğer kaynaklarla çalışma desteklenmiştir. Çalışmanın amacı Kutbüddîn-i Şîrâzî'nin nefs anlayışını, eserlerindeki ifadelerinden yola çıkarak ortaya koymak ve Şîrâzî'nin nefs hakkındaki görüşlerini, İbn Sînâ ve Sühreverdî'nin nefs tasavvurlarıyla eleştirel bir bakış açısıyla karşılaştırmaktır. Nitekim Şîrâzî'nin nefs teorisinde Sühreverdî'nin etkisi kadar İbn Sînâ'dan da belirgin izler görmek mümkündür. Şîrâzî'nin nefs teorisi nefs, akıl ve beden olmak üzere üç bileşenden müteşekkil bir teoridir. O kendi teorisini oluştururken nefsin akıl ve bedenle olan ilişkisinden yola çıkarak bir kuram oluşturmuştur. Bu ilişki nefsin varlık sahasına çıkmasıyla başlayıp bedenden ayrılıncaya kadar süregelen bir mahiyettedir. Aklı her açıdan nefse üstün tutan Şîrâzî, faal aklı da nefsin tekamülleşmesinde merkezi bir konuma yerleştirmiştir. Bedenin ölümü ile nefsin akıbetini de değerlendiren Şîrâzî hem öte dünyada nefsi bekleyen sonsuz mutluluğu ve bedbahtlığı açıklamış hem de ölümle bedeninden ayrılan nefsin akıl olduğunu belirtmekle "akla evrilen nefs" teorisini serdetmiştir. Anahtar Sözcükler: Kutbüddîn-i Şîrâzî, Nefs, Meşşâîlik, İşrâkîlik, İbn Sînâ, Sühreverdî

Kutbuddin eş-ŞiraziMeşşailerNefs+5
Gülizar Ekinci
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebü'l-Ferec Abdullah İbnü't-Tayyib'in Eisagoge ve Categorias şerhi

Tezimiz, Ebü'l-Ferec'in günümüze ulaşan Tefsirü Kitâbi Îsâgûcî li Furfûryûs ile Şerhu'l-Kebîr li Makûlât'ı Aristûtâlîs adlı şerhlerinin incelenmesidir. Ebü'l-Ferec'in zikredilen iki şerhinden ziyade onun yaşadığı dönem ile kendinden önceki dönemde bu iki şerhi besleyen ve ondan beslenen kaynakları tespit ederek tümünü mukayeseli bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Bu sayede Ebü'l-Ferec'in iki şerhinden hareketle mantığa dair görüşlerini tespit ederek mantık tarihindeki değerini belirlemeye gayret ettik. Dolayısıyla tezimizi, iki şerhin genel anlamda bu alanda yazılmış şerhlerini de kuşatacak şekilde ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca Antikçağdan İslâm dünyasına kadar ki süreçte zikredilen iki kitaba yazılan şerhlerdeki değişim ve dönüşümün ve bu alanda tartışılan konuların nasıl çözüme kavuşturulabileceğine dair hususları çalışmamızda tespit ettik. Tezimiz giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Girişte, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kaynaklarını inceledik. Özellikle araştırmanın kaynakları kısmında tezimizde sıklıkla bahsettiğimiz Helenistik şarihlerin hayatlarını ve eserlerini kısaca tanıtmaya gayret ettik. Birinci bölümde, Ebü'l-Ferec'in ülkemizde çok az tanınmasından dolayı hayatını, hocalarını, öğrencilerini ve felsefe, mantık, tıp ve Hıristiyan öğretisine yönelik yazmış olduğu, şerh ve telif düzeyindeki bütün eserlerini tespit etmeye çalıştık. İkinci bölümde, Ebü'l-Ferec'in Porphyrios'un Eisagoge (Îsâgûcî) adlı eserine yazmış olduğu şerhini inceledik. Porphyrios'un metni sadece beş tümeli inceleme konusu yaparken Ebü'l-Ferec'in şerhi ve diğer şerhler, felsefeye giriş tarzında bir bölümle başlar. Biz de söz konusu şerhin, giriş dahil bütün konularını inceledik, diğer şerhlerle aralarındaki farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koymaya gayret ettik. Üçüncü bölümde ise Ebü'l-Ferec'in, Aristoteles'in Kategoriler adlı eserine yazmış olduğu şerhi ele aldık. Şerh, bütün kategorilerin konularını kapsayacak şekilde yazılmış hacimli bir çalışmadır. Şerhte ele alınan konuları ayrıntılı bir şekilde inceleyerek çalışmamızı tamamladık. Son olarak elde ettiğimiz bulguları sonuç bölümünde zikrettik.

AristotelesEbu'l-Ferec İbnü'l-CevziFelsefe+5
Alaattin Tekin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Din ve beslenme ilişkisi üzerine sosyolojik inceleme

Beslenme şekilleri, insanların dinî düşünce ve kültür birikimini yansıtan önemli göstergeler arasındadır. Bireylerin nasıl beslendiğine bakarak dinî kimliği hakkında fikir yürütülebileceğinden, beslenme alışkanlıklarının dinî kimlik inşasında önemli bir rolü olduğu söylenebilir. Beslenme düzeni üzerinden bir kimlik inşa etmek gerek tarihi dinler gerekse Yeni Dinî Hareketlerin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Birçok dinde oruç, kurban, dua gibi ritüeller, pratik olarak birbirine benzese de, beslenme düzenleri; coğrafya, ekonomik koşullar, kültürel etkileşimler gibi faktörlere göre farklılaşabilmekte, bütün bunlar modern çağdaki gelişmelerle birlikte dönüşebilmektedirler. Bu bağlamda yeryüzünde mensuplarının beslenme alışkanlıklarına müdahale etmeyen bir dinin olmadığını söylemek büyük bir iddia sayılmaz. Bu çalışmada beslenme ve din ilişkileri: beş Orta Doğu dini, beş Hint ve Uzak Doğu dini ve beş Yeni Dinî Hareket örnekleminde, literatür taramasının sağladığı formasyon çerçevesinde irdelenmiştir. Elde edilen bulgular, sosyolojik bağlamda analiz edilmiştir. Çalışmada, beslenmenin din vasıtasıyla rutin bir eylem olmaktan çıkıp kimliksel bir olguya dönüştüğü şeklindeki genel bir sonuca ulaşılmıştır. Bunun yanında dinlerin beslenmeyi bir davet metodu olarak işlevselleştirdikleri de tespit edilmiştir. Bu çalışma, beslenme ve din ilişkilerinin nasıl geliştiğini, beslenme ve dinin karşılıklı olarak birbirlerini nasıl etkilediklerini ve bu etkileşimin tarihteki etkilerine yönelik bir perspektif oluşturmayı amaçlamaktadır. Bunun yanında, dinlere göre çeşitlenen beslenme düzenleri ve besinlerin önemli bir unsurunu oluşturduğu çeşitli ritüellerin insan sağlığı üzerindeki etkileri bağlamında, bir toplumsal kurum olarak dinin beslenme üzerinden sağlık kurumunu ve bazı besinlerin üretim ve tüketimi konusunda ortaya koyduğu normlar nedeniyle ekonomi kurumu üzerindeki dolaylı veya doğrudan etkileri betimsel ve analitik bir yaklaşım ile incelenmiştir. Ayrıca dinî otoritelerin dinsel saiklerle dikte ettikleri besin kısıtlamalarını veya tavsiyelerini, bilimsel söylemlerle destekleme çabası içerisine girmeleri bağlamında, modern toplumda din-bilim ilişkisine dolaylı ve özlü bir bakış ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın dinî beslenme ritüelleri, beslenme alışkanlıkları ve rejimleri, beslenme yasakları ve beslenmenin dinî kimlik inşasındaki rolü gibi konularda çalışacak araştırmacılara faydalı olması umulmaktadır.

BeslenmeDinDin sosyolojisi+4
Şefik Şahin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hıristiyan kutsal metinlerinde sünnet

Sünnetin ilk olarak Yahudilikte, Tanrı ile İbrahim Peygamber arasında olan bir antlaşmanın sembolü olduğuna inanılmaktadır. Tanrı, İbrahim'e soyunu çoğaltacağını vaat etti. Bundan dolayı hem bir tanınma hem de bu yaptığı antlaşmanın bedendeki sembolü olarak ebediyen silinemeyecek olan sünnet mührünü verdi. Yahudiler tarafından sünnetin, Tanrı tarafından ilk olarak kendilerine verildiği ve bunun da bir ayrıcalık olduğu ifade edilmektedir. Yahudilikte sekiz günlük olan tüm erkek çocukların sünnet edilmesi gerektiğine inanılır. Kız çocukları bu uygulamanın dışındadır. Nasıl ki Havva, Adem'in bir parçasından yaratılmış olup kadın erkeğin bir parçası haline gelmişse kız çocukları da ya babasına ya kocasına ya da erkek kardeşine tabi olduğu için sünnet edilmelerine gerek olmadığı ifade edilmiştir. Yahudilikte sünnet hem Tanrı'nın emri olup sorgulamadan yapılması gereken dini bir emir olduğu için hem de tıbbi olarak ve ahlaki olarak da insan bedenine fayda verdiği için yapılmaktadır. Bu sünnet uygulamasına katılan özel görevlinin (mohel), titiz bir şekilde sünnet ritüelini yerine getirmesi gerektiğine inanılır. Hatta İsrailli olmayan birinin sünnet yaptıramayacağı ifade edilmektedir. Hıristiyanlık, Yahudi kültüründe ortaya çıkmıştır. Hıristiyanlar Yahudiler gibi sünnet olmuşlardır. İsa Mesih de sekiz günlükken sünnet edilmişti. Hatta İsa Mesih'in net bir şekilde sünneti yasakladığına dair deliller yoktur. Daha sonra Pavlus, Hıristiyanlıkta sünnete farklı anlam ve yorumlar eklemiştir. Pavlus, Hıristiyanlığı Yahudiler dışındaki yerlere yayabilmek için sünnet uygulamasını onların arasından kaldırmıştır. Hıristiyanların, özellikle Pavlus Eski Ahit'teki sünnet ile ilgili ayetlerin bedendeki sünnete işaret etmediğine ve yine Eski-Yeni Ahit'teki ayetleri delil getirerek bunun manevi sünnete işaret ettiği ifade etmiştir. Ayrıca bedenen sünnetli olan biri kötü kalpliyse bu sünnetin kendisine fayda vermeyeceği de ifade edilir. Aslında sünnet vaftiz ile değiştirilmiş. İsa Mesih'in gelmesiyle sünnetin yerini vaftizin aldığı gibi İsa Mesih'in ikinci gelişiyle de vaftizin de ortadan kalkacağı ifade edilmiştir.

Din felsefesiEski AhitHristiyanlar+5
Mehmet Nur Çalpan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam Hatip Liselerinde okul kültürü algısı (Diyarbakır örneği)

Bu çalışmanın amacı eğitim tarihimizin en eski kurumlarından biri olan İmam Hatip Liselerinde oluşmuş olan okul kültürünü belirlemektir. Bunun için Diyarbakır il merkezinde faaliyet gösteren İmam Hatip Liselerindeki öğretmen ve yöneticilerin görüşlerine müracaat edilmiştir. Okul Kültürü, bir okulun kimliğini oluşturmaktadır, hem çalışanların iş performansları üzerinde hem de öğrencilerin okul başarısı üzerinde direk etkili olan bir husustur. Ülkemizde okul kültürü çalışmaları 1980'li yıllardan itibaren başlamış ve bu konunun farklı yönleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Fakat İmam Hatip Liseleri ile ilgili yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bundan dolayı öğretmen ve yönetici görüşlerine dayalı betimsel bir alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, tabakalı örneklem yöntemi ile belirlenmiş öğretmen ve yöneticiler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak okul kültürü anketi kullanılmıştır. Anket, İmam Hatip Lisesinde çalışan öğretmen ve yöneticilerin okul kültürü algılarını ölçmeye yönelik daha once yapılan çalışmalardan yararlanılarak yapılandırılmış bir anketdir. Veriler, SPSS programı kullanılarak yüzde, frekans, ortalama, tek yönlü varyans analizi ve t-testi analizlerine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: İmam Hatip Lisesi, Kültür, Okul Kültürü.

Din eğitimiDiyarbakırKültür+5
Cemil Yıldırım
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Şinto dininde yaşam ve ölüm

Şinto dininin belirgin bir kurucusu veya peygamberi yoktur. Genel anlamıyla bir kutsal metni ve dinî Amentüsü de yoktur. Belirgin dini bir yapı oluşturmamasına rağmen Şinto'nun bu denli toplum ve kültürlerine bağlı milli bir dini oluşturmasının arka planında yer alan kaynakların yaşam kurallarına etkisinin incelenmesi esas alınmıştır. Bu amaçla çalışmada, Şinto'nun tarihsel boyutu dikkate alınarak Şinto dininin tarihsel süreçleri, yaşayış ve inanışları işlenmiştir. Geleneksel Japon dini Şinto'nun tarihsel süreç içerisinde yaşam ve ölüm hakkındaki bilgilerinin ve uygulamalarını sunmayı hedefleyen bu çalışma; giriş, iki bölüm, sonuç ve fotoğraflar bölümlerinden oluşmaktadır. Birinci Bölümde genel anlamda Şinto dini hakkında genel bilgililere yer verilerek Şinto pratiklerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Mitolojik ve tarihsel boyutun Şinto dininin oluşmasındaki etkisi incelenmiştir. İkinci Bölümde Şinto'nun günlük yaşam kuralları incelenerek dinin pratiğe dönüştürülmüş uygulamaları ve inanırların bu uygulamaları ne derece hayata yansıttıklarına dair incelemeler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Şinto'da yaşam ve ölüm olgusunun günlük hayattaki iz düşümleri incelenmiştir. Tezimizde kullanımı çok yaygın olmayan fotoğraflar bölümüne yer vermemizin nedeni Japon dini uygulamaları ve günlük yaşam ritüellerinin somutlaştırarak anlaşılmasının kolaylaştırılmasıdır. Bu nedenle tezin sonuna konu ile ilgili fotoğraflar eklenmiştir. Geçmişten günümüze fazla değişikliğe uğramadan varlığını devam ettiren Şinto dinini güçlü bağları mitolojik kaynaklıdır. Şinto dini; Japon insanının geçmişteki inançları, düşünce yapıları, Kamilerin insanlar üzerindeki etkisi ve Japonların dünya anlayışlarının tam olarak anlaşılmasıyla anlaşılması mümkün olacaktır. Üç kutsal olarak ifade edilen Japonlar, Japonya ve İmparatorluk Şinto din anlayışının özünü oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Şinto, Kami, Ölüm, Ataruhlar, Yaşam, Mitoloji, Kutsal

Din sosyolojisiDinlerDinler tarihi+6
Azize Kaplan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-6 yaş Kur'an kursları öğretim programının dini bilgiler-1 öğrenme alanının kazanımlar açısından değerlendirilmesi

Küreselleşen ve teknolojiyle hızla değişen dünyada dini ve ahlaki değerler de her geçen gün tahribata uğramakta ve eğitimi giderek zorlaşmaktadır. Her taraftan kuşatılmış olan çocuklarımız toplumdan ve değerlerinden uzaklaşmakta ve bireyselleşmektedir. Belki de değerlerin öğretimi hiçbir zaman bu zamandaki kadar önemli ve bir o kadar da zor olmamıştı. Bu eğitimin verilmesinde en kritik dönemi ise 0-6 yaş arası oluşturmaktadır. Bu amaçla 2013 yılında uygulamaya geçirilen Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur'an kursları projesi ayrı bir öneme sahiptir. Bu projenin öğretim programının daha verimli ve etkin hale getirilebilmesi, planlamasının yapılabilmesi ve varsa eksikliklerinin tespit edilip çözüm önerilerinin getirilebilmesi için programın değişen zaman ve şartlar göz önüne alınarak aralıklarla revize edilmesi gerekir. Bunu yaparken en önemli konuların başında ise çocukların bilişsel, sosyal, duygusal, fiziksel, dini ve ahlaki gelişimlerinin dikkate alınması gelmektedir. Bu çalışmamızda Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş öğretim programı Dini Bilgiler-1 öğrenim alanının kazanımlarını çocukların gelişim özelliklerine uygunluğu yönünden incelemeye çalıştık. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 4-6 yaş Kur'an kursları tarihsel süreci, oluşumu ve öğretim programı, ikinci bölümde de 4-6 yaş çocuklarının gelişim özellikleri yer almaktadır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise, 4-6 yaş öğretim programı Dini Bilgiler-1 alanındaki (Dua, Şükür ve Özür Dileme, Sevgi ve Merhamet, Saygı, Sorumluluk, Yardımlaşma, Sabır, İyilik, Doğruluk ve Dürüstlük, Adalet ) ünitelerin kazanımlarının gelişim özelliklerine uygunluğu incelenmiştir.

Değer aktarımıDin
Mücahide Dayan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahudilikte kutsal kitap anlayışı: Yefet Ben Eli örneği

Din insan yaşamına yön veren en mühim etkenlerden birisidir. Din'e adanmış insanlar, hayatlarını kutsal kitaplardaki bilgilere göre yaşamaktadırlar. Yahudilik'in kutsal kitabı kadim Ahit/Tanah ve Talmud'dan oluşmaktadır. Tek Tanrı inancına sahip bir toplum olarak Yahudiler asırlar boyunca İslâmiyet'in hâkim olduğu topraklarda huzur ve barış içerisinde yaşamışlardır. Yahudilere tanınan imkânlar ile İslâm devletlerinin bireyleri olarak her türlü alanda faaliyet göstermişlerdir. Yahudi dini hareketi olarak tanımlanan Karâîzm, IX. yüzyılın ikinci yarısında İran, Irak, Şam ve Filistin'in bazı bölgelerinde kristalize olan, kutsal metinlere dayalı ve Mesihçi doğaya sahip bir mezheptir. Yahudi tarihi araştırıldığında, İslam düşüncesi etkisinin Yahudi ilahiyatına tercümesi, Karâîlik akımının ortaya çıkmasıyla birlikte olmuştur. Dolayısıyla, Orta Çağ Yahudi dini düşüncesi ve ilahiyatı ele alınırken özellikle Karâîliğin ortamı hazırlayıcı bir görevi yerine getirdiği göz önüne alınmalıdır. Karâîler Orta Çağ Yahudiliğinde, özellikle de "Altın Çağlarında" (X. ve XI. yüzyıllarda) temsil ettikleri sayısal güç ve entelektüel meydan okumayla orta çağ ve modern zamanlarda var olmaya devam ettiler. Karâî hareketinin manevi özüyle uzun süredir devam eden canlılığı ve modern öncesi Yahudilik içinde alternatif bir ses olması nedenleriyle Yahudiliğin ayrılmaz bir akışı olarak veya alternatifi olarak, Yahudi kültürünün ve kimliğinin çok yönlü doğasının bir tezahürü olarak görülmektedir. Karâî geleneğinin en üretken ve en etkili Tanah yorumcusu olan Yefet ben Eli, muhtemelen İbranice-Arapça Tanah'ın tamamı hakkında tefsir yazan en eski Yahudiydi. Yazıları, kendi zamanından erken modern döneme kadar hem Karâîler hem de Rabbânîler tarafından alıntılanmıştır.

Dinler tarihiYahudilik
Erkan Zengin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Son dönem Osmanlı aydınlarında batıcılık, İslamcılık ve milliyetçilik

XVII. yüzyılda Avrupa'da başlayan ve tüm dünyayı etkisine alan "modernleşme"nin sonuçlarına Batı dışı toplumlar ilgisiz kalamamışlardır. Osmanlı'da refleksif düşünceyi geliştiren bu durum, hem iç hem de dış dinamiklerin etkisiyle XIX. yüzyılın sonlarına doğru çeşitli fikir akımlarının ortaya çıkışına neden olmuştur. Çöküşe doğru giden Osmanlı imparatorluğunda fikir dünyası keskin bir dönemece girmiş, Batı'da son yüzyıllarda yaşanan değişimlerle elde edilen fikirler, Osmanlı aydınları üzerinde etkili olmaya başlamıştır. Artık sadece Batı'nın teknik ya da askeri yönünün değil, kültürel öğelerin de konuşulduğu bu ortamda toplumun sahip olduğu tüm değerler tartışmaya açılmıştır. Sosyalizmden adem-i merkeziyetçiliğe, materyalizmden pozitivizme, milliyetçilikten İslamcılığa kadar birçok düşünce aydınlar arasında yayılmış ve ortak çaba olarak yerel dinamiklerden evrensel değerler oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalkantılı dönem, aydınların düşün dünyasını yoğun bir şekilde etkilemiştir. XIX. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan siyasal düşünce akımlarından Batıcılık, İslamcılık ve Milliyetçilik diğer akımlara göre aydınlar tarafından daha sistemli bir şekilde ele alınmıştır. Aydınların akımlara mensubiyetleri zaman içinde şekillenmiş, yaşanan gelişmelere paralel olarak düşünceleri değişiklikler gösterebilmiştir. Bu çalışmada Osmanlı'nın son dönemindeki düşünsel harita; Mehmet Akif Ersoy, Said Halim Paşa, Said Nursi, Filibeli Ahmet Hilmi, Ziya Gökalp ve Abdullah Cevdet üzerinden yansıtılmaya çalışılmış, bu yazarların Batıcılık, İslamcılık ve Milliyetçilik akımlarıyla ilgili görüşleri ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: 19. yy. Osmanlı Aydınları, Batıcılık, İslamcılık, Milliyetçilik.

19. yüzyılAydınlarBatıcılık+5
Abdurrahman Yalçi
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alevi ve Sünnilerde sosyal kimlik ve önyargı ( Malatya örneği)

Bu tezin amacı, Türkiye'deki en büyük iki inanç grubunu oluşturan Alevi ve Sünnilerin aralarındaki ilişkileri, birbirlerine yönelik tutumlarını ve kalıpyargılarını Sosyal Kimlik ve Sosyal Temas Kuramları açısından incelemektir. Sosyal Kimlik Kuramı çerçevesinde, Alevi ve Sünnilerin dini iç gruplarıyla özdeşleşme düzeylerinin dış gruba karşı olan tutumlarına etkisi ve gruplar arası temas düzeyi ile önyargılı tutumlar arası ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Malatya'da yaşayan 153 Sünni ve 163 Alevi katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara dini kimlik, sosyal temas, sosyal mesafe ve kalıpyargı ölçeklerinden oluşan anket formları uygulanmıştır. Araştırma bulguları iki grup arasında dini kimliğin önemi, topluluk içindeki dini iç-grup özdeşimi, sosyal temas sıklığı ve dış gruba yönelik sosyal mesafe tercihi değişkenlerinde anlamlı düzeyde farklılık bulunduğunu göstermiştir. Hem Alevi hem de Sünniler iç grubun tersine dış gruba yönelik daha yüksek düzeyde sosyal mesafe tercihinde bulunmuşlardır. Ayrıca Alevilerin belirgin olarak iç gruba olumlu dış gruba ise olumsuz kalıpyargılar atfettikleri buna karşın Sünnilerin genel olarak her iki gruba da olumlu kalıpyargılar atfettikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, sadece Alevi grupta dini kimlik özdeşiminin dış gruba karşı tutumları etkilediği, dini kimlik bağlılığı arttıkça Alevilerin dış gruba karşı olan önyargılı tutumlarının da arttığı belirlenmiştir. Beklendiği gibi her iki grubun da dış grup üyeleriyle teması arttıkça önyargılı tutumlarda düşüş olduğu gözlenmiştir. Araştırma sonuçları literatürdeki ilgili çalışmalar kapsamında yorumlanmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi ve Sünni, Sosyal Kimlik, Sosyal Temas, Önyargı,Kalıpyarg

AlevilerAlevilikDin sosyolojisi+7
Azize Durmaz
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teftâzânî'nin tasavvurât anlayışı

İlim, bir şeyin sûretinin zihinde hâsıl olmasıdır. Hâsıl olan sûret, ya tasavvur ya da tasdik şeklinde olur. Tasavvur, bir şeyi zihinde canlandırmak, tasarlamak anlamındadır ve ilmin ilk kısmını oluşturur. Zihinde hâsıl olan bu kısımdan hareketle hâsıl olmayan kısımlara ulaşılır. İlmin, tasavvur ve tasdik kısımlarından hareketle müteahhirûn mantıkçıları mantık eserlerini tasavvur ve tasdik şeklinde iki kısımda incelemişlerdir. XIV. yüzyılın önemli kelamcı ve mantıkçılarından biri olan Teftâzânî de mantık ilminde ortaya koyduğu eserlerle Müteahhirûn mantık geleneğini sürdürür. Bununla birlikte Teftâzânî, mantık ilminin tartışmalı konuları arasında yer alan tasavvur, lafız, beş tümel ve tanım konularına getirdiği açıklamalar ile bu alanda önemli bir yer edinir. Bu çalışma, mantık külliyatının ilk kısmı olan tasavvuru, bu güne kadar hiç çalışılmamış olan Teftâzânî'nin tasavvur anlayışı merkezinde giriş ve üç bölüm halinde ele almakta ve bu bölümler çerçevesinde oluşan problem ve çözüm önerilerini incelemektedir. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve yönteminden bahsedilmektedir. Birinci bölümde genel anlamda ilim, düşünce ve mantık konuları ele alınmaktadır. İkinci bölümde konunun dilsel boyutlarıyla beş tümel kavram ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise beş tümel kavram bağlamında ele alınan konular açık, doğru ve tam bir şekilde tanımlanmaya çalışılmaktadır. Anahtar Sözcükler: İlim, Tasavvur, Tasdik, Teftâzânî, Lafız, Beş Tümel, Tanım

14. yüzyılFelsefeKavramsallaştırma+5
Mehmet Çavdar
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve dindarlık düzeylerinin incelenmesi (Dicle Üniversitesi örneği)

Pozitif psikoloji, son yıllarda psikoloji biliminde çok çalışılan alanlardan birisidir. İnsanın olumlu yönlerine odaklanan pozitif psikoloji insanın güçlü yönlerine vurgu yapmaktadır. Psikolojik sağlamlık; felaket, travma, güçlükler, zorluklar ve süregelen belirgin yaşam stresleriyle karşılaşıldığında uyum sağlayabilme yeteneği olmakla birlikte yaşamdaki zorluklara karşı gelebilmek için bireyin sahip olduğu gücü geliştirme kapasitesi olarak tanımlanabilir. Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve dindarlık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buna yönelik ilişkisel tarama modelinde nicel bir çalışma yapılmıştır. Bu araştırma Dicle Üniversitesi'nde farklı fakültelerde eğitime devam eden öğrenciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dindarlık boyutlarına göre üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğunun inançlı olduğu, dini bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, duygu ve etki boyutunda ise ortanın üstünde oldukları görülmüştür. Ayrıca cinsiyet değişkenine göre erkeklerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin kadınlara oranla daha yüksek olduğu; kadınların ise dindarlığın etki ve duygu boyutlarındaki düzeylerinin erkeklerden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anne eğitim durumu yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeyi de artarken, baba eğitim düzeyine göre psikolojik sağlamlığın farklılaşmadığı elde edilen önemli sonuçlardan biridir. Son olarak dindarlığın duygu boyutuyla psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Dindarlık, Pozitif Psikoloji, Din, Üniversite Öğrencileri

DinDin psikolojisiDindarlık+3
Kasım Sezgin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süryani Kadim Kilisesi'nde evharistiya sakramenti

Çalışmanın konusu; "Süryani Kadim Kilisesi'nde Evharistiya Sakramenti" dir. Konu giriş, dört bölüm ve sonuç şeklinde ele alınmıştır. Girişte Hıristiyanlıkta sakramentlerin anlamı ve tarihsel süreci konusuna değinilmiştir. Bölümlerde ise, sırasıyla; Süryani Kadim Kilisesi'nde sakramentler, evharistiyanın tarihsel süreci, evharistiya ritüeli incelendikten sonra evharistiya ve ritüelinin anlamı konuları ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, Süryani Kadim Kilisesi bağlamında evharistiyanın anlamı, tarihsel gelişimi ve uygulaması hakkında konunun anlaşılmasını sağlayacak bir çalışma ortaya koymaktır. Çalışmanın bir diğer amacı ise, Süryani Kadim Kilisesi'nde kabul edilen yedi sakramentin inanç ve uygulamalarını ana hatlarıyla sunmaktır. Araştırmada Hıristiyanlıkta sakrament inancının uzun bir tarihsel sürecin ardından sakramentler doktrinine dönüştüğü tespit edilmiştir. Ayrıca Süryani Kadim Kilisesi'nde yedi sakramentin kabul edildiği ve bunların bir arada ifade edildiği görülmüştür. Bunların yanında, evharistiyanın inanç ve uygulama bakımından uzun bir tarihsel süreçte biçimlendiği, Hıristiyan inancındaki pek çok meseleyle anlamsal bakımdan ilişkilendirilen bir ritüel olduğu ve onu alan cemaatin birçok lütfa eriştiği inancının mevcut olduğu sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Sözcükler Hıristiyanlık, Süryani Kadim Kilisesi, Sakrament, Evharistiya, Ayin.

Dini törenEvharistiyaHristiyanlık+3
İbrahim Korhan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim öğrencilerinin aşiretçilik anlayışı ve dini tutum ilişkisinin incelenmesi (Ağrı-Patnos örneği)

Ortaöğretim öğrencilerin aşiretçilik anlayışları ve dindarlık ilişkisini ele alan bu çalışmada, bu ilişki aşiretçilik anlayışına ve dini tutuma ilişkin ölçekler üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Bu ölçeklerden aşiretçilik anlayışına dair tutum ölçeği araştırmacı tarafından bu çalışmada kullanılmak üzere geliştirilen "Aşiretçilik Anlayışı Tutum Ölçeği'dir. Dini tutumu belirlemek için ise "Ok Dini Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada bu ölçeklerin yanı sıra öğrencilerin bu tutumlarını etkileyebileceği düşünülen demografik bilgi formu da kullanılarak veriler toplanmıştır. Veriler 09.11.2015 – 0.12.2015 tarihleri arasında Ağrı İli'nin Patnos İlçesinde tabakalı örneklemle seçilen biri imam-hatip lisesi olmak üzere toplam 6 lisede 611 öğrenciye uygulanan anketlerden elde edilmiştir. Veriler "tek faktörlü varyans analizi" ve "bağımsız örneklemler T-testi" ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, demografik değişkenler ve aşiretçilik anlayışı açısından değerlendirildiğinde bazı kategorilerde aşiretçilik anlayışına dair tutum ölçeği değerlerinin yüksek çıktığı görülmüştür. Erkek öğrencilerde, İmam-hatip öğrencilerinde, geniş aile yapısına sahip öğrencilerde, baba eğitim seviyesi düşük olan öğrencilerde ve köyde ikamet eden öğrencilerde aşiretçilik anlayışının daha yoğun olduğu görülürken kız öğrencilerde, diğer okullarda eğitim gören öğrencilerde, çekirdek aile yapısına sahip öğrencilerde, baba eğitim seviyesi yüksek olan öğrencilerde ve ilçe merkezinde ikamet eden öğrencilerde aşiret anlayışının daha zayıf olduğu görülmüştür. Demografik değişkenler açısından dini tutumlarda da farklılıklar gözlenmiştir. İmam-hatip öğrencilerinde ve kız öğrencilerde dini tutumun daha yoğun olduğu görülürken diğer okullarda eğitim gören öğrencilerde ve erkek öğrencilerde dini tutumun daha zayıf olduğu görülmüştür. Aşiret anlayışı ve dini tutum ilişkisi arasında ise araştırma örnekleminin bütünü açısından anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ancak imam-hatip lisesi öğrencilerinin hem dini tutum değerlerinin hem de aşiretçilik anlayışı tutum değerlerinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum bu okulların dini içerikli müfredatının beklediğimizin aksine aşiretçilik anlayışını meşrulaştırma yönünde etkide bulunduğunu düşündürmektedir.

AidiyetAğrı-PatnosAşiretler+4
Mehmet Özkaya
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen Lisesi öğrencilerinin Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersine ilişkin tutumları ve değer algıları (Diyarbakır ili örneği)

Bu araştırmanın amacı, akademik alanda göstermiş oldukları üstün başarılarından dolayı seçilen fen lisesi öğrencilerinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ilişkin tutumlarını ölçmek ve değer algılarını belirlemektir. Araştırmamız, "geleceğin mimarları" olmaya aday bu üstün öğrencilerin kendi kültürümüz içinde değer yönelimlerini ve değer duyarlılıklarını belirlemek, sadece bilişsel yönde değil, duyuşsal yönde de farklı olduklarına dikkat çekmek bakımından önem taşımaktadır. Araştırmanın genel evreni 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır Fen Liselerinde okuyan öğrencileri kapsamaktadır. Anket uygulaması toplam 780 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiş, yapılan inceleme sonucunda 74 öğrencinin anketinin değerlendirme dışı bırakılması uygun görülmüş ve böylece 706 öğrenci olacak şekilde araştırma örneklemimiz oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve üç farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçeklerden biri, ilgili literatürün incelenmesi ve alanda uzman kişilerin görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi tutum ölçeğidir. Diğer iki ölçek ise Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi programında yer alan 35 değer kullanılarak, bu alanda uzman kişilerin desteğiyle araştırmacı tarafından geliştirilen değer duyarlılık ölçeği ve değer tercih ölçeğidir. Verilerin çözümlenmesinde SPSS programı ile, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Multiple Response testleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde anlamlılık düzeyi 0,05 alınmıştır. Araştırmanın bulguları ise şu şekilde özetlenebilir: Öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine yönelik tutumlarının genel olarak olumlu ve orta, orta üstü düzeyde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin derse ilişkin tutumlarının, cinsiyetlerine ve babanın çocuğu karşı genel tutumuna göre farklılaşmadığı; ancak sınıf düzeylerine, ailelerinin sahip oldukları ekonomik düzeye, kardeşler arasında bulunduğu sıraya, annenin çocuğa karşı genel tutumuna, anne ve babanın öğrenim düzeylerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin dinî bilgilerini en çok ailelerinden, ikinci olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinden ve üçüncü sırada ise dinî içerikli kitaplardan öğrendiği ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin en çok önemsedikleri beş değerin, birinci sırada "aile kurumuna önem verme" daha sonra sırası ile namuslu olmak, âdil olmak, güvenilir olmak ve dürüstlük değerleri olduğu; en az önemsenen beş değerin ise, en azı misafirperverlik olmak üzere, kanaat, estetik duyarlılık, ölçülülük ve paylaşımcı olmak değerlerinin olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin değerleri önemseme düzeylerinin cinsiyete göre bazı değerlerde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin değer yönelimlerinde, ahlâkî değerler birinci sırada gelmekte; estetik değerler ise son sırada bulunmaktadır. Ayrıca öğrencilerin değer yönelimlerinin cinsiyete göre sadece ahlâkî ve teorik/ilmi değer gruplarında farklılaştığı görülmektedir. Öğrencilerin değer duyarlılıklarında da birinci sırayı yine ahlâkî değerler almaktayken, son sırayı estetik değerler almıştır. Öğrencilerin değer gruplarına duyarlılıklarının, cinsiyete göre farklılaşmadığı; ancak sınıf düzeylerine göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin, toplumu birinci sırada sosyal değerlere, son sırada ise teorik/ilmi değerlere duyarlı gördüğü tespit edilmiştir. Öğrencilerin; kendilerini değerlere duyarlı hissetme düzeyleri ile toplumu değerlere ne derece duyarlı gördükleri karşılaştırıldığında, kendilerini, değerlere çok yüksek düzeyde duyarlı hissettikleri, ancak toplumu değerlere duyarlılıkta yetersiz gördükleri ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin değer kazanmada en çok Hz. Muhammed (s.a.v.)'den etkilendikleri, ikinci sırada ailelerini, üçüncü sırada ise kendilerini örnek aldıkları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin değer kazanmada en çok örnek aldıkları kişilerin, cinsiyete göre bazı unsurlarda farklılaştığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler Din, ahlâk ve değerler eğitimi, Fen liseleri, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi, Değerler.

Ahlaki değerlerDeğerlerDeğerler eğitimi+5
Yasemin İpek
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin adalet, dürüstlük, saygı, sorumluluk ve barış değerleri hakkındaki algıları (Diyarbakır İli örneği)

Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin "adalet", "dürüstlük", "saygı", "sorumluluk" ve "barış" değerleri hakkındaki algıları ve bu algıların sınıf ve cinsiyet bakımından farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın verileri anket formu aracılığıyla sağlanmış olup araştırmada içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Anket formunda öğrencilerin cinsiyet, yaş, sınıf ve anne-babanın eğitim durumunu belirttikten sonra ilgili beş değer hakkında değerlendirmelerini yazmaları istenmiştir. Değerlerle ilgili değerlendirmeler uzman görüşü alınarak başlıklar altında kategorik hale getirilmiştir. Kategoriler IBM SPSS programına işlenerek ilgili değerlere ait frekans ve yüzde gibi değerler belirlenmiştir. Araştırma nitel olup tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ilindeki beş ortaokulda okumakta olan 5, 6, 7 ve 8. sınıflardan olmak üzere 572 öğrenci oluşturmaktadır. Bu okullar araştırmacı tarafından sosyal ve ekonomik faktörler dikkate alınarak örnekleme dâhil edilmiştir. Araştırmaya, 321 kız ve 251 erkek öğrenci katılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların en çok, adalet için "eşitlik", dürüstlük için "doğruluk veya yalan söylememek", saygı için "büyüklere karşı gelmemek", sorumluluk için "üzerine düşen görevi yapmak" ve barış için "küs olmamak ve kavga etmemek" değerlendirmesinde bulundukları görülmüştür.

AdaletAdalet algısıAhlaki değerler+7
Muhammet Mesut Çakmak
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Molla Halil Es-Siirdî'nin mantık anlayışı

Çalışmamızda 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Molla Halil es-Siirdî'nin (1754-1843) mantık anlayışını İsagoci eseri bağlamında ele aldık. Tezimiz giriş ve üç bölümden oluşturmaktadır. Girişte araştırmamızın konusu, önemi ve amacını açıkladık. Birinci bölümde Molla Halil'in hayatı, ilmi şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan İsagoci geleneği üzerinde durduk. Bu doğrultuda İsagocinin önemli şerhlerinden de bahsettikten sonra Molla Halil'in İsagoci adlı eserini ele aldık. Üçüncü bölümde de Tasavvurat ve Tasdikat konuları bağlamında Molla Halil'in farklı yaklaşımlarını ortaya koyduk. Tezimizin sonunda da ulaştığımız sonuçları zikrettik. Anahtar Sözcükler Molla Halil, es-Siirdi, İsagoci, Mantık, Tasavvurat, Tasdikat.

18. yüzyılFelsefeMantık+4
Ayşe Serpen
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

El-Hûnecî ve el-Cümel fi'l-Mantık adlı eseri(Tahkik, tercüme ve değerlendirme)

Efdalüddîn el-Hûnecî XII. yüzyılın ikinci, XIII. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır ve devrinin en önemli mantıkçılarındandır. Dönemin, Mantık tarihi açısından en belirgin özelliği sonraki dönemlerde üzerine şerh ve haşiye yazılacak olan muhtasar metinlerin kaleme alınmış olmasıdır, bu bağlamda yazılan ilk metin el-Hûnecî 'nin el-Cümel fi'l-Mantık adlı eseridir. Bu tezde söz konusu eserin tahkiki tercümesi ve değerlendirmesi yapılmaktadır. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, el-Hûnecî'nin yaşadığı dönem, o dönemde vuku bulan siyasi olaylar ve söz konusu dönemin kültürel durumuna ilişkin bilgiler verildi. Bu bilgilerden sonra yaşadığı bölgede gerek kişiliği gerek ilmi şahsiyeti gerekse mantık alanında yazmış olduğu metinler ile itibar edilen bir şahsiyet olan el-Hûnecî'nin hayatına, eserlerine ve kendisinden sonraki mantıkçılar üzerindeki etkilerine değinildi. İkinci bölümde, el-Hûnecî'nin, el-Cümel fi'l-Mantık adlı eserinin genel tanıtımı yapılarak baskıları üzerine yapılan şerhlere yer verildi ve eserin mantık tarihindeki önemine değinildikten sonra metnin tahkiki, tercümesi ve değerlendirmesine yer verilerek eser bilim hayatına kazandırılmaya çalışıldı. Sonuç bölümünde yukarıda verilmiş olan bilgiler ışığında el-Hûnecî'nin ve söz konusu eserinin mantık tarihindeki yeri ve önemiyle birlikte genel bir sonuca varılmaya çalışıldı.

12. yüzyılBiyografiEfdalüddin el-Huneci+6
Sümeyra Çimen Omaç
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk islam ahlak incelemeleri bağlamında ahlak sosyolojisi

Ahlak; teolojiden felsefeye, epistemolojiden etnolojiye, sanata, edebiyata, hukuka, psikolojiye ve sosyolojiye uzanan zengin bir muhteva ve disiplinler arası bir uzama sahiptir. Diğer disiplinlerle ilişkisi göz ardı edilemeyecek ölçüde ehemmiyetli olsa da ahlakın ifade bulabildiği yer kuşkusuz toplumsal zemindir. Ahlak incelemeleri ve ahlak felsefesi bize göstermektedir ki ahlak sosyal bir fenomendir. Bireysel ahlak örnekleri bulunmakla beraber ahlakın yaşam zemini ve anlam uzamı toplumsal gerçekliktir. Nitekim kimi düşünürlere göre toplumsalın dışında ahlakı aramak beyhude bir arayıştır. Dolayısıyla ahlak-sosyoloji ilişkisi (ahlak sosyolojisi) kaçınılmaz bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Ahlak sosyolojisi, her şeyden evvel insan davranışlarının ve insan ilişkilerinin ahlaki bir temele oturtulmasından kaynaklanmakta ve insanın gündelik sosyal ilişkilerini ve toplumsal davranışlarını ahlaki değer yargılarından hareketle bir temele dayandırmaya çalışmaktadır. Diğer yandan ahlak sosyolojisi, ahlaki davranışların birer sosyal davranış haline gelmesi ve sosyal davranışın temelinde, sorumluluk bilinci ile ahlaki değer yargıların bulundurulması noktalarından hareket etmektedir. Bir kavram, tez ya da bilim dalından bahsedilirken ilk etapta onun etimolojik kökeni ve tarihsel dayanaklarına bakılır ya da tarihsel kökeni ve dayanaklarına referansla izah edilmeye ve savunulmaya çalışılır. Bu araştırmanın temel amacı sosyolojik incelemelerin ve dolayısıyla sosyolojinin modern zamanlara ait bir ilmi disiplin olsa da bu alanın önemli bir kolu olan ahlak sosyolojisinin, ilk örneklerini yaklaşık bin yıl önce verdiği iddiasıyla ilk dönem İslam düşüncesinde bu örneklerin izini sürmektir. Sosyolojik yaklaşımın; kuralları, kuramları ve yöntemleriyle sistematik bir teşekküle sahip olmasa da ilk örneklerini İslam ahlak düşüncesinde, ahlak araştırmaları bağlamında meydana getirdiği söylenebilir. Yapılan çalışma teorik araştırma kapsamına girdiğinden ilk etapta alandaki özgün ve tali kaynaklar incelenmiş ardından, alanı dolaylı açıdan ilgilendiren kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Araştırmaya uygun düşmesi cihetiyle yaklaşım biçimi olarak yorumsamacı ve kimi yerlerde fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiştir. Bazen düşünürlerin ifadeleri paranteze alınmak suretiyle bazen de bu ifadelerin onların zihin dünyalarındaki anlamlandırılma biçimleri dikkate alınarak değerlendirmelere gidilmiştir. Araştırmada varılan nokta ise şöyledir. İlk İslam ahlak incelmelerinde; toplumsal dinamikler, toplumsal ilişkiler, sosyal olay ve olgular hakkında birtakım ahlak nazariyeleri geliştirilmiş ve böylelikle ahlak-toplum ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: ahlak, sosyoloji, sosyal ahlak, ahlak sosyolojisi, ilk ahlak incelemeleri

AhlakDin sosyolojisiDin-ahlak ilişkisi+3
Abdulbaki Kınsün
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an eğitim ve öğretimine yönelik kurs programlarının Kur'an-ı Kerim derslerinde meal

Türkiye'de yaygın din eğitimi hizmetleri Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilmektedir. Başkanlık bu hizmetler kapsamında Kur'an eğitim ve öğretimine yönelik olarak kurslar düzenlemektedir. Bu kurslarda gerçekleştirilen temel faaliyetlerden biri ise Kur'an-ı Kerim öğretimidir. Kur'an-ı Kerim öğretiminin okuma, ezberleme ve anlama boyutları bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında Kur'an-ı Kerim öğretiminde anlam konusuyla ilgili olmak üzere Kur'an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslardaki programların Kur'an-ı Kerim derslerindeki meal konuları incelenmektedir. Çalışmanın amacı geliştirilen programların, kursların açılış amaçlarından biri olan Kur'an-ı Kerim'in mealinin öğretilmesi hedefini gerçekleştirmesine katkı sağlamaktır. Bunun yanında programların öğrencilerin Kur'an'ı okurken anlamını da öğrenme yönündeki ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılaması amacıyla bu kurslarda daha nitelikli eğitim yapılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışmada, konunun sınırları dâhilindeki kurs programlarının Kur'an-ı Kerim derslerinde meal konusunun ne düzeyde yer aldığı incelenmiştir. Daha sonra öğretim konusu olan mealin planlı bir şekilde işlenmesi konusu öğrenciler, öğreticiler ve program açısından değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda programlarda belirtilen meal konularının İhtiyaç Odaklı Kur'an Kursları Öğretim Programında bulunan Kur'an-ı Kerim Ek Öğretim Programı beşinci kuru dışında ezberlenen sure ve ayetlerle sınırlı olduğu, belirtilen konularla ilgili hedeflerin yazılmadığı ve bu konular için özel bir kaynağın hazırlanmamış olduğu görülmüştür. Kursların açılış amaçlarında belirtilen Kur'an-ı Kerim'in anlamının öğretilmesi amacına yönelik olarak, konu alanı ve program geliştirme uzmanlarının III görüşleri doğrultusunda geliştirilen ya da yenilenen programların gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin derse hazırlanmasını, dersi takip etmesini ve istediği zaman konuları tekrar edebilmesini sağlamak için programdaki konuların yer aldığı bir öğretim materyalinin hazırlanması önerilmiştir.

Din eğitimiKur'an-ı KerimKur`an kursları+2
Elif Atlı
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ramazan ayının çocuğun dini eğitiminde bir imkân olarak değerlendirilmesi

Üç altı yaş dönemi çocuğun inanç gelişiminin başladığı, dini konulara yoğun bir ilgisinin görüldüğü dönemdir. Dinin bu güçlü etkisi fıtrattaki inanma duygusundan kaynaklanır. Çocukta öğrenme arzusunun en yüksek olduğu ve değerlerin kazanıldığı bu dönemde dini gelişim tesadüflere değil planlı dini faaliyete dayandırılmalıdır. Çünkü bu dönem çocuğun geleceğinin, dini kimlik ve karakterinin zeminini oluşturur. Bu kritik dönemin en iyi şekilde değerlendirilmesi çocuğun gelişim özellikleri doğrultusunda uygun ortam ve şartların oluşturulmasına bağlıdır. Ramazan ayı, eğitsel özellikleriyle çocuğun manevi gelişiminde, dini ve ahlaki değerleri kazanmasında önemli fırsatlar oluşturur. Bu ayın imkânlarının dini gelişimde planlı bir şekilde değerlendirilmesi tezimizin konusunu oluşturur. Bu ay, çocuğun inanç, tutum ve davranışlar edinmesinde önemli bir rol oynar. Çünkü bu ay, namaz, oruç, zekât ve Kur'an tilaveti ibadetleriyle birey, aile ve toplumda manevi yenilenmenin gerçekleştiği, şuurlarda Allah bilincinin aktifleştiği, dini duyguların yoğunlaştığı ve dine bağlılığın somutlaşarak görünür hale geldiği bir eğitim ayıdır. Çalışmada Ramazan ayının manevi ikliminde Allah sevgisi, doğruluk, yardımlaşma, sevgi, saygı, sorumluluk, iyilik, şükür, merhamet, hoşgörü ve temizlik gibi evrensel değerlerin etkinliklerle çocuklara planlı bir şekilde kazandırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çocuğun dönemini 3-6 yaş aralığı ile sınırlandırıp fiziksel, bilişsel, psikosoyal, ahlaki ve dini gelişim özelliklerini ortaya koyarak bu çalışma hazırlanmıştır. Giriş bölümü araştırmanın konusu, problemi, amacı, önemi, metodu, sınırlılıkları ve ilgili çalışmalardan oluşmaktadır. İlk bölümde eğitim, din eğitimi, aile, çocuğun gelişim özellikleri ve eğitimde oyunun rolü üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde Ramazan ayı ve bu ayda çocuklara kazandırılacak alışkanlıklar incelenmektedir. Üçüncü bölüm 3-6 yaş dönem çocuğuna yönelik eğlendirici ve eğitici etkinlikleri içermektedir. Üç-altı yaş dönemi oyun çağı olmasından dolayı eğlenmeyle birlikte öğrenme, merak, keşfetme duygularına hitap eden dini içerikli etkinlikler hazırlanmıştır. "Hoş Geldin Ramazan Ayı", "Sadaka Kutusu", "Ramazan Ayı Daveti", "Kandil Simidi", "Ramazan Ayı Balonları" gibi birçok eğlendirici etkinlikle çocuğun eğlenerek dini değer ve davranışları içselleştirmesi amaçlanmıştır. Alanında ilk olan bu çalışmanın çocukların dini ve manevi gelişiminde önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.

İsa Toruk
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde dindarlık eğilimi ve riskli davranışlar arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ergenlik döneminde dindarlık eğilimi ve riskli davranışlar arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu araştırmada ortaöğretime devam eden ergenlerin dindarlık eğilimleri ile riskli davranış düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, ders başarısı düzeyi, öğrenim görülen eğitim kurumu, anne-baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey, anne-baba tutumu ve anne-babanın dindarlık düzeyi bağımsız değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ilinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında eğitim-öğretime devam eden ortaöğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu, Diyarbakır ili merkez ilçelerinde ortaöğretime devam eden öğrencilerden tesadüfî örnekleme yoluyla seçilen 448 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma; öğrencilere uygulanan "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenlerde Risk Alma Ölçeği" (Kıran, 2002) ve Dindarlık Eğilimi Ölçeği"(Elmas, 2017) kullanılarak elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler ortalama, standart sapma, yüzde ve frekanslar verilerek özetlenmiştir. Guruplar arasındaki farklılığın tespiti için bağımsız guruplarda "t-Testi" ve "Anova (Tamhane) Testi" kullanılmıştır. Öğrencilerin dindarlık eğilimleri riskli davranışları arasındaki ilişkinin anlamlılık düzeyi ise pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Bu çalışmada hata düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırmamızda ergenlik döneminde cinsiyet, öğrenim görülen eğitim kurumu, öğrenim görülen sınıf düzeyi, ders başarısı düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve anne-baba dindarlık tutumu yönünden dindarlık eğiliminde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak anne-baba tutumu yönünden dindarlık eğiliminde anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ergenlik döneminde cinsiyet, öğrenim görülen eğitim kurumu, öğrenim görülen sınıf düzeyi, baba eğitim düzeyi ve anne-baba dindarlık tutumu yönünden riskli davranışlarda anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak ders başarısı düzeyi, anne eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve anne-baba tutumu yönünden riskli davranışlarda anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Ana-baba tutumuDin psikolojisiDin sosyolojisi+5
Müslime Erden
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muş Surp Garabed Manastırı

Muş il sınırları içerisinde yer alan Muş Surp Garabed Manastırı şehir merkezinden 48 km uzaklıkta kuzeybatı dağ eteklerine inşa edilmiş, Muş (Daron)'un ilk ve en büyük Ermeni-Apostolik manastırıdır. Klagavank (Klag'ın manastırı), İnnagnianvank (dokuzgözlü pınar manastırı) , Çanlı Manastırı, Saint Charles Monastery, John the Baptist, Saint John the Precursor, the Holy Precursor, Surp Garabed gibi farklı isimlerle anılan manastır, günümüzde Çengelli Kilisesi olarak bilinmektedir. Aziz Krikor, Kayseri'den getirttiği Aziz Hovhannes Mıgırdiç'in kemiklerini "kutsal emanetler" olarak manastıra koymuştur. Kutsal emanetler nedeniyle manastıra dışardan pek çok dindar Hıristiyanların hac için gelip ziyaret ettikleri dini bir merkezdi. Pagan dönemi tapınakları olan Demeter ve Kisan harabeleri üzerine inşa edilen Muş Surp Garabed Manastırı, IV. Yüzyıldan XX. Yüzyıla kadar bölgede yaşayan Ermenilerin ruhani merkezi olarak varlığını korumuştur. Manastır, VIII. yüzyılın sonuna kadar, kabirleri orada bulunan Daron'lu Mamigonyan prenslerinin özel mülküydü. Mamigonyan hanedanlığının en ünlü üyeleri olan prensler; Muşeğ, Kayl Vahan, Sımpat ve Vahan Mamigonyan'ın mezar taşları, XX. Yüzyılın başına kadar görülebiliyordu. XX. Yüzyılın başlarına kadar cazibe merkezi olan Muş Surp Garabed I. Dünya Savaşı'na kadar varlığını sürdürmüştür.

Dinler tarihiErmenilerManastır+3
Rıza Beroje
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

DKAB ve meslek dersleri öğretmenlerinin akıllı tahta kullanma becerileri(Diyarbakır örneği)

Bu araştırmada DKAB ve Meslek Dersleri öğretmenlerinin akıllı tahta kullanım becerileri irdelenmiştir. İlgili öğretmenlerin derslerinde teknoloji kullanım durumları, teknolojik gelişmeler ile ilgili hazırbulunuşlukları, ders anlatımında karşılaşılan genel sorunlar, eğitim-öğretim sürecinde en sık başvurulan teknoloji türü ve derste BT kullanımının avantajları-dezavantajları gibi konularda öğretmen görüşlerinden yola çıkılarak özellikle FATİH projesi bağlamında bir analiz yapılmaya çalışılmıştır. Araştırma; 2018-2019 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde, Diyarbakır ilindeki ilkokul ortaokul ve liselerde görev yapan 22 DKAB ve Meslek Dersleri öğretmenleriyle, yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla bina edilmiştir. Katılımcılarla yapılan görüşmeler ses kaydına alınmış ve daha sonra ses kayıtlarının dökümü yapılarak bir tema oluşturulmuştur. Veri analizlerinde, kodlama yöntemi ile içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizi neticesinde DKAB ve Meslek Dersleri öğretmenlerinin derslerinde akıllı tahta kullanımı konusunda oldukça istekli oldukları, dersi daha çekici hale getirmek için çağdaş öğretim yöntem-tekniklerini kullanmaya çalıştıkları, ders materyallerini zenginleştirme çabasında oldukları görülmüştür. Ancak okullardaki teknolojik altyapı noktasında bazı sıkıntılar yaşadıkları, eğitimin diğer paydaşlarından(öğrenci-veli-öğretmen-okul idaresi) çeşitli sebepler dolayısıyla destek görmedikleri de DKAB dersi özelinde açığa çıkmış, ayrıca teknoloji kullanımı konusunda bazı eğitimlere ihtiyaç duydukları da görülmüştür. Anahtar Sözcükler Din Eğitimi, teknoloji, eğitimde teknoloji, din eğitiminde teknoloji, FATİH

Din-bilim ilişkisi
Müslüm Yalçı
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The sacrament of Baptism in the Syrian Kadim church

The subject of the study is "The Sacrament of Baptism in the Syrian Kadim Church". The subject was taken from the theology of the sacraments of the Syrian Kadim Church. The study benefited from a limited number of sources related to the subject, and was supported by interviews and observations with expert sources. The purpose of this study is to reveal the sacramental theology of baptism and the sacramental unity of the church from here. According to the results of this study, the Syrian Kadim Church is a church whose tradition is active. Sacramental theology develops in parallel with theology of early sacraments in early Christianity in Syriac Kadim Church. The Syrian Kadim Church accepts seven sacraments. The baptismal sacrament is both a belief and practice dimension that is considered important. It is believed that baptism lifts the original sins and other sins from the middle so that entrance into the new, sinless life is provided. It is accepted that one is joined to the death and resurrection of Jesus Christ by diving and dive into the baptismal water. In the ceremony of baptism at the Syrian Kadim Church baptism, repentance, murun and holy kurbono rituals are performed in succession. The size of baptismal practice is similar to that of other independent churches where tradition is active. The sacramental meanings of baptism are associated with the idea of the Messiah secret. It is believed that prayer, divine, symbols, objects, etc., read in the baptism, have absolutely all the symbolic meanings associated with the idea of Jesus Christ.

RitualChristianiesChurchs+2
Sevinç Aksin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslâm medeniyetinde şehir ve erdem

İnsanoğlunun yaşadığı fizikî çevre hakikatte içinde bulunduğu sosyal çevreye bağlı olarak gelişmektedir. İnsan, içinde bulunduğu çevreyi kendi ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda şekil verme yetisine/yeteneğine sahiptir. Bu nedenle sosyal çevre ve fizikî çevre birbiriyle iç içe yaşamaktadır. Nitekim bu uyumun muhafazası ve daha nitelikli hale gelebilmesinin çözümü insanın kendi varlığını daha iyi tanımasından geçmektedir. İnsanın yaşadığı mekânın onu ruhsal ve sosyal açıdan rahat ettirebilmesi ve birçok cihetle ihtiyaçlarına yeterli gelebilmesi gerekmektedir. İbn Haldûn, "İnsanı koşullandıran içinde yaşadığı ortamdır." derken sosyal ve fizikî kanunların uyumu gerçeğini göz ardı etmediği anlaşılmaktadır. Şehir; kültürdür, medeniyettir. Ruhun ve hayatın canlılık kazandığı ezelî merkezidir. İslâm şehri açısından önemli olan ahlâk ilkeleri ve dinin temel prensipleridir. İslâm medeniyetinin ruhu, esası, mayası tevhiddir. Şehir, tevhid ruhunu yansıtır. Tevhid; her şeyin yerli yerinde oluşunu ve Allah'ın iradesini gösteren bir düzenin tesis edilmesini ifade eder. Fârâbî, felsefe okumanın amacını, "Âlemin yaratıcısını tanımak, O'nun her şeyin hakiki fâili olduğunu bilmek, adâlet ve hikmetiyle bu dünyaya nizam verdiğini ve cömertliğiyle intizamın devamını sağladığını, Bir ve Yüce olduğunu bilmek; insanın kabiliyeti nispetinde Yaratıcıya benzemeye çalışması" olarak ifade eder. Fârâbî, Tanrı-evren ve insan analizini devlet, toplum ve fert ilişkileri bağlamında değerlendirip faziletli bir topluluğun olabilirliğini medenî ilimler bağlamında ortaya koymuştur. Fârâbî, Medinetü'l- Fâzıla (Erdemli Şehir) derken esasen bir şehir içinde yaşamasına rağmen idealize ettiği şehrin erdemle ileri ufuklara taşınabileceğine inanarak toplumları erdeme ve erdemli toplumlar oluşturmaya davet eder. Bu çalışma Tanrı/âlem/insan ile şehir/medeniyet/ütopya kavramlarını gerek İslâm filozofları gerek diğer kıymetli düşünürler çerçevesinde ele almaktadır. Türk düşünce ve İslâm geleneği iz'an ve irfanı bunu gerekli kılmaktadır. Çünkü Türk düşünce ve kültürü, Müslüman olan/olmayan öteki milletlerin düşünce ve kültürünü hiçbir zaman dışta bırakarak kendini merkeze almak suretiyle ifade etmemiştir. Bu soylu yaklaşım sebebiyle milletimiz asırlarca medeniyetlerin ilgi odağı olmayı hak etmiştir. Çalışmanın karmaşıklığı ise; konu ile sav dokuları gereği, çalışmamızı girift bir bölümlemeye tâbî tutma mecburiyetini doğurmuştur. Bu çalışma da İslâm düşüncesini derli-toplu, sistematik ve sonuç almaya yönelik öğrenme merakı olan ilgilileri asıl kaynaklarına tevcih etme gayesine matuftur.

Rukiye Karabulut
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Narman ve çevresi halk inanışlarının dinler tarihi açısından değerlendirilmesi

ÖZET NARMAN VE ÇEVRESİ HALK İNANIŞLARININ DİNLER TARİHİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ İnsanlar, tarihin her döneminde bir şeye inanma ihtiyacı duymuştur. Bu nedenle din de insanlık tarihine paralel olarak varlığını sürdürmüştür. Din ile iç içe yaşayan insanlar, kendi kültürel geçmişlerinden getirdikleri bazı inanış, gelenek ve davranış biçimlerini de din ile ilişkilendirmişlerdir. Bu şekilde oluşan halk inanışları zamanla toplumsal bir boyut kazanmış, toplumun ortak değeri ve pratiği haline dönüşmüştür. Bu sebeple halk inanışları, toplumları tanımaya ve anlamaya hizmet etmesi açısından önemlidir. Bir toplumu, inançları olmadan değerlendirmek önemli bir eksiklik olacağı için toplum, bir bütün olarak her yönüyle kapsamlı bir şekilde araştırılmalıdır. Bu bağlamda ''Narman ve Çevresi Halk İnanışlarının Dinler Tarihi Açısından Değerlendirilmesi'' adlı çalışmada söz konusu bölge halkının inanç ve adetleri ile bunlara bağlı uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır; Giriş Bölümünde; Araştırma konusu, amacı, metodu, kapsamı ile birlikte Narman ve çevresi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde; Narman ve çevresi geçiş dönemleri ile ilgili inanış ve uygulamalara yer verilmiş, sözlü kaynaklardan derlenen bilgiler doğrudan aktarılmış olup Dinler Tarihi açısından değerlendirme yapılmıştır. İkinci bölümde ise Narman ve köylerinde bulunan ziyaret yerleri, türbeler ve muhtelif konularla alakalı inanış ve uygulamalar tespit edilip sözlü kaynaklardan derlenen bilgiler doğrudan aktarılmış ve Dinler Tarihi metotları kullanılarak deskriptif yöntemle değerlendirilerek çeşitli sonuçlara varılmıştır. Yapılan bu çalışma ile birlikte Narman ve çevresinin zengin bir kültüre sahip olduğu bu kültürün içerisinde yer alan halk inanışları ve uygulamalarının geçmişten günümüze kadar devam ettiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Narman, Halk inanışları, Doğum, Evlenme, Ölüm, Ziyaret

Kadir Bayrak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düşünce dünyamızda Babanzade Ahmed Naim ve felsefesi

Türk-İslam dünyasının yetiştirmiş olduğu en önemli şahsiyetlerden birisi olan Babanzade Ahmed Naim'in hayatı, eserleri ve felsefi düşüncelerinin incelendiği bu çalışmada, çağdaş bir Müslüman mütefekkirin düşünce serüvenin anlaşılması amaçlanmıştır. Ahmed Naim'in eserleri incelendiğinde, Onun batı kaynaklarını çok iyi bir şekilde analiz ettiği buna mukabil kendi kadim kültür ve medeniyetine de hakim olduğu ve iki dünya arasında dengeli bir bakış açısı geliştirdiği görülmüştür. Bu çalışmanın amacı modern Müslümanların Ahmed Naim'i daha yakından tanımalarına ve anlamalarına katkı sağlamaktır. Çalışma boyunca Ahmed Naim'in hayatı ve eserleri incenmiş felsefi düşünceleri özet bir şekilde sunulmuştur. Ahmed Naim'in düşüncelerinin temelinde Kur'an ve Sünnet vardır. Hiçbir düşünce, fikir ve felsefe bu ikisinden üstün olamaz. Batılı filozofların ortaya koymuş oldukları tüm güzel düşünceler, muhakkak İslam'da vardır. Çalışmadan elde edilen en önemli sonuç şudur; Ahmed Naim'e göre artık doğu ve batının tanışmaları gerekmektedir. Babanzade Ahmed Naim, kültür ve medeniyetimizde müstesna bir şahsiyet olmasına karşın ülkemizde yeterince tanınmamaktadır.

Emin Üzümcü
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de manevi danışmanlık ile ilgili hazırlanan lisansüstü tezlerin içerik analizi

İnsan, biyolojik bir varlık olmanın ötesinde, manevi ve ruhsal bir yapıya da sahiptir. Bu nedenle, bireyler hayatlarının çeşitli dönemlerinde karşılaştıkları problemlere çözüm bulabilmek için manevi danışmanlık hizmetine ihtiyaç duymaktadır. Son yıllarda, özellikle Batılı ülkelerde manevi danışmanlık ve rehberlik alanındaki çalışmalar dikkat çekici bir artış göstermiştir. Bu alandaki uygulamaların Batı'da belirli bir düzeye ulaştığı, sistemli bir şekilde yürütüldüğü ve kurumsallaştığı görülmektedir. Türkiye'de ise manevi danışmanlık alanının henüz yeni olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, Türkiye'de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezi'nde erişime açık olan ve "manevi danışmanlık" konusunu ele alan lisansüstü tezlerin içerik analizi yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, bu alandaki akademik birikimi derinlemesine incelemek ve gelecekteki çalışmalar için bir temel oluşturmak açısından önemlidir. Çalışmada, incelenen tezler türleri, yılları, araştırmacıların cinsiyeti, danışmanların unvanları, tezlerin hazırlandığı üniversiteler ve bölümler, kullanılan amaçlar, yöntemler, veri kaynakları, veri toplama araçları, analiz yöntemleri, örneklem yöntemleri, elde edilen sonuçlar ve öneriler açısından değerlendirilmiştir. Araştırmada nitel yöntem tercih edilmiş ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, Türkiye'de manevi danışmanlık ve rehberlik alanında doktora tez sayısının sınırlı olduğunu, bu alanda lisans ve lisansüstü düzeyde eğitimlere ihtiyaç duyulduğunu göstermiştir. Tezlerde genellikle nitel araştırma yöntemlerinin tercih edildiği, ancak bazı tezlerde veri toplama araçlarına dair bilgi eksikliği olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, manevi danışmanlık ve rehberlik alanında yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği ve disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, bu alandaki akademik programların genişletilmesi, doktora düzeyinde tez çalışmalarının teşvik edilmesi ve manevi danışmanlık hizmetlerinin gelişimine yönelik desteklerin artırılması önerilmektedir.

Emel Tıraş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam hatip lisesi Kur'an-ı Kerim derslerinin peygamber kıssalarıyla zenginleştirilmesi: Bir ünite örneği

Din eğitimi çocukluk döneminden başlayarak yetişkinlik dönemini de içine alan ve hayat boyu süren bir öğrenme sürecidir. Özellikle ergenlik dönemi için verilen din eğitimi özel bir hassasiyet gerektirir. Bu dönemde korkutan değil sevdiren bir tutumla, doğru bilgiye dayanan bilgilerle eğitim sürecinin sürdürülmesi ergenlik döneminde olan çocukların sağlıklı bir din algısı, anlayışı geliştirmelerinde büyük öneme sahiptir. Dini bilgi çocuğun bulunduğu gelişim dönemi ve ihtiyaçları da dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. Bu noktada Kur'an-ı Kerim'in anlam ve muhtevasının çocuğa ulaştırılması önemlidir. Çocuğun anlayabileceği ve güncel hayatıyla bağlantılar kurabileceği bilgiler edinmesi süreci kolaylaştırır. Küçük yaşlardan itibaren öğrenile gelinen Kur'an Kıssalarının bu bağlamda etkisi büyüktür. Kur'an Kıssalarının Kur'an merkezli olarak din eğitimi sürecine dahil edilmesi bilginin kalıcılığı ve sürdürülebilirliği açısından önemli fırsatlar sunar. Bu çalışmanın temel problemi "İmam-Hatip Lisesi Kur'an-ı Kerim dersi aynı zamanda Kur'an Kıssalarının içerdiği inanç, düşünce, tutum ve davranışların işlendiği bir değerler eğitimi dersi niteliği taşımaktadır." kabulü etrafında şekillenmektedir. Kur'an Kıssalarının değer aktarımında etkili bir yöntem olarak çalışmaya dahil edilmesi de çalışmanın bilimsel ve eğitsel değerini önemini ortaya koymaktadır. Kıssalar yoluyla bazı değer ve düşüncelerin hedef kitlenin yaş ve bilişsel seviyesine uygun biçimde aktarılabileceği, inanç boyutunda da kıssaların güçlü bir yönlendirici olabileceği, anlam ve muhtevanın da kıssalar yoluyla İmam-Hatip Lisesi Kur'an-ı Kerim derslerine daha kapsamlı olarak dahil edilebileceği çalışmanın önemli sonuçları arasındadır. Bu kapsamda çalışmada; öncelikle Kur'an Kıssalarının temel özellikleri, amaçları ve eğitim açısından değeri kısaca ele alınmıştır. Ardından İmam-Hatip Liselerinin kuruluşundan itibaren oluşturulan öğretim programlarında Kur'an Kıssalarına, dolayısıyla anlam ve muhtevaya verilen yerin tespitine çalışılmıştır. Akabinde günümüzde uygulanan Kur'an-ı Kerim dersi öğretim programı değerlendirilmiştir. Son olarak ise yine Kur'an Kıssalarının günümüzde uygulanan Kur'an-ı Kerim öğretim programındaki yeri değerlendirilmiş ve 9-10-11-12. sınıf düzeyleri için özgün ünite örnekleri hazırlanarak kıssaların eğitim sürecine uygulanabilirliği ortaya konmuştur.

Türkan Çam
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzce'deki Çerkez halk inanışlarının dinler tarihi açısından değerlendirilmesi

"Düzce'deki Çerkez Halk İnançlarının Dinler Tarihi Açısından Değerlendirilmesi" başlıklı tezimiz, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş Bölümünde, araştırma konusunun kapsamı, amacı ve metodu açıklanmakta; ayrıca Çerkezlerin Düzce'ye iskân süreci ve bölge hakkında genel bilgiler sunulmaktadır. Bu bölümde, Çerkez tarihine kısaca yer verilmekte bölgeye Çerkezlerin yerleşim süreci ile bu sürecin arka planı hakkında temel bilgiler sunulmaktadır. Birinci bölümde, Düzce Çerkezlerinin doğum, evlenme ve ölüm gibi hayatın önemli geçiş dönemlerine ilişkin geleneksel inanış ve uygulamaları incelenmiştir. Bu döneme ait ritüeller ve gelenekler, saha çalışmaları ve derlemeler ışığında ele alınmış ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bölüm sonunda Dinler tarihi perspektifinden karşılaştırma metodu kullanılarak farklı Çerkez boylarında ve Türk topluluklarında benzer uygulamalar ele alınış ve değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde ise geçiş dönemlerinden halk hakimliği ve diğer muhtelif inanış ve uygulamalar ele alınmaktadır. Halk hekimliği ve diğer muhtelif inanış ve uygulamalar bölümleri sonunda karşılaştırmalı değerlendirmelerle ele alınarak gerek Çerkez toplumlarında gerek tarihsel bazda benzerlikler göz önüne serilmiştir. Yapılan çalışma sonunda Çerkezlerin kültürel miraslarının ve Kafkasya'dan getirdikleri gelenekleri sürdürme konusundaki kararlılıklarının varlığı tespit edilmiştir. Değişen dünya koşullarına rağmen, geçmişten günümüze kültürel kimliklerini koruma çabaları belirgin bir şekilde öne çıkmıştır. Çerkezlerin halk inanışları ve uygulamaları, diğer kültürel etkileşimlerden az etkilenmiş olup, bu durum onların kültürel özgünlüklerini koruma çabalarını sürdürdükleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Düzce, Çerkezler, Halk İnanışları, Doğum, Evlilik, Ölüm, Halk Hekimliği.

Gülsüm Gökçe
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam siyaset felsefesinde filozofların hürriyet anlayışları

Bu çalışma, İslam felsefesi bağlamında bireyin özgürlüğünü hem ahlaki hem de siyasal yönleriyle inceleyerek kavramın felsefi temellerini ve tarihsel dönüşümünü ortaya koymaktadır. Araştırma; Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Haldûn, Gazâlî, Kindî ve Râgıb el-İsfahânî gibi düşünürlerin özgürlük anlayışlarını sistematik ve karşılaştırmalı biçimde ele almaktadır. Tezin temel soruları; İslam felsefesinde hürriyetin nasıl tanımlandığı, bireysel ve siyasal özgürlüğün hangi çerçevede yorumlandığı, kavramın tarihsel süreçteki dönüşümü ve klasik düşünceyle modern özgürlük anlayışı arasındaki bağlantılar olmuştur. Üç temel hipotez geliştirilmiştir: İslam filozofları özgürlüğü bireysel hakla sınırlamayarak ahlaki ve toplumsal sorumluluklarla birlikte değerlendirmiştir. Sistematik, karşılaştırmalı analiz, literatürde parçalı ele alınan hürriyet konusuna bütüncül bir bakış sağlar. Bu inceleme, günümüz özgürlük tartışmalarının yeniden değerlendirilmesine katkı sunar. Tezin ilk bölümleri felsefe kavramı ve alt disiplinlerine genel bir bakışla başlamakta; ardından İslam felsefesinin yapısı, siyaset ve ahlak ilişkisi incelenmektedir. Klasik düşünürler özgürlüğü erdemli yaşam, toplumsal düzen ve etik sorumluluk temelinde ele almış; bireyin özgürlüğü, devlet ve toplumla olan karşılıklı ilişki bağlamında tanımlanmıştır. Bu çerçevede "itaat", "adalet" ve "düzen" kavramları merkezi bir rol oynamıştır. Günümüz özgürlük tartışmaları ise daha çok bireysel haklar ve siyasal özgürlük eksenindedir; ancak klasik mirasın ahlaki boyutu hâlâ güncelliğini korumaktadır. Tez, hürriyet kavramını hem metafizik hem ahlaki hem de siyasal yönleriyle bütüncül biçimde ele alarak literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Ayrıca klasik İslam düşüncesinden hareketle modern özgürlük teorilerine ve güncel konulara değer temelli bir perspektif geliştirme potansiyeli taşımaktadır. Sonuç olarak, İslam filozoflarının hürriyet anlayışı, bireyin özgürlüğünü toplumsal sorumluluk ve etik ilkelerle dengeleyen derinlikli bir yaklaşım sunmakta ve modern özgürlük tartışmalarına zengin bir düşünsel zemin kazandırmaktadır.

Neslinur Doğu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk halk inanışlarında doğaüstü ve mitolojik varlıklar

İnsanlık tarihi boyunca insanlar, bilinmeyen karşısında bir anlam arayışına girmiş ve doğaüstü varlıklarla ilgili inançlar geliştirmiştir. Türk halk inanışlarında yer alan doğaüstü ve mitolojik varlıklar ise yalnızca hayal ürünü figürler olmayıp, toplumun ahlak anlayışını, doğa ile kurduğu ilişkiyi ve kültürel kimliğini yansıtan önemli göstergelerdir. Bu varlıklar, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde halkın korkularını, umutlarını ve değerlerini şekillendirmiştir. Bu çalışmada, Türk halk inanışlarında yer alan doğaüstü ve mitolojik varlıklar Dinler Tarihi disiplini çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, metodu, kapsamı ve özgün yanları ortaya konulmuş, ilgili literatürden yararlanılarak kuramsal bir çerçeve çizilmiştir. Birinci bölümde; cin, dabbetü'l-arz, deccal, melek, şeytan, ye'cüc ve me'cüc gibi dini nitelikli doğaüstü varlıklar incelenmiş, bu varlıkların halk inançlarındaki yeri ve işlevi değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise Alkarısı, Şahmaran, Bozkurt, Tepegöz, Umay, Gulyabani gibi mitolojik figürler ele alınmış; bu varlıkların halk kültüründeki yansımaları ve toplumsal işlevleri değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, Türk halk inanışlarında yer alan doğaüstü ve mitolojik varlıkların, toplumun tarihsel ve kültürel yapısının önemli bir parçası olduğu, halkın değerler dünyasını ve evren tasavvurunu şekillendirmede işlevsel bir rol üstlendiği görülmüştür. Ayrıca bu inançların, kültürel kimliğin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir miras olduğu sonucuna varılmıştır.

Demonik varlıklarEski Türk inançlarıMetafizik varlıklar+1
Kevser Betül Altundal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi 6, 7 ve 8. sınıf ders kitaplarında Allah insan ilişkisi

Bu çalışma, Allah ve insan arasındaki ilişkiyi, bu ilişkinin boyutlarını, şekillerini ve nasıl olduğunu, ayrıca bu ilişkinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitaplarında nasıl ele alındığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Eğitim, Din Eğitimi, Kelam, Genel Psikoloji, Din Psikolojisi konusunda yapılan çalışmalarla ilgili kaynaklarla sınırlandırılan bu çalışmada Allah-insan ilişkisinin yanı sıra bu ilişkinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (6-8) ders kitaplarında nasıl işlendiği üzerinde duruldu. Çalışmada 6, 7, ve 8. sınıf DKAB ders kitapları incelendi ve temel olarak literatür taraması yöntemi kullanıldı. Araştırmada Allah-insan ilişkisinin ilk olarak Allah Teâla'nın insanoğlunu takdir etmesi ve yaratmasıyla başladığı, onları türlü kabiliyet ve meziyetlerle donattıktan sonra terk etmediği ve kendi haline bırakmadığı, bilakis kendini bulup bilmesi ve ayetlerini idrak etmesi için de onlara akıl, his ve duygular gibi işlerine yol bulmaya ve gayelerine ulaşmaya imkân veren güçleri bahşettikten sonra onlara elçiler ve kitaplar gönderdiği tespit edilmiştir. Yani Allah Teâla insanoğluyla sırası ile ontolojik, hidâyet, ibâdet ve ahlaki ilişki içinde olmuştur. Ayrıca Allah-insan ilişkisinin insanın Allah'a ibadet ve dua etmesiyle, Allah'ın da bu ibadet ve duaya icabet etmesiyle karşılıklı bir ilişkiye dönüştüğü ve aynı zamanda DKAB ders kitaplarında da, konuların genel itibariyle Allâh-insan ilişkisinin hidâyet, ibadet ve ahlaki boyutuyla ilgili olduğu saptanmıştır.

AllahDers kitaplarıDers programları+7
Abdulvahit Kamali
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlk çocukluk döneminde çocuğun din eğitimi ve ailenin din eğitimine etkisi (Diyarbakır örneği)

Bu araştırmada, ilk çocukluk döneminde çocuklara din eğitimini verirken ebeveynin etkisine ait düşünce ve tutumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Ebeveynlere uygulanan ölçme aracıyla elde edilen verilerden yola çıkılmıştır. Çocuğa din eğitimi verme sürecinde ebeveynlerin tutumları ve bu çerçevede yerine getirmeleri gereken sorumluluk ve görevleri incelenmiştir. Araştırmanın temel problemi, ebeveynlerin sahip olduğu dini bilgi ve eğitimin, ilk çocukluk döneminde çocuklarına verdikleri din eğitimine katkı sağlayıp sağlamadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır'daki aileler oluşturmaktadır. Araştırmamızın örneklemini Diyarbakır merkez dört ilçe olan Kayapınar, Sur, Yenişehir, Bağlar ve nüfus yoğunluğu ve kozmopolit yapısından dolayı Bismil ilçesinde ikamet eden çocuk sahibi ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeğin pilot uygulaması yapılarak, geçerlik, güvenirlik ve faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan ön uygulama sonucunda gerekli ön düzenlemeler yapıldıktan sonra dört boyuttan oluşan ölçme aracına son şekli verilmiştir. Anket verilerini toplamak için gerekli izinler valilikten alınmış ve örneklem olarak Diyarbakır'da 500 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, ebeveynlerin din eğitimi konusundaki yeterlik düzeylerine ilişkin cevapları esas alınmıştır. Yapılan araştırma ilk çocukluk dönemi din eğitiminin önemini ortaya çıkarmıştır. Bu minvalde ebeveynler çocuk gelişimi ve eğitimi konusundaki varolan bilgilerini geliştirmeli özellikle de çocuğun din ve ahlak gelişimi konusunda bilinçlenmelidir. Ebeveyn ilk çocukluk dönemi çocuğunun din anlayışı hakkında bilgi sahibi olmalı, çocuktan bu yaşta ne gibi davanışlar ortaya çıkacağı bilinmelidr. Ebeveynlerin sağlıklı bir din eğitimi almış olmasının çocukta sağlıklı bir din eğitiminin alt yapısının oluşumuna katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.

AileAileAile eğitimi+7
Ahmet Çın
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düalist dinlerde tanrı ve kozmos inancının Katharlar'a yansımaları

Düalist dinî gelenekler, evreni ve insanı açıklarken, genellikle iyi ile kötü, ruhsal ile maddî, ışık ile karanlık gibi karşıt iki ilkeyi varoluşun temelinde konumlandıran özgün metafizik sistemler ortaya koyarlar. Tarihsel süreç içerisinde farklı kültürel bağlamlarda biçim değiştirerek gelişen bu düalist yaklaşımlar, özellikle Maniheizm, Zerdüştîlik (Mecusilik) ve Sâbiîlik gibi doğu kökenli geleneklerde belirginleşmiştir. Zerdüştîlik'te Ahura Mazdā ve Angra Mainyu arasında süre giden kozmik mücadele; Maniheizm'de ışık ile karanlığın ezelî çatışması ve ruhun karanlıktan kurtuluşuna dayalı öğreti; Sâbiîlik'te ise Işık Âlemi ile maddî âlem arasındaki hiyerarşik ayrım, bu geleneklerin düalist niteliğini ortaya koyar. Bu düşünsel miras, zamanla Batı'da, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında Katharizm gibi Hıristiyanlıkta heretik olarak kabul edilen yapılar aracılığıyla yeniden yorumlanmıştır. Orta Çağ Avrupa'sının dinî ve düşünsel tarihinde, egemen Hıristiyan doktrininin karşısında şekillenen düalist inanç sistemleri hem teolojik hem de kozmolojik düzeyde özgün yaklaşımlar sergilemiştir. Bu çerçevede Katharlar, Tanrı tasavvurları ve evren anlayışlarıyla Batı Avrupa'daki heterodoks düşünce geleneklerinin en dikkat çekici ve sistematik örneklerinden biri olarak öne çıkar. Kathar inancı, temelini oluşturan öğreti bakımından, iyilik ve kötülük arasında ontolojik düzeyde düalist bir ayrım benimser. Bu ayrım ise varlığın doğasına ilişkin köklü bir metafizik yaklaşıma işaret eder. Bu düalist düşünce geleneğinin tarihsel ve teolojik yönleri incelenirken, modern dönemde bu mirasın nasıl yorumlandığı da ayrıca önem taşımaktadır. Türkiye'de bu konuda dikkat çeken örneklerden biri, Mine G. Kırıkkanat'ın Gülün Öteki Adı: Kathar Şövalyelerinden Şeyh Bedreddin Yiğitlerine adlı eserinde ortaya koyduğu yorumdur. Kırıkkanat, Katharizm ile Şeyh Bedreddin hareketi arasındaki benzerliklere dikkat çekerek iki hareket arasında tarihsel ve düşünsel bir süreklilik bulunduğu iddiasını öne sürmektedir. Ancak söz konusu paralellikler incelediğinde bu iki hareketin farklı teolojik temeller ve metafizik sistemler üzerine inşa edilmiş birbirinden bağımsız yapılar olduğu ortaya çıkmaktadır.Düalist dinî gelenekler, evreni ve insanı açıklarken, genellikle iyi ile kötü, ruhsal ile maddî, ışık ile karanlık gibi karşıt iki ilkeyi varoluşun temelinde konumlandıran özgün metafizik sistemler ortaya koyarlar. Tarihsel süreç içerisinde farklı kültürel bağlamlarda biçim değiştirerek gelişen bu düalist yaklaşımlar, özellikle Maniheizm, Zerdüştîlik (Mecusilik) ve Sâbiîlik gibi doğu kökenli geleneklerde belirginleşmiştir. Zerdüştîlik'te Ahura Mazdā ve Angra Mainyu arasında süre giden kozmik mücadele; Maniheizm'de ışık ile karanlığın ezelî çatışması ve ruhun karanlıktan kurtuluşuna dayalı öğreti; Sâbiîlik'te ise Işık Âlemi ile maddî âlem arasındaki hiyerarşik ayrım, bu geleneklerin düalist niteliğini ortaya koyar. Bu düşünsel miras, zamanla Batı'da, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında Katharizm gibi Hıristiyanlıkta heretik olarak kabul edilen yapılar aracılığıyla yeniden yorumlanmıştır. Orta Çağ Avrupa'sının dinî ve düşünsel tarihinde, egemen Hıristiyan doktrininin karşısında şekillenen düalist inanç sistemleri hem teolojik hem de kozmolojik düzeyde özgün yaklaşımlar sergilemiştir. Bu çerçevede Katharlar, Tanrı tasavvurları ve evren anlayışlarıyla Batı Avrupa'daki heterodoks düşünce geleneklerinin en dikkat çekici ve sistematik örneklerinden biri olarak öne çıkar. Kathar inancı, temelini oluşturan öğreti bakımından, iyilik ve kötülük arasında ontolojik düzeyde düalist bir ayrım benimser. Bu ayrım ise varlığın doğasına ilişkin köklü bir metafizik yaklaşıma işaret eder. Bu düalist düşünce geleneğinin tarihsel ve teolojik yönleri incelenirken, modern dönemde bu mirasın nasıl yorumlandığı da ayrıca önem taşımaktadır. Türkiye'de bu konuda dikkat çeken örneklerden biri, Mine G. Kırıkkanat'ın Gülün Öteki Adı: Kathar Şövalyelerinden Şeyh Bedreddin Yiğitlerine adlı eserinde ortaya koyduğu yorumdur. Kırıkkanat, Katharizm ile Şeyh Bedreddin hareketi arasındaki benzerliklere dikkat çekerek iki hareket arasında tarihsel ve düşünsel bir süreklilik bulunduğu iddiasını öne sürmektedir. Ancak söz konusu paralellikler incelediğinde bu iki hareketin farklı teolojik temeller ve metafizik sistemler üzerine inşa edilmiş birbirinden bağımsız yapılar olduğu ortaya çıkmaktadır.

Tuba Kanca
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hint kökenli yeni dini akımlardan Brahma Kumaris

Yeni Dinî Hareketler, özellikle modern çağda ortaya çıkan ve geleneksel dinlerin dışında farklı inanç sistemleri ve uygulamalar geliştiren topluluklardır. Bu hareketler, bireylerin ruhsal arayışlarına yanıt vermek ve toplumsal yapılar içinde alternatif manevi kimlikler oluşturmak amacıyla şekillenmiştir. Yeni Dinî Hareketlerin ortaya çıkışı, hem toplumların sosyolojik dönüşümleriyle hem de dinlerin tarihsel gelişim süreçleriyle bağlantılıdır. Ayrıca bu hareketlerin bazılarında kadınların daha aktif ve görünür liderlik rolleri üstlendiği, toplumsal cinsiyetin ise belirleyici bir unsur hâline geldiği dikkat çekmektedir. Brahma Kumaris, Hinduizm kökenli Yeni Dinî Hareketlerden biri olarak öne çıkmaktadır. 20. yüzyılın başlarında Hindistan'da kurulan bu hareket, ruhsal gelişim, meditasyon ve ahlaki disiplinlere dayanan bir inanç sistemi sunmaktadır. Brahma Kumaris, Tanrı anlayışı, reenkarnasyon, karma ve manevi kurtuluş gibi temel kavramları Hinduizm'den farklılaşan yorumlarla benimsemektedir. Hareket, eğitim, çevre ve kişisel gelişim alanlarında da çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Günümüzde uluslararası çapta etkin olan Brahma Kumaris, özellikle bireyin içsel dönüşümüne ve toplumsal barışa katkı sağlamayı amaçlayan bir harekettir.

Feyza Çam
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mutluluğa ulaşmada olumlu bir kişilik özelliği olarak sekine kavramı

Kişilik, psikolojinin en ilginç ve aynı zamanda en karmaşık konularından olduğu görülmektedir. Kişiliğin ne olduğu hakkında üzerinde ittifak edilmiş bir tanımı bulunmamaktadır. Zira kişilik bireysel farklılık olduğuna göre bireylerin sayısı kadar kişiliğin olduğu ileri sürülmektedir. Her insanın özellikleri, istekleri ve davranışları farklı olduğu gibi karakter ve kişiliklerinin de farklı oldukları düşünülmektedir. Fakat herkesin arzuladığı en önemli şeyin, mutluluğa ulaştıracak bir kişilik geliştirmek olduğu belirtilmektedir. İnsan tabiatı üzerinde çalışmalar yapan her kişi ve kuramcının, olumlu kişilik ya da başka bir deyimle ideal kişi ile ilgili farklı düşünceleri ve onu geliştirme ile ilgili birtakım yöntemlerinin olduğu kabul edilmektedir. Bu konuda duygusal kontrol ve ahlaki bir değeri ifade eden sekinenin olumlu bir kişilik, mutlu ve huzurlu bir hayatın yöntemini sağlayabileceği bu araştırmada belirtilmeye çalışılmaktadır. İslami literatürde olumlu kişilik birçok kavram gibi sekine kavramıyla da ifade edilmektedir. Teorik bir araştırmanın ürünü olan bu çalışmada, mutluluğu ifade eden kavramlardan biri olan sekinenin Kur'an, hadis ve bazı düşünürlerin açıklamasından yola çıkarak mutlu, huzurlu yani ideal kişiliğin yolları aranmıştır. Varılan sonucu ise şöyle açıklamak mümkündür: Sekine bireyi nefsanî ve şeytani duygu ve davranışlardan koruyan bir oto-kontrol görevini sağlamaktadır. Kur'an ve hadiste temel erdemlerden biri olarak kabul gören sekine düşünce, duygu, inanç ve davranışlarda doğru bir duruş olarak değerlendirilmektedir. Sekinenin insanın manevi kişiliğini geliştirerek onu hakikate ulaştıran bir aydınlık; bireyi basiretli ve bilinçli yapan, olumsuz tutum ve davranışlardan koruyan bir canlılık; bireye doğruluk, dürüstlük, istikrar ve kendini kontrol etme gibi olumlu kişilik özelliklerini kazandıran bir güç kaynağı olduğuna inanılmaktadır. Sekine, fazla hareket ve istikrarsızlığın zıddı olup bireyin kalbinde, azalarında ve sözlerinde sakin olmayı ifade eden, Allah'ın inananlara önermiş olduğu önemli bir kişilik özelliği olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Kişilik, Sekine, Duygu, Değer, Mutluluk

Din psikolojisiKişilik özellikleriKur'an-ı Kerim+6
Emrullah Akça
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müslüman Ermeniler: Muş ve Sason örneği

19. yüzyılın son çeyreğinde başlayan, ulus-devlet inşası sürecinin sertleşen askeri ve siyasi getirileriyle Türkiye'de Ermeniler hakkındaki araştırmalar, politik bir zaviyeden ve çoğunlukla 'Ermeni Sorunu' perspektifinde yoğunlaşmıştır. Bu nedenle akademik alanda Ermeniler konusu yoğun bir şekilde siyasi tavır alışların gölgesinde kalmıştır. Sosyo-dini bir grup olarak Müslüman Ermenilerin toplumsal ve gündelik hayatı, islamlaşma süreci sonrasında içinde yaşadıkları toplumla kurdukları kültürel ve dinî ilişkiler üzerine ciddi araştırmalar yapılmamıştır. Müslümanlaşmış Ermenileri konu edinen akademik çalışmalarda da genelde politik bir bakış açısı hâkim olmuştur. Bu da Türkiye'deki Müslüman Ermeniler üzerine din sosyolojisinin imkânlarıyla çalışma ihtiyacını doğurmuştur. Böyle bir ihtiyaçtan hareketle yapılan bu çalışmada Muş ve Sason'da yaşayan Müslüman Ermenilerin, etnik, dinî ve kültürel hayat örüntülerini sosyolojik açıdan irdelemeye gayret edilmiştir. Araştırma alanında sayıca bir azınlık olarak yaşayan etno-dinî bir topluluğun, dindarlık gibi dinsel yaşamlarını ve gündelik hayat pratiklerini konu edinen bu çalışma, araştırma sorularını yönlendiren konular etrafındaki teorik tartışmalar ekseninde, saha çalışması verilerine dayandırılmıştır. Bu çerçevede araştırma; Muş ve Sason'da yaşayan Müslüman Ermenilerin dini hayatını ve kendilerini ifade etme biçimlerini, sihir, büyü, türbe ziyaretleri, nazar gibi popüler dindarlık inanış ve biçimlerini, eski inanç, kültür ve geleneklerini yeni dini kimliklerinde ne şekilde sürdürdüklerini nitel araştırma yöntemiyle anlamayı amaçlamıştır. Dinsel hayatın, anlamayı ve yorumlamayı gerektiren yapısı nedeniyle araştırma konusu, derinlikli görüşmeler yoluyla elde edilen veriler üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede yapılan bu çalışmada, bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Muş ve Sason'da Ermeniler, çoğu insan tarafından Hıristiyanlıkla eş değer görülmektedir. Araştırma alanında yaşayan Müslüman Ermenilerin çok azının bilerek ve isteyerek Ermeniliklerini ifade edebildikleri, bu çalışmanın ulaştığı bir diğer sonuç olmuştur. Muş ve Sason'da azınlık durumunda yaşayan Müslüman Ermeniler, kendileri için Ermeni isminden ziyade çoğunlukla Müslimin ismini kullanmayı tercih etmişlerdir. Müslüman Ermenilerin dindarlıkları hakkında ulaşılan en temel sonuç, bu etno-dinsel grubun toplumun büyük kesimi tarafından dindar olarak görülmeliridir. Anahtar Kelimeler: Din, Etnik Kimlik, Kültür, Gelenek, Popüler Dindarlık, Müslüman Ermeniler.

Batman-SasonDin sosyolojisiDindarlık+4
Mehmet Ozan Ahnas
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern Ortodoks Yahudilik

Tez çalışmasının konusu "Modern Ortodoks Yahudilik"tir. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş kısmında, tez araştırmasının konusu, sınırları, amacı ve önemi anlatılmıştır. Birinci bölümde, "Modern Ortodoks Yahudiliğin Tarihçesi" işlenmiştir. Ayrıca tarihsel süreçte, ilk dönemden modern döneme kadar Yahudi mezhepleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, "Modern Ortodoks Yahudilikte İnançlar" ele alınmıştır. Son bölümde ise, "Modern Ortodoks Yahudilikte Uygulamalar" işlenmiştir. Sonuç bölümünde ise çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacı önce inanç ve uygulamalarıyla Modern Ortodoks Yahudiliği ortaya koyarak diğer mezheplerden ayrılan özelliklerini, ana hedef olarak ise Yahudiliğin ana çizgisini oluşturduğunu ortaya koymaktır. Çalışmada Modern Ortodoks Yahudiliğin ilk dönemde Ferisilik, Ortaçağ döneminde ise Rabbani Yahudilik mezhebiyle geleneksel Yahudilik anlayışını benimsemesi açısından birçok alanda benzerlik gösterdiğini ve günümüzde Modern Ortodoks mezhebi adını aldığı tespit edilen noktalardandır. Modern Ortodoks Yahudiliğin inanç ve uygulama hususunda diğer Yahudi mezheplerine oranla çok az değişiklik gösterdiği ve geleneksel Yahudilik çizgisini koruduğu görülmüştür. Ayrıca Modern Ortodoks Yahudiliğin modern zamana ayak uydurmak için temel sayılmayacak noktalarda esneklik gösterdiği gözlemlenmiştir.

DinlerDinler tarihiMezhepler+4
Hüseyin Akdemir
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya bağımlılığının ergenlerde dini tutum ve davranışlarla ilişkisi

Bu çalışmada lise ve üniversitede örgün öğrenim gören ergenlerin sosyal medya bağımlılığı ile dini tutum ve davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca lise ve fakültede örgün öğrenim gören ergenlerin sosyal medya bağımlılığı ve dini tutum ve davranış düzeylerinin cinsiyet, yaş, fakülte, lise, sınıf, kaldığı yer ve ailenin gelir düzeyi değişkenlerine göre aralarında anlamlı düzeyde farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırmadaki evrenimizi 2018-2019 eğitim öğretim yılında Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı liseler ile Siirt Üniversitesinde öğrenim gören ergenler oluşturmaktadır. Örneklemi ise 2018-2019 eğitim öğretim yılında Siirt merkezde bulunan 6 lise ile Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve diğer fakültelerde öğrenim gören ve yaşları 14-22 arası değişen 416'sı kız ve 405'i erkek toplam 821'e kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak 821 katılımcı üzerinde yaptığımız araştırmada dini tutum ve davranış ölçeği ile sosyal medya bağımlılığı ölçeği puan ortalamaları arasında yüksek düzeyde anlamlı ve negatif yönde ilişki tespit edilmiştir. Bu durumda sosyal medya bağımlılığı arttıkça dini tutum ve davranışlarda düşüş meydana gelmektedir. Anahtar sözcükler Din, Dini Tutum, Dini Davranış, Ergenlik, Sosyal Medya, Bağımlılık

BağımlılıkDin psikolojisiDini davranışlar+2
Mehmet Nafih Baydarman
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde psikolojik iyi olma ve şükür arasındaki ilişki üzerine bir araştırma Diyarbakır örneği

Bu çalışmanın amacı ergenlerin psikolojik iyi olma durumları ile şükretme davranışı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim – öğretim yılında Diyarbakır ilindeki bazı ortaöğretim kurumlarında eğitim gören 601 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Olma Ölçeği ve Takdir Etme ve Şükür Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerine göre ergenlerin psikolojik iyi olma düzeyleri ve şükretme arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmayla ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde psikolojik iyi olma, şükür ve ergenlik kavramları ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkilere ait bilgiler yer almıştır. Dördüncü bölümde bulgular, ilgili araştırmalar ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Din psikolojisiDiyarbakırErgenler+3
Fatma Betül Ekti
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00