
541
Archived Theses
12
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Galatasaray brand identity positioning: Can it be a model for Kyrgyzstan?
The importance of brand identity and positioning for companies is on rise. In today?sme-too market, where competitive environment is becoming strong, business sphere applies todifferentiation of products and services. This research focuses on brand identity andpositioning of Galatasaray Sports Club and football in Kyrgyzstan and its contribution to thecountries? image.The purpose of this research is to understand the Galatasaray Sports Club branddevelopment and its validity as a brand model for Kyrgyz football and to make a contributionto Kyrgyzstan?s image by developing the football clubs in the country.Beside the literature review, both qualitative and quantitative methods are used. As aquantitative method, questionnaire based survey conducted to explore perceived GalatasarayBrand Identity and Positioning.Galatasaray became one of the leading sports club in Turkey during its more thanhundred years of history. With its sportive and management performance, the club successfullypositioned itself in football industry and leveraged its brand name in a global scale.Nevermore, the club?s brand identity successfully communicates and utters who the club is.Football in Kyrgyzstan is also on increase. However, analyzes of Galatasaray SportsClub development stages and application of the same model, can make an importantcontribution to promote and develop Kyrgyzstan. Thus, Kyrgyz football clubs shouldcommunicate and analyze Galatasaray Sports Club very well.
Popüler kültür ve toplumsal cinsiyet açısından Lavazza takvim fotoğraflarının çözümlenmesi
Bu çalışma, küresel bir kahve markası olan Lavazza'nın 1993-2012 yılları arasında basılan takvim fotoğraflarının çözümlenmesi amacı ile yapılmıştır. Takvim fotoğraflarında popüler kültür ve toplumsal cinsiyet konularının ele alındığı çalışmada öncelikle, popüler kültür, tüketim kültürü, beden kültürü, toplumsal cinsiyet, fotoğraf ve reklam kavramları hakkında kuramsal bir çerçeve çizilmiş, kahve kültürü ve Lavazza markası üzerinde durulmuştur. Daha sonra Lavazza takvim fotoğrafları Dyer'in (1982) sıraladığı sözsüz iletişim araçları (görünüş, davranış, hareketlilik, aksesuar ve dekorlar) dikkate alınarak, yıllara göre popüler kültür ve toplumsal cinsiyet açısından çözümlenmiştir. Fotoğraf çözümlemelerinin popüler kültür açısından genel olarak değerlendirilmesi; ?Lavazza takvim fotoğraflarının ünlü yüzleri?, ?Lavazza takvim fotoğraflarındaki mitolojik figürler?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında yer alan edebiyat kahramanları?, ?Lavazza takvim fotoğraflarına taşınan çizgi roman karakterleri?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında sanatın izlerini sürmek?, ?Lavazza takvimlerinde fotomanipülasyondan faydalanılması? başlıkları altında yapılmıştır. Çözümlenen fotoğrafların toplumsal cinsiyet açısından genel olarak değerlendirilmesi ise; ?Lavazza takvim fotoğraflarında cinselliği ile öne çıkan kadın bedeni?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında ikinci planda kalan cinsel yönelimler?, ?Lavazza takvim fotoğraflarına model olan ideal ölçülü bedenler?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında aile içi roller bakımından kadın ve erkek?, ?Lavazza takvimlerindeki kraliçe kadınlar ve süper kahraman kadınlar?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında beyaz ırktan daha az temsil edilen siyahi ırk?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında yerel ve ulusal unsurların kullanılması?, ?Lavazza takvim fotoğraflarında Doğu imgesi? başlıkları ile verilmiştir. Bulgular, Lavazza takvim fotoğraflarında, sözel olmayan iletişim araçları olan görünüş, davranış, hareketlilik ile aksesuar ve dekorların hem popüler kültür hem de toplumsal cinsiyet açısından değiştiğini göstermektedir. Çalışmada ayrıca, yarı yapılandırılmış mülakatlara da yer verilmiştir.
Çocuklara yönelik yeni medya ortamındaki siyasi içeriğin göstergebilimsel analizi
Bu çalışmanın amacı çocuklara yönelik içerikle hazırlanan yeni medya ortamındaki siyasi içeriği göstergebilim vasıtası ile analiz edebilmektir. Bu amaçla, çalışmada öncelikle Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunlara bağlı kurumlara ait olan çocuk web sayfaları; google arama motorunda ?çocuk? arama kategorisinde yer alan ve en çok ziyaret edilen ilk 10 çocuk web sayfası, en çok üye sayısına sahip sosyal medya ağı olan Facebook?ta yine ?çocuk? arama kategorisinde yer alan ve en çok takipçi sayısına sahip ilk 10 çocuk topluluk sayfası incelenmek üzere seçilmiştir. Seçilen sayfalarda yer alan göstergeler göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenmiş ve sonuçta, yeni medyanın resmi kurum sayfalarında dolaylı olarak, diğer çocuk web sayfaları ile sosyal medya topluluk sayfalarında ise doğrudan siyasi mesajlar içerdiği tespit edilmiştir.
Argümantasyon yoluyla fikir iklimi oluşturma: Nazım Hikmet Ran ve Necip Fazıl Kısakürek örneği
Bu çalışmada, mantık konusuyla giriş yapılarak formal ve informal mantığın açıklamaları ve kıyasları yapılmıştır. Fikir iklimi oluşturmadaki öneminden dolayı retorik sanatı ve diyalektik yöntem ele alınıp, daha sonra da Stephen Toulmin'ın Argümantasyon Kuramı açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Nazım Hikmet Ran ve Necip Fazıl Kısakürek'in sanatçı, şair, tiyatro, dil, din, milli edebiyat ve kadın konuları üzerine oluşturdukları hükümleri içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Varılan sonuç doğrultusunda fikir iklimi oluşturmada argümanların, akıl yürütmenin, hitabın ve dolayısıyla ikna ediciliğin gücü ispatlanmıştır.
Gündem kurma perspektifinden algı yönlendirme: Alkol düzenlemesi yasası örneği
Günümüzde Medya artık dördüncü güç olarak kabul edilmekte ve bu gücü kitleler üzerindeki etkisinden almaktadır. Kitle iletişim araçları sayesinde medya, kitleleri etkilemekte, yönlendirmekte, gündemlerini belirlemekte ve algılarını organize etmektedir. Önemli bir kitle iletişim aracı olarak değerlendirilen gazeteler, günde milyonlarca okuyucuyla buluşmaktadır. Gazetelerin temel misyonu halkı bilgilendirmektir. Köşe yazılarının bilgi vermesinin ötesindeki önemi ise, köşe yazıları aracılığıyla insanların bir konu hakkındaki fikirlerini şekillendirdiği ve yeniden inşa ettiğidir. Chomsky?ye göre bu bilgilendirmede, haberleri birinci derecede belirleyen güç odakları vardır. Bu odaklar, haber içeriğinden, kelimelerin seçime, neyin ön planda tutulup, neyin arka planda kalacağına dek her şeye karar vermektedir. Bu bağlamda gazetelerin haber vermekten çok algıları organize ettikleri söylenebilir. Alkol yasası farklı ideolojiler tarafından, farklı argümanlarla değerlendirilmiş bir konudur. Burada amaç köşe yazılarının ait olduğu ideoloji çerçevesinde konuyu ele alması ve okuyucunun algısını bu doğrultuda yönlendirme eğilimidir. Bu bağlamda tarafsızlık konusuna da eleştiri yapılmakta ve tarafsızlığın iyi ya da kötü olup olmadığından ziyade mümkün olup olmadığı üzerinedir. Çalışma için Türkiye?de yayın yapan gazetelerden üçü seçilmiştir. Bu gazeteler; Cumhuriyet, Zaman ve Milliyet?tir. Yapılan içerik analizleri neticesinde gazetelerin tek yönlü sunuma ağırlık verdikleri görülmektedir. Bu bağlamda gazetelerin kendi ideolojilerinden hareketle, kanaatlerini okuyucuda inşa etmek için kelime seçimlerini yaptıkları görülmektedir. Buradan hareketle tarafsızlık konusu da kendi içine bir sonuca varmış ve kitle iletişim araçlarının ve içinde bulunduğu sosyolojik ve ekonomik bağlamlar dikkate alındığında bunun mümkün olmadığı anlaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER; 1.Algı 2.Algı yönlendirme 3.Algı organizasyonu 4.Gündem belirleme 5.Alkol düzenlemesi
Motivasyon açısından örgütsel vizyon algısının önemine ilişkin bir araştırma
Bu çalışmada, motivasyon açısından örgütsel vizyon algısının öneminin açıklanması amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında elde edilen bilgiler, örgütsel vizyonun açık, anlaşılır ve net bir şekilde ifade edilmesi ve örgüt mensuplarıyla paylaşılmasının çalışan motivasyonunu olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Tezde; vizyon sahibi örgütlerin taşıdıkları özellikler, paylaşılan vizyonun önemi, başarılı olan ve en iyi seçilen şirketlerin personel motivasyon süreçleri, betimsel tarama yönteminden faydalanılarak, bu şirketlere ait kurumsal web siteleri, yapılan röportajlar, araştırmalar, anketler, yayınlanan basın bültenleri, wikiler ve süreli yayınlar incelenmiştir. Ayrıca motivasyonel süreçte vizyonun önemi tartışılmıştır. Örgüt ve örgüt bağlamında vizyon kavramı, örgütsel amaca ulaşmada vizyonun önemi, örgütlerde vizyon ihtiyacının anlaşılması, algı kavramının kavramsal ve olgusal temelleri, motivasyon unsurlarının algı yönetiminde kullanılması, kurumsal algı yönetimi bileşenleri incelenmiştir. Örgütsel vizyon algısının motivasyon sürecindeki önemine değinilmiştir. Örgütün vizyon sahibi olmasının, örgütün mensuplarını olumlu yönde etkilediği tartışılmış ve yapılan araştırmalar yorumlanmıştır. Bu bağlamda, Great Place to Work Institute tarafından "En İyi İşverenler" listesinde, Dünyada, Avrupa'da ve Türkiye'de birinci sırada yer alan; sırasıyla SAS Institute, Microsoft ve Axa Sigorta A.Ş örgütsel vizyon olguları ve personellerini nasıl motive ettikleri, yapılan röportajlar, basın bültenleri, kurumsal web siteleri ve çalışanlarla yapılan görüşmeler, son bir yıl baz alınarak, betimsel bir yöntemle derlenmiş ve elde edilen veriler literatür taraması ile elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: 1. Örgüt 2. Vizyon 3. Örgütsel Vizyon 4. Algı 5. Motivasyon
Pandemi döneminde hastane seçiminde internet kullanımı: Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği
Bu çalışma, pandemi dönemlerinde sağlık iletişimi bağlamında internet kullanım alışkanlıklarının incelenmesi ve bu süreçlerde yaşanan mevcut değişimlerin değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış, yüz yüze görüşme tekniği ile Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde katılımcılara uygulanmıştır. İnternet kullanıcılarının demografik özellikleri ve hastane tercihinde internet ve sosyal medyanın etkisine ilişkin ifadelerin tanımlayıcı istatistiklere yönelik; frekans değerleri, standart sapmaları, ortalama değerleri ve yüzdelik değerleri belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra ise gruplar arasında fark olup olmadığını görebilmek için t-testleri ve Anova testi uygulanmıştır. Pandemi döneminde, hastane seçimi öncesinde bireyin internet üzerinde araştırma yaptığı konular arasında; yataklı tedavi hizmetleri, kurumun sayfası, kurumun sosyal hesapları, kullanıcı yorumları, hastane ile ilgili haberler ve videolara yönelik yoğun bir şekilde araştırma başlamış ve bu araştırma seviyesi yaklaşık olarak %80 düzeyine ulaşmıştır. İnternet ve sosyal medyadan edinilen bilgilerin kişinin sağlık davranışı ve hastane tercihini belirleme noktasında ilk sırada yer alması, kurumun internet üzerindeki paylaşımlarını yeterli ve açıklayıcı bulma, diğer kullanıcıların sosyal medyada sağlık ile ilgili yaptığı paylaşımları önemseme ifadelerine katılım oranının pandemi döneminde artış gösterdiği ve yaşanan bu artışın orta yaş grubunda yoğunlaştığı sonucu elde edilmiştir.
Simülasyon teorisi bağlamında Nerve filmi ve Clickbait dizisinin analizi
İçinde bulunulan 21. yy. dijital bir süreci beraberinde getirmiştir. Teknolojik gelişmeler her alanda ilerleme göstermiş, farklı evrenler meydana getirmiştir. Gerçeklik algısı insan tasavvurundan çıkarak; ayırt etme ve fark etme özellikleri yitirilmeye başlanılmıştır. Jean Baudrillard ve onun kuramı olan simülasyon, 21. yy dünyasının gelişimini 1980'li yıllarda ele almıştır. Bu çağ televizyon ile başlayıp sinema ve sanal evrenlerin oluşumunun yolunu çizen medyanın, sosyalleşmesi üzerinden ilerleme göstermiştir. Sinema sektörü, içinde yer alan dizi ve filmler çağın özetini bildirmektedir. Bu çalışmada incelenen Nerve filmi ve Clickbait dizisi bize simülasyon evreninin nasıl kurgulanıp işlerlik kazandığını ortaya koymuştur. Ele alınan bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak dizi ve filmin senaryosunun ve kurgusunun analizi yapılmıştır. Sosyal medyanın teknolojik gelişmeler ile birlikte insanı irade, gerçeklik, gözetim konularında algısal bağlamda hareket alanını kısıtlayan ve değiştiren bir mecraya dönüştürdüğü sonucuna varılmıştır.
Toplumsal dönüşümler ve siyasal halkla ilişkiler: Türkiye'de 1946'dan 2002'ye seçim kampanyaları
Seçim süreçlerinde siyasal aktörler, etkili siyasal halkla ilişkiler çabaları göstererek, seçmenleri kendisine oy vermeye ikna ederler ve rızalarını kazanmaya çalışırlar. Siyasal aktörlerin söylemleri, vaatleri, Türkiye'de ve dünyada ekonomik veya toplumsal olgulardan bağımsız değildir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili hayata geçişten itibaren ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin ışığında, seçim kampanyalarını ve kampanyalarda meydana gelen değişimleri siyasal halkla ilişkiler bağlamında incelemek ve bir panoramasını çıkarmaktır. Akademik literatürde, seçim kampanyaları hakkında tek tük belirli dönemlere odaklanmış çalışmalar olsa da siyasal halkla ilişkiler hakkında detaylı bütünlüklü analizler, özellikle de seçilen süre göz önüne alındığında, nadir hatta yok denecek kadar azdır. Araştırmanın önemi; kampanya süreçlerinin ekonomik ve toplumsal yapıyla bağlarını kurması ve zamanın ruhunu birincil verilerden çıkarak bütüncül bir şekilde sunmasıdır. Çalışma, medya araştırmalarına tarihsel bir bakış açısıyla siyasal halkla ilişkilerin dönüşümünü göstermesi ile özgün bir katkı sağlamaktadır. Çalışma, niteliksel yöntemle, betimleyici tarihsel analiz olarak tasarlanmıştır. Araştırmada 1946-2002 yılları arasındaki genel seçimlerin seçim kampanyaları incelenmiştir. Partilerin seçim kampanyalarındaki söylemlerini incelemek üzere araştırma birimi, dönemin gazete, radyo ve televizyon yayımlarıdır. Araştırma sonucunda; kampanyaların başlangıçta seçmenlere partiyi ve lideri tanıtma amacına yönelik icra edilirken zamanla siyasal pazarlama şekline dönüştüğü, halkın seçim süreçlerinde değerli hale gelmesi ile söylemin önem kazandığı, partilerin birinci öncelikli söylemlerinin ekonomik ve ikinci öncelikli söylemlerinin demokrasi odaklı olduğu tespit edilmiştir.
Bir kamu diplomasisi türü olarak şehir diplomasisi: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi örneği
Teknolojinin hızlı gelişimi ve kullanımının artmasıyla diplomasi, kamu diplomasisi faaliyetleri devletten devlete ve devletten halka olarak iletişimin sağlanması ve onların menfaatlerinin korunması olarak ortaya çıkmıştır. Teknolojik gelişmeler küresel dünyanın oluşması sürecini hızlandırmış, böylece diplomatik ilişkiler devletlerin yanı sıra şehirler arasında da yürütülmeye başlanmıştır. Bu süreçte, şehirlerin uluslararası alanlarda ülkenin tanınırlığını arttırmak ve çıkarlarının sağlanması için faaliyetler düzenlemesi şehir diplomasisi olarak tanımlanmaktadır. Şehir diplomasisi yerel yönetimler aracılığıyla yürütülmektedir. Çoğu yerel yönetimler ise belediye kurumlarıyla uluslararası ilişkilerini geliştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma, belediye faaliyetlerini şehirler bağlamında değil ülkelerle birlikte değerlendirmektedir. Bu araştırmanın amacı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği kültür-sanat, turizm, eğitim programları, spor müsabakaları, siyasi görüşmeler ve kardeş şehir ilişkileri, ekonomik iş birliklerini alanında yapılan faaliyetleri, yumuşak güç, kamu diplomasisi ve onun alt başlığı olan şehir diplomasisi bağlamında incelemektir. Araştırmanın teorik kısmı için literatür taraması yapılması, uygulama kısmı içinse Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin web sayfasında yayınlanan haberlerin nitel içerik analizine tabi tutulması benimsenmiştir. Araştırmanın sınırlılıkları dolayısıyla çalışmada Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin kamu diplomasisi çerçevesinde web sitesinde yer alan 2011, 2015 ve 2019 yıllarında kamu diplomasisi çerçevesinde yaptığı belediyecilik faaliyetleri analiz edilmiştir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin nitel içerik analizinden elden edilen sonuca göre, kamu diplomasisi ve şehir diplomasisi alanlarında önemli çalışmalar gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
Türkiye'de devlet - vatandaş ilişkisi ve vatandaşlık pratiklerini yeniden sorgulamak
Türkiye'de devlet – vatandaş ilişkisini ve vatandaşlık pratiklerini konu edinen bu çalışmanın amacını devletin vatandaşlar üzerindeki toplumsal etkisini inceleyerek Türkiye'de demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla neden işleyemediğini, sivil alanın neden genişleyemediğini sorgulamak oluşturmaktadır. Ayrıca çalışma Türkiye'de demokratikleşme kapsamındaki çabaların niçin tam olarak başarıya ulaşamadığını; çoğulcu bir yapının oluşumuna nelerin engel olduğunu; farklı ideolojilere sahip partilerin iktidara gelmiş olmasına rağmen, her alanı düzenlemeye çalışan patrimonyal yönetim anlayışıyla beraber buyurgan devletçi anlayışın her seferinde neden yeniden ortaya çıktığını ve kendini farklı formlarda nasıl yeniden ürettiğini konu almaktadır. İlaveten çalışmada devlet ve iktidar ile ilişki kurabilmek için şekillenen vatandaşlık pratikleri de konu alınmaktadır. Bu kapsamda Osmanlı İmparatorluğundan itibaren günümüzü de kapsayacak şekilde dönemsel olarak devlet – vatandaş ilişkisi ve vatandaşlık pratikleri ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş; görüşmelerden elde edilen veriler, tematik analiz metodu kullanılarak organize edilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Türkiye Cumhuriyetinde devlet – vatandaş ilişkisinin daha çok devlet tahakkümü çerçevesinde şekillendiği görülmüştür. Bunun yanı sıra yönetim geleneğini Osmanlı İmparatorluğu gibi patrimonyal yönetim anlayışından devralmış Türkiye Cumhuriyetinde de iktidarların patrimonyal yönetim anlayışını devam ettirdikleri, hatta neo-patrimonyal anlayışa evrildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Patrimonyal yönetim anlayışı sonucu toplumun hak ve özgürlükler temelinde değil görev ve sorumlulukları bulunan bir yapı olarak konumlandırıldığı ve dolayısıyla vatandaşın özne olarak kabul edilmediği, itaatin ön planda olduğu ve şekillendirilmesi gereken bir kitle olarak düşünüldüğü görülmüştür. Bunun yanı sıra aşkın anlayış sonucu sivil toplum örgütlerinin devlete ve iktidara bağımlı oldukları bu nedenle 'devlet toplum kuruluşu' işlevi gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada tespit edilen patrimonyal psikoloji iktidarların, iktidarlarını devam ettirebilmek için büründükleri psikolojiyi açıklaması açısından çalışmanın sonuçlarındandır. Diğer taraftan vatandaşlık pratikleri kapsamında toplum, cemaat toplumundan cemiyet toplumuna geçişi oturtamamış, eleştirel kültür yerine itaat kültürünü benimsemiş, melez bir bilinç geliştirmiş ve devleti baba rolüyle eşleştirmektedir şeklinde sıralamak mümkündür. Son olarak iktidarların halkla ilişkiler çalışmalarını makbul vatandaş yetiştirme amacıyla kullanarak kitleleri konsolide etmek, ideolojilerini aşılamak ve meşruiyetlerini devam ettirmek için araçsallaştırdıkları görülmüştür.
Değişen dünyada dönüşen siyaset: Türkiye'de siyasetin medyatikleşmesi
Medyatikleşme kavramı son on yıldır medya ve iletişim çalışmalarında büyük bir ilgi görmüştür. Bu ilginin en önemli nedeni günümüzde medya yoluyla dolayımlanmış iletişimin insan yaşamının hemen her alanına nüfuz etme açısından büyük bir mesafe kat etmiş olmasıdır. Ancak medyatikleşme kuramının temel ilgi alanı bu dolayımlanmış iletişim biçimleri ile toplumsal ve kültürel değişim arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Medyatikleşme kuramı özellikle son on yılda din, siyaset, hukuk, aile, eğitim, spor, sanat gibi toplumsal alanlardan küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi güncel konulara kadar pek çok alana uzanarak pek çok disiplinden beslenmiştir. Bu çalışma siyasetin medyatikleşmesine odaklanmaktadır. Siyasetin medyatikleşmesi kuramı, siyasetin merkezi fonksiyonlarını yürütme ve siyasal iletişimi sürdürme açısından medyaya bağımlı hale gelmesini ve bu durumun siyaset üzerindeki etkilerini açıklamaya yönelik bir çerçeve çizmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'de siyasetin medyatikleşmesinin kapsamını, temel dinamiklerini ve siyaset açısından doğurduğu sonuçları nitel bir yöntemle kavramaktır. Bu amaca yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Dönem milletvekilleri ve gazetecilerden oluşan bir çalışma grubu ile nitel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel analiz ile elde edilen bulgulardan 2 tema, 17 kategori ve 91 kod elde edilmiştir. Buna göre Türkiye'de siyasetin medyatikleşmesinin yapısal ve kişisel faktörleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar Türkiye'de medyanın siyasetin gündemini belirleme konusunda etkili olduğunu, siyasal aktörlerin ise medyayla ilişkilerinde iletişimsel bir özerklik kaybı hissettiklerini ortaya koymuştur. Medyanın haber değeri kriterleri ve ticari kaygıları siyasetle önceliklerinin farklılaşmasına neden olmakta, siyasetçiler ise eylem ve söylemlerinde genellikle medyanın bu önceliklerini dikkate almaktadır. Medya danışmanları siyasetçiler açısından son derece önemli görülmekte ve siyasetçilerin eylem ve söylemleri üzerinde etkili olan bir danışmanlık yürütmektedir. Çalışmanın en önemli bulgularından biri de yeni medya ile ilgilidir. Yeni medya ve özellikle sosyal ağlar siyasetçilerin geleneksel medyaya olan bağımlılığını büyük ölçüde azaltmakta iken, aynı anda gazetecilerin siyasetçilere erişimini kolaylaştırmaktadır. Elde edilen sonuçlar sosyal ağların güçlü rolüne rağmen geleneksel medyanın siyasal aktörler tarafından önemsendiğini göstermiştir. Medya mantığının siyasal alana olan etkisi medyanın siyaset sahnesinin bir aktörü olarak algılanmasını pekiştirmektedir. Yine siyasetçilerin kişisel alanlarını medyaya taşıması siyasetin medyatikleşmesinin göstergelerinden biridir. Medyatikleşmiş bir siyasette tüm milletvekilleri mümkün olduğunca medyada yer almak isterken Türkiye'de siyasi deneyim düzeyinin, siyasetçinin parti içindeki konumunun ve partinin meclis içindeki konumunun bir milletvekilinin taşıdığı haber değeri üzerinde önemli etkileri olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, bulgularda medyanın tarafsız ve ekonomik anlamda bağımsız olmasının, demokratik işlevleri açısından öneminin güçlü bir şekilde vurgulandığı görülmüştür.
Kamu diplomasisinin bir alt türü olarak dijital sağlık diplomasisi: Pandemi döneminde Çin büyükelçiliği Twitter kullanımı
Diplomasi içinde bulunduğu dönemin şartlarına göre şekillenmekte ve yeni tanımlamalara ihtiyaç duymaktadır. Örneğin, sağlık olgusu insanlık var olduğundan bugüne kadar karşımıza çıkmaktadır. Sağlığa ilişkin sorunlar küreselleşmeyle bölgeselden genele yayılmaktadır. Bu durum ülkeler arası ilişkilerde karşımıza çıkan kamu diplomasisinin uygulama ve bir yandan da yumuşak gücü olan sağlık diplomasisi kavramını ortaya çıkarmıştır. Sağlık diplomasisi temel olarak uluslararası toplumla ilişkilerin sürdürülmesinde ve dış politikanın ilerletilmesinde güven kazanmak ve olumlu imaj oluşturmak gibi önemli bir yere sahiptir. Kitle iletişim araçlarının sunduğu olanaklarla değişen küresel ortamda ise dijital diplomasi kavramı ortaya çıkmıştır. Çalışmada vurgulanan dijital sağlık diplomasisi kavramı da küresel sağlık sorunlarının yaşandığı ortamda gerçekleşen diplomasiyi tanımlamak için kullanılmıştır. Bu doğrultuda dışa kapalı bir toplum olan Çin Halk Cumhuriyet'inin Covid-19 küresel salgınıyla birlikte dijital sağlık diplomasisi oluşturmak amaçlı büyükelçiliklerinin bulunduğu ülkelerde %50,26'lık bir artış ile Twitter hesaplarının sayısını artırmış olması iyi bir örnektir. Bu doğrultuda Çin Ankara Büyükelçiliği resmi Twitter hesabı üzerinden salgının ilk duyurulduğu 31.12.2019 ve 31.12.2020 tarihleri arasındaki bir yıllık süre zarfında salgına yönelik paylaşımlarının dijital sağlık diplomasisi kapsamında nasıl kullanıldığı analiz edilmiştir.
Halkla ilişkiler çalışanlarının sosyal paylaşım ağlarında benlik sunumu
Kişinin günlük yaşamda kendisiyle ilgili ortaya koyduğu ve/veya çevresindeki kişilerde gözlemlediği bir durum olan benlik sunumu, halkla ilişkiler önde gelmek üzere pek çok alanda kişilerarası iletişimde belli bir algı ve kanaat oluşturma yaklaşımıyla bütünleşik mühim bir konudur. Özde kişinin kendisi hakkında yaptığı değerlendirmelere istinaden kendisine ilişkin inançlarının bütünü demek olan ve kendine saygı olgusuna dayanak teşkil eden benlik kavramı, psikolojide kilit bir konumda olup doğrudan veya dolaylı etkisi itibariyle çok sayıda disiplinlerarası araştırmayla incelenmiştir. Bir meslek grubu odağında benlik sunumunun nasıl olduğuyla ilgili çalışmalara bakıldığında, gelişen internet teknolojisi sayesinde iletişim kurma ve kendini ifade etme bağlamında bireylere özgür bir ortam sağlayan sosyal medya ile benlik sunumu ilişkilendirmesinin bazı meslekler için yapıldığı görüldüğü halde, halkla ilişkiler çalışanlarına yönelik araştırmalara ise rastlanmamıştır. Bu çerçevede halkla ilişkiler mesleği odağında gerçekleştirilen bu çalışmada, halkla ilişkiler çalışanlarının kendini sunma davranışı bakımından sosyal paylaşım ağları aracılığıyla nasıl bir benlik sunumu yaptıklarının, nasıl bir iletişim gerçekleştirdiklerinin ve paylaşımda bulunurken mesleklerini temsil etme biçimleri itibariyle nasıl bir yaklaşım içerisinde bulunduklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, TÜHİD (Türkiye Halkla İlişkiler Derneği) üyesi olan üç ve olmayan iki halkla ilişkiler ajansından beşi yönetici ve on üçü ajans çalışanı toplam on sekiz katılımcı ile yirmi bir başlıkta altmış adet soruyu içeren derinlemesine görüşme formu kullanılarak açık uçlu cevaplandırmaya dayalı görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Her görüşmecinin konuşması tezin genel çerçevesini oluşturan görüşme formundaki tüm soruları ihtiva eden yirmi sekiz tematik konuyla detaylandırılmış beş ana tema kapsamında irdelenirken, katılımcıların kendi sosyal paylaşım ağlarında paylaştıkları fotoğraflar ise, Instagram paylaşımları nezdinde, içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, halkla ilişkiler çalışanlarının sosyal paylaşım ağlarını işle ve kendileriyle ilgili paylaşımlarda bulunarak etkin şekilde kullandıkları belirlenmiş, kişisel tercihlerini yansıtan beğenileri etrafında görsel ve fotoğraflar eşliğinde paylaşım yaptıkları gibi, bireysel kimlik inşasına yönelik paylaşımların yanı sıra mesleki açıdan da varlıklarını ortaya koyacak biçimde davrandıkları görülmüştür. Araştırma sonucunda, iletişimde yeni bir boyut olarak öne çıkan web tabanlı sosyal paylaşım ağlarının halkla ilişkiler mesleğine sağladığı katma değerin mesleğin öneminin farkına varılması ve sektörel mahiyetinin doğru anlaşılabilmesi bakımından oldukça önemli bir konumda olduğu değerlendirilmiştir.
Aldatıcı paketleme pratiği üzerine bir inceleme: Türkiye'deki kek paketleri örneği
Bu tez çalışması, halka ilişkiler ve pazarlamada pek çok pratikte kullanılan tüketiciyi aldatmaya yönelik taktiklerin, paketleme pratiğinde de kullanılma olasılığından yola çıkılarak yapılmıştır. Aldatıcı paketleme pratiği konusu, Türkiye'deki paketli kek ürünleri örneği üzerinden incelenmiştir. Araştırma kapsamında kek paketleri nicel içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve bu yöntemle seçilen birimlerden elde edilen verilerden hareket edilerek aldatma pratiğinin doğası üzerinde çıkarımlar yapılmaya çalışılmıştır. Tüketicinin aldatılması ile amaçlananın ve beklenilen sonuçların neler olduğu ampirik araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle, o bulguların ima ettikleri olasılıklar üzerinde niteliksel bağlar kurularak saptanmaya çalışılmıştır.Bulguların gösterdiği gibi, Türkiye'deki kek paketlerinde gerek üretilen, gerek gizlenen enformasyon ile gerekse enformasyonların ürünleri karşılaştırmayı güçleştirici biçimde manipüle edilmesi yoluyla aldatıcı pratikler kullanıldığı saptanmıştır. Her ne kadar, bu tez çalışmasında incelenen örneklerde bu pratiklerin birbirini destekler nitelikte kullanıldığı kanıtlanamasa da, paketler üzerinde aynı anda birden çok aldatıcı pratik bulunduğu görülmüştür.Elde edilen nicel verilerden yola çıkılarak üreticilerin, satıcıların, halkla ilişkiler uygulayıcılarının ve pazarlamacıların, ürünlerinin karakterleri ile ilgili olarak tüketicinin bilmesini istedikleri enformasyonu sağladıkları, ancak tüketicinin bilmesinde dezavantaj gördükleri enformasyonları ise sahteleri ile değiştirdikleri, vermedikleri veya gizlemeye çalıştıkları söylenebilir. İncelenen her birimde aldatıcı pratiklerin kullanıldığının görülmesi üzerine bu uygulamaların rastlantısal olamayacağı, tüketicinin ve toplumun iyiliği ve sağlılığının olumsuz etkilenmesi pahasına, ticari çıkar peşinde koşan profesyonellerce aldatıcı pratiklerin kasıtlı olarak planlandığı ve uygulandığı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Pazarlama İletişimi, Aldatma, Paketleme Pratiği, Kek Paketleri.
İlköğretim öğrencilerinin sosyalleşmeleri ve iletişim becerilerini geliştirmelerinde Türk halk oyunlarının rolü
Araştırmanın amacı Bu çalışmanın amacı Türk halk oyunları oynayan öğrencilerin, ülkemizin kültürel zenginliğini halk oyunları üzerinden ne ölçüde tanıdıklarını araştırmak; farklı sosyal gruplara katılım, akranları ve yetişkinlerle olan iletişim kurma sürecinde ne tür iletişim becerileri kazandıklarını ortaya koymaktır.Halk oyunlarımız sosyal yanı ağır basan bir faaliyet olarak göze çarpmaktadır. Halk oyunu oynayan çocuk ve gençler, sadece basit bir folklorik olayı yerine getirmekten öte, bilakis halk oyunları üzerinden ve ortamında yeni iletişim becerileri kazanarak farklı bir sosyalleşme süreci yaşamaktadırlar. Bu sosyalleşme süreciyle halk oyunu oynayan çocuk ve gençlerde çeşitli değişimler yaşanmakta, estetik değer ve anlayışlarında sürekli bir gelişme gözlenmektedir. Sosyal açıdan gözlenen bu değişim ve gelişmenin başka sosyal çalışmalara da yansıdığı ileri sürülebilir. Kolektif biçimde oynamanın avantajı ile kişiye çevresiyle kaynaşmayı, beraber hareket etmeyi, paylaşmayı ve kendini ifade etmeyi öğreten halk oyunları, güçlü bir sosyalleşme aracıdır.Çocuk ve gençlerin halk oyunları aracılığıyla sosyalleşmeleri, eskisine göre daha güçlü iletişim becerileri geliştirmeleri konusunun araştırılmasıyla elde edilecek bulgu ve sonuçlar, bu alandaki diğer araştırma ve çalışmalara, politika belirleme ve geliştirmeye katkıda bulunabilir.Araştırmada; anket, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. 100 ilköğretim öğrencisine anket uygulanarak veriler elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin gözlem ve görüşleri alınmıştır. Ayrıca Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Başkanı ile görüşülmüştür. Kendisine sorular sorularak düşünceleri alınmıştır. Bunların yanı sıra, çalışmamda kendi gözlemlerim ve deneyimlerim de belirtilmiştir. Anket, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılarak bulgular elde edilmiş ve yorumlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Sosyalleşme2.İletişim becerileri3.Halk Oyunları4.Folklor5.Çocuklar
Kimlikliklerin inşasında kurumsal dergilerin rolü: Türk Yurdu ve Ülkü
Kimlik konusu sosyal bilimler içerisinde son dönemlerde en çok ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi gibi çalışma alanlarının her biri kimliği kendi alanı çerçevesinde değerlendirmektedir. İletişim bilimi açısından kimlik konusu bu çalışmada değerlendirilmektedir.Kimliklerin inşa edilebilir yapısına değinilerek, kimliğin benlik ve kişilik kavramlarından bağımsız düşünülemeyeceği değerlendirilmesi yapılmaktadır. Kimliklerin toplumsal ilişkilerle öğrenilen toplumsal değerler ve kişisel özelliklerin sentezi ile meydana geldiği üzerinde durulmaktadır; bu aynı zamanda tezin kuramsal yapısını oluşturmaktadır. Amacımız Türk Ocakları ve Halkevleri kurumlarının dergileri olan Türk Yurdu ve Ülkü aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve ilk yıllarında halka sunulan kimliğin ne olduğunu ve kurumların kimlikleri hangi söylemlerle nasıl inşa ettiklerini ortaya çıkarmaktır. Nitel analiz yöntemi kullanılarak dergi yazıları belirli başlıklar altında toplanarak, söylemler kimliğin iki önemli kategorisi olan aynılık ve farklılık yaratmaları açısından yorumlanmaktadır. Sonuç olarak denilebilir ki; Cumhuriyet'in ilk yıllarında dergiler kişilere değerleri ve düşünceleri medyatik yolla sunarak, insanların kendilerini neye yakın veya neye uzak olduklarını belirlemelerini sağlamaya çalışmışlardır. Her bir derginin kendi siyasi yapısına uygun kimlikler inşa etmeye çalıştıkları ortaya çıkmaktadır.
Reklamda çocuk: Çocuğa yönelik olan ve olmayan ürünlerin tanıtıldığı gazete reklamlarında yer alan çocuğun temsil edilme biçimleri
Türkiye'de ve dünyada tüketimi artırmak amacıyla ürünün veya hizmetin kendi özelliğinden kaynaklanan faydanın reklamlardaki sunumu tek başına yeterli olmamaktadır. Reklamcılar bu faydayı düzanlam boyutunda göstermelerine karşın reklamlarda yananlam boyutunda tüketicileri psikolojik olarak yönlendirecek mesajlar gizlemektedirler. Bu mesajlarda, etkileyiciliği fazla olması ve etkilenen hedef kitlenin genişliği sebebiyle çocuk unsuru giderek artan sıklıkta kullanılmaktadır. Reklam ve çocuk üzerine yapılan araştırmaların çoğu kitle iletişim aracı olarak televizyon reklamlarını değerlendirmişlerdir. Gazete reklamları üzerine bu şekilde bir araştırma olmaması, bu çalışmaya özgün bir nitelik kazandırmaktadır. Bu çalışmada gazete reklamlarında yer alan çocuk figürü göstergebilimsel yöntemle irdelenerek çocuğun temsil edilme biçimlerinin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmanın sonunda ulaşılan sonuçlardan biri, çocuğun reklamlarda daha çok yetişkin gibi kullanıldığı, ürünün veya hizmetin çocuğun kullanımına uygun olmamasına karşın alıcısının ve uygulayıcısının çocuk gibi gösterilmesidir. Reklamlarda her ne kadar çocuk üzerinden mesaj verilse de amaç ebeveyni, yetişkini etkilemektir. Bu nedenle reklamlarda çocuğun çok çeşitli hal ve durumlarda temsil edilişine rastlanmıştır ancak en çok tercih edilen temsil biçimi çocuğun sağlıklı ve mutlu görüntüsüdür.Anahtar Sözcükler: Reklam, Çocuk, Ebeveyn, Tüketim, Göstergebilim
Örgütsel imaj açısından sosyal sorumluluk projelerinin önemi ve yapılan uygulamalara ilişkin değerlendirmeler
Küreselleşme, ekonomik ve teknolojik alanlarda sürekli ve hızlı gelişmeler ve bunların etkisiyle hedef kitlenin daha bilinçli bir hale gelmesi gibi etkenler sonucunda örgütlerin topluma karşı sorumluklarının arttığı günümüzde, sosyal sorumluluk; örgütsel imajın en önemli unsuru haline gelmiştir. Bu sebeple örgütler, paydaşlarının nezdinde olumlu bir imaja sahip olmak için toplumsal fayda amaçlı sosyal sorumluluk projelerinin üzerinde yoğunlaşmışlardır.Literatürde yer alan benzer çalışmalar ve çevremizde gördüğümüz örnekler, sosyal sorumluluk projelerinin örgütsel imajı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Böylece sosyal sorumluluk projeleriyle güçlü ve etkili bir imaja sahip olan örgütler, bir yandan yapmış oldukları projelerle toplumsal fayda sağlarken diğer taraftan da rekabet ortamında avantajlı bir konum elde etmektedirler.Bu anlayış doğrultusunda bu çalışmada, örgütlerin yapmış oldukları sosyal sorumluluk projelerinin örgütsel imaj açısından öneminin açıklanması amaçlanmıştır. Bu sebeple konuyla ilgili yoğun bir literatür taraması yapılmıştır. Aynı konuda herhangi bir çalışma bulunmamasına rağmen tezin temel varsayımlarını kanıtlayıcı nitelikte olan yerli ve yabancı kitap, makale, sempozyum ve yüksek lisans ve doktora tezlerini dikkate alarak kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Bunun yanı sıra çalışmada sosyal sorumluluk alanında yapılan proje örneklerinin örgütsel imaj açısından öneminin örnekler üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de tanınmış üç farklı örgüt tarafından yapılan üç adet sosyal sorumluluk projesinin, projeyi gerçekleştiren örgütün imajı açısından önemi ayrı ayrı ele alınmıştır. Çalışmada bu sosyal sorumluluk projelerinin daha çok örgütsel imajı güçlendiren bir araç olarak kullanıldığı görülmüştür. Tezin sonunda giriş bölümünde ifade edilen varsayımların doğru olduğu yönünde sonuca ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Örgüt2.Örgütsel İmaj3.Paydaş4.Sosyal Sorumluluk5.Toplumsal Fayda
Reklam etiği: Türkiye örneğinde televizyon reklamları
Günümüzde gelişmiş teknoloji sayesinde kendini daha da geliştiren reklamcılık, artan rekabet ortamında ayakta kalabilme mücadelesi veren işletmelerin, firmaların vazgeçilmez bir aracı haline gelmiştir. Bu rekabet ortamında ürünlerin, hizmetlerin daha fazla tüketiciye ulaşması noktasında pek çok reklamda etik ilkeler ihlal edilmiştir.Bu çalışmada, etik kavramı bağlamında reklam etiği ve televizyon reklamlarındaki etik dışı unsurlar açıklanmaya çalışılmış ve televizyon reklamlarında karşılaşılan etiğe aykırı durumlar tartışılmıştır. Ayrıca Türkiye örneğinde reklamların değerlendirildiği çalışmada, reklamlarda hangi etik öğelerin önemli olduğu ve bu öğelerin reklamlarda nasıl yer aldığı ortaya konulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı önerilerde bulunarak, televizyon reklamlarında karşılaşılan etik sorunların azaltması amaçlanmıştır.Bu çalışmada Medya Takip Merkezi'nden alınan veriler doğrultusunda 1 Ocak 2010-31 Aralık 2010 zaman aralığında 12 ay süreyle televizyonda yayınlanan reklamlar içinden yirmi reklam göstergebilim çözümleme yöntemi ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda reklamlarda kadın ve çocuklarının kullanımının yaygın olduğu, haz, tutku, gibi unsurlar ile korku teması işlenerek insanların tüketime teşvik edildiği ve tüketicilerin aldatıldığı ve/veya yanıltıldığı gibi etik dışı unsurların kullanımı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler1. Etik,2. Reklam,3. Televizyon Reklamları,4. Reklam Etiği,5. Göstergebilim.
Politik psikoloji bağlamında Ermeni kimliğinin siyasallaştırılması (Haytoug dergisi örneği)
ABD'de yaşayan yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni'nin büyük bir çoğunluğu kimliğini siyasallaştırmıştır. Ermeni kökenli Amerikalıların önemli bir kısmı evlatlarını ?düşman Türk? propagandasına maruz bırakarak ve kimliğindeki mağdur öğeleri nesilden nesile aktararak kindar gençler yetişmesine sebep olmaktadır. Ermeni kimliğinin ve bu kimliğin belkemiğini oluşturan diasporanın temeli 1915 olayları veya Türk-Ermeni ihtilafına dayanmaktadır. Diaspora iki çeşit propaganda etkinliği uygulamaktadır. Birincisi dışarıya yönelik, ülkelerin ve toplumların Ermeni davasını kabul ?soykırım? olarak kabul etmesi çabalar; diğer ise içeriye yönelik yani diasporanın kendi içindeki kimlik propagandasıdır. Kimliklerini mağduriyet psikolojisi temelinde yaşatmaya çalışan diaspora, sahip olduğu örgüt ve medya gücü ile mağdur kimliğini yaymaktadır.Ermeni diaspora medyası grup içi bilgilendirme faaliyetleri yanında bireylerin kimlik inşası ve sosyalleşme işlevlerine de destek vermektedir. Örgütler ve örgütlere bağlı medyalar bireylerin aile içerisinde oluşturdukları kimliğe ek olarak bireylerin siyasallaşmasına katkıda bulunmaktadır. Aile içinde öğrenilen değerler iyi, kötü, dost, düşman, kültür, dil, din ve gelenek gibi bazı kimlik özellikleri bireyin okul, dernek ve örgüt gibi sosyalleşebileceği ortamlarda daha detaylı olarak şekillenmektedir. Yapay bir süreç olan bu propaganda mekanizması ve yeni bir toplumsal bellek inşası gençlerin zihinlerindeki algıları yönlendirmeye devam etmektedir.Bu politik psikoloji çalışmasında Ermeni diaspora kimliği betimsel bir yöntem ve içerik analizi kullanarak psikolojik bir perncereden incelenmiştir. Diaspora kimliğinin incelenmesinde daha önce Ermeni diasporası ile ilgili yayımlanmış çalışmalar incelenerek, AYF'nin (Ermeni Gençlik Federasyonu) Haytoug dergisi ve Sassounian davasının mahkeme tutanakları ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise uzman görüşlerine yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Politik psikoloji2.Ermeni diasporası3.Kimlik4.Haytoug dergisi5.Siyasal İletişim
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı örneğinde sistem kuramı çerçevesinde organizasyonlarda medya analizi
Genel Sistem Kuramı tek başına yeni bir disiplin olmaktan çok, belirli olay ve durumların incelenmesinde yeni bir düşünce tarzı, bir metot, bir yaklaşımdır. Sistem denildiğinde parçalardan oluşan bir bütün anlaşılmaktadır. Sistem, kendisini oluşturan parçaların toplamından daha fazladır. Bu nedenle de incelediği olay ve durumlara ?bütüncülük? bakış açısıyla yaklaşır. Açık bir sitsem olan organizasyonlar, yaşamlarını devam ettirebilmek için çevrelerinden enerji, bilgi ve materyal alır ve bunları işleyerek tekrar çevresine veya başka sistemlere gönderir.Çoğulcu sistemlerde dördüncü güç olan medya her geçen gün güçlenerek önemini artırmaktadır ve artık sadece kamuoyu adına denetim yapmamaktadır. Gündem kurarak ve kamuoyunu yönlendirerek, kamuoyuna ulaşmada en önemli araç haline gelmiştir. Sistem kuramı açısından organizasyonların bir girdisi olan medya analizi bu açıdan hayati bir önem arz etmektedir. Organizasyonun gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerin ne kadarında amacına ulaştığı, itibarını artırmaya yönelik çalışmaların ne kadarının gerçekleştirildiği, kamuoyuna ne kadar ve nasıl ulaşıldığı, medya analizi ile gerçekleştirilmektedir. Halkla ilişikler açısından bir ?tanıma? faaliyet olan medya analizi yöneticiler tarafından iletişim planlaması yapılırken göz önünde bulundurulan en önemli unsurdur.Anahtar SözcüklerHalkla İlişkilerSistem KuramıOrganizasyonMedya Analizi
Gösterişçi tüketim üzerine teorik ve uygulamalı bir çalışma: Pamukkale Üniversitesi örneği
Gösterişçi tüketim, sosyo-ekonomik açıdan sınıflı bir toplumda tüketicilerin kimliklerini ve toplumsal statülerini, tükettikleri ürünler aracılığıyla sergilemelerini mümkün kılmaktadır. Gösterişçi tüketim bu bağlamda toplumsal bir iletişim aracı işlevini yerine getirmektedir.Çalışmada, gösterişçi tüketimin tüketim toplumundaki yeri, gösterişçi tüketim üzerine teorik çalışmalar, gösterişçi tüketimi yaygınlaştıran faktörler, gösterişçi tüketim ve yabancılaşma, gençler ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın teorik kısmında yerli ve yabancı bilim adamlarının kitap ve makalelerinden yararlanılmıştır.Bu ampirik çalışmanın amacı genelde gençlerin, özelde ise Pamukkale Üniversitesi'ndeki öğrencilerin tüketim davranışlarında gösterişçi tüketimin rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla anket formları hazırlanarak öğrencilerden gösterişçi tüketimle ilgili bilgi toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir.Bu çalışmanın sonucunda, öğrencilerin tüketim davranışlarında gösterişçi tüketimin belirleyici olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin tükettikleri ürün ve hizmetlerle çevrelerindeki insanlarla iletişim kurdukları, gösterişçi tüketimin aynı toplumsal sınıf içerisindeki bireyler için bir baskı mekanizması oluşturduğu; gösterişçi tüketimle gençlerin kendilerine ve tükettikleri ürünlere yabancılaştıkları ve gençlerin gösterişçi tüketimle satın alınabilen kimlikler oluşturdukları sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Gösterişçi Tüketim, Statü Edinme Stratejileri, Yabancılaşma, Üniversite Gençliği.
Genç tüketicilerin cep telefonu kullanımına ilişkin ihtiyaç ve motivasyonlarının incelenmesi
ŞENER, Zehra Işıl. Genç Tüketicilerin Cep Telefonu Kullanımına İlişkin İhtiyaç ve Motivasyonlarının İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2011Bu araştırma, Ankara'da genç tüketicilerin cep telefonu kullanımına yönelik bilgilerinin, cep telefonu kullanarak kendilerini ifade etmelerinin ve cep telefonu kullanımına yönelik ihtiyaç ve motivasyonlarının incelenmesi amacı ile farklı sosyo-ekonomik düzeydeki semtlerden seçilen ortaokul ve liselerde öğrenim gören, 206'sı ilköğretim, 129'u lise öğrencisi olmak üzere toplam 335 genç tüketici arasından cep telefonu sahibi olan toplam 303 genç tüketici üzerinde, planlanmış ve yürütülmüştür.Araştırma materyalinin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Likert tipi cümlelere verilen yanıtlar puanlanmış, yapı geçerliğini kontrol etmek için faktör analizi tekniği olan ?Döndürülmüş Temel Bileşenler Analizi? uygulanmış, anket formunun güvenirliği için iç tutarlılık katsayısı olan ?Cronbach Alpha? hesaplanmıştır.Genç tüketicilerin cep telefonu kullanma biçimlerinin belirlenebilmesi için cinsiyet ve yaş değişkenleri dikkate alınarak khi-kare analizi yapılmış; genç tüketicilerin cep telefonu kullanımına yönelik ihtiyaç ve motivasyonlarında cinsiyet ve yaşa bağlı farklılığın belirlenebilmesi amacı ile t-testi uygulanmıştır.Khi-kare analiz sonuçları; genç tüketicilerin cep telefonuna sahip olma durumlarının (p<0.01) ve cep telefonu kullanma sürelerinin (p<0.05) yaş değişkenine bağlı olarak değiştiğini göstermektedir. Genç tüketicilerin, cep telefonlarını yanlarına almayı unuttuklarında hissedecekleri duygular (p<0.001) ve sergileyecekleri davranışlar (p<0.05) ise cinsiyet değişkenine bağlı olarak farklılık göstermektedir.T-testi sonuçlarına göre; genç tüketicilerin, cep telefonlarının kendilerini orijinal (p<0.001), dikkatli (p<0.001), enerjik (p<0.001), özgüvenli (p<0.05), insanlara odaklı (p<0.05), sakin (p<0.001), özgür (p<0.001), usta (p<0.05) yapma durumları ile telefonları varken kendilerini güvende hissetme (p<0.05), telefonlarını arkadaşları gibi görme (p<0.001), telefonları olduğunda popüler olma (p<0.001), havalı olma (p<0.001), telefonları olmadığında kendilerini kötü hissetme (p<0.01), telefonları olduğunda arkadaşlarının gözünde daha değerli olma (p<0.001), telefonları varsa birçok arkadaşı var demek olduğu (p<0.01), arkadaşlarının telefonu varken kendisinde de olmasının önemli bir durum olma (p<0.001), birinin telefonu olmadığında kendisini kötü hissetme (p<0.001), telefonları sayesinde yeni arkadaşlar edinme (p<0.01), cep telefonlarının ilgilerini çekme (p<0.05), telefonları olmasının hoşlarına gitme (p<0.001), telefonları olmadığında kendilerini daha yalnız hissetme (p<0.01), telefonlarının fonksiyon ve kalitesinin önemli olma (p<0.05), iyi telefonların her zaman pahalı olduğunu düşünme (p<0.01), telefonlarının güzel ve moda olmasının önemli olma (p<0.01) ve ailesi ile konuşmak için cep telefonu kullanma (p<0.05) durumlarının yaş değişkenine bağlı olarak değiştiği görülmektedir. Genç tüketicilerin cep telefonlarının kendilerini sosyal (p<0.01), hızlı (p<0.001), geveze (p<0.05) yapma durumları ile sohbet etme (p<0.01), arkadaşları ile sorunları hakkında konuşma (p<0.01), dersler hakkında konuşma (p<0.001), kötü haberleri verme (p<0.001), arkadaşlarının sorunlarını dinleme (p<0.001), telefonları varken kedilerini güvende hissetme (p<0.001), telefonlarını arkadaşları gibi görme (p<0.05), telefonları olmasının hoşlarına gitme (p<0.001) ve telefonları sayesinde arkadaşları ile daha rahat plan yapma (p<0.05) durumları cinsiyet değişkenine bağlı olarak farklılık göstermektedir.Anahtar kelimeler: Genç tüketici, cep telefonu, motivasyon, ihtiyaç, kimlik.
Yerel seçimlerde seçmenlerin oy verme kararlarında etkili olan siyasal faktörlere ilişkin bir araştırma: Ankara örneği
Yerel Seçimlerde Seçmenlerin Oy Verme Kararlarında Etkili Olan Siyasal Faktörlere İlişkin Bir Araştırma: Ankara Örneği.? adlı bu araştırma parti imajı, aday imajı ve bilgilenme kaynaklarının seçmenlerin tercihleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ankara'da Altındağ, Çankaya, Keçiören, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinden seçilen üçer mahallede tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 546 kişi araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma verilerinin toplanmasında, yüz yüze görüşme yoluyla anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket formu ?seçmenlere ilişkin demografik bilgiler?, ? seçmenlerin aday imajına yönelik görüşleri? , ?seçmenlerin parti imajına yönelik görüşleri? ve ?seçmenlerin bilgilenme kaynaklarına yönelik görüşleri? bölümlerinden oluşmaktadır. Likert tipi cümlelerle verilen yanıtlar puanlanmış, faktör analizi yapılarak faktör yük değeri 0.30'un altında olan cümleler hesaplamalara dahil edilmemiştir. Anket formunun güvenirlini test etmek için iç tutarlılık katsayısı Cronbach Alpha? hesaplanmıştır. Araştırmada seçmenlerin aday imajına yönelik görüşleri, parti imajına yönelik görüşleri ve bilgilenme kaynaklarına yönelik görüşlerine ilişkin olarak cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı farklılıkların belirlenmesi için t-testi uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, ilçe ve siyasal görüş değişkenlerine bağlı farklılıkları belirlenmesi için Tek Yönlü Anova yapılmış, farklılığın hangi gruplardan kaynakladığı ise Tukey testi ile ortaya konmuştur.Demografik bulgular incelendiğinde seçmenlerin %51,3'ü kadın, %48,7'si erkektir. Araştırma kapsamına alınan seçmenlerin %41.2'si 30 yaş ve altı, %23.1'i 31-39 yaş arasında, %18.1'i 40-49 yaş arasında ve %17,6'sı 50 yaş ve üzerindedir. Seçmenlerin %8,1'i ilkokul, %9.9'u ortaokul, %43.4'ü lise, %28.2'si üniversite ve %4'ü lisansüstü eğitim almış olduğu görülmektedir. Seçmenlerin % 3.1'i okur-yazar değilken %3.3'ü okul eğitimi almadıklarını sadece okur-yazar olduklarını bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan seçmenlerin %16.8'i gelir düzeylerini yeterli, %61'i yetersiz bulunurken %22.2'si bu konuda kararsız olduklarını belirtmişlerdir. Seçmenlerin %11.2'si Altındağ, %29.9 Çankaya, %22.5'i Keçiören, %15.8'i Mamak, %20.7'i Yenimahalle ilçelerinde ikamet etmektedir. Siyasal görüşle ilgili bulgular değerlendirildiğinde seçmenlerin %3.7'sinin liberal, %4.4'nün demokrat, %6.4'nün laik, %15.2'sinin milliyetçi, %4.9'nun sosyalist, %3.7'sinin İslamcı, %29.7'sinin dindar oldukları ve %32.2'sinin ise siyasal bir görüşleri olmadığını belirttikleri görülmektedir.Araştırma sonuçları, seçmenlerin aday imajı, parti imajı, ve bilgilenme kaynakları konusundaki görüşlerinin; medeni durum, eğitim durumu, yaşadıkları ilçe ve siyasal görüş değişkenlerine göre istatistik açıdan (p ? 0.05) düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiğini, yaş değişkenine bağlı faklılığın sadece bilgilenme kaynakları açısından anlamlı olduğunu, cinsiyet değişkenine bağlı farklılığın ise her üç boyut açısından da anlamlı olmadığını (p ? 0.05) ortaya koymuştur.Seçmenlerin oy verme kararı açısından yerel seçimlerde aday imajı, parti imajı ve bilgilenme kaynaklarına yönelik ortalama puanları karşılaştırıldığında aday imajı puanının ( :3,38), parti imajı ( :3,35) ve bilgilenme kaynakları ( :3,26) puanlarından daha yüksek olduğu, ancak istatistik açıdan önemli bir farklılık saptanmadığı belirlenmiştir.Pearson Korelasyon analizi sonuçlar ?aday imajı? ile parti imajı ve bilgilenme kaynakları; ?parti imajı? ile aday imajı ve bilgilenme kaynakları; ?bilgilenme kaynakları ile aday imajı ve parti imajı arasında pozitif yönlü ve istatistik olarak önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimler: Siyasal iletişim, yerel seçim, aday imajı, parti imajı, bilgilenme kaynakları.
Bir kurumsal itibar bileşeni olarak duygusal çekim alanı yaratmanın rolü ve önemi
Günümüzde değeri artık tartışılmaz bir şekilde kabul edilen kurumsal itibar, soyut bir kavram olmasına karşın araştırmacılar tarafından ölçülebilir hale getirilmeye çalışılmış, bu amaçla da zaman içerisinde önceleri kapsam ve yöntem bakımından eksiklikleri olsa da günümüzde genel kabul görmüş kurumsal itibar ölçümleri hazırlanabilmiştir. Kurumsal itibar ölçümleri konusunda yapılan araştırmalarda bazı araştırmacılar kurumsal itibarı bir süreç olarak ele almak yerine kurumsal kimlik ve kurumsal imaj gibi kavramların içine sıkıştırmaya çalışmışlar hatta yapılan araştırmalarda kurumsal kimlik ölçeklerini kullanmışlardır.Kurumsal itibara önem veren ve rekabet piyasasında kalıcı olmaya çalışan kurumlar kurumsal itibar bileşenlerine göre kendilerinin diğer rekabet ettikleri kurumlara göre yerini ve piyasadaki gücünü değerlendirmeye çalışıp, bu sonuçlara göre yönetim stratejileri hazırlamaktadırlar. Bu sayede kurumlar rekabet ortamında avantaj sağlamakta, tercih edilen olmakta ve kriz dönemlerini başarıyla atlatabilmektedirler. Bu bağlamda ayrı üstünlük stratejisi ve tercih edilme avantajı sağlayan kurumsal itibar önemli bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Kurumsal itibar süreci içerisinde ise en önemli kaynak ise kurum çalışanlarına karşı oluşturulan duygusal çekim alanıdır.Duygusal Çekim Alanı Yaratma Bileşeni esas unsuru insan olan kurumların, çalışanlarının daha uyumlu, mutlu verimli ve yüksek motivasyonla çalışmalarını sağlamakta bu sayede çalışanların kurumdan ayrılma riski azalmakta, kurum politikaları uzun vadeli ve sağlıklı bir şekilde yönetilebilmektedir. Duygusal çekim alanı bileşeninin bu bağlamda diğer bileşenlere göre daha önemli bir yeri bulunmakta ve diğer bileşenler ile sebep sonuç ilişkisi içerisinde daima bir etkileşim halinde bulunmaktadır.Bu çalışmada ilk olarak betimleyici yöntem olarak literatür taraması yapılmış, tanımlamalar belirlenmiş, daha sonra veri toplama tekniklerinden derinlemesine mülakat yöntemi ile duygusal çekim alanı yaratmadaki parametreler tespit edilmiş, buradan çıkan araştırma bulgularının test etmek amacıyla anket çalışması yapılmış, hazırlanan anket sonuçları SPSS 15 programı ile değerlendirilip yorumlanmıştır
Türkiye'de yeni gelişen mall tipi alışveriş merkezlerinin halkla ilişkiler faaliyetleri
Bu çalışma Türkiye'de yeni gelişen mall tipi alışveriş merkezlerinin halkla ilişkiler faaliyetlerini incelemek ve göstermek için hazırlanmıştır. Yurtdışından ve Türkiye'den toplam beş mall tipi alışveriş merkezinin halkla ilişkiler faaliyetleri araştırılmıştır. Bir pazarlama aracı olarak halkla ilişkilerin bu alışveriş merkezlerinde nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Araştırma konusu ile ilgili literatür taraması yapıldıktan sonra, bu alanda daha önceden bir çalışma yapılmaması nedeniyle nitel araştırma teknikleri kullanılmıştır. Nitel araştırma teknikleri olarak, alışveriş merkezlerinin yetkilileri ile görüşme, mağazalar içerisinde ve dışarısında niteliksel saha araştırması yapılmıştır. Yapılan araştırmada, yurtdışındaki alışveriş merkezlerinin Türkiye'deki alışveriş merkezlerinden genel olarak ve halkla ilişkiler deneyimi bazında daha ileri olduğu fakat Türkiye'deki mall tipi alışveriş merkezlerinin de yurt dışı örnekleriyle rekabet edebilecek kadar başarılı çalışmalar yaptıkları görülmüştür. Çalışmada, Türkiye'deki mall'ların halkla ilişkiler faaliyetlerinin daha çok sosyal sorumluluk, sponsorluk ve etkinlik projelerinden oluştuğu, kurumsal imajı geliştirmek için sık sık kullanıldığı görülmüştür. Tezin sonunda varsayımların doğru olduğu yönünde sonuca ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Mall2. Halkla İlişkiler Faaliyetleri3. Sponsorluk4. Sosyal Sorumluluk5. Kurumsal İmaj
Yeni iletişim teknolojileri, sanal kamusallıklar ve toplumsal cinsiyet: Facebook'ta genç kadınların kimlik inşa süreçleri
Yeni bir kültürel alan ve kamusal eylem biçimleri sunan yeni iletişim teknolojilerden internet toplumsal yapıya yeni formasyonlar kazandırmaktadır. Bu yönüyle internetin var olan toplumsal etkisi gençlik, kimlik, toplumsal cinsiyet gibi konular üzerinde de görülmektedir. Gençler etkileşim içinde sohbet, fikir alışverişinde bulunma, sohbet, kendilerine yeni alanlar yaratma amaçlı olarak teknolojiyi en yoğun kullanan toplumsal kategoriyi oluşturmaktadır. Bu süreçte sanal kamusallıkların var olduğu bu alanlarda kimlik oluşumunun bir parçası haline gelmektedir. İnternet ve sanal kamusallıklar üzerinden etkileşim gençliğim kimlik oluşturma sürecinde yeni bir sorunsal olarak tartışmalara neden olmaktadır. Anonimlik ve özgürleşme dereceleri içinde kimlik bu süreçte yeniden ve yeniden inşa edilmektedir. Özellikle internetin hem yeni bir kültürel mekan, özgürlük alanı hem de ekonomik bir pazar olarak ortaya çıkması, birtakım yeni küresel değerlerin, kültürel biçemlerin hızlı bir şekilde dolaşıma sokularak oldukça heterojen, melez kimliklerin kurgulanmasına olanak vermektedir.Bu doğrultuda çalışmanın amacı, yeni iletişim teknolojilerinin geleneksel medyadan ne kadar farklılaştığı ve ne yönleriyle benzeştiği incelenerek, genç kadınların toplumsal cinsiyete dair ne gibi anlamlar ürettiğini, sanal ortamda nasıl var olduklarını ve kimlik performanslarını irdelemektir. Çalışmada önce kullanılan ana kavramlar hakkında irdelenerek kuramsal çerçeve oluşturulduktan sonra internet ortamında toplumsal cinsiyete dair üretilen kimlikleri analiz etmek üzere son yıllarda geniş kullanıcı kitlesine ulaşan Facebook sitesinde kamusallık özelliği taşıyan gruplar taranarak seçilen gruplar söylem analizi yöntemiyle genç kadın kimliği bağlamında incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yeni İletişim Teknolojileri, Sosyal Ağ Siteleri, Toplumsal Cinsiyet, Sanal Kamusallıklar, Genç Kadın Kimliği
Özel dershanelerin halkla ilişkiler faaliyetleri: Ankara, Çözüm Dergisi Dershanesi örneğinde
Bu çalışma özel dershane olan Ankara, Çözüm Dergisi Dershanesi (ÇDD) Halkla ilişkiler faaliyetlerini irdelemek için hazırlanmıştır. Bu amaçla kurum içi, kurum dışı halkla ilişkiler faaliyetleri ortaya konmuştur, bu faaliyetlerin kimler tarafından yapıldığı tespit edilmiştir ve yapılan faaliyetlerden hangisi ya da hangilerinin hedef kitle üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Niteliksel bir tasarıma sahip olan bu çalışmada, tarihsel analiz ve literatür taraması yöntemi uygulanmış; katılımlı gözlem yapılmış ayrıca özel dershaneler ve halkla ilişkiler üzerine yazılmış pek çok kitap, makale, dergi incelenmiş ve ÇDD kurum anketleri ile dökümanlarından faydalanılmıştır.Dolayısıyla bu çalışmada halkla ilişkilerin Dünya'da ve Türkiye'de tarihsel gelişimine yer verilmiş, özel öğretim kurumlarının tarihsel süreç içerisinde geçirdiği evrelere değinilmiştir. Bunun yanı sıra olarak Türkiye'de özel dershanelerin doğuşu ve gelişimine yer verilmiştir. Ayrıca ayrıntılı olarak Çözüm Dergisi Dershanesi eğitim-öğretimi, fiziksel yapısı ve halkla ilişkiler faaliyetleri açıklanmıştır. Bu çalışma sonucunda Ankara, Çözüm Dergisi Dershanesi şubeleri düşünüldüğünde halkla ilişkiler faaliyetleri yapılırken ticari kimliklerini ön planda tutarak yaptıkları tespit edilmiştir. Ayrıca gözlemler neticesinde ve kurum anket sonuçlarına baktığımızda ÇDD'nin halkla ilişkiler faaliyetlerinin hedef kitle üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.
Küreselleşme sürecinde görsel iletişim stratejileri: Nescafé reklamları
Küreselleşme-yerelleşme ekseninde küresel bir markanın görsel iletişim stratejilerinin kurgulanışı konusunda sınırlı sayıda analiz yapıldığı gözlemlenmektedir. Literatürde Türkiye'de Nescafé'nin görsel iletişim stratejileri ve sembolleri ile ilgili kapsamlı bir inceleme bulunmaması çalışmaya özgün bir nitelik kazandırmaktadır. Bu çalışmayla, küreselleşme sürecinde Nescafé'nin görsel iletişim stratejilerinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Küresel çapta ve Türkiye özelinde Nescafé reklamlarındaki sembolik tüketim unsurlarının incelendiği çalışmada, görsel iletişim öğeleri, göstergebilimin olanaklarından yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada varılan sonuçlardan biri, küreselleşme sürecinde, çeşitli gelişmelerin de etkisiyle, Nescafé'ye sembolik anlamlar aktarıldığı, görsel iletişim stratejilerinin yeniden yapılandırıldığıdır. Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de, Nescafe reklamlarında, o ülkeye özgü kültürel öğelerin yaratıcı biçimde kullanıldığı, reklam iletilerinin, küresel olanın yerel olanla etkileşimi çerçevesinde oluşturulduğu tespit edilmiştir. Buna uygun olarak, Nescafe'nin, Türkiye'de yayınlanan reklamlarında, küresel düzeyde kullandıklarının yanı sıra, Türkiye'ye özgü motiflere, sembollere ve yaşam biçimlerine yer verdiği görülmüştür.
Sosyal sorumluluk bağlamında işletmelerde yeşil pazarlama ve yeşil içerikli reklamlar
Firma ve markaları hatta tüketicileri etkileyen dış çevre faktörlerinin en önemlilerinden biri dünyanın doğal dengesi ve ekolojiyi oluşturan unsurlardır. Çevresel olumsuzlukları en aza indirmek, firma ve markaların toplumsal sorumluluklarının en önemlisidir. Tüketicilerin, sanayileşme sürecini izleyen dönemlerde göz ardı edilen; ancak özellikle son yıllarda etkileri oldukça artan çevre kirliliğine yönelik oluşan hassasiyetleri firma ve markaları çevre konusunda daha duyarlı hale getirmiştir. Firma ve markalar, çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk bilinci taşıyan kurumlar olarak algılanma çabasıyla çevreye duyarlı üretim teknolojileri kullanarak gerek üretim stratejilerinde gerekse ürün tasarımlarında bu konuya dikkat etmektedirler. Dolayısıyla, sürdürülebilir gelişime olan ilginin artışı, firma ve markalar üzerinde çeşitli açılardan baskı yaratarak tüm faaliyetlerindeki çevresel sorumluluklarına yeni bir bakış açısı getirmekte, firma ve markaların ?yeşil işletmecilik?, ?çevreci pazarlama? gibi kavramlarla tanımlanabilen faaliyetlere yönelmelerini sağlamaktadır.Sürdürülebilir gelişme önerisi, çevre kirliliğinin hızla arttığı ve doğal kaynak rezervlerinin aynı hızla tükendiği dünyamızda, çözüm yönünde atılmış önemli bir adım olarak görülmektedir. Bu doğrultuda, firma ve markaların sosyal sorumluluk bağlamında çevre sorunlarına karşı duyarlılıklarını analiz etmek ve buradan hareketle çevreci iddialarının televizyon reklamlarında nasıl kullanıldığını ortaya çıkarmak bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, bu amaca uygun olarak tematik olmayan televizyon kanalları içerisinden tesadüfi yöntemle seçilen iki televizyon kanalında (KANAL D ve ATV) 2010 yılının Haziran-Aralık dönemleri arasında yayınlanmış olan televizyon reklamları göstergebilim yönteminden faydalanarak incelenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlar, firma ve markaların, gönüllü olarak yeşil yönetim uygulamalarını henüz yeterli düzeyde olmasa da gerçekleştirdikleri yönündedir.Anahtar Sözcükler1.Sosyal Sorumluluk2.Sürdürülebilir Gelişme3.Yeşil İşletmecilik4.Yeşil (Çevreci) Pazarlama5.Yeşil Reklam
Büyük alışveriş merkezlerinin ideoloji ve tüketim ilişkisi çerçevesinde incelenmesi: Denizli örneği
Tez kapsamında; genel olarak tüketim toplumunun ideolojisi ve bu ideoloji çerçevesinde yeni bir tüketim mekanı ( aracı) olarak büyük alışveriş merkezlerinde tüketicinin yönlendirilmesi olgusu ve bu olgunun tüketicinin özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından ve bir sosyal yönetim unsuru olarak tartışılması amaçlanmıştır.Tüketim ideolojisi temelinde genel olarak tüketimin bir sosyal düzen (yönlendirme, yönetme) işlevi gördüğü ve tüketicinin özgür ve bağımsız tercih yaparak tükettiği düzlemindeki liberal ekonomi temelli tezin aksine, tüketim alanında ve mekânında bir yönlendirme ve tercihlerin yönlendirilmesinin, kısıtlanmasının söz konusu olduğu şeklindeki temel varsayımımız ile ilgili olarak kuramsal zeminde tüketicinin özgürlüğü, seçme özgürlüğü ve yönlendirme kavramları tartışılması yapılmış, yönlendirme konusu, gözetim, zaman, akılcılaştırma, mekan olmak üzere dört baslık altında ele alınmıştır.Çalışmanın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, bir yeni tüketim aracı olarak büyük alışveriş merkezlerinin mekansal yapısı, kurgusu ve yönlendirme araçları derinlemesine incelenmiş, yöntemle ilgili dördüncü bölümde ise konunun çok yönlülüğü ve ampirik açıdan değerlendirme zorluğu nedeniyle iki farklı inceleme yöntemi belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüş, seçilen iki büyük alışveriş merkezi örneği üzerinden alışveriş merkezlerindeki yönlendirme konusu; mekan (maddi biçim) ve insan unsuru (deneyim) açısından iki şekilde ele alınmıştır.İlk olarak alışveriş merkezlerinin maddi biçiminin, mekânsal yönünün ve mekansal özelliklerindeki yönlendirme izlerinin tartışılması için toplumsal göstergebilimsel inceleme yöntemi kullanılmış, İkinci olarak alışveriş merkezlerinin kullanıcıları olarak alışveriş deneyimi bağlamında tüketiciler açısından anket yoluyla betimsel bir analiz yapılmıştır.Sonuç olarak, alışveriş merkezleri, içermiş oldukları çeşitli tüketim seçenekleri ile birlikte tüketiciye özgürlük sağlar görünürken, aynı zamanda çeşitli taklitlerle ve oluşturulan eğlence ve büyülü atmosferle onu kendisine bağlayarak; dışarıya çıkmasını önlemekte, mekânsal ve zamansal yönlendirme stratejileri ile tüketicinin talep ve davranışlarını etkilemekte ve böylece tüketiciye verdiği sözde özgürlüğü elinden almaktadır. Bu nedenle gerçek durum bizce bir özgürlük yanılsamasından ibarettir. Bu tez çalışmasında geniş bir şekilde tartışması yapılan; liberal kapitalist ekonomik sistemde tüketimin bir özgürlük alanı, daha çok da bir seçme özgürlüğü alanı olarak kurgulanması, tüketicinin, çıkarlarını en iyi şekilde takip eden, bilgili ve istekleri tüketici talepleri olarak ifa¬de bulan özerk bir eyleyici ve rasyonel aktör olduğu şeklindeki söylemleri ve `tüketici özgürlüğü' kavramının kendisi, liberal-kapitalist ekonomik sistemin tüketimi ve tüketiciyi yönlendirme ve bağımlılaştırma amacıyla ürettiği ideolojik bir söylemdir ve sosyal yönetimin bir aracıdır.
Terör örgütlerinin taraftar kazanmalarında propagandanın rolü: Türk El Kaide'si
Ülkemizde faaliyet gösteren El Kaide terör örgütü yanlısı/bağlantılı terörist oluşumların, taraftar temin etme sürecinde uyguladıkları propaganda faaliyetlerinin rolünün ortaya konması ve taraftar temininde kullandıkları propaganda araçlarının tespit edilmesi tezin öncelikli amacını oluşturmaktadır.Tez içerisinde terör ve propaganda kavramlarına dair teorik açıklamalara değinilmiştir. Terör örgütlerinin taraftar temini süreci ve sosyal psikolojideki grup oluşumu ve gruba katılma süreçleri hakkında yapılmış ampirik çalışmalardan da yararlanarak geliştirilen tezler incelenmiş, El Kaide terör örgütü yanlısı/bağlantılı olarak ülkemizde faaliyet gösteren yapılanmaların taraftar temin süreçleri izah edilmiş ve propagandanın bu süreçteki önem arz eden rolü vurgulanmıştır.Terör ve propaganda konularının bu çalışmaya ışık tutacak yönleriyle ve evveliyatı ile birlikte ortaya konması adına literatür taraması yapılarak veriler topplanmıştır. Lasswell'in; ?kim, ne dedi, hangi kanalla, kime, hangi etki ile? şeklinde formülleştirdiği iletişim modeli propaganda açısından ele alınarak kuramsal çerçeve belirlenmiştir.Propaganda araçlarının dinsel terminoloji (fakat İslam tarihinde tartışma konusu olmuş konu ve kavramlar) ve motiflerden oluştuğu, kullanılan kavramlar içerisinde ?cihad?ın öne çıktığı, bu kavramın adeta diğer propagandif kavram ve motifleri de kuşatarak kullanılan retoriğin belirleyicisi olduğu incelenen internet sitelerinde ve kitaplarda görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Terör, El Kaide, Cihad, Propaganda, Taraftar temini.
1961 ve 1982 Anayasalarının Hürriyet Gazetesi'nde yer alışı
Medyayı siyasal iktidarın ikna araçlarından birisi gören ve günümüzde siyasal iktidarlarla medya kuruluşlarının karşılıklı bağımlılık ilişkisinde olduğunun altını çizen kuram; medyayı ?düzenin yeni bekçisi? kabul eder. Aynı zamanda ?tarafsızlık? mitini sorgulayarak, medyanın tarafsız olamayacağının kabul edilmesi gerektiğini savunur.Gazete, piyasadaki herhangi bir ürün veya hizmetten çeşitli açılardan farklıdır. Siyasi etkisi, ekonomik gücü, üst yapıyı şekillendirmesi, kamuoyu yaratması, yönlendirmesi gibi sıradan bir ürün veya hizmette olmayan özellikleri vardır.Ülkemizde gazeteler, okuru, kamuoyunu bilgilendirmek için değil, yönlendirmek, akıl öğretmek ve tutum almaya zorlamak için yani kamuoyu oluşturmak için yayınlanıyor. Dolayısıyla gazeteler haber vermekten çok, propaganda yapıyor.1960 müdahalesi ve 1961 Anayasası, toplumsal tabandan hareketle demokrasinin sınırlarını genişletmeyi hedeflemiştir. 1980 müdahalesi ise özgürlüğün, demokrasinin korunması ve pekiştirilmesi değil otoritenin ve devletin güçlendirilmesi yönünde olmuştur.7 Kasım 1982'de yapılan referandumla kabul edilen Anayasa, ikinci meclisi kaldırmış, yürütmeyi güçlendirmiş, yargıyı idarenin etkilerine açık hale getirmiş, bireyi güçlü siyasal iktidarlar karşısında koruyacak kural ve kurumları güçsüzleştirirken, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması olanaklarını genişletmiştir.Seçim dönemlerinde medya, siyasal partilerin özellikle kararsız seçmen topluluğuna seslenerek kendilerini tanıtabilmeleri açısından en önemli siyasal iletişim araçlarından birisi olmakta, böylelikle medyanın siyasal işleyiş üzerindeki yönlendiriciliği daha doğrudan ve belirgin nitelik kazanmaktadır. 1961 ve 1981 Anayasalarının referandum süreçlerinde gazeteler; kamuoyu oluşturmanın etkili yollarından olan propagandayı uygulamışlardır.Siyasal çalkantıların yüksek olduğu her iki dönemde kamuoyunun haber alma hakkı sınırlandırılmış, gündem tüm açıklığıyla duyurulmamıştır. Askeri darbeyi gerçekleştiren ve anayasaları halkoyuna sunan komutanlar özel sektörün elindeki medya araçlarını, süreci meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. Medya araçları yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmasını sorgulamamış, beklentileri yerine getirmiştir.Medya özgürlüğünden söz etmenin olanaklı olmadığı anlaşılmıştır. Gazete işveren ve yöneticilerinin ekonomik bağımlılığının yanında, siyasi ve ideolojik olarak belirli odaklara yakınlık duymaları bağımsız gazeteciliği, özgür haberciliği engeller, engellemeye devam edecektir.ANAHTAR SÖZCÜKLER1. İçerik Analizi2. Eleştirel Yaklaşımlar3. Basın-İktidar İlişkisi4. Haber Metni5. Temsil
Milliyetçi Hareket Partisi'nin halkla ilişkiler faaliyetleri ve iletişim stratejileri
Günümüzde, ?Halkla İlişkiler?, ?Siyasal İletişim? çalışmalarının odak noktası haline gelmiştir. Dolayısıyla, ?Halkla İlişkiler ve Tanıtım Faaliyetleri? ile ?İletişim Stratejileri?nin geliştirilmesi, ?siyasal partiler? tarafından seçmenleri etkilemek amacıyla yapılmaktadır. Bu bağlamda ele alınan Milliyetçi Hareket Partisi örneği üzerinden gidilerek, tarihsel analiz yöntemiyle dünden bugüne ?Halkla İlişkiler ve Tanıtım Faaliyetleri - Etkinlik Alanları? ile izlenilen ?İletişim Stratejileri?nde ki gelişimler, yönelimler ve değişimler, bu çalışma ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, özellikle 2000'li yıllarla birlikte, değişen sosyal - siyasal koşulların ve ilerleyen iletişim teknolojilerinin Milliyetçi Hareket Partisi'nin, halkla ilişkiler faaliyetlerine ve örgütleniş biçimlerine katkıları, pozitif kazanımları öne çıkan etkilerdir. Diğer yandan, bireylerin, inançlarına, tutum ve algılarına yansımaların görüldüğü geçmişten gelen, ?geleneksel motifler?lerle inşa edilmiş duyumlarının ve bu duyumlara seslenen ?ideolojik içerik?lerin, iletişim stratejilerinin oluşturulmasında dolaylı etkiler yarattığı, iletişim eğrisinin kriz alarmı verdiği noktada, yardımcı kuvvet olarak konumlandırıldığı görülmektedir.
Bir kimlik olarak milliyetçiliğin medya üzerinden inşası (MHP-DSP örneği)
Siyasal kimlikler genellikle siyasal bir örgüt ya da oluşumdan kaynaklanır. Ancak kendisine toplumsal bir zemin oluşturamadığı takdirde siyasal kimliklerin hayatta kalma şansı olmayacaktır. Buradan yola çıkarak tez, milliyetçilik siyasal kimliğinin medya üzerinden bir söylem olarak inşa edilmesini incelemeyi amaçlamıştır. Bu amaca yönelik olarak iki siyasi partinin milliyetçilik söylemi karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve medyada bu söylemlerin yer alma içeriği ve biçimi çözümlenmeye çalışılmıştır.Tezin birinci bölümünde, kuramsal çatı olan toplumsal gerçeklikler üzerinde durularak toplumsal yapı, toplumsal etkileşim ve toplumsal gerçeklikler üzerinde durulmuştur.Tezin İkinci bölümünde, birinci bölümde açıklana kuramsal çatı altında toplumsal kurumlar, siyasal kurumlar ve siyasal partiler üzerinde durulmuştur. Daha sonrada siyasal partilerin söylemler kullanarak bir toplumsal bilinç çeşidi olarak kabul edilebileceği düşünülen siyasal kimlikleri inşa ettikleri anlatılmaya çalışılmıştır. Özellikle siyasal kimlik olarak milliyetçilik üzerinde durularak siyasal partilerin kullandığı milliyetçilik söylemleri ve bu söylemlerin medya aracılığıyla bireylere sunulmakta olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.Tezin üçüncü bölümünde, 1999 ve 2002 genel seçimlerinde DSP ve MHP'nin kullandıkları milliyetçi söylemler söylem analizi yolu ile incelenmeye çalışılmış ve birinci ve ikinci bölümde anlatılanlar ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde halkla ilişkiler faaliyeti olarak son dönemde başlatılan basın bilgilendirme toplantıları ve yazılı basındaki yansımaları
Bu çalışmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinde halkla ilişkiler faaliyeti olarak son dönemde başlatılan ?Basın Bilgilendirme Toplantıları? ve yazılı basındaki yansımaları, Genelkurmay Başkanı tarafından 14 - 29 Nisan 2009 tarihlerinde yapılan ?Yıllık Değerlendirme Toplantısı? ve ?İletişim Toplantısı? örneği ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.İki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde kuramsal olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde halka ilişkiler kavramı hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, TSK'nın kullandığı halkla ilişkiler yöntem ve teknikleri ile akreditasyon uygulamaları anlatılmıştır. İkinci bölümde Genelkurmay Başkanı tarafından 14 Nisan 2009 tarihinde yapılan ?Yıllık Değerlendirme Toplantısı?, devamında 29 Nisan 2009 tarihinde gerçekleştirilen ?İletişim Toplantısı? ele alınmış ve bu toplantıların yazılı basındaki değerlendirmeleri irdelenmiştir. Bölüm sonunda her iki toplantının genel değerlendirmesi yapılmıştır.Yapılan çalışmayla, kamuoyunun istek ve beklentilerini karşılayarak desteğinin kazanılması, Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında doğru, zamanında ve yeterli bilgi verilmesi, mevcut ortamda oluşan bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ve ilk elden kamuoyunun bilgilendirilmesi sürecinde bir ?halkla ilişkiler ve iletişim? etkinliği olarak nitelenen, bilgilendirme toplantıların öneminin ortaya konulması amaçlanmıştır.Bu maksatla, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ tarafından yapılan toplantılar ve bu toplantılarla ilgili olarak yazılı basında yer alan olumlu ya da olumsuz eleştiriler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Genelkurmay Başkanı tarafından en yetkili ağızdan, kamuoyunu bilgilendirmek, TSK'nın imajını tazelemek ve yanlış anlamaların önüne geçmek maksadıyla yapılan bu toplantıları bir halkla ilişkiler ve iletişim başarısı olarak değerlendirmek mümkündür. Görülmüştür ki, önemli olan kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, gerçek bilgilerle beslenmesi, bilgi eksikliğine ve yanlış bilgilendirmeye müsaade edilmemesidir. Çünkü kamuoyunda oluşan yanlış bir izlenim, ne yapılırsa yapılsın geriye döndürülmesi mümkün olmayan etkiler bırakabilmektedir.Değişen dünya ve Türkiye şartlarına süratle uyum sağlamaya çalışan TSK'nın basın toplantılarını bu çerçevede değerlendirerek, iletişim alanındaki değişimin bütün hızı ile Silahlı Kuvvetlerde devam etmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.Anahtar Sözcükler1. İletişim2. Açıklık3. Sorumluluk4. Özgüven5. Tanıtım
Siyasal propaganda açısından televizyon haber programları (Örnek olay: 28 Şubat sürecinde Arena programı)
?Haber?, herhangi bir unsurun propagandasını yapmak isteyenlerce kullanılması tercih edilen öğedir. Çünkü haber, bilgi edinme ihtiyacının ötesinde, bir şeyleri ?duyurmak? amacıyla da kullanılmak istenmektedir. Bu nedenledir ki; devlet, güçlü ve varlıklı kişiler, yöneticiler, şirketler, diktatörler gibi çeşitli egemenler, haberi kendi güçlerini arttırmak için bir araç olarak kullanmak istemektedirler.Bu çalışmada, haber kullanılarak propagandanın nasıl yapıldığı, 28 Şubat sürecini temsil ettiği düşünülen bir tarih aralığı ele alınarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmede genel olarak medyaya bakıldığı gibi, özel olarak dönemin etkili haber programı Arena'nın haber seçimi, işleyişi, yapımcısı ve sunucusu Uğur Dündar'ın 28 Şubat sürecinin etkileyenleri ve etkilenenlerine nasıl baktığı da incelenmektedir. Bu amaçla Arena programının 1996-1997 yayın dönemindeki haberlerinin içerikleri incelenmiş, Uğur Dündar'ın Hürriyet gazetesindeki yazıları yorumlanmıştır. Elde edilen diğer bulgular da değerlendirildiğinde, Dündar'ın yazılarının ve onun kararlarıyla şekillenen Arena programının haberlerinin, 28 Şubat sürecini destekleyici etki yaptığı ortaya çıkmaktadır.
Neo-liberal çağda futbolun yaşadığı yapısal dönüşüm
Neo-liberal çağda futbolun yaşadığı yapısal dönüşüm.Bu çalışma futbolun ve onun aktörlerinin değişimini irdelemek için hazırlandı. Özellikle 1980 sonrasında tüm dünyanın yaşadığı değişim ve bunun futbol üzerindeki etkileri araştırıldı. Niteliksel tarihsel tasarım yöntemine göre hazırlanan bu çalışmada, futbolun ortaya çıkışı, tarihsel gelişimi, bir endüstri haline gelişi kronolojik olarak sunuldu. Liberalizm ve neo-liberalizm kavramları irdelendi. Futbolun neo-liberal çağda reklam aracına dönüşürken onun ekonomik değerinin artması ve bu süreçte aktörlerinin nasıl bir değişim yaşadıkları ele alındı. Çalışmanın temel varsayımı neo-liberal dünya düzeninin futbolu etkilediği ve onu kendi amaçlarına uygun şekilde dönüştürdüğüdür. Tezin sonunda varsayımın haklılaştığı görülmüştür.Anahtar kelimeler: Futbol, neo-liberalizm, oyun, dönüşüm, tüketim aracı.
Türkiye'de ilan ve reklam politikaları (1950-1960)
Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara geldikten kısa bir süre sonra, iktidarının ilk aylarında Türk basın tarihinin hiçbir döneminde rastlanmayacak ölçüde özgürlükçü bir Basın Kanunu ile geniş bir basın özgürlüğü çerçevesi çizmiştir. Ancak ilerleyen zaman, Türk basın tarihi açısından en sıkıntılı dönemlerden birini getirmiştir. Demokrat Parti'nin basını denetleme ve baskı altına alma konusundaki en önemli araçlarından biri ise resmi ve özel ilan ve reklamlar olmuştur. Çünkü ilan ve reklamlar önceleri basının, sonraları daha geniş anlamlı olarak medyanın en önemli gelir kaynağı, dolayısıyla yaşam kaynağıdır. Bu nedenle bir ülkedeki ilan ve reklama dair mevzuat ve uygulamalar o ülkedeki basın özgürlüğü açısından büyük bir anlam taşımaktadır. Bu çalışmada ilk olarak konu edinilen döneme ait yasal düzenlemeler, bu düzenlemelerin ne anlama geldiğini anlamak için de daha önceki düzenlemeler incelenmiş, daha sonra 1950-1960 dönemindeki politika ve uygulamaların dönemin basınına nasıl yansıdığı incelenmiştir. Sonuçta Demokrat Parti'nin basın açısından oluşturduğu anti-demokratik sistem Türk siyasal yaşamı ile birlikte Türk basın tarihi açısından da irdelenmiş, Türk basın tarihinde basın özgürlükleri açısından oldukça sorunlu bir dönem olarak anılan bu dönem için yalnız siyasal iktidarın değil, bizzat o dönemin basınının da sorumluluklarının olduğu ve söz konusu sorunların geçmişten günümüze yansımaları tartışılmıştır.
Üç Maymun sinema filminde beden dili analizi
Üç Maymun Sinema Filminde Beden Dili Analizi'nin yapıldığı tez ça-lışması, filmdeki görsel öğeler örnek gösterilerek, beden dilini ve kullanımını çeşitli açılardan araştırmak için yapılmıştır. İletişimin en önemli ancak en az bilinen öğesi olan beden dili, insanın yeryüzüne gelmeden önce kullanmaya başladığı en önemli ifade aracıdır. Anne karnındaki bebeğin, annesinin duygu dünyasına ve çevresindeki seslere verdiği tepkiler, bunun açık bir göstergesidir. Araştırma, iletişimde bedensel göstergelerin, doğru ya da yanlış kullanımının, iletişim üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini incelemek için yapılmış, bu süreçte iletişim ve gösterge kavramları ve bu kavramların sinema ile ilişkileri de incelenmiştir. Filmdeki karakterlerin bedensel hareketlerinin neden, niçin ve nasıllarına ilişkin veriler, niteliksel araştırma yöntemi ile toplanmıştır.Kadın ve erkek olmak üzere iki cinsten oluşan insanlık, bu cinslerin sahip oldukları fizyolojik ve psikolojik farklılıkları, beden dillerine de yansıt-maktadır. Kadın ve erkeklerin beden dillerini kullanma farklılıklarının incelendiği araştırmada, aynı duyguların iki cinste farklı göstergelerle ifade edildiği gözlenmiştir. Beden dili insanın en önemli hazinesidir. Bu hazinenin doğru kullanımı başarı, yanlış kullanımı ise başarısızlık ve mutsuzluk getirir.Anahtar Sözcükler1.İletişim,2.Gösterge,3.Beden Dili,4.Sinema,5.Üç Maymun.
Uluslar arası haber ajanslarının Türkiye haberlerinde eşik bekçiliği uygulamaları: Reuters ve AP örneği
Türkiye'nin en önemli problemlerinden biri özellikle Avrupa ülkelerinde önyargılardan kaynaklanan olumsuz imajıdır. Bu önyargılar büyük oranda bu ülkelerin basın organlarında çok sık yer alan Türkiye aleyhtarı haberlerden kaynaklanmaktadır. Uluslararası medya Türkiye hakkındaki haberlerini dünyanın önce gelen iki büyük haber ajansı AP ve Reuters'den almaktadır. Dolayısıyla dünya, Türkiye'yi bu iki ajansın gözüyle algılamaktadır.Araştırmamızda bu ajansların 60 gün boyunca Türkiye'den yayına verdiği bütün haberler incelenmiştir. İnceleme sonunda hangi kelime ve kavramların sık kullanıldığı belirlenerek, bu ajansların eşik bekçilerinin genel önyargılarına ulaşılmaya çalışılmıştır.
Siyasi partilerin halkla ilişkiler çalışmaları ve gecekondular (İstanbul Ümraniye örneği)
Gecekondulasma ülkemizde özellikle 1950'li yıllardan sonra büyük birsorun halini almıstır. Bu sorun sadece büyük kentlerde sehir planlaması,yapılasma, çevre düzenlemesi ve görünümle sınırlı kalmamıs, aynı zamandaburalara göç eden insanların yasamlarını da önemli oranda etkilemistir. Hattaburalardaki yasam tarzları kendi içerisinde bir alt kültür olusturmustur. Buolay sadece bizim ülkemizle de sınırlı kalmamıs hemen her ülkede özelliklede ekonomisi gelismeye elverisli tüm dünya kentlerinde görülmüstür.Türkiye'de gecekondulasma sanayinin gelistiği büyük kentlerde kendisinigöstermistir. Ancak Ankara ve İstanbul'da gecekondulasma varos dediğimizçevre mahalleleri etkilemekle kalmamıs, tüm sehir hayatını etkileyeceksekilde kendini hissettirmistir.Gecekondulasma ülkemizde (Özellikle de büyüksehirlerimizde) 2000yılı ekonomik krizi ile yavaslamıs, 2004 yılında çıkarılan yasalarla da nerdeyedurma noktasına gelmistir. Bu değisim kültürel anlamda da gerçeklesmis vegerek eğitimde gerekse sehirlerin ortak imkanlarından yararlanma noktasındaartık insanlar arasında köylü- sehirli, gecekondulu- medeni gibi ayrım ortadankalkmıstır.Bu çalısmada İstanbul Ümraniye ilçesi örnek alındı. Bu ilçe gerçekanlamda gecekondulasma ile olusan bir ilçe olduğu görülmüstür.. Bu ilçenindört mahallesi de hala gecekondulasmayı fiilen yasayan bölge olduğunugörülmektedir. Ancak burada yasal nedenlerden dolayı yeni yapılasma izniolmadığından yeni gecekondu niteliğindeki konutlar da olusmuyor ama diğermahalleler gibi modernlesme ye de kapalı. Yasal düzenlemelerden sonra bubölgenin alt yapısı tamamlanarak buraların da modern kent yasamı içerisinealınacağı ve gecekondu kavramının geride kalması beklenmektedir.Siyasi partiler gecekondu bölgesine genel olarak oy deposu gözüylebakıyorlar. Burada yasayanların merkezde yasayanlara oranla dahapropagandada daha kolay etkileneceklerini düsünüyorlar. Bu nedenle bubölgedeki halkla iliskiler çalısmaları propaganda içerikli olduğu genelkanaattir. Buna rağmen bölge halkı kendilerini partilerin dikkate almalarındanmemnunlar. İstanbul Büyüksehir ve Ümraniye Belediyesi gecekondubölgelerinin ıslahı ve burada yasayanların yasam kalitelerini artırmak için çokciddi projeler hazırlayıp uygulamaya çalısmaktalar.Anahtar Sözcükler1- Halkla İliskiler2- Yerel Yönetimler3- Kültür4- Siyasi Partiler5- Gecekondu
İletişim meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin empatik iletişim beceri düzeylerine ilişkin bir araştırma
İletişim meslek liseleri öğrencilerini hem mesleğe hem de yüksek öğrenime hazırlayan eğitim kurumlarıdır. Bu liseler basın yayın, gazetecilik, halkla ilişkiler, reklamcılık, radyo televizyon alanlarında çalışabilecek nitelikli insan gücünü yetiştirmektedir.Ankara ilinde üç iletişim meslek lisesinde dokuzuncu, onuncu, onbirinci ve onikinci sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin iletişim beceri düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi çalışmanın temel amacını oluşturmuştur.Araştırma evrenini, 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılı güz döneminde Ankara İl merkezinde bulunan üç iletişim meslek lisesinde, dokuzuncu, onuncu, onbirinci ve onikinci sınıflarda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada örnekleme gidilmemiş, araştırmayı kabul eden katılımcılar ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini 450 öğrencinin verileri oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak 7 sorudan oluşan kişisel bilgi formu ve 45 sorudan oluşan iletişim beceri envanteri ölçeğinden oluşan soru formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi, SPSS 11,5 (Statistical Packages for Social Sciences) programı kullanılarak yapılmıştır.Varsayımların testi, verilerin parametrik test varsayımlarını sağlaması nedeni ile iki grup karşılaştırmalarında bağımsız iki grup ortalama karşılaştırma t ? testi, ikiden fazla grup ortalaması karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analiz testi ile gerçekleştirilmiştir. Hipotezlerin testinde önemlilik düzeyi, alfa yanılma düzeyi olarak 0,05 kullanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyetlere göre iletişim beceri puan ortalamaları arasındaki farklılık toplamda ve 3 alt boyutta % 5 önem seviyesinde bağımsız gruplarda t- testi ile sınandığında anlamlı bulunmuş ve ilgili Ho hipotezi red edilmiştir (p< 0,05). Sınıflara göre toplam iletişim beceri puanları arasındaki farklılık gerçekleştirilen tek yönlü varyans analizi hipotez testi ile duygusal iletişim beceri puanı haricindeki tüm alt boyutlarda ve toplamda istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (p<0,05) Ho hipotezi red edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1. İletişim2. Empati3. İletişim becerisi4. İletişim becerileri envanteri5. Kişilerarası iletişim
Postmodern dünyada postmodern şiddet fenomeni bağlamında reklamlarda simgesel şiddet
Şiddet olgusu, günümüzde en çok ilgi gösterilen konulardan biri haline gelmiştir. Şiddetin çeşitli sınıflamaları yapılmaktadır. Şiddet, zamana ve topluma göre değişen bir kavramdır. Şiddetin temelinde yer alan saldırganlık dürtüsü bireyin toplumsallaşma süreci içinde öğrenilebilmektedir. Kitle iletişim araçları da bu öğrenmeye hızlandırıcı etki yapmaktadır.Postmodernizm, modernliğin açmazlarına karşı bir savaşım ve modernleşmeyle bir hesaplaşmadır. Postmodernistlere göre postmodernizm, ileri batı toplumlarının şu an içinde bulunduğu aşamayı, bir bakıma modern sonrası toplumu adlandırır.Televizyondaki şiddet unsurunun kişiler üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı varsayımı çok net olmamakla birlikte, belli bir yaşa kadar çocukları ve gençleri etkilediği, bu programların arasında yayınlanan reklamlarında algılanma düzeyi üstünde etkisi olduğu ortaya konmuştur. Pierre Bourdieu'nün simgesel şiddet kavramı, fiziksel olmayan şiddetin pratikte bir karşılık bulabilmesi anlamında önemli bir kavramdır. Bourdieu teorisine göre, uygulama alanı olan bu kavramın eğitimdeki karşılığı, bireylerin kişiliklerinin şekillendirilmesi yoluyla eşitsizliklerin yeniden üretilmesi olarak özetlenebilir. Buna göre; simgesel şiddet kavramı özelinde Bourdieu metodolojisi reklamcılık için işlevsel bir metodolojidir.Göstergebilim bir metni çözümlerken, bir başka deyişle metnin yüzey yapısından hareketle, derin düzeydeki yapısına açıklık getirmeye, yani metnin anlam evrenine ulaşmaya çalışırken, bazı araçlar kullanır. Bu çalışmada, göstergebilimsel bir çözümleme modeli olarak, Greimas'ın kuramını oluşturduğu Eyleyenler Modeli'nin, reklamlar üzerinde nasıl işleyeceği incelenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Şiddet2.Postmodernizm3.Reklam4.Simgesel Şiddet5.Göstergebilim
AKP' nin 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde uyguladığı siyasal iletişim faaliyetleri : Diyarbakır örneği
Bu tez, kuruluşundan kısa bir süre sonra siyasal iktidar erkine iki dönem üst üste sahip olan, halen tek başına iktidar partisi sıfatını koruyan, gerek oluşumu, gerek siyasal kimliği ve gerekse politikaları ile dikkat çeken Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP veya AK Parti) 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Diyarbakır örneği üzerinden siyasal iletişimde uyguladığı faaliyetleri incelemektedir. Tezin ilk bölümünde siyasal iletişim kavramıyla doğrudan ilgili olan, siyaset, iletişim, iletişimde ikna, motivasyon, siyasal seçimler ve siyasal iletişim yöntemleri olan; siyasal halkla ilişkiler, siyasal reklam, siyasal pazarlama, siyasal propaganda ile ilgili tanımlamalar yer almaktadır. Tezin ikinci bölümünde kamuoyu oluşumu ve oluşumunda etkili faktörler ile seçim kampanyalarında önemli hususlardan söz edilmiştir. Son bölümde ise; AKP'nin 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Diyarbakır'da uyguladığı faaliyetler, (her türlü yazılı, işitsel, görsel öğeler ile doğrudan ve dolaylı iletişim yöntemleri) yer almıştır.Anahtar Kelimeler: İletişim, Siyaset, Kamuoyu, Siyasal İletişim, Seçimler, AKP, Diyarbakır
Halkla ilişkiler ve kentsel dönüşüm örnek inceleme: Çinçin Bağları (Gültepe) Kentsel Dönüşüm Projesi
Bu tez çalışması, yapımına 2006 yılında başlanan Çinçin Bağları Gültepe Kentsel Dönüşüm Projesi'nden hareketle, kentsel dönüşüm süreci ile halkla ilişkiler arasında bağ kurmaktadır. Tezin birinci bölümünde, kentsel dönüşüm sürecinin gerçekleştirilmesine neden olan kentleşme, göç ve gecekondulaşma olguları tarihsel bir süreç içerisinde değerlendirilirken; ikinci bölümde, kentsel dönüşüm ilgili alanda yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile Altındağ Belediyesi ve ilgili departmanları, sivil toplum kuruluşlarını temsilen Ankaram Platformu, mahallede güç kullanma yetkisini elinde bulunduran Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Seğmenler Polis Karakolu ve alanda ikamet etmiş ve etmekte olan 30 kişi ile yapılan görüşmelerden elde edilen bilgiler ve belediyeye ait Altındağ Gazetesi ile belediye tarafından çıkartılan kitapçıklardan elde edilen bulgularla analiz edildi. Çalışmada, projeden yola çıkılarak halkla ilişkiler ve katılım bağlamında nelerin nasıl yapıldığı ve ne tür uygulamaların var olduğu tespit edildi ve betimlendi. Ayrıca uygulamaların eksik ve aksak yönlerinden hareketle nelerin yapılabileceği konusunda önerilerde bulunuldu.
Harf Devriminin halkla ilişkileri
Atatürk devrimlerinden harf devrimi, sosyo kültürel alanda yapılan en büyük devrimdir. Arap alfabesinin yarattığı olumsuzluklar ilk kez Tanzimat döneminde tartışılmaya başlandı. Meşrutiyet yılları da Tanzimat yıllarında olduğu gibi alfabe tartışma konusu oldu. Ancak yapılan tartışmalar daha çok var olan Arap harflerinin ıslah edilmesi ile ilgiliydi. Tanzimat ve Meşrutiyet yıllarında yapılan tartışmalarla olgunlaşan alfabe sorunu, gerekli siyasal ve sosyal şartların sağlanması ile birlikte Atatürk'ün önderliğinde Latin harflerinin kabulüyle çözüme kavuştu.Bu tezde; tarih ve alt disiplini olan inkılap tarihi alanında çok iyi bilinen bir konuya iletişim tarihi perspektifinden yaklaşılmış ve harf devriminin halkla ilişkiler uygulamaları incelenmiştir. Harf devriminin halka gitmesi, halkın devrimi benimsemesi ve günlük hayatın bir parçası olması için Atatürk'ün yoğun Anadolu gezileri ve toplantılar yaptığı, demeçler verdiği, örnek olaylar düzenlediği görülmektedir. Sosyal ve kültürel dönüşümün içselleştirilmesinde Atatürk'ün yürüttüğü bu halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemli bir yeri vardır.Devrimin haber ve köşe yazıları aracılığıyla nasıl ele alındığı değerlendirilebilmek için Hakimiyet-i Milliye, Cumhuriyet, İkdam, Vakit ve Akşam Gazeteleri taranmıştır. Harf devriminin ilk tohumları Ağustos ayında atıldığı için gazete taramasına Ağustos 1928 yılından başlanmış ve Haziran 1929 yılına kadar sürdürülmüştür.
İletişim kuramlarında hedef kitle konumlandırmalarının karşılaştırılması
Bu çalışmada kitle iletişim araçlarının hedef kitlesi olarak önemli bir yere sahip olan izleyicinin farklı iletişim kuramlarında nasıl konumlandırıldığını eleştirel bir biçimde incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, ana akım yaklaşımlardan Güçlü Etki kuramları, Lasswell'in İletişim Formülü ve Matematiksel İletişim Modeli, eleştirel yaklaşımlardan ise Frankfurt Okulu ve İngiliz Kültür Araştırmaları çerçevesinde ana akım ve eleştirel yaklaşımlarda izleyicinin ne şekilde konumlandırıldığı toplumsal ve tarihsel bir bağlamda incelenmiştir. Bu çalışma izleyiciyi niteliksel tarihsel tasarım yöntemine göre inceleyen betimleyici ve kuramsal bir çalışmadır. Çalışmanın ana argümanına göre izleyici gerek ana akım yaklaşımlarda gerekse eleştirel yaklaşımlarda ?pasif? ya da ?aktif? olarak değerlendirilir, ancak her iki yaklaşımda yer alan kuramlarda da izleyiciyi konumlandırma açısından bir tutarlılık olmadığı görülür.
David Easton'un siyasal sistem teorisi bağlamında Türkiye'de siyasal iletişim ve siyasal katılma (Erzurum seçmeni üzerine bir araştırma)
?David Easton'un Siyasal Sistem Teorisi Bağlamında Türkiye'de Siyasal İletişim Ve Siyasal Katılma (Erzurum Seçmeni Üzerine Bir Araştırma)? isimli bu çalışma, Türk seçmeninin, (Erzurum seçmeni özelinde) oy verme davranışlarına etki eden faktörleri ve siyasal sisteme girdi sağlaması açısından sıklıkla yapmış oldukları siyasal katılma faktörlerini tahlil etmeye yönelik bir keşif çalışmasıdır.Bu çalışma, ikisi teorik biri alan araştırması olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, siyaset kavramı, siyasal kültür ve siyasal kültürün kavramsallaştırılması, siyasal sistem kavramı, siyasal sistem kuramının ayırt edici özellikleri ve siyasal sistemlerde yapısal işlevselci kuram David Easton'un siyasal sistem kuramı bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise siyasal sistemlerde siyasal iletişim ve siyasal katılma kavramları analiz edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünü ise metodoloji ve alan araştırması oluşturmaktadır.Alan araştırması Erzurum merkezde 15-29 Nisan 2009 tarihleri arasında 578 seçmen üzerinde tesadüfi örnekleme dayalı olarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir.Alan araştırması sonuçlarına göre ise, Erzurum seçmeni oy verirken, partiye, aday imajına, medyaya, partinin ideolojisine ve menfaatlerine göre oy kullandıkları ve siyasal sisteme girdi sağlaması içinde, siyasal sisteme, siyasal eylem, siyasal ilgi siyasal kampanya aktiviteleri, siyasal üyelik ve salt oy kullanma faktörleri çerçevesinde katıldıkları görülmüştür.