Dicle University
Faculty

Faculty of Dentistry

Dicle University

174

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant çevresi gingival fenotipin peri-implant doku sağlığı üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; kliniğimize başvuran bireylerdeki dental implantların çevresinde bulunan gingival fenotipin belirlenmesi ve mevcut fenotipin implant çevresi doku sağlığıyla ilişkili klinik parametreler üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı'na başvurmuş, ağız içinde en az 1 yıl önce protetik restorasyonu tamamlanmış en az 1 implantı olan 60 bireye uygulanan 202 dental implant dahil edildi. Çalışma öncesinde hastalar çalışma hakkında bilgilendirildi ve hastalardan bilgilendirilmiş onam formu alındı. Değerlendirme formu; anamnez ve klinik değerlendirme formu olarak ayrıldı. Klinik değerlendirme formunda protetik restorasyonun tipi, dental implant sayısı ve klinik periodontal parametreler (Plak indeksi, gingival indeks, sondalamada kanama, sondalama derinliği, dişeti çekilmesi miktarı, süpürasyon varlığı, keratinize mukoza genişliği, dişeti kalınlığı) kaydedildi. Elde edilen veriler ile gingival fenotipi oluşturan keratinize mukoza genişliği (KMG) ve dişeti kalınlığının (DK), klinik periodontal parametrelere etkisi değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen implantların; 115'inin yeterli, 87 implantın ise yetersiz KMG'ye sahip olduğu bulundu. Aynı zamanda 74 implantın çevresindeki DK'nın kalın olduğu, 128 implantın çevresindeki DK'nın ince olduğu bulundu. DK ince olanların KMG'si, DK'sı kalın olanlara göre düşük bulundu (p<0,05). KMG'si yeterli olanların plak indeksi, gingival indeks, sondalamada kanama, sondalama derinliği, dişeti çekilmesi ve süpürasyon varlığı düşük bulundu (p<0,05). DK'sı kalın olanların gingival indeks, sondalamada kanama, sondalama derinliği, dişeti çekilmesi ve süpürasyon varlığı düşük bulunurken (p<0,05), DK ile plak indeksi arasında anlamlı bir fark bulunmadığı görüldü (p>0,05). Aynı zamanda dişeti kalın olan bölgelerde ve keratinize mukoza genişliği yeterli olan bölgelerde fırçalamada ağrı varlığı daha düşük bulundu. Sonuçlar: Keratinize mukoza genişliği ve dişeti kalınlığı, peri-implant doku inflamasyonuyla ve dişeti çekilmesiyle ilişkili bulunmuştur. Peri-implant dokulardaki sağlığın sürdürülebilmesi için en az 2 mm keratinize mukoza genişliği ve kalın bir dişetinin bulunması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Dental implant, Dişeti kalınlığı, Gingival fenotip, Keratinize mukoza genişliği, Peri-implant hastalıklar

Ağız sağlığıDental implantasyonDental implantlar+4
Merve Tur
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı konsantrasyonlarda kullanılan etidronik asitin kök kanallarından smear tabakasının uzaklaştırılmasındaki etkinliklerinin karşılaştırılması

Amaç Bu çalışmanın amacı etidronik asitin (HEDP) %5, %9 ve %18'lik konsantrasyonlarının NaOCl ile kombinasyonları ve %17 EDTA kullanılarak smear tabakasının kök kanalından uzaklaştırma etkinliğinin taramalı elektron mikroskobunda (SEM) değerlendirilmesi, HEDP'nin ideal konsantrasyonunun belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem Çalışmamızda periodontal ya da ortodontik nedenlerle çekilmiş olan 75 adet tek kök ve kanala sahip mandibular premolar diş kullanıldı. Tüm dişler kanal boylarını standardize etmek amacıyla apikalden 15 mm olacak şekilde ölçülerek elmas frez yardımıyla su soğutması altında dekoronize edildi. Kök kanalları ISO #20 numaralı K ve H tipi eğelerle çalışma boyunda manuel olarak genişletildi ardından Reciproc R40 (VDW, Munich, Almanya) NiTi eğelerle apikal çap #40 olacak şekilde preparasyon tamamlandı. Dişler Grup 1: %2.5 NaOCl; %17 EDTA, Grup 2: %2.5 NaOCl + %5 HEDP, Grup 3: %2.5 NaOCl + %9 HEDP, Grup 4: %2.5 NaOCl + %18 HEDP, Grup 5: %2.5 NaOCl; deiyonize su (kontrol grubu) olmak üzere (n=15) rastgele 5 gruba ayrıldı. İrrigasyon enstrumantasyon esnasında 15 ml,663 sonrasında 5 ml standart solüsyon hacmiyle tamamlandı. Dişler son olarak 5 ml distile su ile irrige edildi, kağıt konlar ile kurutuldu. Örneklerin bukkal ve lingual yüzeylerine ince bir alev uçlu frez ve aeratör yardımıyla uzun eksene paralel oluklar açıldı, kökler 2 eşit parçaya ayrıldı. Dişlerin koronal, orta ve apikal görüntüleri SEM'de x2000 büyütme altında alındı ve smear tabakasının varlığı iki farklı gözlemci tarafından skorlandı. Elde edilen görüntülerin istatistiksel ölçümünde Kruskal Wallis H Testinden yararlanıldı. İkiden fazla gruplu karşılaştırmalarda anlamlı farklılık görülmesi durumunda Post-Hoc testler (Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi) yardımıyla aralarında anlamlı farklılık bulunan gruplar belirlendi. Bulgular Smear tabakası uzaklaştırma etkinliği bakımından irrigasyon solüsyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). EDTA, %5 HEDP, %9 HEDP ve %18 HEDP gruplarının smear tabakası uzaklaştırma etkinliği kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksektir (p<0,05). EDTA, %5 HEDP, %9 HEDP ve %18 HEDP grupları arasında ise smear uzaklaştırma etkinliği bakımından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Smear tabakası uzaklaştırma etkinliği bakımından bölgeler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Bütün irrigasyon solüsyonlarında koronal ve orta bölgede smear tabakası uzaklaştırma etkinliği apikal bölgeye göre anlamlı derecede daha yüksektir (p<0,05). Sonuç Smear tabakasını uzaklaştırma etkinliği bakımından %5, %9, %18 HEDP ve %17 EDTA arasında fark yoktur. Kök kanal yıkama solüsyonu olarak HEDP kullanımı ile ilgili ileri araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: EDTA, HEDP, smear tabakası uzaklaştırma, devamlı şelasyon, taramalı elektron mikroskobu

EDTAEtidronik asitKök kanal tedavisi+3
Ezgi İlkay Zengin
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Süt dişlerinde nanoteknolojik ürünler ile bitkisel kaynaklı ajanların remineralizasyon etkinliğinin ı̇n-vitro olarak ı̇ncelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; süt dişi başlangıç mine çürüklerinde kazein fosfopeptit amorf kalsiyum fosfat (CPP-ACP), nanohidroksiapatit (nHA), biyoaktif cam gibi nanoteknolojik ürünler ile kakao, propolis, üzüm çekirdeği özü, biberiye ve zencefil gibi bitkisel kaynaklı ajanların remineralizasyon etkinliğinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 80 adet süt dişi mine örneği; sağlam mine, çürük grubu, CPP-ACP, nHA, biyoaktif cam, kakao, propolis, üzüm çekirdeği özü, biberiye, zencefil olarak 10 gruba ayrıldı. Başlangıç mine çürüğü oluşturmak için grup 1 hariç diğer gruplar 72 saat boyunca demineralizasyon solüsyonunda bekletilip ardından 7 gün boyunca pH siklusuna tabi tutuldu. Grup 1 ve 2 hariç diğer gruplardaki dişlere remineralizasyon materyalleri 4 dk süreyle 7 gün boyunca uygulandı. Ardından tüm dişlere SEM/EDX analizi yapıldı. Veriler IBM SPSS V23 paket programı ile analiz edildi. Kruskal Wallis, Dunn ve Tukey HSD testleri kullanılarak istatistiksel analiz yapıldı. Önem düzeyi p<0,05 olarak alındı. Bulgular: SEM görüntüleri incelendiğinde, çalışmamızda kullanılan bütün remineralizasyon materyallerinin deney yüzeyinde kalsifiye çökeltiler oluşturduğu gözlendi. EDX analizinde Ca/P oranları incelendiğinde, CPP-ACP grubunun remineralizasyon etkinliği sağlam mine grubuna göre anlamlı bir farklılık bulunurken (p<0,05) CPP-ACP, nHA, biyoaktif cam ve biberiye grubunun remineralizasyon etkinliği çürük grubuna göre anlamlı bir farklılık bulundu (p<0,05). Remineralizasyon materyallerinin birbirleri ile aralarında anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0,5). Sonuç: Süt dişlerinde en homojen SEM görüntüsünün üzüm çekirdeği özüne ait olduğu tespit edilmiştir. Kullandığımız tüm materyallerin süt dişi minesinde remineralizasyon etkinliği gösterdiği görülmüştür. Ancak CPP-ACP, nHA, biyoaktif cam ve biberiyenin minedeki Ca/P oranını daha fazla yükselttiği tespit edilmiştir. Çocuklarda yaygın görülen mine çürüklerinde bitkisel ajanların remineralizasyonda faydalı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kakao, üzüm çekirdeği özü, biberiye, zencefil, SEM/EDX

Diş remineralizasyonuDişlerKoruyucu diş hekimliği+4
Elif Burcu Harman
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin normalleşme döneminde Türkiye'de çalışan çocuk diş hekimlerinin klinik davranışlarının araştırılması

Amaç: Çalışmamızda COVID-19 pandemisinin yeni normalleşme dönemi ile birlikte çocuk diş hekimlerinin klinik tutum ve davranışlarının araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmamız Türkiye'de çalışan çocuk diş hekimliği uzmanları ve bu bölümde uzmanlık eğitimi almakta olan katılımcılar arasında anket olarak düzenlendi. Beklenen ön şartın, testin tamamının eksiksiz cevaplandırılması olan çalışmamıza çevrimiçi ortamda toplamda 256 kişi katılım göstermiştir. Bulgular: Çocuk diş hekimleri ve yardımcı personellerinin kişisel koruyucu ekipman kullanımına dikkat ettikleri ve hasta bakılan ortamda gerekli önlemleri aldıkları görüldü. Cinsiyete göre kadınlarda ve 30 yaş altında olan çocuk diş hekimlerinde kaygı düzeylerinin azaldığı gözlemlendi. Daha az aerosol üretiminin olduğu tedavi yöntemlerinden olan ART uygulamasının çocuk diş hekimlerince daha çok tercih edildiği özellikle üniversite ve devlet hastanelerinde daha çok uygulandığı görüldü. Sonuç: Çocuk diş hekimliği ile birlikte diğer uzmanlık dalları ve pratisyen diş hekimlerinin bu süreçteki klinik tutum ve davranışlarının araştırıldığı, daha geniş katılımcı popülasyonların olduğu çalışmalara ihtiyaç vardır.

COVID 19SARS virüsüÇocuk diş hekimliği
Alparslan Mustafa Çeler
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı fiberle güçlendirilmiş kompozit rezinler ile tedavi edilen kök kanal tedavili maksiller kesici dişlerde oluşan stres dağılımının sonlu elemanlar analizi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, maksiller kesici dişte horizontal ve oblik iki farklı kırık tipine sahip diş modellerinde farklı fiberle güçlendirilmiş kompozit rezin (FGKR) restorasyonlarının fonksiyonel kuvvetler altında oluşturduğu stresin sonlu elemanlar analizi (SEA) yöntemiyle değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kök gelişimi tamamlanmış bir maksiller kesici diş mikrobilgisayarlı tomografi cihazında taranmıştır. Elde edilen bilgilerle üç boyutlu kök gelişimi tamamlanmış maksiller kesici diş modeli oluşturularak, horizontal ve oblik kırığa sahip iki farklı grup oluşturulmuştur. Örnek model esas alınarak, kök kanal tedavisi yapılmış horizontal ve oblik kırık hattı oluşturulmuş, maksiller kesici diş modelleri farklı FGKR ile restore edilerek üç boyutlu olarak simüle edilmiştir. Ardından dişlerde fonksiyonel kuvvet altında oluşan stresler SEA yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: FGKR kullanılan modellerde kök dentininin servikal bölgesi ve restoratif materyalde oluşan stresler azalmıştır. Tüm modeller incelendiğinde hem kök dentininin servikal bölgesinde hem de restoratif materyalde en yüksek stres değerleri yalnızca kompozit rezin kullanılan modellerde görülmüştür. En düşük stres değerleri ise prefabrik uzun cam fiber post kullanılan modellerde görülmüştür. Horizontal kırık hattına sahip olan modellerde oblik kırık hattına sahip modellere göre oluşan streslerin daha fazla olduğu görülmüştür. Sonuç: Kron fraktürüne sahip dişlerde FGKR kullanımı hem kök dentininin servikal bölgesinde oluşan stresleri hem de restoratif materyaldeki stresleri azaltmaya yardımcı olacaktır. FGKR ile restore edilen modeller daha az stres oluşturarak diş yapısını daha fazla güçlendirmiştir. Anahtar Sözcükler: FGKR, SEA, nanofil kompozit, post, komplike kron kırığı

Dental materyallerDental stres analiziKesici dişler+3
Özge Sönmez Uzel
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mandibulada gömülü dişlerin çevre yapılarla ilişkisinin dental volümetrik tomografi ve panoramik radyografi ile değerlendirilmesi

Amaç: Diş hekimliğinde panoramik radyografi(PR) ve dental volümetrik tomografi (DVT) gömülü dişlerin pozisyonu ve komşu anatomik oluşumlarla ilişkisini değerlendirmede kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, mandibulada gömülü dişlerin komşu dişler ve çevre anatomik yapılarla ilişkisinin hem PR hem de DVT görüntüleri üzerinde değerlendirilmesidir. Materyal ve Metod: Bu çalışmada 2015-2021 yılları arasında Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine başvuran 150 hastanın DVT ve PR görüntüleri retrospektif olarak incelendi. İncelenen radyografilerde mandibulada tespit edilen gömülü dişlerin prevelansı, konumu, komşu olduğu dişler ve çevre anatomik yapılarla ilişkisi PR ve DVT üzerinden değerlendirildi. İlgili veriler lisanslı IBM SPSS 21 paket programı ve Microsoft Excel programı ile analiz edildi. Bulgular: Çalışmada 70'i kadın, 80'i erkek 150 hastanın radyografisinde saptanan 206 adet gömülü diş değerlendirildi. 173 adet gömülü alt üçüncü molar diş(GAÜMD)'lerin en sık izlendiği sınıflamalar %41,04 oranıyla vertikal, %50,87'si sınıf B ve %68,79'u sınıf II dir. İAK %71,68 oranla inferior konumda izlenmiş olup %50,87'sinde GAÜMD kökü ile arasında kemik septumu izlenmemiştir. GAÜMD kökü %23,7 oranla lingual kortikal kemikle kontakta olup, %8,67 lingual kemikte perforasyon mevcuttur. İnferior alveolar kanal(İAK) konumunun, dişin lingual kemikle ilişkisinin DVT ve PR görüntüleri arasında, ikinci molar dişte izlenen distal çürük ve eksternal kök rezorpsiyonu(EKR)'nun incelendiği DVT ile PR görüntüleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur(p<0.05). Gömülü kanin dişler konum olarak daha sıklıkla bukkal konumda ve 14 dişin 6'sı insisiv kanalla kontakta izlenmiştir. Gömülü premolar ve süpernümere premolar dişlerin konumu daha sıklıkla lingualde, ikinci molar dişler sıklıkla meziale eğimli ve İAK ile kontaksız izlenmiştir. Sonuç: Mandibulada gömülü dişler çevre anatomik yapılarla yakın ilişkilidir. Gömülü dişlerin rutin olarak PR ile takibi ve riskli durumlarda üç boyutlu DVT'ler ile teşhisin desteklenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: gömülü diş, dental volümetrik tomografi, panoramik radyografi, inferior alveolar kanal, lingual kemik, distal çürük

Alveolar kemikDentoalveolar yapıDiş çürükleri+5
Bahar Kaplan
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

EDTA, glikolik asit ve etanol'ün apikal üçlüden kalsium hidroksiti uzaklaştırma etkinlikleri: SEM çalışması

Amaç:Bu tez çalışmasının amacı; kök kanallarında medikament olarak kullanılan Kalsiyum Hidroksitin (Ca(OH)2) uzaklaştırılmasında son yıkama solüsyonu olarak kullanılan % 17 Etilen Diamin Tetraasetik Asit (EDTA), %10 Glikolik asit (GA) ve %70 Etanolün etkinliklerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem:Çalışmamızda periodontal ya da ortodontik problem nedeniyle çekilmiş 76 adet tek köklü insan mandibular premolar dişleri kullanıldı.Diş çekimi sonrasında çalışma süresine kadar dişler %0,9 salin içerisinde bekletildi. Standardizasyonu sağlamak için her bir diş boyu 15 mm olacak şekilde dekoronale edildi. 15 K-tipi (VDW, Münih, Almanya) el eğesiyle çalışma uzunluğu tespiti yapıldı. Daha sonra kök kanalları, endodontik motor (Eighteeth E Connect S) kullanılarak resiprokasyon sistemiyle çalışan R40 (Reciproc,VDW,Almanya) döner alet eğesiyle prepare edildi. Genişletme işlemi esnasında kök kanalları 10 ml %2.5 NaOCl ve 2 ml %17 EDTA ile irrige edildi. Seanslar arası kullanılan Ca(OH)₂ medikamenti kanal içerisine yerleştirilip 7 gün boyunca 37 ˚C' de ve % 100 nemli ortamda etüvde bekletildi. Sonrasında final irrigasyonu için örnekler rastgele olacak şekilde 3 deney grubuna (n:22) ve 2 kontrol grubuna (n:5) ayrıldı. .Grup 1: 6 ml %70 etanol + Sonik aktivasyon (SI), Grup 2: 6 ml %17 EDTA + SI, Grup 3: 6 ml %10 GA + SI, Negatif kontrol grubu: 5 ml distile su, Pozitif kontrol grubu: 5 ml distile su. Nötralizasyonu sağlamak için tüm deney gruplarındaki örnekler 5 ml distile su ile son bir yıkamaya tabi tutuldu. Solüsyonların uygulama ve aktivasyon süreleri 60 sn olarak belirlendi.Bucco-lingual yönde ikiye ayrılan dişler apikal üçlü bölgesinden x2000 büyütme ile SEM altında incelendi ve Ca(OH)2buzaklaştırma etkinlikleri Salgado'nun 5 dereceli skorlama sistemi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular:Gruplara göre gözlemcilerin Ca(OH)2'nin kanallardan sökülmesi skorlarının dağılımları Pearson Ki-Kare Testi ile incelendi ve çoklu karşılaştırmalar Bonferroni Düzeltmesi ile yapıldı. Analiz sonuçları frekans (yüzde) şeklinde sunuldu. Önem düzeyi p<0,05 olarak alındı.Kappa testi sonuçları, iki gözlemci arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını gösterdi (kappa değerleri= 0,749, 0,737, 0,835). Skor 1, 4 ve 5 için EDTA ve GA grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>0,05), Etanol grubu bu skorlar için EDTA ve GA gruplarından anlamlı derecede daha az Ca(OH)2 uzaklaştırmıştır p<0,001). Skor 2 için gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Skor 3 için ise GA ve Etanol grubu arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç:Bu çalışmanın limitasyonları dahilinde son yıkama ajanı olarak kullanılan EDTA ve GA solüsyonları kök kanallarından Ca(OH)2 uzaklaştırılmasında benzer sonuçlar verdi. Etanol ise Ca(OH)2 uzaklaştırma etkinliği açısından yetersiz kaldı. Kullanılan üç irrigasyon solüsyonuda kök kanallarından Ca(OH)2' yi tamamen uzaklaştırma etkinliği gösteremedi.

EDTAEtanolGlikolik asit+2
Tuğba Baz Okumuş
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ortodontik amaçlı yapılan striping sonrasında diş mine yüzeyinin korunması için uygulanan ajanların in-vivo olarak değerlendirilmesi

Amaç: Ortodontik tedavilerde çeşitli sebeplerden dolayı yer kazanma ihtiyacı vardır. İnterproksimal striping, dişlerin ara yüzeylerindeki mine dokusunun aşındırıldığı önemli bir yer kazanma yöntemi olup, çeşitli metodlarla uygulanabilmektedir. Stripping işlemi sonrasında, mine yüzeyinde meydana gelen aşınmalarla birlikte dişlerde oluşabilecek çürük ve periodontal hasar risklerini en aza indirebilmek için birçok remineralizasyon yöntemi kullanılmaktadır. Yaptığımız bu çalışmada mine dokusunun aşındırılması sonucu oluşan pürüzlülüğün sebep olabileceği demineralizasyonun engellenebilmesi için, bu bölgelerde remineralize edici ajanlar kullanılmış ve meydana gelen yeni mine dokusu mukayese edilerek, en iyi remineralizasyon ajanının tespit edilmesiyle literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Çalışmamızda tüm dişlerin sürdüğü, ortodontik tedavi amacıyla Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti kliniğine başvuran ve yapılan vaka tartışması sonucunda premolar diş çekimi yapılması kararlaştırılmış ve bu şekilde tedavi edilecek hastalar çalışma kapsamına alınmıştır. Hastalarımızdan dişleri çekime gitmeden önce çalışmamıza katılmayı kabul eden bireylerden, yapılacak işlemler detaylı bir şekilde yazılı ve sözlü olarak anlatıl gerekli rıza ve onam formları alınmıştır. Dişlerin mümkün olan en azami şekilde eşit şartlarda değerlendirilmesi için çürük, kırık, çatlak, restorasyon, mine defekti olmayan sağlıklı premolar dişlere yer verilmiştir. Çalışmamıza en az 80 adet diş dahil edilecektir. Dişler 7 ayrı gruba bölünerek incelenmiştir. Çalışmamızda striping için döner başlık üzerine takılan şerit zımpara (GC DentaSınic Professional Starter Kit Ortho-Strips sisteminin ara yüz aşındırma şeritleri) kullanılmıştır. Striping sonrası yüzeylerin cilası için cila diskleri (Sof-Lex 3M ESPE 2380) kullanılmıştır. Çalışmamızda remineralize edici ajan olarak; Kazein fosfopeptit amorf kalsiyum fosfat (CPP-ACP) krem olarak, %10'luk CPP-ACP içeren GC Tooth Mousse (RecaldentTM; GC Corp., Japonya), kazein fosfopeptit amorf kalsiyum flor fosfat (CPP-ACFP krem olarak, %10'luk CPP-ACP'ye ilaveten %0.2'lik NaF (900 ppm) içeren MI Paste Plus (RecaldentTM; GC Corp., Japonya), Flor vernik olarak (Proshield), Trikalsiyum fosfat (TCP)+Florid vernik olarak (Clinpro White) kullanılmıştır. Bulgular: SEM görüntüleri incelendiğinde, çalışmamızda kullanılan bütün remineralizasyon materyallerinin deney yüzeyinde kalsifiye çökeltiler oluşturduğu gözlendi. SEM/EDX ile Ca, Ca/P oranı ve F iyonlarının wt% incelmesi yapılmış ve gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Remineralize edici ajanları değerlendirdiğimiz çalışmamızda, tüm remineralize edici ajanlar etkin bulunmuştur. MI Paste Plus ise diğer ajanlara göre üstün bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Stripping, remineralizasyon, Ortho-Strips, flor, CCP-ACP, CCP-ACFP, TCP

DemineralizasyonDental materyallerDental mine+4
Sinan Bakırcı
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı solüsyonların güncel posterior kompozitlerin yüzey yapısı ve çözünürlüklerine etkisi

Amaç: Çalışmamızın amacı; günlük rutin beslenme sonucu ağız içi ortama alınan farklı asidik sıvıların; posterior restorasyonlarda kullanılan güncel kompozitlerin yüzey özellikleri ve çözünürlükleri üzerine etkisinin, Atomik kuvvet mikroskobu (Atomic Force Microscopy- AFM) ve Taramalı Elektron Mikroskobu (Scaning Electron Mycroscope- SEM) kullanarak değerlendirilmesi, aynı zamanda hassas terazi kullanımı ile çözünen madde kaybının tespit edilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda; bir adet mikrohibrit Clearfıl Majesty Posterior ( Kuraray , Okayama, Japonya ) kompozit rezin bir adet supra-nano hibrit Estelite Sigma Quick (Tokuyama, Tokyo, Japonya) kompozit rezin, bir adet mikrohibrit kompozit rezin G-Aenial Posterior (GC Corporation, Tokyo, Japonya) olmak üzere Restoratif Diş Tedavisinde sıklıkla tercih edilen güncel üç farklı kompozit rezin materyal kullanılmıştır. Tüm kompozit örnekleri iki mm derinliğinde ve sekiz mm çapındaki plastik kalıplarda üretici firmanın önerileri doğrultusunda toplamda 84 adet olacak şekilde hazırlanmıştır. Kompozit rezinlerin içerisinde bekletileceği solüsyonlar %15 lik tartarik asit, %85'lik laktik asit ve %10'luk sitrik asit ve distile su olarak belirlenmiş; örnekler dört farklı likit içerisinde yedi gün süreyle bekletilmiştir. Çalışmamızda hazırlanan kompozit disk örneklerinin suda çözünürlük seviyelerini belirlemek üzere, ISO 4049:2009 spesifikasyonunda bildirilen standart formül temel alınmıştır. Örneklerin yüzey pürüzlülük değerleri AFM cihazı ile ölçülmüş; pürüzlenen yüzeyler SEM cihazı ile görüntülenmiştir. Bulgular: AFM ve SEM cihazı kullanarak yaptığımız çalışmamızda en düşük başlangıç/son yüzey pürüzlülük değerinin G-eanial posterior kompozit rezin grubu materyalinde gerçekleştiği görülmüştür. Kullanılan tüm kompozitler solüsyonlardan etkilenmekle beraber, laktik asit ve tartarik asit solüsyonunda bekletilen Clearfıl Majesty Posterior grubu kompozitlerin çözünürlük miktarı değeri Estelite Sigma Quick ve G-Aenial Posterior grubu kompozitlere göre anlamlı derecede yüksek çıktığı tespit edilmiştir. (p<0,005) Sonuç: Oral kavite, farklı içsel ve dışsal faktörlerin etkisiyle restoratif materyallerin estetiğini, işlevini ve uzun ömürlülüğünü tehlikeye atabileceği karmaşık bir ortamdır. Bu açıdan önemli bir paya sahip olan "beslenme alışkanlıkları" kompozit rezinler üzerinde çözünürlük ve yüzey yapısı değişikliklerine olmaktadır. Çalışmamızda kullandığımız tüm kompozit rezin materyallerin asidik likitlerden yüzey pürüzlülüğü ve çözünürlük açısından farklı oranlarda etkilendiği görülmüştür.

Dental materyallerDental restorasyonDiyet+3
Özgün Kokoz Çitaker
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Gıda taklidi yapan likidlerin farklı estetik restorasyonların yüzey sertliği ve renk değişimine etkisi

Amaç: Çalışmamızın amacı; estetik restoratif materyallerin ağız içerisinde maruz kaldıkları gıdalar nedeniyle meydana gelen yüzey sertliği ve renk değişimlerini gıda taklidi likitler kullanarak incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, mikrohibrit esaslı Filtekᵀᴹ Z250, nanohibrit esaslı Clerfil Majesty Eshtetic ve nanofil esaslı Filtek Ultimate estetik restoratif materyalleri kullanıldı. Çalışmanın başlangıcında, 8mm çap ve 2mm kalınlığa sahip plastik kalıplar kullanılarak her bir materyalden 40 adet olacak şekilde toplam 120 adet örnek hazırlandı. Örneklerin yüzey sertlik değerlerinin ölçümünde Vickers sertlik ölçüm cihazı, renk değişiminin ölçümünde ise spektrofotometre cihazı kullanıldı. Başlangıç ölçümlerinin ardından gıda taklidi yapan dört farklı likitte (heptan, etanol, sitrik asit ve distile su) bir hafta süreyle bekletilen örnekler üzerinde yüzey sertliği ve renk ölçümleri ikinci kez tekrarlandı. Örneklerin yüzey sertliği ve renk değişim değerleri, ISO 4049:2009 spesifikasyonuna göre hesaplandı. Bulgular: Gıdaları taklit eden likitlerde bekletilme sonrasında restoratif materyaller arasında yüzey sertliğinde en az değişim yaşanan ve renk stabilitesi en yüksek olan materyalin nanohibrit esaslı Clearfil Majesty Esthetic kompozit rezin olduğu belirlendi. Yüzey sertliğinde en çok azalma nanofil esaslı Filtek Ultimate kompozit rezinde görülürken, en fazla renk değişikliği sergileyen materyalin mikrohibrit doldurucu içeriğine sahip Filtek Z250 kompozit rezin olduğu bulgusuna ulaşıldı. Sonuç: Ağız içi ortamda çiğneme sırasında oluşan kuvvetlere, sıcaklık değişimlerine ve gıdaların içeriğindeki kimyasal maddelere maruz kalan restoratif materyallerin zaman içerisinde yüzey sertliği ve çözünürlük değerlerinde değişim meydana gelebilmektedir. Çalışmamızın sonucunda; kullanılan restoratif materyallerin farklı gıda taklidi likitlerden yüzey sertliği ve çözünürlük değerleri açısından değişik miktarda etkilendiği görüldü. Anahtar Kelimeler: Kompozit rezin, gıda taklidi likitler, yüzey sertliği, renk değişimi.

BesinlerDental materyallerDental restorasyon+4
Gamze Polat
Dicle University
2023
00