Dicle University
Institute

Institute of Health Sciences

Dicle University

543

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Tek taraflı tinnitusu olan hastalarda tinnitus retraining tedavi (TRT) etkisi: terapi öncesi ve sonrasında Tinnitus Handikap Anketi (THA) skorlarının kıyaslanması

Tinnitus, herhangi dış kaynaklı ses uyaranı olmaksızın bireyin kulaklarında veya baş içerisinde ses algısıdır. Tinnitus için kesin bir tedavi yöntemi bulunmasa da, semptomları azaltmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir.Bu tedavi yöntemleri medikal , cerrahi ,işitme cihazları,tinnitus maskeleme ve tinnitus retraining tedavi(TRT) gibi yöntemler söylenebilir.Bu çalışmamızda tinnituslu hastaların TRT tedavisi öncesi ve sonrasında Tinnitus Handikap Anketi(THA) skorlarının karşılaştırılıp TRT yönteminin etkisini araştırmak amaçlanmıştır.Çeşitli çalışmalarda TRT'deki ses terapisi üreticileri olarak işitme cihazları , tinnitus maskeleyiciler, masa üstü ses üreteçleri, CD çalarlar, mp3 çalarlar ses kaynağı olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada ise hastalarımızın tinnitus frekansı belirlenip odyometri cihazı ile dar bant gürültü verilip 3 ay boyunca haftalık terapiye alınacak ve terapi süreleri arasındaki günlerde ise kişilerin cep telefonlarına indirilen uygulamalarla tinnitus frekansını kapsayan dar bant gürültü ve arka planda çalınan müzik ile terapi uygulanacaktır.

İbrahim Halil Babacan
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nörolojik tanısı olan hastalarda disfajinin (Yutma güçlüğü) Türkçe eat-10 anketi ile değerlendirilmesi

Amaç: Disfaji özellikle nörovasküler, nörodejeneratif ve nöromuskuler hastalıklarda sık görülmektedir. Disfaji videofloroskopi veya fiber optik endoskopik değerlendirme gibi enstrümental yöntemler ile değerlendirilebileceği gibi, EAT-10 yutma tarama testi ile de değerlendirilebilir. Çalışmamızda nörolojik hastalarda disfajinin prevelansının bulunması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Nöroloji poliklinikleri, servis ve nöroloji yoğun bakımlarında anamnez, klinik muayene ve laboratuvar bulguları (MR, BBT, EEG, EMG) sonucunda stroke, multiple sklerozis, demans, myastenia gravis, guillain barre, serebral palsi ve myastenia gravis tanısı konulmuş olan hastalara demografik özellikler, Türkçe EAT-10 anketi uygulandı. Çalışma tasarımı kesitsel prevelans çalışmasıdır. Gönüllülerin araştırmaya dâhil edilme Kriterleri; 18 yaş ve üzerinde olunması, oral yolla beslenilmesi. Dışlama kriterleri; NG tüp, PEG veya PEJ ile beslenilmesi olarak belirlendi. Bulgular: Çalışmaya 300 hasta dâhil edilmiştir. Bu hastaların %52,0'i erkek, %48,0'i kadındır.40 Puan üzerinden değerlendirilen EAT-10 testine verilen cevapların ise ortalama 6,22 puan olduğu saptanmıştır. Ankette en çok puan alan maddenin ''Katı besinleri yutarken zorlanıyorum'' olduğu en düşük puan alan maddenin ise ''Yutarken ağrı hissediyorum'' maddesi olmuştur. EAT-10 Testinden 3 puan ve üzeri anormal kabul edildiğinden hastaların %69'u anormal sınırlar içinde puanlama yapmıştır. Çalışmaya dâhil edilen Stroke hastalarının % 69,67'si; Parkinson hastalarının %80'i; MS hastalarının %60,8'i; Demans hastalarının %83,32'ü; Serebral Palsi hastalarının %60'ı; GBS hastalarının %44,4'ü; MG hastalarının ise %100'ü değerlendirmeye göre disfajik grupta yer aldı. Sonuç: Nörolojik hastalıklarda disfajinin çok sık görülmesi nedeni ile enstrümental testler ile değerlendirilemeyen hastalarda disfajinin EAT-10 tarama testi ile değerlendilmesini öneriyoruz.

AnketlerEndoskopiNörolojik hastalıklar+2
Şeyma Sözgün
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Kronik manyetik alan uygulanan epileptik sıçanlarda beyin dokusunun potasyum kanallarının moleküler analizi

Amaç: Pulslu manyetik alanın epilepsi mekanizması üzerine etkisini araştımak adına deney hayvanları ile oluşturulan gruplar arasındaki sıçanların hipokampüs ve pons dokusundaki Büyük Potasyum (BK) kanallarının ekspresyon seviyelerini araştırmak. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda 40 adet Wistar albino yetişkin erkek sıçanı 5 gruba ayrdık (n=8). 1. Grup (Kontrol) sıçanlara 1 ay boyunca 2 günde bir 0,5 cc serum fizyolojik intraperitoneal (i.p.) olarak verilmiştir. 2. Grup (PTZ) sıçanlara 1 ay boyunca 2 günde bir 35 mg/kg pentilenetetrazol (PTZ) i.p. olarak verilerek kronik epilepsi oluşturulmuştur. 3. Grup (Pozitif kontrol) sıçanlara 108 mg/kg Levetirasetam (LEV) i.p. olarak verildikten 20 dakika sonra, PTZ prosedürü uygunlanmıştır. 4. Grup (Manyetik Alan (MA)) sıçanlara 1 ay boyunca günde 3 saat 1.5 mT pulslu manyetik alan uygulandı. 5. Grup (PTZ + MA) sıçanlara PTZ uygulamasına ek olarak 1 ay boyunca günde 3 saat 1.5 mT pulslu manyetik alan uygulandı. Bir ay sonunda ratların beyin dokusu diseke edilerek patolojik inceleme yapıldı. Bulgular: Deney gruplarının hipokampus ve frontal korteksinde c-Fos protein ekspresyonunda önemli bir artış gözlendi. Patoloji analizinde hipokampus bölgesinde ciddi nöron dejenerasyonu tespit edildi. Frontal kortekste BK kanalı ekspresyonu, kontrol grubuna kıyasla PTZ grubunda, MA grubunda ve PTZ+MA grubunda önemli ölçüde arttı. Ancak hipokampusta iyon kanalı ekspresyonu pozitif kontrol grubunda diğer tüm gruplara göre azalmıştı. Sonuç: BK kanalı ve manyetik alan uygulamalarının sonuçları, nöbet kontrollerinde değerlendirilmek adına iyi örneklerdir. Sonuçlar elektrofizyolojik iyon kanalı akım ölçümleriyle birlikte geliştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: PTZ tutuşturma modeli; Manyetik alan; BK kanalları; Nöbet

BeyinEpilepsiHayvan deneyleri+5
Emrah Oğraş
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Atopik dermatitisli köpeklerde oklasitinib maleatın klinik iyileşme ve serum sitokin seviyeleri üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada; köpeklerde AD'nin etiyolojisinde rol alan alerjenlerin ortaya konulması, CADESI-4 ve kaşıntı skoru ile hastalığın klinik şiddetinin belirlenmesi ve sınıflandırılması, AD'li köpeklerde serum sitokin seviyelerindeki değişikliklerin ve bu değişikliklerin klinik bulguların şiddeti ile ilişkisi, oklasitinib maleatın klinik iyileşme ve serum sitokin seviyeleri üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı. Çalışmanın materyalini AD tanısı konulan 20 köpek ile 10 sağlıklı köpek oluşturdu. Çalışmaya dâhil edilen hastaların CADESI ve pVAS skorlamaları yapılarak kan örnekleri alındı. Hematolojik analizler, spesfik alerjen testi (polychek) ve ELISA analizleri yapıldı. Hasta köpeklere 7 gün süre ile günde 2 kez 0.5 mg/kg dozda oklasitinib maleate (Apoquel, Zoetis) oral olarak verildi. AD'li köpeklerde görülen klinik bulguların kaşıntı, alopesi, eritem ve likenifikasyon, hastalığın etiyolojisinde rol alan en yaygın alarjenlerin ev akarı tip-1, ev akarı tip-2 ve küf mantarı, CADESI ve pVAS skorlarının ortalamaları sırasıyla 48 ve 5.15 olduğu tespit edildi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yüzde eozinofil miktarındaki artış (p<0.05), serum IL-2 ve IL-4 seviyelerinde düşüş (p<0.05) tespit edildi. Diğer gruplar ile karşılaştırıldığında şiddetli klinik bulguların olduğu grubun ortamala serum IL-4 seviyeleri (p<0.05) düşük ve IL-13 seviyesinde (p<0.05) yüksek olduğu tespit edildi. Oklasitinib maleatın kullanmının klinik iyileşme üzerine olumlu etkilerinin olduğu, ortalama serum IL-2 seviyesinde (p<0.05) artış ve IL-31 ile IL-33 seviyelerinde (p<0.05) düşüşe yol açtığı tespit edildi. Oklasitinib maleatın (Apoquel, Zoetis) hastalığın tedavisinde kullanılabilecek etkili ve güvenilir bir ilaç olduğu ancak kullanım süresinin uzun tutulması gerektiği kanaatine varıldı.

Dermatit-atopikKöpeklerOklasitinib+3
Ömer Faruk Katanalp
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 hastalarında ANCA (Anti nötrofilik sitoplazmik antikor) parametrelerinin İFA (İmmün floresan antikor) yöntemiyle araştırılması

Amaç: Coronavirus Disease-2019 (COVID-19) hastalığı, beta koronavirüs ailesine ait yeni bir koronavirüsün neden olduğu bir pandemidir. Literatürde COVID-19 hastalığı sırasında gelişebilen Anti Nötrofil Sitoplazmik Antikor (ANCA) pozitifliği ile ilişkili vaskülit sonucunda oluşan immünglomerulonefrit ve pulmoner kanama vakaları bildirilmiştir. Bu çalışma ile COVID-19 enfeksiyonunda ANCA pozitifliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Haziran 2021- Kasım 2022 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi COVID-19 poliklinik, servis veya yoğun bakımdaki, bilinen herhangi bir otoimmün hastalığı olmayan, 18-90 yaş arasındaki 200 COVID-19 hastası (COVID-19 Polimeraz Zincir Reaksiyonu testi pozitif) dahil edilmiştir. Kontrol grubu; COVID-19 geçirmemiş, PCR testi negatif, herhangi bir otoimmün hastalığı olmayan aynı yaş grubundaki 50 sağlıklı kan donöründen oluşmuştur. Hasta ve kontrol gruplarından alınan serum örneklerinde immün floresan yöntemi (İFA) ile EUROPLUS Granülosit Mozaik EUROPattern (EUROIMMUN, Almanya) kiti kullanılarak sitoplazmik ve perinükleer ANCA (c-ANCA ve p-ANCA), miyeloperoksidaz (MPO) ve proteinaz 3 (PR3) antikor varlığı araştırılmıştır. Bulgular: 200 COVID-19 hasta grubunun 12'sinde (%6) p-ANCA, 15'inde (%7,5) ise c-ANCA pozitifliğitespitedilmiştir. Kontrol grubunda ANCA saptanmamıştır.COVID-19 hasta grubundaki ANCA pozitifliği istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Yoğun bakım ünitesinde yatan hastalardaki ANCA pozitifliği, servis ve poliklinik hastalarına göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma ile COVID-19 enfeksiyonunun, vaskülite sebep olan ANCA otoantikor sentezini tetikleyebileceği sonucuna varılmıştır. Literatürde bu konuyla ilgili çalışma sayısı azdır. Çalışmamızın verileri daha geniş kapsamlı araştırmalar için zemin oluşturacaktır.

ANCACOVID 19Miyeloperoksidaz+3
Zeynep Ayaydın
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yemekli diyet hizmeti alanlar ve diyet danışmanlığı alan bireylerin bazı antropometrik ve biyokimyasal ölçümlerinin araştırılması

Amaç: Yemekli diyet hizmeti alan bireylerin diyet danışmanlığı alanlara göre bazı antropometrik ölçümlerinin ve biyokimyasal bulgularının değişimlerini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma özel bir diyet kliniğine başvuran 19-55 yaş aralığındaki gönüllü hafif şişman ve şişman kadınlar üzerinde yapılmıştır. Başvuran bireyler hangi yöntemle zayıflamak istediklerini kendileri seçmiştir. Kırk yedi kadın diyet danışmanlığı, 53 kadın ise yemekli diyet hizmetinden faydalanmıştır. Gruplar 4 hafta takip edilmiştir. Gönüllü katılımcıların genel bilgileri, antropometrik ölçümleri ve biyoelektrik impedans analizleri (BİA) değerlendirilmiştir. Katılımcıların bazı biyokimyasal parametreleri kaydedilmiştir. Katılımcıların sağlık durumları göz önünde bulundurularak uygun beslenme planı (%55-60 karbonhidrat, %15-20 protein, %25-30 yağ) hazırlanmıştır. Bulgular: Diyet öncesinde ve diyet sonrasında (4. hafta) vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, vücut yağ kütlesi, vücut yağ yüzdesi değerleri farkı her iki gruptada anlamlı derece düşüş gösterirken; (p<0,001) bu iki grup karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Serum açlık kan şekeri (AKŞ), serum insülin, HOMA-IR, LDL kolesterol, Trigliserid değerleri farkının da tek kendi içinde anlamlı olduğu (p<0,001) ancak grup karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Yemekli diyet hizmeti ile diyet danışmanlığı arasında değerlendirilen belirteçlerde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Porsiyon yemek kontrolünü sağlamadığı için uyumlu diyet süreci geçiremeyen şişman bireylerde yemekli diyet hizmetinin alternatif olacağı düşünülmekle birlikte yemekli diyet hizmetinin diyetteki ve sağlık belirteçlerindeki etkisini kanıtlayan daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

AntropometriBiyokimyasal özelliklerDanışmanlık+4
Aysun Atılgan
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Puberta öncesi ve sonrası dönemdeki kedilerin testislerinde interlökin-33 ve reseptörü ST2'nin immunohistokimyasal olarak gösterilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı sitokinlerin molekül gruplarından olan IL-1 aile üyesi interlökin-33 (IL-33) ve reseptörü ST2'nin kedi testislerindeki lokalizasyonu ile ekspresyonlarında puberta (cinsel olgunluk) öncesi ve sonrası değişimlerin ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Polikliniği'ne kısırlaştırma amacıyla getirilen, farklı yaşlarda ve ırklarda sağlıklı erkek kedilerde yapılmıştır. Bu amaçla puberta öncesi ve sonrası dönemlerdeki kedilerden elde edilen testis dokuları kullanılmıştır. Dokular % 10 nötral tamponlu formalin içinde + 4ºC'de 24 saat fikse edilmiş ve rutin doku takibi işleminden geçirildikten sonra parafin bloklar elde edilmiştir. Kesitlere genel histolojik değerlendirme için Crossman'ın üçlü boyama yöntemi, immunohistokimya değerlendirmesi için ise IL-33 ve ST2 antikorları uygulanmıştır. Bulgular: Yavruya ait testis dokusu yoğun bağ dokusundan oluşan (tunica albuginea) kapsülle çevriliydi ve burada yoğun kan damarları gözlendi. Yetişkin testis dokusu incelendiğinde seminifer tübüllerin lümenli bir yapıda olup seminifer epitel katmanında spermatogenik hücre serisindeki hücrelerin varlığı gözlendi. İmmunohistokimyasal boyama sonucunda IL-33 ve reseptörü ST2'nin seminifer tübüllerdeki hücrelerde ve değişen yoğunluklarda boyandığı gözlendi. Sonuç: Bu sonuçla IL-33 ve reseptörü ST2'nin kedilerdeki gelişim sürecinde fonksiyonel rollerinin olabileceği düşünülmektedir.

Ebubekir Acar
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Plasenta akreata'da CITED-1 ekspresyonunun incelenmesi

Amaç: Plasenta akreatada CITED-1 proteininin ekspresyon düzeyinin immünohistokimyasal olarak inincelenmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya plasenta akreata spektrumu (PAS) tanısı konmuş 20 kadın hasta ve 20 sağlıklı kadına ait plasentalar dahil edilerek kontrol ve hasta olmak üzere 2 grup oluşturulmuştur. Plasentalardan 4-6 μm kalınlığında kesitler alınmış, elde edilen kesitlere Hematoksilen-Eozin (H-E) boyama işleminin yanı sıra CITED-1 immün boyama uygulanarak dokulardaki ekspresyon şiddetleri ve lokalizasyonları belirlenmiştir. Bulgular: Kontrol gruplarının H-E ile boyanmış preparatlarında genel olarak villus kesitlerinin normal görünümde olduğu ve aşırı trofoblastik invazyon olmadığı ve sinsitiyal köprülerin normal görünümde olduğu tespit edilmiştir. PAS gruplarının H-E ile boyanmış preparatlarında ise sinsitiyal bölgelerde kalınlaşmalar olduğu, özellikle sinsitiyal düğümlerin ve köprülerin artmaya başladığıizlenmiştir. Kontrol gruplarının CITED-1 immün boyama uygulanan preparatlarında; sinsitiyal köprüler ve düğümlerle birlikte desidual alanlarda hem nükleuslar hem de stoplazmalar CITED-1'le pozitiflik göstermiştir. PAS gruplarının CITED-1 immün boyama uygulanan preparatlarında; maternal bölge kök villuslarında, özellikle desidual hücrelerde,sinsitiyal düğümlerde ve köprülerde CITED-1 reaksiyonunun pozitiflik gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç: PAS'ın temel bulgularından olan inflamasyon sürecinin; CITED-1 sinyalizasyonuyla indüklenebilir olduğu, CITED-1'in trofoblast aktivitesinin ve sinsitiyal yapılanmanın önemli bir belirteci olabileceği kanaatine varılmıştır.

Gen ifadesiPlasentaPlasenta akreata+4
Mehmet Emin Baran
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sığır karkaslarında ve kesimhane ortamında antibiyotik dirençli ekstraintestinal patojenik escherichia coli (Expec) varlığının belirlenmesi

Amaç: Bu çalışmada, besi sığırlarında ve kesimhane ortamında ExPEC varlığının, filogenetik gruplarının, antimikrobiyal direnç fenotiplerinin ve bunların klonal ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Toplam 447 besi sığırı örneği [rektum (n:133), deri (n:133), karkas (n:133)], çevre örnekleri [padok (n:12), bıçak (n:18), su (n:6)] ve personel eli örneklerinde [(n:12)] klasik mikrobiyolojik yöntemler ve multipleks PCR (papA, papC, iutA, kpsMTII ve fimH virülans genleri) kullanılarak ExPEC varlığı analiz edildi. Filogenetik grupları triplex PCR ile (TspE4.C2 klonu, chuA ve yjaA genleri), ERIC-PCR ile klonal ilişkileri test edildi ve EUCAST standartlarına göre antibiyotik duyarlılığı tarandı. Bulgular: Analiz edilen 447 numuneden 36'sının (% 8,80) ExPEC ile kontamine olduğu tespit edildi. Karakterize edilen 36 ExPEC izolatı arasında, D (14/36, % 38,88), B2 (9/36, % 25), B1 (9/36, %25) ve A (2/36, % 5,55 ) olmak üzere dört filogenetik grup tanımlanmıştır. İzolatların % 61,11'inin (22/36) en az iki antibiyotiğe dirençli olduğu ve en yüksek direncin % 61,11 ile ampisiline karşı olduğu belirlendi. ERIC-PCR sonuçları, 100 ile 1500 bp arasında değişen çok sayıda bandın (1-5 bant) çoğaldığını gösterdi. Ayrıca, ERIC-PCR paternleri 19 kümede sınıflandırıldı. Sonuç: Bu çalışma sonuçları, besi sığırı ve kesimhane ortamlarının genetik olarak benzer antibiyotiğe dirençli ExPEC'ler için potansiyel bir kontaminasyon kaynağı olabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, besi sığırlarında ExPEC'in düzenli olarak izlenmesi ve Tek Sağlık yaklaşımı içinde ele alınması önemli olacaktır. Anahtar sözcükler: Besi sığırı, Ekstraintestinal patojenik E. coli (ExPEC), kesimhane, antimikrobiyal duyarlılık, filogenetik grup, klonal ilişki

AntibiyotiklerEscherichia coliEscherichia coli enfeksiyonları+6
Reşat Çiftçi
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı hayvan sütlerinde insan sağlığı üzerine etkili bazı mikroRNA'ların miktarının tespiti ve farklı ısıl işlemlerin bu mikroRNA'lara etkisinin araştırılması

Amaç: Bu tez çalışmasında inek, manda, koyun, keçi ve eşek sütlerinde miRNA 15a, miRNA 29b, miRNA 34a ve miRNA 223'ün varlığı, ekspresyon seviyeleri ve sütlerin kompozisyonları ile olan ilişkileri incelenmiştir. Ayrıca sütlere farklı ısılar uygulanarak bu miRNA' ların değişim seviyeleri araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada inek, manda, koyun, keçi ve eşek sütlerinin fizikokimysal analizleri yapılmıştır. Sütlerin eksozomlarının izolasyonu yapılarak RNA'lar elde edildi. miRNA 15a, miRNA 29b, miRNA 34a ve miRNA 223'ün RTqPCR cihazında ekspresyon seviyeleri elde edilerek, sütlerin fizkokimyasal verileri ile miRNA'lara ait veriler arasında korelasyon analizi uygulanmıştır. Sütlere yağ banyosunda farklı ısı dereceleri uygulayarak, sütlerde bulunan dört adet miRNA'nın miktarındaki değişimlerin tespiti yapılmıştır. Bulgular: Yapılan analizlerde tüm sütlerde miRNA 15a, miRNA 29b, miRNA 34a ve miRNA 223'ün ekspresyonlarının olduğunun tespiti yapıldı. İnek sütünde miRNA 34a ile yağ arasında ve koyun sütünde miRNA 34a ile pH ve kuru madde arasında pozitif ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Koyun sütünde miRNA 29b ile kuru madde ve yağ arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Keçi sütünde miRNA 223 ile kuru madde arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Eşek sütünde miRNA 29b ile yağ arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulundu. Ayrıca miRNA'larda ısıya bağlı farklı değişimlerle miRNA'ların ısıdan etkilendiklerinin tespiti yapılmıştır. Sonuç; İncelenen tüm hayvan türlerinin sütlerinde, araştırılan miRNA'ların ekspresyonlarının olduğu ve sütlerin bileşimi ile anlamlı düzeyde ilişkileri tespit edildi. Sütlere ısıl işlem uygulandığında miRNA'ların farklı tepkiler verdiği gözlemlendi. miRNA'ların sütün sağlığı, hijyeni, bileşimi ve teknolojisi açısından önemli çalışma alanları olduğu ve bu konularda daha spesifik ve detaylı çalışmalar planlanması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: MikroRNA, Süt, Eşek sütü, Ekstrasellüler veziküller, Eksozom

EksozomlarEşeklerIsıl işlem+6
Ahmet Çelik
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00