Doğuş University
Discipline

Plastik Sanatlar Anasanat Dalı

Doğuş University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

7 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında enstalasyon kavramının yeri

Tek bir anlam karşılığı olmayan ve birçok kez tanımlandırılan enstalasyon kavramı, 20. yy. da çağdaş sanat sürecinde, yeni bir ifade aracı olarak yerini almaya başlar. Enstalasyon, sözcük anlamı olarak yerleştirme ve düzenleme anlamlarına gelmesinin yanı sıra, deneyimlenen mekanı ve eser ile alıcı arasındaki birebir ilişkiyi yansıtması durumunu da içinde barındırır. Enstalasyonun, 1970'lı yıllarda bir kavram ve anlam olgusunda, sanatsal ifade biçimi olarak değerlendirilmesi, Kavramsal Sanat'ın yaygınlaşmasıyla başlar. Böylece, hem dünyadaki hem de ülkemizdeki Kavramsal sanatçılar tarafından benimsenerek, farklı ve yeni bir üslubun doğmasına neden olur. Mekan, zaman ve alıcı ile bunların birlikteliğini, kavram açısından incelemek, enstalasyonun en önemli özelliklerindendir. Diğer bir yandan, üretilen eserlere göre, bir mekan da belirlenebilmektedir. Bunu da enstalasyonun oluşumu dahilinde gözlemlemek mümkündür. Alıcı, zaman olgusunun içinde yaşarken, düzenlenen mekanın öğeleriyle etkileşime geçer. Böylece mekan, alıcının yeni deneyimler yaşamasına olanak tanır. Yine aynı yıllarda, gelenekselliğinden kopmaya başlayan ve düşünsel anlamlara ihtiyaç duyan Çağdaş Seramik Sanatı'nda mekan kaygısı var olmaya başlar. Bu durum, enstalasyonun çağdaş seramik sanatçıları tarafından benimsenmesine yol açar. Çağdaş sanat sürecinde devamlılığı olan seramik sanatı kapsamında, hem uluslararası hem de ulusal sanatçıların, seramik enstalasyon çalışmalarını görmek mümkündür. Bu örnekler doğrultusunda hazırlanan bu tezde; çağdaş seramik sanatında enstalasyon kavramı, oluşumu, gelişimi ve nedenleriyle birlikte, Kavramsal Sanat bütününde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Enstalasyon, Kavramsal Sanat, Çağdaş Sanat, Çağdaş Seramik Sanatı.

Artistik seramikEnstalasyonGüncel sanat+7
Burcu Çetintürk
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumcu gerçekçilik akımının Türk resim sanatına etkisi ve Abidin Dino

Toplumsal içerikli sanat eserlerinin üretiminde toplumsal olgu ve değerler önemli bir etkendir. Toplumun bir parçası olan sanatçı, yaşadığı çevrenin toplumsal özelliklerini, toplum yaşamını kendisine konu alır. Genel olarak kaynaklarını toplumsal yaşamdan alarak topluma yönelik bir anlatım biçimi oluşturmuş sanat akımları, SSCB, ABD, Almanya, Meksika, İtalya ve Fransa'da etkili olmuş, politik ve ekonomik gelişmelerle güçlü bir etkileşime geçmişlerdir. Eserleriyle toplumsal ve eleştirel bir tutum sergileyen sanatçılar gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik, eleştirel gerçekçilik gibi akımlar adı altında sınıflandırılmışlardır. Dünyada başlayan bu akım, Türk resminde toplumcu gerçekçi sanat çalışmaları için bir kaynak oluşturmuştur. Bu çalışmada, "Toplumcu Gerçekçilik" akımının doğuşu, gelişim süreci, Türk resim sanatına etkileri ve bu yönde yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Toplumcu Gerçekçi akımın Abidin Dino'nun, sanat hayatına ve eserlerine etkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gerçekçilik, Toplumcu Gerçekçilik, Toplumsal Gerçekçilik, Eleştirel Gerçekçilik, Abidin Dino.

Dino, AbidinEleştirel gerçekçilikRealizm+4
Ezgi Kınalı
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve Doha İslam Sanatları Müzesinin karşılaştırılması

Tezin konusu, 'İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve Doha İslam Sanatları Müzesi'nin karşılaştırılması'dır. Müzelerin temel kaynağı olan koleksiyonlar, toplumun ya da bireyin bir konuya ilişkin eserlere olan ilgisiyle başlar. Bu ilgi, bireyleri bizzat araştırma yapmaya ya da uzmanlaşmaya yöneltirken, çoğu zaman profesyonel uzman ve araştırmacılarla daha geniş bilgi kaynağına ulaşılır. Böylece koleksiyonlar tanınır ve izleyicinin anlayacağı profesyonel bir şekilde sunulur. Koleksiyonlar aile içinde yıllarca korunabileceği gibi, müzelerde daha da geniş kitlelere ulaştırılabilir. Müzelerin işlevleri; koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Sanat eserlerinin müzelerin çatısı altında toplanması; koleksiyonların tanınmasını, gelişmesini ve toplum beğenisine sunulmasını da beraberinde getirmektedir. Bu tez esas olarak; müzelerin var oluşunun temelinde yatan araştırmadan yola çıkılarak, söz konusu iki müzedeki işleyişi, işlevleri ve etkinlikleri incelemektedir. Türk ve İslam Eserleri Müzesi kurucularından Mehmet Ziya 'Millet istikbalini kazanabilmek ve değerlendirebilmek için geçmişini incelemek zorunundadır. Bunun sonucunda da milli kültürün oluşması ve gelişmesi mümkün olur. İslam ülkeleri öylesine güzel sanat eserleri yaratmışlar ki, bunlar tetkik edildikçe İslam Sanatı'nın dünyadaki yeri ve değeri anlaşılır.' sözü ile, İslam sanatının unutulan değerini ortaya çıkartmak ve geçmişimizi hatırlatmak için çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Türk ve İslam Eserleri Müzesi, kuruluşundan günümüze kadar geçen yüzyılı aşkın bir süredir, bu misyonu sürdürmektedir. Bu tezde, Katar'ın başkenti Doha'daki İslam Sanatları Müzesi ve İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, sahip oldukları özelliklere göre karşılaştırılmıştır. İslam kültürünü yansıtan bu eserlerin, Orta Doğu coğrafyasındaki yolculuğunu ve kültürel etkileşimini göz önünde bulundurarak, söz konusu iki müze arasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerine bir araştırma yapılmıştır. Tezin birinci bölümü olan giriş kısmında genel bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde; koleksiyon ve müze düşüncesinin ortaya çıkışı incelenerek her iki ülkedeki 'Müzeciliğin Tarihsel Gelişimi' açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde; İstanbul Türk ve İslam Sanatları Müzesi'ndeki koleksiyon içeriği, müzenin tarihçesi ve mimari özelliği yer almıştır. Dördüncü bölümde; Doha İslam Sanatları Müzesi'nin koleksiyon içeriği, tarihçesi ve mimari özelliği incelenmiştir. Son olarak tezin beşinci bölümü ise, sonuç ve önerilerden oluşmuş olup, iki müzenin koleksiyon içerikleri ve mimari özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Müze, Müzecilik, İslam Sanatı, Koleksiyon, Doha İslam Sanatları Müzesi, İstanbul Türk ve İslam Sanatları Müzesi, Müze Mimarisi

Doha İslam Sanatları MüzesiKatarMüzeler+3
Ceren Derkan Değirmenci
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminin kadın hakları ışığında öncü Türk kadın ressamlar

"Türk Kadının toplumdaki yeri yüksektir, şereflidir. Şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir." diyen Yüce Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk, kadının toplum içinde önemini, saygınlığını, varlığını, bilgi ve kültür alanında ilerlemesini ön planda tutmuş. Türk kadının uluslararası uygarlık seviyesinde yükselmesini amaç edinmiştir.Kadın, doğanın ve sosyal toplumun en önemli aynasıdır. Kadın, renkli, solmayan, güzel ve temiz kokan bir çiçektir. Yeni bir cana yaşam bağışlayan eşsiz bir varlıktır. Kadın, topluma ışık yayan bir güneştir. Kadın, karanlıktan aydınlığa geçiştir. Kadın, dünyadaki bütün güzelliklerin eseridir. Kadının topluma faydalı insanlar yetiştirme görevine üstlenmiş anadır.Tüm engellerin çıkış yolu Cumhuriyet Döneminin Öncü Türk Kadınların sanat tarihine adını yazdırmış olmaları açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelime: Türk Kadını, Sanat, Kadın Hakları, Plastik Sanatlar, v.s.

Cumhuriyet DönemiKadın haklarıKadın ressamlar+4
Gülçin Eroğlu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Video sanatında travma ve huzursuzluk üzerine içerik inceleme

İnsan, dışarıdan müdahale ile edindiği travmaları ve kendi seçimi ile deneyimlediği travmaları hayatı boyunca belleğinde kodlar ve biriktirir. Bireyin davranışlarını yöneten en önemli güdülenme ise, bireyin kendini gerçekleştirme arzusu olarak açıklanabilmektedir. Bir anlatım aracı olarak sanat ürününde sanatçının kendini ifade etme gerçekliği ile izleyicisinin sanat ürününde kendisi ile empati kurma, sanat ürününe karşı kendinden bir şey bulma ve benzetme duyusu arasında göz ardı edilemez sonsuz bir ilişki süreci vardır. Bu tez çalışmasında fotoğraf, film, video sanatı alanlarında travmatik anlatım diline sahip eserlerden belirlenen çalışmalar incelenmiş olup, sanatçı, eseri ve izleyicisi arasındaki diyalog süreci gözden geçirilmiştir. Bu travmatik birikimlerin, bireyin de seçimleri ve yöntemleri göz önünde bulundurularak, değişimi, dönüşümü ve yeniden inşasının bireyin kendi üzerinde, kültür üzerinde ve toplum üzerindeki etkilerinin bir arada değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Travma olgusunun sanat eserlerindeki anlatı dili ve travmatik anlatılar içeren eserlerin izleyicisine söylemek istediklerini incelemek araştırmanın birincil amacıdır. Birinci bölümde; "korku, kaygı, tekinsizlik ve iğrençlik" olgularının travma temelinde incelemeleri akademik araştırma yöntemleri ile ele alınmış ve örnekler ile açıklanmıştır. Hafızanın travmayı kaydetmesi ve bireyin hafızası ile toplumsal ve kültürel bellek arasındaki ilişkileri ve etkileri ikinci bölümde incelenmiştir. İlk iki konu başlığında ele alınan konular üçüncü bölümde fotoğraf, film ve video örneklemeleri ile sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Travma, Hafıza (Bellek), Görüntüde Huzursuzluk, Acı, Keder, Video Sanatında Kaygı

AcıBellekKaygı+4
Hatice Nur Bardakçı
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğa-resim ilişkisi içerisinde değişen "Figür" kavramı

Bu çalışmada Doğa-Resim ilişkisi içerisinde değişen "figür" kavramı, insan bedenine karşılık gelen "figüratif" den söz edilmektedir. Çalışmada Ortaçağ Avrupa'sından 20. yüzyıla kadar resim sanatında karşılaştığımız insan figürünün değişim süreci örneklerle, karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Doğa kavramı, tarihsel gelişimi sürecinde her zaman metafizik kabullere bağlı olarak değişken bir kavram olduğu için, düşünce sistemi ve inanışlara bağlı olarak değişik anlamlarda ifadedilmiştir. Bu durum toplumların düşünce ve davranışlarına etkilediği gibi o dönemde yapılan sanatsal faaliyetleride etkilediği görülmüştür. Bu nedenle çalışmada bir çağın sanat üslubundan söz ederken o çağın önemli olayları ve o olayların sanata etkileri araştırılmıştır. 15 yüzyıl başlarında Avrupa'da ortaya çıkan Rönesans'ta doğanın incelenmesi ve 17 yüzyıl başlarında ortaya çıkan doğa felsefesi ve hümanist dünya görüşü, Avrupa'da doğaya ve insana bakışı tamamen değiştirmiştir. Bu sebeple batı resim sanatında yüzyıllar boyu başlıca ifade biçimlerinden biri olan insan bedeninin betimlenmesi, çeşitli kültürlerin geleneksel değerlere göre değişim ve dönüşüm yaşamıştır. İnsanın zihinsel süreçleri sonucunda ortaya çıkmış bu figürlere biz, doğrudan o çağ insanının 'doğaya' bakışının kültürel formlarıdır diyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Doğa, resim sanatı, ilişki, insan, figür.

DoğaFigürFigüratif resim+3
Ayla Doğutaş Çakmak
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

The existence of the image in portraiture

Bu çalışma, sanat tarihinde sanatın en önemli türlerinden biri olan portre resmini ele almaktadır. Çalışma, ontolojik yaklaşım ile sınırlandırılmıştır. Sıklıkla "kendi otoportrelerini yapan ressamların, kendi öznesi ve nesnesi olarak aradıkları nedir?" sorusunun bilinmezliğe aralanan imgesi, apaçık bir tuzaktır. Bu çalışma, varoluşu bir kapı olarak ele alan ressamların sanat hayatlarını da içermektedir. "Bu kapı aralığı imge midir?", "İmge nedir?", "İmgenin bize göstermek istediği nelerdir?", "Sanatçının bakışını benzersiz kılan nedir?" gibi çeşitli sorular, bu çalışmanın başlangıç noktasını oluşturmuştur. Çalışma boyunca bu sorulara açıklık getirmeye çalışılmıştır. Sanatçı, bakışı ile içeride/dışarıda var olan, yabancı ve üstün bir gerçeklikle nasıl ilişkiye girebilir? Sanatçı, bakışı ile içinde yaşadığı toplumun, dönemin kendi yaratım pratiklerini doğurur. Modern dünyada insanın toplum içinde yaşadığı psikolojik özellikleri; varoluş, hiçlik, boşluk ve uzaklık kavramları ile Sartre'ın, "Varoluş bir hümanizmadır" aforizması, bireyin özgürleşme hareketi olarak kavranmıştır. Bu sayede toplum da sanatçılar da kendi bakışları ile ifade bulmuştur. Buna Bacon'ın görünmez küvetleri görünür kılınması, Freud'un varlığı kanıtlama çabası, Giacometti'nin hakikat arayışı örnek gösterilebilir. Bu sanatçıların sanat anlayışları, dönemleri açısından bir başkaldırı olarak görülebilir. Felsefe kavram üretir; ancak sanatçı, imge dünyası ile yaratımını gerçekleştirir. Her ikisinin görevi de topluma ışık tutmaktır. Bu gelişmeler, 20. yüzyıl sonrası toplumsal alandaki değişimler ve modern dönem sanatçılarının imge dünyasında kimlik meselesi olarak yabancılaşma konusu, örnekleri ile portre resmi bağlamında ele alınmıştır. Son olarak felsefî düşünce tarihinde, metafiziksel yaklaşımlar, dayatmalar ile kültürel, toplumsal politikalar, ontolojiye karşı çıkış olarak koşullu gelişen sanatı var etmiştir. Modern dönemde bu disiplinlerarasılık, sanatçıların portre sanatıyla benlik, kimlik, yabancılaşma, örnekleri ile belirmiştir. Portre resminde sanatçılar kendine has bakışın izlerini gerçekçi portreler anlayışından farklı olarak kişinin iç dünyasındaki izlenimlerini gösteren portreler yapmışlardır. Sonuç olarak insanın yıllardır cevabını aradığı "Ben kimim?" sorusuna, portre resmi ile bir çıkış yolu bulan sanatçının, resmindeki gerçeklik ve görünenin ardındaki gerçekliğe ilişkindir. Anahtar Sözcükler: Portre, yüz, imge, varoluş.

Otoportre
Hatice Özkan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10