Dokuz Eylül University
Discipline

Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artritte lökosit peptidilarjinin deiminaz aktivitesi ve serumda sitrulinlenmiş peptitlere karşı gelişen antikor seviyelerinin hastalık aktivitesiyle ilişkisi peptidilarjinin deiminaz ile nitrik oksit arasındaki ilişki

...

Ebru Yurdakonar
Akdeniz University
2005
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rat aortası vasküler düz kas hücrelerinden yapılan primer hücre kültüründe ang II'nin nad(P)h oksidaz enzim kompleksi üzerinden süperoksit anyonu üretimine etkisi

Kardiyovasküler hastalıklar ve renal hastalıklar damar duvarında ortak etkileri ve patofizyolojik süreçleri paylaşırlar. Bu etkilerde ortak nokta artmış oksidatif strestir. Anjiotensin II, ROS ve NOX oksidatif stres ve bu patofizyolojik süreçlerde hücre içi ve hücreler arası sinyalizasyonun mediyatörleri olarak davranırlar. Çalışmamızda, rat aortasından izole edilen VDKH, primer kültürü yapıldıktan sonra Ang II uyarımı yapılarak NADPH varlığında sitokrom c redüksiyonu yöntemi ve rezasurin yöntemi ile süperoksit anyonu miktarlarının tayinleri yapıldı. Kültüre edilen düz kas hücrelerinin immünohistokimyasal teknikle düz kas hücreleri olduğu gösterildi. Ang II uyarımında süre, konsantrasyon ve süperoksit anyonu kaynağı olan farklı enzim ve sistem inhibitörleriyle inhibisyon deneyleri yapıldı. Yapılan deneyler sonucunda VDKH?de Ang II uyarımının ardından süperoksit anyonları 30. dk?dan itibaren tespit edildi ve 1. saatte maksimum (Bazal seviyelere göre yaklaşık 4-6 kat) değere ulaştıktan sonra 24 saat boyunca bu seviyeler süreklilik gösterdi. Ang II 100 nM konsantrasyonda VDKH süperoksit anyonları miktarlarını belirgin şekilde arttırdı. Ang II ile 100 nM konsantrasyonda, 1 saat süreyle yapılan uyarımın ardından elde edilen süperoksit anyonu miktarlarını AT1 reseptör inhibitörü Losartan bazal hücre içi seviyelere, NOX inhibitörü DPI bazal hücre içi seviyelere yakın bir değere kadar, ksantin oksidaz enzimi oksipürinol ise bazal hücre içi seviyelere kadar olmamasına karşın anlamlı miktarda inhibe etti. Süperoksit anyonu kaynağı olabilecek diğer enzim ve sistem inhibitörleriyle etkili inhibisyonlar elde edilemedi. Tüm deneyler hem rezasurin hem de sitokrom c redüksiyonu yöntemleriyle gösterildi ve her iki yöntemde de benzer sonuçlara ulaşıldı

Osman Ferhat Akçit
Akdeniz University
2005
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kültüre edilmiş rat aortik düz kas hücrelerinde anjiyotensin ıı uyarımı ile nad(P)h sinyal yolu üzerinden p38 mitojen aktiveli protein kinaz (MAPK)fosforilasyonunun gösterilmesi

Renin-anjiotensin sisteminin aktif bir komponenti olan Anjiyotensin II (Ang II), hipertansiyon, aterosiklerozis, kardiovasküler sistem hastalıkları ve kan basıncının kontrolünde önemli bir rol oynar. Ang IInin vasküler düz kas hücrelerinde AT1 reseptörleri üzerinden G proteinine bağlı reseptörler aracılığıyla farklı sinyal iletim yollarını uyararak p38 Mitojen aktive edici kinaz (MAPK)ları aktif hale geçirir. Ang II ile uyarım sonrasında hemen işleyen sinyal iletiminde G proteinleri aracılığıyla Ras aktive olur. Ras, NAD(P)H oksidaz sinyal iletim yolu üzerinden p38 MAPKı aktive edebilir. Bu çalışmamızda ratların aortasından izole edilen vasküler düz kas hücreleri kültür ortamında üretildikten sonra Ang II ile uyarılarak p38 MAPK fosforilasyonunda Ras ve NAD(P)H oksidazın etkisi araştırılmıştır. Rat aortasından izole edilen vasküler düz kas hücrelerinin saflığı immünohistokimyasal teknik kullanılarak -aktin varlığı ile gösterilmiştir. Ang II uyarımı ile p38 MAPK fosforilasyonu western blot yöntemi ile, araştırmak istenilen her bir metabolik yol için uygun inhibitörler kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak vasküler düz kas hücre kültürlerinde, Ang II uyarımı Ang II?nin AT1 reseptörü üzerinden p38 MAPK aktivasyonunu hızlı bir şekilde arttırmıştır. Ang II indüklü p38 MAPK aktivasyonu Ras inhibitörü olan FTS ile tamamen baskılanmıştır. Ang II uyarımlı MAPK aktivasyonu üzerine NAD(P)H oksidaz inhibitörü olan DPI da p38 MAPK aktivasyonu inhibe etmiştir.

Serkan Çağlar
Akdeniz University
2005
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hipertiroidili ve hipotiroidili hastaların tedavi ile ötiroid hale getirilmelerinin serum leptin düzeylerine etkisi

Leptin, yağ dokusu ve plasenta ile emzirme sırasında meme epitelinde sentezlenip dolaşıma salman bir sitokin/hormondur. İnsanda bugüne kadar gösterilmiş fonksiyonları yağ deposunun durumu hakkında MSS'ne bilgi vermek, iştah azaltmak, fetal /postnatal gelişmeyi ve T hücresine bağlı immun cevabı regüle etmektir. Deneysel hayvanlarda enerji harcamasını arttırdığı, bu yolla metabolizmayı hızlandırdığı bildirilmektedir. Bu nedenle tiroid hormonları ile sinerjik etkileşimi bulunabileceğin düşünerek, hipotiroidi ve hipertiroidi hastalarında leptin düzeyini tedavi öncesi ve sonrasında çalıştık. Çalışma grubunu, toplam 78 hasta oluşturdu. Bunlardan, hipertiroidi hastalarının 23 'ü, hipotiroidi hastalarının ise 28'i çalışma süremiz içinde ötiroid duruma döndüler (tedavi oram %65). Bunların ve 34 kişilik kontrol grubunun leptin değerleri ile diğer 26 parametresini çalıştık. Leptin düzeyi RIA yöntemi ile ölçüldü. Hipotiroid hastalarda leptin diğer gruplardan tedavi öncesi ve sonrası esasen, vücut yağ kitlesi ve dişi cinsiyete bağlı olarak yüksek bulundu. Tedavi hipotiroid grupta leptin düzeyini nümerik olarak azaltmakta, fakat istatistiksel anlamlılığa erişmemektedir. Hipertiroid grupta ise, tedavi leptin düzeyini p=0.027 düzeyinde anlamlı olarak arttırmakta, ancak kontrol grubundan farklılık göstermemektedir. Tiroid disfonksiyonu ve hormonlarıyla, leptin arasında tayin edici bir ilişki çalışmanın hiçbir evresinde bulunmamıştır. Deneysel tasarımımız, hasta ve kontrol grubumuzda leptini tayin eden etken olarak, ne şekilde ölçülürse ölçülsün vücut yağım göstermekte ise de, ancak bu parametrenin r2 değeri 0.5 de civarında kalmaktadır. Multipl regresyon analizinde parametre sayısı azaltıldığında, bu değer daha da azalmaktadır. Leptin-tiroid ilişkileri konusunda var olan iki derlemenin de (187,188) belirttiği gibi, bu alanda bilinmeyenler çoktur. Bu nedenle; çok merkezli, moleküler mekanizmaların taranmasına yönelik ve prospektif/uzun erimli çalışmaların, bu alandaki insan bilgisini genişletebileceği düşüncesindeyiz.

HipertiroidizmHipotiroidizmLeptin+2
Mehmet Çalışkan
Dokuz Eylül University
1999
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

HMG CoA redüktaz inhibitörleri ile kolesterol düşürülmesinin kan ve doku ATP düzeyleri ve eritrosit membran lipidleri üzerine etkilerinin araştırılması

ÖZET Yüksek kolesterol konsantrasyonları ile kardiyak mortalite riski arasındaki pozitif korelasyon nedeniyle kolesterol düzeylerinin düşürülmesi için çok çeşitli tedaviler uygulanmaktadır. Bu tedavilerden en sık kullanılanı HMG CoA redüktaz inhibitörleridir. HMG CoA redüktaz inhibitörleri ile tedavi sırasında kanser, depresyon, intihar gibi çeşitli nonkardiyovasküler nedenlere bağlı mortalitenin arttığı bildirilmiştir. HMG CoA redüktaz inhibitörleri, HMG CoA redüktaz enzimini kompetitif olarak inhibe ederek mevalonat sentezini azaltırlar. Mevalonat diğer bazı izopren bileşiklerinin de prekürsörüdür ve HMG CoA redüktaz inhibitörleri ile tedavi sırasında serum ubikinon düzeylerinin düştüğü birçok çalışmada gösterilmiştir. Ubikinonun elektron transport zincirindeki rolü nedeniyle, bu ilaçlarla tedavi sırasında ATP oluşumunun etkilenip etkilenmediği açıklık kazanmamıştır. Biz çalışmamızda ratlara 4 hafta boyunca simvastatin vererek kanda ve çeşitli dokulardaki ATP konsantrasyonlarına etkilerini araştırdık. Ayrıca kolesterolün, sadece strüktürel olmakla kalmayıp fonksiyonel rolü de olan membran yapısındaki önemi nedeniyle, eritrosit membranının lipid kompozisyonundaki değişiklikleri inceledik. Ratlarda simvastatin kullanımı ile plazma kolesterol ve trigliserid konsantrasyonlarında anlamlı bir düşme gözlendi (p<0.01). Kan ATP konsantrasyonları kontrollere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. Analiz yapılan plazma enzimlerinden sadece LDH'da anlamlı derecede artış saptandı (p<0.05). Eritrosit membran komponentlerinde ise kolesterolün düştüğü (<0.01), fosfolipid düzeyininin arttığı (p<0.01) ve kolesterol / fosfolipid oranının düştüğü gözlendi (p<0.01). Orandaki düşüşle plazma kolesterol konsantrasyonu arasında pozitif korelasyon saptandı (r = 0.851). Bu çalışmada halen klinikte kullanılmakta olan bir HMG CoA redüktaz inhibitörü olan simvastatinin hücre membran lipid kompozisyonunu ve muhtemelen membran fonksiyonları ile ATP jenerasyonunu etkilediğine ilişkin bulgular elde edildi. Ratlardaki bu bulgular ilacı kullanan hastalardaki olası yan etkilerin değerlendirilme çalışmalarında yol gösterici olabilir.

Adenozin trifosfatEritrosit membranıKolesterol+2
Sezer Çalışkan
Dokuz Eylül University
1998
00