
63
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Paris memorandumu kapsamında dökme yük gemilerindeki köprüüstü kaynaklı eksikliklere sebep olan faktörlerin analizi
Dünya ticaret verilerine göre denizcilik, yük taşınması açısından dünyada en çok tercih edilen ulaştırma biçimidir. Ulaştırma ve lojistik açısından, yükler bir yerden bir yere emniyetli şekilde gemilerle taşınmaktadır. Gemiler uluslararası kurallar çerçevesinde seyir yapmaktadırlar. Söz konusu kurallar gereği ülkeler taraf oldukları anlaşmalar ve mutabakatlar aracılığı ile limanlarına gelen gemileri denetleme yetkisine sahiptir. Liman devleti denetimleri bölgesel işbirliği anlaşmaları ile belirlenmiş alanlar içersinde gerçekleştirilmekte olup gemilerin seyir emniyeti durumunu düzenleyen kurallar dahilinde yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında, liman devleti denetiminin kavramsal çerçevesi çizilmiştir. Bu doğrultuda liman devleti denetimi bölgesel işbirliği mutabakatlarına ilişkin bilgiler verilmiştir. Paris mutabakatı çerçevesinde yapılan denetlemeler geminin sevk ve idare edildiği yer olan köprüüstü açısından incelenmiştir. Bunun yanında denetlemelere ilişkin örnek olaylara yer verilmiştir. Paris mutabakatının yıllık raporları ve en sık yazılan 20 eksiklik verileri kullanılarak dökme yük gemilerinin köprüüstü kaynaklı eksiklikleri analiz edilmiştir. Seyir emniyeti açısından söz konusu eksikliklere sebep olan faktörlerin belirlenmesi için delphi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan Delphi yöntemi sonucunda uzmanların motivasyon, yetenek, bilgi, aşinalık, genel farkındalık, tecrübe ve şirketin sirküler eksikliği, aşırı iş yükü, yorgunluk ve stres faktörlerinde uzlaşmaya vardıkları görülmüştür. Eksikliğin diğer faktörü olarak belirlenen umursamazlık konusunda ise bir fikir birliğine v varılamamıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın sonuçlarının irdelenmesiyle standartüstü bir deniz yolu taşımacılığına katkı sağlanacağı beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Liman Devleti Denetimi, Paris Mutabakatı, Dökme Yük Gemisi, Köprüüstü, Delphi
Yoğun suyollarında gemi çatışma kazalarının risk analizi
Küreselleşen dünyada deniz yolu taşımacılığına artan talep sonucu, dünyanın önemli ticari bölgelerini bağlayan önemli suyollarındaki gemi trafik yoğunluğu da gün geçtikçe artmaktadır. Yoğun suyollarında gerçekleşen çatışma kazalarının ciddi sonuçları olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı yoğun suyollarında çatışma kazalarının risk analizini gerçekleştirerek buralardaki emniyeti arttırmaktır. Çalışmada risk analizini gerçekleştirmek amacıyla mevcut literatür ve geçmiş kaza raporları incelenerek uzman görüşleri yardımıyla çıkarılan kök nedenlerden insan hatasıyla ilişkili olanların olasılıkları Bilişsel Güvenilirlik ve Hata Analizi Yöntemi (CREAM) ile diğer kök nedenlerin olasılıkları ise Bulanık Mantık belirlenmiştir. Ardından Hata Ağacı Analizi yöntemiyle risk değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Dikkat dağınıklığı ve aşırı zihinsel yük kök nedenlerinin yoğun suyollarında çatışma kazaları üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Simülatör destekli denizcilik eğitiminde göz izleme ve elektroensefalografi uygulamalarının ölçme-değerlendirme süreçlerine katkısının incelenmesi
Deniz ulaştırması, emniyet, güvenlik ve çevre kavramlarının ön planda olduğu bir sektördür. Küresel bir sektör de olan bu endüstrinin eğitim gereklilikleri hem ulusal hem de uluslararası birçok kurum ve kuruluşça denetlenmekte ve güncellenmektedir. Yaşanmış örnek olaylar sonrasında yeni yönergeler getirmenin yanında bu birimler teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte yeni uygulama tekniklerini denizcilik eğitimine entegre etmektedir. Yeni uygulama modellerinin denizcilik eğitimine katılması doğal olarak geleneksel ve alternatif ölçme-değerlendirme tekniklerine destekleyici veya yeni ölçme-değerlendirme yöntemlerine olan ihtiyacı beraberinde getirmektedir. Bu çalışma ile göz izleme ve elektroensefalografi (EEG) cihazları kullanılarak denizcilik eğitimi simülatör uygulamalarında kullanılan ölçme ve değerlendirme tekniklerine destekleyici yöntemler sunulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü öğrencisi 24 katılımcı ile Köprüüstü Simülatörü'nde göz izleme ve EEG cihazları kullanılmıştır. Ayrıca ile Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği Bölümü öğrencisi 12 katılımcı ile Gemi Makine Dairesi Simülatörü'nde göz izleme cihazı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda göz izleme ve EEG cihazlarının simülatörlerde özellikle canlı izleme özelliği ile eğitmenlere değerlendirme nesnelliği, veri yorumlama ve katılımcı gözünden olaylara bakma konularında destek olacağı tespit edilmiştir.
Denizde çatışmayı önleme durumlarındaki karar verme süreçlerinin iyileştirilmesinde oyun tabanlı öğrenme etkisinin incelenmesi
Denizde çatışma durumları seyir emniyetinin ve deniz ulaştırmasının devamlılığını büyük ölçüde tehdit eden olaylardır. Gemilerin köprüüstünde seyir vardiyası tutan vardiya zabitleri ise çatışma kazalarının engellenmesinde öncelikli sorumlulardır. Denizde çatışmayı önlemede ilk ve son tedbir görevini üstlenen vardiya zabitleri bu süreçte ortaya çıkan insan hatalarının da başlıca kaynağıdır. Nitekim, gerçekleşen çatışma kazalarının büyük çoğunluğu doğrudan gemi bünyesindeki operasyonlar ve insan hataları ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle yetkin vardiya zabitlerinin istihdamı halen deniz kazalarının önlenmesi ve insan hatasının azaltılmasındaki en kritik unsurdur. Her duruma hazırlıklı, tetikte, yeterli bilgi ve beceri seviyesine sahip vardiya zabitlerinin yetiştirilmesi yolundaki en önemli adım ise kaliteli denizcilik eğitimi faaliyetleridir. Bu çalışmanın amacı oyun tabanlı öğrenme modeli çerçevesinde denizde çatışmayı önleme durumları içeren bir karar verme alıştırması ile vardiya zabiti adayı öğrencilerin çatışmayı önleme performanslarının geliştirilip geliştirilemeyeceğinin incelenmesidir. Bu kapsamda vardiya zabiti adayı öğrencilerin, denizde çatışmayı önleme durumlarında algısal ipuçlarını, beklenti, hedef ve eylemleri daha çabuk ve doğru tespit etmesine yardımcı olması amacıyla 8 farklı senaryo içeren bir oyun tabanlı karar verme alıştırması geliştirilmiştir. Geliştirilen oyun tabanlı alıştırma vardiya zabiti adayı öğrenciler tarafından denenmiş ve etkileri öntest sontest kontrol gruplu deneysel model üzerinden incelenmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalar durumsal farkındalık, karar verme becerisi ve seyir performansı alt faktörlerinden oluşturulan çatışmayı önleme performansı çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Buna ek olarak, katılımcıların geliştirilen araştırma özelinde bu tür oyun tabanlı öğrenme araçlarına olan bakış açıları sorgulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular çatışma durumları için geliştirilmiş oyun tabanlı karar verme alıştırmasının çatışmayı önleme performansını göz ardı edilmemesi gereken bir seviyede arttırdığını göstermiştir. Oyun tabanlı öğrenmenin öğrencilerin motivasyonunu, katılımını ve algılanan öğrenme unsurlarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu bu tür bir uygulamayı tekrar kullanmak istediğini ve bu tür oyun tabanlı öğrenme alıştırmalarının diğer dersler ve konular için de yaygınlaşması gerektiğini belirtmiştir.
Petrol kirliliğine acil müdahale tesisi için konum optimizasyonu: Çanakkale Boğazı'nda bir uygulama
Küresel ekonominin yarattığı taşımacılık yükü nedeniyle artan deniz trafik yoğunluğunun getirdiği tehlikeler ve riskler, canlı hayatını ve ekolojik dengeyi tehdit etmektedir. Özellikle tanker gemilerinden kaynaklı denizde petrol kirliliği riski, önlem alınması ve müdahale için her an hazırlıklı olunması gereken ciddi bir risktir. Denizde petrol kirliliğine müdahale, çok çeşitli kararların hızlı ve doğru bir biçimde alınmasını gerektirmektedir. Bu da ancak, bir plan dahilinde ve önceden, yeterli sayıda ve uygun ekipmanı, minimum gecikmeyle seferber edebilmek için doğru yerlere konumlandırmakla mümkündür. Dolayısıyla denizde petrol kirliliğine müdahale tesisinin sayı ve konum olarak optimizasyonu, müdahale operasyonunun başarısı için büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında, Türk boğazlar sisteminin ve dünya denizyolu taşımacılığının stratejik bir parçası olan Çanakkale Boğazı'nda meydana gelebilecek petrol kirliliği olaylarına acil müdahale için yerleştirilecek tesisin sayısı ve konumu optimize edilmiştir. Bunun için öncelikle, Çanakkale Boğazı'nda tanker gemilerinden kaynaklı olarak gerçekleşmesi olası hipotetik petrol kirliliği senaryoları geliştirilmiş ve bu senaryolar döküntü simülasyonunda çalıştırılmıştır. Simülasyondan elde edilen veriler üzerine matematiksel optimizasyon modeli kurularak çözüme ulaşılmıştır. İki kısımdan oluşan tam sayılı doğrusal programlama modelinin ilk kısmında küme kaplama yaklaşımıyla yerleştirilecek optimum sayıdaki tesis bulunmuş, ikinci kısmında ise maksimum kaplama yaklaşımıyla yerleştirilecek tesisin optimum konumu elde edilmiştir. Sonuçta, Çanakkale Boğazı'nda yaşanabilecek olası bir denizde petrol kirliliğe olayına maksimum çevresel fayda çerçevesinde müdahale edebilecek acil müdahale tesisinin sayısı ve konumunun optimize edilmesinin ilgili otoritenin stratejik planlama aşamasındaki karar verme sürecine yarar sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, oluşturulan optimizasyon modelinin, denizde petrol kirliliğine müdahalede tesis yeri seçim problemlerinin çözümü için dünya genelindeki diğer coğrafyalarda da kullanılabileceği öngörülmektedir.
Forecasting dry cargo hire rates and seasonality effects
One of the main transportation methods for global trade is Shipping with vessels. 90% of traded goods are carried over the seas. Therefore, Shipping business is one of the main pillars for economy and international transportation. Government policies, global economy, and seaborn trade are not easily predictable factors, and this makes shipping business very volatile and high risky. This high risk and volatility create a major problems and concern for investors at shipping business. Shipowners always look for a useful instrument to forecast the market levels. This helps them to move at the right time for optimizing the profit. Seasonality also another important element of maritime transportation when making decisions. Hence for several decades seasonality in Freight Market also has been investigated by scholars. The aim of this study, to understand the seasonality effect in the dry bulk ship market and to make future forecasts by examining the daily hire rate in the handy size dry cargo ship market between 2017-2021. Time series models for example Trend Analisis, Exponential Smoothing and ARIMA is employed to make the prediction. In this research, it is aimed to assist companies such as shipowners, charterers, operators, operating in the field of ship chartering etc. to determining the right time to charter in or out their vessels.
Römorkörcülük hizmetlerinde kaynakların simülasyon modellemesi yöntemiyle optimizasyonu
Limanlarda römorkörcülük hizmetlerini sağlayan teşkilatların verimliliği, hizmet kalitesi açısından önem arz etmektedir. Verimliliği etkileyen faktörler arasında; liman bölgesindeki gemi trafik yoğunluğu, römorkörlerin sayısı ve çekme kuvvetleri, liman sahasının büyüklüğü, hizmet talebine cevap verme süresi, römorkörlerin park yerleri, meteorolojik şartlar, akıntılar vb. sayılabilir. Bununla birlikte, bu hizmetin kaynakları olan römorkörlerin yüksek maliyetleri nedeniyle, teşkilatlar yüksek yatırım maliyetleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Teşkilatların yetersiz sayıda römorkör bulundurması, gemilerin bekleme sürelerini arttıracak, hizmet kalitesini düşürecektir. Gereğinden fazla römorkör bulunması ise, yatırım ve işletme maliyetlerinin artmasına, römorkörlerin boşta kalması sonucunda da verimliliğin düşmesine neden olacaktır. Bu sebeplerden dolayı, hizmet verilecek liman bölgesine ait değişkenler dikkate alınarak en uygun kaynak kullanımlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, liman römorkörcülük hizmetlerindeki kaynak kullanımlarında verimliliğin tespit edilmesine yönelik bir simülasyon modeli geliştirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, hizmet düzeyine etki eden değişkenler arasındaki ilişkilerin matematiksel denklemlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Simülasyon modellemesi için ProModel yazılımı kullanılmıştır. Modelde kullanılacak istatistiksel dağılımların tespiti için, Türkiye'deki 3 farklı limana ait gemi operasyon verilerine uyum iyiliği testleri uygulanmıştır. Model kurulumundan sonra, bağımsız değişkenlerin çeşitli kombinasyonlarından deney setleri oluşturulmuştur. Deneylerin simülasyonları yürütülmüş ve elde edilen sonuçların istatistiksel analizleri yapılmıştır. Korelasyon testi, normallik testleri ve çoklu doğrusal regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, simülasyon sonuçları grafikler yardımıyla görselleştirilerek elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Değişen gemi sayıları ve saha büyüklüklerine göre, teşkilatların elinde bulundurması gereken minimum römorkör sayıları tespit edilmiştir. Teşkilatların kaynak olarak sahip olduğu römorkörler ile, gemi sayısının değiştiği çeşitli durumlarda, hizmet verebilecekleri maksimum saha büyüklükleri ile ilgili tespitler yapılmıştır. Bu tespitler yapılırken dikkate alınan performans ölçümleri, gemilerin açıktaki ve terminaldeki bekleme süreleridir. Çalışma sonuçlarının, farklı koşullar ve kısıtlardan oluşan çeşitli durumlarla ilgili olarak, hizmet sağlayıcılar ve İdare açısından bir karar destek görevi görmesi beklenmektedir.
Gine Körfezi'ndeki deniz haydutluğu faaliyetlerinin türk donatanları açısından incelenmesi.
Dünyanın değişik bölgelerindeki deniz güvenliği tehditleri, dikkatlerin bu alanlara çevrilmesine sebep olmuş ve bunların içerisinde son dönemde Gine Körfezi, mevcut raporlanan olayların büyük bölümünü içermesi nedeniyle ön plana çıkmıştır. Gine Körfezi bölgesine daha çok tanker ve kimyasal tanker çalıştıran donatan bulunmakta olup, IMO kayıtları ve açık kaynaklardan edinilen bilgiye göre, 2008 yılından bu yana bölgeye sefer yapan Türk bayraklı veya kolaylık bayraklı Türk işletini olan gemilere 16 adet saldırı/saldırı teşebbüsü gerçekleşmiştir. Araştırmanın temel amacı; Gine Körfezi'nde son zamanlarda yükselişe geçen deniz haydutluğu faaliyetlerini Türk Donatanları açısından incelenmektir. Bu amaca yönelik olarak, gemileri bölgede saldırıya maruz kalma ihtimali bulunan (veya geçmişte saldırıya uğramış) donatanlardan belirlenenlerin konuyla ilgili algılarını öğrenmek ikinci amaçtır. Son olarak, alınan derslerden de istifade ile değişik bakış açılarını ortaya koyarak alınması veya gözden geçirilmesi gereken tedbirlere yönelik farkındalık oluşturmak ise üçüncü amaçtır. Bu kapsamda halen veya geçmişte Gine Körfezi'ne sefer yapan gemisi bulunan denizcilik şirketlerinden belirlenen yedi adedinin 'Şirket Güvenlik Zabitleri' ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Çalışmanın bulguları itibariyle; bölge ülkelerinde Silahlı Özel Gemi Güvenlik Personelinden (SÖGGP) büyük oranda faydalanılmakta, deniz haydutlarını caydırmak için pasif tedbirler etkinlikle kullanılmakta, bölgeye gönderilen gemiler için çoğunlukla Kaçırılma ve Fidye sigortası yapılmakta, bölgede artan deniz haydutluğu faaliyetleri, donatanların Gine Körfezi bölgesine sefer yapma konusundaki düşüncelerini olumsuz etkilemekte ve son olarak daha önce gemilerde saldırıya maruz kalan personel halen gemilerde çalışmaya devam etmekle birlikte, saldırılardan olumsuz etkilenmektedir. Konuyla ilgili gelecekte yapılacak araştırmalarda; - Güvenlik, ekonomi ve personel olarak üç başlık altında ele alınan konularının ayrı ayrı olarak incelenmesinin faydalı olacağı, - Diğer araştırma teknikleri ile (anket gibi) bögede saldırı/saldırı teşebbüsüne maruz kalan Türk ve yabancı şirketlere ait gemi kaptanlarının görüşleri ve siber güvenlik gibi konunun değişik boyutlarının deniz haydutluğuna etkilerinin de ele alındığı daha kapsamlı araştırmalar yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Denizcilikte siber güvenlik: Türk gemi işletmecileri üzerine bir inceleme
Denizcilikte, güvenlik en önemli unsurların başında gelmektedir. Denizcilik sektörünün her alanında teknolojinin payı oldukça yüksektir, bu durum paralel olarak yapılacak olan siber saldırılara karşı güvenlik önlemlerinin önemini göstermektedir. Güvenlik önlemleri alınmamış sistemlerde doğabilecek sonuçlar oldukça ağır maddi ve manevi hasarlara sebebiyet verir. Dolayısıyla siber saldırıları tanımak, olabilecek saldırılara karşı önlemlerin önceden alınması oldukça önem arz etmekte olup bu konuda en zayıf nokta ise insan faktörüdür. Eğitimli ve farkındalığı yüksek personel istihdamı alınabilecek en önemli önlemdir. Denizcilik sektörünün bu konuda yapacağı yatırımlar ile personel farkındalığının artırılması gerekmektedir. Bu çalışmada siber saldırı çeşitleri, gemi, şirket ve limanların bilgi alışveriş yöntemleri, gemilerde kullanılan siber saldırılara uğrayabilecek cihazların özellikleri incelenmiştir. Türk gemi işletmecilerindeki ilgili departman yetkilileriyle görüşmeler yapılmış ve durum analizleri tamamlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda şirketlerin ve dolayısıyla gemilerin siber güvenlik hususunda yeterince önlem almadığı gözlemlenmiş ve bu duruma yeterince kaynak ayrılmadığı tespit edilmiştir. Kaynak ayrılmaması, personel eğitiminde ve yazılım yetersizliğine sebebiyet vermekte olup siber güvenlik konusunda ciddi zafiyetlere yol açmaktadır.
Deniz sigortacılığında p&ı talep analizi: Gemilerin temel özelliklerine göre karşılaştıkları p&ı talepleri
Deniz sigortacılığı tarihte deniz ticareti ve sigorta kavramlarının ortaya çıkmasıyla beraber meydana gelmiş ve bu iki unsurun gelişmesiyle beraber gelişim göstermiştir. Koruma ve Tazmin (P&I) sigortası da tarihteki deniz sigortacılığı gelişiminde bir takım bazı gereksinimlerinden ötürü ortaya çıkmış ancak birçok açıdan diğer sigorta çeşitleriyle farklılık gösteren bir sigorta türüdür. P&I sigortası, gemilere koruma teminatları sağlayarak başlamış ardından tazmin teminatları kapsamıyla genişletilmiştir. Kulüp sigortası olarak da adlandırılan P&I sigortası genel olarak gemilerin üçüncü şahıslara karşı olan sorumluluklarını teminat altına almaktadır. Özellikle son yıllarda Türkiye ve dünyada yaşanan hukuki gelişmeler P&I sigortasını donatanlar için zorunlu kılmaktadır. Bunlara örnek olarak, Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlandırılması Hakkında Milletlerarası Sözleşme (LLMC), Hukuki Sorumluluk Konvansiyonu (CLC) ve Gemi Yakıtlarından Kaynaklanan Petrol Kirliliği Zararının Hukuki Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmesi (BUNKER) gibi özellikle çevre kirliliği hakkında olan uluslararası sözleşmeler gösterilebilmektedir. Türkiye'de ise kulüp sigortası ile hukuki bir uygulama olan "Deniz Alacaklarına İlişkin Gemilerin Sigortalandırılması ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik" 14.11.2010 tarih ve 27759 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, 01.07.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Uluslararası P&I Kulüpler Grubu (IG) dünya üzerindeki deniz ticaret filosunun tonaj olarak yaklaşık %90'ını sigortalamaktadır. Kulüpler bundan ötürü risk ve hasar analizleri yaparak, kayıpların etkilerini ve maliyetlerini indirme amacı gütmektedir. Bazı kulüpler kendilerine gemiler tarafından iletilen hasar taleplerini analiz etmiş ve bunları frekans, maliyet, gemi tipi ve hasar tipi gibi kategorilerde değerlendirmiştir. Bu analizler, deniz ticaretinde kalite ve hızı arttırmak yönünde yapılan çalışmalar olup, denizcilik sektöründe yaşanabilecek can ve mal kayıplarının önlenmesi açısından da önem arz etmektedir. Hasar analizleri bazı P&I kulüpler tarafından ülkeler çapında da uygulanmış, gerek gemi tipi gerekse hasar tipleri üzerinde ülkeler arasında bir takım farklılıklar gözlemlenmiştir. Ancak Türkiye'de karşılaşılan P&I hasarları ile ilgili herhangi bir detaylı araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada yapılan analizlerde gemi özellikleri ile hasar tipleri arasındaki ilişki SPSS istatistik programı kullanılarak ki-kare, post-hoc, one-way anova testleri vasıtasıyla araştırılmıştır. Böylelikle, Türkiye'de sık karşılaşılan hasar tipleri ve bu hasarların gerçekleştiği gemilerin özelliklerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Deniz Sigortacılığı, P&I Sigorta, P&I Hasarları, Gemi Özellikleri, Hasar Analizi
Türkiye'nin Karadeniz kıyısındaki deniz kirliliği ihlallerine yönelik bir çalışma
Küresel çevre sorunları, insanlığın geleceğini tehdit etmekte olup deniz kirliliği bu sorunlardan biridir. Denizler; yaşamın temeli oksijen ve denizel besin rezervlerinin kaynağı olmanın yanında deniz turizmi, deniz ulaştırması gibi birçok aktivitenin ev sahibidir. Deniz kirliliğinin kaynakları incelendiğinde bu kirliliğin kara, hava, açık deniz tesisleri kazaları ve deniz araçlarından kaynaklı olduğu görülmüştür. Deniz kirliliği ile mücadele uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatların oluşturulmasıyla küresel olarak devam etmektedir. Karadeniz ise kapalı bir deniz olarak diğerlerine oranla kirlilik tehdidine daha açıktır ve özel alan olarak ilan edilmiştir. Deniz trafik yoğunluğu artışına paralel bölgede deniz ulaştırması kaynaklı deniz kirliliği tehdidi de artmaktadır. Bu çalışmada "Türkiye'nin Karadeniz kıyısındaki deniz kirliliği ihlalleri ve kaynaklarının tespiti" araştırma sorusu olarak belirlenmiş ve temelini "Deniz kirliliği" ve "Deniz araçlarından kaynaklı deniz kirliliği" kavramları oluşturmuştur. Sahil Güvenlik Komutanlığınca Karadeniz kıyı ve açıklarında tespit edilen ihlallerin verileri analiz edilmiş, Karadeniz'deki deniz araçları kaynaklı kirlilikler belirlenip çözüm önerileri geliştirilmiştir. Deniz kirliliği konusunda ulusal ve uluslararası literatürde Karadeniz'e yönelik bu tip bir çalışmaya rastlanılmaması araştırmanın önemine ayrı bir değer katmaktadır.
Deniz ulaştırması emniyet yönetimi için trafik akış simülasyonu uygulaması
Deniz ulaştırması, küresel ticaret ve küresel ekonomi için oldukça önemlidir ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biridir. Geçen yüzyılda, büyük etkileri olan deniz kazaları meydana gelmiştir, bu nedenle emniyet ve emniyet yaklaşımı tepkisellikten uzaklaşarak öngörülebilir yaklaşım önemli hale gelmiştir. Deniz ulaştırmasının sürdürelebilirliği can emniyeti ve seyir emniyetinin ve deniz çevresinin korunması ile mümkündür. Bu araştırmada, deniz trafiğini analiz etmek için genel bir trafik akım benzetim modeli geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, deniz trafiği koşullarındaki olası değişikliklere göre uyarlanabilir, güncellenebilir bir model geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla araştırma sürecinde nitel ve nicel yöntemler kullanılmıştır. Nitel araştırma sürecinde, modeldeki değişkenlerin belirlenmesi için ilgili alanyazın taraması yapılmıştır. Belirlenen değişkenler benzetim modelinde kullanılmıştır. İlgili yazında, etmen tabanlı modelleme yaklaşımının araştırma konusunun niteliği ve amaçlarına uygun olduğu tespit edilmiştir. NetLogo dili ve programı açık kaynak kodlu, ücretsiz, akademik çalışmalarda en çok kullanılan, buna ek olarak kullanılan dile yakın kodlama, prosedürler içermesi nedenleriyle deniz trafiği akım benzetim modeli NetLogo'da geliştirilmiştir. Geliştirilen model açık deniz alanında uygulanmıştır. Benzetim modelinde deneyler gerçekleştirilmiş ve benzetim çıktısı olarak riskli koordinatları görselleştien risk haritaları ortaya çıkarılmıştır. Model, bu alandaki risklerin ortadan kaldırılması için model güncelleştirilmiş ve uyarlanmıştır, bu amaçla riskli alan için bir trafik ayrım düzeni uygulanmıştır ve deneyler gerçekleştirilmiştir. Trafik ayrım düzeni sonrası, risk haritalarında değişikliklerin olduğu ve riskli koordinatların başka bir bölgeye aktarıldığı görülmüştür. Bulgular ve sonuçlar, benzetim modelinin deniz trafiğini analiz etmek için uyarlanabilir ve güncellenebilir bir model olduğunu ve bu modelin farklı deniz trafiği durumlarını analiz etmek için kullanılabileceğini, çalışma amaçlarına uygun olduğunu göstermektedir. Çalışmanın sonuçlarının, deniz trafiği koşullarındaki olası değişiklikleri analiz etmek, yeni stratejiler geliştirmek için karar vericilere bir karar destek aracı olarak hizmet etmesi beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Deniz Trafiği, Benzetim, Deniz Trafik Akım Benzetimi, Etmen Tabanlı Modelleme, NetLogo.
Ege denizi arama kurtarma bölgesinde gerçekleşecek arama kurtarma faaliyetleri kapsamında kullanılacak insansız hava araçlarının sahil istasyon mevkilerinin optimizasyonu
Arama ve kurtarma (A/K) operasyonları kara veya denizlerde meydana gelen kaza/olaylarda insan hayatını kurtarmak amacıyla gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Bu operasyonların kısa sürede ve doğru şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. İnsansız hava araçları (İHA) sürat avantajları, kamera, radar gibi kazazedeleri takip edebilecekleri faydalı yüklere sahip olmaları sebebiyle A/K operasyonlarında kullanılabilecek başarılı bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ege Denizi Arama ve Kurtarma Bölgesinde gerçekleşecek arama ve kurtarma faaliyetlerinde İHA'ları etkin bir şekilde kullanabilmek maksadıyla bu araçların kontrol edilecekleri istasyonların mevkilerinin en uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada İHA'ların sahil kontrol istasyonlarının yerlerini belirlemede etkili olan coğrafi ve meteorolojik koşullar, İHA'lardan kaynaklı kısıtlar, Çanakkale Boğazı gibi stratejik su yollarının önem derecesi, kaza/olay yoğunlukları gibi parametreler belirlenmiştir. Bu parametreler belirlendikten sonra problemi çözecek matematiksel modelin tasarımına başlanmıştır. Problem konusu itibariyle tesis yeri seçimi problemidir ve çözüm için hazırlanan model önce küme kaplama sonrasında da maksimum kaplama denklemleri kullanılarak oluşturulmuştur. Model oluşturulduktan sonra GAMS (General Algebraic Modeling System) isimli programlama diliyle çözülerek Ege Denizi Arama ve Kurtarma Bölgesi için en uygun mevkiler bulunmuştur. Hazırlanan matematiksel model, Ege Denizi dışındaki farklı coğrafi ve meteorolojik koşulların etkili olduğu, deniz kaza/olaylarının farklı derecede yaşandığı farklı coğrafyalar içinde kullanıma hazırdır. Model, A/K dışında da hastanelerin, itfaiye istasyonlarının acil müdahale merkezleri gibi alanların konumlarının belirlenmesi amacıyla da kullanılabilecektir.
Denizcilikte emniyet kültürü modellemesi
Emniyet kültürü Çernobil'de meydana gelen kazanın ardından günümüze kadar gerçekleşen bir dizi endüstriyel kaza soruşturmasında başrolde bulunmaktadır. Güçlü emniyet kültürüne sahip kuruluşların işyeri kazalarını önlemede etkili olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Çok fazla değişkenin etkin olduğu, emniyet kültürünün, anlaşılması ve modellenmesi karmaşık ve zorlayıcı olabilmektedir. Karmaşık ve zorlayıcı problemlerin çözümünde kullanılan teknikler günden güne gelişmektedir. Bu sebeple, yapılan tezde yapay zekâya dayanan yöntemler ve istatistik teknikleri birlikte kullanılmıştır. İstatistik tekniklerinden çoklu lojistik regresyon analizi (ÇLRA) kullanılırken yapay zekâ yöntemlerinden ise yapay sinir ağları (YSA) tercih edilmiştir. ÇLRA ikiden fazla kategorisi olan bir bağımlı ve birçok bağımsız değişken arasındaki ilişki incelebilmektedir. YSA ise insan beynini taklit edebilen bu şekilde insanlar gibi öğrenebilen, öğrendiği bilgiyi yorumlayabilen ve bu çıktıları kullanarak sonuç üretebilen sistemlerdir. Bu sayede içerisinde çok fazla alt başlık bulunduran, emniyet kültürünün kazalara olan etkisinin modellenmesinde ÇLRA ve YSA kullanılmasının mümkün olduğu görülmüştür. Tez kapsamında belirlenen 218 kaza veya kazaya yaklaşma olayının emniyet kültürü alt başlıkları özelinde değerlendirilme yapılmıştır. ÇLRA %83.5 oranında sonuçları doğru sınıflandırmış ve altı alt başlığı model için anlamlı bulmuştur. YSA ise %88.1 oranında kaza sonuçlarını doğru sınıflandırmış bütün alt başlıklar model için anlamlı bulunmuştur.
Konteyner taşımacılığında yeşil gemi uygulamaları
Yeşil gemi uygulamaları, gemi kaynaklı hava kirliliğinin ve gemi sefer maliyetlerinin azaltılmasını sağlayan gemi enerji verimliliği uygulamalarıdır. Bu uygulamalar, gemilerin tekne ve makine bölümleri, sevk ve manevra sistemleri, sefer yönetimi ve alternatif enerji kaynaklarının kullanımı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu tezin amacı, gemilerde sefer yönetimi enerji verimliliği uygulamalarının yapılması sonucunda gemi kaynaklı sera gazı salınımının ve sefer maliyetlerinin düşürülmesidir. Bu doğrultuda 5 farklı grup içerisindeki 19 adet konteyner gemisinin ortalama 24 aylık günlük raporlarından alınan RPM, Pitch, vasat draft, trim, hava durumu ve yakıt sarfiyatı verileri incelenmiştir. Gemilerin yakıt sarfiyatları tahmini için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi (ÇDRA) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemleriyle karar destek sistemleri kurulmuştur. ÇDRA modelinde %76 ile %86 oranları arasında, YSA modelinde ise %80 ile %90 oranları arasında uyumluluk elde edilmiştir. Optimizasyon uygulama senaryoları sonucunda RPM optimizasyonuyla %32-37, trim optimizasyonuyla %6,5-%8, balast optimizasyonuyla %6-8 ve hava rotalama optimizasyonuyla %7-12 oranlarında enerji verimliliği sağlanmıştır. Bu sonuçlar, gemi sefer yönetimi kapsamında yapılacak enerji verimliliği uygulamalarının gemi kaynaklı seragazı salınımını ve gemi sefer maliyetlerini azaltacağını göstermektedir.
Türk gemiadamlarının ruh sağlığı durumlarının analizi
Bu çalışmada kapsamında ticari gemilerde çalışan Türk gemiadamlarının ruh sağlığı durumlarının analizi yapılmıştır. Araştırmacı tarafından oluşturulan anket ile gemiadamlarının mesleki memnuniyet düzeyleri, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 (YAB-7) testi kullanılarak anksiyete düzeyleri ve Hasta Sağlık Anketi-9 (HSA-9) testi kullanılarak ise depresyon düzeyi ile intihar ve kendine zarar verme düşünceleri tespit edilmiştir. Ayrıca elde edilen bulgular gemiadamlarının çeşitli demografik değişkenlerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma 403 gemiadamına uygulanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı ile, T-testi ve tek yönlü varyans analizi teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; gemiadamları arasında anksiyete yaygınlığı %19,1, depresif bozukluk %33,2 ve intihar ya da kendine zarar verme düşüncesi ise %20,1 olarak tespit edilmiştir. YAB-7 testi sonuçları demagojik özelliklere göre değerlendirildiğinde; erkek, genç, bekar, deniz tecrübesi daha az, kontrat süresi daha uzun, küçük gemilerde ve yakın seferlerde çalışan gemiadamlarının anksiyete belirti düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. HSA-9 test ortalamaları demagojik özelliklere göre değerlendirildiğinde; kadın, genç, bekar, deniz tecrübesi daha az, uzun süreli kontrat süresine sahip, küçük gemilerde ve yakın seferlerde çalışan gemiadamlarının depresyon belirti düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. İntihar ya da kendine zarar verme düşüncesi demagojik özelliklere göre değerlendirildiğinde; erkek, genç, bekar, deniz tecrübesi daha az, uzun süreli kontrat süresine sahip, küçük gemilerde ve yakın seferlerde çalışan gemiadamlarının intihar ya da kendine zarar verme düşüncelerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Karadeniz memorandumu kapsamında tutulan Türk ve yabancı bayraklı gemilerin güverte bulgularının analizi
Deniz taşımacılığı uluslararası nakliyatta en yaygın kullanılan kendine ait bazı riskleri olan bir taşımacılık türüdür. Dünya ticaretinde taşınan malların yaklaşık %90'nı deniz yolu ile taşınmaktadır. Denizde can ve mal güvenliği, gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi, gemide yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine ilişkin daha katı kuralların uygulanması ve uluslararası denizcilik düzenlemelerine uymayan standart altı gemiler ile taşımacılığın önüne geçilmesi için oluşturulmuş denetleme mekanizmalarından biri de Liman Devleti Kontrolüdür. Bu çalışma ile Türkiye'nin de dahil olduğu Karadeniz Memorandumu kapsamında yapılan liman devleti denetimleri sonucu tutulan gemilerin, güverte eksikliklerinden kaynaklı tutulma nedenleri ile denetim yapılan ülke, gemi bayrağı, gemi tipi, groston, gemi yaşı ve klas kuruluşu arasındaki ilişkinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Karadeniz MOU resmi web sitesinden alınan verilere istinaden 2016-2018 yılları arasında toplam yapılan 15393 denetleme içerisinden güverte eksikliğinden kaynaklı 558 geminin tutuklandığı ve bu gemilere toplamda 1854 adet tutulmaya sebebiyet veren güverte maddesi yazıldığı tespit edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi için IBM SPSS İstatistik 23 programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarının, gemi adamları, liman ve bayrak devleti denetçileri ve gemi donatanları için deniz kazalarının ve gemilerin tutulmasının önlenmesi açısından yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Silahlı özel deniz güvenlik görevlilerinin denizciliğe intibakı üzerine ampirik bir araştırma
Dünya tarihi boyunca dönemsel olarak etkili olan korsanlık ve deniz haydutluğu zamanla değişim göstermiş, buna bağlı olarak alınan karşı tedbirler de değişim kaçınılmaz olmuştur. Son 10 yıllık dönemde tekrar yükseliş gösteren deniz haydutluğuna karşı alınan önlemlerden bir tanesi belki de en önemlisi Silahlı Özel Deniz Güvenlik Görevlisi (SÖDGG) kullanımı olmuştur. SÖDGG ihtisası henüz başlı başına bir meslek olmayıp, bu görevde bulunan personel çoğunlukla farklı ülkelerin kolluk güçlerinde geçmişte görev yapmış kişilerden oluşmaktadır. Söz konusu personelin; denizciliğin temeli olan disipline uyum sağlamaları, denizciliği bir mesleki kariyer olarak nasıl değerlendirdikleri, gemideki diğer personel ile uyum ve işbirliği içinde faaliyet göstermeleri, gemideki hiyerarşik yapıda görev yapmaya kişilik olarak uygun olup olmadıkları, ailelerinden ve sevdiklerinden uzakta görev yapmaktan duygusal olarak nasıl etkilendikleri, denizciliğin doğası gereği oluşan iş koşullarına ayak uydurabilmeleri ve fiziksel koşullara uygun olmaları oldukça önemli olan hususlardır. SÖDGG personelinin denizciliğe intibakı çalışması, iş verimliliklerini artıracağı gibi işe uygun insanların seçilerek en kaliteli hizmetin alınması açısından da son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı; SÖDGG personelinin denizciliğe intibakına katkı sağlayan unsurların tespit edilmesi ve söz konusu personelin seçim sürecine katkı sağlanmasıdır. Bu amaçlar doğrultusunda tanımlayıcı ve keşifsel nitelikli bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Yöntem olarak araştırma sorusu oluşturulmuş, anket tekniği ile 125 SÖDGG personelinden demografik bilgileri, denizcilik algısına yönelik sorulara verilen cevaplar ile açık uçlu sorularla gizli kalmış diğer veriler toplanmış, ankete geçerlilik ve güvenilirlik testleri uygulanmış, toplanan veriler SPSS version 24 programında parametrik ve parametrik olmayan analizlere tabi tutulmuştur. Verilerin analizi sonucunda; SÖDGG personelinin denizciliğine intibakının 6 alt boyut (Kariyer, İşbirliği ve Uyumluluk, Kişilik Uygunluğu, Duygusal, İş Koşulları, Fiziksel Koşullar) altında değerlendirilebileceği görülmüştür. SÖDGG personelinin meslek olarak askeri geçmiş süreleri ile kariyer alt boyutu arasında anlamlı bir farklılık, kişilik uygunluğu alt boyutu arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki ve işbirliği ve uyumluluk alt boyutu arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki gözlenmiştir. Daha önce gemide çalışmaları ile iş koşulları ve duygusal boyut arasında anlamlı farklılıklar bulunduğu görülmüştür. Deniz haydutlarıyla çatışma tecrübesi ile kişilik uygunluğu alt boyutu arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. SÖDGG personelinin eğitim durumları ile iş koşulları ve duygusal alt boyutlar arasında anlamlı farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Denizciliğe intibak alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde kişilik uygunluğu ve duygusal alt boyut arasında bir ilişki gözlenmemiştir. İşbirliği ve uyumluluk alt boyutu ile iş koşulları alt boyutu arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki görülmüştür. Açık uçlu sorulara verilen cevaplarda SÖDGG personelini denizde olumlu yönde en çok etkileyen değişken gemi personeli ve SÖDGG arasındaki işbirliği olurken, olumsuz yönde en çok etkileyen değişken olarak aile özlemi ve aileden uzaklık belirtilmiştir.
Meslek seçiminde kariyer karar verme zorlukları: İzmir ilindeki denizcilik meslek liseleri ile diğer liselerdeki son sınıf öğrencileri üzerine bir araştırma
Meslek seçimi bireyin hayatı boyunca aldığı en önemli kararlardan biridir. İnsanların yaptıkları seçimler hayatlarındaki diğer kararları da etkilemektedir. Bu seçimin öncelikle bireysel mutluluk ve sonrasında da dolaylı olarak toplum refahı üzerinde büyük etkileri bulunmaktadır. Meslek seçimi genel anlamda geri dönüşü oldukça zor ve önemli bir karardır. Birey, hayatında önemli yer tutan bu seçimi yaparken çeşitli zorluklar yaşamaktadır. Bazı kişiler meslek seçimi konusunda yaşadıkları zorlukları rahat bir şekilde aşabilirken, bazıları ise üstesinden gelemeyerek kendileri için yanlış bir mesleğe yönelebilmektedirler. Kendi ilgi, yetenek ve değerlerini keşfetmiş ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda bir mesleğe yönelen bireyin mesleki karar verme konusunda zorluk yaşaması olası değildir. Türkiye'de meslek seçimi ortaöğretimden yükseköğretime geçiş noktasında yoğunlaşmaktadır. Bu konudaki zorlanmanın en yoğun şekilde ortaöğretimin seviyesinde eğitim alan 12. sınıf öğrencileri tarafından yaşanıldığı düşünülmektedir. Özellikle meslek lisesi öğrencilerinin belli bir meslek dalında uzmanlaşma yönünde eğitim aldıkları düşünüldüğünde daha az zorlanmaları beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, İzmir ilindeki denizcilik alanında eğitim alan meslek lisesi 12. sınıf öğrencileri ile diğer lise 12. sınıf öğrencileri arasındaki meslek seçimi konusunda yaşanan zorlanma düzeylerindeki farklılıkların saptanması ve sebeplerinin ortaya konmasıdır. Ayrıca çalışmaya katılan öğrencilerin profil bilgilerine göre mesleki karar verme zorlanma düzeylerindeki farklılıkların incelenmesi hedeflenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımı temelinde yapılan bu araştırmada tarama metodu uygulanmıştır. Veriler, orjinali Gati, Krauzs ve Osipow (1996) tarafından geliştirilen, Bacanlı (2008) ve Kesici, Hamarta ve Arslan (2007) tarafından lise öğrencilerine uygulanmak üzere Türkçe'ye uyarlanan Mesleki Karar Verme Zorlukları Ölçeği (MKVZÖ) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2018–2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde İzmir ilinde bulunan Güzelbahçe İMKB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Urla Hakan Çeken Anadolu Lisesi, Güzelbahçe 60.Yıl Anadolu Lisesi ve Konak Çınarlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi okullarında öğrenim görmekte olan 500 adet lise son sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Ölçek sonuçlarından elde edilen veriler, SPSS paket programı aracılığıyla, Mann Whitney U, ANOVA ve korelasyon testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda mesleki karar verme konusunda denizcilik alanında eğitim alan 12. sınıf meslek lisesi öğrencilerinin, anadolu lisesi öğrencilerinden daha fazla zorlandıkları, genel olarak araştırmaya katılan öğrencilerin orta düzeyde zorlandıkları, meslek lisesi öğrencilerinin anadolu lisesi öğrencilerinden daha fazla zorlandıkları, kız ve erkek öğrencilerin aynı düzeyde zorlandıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ailelerinin eğitim ve gelir seviyesi yükseldikçe öğrencilerin mesleki karar verme zorluk düzeylerinin düştüğü, meslek kararını verdiğini beyan eden öğrencilerin, mesleki kararını henüz vermediğini beyan eden öğrencilerden daha az zorlandıkları ve öğrencilerin mesleki karara olan güvenleri arttıkça mesleki karar verme zorlanma düzeylerinin düştüğü sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türk karasularında meydana gelen gemi kazalarının analizi: Bir veri madenciliği uygulaması
Dünya ticaret hacminin yaklaşık %85'inin taşındığı denizyolu taşımacılığı, içinde bulunduğu koşulların değişkenliğinden ötürü her an tehlike ile karşılaşılma olasılığı yüksek bir aktivitedir. Her ne kadar bu riskleri asgari düzeyde tutmak adına yapılan ulusal/ uluslararası çalışmalar, teknolojik gelişmeler, yenilikler olsa da durum belirsizliğini korumaya devam etmektedir. Her geçen sene büyüyen ticaret hacmi dolayısıyla artan deniz ticaret filosuna yükleme-boşaltma limanlarındaki operasyon sürelerinin hızı da eklenince deniz trafiği oldukça artmaktadır. 24 saat faaliyetin hiç bitmediği bir ortamda, bilinen ve bilinmeyen değişkenlerin de etkisiyle deniz kazaları kaçınılmaz bir biçimde oluşmaktadır. Yaşanabilecek en ufak bir olumsuzluğun dahi çok büyük neticeler doğurduğu geçmiş yıllarda görülmüştür. En hafif manada maddi hasarla sonuçlanan kazalar kimi zaman çevresel felaketlere ve hatta insan canına mal olabilecek boyutlara ulaşmaktadır. Bu sebeple kaza nedenlerini tespit ederek farkındalığı artırmak, önleyici tedbirler geliştirmek için politika oluşturmak adına deniz kaza analizlerinin doğru bir biçimde yapılması ve değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Deniz kazalarıyla ilgili dünya genelinde yapılan çalışmaların, istatistiksel analizlerin neredeyse tamamında kaza sebeplerinin başında insan hatasının geldiği görülmektedir. Yakın gelecekte, insansız gemilerin hizmete girdiği bir dünyada bile insan unsuru varlığını sürdürecektir. Hemen her türlü verinin kaydedildiği günümüz bilgi çağında denizcilik alanında tutulan kayıtlar da gün geçtikçe artış göstermektedir. Büyük veri yığınları içinden anlamlı bilgilere ulaşıp bilgisayar programlarıyla tahmin edici ve tanımlayıcı yorumlar yapmamıza olanak sağlayan veri madenciliği yöntemiyle deniz kazalarının analizinin yapılması bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini ise Türk karasularında gerçekleşen deniz kazaları olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacını deniz kazalarında hangi değişkenlerin birlikte hareket ettiğini, veri madenciliğinin önemli analiz yöntemlerinden biri olan birliktelik kuralıyla tespit etmek oluşturmaktadır. Ayrıca veri kodlarından kaza nedeni ve kaza tipi değişkenleri de, veri madenciliğinin diğer analiz yöntemlerinden kümeleme ve sınıflandırma yöntemleriyle analiz edilerek bu değişkenlerin başkaca hangi değişkenlerle ilişki kurduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte toplanan verilerin içerik analizleri yapılarak yorumlanmıştır. Yapılan analizler neticesinde kazalarda geminin yüklü oluşu, seyir halinde olması, gemide kılavuz kaptan olmayışı, baş iter yokluğu, sakin hava ve görüş koşullarının iyi olduğu zamanlarda gerçekleşmiştir. Birliktelik içindeki gemiler yabancı bayrak ve kuru/dökme yük gemilerinden oluşmaktadır. Kazaların bölgesel olarak yerel ve uluslararası gemi trafiğinin diğer bölgelere nazaran daha yoğun olduğu Marmara denizi ve İstanbul boğaz bölgesinde yaşandığı göze çarpmaktadır. Kaza birliktelik sonuçları çıktılarında ise yaralanma, ölüm, kayıp, deniz kirliliği ve maddi hasar oluşmamış, gemiler kurtarma yardım talebinde bulunmamıştır.
Gemilerde enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin uygulanmasına ilişkin türk donatan işletmelerinin karar verme süreçlerinin analizi
Gemilerde enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin etkin bir şekilde uygulanması hem çevresel hem de ekonomik faktörler açısından önemi gün geçtikçe artan bir konu haline gelmiştir. Gemilerde enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin yaygınlaştırılması ve dolayısıyla gemilerden kaynaklanan 〖CO〗_2 salımlarının azaltılması denizcilik sektörünün öncelikli gündem maddeleri arasındadır. Donatan işletmeleri açısından duruma bakıldığında ise; işletmeler açısından en önemli gider kalemini oluşturan yakıt maliyetlerini düşürmek gemilerde enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin hayata geçirilmesi ile mümkün olacaktır. Bu çalışmada, Türk donatan işletmelerinin gemilerde enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin uygulanmasına ilişkin kararlarını etkileyen kriterler ve işletmelerin bu kriterler ışığında yöntemlere dair yapmış oldukları değerlendirmelerin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Öncelikle; Türk donatan işletmelerinin gemilerde enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin uygulanmasına ilişkin kararlarını etkileyen kriterlerin ortaya çıkarılması için odak grup çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında anket formu oluşturulmuştur. Oluşturulan anket formu, Türk donatan işletmelerine yönelik yüz yüze gerçekleştirilen pilot anket çalışması ile test edilmiştir. Pilot anket çalışması neticesinde; karar sürecini etkileyen kriterler ve araştırma kapsamına alınacak olan yöntemler netleştirilmiştir. Son halini alan anket formu ile donatan işletmelerinin temsilcileri ile yüz yüze anket çalışmaları gerçekleştirilerek hem nicel, hem nitel veriler toplanmıştır. Anket uygulamasında; donatan işletmelerin yönetim kademelerininde çalışmakta olan yirmi dört adet katılımcı yer almaktadır. Elde edilen nicel veriler; bulanık analitik hiyerarşi süreci ve bulanık TOPSIS metotları kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma neticesinde; karar süreçlerini etkileyen kriterlerin önem düzeyleri ve enerji verimliliği sağlayan yöntemlerin bu kriterler ışığındaki performans değerleri ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen veriler işletme özelliklerine göre kategorize edilerek analiz edilmiştir. Tüm katılımcıların yapmış olduğu değerlendirmelerin ortalması alınarak elde edilen bulgulara göre, en önemli görülen ilk üç kriter sırasıyla; "planlama, tedarik ve kurulum süreci kolaylığı açısından uygulanabilirlik düzeyi", "operasyonel prosedürlerin kolaylığı açısından uygulanabilirlik düzeyi" ve "geri ödeme süresi performansı" olmuştur. Tüm katılımcılar kategorisinde kriterlere göre en yüksek performans değerlerini alan ilk üç yöntem ise sırasıyla; "tekne temizleme", "pervane temizleme parlatma" ve genel hız azaltımı/optimizasyonu olmuştur. Nicel yöntemler neticesinde elde edilen bulgular, donatan işletmelerinin paylaştıkları, görüş ve tecrübelerini yansıtan nitel veriler ile birlikte değerlendirilmiştir.
İş yeri tehlikeleri ve mesleki riskler: Ticaret gemilerinde meydana gelen iş kazaları üzerine bir inceleme
Deniz taşımacılığı, dünyanın en büyük endüstrilerinden biridir ve binlerce denizcinin katılımıyla milyonlarca ton yük yükleme limanından varış limanına ulaştırılmaktadır. Deniz taşımacılığında, gemiadamının görevi; gemiyi ve yükünü varış limanına gemiye, çevreye, yüke ve çalışanlara zarar vermeyecek şekilde ve mümkün olan en emniyetli biçimde yönlendirmektir. Ancak gemiadamları, yükün ve geminin hasar görmesi sonucu ve gemi üzerinde tehlikeli işler yapılırken meydana gelen yaralanma ve ölüm riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Bunun yanında, çalışma ortamındaki güçlükler, psikososyal ve psikolojik durumlar gemiadamlarını olumsuz biçimde etkilemekte ve muhtemel iş kazalarına davetiye çıkarmaktadır. Yapılan birçok çalışmada, gemiadamlarının ölüm ve yaralanma riskinin karada çalışanlara kıyasla on kat daha fazla olduğu ortaya koyulmuştur. Bu kazaların önüne geçmek, gerekli önleyici faaliyetleri almak ve gemi üzerinde çalışma ve yaşama koşullarını iyileştirmek için daha önce meydana gelen kazaları anlamak ve analiz etmek çok büyük önem taşımaktadır. Buradan hareketle bu araştırma kapsamında, ticaret gemilerinde meydana gelen iş kazalarına ilişkin elde edilen veriler üzerinde keşifsel ve tanımlayıcı analizler yapılarak kaza örüntülerinin ve kazaya sebebiyet veren risk faktörlerinin keşfedilmesi ve önlenmesine yönelik hedeflerin tanımlanması ve öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Nitel araştırma sürecinde elde edilen iş kazalarına tanımlayıcı analizler yapılarak genel bir çerçeve ortaya konulmaya çalışılmıştır. Nicel araştırma sürecinde ise veriler üzerinde uygulanan veri madenciliği yöntemleri yardımıyla değişkenler arasındaki ilişkiler ve yaralanma şiddetine etki eden risk faktörleri ortaya konulmuştur. İş kazası sonucu meydana gelen yaralanmanın şiddetinin belirlenmesinde etkili olan en önemli değişkenin kaza esnasında yapılan iş olduğu ortaya koyulmuştur. Bunun yanında, Analitik Hiyerarşi Süreci uygulaması ile kazaların meydana gelmesinde emniyetsiz çalışma ve talimatlara uymamanın en önemli kaza nedeni olduğu değerlendirilmiştir. İş kazalarının önlenmesi için öncelikle insan makine etkileşimini en aza indirgeyecek uygulamalar yapılmalı ve gemiadamlarının emniyet algısı sürekli eğitim ve talimlerle geliştirilmelidir.
Denizde çatışmadan kaçınma rotası planlama ve optimizasyonu
Küresel ticaretin gelişimi ile birlikte denizyolu taşımacılığına olan talebe bağlı olarak ulusal ve uluslararası seyir rotaları giderek yoğunlaşmaktadır. Bu durum gemilerin çatışma riskinin artmasına neden olmaktadır. Denizde çatışma genellikle, manevra zamanlaması hataları, çatışma riski değerlendirme hataları ve çatışmadan kaçınma için gerekli olan stratejilerde eksiklikler gibi insan hatası kaynaklı nedenlerden dolayı meydana gelmektedir. İnsan kaynaklı bu hatalar seyir emniyetinin sağlanmasında otomasyon ve karar destek sistemlerinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Buradan hareketle bu araştırma kapsamında, denizde çatışma riski içeren karşılaşma durumlarında çatışmadan kaçınma hareketinin uygulanmasında seyir zabitine referans olabilecek bir karar destek sistemi geliştirilmiştir. Bu araştırmada, denizde çatışma riski olduğu varsayılan durumlarda uluslararası denizde çatışmayı önleme kurallarına göre yol vermesi gereken geminin çatışmadan kaçınma hareketinin planlanması ve optimizasyonu hedeflenmiştir. Diğer taraftan, gemilerde genellikle tecrübe ve yetkinliğe dayalı olarak subjektif bir şekilde icra edilen çatışmadan kaçınma hareketini bir karar destek sistemi vasıtasıyla yöneterek bu hareket için kat edilen mesafenin minimize edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Nitel araştırma sürecinde görüşme yöntemi ile uzmanlardan elde edilen bulgular neticesinde, problem çözümü için oluşturulan matematiksel modelde yer alan değişken kısıtları ve senaryo testlerinin girdileri belirlenmiştir. Nicel araştırma sürecinde ise Genetik Algoritma ve Bulanık Mantık yaklaşımları ile oluşturulmuş çözüm algoritması (ColAv_GA) ile problem çözümüne ulaşılmıştır. Geliştirilen algoritma otonom su üstü aracı (ASV) ile gerçek ortamda, köprüüstü seyir simülatörü ile sanal ortamda test edilmiş ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu araştırma kapsamında elde edilen çıktının seyir emniyetinin artmasına ve seyir maliyetlerinin azalmasına katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Diğer taraftan oluşturulan algoritmanın otonom gemiler ve insansız su üstü araçları için çatışmadan kaçınma alt modülü olarak kullanılabileceği öngörülmektedir.
Aliağa bölgesinde coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak gürültü kirliliğinin haritalandırılması
Çalışmanın amacı TCEEGE limanında farklı dönemlerde ve operasyonlar sırasında oluşan gürültünün şiddet ve yoğunluk dağılımını ortaya koymaktır. Metot olarak, TCEEGE limanında, gürültü seviyelerinin haritalanması amacıyla; Giriş, CTS, rıhtım A, rıhtım B, rıhtım C, A sahası, C sahası ve bakım üzerinde 8 ayrı ölçüm istasyonu belirlenmiştir. Gürültü ölçümü yapılan ölçüm istasyonlarının koordinatları ise GPS Essentials uygulaması ile tespit edilmiştir. Gürültü seviyelerini ölçmek için, kalibrasyonu yapılmış olan SL- 814 marka gürültü seviyesi ölçüm cihazı kullanılmıştır. Seçilen ve koordinatları alınan 8 adet ölçüm istasyonunda 10 Haziran 2019' da (1 Gün) 10.00-12.00 saatleri arasında sabah, 13.00-15.00 saatleri arasında öğle ve 15.00-17.00 saatleri arasında akşam gürültü ölçümleri yapılmıştır. Ölçüm sonucu bulunan gürültü değerleri ve istasyonların koordinatları Arcgis 10.4.1 Desktop (Interpolation Inverse Distance Weighted (IDW)) paket programı kullanılarak, gürültü seviyeleri şeklinde haritaya girilmiş ve çalışma yerinin sabah, öğlen ve akşam saatlerindeki gürültü kirliliğini gösterir haritalar ayrı ayrı çıkarılmıştır. Çalışma sonucu, öğle vaktindeki ve Rıhtım A′daki gürültü seviyeleri en yüksek seviye olarak tespit edilmiştir ve bunun sebebi ise operasyon ve trafiğin artmasına bağlanmaktadır. Gürültü değerlerinin normal sınırlar içinde olmadığı açıklanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Aliağa, Gürültü Kirliliği, CBS, Haritalar, TCEEGE.
Deniz trafik operatörlerinin çalışma alanlarının ergonomisi üzerine bir araştırma: İzmir gemi trafik hizmetleri uygulaması
Deniz taşımacılığı uluslararası ticaretin önemli unsurlarından biridir. Deniz taşımacılığının sorunsuz bir şekilde işleyebilmesi için ise deniz trafiğinin düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacın bir ürünü olarak gemi trafik hizmetleri ortaya çıkmıştır. Deniz trafiğinin yönetilebilmesi ve aksaklıkların yaşanmaması için deniz trafik operatörlerinin çalışma alanlarının ergonomik koşulları uygun olmalıdır. Bu araştırmada deniz trafik operatörlerinin çalışma alanlarının ergonomik açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, sürekli bilgisayar başında olan deniz trafik operatörlerinin ergonomisine odaklanan ilk çalışmalardan biri olması bakımından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket uygulanmıştır. Anket sonucunda analizler SPSS for Windows v25.0 paket programı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre deniz trafik operatörleri, genel olarak iş akışındaki uygulamalar, aydınlatma ve masanın kullanışlılığın iyi, havalandırmanın ise kötü durumda olduğunu belirtmiştir. Çalışma alanı ve ekipmanlar ile işyeri hakkındaki genel değerlendirme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki söz konusudur. Son olarak çalışma alanı ve ekipmanlar, işyeri hakkındaki genel değerlendirmeyi olumlu etkilemektedir.
Gemi donatanlarının zabitan seçimlerinde karar verme sürecine ilişkin model geliştirme
Denizcilikte yaşanan kazaların nedenleri arasında en büyük rolün insan faktörü olduğu bilinmektedir. İnsan faktörü kök nedenleri incelendiğinde ise işletmedeki işgören seçim hataları ve yetkin olmayan personelin gemilerde çalışması sonucu meydana gelen hataların kazalara neden olduğu görülmektedir. Bu nedenle gemide çalışan personelin yetkin ve yeterli olması oldukça önemlidir. Bu çalışma ile uzakyol vardiya zabiti seçim kararının doğru verilmesi için seçim kriterlerinin ve bu kriterlerin seçim kararına olan etkisinin tespit edilmesi için bir model geliştirilmesi amaçlanmıştır. Görüşme yöntemi ile uzman (n=12) görüşüne başvurularak 18 kriter belirlenmiştir. Belirlenen bu kriterler akademik görüş alınarak 4 ana başlık altında sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan bu kriterlerle hiyerarşik yapı kurularak Bulanık AHP yöntemi ile uzman (n=8) görüşünün alınması sonucunda seçim kararına olan ağırlıkları hem gemi tipine göre hem de genel bir değerlendirme çerçevesinde tespit edilmiştir. Bu kapsamda seçim kararına etki eden ölçütlerin ağırlıkları tespit edilerek amaçlanan model oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda denizcilikte insan kaynakları yönetimi stratejileri, işgören seçim yöntemlerinin değerlendirilmesi, gemiadamlarının eğitimi ile belgelendirilmesi ve ulusal ölçekte yasal düzenlemeler ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Liman yöneticilerinin limanın sürdürülebilirlik performansı açısından öncelikli yetkinliklerinin değerlendirilmesi
İşletmelerde sürdürülebilirlik, ekonomik, çevresel ve sosyal boyutuyla giderek önem kazanan bir kavramdır. İşletmeler, pazardaki rekabet koşullarında ayakta kalabilmek ve avantaj sağlayabilmek için sürdürülebilirlik performansını yüksek tutmalıdır. Sürdürülebilirliğin diğer boyutlarının yanında, çevre için oluşturduğu tehditler ve toplam sürdürülebilirlik hedefleri nedeniyle liman işletmeleri çevresel sürdürülebilirlik performansına önem göstermek zorundadır. Liman işletmelerinin çevresel etkileşimi söz konusu olduğunda operasyonel işlemler ön plana çıkmakta ve bu işlemlerin sorumlusu olan liman operasyon müdürünün yetkinliği daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, konteyner taşımacılığı özelinde liman operasyon müdürlerinin limanın çevresel sürdürülebilirlik performansı açısından öncelikli yetkinlik kriterlerinin değerlendirilmesidir. Bu amaç çerçevesinde dört aşamalı bir yöntem süreci izlenmiştir. İlk aşamada, yönetici yetkinlikleri ile ilgili nitel içerik analizleri gerçekleştirilmiş, ikinci aşamada ulaşılan yetkinlik kriterlerinin azaltılması için yapılandırılmış görüşmelerden (n=5) faydalanılmıştır. Üçüncü aşamada, belirlenen kriterlerin çevresel sürdürülebilirlik performansı açısından öncelikli olanlarını belirlemek için üç aşamalı bir Delfi süreci yürütülmüş ve son aşamada Analitik Ağ Süreci (ANP) (n=6) ile yetkinlik kriterlerinin öncelik düzeyleri elde edilmiştir. Çalışma neticesinde, çevresel sürdürülebilirlik performansı açısından 15 liman operasyon müdürü öncelikli yetkinlik kriteri belirlenmiş ve "yönetim becerisi" yetkinliğinin en öncelikli kriter olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yetkinlik sınıflandırması çerçevesinde teknik yetkinlikler kümesindeki yetkinliklerinin öncelik değerleri diğerlerine (iş, bilgi yönetimi ve liderlik yetkinlikleri) göre yüksek bulunmuştur. Limana özgü yetkinliklerin bulunduğu bu kümenin yüksek öncelikli çıkması yetkinliklerde sektörel farklılıklara ve temel alınan Viitala'nın (2005) yönetsel yetkinliklerin hiyerarşik modeli ile uyuşmaya dikkat çekmektedir. Bu çalışma, işletmenin çevresel sürdürülebilirlik performansı için liman operasyon müdürü yetkinliklerinin belirlenmesi/değerlendirilmesi açısından özgün niteliktedir. Diğer sürdürülebilirlik performansı boyutları, farklı tip yük elleçleyen liman işletmeleri ve farklı seviyedeki yöneticiler üzerine gerçekleştirilecek çalışmalar, literatürdeki eksikliğin giderilmesi ve bu çalışmanın sonuçlarının karşılaştırılması bakımından önemli görülmektedir.
Siyah çayın deniz yoluyla taşınması esnasındaki risklerin hata modları ve etki analizi (FMEA) ve kural tabanlı bayes ağları ile değerlendirilmesi
Siyah çay, yüksek higroskopik özellikleri nedeniyle deniz taşımacılığı süresince çevresel parametrelerdeki dalgalanmalara karşı duyarlıdır ve bu durum, ürünün kimyasal ve duyusal bileşenlerinde ciddi bozulmalara yol açabilmektedir. Bu çalışma, siyah çayın deniz yoluyla taşınması sırasında ortaya çıkabilecek potansiyel riskleri sistematik bir yaklaşımla analiz ederek, literatürdeki metodolojik boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Bu amaçla, Hata Modları ve Etki Analizi (FMEA) ile kural tabanlı Bayes Ağları (BN) entegre edilerek, karmaşık nedensel ilişkilerin nicel olarak modellenmesi sağlanmıştır. Uzman görüşleri ve güncel literatürden elde edilen veriler kullanılarak BN modeli için koşullu olasılık tabloları geliştirilmiştir. Model sonuçları, siyah çayın kalite kaybına en fazla katkıda bulunan risk faktörlerinin sırasıyla konteyner içi bağıl nem miktarının uygunsuzluğu (RF 4.3), önerilen havalandırma koşullarının sağlanmaması (RF 4.1), konteynerin yapısal hasarlarından kaynaklanan su sızıntıları (RF 2.2) ve dış ortam bağıl nem seviyelerinin uygunsuzluğu (RF 4.2) olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular, deniz taşımacılığı operasyonlarında aktif nem yönetimi, konteyner bütünlüğünün düzenli denetimi ve çevresel parametrelerin gerçek zamanlı izlenmesi gibi önleyici stratejilerin kritik önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, higroskopik gıda ürünleri için risk tabanlı lojistik planlamada uygulanabilir bir çerçeve sunmaktadır.
Ege Denizi'nde düzensiz göç, güvenlik ve insan hakları paradoksu: Frontex
Günümüz dünyasında göç, gittikçe artan bir şekilde güvenlik problemi ve engellenilmesi gereken bir olgu olarak görülmeye başlanmıştır. 11 Eylül ve sonrası Avrupa şehirlerindeki terör saldırıları sonrası ortaya çıkan yeni güvenlik algılamalarını daha fazla meşrulaştırılan politikacılar, göçü ve göçmen kavramlarını manipüle ederek bunları bir tehdit retoriğine dönüştürmüştür. Ancak göçün güvenlikleştirilmesi (Securitization of Migration) ile ilgili son dönemde ortaya konan argümanlara rağmen göçün bir güvenlik sorunu olmadığı değerlendirilmektedir. Bu tezde AB'nin göç ve sığınma ile ilgili politikaları ve bunların etkililiği araştırılmıştır. Elde ettiğimiz bulgularda; hem AB'nin hem de diğer göç alan devletlerin göçe karşı izledikleri politikaların bu olgunun insani boyutunu göz ardı ettiği ve kontrol odaklı pratiklerle dışsallaştırdığı görülmüştür. AB'nin Entegre Sınır Yönetimi kapsamında dışsallaştırma stratejisinin en önemli bileşenlerinden biri ise istihbarat temelli bir güvenlik ajansı olan Frontex'dir. Frontex, bugün AB dış sınırlarını etkili bir şekilde koruması için çok geniş kapsamlı bir araç yelpazesine sahip olmasının yanı sıra her yıl artmakta olan imkan, kabiliyetler ve bütçesi açısından kara, deniz ve hava sınırlarında kilit bir rol oynamaktadır. Ancak AB sınırlarında Frontex tarafından yürütülen harekatların, AB'nin dayandığı liberal demokrasi prensip ve mekanizmalarının uygulanmasını engellediği, ayrıca AB değerleri ve temel haklar sözleşmesinde belirtilen insan hakları ile çeliştiği düşünülmektedir. Frontex, Avrupa sınırlarını yönetmekte üstlendiği aktif rol nedeniyle birçok insanın yaşamı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. AB'nin Frontex gibi v kontrol odaklı yaklaşımları ile yasal göç kanallarını kapatması sadece göçmenlerin ve insan kaçakçılarının ülkeye giriş noktalarını ve stratejilerini değiştirmelerine yol açmaktadır. Bu tezde göç, güvenlik ve insan hakları ilişkisi paradoksal bir çerçevede irdelenmiştir. Zulüm altında olan veya insan onuruna yakışacak bir şekilde yaşayamayan her birey göç etme hakkına sahiptir. Asırlardır süregelen ve karmaşık birçok boyutu olan göçü azaltabilmenin tek yolu savaşların sona ermesi, göç alan ve göç veren ülkeler arasındaki gelir dengesizliklerinin bitirilebilmesi, daha yaşanabilir bir çevrede yaşamak ve daha iyi yönetilmekle mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Düzensiz Göç, Göçmen, Avrupa Birliği, Frontex, Güvenlik, İnsan Hakları.
Arktik deniz buzundaki değişim ve küresel enerji talebinin LNG gemi trafiğine etkisi
Dünyada nüfus artışı ve ekonomik büyümeyle birlikte enerjiye olan ihtiyaç ve talepler hızla artmaktadır. Artan enerji ihtiyacına karşı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), küresel enerji taşımacılığının önemli bir unsuru haline gelmiştir. Bu noktada, Rusya, geniş doğal gaz rezervlerine sahip olması nedeniyle LNG taşımacılığı ve tedarikinde önemli bir rol oynamaktadır. Rusya, büyüyen uluslararası talebi karşılamak için boru hatları ve deniz terminalleri gibi LNG altyapısına önemli yatırımlar yapmaktadır. Buna ek olarak, Arktik, LNG taşımacılığı için stratejik bir konuma ve büyük bir potansiyele sahiptir. Zengin doğal gaz rezervlerine ve önemli pazarlara olan yakınlığıyla, Arktik, Rusya'nın LNG faaliyetlerini daha da genişletme fırsatları sunmaktadır. Özellikle küresel ısınmanın da etkisiyle Arktik bölgede deniz buzunun erimesine bağlı olarak açılan Kuzey Deniz Rotası (NSR) gibi yeni deniz yolları LNG taşımacılığını bu bölgede daha mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada, EViews programı kullanılarak NSR'daki LNG gemi trafiği ile Arktik deniz buzu arasındaki ilişkinin belirlenmeye çalışılmıştır. Verilerin hazırlanmasında Vektör Otoregresif Modeli (VAR) kullanılarak Granger Nedensellik Testi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda LNG gemi trafiği ile Arktik deniz buzu arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, Rusya'nın Sabetta limanından hareket eden LNG gemilerine ait 5 yıllık (2018-2022) veri seti, Census X-12 Yöntemi kullanılarak 2023, 2024 ve 2025 yıllarında NSR'daki LNG gemi trafiğinin tahmini yapılmıştır. Yapılan bu analiz sonucunda Rusya'nın Arktikte bulunan Sabetta limanına gelecek olan LNG gemi sayısında 2025 yılına gelindiğinde ortalama %27.03'lük bir artış olacağı saptanmıştır.
Kılavuz kaptanlarda iş tatmini ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma ağır çalışma temposu içerisinde bir çok stres faktörü içeren Türk karasularında kılavuzluk hizmeti veren kılavuz kaptanların iş tatminleri ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu çalışmada iki durum arasındaki ilişkinin tespit edilmesi değerlendirilmesi ve açıklanması amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada, katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ayrıca, tükenmişlik düzeyini ölçmek için "Tükenmişlik Ölçeği-Kısa Versiyonu" ve iş tatmini derecesini belirlemek için ise "Minnesota İş Tatmini Ölçeği-Kısa Versiyonu" kullanılmıştır. Analiz yapılırken SPSS programı kullanılmıştır; T-testi, Pearson Korelasyon Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Kılavuz kaptanlarda mesleki tükenmişlik ve iş tatminin ilişiklisinin incelendiği çalışmada, genel olarak bakıldığında kılavuz kaptanlar işlerinden yeterli sevide tatmin oldukları ve nadiren kendilerini tükenmiş hissettikleri görülmüştür. İş tatminini etkiliyen en önemli unsurun maaş unsuru olduğu görülürken, mesleki tükenmişliği en çok etkiyelen unsur olarak iş tatmini göze çarpmaktadır
Deniz taşımacılığında nikel madeni yükünün sıvılaşmasından kaynaklanan deniz kazalarının bulanık hata ağacı analizi (FFTA) ve hata türleri ve etkileri analizi (FMEA) yöntemleri ile incelenmesi
Denizyolu taşımacılığında kuru dökme yüklerin sıvılaşması nedeniyle meydana gelen deniz kazaları ciddi can, mal, gemi kayıpları ve büyük çevresel problemlerle sonuçlanan önemli bir olgudur. Uluslararası Denizcilik Katı Dökme Yük Kodu (IMSBC Code) tehlikeli kuru dökme yükleri Grup A, Grup B ve Grup C olmak üzere üç gruba ayırmaktadır. İçerisinde bulundurduğu nemin taşınabilir nem limitini (TNL) aşması durumunda sıvılaşma riski taşıyan yükler Grup A tipi yükler sınıfında yer almaktadır. Nikel cevheri yükü de bu sınıfta yer alan ve taşınması sırasında çok sayıda ölümcül kaza meydana gelen, yüklenmesi ve taşınması sürecinde dikkat edilmesi gereken bir yüktür. Yükün sıvılaşması, ambar içerisinde yükün kaymasına ve geminin alabora olarak tam kaybına neden olabilmektedir. Deniz taşımacılığında en önemli unsur olarak emniyet unsuru öne çıkmaktadır. Bu tez ile nikel madeni taşımacılığında emniyet farkındalığının artırılması amaçlanmaktadır. Bu nedenle çalışmada, denizyolu taşımacılığında nikel madeni yükünün sıvılaşması nedeniyle meydana gelen deniz kazalarının nedenleri üzerine geniş kapsamlı sayısal bir risk analizi yapılmıştır. Bu kapsamda risk analizi değerlendirmesi için, Bulanık Hata Ağacı Analizi (FFTA) ve Hata Türleri ve Etkileri Analizi (FMEA) yöntemleri uygulanmıştır. Bulanık Hata Ağacı yöntemi ile nikel madeni yükününün sıvılaşmasına neden olan temel olayları/hataları belirlemede ve risk analizi yapmada kullanılırken, Hata Türleri ve Etkileri Analizi yöntemi ise, hataların risk öncelik seviyeleri değerlendirmede kullanılmıştır. Nikel madeni yükünde görülen sıvılaşma probleminin potansiyel tehlikelerini ve sonuçlarını ortaya koymak, Hata Ağacı Analizi yöntemini bulanık mantık altında birleştirip Hata Türleri ve Etkileri Analizi yöntemiyle entegre ederek hibrit bir risk analizi ortaya koymak, deniz taşımacılığında nikel madeni yükünün sıvılaşmasına neden olan olaylar üzerine kapsamlı bir risk analizi ortaya koymak, deniz taşımacılığında emniyet kültürünü ön plana çıkararak kuru dökme yük gemilerinde emniyet yönetim sistemlerine ve sıvılaşabilen kuru dökme yükler ile ilgili potansiyel risklerin yönetilmesine katkıda bulunmak yürütülen tez çalışmasının amaçlarıdır. Bu tez çalışmasının sonuçlarının P&I klüpleri, bayrak devletleri, gemi kiralama yükleme, taşıma şirketleri ve yüksek eğitim kurumları gibi denizcilik paydaşlarına ve Uluslararası Denizcilik Katı Dökme Yük Kodu'na katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
Etik değerlerin gemilerde uygulanması ve gemiinsanlarının iş performanslarının arttırılmasına yönelik etkisinin incelenmesi
Denizcilik mesleği, gemiinsanlarının faaliyet gösterdiği ulusal ve uluslararası sularda ticaretin gerçekleştiği geniş bir sektördür. Bu sektör, örf ve âdet kuralları, denizde insan faktörü ve denizcilikte etik kodlar gibi önemli unsurları da içinde barındırmaktadır. Bu özellikleriyle denizcilik mesleği, diğer mesleklerden farklı olarak kendine özgü zorlukları ve avantajları da beraberinde getirmektedir. Gemiinsanları, uzun mesafeli seferler, değişen hava koşulları, yoğun çalışma saatleri ve motivasyon eksikliği gibi zorluklarla baş etmek durumundadır. Aynı zamanda, denizcilik mesleğinde var olan örf ve âdet kurallarının istismar edilmesi, gemide çalışırken etik olmayan davranışlara zorlanması ve gemide etik kurallara uygun bir çalışma ortamının eksikliği gibi sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Bu çalışmanın temel amacı, gemiinsanlarının karşılaştığı sorunlara çözümler üretmek, denizcilik etiği kodlarının gemiinsanları üzerindeki etkisini ölçmek ve bu etkinin iş performansı üzerindeki etkilerini belirlemektedir. Çalışmanın amacı doğrultusunda kullanılan veri seti, anket yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmada, verilerin analizi için IBM SPSS 23 ve SmartPLS 4 paket programları kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre, denizcilikte geçerli olan etik kodların, gemiinsanlarının davranışlarını %43 oranında olumlu yönde etkilediği ve bu etik kodlara uyum sağlayan gemiinsanlarının işlerinde başarı elde edip motivasyonlarını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Gemi havuzlanma operasyonlarında yaşanan sorunlar ve emniyetli havuz operasyonu
Gemi havuzlanma operasyonlarında meydana gelen kazalar, sonuçları itibariyle denizcilik sektörüne ve bu sektöre bağlı diğer endüstrileri de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle gemi havuzlanma operasyonlarında sabit ve değişken risklerin ortaya konması, güncel risk kontrol seçeneklerinin belirlenmesi denizcilik sektöründe emniyetin sağlanması ve sürdürülebilirliği için gereklidir. Bu çalışmada, havuz kazaları kalitatif ve kantitatif olarak analiz edilmiştir. Analizlerde sırasıyla, Bulanık Hata Ağacı Analizi ve Olay Ağacı Analizi yaklaşımları kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda incelenen gemi havuzlanma operasyonlarında takarya problemi farkındalığının arttırılması ile kazaların azaltılması mümkün olabilecektir. Bu sayede muhtemel can, mal kaybı ve çevre kirliliği vakaları da azaltılarak denizcilik sektöründe emniyete katkı sağlanabilecektir. Ayrıca çalışma sonucunda yüzer havuzlarda kazaları önlemeye yönelik tedbirler sunulmuştur. Yüzer havuzlarda gemi havuzlanma operasyonları için sunulan tedbirlerin kazalardaki etkinliği Kanıta Dayalı Akıl Yürütme yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Böylelikle tedbirlerin uygulanması halinde etkisinin nasıl olacağına yönelik sayısal bir fizibilite yapılmıştır.
Karadeniz Bölgesinde meydana gelen rassal şokların deniz ticaretine etkileri
Mavi ekonomi kavramının önemli bir bileşeni olan denizyolu taşımacılığı, küresel tedarik zincirinin ana yüklenicisi olup en çok tercih edilen taşımacılık modudur. Ancak, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler, navlun fiyatlarındaki oynaklık, finansal krizler, politik olaylar ve salgın hastalıklar gibi beklenmeyen olaylara karşı oldukça hassas ve riskli bir sektördür. Bu çalışmanın amacı, rassal şokların Karadeniz ülkeleri limanlarına olan etkilerini tespit etmektir. Çalışmanın amacı doğrultusunda kullanılan veri seti T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Uluslararası Para Fonu kuruluşunun istatistiklerinden elde edilmiştir. Çalışmada, verilerin analizi için nitel veri analizi, frekans analizi, Census X-13 ARIMA analizi ve kukla değişken ile regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası Chornomorsk, Odesa ve Pivdennyi limanlarına gelen gemi sayısında, ihracat hacmi ve ithalat hacminde artış tespit edilmiştir. 2008 Küresel Finansal Krizinin etkisiyle 2009 yılında Türkiye'nin Karadeniz ülkeleriyle olan denizyolu ihracatında bir düşüş tespit edilmiştir. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Türkiye'nin Rusya ile dış ticareti 2023 yılında % 73 artarak zirveye ulaşırken, Ukrayna ile % 61 azalarak dibe vurmuştur. Türkiye'nin Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya ile ihracatında ve Rusya, Ukrayna ile ithalatında mevsimsellik mevcuttur.
Gemilerden kaynaklı petrol sızıntılarının risk analizi İstanbul boğazı G bölgesi demirleme sahası uygulaması
Deniz yolu taşımacılığı, özellikle yük taşımacılığında tercih edilen en önemli yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Deniz taşımacılığı birçok farklı değişkeni bünyesinde barındırması nedeniyle kaza ve tehlikelere açık bir taşımacılık türüdür. Bu çalışmada, gemilerden kaynaklı petrol kirliliğinin etkili bir risk analizini gerçekleştirerek, kirliliğin oluşmasını önleyici adımların belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda kirlilikle sonuçlanan gemi kazaları incelenip, kirliliğe sebep olan risk faktörleri değerlendirilerek kaza analiz rehberinin oluşturulması amaçlanmaktadır. Analizler Ağaç Artırılmış Naif Bayes Ağı (TAN) ile gerçekleştirilmiştir. TAN analiziyle belirlenen Risk Etki Faktörleri GNOME yazılımında senaryo oluşturulmasında kullanılmıştır. GNOME yazılımı ile İstanbul Boğazı Güney Girişi G Bölgesi Demirleme Sahası özelinde bir simülasyon uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları deniz kazaları sonucu kirliliğin devam ettiğini göstermektedir. Bu nedenle kirlilikle sonuçlanan kazların anlaşılması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın en önemli çıktılarından biri yapılan simülasyon sonucunda petrol döküntüsünün 6 saat gibi kısa bir sürede karaya ulaşmaya başlamasıdır. Bu sonuç göstermektedir ki petrolün hareketinin anlaşılması doğrudan kirliliğe müdahale için önemli bir adımdır.
Gemiadamlarının ruh sağlığındaki semptomların tespiti ve analizi
Gemi insanlarının ruh sağlıklarında zihinsel, psikososyal ve fiziksel stres faktörleri nedeniyle önemli etkiler oluşmaktadır. Bu bağlamda, araştırmanın temel amacı, gemi insanlarının ruh sağlığındaki semptomları tespit edip, kişilik özellikleri ile ruh sağlığı semptomları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada veri toplama ölçeği olarak SCL-90-R Ölçeği ve Kısaltılmış Beş Faktör Kişilik Ölçeği kullanılmış olup, örneklem seçimi için de kolay örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini gemi insanları oluştururken, örneklem farklı milletlerden 1.109 gemi insanından oluşmaktadır. Toplanan veriler, IBM® SPSS® 26.0 ve Amos© 23.0 ile analiz edilerek ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik testleri yapılmış, ardından Yapısal Eşitlik Modellemesi ve fark analizleri uygulanmıştır. Ayrıca, semptomların bibliyometrik haritalaması VOSviewer© 1.6.20 yazılımı ile oluşturulmuştur. Araştırma bulgularına göre, Obsesif Kompulsif Belirtiler en yüksek frekansa sahip semptom olarak tespit edilmiştir. Z kuşağına mensup gemi insanları ile Türkiye grubundaki gemi insanları en yüksek düzeyde ruh sağlığı semptomları sergilemiştir. Bununla birlikte, İdeal Kişilik ve Dengeli Sosyal Kişilik özellikleri ile ruh sağlığı semptomları arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Gemilerde yakıt tüketimini azaltmaya yönelik stratejik karar verme yaklaşımı
Küresel deniz ticaretinin büyük bir bölümünün denizyolu ile yapılması gemilerin çevreye olan olumsuz etkilerini artırmaktadır. Gemilerde kullanılan ağır yakıtlardan kaynaklanan emisyon değerlerinin çevreye verdiği zararlar oldukça fazladır. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) gemi yakıtlarından kaynaklı emisyonlar için yaptığı düzenlemeler küresel denizcilik sektöründe dikkat edilmesi gereken bir konudur. Gemi yakıtlarından kaynaklanan çevresel zararları ortadan kaldırmak için ve sürdürülebilirliği devam ettirebilmek için yakıt tüketimine etki eden önemli faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Bu amaçla hazırlanan çalışmada 8 ana kriter ve bu ana kriterlerin altlarında 62 alt kriter karşılaştırılarak gemilerde yakıt tüketimini etkileyen en önemli faktörler belirlenmek istenmiştir. Çalışma sonucunda Ana makine türü (Dizel, turbo şarj…) faktörünün yakıt tüketimini etkileyen en önemli faktör olduğu sonucu elde edilmiştir.
Açık deniz ikmal gemilerinde risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Denizcilik sektöründe emniyetin sağlanması ve kazaların önlenmesi, operasyonların sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle açık deniz ikmal ve destek gemilerinde meydana gelen kazalar hem ekonomik kayıplara hem de çevresel tahribata yol açmanın yanı sıra insan hayatı açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Bu doğrultuda, deniz kazalarının altında yatan sebeplerin ve risk faktörlerinin tespiti, benzer olayların önlenmesi için hayati bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada açık deniz ikmal ve destek gemilerinde meydana gelen kaza verileri incelenmiş ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Küresel Entegre Denizcilik Bilgi Sistemine (GISIS) ve ülkelerin ulusal ve uluslararası kaza veri tabanları üzerinde kayıtlı, 1990-2024 yılları arasında meydana gelmiş 43 kaza analiz edilmiştir. Kazalar genel olarak incelendiğinde; %17'si az ciddi, %25'i ciddi, %58'i çok ciddi önem derecesinde karşımıza çıkmaktadır. Kaza analizleri neticesinde kök nedenleri tespit edilmiş ve İnsan Faktörleri Analiz ve Sınıflandırma Sistemi (HFACS) çerçevesinde sınıflandırılmıştır. Çalışmada HFACS çerçevesi Bulanık Analitik Hiyerarşi Sürecine (FAHP) entegre edilmiştir. Bu entegrasyon, insan hatalarının kazalar üzerindeki rolünü analitik bir yaklaşımla değerlendirerek, HFACS modelini daha nicel bir hale getirmeyi hedeflemektedir. Çalışma ile açık deniz ikmal gemilerinde meydana gelen kazaların insan faktörüne dayalı sebepleri daha iyi anlaşılmış olup, bu süreçlerin iyileştirilmesiyle muhtemel can, mal kaybı ve çevre kirliliği olaylarının minimize edilmesi amaçlanmaktadır.
Ortaöğretim öğrencilerinde denizcilikle ilgili farkındalığın gelişmesinde denizcilik eğitiminin etkisinin incelenmesi
Denizcilik bir milletin gelişimi için hayati önem taşımaktadır. Denizcilik farkındalığı milletin denizciliğe olan ilgisini gösterir. Yapılan çalışmada ortaöğretim düzeyinde denizcilik eğitiminin denizcilikle ilgili farkındalığı artırmasındaki etkisi incelendi. Orta öğretim çağında olan ve yaşları 15 ila 18 arasında değişen öğrenciler guruplara ayrıldı. Birinci grup sivil öğrencilerden, diğer grup ise denizci öğrencilerden oluşturuldu. Sivil öğrenciler kendi içerisinde tekrar iki guruba ayrıldı. Bir guruba hiç denizcilik eğitimi vermeden anket uygulandı. Diğer gruba ise eğitim öncesi bir anket uygulandı devamında 2 saat sınıf ortamında denizcilik eğitimi verildi ve eğitim sonrası aynı anket tekrar uygulandı. Denizci öğrencilere ise sadece anket uygulandı. Anket literatürde bulunan çalışmalardan faydalanılarak farkındalık ve kültür seviyesinin tespitinde kullanılan anketlere benzer şekilde uzman görüşleri doğrultusunda "Denizcilik Farkındalığı Anketi" şeklinde hazırlandı. Anket sonuçlarına göre elde edilen verilerin analizleri SPSS programında yapıldı. Guruplar arasındaki ilişkiler bağımlı ve bağımsız örneklem T testi ve ANOVA testleri uygulanarak incelendi. ANOVA testi sonuçlarına göre Post-Hoc testi uygulandı. Bu sonuçlara göre hiçbir denizcilik eğitimi almamış ve denizciliğe ilgi duymayan öğrenciler almış oldukları denizcilik eğitimi sonrası denizcilik ile ilgili farkındalık kazandığını ve denizciliğe karşı ilgi duymaya başladığı tespit edildi. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası elde ettiğimiz veriler üzerinden yapmış olduğumuz testlerde gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulundu. Bu durum, denizcilik eğitiminin öğrencilerin denizcilik farkındalığı geliştirmesinde etkili olduğunu ortaya koydu.
Gemi tutuklanmalarının FTA ve FMEA hibrit yöntemle incelenmesi
Liman Devleti Denetimi (PSC), liman devletlerinin uluslararası denizcilik anlaşmalarına uygunluğu sağlamak için yabancı bandıralı gemileri sistematik olarak denetlemesidir. Bu çalışma, PSC denetimleri sırasında gemilerin alıkonulmasına neden olan temel eksiklikleri belirlemek ve önceliklendirmek amacıyla Hata Ağacı Analizi (FTA) ile Hata Türü ve Etkileri Analizini (FMEA) bütünleşik olarak kullanmaktadır. Dört bölgesel mutabakat zaptı veri tabanından (Paris MoU, Tokyo MoU, Akdeniz MoU ve Hint Okyanusu MoU) elde edilen veriler ile Ocak ve Temmuz 2023 tarihleri arasında alıkonulan 1.213 gemi sistematik olarak analiz edilmiştir. Gemilerde tespit edilen eksikliklerin olasılıklarını tespit etmek için FTA metodu kullanılırken, bulanık FMEA metodu, eksikliklerin önceliklendirilmesinin güvenilirliğini artırmak için şiddet ve tespit edilemezlik parametrelerini dahil etmiştir. Bulgular yangın güvenliği eksikliklerinin gemilerin alıkonulmasına neden olan en önemli eksiklikler olduğunu ortaya koymuştur. Hibrit FTA-FMEA yaklaşımı, yöntemlerin doğasında bulunan sınırlamaları ele alarak gelişmiş analitik derinlik sunmaktadır. Bununla birlikte, veri kapsamının dört MoU ile sınırlı kalması ve uzman değerlendirmelerinin doğasında var olan öznellik gibi sınırlamalar kabul edilmektedir.
Türkiye'nin Karadeniz'deki iktisadi çıkarları ve güvenliği
Bu çalışmanın amacı Türkiye için Karadeniz'de deniz ticaret faaliyetlerinin mi yoksa güvenlik endişelerinin mi ön planda olduğunu araştırmak ve bir sonuca varmaktır. Bunun için Karadeniz'in deniz ticareti imkanları ve tarihi incelenmiş, tarihte yer alan güvenlik konuları araştırılmış ve Avrupa Birliği'nin bölgeye olan yatırımları ortaya konmuştur. Son olarak Karadeniz'in güvenlik boyutu ve ticari kapasitesi Baltık Denizi ile karşılaştırılmıştır.
Türkiye'de LNG terminali yeri seçimi için bir çalışma
Renewable energy issues are very popular recently. Actually, sustainability and environmental care gained importance in a few decades. Due to over population, global warming and environmental awareness, search for alternative energy sources gained importance. However, the primary energy sources like coal, oil and natural gas still saving their importance for humankind. Between these sources, natural gas is the cleanest one by its nature; it emits almost half carbon dioxide compared to coal. Price advantage also occurred after the revolutionary discovery of shale gas and shale oil, which carried natural gas into a "golden age". With all these advantages, consumption of natural gas rising between the World and also Turkey. It is expected to rise by the century. Natural gas is considered to be "bridging fuel" to a full renewable energy future. As being liquid form of this energy source material, liquified natural gas or shortly the LNG, is transported globally for long years. Actually, the importance of LNG comes from the need for energy globally, and this liquid, densified energy source is even cleaner then natural gas. In process of liquifaction, gas is distilled from foreing particles. There is also some difference in transportation forms of gas and the liquid form of this energy source. Ship transportation in sea and the truck loading in small scale, forms the LNG transportation. However, natural gas is transported mainly via pipelines. Maritime LNG transportation actually has superiorities against pipelines. Natural gas source flexibility and price advantage in long distance pipeline projects are some of them. This research points out the properites of LNG, LNG transportation and advantages of using this fuel. Brief information about LNG infrastructure is also given in this research. LNG carrier ships, liquefaction-regasification processes, equipments and some other important equipment briefly identified. Especially LNG terminals are identified due to their importance in LNG supply chain. LNG terminals are identified as the key units in this chain, and safety regulations are very important in these areas. They also have several limitations, which are identified in this research. Turkey's LNG terminals were identified and considering the increase in Turkey's natural gas demand, it is aimed to search if there is a need for an additional terminal in Turkey. For this reason, energy source diversification and energy security issues are briefly discussed in this research. LNG terminals role in energy security is tried to identify. Location selection problems for logistic investments take a vast place in literature. LNG terminal place selection problem is very important, long-term decision, affecting a country. Also this problem represents a good example for multi-criteria decision making problem, where many study areas are interested. Logistic literature is investigated for location selection problems, and the Generic Fuzzy Analtyic Hierarchy Process method is preferred for answer. Instead of a certain, small scale location option, in this study whole Turkey costs are taken as candidates and investigated for the best option. Marmara, Aegean and Mediteriannien regions weightened between each other according to GFAHP method. Seven factors that effect the location selection are tried to obtain from logistic literature, also from expert opinions. Their importances are weightened according to each other, by asking experts. Mediteriannien region found superior to other regions according to this research, except safety factor. Safety is considered together with security factor, in this study, which is negatively effected today in south of Turkey, this result make finding meaningful. However, some experts consider Marmara is the correct location for next terminal, due to economical reasons, in which, region is like the core of the Turkey. To support economical activity in region, Marmara should be selected as an alternative LNG place according to them. This research is only though as a framework to an inclusive feasibility plan, which should be done before certain terminal selection. There were no known studies done for an LNG terminal location in Turkey, so this study may be guide for further studies in this field.
EFQM kalite mükemmeliyet modelinin Türk gemi geri dönüşüm endüstrisine uygulanması
Ship recycling is known as a "green industry" due to its contributions to the global conservation of resources. Five main countries in the world conduct more than 95% of the world's total ship recycling volume (India, Bangladesh, China, Pakistan and Turkey). For some nations, the recycled materials play an essential role in their local and national economy. Besides, the ship recycling provides many job opportunities in the related countries as a labour-intensive industry. However, ship recycling struggles with many challenges mostly about the environment and human health issues, especially in South Asian ship recycling nations. Common use of the beaching method is the biggest factor, which lowers the standards of the working conditions and capability of the environment friendly movements . Apart from the environmental impact of toxic substances that originated from the obsolete vessels, they are mixed with the beach sand in the ship-recycling zone, which is also the workplace for employees. In addition to this, asbestos is a major threat for employees' health, as they could be exposed to it during unsafe operations. Heretofore, there are mounting evidences indicate that ship recycling have not been carried out properly most of its operations despite the efforts of international bodies such as International Maritime Organizaton (IMO) and International Labour Organization (ILO). The most noticeable effort stands as the Hong Kong International Convention for the Safe and Environmentally Sound Recycling of Ships, which has been adopted by IMO in 2009. The intention is regularizing the industry comprehensively as a main instrument. However, the Convention has not entried into force yet. Turkey and China are known as two promising ship recycling nations when it comes to environmentally sound operations and relatively high working conditions. Turkey is also the most steel scrap importing country in the world by a very big margin. For that reason, the importance of ship recycling for Turkey is considerably high due to gaining cheaper steel scrap for the economy. Nevertheless, Turkish ship recycling industry has its own problems that pending to be resolved. For that reason, the European Foundation for Quality Management (EFQM) has been applied to Turkish ship recycling industry in order to measure current situation of the industry, reveal the weak and strong points, and suggest improvements to reach sustainable development. The EFQM has been applied through a ship-recycling-adapted field survey that responded by academic and industrial perspectives, elaborately. Responses are analyzed with RADAR logic and findings are demonstrated transparently. According to criterions of the EFQM, the weakest points of the industry are found as follows respectively; leadership, society results, strategy, and processes, while the strongest points are respectively; people results and people.
Bulanık-analitik hiyerarşi sürecini kullanarak İstanbul Boğazı'nda deniz kazaları risk analizi
Turkish Straits consist of the Istanbul Strait, Canakkale Strait and Sea of Marmara and is the only door which is opened to international waters for vessels which transport on the Black Sea. More than 90 percent of all products and raw materials are transported by maritime transportation and the Turkish Straits is very significant for international maritime transportation. The Strait has also a niche significance for the Black Sea bordering states (Ukraine, Russia, Bulgaria, Romania and Georgia). The strait is 30 km and it is the narrowest international waterway, which connects the Black Sea and Sea of Marmara thereby Canakkale, Aegean Sea and Mediterranean Sea. Its geographical position and formation, heavy population, historical buildings around it, strong currents and winds are some risks for sea transportation in this strait. There always have the possibility of unpredictable catastrophes such as a collision, grounding, explosion and etc. in this region. Reflections of such unwanted incidents might be very costly for economical, political, environmental and safety concerns. In the past, extremely serious maritime accidents and explosions have occurred on the Istanbul Strait. However, there are limited academic studies regarding to analytical and systematical risk identification and determination of risk levels. In this study, pre-defined risk factors of the Istanbul Strait are explained and numerical weights of each risk are determined by using Fuzzy Analytical Hierarchy Process (F-AHP) method after conducting an expert consultation. The novelty of this study is that we consider the expert consultations by asking pilots, academicians and VTS operators of the Istanbul Strait who know this region better than anyone else. F-AHP method including the expert prioritization and consistency check is used to analyze the data. The results and discussion are expected to guide the representatives minimizing the probable risks before they occur.
Buzlu sularda risk değerlendirmesi ve deniz kaza analizi
The crux of this thesis is to understand sea ship navigation in ice-covered waters. Arctic sea ice melts fast and soon the North Pole is foreseen to be open water. Besides several disadvantages of the global warming to the environment and ecology, it brings some opportunities to the transportation industry. For instance, the Northern Sea Route shortens the maritime distance approximately 7000 nautical miles comparing to the conventional Suez Canal route. This research examines three main topics that are tightly connected each other and may significantly affect polar navigation. Before preparing the voyage plan, statistics and root causes of marine accidents are emerging issues for the polar regions. Secondly, all probable risks and their levels require attention. Finally, if it is decided to navigate through ice-covered waters, the route selection problem should be dealt with through a proper procedure. The mentioned issues are investigated as three chapters in the thesis and each chapters are summarized as follows. In the third chapter, navigational risk factors of the ice navigation are defined and numerical weights of each risk are obtained by using Improved Fuzzy Analytical Hierarchy Process (IF-AHP) method after conducting expert consultations. Navigational routes of North Pole take a significant role of having economic and time advantage for global logistics. Its geographical position, presence of ice, heavy weather conditions, strong currents and winds are some risks for Polar transportation. There always have the possibility of unpredictable catastrophes (marine accidents) such as a collision, grounding, hull damage, etc. in ice-covered waters. Reflections of such unwanted incidents might be very costly for economic, political, environmental and safety concerns. However, there are limited researches regarding to analytic and systematical risk identification and determination of risk levels. The novelty of this chapter is that we consider the expert consultations in order to transform the linguistic expressions into numerical values. IF-AHP method including the expert aggregation and consistency check is used to analyze the data. The results and discussion are expected to guide the representatives understanding to minimize the probable risks before they occur. The aim of the fourth chapter is to understand minimizing the vessel damages and marine accidents occurring in the Arctic region by using Fuzzy Fault Tree Analysis (FFTA) algorithm. Ice navigation has been conducted intensively in summer seasons of the year in the last five years. Therefore, navigation-oriented risk assessment is an emerging issue in the polar regions which are gained from the previous marine accidents in terms of safety. In this chapter, root causes of collision and grounding for the ice navigation are constructed. Risk levels of each factor are determined by expert consultations. Mitigation effectiveness of the precautions is also discussed to prevent the future incidents and provide an enhancement of the safe navigation.
İki zamanlı bir gemi dizel ana makinesi'in modeli ve simülasyonu
Dünya ticaretinin büyük bir bölümü deniz taşımacılığı ile gerçekleşmektedir. Ticaret gemilerinin sevkinde kullanılan ana makineler yakıt tüketimi ve güç avantajlarından ötürü genelde iki zamanlı ağır devirli dizel makinelerden oluşmaktadır. Geminin sevki sırasında ana makine veya makine dairesinde meydana gelebilecek önemli bir arıza sonucu operasyonun aksaması veya durması ile sonuçlanabilecek arızaların azaltılabilmesi için ilk olarak makine dairesi içerisindeki en önemli eleman olan ana makinenin uygun koşullarda çalıştırılması ve korunması gerekir. Bu yüzden operasyon sırasında ana makinenin çalışma prensibinin gemi makineleri işletme mühendisleri tarafından iyi anlaşılması çok önemlidir. Ana makine operasyonunda ana makine ile birlikte çalışan; T/C türbin, T/C kompresör, yağlama ve soğutma sistemleri gibi sistem bileşenleri, mevcuttur. Bu sistemlerde veya bileşenlerinde oluşabilecek problemler ana makinenin çalışmasına direk olarak etki eder. Örneğin, iki zamanlı bir ana makine, egzoz, süpürme, ve yeni çevrim için dolgunun silindire alınması işlemini pistonun alt ölü noktaya yakın konumlarında yapar. Kısa süre içerisinde atmosferik basınçlar ile süpürülme ve yeterli dolgunun sağlanması imkansızdır. Bu yüzden turboşarjer sistemi iki zamanlı ağır devirli bir ana makine için elzem bir ekipmandır. T/C sisteminde meydana gelecek bir arıza ana makinenin çalışma koşullarına direkt etki edecektir. Bu tez çalışması, iki zamanlı bir dizel ana makinesinin modellenmesi, T/C kompresörün oluşturduğu hava dolgusu ile hava girişinden itibaren, T/C türbine egzoz gazlarının T/C'i çalıştırmasına kadar olan sürecin modellenmesini kapsamaktadır. Hesaplamarın yapılabilmesi için silindir gazlarının ideal gaz kanunlarına uyduğu, kaçakların veya geri akışların olmadığı gibi kabuller yapılarak modelleme yapılmıştır. Kütle ve enerjinin korunumu ilkesine dayanarak hava silindir içerisine alındıktan sonra püskürtülen yakıtın barındırdığı kimyasal enerjinin silindir gazları (hava, yakıt, yanmış gaz) üzerindeki sıcaklık ve basınç değişimleri tek bölgeli termodinamik model ve Wiebe Yanma Oranları Fonksiyonu kullanılarak modellenmiştir. Ana makine simülasyonu oluşturulması ana makineye bağlı bir çok alt sistemlerin de modellenmesini gerektirdiğinden, çalışma içerisinde ana makine ve alt sistemler bölümlere ayrılmıştır. T/C kompresör, skavenç manifoldu, emme portu, silindir içi prosesleri (sıkıştırma, püskürtme, tutuşma gecikmesi, yanma, genleşme egzoz, dolgu değişimi), egzoz manifoldu, T/C türbini ayrı birer alt sistem olarak düşünülerek modellenmiştir. Alt modellerin sistem içerisindeki görevine göre herbir sistemin model yaklaşımları farklı yapılmıştır. Bu modellerde lineer model; dolgu değişiminde ve soğutmada, ortalama değer modeli; T/C Türbin ve kompresör hesaplarında, fenomenolojik model; silindir içindeki proseslerde, tek bölgeli termodinamik model; yanma olayında, dalgalanmasız modelleme; egzoz prosesinin açıklanmasında kullanılmış, tutuşma gecikmesi, sıkıştırma, genleşme prosesleri ve güç aktarımı, termodinamik ve matematik denklemler ile oluşturulmuştur. Pervaneye iletilecek fren gücünün hesaplanması için sürtünme kuvvetlerini hesaplayan alt program oluşturularak ana modelleme programına yerleştirilmiştir. Tüm bu sistemlerin ve bileşenlerinin birlikte çalışması krank açısı değişimine bağlı olarak dinamik bir şekilde modellenmiştir. Simülasyon, Labview grafiksel programlama dilinde oluşturulmuş, dinamik sistemlerin modellenmesi için kullanılan State Machine (Durum makinesi) yöntemi kullanılarak yazılım mimarisi oluşturulmuştur. Durum belirleyici olarak krank açısı referans alınmış, krank açısının değişimi durumlar arasında geçişi sağlayarak içerisinde bulunan modellerin birbirilerine veri aktarması ile tüm sistemin ve alt sistemlerin birlikte çalışması sağlanmıştır. Simülasyonu oluşturulan ana makine; Sulzer RTA 84C 12 silindirli iki zamanlı ana makinesidir. Silindir çapı, strok uzunluğu, emme portlarının açılma zamanı, biyel kolu uzunluğu gibi ana makineye ait sabit parametreler makine teknik kataloğundan alınmıştır. Değişken durumlardaki T/C kompresör ve skavenç manifoldu basınç değerleri, maksimum basınç oluşma zamanı, T/C türbin bilgileri, devir sayısı ve yakıt tüketimi gibi değerler ise makinenin değişken durumlardaki test verileri alınarak elde edilmiştir. Oluşturulan simülasyonun farklı yüklerde çalıştırılması ile silindir içerisindeki basınç ve sıcaklık değerlerinin değişimi, egzoz manifoldu basınç ve sıcaklık değerleri, T/C Türbini tarafından üretilen güç, skavenç manifoldu basıncı, ve krankşafta aktarılan güç miktarı hesaplanmıştır. Makine operasyonu sırasında makineye verilen yakıt miktarının değiştirilmesi ile ana makinede meydana gelen değişimlerin izlenebileceği bir simülasyon oluşturulmuştur. Bu çalışmadaki modelleme ve bu tez için geliştirilen örnek simülasyonlar, 0531.STZ.2013-2 SANTEZ projesi ile gerçekleştirilecek olan 'Gemi Ana Makine Sümülatörü' projesinde de kullanılacaktır. Bu yüzden programlama mimarisi proje kapsamında geliştirilmesi planlanan simülatör programına da uyum sağlayacak şekilde oluşturulmuştur.
Gemilerde insan güvenilirliği analizi üzerine bir karar verme model önerisi
The purpose of this thesis is to develop an unique human reliability analysis approach on-board ship based on a decision-making model proposal in order to eliminate and minimize the human error during critical shipboard operations. This approach, additionally contributing current human reliability analysis methods in academic literature, will be applicable on vessel fleets such as container, chemical tanker, petrol tanker, LGP tanker, bulk. With the study under this thesis, it is predicted to reach solid targets mentioned below: i) To minimize the error risk by assessing human reliability in shipboard operations, ii) To test proposed approach for critical shipboard operations such as loading or discharging cargo, bunkering, ballast operations, anchoring, shipboard contingency actions, working in enclosed space, maritime pollution prevention, iii) To create available solutions for shipboard operational concept by developing a valid approach to human error assessment, iv) To determine preventive actions (that improves human reliability) against pivotal factors that cause errors in shipboard operations, vi) To contribute to ship safety management system practices. In human reliability analysis study of correlation among variables especially with incident causalities generic task types (GTT) and error producing conditions (EPC), suitable customization to ship platform, weighting of variables related to decision-making method, consistency in weighting and increasing sensitivity can be mentioned as original aspects of the project. In other words, EPC values will be re-determined by quantifying variables of an existing human reliability analysis method (HEART) with synthesis of human factor analyse and classification system (HFACS) approach. Also, this thesis proposes a smart solution utilising analytic hierarchy process (AHP) technique to weight the importance of each EPC since they are weighted from 0 to 1.Because term descriptions of variables of existing studies in literature are in general structure and direct weighting is implemented on variables. With this study, via offering solutions to related points, implementation of management of human error analysis and reduction technique will be consistently provided in maritime industry. Specially, even though there are peculiar, developed human reliability analysis methods in aviation and railway as well as nuclear industries, there is no unique method for maritime industry yet. With the method presented by the thesis will both satisfy this requirement and it is expected to be utilized in similar sectors such as ports, shipyards, off-shore platforms, etc. To keep contact with academic and industrial experts to contribute researchers` careers. As a result, proposed thesis with these aspects, will be providing new perspective to human reliability assessment researches and will provide marine-specific HRA in transportation industry.
Gemi sefer yönetiminde enerji verimliliğinin optimizasyonu
Denizcilik sektörü son yıllarda gemilerden kaynaklanan sera gazları salınımının azaltılması için ciddi önlemlerin alınması gerekliliği ve yakıt fiyatlarındaki hızlı artış nedenleriyle yakıt tüketiminin azaltılmasına yönelik büyük baskı altındadır. Denizcilik sektöründe, mevcut gemilerin daha verimli işletilmesi ve enerji verimliliği yüksek gemilerin tasarımlanması ile gemilerde %25'den %75'e kadar yakıt tasarrufunda bulunmak mümkündür. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından bütün gemilere 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren; Gemi Enerji Verimliliği Yönetim Planı (SEEMP) ve Enerji Verimliliği Tasarım İndeksi (EEDI) zorunlu hale getirilmiştir. EEDI, yeni gemiler için yakıt verimliliğini etkileyen tüm bileşenlere yönelik asgari düzeyde enerji verimliliği uygulamalarını içeren teknik önlemler sunarken, SEEMP ise, gemilerin mevcut teknolojilerini kullanarak geliştirilen operasyonel uygulamalar ile enerji verimliliğini artırmayı amaçlamaktadır. Enerji verimliliğini artırmaya yönelik çeşitli teknolojik ve tasarım bazlı yaklaşımlar bulunsa da mevcut gemiler için bu önlemleri uygulama sınırlamaları gemilerin verimli işletilmesinin önemini artırmaktadır. Gemi sefer yönetimi enerji verimliliği optimizasyonu için bilgi sistemlerinin geliştirilip kullanıma sunulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yakıt tasarrufu sağlayarak enerji kullanımını verimli bir hale getirebilmek amacıyla hızlı ve doğru kararlar vermeye yönelik bir karar destek sistemi gerekmektedir. Bu çalışmanın ana amaçları; (i) Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemini kullanarak çeşitli operasyonel koşullar altında geminin yakıt tüketimini tahminlemek; (ii) gemi sefer yönetiminde enerji verimliliğinin optimizasyonuna yönelik kararların alınmasında gemi kaptanı/operatörü için yapay sinir ağları tabanlı karar destek sistemi oluşturmaktır. Bu bağlamda öncelikle, SEEMP kapsamındaki kilit operasyonel önlemler detaylı olarak incelenmiştir. Operasyonel önlemlerinin önem derecelerini saptamak için uzman yargılarının dahil edildiği Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci (BAHS) yöntemi kullanılmıştır. Böylece, gemi sefer yönetiminin enerji verimliği açısından önemi vurgulanmış, ayrıca gemi sefer yönetimine dahil olan etkenlerin önceliklendirilmesi öznel olarak yapılmıştır. Ardından, tez çalışması kapsamında gemilerden sefer verileri elde edilmiştir. Sefer verileri, sefer yönetimi kapsamındaki operasyonel faaliyetlerin yakıt tüketimi üzerindeki etkisini tespit etmek üzere istatistiksel olarak incelenmiştir. Yakıt tüketimine etkisi olduğu tespit edilen etkenler kullanılarak sefer ile ilgili çeşitli operasyonel koşullar altında geminin yakıt tüketimini tahminleyen ve yakıt tasarrufu sağlamaya yönelik kararların alınmasında gemi kaptanı/operatörü için yapay sinir ağları tabanlı karar destek sistemi oluşturulmuştur. Böylece, gemi sefer yönetimi enerji verimliliği optimizasyonu için yapay sinir ağları yaklaşımı ile gemi kaptanı/operatörünün sefer yönetimine ait karar tercihini yansıtacak bir fonksiyon tanımlamak hedef olmakta, bu hedefe ulaşılması sonucunda söz konusu fonksiyonun optimize edilmesi de amaç olmaktadır.
Tanker terminallerinde emniyetli operasyonun optimizasyonu
Tehlikeli yük sınıfında yer alan petrol ve petrol ürünlerinin göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir miktarı, kaynağından çıkarıldıktan sonra uygun bir terminale nakliye edilmekte ve terminallerdende tankerler aracılığı ile ihtiyaç sahibi ülkelere deniz yolu ile ulaştırılmaktadır. Tankerlerin taşıdığı bu ürünlerin, yanıcılık, parlayıcılık, patlayıcılık, zehirleyicilik gibi birçok tehlikeli özelliklerinin olduğu bilinmektedir. Bu tehlikeler ile ise en fazla terminal operasyonları sırasında karşılaşılmaktadır. Petrol ve ürünlerinin var olan tehlikelerini minimize etmek için, tankerlerde bu ürünlerin emniyetli operasyonları için belirlenmiş olan uluslararası emniyet kuralları olduğu gibi, tanker terminal operasyonları için de belirlenmiş olan uluslararası emniyet kuralları mevcuttur. Ancak tankerlerin emniyeti uluslararası kurallara göre birçok kurum tarafından sıkı bir şekilde denetlenirken, terminallerin emniyet denetlemesinde aksaklıklar mevcuttur. Örneğin, bir tankeri ve çalışanlarını ele alırsak inşaa aşamasından itibaren bayrak devleti, liman devleti, yükünü taşıyacak olduğu şirketin denet uzmanları, sigorta şirketi, klass ve işletmesini yapan şirket iç denetlemeleri ile sürekli denetlenerek uluslararası emniyet kurallarına her zaman için uygun durumda bulundurulması sağlanır. Tanker terminalleri içinde emniyet standartları belirlenmiştir ve uygulamadadır. Ancak denetimi tankerlerde olduğu gibi sıkı değildir. Gelişmiş ve emniyet farkındalığı yüksek olan Abd, İngiltere, Hollanda, Japonya gibi ülkeler kendi ülkelerine kurulacak olan terminallerin inşaa aşamasından başlamak üzere, işletilmesi esnasında da emniyet kurallarının nizami şekilde uygulanmasını ve denetlenmesini sağlarken, az gelişmiş ve emniyet farkındalığı az olan Afrika ülkeleri, Karadeniz ülkeleri gibi ülkeler, terminallerinde emniyetsiz operasyonlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Gemiler uluslararası sularda dolaştığı için ve emniyet farkındalığı yüksek olan, gelişmiş ülkelerin terminallerinde operasyon yaptığı için çok sık denetlenmekte ve böylece emniyet standartlarını taşıması sağlanabilmektedir. Emniyet farkındalığı yüksek olan ülkeler terminallerinde emniyet standartlarını sağlarken terminalinde operasyon yapacak olan gemilerin emniyetli durumunu denetlemektedir. Ancak kendi emniyetlerini ilgilendirmediği için geminin daha önce hangi terminalde nasıl bir operasyon yaptığı sorgulanmamaktadır. Gemi çalışanları, emniyetli terminallerde güvenli operasyon yapabilirken, emniyet aksaklıkları mevcut olan terminallerde emniyetsiz durumlara maruz kalabilmektedir. Bu durumun ortadan kaldırılması için gemilerin ve çalışanlarının denetlendiği gibi bir denetleme sisteminin, terminaller içinde uygulanması mevcut aksaklık için çözüm olabilecektir. Gemiler uluslararası emniyet standartlarına sahip iken, terminallerinde dünya çapında uluslararası emniyet standartlarına çıkartılması gerekmektedir. Bu çalışmada, terminaller için uluslararası emniyet standartlarının neler olduğundan bahsedildikten sonra OCIMF(Uluslararası Petrol Şirketleri Denizcilik Forumu) tarafından, ''Deniz Terminal Sistemi'' adı ile Ekim 2012'de faaliyete geçirilen ve dünya çapındaki terminallerin yeterli emniyet standartlarına ulaştırılması ve tanker ve terminalden kaynaklanabilecek çevre kirliliğinin önlenmesini hedefleyen bilgi sisteminden bahsedilmiştir. Daha sonra, tanker - terminal operasyonlarında görev yapmakta olan çeşitli meslek gruplarından insanlara yapılacak olan bir anket çalışması ile en çok rastlanan emniyet aksaklıkları tespit edilip, terminallerin denetlenmesini sağlayacak bir yöntem üzerinde çalışılarak, dünya çapında tüm tanker terminallerinin, gemiler gibi uluslararası emniyet standartlarına kavuşturulması hedeflenmektedir.