Dokuz Eylül University
Anabilim Dalı

Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

61

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni liman inşasında liman yeri belirleme süreci: Kapıdağ örneği

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaşın getirdiği yıkımı gören milletler bir yandan yaralarını sarmaya çalışırken bir yandan da karşılıklı ilişkilerini güçlendirmeye başladılar. Büyüyen ticaret hacmi ve ağı neticesinde yüklerin bir yerden başka bir yere ekonomik şekilde ulaştırmanın yollarını aradılar. Özellikle 1980'li yıllardan itibaren Çin'in kapitalist ekonomiye açılması ile Çin önderliğinde Asya ekonomisi yükselişe geçmiştir. Birim maliyetlerinin düşük olması nedeni ile deniz yolu taşımacılığı gelişmeye başlamıştır. Deniz yolu taşımacılığının önem kazanması ile bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek limanlar inşa edilmeye başlandı. Bu aşamada liman altyapı kurulumunun maliyetli olmasından kaynaklı olarak yatırım planlamaları ön plana çıkmıştır. Çünkü gelişigüzel, günlük ihtiyaçlara hitap eden fakat büyük maliyetlerle hayata geçirilen limanların bir süre sonra atıl durumda kaldığı görülmüştür. Bundan mütevellit, liman planlama ve inşa aşamalarının önemi ortaya çıkmıştır. İyi bir liman planlaması teknik, ekonomik, sosyolojik ve çevresel aktörlerin bir arada olduğu çok disiplinli bir çalışmanın ürünü olmalıdır. Bu aktörler liman planlamasına etki eden faktörleri coğrafi ve beşeri ile hidrografik olarak iki grup altında analiz ederler. Bu çalışmanın amacı Kapıdağ Yarımadası'nda ihtiyaç duyulan liman yeri için yer belirleme sürecini incelemektir. Bu maksatla ilk olarak denizciliğin ve deniz yolu taşımacılığının önemi ortaya konmuş ve konu ile ilgili yasal mevzuat incelenmiştir. Daha sonra liman inşasına etki eden faktörler literatür taraması ile tespit edilmiş ve detaylı olarak analiz edilmiştir. En son olarak Kapıdağ civarında yapılması istenen liman için bölgede söz sahibi kişilerle nitel veri toplama tekniklerinden biri olan görüşme tekniği uygulanarak beşeri faktör çıktıları ortaya konmuştur. Sonuç olarak altyapı çalışmalarının tamamlanması şartıyla İlhanköy civarında yeni liman inşasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.

Kapıdağ yarımadasıLiman inşaatlarıLimanlar+3
Emin Serkan Erdönmez
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizyolu yük taşımacılığında piyasa analizi ve 2007 krizinin sektördeki firmaların karlılıklarına etkisinin incelenmesi

Son yıllarda yaşanan küresel finansal krizler genelde denizcilik sektörünü özelde de denizyolu yük taşımacılığını etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı denizyolu yük taşımacılığında piyasa analizi yapmak ve 2007 yılındaki finansal krizin sektördeki firmaların karlılıklarına etkisini incelemektir. Bu amaçla sektörde faaliyet gösteren küresel ölçekli firmaların yıllık olarak yayınladıkları raporlar üzerinden oran analizi yapılarak karlılık ve etkinlik düzeyleri tespit edilerek karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak 2007 finansal krizinin denizcilik sektöründeki şirketlerin mali yapısını olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Çalışmanın Haziran 2019 itibariyle denizyolu yük taşımacılığının tüm bileşenlerini kapsayan ilk çalışma olması itibariyle Türkçe yazına katkı sağlaması umulmaktadır.

Deniz yoluDeniz yolu taşımacılığıEkonomik kriz+4
Can Taş
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yöneticilerin liderlik stillerinin gemi acente çalışanları tarafından algılanan örgütsel destek üzerindeki etkisi

Gemi acenteleri armatörün limanlardaki yetkili temsilcileridir. Gemi acenteleri uluslararası alanda konteyner taşımacılığı yapan firmalardan oluşmaktadır. Meslek kolu olarak gemi acenteliği yoğun iş gücü ve emek gerektirmektedir. Küresel taşımacılık sektöründeki rekabet artışı gemi acente çalışanlarının günümüzde daha yoğun mesai saatleri geçirmesine neden olmaktadır. Gemi acenteleri verimliliği artırabilmek ve rakiplerinden önde olmak için kalifiye elemanların örgüte bağlılıklarının artırılması gerekmektedir. Çalışma kapsamında örgütsel destek algısını artırmaya yönelik değişkenler araştırılmıştır. Örgütsel destek algısına etki edebilecek demografik etkenler ve liderlik stilleri bağımsız değişken olarak belirlenmiştir. Liderlik stilleri ölçeği ve demografik değişkenlerin örgütsel destek algısına etkisi gemi acente çalışanları arasında incelenmiştir. Artan rekabet ortamında kurumların çalışanların örgütsel destek algısını artırabilmesi adına ideal liderlik stilleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada kişi tanıma formu, algılanan örgütsel destek ölçeği ve liderlik stilleri ölçeği kullanılmıştır. Sorular 5'li likert tipi ölçek ile gemi acentelerine gönderilmiştir. 258 adet katılımcı ile anket yürütülmüştür. Araştırmada sonucunda algılanan örgütsel destek ile demografik ölçütler arasında ilişki tespit edilmemiştir ancak algılanan örgütsel destek ile liderlik stilleri alt boyutları arasında pozitif doğrultuda ilişki tespit edilmiştir. Liderlik stilleri alt boyutlarından dönüştürücü liderlik stilinin örgütsel destek üzerinde en fazla etkiye sahip olduğu kanısına varılmıştır.

Öykü Savan Uzun
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marmara Bölgesindeki mevcut limanların küresel iklim değişiminin etkilerine karşı risk durumlarının ve hazırlık seviyelerinin incelenmesi

Bir ülkenin ekonomik büyüme ve kalkınmasında hayati öneme sahip olan limanlar küresel iklim değişiminden üzerine düşen payı almaktadır. Küresel iklim değişimi stratejik açıdan değerlendirildiğinde, tarım, sanayi, balıkçılık, hayvancılık gibi hayati öneme haiz diğer sektörlerde de olduğu gibi dünyanın farklı bölgelerindeki limanların küresel iklim değişiminin etkilerine adaptasyon sağlaması ve risk algısına yönelik gerekli tedbirlerin zamanında alınması üzerine yoğun çalışılması gereken önemli bir konudur. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Marmara Bölgesi'ndeki mevcut limanların küresel iklim değişimi etkilerine karşı risk durumlarına ve hazırlık seviyelerine yönelik risk algısı, iklim değişimi farkındalığı, iklim değişimi etkisi ve iklim değişimine uyum konularındaki eğilimlerinin yaş, cinsiyet, medeni durum ve eğitim seviyesine göre incelenmesidir. Araştırmanın amacına uygun olarak, 40 sorudan oluşan bir anket, söz konusu liman çalışanlarına uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda genel çerçevede katılımcıların iklim değişimine yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğu ve iklim değişimi hakkında endişeli oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların küresel iklim değişimine karşı risk algısı düzeyleri ve çalıştıkları limanın küresel iklim değişimine hazır olmasına yönelik düşüncelerinin, cinsiyetlerine ve eğitim düzeylerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, diğer yandan 26-30 yaş aralığındaki katılımcıların çalıştıkları limanın küresel iklim değişimine hazır olmasına yönelik algı düzeylerinin diğer yaş gruplarına kıyasla daha yüksek çıktığı ve bekâr katılımcıların gelecekte çalıştığı işletmenin iklim değişiminin etkilerine karşı hazırlık seviyesinin yeterli olmadığı endişesinde olduğu tespit edilmiştir.

Deniz ticaretiDeniz yolu taşımacılığıDenizcilik+7
Mustafa Yüzügüleç
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel konteyner ticaret ilişkilerinin yıllar içindeki seyrinin ağ analizi ile incelenmesi

Deniz yolu taşımacılığının temeli çok eski dönemlere dayanmaktadır. Özellikle dünyanın ¾'ünün sularla kaplı olması, küreselleşmenin artması gibi etkenler deniz yolu taşımacılığının ön plana çıkmasını sağlamıştır. Konteyner taşımacılığında yaşanan gelişmeler de deniz sektörünü olumlu etkilemiş, diğer taşıma şekillerine kıyasla deniz yolu taşımacılığının tercih edilmesi konusunda avantaj sağlamıştır. Deniz yolu taşımacılığında, tek seferde daha fazla yük taşınabilmesi, güvenilir olması, maliyetlerin düşmesine imkân sağlaması gibi faktörler, diğer taşıma şekilleri arasında avantaj yaratan özellikleridir. Bu çalışmada, uluslararası ticarette ülkeler arasındaki konteyner ticaretinin ağ yapısını anlamak ve yıllar içinde meydana gelen değişimleri görselleştirmek için ağ analizinden yararlanılmıştır. Ağ analizinin gerçekleştirilebilmesi için Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan UNCTAD veri tabanında yer alan "Liner Shipping Connectivity Index (LSCI)" verilerinden yararlanılmış, verilerin analizinde NodeXL ve UCINET programları kullanılmıştır. Çalışma, küresel konteyner ilişkilerinde G20 ülkelerinden hangilerinin ağda en güçlü/önemli olduğu, ülkeler arasındaki ticaretin yoğunluğu gibi konuları ele almaktadır. Özellikle literatürde, uluslararası ticaretin çeşitli alanlarında ağ analizi ile gerçekleştirilen çalışmalar mevcut olmasına rağmen, küresel konteyner ticareti ile benzer bir çalışmaya rastlanmamış olması bu çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır.

Ağ sistemleriDeniz yolu taşımacılığıG-20 ülkeleri+4
Mehtap Saygı
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konteyner limanı rekabetçiliği değerlendirilmesi: Cibuti limanı örneği

Uluslararası deniz yoluyla taşınan konteyner ticaretindeki sürekli büyüme ve küresel konteyner taşımacılığı endüstrisindeki değişimler, dünya çapındaki limanlar arasında şiddetli rekabeti beraberinde getirmiştir. Bu dinamiklerin bir sonucu olarak, liman yetkilileri ve liman işletmecileri sürekli olarak bu değişikliklere uyum sağlama konusunda baskı altındadırlar. Bu koşullar, bu kilit liman paydaşlarının liman rekabetçi stratejisinin metodik bir analizini yaparak hayatta kalmak için etkili stratejiler geliştirme gerekçesini haklı çıkarmaktadır. Ancak, stratejik bir konu olmasının yanı sıra, liman rekabetçiliğinin değerlendirilmesi, bir dizi ölçüt ve alternatifin seçilmesi gereken çok kriterli bir analizi de içermektedir. Bu çalışmanın amacı, Cibuti limanının rekabetçiliğini kapsamlı ve bütüncül bir şekilde değerlendirmektir. Bunu yaparken öncelikle BCG matrisi kullanılarak Cibuti limanının bölgesel pazardaki stratejik rekabetçi konumu belirlenmiştir. Daha sonra Analitik Hiyerarşi Süreci modeli uygulanarak limanın rakiplerine göre rekabet gücü analizi yapılmıştır. Son olarak, genel rekabet edebilirliği hakkında daha sentezlenmiş sonuçlar önermek için odak limanı üzerinde bir SWOT analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, Cibuti'deki liman gelişimi için strateji oluşturma sürecine faydalı katkılar sağlayabilmektedir. Anahtar Sözcükler: AHP; BCG matrisi; Cibuti limanı; liman rekabetçiliği; SWOT analizi.

Analitik hiyerarşi süreciCibutiKonteyner+6
Djilani Osman Aden
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel iklim değişikliğinin Türkiye'deki balık popülasyonu üzerine etkisi

Küresel iklim değişikliği, dünya genelinde uzun dönemli bir süreç içerisinde gözlenen ve bilimsel olarak kanıtlanmış olan iklim koşullarının değişikliği olarak tanımlanır. Bu değişiklikler, gezegenimizdeki hava ve iklim sistemlerinde meydana gelen uzun süreli eğilimlerdir. Bu eğilimlerden hareketle çalışmada Türkiye'deki küresel iklim değişikliğine katkıda bulunan faktörlerden yola çıkarak, hava sıcaklığındaki artışın deniz suyu sıcaklığını nasıl etkilediğini ve buna bağlı olarak balık popülasyonlarında meydana gelen değişim arasındaki ilişkileri belirlemeyi amaçlanmaktadır. Küresel iklim değişikliğinin denizlerde ortaya çıkardığı olumsuz koşulların balık popülasyonları üzerindeki etkisi, su ekosistemlerinde yaşanabilecek habitat kayıplarının kaçınılmaz sonuçlarını beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, Türkiye'nin 2000-2020 yılları arasındaki hava sıcaklığı, deniz suyu sıcaklığı ve balık popülasyonu verileri literatür taramasıyla bir araya getirilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin denizlerinde yaşayan pelajik deniz canlıları arasından hamsi, palamut, sardalya, istavrit ve lüfer balık türleri, karar verme birimleri olarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında, 2000-2020 yılları arasında Türkiye'de meydana gelen küresel iklim değişikliğinin etkisiyle oluşan hava sıcaklığı ve deniz suyu sıcaklığının seçilen balık popülasyonlarını nasıl etkilediği, istatistiksel yöntemlerden Korelasyon ve Çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılarak belirlenecektir. İlk olarak, Türkiye'deki deniz suyu sıcaklığı ve hava sıcaklığı ortalamalarının yıllar içindeki dağılımı grafiksel olarak betimlenecektir. Ardından, deniz suyu sıcaklığı, hava sıcaklığı ve balık popülasyonu arasındaki ilişki (korelasyon) incelenecektir. Son olarak, balık popülasyonlarının deniz suyu sıcaklığı ve hava sıcaklığı ortalamalarından nasıl etkilendiği, çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılarak belirlenecektir. Bu sayede küresel iklim değişikliğinin Türkiye'deki balık popülasyonu üzerindeki etkisi incelenecektir. Anahtar Sözcükler: Küresel iklim değişikliği, balık popülasyonu, deniz suyu sıcaklığı, hava sıcaklığı, istatistiksel analiz

Ecem Karaduman
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fethiye bölgesi mavi yolculuk sektörünün mevcut durumunun değerlendirilmesi

Son yıllarda mavi yolculuk, Türkiye ve dünyada çeşitlenen deniz turizminin en sembolik unsurlarından biri haline gelmiştir. Türkiye, Ege ve Akdeniz kıyıları ile uygun iklimi sayesinde eşsiz bir avantaja sahip olup, guletler ziyaretçilere pitoresk kıyıları, adaları ve tarihi yerleri keşfetme imkânı sunmakta ve yeni aktivitelerle ülkeye ekonomik, kültürel ve çevresel faydalar sağlamaktadır. Ancak, bu avantajlara rağmen, mavi yolculuk endüstrisinin büyümesi, sektörün karşılaştığı büyük zorluklar nedeniyle zaman zaman yavaşlamaktadır. Türkiye'nin deniz turizmi açısından en popüler destinasyonlarından biri olan Fethiye, bu çalışmada bölgedeki mavi yolculuk endüstrisinin mevcut durumunu analiz etmek, sektörün karşılaştığı fırsatları ve zorlukları belirlemek ve bu alanda tespit edilen farklı sorunları çözmek için uygun çözümler sunmak amacıyla seçilmiştir. Bu bağlamda, öncelikle mavi yolculuk sektörüne odaklanan önceki çalışmaları anlamak ve araştırmanın güvenilirliğini sağlamak amacıyla bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, Fethiye'deki mavi yolculuk endüstrisinde deneyimli 30 aktörle yarı yapılandırılmış nitel bir araştırma yapılmıştır. Anket sonuçları, sektörün karşılaştığı politik, ekonomik, sosyo-kültürel, teknolojik, çevresel ve yasal faktörleri belirlemek amacıyla PESTEL analizine tabi tutulmuş ve ardından SWOT analizi ile özetlenmiştir. Sonuçlar, Fethiye bölgesindeki mavi yolculuk sektörünün bol doğal kaynağa sahip olduğunu, teknolojik modernizasyon süreçlerinden geçtiğini ve yerel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Ancak sektör, yüksek maliyetler ve ağır bürokrasi gibi yapısal sorunlarla mücadele etmektedir. Ayrıca, mavi yolculuk müşterilerinin turistik tercihlerindeki değişim ve çevresel sürdürülebilirlik gibi fırsatlar bulunduğu görülmüştür. Buna karşın, ekonomik istikrarsızlık ve enflasyon, sektörün büyümesi için önemli tehditler oluşturmaktadır. Bu araştırma projesi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi BAP birimi tarafından BAP-24-1010-001 proje numarası ile desteklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Deniz turizmi, Mavi yolculuk, PESTEL analizi, SWOT analizi, Yat turizmi.

Makale Youla
Bandırma Onyedi Eylül University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türk limanlarında dijital hazırlılık düzeyinin içerik analizi metodolojisi kullanılarak ölçülmesi

In recent years, the maritime industry has witnessed a paradigm shift driven by rapid advancements in technology and the growing influence of digitalization. Seaports, being the vital interface between land and sea transportation, play a pivotal role in facilitating the transportation of goods and commodities across the world. With the increasing complexity of global supply chains, the efficient functioning of seaports has become a critical factor in ensuring seamless cargo flow, reducing transit times, and minimizing logistical bottlenecks. The successful integration of digital technologies in seaport operations can significantly enhance their overall competitiveness and resilience. Automated and data-driven processes enable real-time monitoring, predictive analytics, and intelligent decision-making, empowering port authorities to proactively address challenges such as congestion, berth scheduling, and resource allocation. Furthermore, enhanced digital communication and collaboration among stakeholders, including shipping lines, freight forwarders, customs authorities, and inland transportation providers, foster a more interconnected and efficient logistics ecosystem. To achieve these transformative benefits, it is imperative to gauge the digitalization readiness of seaports accurately. This research study presents a comprehensive analysis of the digitalization readiness in seaports, focusing on the evaluation of web content of 5 seaports located in Northwest Marmara Sea. The study utilizes a systematic literature review by employing the PRISMA (Preferred Reporting Items for Systematic Reviews and Meta-Analyses) guidelines to gather relevant research articles and publications on the topic. The primary objective is to assess the current digitalization readiness in seaports and provide insights into the level of integration within the port industry. The research methodology involves a conceptual content analysis and creating coding system to extract and analyze data from the websites of selected seaports. The system utilizes MAXQDA Webcollector tool and coding structure to automate data collection process and provide reproducible research process. The collected data and conceptual terms related to digitalization, enabling a qualitative assessment of the digitalization levels in different seaports. The evaluation of digitalization readiness levels is conducted using the DRIP (Digital Readiness in the Port) framework, which categorizes ports into different stages of digitalization. The DRIP scores are calculated based on the presence of specific technologies and index components on the seaport websites. The findings of the study provide valuable insights into the digitalization readiness levels of seaports, highlighting the degree of integration, collaboration, and adoption of advanced technologies within the port industry. The evaluation reveals the varying levels of digitalization among different seaports, ranging from analog ports with minimal digital presence to smart ports that exhibit a high level of connectivity and integration with stakeholders and global logistics networks. The research adds to the existing knowledge base by providing a comprehensive assessment of digitalization in seaports using a novel approach of conceptual content analysis. The findings offer guidance to port authorities, operators, and industry stakeholders in understanding their current digitalization levels, identifying areas for improvement, and formulating strategies for further enhancement. Keywords: Digitalization, Smart Port, Conceptual Content Analysis, digital readiness index, Systematic literature review, PRISMA guidelines.

Berk Sarı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gürcistan'ın bölgesinde lojistik bir üs olma potansiyelinin değerlendirilmesi

Gürcistan Karadeniz'in doğu kıyısında, Transkafkasya'da bir ülkedir. Coğrafi konum olarak ülke Avrupa ve Asya arasında geçiş noktasıdır. Önemli ulaştırma koridorları ve projeleri, örnek olarak TRACECA, TENT-T, BTK demiryolu hattı projeleri Gürcistan'ı da içine almaktadır. Son yıllarda Avrupa ve Asya arasında ticaretin kayda değer derecede artması ve 21. yüzyılın önemli kalkınma projesi "OBOR" çerçevesinde Gürcistan'da lojistik faaliyetleri olumlu yönde artmaktadır. Bu durumda ülkenin üs olma potansiyeli ortaya çıkmaktadır. Gürcistan'da, kamu kurumları ve özel kurumları tarafından bölgesinde lojistik bir üs olma potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu potansiyelin kullanılması devletin ekonomisini geliştirecektir. Bu çalışmada, literatürdeki ulaştırma koridorları, lojistik üs ve Gürcistan'da taşımacılık konuları dikkate alınarak, Gürcistan'ın bölgesinde lojistik bir üs olma potensiyelinin değerlendirmesi konusunda uzlaşma sağlanması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, literatür taraması ve Delphi çalışmasını içeren karma bir yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, Gürcistan'ın bölgesinde lojistik üs olma potansiyelinin değerlendirilmesi hakkında uzman kişilerin görüşlerini içermektedir. Anahtar kelime: Ulaştırma koridorları, Gürcistan'daki ulaştırma sektörü, Lojistik üs

GürcistanLojistikLojistik üs+2
Ala Pagava
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Denizyolu taşımacılığında kömür yükü operasyonlarının risk değerlendirmesi: Olasılıksal yaklaşım

Both onboard and at the port terminal, bulk shipment operations are high-risk activities. Moreover, coal shipments are one of the most dangerous and perilous cargoes shipped by sea, requiring particular understanding in terms of shipment, storage, and transportation. The IMSBC Code (International Maritime Solid Bulk Cargoes), developed by the IMO (International Maritime Organization), specifies and arranges specific recommendations for the safe loading and transportation of coal cargoes. It says that coal can self-heat and that some coals are vulnerable to this type, which can lead to spontaneous combustion. As a result, the primary goal of this research is to determine the underlying causes of self-heating/ignition onboard due to coal cargo traffic, develop a risk management strategy based on quantitative and qualitative risk evaluation, and apply FFTA (Fuzzy Fault Tree Analysis) principles to reduce the risk of self-heating/ignition onboard, and develop a risk management strategy focuses on quantitative and qualitative risk evaluation. An ET diagram is constructed under the supervision of six maritime professionals to accomplish quantitative risk analysis using the bow-tie approach by first addressing the initiating event, which was determined to be self heating/ignition during the loading, discharging operation and transportation. The qualitative fault tree of Self Heating/Ignition includes 16 intermediate events and 23 basic events (root causes), constituting it a comprehensive fault tree. This study is expected to offer a variety of benefits to the maritime sector and literature as the first implementation of FTA for self heating/ignition due to coal cargo in maritime shipping.

SeawaySea transportationETA+4
Barış Temel
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

Türkiye'deki Ege limanlarının 'Bir Kuşak Bir Yol' Projesi bakış açısından stratejik analizi

The One Belt One Road (OBOR) project is contained of the 'Silk Road Economic Belt (SREB)' and the '21st Century Maritime Silk Road (MSR)' together and its routes will link to more than sixty-five countries, around 35% of the global trade, over 62% of the world's population and approximately 31% of the world's gross domestic product. In the strategic port planning literature, it is envisioned that ports will update their plans according to comprehensive changes in the global economy. In this respect, the MSR especially OBOR, is one of the issues that should be addressed and studied in the long-term port plans for the next 10 to 30 years. Turkish Aegean Ports hasn't got comprehensive strategies to apply next 30 years with respect to the OBOR project. The aim of the dissertation is to present alternative strategies that can be applied to the ports in the Turkish Aegean region and exhibit the best alternative for Turkish Aegean ports, to show them how they can benefit from the project without excluding the SREB effect, in particular on the MSR. Swot Analysis was preferred to determine Swot sub-factors of the Turkish Aegean ports from the perspective of port authorities of the Turkish Aegean ports by using a semi-structured interview method. Alternative strategies that can be applied in the long term for the Turkish Aegean ports are revealed together with the TOWS analysis. In the analysis section of the dissertation, to select the best alternative strategy for the outcome of the TOWS analysis, the Analytic Network process method was applied. The result of the analysis demonstrates that ''Trying to be the main port along to MSR route'' is the best strategy for Turkish Aegean ports in terms of the OBOR initiative.

One Belt One Road ProjectSea transportationAegean region+6
Mehmet Serdar Çelik
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

Deniz yolu lojistiği sektöründe ilişkisel pazarlama stratejilerinin ampirik bir analizi

Container shipping lines must build long-term, mutually beneficial business relationships with their profitable customers to survive in an ever-changing and highly competitive environment of the maritime logistics industry. Long-term close relationships enable container shipping lines to gain a competitive advantage in the industry, as well as increase their logistics performance by positively affecting supply chain integration. One of the best tools for building such a relationship is to create a special relationship marketing program for profitable customers. However, it is unclear which relationship marketing strategies will be included in this program and whether these strategies have an impact on customer loyalty and collaboration. This research investigates the dimensions of relationship marketing strategies, relationship quality and relationship marketing outcomes (i.e. customer loyalty and collaboration) in the maritime logistics industry and explores the impact of relationship marketing strategies on customer loyalty and collaboration. Additionally, this research examines the role of relationship quality in mediating the relationship between relationship marketing strategies, and customer loyalty and collaboration. This research employs both a qualitative and quantitative methods. The theoretical model is built based on through literature reviews of relationship marketing literature and service industry studies. The proposed research model is empirically tested with survey data using 208 responses from freight forwarders operate in Turkish maritime logistics industry by using structural equation modelling (SEM). The proposed model is statistically consistent, reliable, and valid, according to empirical results. As the result of the SEM analysis, it is found that the customer loyalty strategies and internal capability strategies performed by the container ship lines significantly affect the loyalty and collaboration of freight forwarders through the relationship quality.

SeawaySea transportationLogistics+6
Resul Tepe
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevik tedarik zincirleri içindeki lojistik süreçlerde yer alan çeviklik sağlayıcılarının önceliklendirilmesi: Üretim işletmeleri ve lojistik hizmet sağlayıcılarına yönelik bir çalışma

Günümüzde birçok farklı endüstriyel sektör, bu sektörlerin hitap ettiği pazarlar ve bu pazarların kendine özgü koşulları bulunmaktadır. İşletmeler faaliyette bulunduğu sektörde başarılı bir performans sergilemek için, parçası oldukları sektörün özelliklerine uygun olarak tedarik zinciri yönetimi stratejisi belirlemelidir. İmalat sanayine dâhil olan birçok sektör, hızla değişen pazar koşulları, artan rekabet ve aynı zamanda giderek daha talepkâr hale gelen müşterilerle baş etmek zorundadır. Bu noktada sektörün gerekliliklerine cevap verebilen çevik tedarik zinciri yönetimi stratejisi değişen pazar durumu ve gelişen müşteri talebine, temelde esneklik ve hız aracılığıyla cevap veren bir yöntemdir. Çevik tedarik zinciri tasarımı çok sayıda sağlayıcı içermektedir. Sağlayıcılar kısaca, başarılı bir çevik tedarik zinciri tasarımı için dikkate alınması gereken kritik başarı faktörleri olarak tanımlanabilir. Sağlayıcılar günümüze dek birçok araştırmada incelenmiştir. Bu çalışmada ise literatürde saptanan boşluğu doldurmak amacıyla çeviklik sağlayıcılar lojistik bakış açısıyla ele alınmıştır. Araştırma sonucunda çevik tedarik zinciri tasarımında lojistik süreçlerde takip edilmesi gereken elli üç kritik başarı faktörü önem düzeyine göre, hem üreticinin hem de lojistik hizmet sağlayıcının bakış açısıyla AHP yöntemi kullanılarak sıralanmıştır. İmalat sanayi için en önemli üç ana çeviklik sağlayıcı şu şekildedir; envanter ve stok yönetimi, müşteri ilişkileri, depolama malzeme taşıma ve paketleme. Lojistik hizmet sağlayıcı işletmeler içinse en önemli üç ana çeviklik sağlayıcı şu şekildedir; taşıma ve teslimat kriterleri, müşteri ilişkileri, lojistik ve bilişim teknolojileridir.

Lojistik yönetimTedarik zinciri yönetimiÇevik uygulamalar+2
Esma Ercan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizcilik sektöründeki riskler ve sigortalama

Dünya yüzenin üçte ikisi sularla kaplıdır. Bu durum denizyolu taşımacılığının en eski ulaşım yolu olmasında önemli sebeplerinden biridir. Kıtalar arası köprüler olan gemiler, taşıdıkları devasa yüklerle insan ihtiyaçlarının karşılanmasına ve yapılması planlanan üretime katkı sağlamaktadır. Günümüzde denizyolu taşımacılığının diğer taşımacılık türlerine göre daha ucuz olması, şirketler için ekonomik ve finansal olarak tercih edilebilir konumdadır. Dünya ticaretinin omurgası denizyolu taşımacılığı tarafından oluşturulmaktadır. Kıtalar arası bir ulaşım türü olan denizyolu taşımacılığı açık denizlerde birçok riziko ile karşı karşıya gelebilmektedir. Hava muhalefeti, denizde haydutluk, teknik problemler, yangın, patlama, çatma, gemi adamlarının sağlık problemleri, doğal felaketler, limanda meydana gelebilecek olaylar, ticari ve finansal riskleri gibi birçok faktör söz konusu ulaşım sektörünü doğrudan ve dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Denizyolu taşımacılığında taşınan emtianın, geminin, gemi adamlarının, çevrenin ve bunun gibi birçok bileşenin meydana gelebilecek risklere karşı korunabilmesi, aynı zamanda meydana gelen zararın tazmin edilebilmesi için sigorta ortaya çıkmıştır. Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili olması ve konumu itibariyle kendi içinde büyük bir ticari potansiyeli barındırmaktadır. Asya ve Avrupa arasında olmasıda bu potansiyelin göstergesidir. Denizyolu taşımacılığı kendi bünyesinden birçok sektöre ayrılmış olup, Ülkemizin istihdamına katkı sağlamaktadır. Kurvaziyer turizmi, Gemi inşaatı, gemi sökümü Ekoturiz gibi sektörler akla ilk gelenlerdir. Denizyolu taşımacılığı yapısı gereği bünyesinde birçok risk barındırmaktadır. Denizyolu taşımacılığında faaliyet gösteren şirketler olası zararlardan kaçınabilmek içi yük sigortaları, tekne ve makine teçhizat sigortaları, tekne yapım sigortaları ve sorumluluk sigortaları adı altında sigorta poliçelerine başvurabilmektedirler. Bununla birlikte ülkemizde faaliyet gösteren birçok sigortacılık şirketi vardır. Sigortacılığın başlangıcı denizyolu taşımacılığından çıkmış olsada bugün deprem sigortası, taşıt sigortası, hayat sigortası gibi birçok alt bölümlere ayrılmış geniş bir alana sahiptir. Bu çalışmamızda denizyolu taşımacılığı sektörünün durumu, riskleri, yasal düzenlemeleri ve sigorta ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Ülkemizde denizcilik alanında 2017-2021 yılları arasında yapılan sigortalarla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Bu dönemde, Türkiye'deki sigortacılık sektörünün Dünya çapında kapanmalara sebep olan pandemi salgınından etkilendiği görülmüştür. Yalnız bu etkilenme uzun sürmemiş, Dünyanın ihtiyacı olan malların nakli için taşımacılık hizmetine olan ihtiyaç dolayısıyla eski seviyesine çok hızlı bir şekilde dönmüştür. Sigorta şirketleri, deniz kazalarında oluşan hasarları kapsayan poliçeler satın alan müşterilerine tazminat ödemektedirler. Ancak herhangi bir deniz kazası sonrası sigorta şirketlerinin ödediği tazminat oranı değişebilmektedir. Bununla birlikte deniz kazasının sigorta şirketlerince ayrıntılı olarak incelenmesi tazminat oranlarını değiştirebilmektedir. Türkiye sigorta sektörünün prim üretimi son dört yılda sürekli artış göstermiştir. Özellikle 2020 yılında salgın etkisiyle birlikte prim üretiminde önemli bir artış yaşanmıştır. Bu durum, sigorta sektörünün büyümesi ve gelişmesi açısından olumlu bir göstergesi olmuştur.

Selman Karatekin
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Askeri lojistikte dış kaynak kullanımı üzerine bir araştırma

Gelişen rekabet ortamında firmalar ayakta kalabilmek ve rekabet etme yetisine sahip olmak amacıyla birçok stratejiden faydalanmaktadır. Firmaların yararlanmakta olduğu bu stratejilerden bir tanesi dış kaynak kullanımı yani firmaların asli yetilerine odaklanarak asli yetileri dışarısında kalan faaliyetleri için uzman lojistik hizmet sağlayıcı firmalardan destek almalarıdır. Firmaları dış kaynaklanmaya yönelten birçok sebep bulunmaktadır. Bu sebeplerden en önemlisini maliyetleri azaltma ve rekabet gücü sağlama oluşturmaktadır. Başlıca hedefleri maliyetleri düşürerek rekabet gücü sağlamak olan işletmeler bunun yanında dış kaynaklanarak; asıl yetilerine odaklanma, lojistik süreçlerde hizmet kalitesini arttırma, ivme kazanma, teknolojik gelişmeleri yakalama, piyasada başarılı firmalardan olabilme gibi kendilerine rekabet gücü sağlayacak birçok hedefi yerine getirebilmek için dış kaynaklanmaya gitmektedirler. Askeri bir birliğin harekât kabiliyetini destekleyecek olan bütün unsurların uygulama ve tasarımı, ilgili ekipman, malzemenin yerinde ve zamanında uygun koşullarda yerine getirilerek savaşta ve barışta etkinliğin ve hazır olmanın garantilenmesi olarak tanımlayabileceğimiz askeri lojistikte ise dış kaynak kullanımı stratejisi elbette ki kullanılmaktadır. Fakat dış kaynak kullanımının hangi askeri aşamaya kadar kullanılabileceği, lojistiğin hangi alanlarında kullanımının uygun olduğu her zaman tartışılmaktadır. Bu çalışmamızda askeri lojistik alanında uzman yöneticilerle görüşmeler yapılarak askeri lojistik alanında dış kaynak kullanımının fayda ve mahzurları analiz edilecek, bu analizlerle lojistiğin hangi alanlarında ve hangi askeri aşamaya kadar dış kaynak kullanımının uygun olacağı açıklanmaya çalışılacaktır.

AskeriDış kaynaklardan yararlanmaLojistik+4
Tahir Şen
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

Deniz işletmeciliğinde örgütsel dayanıklılığın kompleks adaptif sistemler yaklaşımı ile incelenmesi

In the second half of the 20th century, especially after the 1980s, the business world faced important developments like technological advancements, changing customer expectations, removal of trade barriers, and through so many political, social, and economic transformations and interactions between those patterns. Such developments in the global business environment and international trade shape the maritime business. One of the important understandings of dealing with these changes and advancements is to developt organizational resilience and ensuring its continuity. Although different cultural and industrial dynamics are important to identify and develop resilience capabilities; contextdependent approach creates variety in an organizational field which induces a lack of consensus on evaluation and development of organizational resilience factors/enablers/features. To fill this gap and to understand global developments and sui generis situations of maritime business, this dissertation offers Complex Adaptive Systems (CAS) Approach as a theoretical lens. Traditional ways of managing organizations were not able to answer the requirements of all this cycle of interaction and change since maritime business organizations compete fiercely in dynamic markets in highly volatile business environments. And managing maritime businesses not only as a system but as a complex adaptive system will allow organizations to easily handle many problems and enables to develop resilient maritime organizations. This thesis aims to suggest an organizational framework to show how maritime business organizations can develop resilient organizations via Complex Adaptive Systems (CAS) Approach if appropriate design features of Complex Adaptive Systems could be defined and included in organizational properties. The sample of the dissertation has decided as Bulk Shipowner Organizations due to the importance of bulk carriers in global maritime transportation and the Turkish fleet. To reach the mentioned aim, a systematic literature review conducted to figure out features/enablers/characteristics of Complex Adaptive Systems. After revealing the most used features of Complex Adaptive Systems, Maritime Expert opinions gathered to evaluate which features of CAS could help to develop organizational resilience in maritime business via two-round Delphi research. And as the last step, Interpretive Structural Modelling applied with the help of the same maritime experts' opinions to analyse and evaluate effective features that trigger other features while developing organizational resilience in the maritime business. The results of the study show that Complex Adaptive Systems is a proper lens to develop organizational resilience in the maritime business. Using proper Complex Adaptive Systems features while designing organizations help to enable resilient maritime business organizations. Among the 15 CAS features determined from the literature, Diversity Feature, Emergence Feature, Co-evolution Feature, Interaction Feature, Non-linearity Feature, Dynamism Feature and Unpredictability Feature are the most effective features that dominate the rest of the features while developing organizational resilience in the maritime business. Keywords: Organizational Resilience, Complex Adaptive Systems, Maritime Business, Bulk Shipping, Interpretive Structural Modelling

Maritime businessComplex adaptive systemsComplex systems+1
Hatice Akpınar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şehir lojistiğinde dışsal maliyetlerin ölçümü: Kargo ve kurye hizmetlerinin maliyet analizi

Taşımacılık, üretim ve tüketim faaliyetlerinin bir sonucu olarak mesafenin üstesinden gelmek için ortaya çıkan bir lojistik fonksiyonudur ve bu faaliyetlerin artmasının bir sonucu olarak hacminin büyümesi kaçınılmazdır. Lojistik sektörünün yeşil lojistik uygulamaları olmadan büyümesi sürdürülebilir değildir. Başta kullanılan fosil yakıtların sebep olduğu Karbondioksit (CO2) salınımı olmak üzere, yeşil olmayan büyüme hem insanlık hem de doğa açısından direkt ve dolaylı zararlara yol açmaktadır. Bu tezin odak noktasını oluşturan kargo ve kurye sektörü, gelişmiş ülkelerdeki nüfusun %70'ine ev sahipliği yapan şehirlerde, en az yeşil taşıma modu olma özelliğini taşıyan karayolu ile hizmet vermektedir ve bu sebeplerden dolayı yeşil lojistik uygulamalarına ihtiyaç duyar. Bu çalışmanın amacı, kargo ve kurye hizmetlerinin dışsal maliyetlerinin ölçülmesi ve hizmetin tek modlu karayolu, ya da intermodal karayolu/demiryolu taşımacılık kullanılarak gerçekleştirilmesi durumunda maliyet analizinin yapılmasıdır. Seçilen istatistiksel tam maliyet modeli, kargo ve kurye operatörlerinin taşıma sistemine uygun hale getirilmiş ve literatür aracılığıyla oluşturulan senaryoya göre matematiksel yöntem kullanılarak analiz edilmiştir. Kullanılan model, farklı sistemlere ait tam maliyetleri (içsel ve dışsal maliyetler toplamı), ilgili parametrelerin belirlenmesi durumunda hesaplamaya olanak vermektedir. Çalışmanın bulgularına göre, intermodal karayolu/demiryolu taşıma, 80 km'den kısa mesafelerde dahi, kargo ve kurye hizmetlerinin sadece dışsal maliyetlerini değil, tam maliyetlerini de azaltmaktadır.

Kargo hizmetleriKurye hizmetleriLojistik+5
Kaan Ali Ayan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Deniz taşımacılığı firmalarının sürdürülebilir kalkınma performanslarının değerlendirilmesi

Sustainable development has become a crucial concept recently and there have been many worldwide attempts to promote it. As being one of the most important actors in the world merchant trade, the maritime transport sector also has critical responsibility in terms of sustainable development. However, this responsibility can not be limited to one specific dimension. All dimensions (Economic, Environmental, Social) of sustainable development have to be considered. This study aims to identify the performance criteria in terms of sustainable maritime transport and to weight the significance levels of the criteria. Additionally, it also aims to determine which maritime transport company is more successful in terms of sustainable development performance by years. The Analytic Hierarchy Process (AHP) method is used to weight the significance levels of the criteria and the Technique for Order of Preference by Similarity to Ideal Solution (TOPSIS) method is used to find out which maritime transport company is more successful in terms of sustainable development performance by years. Accordingly, Three main and eleven sub-criteria were identified and weighted. Afterwards, the sustainable development performances of three maritime transport companies were analysed by years. Keywords: Sustainable Development, Sustainable Maritime Transport, Sustainable Development Performance Evaluation

Maritime businessSea transportationFirm performance+2
Sacit Tekin Günaydın
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türkiye'de faaliyet gösteren Ro-Ro şirketlerinin rekabet stratejisi ve firma performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Recent developments in international trade have raised the demand for multimodal transport solutions which allows less dependency on pollutant, costly and risky road transport. Several studies have revealed that maritime transport is the most environmentally friendly transport mode alternative to road. Especially, short sea Roll-on/Roll-off (Ro-Ro) shipping has been addressed in many several policy papers as a significant means of shifting cargoes from road to sea and realizing sustainable economic developments. Ro-Ro transportation is considered the most suitable maritime transportation system in our country thanks to its strategic geographic position, advanced land network connections, and increasing trade volume. However, many Ro-Ro companies have suffered either enter into the market or, even if they achieved entrance, to maintain their operations. The key issue is here to analyze the market environment accurately, and to choose the best fit strategy which leads companies to gain sustainable competitive advantage and improve firm performance. This study aims to tackle competitive strategy and firm performance relationship within the Ro-Ro shipping context. In this regard, twelve competitive strategy components and three firm performance criteria were identified through literature reviews and semi-structured interviews. Then, contextual relationships among these variables were determined and developed into a model via the Interpretive Structural Modeling (ISM) technique. Afterward, most critical variables composing the model were evaluated by means of Cross-Impact Matrix Multiplication Applied to Classification (MICMAC) analysis. According to the research findings, customer orientation and responsiveness, operational flexibility, innovativeness and R&D are the most critical strategy components, while market share is the best performance indicator for Ro-Ro companies operating in Turkey. It is recommended these companies' managers to adopt hybrid strategies to boost firm performance.

Maritime businessSea transportationFirm performance+3
Ezgi Mansuroğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

Hizmet sunumunda müşteri katılımı: Marinalar üzerine bir çalışma

Marinas are the most significant element in yacht tourism. They are marine tourism facilities, and they fundamentally provide sheltering for boats, and relevant infrastructure services. With the increase in yachting activities in the world, marinas have gained prominence. Today, marinas are becoming facilities where a wide variety of services such as social life opportunities, shopping, sports and health are offered as well. They create social environments to spend quality time as well as taking the community benefit into account, and contributing to the sustainable development of nearby regions. Satisfying the expectations of customers in marina services, mostly classified as luxury services, is becoming more and more difficult since competition in the sector is rapidly increasing. Thus, marinas now need to cooperate with customers actively, offer customized services according to their needs and demands, and ultimately, establish sustainable and long-term customer relationships. In this respect, it is vital for marina managements to ensure the participation of customers in service delivery transactions in order to stay attractive to the customer, and implement improvements to the offered services when needed. The purpose of this dissertation is to investigate the nature of customer participation in marina industry, and to reveal the facilitating factors and consequences of customer participation from the yachtsmen's perspective. So as to achieve these aims, a preliminary qualitative and a quantitative research were administered. In the qualitative study, in-depth interviews were conducted with ten marina managers. A semi-structured questionnaire with open-ended questions was employed to facilitate the interview. Content analysis method was applied to the obtained data. This preliminary study explored the meaning of customer participation in marina services, and revealed the possible antecedents and consequences of customer participation in marina industry. Afterwards, a questionnaire including specific constructs such as customer trust, customer self-efficacy, customer participation and customer co-created value was developed based on the results of the qualitative findings. Data was collected from 602 yachtsmen through purposive and snowball sampling, and it was analyzed via Generalized Linear Model (GLM) using SPSS 25. The results demonstrate that almost all intended antecedents including self-efficacy and sub-dimensions of trust (cognitive and affective) have significant and positive impacts on three types of customer participation behaviors in service delivery. Cognitive trusting belief of the customer is the only antecedent that does not significantly influence informational participation. Emotion-based confidence of yachtsmen (affective) strongly affects all types of participative behaviors. Furthermore, their higher self-efficacy beliefs encourage customers to undertake more tasks, and eagerly become a part of co-creation processes. Customer participation behavior significantly influences economic and relational co-created value perception of the customer as well. Additionally, among industry-specific variables which are revealed in the preliminary study, "experience at sea" and "marina region" are the factors that have higher control effects on the relationships investigated in the hypotheses.

Value co-creationMaritime businessMaritime turizm+3
Elif Koç
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

Küçük ölçekli sıvılaştırılmış doğalgaz tedarik zinciri: Türkiye için sıvılaştırılmış doğalgaz yakıt ikmal modeli

Emission control measures are becoming stricter in the shipping industry in order to comply with the UN's global emission targets. LNG provides a viable option for emission control measures. As an alternative marine fuel, its supply chain is still developing across the world. The small-scale LNG supply chain is a relatively new and the literature on this issue is limited. This study aims to fill the gap in this context by investigating this alternative fuel option in shipping and by proposing a model for LNG bunkering development in Turkey. In order to fulfil this aim, seven research objectives were formulated and organised sequentially. Qualitative and quantitative research methods were employed. In order to explore small-scale LNG supply chain and LNG bunkering; semi-structured interviews and participant observation methods were utilized. To analyse Turkey's bunkering dynamics, multiple regression and forecasting tools were employed. In order to determine optimum LNG barge size and capacity, mixed integer linear programming which considers split delivery, and heterogenous fleet within the ship-to-ship bunkering context was utilised. In order to evaluate the LNG bunkering option in Turkey, in addition to the aforementioned methodologies, semi-structured interviews were conducted. The research findings indicate that collaboration between small-scale supply chain stakeholders is the main driver for LNG bunkering development. It should be supported by public opinion, standardisation and transparency in the global context. In Turkey case, according to different demand scenarios, the optimum number and size of the bunker barges were determined along with breakeven freight for LNG bunkering. Turkey has potential for small-scale LNG bunkering development; however, it is dependent on the collaboration of the stakeholders. This collaboration should be supported by subsides, incentives and regulatory body involvement in order to generate a new market for this promising alternative fuel in the maritime industry.

Sea transportationNatural gasShip operations+6
Mehmet Doymuş
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizyolu konteyner taşımacılığında Türk limanlarını kullanan armatörlerin lojistik yönlü transit süre analizi

Günümüzde küreselleşmenin ve dünya ticaretindeki artışın etkisiyle birlikte denizyolu taşımacılığına olan talep de giderek artmaktadır. Her taşımacılık modunun kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunmakla birlikte, konteynerin sunduğu yükleri taşıma kolaylığı, denizyolu taşımacılığının avantajları ile birleştiğinde denizyolu konteyner taşımacılığının payı ve önemi daha da artmaktadır. Ulaştırma sisteminin ağlarla çevrili karmaşık yapısı ve dahil olan tarafların fazla olması nedeniyle zaman zaman sistemde aksamalar yaşanabilmektedir. Denizyolu konteyner taşımacılığı yönünden bakıldığında konteyner hat taşımacılığı armatörlerinin gemi programlarında duyurdukları transit sürelerden sıklıkla saptıkları görülmektedir. Bu durum tedarik zinciri ve lojistik süreçlerdeki tüm paydaşları farklı yönlerden olumsuz şekilde etkilemektedir. Çalışmanın ana problemini armatörlerin transit süre güvenilirliği problemi oluşturmaktadır. Bu problem çerçevesinde çalışmanın amacı, denizyolu konteyner taşımacılığında Türk limanlarını kullanan armatörlerin transit süre analizinin yapılması, bu konudaki mevcut durumun ortaya koyulması ve etki edebilecek faktörlerin değerlendirilmesi olarak özetlenebilir. Bu amaçla, armatörlerin sefer öncesi bildirdikleri planlamış transit sürelerle taşımalar bazında gerçekleşen transit süreler karşılaştırılarak seçilen rotalar için gün bazında transit süre sapmaları bulunmuştur. Tanımlayıcı istatistiklere ek olarak, transit sürelere etki edebilecek faktörler çerçevesinde oluşturulan hipotezler ANOVA Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way ANOVA) ve Bağımsız Örneklem T-testi (Independent Samples T-Test) uygulanarak test edilmiş ve bulgular yorumlanmıştır.

ArmatürDeniz yolu taşımacılığıKonteyner taşımacılığı+4
İlknur Gizem Yazar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dördüncü sanayi devriminin etkisindeki sanayi işletmelerinin satın alma ve lojistik fonksiyonlarına yönelik bir araştırma

Teknolojik gelişme hızının son derece arttığı 21. yüzyılda işletmelerin hayatta kalabilmeleri için bu hıza ayak uydurmaları gerekmektedir. Bu çalışma, sanayi işletmelerinin dördüncü sanayi devrimi unsurlarına hangi düzeyde hâkim olduğunu belirlemek, literatürde belirtilen etkilerin reel ile ilgisini anlamak ve adaptasyon sürecinde yaşananları tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yönteminden fenomenoloji deseni kullanılmış, ZOOM iletişim programı aracılığı ile internet üzerinden yüz yüze yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler içerik analizi tekniğiyle incelenmiş ve MAXQDA programı kullanılarak kodlarla değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda dördüncü sanayi devrimi unsurlarından en çok hangilerini kullandıkları, kullanım nedenleri, yerleri ve çıktıları, adaptasyon süreçleri, yapılan yatırımın geri dönüşü, covid-19 etkileri, uygulayan işletmelerin özellikleri ve önerileri gibi toplamda 10 temaya ulaşılmış ve bunların her biri tek tek bulgular ve tartışma bölümünde incelenmiştir.

Endüstri 4.0Endüstri işletmeleriLojistik 4.0+3
Çiler Çallı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimEN

Lojistik altyapısının ticaret gelişimindeki rolü: Türkiye için bir uygulama

Over the past two decades, Turkey has undertaken considerable investment in transport infrastructure to found a well-developed transport network and to get integrated into global supply chains. This study aims to evaluate trade expansion benefits of transport network investment in Turkey to get insights on transport and industrial policy dimensions. As a research strategy, an inductive content analysis integrated with a systematic literature review approach is performed for the empirical studies on the broader economic benefits of transport infrastructure to derive guidance for the quantitative analysis of the subsequent research phase. The quantitative methods consists of two separate analysis. Firstly, short-run and long-run dynamics between land transportation infrastructure, ICT development and trade expansion are investigated within ARDL framework as a preliminary causality analysis. Then, gravity models of trade are estimated for exports and imports with infrastructure investments in various transport modes as the main explanatory variables as well as other independent variables involving factors of bilateral trade flow, ICT development, control variables for Turkey and control variables for partner countries. A main inference from the analysis entails that transport infrastructure investment acts as a driver for import growth rather than export expansion. As another important insight, transport infrastructure investment should be carried out with all transport types considered, based on a long-term transport policy scheme with special attention on road and rail infrastructure. Moreover, transport modes should be integrated to enhance network and connectivity of the overall logistics system, enabling prevalent practice of multimodal and intermodal transportation.

ARDLInfrastructureInfrastructure policies+5
Duygu Şahan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denizyolu konteyner taşımacılığında aktarma limanı seçimi: Doğu Akdeniz limanları üzerinde bir araştırma

Bu çalışma ile Doğu Akdeniz Limanları üzerinden denizyolu konteyner taşımacılığı aktarma limanı seçimi üzerine en ideal olabilecek limanı sayısal ve sözel metotlarla bulunmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen limanlar Doğu Akdeniz coğrafyasında bulunan Aliağa Limanı, Ambarlı Limanı, Mersin Limanı, Pire Limanı ve Port Said Limanlarıdır. Limanlara ait veriler limanların web sayfalarından veya bağlı oldukları derneklerden alınmıştır. Öncelikle literatür çalışması yapılarak liman seçimi üzerine yapılan araştırmalar incelenmiş ve incelenen çalışmalardan denizyolu konteyner taşımacılığı aktarma liman seçiminde kullanılan kriterler ve araştırma metotları tespit edilmiştir. Literatür araştırması ile belirlenen kriterler; taşıtan, taşıma işleri organizatörleri, tarifeli denizyolu gemi işletmecileri ve liman operatörlerinden oluşan on iki kişilik gruba anket yöntemiyle kriterler arasından hangisinin daha önemli olduğu sorulmuştur. Yapılan anketlerin neticeleri AHP yöntemiyle analiz edilerek kriterlerin ağırlıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın son kısmında TOPSİS yöntemi kullanılarak, Doğu Akdeniz coğrafyası içinde denizyolu konteyner taşımacılığı aktarma liman faaliyeti için en ideal liman tespit edilmiştir. Ayrıca, her bir uzmanın kendi uzmanlık alanına göre de farklı ideal sonuçlara da yer verilmiştir.

Deniz yolu taşımacılığıDoğu AkdenizKonteyner taşımacılığı+1
Mustafa Özkara
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deniz işletmeciliği eğitiminin öğrencilerin mesleğe yönelik tutumları ve devam etme niyetlerine etkileri: Akdeniz Üniversitesi örneği

Bu tez araştırmasının amacı, denizcilik eğitimine yönelik algılanan kalite ve memnuniyet düzeyinin, öğrencilerin mesleğe yönelik tutumları ve mesleğe devam etme niyetleri üzerindeki etkisini incelemektir. Amaç doğrultusunda nicel bir araştırma deseni benimsenmiş ve anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile güvenirlik ve geçerliliği test edilip, yapısal eşitlik modeli yaklaşımından faydalanılmıştır. Denizcilik eğitimine yönelik algılanan kalite ve memnuniyet düzeyinin öğrencilerin mesleğe yönelik tutumları ve mesleğe devam etme niyetleri üzerine doğrudan etkisi olup olmadığı, literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda geliştirilen hipotezler ile ortaya konmuştur. Veriler Akdeniz Üniversitesi Finike Meslek Yüksekokulu (Deniz ve Liman İşletmeciliği Programı) ve Akdeniz Üniversitesi Kemer Denizcilik Fakültesi'nde deniz işletmeciliği bölümü okuyan öğrencilerden toplanmıştır. Öğrencilere yüz yüze ulaşılıp, toplamda 234 adet anketin verileri ile analiz gerçekleştirilmiştir. Hipotezlerin sınanabilmesi için Smart PLS algoritmasına dayalı olarak Yapısal Eşitlik Modeli (PLS-SEM) uygulanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre denizcilik eğitiminin kalitesinin ve öğrenci memnuniyetinin, öğrencilerin meslekle ilgili tutumları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Memnuniyetin, mesleğe yönelik tutumlar ve mesleğe devam etme niyetleri üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin kalite algısı, devam etme niyetine etkisinin de anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda ilgili çalışma hem teorik hem metodolojik katkılar sunmaktadır. Bu tez çalışması, ortaya koyduğu ilişkiler ve denizcilik eğitimi literatürüne dair kavramsal değerlendirmeleri ile literatürde yer alan boşluğu doldurmakta ve denizcilik eğitimine ilişkin bütüncül bir bakış açısı sunmaktadır. Araştırma bulgularından yola çıkarak Denizcilik Fakültesi ve Denizcilik MYO'nda Deniz İşletmeciliği eğitimi veren kurumlar ve benzer konuda çalışma yapmak isteyen araştırmacılar için çıkarımlar yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Eğitim kalitesiMesleği yapma niyetiÖğrenci memnuniyeti+1
Zeynep Baş
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akdeniz'de Ro-Ro taşımacılığı: Mersin-KKTC hattı örneği

Bu çalışma, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasındaki Ro-Ro (Roll-on/Roll-off) taşımacılığını, özellikle Mersin-KKTC hattı özelinde ele almakta ve bu taşıma modelinin ekonomik ve lojistik boyutlarını değerlendirmektedir. Ro-Ro taşımacılığı, tekerlekli araçların gemilere kendi hareket kabiliyetleriyle yüklenip boşaltılmasını sağlayarak zaman ve maliyet açısından önemli avantajlar sunmakta; kara ve deniz taşımacılığı arasında kesintisiz geçiş sağlamaktadır. Türkiye'nin stratejik konumu ve Akdeniz'e açılan limanları, bu taşımacılığı bölgesel lojistikte kritik bir konuma taşımaktadır. 2020–2024 yılları arasındaki taşıma verileri doğrultusunda Mersin-Gazimağusa, Taşucu-Girne, Mersin-Girne ve Taşucu-Gazimağusa Ro-Ro hatları; sefer sayıları, taşınan yük miktarları ve araç sayıları açısından karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Mersin-Gazimağusa hattı hem sefer sayısı hem de taşınan araç ve yük hacmi bakımından en yüksek değerlere ulaşarak sistemin ana omurgasını oluşturmuştur. Bu hattı sırasıyla Taşucu-Girne, Mersin-Girne ve Taşucu-Gazimağusa hatları izlemiştir. Yük taşımacılığı açısından ise Gazimağusa Limanı belirgin şekilde öne çıkmaktadır. Ancak Gazimağusa ve Girne limanlarında mevcut olan altyapı yetersizlikleri ve kapasite sınırlılıkları, taşımacılık verimliliğini düşürmekte ve sürdürülebilir büyümenin önünde engel teşkil etmektedir. Bu bağlamda, liman altyapılarının modernizasyonu, sefer planlamalarının mevsimsel taleplere göre yeniden düzenlenmesi ve daha bütünleşmiş bir taşımacılık yapısının oluşturulması önerilmektedir. Çalışma, Türkiye-KKTC arasındaki Ro-Ro taşımacılığının geliştirilmesi için hem bilimsel hem de stratejik politika üretimi açısından katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Türk denizciliği
Deniz Keskinol
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gemilerden kaynaklı deniz kirliliği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi elektronik gemi denetleme sisteminin incelenmesi

Antalya Körfezi, Türkiye'nin önemli turizm, ticaret ve balıkçılık merkezlerinden biri olarak, deniz ekosisteminin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Ancak, artan deniz trafiği ve gemi faaliyetleri, bölgedeki deniz kirliliği risklerini artırmıştır. Gemi kaynaklı kirlilik, petrol türevleri, sintine suları, atık yağlar ve katı atıklar gibi unsurlar nedeniyle deniz çevresini tehdit etmektedir. Bu bağlamda, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Elektronik Gemi Denetim Sistemi (EGDS), gemilerden kaynaklanan kirlilikle mücadelede etkili bir çözüm olarak öne çıkmıştır. EGDS, 22 noktada kurulu yüksek çözünürlüklü kameralar, su üstü radarları ve otomatik gemi tanımlama sistemi (AIS) gibi ileri teknolojilerle, deniz araçlarını 7/24 izleyerek denetim sağlamaktadır. Sistem, denizi kirleten gemilere uygulanan cezalarla caydırıcı bir etki yaratmakta ve çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunmaktadır. Ancak, mevcut sistemin daha etkin çalışabilmesi için teknolojik yeniliklerin entegrasyonu, personel eğitimi, uluslararası işbirlikleri ve yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Antalya Körfezi'nde deniz ekosisteminin korunması için önerilen çözümler arasında yapay zekâ, drone kullanımı, atık yönetim sistemlerinin geliştirilmesi ve uluslararası çevre standartlarına uyumun artırılması yer almaktadır. Bu öneriler, deniz kirliliğinin önlenmesi ve sürdürülebilir çevre yönetiminin sağlanması için stratejik bir çerçeve sunmaktadır. EGDS, Antalya Körfezi'nin çevresel korunmasında ve uluslararası örnek oluşturabilecek bir model olarak dikkat çekmektedir.

Şevda Şahan
Akdeniz University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

Emtia fiyatı ve navlun piyasasının ajan bazlı etkileşimi

The aim of this study is to investigate the relationship between iron ore, coal and wheat prices, which are 3 major dry bulk cargoes, and Capesize, Panamax and Handymax freights, which are the intensively used ships in the transportation of these three basic cargoes. The main research questions are whether there is a volatility spillover and risk transmission between commodity prices and freight routes and whether there is a differentiation in relations according to the type of cargo and the rate of intensive carriage. To test these research questions, causality in variance analysis is used, which determines the flow of information between variables and the volatility spillover. The obtained results reveal that the interaction can differ according to both ship types and commodity types. The relations of Capesize and Panamax ship types with commodities are partially similar. Even though the results are not common for all routes included, there is a causal relationship from the price of iron ore and coal to the freight of these ships. In their relations with the wheat price, there are bidirectional causality relationships between freight routes and commodity prices. For Handymax type ship, while no relation from commodity prices to freights can be determined, causalities were determined from freights to coal and wheat prices. The volatility in the prices of industrial products spread to the freight markets, and the carriage rates do not differentiate between these two markets due to the neighboring of Capesize and Panamax type vessels. In addition, the volatility spillover from wheat price to freight is likely due to the market type or the close relationship of wheat price with oil price, which constitutes the biggest part of the voyage costs of the ships. Based on these results, it has been determined that volatility spillovers and risk transfers are from commodity prices to freight prices, and some relationships differ depending on the ship type. In this way, in addition to making an original contribution to the literature, the relationship between commodity prices and freight rates on the basis of the agent was determined, and a contribution is thought to be made in order to reduce the risks due to uncertainty for agents.

Sea transportationCommodity pricesPrice movement+3
Abdullah Açık
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

İşletmeden işletmeye pazarlamada dijitalleşme: Deniz taşımacılığının dönüşümü için strateji ve teknolojilerin geliştirilmesi

Digitalization offers various opportunities such as access to new markets, cost reduction and competitive advantage, the ability to develop and control products more agile, by profoundly influencing the activities of almost all businesses. However, as in many B2B markets, it is observed that it is too late to adapt to this transformation in maritime transportation. In this context, it becomes crucial to emphasize the importance of digitalization to maritime businesses and to identify digital technologies that are appropriate for their purposes and nature and to propose strategies for these technologies. This study addresses the issue of digitalization in maritime transportation in the marketing communication dimension. In this regard, firstly, a literature study was carried out with a deductive approach and digital marketing technologies were handled within the scope of maritime transportation market characteristics. Then, the focus was on social media, which is accepted as the most up-to-date technology of maritime transportation digital marketing communication, and research was carried out to develop strategies for container shipping companies to use social media more effectively. In this process, it has been determined that the engagement rate calculation formulas commonly used in the social media influence literature have expired as a result of the new algorithms used by the platforms and a new calculation method has been developed. In the empirical part of the study, firstly, the current situation of container shipping companies on social media platforms has been revealed. Then a content analysis of 4076 publicly-shared posts for a year was carried out on the companies' LinkedIn pages. This process was developed based on the "Social Media Communication Model" and "Word-of-Mouth (WOM) Psychological Motivation Theory". Accordingly, a theory-based approach consisting of brand strategy (company or product), message appeal (functional or emotional), selling strategy, and external information categories was preferred in coding the posts on the LinkedIn page of the companies. In addition, LinkedIn posts have been categorized in terms of media type, message richness, and level of interactivity. In the research, the highly engaged LinkedIn messages were determined through the engagement calculation method developed as a result of qualitative and quantitative studies, and an answer was sought to the question of whether the engagement rate (target variable) could be predicted with the message characteristics (input variables). In the development of the prediction model, two different learning algorithms were applied by using IBM Watson machine learning services. According to the results of the training and test data, the accuracy rate of the Chi-square Automatic Interaction Detector algorithm was found to be higher. Accordingly, the features that affect the engagement rate of the companies' LinkedIn messages are the level of interactivity, resharing, word count, message purpose, media type, and link usage, respectively. Overall, the results of this study show that it is possible to predict the success of social media communication strategies in terms of engagement level in the container shipping markets with message-oriented features.

Sea transportationContainer transportationMachine learning+4
Fevzi Bitiktaş
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

E-gümrük hizmetlerinin ve yazılımlarının kalitesinin belirlenmesine yönelik bir uygulama

Bilgi ve iletişim teknolojileri bireylerin ve örgütlerin yaşamını kolaylaştırmaya devam etmektedir. Elektronik devlet hizmetleri teknolojisi, devletlerin hizmetlerini vatandaşlara, kamu kurumlarına ve özel sektör kuruluşlarına sunabilme amacı ile yararlandığı bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Elektronik devlet hizmetlerinden biri olan e-gümrük hizmetleri devletlerin ekonomileri için en önemli faaliyetlerden biri olan dış ticaret işlemlerinde kullanılmaktadır ve e-gümrük yazılımları da e-gümrük hizmetleri uygulamalarına veri girişi amacı ile geliştirilmiş yazılımlardır. Çalışmanın amacı Türkiye'deki e-gümrük hizmetlerinin ve e-gümrük yazılımlarının kalitesini ölçmektir. Çalışmada öncelikle e-devlet kavramı, e-devlet hizmetlerinin temel unsurları ve amaçları tartışılmış, dünyada ve Türkiye'de e- devlet uygulamaları açıklanarak çalışmanın konusunu teşkil eden e- gümrük hizmetleri ve uygulamalarının gelişimi ile dünyada ve Türkiye'de modernizasyon çalışmaları incelenmiştir. Ayrıca hizmet kalitesi kavramı değerlendirilmiş, uygulamaların elektronik ortamda hizmet vermeleri nedeniyle, yazılım kalitesi konusu da incelenmiştir. Son olarak, e-gümrük hizmetleri ve e-gümrük yazılımlarının kalite beklenti ve performansını; ana kullanıcı olan gümrük müşavirliği şirketleri perspektifinde ölçen bir anket çalışması yapılarak araştırma ile ilgili sonuç ve öneriler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: E-Devlet, E- Gümrük, Hizmet Kalitesi, Yazılım Kalitesi.

Elektronik devletElektronik gümrükElektronik hizmet+3
Yusuf Taner İzmirlioğlu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Ürün kayıplarının azaltılmasına yönelik lojistik yönlü tedarik zinciri tasarımı: Gıda tedarik zincirleri için bir çerçeve

Food loss is a major problem in the food supply chain and it has negative impacts on the environment, economy and society. Besides these negative impacts, food loss is one of the main challenges for ensuring food security. Hence, it is important to diminish food loss in food supply chains. For this purpose, this thesis aims to investigate how food loss reduction can be achieved to enhance food security within the food supply chains with the logistics viewpoint. Food loss occurs throughout the upstream and midstream food supply chain, but it is not clear that specifically which stakeholders deal with food loss or in other words which stakeholders have more salience while dealing with the food loss. So, it is important to identify and classify stakeholders who have more salience while tackling food loss. In addition, to be able to tackle the food loss, it is important to identify food loss drivers. After identifying food loss drivers, it is important to rank food loss drivers which have a higher impact on the waste amount for reducing the overall food loss. To fulfil these objectives, both qualitative and quantitative methods were employed in this study. To identify and classify stakeholders, systematic literature review, semi-structured interviews and stakeholder analysis were employed. To identify and classify food loss drivers, systematic literature review and semi-structured interviews were employed. To rank the food loss drivers, which have a higher impact on the loss amount, the analytical hierarchy process was employed. The results indicate that not all upstream and midstream stakeholders deal with the food loss with similar intensity. In addition, it has been identified that different factors and sub-factors cause food loss for each food supply chain. It has been determined that 3 main factors and 11 sub-factors lead to food loss in the fats and oil supply chain; while 3 main factors and 11 sub-factors cause food loss in the milk and dairy supply chain. It has been determined that 4 main factors and 13 sub-factors can cause food loss in the meat and poultry supply chain; while 3 main factors and 13 sub-factors lead to food loss in the fruit and vegetable supply chain. Furthermore, another key result of this thesis reveals that different sub-factors cause the most loss for different food supply chains. The thesis, which is prepared on the basis of qualitative and quantitative analysis results, offers implications for academics, practitioners and policymakers.

Food safetyFood sectorFoods+5
Ebru Sürücü Balcı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Hukukunda demiryolu taşıyıcısının sorumluluğu

10-11 Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesi'nde T.C.'nin AB adaylığı resmen kabul edilerek T.C. Katılım Ortaklığı Belgesi'nin hazırlanmasına karar verilmiş olup bu belgede yer alan AB üyeliği gerekliliklerinin hayata geçirilebilmesi için ise 19 Mart 2001 tarihinde "Avrupa Birliği Müktesebatı'nın Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı (Türkiye Ulusal Programı)" oluşturulmuştur. Bu programda yer alan öncelik belirlemeleri doğrultusunda bulunan ulusal mevzuatın AB Müktesebatı'yla uyumlaştırılması zorunluluğu uyarınca, ulusal lojistik faaliyetlerin küresel ölçekte yürütülebilmesi için, Türk demiryolu işletmeciliği serbestleştirilerek "tren" ve "altyapı" işletmeciliği şeklinde ayrıştırılmıştır. Ayrıca, demiryolu taşımacılığının T.C.'nin kurulduğu ilk yıllarda taşıdığı önem ölçütünde taşıma işlerindeki tercih edilirliğini artırmak üzere 24/04/2013 Tarih ve 6461 Sayılı "Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun"a ve bu kanuna dayalı olarak alt mevzuat düzenlemelerine yürürlük kazandırılmıştır. Demiryolu taşımacılığı hakkında yürürlükteki Türk Hukuku mevzuat düzenlemelerinde "demiryolu yük treni işletmecisi" şeklinde isimlendirilen demiryolu taşıyıcısının eşya taşıma işinden doğan sorumlulukları çalışmanın konusudur. Türk demiryolu mevzuat düzenlemeleri, çalışma konusu bakımından yürürlükteki normlar hiyerarşisi çerçevesinde incelenmiştir.

Demir yolu taşımacılığıHukukSorumluluk+3
Esra Şeker
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Marina müşterilerinin marinaların fiziksel kanıtlarını algılamaları üzerine bir araştırma

Pazarlama karmasının bir unsuru olan fiziksel kanıtlar, müşterilerin aldıkları hizmetler ile ilgili müşterilere somut deliller sunmaktadır. İşletmelerin sundukları çeşitli hizmetler, somut özelliklerinden dolayı deneyimlenmeden önce müşterilerin değerlendirmesi açısından zorluk yaratmaktadır. Fiziksel kanıtlar müşteriye alacağı hizmetin kalitesi ile ilgili olumlu ya da olumsuz ipuçları vermektedir. Bunun sonucu olarak fiziksel kanıtlar müşterilerin satın alma tercihlerini de etkileyebilmektedir. Bir hizmetin sunulduğu fiziksel ortamın rengi, dizaynı, bakımı, mobilyaları, ekipmanların durumu gibi içsel ve dışsal verilerin yanında işletme personelinin kıyafeti, temizliği, hitabı gibi unsurlar da fiziksel kanıtların unsurları olarak değerlendirilmektedir. Fiziksel kanıtların yönetimi işletmelere sundukları hizmetin farklılaşması, işletme personeli ile müşteri arasındaki iletişimin geliştirilip bilgi akışının sağlanabilmesi, işletme imajının oluşturulması gibi büyük faydalar sağlamaktadır. Fiziksel kanıtların otel işletmetleri için önemi yöneticiler tarafından fark edilmiş ve bu konuda çok sayıda araştırma yapılmıştır. Araştırmalar sadece otel işletmelerinde değil, restaurant, mağaza, hastane, bankacılık, kumarhane, bahis dükkanı, bar, yolcu ve yük gemisi gibi farklı alanlarda hizmet sunan işletmelerde de araştırılmıştır. Bu çalışma marina müşterilerinin marinaların fiziksel kanıtlarını algılamaları üzerine yapılmıştır. Marina fiziksel unsurları çeşitli konumlardaki marina yöneticileri ile yapılan görüşmeler sonucunda belirlenmiştir. Diğer hizmetler için uygulanan fiziksel çevre anketleri marina çevresini değerlendirmede yetersiz ve uyumsuz olduğundan Görüşme sonuçları değerlendirilerek marina fiziksel çevre anketi geliştirilmiştir. Geliştirilen anket Ege ve Marmarada bulunup araştırmaya izin veren marinalardaki yatçılar üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda marinaların dış, iç, personel ile ilgili değişkenleri belirlenmiş, belirlenen değişkenlerde hangi unsurların yatçılar tarafından daha çok önemsendiği ortaya konmuştur. Yine çalışmada marina fizeksel kanıtlarının marina sadakatine etkisi anket soruları ile değerlendirilmiş fakat aralarında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Denizcilik, Marina Müşterileri, Deniz Turizmi .

Deniz işletmeciliğiDeniz turizmiDenizcilik+7
Buse Arasıler
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuru limanlarda yer seçimi: İran için bir uygulama

Günümüzde dünyanın küresel bir köy haline gelmesi ve son mil gibi kavramların ortaya çıkmasıyla birlikte konteyner kullanımı her geçen gün daha da artmaktadır. Ülkeler, ulaşım sistemlerini optimize ederek küresel pazarlardaki rekabetçi konumlarını geliştirmek amacıyla kuru limanlar oluşturmaktır. İran da, açık denizlere erişimi olan ve denize kıyısı olmayan Orta Asya ülkelerin bitişiğinde olan bir ülkedir ve tüm Orta Asya bölgesine fayda sağlayacak bir ulaşım sistemine sahiptir. Diğer yandan, bu geniş ülkenin okyanusa yalnızca güneyden erişimi vardır ve bu nedenle kuzey ve orta İran bölgesindeki yüklerin limanlara aktarılması için kuru limanlar inşa etme ihtiyacı doğmuştur. Bu çalışmada, kuru liman yeri seçmek için gerekli kriterler belirlendikten sonra, İran'da Bam, Tabas ve Kermanshah şehirleri olası üç kuru liman yeri olarak seçilmiştir. Çalışmanın ilk bölümü kuru liman kavramını, ikinci bölümü yer seçimi kavramı ve önemini, üçüncü bölümde, AHP-TOPSIS araştırma yöntemi kullanılarak, yukarıda verilen üç şehirden Tabas en uygun kuru liman yeri olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuru Liman, Yer Seçimi, İran, Ulaşım, Lojistik

Kuru limanLimanlarLojistik+5
Rahıel Allahbakhsh
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kruvaziyer pazarında tüketici satınalma tercihlerinin incelenmesi

Bu çalışmada, tüketicilerin Türkiye kruvaziyer turizm pazarında, kruvaziyer tatil satınalma kararlarında tüketici tercihlerinin neye göre belirlendiğini anlayabilmek, önceliklerini saptamak, deneyimlerinden ve düşüncelerinden yola çıkarak, algısal bir bakış açısı ortaya konması amaçlanmıştır. Sosyo-kültürel benzeşik alt grupların oluşturduğu, araştırmacının ulaşabilirliği doğrultusunda Türkiye'de yaşayan kişilerden, en az bir kere kruvaziyer gemi seyahetine katılmış, bireysel geliri ve satınalma kararı verme yetisi olan 30 – 75 yaş arasında katılımcılardan gönüllük esasına göre seçilmiştir. Demografik yapı verilerinde hedefe yönelik dengeli bir dağılım olması amaçlanmış veyapılandırılmış örneklem oluşturulmuştur. 60 ve üzeri (üçüncü yaş) 10 kişilik ve 30-60 yaş arası (orta yaş) 6 kişilik katılımcılardan oluşan iki ayrı odak grup ile görüşmeler yapılmış ve bunlara ilave olarak 25 katılımcıyla önceden yapılandırılmış açık uçlu soru formunun yönetildiği ve yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplamda veri toplama aşamasında 41 kişilik bir örneklem hacimiyle çalışma tamamlanmıştır. Soruların belirlenmesi aşamasında ve teorik bilgiyi destekleyici sektörel ve deneyimsel bilgi edinmek amacıyla bir uzmanla derinlemesine yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak Odak grup görüşmeleri veyapılandırılmış görüşme yöntemleri kullanılmış, elde edilen bulgular içerik analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak ilgili katılımcılar kruvaziyer tatil satınalma kararlarında önem sırasına göre ilk başta Destinasyon çekiciliği'ne, daha sonra sırasıyla Fiyat'a, Mevsimselliğ'e, Gemide geçirilen süre'ye, Tur operatörlerinin imaj'ına ve Gemi konsept'ine bakmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kruvaziyer, Turizm Pazarlaması, Tüketici Satınalma Tercihleri, Odak Grup, Deniz Turizni.

Deniz turizmiKruvaziyerSatınalma+6
Deniz Önder
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

İşletmeden işletmeye pazarlamada bölümlendirme yaklaşımları: Konteyner taşımacılığı hizmetleri üzerine bir uygulama

Container shipping significantly contributes to the international trade and supply chain systems, and plays a key role in the competitive advantage of exporters and importers. However, container shipping market has been facing several challenges and structural changes. The competition is fiercer and the profitability levels of container lines have been very low. The marketing strategies have become more important compared to past in the market. Understanding the customer needs and wants, and manage their requirements effectively have become very critical. The purpose of this dissertation is to investigate market segmentation in container shipping, explore the benefit segments, and discuss the benefit segments considering practical applications. The empirical part of this dissertation consists of two main researches. The first one is a qualitative study which conducts semi-structured interviews with container lines located in Izmir. The qualitative study has explored the practical segmentation application of container lines including the segmentation bases they use and the purposes they target. Based on the findings of the interviews, a theoretical a-priori segmentation model has been proposed. The quantitative research aims to find out the benefit segments in container shipping market adopting a post-hoc approach. A survey is conducted with exporters located in Aegean Region of Turkey and a total of 356 responses have been collected. In the research, first container line selection criteria measure is developed through exploratory and confirmatory factor analyses. A total of five selection factors are ascertained. Then, cluster analysis is conducted by using factor scores as clustering variables. The cluster analysis has revealed a total of six benefit (post-hoc) segments in the market: Time-sensitive Cost Seekers, Pragmatic Service Buyers, Non-urgent Cost Seekers, Value-added Service Buyers, Relationship Seekers, and Time Seekers. The six segments are distinctive in terms of the selection criteria of shippers. The segments meet the criteria of effective market segmentation: Substantial, differentiable, actionable, measurable, and accessible. The segments also provide evidence for the criterion validity. Substantial number of statistically significant associations between the segments and descriptors are achieved. A detailed discussion of the results of this research is presented at the end of related section. Upon the qualitative and quantitative analysis, the segmentation bases of container lines explored in the qualitative research are tested to understand if selection criteria between the a-priori segments differ. In this way, we can see if the segmentation bases of container lines in practice in Izmir create segments that are differentiable. The results indicate that the a-priori segments are not as differentiable as the post-hoc segments in our quantitative research in terms of the selection criteria, or in other terms, benefits sought by container shippers. This dissertation claims that benefit segmentation using a post-hoc approach is more effective than a-priori approach used by companies in container shipping market.

Industrial marketingHierarchical clusteringService marketing+4
Gökçay Balcı
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demiryolu lojistiğinde hizmet kalitesi ölçümü: Ege bölgesinde hizmet veren bir demiryolu işletmesine yönelik uygulama

Demiryolu taşımacılığı, Sanayi Devrimi'nin ardından yaygınlaşmaya başlayan, uzak mesafelere yük taşınabilen, görece ucuz, yüksek hacimli yüklerin taşınabildiği ve kaza riski düşük bir taşımacılık modudur. Ülkemizde cumhuriyetin ilanının ardından demiryollarına büyük önem verilmişse de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ABD'nin Avrupa'nın yeniden inşası için hazırladığı Marshall Planı'na Türkiye'yi de dâhil etmesinin ardından karayollarına önem verilmesi nedeniyle geri plana itilmiştir. Asya ile Avrupa arasındaki jeostratejik konumu ile Türkiye demiryolu taşımacılığından aldığı payı her geçen gün artırmaktadır. Ancak bu payın arttırılabilmesi için hizmet kalitesi hayati önem taşımaktadır. Demiryolu ile yük taşımacılığı yapan firmaların hizmet kalitesine ilişkin literatürde az sayıda çalışma olduğu görülmüş ve Ege Bölgesinde hizmet veren bir demiryolu işletmesinin müşterileri ile işletmenin hizmet kalitesine yönelik müşteri algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre Ege Bölgesinde hizmet veren işletmenin algılanan hizmet kalitesi beklenenden düşüktür. İşletmenin özellikle verilen sözlerin zamanında yerinde getirilmesi konusunda iyileştirmeye gitmesi gerekmektedir.

Demir yollarıDemir yolu işletmeleriDemir yolu taşımacılığı+4
Barış Bulut
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Kuru yük limanlarında kapasite ölçümü üzerine bir model önerisi

Ports are defined as critical nodes in international trade and one of the critical part of international transport. For this reason, these essential infrastructures are a strategic point for both stakeholders and port operators. Continuous development of maritime transport, macro, and micro environmental factors triggered and accelerated the development of ports. To keep up with these ongoing developments, the ports are continuously improving themselves technologically and expand and upgrading their infrastructure or tend to invest in building new ports to satisfy the demand created by increasing trade volume. Under these circumstances, port operators should plan the capacity regarding the supply and demand conditions. In this study, it was attempted to develop a capacity measurement model for dry bulk terminals within an integrated viewpoint. A literature review was conducted at first to develop a capacity measurement model, and factors affecting the port capacity were determined in line with information achieved from the literature. Measurable factors were attempted to reflect empirical equations for measuring berth handling capacity, storage yard capacity, and transfer equipment capacity of the dry bulk terminals. These factors constitute the basis of the empirical equations. Empirical equations were also tested by a simulation model using real-world data obtained from the port, which serve multiple bulkv cargoes. To test these equations by using simulation, the conceptual model was generated. Simulation model and conceptual model were verified by comparing and testing the equations manually. Apart from developing a capacity measurement model for the dry bulk terminal, this study introduced two concepts. These concepts are realizable capacity level and theoretical gang number. These concepts were discussed thoroughly, and the effects of these concepts were measured within the context of the study. In addition to that, the effects of the berth occupancy ratio, which was frequently used by researchers in measuring berth handling capacity, was deeply discussed to determine its function in berth handling capacity measurements and functional comparison between the berth occupancy rate and berth utilization factor was discussed. The result of the study has shown that the model could be used for measuring the capacity dry bulk terminal capacity. Apart from the actual capacity of the port, results showed that realizable capacity might be considered when measuring the port capacity. The results implied that theoretical number of gang and berth utilization factor could be used for determining the realizable capacity of the port in addition to actual or proper capacity of the port

CapacityCapacity measurement methodDry port+2
Seçil Gülmez
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Denizcilik işletmelerinde dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkileri belirlemeye yönelik bir araştırma

Yöneticiler işletmelerin verimliliğini arttırmanın yollarını aramışlar ve böyle bir durumun en başta insanın etkinliğinin artmasını sağlayarak olacağını bulmuşlardır. Kuşkusuz çalışanların işgücü sınırlarının üzerine çıkmalarının sağlanması işletmenin genel performansına etki etmektedir. Konuyla ilgili olarak yapılan literatür incelemelerinde farklı sektörlerde yapılan çalışmalarda, çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışının işletme performansını olumlu yönde etkilediği, dönüşümcü bir liderin çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışı sergilemesinde önemli bir rol oynadığı, çalışanların bu davranışlarını artırmanın bir yönteminin de liderin dönüşümcü liderlik niteliklerini göstererek sağlanabileceği ifade edilmiştir. Yönetim fonksiyonlarından biri olan liderlik faktörü kapsamında, dönüşümcü liderlik ile örgütsel vatandaşlık davranışı ilişkisi çerçevesinde, denizcilik işletmelerinde dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkiler ile bahse konu davranışlarda profil özelliklerine göre farklılığın bulunup bulunmadığını belirlemek doktora tezi araştırmasının temel amacıdır. Çalışmada, dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık davranışı kavramları çalışan algıları açısından değerlendirilerek bulgulara ulaşılmıştır. Dönüşümcü Liderlik ve Örgütsel Vatandaşlık Davranışı ile ilgili değişkenlerin tespitine ve konuyla ilgili yapılan çalışmalara yönelik içerik analizleri yapılmıştır. İçerik analizleri sonrasında saha araştırmasında verilerin toplanmasında kullanılacak anket soruları geliştirilmiş ve içerik geçerliliğini desteklemek amacıyla uzman kişilerle görüşmeler yapılmıştır. Anket, pilot uygulama gerçekleştirilip gerekli düzeltmeler yapılarak örneklemi oluşturan denizcilik işletmelerine uygulanmıştır. Çalışmanın evrenini, denizcilik sektöründe gemilerin karadaki yönetim fonksiyonlarını yerine getiren denizcilik işletmeleri oluşturmaktadır. Çalışmanın hedeflenen amaçlarına ulaşması maksadıyla İzmir ve İstanbul bölgelerinde faaliyet gösteren denizcilik işletmeleri arasında kolayda örnekleme yoluyla seçilen 16 işletmenin 146 personeline (beyaz yakalı çalışan) saha araştırması uygulanmış ve karşılaştırmalı analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, denizcilik işletmelerinde dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık davranışı algılarının çalışanların profil özelliklerine göre değişmediği, yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışları ile çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışı göstermelerinde etkili oldukları bulgularına ulaşılmış ve bu yönde tavsiyelerde bulunulmuştur. Farklı alanlarda yapılan benzer çalışmaların bu çalışmayla denizcilik işletmelerine de uygulanmış olması ve elde edilen sonuçları açısından literatüre ve bilime katkı sağlanmıştır.

DenizcilikDönüşümcü liderlikGemi işletmeciliği+3
Serkan Öter
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Limanlarda ilişkisel yönetişim stratejilerinin irdelenmesi: Örgütlerarası bir analiz

Ports' relationships with port users are at great importance for the overall performance of supply chains, depending on the increasing role now attached to ports. Although the exchanges in port supply chain are usually supported by contractual governance mechanisms, it is important for ports to develop certain relational norms in order to maintain their relations with port users at high quality levels, which eventually helps ports to achieve desired performance outcomes. In this sense, ports should carefully govern their relationships with other port industry actors through relational governance strategies with the purpose of creating synergies that guarantee high levels of productivity. Although the related literature on port governance partially covers the role of relational norms, the motive of this study is derived from the need of a theory based qualitative research that would help understand how these norms are established and maintained. By adopting Relational Exchange Theory proposed by MacNeil (1974) as the theoretical foundation of its model, this dissertation focuses on the role that relational norms play in determining the success of port industry relations. Therefore, the main purpose of this study is to reveal whether the development of certain relational norms positively influence quality of the relationships and thereby relationship-specific performances obtained from them. Moreover, the study aims to reveal context specific manifestations of relational norms in order to point out what exactly needs to be done for the development of relational norms. The data have been gathered via interviews conducted through the professionals from the terminal operating companies in Aliağa port cluster and port customers/users that use at least one of these terminals. The results reveal that relational governance plays an important role in constituting trust, commitment and satisfaction in between parties, which in turn help improving operational and financial performances of the parties. On the other hand, the tendency on contractual governance is found to be related to the organizational culture of the parties, but relatively limited because of the intense competition in the region. What is more, development of certain relational norms namely solidarity, flexibility, information sharing and conflict resolution is found to be critical for the success of ports under investigation, since they are considered as relational determinants which shape port users/customers' decision of port choice.

Port operationPortsManagement strategies+5
Bayram Bilge Sağlam
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ile Peru arasındaki modlararası taşımacılığın beresford maliyet-zaman modeli ile incelenmesi: Demir çelik ticari profil ürünleri üzerine bir vaka çalışması

Ürün maliyetleri temelinde önemli bir bileşen olan ulaştırma maliyetleri, işletmelerin ve bu işletmelerin yeraldıkları ülkelerin rekabetçiliği üzerinde önemli bir role sahiptir. Bu rolün verimli bir hale getirilmesinde, ulaştırma sektörünün, maliyet ve hizmet boyutları açısından belirli standartları oluşturması gerekmektedir. Ülke ekonomisi açısından bakıldığında, uygun liman yatırımları ve modlararası geçişin sağlandığı aktarma noktalarının sayı ve kalitesinin artması durumunda, ülkelerarası ticaretin artması ve lojistik maliyetlerin düşmesi de söz konusu olacaktır. Taşımacılık sistemleri içerisinde modlararası taşımacılık gerek sunduğu maliyet üstünlükleri, çevreye olan olumlu etkisi ve gerekse de taşımacılık modlarının verimli kullanılabilmesi açısından önemli bir röle sahiptir. Bu noktadan hareketle, bu çalışma, modlararası taşımacılık kavramını Türkiye-Peru arasındaki ticaret özelinde incelemeyi hedeflemektedir. Mevcut ve alternatif rota seçeneklerinin geliştirilmesiyle, hem Peru'nun mevcut yük hacmi daha etkin taşınacak, hem de Türkiye üzerinden ihracat edilen yük hacminde artış olacaktır. Dolayısıyla modlararası taşımacılık ağlarında taşıma optimizasyonu üzerine çalışmak özellikle üçüncü taraf lojistik işletmeler (3PL) açısından ve dolaylı olarak ülke ekonomisi açısından önem taşımaktadır. Bunların ışığında, bu çalışma, farklı rota ve ülkeler üzerinde daha önceden uygulaması yapılmış olan "Beresford maliyet-zaman modeli" aracılığıyla Türkiye-Peru arasındaki taşımacılık alternatiflerini zaman, maliyet, mesafe açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında Türkiye'den Peru'ya demir-çelik ticari profil ürünleri ihracatı alanında on iki farklı modlararası taşımacılık rotası belirlenerek bu rotalardan optimum olanını seçebilmek için çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Modlararası taşımacılık Beresford maliyet-zaman modeli kullanarak optimum rotanın seçimine yardımcı olmuştur. Ayrıca, Türkiye-Peru arasındaki ticarete yönelik ilgili ana başlıklar, bu alandaki uzmanlar ile gerçekleştirilen mülakatlarla incelenmiştir ve tartışılmıştır. Çalışmada ilk olarak birinci bölümde, ulaştırma ve tedarik zinciri yönetimi kavramlarıyla birlikte, taşımacılık modları ile ilgili genel bir çerçeve çizilmiştir. Ardından, modlararası taşımacılık kavramı ve Türkiye'deki ve dünyadaki uygulamaları ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye ve Peru'nun ticareti, önemli ticaret alanları ve mevcut durum ortaya konmuştur. Bu bölümleri takiben, üçüncü bölümünde çalışmanın metodolojisi, izlenen aşamalar çerçevesinde açıklanmıştır. Ardından, çalışmanın bulguları tartışılmıştır. Son olarak daha sonraki araştırmalar için öneriler ve çalışmanın kısıtları açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Modlararası Taşımacılık, Taşımacılık Modu Seçimi, Beresford Maliyet-Zaman Modeli, Demir-Çelik Ticari Profil Ürünleri, Türkiye, Peru.

Demir çelik endüstrisiMaliyetMaliyet hesabı+7
Hugo Juan Guevara Vasquez
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Konteyner terminallerinin operasyonel verimliliğinin veri zarflama analizi ile karşılaştırmalı değerlendirilmesi

Maritime transportation is the most cost effective transportation mode when it is examined in terms of unit transportation cost over long distances. Container transportation, first emerged in the 1950s, continues to expand day by day. It is utmost important that the operations carried out in container terminals are done in time and without any errors regarding to the cost minimization, turn-around/dwell time minimization and operational safety issues in ports. In this sense, the efficiency measurements of the ports are of great importance. Efficiency analysis in container terminals has been frequently studied in the last thirty years, especially for foreign ports. As a non-parametric method, Data Envelopment Analysis (DEA) is widely used in the literature. When the similar studies in the literature are examined, it is seen that many input and output variables have been utilized in DEA analysis. Seven input and one output variables are determined considering the fact of data availability for the efficiency analysis of all the container terminals operating in Turkey. Input variables are determined as; terminal area, number of berths, berth length, number of ship to shore cranes, number of handling equipments in container stacking area, port draft depth and number of port employees. The output variable is selected as the annual container throughput and efficiency analyzes were performed. The aim of this study is measuring and comparing the efficiencies of 26 ports capable of handling containerized cargo in Turkey by Data Envelopment Analysis method. Findings of the study and potential improvement points are intended to be a conductor for future plans of the ports. According to the findings of the study, it has been concluded that Marport, Mersin MIP, Asyaport and Kumport container terminals are relatively efficient among the evaluated terminals. However, Trabzon, Derince Safiport and Akcansa Ambarli container terminals have been identified as the least efficient terminals.

BenchmarkingSeawaySea transportation+7
Demir Ali Akyar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birleşme ve devralmaların şirket performansına etkileri: Türkiye'de bir üretici firma üzerine analizler

Günümüzdeki küreselleşme faaliyetleri ile verilerin paylaşımı, iletişimin hızlanması ve teknolojinin ilerlemesi ile dünyada sınırlar ortadan kalkmıştır. Daha önce aynı sektörde benzer faaliyet gösteren bir çok firma işbirlikleri yaparak bir çok faaliyet kolunu birlikte yürütür hale gelmiştir. Sektörde yer alan firmalar arasında birleşme ve devralmalar, son zamanlarda uluslararası işletmecilikte oldukça yaygın bir duruma gelmiştir. İşletmeler hızla artan rekabet koşullarında, teknolojik yenilikleri, yönetim becerilerini ve kaynaklarını kullanarak piyasadaki gücünü arttırmakta ve dünya pazarından daha etkili yararlanmaktadır. Günümüzde firmalar pazarın koşulları doğrultusunda karşılarına çıkan avantajlı durumları değerlendirmek, güç birliği oluşturmak ve üstün bir yapıya ulaşmak için birleşme ve devralma faaliyetlerinden yararlanmaktadır. Çalışmada birinci bölümünde, küreselleşme, şirket birleşme ve devralmaları, ikinci bölümde örgütsel performans, üçüncü ve son bölümde birleşme ve devralmaların şirket performansı üzerine etkileri Türkiye'de üretim faaliyeti gösteren bir firma verileri ile değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: 1) Küreselleşme 2) Büyüme 3) Birleşme ve Devralmalar 4) Örgütsel Performans

BirleşmelerDevirFirma performansı+4
Sevil Kıraylar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karayollarında tehlikeli yük taşımacılığı ve firmalar için bir model önerisi

Taşımacılık, insanlık tarihi kadar eski, içinde bulunduğu çağın şartlarına göre değişikliğe uğrayan ve en temel ihtiyaçların giderilmesinde hayati öneme sahip, lojistik bilimi denince akla ilk gelen faaliyetlerdendir. Günümüzde toplumların gelişmesine katkı sağlayan, üretim sektörleri başta olmak üzere hemen hemen her sektörde taşımacılık faaliyetlerine rastlanır. Bunun sebebi üretilen ürünlerin, tüketim yerlerine ulaştırılma ihtiyacıdır. Taşımacılık faaliyetlerindeki ana konulardan birisi, taşımaya konu olan yükün tipidir. Üretim teknolojilerindeki gelişmelerden ve inovatif düşüncelerden ortaya çıkan ürünlerin üretimleri için taşınan yükler sahip oldukları yapısal özellikleriyle farklılıklar göstermektedir. Bu yükler arasında, büyük çoğunluğunu kimyasal maddelerin oluşturduğu tehlikeli madde olarak adlandırılan yükler, yasal düzenlemeler ve çevresel güvenlik önlemleri uygulamaları bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temelini; taşımaya konu olma özelinde ''tehlikeli yükler'' ve taşıma şekli özelinde ise ''karayolu taşıması'' olarak iki unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar üzerinden yola çıkılarak ''Türkiye karayollarında tehlikeli yük taşımacılığı sektöründe karşılaşılan problemler ve çözüm yolları nelerdir?'' araştırma sorusu olarak belirlenmiş ve buna ilişkin bir model önerisi geliştirilmeye çalışılmıştır. Araştırma için mülakat ve gözlem metotları kullanılarak elde edilen veriler AHP yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, sektördeki aktörlerden alınan veriler doğrultusunda tespit edilen problemler 5 ana başlıkta gruplandırılmıştır. Gruplamadan sonra model önerisi geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Taşımacılık, Tehlikeli Yük, ADR

Karayolu taşımacılığıTaşımacılıkTehlikeli maddeler+3
Mevlüt Buğra Teke
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimEN

Kıyı alanlarının değerlendirilmesindeki değişim ve sosyal sorumluluk pazarlaması

The aim of this thesis is to figure out the social value of coastal areas in monetary terms and to explain this social value with social responsibility marketing variables. Coastal areas are classified as a natural resource in the international literature and have an ecological, economic and social value. Measuring these values will increase productivity in the use of coastal areas and lead to a change in the social value arising from the direct or indirect use of these areas, that this need for social value change is the main motivation of this thesis. The research was carried out in two stages. In the first phase, the average willingness to pay value, the value per square meter, the value per meter and the total value are calculated for the coastal area and the port facility it hosts, using Contingent Valuation Method (CVM) and these findings are associated with the follow-up questions. In the second stage, social responsibility marketing variables compiled from social marketing and corporate social responsibility literature were tested. These variables were classified into seven groups by factor analysis. In addition, social responsibility marketing models that best describe the value of coastal areas and port facilities have been proposed in the study. Based on the resulting models, the term social responsibility marketing is defined for both coastal facilities and particularly port facilities. According to the results of the study, the total social value of the coastal area studied was approximately 145 million TL and the total social value of the port facility was approximately 81 million TL. The willingness to pay per capita is 34.10 TL and 19.10 TL respectively. Although the willingness to pay per capita for the port facility appears to be less, the participants assess more value for the port area per square meters than the whole coastal area. It means that, there is a high level of awareness for the port in society. In addition, it has been proved that coastal facilities have a social responsibility role in increasing the value of coastal areas. As for the port facility, it is concluded that the public image of the port increases the value of the coastal area. The contributions of the thesis can be divided into such three areas as contribution to method, marketing literature and practitioners. Accordingly, including the port facility as a part of a survey design that evaluates the coastal area, collecting the willingness to pay values and assessing consistency of the results are the contribution to the Contingent Valuation Method (CVM). The definition of social responsibility marketing in terms of coastal areas and port facilities shows the contribution of the thesis to marketing science. Finally, it contributes to policy-makers, coastal planners and coastal facilities through guiding and value-creating models resulting from binary logistics regression tests.

Sea coastsContingent valuationCorporate social responsibility+7
Onur Akdaş
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günübirlik gezi teknesi kazalarında insan faktörü üzerine bir araştırma

Bu çalışma günübirlik gezi teknesi kazalarında bir etken olarak insan faktörünü incelemektedir. Türkiye'de günübirlik gezi teknelerinin karıştığı kazalar ile ilgili istatistiksel verilerin tutulduğu bir platform bulunmamakta; basın-yayın organlarında geçen haberler veya yerel halk tarafından paylaşılanlar dışında detaylı bilgiye ulaşmak mümkün olmamaktadır. Türkiye'de günübirlik gezi tekneciliğiyle ilgili çok az akademik çalışma yapılmış olup bu çalışmada insan faktörü kavramının günübirlik gezi teknelerinde meydana gelen kazalar üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve konuyla ilgili literatürdeki eksikliğin giderilmesine katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bu çalışmada, günübirlik gezi teknelerinde çalışmakta olan uzmanlar belirlenerek iki aşamalı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada uzmanlara bir günübirlik tekne gezisinin aşamaları sorulmuştur ve operasyon süreçleri belirlenmiştir. İkinci aşamada farklı bir uzman grubuna belirlenmiş olan aşamaların değerlendirmesi yaptırılmıştır. Operasyon aşamaları belirlenirken her bölgenin dip yapısı, deniz canlı türleri, yakın plajlar gibi kendine has özellikleri de dikkate alınmıştır. Çalışmada, Bayes Teoremi ve Başarı Olasılık İndeks Yöntemi (SLIM) kullanılarak günübirlik gezi tekneciliği operasyon aşamalarında insan hatası oranları karşılaştırılmış ve kazaların önlenmesine katkı sağlayacak çözümler tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Günübirlik Gezi Teknesi, İnsan Faktörü, Kazalar.

Deniz araçlarıDeniz yoluDeniz yolu taşımacılığı+3
Hayal Ekler
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Marina çalışanlarının emniyet kültürü farkındalığı üzerine bir çalışma

Safety culture which is commonly used on several sectors is considered as a proactive accident prevention method to reduce occupational safety risk level in an organization. Employees are the most important resources in marinas and their awareness related to safety should be observed by marina managements. The aim of this research is to analyze the safety culture awareness level of marina employees located in İzmir and Aydın regions by using safety culture questionnaire. Safety culture questionnaire developed by Dursun (2011) is conducted while measuring safety culture awareness level of marina employees. While determining safety culture awareness level of marina employees, safety culture variables and demographics of marina employees' relations are also analyzed in the scope of research. The research results show that, safety culture awareness of marina employees differs according to employees' age. However safety culture awareness of marina employees does not differ according to gender, educational status, work status, work experience, work department and occupational accident experience.

SeawaySea transportationSafety+5
Mehmet Bakışkan
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ulusal denizcilik politikalarının uygulanmasında deniz trafiğinin düzenlenmesine ve denetlenmesine yönelik bir model önerisi

Bu tezin amacı, denizde emniyet, güvenlik ve çevre düzenlemeleri ve denetimleri ile ilgili politikaların ulusal denizcilik gücü üzerindeki önemini kapsamlı bir literatür taraması ile ortaya koyarak, araştırma katılımcılarının deneyimleri doğrultusunda bir model oluşturmaktır. Bu amaca ulaşmak için araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan gömülü teori yaklaşımı doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Gözlem ve görüşme verilerinin analizi ve kodlaması MAXQDA nitel veri analiz programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizi neticesinde elde edilen kodlarla ilgili tüm bulgular, betimsel ve ilişkisel olarak ortaya konulmuş ve "Emniyet, Güvenlik, Çevre Temelli Ulusal Denizcilik Politikaları Modeli" elde edilmiştir. Tezin sonunda ise, elde edilen bu Model'in kapsadığı denizde emniyet, güvenlik ve çevre politikalarının, yine bu tez kapsamında geliştirilen denizcilik gücü bileşenlerine ve bunların değişkenlerine etkisi ortaya konulmuştur.

Deniz güvenliğiDeniz trafiğiDenizcilik+5
Oğuzhan Türedi
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00