Dokuz Eylül University
Discipline

Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

12

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

12 Theses
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin okul başarısı ve kaygı düzeyi üzerinde anne - baba tutumlarının etkilerinin belirlenip karşılaştırılması

Bu Araştırma, lise öğrencilerinin okul başarısı ve sürekli kaygı düzeyi üzerindeki anne-baba tutumlarının etkilerinin belirlenip karşılaştırılması için yapılmıştır. Anne- babaların otoriter ve demokratik tutumlarının öğrencilerin okul başarısı ve sürekli kaygı düzeyi üzerindeki etkileri bazı değişkenlere göre karşılaştınlmıştır. Aralarındaki ilişki istatistiksel olarak incelenmiştir. Araştırma İzmir il merkezinde, farklı sosyo-ekonomik düzeydeki semtlerde bulunan 5 genel liseden seçilen 205 (126 kız, 79 erkek) lise 1. sınıf öğrencisini kapsamaktadır. Öğrencilerin anne-baba tutumları, "Anne-baba Tutum Envanteri" ile sürekli kaygı düzeyleri, "Spielberger Sürekli Kaygı Ölçeği" ile değerlendirilmiştir. Öğrencilerin; kişisel bilgileri, anne-baba tutumları ve basan hakkında düşüncelerini öğrenebilmek için "Kişisel Bilgi Formu" hazırlanmıştır.

Ana-baba tutumuKaygıKaygı düzeyi+4
Sevda Gökçedağ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarında kişi-durum yaklaşımı bağlamında yardım etme davranışı, empati ve düşünme stilleri ilişkisi ve bu değişkenlerin bazı psikososyal değişkenler açısından incelenmesi

ÖZET Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının bireysel farklılık değişkeni olarak düşünebileceğimiz düşünme stilleri, empati düzeyleri ve yardım etme eğilimleri açısından farklılaşıp farklılaşmadıkları ve bu değişkenlerin birbirleriyle ve bazı psikososyal değişkenlerle ilişkisinin ortaya konulmasıdır. Araştırmaya D.E.Ü.B.E.F.' de 2002 bahar döneminde öğrenimlerini gören 402 (248 kız, 154 erkek) 3. ve 4. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin düşünme stillerini ölçmek için, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları daha önce Buluş (2000) tarafından yapılan Rasyonel-Yaşantısal Düşünme Stilleri Ölçeği (Epstein ve ark., 1996) ; yardım etme eğilimlerini ölçmek için, Yardım Etme Yönelimi Ölçeği ( Helping - Orientation Questionnaire, Romer ve ark., 1986) ve empati düzeylerini ölçmek için Kişiler Arası Tepkiverme Ölçeği (interpersonal Reactivity Index, Davis,1980) kullanılmıştır. Son iki ölçek bu çalışma için Türkçe' ye çevrilmiş, geçerlik, güvenirlik ve faktör analizi çalışmaları yapılmıştır. Bağımlı değişkenler arasındaki ilişkileri test etmek için Pearson Korelasyon Katsayısı, gruplar arasında farklılaşmanın anlamlı olup olmadığını test etmek için, varyans analizi ; farklılığın kaynağını belirlemek için Tukey ve LSD. testleri uygulanmıştır. Ek olarak, yardım etme yönelimi ve kişiler arası tepkiverme ölçeğinin faktör yapısını ortaya koyabilmek için, temel bileşenler analizi varimax rotasyonu ile birlikte uygulanmıştır. Kişilik tiplerini belirleyebilmek için ise, öğrencilerin yardım etme yönelimi ölçeği ham puanlarını, standart puanlara çevirmek için z testi yapılmıştır. Benzer şekilde düşünce ve duyguların davranışları belirleyebildiği düşüncesinden hareketle, hangi düşünme stilinin empatiyi ve hangi empati alt boyutunun yardım davranışını öngörmede etkili olduğunu ortaya koyabilmek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. VIITüm bu analizlerden sonra elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının, yardım etme davranışı, empati ve düşünme stilleri düzeyleri hem birbirleriyle hem de bazı psikososyal değişkenlerle değişik derecelerde ilişkili görünmektedir. Araştırmadaki bağımlı değişkenler arası ilişkilere baktığımız zaman, empatinin yardım etme davranışı ile düşük düzeyde fakat anlamlı pozitif ilişkili olduğu, empatinin alt boyutlarından empatik ilginin, düşünme stilleri ile düşük, yardım etme davranışı ile orta düzeyde ve anlamlı pozitif ilişkili olduğu, empatinin alt boyutlarından perspektif almanın yardım etme davranışı ve rasyonel-analitik düşünme stili ile orta düzeyde pozitif ilişkili olduğu, empatinin alt boyutlarından olan kişisel sıkıntı duygusunun rasyonel düşünme stili ile negatif anlamlı ilişkili olduğu gözlenmiştir. Bağımlı değişkenlerin bağımsız değişkenlerle ilişkisine yönelik bulgularda empati,yardım etme davranışı ve düşünme stillerinin bazı psikososyal değişkenlere göre farklılaştığı gözlenmiştir. Bu bağlamda,empatinin cinsiyete, öğrenim görülen alana, kişisel değer yönelimine, sorumluluk düzeyine göre değiştiği ve ayrıca empatinin alt boyutlarından olan empatik ilginin, toplumsal yaşama uyum düzeyine göre ; perspektif almanın yakın arkadaş sayısı, problemlerle başa çıkma düzeyi, toplumsal yaşama uyum düzeyine göre değiştiği ; kişisel sıkıntı düzeyinin problemlerle başa çıkma yeterlik düzeyine göre farklılaştığı gözlenmiştir. Benzer şekilde, yardım etme davranışı eğiliminin öğrenim görülen alana, yaşamın çoğunun geçirildiği yerleşim birimi, yakın arkadaş sayısına, diğer insanlara güven düzeyi, gönüllülük aktivitelerine katılma düzeyi, kişisel değer yönelimi, sorumluluk düzeyi gibi değişkenlere göre farklılaştığı gözlenmiştir. VIIIAyrıca, düşünme stillerinin bağımsız değişkenlerle ilişkisine yönelik olarak, rasyonel düşünme stilinin öğrenim görülen alan ve diğer insanlara güven düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, sezgisel düşünme stilinin ise problemlerle başa çıkma düzeyine göre farklılaştığı gözlenmiştir. Ek olarak, kişilik tipleri -empati ve kişilik tipleri -yardım etme davranışı ilişkisine baktığımız zaman ; kişilik tiplerinin empati ve yardım etme davranışı düzeyi açısından.001 düzeyinde farklılaştıkları gözlenmiştir. Araştırma bulgularına göre digergam tiplerin empati ve yardım etme puan ortalamalarının diğer tiplere göre yüksek olduğu ve gruplar arası farklılıkların anlamlı olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının kişilik tipleri yüzdelerine baktığımız zaman, adayların % 40'mın alturistik (digergam)tip, %26'sının alıp-verici tip, %14'ünün kendine yeten tip ve %20'sinin bencil tipi temsil ettiği gözlenmiştir. IX

Aday öğretmenlerDüşünmeEmpati+3
Erdinç Duru
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon bağımlılığı ve oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, akıllı telefon bağımlılığı ve oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin cinsiyet, internet kullanım süresi, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba ayrı olma durumu ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından incelenmesidir. Araştırmaya katılan bireyleri belirlemek amacıyla, 2018- 2019 eğitim öğretim yılında Mersin Akdeniz bölgesi devlet okullarında lise düzeyinde okuyan gönüllü olarak seçilen 151'i kız 120'si erkek olmak üzere toplam 271 öğrenciye araştırmada kullanılan ölçme araçları uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin cinsiyetleri ve sınıf düzeyleriyle ilgili bilgi toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu; akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini belirlemek amacıyla Şar, Ayas ve Horzum tarafından geliştirilen Akıllı Telefon Kullanma Düzeyi Ölçeği; oyun bağımlılığı düzeylerini tespit etmek amacıyla Çocuklar için Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS/WINDOWS 25.0 programı kullanılarak; Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, ANOVA ve t testi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, bilgisayar oyunu bağımlılığı düzeyi ile akıllı telefon bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olduğu; bilgisayar oyunu bağımlılığı düzeyi ile akıllı telefon bağımlılığı düzeyi açısından cinsiyet ve internet kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; sınıf düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği söylenebilir. Akıllı telefon bağımlılığı düzeyi açısından anne eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, anne baba ayrı olma durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği; oyun bağımlılığı düzeyi açısından anne eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, anne baba ayrı olma durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği söylenebilir. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Oyun Bağımlılığı, Akıllı Telefon Bağımlılığı.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBağımlılık analizi+3
Rukiye Göymen
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eylemlilik ve kendini sabotaj arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, eylemlilik ve kendini sabotaj arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın diğer amacı ise, bu iki kavram arasındaki ilişkinin cinsiyet, yaş ve eğitim durumu açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediklerini incelemektir. Araştırmada amaca uygun olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ve Balıkesir illerinden uygun örnekleme yöntemine göre seçilmiş toplam 361 katılımcıdan oluşmuştur. Araştırmada bağımsız değişkenlerine ilişkin verilerin toplanması amacıyla, araştırmacı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ayrıca eylemlilik düzeyine ilişkin veriler Cote (1997) tarafından geliştirilen ve Atak (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Çok-Yönlü Kişisel Eylemli Ölçeği, kendini sabotaj düzeyi ile ilgili veriler Jones ve Hodewalt (1982) tarafından geliştirilen, Akın ve Abacı (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi ve tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına eylemlilik açısından bakıldığında, eylemlilik ile kendini sabotaj arasında anlamlı düzeyde ve negatif bir ilişki olduğu yani eylemlilik arttıkça kendini sabotaj düzeyinin azaldığını göstermiştir. Kişilerin eylemlilik ve kendini sabotaj düzeylerinin cinsiyet açısından anlamlı bir fark olmadığı fakat eylemlilik alt boyutları öz-saygı ve yaşam amacının cinsiyet açısından anlamlı fark olduğu görülmüştür. Kendini sabotaj ve eylemlilik düzeylerinin yaş ile arasında anlamlı fark olmadığı görülmüş ve eylemlilik düzeyinin eğitim durumu açısından anlamlı fark olmadığı anlaşılmıştır. Fakat eylemlilik alt ölçeği yaşam amacı ve kendini sabotaj düzeyinin eğitim durumu açısından anlamlı fark olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eylemlilik, Kendini Sabotaj, Cinsiyet, Eğitim Durumu

Cinsel kimlikEylemlilikEğitim düzeyi+2
Sema Civan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeylerine göre denetim odağı boyutları ve akılcı olmayan inançlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin empatik eğilim düzeylerine göre; denetim odağı boyutlarının ve akılcı olmayan inançlarının farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır.Araştırmaya İstanbul İli Sultangazi İlçesi'ndeki yedi ilköğretim okuluna devam eden 392'si 7. sınıf, 382'si 8. sınıf olmak üzere toplam 774 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Empatik Eğilim Ölçeği (Dökmen 1988), Nowicki-Strickland İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği (Öngen 2003) ve Ergenler İçin Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (Çivitçi 2006) kullanılmıştır.Araştırmanın amacı doğrultusunda, empatik eğilim düzeyi düşük, orta ve yüksek olan öğrencilerin puanları ile denetim odağı ve ergenler için mantıkdışı inançlar alt ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları arasındaki fark Tek Yönlü Varyans Analizi ile test edilmiş, gruplar arasındaki farkın belirlemesi için Scheffe Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, empatik eğilim düzeyi yüksek olan öğrenciler, denetim odağı aile ilişkileri, başarı, akran ilişkileri ve kader alt boyutlarında empatik eğilim düzeyi düşük olan öğrencilere göre daha içten denetimli oldukları bulunmuştur. Öğrencilerin empatik eğilim düzeylerine göre denetim odağı batıl inanç alt boyutunda anlamlı farklılıklar bulunamamıştır.Empatik eğilim düzeyleri düşük olan öğrencilerin, başarı talebi ve rahatlık talebine ilişkin mantıkdışı inançları, empatik eğilim düzeyi yüksek olan öğrencilere oranla daha yüksek bulunmuştur. Empatik eğilim düzeyleri yüksek olan öğrencilerin ise saygı talebine ilişkin mantıkdışı inançları, empatik eğilim düzeyi düşük olan öğrencilere oranla daha yüksek bulunmuştur.

Akılcı olmayan inançlarDenetim odağıEmpatik eğilim+1
Lokman Kızılyar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yaşam amaçlarının alt boyutlarının genel öz-yeterlik, yaşam doyumu ve çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Yaşam amaçları, bireylerin yaşamlarında, çeşitli alanlara yönelik olmak üzere elde etmek için çaba sarf ettikleri isteklerdir. Bireyin yaşam hedefleri birçok alana yönelik olabilmektedir. Genel öz yeterlik kişinin bir işi, hedefi/amacı yapmak için gerekli becerilere sahip olduğu konusundaki inancıdır(Bandura, 1994,). Yaşam doyumu ise, bireyin genel anlamda kendini iyi hissetmesine ilişkin bir öğedir. Bireyin yaşam amaçlarını belirlemesinde, bu amaçlara ulaşmasında genel öz yeterliğin ve yaşam doyumunun etkili olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin yaşam amaçlarının alt boyutlarının, genel öz-yeterlik ve yaşam doyumuyla ilişkisini incelemektir. Araştırmada ayrıca yaşam amaçlarının ve alt boyutlarının genel özyeterlik ve yaşam doyumu ilişkisiyle; cinsiyet, yaş, algılanan akademik başarı düzeyi ve algılanan sosyo ekonomik düzey açısından nasıl farklılaştıkları incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Sakarya Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde öğrenim gören 139'u erkek, 387'si kız toplam 526 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 31 maddelik Yaşam Amacı Ölçeği, Yaşam Doyum Ölçeği(Diener, Emmons, Larsen ve Griffin,1985), Genel Özyeterlilik Ölçeği (Jarruselam ve Schwarzer,1981) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon yapılmıştır. Yaşam amaçları ve alt boyutları, genel öz-yeterlik ve yaşam doyumu açısından cinsiyete ve yaşa göre farklılıklar t testi ile incelenmiştir. Algılanan akademik başarı, sosyo-ekonomik düzey gibi değişkenlerin sonuçları ise F testi ile incelenmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular, denenceleri destekler niteliktedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Yaşam Amaçları Ölçeği ile Genel Öz-yeterlik Ölçeği arasında pozitif yönde ilişki vardır. P=.000< 0.05 olduğundan iki ölçek arasındaki ilişki manidardır. Ancak, Yaşam Amaçları Ölçeği ile Yaşam Doyumu Ölçeği arasındaki ilişki P=.087> 0.05 olduğundan manidar değildir. Genel Öz-yeterlik ile Yaşam amaçları Ölçeği'nin alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki bulgulanmıştır. Genel Öz-yeterlik, Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Kişisel Gelişim, Sosyal Sorumluluk ve Bireysel Farkındalık alt boyutlarıyla p<0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlıdır. Fakat Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Maddi Kazanç ve Fiziksel Görünüm alt boyutlarıyla p>0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlı değildir. Yaşam Doyumu ile Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Kişisel Gelişim, Fiziksel görünüm, Sosyal Sorumluluk ve Bireysel Farkındalık alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki bulgulanmışken, Maddi Kazanç alt boyutu arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Yaşam Doyumu, Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Kişisel Gelişim, Maddi Kazanç, Sosyal Sorumluluk ve Bireysel Farkındalık alt boyutlarıyla p<0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlıdır. Fakat Yaşam Amaçları Ölçeği'nin Fiziksel Görünüm alt boyutuyla p>0.05 olduğundan aralarındaki ilişki anlamlı değildir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin cinsiyetleri yaşam amaçları ve maddi kazanç, bireysel farkındalık alt boyutlarına göre farklılaşmaktadır. Yaş değişkenine göre ise yaşam amaçları farklılaşmazken, yalnızca bireysel farkındalık alt boyutunda farklılaştığı bulgulanmıştır. Algılanan akademik başarı düzeyi Yaşam Amaçlarını ve yaşam amaçlarının kişisel gelişim, fiziksel görünüm, sosyal sorumluluk ve bireysel farkındalık alt boyutlarını yordamazken yalnızca maddi kazanç alt boyutunu yordamıştır. Algılanan sosyo-ekonomik düzey ise Yaşam Amaçlarını ve maddi kazanç, fiziksel görünüm alt boyutlarını yordarken, kişisel gelişim, sosyal sorumluluk ve bireysel farkındalık alt boyutlarını yordamamaktadır. Araştırma da elde edilen bulgular yorumlanarak tartışılmış, bulgular doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Yaşam Amaçları, Genel Öz-yeterlik, Yaşam Doyumu

YaşamYaşam doyumuYaşama nedeni+2
Berent Burcu Aydıner
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Evli bireylerin cinsel özgüven düzeyleri ile cinsel öz-yeterlik, evlilik yaşam doyumu ve cinsel utangaçlıklarının incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerin cinsel özgüvenlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada,evli bireylerin cinsel özgüven düzeyleri, cinsel öz-yeterlik, evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık ve demografik özellikleri (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, ek işte çalışıp çalışmama, eğitim düzeyi, meslek türü, bir işte çalışıp çalışmama) açısından incelenmiştir.Araştırmanın çalışma grubu İstanbul'da yaşayan 336 evli bireyden oluşmaktadır. Cinsel özgüven ile ilgili veriler ?Cinsel Özgüven Ölçeği? (Çelik, 2012a), evlilik yaşam doyumu değişkeni verileri ?Evlilik Yaşam Doyumu Ölçeği? (Çelik, 2012b), cinsel utangaçlık ile ilgili veriler ?Cinsel Öz-bilinç Ölçeği? (Çelik ve Çakmak, 2012) ve cinsel öz-yeterlik ile ilgili veriler ?Cinsel Öz-yeterlik Ölçeği? (Çelik, 2012c) ile toplanmıştır. Demografik özelliklere (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, ek işte çalışıp çalışmama, eğitim düzeyi, meslek türü, bir işte çalışıp çalışmama) ilişkin verileri toplamak için ise ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırmada toplanan verilerin çözümlenmesi ?LISREL8.51 for windows ve SPSS 11.5 for windows? paket programıyla bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Cinsel özgüveni yordayan değişkenlerin belirlenmesinde yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında, betimleyici istatistiklerin yanı sıra evli bireylerin çocuk sayısına göre cinsel özgüven düzeyinin farklılaşıp farklılaşmadığı Tek Yönlü Varyans analizi ile, eğitim düzeyine ve evlilik süresine göre cinsel özgüvenin farklılaşıp farklılaşmadığı ise Welch testi ile incelenmiş ve sonuçta çıkan farklılığın hangi değişkenden kaynaklandığının tespiti ise Scheffe testi ve Tamhane's T2 testi ile yapılmıştır. Evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık, evlenme biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısı ile cinsiyetin evli bireylerin cinsel özgüven düzeyi üzerindeki ortak etkisini incelemek için İki Yönlü Varyans analizi kullanılmıştır. Ayrıca cinsel öz-yeterlik, cinsiyet, ek iş, meslek türü, çalışma durumu değişkenleri açısından evli bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için T-testi ile incelenmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyonları incelemek için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Etki büyüklüğünün belirlenmesi için de Eta Squared (µ²) değerleri dikkate alınmıştır.Yapısal eşitlik modelinde cinsel utangaçlığın, cinsel öz-yeterliliğin cinsel özgüveni negatif bir şekilde etkilediği, evlilik yaşam doyumunun ise cinsel özgüveni pozitif etkilediği ve cinsel utangaçlık, cinsel öz-yeterlik ve evlilik yaşam doyumu değişkenlerinin cinsel özgüveni doğrudan etki ile yordadığı bulunmuştur. Ayrıca cinsel utangaçlık ve cinsel öz-yeterlik değişkenlerinin cinsel özgüveni evlilik yaşam doyumu aracılığı ile dolaylı etki ile de yordadıkları sonucu elde edilmiştir. Evlilik yaşam doyumu düzeyi yüksek olan bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu, cinsel utangaçlık düzeyi ve cinsel öz-yeterlik düzeyi yüksek olan bireylerin ise cinsel özgüven düzeylerinin daha düşük olduğu sonucu elde edilmiştir.Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlardan, anlaşarak evlenen bireylerin görücü usulü ile evlenenlerden, çalışan bireylerin çalışmayan bireylerden daha yüksek cinsel özgüven düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Evliliğin ilk yıllarında cinsel özgüven düzeyinin yüksek olduğu fakat evliliğin ilerleyen yıllarında cinsel özgüvenin düştüğü sonucu elde edilmiştir. Çocuğu olmayan evli bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin çocuk olanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin, ek işte çalışanların ve eğitim düzeyi yüksek olanların cinsel özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık, evlenme biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısı ile cinsiyetin evli bireylerin cinsel özgüven düzeyi üzerinde ortak etkisinin olmadığı bulunmuştur.

CinsellikCinsiyet farklarıEvli erkekler+7
Eyüp Çelik
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite ve lise öğrencilerinin sosyal amaç oryantasyonlarının başa çıkma ve bazı değişkenlerle incelenmesi

Bu çalısmada üniversite ve lise ögrencilerinin sosyal amaç oryantasyonları düzeyi ile basa çıkma tutumları , anne ve baba egitim durumları , basarı algısı, fiziksel görünüm algısı ve ekonomik durum algısı arasındaki iliski incelenmistir. Arastırma için iki ölçme aracı kullanılmıstır:Sosyal Amaç Oryantasyon Ölçegi (Allison Ryan 2001 ) ve Stresle Basa Çıkma Tutumları Envanteri (SBTE) (Yasar Özbay, 1993).zzet Baysal Üniversitesin `de farklı bölümlerinde ögrenimlerine devam eden ögrencilerle , Düzce `de farklı liselerde ögrenim gören 323 lise ögrencisi ile 287 üniversite ögrencisi (334 `ü erkek, 276 `sı kız ) toplam 600 ögrenci çalısmaya katılmıstır.Verilerin analizi tek yönlü varyans analizi ve t testi ile yapılmıstır. Bu arastırmada sosyal amaç yönlendirme modeli temel alınmıstır. Bu model, sosyal amaç arastırmalarını temel alarak olusturulmus ve bu da daha önce var olan akademik basarı yönlendirmesinden esinlesmistir. Bu model üç bazal amaç oryantasyonundan olusmaktadır ki bunlar; mastır (görev, ögrenme), performans yaklasım(yapabilirlik) ve performans kaçınımdır. Bunlar destekleyici iliskiler üzerine odaklanmıs olup, becerileri gelistirmek ve yeniden insa etmek amacı gütmektedir. Performans yaklasım yönlendirmesi, bireyin kendisine sosyal prestijini göstermeye odaklanmasıdır. Performans kaçınım amaçları, bireyin kendisinin sosyal olarak beceriksiz oldugunun baskalarına gösterilmemesi düsüncesine odaklanmasıdır. Sosyal amaç oryantasyonunun bazı degerlerle iliskisine bakıldıgında, sosyal mastır iliskilerde gerek fiziksel görünüm algısında sosyal ve akademik durumlarda çok daha fazla adaptivdir. Buna ragmen sosyal performans kaçınım amaçları sosyal ve akademik fonksiyonlar için zararlıdır. Bu çalısmada Sosyal mastır, sosyal performans yaklasım, aktif planlama, dıs yardım arama ve kabul yeniden yapılanma ile yüksek oranlarda pozitif olarak iliskili oldugu gibi ;sosyal performans kaçınım, biyokimyasal olarak kaçma soyutlama, kaçma soyutlama duygusal eylem ile yüksek fakat negatif yönde iliskili oldugu bulunmustur.Sosyal performans yaklasım ise sosyal performans kaçınım, dıs yardım arama, kabul yeniden yapılanma, kaçma soyutlama duygusal eylem pozitif yönde iliskili oldugu bulunmustur.Sosyal performans kaçınımın ise , dine sıgınma ve kaçma soyutlama duygusal eylem ile arasında pozitif yönde güçlü bir iliski bulunmus aynı zamanda aktif planlama ile ve dıs yardım arama ile oranında ters yönde iliskili oldugu bulunmustur.Son olarak arastırmanın sınırlılıkları ve yapılacak diger arastırmalar için öneriler tartısılmıstır.

Aynur Tiryaki
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Demokratik ve otoriter ana baba tutumlarının lisede öğrenim gören öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğine etkisi

Bu araştırmada; lisede öğrenim gören öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğinin demokratik ve otoriter anne ile demokratik ve otoriter baba tutumlarına göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Ayrıca ahlaki yargı yeteneğinin cinsiyete, lise türüne, annenin ve babanın eğitim durumuna ve öğrencilerin sosyo- ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemi; İstanbul Kadıköy ilçesindeki Atatürk Fen Lisesi, Prof. Faik Somer Anadolu Lisesi ve Prof. Faik Somer Lisesi' nden ve Kartal ilçesindeki Hacı İsmail Gündoğdu Ticaret Meslek Lisesi' nden tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 194'ü kız 183' ü erkek olmak üzere toplam 377 öğrenciden oluşmuştur.Araştırmada ölçme aracı olarak; öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğini ölçmek için Ahlaki Yargı Testi (MUT), öğrencilerin ana baba tutumlarını tespit etmek için Ana Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve öğrencilerin cinsiyet, lise türü, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu ve sosyo- ekonomik düzeyleri gibi değişkenleri belirlemek için ise araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgiler Anketi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda lisede öğrenim gören öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanlarının annenin demokratik ve otoriter oluşuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanları baba tutumunun demokratik ve otoriter oluşuna göre de anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ahlaki yargı yeteneğinin cinsiyete ve sosyo- ekonomik düzeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırma sonucunda elde edilen bulgulardandır. Öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğinin annenin eğitim durumuna göre farklılık gösterip göstermediğine bakıldığındaysa, annesi üniversite ve lise mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanı, annesi ilkokul mezunu olanlarınkine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Fakat annesi okuryazar olmayanlar ve ortaokul mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanları diğerlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Babanın eğitim düzeyine göre öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanlarının anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Fakat babanın farklı eğitim düzeylerinin kendi arasında yapılan karşılaştırma sonucunda, babası üniversite mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneği puanları babası okuryazar olmayan, ilkokul, ortaokul ve lise mezunu olan öğrencilerin ahlaki yargı yeteneğinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.

AhlakAhlaki yargıAna-baba tutumu
Sedef Ünsal Seydooğulları
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Orataöğretim (lise) öğrencilerinde rekabetçi tutum ile ana-baba tutumları arasındaki ilişki düzeyi

Bu araştırmada temel amaç; Ortaöğretim (Lise) öğrencilerinin rekabetçi tutumları ile demokratik, koruyucu/istekçi ve otoriter ana-baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca çalışmada rekabetçi tutumun ve demokratik, otoriter, koruyucu/istekçi ana-baba tutumlarının; öğrencilerin cinsiyetine, eğitim görülen lise türüne, ana-babanın eğitim düzeyine, ana-babanın mesleğine ve öğrencilerin ailelerinin sosyo-ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Nevşehir'in Ürgüp ilçesindeki Ürgüp Lisesi, Hayri Mehmet Ürgüplü Anadolu Lisesi ve Ürgüp Anadolu Öğretmen Lisesinde eğitim gören öğrencilerden tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 167 `si erkek, 215'i kız olmak üzere toplam 382 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Rekabetçi Tutum Ölçeği (RTÖ, Bilbey, Akbayırlı, 1998), Ana-Baba Tutum Envanteri (Eldeleklioğlu, 1996), araştırmacı ve danışman tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin rekabetçi tutum değerlerinin ana-baba tutumlarının demokratik ve koruyucu/istekçi oluşuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Buna karşılık öğrencilerin rekabetçi tutum değerlerinin ana-baba tutumlarının otoriter oluşuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Rekabetçi tutumun; cinsiyete, lise türüne, ana-baba eğitim düzeyine, ana-babanın meslek durumuna ve sosyo- ekonomik düzeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırma sonucunda elde edilen bulgulardandır. Öğrencilerin ana-baba tutumlarının cinsiyet ve lise türüne göre farklılık göstermediği sonucu elde edilen diğer bir bulgudur. Annesi ortaokul-lise mezunu olanların ilkokul mezunu olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip oldukları, babası üniversite mezunu olanların ilkokul mezunu olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip oldukları belirlenmiştir. Demokratik ana-baba tutumu açısından ana-baba eğitim düzeyine göre anlamlı fark yoktur. Annenin meslek durumuna göre ana-baba tutumları açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Fakat babası memur olanların esnaf ve diğer olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip olduğu, buna karşın demokratik ve otoriter tutum açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sosyo-ekonomik düzey açısından demokratik ana-baba tutumunda anlamlı farklılık bulunmamıştır, fakat orta sosyo-ekonomik düzey'deki öğrencilerin düşük düzeydekilerden den daha koruyucu/istekçi ve otoriter ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur.

Ana-baba tutumuOrtaöğretim öğrencileriRekabet+3
Selma Akkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir il merkezinde dershaneye devam eden lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygılarıyla ana-baba tutumları arasındaki ilişki

Araştırmada lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygıları ile ana-baba tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ana-babaların demokratik yada otoriter olarak algılanmasının öğrencinin sınav kaygısı düzeyi ile ilişkisi bazı değişkenlere göre karşılaşürılmışür. Aralarındaki ilişki istatistiksel olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İzmir il merkezinde bulunan 10 özel dersanede üniversiteye hazırlık kursu gören 200 öğrenci oluşturmaktadır. öğrencilerin sınav kaygıları, öner' in Sınav Tutumu Envanteri ile, ana-baba tutumlarını algılama düzeyleri Kuzgun'un Ana-Baba Tutumu Envanteri ile ölçülmüştür, öğrencilere ilişkin kişisel ve aile bilgilerini elde etemk için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde "Varyans Analizi", "Ki Kare" ve "t Testi" teknikleri kullanılmıştır.

Ana-baba tutumuSınav kaygısıÖğrenciler
Seçer Seçkin Kısa
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ili lise öğrencilerinde benlik imajı - başarı ilişkisi

Bu araştırmada, Lise öğrencilerinde Benlik İmajı - Başarı İlişkisi incelenmeye çalışılmıştır. Bu genel çerçevede lise öğrencilerinin benlik kavramı ve akademik başarılarının cinsiyet, yaş, sosyo-ekonomik düzey, kardeş sayısı, doğum sırası, aile ilişkileri, başarı algısı vb. değişkenlere bağlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Öğrencilerin benlik kavramı düzeylerini ölçmek amacıyla Offer Benlik İmajı Envanteri (O.B.İ.E.) kullanılmıştır. Akademik başarıyı ölçmek için de okul kayıtlarından yararlanmış, öğrencilerin lise birinci dönemden itibaren üç döneme ait not ortalamaları alınmıştır. Araştırma 1993-1994 öğretim yılının ikinci sömestrinde İzmir İli metropol alanda bulunan altı ayrı lisede gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubu olarak lise ikinci sınıfa devam eden 138 erkek 136 kız olmak üzere 274 öğrenci alınmıştır. Benlik kavramı ile ilgili bulgularda sosyo ekonomik düzey, cinsiyet, aile ilişkileri algısı ve başarı algısı istatistik açıdan anlamlı farklılaşmaya yolaçmıştır. Akademik başarı ile ilgili bulgularda da cinsiyet, kardeş sayısı, annenin babanın öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmaması, bölüm, seçeceği dal ve başarı algısı istatistik açıdan anlamlı farklılaşma göstermiştir. Araştırmada kendini başarılı olarak algılayan öğrencilerin benlik kavramları belirgin bir şekilde daha yüksek bulunmuştur. Bu da benlik kavramı ile başarı arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu düşündürmektedir. Akademik başarı ile Benlik Kavramının Eğitsel ve Mesleki Amaçlar, Dış Dünyaya Hakimiyet, Üstün Uyum alt skalalarında korelasyon gösterdiği, diğer alt skalalarda anlamlı korelasyon göstermediği bulunmuştur.

BaşarıBenlik imajıErgenlik+3
A. Gülay Erdinç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00