Dokuz Eylül University
Discipline

Geleneksel Türk El Sanatları Anasanat Dalı

Dokuz Eylül University

15

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

15 Theses
Master'sOpen AccessTR

TİEM 1973 envanter numaralı Zübdetü't-Tevârîh adlı yazma eserin minyatürlerinin incelenmesi

Türk minyatür ve süsleme sanatının köklerinin Orta Asya'ya devletlerinin sanatına kadar uzandığı bilinmektedir. Uygur yazmalarında ilk örnekleri görülen minyatür ve süsleme unsurları sonraki Türk devletlerine öncülük etmiştir. Selçuklu minyatür sanatında gelişmeler göstererek Osmanlı döneminde XVI. yüzyılda da en güzel örneklerini vermiştir. Tezin konusunu oluşturan XVI. yüzyıl yazma eserleri içinde bulunan TİEM 1973 numaralı Zübdetü't-Tevârîh adlı eser,1583 yılında dönemin önde gelen Şehnamecisi Seyyit Lokman Aşuri tarafından yazılıp III. Murat'a sunulmuştur. İki bölümden oluşan eserin birinci bölümünde kutsal kitaplarda geçen dini hikayeler ve bazı tarihi konular anlatılmıştır. İkinci bölümde ise Osman Bey'den III. Murat'ın saltanat tarihine kadar gelişen olaylar yer almaktadır. Silsilename karakteri taşıyan eser Osmanlı döneminde Peygamberler tarihi ile ilgili minyatürlerin bulunduğu ilk örnektir. İrlanda Chester Beatty, İstanbul TSMK ve TİEM kütüphanelerinde üç adet minyatürlü nüshası bulunan Zübdetü't-Tevârîh adlı eserler yazı bakımından aynıdır. Ancak tezhip ve minyatür tasarımları açısından bazı farklılıkları bulunmaktadır. Bu çalışmada TİEM, 1973 numaralı eserin minyatürleri üslup, teknik ve dönemsel özelliklerinin sanatsal açıdan incelenmiş ve Chester Beatty Müzesi'nde bulunan nüshaların içerisindeki minyatürlerle karşılaştırılmıştır. Çalışma altı bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümünde erken dönem Osmanlı Türk minyatür sanatının tarihi gelişimi, önemli eserleri, üslupları ve sanatçıları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Zübdetü't-Tevârîh Sanatçıları araştırılmış ve ulaşılan bilgiler doğrultusunda kimlikleri ve üslupları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde eserler hakkında bilgi verilmiş ve katalog bölümü hazırlanmıştır. Dördüncü bölümde eser hakkında değerlendirme yapılmış ve tespit edilen bulgular hazırlanan tablolar ile gösterilmiştir. Beşinci bölümde eser içerisinde bulunan problemler tespit edilerek tablolarla gösterilmiş ve eserin CB nüshası ile mukayesesi yapılmıştır. Altıncı bölüm eserin sonuç kısmını oluşturmaktadır.

Melek Akyüzlü
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Safevi dönemi Herat ve Şiraz üslubuna ait bazı Kur'an-ı Kerim yazmalarında Zahriye ve Serlevha tezyinatı

İslam sanatı açısından önemli bir dönem olan XVI. yüzyıl, tezhip sanatı yönünden önemli gelişmelerin ve hareketliliğin yaşandığı bir dönemdir. Safevi devletinin de bu tarihe kıymetli katkıları bulunmaktadır. Devletin kurulduğu bölgede ve dönemde gerçekleşen siyasi, sosyo-kültürel değişiklikler dikkate alındığında bu bölgede oluşan sanatı da etkisi altına almıştır. Bu süreçlerde Safevi hükümdarlarının da sanatçıları himaye etmeleri ve sanat faaliyetlerinin gelişmesine olanak sağlamaları Safevi kitap sanatlarının önem kazanmasında büyük rol oynamıştır. Nitekim Safevi devleti görkemli ve lüks içerikli sanat eserleri ile tarih sahnesinde yer kazanmıştır. Safeviler özellikle kitap sanatlarına verdikleri önemle pek çok konuda yazma eser üretmişlerdir. Bu eserler Herat, Şiraz, Tebriz, Kazvin ve İsfahan gibi payitaht şehirler ve sanat merkezlerinde yer alır. Sanat merkezlerinde üretilen yazma eserlerin içeriklerinde bulunan bazı farklı tezyinat unsurları, bu merkez şehirlerin ismini alan üslupların ortaya çıkmasını sağlamıştır. XVI. yüzyılda Safeviler İslam dininin önemli etkisiyle özellikle Kur'an-ı Kerim nüshalarının hazırlanmasında özel bir titizlik ve işçilik göstermişlerdir. Ayrıca hazırlanan Kur'an-ı Kerim'lerin tezyinatları sanat merkezlerinin üslupları ile paralellik göstermektedir. Bu özellikler itibariyle çalışma konumuz olarak Safevi dönemi Herat ve Şiraz üslubuna ait bazı Kur'an-ı Kerim yazmaları zahriye ve serlevha sayfalarının tezyinatları incelenmiştir. Konular bir bütün olarak ele alınıyor olsa da hedef Safevi dönemindeki üslupları incelemek ve aralarındaki benzer ve farklı unsurlara değinerek dönemin üslup özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın bu yönüyle Safevi tezhip sanatı tarihine ışık tutması amaçlanmıştır. Bu kapsamda iki ayrı ekolden (Herat ve Şiraz) 5 er adet eser seçilerek toplamda 10 adet Kur'an-ı Kerim nüshasının tezyinatlı zahriye ve serlevha sayfalarının incelemeleri yapılmıştır. Tez çalışması iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Safevi devleti tarihi, sanatı ve tezyinat üsluplarının anlatımı yer almaktadır. İkinci bölümde Safevi dönemi Herat ve Şiraz üslubunda tespit edilen eserlerin incelemeleri ile zahriye ve serlevha sayfalarının detaylı çizimleri yapılmıştır. Ayrıca bu bölümde çalışılan eserlerin motif şemaları çıkartılmış ve Herat ile Şiraz ekollerini içeren tezyinat üslubuyla ilgili uygulamalar yapılmıştır.

HeratKur'an-ı KerimSafeviler+5
Hatice Sevde Şimşek
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki Ahmedi Divanı'nın Tezhip Özellikleri (HAMİDİYE 1082)

Beylikler Dönemi ile Osmanlı Dönemi Türk Kitap Sanatlarının etkileşip birleşmesiyle yeni bir sentez meydana gelmiştir. Hamidiye 1082 (Ahmed-i Divanı) el yazması bu sentezin sayılı örneklerinden biri olması, dönemin karakteristik özelliklerini taşımasına rağmen hakkında yeterli düzeyde araştırma yapılmamış olması bizi bu araştırmaya yönlendirmiştir. Süleymaniye Kütüphanesinden eserin orjinali incelenmiş ve Osmanlı arşivlerine ulaşılmıştır. Eser ve yazarı hakkında Beyazıt Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sakarya Üniversitesi Süleyman Demirel Kütüphanesinden istifade edilmiştir.Üzerinde çalıştığımız el yazması eser erken Osmanlı döneminin özelliklerine göre incelenmiş ve her sayfası katalog olarak hazırlanmıştır. Katalogda el yazması eserin cilt kapağının özelliklerinden başlanarak, çeşitli geometrik kartuşlar ve içerisinde yer alan desenler, renk ve motif özellikleri ile incelenmiştir. Bu sayede Erken Osmanlı Devri tezhip sanatında görülen özellikler ile diğer kültürlerin etkileşiminden doğan farklı bir üslup sağlıklı bir şekilde ortaya konulabilecektir.Ahmedi Divanı (Hamidiye 1082) en eski ve Osmanlı kuruluş devrinin divanlarından olduğu halde, fazla çoğaltılmamış veya az itibar görmüştür. Çünkü yurt içi ve yurt dışındaki nüshalarının sayısı tespitlere göre altı tanedir. II. Murat'ın, Ahmedi divanına böyle bir önem vermesi, üzerinde durulması ve düşünülmesini gerektirmektedir. Aklımıza gelen en makul bir sebep, Ahmedi'nin, II. Murat'ın babasının şairi olması ve II. Murat'ın ata yadigârına bağlı kalması olabilir.El yazması eseri inceleme sırasında cilt kapağı ile bezemeli kısımlarda dönemsel farklılıklar olduğu görülmektedir. Eser, bezeme bakımından 15. yüzyıla ait olduğu, cilt kapağı ise daha sonraki yüzyıllarda uygulanan rumi tarzında yapıldığı görülmüştür. Bu durumda el yazması eserin 18.-19. yüzyıllar da tamir gördüğü anlaşılmaktadır.El yazması eserin tezhipli sayfalarda, her kompozisyonun desen analizi tek tek yapılmış, tezhip sanatına ait sabit bazı kurallar dâhilinde tezhiplendiği sonucuna varılmıştır.

AhmediDivanlarEl sanatları+2
Belma Leblebici Nurtekin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İznik çinisinde şemse uygulamaları

Türk tezyinatında önemli bir yer tutan şemse, halı-kilim ve cilt sanatlarında araştırma konusu oluşmuş ancak çini sanatında yeterince incelenmemiştir. Bu sebeple çalışmanın ana temasını klasik dönem İznik çinilerinde kullanılan şemse formu oluşturmaktadır.Arapça güneş anlamına gelen şems kelimesinden türetilmiş olan şemse, Türk çini sanatında ilk olarak Bursa Yeşil Türbe çinilerinde tespit edilmiştir. Renkli sır tekniğinde hazırlanmış tek örnek olan uygulama, yuvarlağa yakın bir forma sahiptir. Uygulama İznik çinisi olmadığından kataloglamada yer almamıştır. Şemse uygulamalı İznik çinileri, sıraltı tekniğinde üretilmişlerdir. Bu çinilerde yer alan şemseler, yuvarlağa yakın ya da klasik mekik formundadırlar. Sıraltı tekniğinde ilk şemse uygulamaları Süleymaniye Camii'nde tespit edilmiştir. Uygulamalardan ilki, klasik mekik formunda, salbekli ve bulut kompozisyonlu olup, madalyon şeklindeki panoların köşe dolgularında yer almaktadır. Diğer uygulama yuvarlağa yakın formlu, bulut kompozisyonlu olup, ulama tarzında tasarlanmıştır. Başlı başına pano şeklinde tasarlanmış şemse uygulamaları ise, ilk olarak Eyüp Sultan Türbesi'nde kullanılmıştır. Şemse uygulamalı çinilere ait en güzel örnekler Selimiye Camii, Rüstem Paşa Camii, Rüstem Paşa Türbesi, Valide-i Atik Camii, Siyavuş Paşa Türbesi, Eyüp Sultan Türbesi, Topkapı Sarayı III. Murat Has Oda, II. Selim Türbesi ve Sultan Ahmet Camii'nde mevcuttur.İncelemelerde XVI. yüzyıla ait şemse uygulamalarının geneli natüralist üsluplu çiçeklerle bezenmiş, sınırları ayrıntılı olarak işlenmiş, klasik mekik formundadırlar. XVII. yüzyıla ait uygulamalarda ise yoğun olarak rumi kompozisyonları tercih edilmiş, sınırlar daha sade işlenmiş ve şemseler yuvarlağa yakın formlarda tasarlanmışlardır. Araştırmanın kataloglama aşamasında şemseler yüzyıllarına göre gruplandırılmış, aynı yüzyıla ait uygulamalar bulundukları yapıların inşa tarihi dikkate alınarak incelenmişlerdir. Yapılan araştırmanın sonunda 31 yapıdan 120 adet şemse kataloglanmıştır. Uygulamalardan 103 tanesi renk ve desen özellikleri açısından birbirinden tamamen farklıdırlar. Tespit edilen şemseler, dönemlerine, zemin rengine, sınırlarına, kullanılan kompozisyonlarına, salbeklerine, simetri durumuna ve kullanım alanlarına göre yedi grupta incelenmiştir. Belirlenen yapılarda hangi gruptan kaçar tane şemse bulunduğunu gösteren bir çizelge hazırlanarak tezin son kısmına eklenmiştir.

16. yüzyılGüneşMimari eserler+5
Raziye Dirim
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Çinili Cami çinileri

Türk çini sanatının önemli bir dönemi olan Osmanlı çini sanatının aydınlatılmasına azda olsa katkı sağlamak amacıyla 17 yüzyıl yapılarından bir örnek tez konusu olarak seçilmiştir. Konu olarak seçilen İstanbul çinili cami tezi için önce yer tespiti ve fotoğraflama yapıldı. Daha sonra konu ile ilgili kütüphane taraması yapılmıştır. Caminin çinilerinin desenleri fotoğrafların ozalit yöntemi ile çıktısı alınarak çizilmiştir. Cami çinilerinden üç adet desen uygulama için seçilmiş ve uygulanmıştır. İstanbul Üsküdar'da ki Çinili Cami 17.yüzyıl eseridir. I. Ahmed'in eşi olan Kösem Sultan tarafından 1640 (1050) senesinde mimar Koca Kasım Ağa'ya yaptırılmıştır. Çinili Cami kendi ismiyle anılan külliye yapıları içerisinde yer alır. Çinili Cami Külliye'si cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, şadırvan, çifte hamam, sebil ve sonradan eklenen hazire, su havuzu ayrıca Kösem Sultanın kethüdası Behram ağa ve eşinin kabirlerinden oluşan yapıları içerir. Çinili Cami kare planlıdır. Caminin minaresi tek şerefelidir. Caminin son cemaat yeri, kare şeklindeki mekân dıştan kıble yönü hariç üç yandan sekizgen kesitli, başlık kısımları baklavalı yirmi mermer sütuna oturan ahşap çatısı vardır. Camide süslemesinde çini, kalem işi, ahşap kabartma ve sedef kakmalar yer alır. Cami içerisindeki çinili kısımlar dış mekânda pencerelerin üst söve seviyesine kadar tüm yüzey ve yanındaki pencere alınlıklarında dökülmüş çinilerle kaplı bezeme vardır. Cami İç mekânı üst pencerelerin alt kısmına kadar çini ile kaplıdır. Mihrap nişi bütünüyle çinilidir. Ayrıca mermer minberin külahı da çinilerle kaplıdır. Camide yer alan çiniler 17. Yüzyıl Kütahya Sıraltı tekniği çinisidir. Beyaz, mavi, türkuaz ve kırmızı renkler kullanılan çinilerde motif olarak hatai, penç, gonca, yaprak, hat, rumi ve bulut motiflerinden oluşan kompozisyonlar kullanılmıştır.

CamilerMimari özelliklerSanat tarihi+5
Nevin Begeç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ve çevresindeki bazı Osmanlı ve Beylikler Dönemi camilerinde mihrap ve minber yazıları

Türk Hat Sanatı örnekleri, mimari yapılarda genel anlamıyla kitâbeler şeklinde karşımıza çıkar. Kitâbe, yaygın kabule göre içeriği ne olursa olsun taş, tuğla, mermer, çini, ahşap, alçı, metal gibi malzeme üzerinde binalarda yer alan yazıların tümüne işaret eder. Genel tanımı yanında kitabe, işlevi ve bulunduğu mekana özel yazılarla da alt gruplara ayırabilen bir kavramdır. Mimari yapı ya da unsurlardır. Eserin aidiyetini, kim tarafından, hangi tarihte ve niçin yapıldığını, hangi ustaların çalıştığını, ne gibi tadil ve tamir gördüğünü belirten bilgileri içeren inşa ve tamir kitabeleri yanında ayrıca ayet-i kerimeler, hadis-i şerîfler, kelâm-ı kibâr, esma-ı hüsna vb. metinler de yaygın olarak kullanılagelmiştir. Bunlar yapım kitabelerinin metinleri içinde yer aldığı gibi, müstakil olarak mihrap, minber veya diğer yapı unsurları hatta mezar taşları üzerinde de sıklıkla görülmektedir. Ayrıca bir mimari eserdeki yazıların tamamı o eserin dini, tarihi, kültürel, ekonomik ve sosyolojik göstergesidir. Bu sebeple çalışmamızda yer alan yazıların tamamı kitâbe olarak tanımlanmıştır. İzmir'deki bazı tarihi camilerde, yazı çeşidi ve tasarım bakımından farklılık gösteren zengin hadis ve ayet örnekleri bulunmaktadır. Bu çalışmada İzmir merkezindeki bazı camilerde bulunan ayet ve hadis konulu hat örnekleri yazı özelliklerine göre ele alınacaktır. Burada Osmanlı Dönemine ait altı adet cami ile (Hisar, Kemeraltı , Başdurak, Kestanepazarı, Yalı, Salepçioğlu) Beylikler Dönemine ait Birgi'de yer alan bir adet cami (Birgi Ulu Cami) yazı özellikleri bakımından incelenmiştir. İncelenen hat örnekleri celi sülüs hattıyla ahşap ve mermer üzerine kabartma tekniğiyle yapıldığı görülmektedir. Yazılar kompozisyon bakımından düz (satır) veya istifli olarak uygulanmıştır. Kitâbelerin bazıları mermer renginde kalmış, bazıları ise varak altınlıdır. Varaklı olanların bazılarının zemin rengi kırmızı, bazıları siyah bazıları da renksizdir. Bu kitabelerde kullanılan yazıların özellikleri, yazı - mekan ilişkisi içinde örneklerle sunulacaktır.

Beylikler DönemiCamilerMihrap+7
Nurgül Yaman
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kolan ve çarpana dokuma örneklerinin incelenmesi: Antalya Müzesi örneği

Neolitik Çağdan itibaren insanlığın gelişim sürecine eşlik ettiği bulgulanan dokumanın insan hayatında önemli bir yer kapladığı barınmadan örtünmeye kadar geniş bir kullanım alanına sahip olduğu bir gerçektir. Kullanım alanının genişliğine, üretim tekniklerindeki çeşitlilik ve yöresel farklılıklar da eklenince ortaya geniş bir inceleme alanı çıkmaktadır. Her biri ayrıntılı araştırmalara konu olmuş dokuma türlerinden biri mekiksiz dokumalar olup bu tür kolan ve çarpana dokuma olarak iki alt türe ayrılmaktadır (Akpınarlı vd., 2012). Aralarında sadece dokuma tekniğinin farklı olmasının fark yarattığı bu dokuma türleri pek çok çalışmaya konu olmuştur. Ancak zengin bir eser çeşitliliğine sahip olan Antalya Müzesi'nde bulunan kolan ve çarpana dokumaların hiçbir araştırma kapsamında incelenmediği görülmüştür. Bu ilhamdan hareketle bu çalışma kapsamında, Antalya Müzesi'nde bulunan tüm kolan ve çarpana dokumalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bağlamı Antalya Müzesi olup bu müzede yer alan 65 adet kolan ve çarpana dokuma, doküman analizine dayalı olarak yürütülen çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Söz konusu çalışmanın Antalya Müzesinde bulunan kolan ve çarpana dokumalara ait doküman numarası, müzeye geliş tarihi, müzeye geliş şekli, müzedeki yeri, dokuma malzemesi, dokuma boyutu, dokuma tekniği ve dokumanın tamamlayıcı özelliklerini ayrıntılı bir şekilde sunulması ile ilgili alanyazına önemli ve anlamlı bir katkı sağladığı değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Mekiksiz dokuma, Kolan dokuma, Çarpana dokuma, Antalya Müzesi, Doküman incelemesi.

Antalya MüzesiDokuma sanatıDokuma teknikleri+4
Büşra Kaya
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel yazmacılık sanatında aşındırma tekniği

Giyinmek ve süslenmek insanoğlunun varoluşundan bu yana tekstil ürünlerinin ve baskıcılığın gelişmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Hitit döneminin önemli bulgularının çıktığı kazılarda mühür şeklini andıran ve M.Ö. 7000 yıllarına ait olan kalıplar bulunmuş ve bu da bize kalıp baskı yapmayı bildiklerini kanıtlamaktadır. Yazmacılık sanatı günümüz koşullarına gelene kadar ki süreçte dönem şartlarına göre birçok unsurdan etkilenmiştir. Geleneksel Türk Sanatlarında çok eski tarihlere dayanan ve köklü bir sanat kültürü olan yazmacılık sanatı dünden bugüne gelmeyi başaran nadir el sanatlarımızdandır. Ülkemiz, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve siyasal, ekonomik, kültürel ve sanatsal anlamda tarihsel birikime sahip olmuştur. Geçmişten günümüze kadar uzanan sanat dallarından biri olan yazmacılık sanatı, ülkemizde birçok ilde kendine özgü çeşitlenmiş ve o yörenin adıyla anılmıştır Yazmacılık sanatı pamuklu, keten gibi kumaşlar üzerine boya, fırça veya tahta kalıplarla resmedilerek veya basılarak desenlendirmek koşuluyla yapılan süsleme sanatına verilen isimdir. Geleneksel yazmacılık sanatında aşındırma tekniği ile ilgili yapılan tez çalışması 5 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Tokat ilinin ipek yolu üzerinde olması tarihsel sürecine değinilerek ve yoğun ticaret içinde bulunmasından dolayı inşa edilen hanlara yer verilmiş, günümüze ulaşan hanlar ve o dönemlerde de Yazmacılık Sanatı yapılan Yazmacılar Hanı üzerinde durulmuştur. Tokat'ta şehir dışında ve şehir içinde bulunan hanların toplam sayısı 31'dir. Kaynaklara dayalı olarak ulaşılabilen ve bugün de ayakta duran üç hanın işlevsel özellikleri arşiv fotoğraflarla desteklenerek verilmeye çalışıldı. İkinci bölümde Yazmacılık sanatının tanımına, önemine ve Tokat'taki yerine değinilirken yazmacılık sanatının yapım teknikleri, kullanılan malzemeler ve örneklere yer verilirken Yazma Sanatı ustalarının isimleri yer almıştır. Üçüncü bölümde ise tez konusunun ana başlığı olan Yazmacılık Sanatında Aşındırma tekniğinde uygulamalı olarak farklı iki bölgeden İstanbul ve Tokat yazmacılığından ustalarla çalışılmıştır. Büyük hanlarda ve Ermeni ustaların yanlarında yetişmiş son ustaların bilgi ve birikimlerinden yararlanılmıştır. Aşındırma tekniği ile ilgili vermiş oldukları bilgiler ve hazırlanan boya reçeteleri, kaynaklarda yer alan reçetelere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise yapılan atölye çalışmaların uygulamaları verilmiştir. Aşındırma Tekniği ile ilgili 6.Aralık 2019 Tokat'ta, 18 Temmuz 2020 İstanbul'da, 9 Nisan 2021 tarihinde Tokat'ta ustalarla yapılan uygulamalara yer verilmiştir. Aşındırma, söktürme tekniğinin tüm uygulama aşamalarının Tokat 75.yıl yazmacılar hanından fotoğrafları çekilip aşamaları ile üçüncü bölümde yer almıştır. Aynı bölümde ustalar ile yapılan aşındırma baskı örneklerinden, günlük yaşamda kullanılmak üzere bayan giyimi olan buluz, etek, kaftan, elbise, pantolon, şalvar ve maske fotoğraf ve desen detayları, Demeter Tekstil Tasarım atölyemde aşındırma teknik uygulama fotoğraflarıdır. Anahtar Kelimeler: Yazmacılık, aşındırma, kireç söktürme.

AşındırmaAşındırma baskıTokat+2
Demet Selek
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetten günümüze Kütahya çini sanatı, bazı atölyeler ile ustaların çini ve seramik sanatına katkıları

14. yy. sonlarından günümüze Türk sanatına eşsiz eserler ve örnekler vererek gelişimini sürdüren Kütahya çiniciliğinin, günümüzde geldiği durum, üretimler ve bu üretimlerde emeği geçen atölye ve ustaların katkıları, bu alanda gelinen son noktanın güncel tutulması ve belgelenmesi önemlidir.Bu amaçla hazırlanan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Kütahya İli tarihçesi, coğrafi yapısı ve Kütahya çini sanatının tarihsel gelişimi resimlerle desteklenerek verilmiştir. Kütahya çiniciliğinde kullanılan teknikler, hammaddeler, motif, desen ve kompozisyonlar resimli anlatım yoluyla ikinci bölümü oluşturmuştur.Üçüncü bölüm; 14 yy. temel alınarak, çini sanatına katkıda bulunan atölye ve sanata emeği geçmiş çini ve seramik ustalarından, atölye ve usta üretimlerinin sanata olan katkıları olumlu ve olumsuz yönleriyle kronolojik bir şekilde verilmiştir. Bu çalışmayla ilgili sonuç ve öneriler kısmında ise araştırmalarda varılan görüşler yer almaktadır.

Harun Kaçmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Revan Köşkü`nde bulunan çiniler ve karakteristik özellikleri

Osmanlı Sivil Mimarisinin en önemli örneklerini saraylar oluşturmaktadır. İstanbul'un fethinden sonra inşa edilen Topkapı Sarayı akla ilk gelen sivil mimari örneğidir. Topkapı Sarayı Osmanlı mimarlığının hemen hemen her evresini varlığında barındıran geniş kapsamlı bir yapılar topluluğudur. Bu yapı topluluğu içerisinde en dikkat çekici olan örnekler ise köşklerdir. Saray bahçesinde yer alan, sekizgen planlı Revan Köşkü bu yapıya ait olan güzel bir köşk örneğidir.XVII. yy. sivil mimari özellikleri ve süsleme öğelerinin bir uyum içerisinde Topkapı Sarayı Müzesi Revan Köşkünde görmek mümkündür. Yapının kaba inşaatı bittikten sonra içerisine uygulanan tezyini öğelerin örneğin, kalem işi, taş işçiliği, çini ve diğer süslemelerin bir diğerinin önüne geçmediği görülür. Bir denge ve uyum sağlandığı dikkati çeker.Köşk'ün çinileri, XVII. yy. Kütahya Çinilerinin en güzel kompozisyon ve renk özelliklerini taşımaktadır. Köşkün içte ve dışta duvarlarını süsleyen çinilerin günümüze gelene kadar geçen yüzyıllar içerisinde göz alıcı parlaklığını kaybetmediği görülmektedir. Kompozisyon planları simetrik, ulama ve serbest çıkışlı panolar şeklinde düzenlenmiştir.İstanbul Topkapı Sarayı Revan Köşkü 1998?1999?2000 Yılları'nda Topkapı Sarayı Saray Yapıları Projesi Kapsamında çeşitli restorasyonlar geçirmiştir. İstanbul Topkapı Sarayı Revan Köşkü Klasik Osmanlı Mimarisinin ve Çini Sanatının en güzel örneklerini teşkil etmektedir.Anahtar kelimeler: Osmanlı Mimarisi, Türk Çini Sanatı, Revan Köşkü Çinileri

Osmanlı mimarisiOsmanlı sanatıRevan+2
Müge Bozbaş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türk çini sanatının turizmdeki yeri ve yeni tasarım önerileri

Yaşama ve yaşanmışlığa dair tarihin her döneminde elde edilen veriler, insanlık tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Neredeyse insanlık tarihi kadar geçmişi olan seyahat olgusu insanların yer değiştirme içgüdülerinden doğan bir hareket olarak yorumlanabilir. Temelde bu yer değiştirme hareketini asıl tetikleyen nedenin, coğrafi koşullara göre hareket etme gerekliliğinden kaynaklandığı düşünülebilir. Ancak merak dürtüsü unsurunun da önemli bir payı olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. İnsanlar zihinlerinde oluşturduğu sorulara merak dürtüleri sayesinde cevap bulmuşlardır. Bu sayede keşfetmişler, bu sayede öğrenmişlerdir. Aslında bu keşif duygusunun da varoluşsal sürecin bir parçası olduğu gerçeği kaçınılmazdır. Ve merak dürtüsü bu içsel yolculuğun sadece bir başlangıcı, keşfetmek ise bu yolculuğun dışavurumu olarak nitelendirilebilir. İnsanlığın var oluşundan beri seyahat olgusunun, insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinen bir gerçekliktir. Zira bu olgunun yapısını meydana getiren soyut unsurlar, geçmişten bugüne dek izlerini somut bir gerçeklikle sürdürmektedir. Geçmişte birçok uygarlığın ana vatanı olmuş olan Anadolu toprakları, tarihi ve kültürel birikimiyle izler bırakmış, etnik bir kimliğin oluşmasında etkili olmuştur. Bu kültürlerarası etkileşimin bir parçası olan Çininin günümüzdeki durumu bu çalışmada turizm kapsamında değerlendirilmiştir. Turistik bölge seçimi ile de İzmir kenti kendi kültürünü yansıtan doneler ile örneklendirilmiştir. Bu çalışmada ortaya çıkan somut örnekler, kültür kavramı algısını sanatsal bir dille ifade etmeyi amaçlamıştır. Bu ifade biçimi belli bir olgunluğa ulaştığında da kültür olgusu her zaman yaşamaya ve yaşatılmaya devam edecektir.

El sanatlarıKültürel turizmTasarım+4
Emine Sultan Çeşmeci
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymaniye Kütüphanesi'nden seçilmiş tezhip örneklerinde "Bulut" ve "iplik" motiflerinin ayırma/pafta işlevinin incelenmesi

Türk tezyînâtındaki desen tasarımında farklı üslup ve motifler ana unsur işlevindeyken bunların kombinasyon oluştururken tercih edilen ögeler ise yardımcı unsur kabul edilir. Bu bağlamdan hareketle bulut, rûmî, yaprak gibi asli motif iplik ise cedvel kuzu gibi yardımcı unsurdur. Gerek ana gerekse yardımcı unsurlar Tezyini sanatların desen tasarımlarında serbest, dolantı halde yer alabiliyorken aynı zamanda pafta (ayırma/tarh) özelliği de gösterebilmektedir. Motif ve desenlerin bu özelliğini husus hakkında özel çalışma yapılması gerekecek kadar önemlidir. Bulut motifi ile ipliğin pafta oluşturma özelliğini müstakil olarak inceleyen, kritik eden çalışmalar, klasik tezhip tasarımlarının temel ilkelerinin tam olarak kavranması bakımından çok önemlidir. Bu çalışmadaki amacımız, Süleymaniye Kütüphanesi'nden seçilen yazmalarda bulunan tezhiplerdeki bulut ile ipliği, desen içindeki pafta özelliği bakımından yapılmış nadide örnekler üzerinde kendi içinde detaylı bir araştırma yapabilmektir. Üç bölümden oluşan bu çalışmada, öncelikle konumuzun ana faktörü olan Ayırma (Pafta /Tarh)ın etimolojisi işlevi ve çeşitleri kapsamlı olarak ele alınmıştır. Türk tezhip desen tasarımında özellikle rûmî, iplik ve bulut motifi pafta özelliğiyle oldukça yaygın kullanım alanı bulmuş olan paftalar desen içerisinde renk, motif ,teknik gibi unsurlarla müzehhep alanlara kazandırdığı estetik değerler üzerinde durulmuştur. Bu çalışmamızda sadece iplik ve bulut motifinin pafta özelliği incelenmiştir. İplik ve bulut un ayırma (pafta /tarh) işlevleri, müzehhep (tezhipli) yazma eserler bakımından son derece zengin olan Süleymaniye Kütüphanesi'nden seçilmiş yazmalardaki tezhip örnekleri analiz edilmeye çalışılmış; örnek çizimlerle açıklanmıştır. İplik ve bulut motiflerinden esinlenilerek hazırlanan özgün uygulamalara ise üçüncü bölümde yer verilmiştir.

BulutlarEl sanatlarıGeleneksel Türk sanatı+6
Sezgi Orhon
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Selçuklu Dönemi geometrik motiflerinin günümüz seramik sanatına yansımaları ve yeni üç boyutlu karo tasarımları

İslam sanatlarında, Anadolu Selçuklu Devleti 11. ve 13. yüzyıllar arasında mimari bezeme alanında kuşkusuz en görkemli ve verimli dönemlerini geçirmiştir. Bu dönemlerde mimari bezemenin en çok kullanılan tasarım elemanlarından biri olan geometrik motiflerde bu teze konu olmaktadır. Çok geniş bir envantere sahip olan geometrik motifler, anlam, teknik ve çeşit bakımından da çok zenginlerdir. Sonsuzluk ve simetri anlayışını derinlemesine yansıtan motifler birçok çalışmaya konu olmuştur. Kaynak ya da araştırma ile ilgili bir eksik olmasa da, günümüz çağdaş seramik sanatında geometrik motiflerin yansımaları konusunda verimli kaynak ve uygulamalar yeterli değildir. Bu tezde amaç verileri doğru kullanarak çağdaş bir bakış açısı ile geometrik motiflere farklı bir boyut ve tasarım anlayışı kazandırmaktır. Envanterin doğru incelenmesi ve çözümlenmesi ile geometrik motifler üzerine bir boyutlandırma çalışması yapılmıştır. Ağırlıklı olarak geometrik motiflerin çizim yöntemleri incelenmiş, kavranmış ve var olan desenler üzerinden farklı bir yorum getirilmiştir. Tezin en büyük amacı bu motifleri 2 boyuttan çıkarıp, yeni 3 boyutlu rölyef karolar haline getirerek karoların kompozisyonlarını bu günün çağdaş mekanlarına taşımaktır. Günümüz koşullarında endüstriyel anlamda seramik üretimleri artık çok gelişmiştir. Bu gelişmeler ile düz karolar dışında rölyefli duvar seramiklerini de koleksiyonlarda görmekteyiz. İşte tam bu noktada firmaların ya da özel tasarımcıların geleneksel motiflerimizden esinlenerek tasarladığı koleksiyonlarında bu motiflerin doğru kullanımına yönelik karşımıza sorunlar çıkmaktadır. Bu sorunlardan yola çıkarak yeni 3 boyutlu karolar tasarlanmış, doğru, farklı, yenilikçi bir tasarım ve üretim anlayışı ile bir koleksiyon oluşturulmuştur. Geometrik motiflerin boyut kazanması ile oluşan ışık/gölge oyunları tasarımın gücünü ve görsel etkiyi arttırmaktadır. Geçmiş kültürümüzün izlerini bugünün çağdaş mekanlarına taşımak ve tarihsel birikimlerimizi yeni nesillere doğru şekilde aktarmak en büyük amaçlarımızdandır. Anahtar Kelimeler: Karo, Selçuklu, 3 Boyutlu, Seramik

FayansGeometrik motiflerMotifler+4
Kerem İldeş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymaniye kütüphanesinde bulunan Fazıl Ahmet Paşa koleksiyonuna ait 00002 envanter numaralı el yazması Kur'an-ı Kerim'in kitap sanatları bakımından incelenmesi

Bu araştırmada Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Fazıl Ahmet paşa koleksiyonuna ait 00002 envanter numaralı Kur'an-ı Kerim kitap sanatları bakımından ele alınarak incelenmiştir. İncelenen Kur'an-ı Kerim XVI. Yüzyıla ait olup Türk kitap sanatları bakımından araştırılmaya değer bulunmuştur. Üç bölümden oluşan tezin, birinci bölümünde kitap sanatları hakkında bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde el yazmalarının hazırlanışı, konuları, Kur'an-ı Kerim bezemeciliği ve Kur'an-ı Kerim'de bulunan tezhipli kısımlar hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Süleymaniye kütüphanesi, Fazıl Ahmet paşa ve Fazıl Ahmet Paşa Koleksiyonu'ndan seçilen 00002 envanter numaralı Kur'an-ı Kerim kitap sanatları bakımından incelenmiş, sanat, üslûp, desen, motif ve renk açısından ele alınarak dönem özellikleri bakımından değerlendirilmiştir.

El sanatlarıKitaplarKur'an-ı Kerim+6
Elif Dursun
Atatürk University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep mevlevihanesi vakıf müzesinde bulunan kilimlerin tahlilleri

Gaziantep, geçmişten günümüze kadar birçok medeniyetin yanı sıra Türk-İslam medeniyetlerine de ev sahipliği yapmıştır. Gaziantep‟in tarihi olarak mühim olmasında bulunduğu bölgenin önemi büyüktür. Mezopotamya gibi ilk uygarlıklara ev sahipliği yapan bölge; Akdeniz arasındaki konumu, aynı zamanda güneyden ve Akdeniz‟den doğuya ve kuzeye giden yolların birleştiği bölgede oluşu sebebiyle bölgenin tarihini şekillendirmiştir. Mevlevi tarikatının temeli, Hz. Mevlana‟nın ebedi aleme doğuşundan sonra, sevenleri, sözleri, vaazları ve eserlerinden yarar sağlayanların bir araya gelmesiyle oğlu Sultan Veled önderliğinde atılmıştır. Bu tarikatı "Mevlevilik" olarak isimlendirmişlerdir. Mevlevihaneler, Mevlevi tarikatlarının sahip olduğu yapılardır. Gaziantep Mevlevihanesi inşa yapısıyla zaviye görünümlü bir mevlevihanedir. 1980‟li yıllarda halı, kilim, el yazması Kur‟an-ı Kerim, şamdan gibi teberrükât eşyaları ile dolmaya başlayan Vakıflar Genel Müdürlüğü‟nün deposu, birkaç ilde Vakıf Müzeleri açma fikrini zorunlu hale getirmiştir. Tarihi çok eski zamanlara dayanan "Dokumacılık", insanın hayvan postlarını ince deri, kiriş ve bağırsakla dikmeyi öğrenmesiyle birlikte başlamakta ve sonrasında hayvansal ve bitkisel lifleri çekip bükerek iplik yapmasıyla devam etmektedir. Düz dokuma yaygı ve halı geleneği, Orta Asya‟da Türklerin yaşadığı bölgelerde ortaya çıkmış ve gelişimini bu bölgede sürdürmüştür. Daha sonrasında Selçuklularla beraber Anadolu‟ya gelmiş ve burada gelişmeye devam etmiştir. Düz dokumalar arasında bulunan "kilim", arkası ve önü aynı olan, çözgü ipliklerinin desen iplikleriyle kapatıldığı düz dokumalardır. Anadolu‟nun neredeyse her bölgesinde bu dokumalara rastlanmaktadır. Gaziantep Mevlevihanesi Vakıflar Müzesi‟nde bulunan kilimler 18-20. yüzyılları arasında tarihlendirilmektedir. Bu dokumalar geç dönem özelliği taşımaktadır. Kilimler müzede teşhir salonu ve depoda olmak üzere 31 adettir. Müzede bulunan kilimler Konya, Kars, Malatya, Sivrihisar ve Bulgar-Göçmen yörelerinden olup, o yörelere özgü motifleri içermektedir. Bu dokumaların incelenmesinde cinsleri, boyutları, teknikleri, motif, renk ve kompozisyon özellikleri incelenerek literatüre geçmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Orta Asya, Akdeniz, Dokumacılık, Mevlevihane, Müze, Kilim, Kompozisyon.

El dokumalarıEl sanatlarıGaziantep+4
Oğuzhan Kabalcı
Atatürk University · Institute of Fine Arts
2017
10