
12
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İkidilli bireylerin anadilinde ve ikinci dilinde dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemelerinin nörodilbilimsel açıdan incelenmesi
Dil ve beyin ilişkisi uzun yıllardan beri bilimadamlarının dikkatini çekmektedir. Günümüzde ikidilli bireylerin sayısının hızla artması, ikidilli beyinde dil işlemlemenin nasıl gerçekleştiği sorusunu gündeme getirmektedir. İkinci dilin öğrenim yaşı, yeterlilik düzeyi ve kullanım sıklığı gibi faktörlerin sonradan öğrenilen dili işlemlemede önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Bu çalışmanın amacı; anadili Türkçe, ikinci dili İngilizce olan bireylerin her iki dili dilbilgisel ve anlambilimsel olarak işlemlemelerinin nörodilbilimsel açıdan incelenmesidir. Farklı dil özelliklerinin işlemlenmesinin dili öğrenme yaşı ve dil yeterliliği ile ilişkili olduğu görüşünden hareketle, ikinci dilde dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemenin karşılaştırılması, anadildeki ve ikinci dildeki dilbilgisel işlemlemenin karşılaştırılması ve orta öğretimin ikinci dilde yapılmasının bu dildeki dilbilgisel işlemleme üzerinde etkili olup olmadığının ortaya çıkarılması amacıyla çalışmaya katılan 31 denekten her iki dilde sunulan değerlendirme ölçeği çerçevesinde dilbilgisel ve anlambilimsel hataları tespit etmeleri istenmiştir. Deneklerin bu sırada ihtiyaç duydukları süreler ve cevaplarının doğruluğu kaydedilmiş ve ardından istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ikinci dildeki dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemede deneklerin tepki süreleri arasında anlamlı bir fark görülmediğini, ancak cevaplarının doğruluk oranları arasında önemli ölçüde farklılıklar olduğunu göstermiştir. Anadilde ve ikinci dilde dilbilgisel işlemlemede hem tepki süreleri, hem de cevapların doğruluğu açısından farklılıklar görülürken, ikinci dilde alınan eğitimin dilbilgisel işlemleme üzerinde önemli bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların hem beyindilbilimi, hem de yabancı dil eğitimi alanlarında yapılacak çalışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
Türkçede edilgenlik
Türkçede edilgenleştirme süreci dilbilgisel, anlambilimsel ve söylem-edimbilimsel düzlemlerde kendine özgü birtakım özellikler sergilemektedir. Türkçenin temel edilgen yapısının ne olduğuna ilişkin sorunun yanıtı, bu düzlemlerde yapılan bütünce çözümlemeleri sonucunda daha net görülebilmektedir. Kısacası, Türkçedeki edilgenliği açıklamaya yönelik bir araştırmada, yalnızca biçim-sözdizimsel görünümlere odaklanmak, edilgenleştirme sürecini tetikleyen anlambilimsel ve söylem-edimbilimsel işlevlerin gözden kaçırılmasına neden olabilmektedir. Bu çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan İşlevsel dilbilgisi (İD), tüm düzlemleri ele aldığından edilgenlik çözümlemesine geniş bir bakış açısı kazandırmaktadır. İD'nin araştırmaya kattığı bir diğer önemli özellik ise, edinçe dayalı soyut dil üretimlerini değil, edime dayalı gerçek dil kullanımlarını önemsemesidir. Bu çalışmada İD'nin edimi temel alan yaklaşımına koşut olarak Bütünce-Temelli Çözümleme Yöntemi kullanılmıştır. Böylece Türkçedeki edilgenleştirme süreci, araştırmacının müdahalesi dışında üretilmiş metinler üzerinden incelenebilmiştir.Türkçede temel edilgenin işlevi açıklanmaya çalışılırken kullanılan artzamanlı bakış açısı, temel edilgenin biçimsel ve işlevsel kökeni hakkında bazı ipucları içermektedir. Artzamanlı bakış açısıyla yapılan bütünce çözümlemeleri eşzamanlı bakış açısıyla görülemeyen biçimsel ve işlevsel özelliklere açıklama getirebilmektedir. Bu çalışmada eşzamanlı ve artzamanlı yöntemin birlikte kullanılması, aynı zamanda bütüncede çözümlenecek metinleri de belirlemiştir. Bundan dolayı bütünce, Çağdaş Türkçe ve Çağdaş Türkçe döneminden önceki tarihsel metinlerden oluşmuştur.Türkçede temel edilgen, genel olarak, yüklem çerçevelerindeki olay durumlarının [+denetleme] özelliğinin [-denetleme] özelliğine dönüştüğü bir süreci içermektedir. Türkçenin Orhon Türkçesinden Çağdaş Türkçeye kadar olan dönemi incelendiğinde temel edilgende Kılıcıyı gizleme, örtükleştirme gibi işlevlerin temel bir işlev olarak yer almadığı görülmüştür. Türkçede temel edilgen katılımcıların örtükleştirilmesine dayanan bir edilgenleştirmeden çok, olayın ön plana çıkartılıp Kılıcının önvarsayıldığı bir işlevi yansıtmaktadır. Yani, Türkçede edilgenleştirmenin katılımcı odaklı değil, olay odaklı olduğu söylenebilir; bu yüzden Kılıcının geri-itilmesi ve Kılıcı-olmayanın öne-çekilmesi edilgenleştirmeyi tetikleyen temel işlevler olarak yer almamaktadır. Olay odaklı edilgenleştirmenin temel işlev olmasına koşut olarak Türkçede tarafından öbekli edilgen ancak Klasik Osmanlı Türkçesi döneminde görülmeye başlanmış, Çağdaş Türkçede bile temel bir yapı olacak kadar kullanım sıklığına sahip olamamıştır. Ayrıca, olay odaklı edilgenleştirme, edilgenleştirme sürecinde Kılıcının anlambilimsel özelliğini belirleyen etkenlerden biri olmuştur. Türkçedeki edilgenliğin ve edilgenleştirme sürecinde yer alan Kılıcıların tarihsel süreçte belirtililik kayması açısından bazı değişimler içerdiği gözlenmiştir.Anahtar Sözcükler: edilgen, edilgenleştirme, çatı, işlevsel dilbilgisi, eşzamanlı bakış açısı, artzamanlı bakış açısı, Kılıcı, belirtililik kayması, önvarsayım
İşitme kayıplı Türk çocuklarda alıcı ve ifade edici dil becerilerinin gelişimi
İşitme kaybının dil gelişimi üzerinde olumsuz etkisi vardır. Erken teşhis, uygun cihaz ve terapi gibi etmenler işitme kaybının dil üzerindeki olumsuz etkisini azaltmakta, hatta yok edebilmektedir. Çalışmanın amacı, işitme kayıplı Türk çocuklarının alıcı ve ifade edici dil becerilerinin gelişimini izleyerek, teşhis zamanının, cihaz kullanım süresinin ve cihaz modelinin dil gelişimi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmadaki örneklem grubu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı İşitme Konuşma Denge Ünitesi'ndeki çocuklar arasından seçilmiştir. Orta ve orta ileri derecede sensörinöral tip işitme kayıplı işitme cihazı kullanan çocuklar ile ileri ve çok ileri derecede sensörinöral tip işitme kayıplı koklear implant kullanıcılarından oluşan toplam 30 çocuk, normal işitmeye sahip, Dokuz Eylül Üniversitesi Narlıdere Kreş ve Anaokullarında eğitim gören, herhangi bir zihinsel ya da işitsel kaybı olmayan 30 çocuk karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çocukların alıcı ve ifade edici dil gelişimlerini ölçmek için Okul Öncesi Dil Ölçeği-4 (PLS4) testi üç ay ara ile iki kez uygulanmış ve işitme kayıplı çocukların alıcı ve ifade edici dil yaşlarının kronolojik yaşlarından geri olduğu saptanmıştır. Ancak 3 ay sonra test ikinci kez uygulandığında çocukların alıcı ve ifade edici dilinde istatistiksel açıdan bir gelişme olduğu kaydedilmiştir. Cihaz kullanım süresi ve terapi süresinin dil gelişimini etkilediği, cihaz modelinin ise dil gelişimi üzerinde çok önemli derecede etkisi olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: İşitme Kaybı ve Dil, Dil Gelişimi, PLS4
Tahsin Yücel'in Ben ve Öteki kitabındaki öykülerin göstergebilimsel çözümlemesi
Bu çalışmada gerek göstergebilim alanında yaptığı kuramsal çalışmalar gerekse yazın alanında verdiği eserlerle hem ülkemizde hem de dünyada tanınan Prof. Dr. Tahsin Yücel'in "Ben ve Öteki" adlı öykü kitabındaki "Benlem", "İkilem" ve "Üçlem" adlı öyküleri, Greimas'ın geliştirdiği yazınsal göstergebilim yaklaşımından yola çıkarak çözümlemeye çalıştık. "Benlem" adlı öykünün başkahramanı olan, aynı zamanda kitaptaki tüm öykülerde de kendini gösteren, Memedali edeni üzerine yoğunlaşıp, kendisinin yaşadığı varoluşsal sorgulamalar üzerine eğilip, öykünün diğer edenleriyle birlikte, betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde çözümlemesini yaptık. "İkilem" adlı öyküde öykünün başkahramanı olan Beşira edeninin yaşadığı ikilemler ve öykünün diğer edenleri üzerine eğilip, anlatıyı betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde çözümledik. "Üçlem" adlı öyküde ise temelde Osmana, Memedali, Hamida ve diğer edenlerin yaşadığı /olmak/ ve /görünmek/ yerdeşlikleri üzerine yoğunlaşıp, çalışmanın betisel, anlatısal ve izleksel düzeylerini ortaya koyduk. Anahtar kelimeler: Göstergebilim, Tahsin Yücel, Anlatısal Düzey, Betisel Düzey, İzleksel Düzey.
İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen üniversite öğrencilerinin metinlerinde üstsöylem belirleyicileri
Metin üreticilerinin metinlerini daha ikna edici hale getirmek için kullanabilecekleri sözbilimsel araçlar vardır. Bunlardan biri de üstsöylemdir. Üstsöylem yazarın okuruyla etkileşime girmek için kullandığı dilsel örüntülerdir. Üstsöylem belirleyicileri genel olarak etkileşimli ve etkileşimsel olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir. Bu çalışmanın inceleme nesnesi olan etkileşimsel üstsöylem belirleyicileri yazarın okuruyla iletişime geçmek, metne ilişkin tutum ve duruşunu belirgin hale getirmek için kullandığı araçlardır ve kaçınmalar, vurgulayıcılar, tutum belirleyicileri, katılım belirleyicileri ve kendinden sözetme olarak beş grupta incelenir. Üstsöylem özellikle akademik amaçlı İngilizcede oldukça incelenen bir konudur. Bu çalışmada Türkiye'de bir vakıf üniversitesinin hazırlık sınıfında eğitim gören öğrencilerin üç kurdan oluşan eğitimlerinin her kurun sonunda ürettikleri tartışma metinlerindeki etkileşimsel üstsöylem belirleyicileri incelenmiş ve kurlara göre söz konusu söylem belirleyicilerinin türünde ve sıklığında bir farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, öğrencilerin sırasıyla en sık olarak katılım belirleyicilerini ve kaçınmaları kullandığını; bunları vurgulayıcıların, kendinden sözetme ve tutum belirleyicilerin takip ettiğini göstermektedir. Ancak söz konusu ulamların kullanım sıklığı ve kurlar arasındaki ilişki irdelendiğinde ise tüm ulamlarda bir azalma olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: üstsöylem, ikinci dilde yazma, yabancı dil olarak İngilizce, tartışma metinleri, etkileşimsel üstsöylem belirleyicileri
Türkçe seri eylem yapılarının sözdizimi
Seri eylem yapıları (buradan sonra, SEY) Aikhenvald'a (2006, s. 1) göre, açık bir sıralama, yan tümceleme belirticisi ya da sözdizimsel bağımlılık belirticisi olmadan tek bir yüklem olarak hareket eden eylem dizisidir. Bu doğrultuda SEY, anlamsal olarak bir olayı ya da birbirine yakından bağlı birkaç alt olayı ya da birbirine bağlı olarak kavramsallaştırılabilen art arda birkaç alt olayı kodlayabilmektedir. SEY'in daha çok kırma anadillerde (creole languages) görüldüğünü belirten Aikhenvald (2006), bu yapıların Batı Afrika, Güneydoğu ve Doğu Asya, Amazon, Okyanusya, Yeni Gine dilleri gibi çeşitli dillerde de kaydedildiğini belirtmektedir. SEY farklı biçimlerde oluşabilmektedir. Bu anlamda, SEY'de en az iki eylem bir araya gelerek tek bir olayı belirtebileceği gibi, tek bir eylem birden fazla olayı da belirtebilmektedir (Aikhenvald, 2006). Türkçe alanyazına bakıldığında SEY'e yönelik yapılan çalışmaların oldukça az olduğu dikkat çekmektedir (Bisang, 1995; Aksan ve Aksan, 2005; Duran, 2010; Aydemir, 2019; Hirik, 2019). Bu açıdan çalışmanın amacı Türkçe SEY yapılarını tespit ederek, bu yapıların Türkçedeki sözdizimsel görünümlerini ortaya çıkarmaktır. Bu doğrultuda çalışmamızda öncelikle SEY alanyazını ele alarak dünya dillerinden örnekler sunduk. Daha sonra bir dilde SEY olarak ele alınabilecek yapılara yönelik alanyazında yer alan genel özellikler ve SEY türleri ile bu yapıların sıralama ve yan tümceleme yapılarından farkını ele aldık. Alanyazındaki çalışmaları göz önüne alarak Türkçedeki SEY yapıları ve bu yapıların gönümlerini tartıştık. Türkçe SEY yapılarını alanyazında yer alan genel özellikleri göz önüne alarak tek tek ayrıntılı olarak inceleyerek yine alanyazında yer alan sınamalarla Türkçe SEY yapılarını test ettik. Bununla bilrikte SEY yapılarının Türkçede iki görünümle oluşabileceğini ortaya çıkararak bu görünümleri dünya dillerinde yer alan örneklerle detaylandırdık. Türkçedeki SEY görünümlerinde her iki eylemin de çekimli olduğu yapılarda uyum eklerinde görünen değişkenliğin nedenini açıkladık. SEY'e yönelik yapılan çalışmaları eleştirel açıdan ele alarak Türkçeye uyan ve Türkçe SEY açısından sorunlu olan durumları ele aldık. Bunun sonucunda Türkçe SEY'de Durum 1, Durum 2 ve Durum 3 olmak üzere üç tür SEY olduğunu ele alarak bu yapıların iç yapısına ilişkin üç farklı sözdizimsel bir çözümleme önerisi sunduk.
Yabancı dil olarak Türkçede çokanlamlı eylemlerin bağlam temelli öğretimi
Çokanlamlılık bağlamla yakından ilişkili bir olgudur. Sözcüklerin farklı anlamları bağlamsal olarak farklı dağılımlar göstermektedir. Bu durum özellikle eylemler için geçerlidir, eylemler farklı anlamlarında farklı istem özellikleri gösterebilmektedir. Bu farklılıklar; eylemlerin gerektirdikleri zorunlu üyelerin sayısı, dilbilgisel işlevleri, anlambilimsel rolleri, anlamsal özellikleri ve alabileceği seçimlik üyelerin dilbilgisel işlevleri, anlambilimsel rolleri ve anlamsal özellikleri açısından görülmektedir. Yabancı dilde sözcük öğretimi ve çokanlamlılık ilişkisi açısından ise bağlam önemlidir çünkü sözcüklerin farklı kullanım ve anlamları ancak bu sözcüklerle farklı bağlamlarda karşılaşılarak öğrenilebilir. Bu tezde, yabancı dil olarak Türkçede eylemlerin farklı anlamlarının bağlam temelli öğretimi için eylemlerin farklı anlamlarında sahip oldukları istem özelliklerinden yola çıkarak örnek bağlamların oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla bu çalışma için Türkçede yüksek sıklıktaki ve en çok anlama sahip 9 eylem seçilmiştir; al-, gel-, çık-, çalış-, geç-, kal-, aç-, dur-, bırak-. Bu eylemler ilk aşamada farklı anlamlarında sahip oldukları istem özellikleri açısından çözümlenmiş ve anlamlar arasında istem özellikleri açısından farklılaşmalar belirlenmiştir. İkinci aşamada ise eylemlerin farklı anlamlarında sahip oldukları istem özelliklerinden yola çıkarak bu anlamların bağlam temelli öğretiminde kullanılmak üzere örnek bağlamlar oluşturulmuştur.
Türkçede günlük konuşma bağlamında kullanım sıklığı yüksek söylem belirleyicilerinin işlev ve konum özellikleri
Sözlü söylem, kendi içerisinde çeşitli özellikleri barındıran ve bu yüzden yazılı söylemden birçok yönde farklılaşan bir söylem türüdür. Bu bağlamda günlük konuşma dili, konuşucular arasındaki etkileşim unsurlarına dayanmaktadır. Bu unsurların başında gelen söylem belirleyiciler biçimsel, sesbilimsel ve sözdizimsel olarak sözlü söylemde çeşitli birimlere bürünmekte ve bu bakımdan söylem belirleyicilerin işlevsel özellikleri sözcelemede çeşitlilik göstermektedir. Alanyazında söylem belirleyiciler ile ilgili ilk kapsamlı çalışma Schiffrin (1987) tarafından yapılmıştır. Bu çerçevede bu çalışma, genelde söylem belirleyicilerin özelde ise Türkçede günlük konuşma bağlamında sıklıkla kullanılan söylem belirleyicilerinin betimlenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönteminin içerik çözümlemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Alanyazındaki çalışmaların rehberliğinde ve yapılan sıklık çalışmasıyla saptanan belirli sayıdaki söylem belirleyiciler, ilk olarak günlük konuşmadaki kullanım sıklıkları bakımından ele alınmış ve çalışma sonucunda Türkçedeki sıklık değerlerine ulaşılmıştır. Bundan sonraki aşamada ise söylem belirleyicilerin işlev ve konum özellikleri kişilerarası ve metinsel işlev olmak üzere iki açıdan betimlenmiştir. Bu betimlemede temel alınan model Brinton (1996)'nın taksonomisidir. Bu doğrultuda, oluşturulan çeviriyazılardaki kesitlerin karşılıklı konuşma çözümlemesi yaklaşımıyla betimlenmesi sonucu söylem belirleyicilere dair nitel değerlendirmelere yer verilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucundav söylem belirleyicilerin Türkçe günlük konuşma söylemindeki işlevsel çeşitliliği ve dilbilim alanındaki yeri vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Söylem Çözümlemesi, Karşılıklı Konuşma Çözümlemesi, Söylem Belirleyiciler, Sözlü Söylem, Günlük Konuşma Dili.
Türkçede anlık oluşumlar
Bir dilde belirli bir ortamda en az bir kere görülmüş, ancak dili konuşanlarca benimsenmemiş sözcükler anlık oluşum olarak adlandırılır. Anlık oluşumlar bir sözcüğün olası sözcükten gerçek sözcük olana kadar geçirdiği süreçte o dilin biçimbilimsel türetkenlik eğilimine ilişkin önemli ipuçları içerir. Sözlükçede varolan sözcüklerin, anlık oluşumların biçimbilimsel özelliklerini de belirlediği varsayımına dayanan çalışmamızda, Türkçe anlık oluşumlarda görülen sözcük türetim yolları, türetim biçimbirimleri, bu türetim özelliklerinin Türkçenin genel eğilimine koşutluğu, yerleşikleşme sürecine giren sözcüklerin türetim özelliklerinin saptanması ve anlık oluşumların sözlükselleşme süreci içindeki yerinin betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle alanyazındaki çalışmalar, anlık oluşumların tanımlanması, anlık oluşumları belirleyen ölçütler, sözlükselleşme sürecindeki yeri gibi konu başlıkları altında tanıtılmıştır. Anlık oluşumlar, 264 güldürü dergisindeki karikatürlerin incelenmesi ve bulgulanan aday yapıların sözlükselleşme ve yerleşikleşme denetiminden geçirilmesiyle saptanmıştır. Sözlükselleşmenin ikinci basamağı olan yerleşikleşme sürecine giren sözcükler ise az, orta ve son yerleşikler olarak üç temel kümede incelenmiştir. Araştırma sorularımız doğrultusunda en işlek sözcük türetim yolları ekleme, bileşme ve yansıma olarak bulgulanmıştır. Türkçe anlık oluşumlarda en az türetken süreçler ise genelleşme, geri adlandırma ve gerioluşum olmuştur. Başkalaşma, bükümleme ve kayma süreçlerine rastlanmamıştır. Anlık oluşumlardaki en türetken biçimbirimler {-lIk}, {-CI}, {-lI} biçimbirimleridir. Türetim sıklığı ile yerleşikleşme derecesi arasında bir koşutluk görülmediği saptanmıştır. Bu bulguların yanında çalışmamızda sözcük yapım yolları ve türetim biçimbirimleri, işlekliklerine göre sıralanmış, alanyazına koşutluğu tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Anlık Oluşum, Türetkenlik, Sözcük Türetim Yolları, Türetim Biçimbirimleri, Yerleşikleşme, Sözlükselleşme
Türk politika söyleminde kılgısal uslamlama
Politika, etkinliklerinin söylemsel olarak gerçekleştirildiği toplumsal alanlardan biridir. Bu toplumsal alanda politika aktörleri olarak politikacılar, seslendikleri kitleleri kendi görüşleri ve ideolojileri doğrultusunda ikna etmeye çalışmaktadır. Politika söylemi bu yönüyle, Eleştirel Söylem Çözümlemesi'nin inceleme alanlarından biridir. Bireyleri ikna etme temeline dayanan politika söyleminde politikacılar, kendi görüşlerini haklı çıkarmak ya da karşıt görüşleri yalanlamak amacıyla sıklıkla savlamaya başvurmaktadır. Bu nedenle politika söylemi sav metin tipi özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada; 2019 Yerel Seçimleri öncesi Millet ve Cumhur İttifakı'nın üç büyükşehirdeki (İstanbul, Ankara, İzmir) altı adayı tarafından kullanılan kılgısal uslamlamaların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, adayların farklı tarihlerde aynı TV kanalında ve programındaki görüşmeleri Fairclough ve Fairclough'ın (2012) "Kılgısal Uslamlama Modeli" kullanılarak çözümlenmiş ve şu araştırma sorularına yanıt aranmıştır: "Türk politika söyleminde yerel seçimler bağlamında ne türden kılgısal uslamlamalar kullanılmaktadır?", "Cumhur ve Millet İttifakı adayları arasında kılgısal uslamlamalar farklılık göstermekte midir?" ve "Kılgısal uslamlamalar kentler açısından değerlendirildiğinde farklılıklar var mıdır?". Veri tabanının çözümlenmesiyle elde edilen bulgular doğrultusunda iki ittifakın adayları tarafından da yerel sorunlara, projelere ve seçmene ilişkin benzer iddialar ileri sürüldüğü; ancak genel politikaya, belediye yönetimine ilişkin konulardaki iddiaların iki ittifak arasında farklılık gösterdiği ve seçim sürecinin kendisine yönelik iddiaların yalnızca Millet İttifakı adayları tarafından ileri sürüldüğü saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Politika, Politika Söylemi, Sav Söylemi, Kılgısal Uslamlama Modeli, Kılgısal Sav.
Türkiye'deki blogların bilimsel metin türü açısından incelenmesi
Gelişen teknoloji ile birlikte iletişim biçimleri son 30 yılda birçok değişikliğe uğramış, insanlar bilgileri daha hızlı üretme ve paylaşma imkanı bulmuşlardır. Çağımızın en önemli gelişmelerinden olan internet, işitsel, görsel ve yazınsal içeriklerin daha geniş kitlelere kolay ulaşımına imkan sağlamaktadır. Araştırmacılar ve öğrenciler tarafından, eğitim ya da farklı amaçlarla birçok bilgi internet kanalı ile paylaşılmaktadır. Özellikle akademik bilgi paylaşma araçlarından olan blogların kullanımı 2000'li yıllardan itibaren artarak devam etmiştir. Bilimsel içerikli blogların özellikleri ve akademiye uygunluğu sorusu bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Türkçe blogların bilimsel metin türüne uygunluğunun ortaya çıkarılması için blog ortamı (blogalan) taranarak toplamda bir veri tabanı oluşturulmuştur ve metinler, metin türü ve tür çözümlemesine ilişkin alanyazında öne çıkan araştırmacıların kuramları göz önüne alınarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe bilimsel içerikli bloglara ilişkin, yapısal özellikler açısından benzerlik oranı yüzdesinin düşük olduğu, ancak birçok dilbilimsel göstergenin %47'lik bir oranla bilimsel metin özellikleri gösterdiği görülmüştür.
Bilimsel makale özetlerinde üstsöylem belirleyicilerinin incelenmesi
Makale özetlerinin temel amacı okurları makaleyi okumaya ikna etmektir ve yazarlar bu amacı gerçekleştirmek için özetlerinde bazı stratejiler kullanmaktadırlar. Bu stratejiler önermesel bilgiye herhangi bir ekleme yapmadan metinsel kaynaklarla okurlara rehberlik etmek, metnin bölümlerini göstermek, metiniçi tutarlılığı sağlamak, bilgiyi ayrıntılandırmak; kişilerarası kaynaklarla yazarın önerme içeriğine bakış açısını yansıtmak, kendini metin içinde açıkça kodlamak, okurlarını söylem katılımcısı olarak metne dahil etmek gibi amaçlarla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı fen ve sosyal bilimlerdeki makale özetlerinde kullanılan üstsöylem belirleyicilerini incelemektir. Fen bilimlerinden biyoloji, fizik, kimya, matematik; sosyal bilimlerden dilbilim, felsefe, psikoloji ve tarih makale özetleri çalışmanın veritabanını oluşturmaktadır. Çalışmada fen ve sosyal alanlardan toplam 289 makale özeti elde edilmiştir. Elde edilen veriler, Hyland (2005)'ın üstsöylem modeline göre incelenmiştir. Yapılan incelemede sosyal bilimlerdeki makale özetlerinin fen bilimlerine göre daha yoğun ve çeşitli üstsöylem belirleyicisi kullandığı, fen bilimlerindeki makale özetlerinin bilgi odaklı etkileşimli üstsöylemi sosyal bilimlere daha fazla kullandığı, sosyal bilimlerin alıcı odaklı etkileşimli üstsöylem belirleyicilerini fen bilimlerine göre daha fazla kullandığı, fen ve sosyal bilimlerde üstsöylem belirleyicilerinin kullanımında birtakım uzlaşımların yanısıra farklılıkların da görüldüğü belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Üstsöylem, Makale özeti, Fen bilimleri, Sosyal bilimler, Etkileşim.