
9
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hammaddeler için bütünleşik stok yönetim modelinin uygulanması
Rekabetin hızla geliştiği günümüz iş ortamında, tedarik zinciri yönetimi ve stok yönetimi işletmelerin maliyetleri düşürmesi, verimliliği artırması ve müşteri hizmet düzeylerini yükseltmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Tedarik zinciri yönetimi, malzeme temininden son tüketiciye kadar olan süreci optimize etmeyi amaçlayan stratejik bir yaklaşımdır. Bu sürecin etkin yönetimi, stok seviyelerini ve talep tahminlerini içeren karmaşık kararlar gerektirir. Bu bağlamda, hammadde stoklarının etkin bir şekilde yönetilmesi, üretim süreçlerinin kesintisiz devamını sağlamak ve operasyonel verimliliği artırmak adına kritik bir faktördür. Bu çalışma, tedarik zinciri yönetimi ve stok yönetimi alanlarının bütünleştiği bir perspektiften yaklaşarak, hammaddelerin etkili bir şekilde yönetilmesini sağlayan bütünleşik bir stok yönetim modelinin uygulanmasını incelemektedir. Uluslararası bir şirkette gerçekleştirilen uygulama örneği üzerinden ABC analizi, XYZ analizi ve istatiksel emniyet stok hesaplamaları yapılarak bütünleşik stok yönetim modelinin nasıl uygulandığı, tedarik zinciri performansının nasıl ölçüldüğü ve hammaddelerin stok seviyelerinin nasıl optimize edildiği ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Bu tez, işletmelerin hammaddelerin stok yönetiminde daha etkili bir şekilde nasıl hareket edebileceğini anlamak isteyen araştırmacılar ve uygulamacılar için değerli bir kaynak olmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, bütünleşik stok yönetim modelinin işletmelerin süreçlerini nasıl iyileştirebileceğine dair geniş bir anlayış sunarak gelecekteki çalışmaların temelini oluşturabilir.
Hava yolu işletmelerinde yer hizmetlerinin analizi: Sistem dinamikleri yaklaşımı
Ticari uçuşların başladığı yıllarda havayolu şirketleri kendi imkanları ile gerçekleştirdikleri yer operasyonlarını sektörün büyümesi ile bugün artık büyük oranda Yer Hizmetleri Şirketleri vasıtasıyla yürütmektedirler. Özellikle uluslararası geniş uçuş ağları ile dünya çapında yüzlerce farklı destinasyona uçan Havayollarının farklı ülkelerdeki havalimanlarında yer operasyonlarını yürütebilmesi ancak yerel hizmet sağlayıcılarla iş birliği yapılması ile mümkündür. Harekât ve Apron Hizmetleri, Yolcu Hizmetleri, Kayıp ve Bulunan Eşya, Bilet Satış gibi pek çok alanda hizmet alınan Yer Hizmetleri Şirketleri sunulan hizmet kalitesinin yanında Havayollarının karlılığına da doğrudan veya dolaylı olarak etki etmektedirler. Havayolu şirketlerinin en büyük gider kalemlerinden biri yakıt tüketimidir. Bu nedenle yakıt tasarrufu alanında pek çok çalışma yapılmakta olup, havayolları yakıt tüketimini düşürmeye yönelik pek çok yeni uygulamayı hayata geçirmektedir. Bu çalışma ile sefere hazırlanan bir uçağa verilen standart hizmetlere yapılacak küçük katkılarla fark yaratılabileceğinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Sistem dinamikleri yaklaşımı kullanılarak elde edilen sonuçlar, ortalama ağırlık değerlerini gerçekleşme değerlerine yaklaştıran, uçuş planının anlık verilere göre güncellenmesini sağlayan, uçak üzerindeki yük dağılımını ideal CG aralığında planlayan Yer Hizmetleri personelinin yakıt tasarrufuna katkıda bulunulabileceğini göstermektedir. Çalışmanın sonunda alınan örneklem üzerinden sefer başına elde edilebilecek ortalama kazancın ortaya konularak, farklı uçak tipleri ve farklı uçuş hatlarında da yapılacak benzer hesaplamalarla, çalışmanın hava yollarına büyük ölçekte ne oranda katkı sağlayabileceğini gösterebilmek amaçlanmaktadır.
Dördüncü taraf lojistik hizmet sağlayıcı işletmelerin yetenek alanları hakkında model önerisi
Rekabetin, küreselleşmenin de katkısı ile çok yüksek seviyelere gelmesi sonucunda, işletmeler, lojistik fonksiyonları üzerinden rekabet eder hale gelmiştir. Bu durum lojistik fonksiyonların, işletme dışında bulunan, alanında uzman ve ölçek ekonomisi gibi çeşitli avantajlar yaratabilen hizmet sağlayıcılardan sağlanmasına sebep olmuştur. Lojistikte dış kaynak kullanımının bu yönde artarak ilerlemesi sonucu lojistikte "taraf/parti" kavramları ortaya çıkmıştır. Tarafların aldıkları roller, sağlanan lojistik hizmetin seviyesi gibi görülmektedir. Dış kaynak kullanımının miktar ve kapsamı günümüzde giderek genişlemekte, Dördüncü Taraf Lojistik kavramı Türkiye'de de yer bulmaya başlamaktadır. İşletmeler Dördüncü Taraf Lojistik hizmet sağlayıcı diğer işletmeler ile çalışarak ana işine odaklanmakta, tedarik zinciri yönetimini bu hizmet sağlayıcılara bırakmaktadır. Ancak kavram ve operasyon şekilleri, Türkiye'deki lojistik sektör paydaşları tarafından hala yeterince anlaşılamamış görünmektedir. Bu çalışmada öncelikle, kavramların daha iyi anlaşılabilmesi için literatürde yer almış bilgiler ile desteklenen bir kavramsal çalışma yapılmıştır. Kavramsal çalışmadan çıkarımlar yaparak dördüncü taraf lojistik hizmet sağlayan işletmelerin sahip olması gereken yetenekler belirlenmiştir. Belirlenen yeteneklerin önem dereceleri ve ağırlıkları, Türkiye'de lojistik hizmet alan profesyonellerin beklentileri ve lojistik hizmet sağlayan işletmelerin yöneticilerinin görüşleri sonucunda belirlenmiştir. Önem derecelerinin belirlenmesinde Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılmış ve görüşler alınırken ikili karşılaştırmalarda 1-9 puanlık oran ölçeğinden yararlanılmıştır. Böylelikle, dördüncü taraf lojistik hizmet sağlama amacı güden lojistik şirketlerine yol gösterme konusunda yardımcı olacak bir model oluşturulmuştur.
An analysis of outbound logistics processes from lean manufacturing systems perspective: A value stream mapping approach
Değer akış haritalama ilk olarak Toyota'da yalın üretim, malzeme ve bilgi akış şemalarında Ohno (1988) tarafından geliştirilmiş ve Toyota'da geliştirildiği için bu yönteme Toyota Üretim Sistemi denilmiştir. İlk olarak üretim alanındaki israfların kaynağını belirlemek ve bu israfları ortadan kaldırmak için kullanılmıştır. Değer akış haritalama yöntemi sadece üretim alanında kullanılmakla kalmayıp aynı zamanda, lojistik ve hizmet operasyonlarındaki israfı ortadan kaldırmaya yönelik iyileştirme programlarının tasarlanmasına yardımcı olmak içinde kullanılmıştır. Ardından ulaştırma operasyonlarındaki verimlilik, iyileştirme programlarını desteklemek üzere uyarlanmıştır. 2012 yılında Villarreal (2012) tarafından yeni bir değer akış haritası ve ulaşım operasyonları için bir verimlilik ölçüsü önerilmiş ve Ulaştırma Değer Akışı Haritalaması olarak adlandırılmıştır. Ulaştırma değer akış haritalama yöntemi, uygulanabilirlik, performans ve kalite israflarını belirlemek için dağıtım süreçlerinde kullanılan bir değer akış haritalama yaklaşımıdır. Değer akış haritalama tekniği, darboğazları ve israfların kaynağını bulmak için kullanılmıştır. Türkiye'deki büyük bir gıda ambalajlama üreticisinden Avrupa'da ki müşterilerine lojistik partnerleri aracılığıyla yapılan mevcut lojistik süreçleri ve detaylı nakliye süreçlerini ortaya koyan uygulamalı bir vaka çalışması olarak hizmet vermektedir. Bu çalışma, vaka çalışması firmasının nakliye sürecini merkezden varış noktasına kadar incelemeyi ve rotaları optimize etmek için bir çözüm bulmayı amaçlamaktadır. Ulaştırma değer akışı haritalama analizlerinden sonra Beresford zaman maliyeti mesafe modeli, ulaşım maliyetleri, transit süreleri ve mesafeleri açısından en uygun rotayı bulma yöntemi olarak kullanılmıştır. Her ülke için bir şirket (Almanya, Belçika ve Hollanda) belirlenmiş ve bu araştırmada olası tüm nakliye yolları avantaj ve dezavantajları açısından incelenmiştir.
Tedarik zinciri yöneticisi liderlik tarzlarının endüstri 4.0 öncesi ve sonrası karşılaştırılması: İmalat sektörü açısından üç firma örneği
Endüstri 4.0 ile büyük bir farklılık yaşayan sanayileşme, üretim süreçlerini ciddi ölçüde etkilemiştir. Akıllı fabrikaların insana olan ihtiyacın azalması tedarik zincirinde de aynı etkiyi yapıp yapmayacağı tartışma konusudur. Endüstri 4.0 devrimi öncesinde ve sonrasında bu liderlik özelliklerinin değişimine yönelik araştırmalar ele alınmıştır. Bu çalışmada, Endüstri 4.0 öncesi ve sonrasındaki dönemde çalışanların bakış açısıyla tedarik zinciri yöneticisi liderlik tarzlarının karşılaştırılması amaçlanmaktadır. İzmir'de imalat sektöründe faaliyet gösteren Endüstri 4.0'a uyum sağlayan üç büyük işletmenin çalışanları (n=750) araştırmanın hedef kitlesi olarak belirlenmiştir. Bu rakamdan yola çıkarak çalışmanın örneklem büyüklüğü ise; yüzde 5 hata payı ve yüzde 95 güven seviyesi çerçevesinde 256 kişi olarak hesaplanmıştır. Bu kapsamda belirlenen örneklem grubuna uygulanmak üzere Teoman'ın (2015) çalışmasından uyarlanarak araştırmanın amacına uygun bir veri toplama aracı kullanılmıştır. Verilerin toplanması ardından bu verilerin çözümlenmesi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 25.0 programı aracılığıyla, normallik varsayımına bakıldığında Kolmogorov-Smirnov testi, ardından endüstri 4.0 öncesi ve sonrası dönüşümcü liderlik alt boyutları Wilcoxon testi, bağımsız gruplar arasındaki farkların anlamlılığını belirlemek için Mann Whitney U ve anlamlılıkların etki büyüklüğünü belirlemek amacıyla Cohan's d testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; Endüstri 4.0 öncesi ve sonrası dönemde liderlik tarzlarının hespinde anlamlı farklılık göstermektedir. Demografik bilgilere göre ise; yaş, imalatta çalışma süresi, kurumda çalışma süresi ve cinsiyet değişkenleri bakımından anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p<0,05). Etki büyüklüklerine ilişkin bulgular incelendiğinde, anlamlı farklılıkların orta ve yüksek düzeyde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Deniz canlılarının lojistiği üzerine bir uygulama
Lojistik, küresel dünyanın en kritik sektörlerinden biridir. Lojistiğin en temel faaliyeti ise taşımacılıktır. Taşıma faaliyetleri, genellikle kara, hava, demir ve denizyolu ile yapılmaktadır. Her bir taşımacılık modunun diğerine karşı farklı üstünlükleri ve zayıflıkları vardır. Karayolu taşımacılığı ise bir istasyona, limana ya da havaalanına ihtiyaç duymaksızın hemen her yere taşımacılık yapılabilmesi, nispeten ucuz olması ve hemen her şeyin taşınabilmesi gibi avantajları ile öne çıkmaktadır. Karayolu ile taşınabilen şeylerden biri de deniz canlılarıdır. Deniz canlılarının taşımacılığı, her şeyden önce taşınan malın canlı olmasıyla diğer taşıma türlerinden ayrılmaktadır. Deniz canlılarının taşımacılığında canlı olarak teslim alınan balıkların yine canlı olarak teslim edilmesi gereklidir. Bunun için de taşıma esnasında canlılık sağlayan koşulların sürekliliği gereklidir. Bu çalışmada Aydın Akbük'te faaliyet gösteren bir kuluçkahanenin (Egemar) canlı balık taşımacılığı kapsamında yaptığı bir taşıma faaliyeti, örnek olay yöntemiyle incelenmiştir. Sonuç olarak incelenen taşıma faaliyetine göre Egemar'ın stok yoğunluğu ve kullanılan anestezik maddeler konusunda daha özenli davranması gerektiği önerilmiştir.
Karayolu taşimaciliğinda izlenebilirlik üzerine bir uygulama
Ulaştırma çağımızın ön önemli sektörlerinden biri haline gelmiştir. Öyle ki önceleri tek yaygın yöntem karayolu taşımacılığı iken, son 5-6 asırdır denizyolu taşımacılığı tüm dünyanın ticaret haritalarını değiştirmiştir. Son iki asırdaki teknolojik gelişmeler ise demiryolu taşımacılığını ülkelerin diğer lojistik kaynaklarla beraber üst sıralardaki yatırım maddelerinden birine dönüştürmüştür. Bunlarla beraber nehiryolu taşımacılığı, borularla taşınan sıvı/gaz yükler de göz önünde bulundurulduğunda sektördeki hizmet çeşitliliğinin de gelişime açık bir alan olduğu açıktır. Hem çeşitliliğin sunduğu maliyet avantajları hem de destinasyon için farklı alternatiflerin keşfedilmesi, ulaştırmayı çok modlu yürütülen bir sürece dönüştürmüştür. Fakat tüm bu süreçler içerisinde yaşanan bir sorun var ki o da taşınmakta olan yükün nerede ve ne durumda olduğudur. Bu çalışmamızda farklı çok modlu taşıma senaryolarında yükün nasıl izlenebileceğine dair sorulara cevap aranmıştır. Çalışma esnasında, mevcut durumu belirlemek için, değer akış haritaları yapılarak izlenebilirliğin nerelerde sağlanamadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, ürünün ne zaman nerede olduğu bilgisinin hem gönderici hem de alıcı için neden önemli olduğuna yer verilmiştir. Sonuç olarak, tüm ulaştırma süreci boyunca hangi aşamalarda ne gibi eklentiler kullanılarak izlenebilirliğin sağlanabileceğine değinilmiştir.
Küresel tedarik zinciri eşgüdümünde bütünleşik lojistik uygulamaları
SMEs are considered the backbone of most economies, yet they are facing challenges in their efforts to keep up with new customer expectations emerged from globalization. However, large enterprises utilize their resources and invest in practices such as SCM to reduce costs and evidently gain competitive advantage. Unfortunately, because they don't have these opportunities, SMEs are only able to focus on individual benefits while managing their supply chains. Since logistics activities make up a big part of supply chain cost, companies put their efforts mostly on managing these. Integrated logistics and various supply chain coordination mechanisms such as supplier contracts, flow coordination and IT mechanisms are suggested as solutions to this issue. This research serves as an exploratory case study to reveal the current logistics process map (via Transportation Value Stream Mapping) and coordination level between a large food packaging manufacturer, its European customers and logistics partners. The aim of the study is to understand coordination problems that occur in the real world even in the best possible conditions (since the focal firm is among the leaders of the food packaging sector in its origin country, Turkey) and to propose solutions that are expected to also benefit SMEs. The study suggests utilizing 2 coordinated and integrated logistics solution frameworks to problems. These problems are determined via semi-structured interviews, meetings, workshops and data provided by the company. However, due to time limits and data collection challenges, the suggestions remained in-detailed in terms of the exact network design and prices. Employees in various executive-level positions of the company shared their opinions on feasibility of suggested solutions via Likert scale questionnaires. Results were analyzed and importance of further utilizing joint optimization, via including logistics and warehousing partners' data, is strongly emphasized.
Lojistikte elektrik motorlu araçların seçimi üzerine bir uygulama
Lojistik, gündelik hayatımızın her noktasında kullandığımız ürünlerin, ilk üreticiden son tüketiciye kadar olan tüm süreci ifade eden bir kavramdır. Son yıllarda artan ticaret hacmiyle birlikte hem üreticiler hem de tüketiciler yaşam alanı olarak kent merkezlerini seçmektedir. Bunun sonucunda da kentsel lojistik kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Kent merkezlerindeki nüfus artışı, lojistikte kullanılan araç sayısının da artmasına sebep olmuştur. Lojistikte, büyük oranda geleneksel araçlar kullanılmaktadır. Fakat fosil yakıtlı araçların enerji tüketim durumları ve çevreye olan olumsuz etkileri göz önüne alındığında alternatif yakıt ve alternatif araç teknolojilerin kullanımının düşünülmesi gereklidir. Bu tez çalışmasında, ilk olarak kent lojistiğinin tanımı yapılmış ve gelişim süreci anlatılmıştır. Alternatif yakıtlar ve alternatif araç teknolojileri incelenmiş, alternatif araç teknolojilerinden biri olan elektrikli araç çeşitleri ve kullanım şekilleri tanımlanmıştır. Kent lojistiğinde elektrikli araçların kullanılması üzerine durulmuş, lojistik ve taşımacılık firmalarının elektrikli araç kullanımı hakkında görüşleri ve deneyimleri sorgulanmış, elektrikli araçların lojistikte kullanılmasının güçlü ve zayıf tarafları ortaya konulmuş ve son olarak elektrikli araçların lojistikte kullanımının yaygınlaşması hususunda alınması gereken tedbirler açıklanmış ve öneriler sunulmuştur.