Dokuz Eylül University
Discipline

Spor Hekimliği Anabilim Dalı

Dokuz Eylül University

19

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

19 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın voleybolcularda omuz rotator kas kuvveti ve üst ekstremite patlayıcı kuvveti ile tek bacak squat testi, y denge testi ve kor endurans test sonuçlarının ilişkisinin incelenmesi

Giriş: Omuz eklemi baş üstü aktiviteler sırasında tekrarlayan yükler nedeniyle yaralanmalar için risk altındadır. Omuz patolojileri sadece omuz ekleminde değil kinetik zincirin diğer halkalarındaki bir sorunla da ilişkili olabilir. Baş üstü sporlarda hem optimal performans hem de yaralanmalardan korunmak için iyi bir omuz rotator kas kuvveti dengesi, iyi bir patlayıcı kuvvet, iyi bir kor kuvveti önemlidir. Özellikle kadın sporcular omuz yaralanmaları için risk altındadır. Amaç: Kadın voleybolcularda omuz rotator kas kuvveti, üst ekstremite patlayıcı kuvveti ile tek bacak squat testi, Y denge testi ve kor kuvveti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 16-40 yaş arası sağlıklı kadın voleybolcular alındı. Katılımcıların omuz internal rotasyon (İR) ve eksternal rotasyon (ER) kuvvetleri, sağlık topu fırlatma testi (STFT), tek bacak squat testi (TBST), Y denge testinin (YDT) superolateral (SL) inferolateral (İL) medial (M) yönleri ve bileşik değeri (YDT-Bil), çift bacak alçaltma testi (ÇBAT) değerlendirildi. Ölçümlerin sonuçları korelasyon ve regresyon analizleri ile incelendi. Bulgular: İR ve TBST arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). İR ve nondominant YDT ile anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Nondominant İR ve dominant YDT-SL, dominant İR ve dominant YDT-İL arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05), diğer yönlerde anlamlı ilişki ve zayıf derecede korelasyon saptandı (p<0,05). İR ile dominant YDT-Bil arasında anlamlı ilişki ve zayıf derecede korelasyon bulundu (p<0,05), nondominant YDT-Bil ile bulunmadı (p>0,05). YDT-M 'nin diğer iki yöne göre YDT-Bil 'i daha fazla açıkladığı bulundu (p<0,05). Dominant İR ile ÇBAT arasında anlamlı ilişki ve negatif yönlü zayıf derecede korelasyon saptandı (p<0,05), nondominant İR ile saptanmadı (p>0,05). ER ile TBST, YDT, ÇBAT arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). STFT ile TBST ve STFT ile ÇBAT arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). STFT ve nondominant YDT-İL arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05), STFT ve diğer tüm YDT bileşenleri arasında anlamlı ilişki ve zayıf derecede korelasyon saptandı (p<0,05) . Sonuç: Y denge testinin, yaralanmalardan korunma, yaralanma sonrası rehabilitasyon, spora dönüş kararı aşamalarında ve iyi bir performans geliştirmede internal rotasyon kuvveti ve patlayıcı kuvvet ile ilişkisi akılda tutulmalıdır. Bu değerlendirme için Y denge testinin medial yönü pratik olarak kullanılabilir. Omuz izometrik kuvveti çift bacak alçaltma testi ile ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Baş Üstü Aktivite, Rotator Kas Kuvveti, Y Denge, Patlayıcı Güç, Kor Kuvveti, Tek Bacak Squat, Kinetik Zincir

Merve Ergüneş
Dokuz Eylül University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sarkopenili bireylerin kas kuvveti, denge ve propriyosepsiyon yönünden incelenmesi

EWGSOP2 kriterlerine göre sarkopenik olan ve sarkopenik olmayan bireyler üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı, önemli bir sağlık sorunu olan sarkopeninin kuvvet, denge ve propriyosepsiyon üzerine etkilerinin objektif olarak incelenmesidir. Çalışmaya 65 yaş ve üzeri 25 sarkopenik ve 20 sarkopenik olmayan birey katılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri alınmış, hastalıkları, operasyon geçmişleri, kullandıkları ilaçlar ve son 1 yıl içindeki düşme sayıları not edilmiştir. Charlson Komorbidite İndeksi (CCI) ve Yaşlılar İçin Fiziksel Aktivite Ölçeği (PASE) skorları hesaplanmıştır. Ayarlanabilir platform düzeneğinde (Biodex Balance System SD) yapılan denge ölçümleri sonrasında izokinetik dinamometre (Cybex Humac NORM) kullanılarak propriyosepsiyon ölçümleri ve diz ekstansör ve fleksör kaslarına yönelik 60°/sn hızda kuvvet ölçümleri yapılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 20 paket programı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sarkopenik bireylerin olmayanlara kıyasla daha yaşlı ve kısa boylu olduğu belirlenmiştir. Kilo ve vücut kitle indeksi açısından gruplar arası anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sarkopenik bireylerin el kavrama kuvveti, kas kütlesi, fiziksel performans değerleri, PASE skoru, her iki ekstremitenin fleksör ve ekstansör kaslara ait pik tork ve vücut ağırlığına göre pik tork değerlerinin daha düşük olduğu ve propriyosepsiyon hatalarının daha fazla olduğu saptanmıştır. Denge, ilaç sayısı, son 1 yıl içindeki düşme sayıları ve CCI açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Katılımcıların tamamında (n=45) yapılan korelasyon analizi sonucu, kuvvet ile denge, denge ile propriyosepsiyon ve kuvvet ile propriyosepsiyon arasında korelasyon gözlenmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda sarkopenik bireylerin kuvvet ve propriyosepsiyon yönünden negatif olarak etkilendiği görülmüştür. Yukarıdaki fonksiyonel unsurlara dair yürütülecek egzersiz programlarının sarkopenik bireylerde faydalı olacağını düşünmekteyiz.

DengeEl kavrama kuvvetiFiziksel performans+7
Nurcihan Nayman
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alt ekstremite yaralanması geçirmiş sporcularda spora dönüş kararı için kullanılan denge ve fonksiyonel hop testlerinin ikili görev çalışmasıyla analizi

Çalışmamızın amacı, yaralanma sonrası uygulanan sahaya dönüş testlerinden denge ve fonksiyonel sıçrama testlerini, saha şartlarını daha gerçekçi bir şekilde yansıttığını düşündüğümüz fiziksel göreve eklenmiş bir bilişsel görevle eş zamanlı gerçekleştirerek sporculara ait olası performans değişimlerini incelemektir. Çalışmamıza lise veya üniversite seviyesinde, fiziksel olarak ani yön değiştirme ve sıçrama içeren takım sporları yapan ve halen aktif ve daha önce alt ekstremite yaralanma geçmişi olan (çalışma grubu-ÇG) 19 kişi ve olmayan (kontrol grubu-KG) 20 kişi dahil edilmiştir. Katılımcıların demografik bilgileri alınmış, yaralanma geçmişleri, antrenman sıklıkları ve süreleri, haftalık ortalama maç sayıları not edilmiştir. Mini Mental Durum Skorları hesaplanmış ve ölçümler sırasında kullanılacak bilişsel görev zorluğunu tespit etmek için Wechsler zekâ ölçeğinin geriye doğru rakam sayma testi (backward digit test) tercih edilmiştir. Denge ölçümleri için Biodex Balance System SD cihazı kullanılmıştır. Fonksiyonel sıçrama testlerinden 6 metre süreli sıçrama testi ve üçlü sıçrama mesafesi ile çapraz sıçrama mesafesi testleri sıçrama halısı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sıçrama test sonuçları için LSI (limb symmetry index) hesaplanmıştır. Tüm ölçümler tek görev ve - sayısal görevle beraber- çift görev olarak iki koşulda yapılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 22 paket programı ile yapılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Her iki koşulda tüm denge parametrelerinde ÇG daha iyi performans gösterirken; tüm sıçrama ölçümlerinde KG daha iyi performans göstermiştir. Çalışmamızda kullandığımız diğer ölçüm testlerine kıyasla fiziksel ve bilişsel olarak daha kompleks yapıda olan çapraz sıçrama mesafesinin ölçümünde ikili görevle beraber KG, LSI yüzdesini yükseltirken; ÇG'nun, LSI yüzdesini düşürdüğü görülmüştür. Bu sonuçlar izole olarak yapılan fiziksel performans ölçümlerinin sporcuların sahaya döndüklerinde maruz kalabilecekleri mental stresleri ölçmede yetersiz kaldığını göstermektedir. Bu nedenle hem sahaya dönüş testlerine hem de yaralanma önleme protokollerine sporcunun nörokognitif becerilerinin de test edilebileceği uyarlamalar yapılmasının, sporcuyu sahaya dönmeye daha çok yönlü bir şekilde hazırlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Alt ekstremite yaralanmaları, performans ölçümleri, ikili görev, denge, fonksiyonel sıçrama

Alt ekstremiteDengePostural denge+5
Aysen Elif Yılmaz
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İdiyopatik adölesan skolyoz tanılı hastalarda bant ile gerdirme yöntemi (anterior vertebral tethering) ile selektif torasik füzyon cerrahisinin paraspinal kas alanına etkisinin ve fonksiyonel sonuçlarının karşılaştırılması

Amaç: Adölesan idiyopatik skolyoz (AİS) tanılı hastalarda lomber bölgeye yönelik anterior vertebral tethering (AVT) uygulamasını selektif torasik füzyon (STF) ile karşılaştırarak, lomber AVT'nin paraspinal ve psoas majör kas morfolojisine, lomber bölge hareket açıklığına etkisini ve fonksiyonel sonuçlarını ortaya koymak Gereç ve yöntem: Çalışmaya lomber AVT uygulanmış 8 hasta ve takip süresi benzer STF uygulanmış 8 hasta dahil edildi. Hastaların SRS-22 (Scoliosis Research Society-22) skorları, VAS (Visual Analog Skala) ve ODİ (Oswestry Disability İndeks) skorları lomber bölge hareket açıklıkları, gövde fleksiyon ekstansiyon kuvvet ve dayanıklılığı karşılaştırıldı. Hastaların cerrahi öncesi ve son kontrollerindeki paraspinal ve psoas majör kas alanları ve yağlı dejenerasyon dereceleri radyolojik olarak değerlendirildi. Bulgular: Her iki grubun SRS-22, VAS, ODİ skorları arasında anlamlı fark bulunmadı. Her iki grubun lomber bölge hareket açıklığı, gövde fleksiyon ekstansiyon kuvvet ve dayanıklılığı benzerdi. Hastaların cerrahi öncesi ve son kontrollerindeki paraspinal ve psoas majör kas alanları ve yağlı dejenerasyon dereceleri arsında farklılık saptanmadı. Sonuç ve Tartışma: Skolyozlu hastalarda lomber bölgeye uygulanan AVT lomber bölge paraspinal kaslarında iatrojenik hasar yaratmayan, lomber hareket açıklığında ciddi bir kısıtlama yapmayan, fonksiyonel sonuçları 2 yıllık takip süresinde tatmin edici olan, lomber eğriliği bulunan hastalar için başarılı bir tedavi yöntemi olabilir.

Eklem hareket açıklığıErgenlerFüzyon+3
Esin Nur Taşdemir
İstanbul University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan erkek futbolcularda futbola özgü treadmill simülasyonu ile oluşturulan yorgunluğun denge, kuvvet ve pik tork açısı üzerine etkileri

Çalışmamız adölesan futbolcularda (n=17), futbola özgü treadmill simülasyonu ile elde edilen yorgunluğun denge ve kuvvet (diz fleksör pik torku ve pik tork açısı) performansına etkilerini incelemek üzere tasarlandı. Dominant ve non-dominant taraflar için sırasıyla; postürel stabilite testi (Biodex Balance System SD), izokinetik dinamometrede (Cybex Humac NORM) yüzüstü pozisyondaki diz fleksör konsantrik-eksantrik kas kuvveti ve pik tork açısı test değerleri kaydedildi. Bu testler simülasyon öncesi (t0), devre arası sonu (t40+15) ve her 20 dk sonunda (t20, t40, t60 ve t80) olmak üzere toplamda 6 kez yapıldı. İstatistiksel analizler ''IBM SPSS 22'' paket programı ile gerçekleştirildi. Verilerin değerlendirilmesinde Wilcoxon Signed-Rank testi kullanıldı ve anlamlılık seviyesi 0,05 olarak kabul edildi (p<0,05). t40 - t40+15 aralığında, non-dominant tarafta genel stabilite ve medial-lateral stabilite indekslerinde; dominant tarafta ise anterior-posterior stabilite indeksinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar bulundu. Dominant tarafta, konsantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t60 - t80 aralığında; eksantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t60 - t80 aralığında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptandı. Non-dominant tarafta, konsantrik pik tork 60°/sn açısal hızda t20 - t40 ve t40 - t40+15 aralıklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar görüldü. Eksantrik pik torkta, 60°/sn açısal hızda t20 - t40 aralığında, 120°/sn açısal hızda t20 - t40 ve t40+15 - t60 aralıklarında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptandı. Yalnızca non-dominant tarafta 60°/sn'de konsantrik diz fleksör pik tork açısı t40+15 - t60 aralığında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gösterdi. Bu aralık dışında, hiçbir ölçümdeki pik tork açı değişimlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Sonuç olarak; 15 dakikalık devre arası süresinin, denge performansının maç başı seviyelerine dönmesi için yeterli olabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızda özellikle ilk ve ikinci yarı sonlarındaki kuvvet düşüşleri, yorgunluğun kuvvet üzerindeki olumsuz etkilerini destekler niteliktedir. Bu bulgular literatürde belirtilen hamstring yaralanma zamanlarıyla örtüşmektedir. Yorgunluğa bağlı potansiyel yaralanmaların önüne geçilmesi ve müdahale yöntemlerinin belirlenmesi adına, özellikle sezon öncesi dönemde, yorgunluk durumlarındaki kuvvet ve denge değerleri takip edilerek yapılan simülasyon çalışmalarının faydalı olabileceği öngörüsü oluşmuştur. Literatürdeki çalışmalarda düşük kanıt düzeyi ve çalışmamızdaki anlamlı olmayan sonuçlar ele alındığında, hamstring yaralanması risk belirteci olarak gösterilen pik tork açısı kullanımının sorgulanması gerekmektedir.

BenzetimErgenlerErkekler+6
Muhammed Teknaz
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Patellar tendon mekanik özelliklerinin klinik fonksiyonel testler, kuvvet değerleri ve ağrı ile ilişkisinin incelenmesi – kesitsel çalışma

Amaç: Patellar tendinopati nedeniyle farklılaşan tendon özelliklerini patellar tendinopatisi olan ve olmayan voleybolcularda ve basketbolcularda ultrasonda gri skala görüntüleme ve shear-wave elastografi (SWE) ile tespit ederek, bu incelemelerin klinik testler, kuvvet ölçümleri ve ağrı ile ilişkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, profesyonel voleybol ve basketbol liglerinde oynayan 17-35 yaş aralığındaki (ortalama yaş 21.86 ± 4.46) 63 kadın sporcu dahil edildi. Tüm sporculardan patellar tendinopati için anamnez alındıktan sonra sporculara VISA-P (Victorian Institute of Sport Assessment-Patellar Tendinopati) anketi doldurtuldu ve sonrasında sporcuların diz muayenesi gerçekleştirildi. Patellar tendonun morfolojik değerlendirilmesi ve mekanik özellikleri ise gri skala ultrason ve ultrason shear-wave elastografi ile yapıldı. Tüm ölçümler her iki dizden, 0 ve 30 derece olacak şekilde iki farklı diz açısında alındı. Aynı diz açılarında izometrik kuvvet ölçümleri izokinetik dinamometre ile gerçekleştirildi. Bu ölçümlerden sonra farklı bir günde sporcuların Counter-movement jump yüksekliği ve eğimli zeminde tek bacak squat testinde meydana gelen ağrı miktarı değerlendirildi. Bulgular: 30 derecede alınan ölçümlerde her iki diz için sertlik derecesinin arttığı tespit edilirken (p=0,0001/ 0,004), 0 derecede alınan ölçümlerde sağ dizde sertliğin arttığı (p=0,037), sol diz için ise benzer kaldığı gözlemlendi (p=0,13). Korelasyon analizi ile elde edilen sonuçlar incelendiğinde, 0 derecede özellikle tendonun proksimalinden alınan ölçümlerde kalınlık ve SWE değerleri ile VISA-P skoru arasında zayıf derecede negatif korelasyon saptanırken (rho= -0,18), squat sırasındaki ağrının şiddeti ile yine zayıf derecede pozitif korelasyon tespit edildi (rho= 0,18). 30 derecede alınan ölçümlerde ise kalınlık ve SWE ile VISA-P arasında zayıf korelasyon mevcut iken (rho= -0,19/-0,20), tek bacak squat sırasındaki VAS ile SWE'nin makul derecede pozitif korele olduğu gösterildi (rho= 0,32). Tendonun diğer kısımlarından alınan ölçümlerde ise istatistiksel anlamlılık derecesinde herhangi bir pozitif veya negatif korelasyon saptanmadı (rho= 0,01-0,15). Kuvvet ve sıçrama testleri ile olan ilişki incelendiğinde ise sadece tendon proksimalinin kalınlığı ile 0 derecede alınan kuvvet ölçümleri arasında makul dereceli bir pozitif korelasyonun mevcut olduğu gösterildi (rho= 0,34). 30 derecede ise bu ilişkinin zayıf miktarda olduğu tespit edildi (rho= 0,19). Sonuç: Özellikle patellar tendonun proksimal kısmının değerlendirilmesi sonucu elde edilen kalınlık ve shear-wave elastografi incelemelerinin klinik testler ile anlamlı derecede ilişkili olması ve patellar tendinopatisi olan sporcularla olmayanlar arasında farklılık göstermesi, SWE'nin patellar tendinopatili sporcularda tanısal ve prognostik bir izleme aracı olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Shear-wave elastografi, patellar tendinopati, ultrason, izometrik kuvvet

AğrıBiyomekanikElastografi+4
Sergen Devran
İstanbul University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Düzeltici egzersizlerin çocuk ve adolesan bale bölümü öğrencilerinin postürleri üzerine etkilerinin fotogrametrik ölçüm yöntemi ile değerlendirilmesi

Bu çalışma fizyoterapist tarafından yapılan postüral değerlendirme sonucu kişiye özel oluşturulan düzeltici egzersizlerin postür üzerine etkilerini araştırılmak amacıyla planlanmıştır. Çalışmamız Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda 11-19 yaş grubu aralığındaki 47 (39 kız, 8 erkek) (n=47) bale bölümü öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, çalışma başlangıcında ve kendileri için hazırlanmış kişisel düzeltici egzersiz programını 8 hafta uyguladıktan sonra olmak üzere iki defa fotoğraf ölçüm programına tabi tutulmuşlardır. Postüral değerlendirme yöntemi olarak SAPO postüral değerlendirme yazılımı kullanılmıştır. Sonuçlar istatiksel olarak SPSS v21 paket programı ile incelenmiştir. Anterior görünümde referans değeri belirtilmiş olan ölçüm parametreleri, uygulanan egzersiz programı öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında; başın yatay hizalanması (p=0,001), acromionların yatay hizalanması (p=0,001), SIAS'ların horizontal hizalanması (p=0,001), 2 acromion ve 2 SIAS arasındaki açı (p=0,001) ve tubaristas tibianın horizantal açılarındaki (p=0,001) değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Posterior görünümde ise scapulanın T3'e göre yatay asimetrisindeki değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,001) (p<0,05) Sağ ve sol lateral görünümde referans değeri belirtilmiş olan başın vertikal hizalanması açılarındaki değişim olumlu yönde istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,00) (p<0,05). Lateral görünümde ölçümü gerçekleştirilen diğer değerler için literatürde ve SAPO yazılımında referans değer belirtilmemiştir fakat ölçüm parametrelerinin büyük bir kısmı için referans değer belirtmiştir. Literatürde SAPO yazılımı ile düzeltici egzersizlerin postür üzerine etkilerinin ölçüldüğü çalışma mevcut değildir. Çalışmamız ile ilk kez fizyoterapist tarafından kişiye özel programlanan düzeltici egzersizlerin postür üzerindeki etkinliği objektif ve somut veriler elde edilerek gösterilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar ile düzeltici egzersizlerin postür üzerine olumlu etkileri sayesinde olguların yaralanma oranlarında azalma ve performanslarında artış olacağı izlenimi elde edilmiştir. Çalışmamız düzeltici egzersizlerin etkinliği üzerine gelecekte yapılacak çalışmalara öncülük edecektir. Anahtar Kelimeler: Postür, düzeltici egzersiz, bale, fizyoterapist

BaleDuruşEgzersiz+4
Zekiye Gizem Caner
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan basketbolcularda propriosepsiyonun kuvvet ve fonksiyonel parametreler üzerine etkisi

Bu çalışma propriosepsiyon egzersizlerinin, adölesan basketbolcularda eklem pozisyon hissi, kuvvet, fonksiyonel stabilite ve dayanıklılık üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 13-16 yaş arası basketbolcular rastgele biçimde egzersiz grubu (n=11) ve kontrol grubu (n=9) olarak ayrıldı. Egzersiz grubuna 6 hafta boyunca haftada 2 kez açık kinetik zincirde fonksiyonel propriosepsiyon egzersizleri yaptırıldı. Tüm katılımcılara egzersiz programı öncesi ve sonrası laboratuvarda izokinetik dinamometrede (Cybex Humac NORM) sırasıyla propriosepsiyon testi ve izokinetik kas kuvveti testi uygulandı. Katılımcılara farklı bir günde egzersiz programı öncesi ve sonrası sahada kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi ve modifiye push-up testi yapıldı Propriosepsiyon ölçümü sırtüstü pozisyonda 0˚-180˚ hareket açıklığında omuz ekstansiyon fleksiyon yönünde 60˚ ve 120˚ hedef açılarda eklem pozisyon hissi ölçülerek gerçekleştirildi. Ardından aynı pozisyon ve hareket yönünde izokinetik kuvvet testi uygulandı. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Egzersiz programı öncesi gruplar arası pik tork değerleri dışında kuvvet, propriosepsiyon ve fonksiyonel parametrelerde anlamlı fark görülmedi. Çalışmamızda egzersiz grubunda eklem pozisyon hissinde egzersiz programı sonrası 60˚ hedef açıda anlamlı fark görülmezken, 120˚ hedef açıda propriosepsiyon değerlerinde anlamlı gelişme görüldü. Kontrol grubunda propriosepsiyon değerlerinde iki ölçüm arası anlamlı fark görülmedi. İzokinetik kuvvet parametrelerinde katılımcılarda pik tork, pik tork/vücut ağırlığı, toplam yapılan iş değerlerinde egzersiz programı öncesi ve sonrası anlamlı fark bulunmadı. Kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi ve modifiye push-up testi ölçümlerinde egzersiz grubunda egzersiz programı sonrası anlamlı artış görüldü. Gruplar arasında egzersiz programı sonrası kapalı kinetik zincir üst ekstremite stabilite testi değerlerinde anlamlı fark bulundu. Çalışmamızın sonucunda uyguladığımız propriosepsiyon egzersizlerinin, eklem pozisyon hissine olumlu etki ettiği, fonksiyonel stabilite ve dayanıklılık değerlerini geliştirdiği görülmüştür. Bununla beraber propriosepsiyon eğitimin mevcut kas kuvvetine direkt etki etmediği, kas kuvvetinin sporcu performansını geliştirmek için spora özgü becerilerde fonksiyonel özelliklerle birlikte geliştirilmesi gerektiği söylenebilir. Özellikle hem sinir hem kas-iskelet sisteminde gelişimin çok kısa sürede değişebildiği adölesan yaş grubunda proprioseptif eğitimin antrenman programlarında yer alması ve aktiviteye özgü olarak düzenlenmesi gerektiği düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Propriosepsiyon, kuvvet,stabilite,dayanıklılık, adölesan basketbolcu

BasketbolBasketbolcularDayanıklılık+5
Gülsüm Mandır
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Futbolcularda miyofasiyal latent tetik nokta kuru iğnelemesinin atletik performans parametreleri üzerine etkisi

Çalışmamız, miyofasiyal latent tetik nokta kuru iğnelemesinin kısa dönemde (3 gün) ağrı, propriyosepsiyon, kas kuvveti, dayanıklılığı, maksimal kuvvete ulaştığı eklem hareket açıklığı, ivmelenme ve reaksiyon zamanı üzerine etkilerini araştırmak ve atletik popülasyonda performans yaklaşımlarında kullanılabilirliğini değerlendirmek üzere dizayn edildi. Çalışmaya, amatör liglerde lisanslı olarak performans gösteren 24 futbolcu katıldı. Katılımcılar sırasıyla demografik özellikleri ve çalışmaya katılım kriterleri sorgulandıktan sonra her iki bacakta rektus femoris, vastus medialis, vastus lateralis, biceps femoris ve semitendinozus – semimembranozus kas gruplarındaki miyofasiyal latent tetik noktalar tespit edildi ve silinmez cilt kalemiyle bu noktalar işaretlendi. İşaretlenen bu noktaların basınç – ağrı eşiği ölçümleri Baseline (Push-Pull Force Gauge®, Fabrication Enterprises, Inc.) marka algometreyle yapıldı. Sonrasında Cybex HUMAC/NORM (CSMI, 2004) izokinetik dinamotrede hıza bağlı propriyosepsiyon, 60 0/sn. ve 180 0/sn. açısal hızlarda her iki bacağın fleksiyon ve ekstansiyon değerleri ölçüldü. Propriyosepsiyon analizini takiben izokinetik kas kuvvet ölçümleri; oturur pozisyonda 0 – 900'lik eklem hareket açıklığı içerisinde 60 0/sn. ve 180 0/sn. açısal hızlarda gerçekleştirildi. İzokinetik analizleri sonrasında sporcunun dominant bacağında, önceden belirlenip işaretlenmiş olan latent tetik noktalara kuru iğneleme girişimi, uygulandı. Her bir noktaya dinamik ve derin kuru iğneleme uygulanmış olup; Seirin marka, boy ve kalınlığı 60 mm. x 0,30 mm. olan akupunktur iğneleri kullanılmıştır. Her bir noktada lokal seğirme cevapları bitene kadar işleme devam edilmiş ve sonrasında diğer latent miyofasiyal tetik noktaya geçilmiştir. Non – dominant bacağa herhangi bir işlem yapılmamıştır. 3 gün sonrasında katılımcılara yapılan testler tekrarlanıp deney sonlandırılmıştır. İstatiksel analizler IBM SPSS 21 paket program kullanılarak yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi (p<0,05). Analizlerin sonucunda, kuru iğneleme sonrasında kısa dönemde, incelenen kas gruplarında basınç-ağrı eşiği artış eğiliminde olurken semitendinozus-semimembranozus kas grubunda anlamlı derecede artış olduğu görüldü (p=0,015). Hıza bağlı propriyosepsiyon analizine göre 60 0/sn.'de ekstansiyon hedef hıza anlamlı derecede yaklaşmış (p=0,025), fleksiyonda ise hedef hıza yaklaşma eğilimi olmuş fakat bu değer anlamlı bulunmamıştır. İzokinetik kuvvet değerleri anlamlı sonuç olmamasına rağmen pik tork değerleri ekstansiyon için azalma, fleksiyon için artma eğiliminde olmuştur. Dayanıklılıkta ise toplam yapılan iş değerindeki kuru iğneleme yapılmayan non – dominant bacakta ekstansiyonda (p=0,004), fleksiyonda (p=0,015) anlamlı derecede artış meydana gelirken dominant bacakta artış anlamlı seviyede olmamıştır. İvmelenme zamanında fleksiyonda hem dominant hem de non – dominant bacakta anlamlı derecede azalma meydana gelirken (p<0,05) ekstansiyonda anlamlı fark oluşmamıştır. Sonuç olarak kuru iğnelemenin futbolcularda latent tetik noktaların ağrı eşiğini yükselttiği, propriyosepsiyonu anlamlı derecede etkilediği, izokinetik kuvvet ve zaman parametreleri yönünden fleksiyonda artış eğiliminde etki gösterdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: tetik nokta, kuru iğneleme, ağrı, kuvvet, propriyosepsiyon

Kas ağrısıKas kuvvetiKuru iğneleme+5
Emre Çağrı Savaş
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan kadın basketbolcularda yüksekten atlamanın iniş fazında kalça ve diz biyomekaniğinin ön çapraz bağ yaralanmaları üzerine etkisi

Adölesan kadın basketbolcular (n=14) üzerinde gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı yüksekten atlamanın iniş fazında farklı komponentler arasındaki ilişkileri ortaya koyarak, elit düzeyde yarışan sporcularda yaralanma ya da operasyon sonrası spora dönüş aşamasında biyomekanik değerlendirme açısından daha doğru planlanma yapmak, sezon başı veya rehabilitasyon öncesi yapılan değerlendirmelerde belli eklemlerdeki kinematik eksiklikleri tespit etmek ve buna yönelik egzersiz planlanması ile yaralanma riskini en aza indirmektir. Katılımcıların sırasıyla vücut antropometrik ölçümleri, işaretleyicilerin yerleştirilmesi (Xsens MVN Awinda), izokinetik dinamometrede kalça ve diz kuvvet eklemleri için kuvvet testleri yapılmıştır. İşaretleyiciler yerleştirildikten sonra katılımcılar randomize bir şekilde üç farklı atlayış gerçekleştirmiştir. Katılımcılar 30 cm'lik bir platform ile gerçekleştirilen atlayışların birincisinde platform üzerinden iniş, ikincisinde platformun 10 metre gerisinden koşuyla beraber iniş, üçüncüsünde ise platformun 10 metre gerisinden basket topunun sürülmesi ile iniş yapılmıştır. Ardından kişilerin diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon, kalça abdüksiyon/addüksiyon ve kalça iç/dış rotasyon testleri izokinetik dinamometrede 60 °/sn hızla gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizler IBM SPSS 25 paket programı ile yapılmış ve önem düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan kinematik analizler sonucunda üç farklı atlama arasında sagital, frontal ve transvers düzlemlerde istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklara rastanmıştır. Bulgularımıza göre, yüksekten atlamanın iniş fazında izole inişlere ek olarak yapılan aktiviteler atlayış sırasında kalça ve diz kinematiğini değiştirebilmektedir. Atlamadan önce kişinin belirli bir hızda koşması veya atlama sırasında basketbola yönelik hareket paternleri içeren herhangi bir görevi gerçekleştirmesinin (top atma, top yakalama) diz ve kalça kinematiğine etki edebileceğini söyleyebiliriz. Yüksekten atlamanın farklı komponentlerinin diz ve kalça kinematiğine etkisinin olabilmektedir, ancak antropometrik veriler ile kinematik veriler ve izokinetik ölçüm ile kinematik analiz arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmaların artması gerekmektedir. Bununla birlikte, spora dönüş aşaması veya rehabilitasyon amaçlı kullanılan ve yüksekten atlama stilleri içeren testlerin spora özgü olarak geliştirilmesi ve modifiye edilmesinin hem yapılan testin güvenirliliğini hem de spora özgü sıçrama antrenmanalarının kalitesinin artabileceğini önermekteyiz. Anahtar Kelimeler: Ön çapraz bağ, biyomekanik, kinematik, adolesan basketbolcu, kuvvet

BasketbolBasketbolcularBiyomekanik+7
Mahsum Akikol
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Keman çalan müzisyenlerde skapular diskinezi, omuz mobilitesi ve skapula çevresi kasların izokinetik kas kuvveti değerlendirmesi

Bir müzik aletinin çalınması için ellerin ve parmakların hızlı, tekrarlayan ve karmaşık hareketleri gerçekleştirmesi gerekir. Omuz pozisyonu, kas ve eklem stabilitesi ve üst ekstremite hareketlerinin kontrolü skapular performansa bağlıdır. Ancak uzun süreli üst ekstremiteyi asimetrik kullanıma bağlı olarak skapular asimetri gelişebilir. Keman çalan müzisyenlerde bu risk fazladır. Çalışmanın amacı herhangi bir enstrüman çalmayan bireylere göre keman çalan müzisyenlerde skapular diskinezi varlığını araştırmak; skapular asimetriyi, , omuz internal ve eksternal rotasyon hareket açıklığı ile omuz mobilitesini ve skapula çevresi kaslardan omuz internal ve eksternal rotatorlerin izokinetik kas kuvvetini(60°/sn ve 180°/sn'de) değerlendirmektir. Herhangi bir üst ekstremite veya boyun patolojisi olmayan, ağrı şikayeti olmayan gönüllü katılımcılarla 30 kişilik çalışma 20 kişilik kontrol grubu oluşturuldu. Her katılımcıya skapular diskinezi değerlendirmesi, omuz internal ve eksternal rotasyon eklem hareket açıklığı ölçümü, kısalık esneklik ölçümü, el kavrama kuvveti ölçümü, omuz internal ve eksternal izokinetik değerlendirilmesi yapıldı. İstatistiksel analizler SPSS 15 paket programı ile gerçekleştirildi ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi (p<0,05). Çalışma grubunda sağ kol eksternal rotastor kasların 60°/sn açısal hızda izokinetik kas kuvveti daha yüksek bulundu (p=0,003). Esneklikte kontrol grubu ile kıyaslandığında anlamlı fark bulunurken omuz rotasyonları hareket açıklıklarında, skapular asimetri ve skapular diskinezi varlığında fark bulunmadı. LSST ve Skapuılar diskinezi arasında zayıf korelasyon ilişkisi bulundu. Omuz abduksiyon ve rotasyon hareketlerinde çalışma grubunda propriosepsiyon hissi daha iyi bulundu. Sonuç olarak esneklik ve propriosepsiyon hissi kemancılarda daha iyi iken kontrol grubu ile kıyaslandığında kuvvet ve skapulanın pozisyonu değerlerinde fark bulunmadı. Kuvvet dengesizliklerini görmek ve bu değişkenlerin performans üzerine etkisini anlamak için katılımcı sayısının daha fazla olduğu statik yerine dinamik değerlendirilmelerin yapılmasını önerebiliriz.

AsimetriKas kuvvetiKeman+6
Songül Olmuş
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adolesan futbolcularda hamstring kas grubuna ait refleks kontraksiyon ile patlayıcı güç, sprint ve eksantrik kuvvet parametreleri arasındaki ilişki

Çalışmamız futbolcularda hamstring kas grubuna ait refleks kontraksiyon parametrelerinin, futbolcunun sahip olduğu patlayıcı güç, sprint kabiliyeti, konsantrik ve eksantrik kuvvet ve kasın esnekliğiyle ilişkilerini belirleyip futbolcularda oluşabilecek sakatlıkların önüne geçmek için önerilerde bulunulması amacıyla yapılmıştır. Adolesan yaş grubunda 30 futbolcunun (n=30), FIFA 11+ ısınması uygulamadan önce ve sonra refleks kontraksiyon parametreleri (Tensiyomiyograf) kaydedilip, FIFA 11+ ısınması sonrası patlayıcı güç ve zıplama yetenekleri (Fusion Sport Smart Jump), kamera ve fotosel sistemle (Seven Elektronik SE-164) sprint kabiliyetleri, izokinetik dinamometreyle (Humac NORM Cybex) eksantrik ve konsantrik kuvvet değerleri, maksimal kuvvete ulaşma süreleri ve Otur-Eriş Testiyle (Sit and Reach Box) esneklik değerleri farklı günlerde testlendi. Tensiyomiyograf ile refleks kontraksiyon verileri gecikme süresi (Td), gevşeme süresi (Tr), kontraksiyon süresi (Tc), gevşemeden kasılmanın devam ettiği süre (Ts) ve maksimal deplasman (Dm), drop jump, counter-movement jump, squat jump zıplamalarıyla elde edilen havada kalma süresi (Flight time) ve yerden zıplanılan yükseklikle (Jumping height) zirve güç (peak power), elastik enerji kullanım oranı (Strecth-Shortening Cycle), eksantrik kullanım oranı (Eccentric-Utilization Ratio), izokinetik sistemle sağ ve sol bacak için konsantrik ve eksantrik kasılmada 60°/sn açısal hızda PK (pik tork), PK-VA (vücut ağırlığına bağlı pik tork), kas fotosel sistemiyle 10-20-30 metre sprint süreleri ve otur uzan testi ile hamstring esneklik verileri elde edildi. Analizler sonucunda Ts ve Tr değerlerinde anlamlı değişimler bulundu (p<0.05) ve bu değişimin regresyon analizi sonucunda Ts değerinin izokinetik değerlerden sağ bacak eksantrik pik torkla anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak günümüz teknolojisi ile bulduğumuz sonuçlarımız tam olarak açıklanamayacağı için kas verilerinin tek tek ve farklı değişkenlerle testlenmesini önerebiliriz. Anahtar Kelimeler: FIFA 11+, Tensiyomiyograf, hamstring kası, futbol, eksantrik kuvvet

ErgenlerFutbolFutbolcular+6
Berk Gezer
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Spor yapan ampüte bireylerde fiziksel kondisyon ve izokinetik test parametrelerinin değerlendirilmesi

Çalışma, ampüte bireylerin spora katılımının fiziksel kapasite üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Yaşları 18-45 yıl arasında değişen; Kontrol Grup (sedanter ampüte), (n=11) ve Sporcu Grup (ampüte futbolcu), (n=35) olarak toplam 46 ampüte birey ile çalışıldı. Katılımcıların skinfold ile vücut kompozisyonları değerlendirildi. Biodeks Stabilite Sistemiyle postüral stabilite, Cybex Humac Norm 2 dinamometreyle 600/sn ve 900/sn açısal hızlarda gövde kas gücü ve dayanıklılık ölçüldü ve değerlendirildi. Breath-by-breath yöntemi kullanılarak kardiyopulmoner performans testi ile aerobik kapasiteleri değerlendirildi. Solunum fonksiyon parametreleri incelendi. Sporcu Grupta, vücut yağ yüzdeleri daha az olmasına rağmen, istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Triceps, uyluk ve baldır bölgelerinin deri kıvrım kalınlığı Sporcu Grup katılımcılar lehine azalmıştı (p<0.05). Tek ayak, postüral stabilite salınım değerleri Sporcu Grupta anlamlı olarak az bulundu (p<0.05). Sporcu Grup ampütelerin daha yüksek gövde kas kuvvetine ve enduransına sahip oldukları belirlendi (p<0.05). Futbolcu ampüte katılımcıların MVV (%) ve PEF (%) değerleri anlamlı derecede gelişmişti (p<0.05). Kardiyopulmoner performans egzersiz testi sonuçlarına göre; Sporcu Grubun egzersiz sırasında ulaştıkları maksimum kalp hızı ve maksimum sistolik kan basıncı değerleri istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sporcu Grup katılımcıların maksimum diyastolik kan basıncı anlamlı olarak azalmıştı (p<0.05). Sporcu Grubun daha uzun süre egzersiz yapabildiği (p<0.05), egzersiz süresince tüketilen oksijen miktarının ve üretilen karbondioksit miktarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu (p<0.05), anaerobik eşik değerdeki ventilasyon ve gaz değişim değerlerinin de yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç olarak, spor yapan ampüte futbolcuların aerobik güç ve kapasitelerinin, gövde kas kuvveti ve dayanıklılıklarının, denge stabilitelerinin, spor yapmayan ampüte bireylere göre, daha gelişmiş olduğu saptandı. Sonuçta ampüte bireylerin spora katılımının fiziksel performans gelişimi üzerinde belirgin pozitif etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar kelimeler: ampüte, futbol, kondisyon, kardiyopulmoner, izokinetik

AmpütasyonAmpütasyonBedensel engelliler+6
Funda Aküzüm
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel ve işitsel uyaranların anaerobik performans ve patlayıcı güç üzerine etkisi

Sporcuların fiziksel kapasitesini objektif ve detaylı biçimde ölçmek için laboratuvar testleri kullanılmaktadır. Fakat laboratuvar ortamı, sporcunun işini yaptığı ve performansın asıl gerekli olduğu saha ve müsabaka içi ortamdan oldukça farklıdır. Literatürde anaerobik performans ve patlayıcı gücün müsabaka içerisindeki seviyelerini gösteren ve görsel ve işitsel uyaranlar kullanılarak müsabaka atmosferi yaratılan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda görsel ve işitsel uyaranlar kullanarak sanal gerçeklik yardımıyla müsabaka atmosferi yarattık ve bu atmosferin fiziksel performans üzerine etkisini gözlemledik. Çalışmaya 15 kadın basketbol oyuncusu katıldı. Bir kez standart prosedür ve bir kez de sanal gerçeklik yardımıyla oluşturulan müsabaka ortamı içerisinde olmak üzere deneklere 3-7 gün ara ile 2 kez wingate anaerobik testi yapıldı. Değerlendirmeler sonucunda, katılımcıların sanal gerçeklik ortamında 30 saniyelik test boyunca ürettikleri ortalama güç parametresinde, standart prosedür ile yapılan test ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir artış görüldü (p=0,02). Diğer parametreler karşılaştırıldığında sanal gerçeklik ortamı lehine artışlar görüldü fakat bu artışlar istatistiksel olarak anlamlı değildi (pik güç p=0,12 , minimum güç p=0,57 , güç düşüşü p=0,36 , yorgunluk indeksi p=0,96). Anahtar Kelimeler : Wingate, Performans, Uyaran, Basketbol, Çevre

Anaerobik güçGörsel uyarılmış potansiyellerPatlayıcı kuvvet+6
Alperen Çelik
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yüksek şiddetli aralıklı egzersiz ve orta şiddetli aerobik egzersizin kognitif fonksiyonlardan seçici dikkat üzerine olan akut etkilerinin karşılaştırılması

Giriş: Günümüzde, sedanter yaşam tarzı gittikçe daha yaygın bir hale gelmekte ve insanlar teknolojinin gelişmesiyle beraber daha az hareket etmektedir. Son yıllarda, egzersiz ve fiziksel aktivitenin genel sağlık üzerine olumlu etkilerinin yanı sıra kognitif fonksiyonları da geliştirebileceğine dair bulgular saptanmıştır. Yapılan çalışmalar kısa süreli tek seans yapılan egzersizin bile kognitif fonksiyonlar üzerine olumlu etkileri olabileceğini göstermiştir. Amaç: Orta şiddetli aerobik egzersizin ve yüksek şiddetli aralıklı egzersizin kognitif fonksiyonlardan seçici dikkat üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Gereç ve yöntem: Rastgele örneklem seçimi tekniğiyle 19-25 yaş arasında 34 gönüllü erkek Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılar, her biri 30 dakika süren yüksek şiddetli aralıklı egzersizden (4 dakika maksimum kalp hızının yaklaşık %85-90'ında ve 3 dakika da yaklaşık %60-70'inde olacak şekilde toplam 4 periyod) ve orta şiddetli aerobik egzersizden (maksimum kalp hızının %60-70'inde) önce birini, 2 hafta sonra diğerini yapmıştır. Kognitif fonksiyonlardan seçici dikkati değerlendirmek için Stroop testi, egzersizden önce ve egzersizden 15 dakika sonra uygulanmıştır. Bulgular: Stroop testi sonuçlarına göre, yüksek şiddetli aralıklı egzersizin kare rengi söyleme, renkli kelimeleri söyleme ve renkli kelimelerin rengini söyleme hızlarında orta şiddetli aerobik egzersize göre daha üstün olduğu saptanmıştır. Ayrıca renkli kelimelerin rengini söylerken yapılan kendiliğinden düzeltme sayısı da yüksek şiddetli aralıklı egzersiz sonrasında diğer egzersiz türüne göre daha fazla azalmıştır. Sonuç: Hem orta şiddetli aerobik egzersizin hem de yüksek şiddetli aralıklı egzersizin kognitif fonksiyonlardan seçici dikkati artırdığı saptanmıştır. Yüksek şiddetli aralıklı egzersizin, orta şiddetli aerobik egzersize göre seçici dikkati geliştirme açısından daha avantajlı olabileceği ve bu nedenle önerilebileceği düşünülmüştür.

BilişDikkatEgzersiz+6
Mehmet Ali Tarhan
Dokuz Eylül University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda kuadriseps kas kuvveti, denge ve diz eklem propriosepsiyonunun hastalık şiddeti ve egzersiz kapasitesi ile ilişkisi

KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı)'lı hastalarda egzersiz kapasitesi ve kuadriseps kas kuvveti ile ilgili çalışmalar devam etmekle beraber, propriosepsiyon ve denge konusunda yeterli çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda diz ekstansör ve fleksör kas kuvvetinin yanı sıra diz eklem propriosepsiyonunu ve dengeyi inceleyip; sonuçları kontrol grubu ile karşılaştırıp hastalık şiddeti ve egzersiz kapasitesi ile ilişkisini araştırmayı amaçladık. KOAH'lı hastaların hastalık şiddeti GOLD (Global Inıtiative for Obstructive Lung Diseases) 2017 kriterlerine göre sınıflandırıldı. 40-80 yaş arası 20 sağlıklı birey ve 82 hasta üzerinde çalışıldı. Katılımcıların; egzersiz kapasitesi 6 DYT (6 Dakika Yürüme Testi) ile diz ekstansör ve fleksör kas kuvveti ve diz eklem propriosepsiyonu izokinetik dinamometre ile postural stabilite Biodex Denge Sistemi ile ölçüldü. Sonuçlar karşılaştırıldı ve SPSS versiyon 21 ile istatiksel olarak değerlendirildi. Sağlıklı bireylere göre hastalarımızda egzersiz kapasitesi ile diz ekstansör ve fleksör kas kuvveti, hastalık şiddetiyle paralel olarak anlamlı derecede azalmıştı (sırasıyla p<0,001, p<0,05). Bulgularımıza göre; egzersiz kapasitesi ile kas kuvveti arasında pozitif yönlü korelasyon bulundu. Sağlıklı bireyler ve hastaların diz eklem propriosepsiyonu ile statik ve dinamik denge sonuçları arasında saptanan farklılık istatiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). KOAH'lı hastalarımızın egzersiz kapasitesindeki azalma ve kas kuvvet kayıpları litereatür verileri ile uygunluk göstermektedir. Bu sonuçlar üzerinde dispne, iskelet kas inflamasyonu ve fiziksel aktivitedeki azalmanın etkili olduğunu düşünmekteyiz. Hastalarımızda diz eklem proprioseptif duyu kaybı bulamamızda; yaş, cinsiyet ve metodik farklılıkların etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu sonucun muhtemelen gövde kaslarındaki proprioseptif duyu kaybına alternatif olduğunu ve statik ve dinamik postural kontrolün devamlılığını sağladığını düşünmekteyiz. Sonuç olarak, KOAH'lı hastaların yaşam kalitesini artırmak amacıyla erken dönemden itibaren, aerobik ve iskelet kaslarına yönelik kuvvet egzersizlerini içeren pulmoner rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesini önermekteyiz.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifDenge+5
Melike Sarıtaş Arslan
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aşil tendinopatisinde eksantrik egzersiz ve ekstrakorporeal şok dalga tedavisinin tendon kalınlığı, vaskülaritesi ve elastikiyetine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Araştırmanın amacı, kronik orta bölüm Aşil tendinopatisinde eksantrik egzersiz ile ESWT tedavi etkinliklerinin karşılaştırılması ve bu iki tedavi yönteminin tendon kalınlığına, vaskülaritesine ve elastikiyetine etkilerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma randomize-kontrollü müdahale çalışması olarak Nisan 2017-Ocak 2018 tarihlerinde, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı' a başvuran kronik orta bölüm Aşil tendinopatisi olan hastalarda gerçekleştirilmiştir. Hastalar blok randomizasyon ile gruplara dağıtılmıştır. Hastaların değerlendirilmesinde VAS ve VISA-A ölçekleri kullanılmıştır. Ultrasonografi ölçümlerinde tendon kalınlığı, vaskülarizasyonu ve elastikiyeti değerlendirilmiştir. Birinci gruba Alfredson protokolü ile 3 ay boyunca eksantrik egzersiz uygulanmış, ikinci gruba ise Aşil' in orta bölümüne, haftada bir olmak üzere, toplamda 4 seans ESWT uygulanmıştır. Tedavi başlangıcından 3 ay sonra VAS ve VISA-A ölçekleri ve ultrasonografi ölçümleri tekrarlanmıştır. Bulgular: Grup 1' de 32 hasta, Grup 2' de 31 hasta analiz edildi. Hastaların yaş aralığı 18-55, ortalaması 37,4' tü. Cinsiyet, boy, kilo ve vücut kitle indeksi, dominant ekstremiteleri, meslek, sigara kullanım durumu bakımından da her iki grup benzerdi (p>0,05). Hastaların % 70' i spor yapmaktaydı. Spor yapan kişi sayısı ve süreleri bakımından gruplar benzerdi (p>0,05). Her iki grupta VAS skorları anlamlı azalırken, VISA-A skorları anlamlı olarak arttı. (p<0,001). Eksantrik egzersiz ile tendon kalınlığı ve sertliği artarken (p=0,002, p=0,039), ESWT ile tendon kalınlığının ve sertliğinin değişmediği bulunmuştur (p>0,05). Sonuç: Bu araştırma ile kronik orta bölüm Aşil tendinopatisinde eksantrik egzersizin ve ESWT tedavisinin ağrıyı azaltmada ve tendon fonksiyonunu artırmada etkili olduğu saptanmıştır. Eksantrik egzersiz tendon kalınlığını ve tendon sertliğini artırarak tendon yapısında değişikliklere neden olurken, ESWT tedavisinin tendon elastikiyetine ve kalınlığına etkili olmadığı saptanmıştır.

Aşil tendonuAşil tendonuESWL+6
Merve Demir Benli
Dokuz Eylül University
2018
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sporcularda ekg bulgularının seattle kriterlerine ve 2017 uluslararası kriterlere göre değerlendirilmesi; bu bulguların spor tipi, egzersiz yoğunluğu, antrenman seviyesi ve fiziksel uygunluk düzeyi parametreleri ile ilişkisi

Giriş: Ani kardiyak ölüm (AKÖ), sporcularda spor yaparken gerçekleşen ölümün önde gelen nedenlerindendir. Spora katılım öncesi değerlendirme (SKÖD) ile AKÖ engellenmeye çalışılmaktadır. Kardiyak patolojisi olan sporcuların çoğunda patolojik EKG (Elektrokardiyogram) bulgularının tespit edilmesi nedeniyle EKG, sporcuların kardiyovasküler hastalık taraması sürecinde kullanılmaktadır. Sporcularda kardiyak patolojilerin tanınmasını kolaylaştırmak ve yanlış pozitif sonuçları sınırlamak amacı ile son 10 yılda EKG yorumlama kriterleri ortaya konmuş ve zaman içerisinde geliştirilmiştir. İlk olarak 2005 ve 2010 yıllarında ESC Kriterleri yayınlanmıştır. Daha sonra 2013 yılında Seattle Kriterleri yayınlanarak ESC 2010 kriterlerinde yer alan patolojik EKG bulgularının referans değerleri ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. En son 2017 yılında Uluslararası Kriterler yayınlanarak; normal, borderline ve patolojik EKG bulgularını içeren açık ve pratik bir bulgular listesi oluşturulmuştur. Son yıllarda klinikte hekimlere yardımcı olmak için, EKG'den elde edilen verileri işleyerek sporcularda anormal olan EKG bulgularını saptamaya yönelik bilgisayar yazılımları geliştirilmektedir. Sporcularda EKG değişikliklerinin sıklığı, şekli ve derecesi; yaş, cinsiyet, spor tipi, egzersiz yoğunluğu ve fiziksel uygunluk düzeyi gibi faktörlere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Egzersiz ile ilişkili benign EKG bulguları; yüksek yoğunlukta egzersizde, dayanıklılık spor tipinde, erkek cinsiyette ve basketbol gibi bazı spor branşlarında daha sık görülmektedir. Ancak patolojik EKG bulguları ile farklı spor tipine, egzersiz yoğunluğuna, fiziksel uygunluk düzeyine ve antrenman seviyesine sahip sporcular arasındaki ilişki iyi belirlenememiştir. Sporculardaki EKG değişiklikleri ile ilgili mevcut çalışmaların çoğu EKG yorumlama kriterlerinin ortaya çıkışından önce yapılmıştır. Çalışmalarda spor branşlarının dinamik ve statik bileşenlerine dikkat edilmeden spor disiplinleri birbiri ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca önceki çalışmalarda sporcuların antrenman süresi, fiziksel uygunluk düzeyi parametreleri çoğunlukla dikkate alınmamıştır. Literatürde sporcularda görülen EKG değişikliklerini Uluslararası Kriterler'e göre yorumlayarak; EKG bulguları ile spor tipi, egzersiz yoğunluğu, fiziksel uygunluk düzeyi ve antrenman seviyesi parametreleri ile ilişkisini inceleyen çalışma bulunmamaktadır. Amaç: Birincil amacımız, sporcuların EKG bulgularını Seattle Kriterleri'ne ve 2017 Uluslararası Kriterler'e göre değerlendirmek; bu bulguların spor tipi, egzersiz yoğunluğu, antrenman seviyesi, fiziksel uygunluk düzeyi parametreleri ile ilişkisini incelemektir. İkincil amaçlar ise; 1) SKÖD'de EKG cihazına entegre bir bilgisayar yazılımının EKG bulgularını Seattle Kriterleri ve Uluslararası Kriterler'e göre değerlendirmede tecrübeli bir hekim kadar tutarlı olup olmadığını tespit etmek ve dolayısıyla böyle bir teknolojinin klinikte kullanımı hakkında fikir sahibi olmak. 2) Sporcunun spor yapabileceğine dair rapor aldığı sağlık birimlerinde karşılaştığı SKÖD tutumlarını incelemek ve sağlık birimlerinde SKÖD'ün ne oranda doğru gerçekleştiği hakkında bilgi edinmek. Dolayısı ile patolojik EKG bulgusu bulunmasına rağmen SKÖD'de ileri incelemeye yönlendirilmeyen olguların varlığını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: EKG bulgularının analizinde EKG cihazına entegre Cardiopoint Yazılımı SDS (Sudden Death Screening) Modülü (BTL, İngiltere) kullanıldı. EKG bulguları birbirinden bağımsız iki uzman kardiyolog hekim tarafından Seattle Kriterleri ve Uluslararası Kriterler'e göre değerlendirildi. EKG bulgularının değerlendirilmesinde kardiyolog hekimler ile yazılım tutarlılığı karşılaştırıldı. Sporcuların fiziksel uygunluk düzeyini belirlemek için 3 dakika basamak testi yapıldı. Sportif öykü ile sporcuların antrenman seviyesini saptandı. Modifiye Mitchell sınıflamasına göre sporcuların bulunduğu spor branşının egzersiz yoğunluğu ve spor tipi belirlendi. Her iki koldan arteriyel kan basıncı (KB) ölçümü yapıldı. Tüm bu parametreler ile tespit edilen normal, borderline ve anormal EKG bulgularının ilişkisi incelendi. İstatistiksel Yöntem: İstatistiksel değerlendirme SPSS 22.0 yazılım paket programı (SPSS® Inc, Chicago, IL, USA) kullanılarak yapıldı. Sürekli veriler için tanımlayıcı minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma (SS) değerleri, oransal veriler için sıklık değerleri hesaplandı. EKG bulguları ile demografik ve sportif özelliklerin karşılaştırılmasında Fisher'in kesin testi kullanıldı. Cardiopoint yazılımı SDS modülü ile kardiyologların EKG değerlendirmesinin karşılaştırılmasında kappa tutarlılık testi yapıldı. Patolojik, borderline ve normal EKG bulgusu olanlar ve olmayanların sürekli ölçümlerinin karşılaştırılmasında Mann Whitney-U testi kullanıldı. Sürekli ölçümlerin korelasyonunda normal dağılım varsayımı kabul edilerek Pearson korelasyon testi kullanıldı. Alfa yanılma düzeyi 0.05'in altında olduğunda istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmada son bir sene içerisinde SKÖD'e alınmış 13-36 yaş arasındaki 34 farklı branştan 113 kadın (%37,3), 190 erkek (%62,7) toplam 303 sporcuya EKG çekildi ve Cardiopoint yazılımı SDS modülü ile EKG bulguları değerlendirildi. Borderline EKG bulgusu olan sağ atrial genişleme ile normal EKG bulguları olan inkomplet sağ dal bloğu (RBBB), erken repolarizasyon ve sinüs bradikardisi dayanıklılık sporu yapanlarda güç/kuvvet sporu yapanlara göre daha sık saptandı (p<0,05). Normal EKG bulguları olan sol ventrikül hipertrofisi (LVH) için izole QRS voltaj kriterleri, erken repolarizasyon, sinüs bradikardisi, solunuma bağli sinüs aritmisi yüksek yoğunlukta egzersiz yapanlarda düşük-orta yoğunlukta egzersiz yapanlara göre daha sık saptandı (p<0,05). Normal EKG bulguları olan LVH için izole QRS voltaj kriterleri ve erken repolarizasyon erkek cinsiyette, Jüvenil T dalga paterni kadın cinsiyette daha sıktı (p<0,05). Yüksek dinamik-yüksek statik komponent içeren (IIIC) spor yapan sporcularda; diğer sporculara göre göğüs ağrısı öyküsü 3.3 kat, senkop/pre-senkop öyküsü 5 kat daha sıktı (p<0,05). Dayanıklılık sporu yapan sporcuların fiziksel uygunluk düzeyi, kuvvet/güç sporu yapan sporculara göre daha iyiydi (p<0,05). Beden kütle indeksi (BKİ) ile sistolik KB (p<0,05, r=0,351) ve diastolik KB (p<0,005, r=0,257) pozitif korelasyon göstermekteydi. KB yüksekliği erkek cinsiyette, yüksek yoğunlukta egzersiz yapanlarda ve kuvvet/güç sporu yapan sporcularda daha sıktı (p<0,05). Cardiopoint yazılımı SDS modülü ile kardiyolog hekim tutarlılığı Seattle kriterlerinde orta düzeyde (0,41-0,59), uluslararası kriterlerde güçlü (0,42-0,63) düzeyde idi. Sağlık birimlerinde SKÖD'de tüm sporcuların %45,2'sinden ayrıntılı anamnez alınmış, %40,3'üne EKG çekilmişti. Sağlık birimlerinde SKÖD sonucu patolojik EKG bulgusu saptanamayan olgu sayısı 6 (%1,8) idi. Bu olgular, anamnez alma ve EKG isteme oranlarının düşük tespit edildiği aile hekimliği (%57,1) ve devlet hastanesi (%42,9) sağlık birimlerinde değerlendirilmişti. Sonuç: Bu çalışma, Türk sporcu populasyonunda EKG bulgularını Uluslararası Krtiterler'e göre değerlendiren ve bu bulguların antrenman ve spor disiplini özellikleri ile ilişkisini inceleyen ilk çalışmadır. Cinsiyet, spor tipi, egzersiz yoğunluğu, antrenman seviyesi, fiziksel uygunluk düzeyi parametreleri ile patolojik EKG bulgusu varlığı ilişkisi anlamlı değildir. Benign EKG bulguları dayanıklılık sporu yapanlarda, yüksek yoğunlukta egzersiz yapanlarda ve fiziksel uygunluğu iyi düzeyde olanlarda daha sık görülmektedir. Egzersiz şiddeti arttıkça sporcularda semptom görülme sıklığı artmaktadır. KB yüksekliği erkek sporcularda, yüksek yoğunlukta egzersiz ve güç/kuvvet sporu yapanlarda daha sıktır. Sporcunun EKG bulguları değerlendirilirken yaptığı spor branşının özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Sporcuyu spora katılım öncesi değerlendiren tüm hekimler SKÖD uygulamaları hakkında bilinçlendirilmelidir. Cardiopoint yazılımı SDS modülü değerlendirmesi ile hekim değerlendirmesi benzer tutarlılıkta olup, Cardiopoint yazılımı SDS modülünün Uluslararası Kriterler'e göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Klinikte bu teknolojinin kullanılması zaman tasarrufuna, sağlık birimlerinde EKG yorumlama standardizasyonunun sağlanmasına ve dolayısı ile AKÖ riski altındaki olguların gözden kaçırılmamasına yardımcı olabilir.

AntrenmanEgzersizElektrokardiyografi+4
Ayşe Birsu Topcugil Kırık
Dokuz Eylül University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Futbol maçının oluşturduğu yorgunluğun biyomekanik parametreler ve nöromüsküler performansa etkisi

Bu çalışma ile futbol maçının oyuncularda oluşturduğu yorgunluğun, iniş biyomekaniği parametreleri ve nöromüsküler performans üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya Altınordu Futbol Kulübü'nden yaş ortalaması 20.1 ± 3.6, boy ortalaması 180.2 ± 5.9 cm ve vücut ağırlığı ortalaması 73.1 ± 2.0 kg olan profesyonel ve profesyonelliğe aday 18 gönüllü erkek futbol oyuncusu katıldı. Resmi bir futbol maçından önce ve sonra "Borg Algılanan Yorgunluk Skalası" ile yorgunluk düzeyi saptandı. Olgulardan maç öncesi ve sonrası "drop jump" sıçrama yapmaları istendi. Sıçrama yüksekliği (cm), sıçrama gücü (W), bağıl güç (W/kg) ve reaktif kuvvet endeks değerleri kuvvet platformu aracılığında ölçüldü. Sıçramalar önden ve yandan video kamera ile kayda alındı. Video analizi ile olguların iniş hatası puanlama sisteminden maç öncesi ve sonrası aldıkları skorlar hesaplandı. Oyuncuların Borg Algılanan Ağrı ve Yorgunluk Ölçeğine göre maç öncesi ortalama yorgunluk düzeyi 7.2 ± 1.1; maç sonrası ortalama yorgunluk düzeyi ise 17.9 ± 1.9 olarak bulundu. Maç öncesi ve sonrası Borg Algılanan Ağrı ve Yorgunluk Ölçeği puanlarının farkı istatistiksel olarak anlamlı idi (p˂0.05).Olguların maç öncesi ortalama sıçrama yüksekliği 38.7 ± 5.5 cm; sıçrama gücü 2752.7 ± 566.9 W; bağıl gücü 38.7 ± 9.1 W/kg; reaktif kuvvet endeksi 0.10 ± 0.04 idi. Maç sonrası ortalama sıçrama yüksekliği 37.8 ± 5.5 cm; sıçrama gücü 2742.3 ± 541.7 W; bağıl gücü 37.8 ± 8.4 W/kg; reaktif kuvvet endeksi 0.10 ± 0.03 olarak bulundu. Çalışmaya katılan oyuncular "İniş Hatası Puanlama Sistemi"nden maç öncesi ortalama 6.4 ± 2.0; maç sonrası 8.4 ± 2.6 puan aldılar. Nöromüsküler performans unsurlarının maç öncesi ve sonrası değerleri arasında istatistiksel anlamlı fark yoktu. Buna karşın oyuncuların maç öncesi ve maç sonrası "İniş Hatası Puanlama Sistemi" skorları arasında istatistiksel anlamlı fark vardı. Futbol maçında oluşan yorgunluğun iniş biyomekaniğini bozduğu sonucuna varıldı. Nöromüsküler performansta düşüş olmamasına karşın, iniş biyomekaniğindeki bu bozulmanın postüral kontrol, proprioseptif keskinlik ve nöromüsküler kontroldeki bozulma ile ilişkili olabileceği düşünüldü.

Serdar Arslan
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00