
1,358
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Gönen pirincinde arsenat direncinin,arsenitin uzaklaştırılması ile fito-mikrobiyal remediasyonunun incelenmesi
Bu tez çalışmasında, dünya genelinde büyük bir endişe konusu olan gıda kaynaklı arsenik maruziyetinin giderimi için uygun maliyetli ve çevre dostu bir yaklaşım olan fito ve mikrobiyal remediasyon teknikleri değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Gönen pirinci ve arsenik dirençli Halomonas suşları kullanılmıştır. Suşlara ait çeşitli karakterizasyon çalışmaları yapılmış ve moleküler düzeyde metabolize etme yol izi belirlenmiştir. Sonuçta, her 3 Halomonas suşunun da arsenik direnç genlerinden olan arsC gen bölgesine sahip olduğu belirlenmiştir. Gerçekleştirilen tüm denemeler sonucunda biyoremediasyon potansiyeli açısından avantajlı olduğu düşünülen H.campisalis (4-S-1-1 B) suşu ülkemize özgü pirinç çeşidi olan Gönen pirinci gelişimi üzerindeki etkileri açısından incelenmiş ve suşun varlığının toprakta bulunan arsenik miktarında belirgin biçimde (%6.37'lik fark ile) düşüşe neden olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda suşun varlığının kökte arsenik birikimini azalttığı da tespit edilmiştir. Bununla birlikte; suşun varlığının sürgünlerde biriken arsenik miktarını arttırmış olması da, başarılı bir fito-mikrobiyal remediasyonun gerçekleştiğinin göstergesi olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, gerçekleştirilen bu tez çalışmasının, yapılacak ileri düzeyde ki remediasyon çalışmalarına ışık tutacağı düşünülmektedir.
Veri sıkıştırma yöntemleri üzerine
Günümüzde metin, parmak izi, harita gibi alanlarda geniş bir uygulamaya sahip olan ikili görüntülerin çok büyük miktarda depolanması nedeniyle sıkıştırılıp boyutlarının küçültülmesi büyük önem taşımaktadır. Görüntü sıkıştırma teknikleri görüntülerin saklanması için gerekli depolama alanının azaltılması ve ağlar üzerindeki transferlerinin hızlandırılması için yaygın olarak kullanılmaktadır. İkili görüntülerde sıkıştırma işleminde görüntüyü oluşturan bitlerin sayısının azaltılması amaçlanır. Bu tezde veri sıkıştırma teknikleri üzerinearaştırma yapılmıştır. Yeni bir sayı sistemi ortaya konularak, ikili görüntülerin kayıpsız sıkıştırılması için daha verimli yeni bir kodlama yöntemi önerilmiştir. Geliştirilen yeni kodlama sisteminin özellikle ardışık tekrarların olduğu sistemlerde yüksek sıkıştırma sağlayabileceği gözlemlenmiştir. Bu sıkıştırma yönteminin diğer bir avantajıda onun tekrar-tekrar aynı dizinin sıkıştırılmış versiyonları üzerinde birkaç defa uygulanabilmesidir. Bu alanda en yaygın olarak bilinen koşan-uzunluk kodlama yöntemi ile yeni geliştirilen yöntem karşılaştırılmıştır. Elde edilen karşılaştırmalı sonuçlar yeni yöntemin ikili görüntülerin sıkıştırılmasında daha başarılı olduğunu göstermiştir. Özellikle uzun ardışık özdeş bitlere sahip görüntülerde yeni metodun etkiliğinin koşan-uzunluk metoduna göre daha iyi olduğu görülmüştür. Bu çalışmada önerilen yeni sayı sistemi şifrelemede de kullanılabilir.
Kentsel açık-yeşil alanların çevresel performansının değerlendirilmesi: Bornova (İzmir) ilçesi örneği
Kentsel açık-yeşil alanlar bir kente önemli katkılar sağlayan fiziksel ögelerdir. Bir kent için açık-yeşil alanların niteliği ve yeterliliği oldukça önemlidir. Kentli için sınırlı da olsa doğayla buluşma noktası olan açık-yeşil alanların çevresel performanslarının değerlendirilmesi gelişmesine ve korunmasına yönelik önemli adımlardır. Ülkemiz planlama aşamalarına bakıldığında, kentsel açık-yeşil alanlara yönelik gerekli önemin verilmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan kentlerimizde açık-yeşil alan uygulamalarının, uluslararası standartlarla da çeliştiği görülmektedir. Bu bağlamda, tez çalışmasında; kentsel açık-yeşil alanların sürdürülebilir planlanmasına, tasarımına ve yönetimine ışık tutmak amacıyla çevresel performanslarının ölçülmesi için Albayrak (2017) tarafından ortaya konulan bir yöntem kullanılmıştır. Bu yöntem modifiye edilmiş ve Bornova ilçesindeki Âşık Veysel Rekreasyonel Alanı, Atatürk Parkı ve Büyük Park da uygulanmıştır. Araştırma yöntemi; yedi ana ve yirmi alt ölçütten oluşmaktadır. Sonuçların değerlendirilmesinde 40-49, 50-59, 60-79 ve 80 ve üzeri puan skalası kullanmıştır. Burada 40- 49 çok kötü, 50-59 kötü, 60- 79 iyi, 80 ve üzeri çok iyi performans göstermiştir. Bu araştırma sonucunda: Âşık Veysel Rekreasyonel Alanının performansı 71, Atatürk Parkının performansı 65, Büyük Parkın performansı 71 puandır.
Alternatif yöntemlerle üretilmiş tarım ürünlerine yönelik tüketici tercihlerinin belirlenmesi: İzmir ili örneği
Çalışmanın ana amacı, tüketicilerin tarımsal üretim yöntemi tercihlerini belirlemektir. Çalışmada, konvansiyonel tarıma alternatif üretim yöntemleri olarak tüketicilerin organik, yerel ve iyi tarım uygulamaları tercihleri analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında üretim yönteminin, tüketicilerin gıda satın alma kararlarının temelinde yatan bileşenlerden olup olmadığını belirlemek için faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, gıda satın alma kararlarını tanımlayan dört faktör belirlenmiştir: Pazarlama koşulları, ürünün niteliği, koku-dış görünüş ve tazelik-hijyen. İkinci aşamada, faktör analizinden elde edilen sonuçlar, kümeleme analizinde kullanılmış ve tüketiciler üç segmente ayrılmıştır: Hijyenik, hedonik ve tedbirli (duyusal olmayan) tüketiciler. Sonuçlar, gıda satın alma davranışlarında değişikliği amaçlayan politikalar için hedef kitlenin hedonik tüketiciler olduğunu göstermiştir. Son aşamada, tüketicilerin üretim yöntemi tercihleri, gelir düzeyi, ürünün fiyatı, bilgilendirme, bilgi kanalı ve satın alındığı yer dikkate alınarak konjoint analizi yardımıyla incelenmiştir. Tüketicilerin tarımsal üretim yöntemi olarak organik tarım ve iyi tarım uygulamalarını tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonuçlar ayrıca, tüketicilerin tarım ürünleriyle ilgili bilgilendirmeleri tıp uzmanları tarafından yazılı medyada yapılırsa ve ürün markette satılırsa organik tarım yöntemi kullanılarak üretilen ürünleri satın alabileceklerini göstermiştir. Çalışma sonuçlarının üreticilere, tarım ürünleri pazarlama kanalında faaliyet gösteren firmalara ve politika yapıcılara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Kağıt endüstrisinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin değerlendirmeler ve iyileştirme önerileri
Kağıt endüstrisi; ülkemizde ve dünyada kişi başına kağıt tüketiminin artmasıyla birlikte büyüyen ve ürün çeşitliliği olan potansiyel bir sektördür. Yapılan bu araştırma ile iş sağlığı ve güvenliği kavramı irdelenerek, son dönemde kağıt sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının nedenleri araştırılarak çözüm önerileri geliştirilmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği alanında iş kazası ve meslek hastalıklarının gerçekleşmesini önlemeye yönelik bir yaklaşım yasal olarak benimsenmiştir. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca, iş yerlerindeki çalışma ortamının sağlıklı ve güvenli olup olmadığının, iş kazalarını önlemeye yardımcı olan önlemlerin alınıp alınmadığının tespit edilmesi ve varsa uygunsuzlukların giderilmesi amacıyla denetimler yapılmaktadır. Yapılan bu çalışmada, 7 ilde yer alan kağıt ve kağıt ürünleri imalatı yapan 106 iş yerinde, 2014 yılında yapılan denetim verileri derlenerek ve tespit edilen temel riskler sınıflandırılarak denetimlerin iş yeri üzerindeki olumlu etkileri araştırılmıştır. Sektördeki işletmeler için tehlikelerin belirlenerek alınabilecek önlemlerin değerlendirilmesi, pratik ve yol gösterici çözümlerin oluşturulması hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda, yapılan proaktif denetimlerin kağıt ürünü imal eden iş yerlerinde yüksek oranda iyileşme sağladığı görülmüştür.
Preparation and characterization of silica–amine hybrid aerogels containing ionic liquid for the capture of carbondioxide (CO2)
With this project, it is aimed to develop an adsorption based process using amine hybrid silica aerogels to capture CO2 from post-combustion gases. For this purpose, silica based aerogels was synthesized in different compositions and CO2 capture performances of prepared aerogels were investigated in a designed fixed bed column of experimental set-up for adsorption. Aerogels were prepared by following single-step sol-gel method using tetraethoxysilane (TEOS) as silica precursor and (3-Aminopropyl) triethoxysilane (APTES) as amine source. To enhance CO2 capture performance of the prepared aerogels, amine containing ionic liquid (1-Ethyl-3-methylimidazolium bis(trifluoromethylsulfonyl)imide) was also used as sol agent because of high CO2 solubility and selectivity. During the sol-gel preparation, the mol ratio of TEOS was kept constant and various mol ratios of APTES and ionic liquid were chosen as preparation parameters. The chemical structure properties were characterized by Fourier Transform Infirared Spectroscopy (FT-IR analysis), the thermal behaviours were analyzed by Thermogravimetric Analysis (TGA), the surface morphologies were examined by Scanning Electron Microscopy (SEM) of prepared silica aerogels. Furthermore, surface area and pore diameter values were also determined by using Brunauer Emmett and Teller (BET) theory. As a result of a series of adsorption experiments, it was shown that amine source and ionic liquid addition were increased CO2 capture capacities. With the implemented improvement studies, the CO2 capture capacity of 414.31 mg/g (9.41 mmol/g) was reached in 368 seconds. Obtained capacity results were compared with capacities of amine containing sorbents in the literature. Thus, it was concluded that amine hybrid silica aerogels produced in this study might be up-and-coming candidates for CO2 capture processes.
İzmir körfezi yumuşak substratumlarındaki amphipod topluluklarının dağılımı
İzmir Körfezi'nin yumuşak substratumlarındaki amphipod topluluklarının dağılımı belirlemek amacıyla 2001-2009 yılları arasında yapılan Körfez Projesi verileri değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda, İzmir Körfezi'nde dağılım gösteren toplam 108 amphipod türü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapılan değerlendirmelere göre amphipod tür ve birey sayısının istasyon sayısına göre değişim gösterdiği anlaşılmıştır.
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü araştırma laboratuvarlarında atık yönetimi
Bu tez kapsamında Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Araştırma Laboratuvarları'nda sürdürülebilir verimli atık yönetim basamakları mevcut yönetmelik ve literatüre göre incelenmiş, bölüm çapında atık yönetimi konusunda yapılan uygulamalardan bahsedilmiştir. Atıkların tanımlanması, etiketlenmesi, toplanması, geçici depolanması, nihai bertarafı ve geri kazanım faaliyetlerinin uygulanabilirliği tartışılmıştır. Ayrıca bölümün araştırma laboratuvarında kullanılan kimyasalların farklı türde ve miktarlarda olmasından dolayı anorganik kimya araştırma laboratuvarları örnek alınmıştır. Anorganik kimya araştırma laboratuvarlarında ortalama olarak yıllık kullanılan kimyasalların geri kazanım miktarı ve ekonomik girdisinin ne kadar olduğu tezde verilmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde araştırma laboratuvarlarında oluşan atıkların doğru atık kodu ve atık tanımının yapıldığı ve atıkların depolanması konusunda gerekli önlemlerin alındığını, bununla birlikte anorganik kimya araştırma laboratuvarında geri kazanılan çözücülerin bölüm ekonomisine %82,57 oranında katkı sağladığı gözlenmiştir.
Dalyan balıkçılığının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Dalyanlar kıyı lagünlerinin su giriş çıkışlarının kontrollü bir şekilde kullanılması, su ürünleri üretiminin gerçekleştiği alanlarda iş sağlığı ve güvenliği faaliyetleri kapsamında tehlikeli sınıf içerisinde yer alan balıkçılık sektörünün bir parçasıdır. Bu çalışmada iş sağlığı ve güvenliği açısından dalyan balıkçılığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu sebeple, Ege Denizi kıyılarında aktif faaliyetine devam eden 6 dalyan arasından rastgele 3 dalyan belirlenmiştir ve Ekim 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında 92 dalyan çalışanı ile yüz yüze anket çalışmaları yapılmıştır. Ankete katılan balıkçıların %97'si erkek, %3'ü bayan çalışanlardan oluşmaktadır. D1'de %90'ı, D2'de %74'ü ve D3 çalışanlarının tamamı ilköğretim mezunudur. Çalışanların işe girişlerde D1 (%29), D2 (97) ve D3 (%17) sağlık muayeneleri yapılmıştır. Mesleki iş kazaları ve meslek hastalıkları hakkında çalışanların D1'de %25'i, D2'de %29'u ve D3'de %26'sı haberdar olmaktadır. Dalyanlarda en fazla yaşanan iş kazalarında %50 kesilme, %19 ezilme, %16 kırık-çıkık, %9 boğulma ve %6 baş bölgesi yaralanmaları yaşandığı tespit edilmiştir. Dalyan kuzuluklarında iş kazalarının en fazla yaşandığı alan iskele platformlarını çalışanların D1'de %44'ü, D2'de %11'i ve D3'de %35'i güvenli bulmamaktadır.
Laktasyon süt veriminin parçalı regresyon yöntemiyle modellenmesi
Bu tezde Parçalı Regresyon yöntemiyle laktasyon süt verimlerinin modellenmesi klasik bir model olan (Wood modeli) ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tez verileri İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'nden alınmıştır. 832 Holstein-Friesian süt ineğine ait 24960 verim kaydı kullanılmıştır. Eldeki verilerden 1, 2 ve 3. laktasyonlardaki hayvanlar için ayrı ayrı hem genel ortalamalar hem de bireysel modellemeler yapılmıştır. 7 farklı Kübik Parçalı Regresyon modeli ile Wood modeli karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Parçalı Regresyon yöntemi bireysel eğri modellemede başarılı sonuçlar vermiştir. Ayrıca laktasyon verimlerinin standart bir kübik eğri oluşturmadığı, dalgalı verimlere sahip eğriler için de başarılı bir modelleme yapabildiği sonucuna ulaşılmıştır.