Erzincan Binali Yıldırım University
Discipline

Turkish Folklore

Erzincan Binali Yıldırım University

11

Archived Theses

2

DOIs Assigned

18%

DOI Rate

Discipline

11 Theses
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

1980 sonrası Türk romanında “yedi uyurlar” anlatısının metinlerarasılık bağlamında incelenmesi

Çalışmada, İslam ve Hıristiyan kültür ortamlarında ortak bir yere sahip olan Yedi Uyurlar anlatısının 1980 sonrası Türk romanındaki (Kehribar Geçidi, Baba, Oğul ve Kutsal Roman, Hüzün Yanığı) dönüşümü metinlerarasılık bağlamında yorumlanmıştır. Özellikle postmodern edebiyat anlayışıyla birlikte geleneksel anlatılar, çağdaş edebiyatta yeniden yazma yoluyla farklı anlam, biçim ve kullanım alanlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Metinlerarasılık, bu yeniden yazma sürecini anlamlı kılmada etkili bir yöntemdir; çünkü edebi metinler arasında yapı, içerik ve anlam düzeyinde kurulan ilişkileri görünür kılarak geçmiş ile günümüz arasında bir köprü oluşturmaktadır. Bu çalışmada; Nazan Bekiroğlu’nun Kehribar Geçidi, Murat Gülsoy’un Baba, Oğul ve Kutsal Roman ve Sinan Yağmur’un Hüzün Yanığı adlı romanları, Kur’an-ı Kerim’deki Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) kıssası ekseninde metinlerarası bir okumaya tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda, söz konusu romanlarda Yedi Uyurlar anlatısının hangi biçimlerde dönüştürüldüğü, hangi temalarla ilişkilendirildiği ve ne tür anlatım stratejileriyle işlendiği analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, efsanenin her üç eserde de yeniden yazım yoluyla yeni anlamlar kazandığı; bu anlamların hem bireysel hem de toplumsal düzlemde çok katmanlı bir yorum imkânı sunduğu ortaya konmuştur. Bu yönüyle çalışma, geleneksel anlatılar ile çağdaş edebiyat arasındaki ilişkiye dair özgün bir katkı sunmayı hedeflemektedir

MetinlerarasılıkPostmodernizm1980 Sonrası Türk Romanı+1
Cıgdem Ocalan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
20
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.209
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) kütüphanesi Türkçe el yazmaları koleksiyonu 2395 numaralı cönk (inceleme-metin)

Bu çalışma, Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) Kütüphanesi Türkçe El Yazmaları Koleksiyonu’nda LSC.0896 arşiv numarasıyla “Cönk 2395” olarak kayıtlı bulunan cöngün inceleme ve metin bölümlerini kapsamaktadır. İncelemeye konu olan cönk, 177x79 mm ebadında olup 135 varaktan oluşmaktadır. Metinlerin büyük çoğunluğu siyah mürekkep, bazı beyitler ise kırmızı mürekkep ile yazılmıştır. Eserin mürettibi hakkında doğrudan bir bilgiye ulaşılamamış olmakla birlikte, yazı karakterlerindeki yapısal benzerlikler cöngün tek bir mürettip tarafından kaleme alındığını düşündürmektedir. Cönkte yer alan 1240, 1270 ve 1278 tarih kayıtları, eserin 19. yüzyılda yazılmış olabileceğine işaret etmektedir. Cönkte 406 manzum, 12 mensur olmak üzere toplam 418 metin yer almaktadır. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde cöngün şekil, dil ve muhteva özellikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Biçim bakımından cönkte hem aruzlu hem de heceli nazım şekillerinin bir arada kullanıldığı, muhteva açısından değerlendirildiğinde ise birbirinden farklı konuların metinlerde işlendiği tespit edilmiştir. Cönkte adı tespit edilen şairler arasında klasik edebiyatın öncü isimleri ile halk edebiyatının önde gelen temsilcileri bir arada yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, adı geçen bu şairlerin hayatları ve cönkte yer alan şiirleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümünde ise cöngün tamamı Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine aktarılmıştır.

Halk BilimiCönkŞiir.
Hazal Güney Korkmaz
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.189
Master'sOpen AccessTR

Sivas folkloru dergisi kapsamında yerel Türk halkbilimi dergiciliği ve araştırmacılığı geleneği

Sivas Folkloru dergisi, İbrahim Aslanoğlu ve yerel folklor araştırmacıları tarafından Sivas'ta çıkarılmış, 1973 yılının Şubat ayından itibaren aylık olarak yayınlanmaya başlamış yerel folklor dergisidir. Bu dergi, toplam 78 sayı çıkmış yayın hayatını 7 yıl sürdürmüş, son sayısını da 1979 yılının Temmuz ayında çıkarmıştır. Sivas Folkloru dergisi Kültür Bakanlığı'nın da isteğiyle Sivas ili dışına çıkartılmak istenmiş, abone yetersizliği ve maddi imkânların kısıtlı olması sebebiyle isim değişikliğine gitmek zorunda kalarak, adını Türk Folkloru olarak değiştirmiş ve yerel folklor dergiciliğinden genel folklor dergiciliğine geçiş yapmıştır. Türkiye'de yerel folklor araştırmacılarının bir kısmının yetişmesinde bir okul görevi üstlenen Sivas Folkloru dergisi, yereldeki Türk Halkbilimi çalışmalarına kaynaklık edecek pek çok konunun çalışılmasın da öncü olmuştur. Yerel folklor araştırmacılarının yaptıkları derlemeler, günümüzde yapılan ve yapılacak olan akademik çalışmalara ışık tutacak niteliğe sahiptir. İncelenen cönkler sayesinde çok sayıda Âşık ve eserleri Türk Halkbilimine kazandırılmıştır. Böylelikle daha sonraki yıllarda gerçekleştirilecek araştırmalar için zemin hazırlamıştır. Dergide Sivas ilinin bütün ilçeleri ve köylerinin yanında çevre iller ve ilçeler de yerel folklor araştırmacıları tarafından incelenmiştir. Sivas Folkloru dergisi, Halkevi dergileri kapatıldıktan sonra oluşan büyük boşluğu kapatmış, yerel folklor araştırmacılarının, dolayısıyla da yerel folklor araştırmacılığı geleneğinin gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Sonuç olarak bu tezde yerel folklor araştırmacılığı geleneğinin oluşumu ve gelişme süreci Sivas Folkloru dergisi kapsamında incelenmiştir.

DergilerHalk bilimiSivas+1
Gamze Köse
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel süreklilik bağlamında Kırkpınar'ın yansıttığı dünya görüşü üzerine

Bu çalışmada altı asırı aşmış bir kültürel süreklilik olarak Kırkpınar'ın yansıttığı dünya görüşü ele alınmıştır. Alan araştırması ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi de dahil olmak üzere ilgili literatürün taranmasına dayanan çalışmada, her biri geleneğin farklı bir yönünü temsil eden Kırkpınar Ağaları, pehlivanlar, cazgırlar, davul-zurna ekibi şefi ve seyircilerle görüşülmüştür. Birinci bölümde bir müsabaka sporu olarak güreşin oyunsal doğasından, güreşin bu bağlamda tarihi kaynaklarda Asya ve Ortadoğu coğrafyasında ve Türk kültüründe güreşin görünümünden ve güreşin Osmanlı Türkleri zamanındaki kurumsallaşma sürecinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Kırkpınar güreşlerinin sınırları dâhilinde yapıldığı ve üzerinde şekillendiği Edirne'nin tarihsel arkaplanı ve Kırkpınar güreşlerinin tarihi gelişim süreci hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Kırkpınar'ın devamlılığını sağlayan ve bir araya gelerek bir bildirişim ortamı içinde Kırkpınar dediğimiz bütünü oluşturan Kırkpınar Ağaları, Pehlivanlar, Cazgırlar, Davul-Zurna ve Seyircilerin cephesinden Kırkpınar'a dair tespitlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde dünya görüşü kavramı ele alınarak, Kırkpınar yağlı güreşlerinin nasıl bir dünya görüşünü yansıttığı üzerinde durulmuştur.

Dünya görüşüGüreşKültür+3
Erkan Kalaycı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu türkülerinde kadın tipleri

Bu araştırmada Ordu ilçesine ait halk türküleri ve türkülerde yer alan kadın, kadın-erkek ilişkileri ve gündelik hayat içindeki tutum ve davranışlar gibi türküleri oluşturan etmenler çerçevesinde incelenerek, benzer özelliklerine göre tiplere ayrılmıştır. Araştırmanın evreni; toplu eğlence, çeşitli merasimler, harman, bahçe, tarla, fındık işleriyle uğraşılan ortamlarda ortaya çıkan Ordu halk türküleri, türkülerin oluştuğu ve icra edildiği sosyal ortamlar ile türküyü yakan/söyleyen kadın icracıları ve dinleyicileri kapsamaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; Ordu'dan seçilen türkülerin tema, icra ve müzikal yapı yönünden incelenerek, türkünün sözlerinde geçen kadın teması ile araştırmacının türkü yakılan ve söylenen ortamlarda bulunarak edindiği bilgiler oluşturmaktadır. Bu araştırmada toplum, türkü geleneği ve kadın teması bütünlük içinde ele alınmıştır. Bu bağlamda, yüzyıllardan beri kuşaktan kuşağa iletile gelen ve her türden değerleri yansıtan türkülerin bölgedeki yaratıcıları olan kadınlar ve türkülerin yaratıldığı, icra edildiği ortamlar analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında coğrafi, sosyal ve kültürel etkileşimlerle şekillenen türkülerin metinlerinden hareketle türkülerdeki kadın tipleri belirlenmeye çalışılmıştır. Böylece, kadın ve türküler arasındaki bağlantılar kurularak, bölgede kadının türkülere nasıl yansıtıldığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Ordu Türkülerinde Kadın, Türkülerde Kadın Tipleri, Ordu Türküleri, Türkü, Türk Halk Müziği.

Halk müziğiKadınlarOrdu+2
Elif Güngör Akbulut
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kültür tarihinde sığır

Dünya üzerinde var olan ulusların kültürleri kendilerine özgün gelenek, sembol, ritüel ve uygulamaları içermektedir. Bir diğer deyişle her kültürün farklı türden geleneklerin bileşkesi sonucunda ortaya çıktığı söylenebilir. Bu bağlamda doktora tezinde, sığır mitolojik, tarihi, coğrafi, toplumsal-ekonomik ve kültürel açıdan ele alınarak halkbiliminin metin ve bağlam merkezli kuramları verileriyle incelenmiştir. Genelde sığırın devlet ve millet, özelde ekonomik sosyal hayattaki yeri tespit edilmiştir. Sığırın Türk kültürüne faydalarının temelleri, değer oluşumuna katkısı, geleceğe taşınması, gelecekte nerede olacağı halkbilimi düşüncesi ile bağdaştırılmaya çalışılmış ve çeşitli çıkarsamalarda bulunulmuştur. Bu tezin giriş bölümünde sığır veya öküz kelimesinin anlam ve etimolojisi noktasından hareketle sığır veya öküzün tanım ve tarihçesi, edebiyattaki yeri değerlendirilmiştir. Türkiye'de halkbilimi çalışmalarındaki durumu açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde sığır veya öküzün beslenmesi, bakımı, iğdiş edilmesi gibi konular sahadan elde edilen bilgilerle yorumlanmıştır. Üçüncü bölümde ise Türk kültür ekolojisi bağlamında halk anlatıları incelenmiştir. Söz konusu üç bölüm karşılaştırılmış, benzerlikler veya farklılıklar ortaya konulmuştur. Sığır veya öküzün Türkistan coğrafyasından Anadolu'ya geliş serüveni, değişen yaşam koşulları ve teknolojiye bağlı olarak konumları, insanın doğayı ve çevreyi anlamlandırmadaki önemi açığa kavuşturulmuştur.

KültürKültür tarihiSığırlar+1
Fatih Balcı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın balıkçı folkloru: İzmir ve Muğla örneği

Bu çalışmanın araştırma odağını, Kıyı Ege Bölgesi'ndeki Muğla ve İzmir illerinde, küçük ve orta ölçekli teknelerle, deniz balıkçılığı yapan kadınlar oluşturmuştur. Derleme alanını oluşturan iki il, 5 ilçe ve 3 köyde derleme yapılmıştır. Muğla'da 20 gün, ikamet yerimiz olan İzmir'de de 20 gün derleme yapılmıştır. Derleme kayıtlarından oluşan arşivde; 13 saatlik kamera kaydı, 8 saatlik ses kaydı ve 3.962 adet fotoğraf yer almaktadır. Araştırma alanını oluşturan iki ilde, toplam 44 kaynak kişi ile görüşülmüştür. Kaynak kişilerden 30'u kadındır. Kaynak kişileri oluşturan kadınlar balıkçılık, ağ yapımı, ağ tamiri, midyecilik, mezatta balık satma işlerini yapmaktadır. Ayrıca bazı balıkçıların pansiyonculuk, çiftçilik ve tekne turu gibi ek işleri de vardır. Genellikle 50-60 yaş arası olan kadın balıkçılarla görüşmeler yapılmıştır. Bu çalışmayla kadın balıkçıların deniz ve balıkçılıkla ilgili sözlü kültür ürünleri, deniz ve balıkçılıkla ilgili faaliyetlerine bağlı kültürel hayatları, balıkçılıkla ilgili inançları ve geleneksel uygulamaları ile erkek balıkçılardan toplumsal cinsiyete bağlı olarak değişen mesleki ve kültürel özellikleriyle ve kadın balıkçıların anlattığı masal, efsane, fıkra, halk hikâyesi, atasözü, deyim, alkış ve kargış gibi sözlü kültür ürünlerine de yer verilmiş, kadın balıkçıların balığa çıkmadan önce, av sırasında ve sonrasında bolluk, bereketi artırmak, nazar veya kötü hava şartlarından korunmak gibi nedenlere bağlı inanç ve uygulamalar ve mesleği öğrenme yöntemi olan usta-çırak ilişkisi de incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın Balıkçı, Meslek Folkloru, Kıyı Ege, İzmir, Muğla.

AvcılıkBalıkçılıkCinsel kimlik+7
Nükte Sevim Derdiçok
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Seferihisar geleneksel çocuk oyunları ve oyuncakları üzerine bir inceleme

Çocuk oyunları, yapıları itibariyle halk kültürünü en fazla muhafaza eden halk bilgisi ürünleridir. Bir toplumun ürettiği oyun ve oyuncaklar, o toplumun kültürel değerlerini yansıtır. Oyun, öğreticilik özelliği olduğu için çocukları yaşamda gerekli faaliyetlere hazırlar. Çocuk, yaşam sevincini oyunla ifade eder. Oyun oynayan çocuklar, temel yaşam becerilerinin gelişimlerine katkıda bulunur. Bu tez çalışmasında İzmir İli, Seferihisar ve çevresinde yarı-yapılandırılmış görüşme ve doğal ortamda gözlem yöntemleri kullanılarak çocuk oyunları ile ilgili veriler toplanmış, hem günümüz çocuklarının oyunları, hem de 2. ve 3. kuşak yetişkinlerin anlatıları, yapılan derleme çalışması sonucu kaydedilmiştir. Toplam 76 saat 45 dakikadan oluşan video kaydı içinde, 50 adet yöresel çocuk oyununun oynanış biçimi, oyun araçları, oyunla ilgili olan tüm sözlü edebiyat ürünleri, el yapımı oyuncaklar, meydan oyuncakları ve oyun nesneleri hakkındaki bilgiler bulunmaktadır. Elde edilen veriler içindeki oyunların yapısal özellikleri açıklanmıştır. Çocuk oyunlarının özellikleri, oyuncuların cinsiyet ve yaşına, oyun zamanı ve süresi, oyun mekânına göre verilmekte, çocuk oyunlarının bağlam ve işlev özellikleri anlatılmaktadır. Bu oyunlar, fiziki bağlam, tarihi bağlam, sosyo-kültürel bağlam ve teknolojik gelişmelerin etkisi açısından incelenmiştir. Çocuk oyunları, çocuklarının yaşam becerilerine yani, fiziksel, zihinsel, ruhsal, sosyal gelişime katkı açısından sınıflandırılmıştır. Sonuç kısmında elde edilen bulgular ve yapılan çözümlemelere göre daha ileri çalışma ve öneriler de verilmektedir. Bugünün bilgisayar ve dijital oyunları teknolojileri ile yüz yüze olan fakat geleceğin toplumunu oluşturacak olan günümüz çocuklarını kendi öz değerleri ve kültürel oyunları ile buluşturmak için hazırlanacak oyun kütüphanelerinin somut olmayan kültürel miras açısından önemi vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Geleneksel çocuk oyunları, Oyuncaklar, Somut olmayan kültürel miras, Çocuk geliĢimi, Seferihisar

Kişilik gelişimiMotor gelişimOyuncak+6
Aliye Selnur Şarman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ortamında iki âşık: Maksut Koca ve Nevruz Ali Çiçek

Bu çalışmanın konusu; âşıklık geleneğinin kent ortamındaki durumunun, büyükşehirlerde yaşayan ve icralarını gerçekleştiren iki Karslı âşık örneğinde tespit edilmesidir. Çalışma, âşıklık geleneğinin merkezi olan Türkiye sahasından iki büyükşehir; İstanbul ve İzmir ile sınırlanmıştır. Çalışmamızın öncelikli amacı, âşıklık geleneğinin kent ortamındaki icra yer ve zamanları doğrultusunda geleneğin kent ortamına bağlı olarak değişiminin tespit edilmesidir. Çalışmanın diğer bir amacı ise, kent ortamının âşığın sözel ve müzikal performansına etkisini tespit etmektir. Âşık Maksut Koca, 1961 yılında eski ismi Sozgert olan, Kars ilinin Arpaçay ilçesi Taşdere köyünde dünyaya gelmiştir. 1989 yılının Eylül'ünde ailesiyle beraber İstanbul'a göç eden Koca, İstanbul'da yaşamaktadır. Nevruz Ali Çiçek ise, 1955 yılında Kars ilinin Arpaçay ilçesine bağlı eski ismi Başyöregel, yeni ismi Çetindurak olan köyde dünyaya gelmiştir. 1970 yılında İzmir'e göç eden Çiçek, halen İzmir'de yaşamaktadır. Her iki âşık da şiirlerini büyük çoğunluğu hece ölçüsüne bağlı olarak söylemiştir. Ancak az da olsa aruz ölçüsüne öykünerek yazılmış şiirleri de bulunmaktadır. Âşıkların, konu bakımından çeşitlilik gösteren şiirlerini; "Aşk", "Din ve Tasavvuf", "Tabiat", "Gurbet ve Ayrılık" ve "Sosyal Konular" ana başlıkları altında toplamak mümkün olmuştur. Bu başlıklar altında incelenen şiirlerin içeriklerinde Kars'tan büyükşehre göçün etkisi yoğun olarak görülmektedir. Âşıkların incelediğimiz eserleri, makam ve usul çeşitliliği göz önüne alınarak seçilmiştir. Kullanılan makamlar; "Hüseyni", "Uşşak", "Segâh", "Karcığar" ve "Kürdi" makamlarıdır. Kullanılan usuller ise 2/4'lük 4/4'lük, 5/8'lik, 6/8'lik, 7/8'lik, 9/8'lik, 10/8'lik, 12/8'lik şeklindedir. Her iki aşığın incelediğimiz eserlerinde Kars yöresinin ritmik dokusunu ağırlıklı olarak yansıttıkları görülmektedir. İncelediğimiz eserlerin makamsal açıdan birleştikleri nokta, dizi, durak, güçlü ve seyir özelliklerinin "Hüseyni Makamı" ile ilgileridir. Üçüncü bölümde Kars âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki önemli temsilcilerinin hayatları ve sanatları, sosyal, kültürel ve sanatsal hayatlarındaki ortak özellikleri ele alınmıştır. Belirlenen ortak özellikler, Maksut Koca ve Nevruz Ali Çiçek'in geleneğin yerel özelliklerini kent ortamında ne ölçüde temsil ettiklerinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Sonuç olarak İstanbul ve İzmir'de âşıklık geleneği devam ettiren Koca ve Çiçek, birçok yönden Kars âşıklık geleneğinden beslenmişlerdir. Diğer taraftan; yaşadıkları şehirlerin ortamı, pazar ve dinleyici talepleri onların icra tercihleri ve repertuar seçimlerini doğrudan etkilemiştir.

Aşık Maksut KocaAşık Nevruz Ali ÇiçekAşıklar(Aşıklık geleneği)+6
Ali Hikmet Gökçen
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İran anlatı geleneğinin kaynakları üzerine bir inceleme

Yerleşiklik ile göçebelik sınırının sıcak bölgesindeki İran, uzun tarihi boyunca Turanlılarla sürekli çatışma halinde olmuştur. Böylece söz konusu çatışmaların iki bölge topluluklarının sözlü ve yazılı dinsel ve edebî eserlerine yansıması kaçınılmaz olmuştur. İranlıların Turanîleşmekten korunmak için izledikleri bu yöntemin en ilgi çekici yanı, bunu, yine Turanîlerin kahramanlık destanlarıyla yapmış olduklarıdır. Göçebe sözlü kültürü, esasen, yerleşik coğrafyalarda yazıya geçerek görünür olmuştur. Bu yüzden Orta Asya Türk göçebe kültürü İran'ın yazılı eserlerinde yer alması beklenebilir. Bizce, İran edebiyatı bu yönden değerlendirilmesi gerekir.Uzmanlara göre; İran anlatı geleneği Saka/Turan kökenli olabilir. Özellikle, Şehname destan geleneği ve öncülleri olan Hudaynamelerin kaynağı İran dışındadır. Hatta Orta Asya kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Böylece İran anlatı geleneği içindeki eserler, Türk sözlü ve yazılı edebiyatı açısından önem arz etmektedirler.

AnlatıDestanlarEdebiyat+7
Akbar Anvarıan Aghdam
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hâmit Zübeyr Koşay'ın hayatı ve halk bilimi ile ilgili çalışmaları

Hâmit Zübeyr Koşay Cumhuriyet'in ilk yıllarında başta halk bilimi olmak üzere farklı birçok disiplinde araştırmalar yapmış, ortaya koyduğu eserlerle tüm bu alanlarda kaynak niteliğinde önemli çalışmalara imza atmıştır. Bu çalışmada, çok yönlü bir yazar olan ve yapmış olduğu hizmetler dolayısıyla Kültür Bakanlığı tarafından En İyi Halk Bilimci Ödülü'ne layık görülen Hâmit Zübeyr Koşay'ın halk bilimi ile ilgili eserleri, folklor hakkında görüş ve önerileri irdelenmiştir. Bu çalışma dört bölümden müteşekkil olup ilk bölümünde Hâmit Zübeyr'in hayatı, edebî kişiliği, akademik yönü tüm detaylarıyla sıralanmıştır. İkinci bölümde Koşay'ın yazmış olduğu kitap, makale, inceleme, araştırma, tanıtım, tercüme eserleri ve Koşay hakkında yazılmış olan çeşitli eserler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde onun halk bilimi etrafında şekillenen düşünceleri, görüş ve önerileri belirtilmiştir. Son bölümde ise Hâmit Zübeyr Koşay'ın kaleme aldığı kitaplar tanıtılmış ve bu eserler folklor bağlamında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hâmit Zübeyr Koşay, halk bilimi, folklor, kültür

BiyografiEtnografyaHalk bilimi+4
Muhammet Nuri Ceylan
Atatürk University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2017
00