Eskişehir Teknik Üniversitesi
Anabilim Dalı

İleri Teknolojiler Anabilim Dalı

Eskişehir Teknik Üniversitesi

150

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vanadyum oksit ı̇nce film akıllı malzemelerin üretim sürecinin elektriksel- yapısal özellik ı̇lişkisine etkisinin ı̇ncelenmesi

Bu çalışmada, SiO2 ve Si3N4 alttaş üzerinde farklı görev döngüsü değerlerinde üretilen Vanadyum Oksit (VOx) ince filmlerin elektriksel ve yapısal özelliklerine odaklanılmıştır. VOx ince filmleri vurmalı DC reaktif magnetron sıçratma tekniği ile üretilmiştir. Elektriksel ölçümler dört nokta iğne (FPP) tekniği ve yapısal karakterizasyon belirlemesi Raman spektroskopik ölçümleriyle gerçekleştirilmiştir. Üretilen VOx ince filmlerin hepsinde direnç sıcaklık katsayısı (TCR) negatif değere sahiptir. Direnç sıcaklık katsayısının negatif olması VOx ince filmlerinin yarıiletken özelliğine işaret eder. Hem SiO2 hem de Si3N4 alttaşlı VOx ince filmlerinin görev döngüsü değeri artarken oda sıcaklığındaki levha direnci değerinin azaldığı gözlenmiştir. %30 ve %32,5 görev döngüsü değerli malzemelerin en düşük elektriksel levha direncine sahip olduğu görülmüştür. Isıtma sürecinde tüm numuneler için aktivasyon enerjileri hesaplanmıştır. Elde edilen aktivasyon enerjisi değerleri, VOx numunelerinin elektriksel iletkenliğin sıcaklık artışı ile artmasını açıklamaktadır. Raman spektroskopik ölçümleri oda sıcaklığında bütün VOx ince film numuneleri için gerçekleştirilmiştir. SiO2 ve Si3N4 alttaş üzerinde üretilen tüm ince filmlerde VO2, V2O5 ve V6O13 fazları karışık olarak gözlenmiştir. Bunun yanı sıra, bazı görev döngüsü değerleri için VOx ince film numunelerinde V2O3 fazı da tespit edilmiştir. Sonuç itibariyle, VOx ince filmlerin karışık fazlı ve yarı iletken özelliğe sahip olduğu belirlenmiştir.

Gökçenur Çakmak
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üç boyutlu biyosargı geliştirilmesi için kolajen ve dopa'nın biyoteknolojik üretimi

Yara iyileşmesi birbirinden farklı hücreler, hormanlar ve büyüme faktörlerinin rol aldığı karmaşık bir olaydır. Son yıllarda, aljinat, kolajen, kitosan vb. içeren birçok yara sargısı ticari olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada kolajen tabanlı yara iyileşmesine katkıda bulunacak MADOPA içeren hidrojel geliştirilmiştir. Hidrojelde kullanılacak kolajen, koyun derisinden pepsin ekstraksyon yöntemi ile izole edilmiş, Sirius red miktar tayini, Uv-vis spektroskopisi, CD spektroskopisi, SDS-page ve FT-IR-ATR ile karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Hidrojelin diğer yapı taşı olan MADOPA üretimi için, kültür Mantarından (Agaricus Bisporus) tirozinaz enzimi ekstraksyon, amonyum sülfat çöktürmesi ve sephadex g-75 jel filtrasyon ile saflaştırılmıştır. Saflaştırma sonucunda karakterizasyonlar, FT-IR, SDS-page, BCA miktar tayini, tirozinaz aktivite tayini şeklinde yapılmıştır. Çalışmamızdaki üçüncü basamak poli (HEMA-MAH-Cu(II) kriyojel kolon kullanarak immobilize tirozinaz sistemi geliştirmektir. Elde edilen kolonun karakterizasyonu şişme testi, FT-IR, SEM ve kolon verimi ile karakterize edilmiştir. Dördüncü basamak MAT'ın MADOPA'ya dönüşmesidir. Bu basamakta immobilize ve serbest enzimin aktivite farkları son ürün MADOPA'ya bakarak karşılaştırılmıştır. Son basamak olarak yara sargısı olarak kullanılacak Kolajen-ko-DOPA-ko-MATrp-Ru(bipyr)2-Cl hidrojel sargı 3B biyoyazıcı ile geliştirilmiştir. Bu materyal, biyobozunabilir, biyouyumlu ve non-toksiktir.

BiyomalzemelerPolimer malzemelerTıbbi malzemeler
Halil İbrahim Akbaş
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Co/B oranının kobalt borat eldesinde etkisinin araştırılması

Bu çalışmada, boraks pentahidrat ve kobalt klorür hammaddeleri kullanılarak sulu çözelti ortamında kobalt borat bileşiği eldesinde Co:B oranının etkisi araştırılmıştır. Başlangıç çözeltilerindeki Co:B oranı 1:2, 1:3, 1:4, 1:5, 1:7, 1:8, 1:10, 1:12 olan kobalt klorür ve boraks pentahidrat çözeltileri hazırlanarak, diğer parametreler değiştirilmeksizin tepkimeler tekrar edilmiştir. Sulu çözeltiler, 420 dev/dak karıştırma hızında ve 30 °C'de karıştırılmıştır. Tepkime sonrası ortaya çıkan asıltı filtre edilmiş; katı halde pembe-mor renkli bir çökelek elde edilmiştir. Numuneler kurutulmuş ve 850 °C'de 7 saat ısıl işleme tabii tutulmuştur. Kobalt borat numuneleri XRD, FTIR ve TG – DTA analizleri ile karakterize edilmiştir. Co:B oranı 1:2 olarak sentezlenen numunenin incelenmesinde, Co2B2O5 fazının yanı sıra sodyum ve kobalt içeren oksitli bileşiklerin oluşumu da gözlemlenmiştir. 1:2 ile 1:10 arasında değişen oranlarda gerçekleşen tepkimeler sonucunda genellikle Co2B2O5 ve CoB4O7 fazlarına birlikte rastlanmıştır. Co:B oranı 1:10 olarak yapılan deney sonucunda ise Co2B2O5 tek fazının elde edildiği tespit edilmiştir. Başlangıç çözeltilerindeki bor oranının daha fazla arttırılması durumunda Co2B2O5 fazının yanında Co3B2O6 bileşiği meydana gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Kobalt borat, Borat, Co/B oran, XRD.

Melike Ekiz Günay
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikey eksenli örnek rüzgar türbini tasarımı

Toplumların elektrik ihtiyacı gün geçtikçe artmaktadır. Buna karşılık geleneksel enerji kaynaklarından fosil yakıtların dünyada miktarları azalmaya başlamıştır ve enerji dönüşümleri sırasında atmosfere yaydıkları gazlar çevremize zarar vermektedir. Bu sebeple insanoğlu yeni enerji kaynağı arayışlarına girmiş ve uzun yıllardan beri kullanılmakta olan yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisine ilgi son yıllarda artmıştır. Rüzgar enerjisinden verimli bir enerji eldesi için yüksek rüzgar hızlarına ihtiyaç vardır. Türbinin çalışmaya başlaması için gereken hız, yatay eksenli rüzgar türbinlerinde; türbininin yüksek yerlere çıkarılarak çalıştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca türbin kanatlarının süpürdüğü alanın büyük olması gerekmektedir. Bu durum yapım maliyetini oldukça arttırmaktadır. Dikey Eksenli rüzgar türbinleri ise yer seviyesinde düşük rüzgar hızlarında çalışmaya başlayabilir ve maliyeti düşüktür. Bu çalışmada dikey eksenli bir rüzgar türbini ile çalışan sokak lambası yapılmış, çeşitli rüzgar hızlarında nasıl bir güç üreteceği Matlab Simulink'te kurgulanarak bulunmuştur. Türkiye'de yol aydınlatmasına harcanan miktarın toplam tüketimin %2' si kadar olduğu düşünüldüğünde, sokak aydınlatmalarının dikey eksenli rüzgar türbinleri ile yapılması, ülke ekonomisine bir katkı sağlayabilir. Her bir rüzgar türbini araştırması, yenilenebilir enerjisi kaynakları alanında yeni araştırmalara kapı açabilir.

Burcu Güler
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Metabolic engineering of Saccharomyces cerevisiae for the production of taxa 4, 5-11, 12 diene

Production of many drugs and valuable chemicals is mainly obtained from plants. Among these valuable chemicals is taxol; a terpenoid which is an anticancer drug of high value but with low supply due to the low abundance in its natural host; Taxus sp. which makes it very difficult and extremely expensive to extract. Metabolic engineering is one of the techniques that is being researched to solve this problem through the production of the taxol in alternative hosts such as Saccharomyces cerevisiae and Escherichia coli which are easier hosts to modify due to the wealth of knowledge and tools available to genetically modify them. However, before the production of the taxol in the Saccharomyces cerevisiae it is important to produce its first known precursor; Taxa 4, 5-11, 12 diene (Taxadiene), abundant production of which can later be used to produce taxol. In this study the precursors to taxadiene were overproduced in Saccharomyces cerevisiae by boosting the mevalonate precursors; acetyl CoA, malonyl CoA & acetoacetyl CoA, and mevalonate through the integrated constructs which were expressed using strong constitutive promoters TEF1 and PGK1 . The performance of the Saccharomyces cerevisiae strains containing these constructs was tested with plasmids that had been used successfully to produce taxadiene in earlier research and significant increase of taxadiene of almost 30-fold were recorded.

Farah Dagane Garaad
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Production of taxol precursors with yeast cell factories

Taxol is an important anticancer agent that is naturally produced by plant. As the plants yield is not consistent and is subjected to fluctuations, the need for another source became a must to make the production process more economical and consistent. Many isoprenoid compounds have been successfully produced in S. cerevesiae and reached good yields through modifying the mevalonate pathway by metabolic engineering tools. Taxol, in the same way, can be produced in Saccharomyces cerevesiae. Taxadiene is a precursor to Taxol and there have been many attempts to increase its yield in yeast through engineering the mevalonate pathway. In this study, in order to increase taxadiene yield in S. cerevesiae, farnesyl diphosphate synthase (ERG20), taxadeine synthase (TS) and geranyl geranyl diphosphate synthase (GGPPS) genes were introduced into S. cerevesiae via episomal plasmids. Effect of GGPSS genes from four different strains; Taxus canadensis, Sulfolobus acidophilus, Taxus baccata, and Taxus cuspidata was investigated to select best GGPPS gene for producion of taxadiene in S. cerevesiae. In comparison to the to the reference strain Taxadiene production increased by 31 folds by strain contained overexpressed GGPPS gene from Sulfolobus acidophilus, ERG20 and TS genes.

Metabolic engineering
Ahmad Mohammad Abdo Alkotb
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek katmanlı geçiş metal kalkojenitlerin üretilmesi ve karakterizasyonu

Son yıllarda tek tabakalı geçiş metal kalkojenit malzemeler (GMK) üzerinde yapılan çalışmalar büyük bir ilgi uyandırmıştır. Bu malzemeler, nano-elektronik, fotonik, enerji depolama, biyosensör, opto-elektronik gibi birçok uygulamalarda umut vaat etmektedir. Bu çalışmada, tek katmanlı GMK malzemelerinden MoS2, WS2, MoSe2 yapılarının, kimyasal buhar biriktirme tekniği ile çeşitli alt taşlar üzerinde büyüklük optimizasyonları yapılarak büyütmelerin geniş yüzey alana yapılması ve ayrıca bu büyütmelerin kontrollü ve tekrarlanabilir hale getirilmesi sağlanmaktadır. KBB ile büyütülen GMK malzemelerin karakterizasyonunda; optik mikroskop, mikro-Raman spektroskopisi ve atomik kuvvet mikroskobu (AKM) kullanılmıştır. Optik mikroskopta, büyütülen malzemelerin aydınlık ve karanlık alan görüntüleri alınarak, üretilen malzemelerin alt taş üzerindeki dağılımları, malzemelerin büyüklükleri ve tekdüzeliği hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Raman spektroskopisi ölçümlerinde ise, üretilen malzemenin Raman piklerine bağlı olarak katman sayısı belirlenmekte ve fotoluminesans ölçümü alınarak malzemenin kristal yapısı hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir. AKM ölçümleri sonucunda da malzemelerin kalınlıkları ölçülebilmekte ve malzemenin yüzey tomografisi ve pürüzlülüğü hakkında bilgi edinilebilmektedir.

Ezgi Şahin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engellenmiş amin ışık stabilizatörü (HALS), fosfor ve nanomalzeme kombinasyonlarının polipropilenin termal bozunumu ve yanma davranışı üzerindeki sinerjik etkilerinin araştırılması

Bu tez çalışması kapsamında fosfor esaslı güç tutuşur katkıların, engellenmiş amin ışık stabilizatörleri (HALS) ve nano-katkılarla kombinasyonunun polipropilenin (PP) termal bozunumu ve yanma davranışları üzerindeki sinerjik etkileri araştırılmıştır. Fosfor esaslı güç tutuşur katkılar ile kullanılan HALS ve farklı oranlarda silisyum dioksit, karbon nanotüp, titanyum dioksit nano-katkıları PP içerisine çift vidalı mikro harmanlayıcı kullanılarak eriyik harmanlama metoduyla katkılandırılmıştır. Fosfor esaslı güç tutuşur katkıların tek başına ve HALS ve nano-katkılarla kullanılmasıyla PP'nin termal bozunma davranışı üzerine etkileri termogravimetrik analizle (TGA), PP'nin yanma davranışı üzerine etkileri ise limit oksijen indeks (LOI) testi ve konik kalorimetre testiyle (CCT) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda fosfor esaslı güç tutuşur katkıların PP'nin yanma davranışına gaz fazında etki ettiği belirlenmiştir. Bununla birlikte fosfor esaslı güç tutuşur katkıların HALS ve nano-katkılarla birlikte kullanıldığında PP'nin LOI değerlerini artırdığı, ısı salınım hızı pik değerini (PHRR) ve ısı emisyon değerini (MARHE) düşürerek yanma davranışının geliştirilmesinde sinerjik etkiler gösterdiği belirlenmiştir.

Gamze Yüksel
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tetrahymena thermophila'da afinitik takılı insan büyüme hormonu'nun tetrahymena yapay koromozom vektör altyapısı ile rekombinant üretimi, saflaştırılması ve karakterizasyonu

Ülkemizin 2023 hedefi, sağlık alanında ilaç üretim altyapısının yetişmiş insan ve şirketleşme ile oluşturulmasıdır. Bu tez kapsamında; alternatif protein üretim konakçısı Tetrahymena thermophila'da insan terapötik proteinlerinden insan büyüme hormonunun (hGH) üretimi, amaçlanmıştır. hGH üretiminin vektörel altyapısında, İyi İmalat Uygulamalarına (İİU) uygun yüksek kopya sayılı dairesel T. thermophila makronükleer yapay kromozom-2 (TtAC2)'nin kullanımı planlanmıştır. TtAC2'nin ısı ile indüklenebilir HSP70.2 ısı şoku promotorunun kontrolü altına kodon uyumlu hGH kodlayıcı DNA dizileri klonlanmıştır. Biyolistik silah ile T. thermophila CU428 ırkına vektörler transforme edilmiştir. GFP-hGH füzyon proteini sitoplazmik üretimi 50 kDa monomer-101 kDA dimer, 6xHis-hGH ve takısız hGH proteinlerinin sitoplazmik üretimi ise 17 kDa-22 kDa monomer ve 34 kDa-44 kDa dimer olarak SDS-PAGE ve Western Blot analizleri ile gösterilmiştir. PLA22/23 sinyal peptid dizisi kullanılarak, endoplazmik retikulum üzerinden hücre dışına yönlendiren 6XHis-hGH ve takısız hGH'ın hücre dışına salgılandığı ELİZA ile tespit edilmiştir. Literatür kapsamında hipotezlenen hücre dışına salgılanan hGH'ın T. thermophila sekretom proteazları tarafından parçalandığı, in vitro proteolitik enzim aktivite testi sonuçları ile kanıtlanmıştır. Bu tez çalışması ile biyoaktivite analizleri için gerekli hGH proteinlerinin üretimi ve saflaştırılmasının vektörel altyapısı oluşturulmuştur. T. thermophila'da hGH üretim miktarının bu organizmanın proteaz genlerinin susturulması ve optimize biyoreaktör üretimiyle arttırılabileceği, sonucuna varılmıştır.

Büyüme hormonuDNA-rekombinant
Mehmet Çalıseki
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3t3 ve 5rp7 hücre hattında sinnamaldehit'in apoptotik mekanizmasının araştırılması

Sinnamaldehit olarak da bilinen Trans-Cinnamaldehyde (C9H8O, moleküler ağırlık: 132,16 g/mol, saflık>99% ), Cinnamomum cassia'nın kök kabuğundan izole edilmiş aktif bir bileşiktir. Cinnamomum cassia, hem Doğu hem de Batı ülkelerinde gastrit, kan dolaşımı rahatsızlıkları ve iltihaplı hastalıkların tedavisinde geleneksel olarak kullanılmaktadır. Sinnamaldehit; içecek, dondurma, tatlılar ve sakız gibi gıda maddelerinde koku arttırıcı bir madde olarak yaygın kullanılan tarçın kabuğu yağının ana bileşenidir. Yapılan çalışmalarda, Sinnamaldehit'in antitümör, antifungal, sitotoksik ve mutajenik/anti-mutajenik aktiviteler gibi çeşitli biyolojik aktiviteler göstermesi kanser tedavisi için yararlı bir kemoterapötik madde olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Sinnamaldehit'in, tümör hücresinin çoğalmasını inhibe ettiği bilinmektedir. Yaptığımız çalışmamızda, Sinnamaldehit'in kanser hücreleri üzerindeki etki mekanizmalarını araştırmak için H-Ras onkojeni ile transfekte edilen sıçan embriyonik fibroblast hücreleri (H-ras 5RP7) kullanılmıştır. NIH/3T3, fare embriyo fibroblast hücreleridir. NIH/3T3 hücreleri Sinnamaldehit'in kanser hücreleri üzerinde göstermiş olduğu etkilerin normal hücreler üzerinde gösterdiği etkiler ile karşılaştırmak için kullanılmıştır. Bu çalışmamızda; Sinnamaldehit'in H-Ras onkojeni ile transfekte edilen sıçan embriyonik fibroblast hücrelerindeki sitotoksik etkileri tespit edilip aynı zamanda yol açtığı programlı hücre ölümü mekanizmaları araştırılmıştır. Böylelikle Sinnamaldehit'in gelecek yıllarda anti-kanser ilaç olarak kullanılmasına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.

Kübra Ural
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azerbaycan'ın farklı gıda örneklerinden laktik asit bakterilerinin izolasyonu ve bakteriyosin üretim yeteneklerinin araştırılması

Bu çalışmada Azerbaycan'ın farklı illerine ait süt ürünlerinden laktik asit bakteri izolasyonu yapılmıştır. Bununla beraber örneklerde klasik yöntemle ve Tempo BioMeriux cihazıyla bakteri sayımı gerçekleştirilmiştir. İzole edilmiş laktik asit bakterileri biyokimyasal ve morfolojik olarak tanımlanmıştır. Bu bakterilerin bakteriyosin üretim yeteneklerini belirlemek için spot-on lawn ve 2 farklı agar kuyu difüzyon yöntemleri kullanılmıştır. En iyi sonuçlar MH agar üzerinde yapılan agar kuyu difüzyon yöntemiyle elde edilmiştir. Toplam 98 adet izolatın 29-da antimikrobiyal aktivite saptanmıştır. Kültür bağımlı yöntem olarak PCR ile izolatların 16S rRNA gen bölgeleri çoğaltılmış ve plazmid DNA izolasyonu yapılmıştır. Kültür bağımsız yöntem olarak örneklerin mikrobiyal çeşitliliğini belirlemek için floresan in situ hibridizasyon (FISH) deneyleri ve toplam nükleik asit ekstraksiyonu yapılmıştır. Illumina MiSeq platformu kullanılarak toplam nükleik asit ekstraktlarından16S rDNA'ya dayalı gen dizileme gerçekleştirilmiştir. SDS-PAGE yöntemi kullanılarak antimikrobiyal aktiviteye sahip olan ve olmayan bazı izolatların protein profili incelenmiştir.

Nurana Mollayeva
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development of flame retardant and antibacterial nanoparticle doped polypropylene fibers

The present study aimed to produce flame retardant (FR) and antibacterial nanoparticle doped polypropylene (PP) fibers containing phosphorus-based flame retardants (PBFRs). The synergistic effect of inorganic FR additives (Aluminum trihydroxide (ATH), zinc borate (ZnB), nano-silica (nano-SiO2), and carbon nanotube (CNT)) on the flammability of PBFR/PP systems were investigated to reduce the total amount of FRs which is essential for fiber spinning. Two different PBFRs, ammonium polyphosphate-based (APP) and cyclic phosphonate-based (CPP), were studied. In addition to the antibacterial additives (nano-cupric oxide (nano-CuO) and zinc oxide (ZnO)), a coupling agent (MPA) and a hindered amine light stabilizer (HAS) were also used in the FR formulations. Thermal properties and flammability of the prepared composites were determined by limiting oxygen index (LOI), thermogravimetric analysis (TG-DTG), cone calorimeter test and micro combustion calorimetry (MCC). All combinations of HAS and CPP showed a synergetic effect by acting with a gas phase mechanism. Only synergistic effect on PP/CPP/HAS system was found with nano-CuO resulting in an increase in LOI. Antibacterial analysis showed that only nano-CuO containing fibers had antibacterial activity. Flame retardant and antibacterial nanoparticle doped PP fibers were produced successfully by melt spinning at the loading of additives up to 5.5 wt%. Keywords: Technical textile, Flame retardant, Halogen-free, Polypropylene, Fiber

Ayfer İrem Koca
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gen taşıyıcı sistem olarak hdl (Yüksek-yoğunluklu lipoprotein) mikro-ve nanopartiküllerinin hazırlanması

Günümüzde Nanoteknoloji ve Gen tedavisinin hızla gelişmesi geleneksel ilaçların yerini, bu sistemler ile oluşturulan, yeni terapötiklere bırakmasına neden olmaktadır. Na-noteknoloji yöntemleri kullanılarak oluşturulan taşıyıcı sitemler ile ilaçların daha etkili şekilde istenen organlara hedeflenmesi ve diğer organlara olan yan etkilerinin azaltılması başarılmıştır. Yüksek-Yoğunluk Lipoprotein (HDL) insan vücüduna özgün bir kompleks yapı-dır. HDL partiküllerinin içerdiği apolipoprotein (ApoA-I) moleküllerinin hücre zarında olan SRB1 reseptörleri ile doğal bir etkileşim sağlar. SRB1 reseptörlerinin kanserli hüc-relerin yüzeyinde daha fazla bulunması, HDL kullanımıyla, kanserli hücrelere hedefleme yapılabileceğini göstermektedir. Bcl-2 geninin birçok kanser hücresinde aşırı ekprese olması, hücrelerin apaptoza gitmesini engellemektedir. Dolayısıyla bu genin susturulması kanser hücrelerinin ölümü üzerinde etkindir. Kitosan, katyonik özellik, biyouyumlu, biyoparçalanır, non-toksik, ucuz ve düşük immünolojik özelliklere sahip olduğu için gen taşıyıcı sistem olarak yaygın kullanılmak-tadır. Bu çalışmada hedelenen, anti-Bcl-2 siRNA'yı kanserli hücrelere taşıması için yü-zeyine HDL bağlanarak aktif hedeflendirilmiş kitosan nanopartiküllerinin geliştirilmesi ve in vitro karakterizasyonudur.

Rasım Masımov
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Production of three dimensional porous sers substrates using silver nanoparticles-decorated expanded graphite

Surface enhanced Raman spectroscopy (SERS) is a promising technique for single molecule detection, food safety, medical diagnostics and bio-sensing applications. However, relatively poor stability of the present substrates, high production costs due to need of sophisticated equipments, and repeatability problems limit the use of SERS as a routine analysis technique. Three dimensional (3D) porous platforms that contain metal nanostructures are highly promising for SERS applications due to fast penetration of solvent into the substrate and enabling to adsorb more metal nanoparticles and analyte molecules because of their high specific surface area. However, it is a prerequisite to develop these platforms with a low cost. In this thesis study, 3D porous substrates were prepared from expanded graphite (EG) which was decorated by silver nanoparticles (AgNPs), and their SERS-activity was investigated. EG is a relatively low cost material with a highly porous structure, high specific surface area and reactivity, which allow adsorption of large amount of nanoparticles and analyte molecules. Accordingly, spherical AgNPs in the size range of 20-100 nm were successfully synthesized by chemical reduction of AgNO3 in solution phase method and uniformly mixed with EG. The obtained EG/AgNPs nanocomposite powders were compacted in the form of a pellet and their SERS activity was tested using R6G dye. R6G solutions with different concentrations 10-3 – 10-12 M were dropped onto the substrates and the solvent penetrated into the substrate within a few minutes, enabling to perform SERS analyses immediately. The detection limit of EG for R6G was determined as 10-7 M, while the detection limit was lowered to 10-11 M when EG was decorated with AgNPs which were synthesized using ascorbic acid as a reducing agent.

Ayşe Kurt
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Termiyonik vakum ark yöntemi ile nanoyapılı çinko sülfür filmlerin elde edilmesi ve bazı fiziksel özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, çinko sülfür (ZnS) yarı iletken filmler, termiyonik vakum ark (TVA) yöntemi ile mikroskop ve flor katkılı kalay oksit (FTO) kaplı cam alttaşlar üzerinde elde edilmiştir. Elde edilen ince filmlerin yapısal, optiksel ve morfolojik özellikleri incelenmiştir. İki farklı alttaş üzerinde üretilen filmlerin x ışını kırınım desenleri numunelerin altıgen (wurtzite) kristal yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Tanecik boyutu, tercihli yönelim, örgü parametreleri, stres ve gerilme değerleri XRD sonuçlarından belirlenmiştir. ZnS filmlerine ait kırılma indisi ve sönüm katsayısı dalgaboyunun fonksiyonu olarak spektroskopik yöntemlerden belirlenmiştir. Mikroskop ve FTO kaplı cam alttaşlar üzerine üretilen filmlerin kalınlıkları sırası ile yaklaşık 124 ve 126 nm olarak ölçülmüştür. Mikroskop ve FTO kaplı cam alttaşlar üzerine üretilen ZnS filmlerinin direk bant geçişine sahip yasak enerji aralığı değerleri sırası ile 3,44 ve 3,5 eV olarak hesaplanmıştır. ZnS filmlerinin oda sıcaklığı fotoluminesans spektrumları FTO kaplı cam alttaşı için iki pik ve mikroskop cam alttaşı için üç pik göstermiştir. Alan emisyonu taramalı elektron mikroskobu (FESEM) görüntüleri, ZnS filmlerin kullanılan alttaşlara bağlı olarak küçük kristalciklerden oluşan arka plan üzerinde rastgele dağılmış nanoçubuklardan veya nanotüplerden oluştuğunu ortaya koymuştur. ZnS filmlerinin yüzey topolojisi atomik kuvvet mikroskobu ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: FTO, FESEM, X-ışınları, Nanotüp, Nanoçubuk, ZnS

Ersin Kaya
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oleuropein ve nano-oleouropein formunun 5rp7 ve 3t3 hücreleri üzerine apoptotik etkileri

Günümüzde kanser çok sık görülen, erken tanı ve teşhis konulmadığı zaman ölümcül olan bir hastalıktır. Kanser tedavi şekillerinden biri olan kemoterapinin hedefi kanserli hücreleri yok etmektir. Kemoterapi ilaçları her kanser türünde etkili olmamaktadır. Bu yüzden kanser tedavisi için yeni geliştirilmiş ilaçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Oleuropein zeytinyağı ve yaprağından elde edilen fenolik bir bileşiktir. Yapılan çalışmalarda zeytinin kendisinde ve yağında yağ asitleri, polifenoller ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanları bulundurduğunu ortaya koymuştur. Zeytindeki antioksidanların kardiyovasküler hastalıklar ve kanser riskini azalttığı ve hücrelerin genetik olarak hasar görmesini engellediği gibi sağlık üzerine olumlu etkilerinin olduğunu kaynaklarla desteklenmektedir. Kanser tedavilerinde yeni yaklaşımlar, kanserli hücrelere yeni tedavi ajanlarının sokulması, yan etkileri en az olan ajanlar seçilip bunların geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmamızda oleuropeinin ve nano-oleouropein formunun H-ras sıçan embriyo fibroblast 5RP7 ve fare embriyo fibroblast 3T3 hücreleri üzerindeki sitotoksik etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Deney sonuçlarımızdan oleuropein ve nano-oleo formunun sıçan embriyo fibrablast 5RP7 hücrelerinde sitotoksisite gösterdiği ancak 3T3 fare embriyo fibroblast hücrelerinde ise çok yüksek dozlarda çok düşük sitotoksisite gösterdiği bulunmuştur. Bu ajanın bu özelliğinden dolayı yeni tedavi ajanı olarak geliştirilip ileri araştırmalar yapıldıktan sonra kanser tedavisinde uygulanma potansiyeline sahip olduğunu vurgulamaktayız.

Melike Çevik
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uçucu kül kullanılarak bor katkılı anortit üretimi

Bu çalışmada, elektronik endüstrisinde entegre devre altlık malzemesi olarakkullanılan anortit seramik malzeme, termik santral uçucu külü ve bor (borikasit) kullanılarak toz metalurjisi yöntemleri ile üretilmeye çalışılmıştır. Katkısızve farklı oranlarda (%2, %4 ve %6) borik asit katkısı kullanılarak elde edilennumuneler 900oC-1300oC sıcaklıkları arasında sinterlenmiş ve sinterlenenpelletler XRF, XRD, SEM kullanılarak karakterize edilmiştir. XRF analizleri,üretilen numunelerin bileşiminin anortite yakın olduğunu, ancak anortityanında safsızlıklar içerdiğini göstermiştir. Bu safsızlıklar anortit üretimindekullanılan uçucu külden kaynaklanmıştır. XRD analizleri sonucunda 900oC'deanortit oluştuğu ve sıcaklık arttıkça anortit miktarının arttığı ancak, 1200oC'deyapı hemen hemen tamamen anortite dönüşmesine rağmen, tek fazlı anortityapısı elde edilemediği görülmüştür. Borik asit katkısının anortit oluşumunuhızlandırdığı, ancak yüksek bor oranının anortit oluşumunu çok fazlaetkilemediği tespit edilmiştir. SEM incelemeleri, genelde bor katkılınumunelerin katkısıza göre daha uniform bir yapıya sahip olduğunu, ancakborik asit katkısının artmasıyla yapıda kısmi ergimelerin arttığını 1200ºC'dehem katkılı hem de katkısız numunelerde ergimenin meydana geldiği ve yapınınyüksek oranda camsı faz içerdiğini göstermiştir. Borik asit katkılı ve katkısıznumunelerin yoğunluk ölçümleri, yoğunluk ile sıcaklık ve borik asit katkısıarasında kararlı bir değişimin olmadığını göstermiştir. Borik asit katkılı vekatkısız numunelerde elde edilen maksimum relatif yoğunluk değeri yaklaşık%61 olarak saptanmıştır. Daha yüksek yoğunluk değeri elde etmek için1300oC'de yapılan sinterleme işleminde, numuneler ergidiğinden bunumunelerin karakterizasyonu mümkün olmamıştır.

Uğur Aydoğan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaplama malzemelerinin tasarlanmış çinko oksit partiküllerinin sitotoksisite özelliklerine etkilerinin araştırılması

Kozmetik uygulamalarda üreticiler tarafından güneş kremi ve kozmetik ürün formülasyonlarında çinko oksit (ZnO), sıklıkla bir bileşen olarak kullanılır. Çinko oksit çeşitli dalga boylarındaki (290-400 nm arası) ışınlarda bütün kimyasal filtrelerden daha iyi koruma sağlamaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, özgün bir toz teknolojisi olan ve daha önce biyouyumluluğu ZnO nanopartikülerine göre çok daha iyi olduğu tespit edilen tasarlanmış şekle sahip mikron boyutlu hegzagonal MicNo-ZnO tozlarının kozmetik ürünlerde kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla farklı kaplama malzemeleriyle kaplandığında oluşan sitotoksite özelliklerinin incelenmesidir. Kaplama malzemeleri trietoksikarililsilan, polidimetilsiloksan, hidrojen polidimetilsiloksan ve silika olarak kullanılmıştır. Elde edilen farklı formlardaki MicNo-ZnO tozlarının biyolojik etkileri insan keratinosit (HaCaT) hücreleri üzerinde incelenmiştir. Sonuç olarak, polidimetilsiloksan diğer kaplamalarla karşılaştırıldığında MTT ve ROS sonuçlarına göre daha az sitotoksisiteye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Mahruza Yusıflı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lactobacillus rhamnosus G28.2'den elde edilen ekzopolisakkaritin anti-kanser etkilerinin in vitro yöntemlerle araştırılması

Günümüzde kolorektal kanserden ölenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. Tümörlerin gelişimi ve yayılımında anjiojenez rol oynamaktadır. Yeni damar oluşumunun engellenmesi tümör büyümesini engelleyeceği için kanserle savaşta önemli bir stratejidir. Laktik asit bakterilerinden elde edilen ekzopolisakkaritlerin antioksidan, bağışıklığı düzenleyici, anti biyofilm ve anti-tümör etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Kanserde anjiojenez meydana gelir. Anjiojenez tümör büyümesi ve metastaz için çok önemlidir. Kanserli hücreler vasküler endotel büyüme faktörü (VEGF) ve temel fibroblast büyüme faktörü (bFGF) salgılayarak kendilerine yakın damarlarda bulunan endotel hücrelerin çoğalmasını indükler sonrasında bu hücreler yeni kan damarları oluşturarak tümörün etrafını sararlar. Bu tez çalışmasında ağızdan izole edilen Lactobacillus rhamnosus G28.2'den elde edilen ekzopolisakkaritin (EPS) insan kolon adenokarsinoma hücreleri (Caco-2) ve göbek kordonu veni endotel hücrelerinin (HUVEC) çoğalmaları üzerindeki etkileri MTT testi ile araştırılmıştır. HUVEC'nin anti anjiojenik etkisi tüp formasyon testi ile belirlenmiştir. Tez çalışması sonucunda Caco-2 ve HUVEC hücreleri üzerinde laktik asit bakteri EPS'nin 3000-4000-5000 ve 6000 µg/ml'lik konsantrasyonlarının hücre çoğalmasında düşüşe neden olduğu ve HUVEC hücreleri üzerinde 3000-4000-5000 ve 6000 µg/ml'lik konsantrasyonlarda anjiojenez oluşumunu engellediği saptanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda EPS'nin biyo-ilaç olabileceği düşünülmektedir.

Gizem Tanlak Sarı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bi1,6Pb0,4Sr2Ca2-xSmxCu3Oy (x= 0,0 ve 1,0) süperiletkenlerin elektriksel karakterizasyonu

Bu çalışmada, Bi1,6Pb0,4Sr2Ca2-XSmXCu3Oy örnekleri katıhal tepkime yöntemikullanılarak üretildi. Malzemenin kritik sıcaklığı ve iletim özellikleri van derPauw tekniği ve Hall etkisi ölçümleri ile incelendi. Hall etkisi ve özdirençölçümleri 25-300 K sıcaklık ve 0-1,4 T manyetik alan aralığında yapıldı. Bunumunenin kritik geçiş sıcaklığı BPSCCO içindeki Sm2O3 miktarının artmasıile düştü. Süperiletkenlik geçiş aralığının manyetik alanın şiddetine bağlıolarak genişlediği gözlendi. Farklı manyetik alanlarda elde edilen ln(özdirenç)ve 1/sıcaklık diyagramının eğiminden aktivasyon enerjisi hesaplandı.

Havva Boğaz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sepiyolit destekli Aspergillus Fumigatus ve Aspergillus Terreus ile Kongo Kırmızısı giderimi

Aspergillus fumigatus ve Aspergillus terreus kültürlerinden elde edilen biyokütle, doğal ve HDTMA modifiye-sepiyolit ile immobilize edilerek sorbentler hazırlanmıştır. Hazırlanan sorbentlerin anyonik bir boyarmadde olan Kongo kırmızısının sulu çözeltilerinden uzaklaştırılması için uygunluğu kesikli sistemde belirlenmeye çalışılmıştır. Sorpsiyon mekanizmasına etki eden sorbent miktarı, denge temas süresi, boyarmadde derişimi ve sıcaklık parametreleri verileri ile yalancı-birinci derece, yalancı-ikinci derece ve partikül içi difüzyon modelleri ile Langmuir ve Freundlich izoterm modelleri uygulanmıştır. Tüm sorbentler için sorpsiyona ait denge verilerinin belirli hata sınırları içersinde sorpsiyon kapasiteleri açısından Langmuir izoterm modeli ile temsil edilebileceği sonucuna varılmıştır. I) 45 oC sıcaklıkta A. fumigatus için ve MS-fumigatus için sırasıyla, 72,99 mgg‒1 ve 114,28 mgg‒1 iken, DS-fumigatus için ise 35 oC sıcaklıkta 355,87 mgg‒1 olarak hesaplanmıştır. II) A. terreus için 45 oC sıcaklıkta 67,07 mgg‒1 olarak hesaplanmıştır. DS-A. terreus ve MS-A. terreus için 35 oC'de ise sırasıyla 353,36 mgg‒1 ve 69,49 mgg‒1'dır. Deneylerde kullanılan immobilize sorbentlerin sorpsiyon davranışlarının aydınlatılabilmesi amacıyla FT-IR ve SEM analizleri kullanılarak karakterizasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda geliştirilen immobilize sorbentler, Kongo Kırmızısı boyarmaddesinin sulu çözeltilerden gideriminde etkili ve alternatif malzemeler olarak önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sorpsiyon, Aspergillus fumigatus, Aspergillus terreus, Kongo Kırmızısı, İmmobilize sorbent

Betül Müjdeci
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Laktik asit bakterileri ile lipaz enzimi üretimi

Süt ve peynirden izole edilen 50 laktik asit bakterisi lipaz aktivitesi açısından taranmıştır. Yüksek lipaz aktivitesine sahip olan 11 izolat seçilmiştir. Seçilen 11 izolat 16S rRNA dizi analizi ile tanımlanmıştır. İzolatlardan 9 u E. faecium 2 si E. durans olarak tanımlanmıştır. Seçilen bu izolatlar ile optimum enzim üretim koşulları belirlenmiştir. Seçilen bakteriler ile lipaz üretimi için optimum gelişme koşulları belirlenmiştir. Azot kaynağı olarak %5 pepton, karbon kaynağı olarak glikoz içeren pH'sı 6.5 olan besi ortamında 48 saat 120 rpm de, 40-60oC inkübasyondan sonra üretilen mikroorganizmalardan elde edilen ekstrasellüler enzimlerin aktivitesi maksimum olmuştur. Optimum koşullarda üretilen ekstrasellüler enzim aktivitesine etki eden faktörler belirlenmiştir. Kısmi saflaştırılmış ekstrasellüler enzim aktivitesi 30-45oC de, pH 9-10 arasında maksimum olmuştur. Lipaz enzimleri halofil özellik göstermiştir yüksek tuz konsantrasyonlarında yüksek aktivite gözlenmiştir. Ekstrasellüler enzimlerin sıcaklık direnci suşlara göre değişmiştir. Ekstrasellüler enzimlerin aktiviteleri 3,5 saat 45oC alkali ortamda (pH 8-11) inkübasyon sonrasında devam etmiştir. Enzim aktivitesine çeşitli katyonların ve yüzey aktif maddelerin etkisi farklılıklar göstermiştir. Enterococcus spp. suşlarına ait kısmi saflaştırılmış ekstrasellüler enzimlerin düşük sıcaklıkta ve yüksek sıcaklıkta aktivite göstermeleri, halofil özellikte olmaları nedeniyle gıda sektöründe özellikle et ve süt ürünleri gibi fermente ürünlerde aroma ve arzu edilen lezzetin kazandırılması amacıyla kullanılabilirliği ümit vaat etmektedir. Anahtar Kelimeler: Enterococcus faecium, Enterococcus durans, Lipaz, Enzim aktivitesi

Esra Acu
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hibrit yenilenebilir enerji sistemleri ile entegre akıllı şebekenin modellenmesi ve simülasyonu

Giderek artan dünya nüfusu ve fosil yakıt rezervlerinin azalan bir eğri oluşturması sebebiyle enerji kaynağı olarak alternatif arayışlara yönelinmiştir. Fosil yakıtların oluşum hızı, tüketim miktarının yıllara göre artmasına paralel bir süreç sergilememektedir. Günümüzde ne kadar alternatif öneriler ortaya atılsada henüz bunları tercih etme yoluna tam anlamıyla gidilememiştir. Enerji üretimi açısından ön plana çıkan kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların tüketimi ve bu kaynakların doğada hızla tükenmesi bizlerin yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını zorlaştırmıştır. Bu enerji kaynaklarının avantajları incelendiğinde en önemli özelliklerinden biri hibrit olarak kullanılabilmeleridir. Hibrit sistemler farklı enerji kaynaklarının birlikte kullanımına ve yenilenebilir enerji kaynaklarının mevcut sisteme entegrasyonuna olanak sağlamaktadır. Bu çalışma hibrit yenilenebilir enerji sistemlerinin örnekleri ve mevcut sistemlere entegrasyonunun nasıl yapılacağı hakkında bilgi vermektedir. Önemli mali destekler sonucunda bu sistemler günümüzde kurulmaya ve kullanılmaya başlanmıştır; ancak bu sistemlerin kurulumu için alt yapının güçlendirilmesi ve araştırma-geliştirme çalışmalarının arttırılması gerekmektedir. Rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının stabilitesi ortam koşullarına bağlı olduğu için akıllı şebekelere entegrasyonu ile iletim ve dağıtım konusunda enerji arz güvenliğini daha üst noktalara taşımış olur. Bu çalışmada yenilenebilir enerji sistemlerinin modellemesi yanında akıllı şebekelere entegrasyonu da incelenmiştir.

Hibrit enerjiYenilenebilir enerjiYenilenebilir enerji kaynakları
Ömer Aydın
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Derin sinir ağları kullanarak Eskişehir'deki güneş radyasyonu tahmini

According to the WEO, the global demand for energy is presumably going to increase, due to growing up the world's population during the upcoming two decades. As a result of that, apprehensions about environmental effects, which appear as a result of greenhouse gases, are grown and cleaner energy technologies are developed. This clearly shows that extended growth of the worldwide market share of solar energy. For this reason, a predictive model that effectively observes solar energy conversion and its performance is considered as the best choice for design solar energy plants. In this thesis, to find the most accurate model for solar radiation forecasting, many studies have been conducted. In this work, based on three different approaches, the problem was solved by using classic mathematical models, artificial neural network (ANN), and deep neural network (DNN) methods. Besides, four new models have been developed for solar radiation prediction. The data are obtained from the Turkish State Meteorological of Service. The obtained results are compared and evaluated by the root mean square error (RMSE), mean absolute error (MAE), mean bias error (MBE) and test statistics (t-statistic). As a result of the analysis, the best result was given by the deep learning (DL) method. Keywords: Solar radiation forecasting, ANN, DNN, Artificial intelligence, Hybrid models

Mohammed Qasem Mohammed Saleh Qasem
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin genetiği değiştirilmiş organizmalara yönelik tutum ve görüşleri, satın alma niyetleri: Eskişehir TOKİ Şehit İkram Cirit Anadolu Lisesi örneği

İlk genetik değiştirme işlemlerinin yapıldığı 1970'li yıllardan günümüze çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Ürün ve gıdaların ömürlerinin uzaması, içeriklerinin zenginleştirilmesi ya da alerjik reaksiyonlarının ortadan kaldırılması bu gelişmelerden sadece bir kaçıdır. Dahası son yıllarda genetik değiştirme yöntem ve tekniklerinin gelişmesi ile birlikte birçok hastalığa yönelik tedavi yöntemleri dahi geliştirilmiştir. Ancak bu gelişmeler beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Söz konusu sorunların başında bu türden uygulamaların öngörülemez olması ve insan ve çevre sağlığı üzerine olası etkilerinin ne olacağının tahmin edilememesi gelmektedir. Bu durum, insanların genetiği değiştirilmiş organizmalara dayalı ürün ve gıdaların kullanımından rahatsız olmalarına ve bu türden çalışmalara karşı çıkmalarına neden olmuştur. Bu noktada kamuoyunun genetiği değiştirilmiş organizmalara yönelik görüş ve tutumlarının incelenmesi son derece önemlidir. Zira söz konusu uygulamalar hem sosyal, hem ahlaki hem de ekonomik açıdan tüm bireyleri yakından ilgilendirmektedir. Bu kapsamda, bu çalışmada, lise öğrencilerinin genetiği değiştirilmiş gıdalara yönelik görüş, tutum ve bilgi düzeylerinin incelenmesi ve satın alma niyetlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma evreni olarak Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde faaliyet gösteren Toki Şehit İkram Cirit Anadolu Lisesi'nde okuyan lise öğrencileri belirlenmiş ve olasılıklı örnekleme yöntemlerinden biri olan tabakalı örnekleme yöntemine göre örneklem büyüklüğü belirlenmiştir. Bu çalışmada, lise öğrencilerinin genetiği değiştirilmiş gıda ve organizmalara yönelik olumsuz bir bakış açısına sahip oldukları, büyük bir çoğunluğunun bu türden uygulamaları insan ve çevre sağlığına tehdit olarak gördükleri ve satın alma niyetlerinin de genetiği değiştirilmiş gıdalara yönelik görüş, tutum ve bilgi düzeylerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda, genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında kamuoyu bilincini artırmak için birtakım tanıtım ve eğitim programlarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, GDO, Transgenik Ürünler, Satın Alma Niyeti

Merve Tabak
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Igy saflaştırılması ve biyogörüntüleme ajanı olarak değerlendirilmesi

Günümüzde biyolojik örneklerin görüntülenmesi, yaşam bilimlerinde moleküllerin, hücrelerin ve dokuların daha etkin bir biçimde analizi olarak kabul edilmektedir. Biyogörüntüleme teknolojisinin gelişimi, araştırmacıların örnekleri daha önce mümkün olmayan yollarla görselleştirmelerini ve ölçmelerini sağlamıştır. Görüntülemede nicel yöntemler ve görüntü analizindeki gelişmeler, bir teknoloji olarak görüntülemenin bilim dünyasına ne gibi katkılarda bulunabileceğini gözler önüne sermektedir. Yapılan tez çalışmasında, akciğer fibroblast hücreleri ile akciğer epitel karsinomu hücreleri arasındaki ayrımı kolaylaştıracak bir biyogörüntüleme yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada, özgün bir yöntem olan "Aminoasit Dekore Edilmiş Işık Destekli Konjugasyon Yaklaşımı" (ANADOLUCA) metoduyla sentezlenmiş floresans özellikteki İridyum kompleksi, yüksek yükleme kapasitesi nedeniyle laponit kiline bağlanmıştır. Ayrıca; antikor yönlendirici olarak, tavuk yumurta sarısından saflaştırılan immünoglobulin Y (IgY) kullanılmıştır. Saflaştırılan IgY'nin, SDS-PAGE, UV-Vis spektroskopisi, FT-IR ve CD spektroskopisi analizleri ile karakterizasyonu yapılmıştır. IgY'ye bağlı anti-transferrin antikor (ATAb) ile transferrinin etkileşimiyle kompleksin hücre içine girmesi sağlanarak floresans mikroskobunda görüntüleme yapılmıştır. Laponit ve İridyum (III) (Ir3+) kompleks için karakterizasyon çalışmaları FT-IR, Zeta boyut analizi, floresans spektroskopisi, SEM analizleriyle yapılmıştır. Son olarak floresans mikroskobuyla görüntüleme yapılarak kompleksin biyogörüntüleme ajanı olarak etkinliği gösterilmiştir.

Hücre görüntülemeTeşhis-görüntülemeTıbbi görüntüleme
Rukiye Didem Toklu
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji arz güvenliği kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi ve sürdürülebilir enerji politikaları

Bu çalışmanın amacı, ekonomik gelişmenin ve kalkınmanın son derece önemli olduğu günümüzde hem Dünya hem Türkiye ekonomisinde ihtiyaç duyulan enerji ihtiyacının giderek artması ile kullanılan enerji kaynaklarının önemi ve enerji arz güvenliğine olan etkisini incelemektir. Enerji kaynakları bakımından özellikle dışa bağımlılığı olan ülkelerde uygulanan enerji politikaları, enerji arz güvenliği kavramı çerçevesinde önem kazanmaktadır. Enerjide dışa olan bağımlılığı azaltmak ve sürdürülebilir olmak adına, ülkeler; artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmekte ve izledikleri politikalar ile yenilenebilir enerji kaynaklarının giderek yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Ekonomik büyüme performansında stratejik bir öneme sahip olan enerji kaynaklarının arz güvenliği kapsamında: elde edilebilir olması, ekonomik ve kullanılabilir olması, sürdürülebilir olması ve de bu kaynağın güvenli bir şekilde ulaşılabilirliğinin sağlanması enerji arz güvenliğinin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Dört bölümden oluşan bu çalışmada; birinci bölüm, giriş bölümü olup çalışmada ele alınan ana konulara ilişkin özet bilgiler, ikinci bölümde enerji arz güvenliğinin tanım ve kapsamı, bileşenleri, arz güvenliğini etkileyen faktörlerin tüm boyutları, üçüncü bölümde yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi, üretim ve tüketim miktarları ile potansiyelleri, dördüncü bölümde ise, enerji arz güvenliği kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarının Dünya ve Türkiye özelinde alternatif kaynak olup olmadığı, ayrıca sürdürülebilirlik açısından uygulanan enerji politikaları ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler:Enerji, Enerji arz güvenliği, Yenilenebilir enerji, Sürdürülebilirlik

Mustafa Nebi Ergin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Şebekeye bağımsız ve bağımlı hıbrıd yenılenebılır enerjı sıstemı teknık ve ekonomık değerlendırılmesı: Eskişehir Teknik Üniversitesinde vaka çalışması

As a result of increase in energy demand and population, renewable energy is being utilized around the world especially hybrid renewable system because it utilizes the strength of one energy sources to balance the weakness of the other making the system reliable, less costly and polluting, but the hybrid system should be optimally sized to make it economically attractive. Therefore, the objective of the thesis is to determine the technical and economic evaluation as well as environmental impact of a standalone and grid interactive hybrid renewable energy system to supply electricity to an Electrical and Electronics Engineering Department in Eskişehir Technical University. Hybrid optimization model for multiple energy resources (HOMER) pro software was preferred to achieve the optimal configuration of the standalone and grid interactive hybrid system. Then, the two system is compared to see the most economical one according to the net present cost (NPC) and cost of energy (COE). The results revealed that the most optimal configuration of the two system is PV/grid hybrid system with 198 kW solar panel and the grid. it has NPC of $1.68M and COE of 0.176 $/kWh but not environmentally friendly when compared to the standalone hybrid system because of low renewable fraction. In this thesis, problems related to reliability, cost and environmental concerns of traditional energy sources are solved by using hybrid renewable energy system. The outputs of the thesis can assist stakeholders and policy makers in the growth of a standalone and grid interactive hybrid renewable system.

Husseın Kerow Adan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akuatik bitki Lemna minörde ağır metal stresine karşı miRNA cevaplarının araştırılması

Ağır metaller günümüzde en yaygın rastladığımız çevre kirleticilerindendir. Özellikle su ekosistemleri başta olmak üzere yeryüzündeki tüm ekosistemler ağır metallerin yapmış olduğu toksik etkilerden olumsuz olarak etkilenmektedirler. Lemna minör, Lemnaceae familyasına ait olan monokotil sucul bir bitkidir ve genelde mineral ve organik kontaminasyonu gidermek için atık su arıtımında kullanılır. MikroRNA'ların (miRNA), metalin detoksifikasyonu için ağır metal stresine karşı verilen tepkilerin önemli modülatörleri olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada kadmiyum stresine maruz bırakılan L. minor'de ağır metal stresinde görevli olduğu bilinen 5 farklı miRNA (miR156, miR159, miR171, miR395 ve miR396) ve bunların hedef genlerinin (SPL, MYB, GRAS, SULTR ve GRF) ekspresyon seviyelerindeki değişikliğin belirlenmesi amaçlanmıştır. Hoagland solusyonu içinde kültüre alınan L. minor 0, 6, 12, 24saat süreyle 100 µM CdCl2 içeren Hoagland solusyonu içinde inkübe edilmiştir. İnkübasyon sonrası sıvı azotta öğütülen bitki örneklerinden miRNA ve mRNA izolasyonu yapılmış ardından RT-PCR ile cDNA elde edilerek qRT-PCR ile de ekspresyon seviyeleri belirlenmiştir. Aynı L. minor örneklerindeki kadmiyum miktarını belirlemek için yaş yakma yöntemi kullanılmış ve numuneler ICP-OES cihazında ölçülmüştür. Sonuç olarak kadmiyuma maruz bırakılan L. minor örneklerinde ağır metal miktarının saate bağlı olarak arttığı tespit edilmiştir. Çalışılan miRNA ekspresyon seviyeleri kontrolle kıyaslandığında her bir miRNA için 6. ve 12. saatlerde ekspresyon artarken 24. saatte ekspresyonun azaldığı görülmüştür. SPL geninin ekspresyon seviyesi değişmezken, MYB ve SULTR2 genlerinin ekspresyon seviyesinin azaldığı, GRAS geninin ekspresyon seviyesinin arttığı ve GRF geninde ise ekspresyonun 6. ve 12. saatlerde arttığı fakat 24. saatte azaldığı gözlemlenmiştir. Bu çalışma kadmiyum stresine maruz bırakılan örneklerde çalışılan miRNA'lar ve onların hedef genlerinin ekspresyon profillerinin, literatürde çalışması yapılan diğer bitkilerdeki miRNA ekspresyon profillerine göre farklı düzenlendiğini göstermiştir. Bunun da Lemna minor bitkisinin hiperakümülatör bir bitki olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. L. minör bugüne kadar ağır metal stresinde oldukça fazla tercih edilmiş bir bitki olmasına rağmen gen ekspresyon profilleri ile ilgili yapılan herhangi bir çalışma örneğine literatürde rastlanılmamıştır. Çalışmadan elde edilen bilgiler bu bitki ile ilgili yapılacak sonraki çalışmalara rehberlik etmesi yönünden önemlidir.

Merve Sağlam
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bacillus suşu kullanılarak kısa zincir uzunluğunda (SCL) polihidroksialkanoat (PHS) sentezi, karakterizasyonu ve kollajen ile formülasyonu

Plastik yapımında kullanılan birçok farklı kimyasal grubun son derece toksik olduğu ve çevre için ciddi bir tehdit oluşturduğu bilinmektedir. Bu amaçla biyosentetik ve biyobozunur biyopolimerler, bu özellikleri nedeniyle büyük ilgi görmektedir. Polihidroksialkanoatlar (PHA), besin sınırlayıcı koşullarda hücre içi karbon ve enerji depo maddesi olarak birçok mikroorganizma tarafından sentezlenebilir. PHA'ları kimyasal olarak sentezlemek oldukça zor olduğundan, mikroorganizmalar, bu polimerin yüksek saflıkta üretilmesi için önemli bir kaynak olarak kullanılmaktadır. Günümüzde ilaç taşınmasında ortaya çıkan sorunları azaltmak için yeni teknolojilerden faydalanılmaktadır. Fizyolojik koşullarda biyouyumlu ve biyobozunabilir polimerler ilaç taşıma sistemlerinin geliştirilmesinde biyobozunur olmayan polimerlere göre daha fazla tercih edilmektedir. Bu çalışmada, kısa zincir uzunluğundaki polihidroksialkanoat (scl-PHA)'ın gram-pozitif bir bakteri olan Bacillus cereus suşu kullanılarak sentezlenmesi, saflaştırılması ve bu ürünün denizanası kollajeni (jellyfish collagen) ile formüle edilerek yara iyi edici sistemlerin hazırlanmasında kullanılması amaçlanmıştır. Hazırlanan sistemlerin ise, fizikokimyasal karakterizasyonu değerlendirilmiş ve HaCaT keratinosit hücre hattı üzerinde etkileri araştırılmış.

Müşerref Yılmaz
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurkumin içeren yara iyi edici sistem geliştirmek için bakteriden polihidroksialkanoatlar (PHA)'ın üretilmesi

Polihidroksialkanoatlar (PHA) biyouyumlu, %100 biyobozunur, toksik özellik göstermeyen biyopolimerlerdir. Polihidroksialkanoatlar içerdikleri karbon sayılarına göre uzun, kısa, orta zincir uzunluğuna sahip olup, farklı mekanik ve fiziksel özellikler kazanırlar. Günümüze kadar olan süreçte ziratte, hayvancılıkta, plastik sanayiinde ve tıbbi uygulama gibi birçok farklı alanda kullanılmak üzere PHA'lar üretilmiş ve çalışılmıştır. Bunlar arasından en fazla tıbbi uygulamalar dikkat çekmektedir. Özellikle orta zincir uzunluklu PHA (Mcl-PHA) sahip olduğu özellikler ile yumuşak doku onarımında ve ilaç taşıyıcı sistem olarak kullanılmak üzere ümit vericidir. Bu çalışmada planlanan, Pseudomonas mendocina suşlarında Mcl-PHA'nın üretilmesi ve farklı yöntemler ile saflaştırılarak, yaraların iyileştirilmesi için kullanılacak kurkumin içeren sistem haline getirilmesidir. Bu amaçla üretilen Mcl-PHA'nın monomer yapısının belirlenmesi ve hazırlanan yara iyi edici filmin fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi için in vitro karakterizasyon testleri gerçekleştirilmiş, sitemin etkinliği hücre kültürü çalışmalarla belirlenmiş ve kurkumin salım profili değerlendirilmiştir.

Burcu Latife Arslan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Time of flight based lidar

In this study, how a time of flight (TOF) based light detection and ranging (LiDAR) works and how LiDAR systems can be done is investigated. The focussed part of the LiDAR is the receiver circuit. Photodiodes produce a very low current in response to light. This low photodetector current should be amplified in a fast and noiseless way. For this reason, a trans-impedance amplifier (TIA) circuit is designed and simulation results are shown. A comparator circuit should compare the output voltage of the trans-impedance amplifier and produce a stop signal for field programmable gate array time to digital converter FPGA TDC. Therefore, a fast comparator circuit with low overdrive dispersion is designed and simulation results are shown. To measure the distance by calculating the time of flight of the light, an FPGA TDC is designed and test experiments are done. A simple and cheap analog timer circuit is designed, and simulation results are shown in addition to FPGA TDC. LiDAR systems must measure time in a very accurate way. The calculation of signal processing times of electronic components in LiDAR systems is vital. It is found and shown in the simulation results that TIA signal processing time changes according to photodetector current magnitude and comparator signal processing time changes with the output voltage of TIA. Two objects with different reflectances at the same distance can be perceived as different positions by LiDAR systems and it is shown by simulation results. In summary, how to perform a precise time measurement for LiDAR systems is researched and supported by simulation results.

Azad Ozan Korkan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir ilinde kurulabilecek rüzgar enerji santralinin ekonomik analizi

Türkiye'nin enerji ile ilgili en önemli problemi dışa bağımlı olmasıdır. Türkiye'nin enerji ile ilgili problemleri aşabilmesi için ülkemizdeki mevcut enerji kaynaklarını verimli bir şekilde değerlendirmeliyiz. Bu araştırmada II. Kısımda enerji kaynakları ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. III. Kısımda ise Dünya'daki ve Türkiye'deki Rüzgar Enerjisinin durumu ile ilgili bilgiler verilmiştir. IV. kısımda ise Dünya'daki ve Türkiye'deki enerji durumu ile ilgili bilgiler verilmiş olup ayrıca Türkiye'deki Elektrik piyasası ile veriler değerlendirilmiştir. V. kısımda, Eskişehir ilinin rüzgar enerjisi potansiyeli ile ilgili bilgiler verilerek, RETScreen yazılımı ile Eskişehir İlinde Kurulabilecek Rüzgar Enerji Santralinin Ekonomik Analizi değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; Eskişehir İlinde Kurulabilecek Rüzgar Enerji Santralinin Ekonomik Analizi İle ilgili değerlendirme yaptığımızda çıkan sonucun elektrik enerjisi üretimi için uygun olduğunu söyleyebiliriz.

Enerji ekonomisiRüzgar enerjisiYenilenebilir enerji kaynakları
Osman Karataş
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji tüketiminin ekonomik ve sosyal etkileri

Enerji başta insanlar olmak üzere tüm canlıların yaşam faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Fotosentez için gerekli olan güneş ve tüketilen besinlerin dönüşümü için gerekli olan kimyasal enerji kullanımı başta olmak üzere canlıların tüm günlük ve yaşamsal faaliyetleri enerji girdisi gerektirir. Teknoloji, nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmenin beraberinde getirdiği enerji ihtiyaçları enerjiye olan talebin artışını hızlandırmıştır. Enerjiye olan bu talep artışı enerji tüketiminin neden olduğu ekonomik ve sosyal etkileri de arttırmaya devam etmektedir. Bu çalışmada enerji tüketiminin neden olduğu ekonomik ve sosyal etkiler detaylı olarak ele alınmıştır. Her geçen gün büyümeye devam eden enerji ekonomisinde dışa bağlılık, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri ve termik santrallerin sebep olduğu sağlık sorunları başta olmak üzere enerji tüketimi kaynaklı ortaya çıkan tüm etkiler değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile enerji tüketiminin neden olduğu etkilerin detaylandırılması ve oluşan etkilerin sonuçlarına yönelik faaliyetlerin yürütülmesinde yararlanılabilecek yöntemlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Enerji tüketiminin neden olduğu ekonomik ve sosyal etkilerin kısa ve uzun vadeli yansımaları gelecekte karşılaşılabilecek sorunların önüne geçilebilmesi için önemli bir adım olacaktır.

Betül Kahya
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Si üzerine büyütülmüş Au (111) yüzeyinin taramalı tünellemeli mikroskop ile incelenmesi

Bu tezde taramalı tünellemeli mikroskop (STM) kullanılarak Si alt taş üzerineAu(111) yüzeyinin yeniden yapılanması ölçüldü. STM ölçümleri 2.10-10 mbarbasıncın altında, oda sıcaklığında ve sabit akım modunda yapıldı. Buçalışmadaki bütün STM görüntüleri tünelleme akımının 0,372 nA ve boşlukgeriliminin +0,421 V değerinde alındı. Bütün tünelleme deneylerindeelektrokimyasal olarak aşındırılmış Pt uç kullanıldı. Altın için iyi bilinen 0,288nm'lik atomlar arası mesafe ile ölçülen ≈ 0,261 nm'lik mesafe uyum içindedir.

Uğur Niyazi Akkaya
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı oranlarda Al203 katkılı % 8 mol yitria ile dengelenmiş kübik zirkonyada mikroyapı-elektriksel iletkenlik ilişkisi

FARKLI ORANLARDA Al2O3 KATKILI % 8 MOL Y TR A LEDENGELENM Ş KÜB K Z RKONYADA M KROYAPI-ELEKTR KSELLETKENL K L ŞK S(Yüksek Lisans Tezi)Ahmet KAYIŞGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜEylül 2006ÖZETAl2O3'ün kübik zirkonyada (c-ZrO2) faz dengesi, mikroyapı ve elektrikseliletkenliğe etkisini belirlemek için ticari saflıkta % 8 mol yitria iledengelenmiş ve ağırlıkça % 10'a kadar Al2O3 ile katkılanmış kübikzirkonya tozlar kullanıldı. Kolloidal işlem tozların birbiri içerisindeuniform bir dağıtılması ve homojen bir mikroyapınınşekildeoluşturulması amacı ile tercih edildi. X ışını kırınım sonuçları c-ZrO2'ninortalama kafes parametresinin 5.139 Å'dan 5.134 Å'a kadar %0.3 Al2O3ilavesiyle lineer bir şekilde düştüğünü ve bu parametrenin ilave edilenAl2O3 miktarının artması ile değişmediğini gösterdi. Bu doğrusallıkAl2O3'ün c-ZrO2 içerisindeki çözünürlüğünün %0.3 olduğunu gösterdi.Al2O3 katkılı c-ZrO2 'lerde düşük kafes parametrelerinin bulunması Zr+4ve Y+3'den daha küçük atomik yarıçapa sahip Al+3'lerin Zr+4 ve Y+3'ler ileyer değiştirmesinden kaynaklanmıştır. Aynı zamanda Al2O3 katkılı c-ZrO2 'lerde tane büyümesi katkısız c-ZrO2 'lerden daha yavaş olmuş vetane büyümesi Al2O3 miktarındaki artışla azalmıştır.Ağırlıkça %10'a kadar Al2O3 katkılı numunelerin elektriksel iletkenlikodeğerleri Frequency Responce Analyzer kullanılarak 300 ile 800 Csıcaklık aralığında ve 5 Hz ile 13 MHz frekans aralığında belirlendi.Deneysel sonuçlar sabit Al2O3 oranında sıcaklık artışı ile iletkenliğinarttığını gösterdi. Bu, sıcaklık artışı ile büyüyen tanelerin sebep olduğutane sınırı alanının azalmasından kaynaklanmıştır. Al2O3 katkılı c-ZrO2numunelerindeki tane içi iletkenlik Al2O3'ün %1 katkı oranına kadarartmış ve bu orandan sonraki Al2O3 miktarlarında ise azalmıştır. Tanesınırı ve toplam iletkenlik değerleri Al2O3 miktarındaki artışla azalmıştır.Bilim Kodu : 703-710.1.092Anahtar Kelimeler : Kübik Zirkonya, Mikroyapı, Al2O3, tane büyümesi,elektriksel iletkenlikSayfa Adedi : 108Tez Yöneticileri : Doç. Dr. Osman GÜRDALProf. Dr. Süleyman TEKEL

Ahmet Kayış
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kolofonun betonarme çeliği korozyonuna etkilerinin tahribatsız elektrokimyasal yöntemlerle incelenmesi

ivKOLOFONUN BETONARME ÇEL Ğ KOROZYONUNA ETK LER N NTAHR BATSIZ ELEKTROK MYASAL YÖNTEMLERLE NCELENMES(Yüksek Lisans Tezi)Selda EMRE ÜNCÜGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜEkim 2006ÖZETBu çalışmada, boya sanayinde katkı maddesi olarak kullanılan kolofonun, çelikve betonarme çeliği korozyonu üzerindeki etkileri betonarme çeliği korozyonuiçin yeni deneysel yaklaşımlar önerilerek araştırılmıştır.Çalışmada NaCl çözelti ortamlarında kolofon katkılı beton içindeki çelikelektrodun korozyon davranışları araştırılmıştır. Bu bulgular beton kaplamaiçinde olmayan çelik elektrotların farklı pH'larda kolofonlu ve kolofonsuz suluortamlardaki korozyon davranışları ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular,birbirleriyle ve korozyona uğrayan yüzey görüntüleri ile beraberdeğerlendirilmiştir. % 3 tuzlu su içinde bekletilen betonarme örneklerininkorozyon özellikleri, ADP (açık devre potansiyeli), Ei=0 (korozyonpotansiyelleri), EIS (elektrokimyasal empedans spektroskopisi),kronoamperometri, kronoklonometri ve dönüşümlü voltametri tekniklerikullanılarak 71 gün boyunca belirli periyotlarda takip edilmiştir. Uygulanan bufarklı teknikler arasında betonarme korozyonu açısından benzer eğilimleri vesonuçları ortaya çıkaran en uygun deneysel yönler tartışılmıştır.Sonuç olarak kolofonun yapışkan özelliği ile betonun gözeneklerinikapatmasından dolayı su ve çeşitli kimyasalların yapıya girişini ve çeliğedifüzyonunu engelleyerek korozyonu yavaşlatıcı bir etki gösterdiğivbelirlenmiştir. Bununla beraber kolofonun yüzey oksit filminin çözünmesinihızlandırarak, beton içerisindeki çeliğin korozyonunu artırma eğilimindeolduğu da görülmüştür.Bu araştırmalar sırasında, çeşitli çimento tiplerinin betonarme korozyonunaetkisinin açıkça görülebileceği ve birbirini destekleyen elektrokimyasalyöntemler önerilmiştir.Bilim Kodu : 201.1.080Anahtar Kelimeler : Korozyon, Betonarme Korozyonu, KolofonSayfa Adedi : 96Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Tülin KIYAK

Selda Emre Üncü
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polatlı çatı üstü PV sistem fizibilite çalışması

Yenilenebilir enerji kaynakları, son zamanlarda fosil yakıtların azalması ve çevre protokolleri ile birlikte adından çokça söz ettirmektedir. Güneş enerjisi de ulaşılması kolay temiz ve çevreci bir enerji üretim sistemidir. Güneş ışınlarını yarıiletken aygıtlar kullanan fotovoltaik paneller sayesinde elektrik enerjisine dönüştürülen sistemlere fotovoltaik sistemler denir. Yapılan bu çalışmada, Ankara'nın Polatlı ilçesin de bulunan bir sanayi tesisinin, lisanslı 19,6 MW kojenerasyon tesisinde üretilen elektrik enerjisinin bir kısmının sanayi tesisi binalarının çatıları kullanılarak, hibrit enerji santrali ile karşılanması istenmesi durumunda tasarlanan sistemden üretilebilecek enerji miktarının, sistem performansının ve tasarlanan sistemin ekonomik analizleri yapılarak işletmeye nasıl bir katkı sağlayacağı amaçlanmıştır. fotovoltaik sistemler tasarlanırken, tasarımı yapılacak bölgenin konumu, güneşlenme değerleri, kullanılacak panel ve eviricilerin özellikleri gibi çok sayıda dikkat edilmesi gereken husus vardır. Tasarlanan fotovoltaik sistemleri gerçeğe yakın tasarlamak ve oluşabilecek sorunları önceden belirlemek için çok sayıda tasarım programları bulunmaktadır. Bu çalışmada PVsyst 7.1.1 simülasyon programı seçilmiştir. yerli üreticiden tedarik edilebilecek bir 395W gücünde monokristal fotovoltaik panel ve çatı uygulamalarında gerekli emniyet önlemleri alınan 33,3 kW gücünde power optimizerli evirici ve 100 kW geleneksel evirici seçilmiştir. Bu doğrultuda sistemin kurulu gücü 7690 kWp, tasarım ve simülasyon sonucuna göre sistemin üreteceği enerji birinci senaryo için 10.395 MWh, ikinci senaryo için ise 10.195 MWh 'dir. ekonomik analiz sonuçlarına göre sistemin amortismanı, geri ödeme süresi yöntemine göre birinci senaryo için 6,4 yıl, ikinci senaryo için ise 6 yıl olarak belirlenmiştir.

Muhammed Sakarya
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katı oksit yakıt hücrelerinde elektrolit malzemesi olarak kullanılan TiO2 katkılı kübik zirkonyadaki faz dengesi ve iletkenliğin incelenmesi

KATI OKS T YAKIT HÜCRELER NDE ELEKTROL T MALZEMESOLARAK KULLANILAN TiO2 KATKILI KÜB K Z RKONYADAK FAZDENGES VE LETKENL Ğ N NCELENMES(Yüksek Lisans Tezi)Ali AKÇ MENGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜEylül 2006ÖZETBu çalışmada, TiO2 ilavesinin faz dengesine, mikroyapıya ve elektrikseliletkenliğe etkisi araştırıldı. Kübik zirkonyadaki Ağırlıkça % 10 ` a kadarTiO2 içeren numuneler koloidal işlemle ve basınçsız sinterleme ileüretildi. XRD sonuçları TiO2 ilavesinin % 5' in altında olduğu durumlardanumunelerin tamamen kübik fazda olduğunu, fakat TiO2 ilavesinin % 5'in üzerinde olması durumunda ise kübik yapının dengesizleştiği vetetrogonal zirkonyaya dönüştüğünü gösterdi. Ayrıca kübik matrisiçerisindeki tetragonal faz TiO2 miktarındaki artışa bağlı olarak artmıştır.Ağırlıkça % 10 ` a kadar TiO2 içeren numunelerin elektriksel iletkenlikleriFrequency Response analizör kullanılarak 300 ile 800ºC sıcaklıkaralığında ve 5 Hz ile 13 KHz frekans aralıklarında belirlendi. Deneyselsonuçlar sabit TiO2 oranında sıcaklık artışıyla iletkenliğin arttığınıgösterdi. Elektrik iletkenliğinde meydana gelen bu artış, sıcaklıketkisiyle büyüyen tanelerin sebep olduğu tane sınırı alanınınazalmasından kaynaklanmıştır. Ayrıca elektriksel iletkenlik TiO2miktarının artmasıyla azalmıştır.Bu azalış oksijen iyon boşluklarının Ti iyonları tarafından yakalanmasıve tetrogonal fazın sebep olduğu hareket eden oksijen iyonboşluklarının azalmasından kaynaklanmıştır.Bilim Kodu : 710-703.1092Anahtar Kelimeler : Kübik Zirkonya, TiO2, Mikroyapı, Kafes Parametresi,Elektriksel iletkenlikSayfa Adedi : 66Tez Yöneticisi : Prof.Dr. Süleyman TEKEL

Ali Akçimen
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Organik esaslı kompozitlerin 3 boyutlu yazıcı ile şekillendirilmesinin araştırılması

Hekzagonal bor nitrür'ün (hBN) biyoinert, biyouyumlu, düşük sürtünme kat sayısı ve ısıyı homojen dağıtma özelliklerinden faydalanılarak yüksek viskoziteli biyomürekkeplerin basım kalitesini artırabileceği ön görülmüştür. 3 boyutlu biyoyazıcılarda ve biyomürekkep çeşitliliğinde hBN nanopartikülleri kullanılarak sınırlamaların elimine edilmesi amaçlanmıştır. İyonik olarak bağlı jelatin-kitosan biyomürekkeplerine hBN nanopartikülleri ilave edilerek viskozite değişimleri incelenmiştir ve basılabilirlik değerlendirmesi yapılmıştır. Yüksek viskoziteli biyomürekkeplerin basılabilirlik özelliklerini iyileştirdiği belirlenmiştir. Basılan doku iskeleleri iyonik veya kimyasal çapraz bağlı olarak biyomalzeme halinde kullanılabilirliğini değerlendirmek için kimyasal (FTIR, DSC, XRD), fiziksel (biyobozunurluk, yüzey temas açısı, su tutma kapasitesi) ve biyolojik (biyouyumluluk) testleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlardan hBN nanopartiküllerinin katkılı biyomürekkeplerin ekstrüzyon temelli biyoyazıcıların dezavantajını azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca doku mühendisliği alanında kompozit biyomalzeme geliştirirken hBN nanopartiküllerinin üstün özelliklerinden faydalanılabileceği ortaya çıkmıştır.

BiyomalzemelerDoku iskeleleriDoku mühendisliği+3
Aykut Erdoğan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir diklorotriazin reaktif boyarmaddesi olan reaktif orange 86'nın selülozik elyafa uygulanması

ivBİR DİKLOROTRİAZİN REAKTİF BOYARMADDESİ OLAN REAKTİFORANGE 86'NIN SELÜLOZİK ELYAFA UYGULANMASI(Yüksek Lisans Tezi)Pelin FİDANOĞLUGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜEylül 2006ÖZETPamuklu tesktil sektöründe önemli bir konumda bulunan yurdumuzda, tekstilboyarmadde üretimi yok denecek kadar azdır. Bu amaçla, DPT projesikapsamında yürütülen bu çalışmada reaktif boyarmadde grubunun önemli birkısmını oluşturan diklorotriazin boyarmadde sentezi gerçekleştirilmiştir.Boyarmaddenin ince tabaka kromotografisiyle saflığı araştırılmış,karakterizasyon için erime nokası, 1H NMR, MS, IR ve UV spektrumlarıincelenmiş ve floresans özelliği araştırılmıştır. Sentezlenen diklorotriazinreaktif boyarmaddeyi pamuk liflerine uygulamada çektirme boyama metodukullanılarak farklı parametrelerde boyama şartları araştırılmış ve optimumboyama şartlarının 70 0C olduğu tespit edilmiştir. Renk haslığı tayinlerindeyıkama, sürtünme ve yapay hava şartları kullanılarak beklenen yüksekdeğerler elde edilmiştir. Boyarmaddenin rengini karakterize edebilmek içinCIE L, a*,b* Renk Uzayı kullanılarak genel renk değerlendirmesi yapılmış verenk karakterizasyonu sonunda parlak sarı renk elde edildiği gözlemlenmiştir.Bilim Kodu : 912Anahtar Kelimeler : Reaktif sarı boyarmadde, selülozik elyaf, renk haslığıSayfa Adedi : 108Tez Yöneticisi :Doç. Dr. Ayşe MURATHAN

Pelin Fidanoğlu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Effect of pre-sintering processes and additions on densification in LLZO solid electrolytes

In this thesis, it is aimed to increase the density of the solid electrolyte material Li7La3Zr2O12 (LLZO), which has a high potential for use in solid state batteries, and to increase its ionic conductivity depending on the density increase. In this context, it was tried to get LLZO solid electrolyte with a dense microstructure by examining the effects of pre-sintering processes and additions on densification in LLZO solid electrolytes. LLZO solid electrolyte materials were produced by conventional solid-state reaction, which offers advantages such as simple preparation process, high yield and low cost. Microstructure investigations were carried out with scanning electron microscope in SE (Seconder electron) and BSE (Back scatter electron) modes. Phase analyzes were performed by XRD method. The ionic conductivity values were measured by the electrochemical impedance spectrum method and were calculated considering the geometrical factors. In this study, it was determined that the sample with suitable grain growth, dense structure and high ionic conductivity was the T-LLZO sample, which was calcined in powder form, sintered at 1100 ºC, powder bed was used during sintering and 10% RMD-LLZO added (5.6 x 10-4 S/cm).

Furkan Gülbeyaz
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı oranlarda SiO2 katkılı kübik zirkonyada (8YSCZ) sinterlenebilirlik ve statik tane büyümesinin incelenmesi

FARKLI ORANLARDA SiO2 KATKILI KÜBİK ZİRKONYADA(8YSCZ) SİNTERLENEBİLİRLİK VE STATİK TANE BÜYÜMESİNİNİNCELENMESİ(Yüksek Lisans Tezi)Onur Emre SAĞLAMGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜAralık 2005ÖZETSiO2 katkısının 8YSCZ seramikteki yoğunlaşma ve tane büyümesiüzerine etkisini belirlemek için ağırlıkça % 0, 1, 5 ve 10 oranlarında SiO2katkılı % 8 mol yitria ile dengelenmiş yüksek saflıkta kübik zirkonya(8YSCZ) kullanıldı. SiO2'in 1400ºC de sinterlenen 8YSCZ içerisindekiçözünürlüğü kafes parametresindeki değişim esas alınarak XRD'debelirlendi. 8YSCZ'nin kafes parametresi ağırlıkça % 0,3 SiO2 ilavesi ile5,139 Ao dan 5,134 Ao'a kadar azaldığı ve bu miktarın üzerindeki SiO2ilavelerinde kafes parametresinin değişmediği gözlemlendi. Budoğrusal azalma 8YSCZ içerisinde SİO2'nin çözülme limitinin % 0,3olduğunu gösterir. SiO2 katkılı 8YSCZ'lerde düşük kafes parametresininbulunması Zr+4 ve Y+3'den daha küçük iyon yarıçapına sahip SiO2'in birkısmının kübik kafes içerisinde çözülmesi ve kübik kafes içerisinde Zr+4ve Y+3 iyonlarının Si+4 iyonları ile yer değiştirmesinden kaynaklanır. SiO2katkılı 8YSCZ'lerin yoğunlaşmasını belirlemek için numuneler 1400oC'de 1 saat süre ile sinterlendi. Deney sonuçlarına bakıldığındaağırlıkça %1 SiO2 oranına kadar 8YSCZ'nin yoğunluğunun arttığı dahayüksek oranlardaki SiO2 ilavesinin ise yoğunluk azalmasına nedenolduğu görülmüştür. Yoğunluktaki artış sıvı faz sinterleme ve tanelerinsinterlemenin erken safhalarında yeniden düzenlenmesine bağlanabilir.Yüksek SiO2 katkılı 8YSCZ'lerdeki yoğunluk azalması düşük tane sınırıdifüzyonundan kaynaklanmıştır. Statik tane büyümesinin belirlenmesiiçin, numuneler önce 1400 oC'de sinterlenip daha sonra 1400oC, 1500 oCve 1600 oC'de 10, 50 ve 100 saat süre ile tavlandı. Deneysel sonuçlarSiO2 katkılı numunelerde tane büyümesinin katkısız 8YSCZ'ye göredaha yavaş gerçekleştiğini gösterdi. Ayrıca tane büyümesi SiO2miktarındaki artışla azaldı. Katkısız 8YSCZ'nin tane büyümesi üssü (n)ve aktivasyon enerji değerleri sırası ile 2 ve 289 kJ/mol dür. Oysa budeğer ağırlıkça % 10 SiO2 katkısı ile 3 ve 420 kJ/mol değerlerineulaşmıştır. SiO2 katkılı 8YSCZ'deki yavaş tane büyümesi katkısız 8YSCZde olmayan tane sınırlarındaki katı çökelmesi ve çekmesindenkaynaklanan düşük tane boyu hareketliliği ve enerjisinin bir sonucudur.Çekme etkisi boyut ve yük farklılığının sebep olduğu ve tane sınırlarınaçökelen safsızlıkların çökelmesinden kaynaklanır. SiO2'nin tanesınırlarına çökelmesi beklenir. Bu çökelen tabaka tane sınırları boyuncamadde taşınmasını sınırlayarak tane büyümesini engellediğivarsayılmaktadır.Bilim Kodu : 948. 1.122Anahtar Kelimeler : Zirkonya, Sinterlenebilirlik, Tane Büyümesi,Sayfa Adedi : 87Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Süleyman TEKELİDoç. Dr. Metin GÜRÜ

Onur Emre Sağlam
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir ilindeki enerji tüketim kaynaklı sera gazlarının envanterinin belirlenmesi ve analizi

Dünyada insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazları sanayi devrimden bu yana hızla artmaktadır. Bu gazların emisyonlarındaki artış nedeniyle gezegenimizde yaşanmaya başlayan küresel ısınma ve iklim değişikliği, tüm ülkelerde farklı düzeyde sosyo-ekonomik ve sosyo-ekolojik zararların yaşanmasını hızlandırmıştır. Bu sürecin bir sonucu olan iklim değişikliği ile mücadelenin ilk ve en önemli aşamasını ise farklı kaynaklardan gerçekleşen kentsel sera gazı emisyonlarının envanterinin hazırlanması oluşturmaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, 2019 yılında Eskişehir ilinde gerçekleşen elektrik, doğalgaz, akaryakıt ve LPG tüketiminden kaynaklanan sera gaz envanteri çıkarılarak analiz edilmesi amaçlanmıştır. Sera gazı emisyonlarına ilişkin hesaplamalar yapılırken IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) tarafından belirlenen uluslararası geçerliliği olan default emisyon ve dönüşüm faktörleri kullanılarak tüm sera gazları karbondioksit eşdeğerlerine dönüştürülerek hesaplanmıştır. Bu tez çalışmasında, elde edilen sonuçlara baktığımızda 2019 yılı için toplam 13.792.308,95 MWh'lik bir tüketime karşılık 4.000.830,72 tCO2(eşd) salımı gerçekleştiği belirlenmiştir. Ayrıca kişi başına gerçekleşen sera gazı salımı ise 4,45 tCO2(eşd) olarak hesaplanmıştır. İklim değişikliğiyle mücadele politikalarının evrenselde yerele belirlendiği, ancak bu politikalara dayalı uygulamalarının yerelden evrensele gerçekleşmesinin öngörüldüğü düşünüldüğünde, ortaya konulan sonuçların Eskişehir için yapılacak stratejik iklim değişikliği eylem planlamaları için önemli bir veri tabanı oluşturacağına inanıyoruz.

Enerji tüketimiEskişehirKüresel ısınma+2
Sakına Hasanova
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Krom zenginleştirme tesis atıklarından krom konsantresi elde edilebilirliğinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, Kromit zenginleştirme tesisi atıklarından satılabilir nitelikte Kromit konsantresi elde etme imkanının araştırılmasıdır. Kromit zenginleştirme işlemleri ticari olarak gravite yöntemleriyle yapılmaktadır. Ancak ince taneli cevherlerin zenginleştirilmesinde gravite yöntemleri etkin değildir. İnce taneler çoğunlukla tesis atıklarıyla birlikte atık sahalarında depolanmaktadır. Bu çalışmada atık barajında depolanan atıktan kromit konsantresi elde edilmesi için flotasyon yönteminin etkinliği incelenmiştir. Atık barajından alınan numuneler tane serbestleşmesi (MLA) analizine tabi tutularak tane serbestleşme derecesi tespit edilmiştir. Etkin flotasyon koşullarının belirlenmesi için farklı toplayıcılar ve bastırıcılarla bazik ve asidik ortamlarda yapılan ön deneylerin sonuçları karşılaştırılarak sistematik flotasyon koşulları ve ayırmada etkin olan parametrelerin seviyeleri saptanmıştır. Ön deneyler sırasında şlamın seçimlilik üzerine olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle numunedeki mevcut ince tane kısmının uzaklaştırılması için şlam atma işlemi uygulanmıştır. Yine ön denememelerde seyreltik sülfürik asit liç işleminin konsantrenin tenör ve verim üzerine olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle flotasyon yapılmadan önce numune sülfürik asit liçine tabi tutulmuştur. Flotasyon deneyleri pH 10,5'te 1000 g/t, 1:1 oranı ile SM 15 + SM 35 toplayıcı karışımı ve dağıtıcı olarak 800 g/t Na2SiO3 kullanılarak yapılmıştır. Deneysel çalışmaların planlanması, sonuçların değerlendirilmesi ve model denklemlerinin oluşturulmasında istatistiksel tasarım yöntemlerinden birisi olan "Merkezi Bileşik Tasarım (Central Composite Design, CCD)" uygulanmıştır. Varyans analizleri ve model denklemlerinin oluşturulmasında Design Expert 11 versiyonundan yararlanılmıştır. En uygun deney koşullarda; %43,30 Cr2O3 tenör ve %88,62 verimle atıktan satılabilir nitelikte bir kromit konsantresi kazanılmıştır.

FlotasyonKimyasal yöntemlerKromit+1
Hamed Malekabadı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halofilik mikroorganizma izolatlarının ektoin üretim yeteneklerinin araştırılması

Bu çalışmada Tunceli'de 1750 m rakımda bulunan Pülümür kaynak tuzlalarından Haziran ayında alınan su numunelerinden halofilik mikroorganizmaların izolasyonu yapılmıştır. Elde edilen izolatların 16S rRNA gen analizine dayalı karakterizasyonları gerçekleştirilerek çalışılmak üzere 2 halofilik suş seçilmiştir. Seçilen Halomonas sp. P-6-8-3 ve Chromohalobacter israelensis Ba1 suşları ektoin üretim yetenekleri açısından incelenmiştir. Farklı iki besiyeri kullanılarak yapılan bakteriyel sağım (hiperozmotik ve hipoozmotik şok uygulanarak) yöntemiyle elde edilen ektoinlerin analizi HPLC (Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi) yöntemi ile yapılmıştır. HPLC analizleri sonucunda her iki suşunda ektoin ürettiği, üretilen ektoin konsantrasyonunun besiyerleri arasında ve farklı konsantrasyonlarda NaCl içeren çözeltilerle yapılan hipoozmotik şoklar arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bakteriyel sağım, Biyoteknoloji, Ektoin, Halofilik mikroorganizmalar, Uyumlu çözünen madde

BiyoteknolojiDoğal bileşiklerHalofilik bakteriler+1
Ezgi Tosun
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lizil oksidaz enzimi saflaştırılması ve biyoteknolojik uygulamaları

Bu çalışmada, sığır aortundan lizil oksidaz (LOX) enzimi yeni bir kriyojel kolon geliştirilerek saflaştırılmıştır. Bu tez kapsamında ilk olarak metakriloil benzatriazol (Ma-Bt) temelli kompleksler sentezlenmiştir. Ardından, sentezlenen kompleksler 2-hidroksietil metakrilat (HEMA) tabanlı kriyojel kolona tutturularak LOX enzimi saflaştırılması için yeni bir kromatografik ayırım kolonu geliştirimiştir. Sentezlenen komplekslerin karakterizasyonu Fourier Taramalı Infrared (FTIR) Spektroskopisi, Nükleer Manyetik Rezonas (NMR) Spektroskopisi, kriyojel kolonun karakterizasyonu ise FTIR, Taramalı Elektron Mikroskop (SEM) analizi ve şişme testleriyle yapılmıştır. Sığır aortundan elde edilen ham ekstrakttan LOX enzimi, sentezlenen kriyojel kolonun Hızlı Protein Sıvı Kromatografisi (FPLC)'nde ayırım kolonu olarak kullanılmasıyla saflaştırılmıştır. Saflaştırılan enzimin protein içeriği Bradford yöntemiyle tayin edildikten sonra, saflaştırılan enzimin aktivitesi ve optimum aktivite koşulları belirlenmiştir. Dairesel dikroizm (CD) spektroskopisiyle, saflaştırılan enzimin ikincil ve tersiyer yapısındaki değişim izlenmiş ve enzimin saflığı SDS-PAGE analiziyle belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, LOX enziminin kromatografik olarak saflaştırılması için etkili ve kolay uygulanabilir bir kolon dolgu materyali geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntemle saflaştırılan LOX enziminin, laboratuvar koşullarında elastinin çapraz bağlanmasında etkili olduğu görülmüştür. Bu açıdan değerlendirildiğinde, LOX enziminin farklı biyoteknolojik uygulamalarda da kullanılabileceği öngörülmektedir.

Enzim aktivitesiEnzim saflaştırmasıKolon+1
Alı Rustambayov
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Biyoreaktör koşullarında clostridium perfringens tip a'dan alfa toksin üretim optimizasyonu

Clostridium perfringens tip A, alfa toksin üretimini en yüksek miktarda yapan C. perfringens türüdür. Salgıladığı bu madde (alfa toksin olarak bilinen), protein yapıdaki bir enzim olan fosfolipaz C'dir (PLC). C. perfringens tip A, salgıladığı bu alfa toksin ile insanları ve hayvanları enfekte etme kabiliyetine sahip bir türdür. İnsanlarda ve hayvanlarda bazı hastalıklara sebep olur. Hayvan sağlığı açısından önemli bir patojendir. Hayvancılık sektöründe önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu hastalıklar toksikasyonla seyrettikleri için tedavi edilemezler ve yüksek oranda ölüme neden olurlar. Clostridial hastalıklardan korunmada en etkili ve tek yöntem aşılamadır. Bu çalışmada C. perfringens tip A'dan biyoreaktör koşullarında alfa toksin üretiminin optimizasyonu amaçlanmıştır. Bu amaçla, referans ve ülkemizde izolasyonu yapılan bir suş olmak üzere 2 farklı suş kullanılmıştır. Araştırmada farklı pH ve sıcaklık şartları, farklı besi yeri komponetleri ve farklı besi yeri ortamları, besi yeri ortamı azot beslemesi, farklı inokülasyon oranlarının alfa toksin üretimi üzerine etkisi araştırılmıştır. İnkübasyon süresi üretim kültürü için 37 oC'de 24 saat olarak belirlenmiştir. Biyoreaktör koşulları 100 rpm, 37 oC, ve pH değeri 6.5-7.0 olarak belirlenmiştir. İnkübasyonun 6-8. saatleri arasında alfa toksin miktarının maksimum olduğu yapılan toksin titrasyon testleri ile belirlenmiştir. Besi ortamı pH değerinin 6.5 – 7 arasında alfa toksin üretiminin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Besi ortamına belirli saatlerle azot beslemesinin yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Toksin titrasyon testlerine göre, bu belirlenen parametre şartları sağlandığında 100 mld üzeri titreye ulaşılmıştır. Üretilen bu alfa toksin ile bu bakterinin sebep olduğu hastalıklardan korunmak amacıyla, (formaldehit ile inaktive edilerek) inaktif aşı eldesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla daha fazla alfa toksin salgılanması sağlanacak ve bu alfa toksin aşı etken maddesi (antijen) olarak kullanılacaktır.

Clostridium perfringensFosfolipazlarKesikli biyoreaktör+1
Emrah İbişoğlu
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüzgâr türbinlerinde kanat özelliklerinin gürültü etkileri

Rüzgâr enerjisi bugün dünyanın önde gelen yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir. Rüzgâr türbini teknolojisinin hızlı gelişimi nedeniyle, rüzgâr enerjisi fosil enerjilere olası alternatiflerden biri haline gelmiştir. Bu nedenle, deniz üstü türbinleri gibi 12 megavattan fazla güç elde etmek için dev rüzgâr türbinleri inşa edilmektedir. Ancak bu türbinler temiz enerji üreterek insanlara fayda sağladığı gibi; dezavantajlara ve çevreye zarar verme potansiyeline de sahiptir. Bu çalışmanın amacı, rüzgâr türbinlerinde kanat özelliklerinin gürültü etkilerini incelemektir. Çalışmada incelenen kanadın özellikleri; aerodinamik özellikleri, burulma açısı, kanat malzemeleri, uç hız oranı, kanat şekli, kanat kalınlığı, kanat yükleri ve akıllı kanat olarak sekiz ana başlığa ayrılmıştır. Kanat özellikleri ayrı ayrı incelenip her birini gürültü ve güç üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Sonuç olarak tüm özellikleri bir araya getirilerek geliştirilmiş bir rotor (tasarımı) önerilmiştir. Kanatlar SOLIDWORKS 2019 ortamında tasarlanmıştır. Türbin etrafındaki hava akışı koşullarını simüle etmek ve bu akışın rotor kanatları ile etkileşiminin sonuçlarını elde etmek için Ansys Fluent 2019 R3 programı kullanılmıştır. Bu çalışmada, rüzgâr türbinlerinin gürültüsünün ve bu gürültünün elektrik enerjisi üretimi üzerindeki etkilerinin anlaşılmasına yardımcı olarak hem enerji verimliliğinin artırılması hem de gürültünün azaltılması amaçlanmaktadır. Analiz sonuçları, Kore Havacılık Araştırmaları Enstitüsü'nün düşük süratli rüzgâr tünelinde yapılan NREL Phase VI rüzgâr türbininin %12 ölçekli modelinin akustik gürültü ölçümleri ile karşılaştırılmıştır. Türbin kanat özellikleri analizinin sonuçları, farklı rüzgâr hızlarında (7 m/s, 10 m/s, 13 m/s, 15 m/s, 20 m/s ve 25 m/s) gürültü ve güç ölçümleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, 10 m/s hızında deneysel sonuçlarla en iyi uyumu göstermiştir. Ayrıca, bu çalışmada önerilen geliştirilmiş rotor sonuçları 10 m/s hızında ortalama olarak güçte %95 artış ve gürültüde %11,25 düşüş göstermiştir.

Dikey eksenli rüzgar türbiniKaldırma kuvvetiRüzgar türbinleri+3
Abdulhamıd Hamdo Alahdab
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Almanya'nın enerji verimliliği uygulama ve standartlarının karşılaştırılması

Enerji, tüm ülkelerin üzerinde yoğun çalışmalar yaptığı önemli bir konudur. Enerjinin bir kaynaktan elde edilmesi kadar nerede kullanıldığı da önem arz etmektedir. Enerjinin kullanımında yapılacak düzenlemelerle birlikte önemli miktarda tasarruflar sağlanacağı yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu noktada ortaya çıkan enerji verimliliği kavramı ile ülkeler verimlilik çalışmalarına önem vermişler ve bu alanlarda gerekli düzenlemeler yaparak çeşitli politikalar benimsemişlerdir. Türkiye'nin 1995'te başlayan Sanayide Enerji Verimliliği Yönetmeliği ile başlayan enerji verimliliği çalışmaları 2000'li yıllarla birlikte sıklaşmış ve 2007 yılında çıkarılan Enerji Verimliliği Kanunu ile enerji verimliliğinin sağlanması adına birtakım zorunluluklar ve yaptırımlar getirilmiştir. Özellikle Avrupa Birliği uyum sürecinde Avrupa Birliği tarafından yayınlanan direktiflere yönelik yasal düzenlemeler yapılmıştır. Almanya'nın 1976'da çıkardığı Enerji Tasarrufu Yasası (EnEG) ile, enerji verimliliği alanında hükümete yasa çıkarma yetkisi vererek, bu anlamda ilk adımı atmıştır. Sonrasında çıkardığı EnEV yönetmeliği ile enerji verimliliği alanında standartlar belirlenmiş ve doğrudan vatandaşlar üzerinde etkili olacak yasal düzenlemeler yapılmıştır. Almanya, Avrupa Birliği üyesi olarak, yayınlanan direktif ve programlara uyum sağlamak adına yıllar geçtikçe yeni güncellemeler yayınlamıştır. Bu tez kapsamında Türkiye ve Almanya'nın enerji potansiyellerine genel bir bakışta bulunulmuştur. İki ülkenin enerji üretim kaynakları istatistiklerinin yanı sıra, enerjiyi hangi sektörlerde kullandıklarına dair istatistikler yorumlanmıştır. Böylelikle enerji verimliliği sağlanacak potansiyel sektörler görülmüştür. Bununla birlikte enerji verimliliği alanında belirledikleri politikalar ve hedefler incelenmiştir. Çıkarılan yasal düzenlemelerin içerikleri incelenerek enerji verimliği alanındaki çalışmaları karşılaştırılmıştır. Kanunların içerdiği farklılıkların sebepleri hakkında yorumlar yapılmıştır. Türkiye'nin belirlediği yerli enerji hedefine karşın Almanya'nın belirlediği yenilenebilir ve emisyonsuz enerji hedefinin olmasının enerji verimliliği çalışmalarına etkileri incelenmiştir.

EnerjiEnerji kimlik belgesiEnerji verimliliği
Fatih Burak Özkanlı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00