110
Archived Theses
4
DOIs Assigned
4%
DOI Rate
Archived Theses
Kendiliğinden yerleşen betonun mekanik özellikleri ve aderans dayanımı üzerine agrega tipinin etkisi
Bu çalışmada, farklı agrega tipleriyle elde edilen kendiliğinden yerleşen betonun mekanik özellikleri ve aderans dayanımı araştırılmıştır. Bu amaçla agrega olarak dere, kırmataş ve pomza, mineral katkı olarak da 4 farklı oranda silis dumanı ve uçucu kül kullanılarak toplam 24 farklı KYB serisi elde edilmiştir. Toz malzemelerin optimum kullanım miktarları betonun hem taze özellikleri hem de mekanik özellikleri için tespit edilmeye çalışılmıştır. Numunelere basınç, eğilmede çekme, yarmada çekme ve aderans dayanımı deneyleri uygulanmıştır. Sonuçlar toz tipi olarak incelenirse silis dumanı katkılı seriler, tüm kür süresi ve agregalar için en büyük dayanım değerlerine sahiptirler. Agrega tipleri göz önüne alınırsa, kırmataşlı seriler tüm yaşlarda, tüm toz tipi ve oranlarında en yüksek dayanıma ulaşmışlardır. Aderans deneylerinde kullanılan donatı çapı arttıkça, aderans dayanımı düşmüştür. Anahtar Kelimeler: Kendiliğinden yerleşen beton, Agrega tipi, Basınç dayanımı, Eğilmede çekme dayanımı, Yarmada çekme dayanımı, Aderans dayanımı
Hava koşullarının trafik kazalarına etkileri ve trafik kazalarının istatistiksel analizi
Bu çalışmada; hava koşullarının trafik kazalarının oluşmasına nasıl etki ettiği ve trafik kazalarının istatistiksel analizi yapılmıştır. Çalışma beş bölüm halinde sunulmuştur. ?lk bölüm; giriş bölümü olup, trafik ve trafik kazasının tanımı yapılmıştır. ?kinci bölümde, trafik kazalarına neden olan faktörler ( insan, taşıt, yol ve çevre ) anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, hava koşullarının trafik kazalarına etkileri ve trafik kazalarına neden olan faktörler üzerindeki etkileri ile ilgili bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde, trafik kazalarının istatistiksel analizi yapılmıştır. Trafik kaza, ölü ve yaralı sayılarının aylara, mevsimlere, hava koşullarına, yol yüzeyine göre dağılımları tablolar ve şekiller halinde incelenmiştir. Bunun sonucunda da, en fazla kaza ekim ayında, sonbahar mevsiminde, açık havada ve kuru yol yüzeyinde meydana geldiği ve kazalardaki ölü ve yaralı sayısı en fazla haziran ayı, yaz mevsiminde, açık havada ve kuru yol yüzeyinde olduğu görülmüştür. Son bölüm olan beşinci bölümde ise çalışma sonucunda ulaşılan sonuçlar ve öneriler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Trafik, Kaza, Trafik Kazası, Kaza ?statistikleri, Hava Koşullarının Trafik Kazalarına Etkileri
Kendiliğinden yerleşen betonun lineer olmayan kırılma mekaniği prensipleriyle incelenmesi
Beton yüzyılı aşkın süredir tüm dünyada yapı malzemesi olarak kullanılmakta ve her geçen gün kullanım alanları artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bununla beraber betondan, kullanım alanı veya kullanılan yapıya göre farklı performanslar beklenmektedir. Bu beklentiler ancak özel betonlarla karşılanabilmektedir. Günümüzde en çok kullanılan özel beton çeşitlerinden biri kendiliğinden yerleşen betondur (KYB).KYB, sık donatılı dar ve derin kesitlere kendi ağırlığı ile yerleşen, herhangi bir vibrasyona gerek kalmadan sıkışan, dayanım veya dayanıklılık özellikleri ve performansları yüksek, çok akıcı kıvamlı özel bir beton türüdür. Geleneksel betondan en önemli farkı, karışımında toz malzeme ve süper akışkanlaştırıcı kullanılmasıdır. KYB, geleneksel betondan daha yoğun olmasına rağmen, onun gibi boşluk ve çatlak gibi kusurlar içermektedir.Kırılma Mekaniği Bilimi malzemede var olan çentik, çatlak ve boşluk gibi gerilme yığılmasını artıran kusurları ve bunlara bağlı olarak meydana gelen hasarları inceler. Bu hasarlar beton ve betonarme yapılar içinde geçerlidir. Beton heterojen bir yapıya sahip olduğu için Lineer Elastik Kırılma Mekaniği (LEKM) Prensipleriyle incelenemeyeceği belirlenmiştir. Bu nedenle araştırmacılar, kırılma süreci bölgesini dikkate alan lineer olmayan kırılma mekaniği modelleri geliştirmişlerdir. Bu modelleri, Kohezif Çatlak Modelleri (Kırılma İşi Enerjisi, Boyut Etkisi Modeli ve Değişken-Çentikli Tek-Boyutlu Deney Metodu) ve Efektif Çatlak Modelleri (İki Parametreli Model, Pik Yük Metodu ve Efektif Çatlak Modeli) olmak üzere gruplandırmak mümkündür.Bu tez çalışmasında, mermer tozu, silis dumanı ve uçucu kül kullanılarak, farklı karışımlara sahip KYB'ler elde edilmiştir. Çentikli ve çentiksiz üretilen KYB kirişler, üç noktalı eğilme deneylerine tabi tutulmuşlardır. Elde edilen numune kırılma yükleri yardımıyla, Boyut Etkisi Modeli ve Değişken-Çentikli Tek-Boyutlu Deney Metodu kullanılarak Gf ve cf, Pik Yük Metodu ve İki Parametreli Model kullanılarak Kıc ve CTODc kırılma parametreleri belirlenmiştir. Deney sonuçları değerlendirildiğinde, toz malzeme çeşidinin (puzolanik veya inert) KYB'nin kırılma parametreleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, farklı toz malzemelere aynı karışım oranına sahip KYB'lerin, kırılma parametrelerinin beton yaşına göre değiştiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kendiliğinden Yerleşen Beton, Kırılma Mekaniği, İki Parametreli Model, Pik Yük Metodu, Boyut Etkisi Metodu.
Hidrolik yapıların havalandırma verimlerinin uyarlamalı ağ tabanlı bulanık çıkarım sistemi ile modellenmesi
Nehir ve akarsulardaki çözünmüş oksijen miktarı, hem suyun kalitesini gösteren bir özellik olarak hem de suda yaşayan canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gereken çok önemli bir kriterdir. Hidrolik yapılar, akarsu ile kısa bir süre için temasta olmalarına rağmen, bir nehir sistemindeki çözünmüş oksijen miktarı üzerinde önemli bir etkiye sahiptirler. Bir nehirde doğal olarak birkaç kilometrede meydana gelebilecek oksijen transferi, tek bir hidrolik yapı ile hızlı bir şekilde meydana getirilebilir. Hızlandırılmış oksijen transferinin asıl sebebi, akım içerisine çok miktarda hava kabarcığının aktarılmasıdır. Bu hava kabarcıkları, kütle transferi için mevcut yüzey alanını çok miktarda arttırır. Savaklardan serbest düşen jetler, bunun özel bir örneğidir ve birkaç yıldır laboratuar ve arazide geniş bir şekilde incelenmektedir.Geçen bir kaç yıl içerisinde, inşaat mühendisliğindeki bilgisayarlı hesaplamalarda Yapay Zeka uygulamaları ilk sırayı almıştır. Bu uygulamalar genellikle uzman sistemleri içermektedir. Bu tezde değişik bir Yapay Zeka yaklaşımı olan Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (UATBÇS) değinilmiş ve üç uygulama sunulmuştur.Bunlar, basamaklı savaklar üzerindeki akım şartları, basamaklı savaklar ve ince kenarlı savakların havalandırma verimlerini Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (UATBÇS) kullanılarak modellenmiştir.Anahtar Kelimeler: Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (UATBÇS), basamaklı savak, havalandırma verimi, ince kenarlı savak
Betonarme yapıların deprem performanslarının değerlendirilmesi
Çalışmada, betonarme yapıların deprem performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapıların taşıyıcı eleman kesitlerinin doğrusal olmayan davranışı için plastik mafsal kabulü benimsenmiştir. Plastik mafsal kabulüne göre düzlem çerçevelerin statik itme analizi ile gerçek ivme kayıtlarının Deprem Yönetmeliği elastik tasarım ivme spektrumuna göre ölçeklendirilmesi için iki ayrı yazılım hazırlanmıştır. Parametrik çalışma kapsamında, bina türü yapılarda sıkça rastlanan iki düzensizlik durumu incelenmiştir. Bu düzensizlikler; çevre çerçeve kirişinin olmaması ve yumuşak kat düzensizliği durumlarıdır. Çevre çerçeve kirişi bulunmayan binanın doğrusal olmayan itme analizi yapılarak, çevre çerçeve kirişi bulunan esnek ve rijit diyaframlı bina çözümleriyle karşılaştırılmıştır. Yumuşak kat düzensizliğini incelemek amacıyla, farklı zemin kat yükseklikleri olan üç adet düzlem çerçevenin doğrusal olmayan itme analizi yapılmış ve sonuçlar biri biriyle karşılaştırılmıştır.
Dijital görüntü işleme yöntemleriyle lifli beton numunelerindeki çatlakların tespit edilmesi
Bu çalışma da, betonun kırılmadan önceki potansiyel davranışının görüntü işleme teknikleri kullanılarak (matlab programında hazırlanan yazılımla) incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 50x10x10 cm. boyutunda dikdörtgen prizma şeklinde lifli beton numuneleri hazırlanmıştır. Ardından bu beton numunelerinin 28 günlük kürü elde edildikten sonra üç noktalı eğilme deneyine tabi tutulmuştur. Yüke karşılık gelen deplasman miktarları bir komparatör yardımıyla ölçülmüştür. Ayrıca deneye tabi tutulan numuneler yüksek çözünürlüklü 10.3 MP CMOS dijital kamerası ile seri çekim yapılarak görüntüleri elde edilmiştir. Bu görüntüler Matlab programında kodlanan yazılımla işlenmiş ve ortaya çıkan deplasman miktarları aynı anda elde edilen komparatör değerleri ile karşılaştırılmıştır.
Kuvvetli deprem bölgelerinde hastane binalarının değerlendirilmesi ve güçlendirilmesinin irdelenmesi
Bu çalışmada depremden sonra hizmet vermeyi gerektiren betonarme hastane binalarının deprem performansları DBYBHY-2007' de ( Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik-2007 ) tanımlanan doğrusal ve doğrusal olmayan hesap yöntemleri kullanılarak belirlenmiş ve güçlendirmeleri irdelenmiştir. Sayısal uygulamalar için Z2, Z3 zemin sınıflarında, 1 ve 2 nci derecedeki deprem bölgelerinde bulunan 3-5 katlı betonarme hastane binalar seçilmiştir. İncelenen bu binaların deprem dayanımlarının yetersiz olduğu görülmüş, yapının durumuna göre bir güçlendirme yöntemi seçilip yönetmelikte belirtilen performans analizleri yardımıyla güçlendirilmiş sisteme ait deprem performansları hesaplanmıştır. Ayrıca süneklik düzeyi yüksek çerçevelerden oluşan 9 katlı betonarme hastane binasının depremden sonra kullanılabilirliği irdelenmiştir.
Şüt kanallarına yerleştirilen farklı tip enerji kırıcı blokların incelenmesi
Enerji kırıcı bloklar veya şütler, sulama projelerinde yıllardır kullanılmaktadırlar. Bu yapıların, uygulamada kullanılması ile hem teknik açıdan ve hem de ekonomik açıdan enerji sönümleme problemlerine çözüm getirdiği anlaşılmıştır. Enerji kırıcı şütler, tahliye kanallarında, düşülerde ve açık kanal sistemlerinde akımın enerjisini sönümlemede yaygın bir biçimde kullanılmaktadırlar.Bu çalışmanın amacı, şüt kanallarına yerleştirilen enerji kırıcı dişlerin enerji sönümleme oranlarını araştırmaktır. Dört tip enerji kırıcı diş ile deneyler yürütülmüştür. Bu dişler sırayla; basamaklı, trapez, T şekilli ve beşgendir. Akımla temas eden yüzey uzunlukları eşit alınmıştır ve bloklar şüt kanalı boyunca şaşırtmalı olarak kanal içerisine yerleştirilmiştir. Deneylerde kullanılan farklı geometrik şekilli blokların enerji sönümleme oranları birbirine yakın çıkmıştır. Basamaklı enerji kırıcı bloğun enerji sönümleme oranı diğer enerji kırıcı bloklardan biraz daha fazla olduğu görülmüştür. Fakat bloksuz ve bloklu şüt kanallarına ait enerji sönümleme oranları karşılaştırıldığında, bloklu tiplerin enerji sönümleme oranlarının çok daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaskatların mansabında meydana gelen oyulmaların incelenmesi
Kaskatlar ve basamaklı dolusavaklar, özellikle silindirle sıkıştırılmış beton (SSB) barajların inşa tekniklerindeki ilerlemelerle birlikte son yıllarda oldukça sık tercih edilen hidrolik yapılardır. Bu hidrolik yapılar; baraj dolusavaklarında, isale hatlarında, suların havalandırılmasında, oksijen transferinde, sulama ve yağmur suyu sistemlerinde enerji sönümleme amacıyla kullanılmaktadır. Kolay inşa edilebilmesi, kavitasyon riskini azaltması ve boşaltım kanalı boyunca enerjinin büyük bir kısmının sönümlenmesinden dolayı mansapdaki düşüm yatağının boyutlarını küçültmesi bu hidrolik yapıların avantajlarındandır.Belirli bir yükseklikten düşen suyun kinetik enerjisi, su jetinin çarptığı bölgede dinamik basınca dönüşmektedir. Jetin taban üzerindeki dinamik basınç etkisi, oyulmanın ana nedenlerindendir. Düşen su, yatak üzerindeki malzemeyi kısa zamanda sürüklemekte ve arkasından da tabanı oymaya başlamaktadır. Bu esnada oyulmanın hidrolik yapıya mesafesi ve derinliği gövdenin ve diğer ek yapıların stabilitesini tehlikeye düşürebilmektedir.Bu çalışmanın asıl amacı, kaskatların hidrolik karakteristiklerini incelemek, farklı akım koşulları ve yapı geometrilerinin oyulma çukuru geometrisine etkisini belirlemektir. Kaskatların mansabında oluşacak oyulma; Farklı boşaltım kanalı taban açısı, basamak geometrisi, düşü havuzu eşik tipi, mansap su seviyesi ve malzeme granülometri parametreleri dikkate alınarak incelenmiştir. Her deney sonunda oyulma çukuru geometrisini belirlemek amacıyla x, y ve z yönlerinde okumalar yapılmış ve bu verilerle bir paket yazılım kullanılarak üç boyutlu oyulma çukuru perspektifi, en kesiti ve kontür haritaları çizilmiştir. Olayı etkileyen parametrelerin oyulma geometrisi üzerindeki etkisi incelenerek tüm deney verileri tartışılmıştır. Maksimum oyulma çukurunun derinliği için eşitlikler elde edilmiştir.Sonuç olarak; Basamak geometrisinin, boşaltım kanalı taban açısının, düşü havuzu eşik tipinin, maksimum oyulma derinliği ve oluşan oyulma çukuru geometrisi üzerinde oldukça önemli parametreler olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Maksimum oyulma derinliği, oyulma çukuru geometrisi, kaskat, yersel oyulma.
Basamaklı dolusavaklar üzerinde oluşan akımlarının sayısal analizi
Basamaklı dolusavaklar, akımın enerjisini büyük oranda sönümlemekte ve enerji kırıcı havuzun boyutlarını küçültmektedir. Silindirle sıkıştırma beton barajların yaygın olarak kullanılmasıyla basamaklı dolusavaklara olan ilgi oldukça artmıştır. Bu tip dolusavaklarla, klasik dolusavaklara göre %70-80 oranlarında daha fazla enerji sönümlenmesi mümkün olmaktadır.Son zamanlarda hesaplamalı yöntemlerdeki gelişmelerle birlikte, ileri sayısal modellerin kullanımı da yaygınlaşmıştır. Basamaklı dolusavaklar konusunda çok sayıda deneysel, az sayıda da sayısal çalışma mevcuttur. Ancak eşikli basamaklı dolusavaklar ile ilgili olarak daha önce yapılmış sayısal bir çalışma mevcut değildir.Bu çalışmada, hem eşikli hem de eşiksiz basamaklı dolusavakların enerji sönümleme oranları belirlenmiştir. Eşiksiz basamaklı dolusavaklar için, farklı şüt açıları ve h/l oranları kullanılarak sayısal analizler yapılmıştır. Eşikli basamaklı dolusavaklar için ise, farklı şüt açıları, h/l oranları ve eşik tipleri kullanılarak sayısal analizler yapılmıştır. Sayısal yöntem olarak, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) metodu kullanılmıştır. Analizler, Fluent 6.2 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar mevcut deneysel çalışmalar ve literatürde verilen eşitlikler ile de karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır.Sayısal analiz sonuçlarının, deneysel çalışmalarla elde edilen sonuçlara yakın değerler olduğu belirlenmiştir. Böylece kullanılan sayısal yöntemin güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. 30° şüt açılı model için yapılan sayısal analizlerde dördüncü tip eşiğin, 50° şüt açılı model için yapılan sayısal analizlerde ise, eşiksiz basamaklı tipin enerji sönümlenme oranlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir.